Suriye’deki ABD Üssüne İnsansız Hava Aracıyla Saldırı

Irak İslami Direniş Örgütü’ne bağlı silahlı Şii gruplar, Suriye’nin kuzeydoğusundaki Haseke vilayetinde bulunan ABD askeri üssüne insansız hava aracıyla bir saldırı düzenlediklerini açıkladı.

Haber Merkezi / “İslami Direniş düşman kalelerini yok etmeye devam ettiğini teyit etmektedir” denilen açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Irak ve bölgedeki ABD işgal güçlerine direnen ve Siyonist varlığın Gazze Şeridi’nde halkımıza karşı gerçekleştirdiği katliama karşılık olarak, Irak’taki ‘İslami Direniş’ birlikleri 3 Şubat Cumartesi günü işgalcilerin Suriye’deki ABD üssüne insansız hava aracıyla saldırdı.”

ABD, Irak ve Suriye’deki İran destekli gruplara yönelik hava saldırıları düzenledi. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü John Kirby, ABD savaş uçaklarının “İran Devrim Muhafızları ve bu oluşumun sponsoru olan militan gruplarca kullanılan yedi bölümden 85’ten fazla hedef vurduğunu duyurdu.

Söz konusu tesislerden dördünün Suriye’de, üçününse Irak’ta olduğu belirtildi. Kirby Açıklamada, “Bu gollerin sivil can kaybının önüne geçilebilmesi için seçilebilmesi” açıklamasında yer aldı. Saldırı ABD’den uzun menzilli kalkanlarda B1 savaş uçakları da satıldı.

ABD, söz konusu operasyonun, 28 Ocak Pazar günü Ürdün’deki bir ABD üssüne düzenlenen insansız hava operasyonuna cevaben gerçekleştirildiğini belirtti. Washington, üç ABD askerinin öldüğünü, 40’ı aşkın askerinin yaralandığı saldırılardan İran destekli sorumlu tutmuştu.

ABD Başkanı Joe Biden, Suriye ve Irak’taki hava saldırılarının ardından “Karşılığımız bugün başladı. Bizim detaylarımız zaman ve imkanlarımız devam edecek” açıklamasında bulundu.

ABD’nin Ortadoğu’daki üsleri nerelerde?

ABD’nin on yıllardır Ortadoğu’da üsleri bulunuyor. En yoğun dönemlerinde, 2011 yılında Afganistan’da 100 binden fazla, 2007 yılında ise Irak’ta 160 binden fazla ABD askeri vardı.

Bu sayı 2021’de Afganistan’dan çekilmenin ardından çok daha düşük olsa da, halen bölgeye dağılmış yaklaşık 30 bin ABD askeri bulunuyor. Buna ek olarak, İsrail-Hamas savaşının başladığı Ekim ayından bu yana ABD, savaş gemileri de dahil olmak üzere bölgeye geçici olarak binlerce ek asker gönderdi.

ABD’nin Ortadoğu’daki en büyük üssü Katar’da El Udeid Hava Üssü olarak bilinen ve 1996 yılında inşa edilen üs. ABD’nin varlık gösterdiği diğer ülkeler arasında Bahreyn, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) yer alıyor.

ABD’nin Suriye’de, çoğunlukla ülkenin kuzeydoğusundaki El Ömer petrol sahası ve El Şaddadi gibi küçük üslerde yaklaşık 900 askeri bulunuyor. Ülkenin Irak ve Ürdün sınırı yakınlarında El Tanf garnizonu olarak bilinen küçük bir karakolu da var.

Irak’ta Union III ve Ayn El Esad hava üssü gibi tesislere yayılmış 2500 personel var, ancak bu birliklerin geleceği hakkında görüşmeler devam ediyor. ABD askerleri Ortadoğu’da farklı nedenlerle, Suriye hariç her ülkenin hükümetinin izniyle bölgede bulunuyor.

Irak ve Suriye gibi bazı ülkelerde ABD askerleri IŞİD militanlarına karşı savaşmak ve yerel güçlere danışmanlık yapmak için bulunuyor. Ancak son birkaç yıldır İran destekli güçlerin saldırısına uğrayan ABD askerleri, bu güçlere karşı harekete geçti.

ABD’nin bölgedeki önemli müttefiklerinden Ürdün’de yüzlerce ABD’li eğitmen bulunuyor ve yıl boyunca kapsamlı tatbikatlar düzenleniyor. Katar ve BAE’de olduğu gibi diğer ülkelerde de ABD birlikleri müttefiklere güven vermek, eğitim vermek ve bölgedeki operasyonlarda gerektiğinde kullanılmak üzere varlık gösteriyor.

ABD’de yabancı askeri üsler var mı?

Washington’un müttefikleri bazen ABD birliklerini eğitmek ya da onlarla birlikte çalışmak üzere birliklerini gönderse de, ABD içinde yabancı askeri üs bulunmuyor.

Ürdün’ün Suriye ve Irak sınırlarının kesiştiği en kuzeydoğu noktasında yer alan Kule 22 üssü 28 Ocak’ta insansız hava aracıyla düzenlenen bir saldırıda vurulmuş ve üç yedek asker hayatını kaybettmişti. Washington saldırıyla ilgili olarak İran destekli Iraklı milis gücü Kataib Hizbullah’ı suçladı.

Özellikle Kule 22, Suriye sınırında yer alan ve az sayıda ABD askerine ev sahipliği yapan El Tanf garnizonunun yakınında bulunuyor. Tanf, IŞİD’e karşı mücadelede kilit rol oynamıştı ve ABD’nin İran’ın Suriye’nin doğusunda askeri yığınak yapmasını engelleme stratejisinin bir parçası olarak rol üstlenmişti.

ABD üsleri, füzelere ya da insansız hava araçlarına karşı koruma sağlayan hava savunma sistemleri de dahil olmak üzere son derece iyi korunan tesisler. Katar, Bahreyn, Suudi Arabistan, Kuveyt gibi ülkelerdeki tesisler genellikle saldırıya uğramıyor.

Ancak Irak ve Suriye’deki ABD birlikleri son yıllarda sık sık saldırıya maruz kaldı. ABD birlikleri 7 Ekim’den bu yana İran destekli milisler tarafından 160’tan fazla kez saldırıya uğradı ve yaklaşık 80 asker yaralandı.

Paylaşın

ABD, Suriye Ve Irak’ta 85 Hedefi Vurdu

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), geçen hafta sonu üç ABD askerinin ölümüne yol açan insansız hava aracı saldırısına misilleme olarak Irak ve Suriye’de 85’ten fazla hedefin vurulduğunu duyurdu.

Haber Merkezi / CENTCOM, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, saldırıların, “İran’ın İslam Devrim Muhafızları Kolordusu (IRGC) Kudüs Gücü ve ona bağlı milis gruplara” yönelik olduğu belirtildi.

ABD Başkanı Joe Biden, operasyona ilişkin açıklamasında “Benim talimatımla, ABD askeri güçleri, Irak ve Suriye’de İran Devrim Muhafızları ve destekledikleri milislerin ABD güçlerine saldırmak için kullandıkları tesislerdeki hedefleri vurdu. Müdahalemiz bugün başladı. Bizim seçtiğimiz yer ve zamanlarda devam edecektir” dedi.

Biden ayrıca açıklamasında ayrıca “Ortadoğu’da veya başka bir yerde çatışma istemiyoruz. Ancak bize zarar vermeyi amaçlayan herkes şunu bilsin: Bir Amerikalı’ya zarar verirseniz, karşılık veririz” ifadelerini kullandı.

ABD’nin saldırıları, Ürdün’de hayatını kaybeden üç askerin naaşlarının ABD’ye getirilmesinin ve Başkan Joe Biden’ın askerlerin aileleriyle biraraya gelmesinin hemen arkasına denk geldi.

Ortadoğu’daki ABD üslerine yönelik saldırılar, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarının ardından yoğunlaşmıştı. ABD’nin Irak’ta 2 bin 500, Suriye’de 900 Ürdün’de ise 3000 civarında askeri bulunuyor.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), üst düzey subaylarını Suriye’den çekme kararı aldı. İran’ın kararı, Orta Doğu’da zaten oldukça yüksek olan tansiyonun içine doğrudan çekilmek istememesinden kaynaklanıyor.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), Suriye’de devam eden iç savaşta Devlet Başkanı Beşar Esad’a yardım etmek için 10 yıl önce bu ülkeye geldi.

Rusya da 2015 yılında hava kuvvetlerini Suriye’ye konuşlandırarak Beşar Esad’ı desteklemişti. Analistlere göre İran’ın Suriye’deki varlığının zayıflaması, Rusya’nın işine yarayabilir.

Paylaşın

İran’dan Batı’ya Gözdağı: Karşılık Veririz

ABD, Irak ve Suriye’deki İran hedeflerine yönelik saldırı planlarını hazır hale getirirken, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ülkesinin bir savaş başlatmayacağını ama ülkesine karşı zorbalık yapmaya çalışana güçlü karşılık vereceğini söyledi.

Haber Merkezi / İran Cumhurbaşkanı Reisi, “Önce, Amerikalılar bizimle konuşmak isteyince askeri seçeneğin masada olduğunu söylediler. Şimdi de İran’la çatışma istemediklerini belirtiyorlar.

İran İslam Cumhuriyeti’nin askeri gücü bölgede hiçbir ülkeye tehdit değil ve olmamıştır. Tersine, bölge ülkelerinin dayanacağı ve güvenebileceği güvenlik sağlar” ifadelerini kullandı.

ABD, Ürdün’de Amerikan askerlerinin hedef alındığı saldırıda kullanılan insansız hava aracının İran’da üretildiğini değerlendiriyor.

Suriye sınırına yakın Ürdün’de bir insansız hava aracı saldırısında üç ABD askeri hayatını kaybetmesi sonrası Beyaz Saray, misilleme olarak Suriye ve Irak’taki İran hedeflerini vurma planını onayladı.

Saldırıya yanıtının ne olacağı üzerine değerlendirmeler yapılırken, ABD Başkanı Joe Biden’a, ülkesindeki şahin siyasetçilerden İran topraklarındaki hedeflerin vurulması çağrısı da geldi.

ABD Başkanı Biden, Beyaz Saray’da gazetecilere yaptığı açıklamada “İstediğim şey bu değil” mesajı verdi ve İran topraklarına yönelik bir misilleme yapılmayacağını ima etti. Beyaz Saray yapacağı misillemeyi Suriye ve Irak topraklarındaki İran bağlantılı hedeflerle sınırlı tutacak.

ABD’nin Irak’ta 2 bin 500, Suriye’de 900 Ürdün’de ise 3000 civarında askeri bulunuyor.

ABD Savunma Bakanlığı Pentagon’a göre İran destekli milisler, 17 Ekim’den bu yana Irak ve Suriye’deki Amerikan birliklerinin bulunduğu üslere 150’den fazla saldırı düzenledi. Roketler ve tek yönlü saldırı uçaklarıyla yapılan saldırıların büyük çoğunluğu önlendi.

Haberler İran’ın da benzer bir gerilimi engellemek için adım attığına işaret ediyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), üst düzey subaylarını Suriye’den çekme kararı aldı.

İran’ın üst düzey subaylarını geri çekme kararı, Orta Doğu’da zaten oldukça yüksek olan tansiyonun içine doğrudan çekilmek istememesinden kaynaklanıyor.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), Suriye’de devam eden iç savaşta Devlet Başkanı Beşar Esad’a yardım etmek için 10 yıl önce bu ülkeye geldi.

Rusya da 2015 yılında hava kuvvetlerini Suriye’ye konuşlandırarak Beşar Esad’ı desteklemişti. Analistlere göre İran’ın Suriye’deki varlığının zayıflaması, Rusya’nın işine yarayabilir.

Bu arada İran’ın desteklediği Iraklı Nujaba adlı grup, bölgedeki Amerikan güçlerine saldırmaya devam edeceğini açıkladı. Örgüt, Gazze savaşı sona erene ve Amerikan askerleri Irak’tan çekilene kadar saldırıların süreceğini belirtti.

Paylaşın

ABD’den İran’a Misilleme Hazırlığı

Suriye sınırına yakın Ürdün’de bir insansız hava aracı saldırısında üç ABD askeri hayatını kaybetmesi sonrası Beyaz Saray, misilleme olarak Suriye ve Irak’taki İran hedeflerini vurma planını onayladı.

Haber Merkezi / Saldırıya yanıtının ne olacağı üzerine değerlendirmeler yapılırken, ABD Başkanı Joe Biden’a, ülkesindeki şahin siyasetçilerden İran topraklarındaki hedeflerin vurulması çağrısı da geldi.

ABD Başkanı Biden, Beyaz Saray’da gazetecilere yaptığı açıklamada “İstediğim şey bu değil” mesajı verdi ve İran topraklarına yönelik bir misilleme yapılmayacağını ima etti.

Beyaz Saray yapacağı misillemeyi Suriye ve Irak topraklarındaki İran bağlantılı hedeflerle sınırlı tutacak.

Irak’ta konuşlu İslami Direniş adlı bu grubun, İran Devrim Muhafızları tarafından silahlandırıldığı, finanse edildiği ve eğitildiğine inanılıyor.

Ürdün’deki saldırıda ölen üç ABD askerinin cenazelerinin cuma günü Delaware Hava Kuvvetleri üssüne geri gönderilmesi bekleniyor. Beyaz Saray Başkan Biden’ın törene katılacağını açıkladı.

Haberler İran’ın da benzer bir gerilimi engellemek için adım attığına işaret ediyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), üst düzey subaylarını Suriye’den çekme kararı aldı.

İran’ın üst düzey subaylarını geri çekme kararı, Orta Doğu’da zaten oldukça yüksek olan tansiyonun içine doğrudan çekilmek istememesinden kaynaklanıyor.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), Suriye’de devam eden iç savaşta Devlet Başkanı Beşar Esad’a yardım etmek için 10 yıl önce bu ülkeye geldi.

Rusya da 2015 yılında hava kuvvetlerini Suriye’ye konuşlandırarak Beşar Esad’ı desteklemişti. Analistlere göre İran’ın Suriye’deki varlığının zayıflaması, Rusya’nın işine yarayabilir.

Paylaşın

F-35 Tartışmaları: ABD’den S-400 Vurgusu

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby, Rus S-300 ve S-400 hava savunma sistemleri kullanımının F-35 programıyla uyumlu olmadığını söyledi.

Haber Merkezi / John Kirby, “Dolayısıyla görüşmelerimiz sürüyor. Türkiye bu konudaki endişelerimizi giderebilecek olursa F-35 programına geri dönüşü gerçekleşebilir. Durduğumuz nokta bu ve bir değişiklik yok” dedi.

ABD, Rus S-400 füze savunma sistemlerini satın alan Türkiye’yi F-35 programından çıkarmıştı.

Öte yandan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakan Yardımcısı Vekili Victoria Nuland, Ankara’da temaslarda bulunmuştu.

Victoria Nuland “Patriot satışını müzakere ediyorduk ve bu müzakereler devam ederken Türkiye başka bir yöne gitti… Açıkçası, eğer S-400 meselesini çözebilirsek, ki bunu istiyoruz, ABD Türkiye’yi F-35 ailesine geri kabul etmekten memnuniyet duyacaktır. Ama önce bu diğer meseleyi çözmeliyiz ve bunu çözerken de Türkiye’nin güçlü bir hava savunmasına sahip olmasını sağlamalıyız.” demişti.

Nuland ziyaretinin, Türkiye’nin İsveç’in NATO’ya katılımını onaylamasının hemen sonrasına denk gelmesinin tesadüf olmadığını ve iki ülke arasındaki ilişkileri “yeniden canlandırmak” amacını taşıdığını belirtmişti.

Ziyaret sırasında CNN Türk kanalına röportaj veren Nuland, Türkiye’nin ABD yapımı F-16 jetlerinin ve modernizasyon kitlerinin satın alınması için Kongre’nin onayına ihtiyaç duyan anlaşma konusunda da konuşmuştu.

Victoria Nuland, “Türkiye’nin F-16 filosunu geliştirmesinin Amerikan güvenliği ve bu düzeyde tam aktif ve katılımcı olmanın müttefikler arasında yük paylaşımı için önemli olduğu” konusunda Amerikalı milletvekillerini ikna etmek için çaba sarf edildiğini bildirmişti.

Nuland ayrıca yeni jetlerin ne zamana hazır olacağını bilmediğini, ancak Türkiye’nin bu jetlere kavuşmasının ABD için öncelikli olduğunu da sözlerine eklemişti.

ABD Dışişleri Bakanlığı, TBMM’nin İsveç’in NATO üyeliğini onaylamasının ardından Türkiye’ye 40 F-16 savaş uçağının satışı ve mevcut F-16’ların modernizasyonu konusunda Kongre’ye resmi bildirimde bulunmuştu. 15 günlük bildirim süresi cuma günü başlamıştı.

Paylaşın

ABD’den Türkiye’den 1 Şirkete ‘Hizbullah Ve İran Devrim Muhafızları’ Yaptırımı

İran Devrim Muhafızları ve Hizbullah’ın mali şebekesini hedef alan yeni yaptırımları açıklayan ABD Maliye Bakanlığı, Türkiye merkezli Mira İhracat İthalat Petrol adlı şirketi de listeye aldı.

Açıklamada, Mira İhracat İthalat Petrol’ün küresel piyasada İran mallarını satın aldığı, bu malların taşımacılığını yaptığı ve sattığı belirtildi.

Şirketin faaliyetlerinin merkezi İran’da bulunan ve ABD’nin yaptırım listesinde olan Hizbullah’ın maddi destekçisi Ali Kasir adlı kişi tarafından denetlendiği; Mira’nın satışlarından elde edilen karların Hizbullah’la paylaşıldığı kaydedildi.

VOA Türkçe’de yer alan habere göre; Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Maliye Bakanlığı, İran Devrim Muhafızları ve Hizbullah’ın mali şebekesini hedef alan yeni yaptırım açıkladı. Yaptırım listesine alınanlar arasında Türkiye’de bulunduğu belirtilen bir şirket de var.

ABD Maliye Bakanlığı’na bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC), Lübnan ve Türkiye’de bulunan üç şirket ve bir kişinin, İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü ve Hizbullah’ın mali şebekesine “kritik mali destek” sağladıkları gerekçesiyle yaptırım listesine alındığını açıkladı.

Yapılan açıklamada bu kişi ve şirketlerin, İran mallarını satarak yüz milyonlarca dolar gelir elde ettikleri ve bu satışların “Kudüs Gücü ve Hizbullah’ın devam eden terör faaliyetlerinin ve bölgedeki diğer terör örgütlerinin maddi olarak desteklenmesinde önemli bir kaynak sağladığı” belirtildi.

ABD Maliye Bakanlığı’nın açıklamasına göre yaptırım listesine alınan şirketlerden biri Türkiye’de bulunan Mira İhracat İthalat Petrol adlı şirket. Bu şirketin küresel piyasada İran mallarını satın aldığı, bu malların taşımacılığını yaptığı ve sattığı belirtildi.

Şirketin faaliyetlerinin merkezi İran’da bulunan ve ABD’nin yaptırım listesinde olan Hizbullah’ın maddi destekçisi Ali Kasir adlı kişi tarafından denetlendiği; Mira’nın satışlarından elde edilen karların Hizbullah’la paylaşıldığı kaydedildi.

Şirketin CEO’su ve sahibi olduğu belirtilen İbrahim Telal El Uveyir’in ‘İbrahim Ağaoğlu’ takma ismini kullandığı belirtildi.

Açıklamaya göre Lübnan’da bulunan ve Hizbullah’la bağlantılı olduğu belirtilen Yara Offshore SAL adlı şirketin de yaptırım listesinde bulunan gemileri kullanarak, İran mallarının satışını kolaylaştırdığı ve Suriye rejiminin bu şirkete milyonlarca dolar ödeme yaptığı kaydedildi.

Merkezi Lübnan’da bulunan Hydro Company for Drilling Equipment Rental’ın, milyonlarca dolar değerindeki İran mallarının Suriye’ye sevk edilmesini sağlayarak, İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü’nün finanse edilmesinde rol oynadığı gerekçesiyle yaptırım listesine alındığı ifade edildi.

Açıklamada, “Şirket üst düzey İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü subaylarının idaresi altında faaliyet gösteriyor ve ABD’nin yaptırım listesinde bulunan Lübnan’daki paravan şirket Concepto ile ticari ilişkileri bulunuyor” denildi.

Paylaşın

ABD’den Türkiye’ye F-35 Verme Şartı: S-400

Ankara’da temaslarda bulunan ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Vekili Victoria Nuland, “Açıkçası, eğer S-400 meselesini çözebilirsek, ki bunu istiyoruz, ABD Türkiye’yi F-35 ailesine geri kabul etmekten memnuniyet duyacaktır” dedi ve ekledi:

“Ama önce bu diğer meseleyi çözmeliyiz ve bunu çözerken de Türkiye’nin güçlü bir hava savunmasına sahip olmasını sağlamalıyız.”

Nuland, “Türkiye’nin F-16 filosunu geliştirmesinin Amerikan güvenliği ve bu düzeyde tam aktif ve katılımcı olmanın müttefikler arasında yük paylaşımı için önemli olduğu” konusunda Amerikalı milletvekillerini ikna etmek için çaba sarf edildiğini bildirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, TBMM’nin İsveç’in NATO üyeliğini onaylamasının ardından Türkiye’ye 40 F-16 savaş uçağının satışı ve mevcut F-16’ların modernizasyonu konusunda Kongre’ye resmi bildirimde bulunmuştu. 15 günlük bildirim süresi cuma günü başladı.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakan Yardımcısı Vekili Victoria Nuland, Ankara’da temaslarda bulundu.

Victoria Nuland “Patriot satışını müzakere ediyorduk ve bu müzakereler devam ederken Türkiye başka bir yöne gitti… Açıkçası, eğer S-400 meselesini çözebilirsek, ki bunu istiyoruz, ABD Türkiye’yi F-35 ailesine geri kabul etmekten memnuniyet duyacaktır. Ama önce bu diğer meseleyi çözmeliyiz ve bunu çözerken de Türkiye’nin güçlü bir hava savunmasına sahip olmasını sağlamalıyız.” dedi.

Nuland ziyaretinin, Türkiye’nin İsveç’in NATO’ya katılımını onaylamasının hemen sonrasına denk gelmesinin tesadüf olmadığını ve iki ülke arasındaki ilişkileri “yeniden canlandırmak” amacını taşıdığını belirtti.

Ziyaret sırasında CNN Türk kanalına röportaj veren Nuland, Türkiye’nin ABD yapımı F-16 jetlerinin ve modernizasyon kitlerinin satın alınması için Kongre’nin onayına ihtiyaç duyan anlaşma konusunda da konuştu.

Victoria Nuland, “Türkiye’nin F-16 filosunu geliştirmesinin Amerikan güvenliği ve bu düzeyde tam aktif ve katılımcı olmanın müttefikler arasında yük paylaşımı için önemli olduğu” konusunda Amerikalı milletvekillerini ikna etmek için çaba sarf edildiğini bildirdi.

Nuland ayrıca yeni jetlerin ne zamana hazır olacağını bilmediğini, ancak Türkiye’nin bu jetlere kavuşmasının ABD için öncelikli olduğunu da sözlerine ekledi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, TBMM’nin İsveç’in NATO üyeliğini onaylamasının ardından Türkiye’ye 40 F-16 savaş uçağının satışı ve mevcut F-16’ların modernizasyonu konusunda Kongre’ye resmi bildirimde bulunmuştu. 15 günlük bildirim süresi cuma günü başladı.

Paylaşın

ABD Dışişleri Bakanı Blinken: İran’la Savaş Peşinde Değiliz

Suriye – Ürdün sınırındaki ABD üssüne düzenlenen saldırıya ilişkin değerlendirmede bulunan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, saldırıda hayatını kaybeden askerler için yas tuttuklarını ve bir daha böyle saldırıların olmaması için mümkün olan her tedbiri aldıklarını ifade etti.

Antony Blinken, Joe Biden yönetimi olarak askeri karşılık seçeneklerini değerlendirdiklerini hatırlattı. ABD’nin ne şekilde karşılık vereceğine ilişkin soruya, “Dün Başkan’ın da belirttiği gibi, biz (bu saldırıya) karşılık vereceğiz ve bu karşılık çok katmanlı olacak, aşamalar halinde ve uzun süreli şekilde gerçekleşecek” şeklinde yanıt verdi.

İran’la bir savaş peşinde olmadıklarını belirten Blinken, 7 Ekim’den bu yana bölgede gerilimin çok arttığını ve ABD’nin Ortadoğu’daki çıkarlarını korumaya devam edeceklerini kaydetti.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’ndan (CENTCOM) yapılan açıklamada insansız hava aracıyla düzenlenen saldırıda, 34 ABD askerinin de yaralandığı ancak bu sayının da değişebileceği belirtildi.

ABD Savunma Bakanlığı, saldırıda hayatını kaybeden askerlerin kimliklerini 46 yaşındaki William Jerome Rivers, 24 yaşındaki Kennedy Ladon Sanders ve 23 yaşındaki Breonna Alexsondria Moffett olarak açıkladı.

İki askeri Amerikalı yetkiliye göre, Ekim ayı ortasından bu yana Ortadoğu’daki ABD askerleri en az 165 kez saldırıya uğradı.

Associated Press haber ajansı ve Wall Street Journal ile New York Times gazetelerinin haberine göre iki Amerikalı yetkili, saldırıyı gerçekleştiren insansız hava aracının (İHA) üsse dönen ABD’ye ait İHA ile karıştırılmış olabileceğini söyledi.

İsmini vermemek koşuluyla AP’ye konuşan iki yetkili, İHA Kule 22 olarak bilinen üsse yaklaşırken, ABD’ye ait insansız hava aracının da aynı dakikalarda havada olduğu ve üsse dönmek üzere olduğunu söyledi.

Yetkililer ilk incelemeye göre, düşmana ait İHA’nın bu nedenle ABD’nin hava savunma sistemini atlatmış olabileceği ihtimali bulunduğunu belirtti.

ABD Savunma Bakanlığı sözcüsü Sabrina Singh Pazartesi günü Pentagon’da düzenlediği basın toplantısında, saldırının Irak’ta varlık gösteren İran destekli Kataib Hizbullah (Hizbullah Tugayları) grubunun izlerini taşıdığını söyledi.

Pentagon sözcüsü, “Savaş istemiyoruz ancak adım atacağız ve askerlerimize yönelik saldırılara karşılık vereceğiz” dedi.

Savunma Bakanı Lloyd Austin, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ile yaptığı görüşmenin ardından saldırıya ilişkin yaptığı açıklamada, “Başkan ve ben ABD askerlerine yönelik saldırıları tolere etmeyeceğiz; ABD’yi ve kuvvetlerimizi savunmak için gereken adımları atacağız” dedi.

Biden yönetimi Ortadoğu’da ABD askerlerini hedef alan saldırılardan, İran’ın desteklediği, kaynak sağladığı ve eğittiği milis grupları sorumlu tutuyor. İran ise saldırıların arkasında olduğunu reddetti.

ABD askerlerinin hayatını kaybettiği saldırı, İsrail ve Hamas arasındaki savaşın genişlemesini engellemeye çalışan Biden yönetimini halihazırda gergin olan Ortadoğu’da hassas bir durumla karşı karşıya bırakıyor.

ABD’nin ülke dışındaki askeri varlığı

Amerika’nın Irak’ta 2500, Suriye’de 900 askeri bulunuyor. Bahreyn’de 9 bin, Kuveyt’te 13 bin, Katar’da da 8 bin askeri görev yapıyor. Ürdün, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde de ABD askerinin olduğu biliniyor.

Hamas’ın İsrail saldırısı sonrası Pentagon 7,500 personel bulunan iki uçak gemisini bölgeye göndermişti. Savunma Bakanlığı Pentagon’a göre ABD’nin 150’den fazla ülkede 220 bin askeri ve 800’den fazla da üssü bulunuyor.

Paylaşın

Ürdün’de ABD Askeri Üssü’ne İHA’lı Saldırı: 3 Ölü, 34 Yaralı

Ürdün’ün Suriye sınırına yakın bir bölgede bulunan ABD askeri üssüne düzenlenen insansız hava aracı saldırısında 3 ABD askeri öldü, 34 asker de yaralandı. Saldırıyı İran destekli Irak İslami Direniş Hareketi üstlendi.

Haber Merkezi / ABD Başkanı Joe Biden, saldırının, “Suriye ve Irak’ta faaliyet gösteren İran destekli radikal militan gruplar” tarafından gerçekleştirildiğini söyledi. Biden, ABD’nin “tüm sorumlulardan hesap soracağını” da sözlerine ekledi.

İran destekli milislerin Ortadoğu’daki Amerikan güçlerine yönelik aylardır devam eden saldırılarında ABD ordusu ilk kez kayıp verdi. ABD ordusu, hayatını kaybeden askerlerin kimliklerinin ailelerine haber verildikten 24 saat sonra kamuoyuyla paylaşılacağını açıkladı.

Saldırıyı üstlenen İslami Direniş Hareketi ise, saldırıya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

“Irak ve bölgedeki Amerikan işgal güçlerine direnme ve Gazze’de halkımıza karşı Siyonist oluşumu cezalandırma planının devamı olarak, Irak’taki İslami direniş mücahitleri 28 Ocak Pazar günü şafak vaktinde dronlar aracılığıyla saldırdı.”

Irak ve Suriye’de Irak Şam İslam Devleti’ne (IŞİD) karşı ABD önderliğinde kurulan koalisyon güçlerine yönelik İran yanlısı milisler tarafından ekim ayından bu yana saldırılar artarken, Washington yönetimi aynı şekilde bunlara misilleme yaparak karşılık veriyor.

ABD’nin Irak’ta 2 bin 500, Suriye’de 900 Ürdün’de ise 3000 civarında askeri bulunuyor.

ABD Savunma Bakanlığı Pentagon’a göre İran destekli milisler, 17 Ekim’den bu yana Irak ve Suriye’deki Amerikan birliklerinin bulunduğu üslere 150’den fazla saldırı düzenledi. Roketler ve tek yönlü saldırı uçaklarıyla yapılan saldırıların büyük çoğunluğu önlendi.

“Saldırı Suriye topraklarında gerçekleşti”

Ürdün hükümeti ise, ABD kuvvetlerine yönelik saldırının ülke topraklarında değil Suriye sınırındaki El Tanf (Tenef) Üssü’nde gerçekleştiğini duyurdu.

Ürdün hükümet sözcüsü Muhenned Mubaydin, El-Memleke TV’ye 3 ABD askerinin öldüğü, 25’inin yaralandığı saldırıyla ilgili açıklamada bulundu.

Mubaydin, ABD güçlerine yönelik saldırının Ürdün topraklarında değil Suriye sınırı yakınlarında gerçekleştiğini ve Tenef Üssü’nün hedef alındığını bildirdi.

ABD askerlerinin konuşlandığı El Tanf (Tenef) Üssü, Suriye-Irak-Ürdün üçgeninde yer alıyor. ABD’nin açıklamasındaysa saldırının Ürdün’ün kuzeydoğusunda, Ürdün topraklarında gerçekleştiği bildirilmişti.

Paylaşın

ABD, Türkiye’ye 40 Adet F-16 Satışına Onay Verdi

Türkiye’nin İsveç’in NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) üyeliğine onay vermesinin ardından, ABD hükümeti, Türkiye’ye 40 adet yeni F-16 ve 79 adet modernizasyon kitinin satılmasına onay verdi.

Türkiye’ye 40 yeni F-16 satışını ve 79’unun modernizasyonunu öngören anlaşmanın resmi olarak yürürlüğe girmesi için gönderildiği Kongre’de itiraza uğramaması gerekiyor.

Şimdiye kadar bazı Kongre üyeleri Türkiye’deki insan hakları ihlalleri ve komuşusu Yunanistan ile yaşadığı gerilimleri gerekçe göstererek söz konusu askeri savaş uçağı satışı konusunda endişesini dile getirmişti.

Türkiye, 40 adet F-16 ve yaklaşık 80 adet de mevcut filosu için modernizasyon kiti talebini ABD’ye 2021 yılı Ekim ayında iletti.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’ye 40 adet yeni F-16 ve 79 adet modernizasyon kitinin olası satışını onayladı ve Kongre’ye resmi bildirimde bulundu. Eş zamanlı olarak, Yunanistan’a da 40 adet olası F-35 satışı onaylandı ve bu olası satış da Kongre’ye bildirildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan Cuma akşamı yapılan açıklamada, Türkiye’ye F-16 satışının, “Avrupa’da siyasi ve ekonomik istikrar gücü olan bir NATO müttefikinin hava kabiliyetini ve birlikte işlerliğini geliştirerek, ABD’nin dış politika hedefleri ve ulusal güvenliğini destekleyeceği” kaydedildi.

“Satış daha eski F-16’lar hizmet süresinin sonuna yaklaşırken Türkiye’nin F-16 filosunu genişletmesini ve modernize etmesini sağlayacak. Bu yeni uçaklar, NATO misyonlarına katkıda bulunması ve bölgesel güvenliğin korunması amacıyla Türkiye’ye modernize çok rollü muharip uçak filosu sağlayacak” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamaya göre Türkiye’ye yapılacak olası satış toplam 23 milyar dolar; Yunanistan’a yapılacak satış da 8,6 milyar dolar değerinde. Yapılan açıklamada Türkiye ve Yunanistan’a yapılacak olası satışların bölgedeki temel askeri dengeyi değiştirmeyeceği belirtildi.

Hava kuvvetlerini yenilemek isteyen Ankara, İsveç’in NATO’ya katılımına onayı ABD’den F-16 savaş uçağı satışı ve mevcutların modernizasyonuna izin verilmesine bağlamıştı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da, terörü desteklemekle de suçladığı İsveç’in NATO’ya üyeliğinin Washington’un F-16 satışına bağlı olduğunu dile getirmişti.

İsveç’in NATO’ya üyeliği Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) geçen Salı günü onaylanmış, katılım protokolü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalandıktan sonra Resmi Gazete’de yayımlanarak Perşembe günü yürürlüğe girmişti.

Türkiye, onay prosedürünün resmi olarak tamamlanması için kabul bildirim mektubunu, 1949’da NATO’nun kuruluş antlaşmasına ev sahipliği yapan ve Washington Antlaşması olarak da anılan belgeyi elinde bulunduran ABD’ye iletilmiş, onay belgesinin Washington’a ulaşmasının ardından ABD yönetimi de F-16 satışı için yeşil ışık verildiğini duyurmuştu.

Türkiye’ye 40 yeni F-16 satışını ve 79’unun modernizasyonunu öngören anlaşmanın resmi olarak yürürlüğe girmesi için gönderildiği Kongre’de itiraza uğramaması gerekiyor. Şimdiye kadar bazı Kongre üyeleri Türkiye’deki insan hakları ihlalleri ve komuşusu Yunanistan ile yaşadığı gerilimleri gerekçe göstererek söz konusu askeri savaş uçağı satışı konusunda endişesini dile getirmişti.

Bu arada Türkiye’ye F-16 satışına onayla birlikte ABD yönetimi Cuma günü Yunanistan’a da F-35 satışına izin verildiğini de duyurdu. Kongre’nin gelen savaş uçağı onayına dair tebligatı değerlendirmek üzere 15 gün zamanı bulunuyor. Bu süre zarfında itiraz yapılmaması halinde Türkiye ile F-16 anlaşması resmiyet kazanmış olacak.

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasıyla başlayan savaş üzerine Mayıs 2022’de o zamana kadar tarafsızlık ilkesi güden İsveç, komşusu Finlandiya ile birlikte NATO’ya üye olmak amacıyla resmi başvuruda bulunmuştu. Finlandiya Nisan 2023’te üyelik için onay alırken İsveç’in başvurusu Türkiye tarafından terör örgütlerine destek verdiği ve Ankara’ya askeri ihracatta ambargo uyguladığı suçlamasıyla sürüncemede bırakılmıştı.

Türkiye dışında İsveç’in üyeliğini onaylamayan tek ülke Macaristan. Avrupalı diplomatlar, Ankara gibi Macaristan’ın İsveç’in üyeliğinin onayını başka talepleri için pazarlık konusu yaptığıeleştirisini getiriyor ve Avrupa Birliği’nin (AB), Macaristan’daki hukuk devleti ihlallerineyönelik eleştirisine misilleme olarak görülüyor.

İsveç’in NATO’ya katılım protokülünün Ankara tarafından onaylanması üzerine Kanada’nın da Türk Bayraktar TB2 SİHA’larında kullanılan optik sistemlerin ihracatına 2020’de koyduğu ambargoyu kaldırmaya hazırlandığı haber veriliyor.

Reuters haber ajansının konuya yakın kaynaklara dayandırdığı bir habere göre, Türkiye ile Kanada arasında aylar süren görüşmelerin ardından Ocak ayında bir anlaşmaya varıldığı, anlaşmanın Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliğine onay sürecini tamamlaması sonrasında yürürlüğe girmesi konusunda mutabık kalındığı kaydedildi.

Paylaşın