İmamoğlu, “İhaleye Fesat Karıştırma” Suçlamasından Beraat Etti

Ekrem İmamoğlu, “ihaleye fesat karıştırma” davasından beraat etti. Karara ilişkin açıklama yapan İmamoğlu, “Varlığımla da icraatlarımla da sizi korkutmaya devam edeceğim…” dedi.

Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı dönemine ilişkin ‘ihaleye fesat karıştırma’ iddiasıyla yargılandığı davada beraat etti.

2014-2019 yılları arasında Beylikdüzü Belediye Başkanı olarak görev yapan İmamoğlu hakkında, bu döneme ilişkin “ihaleye fesat karıştırma” suçlamasından 7 yıla kadar hapis cezası isteniyordu.

İmamoğlu’nun, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde şartları oluşmayan firmaya ihale verdiği suçlamasıyla yargılandığı davanın bugünkü duruşması, saat 15.00’te Büyükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. İmamoğlu, söz konusu suçlamalardan beraat etti.

Beraat kararının ardından İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi hesabından yapılan paylaşımda, “Ne kumpaslarınız ne tezgahlarınız beni yolumdan döndürebilir! Ben, bu toprakların has evladı Ekrem İmamoğlu: Varlığımla da icraatlarımla da sizi korkutmaya devam edeceğim…” ifadelerine yer verildi.

İmamoğlu, 18 Mart’ta İstanbul Üniversitesi’nden aldığı diplomanın iptal edilmesinden bir gün sonra gözaltına alınmış daha sonra da 23 Mart’ta ‘yolsuzluk’ soruşturmasından tutuklanmıştı. Tüm bu süreç, İBB Başkanı’na son haftalarda açılan soruşturmaların ardından ve CHP’nin cumhurbaşkanı adaylığı ön seçiminin öncesinde geldi. Bu soruşturmaların başlangıcında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da “Onlar da çok iyi biliyorlar ki daha turpların büyükleri heybede. Telaşlarının sebebi bu,” demişti.

Ancak İmamoğlu tutuklanmasıyla aynı gün 15 milyona yakın oyla CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olarak ilan edildi. Ardından İçişleri Bakanlığı kararıyla İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırıldı. İmamoğlu’nun yerine CHP’li Belediye Meclis Üyesi Nuri Aslan İBB Başkanvekili olarak seçildi.

İmamoğlu’nun gözaltına alınması ve sonrasında tutuklanmasıyla tetiklenen kitlesel protestolar, Türkiye’de on yıldan uzun süredir görülen en büyük gösterilere dönüştü. Polis, protestolara karşı biber gazı, göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su ile karşılık verdi. İstanbul başta olmak üzere ülkenin birçok büyük şehrinde güvenlik güçleri göstericilere sert müdahalelerde bulunuyor.

Yetkililer aralarında gazetecilerin de olduğu 2 binden fazla kişiyi gözaltına aldı. Gözaltılar sonrası 300’ü aşkın kişi tutuklandı. Daha sonra ise bunların bir kısmı itirazlarla serbest bırakıldı.

Paylaşın

TELE 1’e Kayyum Atandı

Televizyon kanalı TELE1’e “casusluk” soruşturması kapsamında kayyum atandı. Tele1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ da aynı soruşturma kapsamında gözaltına alınmıştı.

Merdan Yanardağ’ın avukatı Bilgütay Hakkı Durna ise TELE1’e yaptığı açıklamada, soruşturmanın hukuki boyutuna dair henüz bir belge görmediklerini söyledi.

Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ile seçim kampanyası direktörü Necati Özkan hakkında “casusluk” soruşturması başlatıldı. Aynı soruşturma kapsamında bu sabah TELE1 televizyonuna operasyon düzenlendi, Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ gözaltına alındı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, TELE 1 kanalının sahibi ABC Radyo Televizyon ve Dijital Yayıncılık Anonim Şirketi’ne İstanbul Sulh Ceza Hakimliği’nce Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) kayyum olarak atanmasına karar verildiğini duyurdu.

Açıklamada, “Merdan Yanardağ’ın söz ve eylemleriyle soruşturmaya ilişkin birçok kez suç işlediği, kanalı fiilen kullandığı ve resmi kayıtlarda şirket sahibi olarak görünen oğlu Alp Yanardağ üzerinden suça karıştığı” gerekçe gösterildi.

Anadolu Ajansı’nın (AA) aktarımına göre, soruşturma “4 Temmuz’da aynı suçlamayla tutuklanan Hüseyin Gün’ün dijital materyalinde rastlanılan bulgulara” dayanıyor.

Başsavcılık, “Hüseyin Gün’ün yabancı istihbarat görevlileriyle bağlantılı olduğunu, askeri mühimmat fotoğrafları ve İsrail vatandaşı siyasi/askeri figürlere ait pasaport görüntüleri gibi hassas bilgilere sahip olduğunu” iddia ediyor.

Merdan Yanardağ neyle suçlanıyor?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın konuya ilişkin açıklamasında, “Şüpheli Merdan Yanardağ’ın söz ve eylemleriyle birçok kez soruşturma kapsamında suç işlediği, kanalın fiili kullanıcısı olduğu, resmi kayıtlarda ise oğlu Alp Yanardağ’ın şirket sahibi olarak göründüğü, bu suçlarda da TELE 1 isimli Tv kanalını kullandığı gerekçesiyle kanalın sahibi olan ABC RADYO TELEVİZYON VE DİJİTAL YAYINCILIK ANONİM ŞİRKETİ’ne İstanbul Sulh Ceza Hakimliği’nce bugün verilen kararla Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun yönetim kayyımı olarak atanmasına karar verilmiştir” ifadeleri kullanıldı.

Başsavcılık, “birçok yabancı ülke istihbarat görevlisiyle irtibatının bulunduğu” söylenen Hüseyin Gün’ün, İmamoğlu’nun danışmanı Necati Özkan ile “talimat verir vasıfta görüşmelerinin tespit edildiğini” söylüyor.

Başsavcılığın açıklamasında, Yanardağ’ın Hüseyin Gün ile “casusluk faaliyetlerine ilişkin çok sayıda irtibat ve yazışmasının tespit edildiği” ifadeleri yer alıyor. Ayrıca Yanardağ’ın “Hüseyin Gün’den menfaat temin etmek suretiyle seçim sürecinin basın ayağını organize ettiği” öne sürülüyor.

BBC’ye göre, Yanardağ’ın 2019 yerel seçimlerinde “yabancı istihbarat servisleri ile iştirak halinde seçimlerin manipüle edilmesi noktasında faaliyette bulunduğu ve bu şekilde casusluk suçunu işlediği” de bir diğer iddia.

Merdan Yanardağ’ın avukatı Bilgütay Hakkı Durna ise TELE1’e yaptığı açıklamada, soruşturmanın hukuki boyutuna dair henüz bir belge görmediklerini söyledi. Durna, “Ne yazık ki bizim ülkemizde büyük iddialarda bulunuyor insanlar hakkında bunlar delillendirilmiyor ve insanlar özgürlüklerinden mahkum bırakılıyor” dedi.

Paylaşın

“CHP Kurultay Davası” 24 Eylül’e Ertelendi

CHP’nin 4-5 Kasım 2023’te gerçekleştirilen 38. Olağan Kurultayı ile 6 Nisan 2025’te yapılan 21. Olağanüstü Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan dava reddedildi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, kurultayın iptali davası hakkında, “Artık bu iş bugün tamamen ortadan kalktı. Böyle olacağını biliyorduk ama CHP’yi tartıştırmak istediler ve bugüne kadar geldiler” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 4-5 Kasım 2023’te yapılan 38’inci Olağan Kurultayı ile 6 Nisan 2025’teki 21’inci Olağanüstü Kurultayı’nın iptali talebiyle açılan dava, mahkemece aktif husumet yokluğu ve konusuzluk gerekçesiyle reddedildi.

Karar, 24 Ekim Cuma günü Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davanın dördüncü duruşmasında çıktı. Mahkeme, ret gerekçesini “aktif husumet yokluğuna” dayandırdı ve dava konusuz kaldığı gerekçesiyle reddetti. Bu kararla birlikte mutlak butlan ihtimali ortadan kalktı.

CHP Genel Merkezi avukatı Çağlar Çağlayan, “İstinaf süreci devam eder ancak bu davaların ülkemizin gündeminden çıkması gerektiğini ifade ediyorduk. Umuyorum siyaset de normal seyrine dönecektir” dedi.

“Bizi hasta etmeye çalıştılar, olmadık, bünyemiz sağlam”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, 38. Olağan Kurultay’ın iptali istemiyle açılan dava ve son süreçlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Özel, davanın sonuç odaklı değil süreç odaklı bir dava olduğunu, asıl amacı CHP içinde tartışma yaratmak olduğunu söyledi ve partinin birlik ve beraberliğini vurguladı.

Özel, davaya ilişkin değerlendirmesinde şu görüşleri dile getirdi: “Bu dava sonuç odaklı bir dava değildir, süreç odaklı davaydı. Amaç Cumhuriyet Halk Partisi’ni tartıştırmaktı. Bir takım aparatları buldular; bizi hasta etmeye çalıştılar. Mikrop arayıp mikrop buldular, bünyeye onu sokmaya çalıştılar. Ancak CHP’nin güçlü bünyesi ne hastalandı ne güç kaybetti. Bu iş tamamen ortadan kalktı.”

Özel, kongre süreçleri ve parti tabanındaki reflekslere teşekkür ederek konuşmasını sürdürdü. İstanbul il delegeleri ile il yönetiminin sürece hızlı yanıt verdiğini, olağanüstü kongre ve delege kararlarıyla parti içi iradenin yeniden oluştuğunu belirtti:

“Bu süreçte İstanbul il delegeleri harekete geçti, karşı tarafa prim vermeden kongre istediler, yaptılar ve il başkanımız ile yönetimini yeniden seçtiler. Kurultay iradesi yeniden oluştu. Birlik ve bütünlüğü gösteren herkese teşekkür ediyorum. Ne İstanbul’da kayyıma izin verdik ne de başka ihtimallere. Demokrasi tarafı kazandı; otokrasi kaybetti. Yapılacak ilk seçimde de demokrasi kazanacak.”

Özel, partinin dayanışma gösteren muhalefet liderlerine ve demokrat kesimlere de teşekkür etti; “Nezaket ziyaretleri yapıldı, dayanışma gösterildi” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın muhalefete ilişkin sözlerine de yanıt veren Özel, ekonomik tabloda karşılaştırmalar yaparak eleştiride bulundu:

“Sayın Erdoğan uçaktayken iyice uçuyor. 25 kuruşa simit vardı, şimdi simit 20 lira. Ben ‘Erdoğan için en fena hatırlatma ne olur?’ desem, ‘25 kuruşa simit kalmadı’ derdim. Vatandaşa bunu hatırlatmak en etkili şeydir.”

Özel, Erdoğan’ın muhalefetteyken kendilerini yargılayacağı iddialarına ilişkin de “İktidara geldiniz, bizi yargılıyorsunuz; işte faşizan zihniyet” diyerek tepki gösterdi. Kongre kararlarının engellenmesine yönelik girişimleri “faşizan” olarak niteledi ve İstanbul’da seçimlerdeki yüksek halk desteğini hatırlattı.

Ekrem İmamoğlu hakkında gündeme gelen “casusluk” iddiaları ve İBB’ye yönelik tartışmalar da Özel’in gündemindeydi. Özel, benzer iddia ve dosyaların siyasi amaçlarla kullanıldığını savunarak geçmiş örnekler üzerinden eleştirdi:

“Biz bu filmleri çok gördük. FETÖ hiçbir şey beceremediğinde casusluk davaları açardı. İzmir askeri casusluk davası, İstanbul askeri casusluk davası… Hepsi beraat etti. En kolayı casusluk iddiası atıp algı yaratmaktır. Kime casus dediniz de siyaseten ispat ettiniz? Hepsi beraat etti.”

Ayrıca Türkiye’deki veri güvenliğine ilişkin dava ve iddialara atıf yaparak, “Hakan Fidan döneminde MİT ve bazı bakanlıkların veri güvenlik sorunları davalarda yer alıyor; kişisel verilerin çalındığı iddiaları var” dedi ve bu eksende öne sürülen casusluk iddialarını anlamsız bulduğunu vurguladı.

TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın hakkında yürütülen soruşturmaya ilişkin soruya yanıt veren Özel, Yanardağ’a yönelik iddiaları reddetti ve medyadaki emekçilere destek mesajı verdi:

“Bu adama her seferinde bir şeyler bulaştırıyorlar. Merdan Yanardağ ve TELE1, onurlu bir gazetecilik çabası yürütüyor. Ona sürmedikleri leke kalmadı ama ispatlayamadılar. TELE1 ailesine geçmiş olsun; yanlarında olmaya devam edeceğiz.”

Özel, kurultay davası sonrası piyasadaki hareketlenmelere de dikkat çekti. Mahkeme kararının ardından borsada gözlenen yükselişi hatırlatan Özel, kayyım tartışmalarının Türkiye ekonomisi ve demokratik yaşam üzerinde yaratacağı etkilere dair uyarıda bulundu:

“Kurultay girişiminin ortadan kalkmasıyla borsa yüzde 5 yukarı fırladı. Bir şehre, İstanbul gibi metropole kayyım atamakla ülkeye ne yaptığınızın farkında mısınız? Bu millet buna izin vermez. Ekonomik ve siyasal olarak kimse böyle bir cesaret edemez.”

Paylaşın

CHP’nin 39. Olağan Kurultay Tarihi Belli Oldu

CHP, 28 – 30 Kasım 2025 tarihleri arasında 39. Olağan Kurultayı’nı gerçekleştirecek. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, 39’uncu Olağan Kurultay’da tek aday olması bekleniyor.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Meclisi (PM), Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında toplandı. Toplantı devam ederken parti sözcüsü Deniz Yücel, toplantıya ilişkin açıklamalarda bulundu.

Kasım 2023’te gerçekleştirilen 38’inci Olağan Kurultayın, 31 Mart Yerel Seçimlerindeki başarıların ardından hukuk dışı hale getirilmeye çalışıldığını belirten Yücel, “AKP’nin talimatlı yargı eliyle gerçekleştirdiği tüm hukuksuz hamlelere rağmen, doğru bildiğimiz yolda, büyük bir inanç ve kararlılıkla, iktidar yürüyüşümüzü emin adımlarla sürdürüyoruz” dedi.

14 Temmuz’da kongreler sürecini başlattıklarını kaydeden Yücel, “81 ilde, önce mahalle delege seçimlerimizi, ardından ilçe kongrelerimizi, son olarak da dün gerçekleştirdiğimiz Hatay, Tekirdağ, Burdur ve Kilis il kongreleriyle birlikte il kongrelerimizi tamamladık. Bu arada İstanbul ilçe kongrelerimizi ve il kongremizi durdurmak için yetkisiz mahkemeler eliyle, hukuksuz kararlar alınmaya çalışıldı. İstanbul İl Başkanlığımız binlerce polis eşliğinde işgal edilmeye çalışıldı. Yılmadık, vazgeçmedik, teslim olmadık. Bundan önce partimize yapılan saldırıları püskürtmek için 2 olağanüstü kurultay yaptık. Bugünkü Parti Meclisi toplantımızda alınan karar doğrultusunda 39’uncu Olağan Kurultayımızı 28, 29, 30 Kasım 2025 tarihlerinde Ankara Arena Spor Salonu’nda gerçekleştireceğimizi buradan ilan ediyoruz. İlgili Genel Başkan Yardımcımız tarafından gerekli başvurular şu anda seçim kuruluna yapılıyor” diye konuştu.

Karar merciinin demokrasilerde millet, siyasi partilerde ise üyeler olduğunu vurgulayan Yücel, “AKP iktidarına hizmet eden bir avuç kullanışlı aparatın, olağan ve olağanüstü kurultaylarımızı iptal etme çabalarına rağmen ve yine aynı amaca hizmet eden her türlü engellemelere ve hukuk dışı hamlelere rağmen 39’uncu Olağan Kurultayımızı geniş bir katılımla gerçekleştireceğiz. 28 Kasım günü o tarihte tamamlanmış olacak olan parti programımız kurultay delegelerimizin onayına sunulacak, 29 Kasım günü Genel Başkan seçimi gerçekleştirilecek, 30 Kasım günü ise Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu seçimi gerçekleştirilecek” bilgisini paylaştı.

Yeni parti tüzüğüne göre mevcut Genel Başkanın adaylık için imza toplamadığını, takdir ettiği durumlarda aday olabildiğini hatırlatan Yücel, “Yani bu şu demek, hiçbir ilden, hiçbir örgütten, kurultay delegelerimizden adaylık için imza toplamamız, Genel Başkanımız için imza toplayıp kimsenin adaylığı için alan daraltmamız söz konusu değil. Aday olmak için yüzde 5 imza yeterlidir. Adaylık düşünen herkes imza toplayıp aday olabilir” dedi.

4-5 Kasım 2023 tarihlerinde gerçekleştirilen Olağan Kurultay ile partinin genel başkanlık koltuğuna oturan CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, 39’uncu Olağan Kurultay’da tek aday olmasının beklendiği kaydedildi. Özel’in kurultaya çarşaf liste ile gireceği bildirildi.

Paylaşın

Ahmet Türk, Kayyuma Gerekçe Gösterilen Davadan Beraat Etti

Ahmet Türk, kayyuma gerekçe gösterilen davadan beraat etti. Ahmet Türk’ün belediye başkanlığı görevine iade edilip edilmeyeceği önümüzdeki günlerde açıklık kazanacak.

Ahmet Türk’ün “örgüt propagandası” iddiasıyla yargılandığı ve Mardin Büyükşehir Belediyesi’ne kayyım atanmasına gerekçe gösterilen davadan beraat kararı çıktı.

İçişleri Bakanlığı tarafından 4 Kasım 2024’te görevinden uzaklaştırılan Ahmet Türk, Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı davanın karar duruşmasında hâkim karşısına çıktı. Dava, Türk’ün 28 Mart 2011’de Siirt’te faili meçhul cinayetlere ilişkin yaptığı bir konuşma nedeniyle 2022 yılında “Örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla açılmıştı.

Mezopotamya Ajansı’nın aktardığına göre, karar duruşmasına Ahmet Türk’ün avukatları Erdal Kuzu ve Tahar Erdem, Mardin Adliyesi’nden SEGBİS aracılığıyla katıldı, savcı Türk’ün cezalandırılmasını talep etti. Erdal Kuzu, 2014 yılında Siirt Cumhuriyet Başsavcılığı’nın aynı dosya hakkında “takipsizlik” kararı verdiğini hatırlatarak, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bu kararı yok sayarak yeniden iddianame hazırlamasının hukuka aykırı olduğunu söyledi.

Savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, Ahmet Türk’ün açıklamasının “İfade özgürlüğü kapsamında olduğunu” belirterek, “Suçun unsurlarının oluşmadığı” gerekçesiyle beraat kararı verdi.

Mardin Büyükşehir Belediyesi’ne 4 Kasım 2024 tarihinde üçüncü defa kayyım atanmasının ardından açıklama yapan İçişleri Bakanlığı, Ankara 14’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı 2022/142 esas sayılı dava dosyasını da gerekçe olarak göstermişti. İçişleri Bakanlığı açıklamasında “2022/142 esas sayılı dosyası kapsamında terör örgütü propagandası yapmak suçundan davasının devam etmesi” ifadelerine yer vermişti.

Paylaşın

Demirtaş Ve Yüksekdağ’ın Sürece Desteği Tam

DEM Parti İmralı Heyeti, eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın yeni sürece desteklerinin tam olduğunu açıkladı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti’nden Pervin Buldan ve Mithat Sancar, dokuz yıldır tutuklu bulunan HDP’nin eski Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile görüştü.

Heyet eski Diyarbakır Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı ve eski HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel’i de cezaevinde ziyaret etti.

İmralı Heyeti tarafından ziyaretlerin ardından yazılı açıklama yapıldı. Ziyaretlerin son derece verimli geçtiğini belirten Heyet, “Arkadaşlarımız, yüreği özgürlük, barış ve demokrasi için atan herkese en içten selam ve sevgilerini iletti” dedi.

İmralı Heyeti’nin yazılı açıklamasında şu ifadeler kullanıldı:

“Görüşmelerde esas olarak barış sürecine dair bilgi paylaşımı ve fikir alışverişinde bulunduk. Sevgili Selahattin Demirtaş, sürece desteğinin tam olduğunu vurguladıktan sonra, sürecin başarıya ulaşması, barışın ve demokrasinin tesisi için her türlü katkıyı sunmaya hazır olduğunu ifade etti.

Sevgili Figen Yüksekdağ da barışın ve demokratik toplumun inşası konusunda umudunu koruduğunu, bu yolda desteğinin ve katkısının güçlü bir şekilde devam edeceğini belirtti.

Suçsuzlukları hukuken de sabit olan arkadaşlarımızın hala cezaevinde tutulması hiçbir gerekçeyle açıklanamaz, hiçbir şekilde kabul edilemez. Bu açık adaletsizliğin bir an önce ortadan kaldırılması, arkadaşlarımızın barış ve demokrasi yürüyüşüne özgür şartlarda katılması acil talebimiz ve beklentimizdir.”

Paylaşın

Türkiye, Dini Azınlıkların Ayrımcılığa Maruz Kaldığı Ülkeler Arasında

“Kirche in Not”un raporunda, Türkiye, Mısır, Etiyopya, Vietnam, Rusya gibi ülkelerle birlikte dini azınlıkların ayrımcılığa maruz kaldığı belirtilen 38 ülke arasında sayıldı.

Uluslararası Katolik yardım kuruluşu “Kirche in Not”, 2025 yılı din özgürlüğü raporunu yayımladı. Dünya çapında 62 ülkede din özgürlüğü hakkının ihlal edildiği tespitine yer verilen raporda ihlallerin daha çok Afrika ve Asya ülkelerinde görüldüğü kaydedildi.

Raporun baş editörü Marta Petrosillo, dünyada 5 milyar 400 milyon insanın, başka bir deyişle dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 65’inin din özgürlüğünün ihlal edildiği ülkelerde yaşadığını kaydetti.

Vatikan ile bağlantılı bir kurum olan Kirche in Not’un raporunda din özgürlüğüne yönelik ihlaller “hoşgörüsüzlük, ayrımcılık ve takibat” olmak üzere üç grupta sınıflandırıldı.

Türkiye; Mısır, Etiyopya, Vietnam, Rusya gibi ülkelerle birlikte dini azınlıkların ayrımcılığa maruz kaldığı belirtilen 38 ülke arasında sayıldı.

Aralarında Çin, Hindistan, Nijerya ve Kuzey Kore’nin de bulunduğu 24 ülke ise dini azınlıkların takibata maruz kaldığı “en kötü” olarak sınıflandırılan kategoride yer aldı. Bu ülkelerin yüzde 75’inde durumun, son rapordan bu yana daha da kötüleştiğine işaret edildi.

Raporda, Batılı sanayi ülkelerinde de din özgürlüğü hakkına yönelik ihlallerin arttığı kaydedildi. Özellikle Hamas’ın İsrail topraklarına saldırdığı ve Gazze savaşının başladığı 7 Ekim 2023 tarihinden sonra İslam karşıtı ve antisemit nefret suçlarının güçlü bir şekilde arttığına dikkat çekildi. Almanya’da Gazze savaşı bağlantılı, sinagog ve camilere yönelik saldırı, taciz, internette nefret söylemi gibi toplam 4 bin 369 ceza vakasının kayıtlara geçtiği, bu sayının 2022’de sadece 61 olduğu kaydedildi.

Fransa’da da antisemit eylemlerin son iki yılda rekor seviyelere çıktığına işaret edilen raporda İslam karşıtı nefret suçlarının yüzde 29 arttığı, antisemit nefret suçlarının yüzde 1000 oranında artış gösterdiği belirtildi.

Raporda, “Bir temel hak olan din özgürlüğü sadece üçüncü dünya ülkelerinde değil, sanayi ülkelerinde de ihlal edilmektedir” denildi.

Rapora göre Batılı ülkelerde Hristiyanlara ve kiliselere yönelik saldırılarda da belirgin artış yaşandı. 2023 yılında Fransa’da Hristiyanlık karşıtı yaklaşık 1000 eylem kayıtlara geçerken Yunanistan’da kiliselere yönelik 600’ün üzerinde vandallık olayı yaşandı. Kanada’da da 2021-2024 arasında 24 kilisenin kundaklandığı belirtildi. İspanya, İtalya, İngiltere ve Hırvatistan’da da benzer eğilimler gözlemlendiği, din adamlarının, ibadet yerlerinin saldırıya uğradığı kaydedildi.

Kirche in Not’un İtalya bölümü başkanı Sandra Sarti, son 25 yılda din özgürlüğünde olumsuz yönde gelişmeler kaydedildiğini belirterek din özgürlüğüne yönelik kısıtlamaların zorunlu göçün de temel nedenlerinden biri olduğuna vurgu yaptı.

1947 yılında kurulan Kirche in Not, Papalık hukukuna göre vakıf statüsüne sahip. Sadece bağışlarla finanse edildiğini belirten kuruluş, 1999 yılından bu yana yaklaşık 200 ülkede din özgürlüğünü mercek altına alıyor ve iki yılda bir raporlaştırıyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

‘Libya Tezkeresi’ 2 Yıl Daha Uzatıldı

Libya’ya asker gönderilmesi için verilen izin süresinin 2 yıl daha uzatılmasını öngören Cumhurbaşkanlığı tezkeresi Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda görüşüldü.

Haber Merkezi / Konuşmaların ardından yapılan oylamada Libya tezkeresi kabul edildi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine (TBMM) sunulan Lübnan tezkeresi, yapılan açık oylamada çoğunluğun “evet” oyu vermesiyle kabul edildi. Tezkere, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Lübnan’da konuşlu Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücüne (UNIFIL) katkısının iki yıl daha uzatılmasını öngörüyor.

Tezkerede, Türkiye’nin 2006’dan bu yana UNIFIL’e yaptığı katkının “barışın korunmasına ve Türkiye’nin görünürlüğünün artmasına hizmet ettiği” savunuldu. Metinde, “Lübnan ile ikili ilişkiler ve bölgedeki güvenlik koşulları göz önünde bulundurularak UNIFIL’e katkımızın sürdürülmesinin önem arz ettiği değerlendirilmektedir” ifadeleri yer aldı.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 2790 sayılı kararıyla UNIFIL’in görev süresi 2026 sonuna kadar uzatılmış, 2027’de ise tedricen tasfiyesi kararlaştırılmıştı.

Ayrıca TBMM Genel Kurulunda Irak ve Suriye’ye asker gönderme tezkeresinin süresinin 3 yıl daha uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkereleri de görüşülecek. EMEP, DEM Parti ve CHP tezkerelere ‘hayır’ oyu vereceklerini açıklamıştı.

Tezkerede, şunlar kaydedildi: “Lübnan ile ikili ilişkilerimiz ve bölgedeki güvenlik koşulları da göz önünde tutularak, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin UNIFIL’in görev süresinin uzatılması ve tedricen tasfiyesi yönündeki 2790 Sayılı Kararı uyarınca hudut, şümul ve miktarı Cumhurbaşkanınca belirlenecek Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının 1701 Sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı ve 880 Sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi kararıyla tespit edilen ilkeler kapsamında 31 Ekim 2025 tarihinden itibaren 2 yıl daha UNIFIL’e iştirak etmesi ve bununla ilgili gerekli düzenlemelerin Cumhurbaşkanınca yapılması için gereğini Anayasa’nın 92’nci maddesi uyarınca bilgilerinize sunarım.”

Paylaşın

Devlet Bahçeli: Cumhur İttifakı’nda Çatlama Patlama Yok

MHP Lideri Devlet Bahçeli, “Cumhur İttifakı’ndan çatı uçtu, vazo çatladı, görüş ayrılıkları oldu iddiaları ne kadar yaygın olsa da Türkiye’nin hak ettiği huzurlu, güvenli, refah dolu günlere ulaşana kadar çatlama, patlama, uçma, kaçma, abuk sabuk ifadeler itibarsız, asılsızdır!” dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bahçeli, konuşmasının başında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)’nde gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçimlerine değindi.

Bahçeli, katılım oranını yetersiz bulduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı: “Seçimde katılım oranı yüzde 62 düzeyinde gerçekleşmiş. Sayın Tufan Erhürman yeni Cumhurbaşkanı seçilmiştir. Katılım çok azdır. Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti’ne katılma kararı almalıdır.”

Bahçeli, Kıbrıs meselesinin Türkiye açısından vazgeçilmez bir milli dava olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulundu: “Bizim siyasetimizin manası hiç kuşkusuz hakikatle temellenmiştir. Hakikat neredeyse biz oradayız. Sözlerimizi eğmeden, bükmeden seslendirmekten vazgeçmeyeceğiz. Başkaları alınır veya gücenir diye, kimileri rahatsız olur düşüncesiyle hakikatten asla taviz vermeyeceğiz.”

MHP lideri, federasyon önerilerinin artık geçerliliğini yitirdiğini savunarak, “Kıbrıs Türk’tür, Türk’ün öz vatanıdır. Federasyon tez ve tekliflerinin geçerliliği ve geleceği kesinlikle yoktur. Kıbrıs milli davamızdır. Bu haklı ve hakikatli davadan geri dönüş katiyen yoktur.” ifadelerini kullandı.

Bahçeli ayrıca seçim sonuçlarına da değinerek, KKTC’nin 6. cumhurbaşkanını seçtiğini hatırlattı: “KKTC’nin 6. cumhurbaşkanını seçmek için Kıbrıs Türkleri sandık başına gitmiştir. KKTC’ye hizmetleri geçen Sayın Ersin Tatar, bu demokratik yarışta maalesef geride kalmıştır. Kıbrıs’ın güvenliği ve geleceği Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenlik ve geleceğiyle bir ve aynıdır. Bu kapsamda Kıbrıs Türk’tür hep de böyle kalacaktır.”

“Cumhur İttifakı’nda çatlama patlama yok”

Bahçeli, Cumhur İttifakı’nın Türkiye’yi hak ve huzura kavuşturana dek kırılmayacağının altını çizdi: “Cumhur İttifakı’ndan çatı uçtu, vazo çatladı, görüş ayrılıkları oldu iddiaları ne kadar yaygın olsa da Türkiye’nin hak ettiği huzurlu, güvenli, refah dolu günlere ulaşana kadar çatlama, patlama, uçma, kaçma, abuk sabuk ifadeler itibarsız, asılsızdır!

Ancak herkesin aklını başına alarak Kıbrıs’taki seçimleri iyi okumasını, federalizme giden mayınlarla dolu güzergahın ülkemize nasıl yansıyacağını dikkatle tefsir etmesi temennimdir. Meselenin demokratik haklarla, sandığa saygıyla alakası yoktur, mesele vatan meselesidir, beka, güvenlik meselesidir. Onur ve şeref meselesidir. Kıbrıs’ta iki devletli çözüme kapalı olan ve federasyon özlemlerine yeşil ışık yakan siyasi iradenin, geçmişin ızdırap veren olaylarını yeniden canlandırma ihtimali, yabana atılmaması gereken bir tehdittir.

Federasyona dümen kırmak, Kıbrıs Türk’ünü asimilasyon çarkında israf etmektir. Buna hiçbir siyaset önermesinin hakkı yoktur! Herkes hesabını buna göre yapmalıdır. KKTC parlamentosu acilen toplanmalı, federasyona dönüşün kabul edilemeyeceğini ilan etmeli ve T.C.’ye katılma kararı almalıdır. 81 Düzce’den sonra 82’nin KKTC olması artık hayat memat konusudur!”

Bahçeli konuşmasında Filistinin bağımsızlığına değinerek şu sözleri kullandı: “İkici hakikat şudur. Bağımsız Filistin devletinin kurulması hakkın ve hakikatin gerekliliğidir. Bir başka endişemiz Gazze’de İsrail’in silahlandırıp sahaya sürdüğü çetelerin barış ve ateşkes anlaşmasını zedelemesidir. İki devletli çözüm olduktan sonra Hamas’ın atacağı adımlar olacaktır, silah bırakma bunlar birisidir.”

Sürece dair yapılan açıklamalara tepki göstererek “İmralı sözünü tutmuştur” diyen Bahçeli şöyle devam etti: “Üzerinde durmak istediğim üçüncü hakikat şudur; Türkiye Cumhuriyeti bölünmez bir bütündür. Son günlerde Terörsüz Türkiye adımlarını yıpratmak adına kurgulanmış bir komplo mekaniği devrededir. 27 Şubat İmralı açıklamasının ardından yapılan bayağı çıkışlardan uzak durulmalıdır.

Atatürk Türkiye’nin ortak değeridir. Atatürk demek Cumhuriyet demektir. PKK lağvedilmiştir. İmralı sözünü tutmuştur. Şimdi sırayı örgütün tüm bileşenlerinin silahları bırakması ve yakması almıştır.

Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Terörsüz Türkiye hedefimiz, bu bütünlüğü korumak, kollamaktır. Son günlerde terörsüz Türkiye adımlarını yıpratmak, yıkmak ve yıldırmak üzerine kurgulanmış, farklı gerekçelerle ilerletilen komplo mekaniği devrededir. Türk milletinin sinir uçlarına dokunan söz, iddia ve ihtiraslı istekler, barış, huzur ve kardeşlik ortamını sulandırmaya matuftur.

Terörsüz Türkiye bölünmüş, bölünmesi hayal edilmiş, çatısı çökmüş bir Türkiye’nin kisvesi, gizli sığınağı değildir. Hizmet edenler, tarih ve hukuk huzurunda kaçamayacakları mükellefiyet altındadır. Kervan yoldayken olmayan ganimetin paylaşım telaşına düşmek, iyi niyetle izah edilemeyecek sapmadır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu değerleriyle Türk milletinin birliğini, dirliğini ve dayanışma azmini kıracak hiçbir dayatma veya teklifin geçerliliği ve konuşmaya değecek tarafı yoktur. Olması düşünülemez!

Milletimiz bellidir, adı Türk milletidir. Ne yapacaksak bu millet gerçeğinden ilham olarak yapacağız. Devletimiz Türkiye Cumhuriyeti devletidir. Devlete ortak koşmak, otorite paylaşımını ümit etmek, demokrasiyi ufalayarak özerkliğe kılıf aramak sonu uçuruma açılan kontrolsüz araçlardır. Anaysa’nın 66. maddesiyle ilgili polemik yapmak, zemin yoklamak abesle iştigaldir, sonu hüsrandır.”

Paylaşın

Anket: İmamoğlu İle Erdoğan Arasındaki Fark 9 Puan

Son seçim anketine göre; Ekrem İmamoğlu, Recep Tayyip Erdoğan’ın 9 puan önünde. Ankete katılan katılımcıların, yüzde 54.5’i İmamoğlu’na, yüzde 45.5’i ise Erdoğan’a oy verebileceklerini belirtti.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) erken seçim çağrılarını sürdürürken araştırma ve anket sonuçları açıklanmaya devam ediyor.

ALF Araştırma, 06-09 Ekim 2025 tarihleri arasında Türkiye genelinde 2 bin katılımcıyla gerçekleştirdiği “Seçmen Eğilimleri Araştırması” sonuçlarını açıkladı.

“Bu pazar cumhurbaşkanlığı seçimi olsa kime oy verirsiniz” sorusunun sorulduğu ankette, Recep Tayyip Erdoğan’a karşı Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş ve Özgür Özel yer aldı.

Ankette yer alan cumhurbaşkanlığı seçim senaryolarında ise Erdoğan’ın üstünlük kuramadığı görüldü:

Ekrem İmamoğlu vs. Recep Tayyip Erdoğan: İmamoğlu yüzde 54.5 oy oranıyla Erdoğan’ı yüzde 45.5’de bırakarak galip geldi.

Mansur Yavaş vs. Recep Tayyip Erdoğan: Yavaş yüzde 55.7 oy oranıyla Erdoğan’ı yüzde 44.3’de bırakarak açık ara önde yer aldı.

Özgür Özel vs. Recep Tayyip Erdoğan: Özgür Özel yüzde 50.5 oy oranıyla Erdoğan’ı yüzde 49.5’de geride bıraktı.

Paylaşın