BM’den Putin’e “Tahıl Anlaşmasını” Sürdürme Teklifi

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e, Karadeniz tahıl anlaşmasını birkaç ay daha sürdürmeye izin vermesi teklifinde bulundu.

BM sözcüsü Stephane Dujarric bugün, Guterres’in dün Putin’e bir mektup göndererek Rus gıda ve gübre ihracatını hızlandırmak ve Ukrayna tahılının Karadeniz’den ihraç edilmesine devam etmek için bir yol teklif ettiğini söyledi.

Stephane Dujarric, “Amaç, Rus Tarım Bankası aracılığıyla mali işlemleri olumsuz etkileyen engelleri ortadan kaldırmak ve aynı zamanda Ukrayna tahılının Karadeniz üzerinden geçişini sürdürmek” dedi.

Daha fazla ayrıntı vermeyen Stephane Dujarric, Guterres’in meseleyle ilgili tüm taraflarla görüştüğünü ve önerilerini Rusya ile değerlendirmeye istekli olduğunu kaydetti.

Reuters haber ajansının bazı kaynaklara dayandırdığı haberine göre BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’e, Ukrayna tahılının Karadeniz’deki limanlardan güvenli ihracatını sağlayan anlaşmanın süresini uzatması karşılığında Rusya’nın tarım bankasının bir alt kolunun uluslararası ödeme sistemi SWIFT’e bağlanmasını teklif etti.

Rusya, kendi tahıl ve gübresinin ihracatı için gereken şartların karşılanmadığı gerekçesiyle, süresi Pazartesi günü dolacak olan anlaşmayı iptal etme tehdidinde bulunmuştu. Anlaşma kapsamında son iki gemiye süre dolmadan önce Odesa limanında tahıl yükleniyor.

Moskova’nın kilit taleplerinden biri, Rus tarım bankası Rosselkhozbank’ın uluslararası ödeme ağı SWIFT’e yeniden bağlanmasıydı.

Avrupa Birliği, geçen yıl Haziran’da Ukrayna’yı işgali nedeniyle Rusya’yı SWIFT sisteminden çıkarmıştı. Mayıs ayındaysa bir AB yetkilisi, Rus bankalarının sisteme yeniden dahil edilmesi seçeneğini düşünmediklerini söylemişti.

Ancak üç kaynağa göre AB, tahıl ve gübre ödemeleri için şimdi Rus tarım bankası Rosselkhozbank’ın bir alt kolunu SWIFT sistemine bağlama seçeneğini ele alıyor. Avrupa Komisyonu, konuya ilişkin açıklama talebini yanıtsız bıraktı.

Kremlin ise konuya ilişkin açıklama yapmadı. Rusya’nın gıda ve gübre ürünleri Ukrayna işgali sonrasında Batılı ülkelerin yaptırımlarına tabi olmasa da Moskova, ödemeler, lojistik ve sigorta gibi alanlardaki kısıtlamaların nakliyenin önünde engel oluşturduğunu kaydediyor.

BM yetkilileri, Rusya’nın SWIFT ödeme sistemine erişimi olmadığı bu dönemde Amerikan bankası JPMorgan Chase’in Amerikan hükümetinden güvencelerle bazı Rus tahıl ihracatı ödemelerini işleme koymaya başlamasını sağlamıştı.

BM ayrıca Afrika İhracat-İthalat Bankası Afreximbank’la Rusya’nın Afrika’ya yaptığı tahıl ve gübre ihracatının parasal işlemlerini gerçekleştirmesi için bir platform kurması üzerinde de çalışıyor.

Rusya’nın Ukrayna tahıl anlaşmasından çıkma tehdidi küresel gıda güvenliğine ilişkin korkuları körüklüyor

Rusya’nın Karadeniz tahıl anlaşmasının süresini uzatmayabileceğine ilişkin kaygılar, açlığın pençesindeki ülkelerde Ukrayna gıda ürünlerin ulaşmayacağı korkularını tırmandırdı.

BM; buğday, arpa ve bitkisel yağın önde gelen ihracatçı ülkeleri olan Rus ve Ukrayna’nın özellikle Afrika, Ortadoğu ve bazı Asya ülkelerinin muhtaç olduğu gıda ürünlerini tedarik etmeye devam etmesi için kırılgan anlaşmayı kurtarmaya çalışıyor. Anlaşma, Ukrayna’nın şimdiye kadar 32,8 milyon ton tahılı gelişmekte olan ülkelere göndermesini sağladı.

Rusya’nın anlaşmadan çıkması, Somali, Etiyopya ve Afganistan gibi açlık riski altında olan ve gıda tedariki için Dünya Gıda Programı’na muhtaç olan ülkelerin ana gıda kaynağını kesebilir ve çatışma, ekonomik kriz ve kuraklıkla mücadele eden savunmasız ülkelerin gıda güvenliği sorununu körükleyebilir. Ukrayna’dan ihraç edilen tahıl miktarı, şimdiden azalmış durumda.

Yük gemilerinin silah değil, sadece gıda ürünü taşıdığından emin olmak için yapılan denetimlerin ortalama günlük sayısı Ekim’de 11’ken Haziran’da 2’ye düştü. Bu nedenle Ekim’de 4,2 milyon ton tahıl ihraç edilirken bu miktar, Mayıs’ta 1,3 milyon tona geriledi.

Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nin Küresel Gıda ve Su Güvenliği Programı Direktörü Caitlin Welsh, “Anlaşmanın süresi uzatılmazsa gıda güvenliği için Ukrayna’ya muhtaç olan ülkeler başka kaynaklar aramak zorunda kalacak ve büyük olasılıkla Rusya’ya yönelecek, ki Rusya’nın da niyetinin bu olduğunu sanıyorum” dedi.

Ukrayna Altyapı Bakanlığı, Rusya’nın denetimleri reddetmesi nedeniyle 29 geminin Türkiye karasularında beklemede olduğunu kaydetti.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

BM Genel Sekreteri Guterres: İklim Krizi Saatli Bomba Gibi

Bilim insanları iklim eyleminin çoğaltılması açısından fırsat penceresinin hızla kapandığı konusunda uyarırken BM Genel Sekreteri Guterres, zengin ülkeleri “iklim saatli bombasını durdurmak için” 2050’ye takvimlenmiş olan CO2 salım hedeflerini “2040’a çekmeleri” çağrısında bulundu.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, “insanlık için bir hayatta kalma kılavuzu” olarak nitelediği, BM Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) uzmanlarının son raporunun yayımlanması vesilesiyle dolaşıma soktuğu videoda, “İnsanlık ince bir buz üzerinde yürüyor ve bu buz hızla eriyor” diye uyarıyor.

Dünyanın küresel ısınmayı sanayi öncesi döneme kıyasla hala 1,5 °C  ile sınırlayabileceğine inandığını belirten Guterres, bunun için “tüm ülkeler ve tüm sektörlerce  iklim eyleminde kararlı bir ilerleme kaydedilmesi” gerektiğini vurguladı.

Bu konuda tüm oyuncular “ileri sarma düğmesine basmalı” diyen BM Genel Sekreteri gelişmekte olan ülkelerin hem küresel ısınmadan daha az sorumlu olduğunu hem de geçiş sürecini hızlandırmak konusunda kapasitelerinin daha düşük olduğunu dile getirdi. Dolayısıyla gelişmiş ülkelere yönelmek gerektiğini ileri süren Guterres, tüm ülkelerin CO2 salım takvimlerini 2040’a çekmeyi taahhüt etmeleri gerektiğini sözlerine ekledi.

CO2 salımlarını sıfıra çekme konusunda Almanya 2045, Finlandiya 2035’i hedeflerken Çin 2060 Hindistan 2070’i hedefliyor.

Bu hedefe ulaşılabilmesinde en büyük rolün küresel sera gazı salımlarının yüzde 80’inden sorumlu olan G20 ülkelerine düştüğünü belirten Guterres, eylüldeki iklim zirvesinde bu ülkelerin”iddialı” ve “her şeyi kapsayan” yeni sera gazı azaltım taahhütleri sunmaları ve 2035 ve 2040 için bu salımlara ilişkin “mutlak azaltım” hedefleri koymalarını beklediğini dile getirdi.

Birleşmiş Milletler Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) “Sentez Raporu 6. Değerlendirmesi”ni hazırlayan bilim insanları iklim eyleminin çoğaltılması açısından fırsat penceresinin hızla kapandığı konusunda uyardı.

IPCC’den alarm çanları

IPCC, küresel sıcaklık artışının 1850-1900 dönemine göre 1,1 °C’ye ulaştığını ve artmaya devam eden salımların küresel sıcaklık artışını hızlandırdığına raporda vurgu yaptı.

Raporda dikkat çekilen diğer bir önemli konu da küresel sıcaklık artışının 1,5 °C ile sınırlandırılması için sera gazı salımlarının 2030’a kadar yarı yarıya azaltılması gerekliliği oldu.

Bilim insanları ayrıca 2022’de nüfusu 8 milyarı aşan dünyada yaklaşık 3,6 milyar insanın  iklim krizine karşısında aşırı kırılgan bölgelerde yaşadığını da vurguladı.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Birleşmiş Milletler’den Uluslararası Topluma Türkiye Ve Suriye Çağrısı

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerde binlerce kişi hayatını kaybederken, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, uluslararası topluma yardım çağrısında bulundu.

BM Genel Sekreteri Guterres, Türkiye’nin milyonlarca mülteciyi ve yerinden edilmiş insanı kabul edip koruduğunu kaydederek, “Şimdi uluslararası topluma aynı cömertliği göstermeleri ve Türkiye ve Suriye halkları için ayağa kalkmaları çağrısında bulunuyorum.” dedi.

Guterres basına yaptığı açıklamada, Suriye’nin kuzeybatısında muhaliflerin kontrolü altındaki bölgeye giden 6 kamyondan oluşan insani yardım konvoyunun Hatay’ın Reyhanlı ilçesindeki Cilvegözü Sınır Kapısı’ndan geçerek İdlib’deki Babülhava Sınır Kapısı’ndan giriş yaptığını duyurdu.

Konvoyda, ilaçlar, battaniye, çadır, barınak kitleri ile ilk yardım malzemeleri bulunduğunu kaydeden Guterres  BM üyelerine bölgeye daha fazla yardım göndermeleri çağrısında bulundu.

BM’nin ilk etapta Suriye’de insani yardım ihtiyaçlarını karşılamak için 25 milyon dolarlık yardım fonunun kullanılmasına karar verdiğini kaydeden Guterres, önümüzdeki hafta bu yardımın artırılması yeni bir çağrının yapılacağını ifade etti.

BM Genel Sekreteri, “Suriye’deki depremden etkilenenler için bağışçıların yapacağı desteğin artması için yeni bir çağrı yapacağız.” dedi.

BM’nin İnsani Yardımlara Koordinatörü Martin Griffiths’in depremden etkilenen bölgelerde inceleme yapacağını kaydeden Guterres, son durum yerinde tespit edildikten sonra BM’nin Suriye’ye yardım için yeni adımlar atacağı mesajını verdi.

BM Genel Sekreteri, “Türkiye’nin muazzam bir dayanışma gösterisiyle milyonlarca mülteciyi ve yerinden edilmiş insanı kabul edip koruduğunu” kaydederek, “Şimdi uluslararası topluma aynı cömertliğin göstermeleri ve Türkiye ve Suriye halkları için ayağa kalkmaları çarısında bulunuyorum.” dedi.

Guterres, “Afet değerlendirme uzmanları görevlendirdik. Onlar arama ve kurtarma ekiplerini koordine ediyor. Acil yardım gıdası, tıbbi malzeme, termal battaniye ve diğer hayat kurtarıcı malzemeleri sağlıyoruz. Biz çok daha fazlasını yapmaya kararlıyız.” dedi.

BM’nin sınır ötesi yardımları kapsamında İdlib’e giriş yapan tırlardaki insani yardım malzemeleri, ülkenin kuzeyinde Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen Suriyelilere ulaştırılacak.

Merkez üssü Kahramanmaraş olan 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerde, Suriye’nin çeşitli bölgelerinde en az 3 bin 162 kişi ölmüş, en az 5 bin 235 kişi yaralanmıştı.

BM Güvenlik Konseyinin 2014’te kabul ettiği karara göre, Suriye’nin kuzeybatısındaki bölgelere uluslararası yardım gönderiliyor. Özellikle zorla yerinden edilerek Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib’e sığınan halk, bu insani yardımlara bel bağlıyor.

Sınır ötesi bu yardımlarla Suriye’deki ihtiyaç sahiplerine gıda, ilaç ve hijyen malzemeleri gönderiliyor.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler’den Türkiye Ve Suriye İçin Yardım Çağrısı

Birleşmiş Milletler (BM), Türkiye’de Kahramanmaraş, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Adana, Adıyaman, Malatya, Hatay, Kilis ve Osmaniye’yi ve Suriye’nin kuzeyini vuran depremler sonrası acil müdahale için harekete geçti.

Depremlerde hayatını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı dileyen Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, 2023 yılı planını açıkladığı genel kurul toplantısının başında, ülkeleri Türkiye ve Suriye’ye “cömert bir şekilde” yardım yapmaya çağırdı.

Guterres, “Birleşmiş Milletler acil müdahaleyi desteklemek üzere harekete geçti. Bu felaketten etkilenen herkese yardım etmek üzere dayanışma içinde birlikte çalışalım.” dedi.

BM kuruluşları seferber oldu

BM Mülteciler Yüksek Komiseri Filippo Grandi de hayatta kalan herkese, mümkün olan her yerde saha ekipleri aracılığıyla yardım sağlamaya hazır olduklarını aktardı.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Başkanı Tedros Adhanom Ghebreyesus, acil sağlık ekiplerine yaralılara ve en savunmasız kişilere temel bakım sağlamaları için yeşil ışık yakıldığını söyledi.

BM İnsani Yardım Koordinasyon Ofisinin (OCHA) Twitter hesabından yapılan paylaşımda, “Sert bir kışın zirvesinde, Türkiye ve Suriye’yi vuran depremler karşısında şok olduk. Ekiplerimiz, konuşlanmaya hazır olan Birleşmiş Milletler Afet Değerlendirme ve Koordinasyon Merkezi (UNDAC) acil müdahale ve kurtarma ekipleriyle hasarı değerlendiriyor.” açıklaması yapıldı.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) Suriye hesabından yapılan paylaşımda “UNHCR, Suriye’de ihtiyacı olanlara yardım ve destek sağlamak için BM kuruluşları ve diğer insani yardım aktörleriyle aktif olarak bir müdahale koordine ediyor.” ifadeleri yer aldı.

Gaziantep’te temel yardım malzemeleri hazırlandı

Ankara’dan gelen resmi uluslararası yardım talebinin ardından BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), acil durum müdahalesini desteklemeye hazır olduğunu kaydetti.

UNICEF İcra Direktörü Catherine Russell, “Kalplerimiz ve düşüncelerimiz yıkıcı depremlerden etkilenen Türkiye ve Suriye’deki çocuklar ve ailelerle birlikte. Sevdiklerini kaybedenlere en derin taziyelerimizi sunuyoruz,” dedi.

BM’nin Uluslararası Göç Örgütü (IOM), Gaziantep’teki deposunda dağıtılmak üzere temel yardım malzemeleri hazırladığını açıkladı.

Depremin vurduğu bölgelerle dayanışma içinde olduğunu söyleyen örgütün Genel Direktörü Antonio Vitorino, “Depremden etkilenenleri desteklemek ve acılarını hafifletmeye yardımcı olmak için bölgedeki hükümetlerle yakın işbirliği içinde çalışacağız.” dedi.

Depremin vurduğu kuzeybatı Suriye’de, çoğunluğu kadın ve çocuk olmak üzere insani yardıma muhtaç yaklaşık 4,1 milyon kişi yaşıyor.

Paylaşın

BM’den ‘İklim Değişikliğine Yeniden Öncelik Verin’ Çağrısı

İklim değişikliğini arka plana atmak gibi bir eğilimin olduğunu belirten Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, ülkelerin iklim değişikliğine yeniden öncelik vermesi gerektiğini, aksi takdirde dünyanın bir felaketle karşı karşıya kalacağını söyledi.

BM Genel Sekreteri Guterres, 6 Kasım’da Mısır’da başlayacak COP27 İklim Zirvesi öncesinde New York’ta BBC İklim Editörü Justin Rowlatt’a verdiği röportajda, “Bunu tersine çeviremezsek, kötü sonla karşılaşacağız” dedi.

COP27, ülkeleri ikim değişikliği ile mücadele etme yollarını tartışmak üzere bir araya getiriyor. Zirve bu yıl 6-18 Kasım tarihleri arasında Şarm El-Şeyh’te yapılacak.

Enflasyon, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, enerji ve gıda fiyatlarındaki artış gibi küresel problemlerin hükümetlerin kafalarını başka yönlere doğru çevrilmesine neden olduğunu vurgulayan Guterres, “İklim değişikliğini uluslararası tartışmanın merkezine geri getirin” diye konuştu.

BM Genel Sekreteri, ülke liderlerinden iklim değişikliğinin en kötü sonuçlarından kaçınmak üzere küresel sıcaklık artışını 1.5C’de tutmak da dahil, hayati hedeflerden vazgeçmemelerini istedi.

Guterres, ABD ve Çin’i konferansta birlikte çalışmaya davet etti, dünyanın onların liderliğine güvendiğini söyledi. Pekin yönetimi Ağustos ayında, ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin Tayvan’a gerçekleştirdiği ziyaret sonrasında iklim değişikliği konusunda ABD ile işbirliğini sonlandırdığını açıklamıştı.

Zamanımızı tanımlayan sorunun bu olduğunu dile getiren Guterres, “Hiç kimsenin herhangi bir nedenle iklim değişikliği konusunda yapılacak uluslararası eylemleri feda etmeye hakkı yok”  dedi ve şöyle devam etti:

“Gerçeği söylemek zorundayız. Gerçek şu ki, iklim değişikliğinin dünyadaki birçok ülke üzerindeki etkisi şimdiden yıkıcı.”

Guterres, hükümetlerin gelişmekte olan ülkelere taahhüt edilen 100 milyar dolarlık finansmanı sağlamaları konusundaki ısrarını da yineledi ve fosil yakıt enerji kârları üzerinden alınabilecek aşırı kazanç vergilerinin, bu parayı sağlayabileceğinden bahsetti.

Guterres’in öne çıkan mesajları şöyle:

  • Ülkeleri daha fazla fosil yakıta yatırım yapmamaya, bunun yerine yenilenebilir enerjiyi desteklemeye çağırdı: “En aptalca şey, bizi bu felakete neyin götürdüğü üzerine bahse girmek.”
  • İklim protestolarına kendisinin de katılıp katılmayacağı sorulan Guterres, gençken eylemlere katıldığını ama artık işinin “barikatlardan barikatlara koşmak” olmadığını söyledi. Bunun yerine görebinin hükümetlere değişim için baskı uygulamak olduğunu belirtti.
  • COP27’ye katılmayacağını açıklayan genç iklim aktivisti Greta Thunberg’in orada olmasının “oldukça güzel olacağını” ifade etti. Gençlerin iklim meseleleri üzerinde dikkat çekici çabalarından ise övgüyle söz etti.

Öte yandan Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) tarafından yayımlanan bir rapor, üç ana sera gazı olan karbondioksit, metan ve azotoksidin atmosferik seviyelerinin 2021 yılında rekor seviyelere ulaştığını gösterdi.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Birleşmiş Milletler’den Eğitimde Dönüşüm Çağrısı

Dünyanın yoksul ve zengin bütün ülkelerinde eğitim alanında derin bir kriz yaşandığına dikkati çeken BM Genel Sekreteri Guterres, eğitimde dönüşüm çağrısı yaptı. Guterres, nitelikli eğitimin yaşam boyu öğrenmeyi sağlaması gerektiğini ifade etti.

Guterres, “Yaygın dezenformasyon, iklim değişikliği inkarı ve insan haklarına saldırıların yaşandığı bir dönemde gerçeği komplodan ayıran, bilime saygıyı aşılayan ve tüm çeşitliliğiyle insanlığı kutlayan eğitim sistemlerine ihtiyacımız var” dedi.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, 77. Genel Kurulu’nda  “Eğitimin Dönüştürülmesi Zirvesi”nin açılışında konuştu.

Guterres, yoksul ülkelerde 10 yaş grubundaki çocukların yaklaşık yüzde 70’inin en basit bir metni bile okuyamadığını, gelişmiş ülkelerde ise eğitimin eşitsizliği azaltmak yerine nesiller arasındaki eşitsizliği daha fazla artırdığını söyledi.

Zenginlerin en iyi kaynaklarla en iyi okullara gittiğini ve sonrasında en iyi işlere girdiğini ifade eden Guterres, yoksulların, özellikle de kız çocuklarının hayatlarını değiştirecek nitelikleri edinirken engellerle karşı karşıya kaldığını belirtti.

“Engelliler engellerle karşı karşıya”

Yerinden edilenlerin ve engelli bireylerin ise en büyük engellerle karşı karşıya kaldığına işaret eden Guterres, Kovid-19 salgının dünya genelinde eğitim üzerinde yıkıcı etkisinin olduğunu ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerinden herkes için eğitime ağır darbe indirdiğini söyledi.

Eğitim alanındaki aksaklıklara değinen Guterres, çoğu zaman müfredatların ve eğitim sistemlerinin yaşam boyu öğrenmeyi desteklemediğine, öğretmenlere yeterince eğitim ve değer verilmediğine, düşük ücret ödendiğine, dijital uçurumun yoksul öğrencileri cezalandırır hale geldiğine dikkati çekti.

“Eğitimde dönüşüm gerekiyor”

Guterres, dünyanın yoksul olsun, zengin olsun bütün ülkelerinde eğitim alanında derin bir kriz yaşandığını belirterek, eğitimde dönüşüm çağrısında bulundu.

Genel Sekreter, nitelikli eğitimin yaşam boyu öğrenmeyi sağlaması gerektiğini ifade ederek, “Yaygın dezenformasyon, iklim değişikliği inkarı ve insan haklarına saldırıların yaşandığı bir dönemde gerçeği komplodan ayıran, bilime saygıyı aşılayan ve tüm çeşitliliğiyle insanlığı kutlayan eğitim sistemlerine ihtiyacımız var.” dedi.

Afganistan’da kız çocuklarının eğitimi

Afganistan’daki Taliban yönetimine de kız çocuklarına ortaöğretim yasağını derhal kaldırması çağrısı yapan Guterres, barış, güvenlik ve sürdürülebilir kalkınmanın en önemli adımlarından birinin kız çocuklarının eğitimi olduğunu söyledi.

Guterres, ”Eğitimin finansmanı hükümetler için bir öncelik olmalı çünkü bu, bir ülkenin halkına ve geleceğine yapabileceği en önemli yatırım. Uluslararası topluma kritik bir rol düşüyor. Kalkınma ortaklarını kesintilerden vazgeçmeye ve resmi kalkınma yardımının en az yüzde 15’ini eğitime ayırmaya çağırıyorum” dedi.

Antonio Guterres, düşük ve orta gelirli ülkelerdeki 700 milyon çocuğun kaliteli eğitime erişimini sağlamak için 10 milyar dolar seferber etmeyi amaçladıklarını belirterek, uluslararası toplumdan bu programın desteklenmesini istedi.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

BM’den Taliban’a Çağrı: Kızların Okula Gitmesine İzin Verin

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, sosyal medya hesabından konu ile ilgili yaptığı paylaşımda, “Kızların bir daha asla geri alamayacakları kayıp bilgi ve fırsatlarla dolu bir yıl geçti. Kızlar okula gitmeli, Taliban onları sınıflara dönmesine izin vermeli” dedi.

BM Afganistan Yardım Misyonu Şefi Markus Potzel tarafından yapılan yazılı açıklamada, Taliban yönetime geldikten bu yana son bir yıldır genç kızların okula gidemediği hatırlatıldı ve “son bir yıldır kızların okulu gidememesi ve eğitimden dışlanması, “trajik, utanç verici” olarak değerlendirildi.

Kızların eğitimden dışlanmasının hiçbir inandırıcı gerekçesi olmadığını vurgulayan Potzel, “Bu dünyanın hiçbir yerinde benzeri olmayan uygulama, kızların nesline ve Afganistan’ın geleceğine derinden zarar veriyor.” ifadesini kullandı.

Taliban geçen yıl eylül ayında erkeklerin eğitime katılmalarına izin verirken, orta dereceli okullarda kızların sınıflara dönmesine yasak getirmişti. Bu yasak sonucu özellikle 12 ila 18 yaş grubu kızlar bu ülkede okula gidemiyor.

Bu arada Taliban Sözcüsü Zabihullah Mucahit, ise basına yaptığı açıklamada, ülkede kızların eğitim sorunun şeriat kuralları içinde çözmeyi planladıklarını söyledi.

BM’nin Afganistan Yardım Misyonuna göre, okulların kızlara kapatılması sonucu son bir yıl içinde ülke genelinde bir milyon kız çocuğu eğitimden mahrum kaldı. Yine BM rakamlarına göre 40 milyonluk nüfusun yarısından fazlası kuraklık ve ekonomik kriz yüzünden akut açlık tehlikesi yaşıyor.

Afganistan ve Taliban

Taliban Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Diyubendi İslamcı hareket ve askeri organizasyondur. Kendilerine Afganistan İslam Emirliği demekte olup ülke içinde bir savaş (veya cihat) sürdürmüştür.

İslam şeriatını yayma amacıyla Molla Muhammed Ömer tarafından 1994 yılında kurulan Taliban’ın 2016’dan beri lideri Mevlevi Hibetullah Ahundzade’dir.

Taliban, 1996’dan 2001’e kadar, Afganistan’ın kabaca dörtte üçüne hükmetmiş ve kendilerine göre yorumladıkları şeriatı uygulamıştır. 1994 yılında Afgan İç Savaşı’nın önde gelen gruplarından biri olarak ortaya çıkmıştı ve büyük ölçüde Afganistan’ın doğu ve güneyindeki Peştun bölgelerindeki geleneksel İslami okullarda (medreselerde) eğitim görmüş ve Sovyet-Afgan Savaşı’nda savaşmış öğrencilerden (talebe) oluşmaktaydı.

Muhammed Ömer’in önderliğindeki hareket, Mücahid liderlerinden aldığı güçle Afganistan’ın çoğu bölgesine yayıldı. 1996’da totaliter Afganistan İslam Emirliği kuruldu ve Afganistan’ın başkenti Kandahar’a transfer edildi. 11 Eylül saldırılarının ardından Aralık 2001’de Amerikan liderliğindeki Afganistan işgaliyle devrilene kadar ülkenin çoğunu kontrol etti.

En etkin dönemlerinde, Taliban hükûmeti diplomatik olarak yalnızca Pakistan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından tanındı. Grup daha sonra Afganistan Savaşı’nda Amerikan destekli Hamid Karzai yönetimine ve NATO liderliğindeki Uluslararası Güvenlik Destek Gücü’ne karşı bir direniş hareketi olarak yeniden bir araya geldi.

Taliban, birçok Afgan’a uygulanan sert muameleyle sonuçlanan şeriat yorumu nedeniyle uluslararası alanda kınandı. 1996’dan 2001’e kadar olan iktidarları sırasında, Taliban ve müttefikleri Afgan sivillere karşı katliamlar gerçekleştirdi, açlıktan ölmek üzere olan 160.000 sivile Birleşmiş Milletler’in gıda tedarikini engelledi ve yakıp yıkma taktiği uyarınca geniş ve verimli toprakları yakarak on binlerce evi yok etti.

Taliban, Afganistan’ı kontrol ederken, insanları veya diğer canlıları tasvir eden resimler ve filmler ile def haricinde bir enstrümanın kullanıldığı müziği yasakladı, kadınların okula gitmesini engelledi, kadınların sağlık hizmetleri dışındaki işlerde çalışmasını yasakladı (erkek doktorların kadınları görmesi de yasaklandığı için) ve kadınların dışarıda bir erkek akraba ile dolaşmalarını ve burka giymelerini zorunlu kıldı.

Belirli kuralları çiğneyen kadınlar alenen kırbaçlandı veya idam edildi. Dini ve etnik azınlıklar, Taliban yönetimi altında ağır bir şekilde ayrımcılığa uğradı. Birleşmiş Milletler’e göre, 2010’da Afgan sivil ölümlerinin %76’sından, 2011 ve 2012’de ise %80’inden Taliban ve müttefikleri sorumluydu. Kültürel soykırıma da girişen Taliban, Bamyan’ın 1500 yıllık Buda heykelleri de dahil olmak üzere çok sayıda anıtı yok etmiştir.

Taliban’ın ideolojisi; Diyubendi köktendinciliği ve militan İslamcılığın, Peştunvali olarak bilinen Peştun sosyal ve kültürel normlarıyla birleştirilmesine dayanan “yeni” bir şeriat hukuku biçimi olarak tanımlanmıştır.

Uluslararası topluluklar ve Afgan hükûmeti; sıklıkla Pakistan’ın Servislerarası İstihbarat’ını ve ordusunu; kuruluşunda, iktidarda oldukları süre boyunca ve direniş süreci boyunca Taliban’a destek sağlamakla suçlamıştır. Pakistan ise 11 Eylül saldırılarından sonra gruba yönelik tüm desteğini kestiğini belirtmiştir. 2001 yılında, El Kaide lideri Usame bin Ladin komutasındaki 2.500 Arap’ın Taliban için savaştığı bildirilmiştir.

2020’nin Şubat ayında Trump yönetimi, 1 Mayıs 2021 itibarıyla tüm Amerikan güçlerinin Afganistan’dan çekileceğine dair Taliban ile anlaşma imzaladı. Karşılığında Taliban, El Kaide gibi terörist gruplarıyla bağlantısını kesecek, şiddeti azaltacak ve Amerika destekli Afgan hükûmetiyle müzakere edecekti. Her iki taraf da bu anlaşmanın şartlarını tam olarak yerine getirmese de, çekilme başladı.

15 Ağustos 2021’de Kabil’in düşmesiyle Taliban, Afganistan yönetimine tekrar sahip oldu.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler: Ukrayna’da Ateşkes Yakın Değil

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile telefon görüşmesi gerçekleştiren Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Guterres, “Savaşın sonundan çok uzağız. Ateşkese yakınmışız gibi görünmüyor. Bunun (ateşkes) olacağını söylersen yalan söylemiş olurum” dedi.

Rusya Devlet Başkanı Putin ile 1,5 saatlik bir telefon görüşmesi gerçekleştiren Almanya Şansölyesi Olaf Scholz de görüşmeden bir gün sonra yaptığı açıklamada “Putin’in tavrını değiştirdiğini düşünmediğini” söylemişti.

Rusya’nın komşusu Ukrayna’yı işgaliyle başlayan savaş, 204. gününde devam ediyor.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, 6 ayı aşkın süredir devam eden savaşın başından bu yana üçüncü kez Ukrayna’ya gitti.

Von der Leyen, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “O kadar çok şey değişti ki. Ukrayna artık bir AB üye ülkesi” dedi.

Von der Leyen, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ve Ukrayna Başbakanı Denis Şmıgal ile “ekonomileri ve halkları nasıl daha yakın hale getirebileceklerini ele alacaklarını” söyledi.

Günün ilerleyen saatlerinde sosyal medyadan bir mesaj daha paylaşan von der Leyen, Zelenski’ye kendisine Prens Yaroslav Birinci Derece Nişanını takdim ettiği için teşekkürlerini iletti:

“Bu, büyük bir onur. [Nişanı] tüm AB vatandaşları adına kabul ediyorum. Ve güçlü bağımızın bir sembolü olarak…”

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa Parlamentosunda yaptığı konuşmada, AB üyesi 27 ülkenin yanı sıra İsviçre, İzlanda, Liechtenstein ve Norveç’in belli şartlarla dahil olduğu ve serbest ekonomik pazar imkanları sunan Avrupa Tek Pazarı’na, Ukrayna’nın da girmesi için Zelenskiy ile görüşeceğini söylemişti.

“Ateşkes yakın dersem yalan söylemiş olurum”

Öte yandan, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile telefonda görüştü.

Anadolu Ajansı’nın (AA) haberine göre, görüşmenin konusu, İstanbul’da BM, Ukrayna, Rusya ve Türkiye arasında imzalanan Karadeniz’de tahıl koridoru anlaşmasının kapsamının genişletilmesiydi.

Konuyla ilgili olarak BM’nin New York’taki merkezinde basın mensuplarına açıklama yapan Antonio Guterres, Putin ile yaptığı görüşmede, Rusya’dan gübre ihracatı da dahil olmak üzere Tahıl Sevkiyatı Anlaşması’nın kapsamını genişletmeyi görüştüklerini söyledi.

Guterres, “2022’de gıda eksikliğimiz yok, dağıtım sorunumuz var. Gübre piyasalarını normalleştirmezsek 2023’te sorun yaşarız” dedi.

Bu yılki mahsul ekiminin 2021’den daha az olduğuna dair raporlara dikkat çeken BM Genel Sekreteri Guterres, “Rusya gübrelerinin ihracatının önündeki tüm engelleri kaldırmaya yönelik şiddetle çağrımın nedeni budur. Bu konu yaptırıma tabi değildir” açıklamasını yaptı.

CNN International’ın aktardığına göre, Guterres, “Savaşın sonundan çok uzağız. Ateşkese yakınmışız gibi görünmüyor. Bunun (ateşkes) olacağını söylersen yalan söylemiş olurum” dedi.

Rusya Devlet Başkanı Putin ile yaklaşık 1,5 saatlik bir telefon görüşmesi gerçekleştiren Almanya Şansölyesi Olaf Scholz de görüşmeden bir gün sonra yaptığı açıklamada “Putin’in tavrını değiştirdiğini düşünmediğini” söylemişti.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Ukrayna Ziyareti Avrupa Basınında: Erdoğan İkili Oynuyor

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ve Cumhurbaşkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Lviv kentinde Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ile yaptığı görüşmenin yankıları sürüyor.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle başlayan savaş sırasında ilk defa dün Ukrayna’ya resmi bir ziyaret gerçekleştiren Erdoğan, üçlü görüşme sonrasında yaptığı açıklamada, Rusya’nın kontrolü altında olan Zaporijya Nükleer Santralindeki duruma dikkat çekmişti.

Dünkü görüşmeleri yakından takip eden Avrupa basını ise Zaporijya’da olası bir nükleer felaket konusunda uyarıda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “çatışmanın çözüme kavuşturulması için daha fazla sarf edileceği” açıklamasına şüpheyle yaklaşıyor.

İngiltere’den İtalya’ya Avrupa basınında konuyla ilgili çıkan haberleri euro|topics’in derleme ve çevirisiyle aktarıyoruz…

“Erdoğan’ı barış elçisi gibi göstermek abartılı”

Avusturya’nın Salzburger Nachrichten gazetesi, Türkiye’nin arabuluculuk rolüne atıfla, “bu tertibin savaşı sonlandıramayacağını” belirtti:

“Ankara, tahıl anlaşmasıyla sembolik olanın ötesine geçerek arabuluculuk rolünü yerine getirebileceğini gösterdi.

Ancak Erdoğan’ı sırf bu yüzden bir barış elçisi olarak göstermek abartılı olur. Ukrayna’da ‘savaşa son vermek’ üzere görüşmelerin yapılmasını önermesi gerçekçi değil. Zira askeri gerçeklik, arabulucudan daha önemlidir. Ve bu gerçeklik şu anda Moskova’nın ülkede herhangi bir zafer pazarlayabilmesini imkânsız kılıyor.”

“İletişim kanalları daha da önem kazanacak”

Almanya’nın Süddeutsche Zeitung gazetesi, dünkü buluşmanın “barış yol açmasının pek olası gözükmediğini” kaydederek buluşmanın yine de “anlamlı” olduğunu yazdı, iletişim kanallarının önemini vurguladı:

“Savaş sürerken gerekli iletişim kanallarını açık tutmak açısından da önemli bu. Üstelik tahıl anlaşması, dehşetin ortasında dahi uzlaşıya varılabileceğini gösterdi. Zaporijya’da nükleer felaket riskini azaltmak için de acilen böyle bir uzlaşı yolu bulunması gerekiyor.

İletişim kanalları, barışa yönelik koşullar iyileştikçe daha da önem kazanacak. Ancak bu, Ukrayna’ya silah sevkıyatını azaltarak yapılmaz. Aksine, Putin Ukrayna’yı ne kadar zayıf görürse, savaş makinesini durdurmak için o kadar az nedeni olur.”

“Putin ve Erdoğan, kazan-kazan durumunda”

Belçika’nın De Tijd gazetesi, Ukrayna ziyaretinin Erdoğan’ın “ikili oynadığının bir göstergesi” olduğu görüşünü dile getirdi:

“Ekonomik sorunları önlemek için dışarıdan gelecek yardımlar memnuniyetle karşılanıyor ve Rusya da bunu sunmaya hazır. Bunun karşılığında da Türkiye sınırlarını insanlara ve ürünlere sonuna kadar açık tutuyor. Oligarklar ve yatları Türk limanlarına demirliyor.

Erdoğan, gelecek yıl seçimlerle gireceği için ikili oynuyor. Diplomat imajını güçlendirebilecek her şeyden istifade edecektir. Ancak Rusya’yla kurulan ekonomik bağlar da büyük öneme sahip. … Putin ve Erdoğan’ın bir kazan-kazan durumunda olduğu görülüyor.”

Savaş döngüsünü kırmak mümkün mü?

İtalya’nın Corriere della Sera gazetesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın arabuluculuk rolüne atıfta bulundu:

“Savaş döngüsünü kırmanın ve Moskova ile Kiev arasında ateşkese varılması konusunda somut müzakerelere başlamanın halihazırda gerçekten ne ölçüde mümkün olduğu belirsizliğini koruyor. Ama bugün bunu yapabilecek bir arabulucu varsa, o da Recep Tayyip Erdoğan’dır. Üçlü buluşmanın arka planında yatan buydu.

Buğday konusu konuşuldu, Zaporijya bölgesindeki nükleer santralin çevresinde gerçekleşen çatışmaların sebep olabileceği dramatik durum tartışıldı; ancak görüşmenin odak noktasında, çatışmayı nispeten kısa bir süre içinde sona erdirme umudu vardı.”

“Batı tedirgin, Türkiye kazançlı”

İngiltere’nin The Independent gazetesi, Rusya-Ukrayna savaşı sürecinde Erdoğan’ın “şimdiye kadar dengeyi tutturmakta başarılı olduğunu” yazdı:

“Türkiye bir yandan tahıl sevkiyatları başarısıyla diplomaside puan toplarken, diğer yandan da Batı’nın Moskova’ya yönelik uyguladığı yaptırımları görmezden gelerek durumdan istifade ediyor.

Rusya sermayesi ve Rusya vatandaşları ülkede ağırlanmaya devam ediyor, dolayısıyla da Kremlin dostane yaklaşımını sürdürüyor. Türkiye’nin Rusya’ya ihracatı son sekiz yılın zirvesine çıktı ve Ankara’nın Ulaştırma Bakanı apaçık Rusya’ya yapılan araba satışlarındaki artış ile övünüyor.

Türkiye’nin Rusya’yla işbirliği çabaları Batı’yı tedirgin etmeye devam ederken, Kiev Erdoğan’ın bir muhatap kişi olarak üstlendiği rolü takdirle karşılıyor olabilir.”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

İnsanlık İklim Krizi Nedeniyle ‘Toplu İntiharla’ Karşı Karşıya

Son günlerde Avrupa’yı etkisi altına alan sıcak hava dalgası ve orman yangınları sürüyor. Sıcaklıklar Portekiz’de 47 dereceyi bulurken, İspanya’da 40 dereceyi aştı. Fransa’da süren orman yangınlarıyla 1700 itfaiyeci mücadele ediyor.

Bugün Berlin’de başlayan ve iki gün sürecek Petersberg İklim Diyaloğu Konferansı’na katılan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, “Dünyanın yarısı sel, kuraklık, aşırı fırtınalar ve orman yangınlarının yaşanabileceği tehlike bölgelerinde bulunuyor. Hiçbir ülkenin bağışıklığı yok ama buna rağmen fosil yakıt bağımlılığımızı desteklemeye devam ediyoruz” dedi.

İngiliz Guardian gazetesinin haberine göre konferansa katılan 40’dan fazla çevre ve iklim değişikliği bakanına hitap eden Guterres, “Ya toplu olarak harekete geçeceğiz ya da toplu olarak intihar edeceğiz. Bu bizim elimizde” diye konuştu.

Kalkınma bakanlarına eleştiri

BM Genel Sekreteri konuşmasında, aralarında Dünya Bankası’nın da bulunduğu, yoksul ülkelere yardım amacıyla, zengin ülkelerin vergi mükelleflerinin fonladığı “çok taraflı kalkınma bankalarına” sert eleştiriler yöneltti.

Guterres, bankaların organizasyonunun iklim kriziyle başa çıkmak için gereken fonları sağlamak anlamında yetersiz olduğunu belirtti. Guterres “Çok taraflı kalkınma bankalarının hissedarları olarak kalkınmış ülkelerin, derhal yenilenebilir enerji ve yenilenibilir enerji miktarını artırmak için yapılan yatırımlardan sonuç talep etmesi gerek. Bu bankaların amaca uygun olmalarını talep etmeleri gerek. Eskimiş iş yapma şablonlarını ve politikalarını değiştirip, daha çok risk almalarını talep etmeleri lazım. Kalkınmakta olan ülkelere, ortaklarına güvenebileceklerini gösterelim” dedi.

COP27’ye hazırlık süreci

Petersberg İklim Diyaloğu Konferansı, geçen yıl İskoçya’nın Glasgow kentinde gerçekleştirilen ve iklim değişikliğine karşı alınacak önlemlerin kararlaştırıldığı COP26’nın ardından ve Kasım’da Mısır’da yapılacak COP27 İklim Zirvesi’ne hazırlık olarak gerçekleştiriliyor.

İki günlük konferans için Berlin’de buluşan bakanlar, aşırı hava olaylarını, yükselen gıda va yakıt fiyatlarını ele alacak. Alman hükümeti tarafından 13 yıldır yapılan konferans, Cop27 öncesinde, başlıca ülkelerin bir uzlaşmaya varabilmesi için son fırsatlardan biri.

Cop27’de uzlaşma şansı, Covid-19 salgınından çıkış ve Ukrayna’nın işgaliyle gıda ve yakıt fiyatlarının hükümetleri enflasyon tehdidi ve geçim kriziyle karşı karşıya bıraktığı son aylarda çok azaldı.

COP26 İklim Değişikliği Konferansı’nda dünya liderleri küresel ortalama sıcaklığı sanayi devrimi öncesine kıyasla 1,5 derecede tutma konusunda uzlaşmıştı. Ancak uzmanlar bu hedefe yönelik verilen taahhütlerin hala yetersiz olduğunu söylüyor.

Tüm katılımcı ülkelerin bu yıl sera gazı salımlarını azaltmak ve “net sıfır emisyona” yönelik yol haritalarını çizecek planlarını açıklaması bekleniyordu.

Ancak Guardian’a konuşan Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Frans Timmermans, “Bu yönde ülkelerden herhangi yeni bir plan göremiyoruz” dedi. Timmermans, AB’nin iklim değişikliğiyle mücadeleden sorumlu en üst düzey yetkilisi.

Uzmanlar Kasım’da COP27’ye ev sahipliği yapacak Mısır’ın kendi planlarının da yetersiz olduğunu söylüyor.

Son aylarda dünyanın birçok bölgesinde hava sıcaklıkları rekor kırıyor. Mart’ta Hindistan’da 122 yıllık hava sıcaklığı rekoru kırıldı. Aynı dönemde Antarktika bölgesindeki sıcaklık normalin 40 derece üstünde kaydedilirken Kuzey Kutbu’nda sıcaklık da ortalamanın 30 derece üstüne çıktı. İngiltere de bugün sıcaklığın gün içinde 41 dereceyi bulması bekleniyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın