GP Lideri Ahmet Davutoğlu’ndan İktidara ‘Nepotizm’ Tepkisi

Devlet yönetiminde akraba kayırmacılığını eleştiren GP Lideri Davutoğlu, “İlim Yayma Vakfı en köklü kuruşlarımızdan, ne işi var Erdoğan’ın oğlunun İlim Yayma’nın başında. Hangi ilmi vasfı ile orada bulunuyor? Ne işi var Binali Yıldırım’ın çocuklarının Kızılay’ın başında? Hangi Kızılay faaliyeti dolayısıyla orada bulunuyor? Bir tanesi de değil. Gelini, oğlu, bütan akrabaları… Çünkü; orada rant var, statü var, milletin parasıyla saltanat sürmek var” dedi ve ekledi:

“21 ay başbakanlık yaptım ama elimde bir neşter, önümde çürütülmeye çalışılan bir devlet yapısı. Nereye el atsam, neşteri dokundursam görüyordum hastalığı. Siyasette bir yere gelen birisinin yaptığı ilk iş, benim oğlum, benim kızım benim akrabam nereye gelecek planlaması… Böyle bir durumda devlet yürür mü? ‘Ailenizi devletin içine sokmayın devleti düşünemezsiniz’ dedim ben bunlara… Ben o yüzden nepotizmi gündeme getirdim…”

İktidarın afet yönetimini de eleştiren Davutoğlu, “Türkiye’nin afete müdahale kapasitesinin çok daralmış olduğunu gördük. Vatandaşın acısını paylaşmak yerine yönetenler çok uzun konvoylarla alana gittiler. Cumhurbaşkanı talimatı olmadan AFAD’ın harekete geçemeyeceği bir sistem var” dedi.

Enkaz kaldırma çalışmasının başlamasının yanlış olduğunu söyleyen Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, TV 5 yayınında konuştu. Davutoğlu ‘’Orada belki de hala canlar var nasıl enkaz kaldırıyorsunuz? Enkazı kaldıracağım diye insan cesetleri parçalanacak bu yanlış” dedi.

AFAD ve Kızılay’la ilgili tartışmalara da değinen “Deprem bölgelerine 100’e yakın tır gönderdik el koydular. Gönüllü görev yapmak isteyenlerin önünü kapattılar” diyen Ahmet Davutoğlu, ‘akraba kayırmacılığı’ eleştirerek şunları söyledi:

“Kızılay’da benden sonraki başbakanın kızının, oğlunun, damadının ne işi var? Hangi nitelikleriyle Kızılay’ın üst düzey görevlerine geldiler? Çevre Şehircilik Bakanı’nın eniştesinin hangi niteliği vardı da hangi afet planlamasında çalıştı da AFAD’da genel müdürlüğe geldi? Bunlar bu kurumları arpalık gibi görüyorlar, zaten beni öfkelendiren şey bu. Bunlar devleti kendilerine verilen bir emanet gibi görmediler. Kendi mülkleri gibi gördüler. Kızılay, AFAD, sivil toplum kuruluşlarını mülk edindiler, her birine birer komiser atadı Erdoğan.

“Gelini, oğlu, bütan akrabaları… Çünkü; orada rant var, statü var, milletin parasıyla saltanat sürmek var”

İlim Yayma Vakfı en köklü kuruşlarımızdan, ne işi var Erdoğan’ın oğlunun İlim Yayma’nın başında. Hangi ilmi vasfı ile orada bulunuyor? Ne işi var Binali Yıldırım’ın çocuklarının Kızılay’ın başında? Hangi Kızılay faaliyeti dolayısıyla orada bulunuyor? Bir tanesi de değil. Gelini, oğlu, bütan akrabaları… Çünkü; orada rant var, statü var, milletin parasıyla saltanat sürmek var.

21 ay Başbakanlık yaptım ama elimde bir neşter, önümde çürütülmeye çalışılan bir devlet yapısı. Nereye el atsam, neşteri dokundursam görüyordum hastalığı. Siyasette bir yere gelen birisinin yaptığı ilk iş, benim oğlum, benim kızım benim akrabam nereye gelecek planlaması… Böyle bir durumda devlet yürür mü? ‘Ailenizi devletin içine sokmayın devleti düşünemezsiniz’ dedim ben bunlara… Ben o yüzden nepotizmi gündeme getirdim…”

“Şovlara gerek yok, devlet yönetiyorsunuz reklam şirketi değil”

Davutoğlu, televizyon ekranlarında düzenlenen bağış kampanyası hakkında “Şovlara gerek yok, devlet yönetiyorsunuz reklam şirketi değil” değerlendirmesinde bulundu.

Karar yazarı Elif Çakır, bugünkü köşe yazısında Davutoğlu ile yaptığı görüşmeye yer verdi. Çakır’ın yazısının bir kısmı şöyle:

Dün Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu’nu iki nedenle aradım. Kendisine “bağış kampanyasında adınızı göremedim, neden katılmadınız, bilinçli bir tercih miydi?” diye sordum.

Başta ilkesel olarak siyasilerin bağışlarının mahrem olması gerektiğine inandığı için katılmayı düşünmediğini ancak daha sonra yardım kampanyasına destek beyanı mahiyetinde danışmanlarının katılım için kanallarla temas kurmaya çalıştıklarını fakat uzun süre geri dönüş olmayınca ısrarlı olmadıklarını söyledi.

Sayın Davutoğlu “Merkez Bankası ve kamu kurumlarının bağış yapmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz, Merkez Bankası, Ziraat Bankası ve kamu kurumları bağış yapabilir mi?” sorumu şöyle yanıtladı.

“TCMB başta olmak üzere kamu kurumlarının ve bankalarının başında bulunan yöneticiler oradaki finansal kaynağın sahibi değil, sadece yasalar çerçevesinde bu kaynaklar üzerinde tasarruf etme yetkisine sahip memurlardır. Dolayısıyla, bu memurlar ancak ve ancak kendi maaşlarından bağışta bulunabilirler. Kendilerine milletin emaneti olan kamu kaynaklarını kullanarak şahıslarını öne çıkarmak üzere yaptıkları işlemler bir tür ‘itibar yolsuzluğu’dur.”

Kamu kaynaklarının hiçbir surette bağışa konu olamayacaklarını, çünkü bu kaynakların ihtiyaç hissedildiğinde yine yasalar ve kamu menfaati çerçevesinde kullanılabileceğini söyleyen Sayın Davutoğlu sözlerine şöyle devam etti:

“Zaten Merkez Bankası her yıl nisan ayında karını sahibi olan Hazine’ye devrediyor. Nisan ayında hazineye verilecek bir paranın 2 ay önce bağış adı altında verilmesinin ne anlamı var? Devlet yönetmek ciddiyet ister akıl ister. Felaket ortadadır, toplarsınız kurumları gerekirse vergi düzenlemelerini yapar gerekirse para basar bunları da şeffaf ve hesap verebilir şekilde paylaşır milletin derdini çözersiniz. Şovlara gerek yok, devlet yönetiyorsunuz reklam şirketi değil!”

Davutoğlu son olarak “Bu felaketin en büyük bağışçıları arama kurtarma faaliyetlerinde hayatını depremzedeler için bağışlayan kahramanlardır. Mesela arama kurtarma faaliyetinde kalp krizi geçirip vefat eden Beşir Vakfından Metin Doruklu. Yine gece gündüz hayat riski altında emeklerini bağışlayan madencilerimize, Mehmetçiklerimize, AFAD, AKUT, UMKE, AHBAP, İHH, BEŞİR, Kızılay, Umuda Koşanlar, VEFA vd sivil toplum kuruluşları gönüllüleridir” dedi ve hepsini saygıyla selamladığını, gönülden teşekkür ettiğini ifade etti.

Paylaşın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir