Örtülü Ödenek 2.5 Milyar Liraya Dayandı

Yalnızca AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kullanılabilen, hesabı sorulamayan ve “örtülü ödenek” olarak adlandırılan Gizli Hizmet Giderleri kaleminden sekiz ayda 2 milyar 478 milyon TL harcandı.

Bu harcama kalemi için ocakta 57 milyon TL, şubatta 169 milyon TL, martta 788 milyon TL, nisanda 314 milyon TL, mayısta 434 milyon TL, haziranda 107 milyon TL, temmuzda 164 milyon TL, ağustosta ise 442 milyon TL ödendi.

Hazine ve Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü, kamunun aylık harcama rakamlarını açıkladı.

Birgün’den Hüseyin Şimşek’in aktardığına göre, yeni konut projeleriyle kazancı artırılacak müteahhitlere sekiz ayda 67,9 milyar TL’lik kamu kaynağı aktarıldı. Ocakta 686 milyon TL aktarılan müteahhitlere şubatta 1 milyar 618 milyon TL, martta 5 milyar 620 milyon TL, nisanda 11 milyar 534 milyon TL, mayısta 6 milyar 929 milyon TL, haziranda 13 milyar 370 milyon TL, temmuzda 13 milyar 229 milyon TL ödendi. Yılın en yüksek tutarı, geçen ay aktarılan 15 milyar TL oldu.

Örtülü ödenek 2.5 milyar liraya dayandı

Yalnızca AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kullanılabilen, hesabı sorulamayan ve “örtülü ödenek” olarak adlandırılan Gizli Hizmet Giderleri kaleminden sekiz ayda 2 milyar 478 milyon TL harcandı. Bu harcama kalemi için ocakta 57 milyon TL, şubatta 169 milyon TL, martta 788 milyon TL, nisanda 314 milyon TL, mayısta 434 milyon TL, haziranda 107 milyon TL, temmuzda 164 milyon TL, ağustosta ise 442 milyon TL ödendi.

Kiralama giderleri için ocakta 3 milyar 508 milyon TL, şubatta 399 milyon, martta 481 milyon TL, nisanda 4 milyar 205 milyon TL, mayısta 424 milyon TL, haziranda 649 milyon TL, temmuzda 4 milyar 15 milyon TL harcandı. Ağustos ayına gelindiğinde ise bu tutar, 1 milyar 655 milyon TL’ye yükseldi. Bu yıl kiralama işlemleri için harcanan toplam tutar 15 milyar 336 milyon TL oldu. En çok harcamalar bina, araç ve uçak kiralama işlemleri için yapıldı.

Kötü ekonomi yönetiminin sonuçlarından olan faiz giderleri de zirveyi gördü. 31 milyonu aşkın asgari ücret, sadece sekiz aylık faiz giderlerine harcandı. İç ve dış borç faiz giderlerinin toplamı, 173 milyar 994 milyon 479 bin TL’ye ulaştı. Yılın ilk ayında 14 milyar 231 milyon TL olan faiz gideri, şubatta 43 milyar 669 milyon TL oldu. Martta 26,9 milyar TL olarak hesaplanan faiz gideri, nisanda 19,1 milyar TL, mayısta 17,9 milyar TL, haziranda 12,7 milyar TL, temmuzda 16,6 milyar TL ve ağustosta 22 milyar 647 milyon TL oldu.

‘Kur koruma’  yükü büyüyor

Döviz kurunu sabit tutmak için uygulamaya konulan kur korumalı TL mevduat hesapları için merkezi yönetim bütçesinden bu aya kadar aktarılan toplam tutar, 75 milyar TL oldu. İlk olarak mart ayında 11 milyar TL’lik ödemenin ardından nisanda 4 milyar 555 milyon TL, mayısta 4 milyar 842 milyon TL, haziranda 16 milyar 136 milyon TL, temmuzda 23 milyar 361 milyon TL ve ağustosta 15 milyar TL ödeme yapıldı.

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan: Her Yerden Feryat Mesajları Geliyor

Sosyal medya hesaplarından canlı yayın yapan DEVA Lideri Babacan, barınma, hayat pahalılığı ve eğitim sorunuyla ilgili kendisine gelen mesajları paylaştı. Babacan, “Her yerden feryat mesajları geliyor” dedi.

Haber Merkezi / Babacan, açıklamasının devamında, “Anadolu ve Trakya’da her ilde ve ilçede görüyordum. Gençler ‘Başkanım, üniversiteyi kazanacağım ama ailemin okutacak parası yok. Kira, barınma, yeme, içme, ulaşım masrafları aldı başını gitti’ diyordu. İşte bu gerçeği bugünkü rakamlarla gördük. 850 bin arkadaşımız üniversiteyi kazanmış ama bunlardan 105 bin 772’si kaydını yaptıramamış. Acı gerçek bu” ifadelerini kullandı.

DEVA Lideri Babacan, açıklamasına, “Öğrencilik artık çok maliyetli. Adım atıyorsunuz para. Şehirlerarası ve şehir içi ulaşım korkunç pahalandı. Gıda fiyatları almış başını almış başını gitmiş. Öğrencilerin çoğu makarnaya, patatese talim ediyor. Akşam yemeğini tek bir çorbayla geçiştiren çok sayıda gençle karşılaşıyorum. Kira fiyatları aldı başını gitti. Öğrencilik çok zorlaştı.” cümleleriyle devam etti.

Öğrenciliğinde üniversiteyi kazanınca heyecanla kayıt gününü beklediklerini söyleyen Babacan, “Varlıklı ailelerin çocukları ile maddi imkânları zayıf ailelerin çocukları arasında bu kadar büyük bir fırsat eşitsizliği olmamıştı” dedi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, sosyal medya hesaplarından canlı yayın yaptı. Babacan’ın ifadelerinden öne çıkanlar şöyle:

“Yurt sorununu ortadan kaldıracağız. İhtiyacı olduğu halde, maddi durumu zayıf olduğu halde yurt bulamayan her öğrencimize yurt imkânı sağlayacağız. Yurt yoksa kira desteği vereceğiz. Tüm eğitim masraflarını karşılayacak şekilde Eğitim Destek Banka Kartı vereceğiz. 18 yaşını dolduran herkes bu karttan yararlanabilecek. İlkokul, ortaokul, lise öğrencisiyse veliler kullanacak.

KYK yurtlarında kalan öğrencilerimizin yeme içme masrafı bu koskoca ülke için nedir ki öğrencileri bunlarla uğraştırıyorsunuz. Yemesi, içmesi, barınması hepsini çözeceğiz. Öğrenciler, üniversiteyi kazandıktan sonra geçim derdinde olmayacak. Esas bu. Kimsenin aklında en ufak soru kalmayacak. Hedef bu.

DEVA Partisi Genel Başkanı olarak tüm üniversiteli arkadaşlarıma söz veriyorum: Üniversiteyi kazanıp maddi zorluk yaşayan tek bir öğrencimiz kalmayacak. Öğrencilerimizin temel ihtiyaçlarının karşılanması tamamen devletin garantisinde olacak. Ulaşımdı, yeme içmeydi, barınmaydı, kitaptı, kırtasiyeydi, bilgisayardı, şuydu buydu… ‘Üniversiteyi kazandım ama barınamıyorum, aç geziyorum’ diyen tek bir öğrencimiz kalmayacak.

Önümüzdeki seçimde bambaşka bir dönem açılacak. Müreffeh, özgür ve zengin, adil bir Türkiye için bir başlangıç yapacağız. Bu sene kazanamayan veya kazanda da kayıt yaptıramayan gençlere de ‘Umudunuzu kaybetmeyin. Bu ülke düzgün yönetildiğinde herkesin öğrenim imkânı olacaktır. Herkesin iş imkânı olacaktır. Yeter ki önümüzdeki dönemde düzgün bir kadro işin başına gelsin. Çözüm kolay.”

Barınma, hayat pahalılığı ve eğitim sorunuyla ilgili kendisine gelen mesajları paylaşan Babacan, “Her yerden feryat mesajları geliyor. Anadolu ve Trakya’da her ilde ve ilçede görüyordum. Gençler ‘Başkanım, üniversiteyi kazanacağım ama ailemin okutacak parası yok. Kira, barınma, yeme, içme, ulaşım masrafları aldı başını gitti’ diyordu. İşte bu gerçeği bugünkü rakamlarla gördük. 850 bin arkadaşımız üniversiteyi kazanmış ama bunlardan 105 bin 772’si kaydını yaptıramamış. Acı gerçek bu” diye konuştu.

“Öğrenciler makarnaya, patatese talim ediyor”

“Öğrencilik artık çok maliyetli. Adım atıyorsunuz para. Şehirlerarası ve şehir içi ulaşım korkunç pahalandı. Gıda fiyatları almış başını almış başını gitmiş. Öğrencilerin çoğu makarnaya, patatese talim ediyor. Akşam yemeğini tek bir çorbayla geçiştiren çok sayıda gençle karşılaşıyorum. Kira fiyatları aldı başını gitti. Öğrencilik çok zorlaştı.”

Öğrenciliğinde üniversiteyi kazanınca heyecanla kayıt gününü beklediklerini söyleyen Babacan, “Varlıklı ailelerin çocukları ile maddi imkânları zayıf ailelerin çocukları arasında bu kadar büyük bir fırsat eşitsizliği olmamıştı” dedi.

Babacan yüksek enflasyona tepki gösterdi, şöyle devam etti:

“Şartların çok daha iyi olduğu dönemleri yaşadık. Ben ve arkadaşlarımın ülke ekonomisinin başında olduğu dönemde gençlerimiz KYK burslarından, kredilerinden artırıp da kenara koydukları parayla Avrupa’da tatil yapabiliyorlardı. Bilgisayar, cep telefonu almak problem değildi. Şu anda gençler bir cep telefonu almakta çok zorlanıyor, görüyoruz. Bugünkü hükûmet üyeleri kim yokluktan, yoksulluktan bahsetse ‘Çıkar telefonunu’ diyorlar. Sanki lüksmüş gibi.

“6 ay içinde kriz ortamı buharlaşır”

Bu krizi de çözeceğiz. Çok daha güzel günler Türkiye’yi bekliyor. Düzgün bir yönetimle, düzgün insanlarla 6 ay içinde kriz ortamı buharlaşır. En geç 2 yıl içinde de tek haneye düşer.”

Paylaşın

HDP’li Saruhan Oluç: Bizi Yok Sayanları Biz De Yok Sayarız

HDP’li Saruhan Oluç, partisinin Muş İl Başkanlığında yaptığı konuşmada HDP olmadan hiçbir ittifakın yüzde 50+1’e ulaşmadığını hatırlatarak, “Kimse bizi çantada keklik sanmasın” ifadelerini kullandı.

Saruhan Oluç, konuşmasının devamında, “Öyle bir şey yok. Kimse bizi yok saymaya kalkışmasın. Biz derken sadece HDP’yi kast etmiyoruz. HDP’nin seçmenlerini, Kürt halkını, Türkiye demokrasi güçlerini yok saymaya kalkarsanız bizde sizi görmezden geliriz diyoruz açıkça. Demokratik siyaset açısından sağlıklı olan şey diyalog ve müzakeredir, herkesin birbirine saygı duymasıdır” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Muş’ta yaptıkları esnaf ziyareti sırasında şunları söyledi: “6’lı masa ile bir ittifakımız yok, yapmayı da düşünmüyoruz. Parlamento seçimlerinde bizim kendi ittifakımız var, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ise müzakereye açığız. Müzakere ederlerse konuşuruz, etmezlerse başımızın çaresine bakarız, kendi adayımızı çıkarırız.”

Oluç, HDP Muş İl Başkanlığında yaptığı konuşmada ise HDP olmadan hiçbir ittifakın yüzde 50+1’e ulaşmadığını hatırlatarak, “Kimse bizi çantada keklik sanmasın. Öyle bir şey yok. Kimse bizi yok saymaya kalkışmasın. Biz derken sadece HDP’yi kast etmiyoruz. HDP’nin seçmenlerini, Kürt halkını, Türkiye demokrasi güçlerini yok saymaya kalkarsanız bizde sizi görmezden geliriz diyoruz açıkça. Demokratik siyaset açısından sağlıklı olan şey diyalog ve müzakeredir, herkesin birbirine saygı duymasıdır” dedi. Önümüzdeki seçimlerin oldukça önemli olduğunu vurgulayan Oluç, şöyle devam etti:

“Demokratik siyaseti tasfiye etmek için kumpas davalarına sarıldılar”

“Bizim önemimizin farkındalar. Her iki taraf da farkındadır ama bunu bir türü kabullenmek istemiyorlar. Cumhur İttifakı, AKP-MHP ittifakı bizi tasfiye etmek için, demokratik siyaseti tasfiye etmek için elinden geleni yapıyor. Kobanî Kumpas Davasını çıkardılar. Bu davada arkadaşlarımız için 38’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istiyorlar. Hukuken hiçbir şey yok, tamamen siyasi. Dert ne? Selahattin Demirtaş’ı, Figen Yüksekdağ’ı, Gültan Kışanak’ı, İdris Baluken’i ve diğer bütün arkadaşlarımızı demokratik siyasetten tasfiye etmek. Yetmedi, bir de kapatma davası açtılar. HDP’yi ve HDP’nin bütün kadrolarını demokratik siyasetten tasfiye etmek istiyorlar. Bunları yapan kim? Cumhur İttifakı.

Bu davalar varken dönüp ‘kardeşimsiniz’ dese inanır mısınız, inanmazsınız. Sırf bu değil. Bu iktidar ne yazık ki bu hale geldi. O yüzden ne yapacaklarını da tam bilmiyorlar. Bugüne kadar yaptıklarının kendilerine bir fayda sağlamadığını da görüyorlar. Biz de şunu yapalım: Kürdistan coğrafyasında AKP’ye oy verenler var. Oy verenler bizim düşmanız değil, kardeşlerimiz. Onları bu yanlış durumdan, yanlış politikadan uzaklaştırmak da bizim görevimizdir. Onları o yanlıştan vazgeçirmeliyiz. Bütün bu baskı ve tasfiye çalışmalarına rağmen HDP başarılı bir mücadeleyle, sizlerin desteğiyle bu dönemi başarıyla atlatacaktır.”

Paylaşın

FT: ABD Ve AB, Rusya’ya Yaptırımlar Konusunda Türkiye’ye Baskıyı Artıracak

Birleşik Krallık merkezli Financial Times gazetesi, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa Birliği’nin (AB) Türkiye’ye, Rusya yaptırımları konusunda baskıyı artırmaya hazırlandığını bildirdi.

Moskova’nın Türkiye bankacılık sistemi aracılığıyla yaptırımları aşmaya çalıştığı kaydediliyor.

Gazeteye konuşan Batılı iki yetkili, ABD’nin Mir ödeme sistemi ile entegre olan Türk bankalarına yoğunlaştığını söyledi.

Brüksel’in endişeleri direkt iletmek için Ankara’ya bir heyet gönderme hazırlığında olduğu da yazılıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ağustos ayı içinde yaptığı açıklamada, beş Türk bankasının Rusya’nın Mir kartı konusunda çalışmalarını sürdürdüklerini söylemişti.

Erdoğan, “Bu Rusya’dan gelen turistleri çok çok rahatlatan bir süreç. Onlarla alışverişini, otel ödemelerini yapabiliyorlar. Bu da tabii hem onlar için hem bizim için çok çok rahatlatıcı bir sistem.” demişti.

Financial Times’taki haberde Batılı başkentlerin Rusya’ya yeni yaptırımlar getirmek yerine, mevcut yaptırımları sıkılaştırmaya yöneldikleri kaydediliyor.

Gazeteye konuşan Batılı yetkili, üçüncü ülkelerin finansal kurumlarının Rusya’nın Mir sistemi ile entegre olmamasına yönelik açık bir mesaj verileceğini aktarıyor.

İkinci bir yetkili de Financial Times’a Türkiye’yi direkt hedef alarak, “Açıkları kapatmalıyız” diyor.

Ukrayna Türkiye’ye Mir’i bloke çağrısı yapmıştı

Financial Times haberinde Mir ödeme sistemi işlem yapabilen beş bankanın Vakıfbank, Ziraat Bank, İş Bankası, DenizBank ve Halkbank olduğu aktarılıyor.

Gazeteye haberle ilgili açıklama yapan İş Bankası yönetimi, Mir sistemiyle bankacılık işlemlerin, yaptırımlar dikkatle göz önüne alınarak yapıldığını açıkladı.

Visa ve Mastercard, Rusya’daki operasyonlarını yaptırımlar sonrası askıya almıştı.

Ukrayna Merkez Bankası Başkanı Kirilo Şevçenko, Ermenistan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkiye ve Vietnam’ın Rus ödeme sistemi Mir’i bloke etmesi istediğini dile getirmişti.

Paylaşın

Cumhur İttifakı’nın Seçim Planı: Ekonomi Yerine Terörü Anlatın

2023 seçimleri için çalışmalarını hızlandıran ana omurgasını AK Parti ve MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı, ekonomi nedeniyle kendisine mesafeli duran seçmene karşı sahada “terörle mücadele” kozunu kullanacak.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre bu kapsamda, bugüne dek yürütülen yurtiçi ve sınır ötesi operasyonlar, AKP ve MHP’nin saha çalışmaları kapsamında yurttaşlara anlatılacak.

Cumhur İttifakı, seçime yönelik saha çalışmalarını hızlandırdı. Bu kapsamda AKP ve MHP’li milletvekilleri sahada yurttaşlarla bire bir buluşmalar gerçekleştiriliyor. Cumhur İttifakı bileşenlerinin 2023 seçimlerindeki stratejisi de belli oldu. İttifak, ekonomi nedeniyle kendisine mesafeli duran seçmene karşı sahada “terörle mücadelede” kozunu kullanacak.

İktidarın bugüne dek başta Fırat Kalkanı, Pençe Kaplan, Pençe Kilit, Zeytin Dalı, Barış Pınarı gibi operasyonlar olmak üzere yurttaşlara terörle mücadelede Türkiye’nin elde ettiği kazanımları anlatacak. Bununla birlikte 2023 seçimlerinin “gerek dış politika gerekse terörle mücadele kapsamında Türkiye açısından ne kadar önemli olduğu” vurgusu da yapılacak.

İktidar kanadı ayrıca sahada yurttaşlarla yaptığı temaslarda “terörü tamamen bitirme hedefini” anlatarak operasyonların bundan sonra da aynı şekilde devam edeceği vurgusunu yapacak. Temel hedefin, cumhuriyetin 100. yılında “ülkedeki terör örgütü ile örgütün hem içeride hem de dışarıda temasını kesmek” olduğu da kaydediliyor.

“Salgını anlatın”

Öte yandan iktidar kanadı, “seçimleri muhalefetin kazanması halinde gerek yurtiçinde ve dışında yürütülen terörle mücadele operasyonlarının, gerekse dış politikada edinilen kazanımların sekteye uğrayacağı” iddiasını da kullanacak. Ekonomideki gelişmeler içinse iktidar, “özellikle salgınla birlikte tüm dünyada ekonomik krizlerin baş gösterdiği” tezi üzerinden saha çalışmaları yürütecek.

Erdoğan’ın, pazartesi günkü AKP MKYK toplantısında, “Ekonomi ile ilgili yürüttüğümüz çalışmalarda atılacak adımlarımız henüz bitmedi. Yurttaşlarımızı enflasyona ezdirmemek için iktidar olarak her türlü çabayı göstereceğiz. Bakanlıklar da bu kapsamda çalışmalarına ara vermeden devam edecek” dediği kaydediliyor.

Paylaşın

‘Geç Teslim’ Nedeniyle TOKİ’ye 54 Binden Fazla Dava

Sosyal konut projesine ilişkin detayların açıklanmasının ardından TOKİ’nin (Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı) geçmiş projelerinde yarattığı sorunlar da yeniden gündeme geldi. CHP’li Özgür Özel, “Satılan konutların geç teslim edilmesi nedeniyle 2018’de 54 bin 410 dava açılmış” dedi.

AK Parti iktidarı tarafından “Cumhuriyet tarihinin en büyük sosyal konut projesi” olarak nitelendirilen konut projesine ilişkin detaylar AK Partili Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından açıklanırken, projeyi üstelenecek olan Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nın (TOKİ) geçmiş projelerine ilişkin sorunlar da gündeme geldi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkan Vekili ve Manisa Milletvekili Özgür Özel, TOKİ’nin geçmişinin parlak olmadığını belirterek Sayıştay raporlarını hatırlattı. “Satılan konutların geç teslim edilmesi nedeniyle 2018’de 54 bin 410 dava açılmış” bilgisini paylaşan Özel, “Şimdi ‘2 yıl sonra evleri vereceğiz, 60 bin TL ver’ diyorsunuz” sözleriyle eleştirisini dile getirdi.

Özel, “TOKİ’den alacak olan vatandaş ‘Bu daireleri almayayım mı?’ diyorsa al kardeşim. 2 sene sonra evleri biz teslim edeceğiz. Bu işleri temizlemek bize kalacak” ifadelerini de kullandı.

‘Yarım kalırsa ciddi bir kriz ortamı olur’

Cumhuriyet’ten Ali Can Polat’ın haberine göre, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin toplu konut şirketi KİPTAŞ’ın Genel Müdürü Ali Kurt da TOKİ’nin yıllar önce söz verip henüz temelini atmadığı projeleri olduğunu hatırlattı. TOKİ’nin normalde yıllık 58 bin konut yapabilme kapasitesi olduğunu söyleyen Kurt, “Bunu bir anda 128 bine çıkardılar. Umarım altyapı çalışmalarını tamamlamışlardır. Eğer tamamlanmadıysa bu projeler de diğerleri gibi yarım kalırsa ciddi bir kriz ortamı olur. Piyasayı bozar, arzı karşılamazsa hem fiyatlar daha da artar hem de arz patlar” değerlendirmesinde bulundu.

Sosyal konutların yapılacağı il ve ilçeler de açıklanırken, büyükşehirlerde Cumhur İttifakı’nın yönettiği belediyelerin projede ağırlık kazanması dikkat çekti. Türkiye’nin 5 büyük ilinde toplam 32 ilçe belediyesinde yapılacak olan konutların sadece 8’i CHP’li belediyelerde yer alacak.

Bu 8 belediye de İzmir’in etkisiyle ortaya çıkarken, İzmir dışında 4 büyük ilde sadece 2 CHP’li belediyenin sınırları proje alanında yer aldı. Ankara ve İstanbul’da da konutların yapılacağı yerlerin tamamı Cumhur İttifakı’nın yönettiği belediyelerde yer aldı.

Paylaşın

Çocuklar Okulda Aç Kalıyor: Ayran, Tost, Su 36 TL

2022-2023 eğitim ve öğretim yılı 12 Eylül Pazartesi başladı, 19 milyon öğrenci ders başı yaptı. Öğrencilerin eğitime başlamasıyla birlikte yoksulluk koşullarında yaşayan çocukların eğitime erişimlerinin önündeki engeller de ortaya çıktı.  

Türkiye Özel Okullar Derneği’ne göre; özel okullarda okul, yemek, kırtasiye ve servis ücreti hesaba katıldığında ortalama tek bir öğrencinin yıllık masrafı 50-60 bin TL’den başlıyor, 180 bin TL’ye kadar çıkabiliyor.

Devlet okullarındaki masraflar illere göre değişse de okul başlarken bir öğrencinin sadece kırtasiye ve kıyafet masrafları en az 2500-3000 TL’yi buluyor.

“Çocuklar tüm gün okulda aç kalıyor”

Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) Başkanı Ömer Yılmaz, derin yoksulluğun öğrencilerine ve velillerin yaşamına etkisini bianet’ten Ruken Tuncel’e anlattı.

Yılmaz, okul masraflarının ilkokul, ortaokul ve lisede masraflar farklılık gösterdiğini, ilkokula giden bir öğrencinin masraflarının kırtasiye giyim masrafları ortalama 2500 -3000 TL harcandığını söyledi.

Liselerde okul masrafının daha da arttığını ifade eden Yılmaz, şöyle devam etti: “Lise öğrencilerinde okul açılırken masraflar 4000 TL’yi buluyor.

Okul sürecindeki masrafları ise; en az 2000 TL oluyor. Bu masrafın içinde servis ve yemek var ama çocukların büyük kısmı kantinden bir şey alamıyor. Gelişim çağındaki çocuklar okulda hiçbir şey yemiyor. Sabah evde kahvaltı yapıyorlar ve tüm gün aç kalıyorlar.”

“Ayran, tost, su 36 TL” 

Masrafların sadece okula başladığı dönemle kalmadığını belirten Yılmaz, masrafların öğrenim süreci içinde katlandığını söyledi ve ailelerin masrafları karşılamak da zorlandığını vurguladı:

“Çocuk okulda beslenecekse; günlük kantin masrafı 30-40 TL’yi buluyor. Kantinciler Odası’ndan aldığımız bilgiye göre; ayran, tost ve suyun toplam fiyatı 36 TL.

Özel okullardaki  durum çok daha vahim, elektrik ve doğalgaza zam yapıldığı için özel okullar yemek ücretlerine yansıtmışlar.

Velilerle yaptıkları görüşmede protokolde yer alan ücretlerle hizmet veremeyeceklerini ve yüzde 30-40 zam yapmak zorunda olduklarını söylemişler ve fiyatları güncellemişler. Devlet okullarında da durum aynı zam geldikçe bu kantinlere de yansıyor.

“Aileler masrafları karşılayamıyor”

Diğer taraftan yol ücretleri var. 600 TL ile 1600 TL arasında servis ücreti talep ediliyor. Özel okullarda 2500 TL- 3000 TL’ye kadar çıkıyor. Çoğu aile servise veremiyor, servis sayısı azaldığı için bazı öğrenciler de dışarda kaldı. Ailelerin büyük kısmı bu anlamda da çok mağdur.

Yani okul açılırken yapılan kırtasiye ve kıyafet masrafı dışında aylık bir çocuğun yol, beslenme ve okul dönemindeki masrafı en az 2500 TL. Bu durum özellikle açlık sınırı altındaki aileleri çok zorluyor. Bir an önce bir çalışma yapılmalı ve desteklenmeleri gerekiyor.”

“Okula gidemeyen 200 bin öğrenci sınıfta kaldı”

Okul masraflarındaki artan maliyetin lise çağındaki öğrencilerde okul terkine neden olduğuna dikkat çeken Yılmaz, “2021-2022 istatistiklerine göre; 1 milyon 738 bin 198 öğrenci okulu bıraktığı, örgün eğitim dışına çıktığını” vurguladı:

“Veliler, çocukların okul masraflarını karşılamak da güçlük çektiği için tercihleri meslek liseleri oluyor. Çocuklar haftanın bir günü okulda oluyor ve diğer günlerde staj yaptıkları işletmede çalıştırılıyorlar. Çocuk hem okula gitmiş oluyor hem de asgari ücretin üçte biri kadar para alıyor.

Ayrıca meslek liselerindeki bu durum nedeniyle çocuklar eğitimden kopuyor. Geçtiğimiz yıl 700 bine yakın öğrenciyi sisteme kattılar fakat bu öğrencilerin 200 bini sınıfta kaldı, bu öğrenciler işletmeye de gitmedi okula da gitmedi.”

“Çocuklar yoksulluk nedeniyle okulu bırakıyor”

Yılmaz, son olarak eğitim çağında birden fazla çocuğu olan ailelere değindi ve derin yoksulluk nedeniyle çocuğunu okula gönderemeyen ailelerin sayısının arttığını belirtti:

“Yine okul çağında dört çocuğu olan aileler, çocukları arasında tercih yapmak zorunda kalıyor hepsini gönderemiyorlar okula. İki çocuğunu okula gönderemiyor ikisini gönderiyor. Mesela eskiden çocuklar okul hayatında başarısız olursa okulu bırakıyordu fakat bugün çocuklar derin yoksulluk nedeniyle okulu terk etmek zorunda kalıyor.”

Paylaşın

İktidar Klasiği: En Fazla Ödenek Yine Müteahhitlere

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan 2023-2025 Dönemi Yatırım Programı Hazırlıklarıyla İlgili genelge Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlandı.

Önceliğin enflasyonun düşürülmesi ve fiyat istikrarında olacağının ifade edildiği genelgede, daha öncekilerde olduğu gibi uyulmayacağı kesin olan tasarruf vaatlerine de yer verildi. İktidarın her adımda çiğnediği tasarruf vaatlerinden olan taşıt alımına zorunlu haller dışında izin verilmeyeceği bildirildi.

Yatırımlarda esas alınacak 2023 yılı ortalama dolar kuru da 21,5 TL olarak belirlendi. En fazla ödenek müteahhitlere garanti ödemelerinin yapıldığı iki bakanlığa ayrıldı.

Hedef büyüme

Temel hedefin sürdürülebilir büyümeyi gerçekleştirmek olduğu bildirilen genelgede, bunun için temel öncelikler şöyle sıralandı:

“Kamu harcamalarında tasarruf yapmak, enflasyonu düşürerek fiyat istikrarını korumak, yurtiçi tasarrufları artırmak, cari işlemler açığını azaltmak, kamu mali dengelerini ve mali disiplini daha da güçlendirmek ve böylece makroekonomik ve finansal istikrarı korumak.”

Azami tasarruf

Bu çerçevede, kamu yatırımlarına ayrılan kaynakların hedeflere azami oranda katkı sağlayacak şekilde tahsisi ve verimli kullanımının temel ilke olacağı vurgulanan genelgede, şunlar yer aldı:

“Kamu yatırım harcamalarından azami düzeyde tasarruf edilirken, kalkınma potansiyelini destekleyici mahiyetteki iktisadi ve sosyal altyapı yatırımlarına öncelik verilmeye devam edilecektir. Kamu kesimi yatırımları bütüncül bir yaklaşımla özel kesim yatırımlarını tamamlayacak şekilde tasarımlanacak ve hayata geçirilecektir. Kamu yatırım öncelikleri özel sektörün yenilikçi ve üretken yatırımlarını ve ticareti destekleyecek mahiyette belirlenecek; iş, üretim, yatırım ve yaşam ortamını iyileştiren nitelikli altyapı yatırımlarına öncelik verilecektir.

Kamu yatırımlarına ayrılan kaynaklar bir taraftan öncelikli sosyal ihtiyaçları giderecek ve üretken faaliyetleri destekleyecek nitelikteki altyapı alanlarına yönlendirilirken, yatırımların maliyet etkin, verimli ve zamanında gerçekleştirilmesine, mevcut sermaye stokunun daha etkin kullanılmasına ve yatırım harcamalarının en kısa zamanda ekonomik ve sosyal faydaya dönüştürülmesine azami özen gösterilecektir.”

Süren öncelikli projelerden en kısa sürede tamamlanabilecek olanlara öncelik verileceğinin bildirildiği Cumhurbaşkanlığı genelgesinde, yeni projelerin ancak zorunluluk durumunda 2023 Yılı Yatırım Programı’na alınacağı bildirildi.

Bakım ve onarımlara önem verileceği, yurttaşların acil gereksinimlerini giderecek ve ekonomide katma değer artışına doğrudan hizmet edecek projeler dışındakilerin teklif edilemeyeceği belirtildi.

Taşıt alımları ile yeni hizmet binası yapımına ancak zorunlu hallerde izin verilecek. Kamu hizmet binalarından sadece inşaatı büyük ölçüde tamamlananlara ödenek ayrılacak.

Önceki hedeflerinin hiçbiri tutmayan, aldığı tüm önlemlere karşın kur artışını durduramayan iktidar, 2023 yılı yatırımlarında dikkate alınacak ortalama dolar kuru değerini de 21,5 TL olarak belirledi.

(Kaynak: Birgün)

Paylaşın

“Nureddin Nebati’nin Yerine Bakan Aranıyor” İddiası

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’den görevi devralması için eski Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’le birden fazla görüşüldüğü iddia edildi. İddiada Mehmet Şimşek’in ise her seferinde “Hayır” dediği ifade edildi.

Halk TV yazarı Can Coşkun, Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin gidici olduğu, bu görev için eski Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’le görüşüldüğü iddiasını köşesine taşıdı.

Konuyla ilgili kulislerden edindiği bilgileri aktaran gazeteci, “Öncelikle belirtmek lazım ki; Mehmet Şimşek ile birden fazla görüşülmüş. Şimşek her seferinde ve sonuncusunda aynı gerekçeyle ‘hayır’ cevabını vermiş” ifadesini kullandı.

Coşkun, geçmişte Beştepe’nin bütçe kanadında yer alan ve eski Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Naci Ağbal’a yakın isimlerden birinin şunları söylediğini paylaştı:

“Mehmet Bey ile görüşüldü, ikna olmadı. İlk de değildi. Kendisi ‘İş ilişkilerim var, yeni anlaşmalar yaptım’ diyerek herhangi bir görevi kabul edemeyeceğini bildirdi.”

Köşe yazarı, son olarak “Son görüşmenin ardından 11 gün geçmiş. Bu süreçte bir ikna veya değişim olur mu, kaynağıma göre pek olası değil” bilgisini verdi.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

AK Parti Seçimlere Giderken Muhalefete Nasıl Yüklenecek?

Seçimler yaklaştıkça partilerinde rakiplerine karşı yapacağı hamleler netleşmeye başladı. AK Parti, muhalefet “6’lı masanın ayakları” söylemi üzerinden yüklenmeyi planlıyor. CHP’li belediyeler de seçim sürecinde iktidar partisinin hedefinde olacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da son MKYK, “Altılı masanın yedinci ortağı PKK destekli HDP, sekizinci ortağı FETÖ. Bunların adı ortada yok ama masaya ortaklar. Türkiye, 6’lı masaya emanet edilemez. 6’lı masanın ayaklarını vatandaşa açıklıkla anlatmalıyız”  talimatı verdiği belirtiliyor.

Özellikle Ankara, İstanbul ve İzmir Büyükşehir belediye başkanlarının icraatları ve başkanların eylem ve söylemlerini yakından izleyen iktidar partisi, muhalefetin “yönetemeyeceği” iddiasını da muhalefet belediyelerinin “başarısızlığı”na dayandırma hesabı yapıyor.

20 yıllık iktidarının en kritik seçimlerine hazırlanan Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) 2023 seçimlerine dönük yeni hamleleri devreye sokmaya planlıyor.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre, Kira ve konut fiyatlarındaki rekor yükseliş üzerine “Cumhuriyet tarihinin en büyük sosyal konut projesi” diye duyurulan Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından gerçekleştirilecek  projeye yönelik ilgi ile moral bulan parti yönetimi, bir yandan “kesenin ağzını” açarken, bir yandan da “yeni ekonomik hamleler”le “kararsızlar” saflarına geçen seçmeni geri kazanma hesabı yapıyor.

“Doğalgaz müjdeleri” ve ilk yerli otomobil TOGG’un üretimine geçilmesi, iktidarın “seçim yatırımları” arasında sayılıyor.

AKP muhalefete ise sahada,  “6’lı masanın gizli ayakları”  söylemi üzerinden yüklenecek.

Seçim hazırlıklarına hız veren AKP; özellikle hayat pahalılığı nedeniyle partiden uzaklaşan seçmeni kazanmaya dönük stratejiler ve sahada kullanılacak dil üzerinde çalışıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlığında hafta başında yapılan Merkez Karar Yönetim Kurulu toplantısının da ana gündemi seçim hazırlıklarıydı.

Kulislere yansıyan bilgilere göre AKP, seçim stratejisini “dış politikada zafer, ekonomide iyileşme” ve “6’lı masayı yıpratma” stratejisi üzerine kuruyor.

Hangi adımlar öne çıkarılacak?

Bu çerçevede, AKP’nin sahada kullanacağı en önemli argümanlardan birisini “diplomatik zafer” söylemi oluşturacak.

Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında Türkiye’nin “tahıl koridoru” oluşturulmasındaki rolü, Avrupa enerji krizi  yaşarken, Türkiye’nin “iki tarafla da görüşebilen” ülke konumunu koruyabilmesi “diplomatik zafer” olarak görülüyor.

Bu çerçevede, seçmene “yeni dünya düzeninde Türkiye’nin artık küresel güç odağı haline geldiği, bunun ekonomiye de olumlu yansıyacağı” anlatılacak.

Aralık ayındaki kur krizinin ardından ekonomideki dengelerin alt üst olduğu iktidar tarafından da kabul ediliyor.

Ancak geçen Temmuz ayında asgari ücret dahil, çalışanlara ve emeklilere yapılan zamlar, tarımda ürün taban fiyatlarındaki artışlar, 3600 ek gösterge, EYT sorununa çözüm hazırlığı gibi adımların, seçmende karşılık bulduğu düşünülüyor.

Son 2 aydır da parti oylarının yükselişe geçtiği, iktidarın “moral üstünlüğü” yeniden ele geçirdiği savunuluyor.

Erdoğan’ın “Cumhuriyet tarihinin en büyük sosyal konut projesi” olarak açıkladığı TOKİ’nin gerçekleştireceği konut projesine yönelik ilgi, partide moralleri de yükseltti.

Bu hamlelerin devamının ise “yeni doğalgaz müjdesi” ve ilk yerli otomobil TOGG’un üretimine başlaması gösteriliyor. TOGG’u üretecek fabrikanın 29 Ekim’deki açılışının da görkemli bir törenle yapılması planlanıyor.

Sosyal konut projesinde olduğu gibi ÖTV indirimi veya ilk kez araç sahibi olacaklar için uygun taksitle  otomobil almayı kolaylaştıracak projelerin gündeme gelebileceği ifade ediliyor.

Ekonomide Şubat-Mart beklentisi

İktidarın seçim öncesindeki en zayıf noktasını “yüksek enflasyon” oluşturuyor.

İktidar partisi kulislerinde Ocak ayından itibaren ekonomide alınan önlemlerin olumlu sonuçlarının alınmaya başlanacağı ve Şubat-Mart aylarında da enflasyonda düşüş sürecinin başlayacağı hesap ediliyor.

Vatandaşın, ilk başta sıkıntı yaşadığı, ancak artık enflasyonun artış hızının yavaşladığına dikkat çekilerek, “Enflasyon ilk başta yüzde 20’den birden 75’e yükseldi. Şimdi birkaç aydır 80’lerde. En fazla 1-2 puan daha yükselir. Baz etkisiyle daha sonra düşüşe geçecek, Şubat-Mart aylarında insanlar rahat nefes alır” beklentisi dile getiriliyor.

Bu nedenle seçmenin “ekonomide iyileşme olacağına ikna edilmesi”ne dönük adımlar atılması planlanıyor.

Muhalefete nasıl yüklenilecek ?

AKP, muhalefete ise “6’lı masanın ayakları” söylemi üzerinden yüklenmeyi planlıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da son MKYK, “Altılı masanın yedinci ortağı PKK destekli HDP, sekizinci ortağı FETÖ. Bunların adı ortada yok ama masaya ortaklar. Türkiye, 6’lı masaya emanet edilemez. 6’lı masanın ayaklarını vatandaşa açıklıkla anlatmalıyız”  talimatı verdiği belirtiliyor.

CHP’li belediyeler de seçim sürecinde iktidar partisinin hedefinde olacak.

Özellikle Ankara, İstanbul ve İzmir Büyükşehir belediye başkanlarının icraatları ve başkanların eylem ve söylemlerini yakından izleyen iktidar partisi, muhalefetin “yönetemeyeceği” iddiasını da muhalefet belediyelerinin “başarısızlığı”na dayandırma hesabı yapıyor.

Seçim çalışmalarının en önemli ayaklarından birisini ise gençler oluşturacak.

Yaklaşık 6 milyon gencin ilk kez sandığa gideceği hesap ediliyor ve genç oylarının seçim sonuçlarında belirleyici olacağı görülüyor.

En fazla genç seçmenin AKP’de olduğu vurgulanmakla birlikte, yeni seçmenlerin partiye ilgisinin düşük olduğu ifade ediliyor.

Bu nedenle gençlerin beklenti ve eğilimlerini tespit etmeye dönük kapsamlı bir çalışma yürütülüyor ve gençler için de “sürpriz” projelerin uygulamaya konulması planlanıyor.

Yavaş tedirginliği yaşanmış

AKP yöneticilerine göreuygulanan ekonomik programın seçmende olumlu karşılık buldu ve bu Erdoğan’ın kişisel oylarına da yansıdı.

Ancak ekonomik krizin ilk başlarında, Erdoğan’ın oylarındaki düşüş parti yönetimini tedirgin etmiş, hatta kulislere yansıyan bilgilere göre “Acaba Erdoğan’ın karşısına Mansur Yavaş çıkarsa sıkıntı olur mu?” endişesi yaşanmış.

Ancak AKP kurmayları, artık böyle bir risk kalmadığı görüşünde:

“Tek öngörülemeyen Mansur Yavaş’tı. Ama 2-3 aydır böyle bir sorun yok, karşısına kim çıkarsa çıksın Erdoğan kazanıyor. Ama partiye oy verirken, milletvekili listelerine bakıp, ona göre karar verecek.”

Paylaşın