Çin’den ABD’ye “Tayvan” Uyarısı: Dikkatli Olun

ABD’nin Tayvan ile her türlü resmi teması kesmesini isteyen Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mao Ning, Washington’u Tayvan meselesinin “aşırı karmaşıklığı ve hassasiyeti konusunda dikkatli olmaya” çağırdı.

Tayvan, bu ay Senato’dan geçen ancak Temsilciler Meclisi’nde bekleyen 95 milyar dolarlık yardım paketin bir parçası. Paket, Tayvan’a sağlanan ABD silahlarının yenilenmesi için 1,9 milyar dolar içeriyor.

Washington, 1979 tarihli bir yasa uyarınca Tayvan’a işgali caydıracak yeterli askeri donanım ve teknoloji sağlamakla yükümlü. Adayı Çin topraklarının bir parçası olarak gören ve gerekirse güç kullanarak ele geçirmeyi taahhüt eden Pekin ise Tayvan’a yapılan silah satışlarına karşı çıkıyor.

Çin, Amerika Birleşik Devletleri Kongresi’nden bir heyetin Tayvan’a yaptığı ziyarete sert tepki gösterdi. Euronews Türkçe’nin aktardığına göre; Ziyaret sonrası tepkisini dile getiren Çin Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin kendi kendini yöneten ada ile her türlü resmi teması kesmesini istedi.

Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mao Ning, Washington’u Tayvan meselesinin “aşırı karmaşıklığı ve hassasiyeti konusunda dikkatli olmaya” çağırdı. Sözcü “Çin, ABD ve Tayvan makamları arasında her türlü resmi etkileşime karşıdır ve ABD’nin Tayvan işlerine her ne şekilde ya da her ne bahaneyle olursa olsun müdahalesini reddetmektedir.” dedi.

Pekin ve Washington’ın ABD Başkanı Joe Biden ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasında kasım ayında yapılan görüşmenin ardından sarsılan ilişkilerini istikrara kavuşturma arayışında.

Bu ortamda ziyaret Çin’de beklenenden daha şiddetli bir tepki çekti. Ancak Kongre heyetinin temaslarının 2022 yazında dönemin Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin Tayvan’a yaptığı ziyaret sonrasında Çin’in yaptığı askeri tatbikatlar gibi büyük eylemleri tetiklemesi beklenmiyor.

Tayvan’a askeri ekipman satışı

Öte yandan, Kongre heyetinin ziyareti Tayvan’a askeri ekipman satışıyla ilgili anlaşmayı ABD Dışişleri Bakanlığı’nın onayladığı güne denk geldi. Çin’in ABD’li şirketlere yaptırım getirmesine yol açan satış, iletişim ve küresel konumlandırma sistemlerini ve ilgili teknolojiyi kapsıyor. Nispeten küçük boyuttaki satış silah içermiyor.

Tayvan, bununla birlikte, bu ay Senato’dan geçen ancak Temsilciler Meclisi’nde bekleyen 95 milyar dolarlık yardım paketinin de bir parçası. Ukrayna ve İsrail’e odaklanan paket, Tayvan’a sağlanan ABD silahlarının yenilenmesi için 1,9 milyar dolar içeriyor.

Washington, 1979 tarihli bir yasa uyarınca Tayvan’a işgali caydıracak yeterli askeri donanım ve teknoloji sağlamakla yükümlü. Adayı Çin topraklarının bir parçası olarak gören ve gerekirse güç kullanarak ele geçirmeyi taahhüt eden Pekin ise Tayvan’a yapılan silah satışlarına karşı çıkıyor.

Paylaşın

Biden’dan Putin’e Sert Sözler: Çılgın Bir O…Ç…

ABD Başkanı Joe Biden, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i “çılgın bir o…ç…” olarak nitelendirdi. Biden’ın Putin’le ilgili sözlerine tepki gösteren Kremlin, “Biden’ın bir Hollywood kovboyu gibi görünmek istediğini ama beceremediği” yorumunda bulundu.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, seçim kampanyası için düzenlediği bağış toplama etkinliğinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i “çılgın bir o…ç…” olarak nitelendirdi ve eski ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini geçen hafta Kuzey Kutbu’ndaki bir hapishanede ölen Rus muhalefet lideriyle kıyaslayan yorumlarını hedef aldı.

VOA Türkçe’nin aktardığına göre; Biden konuşmasında iklim değişikliğinden bahsederken, “Putin gibi çılgın o…ç…ve benzerleri var. Bu nedenle her zaman nükleer çatışma konusunda endişelenmek zorundayız, ancak insanlık için varoluşsal tehdit iklimdir” dedi.

2024 seçim kampanyasına para toplamak için üç günlük California turuna çıkan ve dün akşam San Francisco’da bağışçılara hitap eden Biden, muhtemel Cumhuriyetçi rakibi tarafından yapılan son yorumlar karşısında hayrete düştüğünü de söyledi.

Trump, Rus muhalefet lideri Aleksey Navalni’nin hapishanedeki şüpheli ölümünü, ABD’deki kendi hukuki sorunlarıyla karşılaştırdı. New York’lu bir yargıcın, şirketlerinin mali tablolarında serveti hakkında yıllarca yalan söylediğini tespit etmesinin ardından Trump 350 milyon dolar para cezasına çarptırılmıştı. Trump bu kararı “bir tür komünizm ya da faşizm” olarak nitelemişti.

Trump’ın kendini Navalni ile kıyaslamasını, “Bu saçmalıklar nereden çıktı bilmiyorum” diye cevaplayan Başkan Biden, “Ülkemiz komünist bir ülke haline geldiği için kendisinin de Navalni gibi zulme uğradığını söylüyor. Bu beni hayrete düşürüyor” dedi.

Trump’ın “Make America Great Again” (MAGA; Amerikayı Tekrar Büyük Yap) sloganına atıfta bulunan Biden, “Uzun zamandır buralardayım ve bu MAGA Cumhuriyetçi kalabalığı gibi, insanlar için neyin önemli olduğu konusunda çok az ahlaki öngörüye sahip bir kalabalık görmedim” diye ekledi.

Beverly Hills’te düzenlenen kampanya bağış toplama etkinliğinde Biden, orta sınıf Amerikalılar’a yardım etme çabalarının altını çizmiş ve Kasım ayında Trump’ın kazanmasının, ülke çapında bir kürtaj yasağına, Cumhuriyetçiler’in Başkan Barack Obama döneminde başlatılan sağlık sigortası programını geri almak için uğraşacağına ve zenginlere orantısız bir şekilde yardım edecek daha fazla politikaya yol açabileceği konusunda uyarmıştı.

“Hollywood kovboyu”

Kremlin’den ise bugün Başkan Biden’ın Putin’le ilgili sözlerine tepki geldi. Joe Biden’ın, Vladimir Putin hakkındaki sözlerinin ABD’yi ve bu tür kelimeleri kullananları küçük düşürdüğünü savunan Kremlin, “Biden’ın bir Hollywood kovboyu gibi görünmek istediğini ama beceremediği” yorumunda bulundu.

Kremlin sözcüsü Dimitri Peskov, “ABD Başkanı’nın başka bir devletin başkanına karşı böyle bir dil kullanmasının Başkanımız Putin’i etkilemesi mümkün değildir. Ancak bu tür kelimeleri kullananları küçük düşürüyor” dedi.

Söz konusu ifadeyi Biden’ın bir “Hollywood kovboyu” gibi görünme çabasına bağlayan Peskov, “Ama dürüst olmak gerekirse bunun mümkün olduğunu sanmıyorum” dedi ve şöyle devam etti: Sayın Putin size hitap ederken hiç kaba bir kelime kullandı mı? Böyle bir şey hiç olmadı. Bu nedenle, bu tür kelimelerin Amerika’nın kendisini küçük düşürdüğünü düşünüyorum.

Paylaşın

Çin’den ABD’ye “Gazze” Tepkisi

Gazze’de acilen insani ateşkes edilmesi çağrısında bulunan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tasarısını veto eden ABD’ye tepki gösteren Çin’in BM Daimi Temsilcisi Zhang Jun, Pekin’in bu veto nedeniyle “büyük bir hayal kırıklığı ve memnuniyetsizlik duyduğunu” söyledi.

Haber Merkezi / Açıklamaları Çin resmi haber ajansı Şinhua tarafından aktarılan Zhang Jun, “Gazze’deki durumu daha da tehlikeli bir hâle iten ABD vetosu, yanlış bir mesaj veriyor” dedi.

Ateşkese karşı çıkılmasının “kıyımın devam etmesine yeşil ışık yakılmasından hiçbir farkı olmadığını” belirten Çinli temsilci, ateşkes çağrısını, “BM Güvenlik Konseyi’nin kaçınamayacağı bir ahlaki yükümlülük” olarak tanımladı.

Çatışmaların yayılmasının Ortadoğu’yu istikrarsızlaştırdığını ve daha büyük bir savaş çıkma riskini artırdığını ifade eden Zhang, “Dünya ancak Gazze’deki savaşın alevlerini söndürerek tüm bölgeyi cehennem ateşinin sarmasına engel olabilir” dedi.

Gazze’de ölenlerin sayısı 29 bini aştı

Öte yandan Gazze Şeridi’nde İsrail Saldırılarında can kaybı 29 bin 92’ye yükseldi. Yaralıların sayısı ise 69 bin 28’e yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

ABD, Gazze tasarısını veto etti

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK), Cezayir tarafından sunulan ve Gazze’de acil insani ateşkes talep eden karar tasarısını veto etti. 15 üyeli Güvenlik Konseyi’nde(BMGK), daimi üyelerden ABD, ‘hayır’ yönünde veto hakkını kullanırken İngiltere ‘çekimser’ kaldı. Güvenlik Konseyi’nin diğer 13 üyesi ise lehte oy kullandı.

Bu, ABD’nin 7 Ekim’de başlayan savaşta, Gazze’de ateşkes talep eden bir BM Güvenlik Konseyi kararını üçüncü kez veto edişi olarak kayıtlara geçti.

Oylamadan önce konseye seslenen Cezayir’in BM Daimi Temsilcisi Amar Bendjama, “Bu karar taslağı lehinde oy kullanmak Filistinliler’in yaşam hakkına destek vermek anlamına gelir. Buna karşılık, aleyhte oy kullanmak, onlara uygulanan acımasız şiddeti ve toplu cezalandırmayı onaylamak anlamına gelir” diye konuştu.

Keza her Filistinlinin “ölüm ve soykırım”ın hedefinde olduğunu belirten Bendjama, “Konsey ateşkes çağrısı yapmadan önce daha kaç masum canın kurban edilmesi gerek?” sorusunu yöneltti.

ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas-Greenfield oylama öncesinde konseye hitaben yaptığı açıklamada, “Konseyin şu anda atacağı her adım bu hassas ve devam etmekte olan müzakerelere engel değil, yardımcı olmalıdır. Biz şu anda masada olan karar tasarısının aslında bu müzakereleri olumsuz etkileyeceğine inanıyoruz” dedi.

Thomas-Greenfield, “Hamas’ın rehineleri serbest bırakmasını gerektiren bir anlaşma olmaksızın derhal ve koşulsuz bir ateşkes talep etmek, kalıcı bir barış getirmeyecektir. Aksine Hamas ve İsrail arasındaki çatışmaları uzatabilir” şeklinde konuştu.

ABD’nin vetosu sonrası ne olacağını zaman gösterecek. Ancak Cezayir öncülüğündeki ‘Arap Grubu’, karar tasarısını BM üyesi 193 ülkenin tamamını kapsayan BM Genel Kurulu’na götürebilir. Zira tasarının burada ezici çoğunlukla onaylanmasına kesin gözüyle bakılıyor. Ancak BM Genel Kurul kararlarının yasal bağlayıcılığı bulunmuyor.

Aralık ayında 193 üyeli BM Genel Kurulu’nun dörtte üçünden fazlası acil insani ateşkes talebine onay verdi. Bu arada BM Genel Kurul kararları Her ne kadar bağlayıcı olmasa da, savaşa dair küresel görüşü yansıtan siyasi bir ağırlık taşıyor.

Paylaşın

ABD, Gazze’ye Yönelik ‘Acil Müdahale’ Çağrısı Yapan BMGK Tasarısını Veto Etti

Filistin – İsrail savaşının 138. günü geride kalırken, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK), Cezayir tarafından sunulan ve Gazze’de acil insani ateşkes talep eden karar tasarısını veto etti. 

Haber Merkezi / 15 üyeli Güvenlik Konseyi’nde(BMGK), daimi üyelerden ABD, ‘hayır’ yönünde veto hakkını kullanırken İngiltere ‘çekimser’ kaldı. Güvenlik Konseyi’nin diğer 13 üyesi ise lehte oy kullandı.

Bu, ABD’nin 7 Ekim’de başlayan savaşta, Gazze’de ateşkes talep eden bir BM Güvenlik Konseyi kararını üçüncü kez veto edişi olarak kayıtlara geçti.

Oylamadan önce konseye seslenen Cezayir’in BM Daimi Temsilcisi Amar Bendjama, “Bu karar taslağı lehinde oy kullanmak Filistinliler’in yaşam hakkına destek vermek anlamına gelir. Buna karşılık, aleyhte oy kullanmak, onlara uygulanan acımasız şiddeti ve toplu cezalandırmayı onaylamak anlamına gelir” diye konuştu.

Keza her Filistinlinin “ölüm ve soykırım”ın hedefinde olduğunu belirten Bendjama, “Konsey ateşkes çağrısı yapmadan önce daha kaç masum canın kurban edilmesi gerek?” sorusunu yöneltti.

ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas-Greenfield oylama öncesinde konseye hitaben yaptığı açıklamada, “Konseyin şu anda atacağı her adım bu hassas ve devam etmekte olan müzakerelere engel değil, yardımcı olmalıdır. Biz şu anda masada olan karar tasarısının aslında bu müzakereleri olumsuz etkileyeceğine inanıyoruz” dedi.

Thomas-Greenfield, “Hamas’ın rehineleri serbest bırakmasını gerektiren bir anlaşma olmaksızın derhal ve koşulsuz bir ateşkes talep etmek, kalıcı bir barış getirmeyecektir. Aksine Hamas ve İsrail arasındaki çatışmaları uzatabilir” şeklinde konuştu.

ABD’nin vetosu sonrası ne olacağını zaman gösterecek. Ancak Cezayir öncülüğündeki ‘Arap Grubu’, karar tasarısını BM üyesi 193 ülkenin tamamını kapsayan BM Genel Kurulu’na götürebilir. Zira tasarının burada ezici çoğunlukla onaylanmasına kesin gözüyle bakılıyor. Ancak BM Genel Kurul kararlarının yasal bağlayıcılığı bulunmuyor.

Aralık ayında 193 üyeli BM Genel Kurulu’nun dörtte üçünden fazlası acil insani ateşkes talebine onay verdi. Bu arada BM Genel Kurul kararları Her ne kadar bağlayıcı olmasa da, savaşa dair küresel görüşü yansıtan siyasi bir ağırlık taşıyor.

Gazze’de ölenlerin sayısı 29 bini aştı

Öte yandan Gazze Şeridi’nde İsrail Saldırılarında can kaybı 29 bin 92’ye yükseldi. Yaralıların sayısı ise 69 bin 28’e yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Gazze’de çocuk ölümü uyarısı

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Dünya Gıda Programı (WFP) ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), giderek artan devamsızlık sorunu ve sakatlık nedeniyle Gazze’deki çocuk ölümlerinde büyük bir artışın yaşanabileceği uyarısında yer aldı.

Gazze’de temiz su ve gıdanın “son derece azaldığını” bildiren BM ülkelerinin neredeyse tüm küçük çocukların hastalıklarının kaptığını belirtti.

Gazze Şeridi’nde yaşayan altı kişinin yüzde 90’ının en az bir hastalığın seyrinin bildirildiği ortak raporda, ishal vakalarının da 2022’ye kıyasla 23 kat arttığı ifade edildi.

BM ülkelerinde, Gazze’nin büyümekte olan iki yaşın altında bebeklerin yüzde 15’inden fazlasının şiddetli yetersiz beslenme sorunu yaşadığı, bu yaş grubundaki bebeklerin yüzde üçününse aşırı zayıflık nedeniyle hayatlarının tehlikede olduğu değerlendirmesinde bulundu. Gazze’nin günümüzde iki yaşında bebeklerdeki şiddetli yetersiz beslenme oranlarında 5 olduğu belirtildi. Bu oranın söz konusu bölgedeki savaştan önce sadece yüzde 0,8 olduğuna dikkat çekildi.

Raporda, söz konusu verilerin Ocak ayına ilişkin olduğu için muhtemelen şu an çok daha “vahim” bir tabloyla karşı karşıya geldiği da belirtildi.

UNICEF İcra Direktörü Yardımcısı Ted Chaiban, “Çocuk ölümlerinin hâlihazırda dayanılmaz bir şekilde olduğu Gazze Şeridi, önlenebilir çocuk ölümlerinde bir patlamaya tanıklık etme sürecinde” açıklamasında bulundu.

“Açlık ve hastalıklar, mali tabloların bir listesidir” diyen DSÖ Küresel Acil Durum Direktörü Mike Ryan ise “Aç, zayıf düşmüş ve ciddi şekilde travma geçirmiş çocuklar, hastalanmaya daha yatkındır. Ve hasta olan çocuklar, bilhassa da ishallerse, besinleri iyi bir şekilde absorbe edemezler” tasarruf kullanıldı. Ryan “Bu, tehlikeli ve trajik. fazlasıyla gözlerimizin önünde gerçekleşiyor” dedi.

Gazze Şeridi’nin kuzeyine yardımlar durduruldu

Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı Dünya Gıda Programı (WFP), Gazze Şeridi’nin kuzey bölgelerine gıda yardımlarının durdurulduğunu duyurdu.

WFP’den konuyla ilgili yapılan açıklamada, yaşanan savaş nedeniyle büyük oranda tahrip olan Filistin bölgelerine, şartlar yeniden güvenli bir dağıtım imkanı sağlayana dek gıda yardımı yapılamayacağı bildirildi.

Açıklamada, “Gazze Şeridi’nin kuzeyine sevkiyatları durdurma kararı kolay alınmadı, zira biliyoruz ki o bölgelerde durum daha da kötüye gidecek ve çok sayıda insan açlıktan ölme tehlikesi ile karşı karşıya” ifadeleri kullanıldı. WFP, söz konusu kararın alınmasında, son olarak Gazze Şeridi’nin iç kısımlarına giden bir yardım konvoyuna ateş açılması ve yağma edilmeye çalışılmasının da etkili olduğunu vurguladı.

Gazze Şeridi’nin kuzey kısımlarına yönelik, Dünya Gıda Programı yardımlarına üç haftalık aranın ardından geçen Pazar günü yeniden başlanmıştı. Ancak WFP, “tam bir kaos ve şiddetin hakim olduğu bölgede sivil düzenin tamamen çökmüş olduğunu” duyurdu.

Merkezi İtalya’nın başkenti Roma’da olan WFP, Pazar günü yeniden başlayan yardımları ilk etapta bir hafta boyunca sürdürmeyi ve her gün gıda dolu bir kamyonu Gazze Şeridi’ne göndermeyi planlamıştı. Pazar günü yola çıkan konvoyun, kamyonlara tırmanmaya çalışan insanlara karşı kendini korumak zorunda kaldığı ve hatta Gazze kentine ulaşıldığında kamyonlara ateş açıldığı aktarılıyor.

Pazartesi günü ise yola koyulan ikinci konvoyu oluşturan kamyonlardan bazılarının yağmalandığı ve bir kamyon şoförünün darp edildiği, yağmadan kurtulan un çuvallarının ise Gazze kentinde “çok yüksek gerilim ve patlamaya hazır öfke ortamının ortasında dağıtıldığı” duyuruldu.

BM örgütleri, savaşın başlangıcından bu yana geçen 20 haftanın ardından Gazze Şeridi’nde gıda ve içme suyunun çok azaldığını ve bölgede görev yapan BM çalışanlarının, “Eşi benzeri görülmemiş bir çaresizlikle” karşı karşıya olduğunu ifade ediyor.

Paylaşın

ABD’den Dikkat Çeken “Gazze” Hamlesi

Filistin – İsrail savaşının 137. günü geride kalırken ABD’nin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK), teşkilatın “Gazze’de mümkün olan en kısa sürede geçici bir ateşkese destek verdiğini” vurgulayan yeni bir karar taslağı sunduğu bildirildi.

Gazze Şeridi’nde İsrail Saldırılarında can kaybı 29 bin 92’ye yükseldi. Yaralıların sayısı ise 69 bin 28’e yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Washington, İsrail-Hamas savaşıyla ilgili herhangi bir BM eyleminde ateşkes kelimesinin kullanılmasına karşı çıkıyordu ancak ABD’nin taslak metni, Başkan Joe Biden’ın geçen hafta İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmelerde kullandığını söylediği dili yansıtıyor.

Reuters tarafından Pazartesi günü görülen taslak metinde “mevcut koşullar altında Refah’a yönelik büyük bir kara harekatının sivillere daha fazla zarar vereceği ve potansiyel olarak komşu ülkeler de dahil olmak üzere daha fazla yer değiştirmelerine neden olacağı” tespiti yer alıyor.

İsrail’in 1 milyondan fazla Filistinli’nin sığındığı Gazze’nin güneyindeki Refah’a saldırmayı planlaması, böyle bir hamlenin Gazze’deki insani krizi daha da kötüleştireceği yönünde uluslararası endişelerin artmasına yol açtı.

Metinde, böyle bir adımın “bölgesel barış ve güvenlik üzerinde ciddi etkileri olacağı ve bu nedenle mevcut koşullar altında böyle büyük bir kara harekatının devam etmemesi gerektiğinin altını çizdiği” belirtildi. Karar taslağının ne zaman oylamaya sunulacağı ya da sunulup sunulmayacağı henüz belli değil.

Cezayir’in Salı günü 15 üyeli konseyden İsrail-Hamas savaşında derhal insani ateşkes talep eden karar tasarısının oylanmasını talep etmesinin ardından ABD bu metni gündeme getirdi. ABD, Cezayir’in hazırladığı ve ateşkes çağrısı içeren karar tasarısını BM’de veto edeceğini açıklamıştı.

ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas-Greenfield, Cezayir’in BM Güvenlik Konseyi üyelerinin görüşüne sunduğu, ancak oylamaya sunulmayan karar taslağının asıl amaca hizmet etmeyeceğini düşündüklerini ifade etmişti.

Thomas-Greenfield, “Amaca hizmet etmenin tam tersine, Cezayir’in hazırladığı bu karar taslağı, yürütülen hassas müzakereleri de tehlikeye atabilir. Rehinelerin serbest bırakılmasını, Filistinli sivillerin ve yardım çalışanlarının ihtiyaç duyduğu uzun bir duraklamayı güvence altına almaya yönelik devam eden diplomatik çabaları da raydan çıkarabilir. Güvenlik Konseyi’nin yapması gereken, daha önceden benimsediğimiz iki insani kararın arkasında durmaktır” demişti.

Washington geleneksel olarak müttefiki İsrail’i BM eylemlerinden koruyor ve 7 Ekim’den bu yana konsey kararlarını iki kez veto etti. Ancak iki kez de çekimser kalarak konseyin Gazze’ye insani yardımı arttırmayı amaçlayan ve çatışmalara acil ve uzun süreli insani ara verilmesi çağrısında bulunan kararları kabul etmesine izin verdi.

ABD, Mısır, İsrail ve Katar savaşa ara verilmesi ve Hamas’ın elindeki rehinelerin serbest bırakılması için müzakerelerde bulunmaya çalışıyor.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

ABD’den Türkiye Merkezli Bir Şirkete İran Yaptırımı

ABD, Türkiye merkezli Ted Teknoloji Geliştirme Hizmetleri Sanayi Ticaret Anonim Şirketi’ne İran Merkez Bankası için Amerikan teknolojisi kaçakçılığı yaptığı gerekçesiyle yaptırım uyguladığını açıkladı.

Ticaret sicil kaydına göre, Ağustos 2019’da 50 bin TL sermayeyle kurulan şirket, bilgi teknolojileri alanında faaliyet gösteriyor. Sicil kaydında şirketin adresi İstanbul Bahçelievler olarak görülüyor.

ABD Hazine Bakanlığının Terörizm ve Mali İstihbarattan Sorumlu Müsteşarı Brian Nelson, “Amerika Birleşik Devletleri, İran rejiminin hassas ABD teknolojisi ve kritik bilgilerini elde etmeye yönelik yasa dışı girişimlerini engellemek için elindeki tüm araçları kullanmaya devam edecektir” dedi.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İran Merkez Bankası’nın İran’daki bir iştirakine, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) merkezli iki kuruluşa, Türkiye merkezli bir kuruluşa ve üç kişiye Amerikan teknolojisi kaçakçılığı yaptıkları gerekçesiyle yaptırım uygulandığını açıkladı.

ABD Hazine Bakanlığı’ndan gelen açıklamada söz konusu kuruluşların, İran Merkez Bankası’nın bir iştiraki olan İran merkezli Informatics Services Corporation (ISC), bir ISC paravan şirketi olan BAE merkezli Advance Banking Solution Trading, yine BAE merkezli Freedom Star General ticaret firması ve Türkiye merkezli Ted Teknoloji Geliştirme Hizmetleri Sanayi Ticaret Anonim Şirketi oldukları kaydedildi.

ABD Hazine Bakanlığı, Ted Teknoloji Geliştirme Hizmetleri Sanayi Ticaret A.Ş. ise ISC’nin Türkiye’deki temsilcisi olarak hizmet verdiğini ve paravan şirketlerle iş birliği içerisinde ABD mallarını ve teknolojisini satın aldığını bildirdi. Açıklamada, yaptırım listesine alınan ve hem Fransa hem de İran vatandaşlığı bulunan ISC çalışanı Pouria Mirdamadi’nin Ted’in faaliyetlerine dâhil olduğu belirtildi.

İstanbul Ticaret Odası’ndaki sicil kaydına göre de şirketin tek yönetim kurulu üyesi olarak bu kişinin adı görülüyor. Ticaret sicil kaydına göre, Ağustos 2019’da 50 bin TL sermayeyle kurulan şirket, bilgi teknolojileri alanında faaliyet gösteriyor. Sicil kaydında şirketin adresi İstanbul Bahçelievler olarak görülüyor.

ABD Hazine Bakanlığı’nın Terörizm ve Mali İstihbarattan Sorumlu Müsteşarı Brian Nelson, yaptığı açıklamada “İran Merkez Bankası, Ortadoğu’yu daha da istikrarsızlaştırmayı amaçlayan iki kilit aktör olan İslam Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü ve Hizbullah’a mali destek sağlanmasında kritik bir rol oynamıştır” dedi.

Brian Nelson, “ABD, İran rejiminin hassas Amerikan teknolojisini ve kritik girdileri elde etmeye yönelik yasadışı girişimlerini engellemek için mevcut tüm araçları kullanmaya devam edecektir” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

“Biden, Netanyahu’ya “G.tün Teki” Dedi” İddiası

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden’ın, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’dan “g.tün teki” olarak bahsettiği ileri sürülürdü. Söz konusu iddialar yalanlandı:

“Başkan, Netanyahu ile hangi noktalarda aynı fikirde olmadığı konusunda netti ancak bu, kamuoyunda ve özelde onlarca yıldır devam eden saygılı bir ilişki.”

ABD Başkanı Biden’ın İsrail’e karşı söylemlerini artırmasına rağmen ‘önemli bir politika değişikliğine gitmeyi planlamadığını’ aktardı:

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; ABD Başkanı Joe Biden’ın, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Gazze’de aldığı kararlar nedeniyle ‘hayal kırıklığına uğradığı’ ve çevresi ile yaptığı görüşmelerde Netanyahu’dan ‘g.tün teki’ olarak bahsettiği ileri sürüldü.

Biden’ın, Tel Aviv yönetimine Gazze’de ateşkesi kabul etmesi için baskı uyguladığını söyleyen kaynaklara göre ABD Başkanı, ‘Netanyahu ile başa çıkmanın imkansız olduğunu’ da dile getirdi. NBC’ye konuşan kaynaklar, Biden’ın yakın zamanda en az üç kez Netanyahu’yu ‘g.tün teki’ olarak nitelendirdiğini söyledi.

Netanyahu’nun kalıcı ateşkese yanaşma konusundaki isteksizliğinin ‘hayal kırıklığı yarattığını’ belirten kaynaklar, iki lider arasındaki dinamiğin ‘bir dönüm noktasının eşiğinde’ olabileceğini de dile getirdi. ABD Başkanı’na yakın isimler, Biden’ın Netanyahu’ya kamuoyu önünde fazla sert davranmasının ‘ters etki yaratacağına inandığını’ da bildirdi.

İsmi açıklanmayan yetkililer, Biden’ın İsrail’e karşı söylemlerini artırmasına rağmen ‘önemli bir politika değişikliğine gitmeyi planlamadığını’ aktardı.

ABD Ulusal Güvenlik Konseyi ise söz konusu iddiaları reddetti. NBC’ye açıklama yapan konsey sözcüsü, “Başkan, Netanyahu ile hangi noktalarda aynı fikirde olmadığı konusunda netti ancak bu, kamuoyunda ve özelde onlarca yıldır devam eden saygılı bir ilişki” dedi.

Paylaşın

ABD Kongresi’nde Türkiye’ye F-16 Satış Süreci Tamamlandı

ABD’nin Türkiye’ye F-16 satışına ilişkin Kongre’deki 15 günlük inceleme süreci tamamlandı. Bundan sonra satışa ilişkin süreç, iki ülkeden kurumlar arasında yapılacak görüşmelerle ilerleyecek.

Haber Merkezi / Türkiye, ABD’den 40 adet yeni F-16 Blok 70 savaş uçağı ve sahip olduğu 79 uçak için de modernizasyon kiti talep etmişti. Satışın yaklaşık 23 milyar dolar karşılığında gerçekleşmesi bekleniyor.

Havacılık kaynaklarına göre, F-16’ların üreticisi Lockheed Martin’in önünde bekleyen çok sayıda F-16 siparişi var. Bu yüzden uçakların tesliminin 2027’ye kalabileceği aktarılıyor.

ABD’nin Ankara Büyükelçiliği sosyal medya hesabı üzerinden konuya ilişkin yaptığı paylaşımında, “Kongre’nin bu hafta, Türkiye’nin 40 yeni ve 79 modernize edilmiş F-16 uçağı satın almasını onaylama kararı ileriye doğru atılmış önemli bir adımdır. Türkiye’nin F-16 filosu, NATO’nun gücü açısından hayati önem taşımakta, Müttefiklerin gelecekte birlikte çalışabilirliğini teminat altına almaktadır” ifadelerine yer verdi.

Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul, geçen hafta Türkiye’ye F-16 satışını engellemek için ortak bir yasa tasarısı sunmuştu. Paul’un 5 Şubat’ta sunduğu yasa tasarısı, Biden yönetiminin Türkiye’ye tedarik etmeyi öngördüğü F-16’lar dahil tüm askeri teçhizat, malzeme ve hizmetlerin satışının yasaklanmasını talep ediyordu. Ancak Paul’un sunduğu söz konusu tasarı Senato Dış İlişkiler Komitesi’ne havale edilirken, tasarıya ilişkin herhangi bir işlem yapılmadı.

Yabancı ülkelere silah satışı konusunda Senato Dış İlişkiler Komitesi ile Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nin değerlendirme ve varsa itiraz hakkı bulunuyor. Hem Senato hem de Temsilciler Meclisi’nin dış ilişkiler komiteleri, 26 Ocak’ta bildirimin yapıldığı gün yaptıkları açıklamalarla Türkiye’ye F-16 satışına onay verdiklerini duyurmuştu.

Türkiye, Rusya’dan S-400 alması nedeniyle yeni nesil savaş uçağı F-35’in programından çıkarılmasının ardından 40 adet F-16 almak ve mevcut 79 F-16’yı da modernize etmek için ABD’ye başvurmuştu.

Fakat bu başvuru, Türkiye’nin Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliğini onaylamaması nedeniyle Kongre’ye iletilmemişti. İsveç’in üyeliğinin onaylanmasıyla birlikte ABD hükümeti satışa onay vermiş ve konu Kongre’ye iletilmişti.

Paylaşın

ABD Senatosu’nda Türkiye’ye F-16 Satışını Engelleme Çabası

ABD Senatosu’nda, Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul, Türkiye’ye F-16 satışını engellemek için ortak bir yasa tasarısı sundu. Kongre yabancı bir ülkeye silah satışını engelleyebilir ancak bunun için hem Temsilciler Meclisi hem de Senato’dan aksi yönde karar çıkması gerekiyor.

Kaynaklar, ABD Senatosu’ndaki bu son gelişmeye ilişkin ABD Başkanı Joe Biden yönetimiyle diyaloğu sürdürecekleri ve Biden yönetimini muhatap aldıkları mesajını verdi. Kaynaklar, “F-16 satış süreci planlandığı şekilde devam etmektedir. Bu süreçte muhatabımız ABD Yönetimi’dir” mesajını iletti.

ABD Senatosu’nda, Joe Biden yönetiminin Türkiye’ye F-16 satış planına itiraz geldi. Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul, Türkiye’ye F-16 satışını engellemek için ortak bir yasa tasarısı sundu.

Paul’ün 5 Şubat’ta sunduğu ve kamuoyuna bugün yansıyan yasa tasarısı, Biden yönetiminin Türkiye’ye tedarik etmeyi öngördüğü F-16’lar dahil tüm askeri teçhizat, malzeme ve hizmetlerin satışının yasaklanmasını talep ediyor.

ABD Senatosu’nun Dış İlişkiler Komisyonu üyesi Paul’ün sunduğu tasarının kabulü için ABD Temsilciler Meclisi ve Senato’da çoğunluğun onayı gerekiyor.

Paul bir süre önce de Mısır’a silah satışının engellenmesi için aynı şekilde Senato Dış ilişkiler Komisyonu’na karar tasarısı sunmuştu.

Paul Senato Dış İlişkiler Komisyonu’nun bir üyesi, dolayısıyla böyle bir tasarı sunma hakkı bulunuyor ancak tasarının bir sonuca varma ihtimali oldukça düşük.

Öncelikle Dış İlişkiler Komisyonu’nda diğer senatörlerin tasarıya destek vermesi gerekiyor.

Senato Dış İlişkiler Komisyonu’nun eski başkanı Bob Menendez Türkiye’ye F-16 satışına karşı olduğunu birkaç defa açıklamıştı ancak komisyonun başkanı artık Menendez değil. Komisyonun Menendez’den sonraki başkanı Ben Cardin, Türkiye’ye F-16 satışına onay vermişti.

Türkiye’ye F-16 satışına Temsilciler Meclisi’nin ilgili komisyonundan da bir itiraz gelmiş değil. Kongre yabancı bir ülkeye silah satışını engelleyebilir ancak bunu ancak bunun için hem Temsilciler Meclisi hem de Senato’dan aksi yönde karar çıkması gerekiyor.

Tasarı yasalaşmadığı takdirde satış resmen gerçekleşmiş olacak. İtiraz tasarıları onaylansa bile Başkan Joe Biden’ın veto hakkı bulunuyor. Bu arada Kongre’nin Türkiye’ye yapılacak satışla ilgili itiraz süresi 10 Şubat’ta doluyor.

İsveç’in NATO üyeliğinin Türkiye tarafından onaylanması üzerine Biden yönetimi Türkiye’ye F-16 satışına yeşil ışık yakmıştı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, 27 Ocak’ta Kongre’ye, Yunanistan’a yapılacak F-35’lerin satışına dair bildirimle eş zamanlı olarak, Türkiye’ye 40 adet F-16 Blok 70 savaş uçağı ile 79 adet de F-16 Blok 70 modernizasyon kitinin satışına ilişkin resmi bildirimde bulunmuştu.

Türkiye’ye yapılacak yaklaşık 23 milyar dolar tutarındaki satış bildiriminde ayrıca askeri mühimmat, askeri teçhizat ve malzemeler de yer alıyor.

Paylaşın

ABD’ye Yasa Dışı Yollarla Giden Türklerin Sayısı 50 Bini Buldu

48 bin 539 Türk vatandaşının Meksika ve Kanada sınırlarından ABD’ye iltica etmek için yasa dışı yollarla geçtiği tespit edildi. Türk vatandaşları, ABD’ye yasa dışı yollardan geçmek için daha çok Meksika sınırını kullandı.

Kanada sınırını kullanan Türk vatandaşlarının sayısı bin 298 kişiyle sınırlı kaldı. Sığınmacı Türkler, ABD’ye iltica talebiyle mahkemeye çıkartılıyor.

ABD’ye iltica talep eden kişinin talebinin mahkeme tarafından kabul edilmesi ve bir Amerikan vatandaşının sığınmacı Türk’e sponsor olması durumunda, bir hafta ile birkaç ay bir süre zarfında içinde tutukevinden serbest bırakılıyor. Sığınmacı Türklerden bazıları da çıkarıldıkları mahkemelerde iltica talepleri reddedildikten sonra Türkiye’ye sınır dışı ediliyor.

ABD Gümrük ve Sınır Koruma Dairesi’nin son resmi verilerine göre, 48 bin 539 Türk vatandaşının Meksika ve Kanada sınırlarından ABD’ye iltica etmek için yasa dışı yollarla geçtiği tespit edildi.

VOA Türkçe’den Can Kamiloğlu‘nun aktardığına göre, sığınmacı olarak Kanada sınırını kullanan Türk vatandaşlarının sayısı bin 298 kişiyle sınırlı kaldı. Türk vatandaşlarının çok büyük bir çoğunluğunun, ABD’ye yasa dışı yollardan sığınmacı olarak geçmek için daha çok Meksika sınırını kullandığı görüldü.

Hem Kanada hem de Meksika sınırlarından ülkeye yasa dışı yollarla geçen sığınmacılar arasında çok sayıda çocuk bulunuyor. Şimdiye kadar 29’u aileleriyle birlikte, 441’i de tek başına ve refakatsiz olan Türk çocukları, ABD sınırlarından yasa dışı yollarla sığınmacı olarak girdi.

Meksika ve Kanada’dan ABD’ye sığınmacı olarak kaçak olarak geçenler yasalar gereğince gözaltına alınmalarının ardından daha çok Arizona ve Teksas eyaletlerindeki tutukevlerine yerleştiriliyor.

Sığınmacı Türkler, ABD’ye iltica talebiyle mahkemeye çıkartılıyor. ABD’ye iltica talep eden kişinin talebinin mahkeme tarafından kabul edilmesi ve bir Amerikan vatandaşının sığınmacı Türk’e sponsor olması durumunda, bir hafta ile birkaç ay bir süre zarfında içinde tutukevinden serbest bırakılıyor.

Sığınmacı Türklerden bazıları da çıkarıldıkları mahkemelerde iltica talepleri reddedildikten sonra Türkiye’ye sınır dışı ediliyor.

Paylaşın