Rusya, Ukrayna’da Kara Gücünün Yüzde 87’sini Kaybetti

ABD istihbaratına göre, Rusya, Ukrayna’yı işgal etmeden önce sahip olduğu aktif görevdeki kara birliklerinin yüzde 87’sini ve tanklarının üçte ikisini kaybetti. Buna karşılık ABD’li yetkililer Kiev’in önümüzdeki aylarda önemli bir kazanım elde edemeyeceğine inanıyor.

Rusya, sözleşmeli ve askere alınmış personel dahil Ukrayna’ya giren 360 bin askerden 315 binini; 3 bin 500 tanktan 2 bin 200’ünü savaş alanında kaybetti. 13 bin 600 piyade savaş aracı ve zırhlı personel taşıyıcıdan 4 bin 400’ü de imha edildi ki bu da Rus ordusunun bünyesinde yüzde 32’lik bir kayıp oranına karşılık geliyor.

CIA’e göre işgalden önce Rusya’nın kara birlikleri, hava indirme birlikleri, özel operasyonlar ve diğer üniformalı personel dahil olmak üzere yaklaşık 900 bin aktif askeri vardı.

VOA Türkçe’de yer alan habere göre; ABD istihbarat değerlendirmesine göre Rusya, savaştan önce sahip olduğu asker ve ekipmanın büyük bir kısmını Ukrayna’da yitirdi.

ABD yetkilileri yine de, Batı’nın yardımlara devam etme konusunda tereddüt yaşamasının Rusya’ya avantaj sağlayabiliceği konusunda uyarıyor.

ABD Kongresi’ne sunulan ve gizliliği kaldırılan istihbarat değerlendirmesiyle ilgili bilgi sahibi bir kaynak CNN’e yaptığı açıklamada, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmeden önce sahip olduğu aktif görevdeki kara birliklerinin yüzde 87’sini ve tanklarının üçte ikisini kaybettiğini söyledi.

Ancak ABD yetkilileri, Rusya’nın ağır insan ve teçhizat kaybına rağmen, Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ilerlemeye kararlı olduğunu, buna karşılık da Ukrayna’nın son derece savunmasız olduğu konusunda uyarıda bulunuyor.

Ukrayna’nın merakla beklenen karşı saldırısı sonbahar boyunca yavaşlamıştı. ABD’li yetkililer Kiev’in önümüzdeki aylarda önemli bir kazanım elde edemeyeceğine inanıyor.

11 Aralık’ta Kongre’ye gönderilen istihbarat değerlendirmesi, bazı Cumhuriyetçilerin ABD’nin Ukrayna’ya ek fon sağlamasına karşı çıktığı ve Biden yönetiminin Kongre’den ek kaynak sağlamak için baskı yaptığı bir döneme denk geldi.

Rusya, ağır kayıplara rağmen askere alma koşullarını gevşeterek ve Sovyet döneminden kalma eski teçhizat stoklarını kullanarak savaşı sürdürüyor.

Buna rağmen istihbarat değerlendirmesine göre Ukrayna’ya saldırısı Rusya’nın kara kuvvetlerini modernize etmek için 15 yıldır sürdürdüğü çabaları oldukça geriye götürdü.

Değerlendirmeye göre Rusya, sözleşmeli ve askere alınmış personel dahil Ukrayna’ya giren 360 bin askerden 315 binini; 3 bin 500 tanktan 2 bin 200’ünü savaş alanında kaybetti. 13 bin 600 piyade savaş aracı ve zırhlı personel taşıyıcıdan 4 bin 400’ü de imha edildi ki bu da Rus ordusunun bünyesinde yüzde 32’lik bir kayıp oranına karşılık geliyor.

Değerlendirmeye göre bu durum 2022 başından beri Ukrayna’da önemli kazanımlar elde edemeyen Rus operasyonlarının ölçeğini düşürdü.

Bütün bu verilere rağmen Ukrayna için belki de en büyük tehlikeyi Washington’daki siyasi ortam oluşturuyor. Bazı Cumhuriyetçiler herhangi bir ek fona şiddetle karşı çıkarken Senato’daki Cumhuriyetçiler bunun İsrail, Tayvan ve ABD’nin güney sınırı için ayrılacak parayı da içeren daha geniş bir harcama paketinin parçası olması konusunda ısrarcı.

Cumhuriyetçiler, geçen hafta ABD Senatosu’na gelen Ukrayna’ya 61 milyar dolarlık ek yardım tasarısını engellemişti. Biden yönetimi ABD’nin Ukrayna için ayıracağı paranın yakında tükeneceği uyarısında bulunuyor. Salı günü, Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenski’yi Beyaz Saray’da ağırlayan ABD Başkanı Biden tatile girmeden önce yardım paketini Kongre’den geçirmek istiyor.

Ulusal Güvenlik Konseyi sözcüsü, gizliliği yeni kaldırılan diğer bir istihbarata raporuna göre Rusya’nın, Batı’nın Ukrayna’ya destek konusunda tereddüt yaşamasının, tüm kayıplarına rağmen kendisine avantaj sağlayacağına inandığını gösterdiğini söylüyor.

CIA’e göre işgalden önce Rusya’nın kara birlikleri, hava indirme birlikleri, özel operasyonlar ve diğer üniformalı personel dahil olmak üzere yaklaşık 900 bin aktif askeri vardı. İşgalin başlamasından bu yana Rusya, silahlı kuvvetlerin büyüklüğünü 1,5 milyona çıkarmayı planladığını açıkladı. Rusya Savunma Bakanlığı 1 Ekim’de sonbaharda düzenli askere alma döngüsü de dahil olmak üzere birkaç tur zorunlu askerlik ilan etti.

Rusya ayrıca Wagner Grubu tarafından savaşa sevk edilen hükümlülere de büyük ölçüde bel bağlamış ve Rusya Federasyonu Silahlı Kuvvetleri’nin rezervinde kalacak belirli kategorilerdeki vatandaşlar için yaş sınırını arttırmıştı.

Paylaşın

ABD’den Türkiye’ye Yeni Rusya Yaptırımı

ABD, Türkiye, Çin ve BAE merkezli 250’den fazla firma ve kişiyi Rusya yaptırımları listesine aldığını açıkladı. Yaptırımlar listesinde “Türkiye Merkezli Kuruluşlar” başlığı altında Bosfor Avrasya, Egetir Otomotiv, Globus Turkey, Kartal Exim, Konomar Gemi, Megasan Elektronik ve Özkaya Otomotiv sayıldı.

Adının açıklanmaması kaydıyla konuşan bir Türk yetkili, Türkiye’nin sadece Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından onaylanan yaptırımları uyguladığını ve tek taraflı önlemlere karşı çıktığını, Ankara’nın yaptırımların delinmesini en aza indirmek için önlemler aldığını söyledi.

VOA Türkçe’nin Reuters’tan aktardığına göre; Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Rusya’nın yaptırımlardan kaçınmasını, gelecekteki enerji kapasitesini, bankalarını ve metal ve madencilik sektörünü hedef alarak Çin, Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri merkezli olanlar dahil yüzlerce kişi ve kuruluşa yeni yaptırımlar açıkladı.

ABD Maliye ve Dışişleri Bakanlıkları, Washington’un, Rusya’nın Ukrayna’daki savaş nedeniyle ABD ve müttefikleri tarafından uygulanan yaptırımları delmesini engellemeye yönelik son yaptırımlarında, 250’den fazla kişi ve kuruluş yer aldığını bildirdi.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken yaptığı açıklamada “Rusya’nın Ukrayna’da işlediği suçların ve Rusya’nın savaş makinesini finanse eden ve destekleyenlerin hesap verebilirliğini teşvik etmek için elimizdeki araçları kullanmaya devam edeceğiz” dedi.

Maliye Bakanlığı, Çin, Rusya, Hong Kong ve Pakistan’da yerleşik dört kuruluş ve dokuz kişiden oluşan bir ağa, Çin’de üretilen silah ve teknolojilerin Rusya’ya tedarikini kolaylaştırma ve tedarik etme nedeniyle yaptırım uyguladığını açıkladı.

Şebekenin, ABD yaptırımlarını ve Çin’in askeri malzemelerin ihracatı üzerindeki kontrollerini aşmaya çalıştığı belirtildi. Ayrıca bilyalı veya makaralı rulmanlar, uçak parçaları ve X-ray sistemleri dahil teknoloji, ekipman ve girdilerin sevkiyatı konusunda Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri ve Çin merkezli şirketleri hedef aldı.

Maliye Bakanlığı’nın yaptırım listesinde “Türkiye Merkezli Kuruluşlar” başlığı altında Bosfor Avrasya, Egetir Otomotiv, Globus Turkey, Kartal Exim, Konomar Gemi, Megasan Elektronik ve Özkaya Otomotiv sayıldı.

Bosfor Avrasya, Egetir Otomotiv ve Özkaya Otomotiv, Rusya ekonomisinin imalat sektöründe faaliyet gösterdikleri için; Globus Turkey, Kartal Exim ve Konomar Gemi, Rusya ekonomisinin teknoloji sektöründe, Megasan Elektronik de elektronik sektöründe faaliyet gösterdikleri için yaptırım listesine alındı.

“Ankara, yaptırımların delinmesini en aza indirmek için önlemler alıyor”

Adının açıklanmaması kaydıyla Reuters haber ajansına konuşan bir Türk yetkili, Türkiye’nin sadece Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından onaylanan yaptırımları uyguladığını ve tek taraflı önlemlere karşı çıktığını, Ankara’nın yaptırımların delinmesini en aza indirmek için önlemler aldığını söyledi.

“Yaptırımların Türkiye üzerinden delinmesine yönelik çabaların sıkı bir şekilde izlenmesi ve önlenmesi, politikalarımızın ayrılmaz bir parçasıdır” diyen yetkili, Türk finans ve ticaret sektörünün ağırlıklı olarak Batı piyasalarıyla iş yaptığına da dikkat çekti.

Yaptırımlar konusunda eğitimsiz ya da umursamaz olan küçük ve önemsiz kuruluşların kaçınma girişimleri olmasının kaçınılmaz olduğunu kaydeden Türk yetkili, “Bu tür kuruluşlar elbette tek taraflı kısıtlayıcı tedbirlerin sonuçlarına maruz kalacaklardır” dedi. Yetkili, ihlaller Türkiye’nin politikasını ihlal eden bir düzen haline gelirse, hukuki tedbirler alacaklarını kaydetti.

Hedef alınan Çin merkezli firmalar arasında, Maliye Bakanlığı’nın Rus paralı asker firması Wagner’e yüksek çözünürlüklü gözlem görüntüleri sağladığını söylediği ticari uydu görüntü şirketleri de bulunuyor.

Dışişleri Bakanlığı ayrıca, kendisi de ABD yaptırımları altında olan Rus devlet holdingi Rostec’e mikroelektronik bileşenler tedarik ettiğini söylediği bir ağa yönelik bir yaptırımda, Çinli kuruluşları hedef aldı. Mikroelektroniklerin elektronik savaş sistemleri geliştirmek için kullanıldığı belirtildi. Şebekeye yönelik adımın bir parçası olarak Rusya, Türkiye ve Hong Kong’daki şirketler de hedef alındı.

Washington, Avrupa Birliği ve diğer Batılı ülkelerin Ukrayna’yı işgali nedeniyle Moskova’ya uyguladığı yaptırımların uygulanmasını sağlamak için, dünya genelinde ülkeler ve özel şirketler üzerindeki diplomatik baskıyı arttırdı. Rusya ve Çin’in Washington’daki büyükelçilikleri yorum taleplerine hemen yanıt vermedi. Rusya Batı’nın yaptırımlarını yasadışı olarak nitelendiriyor ve bunların ekonomisinin gelişmesini engellemeyeceğini söylüyor.

Washington, Rusya’nın gelecekteki enerji üretimine ve yakıt ihracat kapasitesine müdahale etmeye çalışıyor. ABD, Gazprom ve RusGazDobycha tarafından işletilecek olan Rusya’nın kuzeybatısındaki bir Baltık limanında yer alan Ust-Luga sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) terminalini geliştiren üç şirketi de hedef aldı.

Henüz inşa edilmemiş olan tesis, Gazprom’un odak noktasını işleme alanına kaydırma stratejisinin bir parçası. Rusya’nın en büyük gaz işleme tesisi, üretim hacmi açısından dünyanın en büyüklerinden biri olmaya hazırlanıyor.

Yaptırımlar Rusya merkezli Northern Technologies, Joint Stock Compressor Machinery Plant ve Gazprom Linde Engineering şirketlerine uygulandı. Bu hamle, Washington’un Sibirya’da bir başka LNG projesi olan Arctic-2 LNG’yi geliştiren bir kuruluşa yaptırım uygulamasından bir aydan biraz fazla bir süre sonra geldi.

Rusya’nın gelecekteki LNG ihracatının nasıl etkileneceği bilinmiyor; ancak ABD dünyanın en büyük LNG ihracatçısı konumunda. Alman şirketi Linde, Batı’nın yaptırımları nedeniyle 2022 yılında Ust-Luga’daki çalışmalarını durdurdu. Rusya bu yıl Çinli şirketleri tesisin inşasına dahil etmek için Pekin ile görüşüyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı ayrıca Rus işadamı Vladislav Sviblov’u ve onun sahibi olduğu ve kontrol ettiği, Rusya’nın yedinci büyük altın üreticisi olduğunu söylediği İngiltere’de kayıtlı Highland Gold Mining şirketini ve İngiltere’nin Kasım ayında aldığı önlemlerin ardından Sviblov ile bağlantılı diğer şirketleri yaptırım listesine dahil etti.

Bakanlık, Kuzey Kore ve Rusya arasında mühimmat transferinde kullanıldığını belirttiği üç nakliye şirketi ve üç Rus bandıralı ticari gemiye yaptırım uyguladı.

Washington ayrıca aralarında HSBC’nin Rusya’daki işletmelerini satın almak isteyen Expobank’ın da bulunduğu dört Rus finans kuruluşunu ve insansız hava araçları dahil savunma ve sanayi teknolojilerinin ithalatı, üretimi, modifikasyonu ve satışıyla ilgilenen onlarca Rusya merkezli kuruluşu hedef aldı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, eski telekom CEO’su Ivan Tavrin ve yönettiği şirketler ağını da yaptırım listesine aldı. Bakanlık, Tavrin’in “Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü yasadışı savaşın başlangıcından bu yana Moskova’nın en büyük harp dönemi tüccarlarından biri haline geldiğini” söyledi.

Paylaşın

ABD Başkanı Biden, İsrail’in Gazze’ye Yönelik Saldırılarını Eleştirdi

2024 seçimleri için başkent Washington’da düzenlenen bir kampanya bağışı toplama etkinliğinde konuşan ABD Başkanı Joe Biden, 7 Ekim’den bu yana ilk kez İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını eleştirdi.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun sertlik yanlısı hükümetinde değişikliğe gitmesi gerektiğini söyleyen ABD Başkanı Biden, İsrail’in iki devletli bir çözüme gelecekte de “hayır” diyemeyeceğini ifade etti.

Joe Biden, Gazze’de binlerce sivil can kaybından duyulan endişeyi dile getirdi ve Netanyahu hükümetinin uluslararası desteği kaybetmeye başladığını söyledi. Biden, “İsrail güvenliği konusunda ABD’ye güvenebilir. Şimdi ABD’den de fazlasına sahipler; Avrupa Birliği, dünyanın çoğu onlarla. Ancak ayrım gözetmeden uygulanmakta olan bombalama yüzünden bu desteği kaybetmeye başlıyorlar” diye konuştu.

ABD Başkanı Joe Biden konuşmasında Netanyahu’nun Filistin’e karşı sertlik yanlısı hükümetini ve kabinesini de eleştirdi; İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir’in yaklaşımını özellikle dile getirerek, “Bu, İsrail tarihindeki en muhafazakar hükümet” dedi.

Biden, “Netanyahu bu hükümeti değiştirmek zorunda. İsrail’deki hükümet işleri çok zorlaştırıyor” ifadelerini kullandı. Joe Biden ayrıca İsrailli sertlik yanlılarının karşı çıktığı Filistin devleti kurulması önerisine İsrail’in nihayetinde “hayır diyemeyeceğini” söyledi.

Biden, “Bölgeyi birleştirmeye başlamak için bir fırsatımız var ve bunu hala yapmak istiyorlar. Ancak Netanyahu’nun bölgeyi güçlendirmek için bazı adımlar atması gerektiğini anladığından emin olmalıyız. Filistin devleti yok diyemezsiniz. İşin zor kısmı bu olacak” ifadelerini kullandı.

Biden bir görüşmelerinde İsrail liderinin, “Almanya’yı boydan boya bombardımana tuttunuz; atom bombası attınız, çok sayıda sivil öldü” sözlerini de aktardı.

Biden ise Netanyahu’ya, “Evet, işte bu yüzden İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra tüm bu kurumlar bunun bir daha yaşanmaması için kuruldu. 11 Eylül’de yaptığımız hataları yapmayalım. Afganistan’da bir savaşın içinde olmamız için hiçbir neden yok” yanıtını verdiğini söyledi.

ABD Başkanı’nın açıklamasından saatler önce de Netanyahu, Beyaz Saray’la olan fikir ayrılıklarına değindiği bir açıklama yaptı.

Netanyahu, İsrail’in Hamas’ı yok etme ve örgütün elindeki rehineleri kurtarma konusunda ABD’nin desteğini aldığını ancak Gazze savaşı sonrası döneme ilişkin Washington’la farklı düşündüklerini vurgulayarak, Gazze’deki askeri harekat sona erdikten sonra bölgenin nasıl bir statüde olacağına ilişkin “ABD ile umarım bir anlaşmaya varırız” dedi.

Filistin Özerk Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas’ın, Gazze’nin yönetimine geri dönmesi fikrini geçmişte reddettiğini yineleyen Netanyahu, Gazze için “ne Hamas’ın ne de El Fetih’in kalesi olacak” dedi. Abbas liderliğindeki El Fetih ya da tam adıyla Filistin Ulusal Kurtuluş Hareketi, Batı Şeria’da iktidarı elinde bulunduruyor.

“Pozisyonumu netleştirmek isterim; İsrail’in Oslo’daki hatayı tekrarlamasına izin vermeyeceğim” diyen Netanyahu, hangi hatadan bahsettiğini ise açıklamadı. 1993 Oslo Anlaşmaları, Batı Şeria ve Gazze’de sınırlı ölçüde Filistin özerkliği tesis etmiş, söz konusu anlaşmalar uyarınca İsrail Gazze’deki işgalini sonlandırmıştı.

Bu arada Filistin Kurtuluş Örgütü Yürütme Komitesi Genel Sekreteri Hüseyin El Şeyh, İsrail Başbakanı’nın Oslo Anlaşmaları ile Hamas ‘ın 7 Ekim’deki saldırılarını bir tutmasına tepki gösterdi ve bunun Netanyahu’nun tüm Filistinlilere karşı bir savaş açtığını kanıtladığını dile getirdi.

ABD’nin Gazze’nin geleceğine ilişkin görüşü

ABD yönetimi, savaş sonrasında Gazze Şeridi’nin Filistin Yönetimi tarafından kontrol edilmesi fikrine sıcak bakıyor.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby, geçen hafta yaptığı açıklamada, Gazze’de “reforme edilmiş bir Filistin Yönetimi” görmek istediklerini belirtmiş ve mevcut Filistin Yönetimi’nin Gazze’yi yönetecek güvenilirliğe sahip olmadığını savunmuştu.

ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris’in de Mahmud Abbas ile yaptığı telefon görüşmesinde birleşmiş bir Batı Şeria ve Gazze vurgusu yaptığı açıklanmıştı.

(Kaynak: DW Türkçe, VOA Türkçe)

Paylaşın

İsveç’in NATO Üyeliği: ABD’den ‘Gecikmeden Onaylanmalı’ Açıklaması

ABD Dışişleri Bakanı Antony J. Blinken, mevkidaşı Hakan Fidan ile yaptığı görüşmeye ilişkin yaptığı açıklamada, “Fidan ile İsrail-Hamas çatışmasını, çatışmanın bölgede başka yerlere sıçramamasını sağlama çabalarını, kalan rehinelerin serbest bırakılması gerekliliği ve insani yardım sağlanması konularını ele aldık.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / ABD Dışişleri Bakanı Blinken, açıklamasında ayrıca, İsveç’in NATO üyeliğinin gecikmeden onaylanmasının önemini vurguladı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan görüşmeye ilişkin yaptığı açıklamada, “Amerikan siyaset sistemi de İsral’’le ilgili konularda artık çaresiz durumda” dedi.

Fidan, “Dolayısıyla İsrail bu konuda fütursuzca hareket etmekte ve zulmüne devam etmekte” şeklinde konuştu. Temas Grubunun Gazze konusundaki çalışmalarına devam edeceğini aktaran Hakan Fidan, ABD’nin ardından Kanada‘ya geçerek burada Kanada Başbakanı ve Dışişleri Bakanı ile de görüşeceğini belirtti.

Mısır, Ürdün, Katar, Suudi Arabistan, Türkiye ve Filistin Yönetimi’nden oluşan bir heyet Washington’da ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’la bir araya geldi. Blinken’la görüşen heyette Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da yer aldı.

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Arap Birliği Temas Grubu üyeleriyle Washington’da bir araya gelen ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, sosyal medya hesabından şu paylaşımda bulundu:

“Gazze’nin insani ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik çabaları görüşmek üzere Mısır, Ürdün, Katar, Suudi Arabistan, Türkiye ve Filistin Yönetimi’nden oluşan bir Arap Ligi-İİT heyetiyle bir araya geldim. İsrail’in yanı sıra gelecekte bir Filistin devletinin kurulmasına yönelik ortak hedefimizi ele aldık.”

ABD Dışişleri Bakanı Blinken, paylaşımında ayrıca, İsveç’in NATO üyeliğinin gecikmeden onaylanmasının önemini vurguladı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da görüşmeye ilişkin Anadolu Ajansı ve TRT’ye açıklamalarda bulundu.

“Gazze konusunda ABD yalnız kaldı” diyen Fidan, “Temas Grubu üyeleri, Gazze’deki insani dramın hemen son bulması ve İsrail’in masumları öldürmesinin son bulması gerektiği konusunun altını defaatle çizdiler” dedi.

“Amerikan siyaset sistemi de İsral’’le ilgili konularda artık çaresiz durumda” görüşünü dile getiren Fidan, “Dolayısıyla İsrail bu konuda fütursuzca hareket etmekte ve zulmüne devam etmekte” şeklinde konuştu.

Blinken ile görüşmesinde İsveç’in NATO üyeliğini de konuştuklarını belirten Fidan, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Burada tabii bizim pozisyonumuz belli yani NATO’da yapılan müzakereler neticesinde üçlü zirvede Cumhurbaşkanımız ve İsveç Başbakanı vardı, neticesinde takiben çalıştığımız konular var.”

Paylaşın

ABD’den İsrail’e “Stratejik Mağlubiyet” Uyarısı

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Savunma Bakanı Lloyd Austin, İsrail’e uyarıda bulunarak, Gazze’deki sivil halkın korunmasını sağlamaya çağırdı. Irak’ta IŞİD’e karşı savaşırken edindiği deneyimlerini aktaran Austin, Hamas’ın da IŞİD gibi kentsel alanlara yerleştiğini söyledi.

Haber Merkezi / IŞİD’e karşı yürütülen en şiddetli çatışmalarda dahi uluslararası ittifakın sivilleri korumak ve insani koridorları oluşturmak için yoğun çaba sarf ettiğini savunan Bakan, “Bundan çıkarılacak ders; kentsel alanlarda savaşın sivilleri koruyarak da kazanılabileceği değildir, kentsel alanlarda savaşın yalnızca sivilleri koruyarak kazanılabileceğidir” diye konuştu.

7 Ekim’de yaklaşık bin 200 kişinin hayatını kaybettiği Hamas saldırısının ardından İsrail’in Gazze’ye düzenlediği saldırılarda 15 binden fazla kişi hayatını kaybetti. Hayatını kaybedenlerden 6 binden fazlasının çocuk olduğu belirtiliyor. Yaralananların sayısı da 40 bini aştı. Bunların yüzde 70’inin de kadın ve çocuklar olduğu kaydedildi.

Birleşmiş Milletler gözlemcileri son tahliye çağrısından önce yayımladıkları bir raporda, yaşadıkları bölgeden ayrılmaları istenenlerin Gazze nüfusunun üçte birini oluşturduğunu belirtti. Raporda, söz konusu bölgede savaştan önce 800 bin kişinin yaşadığına dikkat çekildi.

Dünyanın en yoğun nüfusuna sahip bölgelerinden olan Gazze Şeridi’ndeki 2 milyon 300 binlik nüfusun çoğunluğu İsrail’in saldırılarının başlamasının ardından sivillerin kuzeyi terk etmeleri talimatıyla güneye gitmişti.

İsrail, Gazze’de geçici ateşkesin sona ermesinden bu yana 400’den fazla hedefe saldırı düzenlendiğini duyurdu. İsrail Ordusu’nun yazılı açıklamasına göre hava, deniz ve kara kuvvetleri Gazze’yi hedef aldı ve buna bölgenin güneyi de dahil.

Açıklamada “Savaş uçakları Han Yunus bölgesine yönelik kapsamlı saldırıda 50’den fazla hedefi vurdu” denildi. İsrail, Gazze’nin kuzeyinde İslami Cihat örgütü tarafından komuta merkezi olarak kullanıldığını iddia ettiği bir caminin de vurulduğunu bildirdi.

ABD ve İsrail, Irak ile Suriye’de İran destekli birlikleri hedef alan saldırılar düzenliyor. Şimdiye kadar çok sayıda İran hedefinin vurulduğu duyuruldu ancak Tahran yönetimi Gazze’de savaşın başlamasından bu yana herhangi bir askeri kayıp bildirmemişti.

İran devlet medyası bugün Suriye’de danışman olarak görevli iki Devrim Muhafızı’nın İsrail saldırısı sonucu öldüğünü duyurdu.

İran Devrim Muhafızları’nın açıklamasında saldırıya ilişkin detay verilmedi. Ancak Suriye yönetimi sabah saatlerinde İsrail’in füze saldırısının hava savunma sistemi tarafından etkisiz hale getirildiğini açıkladı.

Suriye yönetimi, işgal atındaki Golan Tepeleri’nden başkent Şam’ın dışına yapılan füze saldırısının hava savunma sistemleri tarafından önlendiğini kaydetti.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkesin Cuma günü sona ermesiyle çatışmalar yeniden başlamış, gerilimin tırmanması bir diğer ateşkes ihtimaline ilişkin umutların azalmasına neden olmuştu.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, Cumartesi akşamı yaptığı açıklamada, “hedeflerine ulaşana kadar savaşmaya devam edeceklerinin” bir kez daha altını çizmiş, bu hedeflere ulaşmanın “kara operasyonu olmadan mümkün olmadığını” belirtmişti.

Yeniden geçici bir ateşkes için yürütülen müzakereler ise çökmüşe benziyor. İsrail Cumartesi günü müzakerelerin yürütüldüğü Katar’da Mossad istihbarat servisindeki müzakerecilerini geri çektiğini açıkladı.

Hamas da şu anda müzakerelerin yapılmadığını belirtiyor ve savaş bitene kadar rehinelerin serbest bırakılmayacağını kaydediyor. Örgüt, savaş bitene kadar İsrail’le rehinelere karşı cezaevindeki Filistinlilerin takasının olmayacağını belirtti.

Geçici ateşkes süresince 240 İsrailli rehineden 110’u serbest bırakılmıştı. Karşılığında da İsrail çoğu kadın ve çocuk 240 Filistinliyi serbest bırakmıştı.

Paylaşın

Kuzey Kore’den ABD’ye Sert Uyarı: Uydumuza Müdahale Savaş İlanı Olur

Kuzey Kore olarak bilinen Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (KDHC) Savunma Bakanlığı Sözcüsü, ABD’nin yörüngedeki keşif uydusunu etkisiz hale getirme girişimlerini bir savaş ilanı olarak değerlendireceklerini söyledi.

Haber Merkezi / Washington’un uzayda yapacağı herhangi bir müdahaleyi, egemenlik haklarına müdahale olarak değerlendireceklerini vurgulayan sözcü, “meşru haklarımızı uluslararası ve yerel normlara uygun olarak kullanacağız” dedi.

Kuzey Kore’nin resmi haber ajansı KCNA, Malligyong-1 uydusunun Sohae uydu fırlatma tesisinden Chollima-1 roketiyle yerel saatle 10:42’de fırlatıldığını ve saat 10:54’te yörüngeye girdiğini aktarmıştı.

Güney Kore ve diğer bölgeleri daha iyi izlemek için birkaç casus uydusu daha fırlatacağını duyuran KCNA,, devlet başkanı Kim Jong Un’un fırlatmayı denetlediğini ve bilim insanları ile katılan diğer kişileri tebrik ettiğini açıklamıştı.

Kuzey Kore Ulusal Havacılık ve Uzay Teknolojisi İdaresi ise, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, casus uydusunun ülkenin savunmasını güçlendirmeye yönelik meşru bir hakkı olduğunu belirtmişti.

ABD keşif uydusunun fırlatılmasının ardından yeni yaptırımlarla Kuzey Kore’yi hedef almıştı. Güney Kore, ülkenin uydu ve balistik füze geliştirme faaliyetlerine karıştıkları gerekçesiyle 11 Kuzey Koreliyi kara listeye aldı ve mali işlemler yapmasını yasaklamıştı.

Paylaşın

İsveç’in NATO Üyeliği; ABD’de Türkiye’ye: Artık Harekete Geçme Zamanı Geldi

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı James O’Brien, İsveç’in NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) üyeliği için “İsveç’in ittifakın 32’inci üyesi olmasını sabırsızlıkla bekliyoruz. İsveç ilk günden itibaren ittifaka çok büyük katkı sağlayacaktır” dedi ve ekledi:

“Türk ve Macar müttefiklerimiz bize onay sürecini engelleyecek esaslı bir sorun bulunmadığını, sadece onayı sağlayacak oyları toplamaya çalıştıklarını söylediler. Biz artık harekete geçme zamanının geldiğini, gecikmenin hiç bir fayda sağlamayacağını ilettik. İsveç’in çok yakında ittifaka üye olmasını öngörüyoruz. O anı iple çekiyoruz.”

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Avrupa ve Avrasya’dan Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı James O’Brien, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

DW Türkçe’den Değer Akal’ın aktardığına göre; Salı günü Brüksel’de başlayacak olan ve iki gün sürmesi beklenen toplantıların gündemine ilişkin açıklamalarda bulunan O’Brien’a, İsveç’in NATO üyeliğinin Türkiye ve Macaristan nedeniyle gecikmesi hakkında çok sayıda soru yöneltildi.

“İsveç’in çok yakında ittifaka üye olmasını öngörüyoruz”

“İsveç’in ittifakın 32’inci üyesi olmasını sabırsızlıkla bekliyoruz. İsveç ilk günden itibaren ittifaka çok büyük katkı sağlayacaktır” diyen O’Brien, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türk ve Macar müttefiklerimiz bize onay sürecini engelleyecek esaslı bir sorun bulunmadığını, sadece onayı sağlayacak oyları toplamaya çalıştıklarını söylediler. Biz artık harekete geçme zamanının geldiğini, gecikmenin hiç bir fayda sağlamayacağını ilettik. İsveç’in çok yakında ittifaka üye olmasını öngörüyoruz. O anı iple çekiyoruz.”

ABD’li Bakan Yardımcısı O’Brien’a, “Ankara, ABD’nin F-16 taleplerine onay vermesi yönündeki umudunu kaybetmiş görünüyor. Türkiye Eurofighter almak istediğini duyurdu… Türkiye’nin hava kuvvetlerinin modernizasyonu, NATO’nun caydırıcılığı ve savunma pozisyonu için de önemli mi? Size göre Türkiye’nin F-16 taleplerinin onaylanmasına katkıda bulunabilecek somut koşullar nelerdir?” sorusu da yöneltildi.

ABD Bakan Yardımcısı O’Brien’ın bu soruya verdiği cevapta, “ABD Başkanı Biden uzun süredir Türkiye’nin F-16 filosunun modernizasyonunu desteklediğini söylüyor. Şu anda, bu konuda ilerleme sağlamayı umduğumuzu söylemek dışında, söyleyebileceğim bir şey yok” yanıtıyla yetinmesi dikkat çekti.

ABD Bakan Yardımcısı O’Brien’a, Türkiye’den Rusya’ya gönderilen, askeri amaçlı da kullanılabilecek ürünlerin ihracatında yaşanan büyük artış da soruldu.

Soruyu, “ABD olarak AB, İngiltere ve G7 partnerlerimizle birlikte, kilit partnerlerimizin Rusya’nın yaptırımlarımızı deldiği yerlere dönüşmesini istemediğimizi açıkça belirttik” sözleriyle yanıtlamaya başlayan ABD’li bakan yardımcısı, Türkiye’nin bazı ürünlerin Rusya’ya geçişini önlemeye dönük bir takım reformları hayata geçirdiğini söylemekle birlikte, “Ancak görünen o ki daha yapılması gereken şeyler var” dedi.

James O’Brien, Rusya yaptırımlarının Türkiye üzerinden baypas edilmemesi için atılması gereken adımlarla ilgili olarak da şunları kaydetti: “ABD bazı kişi ve kurumlara yönelik yaptırım kararı aldı. Bunlardan bazıları, savaş alanında kullanılan elektronik malzemeleri Türkiye üzerinden Rusya’ya taşımaya çalışan şirketleri kuran Rus vatandaşlarıdır. Yaptırımlar sonrası bunun önlenmesi için bazı ilerlemeler kaydedildiğini gördük.

Ama bu asla bitmeyecek bir iş. Ruslar her zaman daha fazlasını ithal etmeye çalışıyor. Bizim de Rusya’ya kapıları kapatmaya devam etmemiz önemli. Aksi takdirde bu hafta sonu Kiev’e yapılan büyük saldırı gibi daha fazla olayla karşılaşırız… Bu saldırıların yapılmasını sağlayan ürünlerin genellikle Batı’dan ya da G7 ülkelerinden ithal edildiğini ve birkaç ülke üzerinden geçirildiklerini biliyoruz. Tüm bunların mümkün olan en kısa sürede sona ermesi gerekiyor.”

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı James O’Brien, Karadeniz ile ilgili olarak da dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu.

Son dönemde Karadeniz’in seyrüsefere açık kalmasını sağlamaya büyük önem verdiklerini aktaran ABD’li yetkili, Rusya’nın Karadeniz’i ticaretin kısıtlandığı bir alana dönüştürmesini engellemek için Karadeniz’e kıyıdaş NATO müttefikleriyle birlikte çalıştıklarını vurguladı.

“Adımları memnuniyetle karşılıyoruz”

O’Brien, “Tahılın küresel pazarlara ulaştırılmasında Karadeniz son derece önem taşımaktadır… Bu nedenle Ukrayna’nın, Romanya, Moldova ve AB’nin çok güçlü desteği ile ihracatını arttırmak için attığı adımları memnuniyetle karşılıyoruz” diye konuştu.

Rusya’nın Türkiye arabuluculuğunda imzalanan BM Tahıl Anlaşması’ndan Temmuz ayında çekildiğini ve aslında bu yolla Ukrayna’nın ihracatını durdurmayı amaçladığını dile getiren James O’Brien, “Ancak son aylarda Ukrayna’nın ihracatını daha da arttırdığını, hatta tahıl anlaşması boyunca ulaştığı seviyeyi aşabildiğini görüyoruz” dedi.

ABD’li bakan yardımcısı bunda Rus ordusunu geri püskürten Ukrayna ordusunun sergilediği kararlılığın kilit önem taşıdığını da sözlerine ekledi.

Basın brifinginde, ABD’nin NATO ile Ermenistan arasında iş birliğinin güçlendirilmesine ilişkin yaklaşımı da soruldu. ABD Bakan Yardımcısı O’Brien, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın ülkesinin sınırlarını açmak ve Batı ile ilişkilerini geliştirmek konusunda “çok cesurca” hareket ettiğini belirterek şunları kaydetti:

“Ermenistan vatandaşları için çok cesaretlendirici adımlar attı, reformlar gerçekleştirdi… Ayrıca Başbakan Paşinyan Azerbaycan ile barış anlaşması konusunda cesur bir ses olmuştur. Bu yolla Ermenistan’ın ekonomik kalkınmasına odaklanması, güvenlik alanındaki ilişkilerini geliştirmesi, Orta Asya’dan, Türkiye üzerinden ticari ilişkilerini geliştirebilmesi söz konusu olabilir. Bunların hepsi bizim çok görmek istediğimiz gelişmelerdir…”

Paylaşın

Filistin – İsrail Savaşı: ABD’den İki Devletli Çözüm Çağrısı

Massachusetts eyaletinin Nantucket Adası’nda basının sorularını yanıtlayan ABD Başkanı Joe Biden, iki devletli çözüm çağrısını yenilerken, Gazze’deki ateşkesin ise 4 günden fazla sürmesini umut ettiğini kaydetti.

ABD Başkanı Biden, İsrail’e askeri yardımın koşula bağlanmasının “değerli bir düşünce olduğunu” belirterek, “Ancak bu görüşle başlasaydık bugün bulunduğumuz yere asla ulaşabileceğimizi sanmıyorum.” dedi. ABD Başkanı, askeri yardımla ilgili olası koşullar konusuna ise açıklık getirmedi.

Bazı rehinelerin serbest bırakılmasını kendisini cesaretlendirdiğini belirten Biden, daha fazla rehinin serbest bırakılmasını umut ettiğini ifade etti. Biden, “Yarın daha fazla rehinenin, ertesi gün daha fazlasının, ondan sonraki gün de daha fazlasının serbest bırakılmasını bekliyoruz.” dedi.

İlk grup rehinenin serbest bırakılmasının sadece bir “başlangıç” olduğunu kaydeden Biden,  Gazze’de geçici bir ateşkesin uzatılması için “gerçek” bir şans bulunduğunu söyledi.

İkinci rehine grubu da serbest kalıyor

Öte yandan İsrail ile Hamas arasında varılan ve Cuma sabahı çiftlere giren anlaşma kapsamında, ikinci bir rehine grubunun Cumartesi günü serbest bırakılacağı bildirildi.

İsrail makamları tarafından yapılan açıklamada, serbest bırakılacak rehinelerin isimlerinin, ellerine ulaştıkları kaydedildi. İsrail basınında yer alan haberlere göre, İsrail Başbakanı Netanyahu, ailelerinin ailelerine ilişkin bilgi verildiğini ifade etti.

İsrail makamları, çocuklar arasında 14 rehinenin olduğunu duyurdu. Rehinelerin serbest bırakılması karşılığında İsrail, eğitim merkezlerinde 42 Filistinliyi serbest bırakacak.

İsrail polis memuru Doron Spielman, Gazze’de hâlen yaklaşık 215 rehinenin daha bulunduğunu söyledi. Spielman, “Birçoğunun ölü mü sağ mı olduğunu biliyoruz. İstihbarat toplamaya çalışıyoruz” diye konuştu.

Varılan anlaşma kapsamındaki ateşkes, Gazze Şeridi’nde Cuma günü gizlice girilmiş ve bunun ardından, 11’i yabancı, 13’ü İsrailli olmak üzere 24 rehine serbest bırakılmıştı. Rehineler, Kızıl Haç örgütü tarafından İsrail’e devredilmişti. Bunun karşılığında İsrail, cezaevlerinde karşılaşmadan 39 Filistinliyi serbest bırakmıştı. İsrail’de ailelerine kavuşan rehineler, Tel Aviv hastanesine götürülmüştü.

Dört çocuk, üç anne ve bir babanın götürüldüğü Schneider Çocuk Tıp Merkezi’nin yöneticisi Efrat Baron Har Lev, İsrail gazetesi Haaretz ile konuşurken, kurtulan rehinelerin fiziki grupların iyi olduğu bilgisine yer verdi.

7 Ekim’de İsrail’e yapılan saldırıda, yaklaşık bin 200 İsrailli’yi öldüren Hamas, yaklaşık 240 kişiyi de rehin almıştı.

Hamas’ın anlaşması kapsamında 150 Filistinli cezasına çarptırıldı ve 50 rehineyi serbest bırakması bekleniyor. Söz konusu anlaşma sürecinde, İsrail ve Filistinlilerin ayrışması yanı sıra Katar, Mısır ve Amerika Birleşik Devletleri’nin resimlerinde de rol oynamıştı.

Paylaşın

ABD’den Irak’ta İran Destekli Gruplara Saldırı: 5 Ölü

ABD, Irak’ın başkenti Bağdat yakınlarında İran destekli grupların kullandığı iki tesise düzenlenen saldırıda 5 militanın öldüğünü açıkladı. ABD, Orta Doğu’daki üslerine düzenlenen saldırıların ardından Irak’taki hedefleri ilk kez vurdu.

Haber Merkezi / Irak güvenlik güçlerinden bir kaynak, ABD’nin hava saldırısı sonucu Halk Seferberlik Güçleri’ne (PMF) bağlı bir grup olan Hizbullah Tugayları’ndan beş militanın öldüğünü doğruladı.

ABD Savunma Bakanlığı Pentagon Basın Sözcüsü Yardımcısı Sabrina Singh, İran destekli milislerin Irak’ta ABD ve koalisyon güçlerine ev sahipliği yapan Esad Hava Üssü’ne yapılan saldırıların ardından operasyonun düzenlendiğini söyledi.

ABD Savunma Bakanlığı Sözcüsü General Patrick Ryder, ABD’nin bölgedeki çıkarlarını ve personelini savunmak için meşru müdafaa hakkını kullanarak saldırılara cevap vermeye hazır olduğu uyarısında bulundu ancak bu uyarı bölgedeki silahlı grupları durdurmadı.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı CENTCOM’dan yapılan açıklamada ise, “22 Kasım sabahı CENTCOM güçleri, Irak’taki iki tesise gizli ve yüksek hassasiyetli bombardımanlar düzenledi. Bu bombardımanlar, İran ve İran destekli gruplar tarafından ABD ve koalisyon güçlerine karşı düzenlenen saldırılara verilen doğrudan bir yanıt oldu” ifadeleri kullanıldı.

İran destekli milislerin, Suriye ve Irak’taki ABD birliklerine yönelik saldırıları, Hamas’ın sürpriz saldırısının ardından başlayan İsrail – Filistin savaşının ardından başladı.

Suriye’de 24 askeri üssü ve 4 noktası olan ABD’nin IŞİD (Irak ve Şam İslam Devleti) ile mücadele kapsamında Suriye’de 900, Irak’ta ise 2 bin 500 civarında askeri bulunuyor.

Öte yandan İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (IRGC), Suriye’nin doğusundaki Deyrizor kenti kırsalında konuşlu iki üssünü boşalttığı ve üste bulunan militanların Suriye’nin merkezindeki Humus kentine gönderildiği öğrenildi.

Irak’tan ABD’ye kınama

Irak hükümeti, İran’a yakınlığıyla bilinen silahlı Ketaib Hizbullah(Hizbullah Tugayları) örgütünün 5 üyesinin öldürülmesi nedeniyle Washington’ı kınadı.

Bağdat yönetimi, saldırıların yetkililerle koordine edilmeden yapılan “tehlikeli bir tırmanış” olduğunu bildirdi.

Bağdat’ın resmi açıklamasında, “Irak hükümet kurumlarının bilgisi dışında Jurf el Nasr’a yönelik yapılan saldırıyı şiddetle kınıyoruz. Bu eylem Irak’ın egemenliğinin açıkça ihlali ve güvenlik durumunu istikrarsızlaştırmaya yönelik bir girişimdir” denildi.

Ayrıca açıklamanın devamında silahlı grupların saldırılarının da Irak’ın ulusal çıkarlarına aykırı olduğunun altı çizildi.

Paylaşın

Irak Ve Suriye’deki ABD Üslerine 58 Saldırı Düzenlendi

ABD Savunma Bakanlığı Pentagon, salı gününden bu yana Irak ve Suriye’de konuşlu ABD kuvvetlerine üç kez saldırı düzenlendiğini ve 17 Ekim’den bu yana ABD birliklerine yönelik toplam saldırı sayısının 58’e çıktığını açıkladı.

Haber Merkezi / Pentagon Basın Sözcüsü Yardımcısı Sabrina Singh, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “17 Ekim’den bu yana Irak ve Suriye’de konuşlu askerlerimize Suriye’de 31, Irak’ta 27 yaklaşık 58 saldırı düzenlendi” dedi.

Singh açıklamasının devamında, Suriye ve Irak’taki ABD üslerine düzenlenen 55 saldırıda 59 ABD personelinin çeşitli şekillerde yaralandığını söyledi.

Pentagon’un daha güçlü, daha etkili bir cevap vermeden önce bir askerin öldürülmesini bekleyip beklemediği sorusuna ise Singh, “Bir şeyin harekete geçmesini beklemiyoruz. Biz… karşılık verdik ve eğer daha fazla saldırı olursa, kesinlikle kendi seçeceğimiz yer ve zamanda karşılık vereceğiz” şeklinde cevap verdi.

ABD, Suriye’nin doğusundaki Deyrizor Valiliği’nde İran’ın İslam Devrim Muhafızları Birliği (IRGC) ve İran destekli milislerin bulunduğu bölgelere misilleme amaçlı hava saldırıları düzenledi. Saldırılar, ABD üslerinin dronlar tarafından hedef alınmasının ardından gerçekleşti.

İran destekli milislerin, Suriye ve Irak’taki ABD birliklerine yönelik saldırıları, Hamas’ın sürpriz saldırısının ardından başlayan İsrail – Filistin savaşının ardından başladı.

Paylaşın