“Okula Aç Giden Çocuklar” Krizin Sessiz Kurbanı

Ekonomik kriz nedeniyle Türkiye’de her beş çocuktan biri okula aç gidiyor. Uluslararası Okul Yemeği Koalisyonu’na göre ücretsiz okul yemeği, çocukların gelişimi ve eğitimde fırsat eşitliği için evrensel bir hak.

Ekonomik krizin derinleşmesiyle Türkiye’de “okula aç giden çocuklar” sorunu büyüyor.

12 Mart Dünya Okul Yemeği Günü’nde açıklama yapan Uluslararası Okul Yemeği Koalisyonu (UOYK), ilkokul ve ortaokul öğrencilerinin yüzde 19,2’sinin haftada en az bir kez derse aç girdiğini, Türkiye’yi OECD ülkeleri arasında en kötü durumda gösterdiğini açıkladı. Koalisyon, bunun sadece bireysel yoksulluk değil, çocukların gelişimini doğrudan etkileyen yapısal bir kriz olduğunu vurguladı.

Aç karnına sınıfa giren çocukların eğitim hakkı fiilen askıya alınmış oluyor. Koalisyon, Türkiye’nin bir yıllık kamu harcamasının sadece yüzde 1,5’iyle 15 milyon öğrenciye ücretsiz yemek sağlanabileceğini ve her 1 dolarlık yatırımın ekonomiye 35 dolarlık katkı sunduğunu belirtti.

Ücretsiz okul yemeği, bir lütuf değil, her çocuğun evrensel hakkı. Fransa, Finlandiya ve Brezilya gibi ülkelerde uzun yıllardır başarıyla uygulanan program, çocukların sağlıklı gelişimi ve eğitimde fırsat eşitliği için kritik öneme sahip. Koalisyon, Türkiye’de de tüm devlet okullarını kapsayacak evrensel bir sistem kurulmasını ve uygulamanın dönemsel sosyal yardım aracı olmaktan çıkarılmasını talep ediyor.

İstatistikler, her beş çocuktan birinin okula aç gittiğini gösteriyor. Ders başında kahvaltı yapmadan okula gelen çocuklar, öğrenmenin önündeki en sessiz ama en yıkıcı engeli temsil ediyor. Bu tablo, okul yemeğinin hem eğitim hem ekonomi hem de sosyal adalet açısından stratejik bir gereklilik olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.

Paylaşın

Erdoğan’dan Ortadoğu Mesajı: Barış İçin Diplomasi Şart

Erdoğan, İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının bölgede ağır tahribata yol açtığını belirterek savaşın büyümeden durdurulması gerektiğini söyledi ve Türkiye’nin diplomasi yoluyla kalıcı barış için girişimlerini sürdürdüğünü vurguladı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmasında hem bölgesel gelişmelere hem de iç politikaya değinen Erdoğan, özellikle İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının bölgede ciddi sonuçlar doğurduğunu söyledi.

Konuşmasına yarın kutlanacak olan İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü’nün 105. yıl dönümünü hatırlatarak başlayan Erdoğan, İstiklal Marşı’nın milletin özgürlük iradesinin manifestosu olduğunu ifade etti.

Erdoğan, Mustafa Kemal Atatürk’ün İstiklal Marşı’na ilişkin sözlerini hatırlatarak marşın Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin ruhunu yansıttığını belirtti. İstiklal Marşı’nın yazarı Mehmet Akif Ersoy’u rahmetle andıklarını dile getiren Erdoğan, Kurtuluş Savaşı başta olmak üzere tüm şehitlere Allah’tan rahmet diledi.

Konuşmasının devamında bölgedeki gelişmelere değinen Erdoğan, Orta Doğu’da uzun süredir çatışmaların sürdüğünü vurguladı.

Erdoğan, “Kuzeyimizden güneyimize kadar mevcut çatışmalar sona ermeden her gün yeni bir kriz ortaya çıkıyor. En son İsrail’in tahrikleriyle komşumuz İran’a başlatılan savaş bölgede ağır bir tahribat oluşturdu” dedi.

Savaşın ilk günlerinde çok sayıda sivilin hayatını kaybettiğini belirten Erdoğan, saldırılar sonucunda İran’da yaşamını yitirenlerin sayısının 2 bine yaklaştığını ifade etti.

“Savaşın küresel ekonomiye etkisi olacak”

Erdoğan, İran’a yönelik saldırıların yalnızca bölgesel değil küresel sonuçlar doğuracağını belirterek savaşın dünya ekonomisi üzerinde de ciddi baskı oluşturduğunu söyledi.

Türkiye’nin krizlere kayıtsız kalan bir ülke olmadığını vurgulayan Erdoğan, hem İran hem de ABD başta olmak üzere bölge ülkeleriyle temas halinde olduklarını dile getirdi. Bu kapsamda çok sayıda telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini belirten Erdoğan, savaşın büyümeden durdurulması gerektiğini söyledi.

Savaşın önlenmesi için diplomatik çabaların sürdüğünü ifade eden Erdoğan, “Bu savaş büyümeden, bölgeyi tamamen ateşe atmadan durdurulmalıdır. Diplomasiye şans tanınırsa bunu başarmak mümkündür” dedi.

Türkiye’nin gelişmeleri dikkatle takip ettiğini belirten Erdoğan, olası risklere karşı gerekli tedbirlerin alındığını da sözlerine ekledi.

Erdoğan konuşmasında mezhep temelli tartışmalara da değindi. Türkiye’nin hiçbir zaman bölge halklarına mezhep veya etnik kimlik üzerinden bakmadığını ifade eden Erdoğan, “Bizim için Arap, Kürt, Sünni ya da Şii değil, sadece insan vardır” dedi.

Türkiye’nin haksızlığa uğrayan herkesin yanında olduğunu belirten Erdoğan, mezhepçilik üzerinden yürütülen tartışmaların bölgeye fayda sağlamayacağını dile getirdi.

Dijital dünyada çocuklara koruma

Konuşmasında dijitalleşmenin getirdiği risklere de değinen Erdoğan, internet kullanım sürelerinin ciddi boyutlara ulaştığını söyledi. Yetişkinlerin günde ortalama 6 saat 38 dakika internette zaman geçirdiğini belirten Erdoğan, çocukların ekran sürelerinin ise 9 saate kadar çıkabildiğini ifade etti.

Çocukların zararlı içeriklere erişimini engellemeyi amaçlayan bir yasa teklifinin geçen hafta Meclis’e sunulduğunu hatırlatan Erdoğan, düzenlemenin tüm partilerin desteğiyle yasalaşmasını beklediklerini söyledi.

Konuşmasının sonunda emeklilere yönelik bir müjde de veren Erdoğan, bayram ikramiyelerinin bayram öncesinde hesaplara yatırılacağını açıkladı. Emekli maaşlarının da öne çekileceğini belirten Erdoğan, ödemelerin 14 Mart’tan itibaren başlayacağını söyledi ve vatandaşların Ramazan Bayramı’nı şimdiden tebrik etti.

Paylaşın

Erdoğan: Bölge Yeni Bir Savaşı Kaldıramaz

Erdoğan, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla tırmanan çatışmaya ilişkin yaptığı açıklamalarda Orta Doğu’da savaşın büyümesinin tüm bölge için ağır sonuçlar doğuracağı uyarısında bulundu.

Ankara’da düzenlenen Büyükelçiler İftar Programı’nda konuşan Erdoğan, çatışmaların hızla sona erdirilmesi gerektiğini vurgulayarak Türkiye’nin diplomasi trafiğini yoğunlaştıracağını söyledi.

Erdoğan, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonlarının bölgesel istikrara ciddi zarar verdiğini belirterek, “Orta Doğu’nun yeniden dış müdahalelerin sahası haline getirilmesini kabul etmiyoruz” dedi.Erdoğan, devam eden çatışmaların kontrol altına alınmaması halinde bunun yalnızca bölgeyi değil, Avrupa ve Asya’yı da etkileyecek geniş çaplı sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.

Türkiye’nin temel önceliğinin savaşın daha fazla yayılmasını önlemek olduğunu vurgulayan Erdoğan, tarafların yeniden müzakere masasına dönmesi gerektiğini dile getirdi. Ankara’nın bu doğrultuda diplomatik temaslarını hızlandıracağını belirten Erdoğan, bölgede kalıcı istikrarın ancak diyalog ve diplomasi yoluyla sağlanabileceğini söyledi.

Öte yandan Erdoğan, İran’ın bazı bölge ülkelerine yönelik saldırılarını da kabul edilemez olarak nitelendirerek, çatışmanın tüm taraflarının itidalli davranması gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin sınır güvenliği konusunda gerekli tüm tedbirleri aldığını belirten Erdoğan, bölgedeki gerilimin daha da tırmanmaması için uluslararası toplumun sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ifade etti.

Erdoğan, savaşın uzamasının Orta Doğu’da yeni bir istikrarsızlık dalgası yaratabileceğini belirterek, “Her sorunun onurlu bir çözümü vardır. Önemli olan silahların susması ve diplomasi kapısının yeniden açılmasıdır” mesajını verdi.

Paylaşın

İran’dan Ateşlenen Füze Türkiye Hava Sahasında İmha Edildi

İran’dan ateşlenen ve Türkiye hava sahasına giren bir balistik füze, Doğu Akdeniz’de konuşlu ATO  savunma unsurları tarafından Gaziantep semalarında etkisiz hale getirildi.

Füze parçaları boş arazilere düşerken olayda can kaybı yaşanmadı. Ankara, hava sahasına yönelik tehditlere karşı gerekli adımların kararlılıkla atılacağını vurguladı.

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), İran’dan ateşlenen ve Türkiye’nin hava sahasına giren bir balistik füzenin, Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO savunma unsurları tarafından imha edildiğini açıkladı.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, füzenin parçalarının Gaziantep’teki boş arazilere düştüğü ve olayda herhangi bir can kaybı ya da yaralanma yaşanmadığı bildirildi.

Açıklamada Türkiye’nin iyi komşuluk ilişkilerine ve bölgesel istikrara büyük önem verdiği vurgulanırken, “Ülkemizin topraklarına ve hava sahasına yönelen her türlü tehdide karşı gerekli tüm adımların kararlılıkla ve tereddütsüz atılacağı bir kez daha vurgulanmaktadır” denildi.

NATO da İran’dan ateşlenerek Türkiye yönüne gelen bir füzenin savunma sistemleri tarafından önlendiğini doğruladı. NATO Sözcüsü Allison Hart, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, “NATO tüm müttefiklerini her türlü tehdide karşı savunmaya hazırdır” ifadelerini kullandı.

Yetkililer, 4 Mart’ta da İran’dan ateşlenen bir füzenin Türkiye hava sahasına girdiğini ve NATO sistemleri tarafından etkisiz hale getirildiğini hatırlattı. NATO, ilk olayda füzenin Türkiye’ye kasıtlı olarak yönlendirilmiş olabileceğini değerlendirdiğini açıklamıştı.

İran Genelkurmay Başkanlığı ise bu iddiaları reddederek Türkiye’nin hedef alınmadığını savundu.

Öte yandan ABD merkezli The New York Times gazetesi, ABD’li askeri kaynaklara dayandırdığı haberinde söz konusu füzenin İncirlik Hava Üssü’nü hedef almış olabileceğini yazdı.

NATO, ilk füzenin Türkiye hava sahasına girmesinin ardından balistik füze savunma sistemlerinde alarm ve hazırlık seviyelerini yükseltti.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Başkanı Burhanettin Duran, füzenin Gaziantep Şahinbey semalarında NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından zamanında etkisiz hale getirildiğini açıkladı.

Duran, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada olayda herhangi bir can kaybı veya yaralanma olmadığını belirterek, gerekli savunma ve güvenlik önlemlerinin hızla devreye alındığını ifade etti.

Duran ayrıca İran ve çatışmanın taraflarına çağrıda bulunarak, “Bölgedeki gerilimin daha da tırmanmaması ve çatışmaların daha geniş bir alana yayılmaması büyük önem taşımaktadır. İran başta olmak üzere tüm tarafları, bölgesel güvenliği riske atan ve sivilleri tehlikeye sokabilecek eylemlerden uzak durmaya davet ediyoruz” dedi.

Paylaşın

Silah Ticaretinde Rekor Artış

Küresel silah ticaret hacmi, bir önceki beş yıllık döneme kıyasla yüzde 9,2 artış gösterdi. Silah ithalatında ise yüzde 210’luk artışla Avrupa ülkeleri öne çıktı.

Avrupa’nın küresel silah ithalatındaki payı yüzde 33’e yükselerek, 1960’lardan bu yana ilk kez dünyada en fazla silah ithal eden bölge konumuna geldi.

İsveç merkezli Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI), 2021-2025 dönemine ilişkin küresel silah ticareti verilerini yayımladı.

Rapora göre söz konusu dönemde küresel silah ticaret hacmi, bir önceki beş yıllık döneme kıyasla yüzde 9,2 artış gösterdi. Silah ithalatında ise yüzde 210’luk artışla Avrupa ülkeleri öne çıktı. Avrupa’nın küresel silah ithalatındaki payı yüzde 33’e yükselerek, 1960’lardan bu yana ilk kez dünyada en fazla silah ithal eden bölge konumuna geldi.

Dönemin en büyük silah ithalatçısı Ukrayna oldu. Ülkenin küresel silah ithalatındaki payı, 2016-2020 dönemindeki yüzde 0,1’den yüzde 9,7’ye yükseldi.

Ukrayna’yı sırasıyla Hindistan, Suudi Arabistan, Katar ve Pakistan izledi. İlk beş ülke, dünya genelindeki silah alımlarının yüzde 35’ini gerçekleştirdi.

Rapora göre ABD, dünyanın en büyük silah ihracatçısı olmayı sürdürdü. Amerikan savunma sanayisinin dış satışları önceki beş yıllık döneme göre yüzde 27 artarken, küresel silah ihracatındaki payı yüzde 42’ye yükseldi. ABD’nin en büyük müşterisi ise Suudi Arabistan oldu.

ABD’nin ardından en büyük ihracatçılar Fransa, Rusya, Almanya ve Çin olarak sıralandı. Bu beş ülke, küresel silah ihracatının yüzde 70’ini gerçekleştirdi.

Türkiye’nin silah ihracatı yüzde 122 arttı

SIPRI raporunda Türkiye, küresel silah ihracatında yüzde 1,8 payla 11’inci sırada yer aldı. Türkiye’nin silah ihracatı 2016-2020 dönemine kıyasla yüzde 122 artış gösterdi.

Türkiye’nin en fazla silah sattığı ülke yüzde 16 payla Pakistan oldu. Bunu yüzde 12 ile Birleşik Arap Emirlikleri ve yüzde 8,4 ile Ukrayna izledi.

Türkiye ayrıca Sahraaltı Afrika bölgesine en fazla silah ihraç eden üçüncü ülke konumuna yükseldi. Bu bölgede Türkiye’nin toplam silah ithalatındaki payı yüzde 11 olarak kaydedildi.

Türkiye, en fazla silah ithal eden ülkeler sıralamasında 24’üncü sırada yer aldı. Bu dönemde Türkiye’nin küresel silah ithalatındaki payı yüzde 1,5’ten yüzde 1,2’ye geriledi.

Türkiye’nin silah aldığı ülkeler arasında yüzde 31 payla Almanya ilk sırada yer alırken, yüzde 29 ile İspanya ve yüzde 19 ile İtalya onu takip etti.

Dünyanın en büyük silah ihracatçıları arasında dördüncü sırada bulunan Almanya, küresel ihracatın yüzde 5,7’sini gerçekleştirdi. Almanya’nın silah ihracatı önceki döneme göre yüzde 15 arttı. Alman silahlarının en büyük alıcıları yüzde 41 ile Avrupa ve yüzde 33 ile Ortadoğu ülkeleri oldu. İhracatın yüzde 24’ü askerî yardım kapsamında Ukrayna’ya gönderildi.

Öte yandan Rusya’nın silah ihracatı yüzde 64 azaldı. Rusya’nın küresel silah ihracatındaki payı yüzde 21’den yüzde 6,8’e düştü. Bu gerilemede Cezayir, Çin ve Mısır’a yapılan satışların azalmasının etkili olduğu belirtildi.

Dünyanın en büyük beşinci silah ihracatçısı olan Çin, küresel ihracatın yüzde 5,6’sını gerçekleştirdi. Çin’in silah ihracatı önceki döneme göre yüzde 11 artarken, satışların yüzde 61’i Pakistan’a yapıldı.

İsrail ise yüzde 4,4 payla dünyanın en büyük silah ihracatçıları arasında 7’nci sırada yer aldı. İsrail’in silah ihracatı önceki beş yıllık döneme göre yüzde 56 arttı. İsrail’in en büyük müşterileri yüzde 29 ile Hindistan, yüzde 21 ile Almanya ve yüzde 7,8 ile ABD oldu.

Aynı dönemde İsrail’in silah ithalatı yüzde 12 artış gösterdi. Dünyanın en büyük silah ithalatçıları listesinde 14’üncü sırada bulunan İsrail, silahlarının yüzde 68’ini ABD’den, yüzde 31’ini ise Almanya’dan temin etti.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

TÜSİAD’ın İki Eski Başkanına Hapis Şoku

TÜSİAD’ın eski Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan ile Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Mehmet Ömer Arif Aras, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçundan 1 yıl 3 ay 18 gün hapis cezasına çarptırılırken hükmün açıklanması geri bırakıldı.

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği’nin (TÜSİAD) eski Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan ve Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Mehmet Ömer Arif Aras’ın yargılandığı davada karar çıktı.

İstanbul 28. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, sanıklar Orhan Turan ve Mehmet Ömer Arif Aras ile avukatları katıldı.

Duruşmada görüşü sorulan Cumhuriyet savcısı, bir önceki celsede verdiği mütalaasını tekrar etti.

Esasa ilişkin mütalaaya karşı savunma yapan Aras, konuşmasının ana temasının ekonomik kalkınma olduğu iddia etti. Konuşmalarının satır arasından suç üretilmeye çalışıldığını öne süren Aras, bu durumun hukuka olan güveni zedelediğini iddia etti.

Aras, konuşmasında gerçek dışı bilgiye yer vermediğini, bunun TÜSİAD’ın internet sitesine yüklenmesine dair özel talimatı olmadığını, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini kaydederek beraatini talep etti.

Sanık Orhan Turan da konuşmasında hukukun üstünlüğünün herkes için önemli olduğunu vurgulamaya çalıştığını anlattı. Suçlamaları kabul etmediğini ifade eden Turan, beraatine karar verilmesini istedi.

Sanıkların avukatları müvekkillerinin üzerine atılı suçlardan beraatine karar verilmesini talep etti.

Davayı karara bağlayan mahkeme, sanıkların üzerine atılı “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle ayrı ayrı beraatlerine karar verdi.

Aras ve Turan’ı, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçundan ise 1’er yıl 3’er ay 18’er gün hapisle cezalandıran mahkeme, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kararlaştırdı. Mahkeme ayrıca sanıkların 5 yıl süreyle denetime tabi tutulmasına da hükmetti.

Ne olmuştu?

TÜSİAD’ın 13 Şubat 2025’teki Genel Kurulu’nda, hükümetin ekonomi başta olmak üzere güncel politikalarını eleştiren konuşmalar yapılmıştı.

Konuşmalarda son dönemdeki gözaltı ve tutuklamalar, gazetecilere yönelik baskı, kayyım atamaları, teğmenlerin ihraç edilmesi, Kartalkaya’daki otel yangını, İliç’teki maden faciası gibi geniş yelpazede konulara değinilmişti.

İlk olarak kürsüye çıkan Orhan Turan şöyle demişti: “Tüm vatandaşlar kanun önünde eşittir. Devlet de hukukla bağlıdır. Her kademede yönetim keyfi değil, hukuk kurallarına göre yapılır. Burada sorun varsa her yerde sorun çıkar. Hukuka güven kalmazsa güvensizlik, istikrarsızlık ve belirsizlik her yere sirayet eder.”

Ardından söz alan Aras da “Ülke olarak moralimiz bozuk. Güven bunalımı yaşıyoruz. Bunun nedeni çöken sistem” demişti. Ayşe Barım ile Halk TV genel yayın yönetmeni Suat Toktaş’ın tutuklanmasını ve Ekrem İmamoğlu’na açılan davaları eleştirmişti.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç da “Sivil toplum kuruluşlarının görüş açıklaması elbette demokratik bir hak olmakla birlikte, yargıyı ve siyaseti yönlendirme çabaları, demokrasinin ruhuna ve hukukun üstünlüğü ilkesine aykırıdır” sözleriyle konuşmalara tepki göstermişti.

Hemen arından da Aras ve Turan gözaltına alınmıştı. Polis nezaretinde ifadeye götürülen iki isim yurt dışına çıkış yasağı kararıyla serbest kalmıştı.

 

Paylaşın

İmamoğlu’na AB’den “Pawel Adamowicz” Ödülü

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Avrupa Birliği tarafından verilen Pawel Adamowicz Ödülü’ne layık görüldü.

Ödül, Brüksel’de Avrupa Parlamentosu binasında düzenlenen törende takdim edildi.

Avrupa Bölgeler Komitesi tarafından verilen ödül, demokrasi, özgürlük, eşitlik ve dayanışma değerlerini savunan yerel yöneticilere veriliyor. Jüri, İmamoğlu’nun özellikle yerel demokrasi, hukukun üstünlüğü ve belediyelerin bağımsızlığı konusundaki tutumunu gerekçe gösterdi.

Tutuklu olduğu için törene katılamayan İmamoğlu adına ödülü İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Nuri Aslan teslim aldı. Aslan törende yaptığı konuşmada, İmamoğlu’nun kaleme aldığı mesajı okudu.

Mesajında İmamoğlu, “Bugün çok istememe rağmen aranızda değilim. Ancak demokrasiye inanan dostların gösterdiği dayanışma en az bu ödül kadar kıymetli” ifadelerini kullandı.

Seçilmiş yerel yöneticilere yönelik baskıların yalnızca belediyeleri değil, doğrudan seçmenin iradesini hedef aldığını söyleyen İmamoğlu, mücadelesinin yalnızca kendisine ait olmadığını vurguladı.

“Demokrasi ve insan hakları hepimizin hak ettiği değerlerdir” diyen İmamoğlu, Türkiye’nin demokratik Avrupa ailesinin bir parçası olması gerektiğini de belirtti.

“Adalet istiyoruz”

Törende Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu’nun video mesajı da gösterildi. Dilek İmamoğlu, eşinin yokluğuna alışmayacaklarını belirterek “Bizler ülkemiz için adalet istiyoruz” dedi.

Bu ödülün yalnızca bir takdir değil, aynı zamanda uluslararası dayanışmanın güçlü bir göstergesi olduğunu ifade etti.

Ödülün anlamı

Pawel Adamowicz Ödülü, 2019 yılında suikast sonucu hayatını kaybeden Polonya’nın Gdansk kentinin belediye başkanı Paweł Adamowicz anısına veriliyor. Ödül, demokrasi, özgürlük ve insan haklarını savunan yerel yöneticileri onurlandırmayı amaçlıyor.

İmamoğlu, 2019’dan bu yana İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak görev yapıyordu. Mart 2025’te tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılmıştı. Avrupa’daki birçok siyasetçi ve kurum, ödülün aynı zamanda demokratik değerlere destek mesajı taşıdığını belirtiyor.

Ödül, bir önceki yıl Kiev Belediye Başkanı Vitali Kliçko’ya verilmişti.

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu: Bir Uçurumun Kıyısındayız

“Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingine mesaj gönderen Ekrem İmamoğlu, “Ekonomide bir uçurumun kıyısındayız. Demokraside, adalette, eğitimde, sağlıkta, dış politikada bir uçurumun kıyısındayız” dedi.

Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde tutuklu bulunan Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul Eyüpsultan’da düzenlenen “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingine bir mesaj gönderdi.

İmamoğlu’nun mesajında şu ifadelere yer verdi: “”Son bir yıldır siyasetin yargı eliyle yaptığı en büyük operasyonlardan biriyle mücadele ediyoruz. Ailelerimiz dahi hedef alınıyor. Bizim ise 2019’dan beri tek amacımız var, İstanbul’un tüm ilçelerine aynı özenle, eşit hizmet etmeye çalışıyoruz.

Her iki ilçemizde yaşayan vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştıran T5 Haliç-Tramvay Hattı’nı hizmete sunduk. Avrupa Yakası’nın ilk tam otomatik sürücüsüz metro hattı olan Yıldız-Mecidiyeköy-Mahmutbey Metro Hattı’yla, Eyüpsultan’a ve Kağıthane’ye ulaşımı rahatlattık. İlçelerimizin altyapı sorunlarını çözdük. Haliç Su Sporları Merkezi’ni, Cendere Yaşam Vadisi’nin 1. etap 1. kısmı hizmete açtık.

Artİstanbul Feshane’yi, Biyometanizasyon tesisimizi, Türkiye’nin ilk, Avrupa’nın en büyük atık yakma tesisi olan Atık Yakma ve Enerji Üretim Tesisi’ni hizmete açtık. Yurtlarımızla öğrencilerimizin, bölgesel istihdam ofislerimizle iş arayan vatandaşlarımızın, daha önce örneği görülmemiş desteklerle tüm dar gelirli hemşerilerimizin yanında olduk. Milletin parasını, yine milletin hayatını kolaylaştırmak ve güzelleştirmek için harcadık. Eyüpsultan’a da Kağıthane’ye de hak ettiği değeri verdik.

“Bir uçurumun kıyısındayız”

Bizler, hiçbir ayrım gözetmeden vatandaşımıza en iyi hizmeti sunmaya çalışırken, iktidar sahipleri ayrıştıran, kutuplaştıran politikalarıyla ülkemizi bir uçurumun kıyısına sürükledi. Ekonomide bir uçurumun kıyısındayız. Demokraside, adalette, eğitimde, sağlıkta, dış politikada bir uçurumun kıyısındayız. Ya milletçe birbirimize güvenerek kenetleneceğiz ve huzura, refaha kavuşacağız ya da bir kötü aklın, ayrıcalıklı, dar bir zümrenin hırslarına geleceğimizi kurban edeceğiz.

Hepimiz zorlu bir dönemde, ağır görev ve sorumluluklar altındayız. Fakat ne olursa olsun, milletin temsilcilerine diz çöktürmeye çalışanların, milli iradeyi baskı altına almaya gayret edenlerin önünde boyun eğmeyeceğiz. Mücadelemiz, çok partili demokratik rejime son verme niyetini açıkça ortaya koymuş bir avuç insana karşı 86 milyonun demokrasi, adalet ve hürriyet mücadelesidir. Mücadelemiz, herkesin hak ettiği yaşam standartlarına kavuştuğu, özgür, mutlu ve güvenli bir Türkiye kurma mücadelesidir.

Bu mücadelede duraklamaya, ayrışmaya yer yoktur. Bugünkü mücadele azim ve kararlılığımızı dalga dalga büyütmeye devam edeceğiz. Ülkemize adaleti, hürriyeti ve refahı getirene kadar asla durmayacağız. Baştan sona adaletle işleyen, herkesin daha iyi, daha rahat, daha özgür yaşamasını hedefleyen, üretim odaklı, bereketli bir düzen kuracağız.

Bu yeni düzenin hiçbir yerinde partizanlık olmayacak, liyakatsizlik olmayacak. Milletime inancım, güvenim sonsuzdur. Sizleri çok seviyorum. Değerinizi bilin, kendinize güvenin. Kim ne planlar ne kumpaslar kurarsa kursun, son sözü siz söyleyeceksiniz. Bu ülkenin geleceği sizinle aydınlanacak. Her şey çok güzel olacak. Ekrem İmamoğlu. Silivri Zindanı.”

Paylaşın

Türkiye Yolsuzluk Endeksinde Çakıldı

Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün yayımladığı 2025 Yolsuzluk Algı Endeksi (CPI) sonuçlarına göre Türkiye, 31 puanla 182 ülke arasında 124’üncü sırada yer aldı.

Türkiye, 2024’te 34 puanla 107’nci sıradaydı. Buna göre son bir yılda 3 puan kaybederek 17 basamak geriledi.

CPI, ülkeleri kamu sektöründeki yolsuzluk algısına göre 0 ile 100 arasında puanlıyor. 0, yolsuzluğun çok yoğun olduğu; 100 ise yolsuzluktan arınmış bir kamu sektörünü ifade ediyor.

Raporda, 2012’den bu yana en sert gerilemenin yaşandığı ülkeler arasında Türkiye (31 puan), Macaristan (40) ve Nikaragua (14) gösterildi. Bu düşüşlerin; demokratik gerileme, kurumsal zayıflık ve yerleşik patronaj ağlarından kaynaklanan yapısal ve kalıcı sorunlara işaret ettiği vurgulandı.

Türkiye, endekste Cibuti, Moğolistan, Nijer ve Özbekistan ile aynı puanı aldı. Türkiye’nin CPI skoru 2013’te 50 puanla zirveye çıkmıştı. Ancak sonraki yıllarda düzenli bir düşüş yaşandı ve 2025’teki skor, 2013 seviyesinin 19 puan altında kaldı.

Türkiye’nin puanı 2014’te 45’e, 2016’da 41’e, 2020’de 40’a geriledi. 2021’de 38, 2022’de 36 puan alan Türkiye, 2023 ve 2024’te 34 puanda kaldı. 2024’te sıralamadaki geçici yükseliş ise diğer ülkelerin puan kaybından kaynaklandı.

2025’te Togo, Filipinler, El Salvador, Angola, Ekvador, Laos ve Sri Lanka Türkiye’nin önüne geçti. Brezilya ve Malavi de Türkiye ile aynı puandayken üst sıralara yükseldi.

Raporda ayrıca, yolsuzlukla mücadelede görece güçlü kabul edilen demokrasilerde de gerileme yaşandığına dikkat çekildi. ABD (64) tarihinin en düşük puanına gerilerken; Kanada, Birleşik Krallık, Fransa ve İsveç’te de düşüş kaydedildi.

Endekste ilk sıralarda Danimarka (89), Finlandiya (88), Singapur (84), Yeni Zelanda (81) ve Norveç (81) yer aldı. Ancak örgüt, yüksek puanların yolsuzluğun tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmediğini, bazı ülkelerin sınır ötesi “kirli para” akışlarını kolaylaştırdığını vurguladı.

Sonuçlara göre ülkelerin üçte ikisinden fazlası 50 puanın altında kaldı. Bu durum, dünyada yolsuzluğun hâlâ yaygın ve ciddi bir sorun olduğuna işaret ediyor.

Paylaşın

Türkiye Nüfusu 86 Milyonu Aştı: Yaşlanma Eğilimi Güçleniyor

Türkiye nüfusu, iki bin yirmi beş yılı sonunda bir önceki yıla göre artarak seksen altı milyonun üzerine çıktı. Erkek ve kadın nüfus oranları birbirine çok yakın seyrederken, kentlerde yaşayanların oranı yüzde doksan üçünün üzerine yükseldi.

Haber Merkezi / Veriler, Türkiye’de nüfusun giderek yaşlandığını, ortanca yaşın arttığını ve çalışma çağındaki nüfusun çocuk ve yaşlılara bakma yükünün yükselmeye devam ettiğini ortaya koydu.

Türkiye’de ikamet eden nüfus, 31 Aralık 2025 itibarıyla bir önceki yıla göre 427 bin 224 kişi artarak 86 milyon 92 bin 168 kişiye ulaştı. Toplam nüfusun yüzde 50,02’sini erkekler, yüzde 49,98’ini kadınlar oluşturdu. Erkek nüfus 43 milyon 59 bin 434, kadın nüfus ise 43 milyon 32 bin 734 kişi olarak kayıtlara geçti.

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre, Türkiye’de ikamet eden yabancı nüfus da artış gösterdi. Yabancı nüfus, bir önceki yıla göre 38 bin 968 kişi artarak 1 milyon 519 bin 515 oldu. Bu nüfusun yüzde 49,3’ü erkek, yüzde 50,7’si kadınlardan oluştu.

Yıllık nüfus artış hızı, 2024 yılında binde 3,4 iken 2025 yılında binde 5 olarak gerçekleşti. Kentleşme oranı da artmaya devam etti. İl ve ilçe merkezlerinde yaşayanların oranı yüzde 93,6’ya yükselirken, belde ve köylerde yaşayanların oranı yüzde 6,4’e geriledi.

Mekânsal Adres Kayıt Sistemi (MAKS) ile yapılan yeni sınıflamaya göre, Türkiye nüfusunun yüzde 67,5’i yoğun kent, yüzde 15,8’i orta yoğun kent ve yüzde 16,8’i kırsal alanlarda yaşıyor.

33 İlin Nüfusu Azaldı

2025 yılında 33 ilin nüfusunda azalma görüldü. İstanbul’un nüfusu 52 bin 451 kişi artarak 15 milyon 754 bin 53 oldu. İstanbul’u sırasıyla Ankara (5 milyon 910 bin 320), İzmir (4 milyon 504 bin 185), Bursa (3 milyon 263 bin 11) ve Antalya (2 milyon 777 bin 677) izledi.

En az nüfusa sahip il 82 bin 836 kişiyle Bayburt oldu. Bayburt’u Tunceli, Ardahan, Gümüşhane ve Kilis takip etti.

İlçelere göre nüfus dağılımında İstanbul’un Esenyurt ilçesi 1 milyon 3 bin 905 kişiyle ilk sırada yer aldı. Böylece Türkiye’de ilk kez bir ilçenin nüfusu 1 milyonun üzerine çıktı. Esenyurt’u Gaziantep’in Şahinbey, Ankara’nın Çankaya ve Keçiören, Gaziantep’in Şehitkamil ilçeleri izledi.

Nüfus piramitleri, Türkiye’de yaşlı nüfusun arttığını ve ortanca yaşın yükseldiğini ortaya koydu. Ortanca yaş, 2024 yılında 34,4 iken 2025 yılında 34,9’a yükseldi. Erkeklerde ortanca yaş 34,2, kadınlarda ise 35,7 olarak belirlendi.

İllere göre ortanca yaş dağılımında Sinop 44 ile en yaşlı il oldu. Sinop’u Giresun ve Kastamonu izlerken, Şanlıurfa 21,8 ile en genç nüfusa sahip il olarak kaydedildi.

Çalışma çağındaki (15-64 yaş) nüfusun oranı yüzde 68,5’e yükselirken, çocuk nüfus oranı yüzde 20,4’e geriledi. 65 yaş ve üzeri nüfusun oranı ise yüzde 11,1’e çıktı.

Toplam yaş bağımlılık oranı yüzde 46 olarak hesaplandı. Buna göre, 2025 yılında Türkiye’de çalışma çağındaki her 100 kişi, 29,7 çocuğa ve 16,2 yaşlıya bakıyor.

Türkiye genelinde kilometrekareye düşen kişi sayısı 112 oldu. İstanbul, kilometrekareye düşen 2 bin 943 kişiyle nüfus yoğunluğu en yüksek il oldu. Tunceli, kilometrekareye düşen 11 kişiyle nüfus yoğunluğu en düşük il olarak kayıtlara geçti.

Paylaşın