Anayasa Mahkemesi, Bir Yılda Yaklaşık 12 Bin ‘İhlal’ Tespit Etti

Adalet Bakanlığı, 2021 yılı adli istatistiklerini açıkladı. Buna göre, Anayasa Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvuru sayısında artış gözlendi. Başvuruların yarıya yakınını “adil yargılanma hakkının ihlali” oluşturuyor.

Bu ihlali “Mülkiyet hakkı” ve “Ayrımcılık yasağı” ihlalleri izliyor. İşkence ve kötü muamele başvurularında da büyük artış var. Şarkıcı Gülşen’in de tutuklanmasına neden olan “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” davalarında ise patlama yaşandı.

Adalet Bakanlığı’nın açıkladığı 2021 yılı adli istatistiklerine göre, ceza mahkemelerinde açılan dosya sayısında artış görüldü.

2021 yılı içinde açılan dosya sayısı, 2020’ye göre yüzde 22,6 oranında arttı.

Bozulan dosya sayısı yüzde 128 arttı

İstatistiklere göre, bozularak gelen dosya sayısındaki yüksek artış dikkat çekiyor. 2014-2021 yılları arasında toplam dosyaların yüzde 4,3’ü, bozularak gelen dosyalardan oluşuyor. 2021’de bozularak gelen dosya sayısı 2014 yılına göre yüzde 128,6 oranında arttı.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na 2019 yılında eklenen geçici madde ile basit yargılama usulünün getirilmesinin bu durumda etkili olduğu değerlendiriliyor.

Ceza mahkemelerinde görülen davalarda mahkûmiyet oranlarında da artış görüldü. 2014 yılında yüzde 37 olan mahkûmiyet karar oranı, 2021’de yüzde 50’ye çıktı.

Ceza mahkemelerinde, Türk Ceza Kanunu kapsamında açılan dosyalar suç türü itibariyle incelendiğinde, ilk sırayı “malvarlığına karşı suçlar”ın aldığı görüldü. Bunu “Vücut dokunulmazlığına karşı suçlar” ve “Hürriyete karşı suçlar” izledi.

“Anayasal düzene karşı suçlar” kapsamında 2021 yılında yaklaşık 55 bin kişi hakkında dava açıldı. Bu sayıya bozulup gelen dosyalar da dahil.

2021 yılında 50 binden fazla kişiye de “Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar” kapsamında dava açıldı.

TCK 216’da patlama yaşandı

“Kamu barışına karşı suçlar” kapsamında ise 19 bin dosya bulunuyor.

Bu başlık, yakın zamanda şarkıcı Gülşen’in de tutuklandığı TCK 216. madde, yani “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçunu da içeriyor. TCK 216 soruşturmalarında da ciddi artış görülüyor. 2014 yılında 260 olan dava sayısı, 2021’de bin 953’e çıktı.

Cumhurbaşkanına hakaret davaları

TCK’nın “Devletin Egemenlik Alametlerine ve Organlarının Saygınlığına Karşı Suçlar” başlıklı üçüncü bölümü kapsamında 2021 yılında 12 bin 670 dava açıldığı görüldü. Bu başlık, “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama” (TCK 301) suçlarını kapsıyor. Davaların büyük çoğunluğu “Cumhurbaşkanına hakaret” maddesinden açıldı.

Anayasa Mahkemesi’ne 66 bin bireysel başvuru yapıldı

Adalet Bakanlığı’nın açıkladığı 2021 yılı adli istatistikleri, “bağımlı” yargı pratiğini de gözler önüne serdi. Sadece Anayasa Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvurular dahi bu gerçekliği ortaya koyuyor.

Anayasa Mahkemesi’ne 2014 yılında yapılan bireysel başvuru sayısı 20 bin 578 iken, bu sayı 2021 yılında 66 bin 121 oldu. Bu yıllar arasında en yüksek başvuru, OHAL’in yaşandığı 2016 yılında yapıldı.

Geçen yıllardan devreden dosyalarla birlikte Anayasa Mahkemesi’nin önünde 2021’de 104 bin bireysel başvuru dosyası bulunuyordu. 2022’ye 58 bin 730 bireysel başvuru dosyası devredildi.

2021 yılında AYM, yapılan bireysel başvurulardan 32 bin 826’sını kabul edilemez bularak reddetti. 11 bin 830 başvuruda ise en az bir hakkın ihlal edildiğine karar verdi. Hakkın ihlal edilmediği dosya sayısı sadece 102 oldu.

Türkiye’de adil yargılama yok!

AYM’ye en çok “adil yargılanma hakkının ihlal edildiği” gerekçesiyle bireysel başvuru yapıldı. Üstelik bu başvurularda 2014 yılına göre büyük artış görüldü.

Bu kapsamda 2014 yılında 16 bin 768 başvuru yapıldı. 2021 yılında ise 113 bin 524 başvuru yapıldı.

2014-2021 yılları arasında toplam 381 bin kişi “adil yargılanma hakkının ihlal edildiği” gerekçesiyle AYM’ye başvurdu. Bu sayı, AYM’ye toplam başvuruların yüzde 49,5’ini oluşturuyor.

OHAL’i bile aştı!

2021 yılında yapılan “adil yargılanma hakkı ihlali” başvuruları, OHAL’in yaşandığı 2016’yı bile aştı. 2016’da yaklaşık 79 bin bireysel başvuru yapılmıştı.

Yine, hukuksuz gözaltı ve tutuklamalar için yapılan “Kişi hürriyeti ve güvenliğinin ihlali” kapsamındaki başvurularda da artış görüldü. 2021 yılında bu gerekçe ile AYM’ye başvuranların sayısı yaklaşık 12 bin oldu. Bu sayı 2014 yılında bin 500 civarında idi.

60 bin kişi ayrımcılığa uğradı

“Ayrımcılık yasağının ihlali” gerekçesiyle AYM’ye başvuranların sayısında da artış yaşandı. 2014’de 4 bin bireysel başvuru yapılırken, 2021’de 12 bin 535 kişi başvurdu. 8 yılda yapılan toplam başvuru sayısı 60 bin 196 oldu.

“Ayrımcılık yasağının ihlali”, adil yargılanma hakkı ve mülkiyet hakkı ihlallerinin ardından en yüksek başvuru konusu.

Yaklaşık 4 bin kişi ifade özgürlüğü için başvurdu

“İfade özgürlüğünün ihlali” başvurularında da ciddi bir artış yaşandı. 2014 yılında 643 kişinin yaptığı başvuru sayısı, 2021 yılında 3 bin 682’ye yükseldi.

Adli istatistiklere, hemen her toplumsal gösteriye yönelik polis müdahalesi de yansıdı.

2021 yılında “toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ihlal edildiği” gerekçesiyle 971 başvuru yapıldı. Bu sayı 2014 yılında 305 idi. Bu hakkın ihlali konusunda bu yıllar içinde en çok 2018 ve 2019 yıllarında başvuru yapılmıştı.

8 yılda 17 bin 365 işkence başvurusu

Adli istatistiklere göre; “İşkence ve kötü muamele yasağının ihlali” gerekçesiyle 2014 yılında 208 kişi başvuru yaparken, 2021 yılında 4 bin 286 kişi başvuru yaptı.

2014-2021 yılları arasında, toplam 17 bin 365 kişi işkence ve kötü muameleye uğradığı gerekçesiyle AYM’ye başvurdu.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

“Altılı Masa’da Çatlak Var” İddialarına Kılıçdaroğlu’ndan Yanıt

“Altılı Masa’da çatlak var” iddialarına yanıt veren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile arasında herhangi bir sorun olmadığını söyledi.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Altılı Masa’nın ortak cumhurbaşkanı adayının kimin olacağı konusunda ise, “Cumhurbaşkanı adayının kim olacağını 6’lı Masa kararlaştıracak” dedi.

CHP ve İYİ Parti arasında ‘HDP’ye bakanlık’ tartışması ve ‘Mansur Yavaş’ın adaylığına ilişkin tartışmalardan çatlak olduğu iddia edilmişti.

“Ülkede yaşamsal sorunlar var”

Bu iddiaların ardından Halk TV yazarı Fikret Bila, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na “İYİ Parti lideri Meral Akşener ile veya diğer liderlerle aranızda bir sorun var mı?” diye sordu.

Bila, Kılıçdaroğlu’nun “Hayır. Saray’ın beslemesi olanlar sürekli sorun varmış gibi yazıp, çizip, konuşuyorlar. Hayır bizim aramızda sorun yok. 6’lı masada bir çatlak yok. Sayın Akşener de bunu söyledi. Zaten bizim birbirimizle kavga etmek lüksümüz de yok. Ülkenin temel sorunlarını çözmek, Türkiye’ye güçlendirilmiş parlamenter sisteme taşımak konusunda kararlıyız. Ülkede yaşamsal sorunlar var. Demokrasi sorunu var. Ekonomi sorunu var. Adalet sorunu var. Bu sorunlar 85 milyonu ilgilendiren sorunlar. Biz 6 lider olarak bu soruları çözmeyi ortak hedef olarak görüyoruz. Bu hedefe kilitlenmiş durumdayız” dediğini ifade etti.

Bila’nın yazısının ilgili bölümü şöyle:

“Kılıçdaroğlu’na, 6’lı Masa’da ortak cumhurbaşkanı adayının kim olacağı konusunun konuşulup konuşulmadığını da sordum.

Bu soruma da “Hayır” yanıtını verdi, “Cumhurbaşkanlığı adayı konusunda isim konuşulmadı. Ancak cumhurbaşkanı adayının taşıması gereken özellikler konuşuldu. Bizde bunu zaten kamuoyuna açıkladık. Cumhurbaşkanı adayının hangi niteliklere sahipolması gerektiğini duyurduk ama isim hiç konuşmadık. Daha önce de ifade ettiğim gibi cumhurbaşkanı adayının kim olacağını 6’lı Masa kararlaştıracak.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

“MİT Başkanı Hakan Fidan, Şam’da Suriyeli Mevkidaşı İle Görüştü” İddiası

MİT Başkanı Hakan Fidan’ın Şam’daki Suriye İstihbarat Başkanı Ali Memlük ile son haftalarda birkaç görüşme yaptığı iddia edildi. Görüşmede her iki ülke istihbarat başkanları, Türkiye ve Suriye dışişleri bakanlarının nasıl bir araya gelebileceklerini ele aldığı ifade edildi.

Birleşik Krallık merkezli haber ajansı Reuters, aralarında Türk yetkililerin de olduğu dört kaynağa dayandırdığı haberinde Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hakan Fidan’ın Şam’daki Suriye İstihbarat Başkanı Ali Memlük ile son haftalarda birkaç görüşme yaptığını yazdı.

Habere göre görüşmede her iki ülke istihbarat başkanları, Türkiye ve Suriye dışişleri bakanlarının nasıl bir araya gelebileceklerini ele aldı.

Türk yetkili, “Rusya, Suriye ve Türkiye’nin aralarındaki sorunları aşmasını ve hem Türkiye’nin hem de Suriye’nin kendi çıkarına olan bazı anlaşmalara varmasını istiyor” dedi.

Türk yetkiliye göre en büyük zorluklardan biri Türkiye’nin Şam’la yapılacak görüşmelere Suriyeli isyancıları da dahil etme isteği.

Türk güvenlik yetkilisi, Rusya’nın Ukrayna’ya odaklanmak için Suriye’deki askeri varlığının bir kısmını kademeli olarak geri çektiğini ve Suriye’de “siyasi çözümü hızlandırmak” için Türkiye’den Esad ile ilişkilerini normalleştirmesini istediğini söyledi.

Şam’a yakın bir kaynak ise Rusya’nın Suriye’yi görüşmelere katılmaya zorladığını, zira Moskova’nın Ukrayna’ya yeniden kuvvet kaydırmak zorunda kalması halinde Esad’ın ve kendisinin pozisyonunu sağlamlaştırmaya çalıştığını söyledi.

Paylaşın

Anayasa Mahkemesi, HDP İçin 20 Eylül’de Toplanacak

Halkların Demokratik Partisi (HDP) hakkındaki kapatma davasının 15 kişiden oluşan Anayasa Mahkemesi (AYM) heyeti, HDP’nin ek delillere yönelik olarak 26 Temmuz’da sunduğu savunma ve talepleri görüşmek üzere 20 Eylül’de bir araya gelecek.

Partinin kapatılmasına veya dava konusu fiillerin ağırlığına göre devlet yardımından kısmen ya da tamamen yoksun bırakılmasına, toplantıya katılan üyelerin 3’te 2 oy çokluğuyla yani 15 üyenin 10’unun oyuyla karar verilebilecek.

HDP Hukuk Komisyonu’ndan avukatlar Kenan Maçoğlu, Maviş Aydın ve Sipan Cizreli’nin AYM’ye sundukları ek delillere karşı 13 sayfalık savunmada usule yönelik itirazlar, Yargıtay içtihatları ve ek delil olarak kabul edilen soruşturma ve fezlekelerin kapatma davasıyla hukuksal bağı konusundaki esasa ilişkin hukuksal değerlendirmelere yer verilmişti.

Behçet Yıldırım ve Semra Güzel’in yargılama süreçlerinin devam ettiği de vurgulanan savunmada, bir kez daha kapatma davasının reddi yönünde karar verilmesi talep edilmişti.

Arka plan 

Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yüksek mahkemeye gönderilen ve Anayasa Mahkemesi (AYM) Genel Kurulunca 12 Mayıs’ta kabul edilen ek deliller 26 Mayıs’ta HDP Genel Merkezi’ne tebliğ edilmişti.

“Ek deliller” arasında HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılmasına gerekçe yapılan fezleke ile eski milletvekili Behçet Yıldırım hakkında açılan soruşturmaların yer aldığı öğrenildi.

AYM, ek delillere dair beyanda bulunması için HDP’ye 30 gün süre vermişti. HDP, CD’lerde yer alan bazı belgelerin açılmaması nedeniyle AYM’den bir kez daha talepte bulundu. 17 Haziran’da bir kez daha CD’de gönderilen belgelerin açılmaması üzerine yeniden talepte bulunulmuştu.

CD’ler içindeki Kürtçe ses kayıtlarının Türkçe çözümlerinin dosyaya dahil edilmesi için 21 Haziran’da alınan karar 22 Haziran’da HDP’ye tebliğ edildi. Söz konusu kararda, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından ek deliller arasında yer alan Kürtçe metinler ile ses kayıtlarının davayla ilgilisi olup olmadığının, ilgili olduğu takdirde Türkçeye tercüme edilerek mahkemeye gönderilmesinin istenilmesine ve savunma için 27 Haziran 2022 tarihinden itibaren 30 günlük ek süre verilmesine karar verildi.

Kürtçe ses kayıtlarına dair çözümler verilen süre içerisinde HDP’ye tebliğ edilmedi.

HDP Hukuk Komisyonu üyesi avukatlar Kenan Maçoğlu, Maviş Aydın ve Sipan Cizreli tarafından AYM’ye verilen 13 sayfalık ek delil savunmasını 26 Temmuz’da AYM’ye teslim etti.

Süreç

Yazılı savunma süreçlerinin tamamlanması ardından AYM tarafından belirlenecek bir tarihte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin sözlü açıklama, HDP yetkilileri de sözlü savunma yapacak.

Bu sürecin ardından, davaya ilişkin bilgi, belgeleri toplayacak Anayasa Mahkemesi raportörü, esas hakkındaki raporunu hazırlayacak. Bu işlemler sürerken Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ve davalı HDP, ek delil veya yazılı ek savunma verebilecek.

Raporun, Yüksek Mahkeme üyelerine dağıtılmasının ardından Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, toplantı için gün belirleyecek, üyeler belirlenen günde bir araya gelerek kapatma istemini esastan görüşmeye başlayacak.

HDP hakkındaki kapatma davasını 15 kişiden oluşan Anayasa Mahkemesi heyeti karara bağlayacak. Anayasa’nın 69’uncu maddesinde sayılan hallerden ötürü partinin kapatılmasına veya dava konusu fiillerin ağırlığına göre devlet yardımından kısmen ya da tamamen yoksun bırakılmasına, toplantıya katılan üyelerin 3’te 2 oy çokluğuyla yani 15 üyenin 10’unun oyuyla karar verilebilecek.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Örtülü Ödenek 2.5 Milyar Liraya Dayandı

Yalnızca AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kullanılabilen, hesabı sorulamayan ve “örtülü ödenek” olarak adlandırılan Gizli Hizmet Giderleri kaleminden sekiz ayda 2 milyar 478 milyon TL harcandı.

Bu harcama kalemi için ocakta 57 milyon TL, şubatta 169 milyon TL, martta 788 milyon TL, nisanda 314 milyon TL, mayısta 434 milyon TL, haziranda 107 milyon TL, temmuzda 164 milyon TL, ağustosta ise 442 milyon TL ödendi.

Hazine ve Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü, kamunun aylık harcama rakamlarını açıkladı.

Birgün’den Hüseyin Şimşek’in aktardığına göre, yeni konut projeleriyle kazancı artırılacak müteahhitlere sekiz ayda 67,9 milyar TL’lik kamu kaynağı aktarıldı. Ocakta 686 milyon TL aktarılan müteahhitlere şubatta 1 milyar 618 milyon TL, martta 5 milyar 620 milyon TL, nisanda 11 milyar 534 milyon TL, mayısta 6 milyar 929 milyon TL, haziranda 13 milyar 370 milyon TL, temmuzda 13 milyar 229 milyon TL ödendi. Yılın en yüksek tutarı, geçen ay aktarılan 15 milyar TL oldu.

Örtülü ödenek 2.5 milyar liraya dayandı

Yalnızca AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kullanılabilen, hesabı sorulamayan ve “örtülü ödenek” olarak adlandırılan Gizli Hizmet Giderleri kaleminden sekiz ayda 2 milyar 478 milyon TL harcandı. Bu harcama kalemi için ocakta 57 milyon TL, şubatta 169 milyon TL, martta 788 milyon TL, nisanda 314 milyon TL, mayısta 434 milyon TL, haziranda 107 milyon TL, temmuzda 164 milyon TL, ağustosta ise 442 milyon TL ödendi.

Kiralama giderleri için ocakta 3 milyar 508 milyon TL, şubatta 399 milyon, martta 481 milyon TL, nisanda 4 milyar 205 milyon TL, mayısta 424 milyon TL, haziranda 649 milyon TL, temmuzda 4 milyar 15 milyon TL harcandı. Ağustos ayına gelindiğinde ise bu tutar, 1 milyar 655 milyon TL’ye yükseldi. Bu yıl kiralama işlemleri için harcanan toplam tutar 15 milyar 336 milyon TL oldu. En çok harcamalar bina, araç ve uçak kiralama işlemleri için yapıldı.

Kötü ekonomi yönetiminin sonuçlarından olan faiz giderleri de zirveyi gördü. 31 milyonu aşkın asgari ücret, sadece sekiz aylık faiz giderlerine harcandı. İç ve dış borç faiz giderlerinin toplamı, 173 milyar 994 milyon 479 bin TL’ye ulaştı. Yılın ilk ayında 14 milyar 231 milyon TL olan faiz gideri, şubatta 43 milyar 669 milyon TL oldu. Martta 26,9 milyar TL olarak hesaplanan faiz gideri, nisanda 19,1 milyar TL, mayısta 17,9 milyar TL, haziranda 12,7 milyar TL, temmuzda 16,6 milyar TL ve ağustosta 22 milyar 647 milyon TL oldu.

‘Kur koruma’  yükü büyüyor

Döviz kurunu sabit tutmak için uygulamaya konulan kur korumalı TL mevduat hesapları için merkezi yönetim bütçesinden bu aya kadar aktarılan toplam tutar, 75 milyar TL oldu. İlk olarak mart ayında 11 milyar TL’lik ödemenin ardından nisanda 4 milyar 555 milyon TL, mayısta 4 milyar 842 milyon TL, haziranda 16 milyar 136 milyon TL, temmuzda 23 milyar 361 milyon TL ve ağustosta 15 milyar TL ödeme yapıldı.

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan: Her Yerden Feryat Mesajları Geliyor

Sosyal medya hesaplarından canlı yayın yapan DEVA Lideri Babacan, barınma, hayat pahalılığı ve eğitim sorunuyla ilgili kendisine gelen mesajları paylaştı. Babacan, “Her yerden feryat mesajları geliyor” dedi.

Haber Merkezi / Babacan, açıklamasının devamında, “Anadolu ve Trakya’da her ilde ve ilçede görüyordum. Gençler ‘Başkanım, üniversiteyi kazanacağım ama ailemin okutacak parası yok. Kira, barınma, yeme, içme, ulaşım masrafları aldı başını gitti’ diyordu. İşte bu gerçeği bugünkü rakamlarla gördük. 850 bin arkadaşımız üniversiteyi kazanmış ama bunlardan 105 bin 772’si kaydını yaptıramamış. Acı gerçek bu” ifadelerini kullandı.

DEVA Lideri Babacan, açıklamasına, “Öğrencilik artık çok maliyetli. Adım atıyorsunuz para. Şehirlerarası ve şehir içi ulaşım korkunç pahalandı. Gıda fiyatları almış başını almış başını gitmiş. Öğrencilerin çoğu makarnaya, patatese talim ediyor. Akşam yemeğini tek bir çorbayla geçiştiren çok sayıda gençle karşılaşıyorum. Kira fiyatları aldı başını gitti. Öğrencilik çok zorlaştı.” cümleleriyle devam etti.

Öğrenciliğinde üniversiteyi kazanınca heyecanla kayıt gününü beklediklerini söyleyen Babacan, “Varlıklı ailelerin çocukları ile maddi imkânları zayıf ailelerin çocukları arasında bu kadar büyük bir fırsat eşitsizliği olmamıştı” dedi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, sosyal medya hesaplarından canlı yayın yaptı. Babacan’ın ifadelerinden öne çıkanlar şöyle:

“Yurt sorununu ortadan kaldıracağız. İhtiyacı olduğu halde, maddi durumu zayıf olduğu halde yurt bulamayan her öğrencimize yurt imkânı sağlayacağız. Yurt yoksa kira desteği vereceğiz. Tüm eğitim masraflarını karşılayacak şekilde Eğitim Destek Banka Kartı vereceğiz. 18 yaşını dolduran herkes bu karttan yararlanabilecek. İlkokul, ortaokul, lise öğrencisiyse veliler kullanacak.

KYK yurtlarında kalan öğrencilerimizin yeme içme masrafı bu koskoca ülke için nedir ki öğrencileri bunlarla uğraştırıyorsunuz. Yemesi, içmesi, barınması hepsini çözeceğiz. Öğrenciler, üniversiteyi kazandıktan sonra geçim derdinde olmayacak. Esas bu. Kimsenin aklında en ufak soru kalmayacak. Hedef bu.

DEVA Partisi Genel Başkanı olarak tüm üniversiteli arkadaşlarıma söz veriyorum: Üniversiteyi kazanıp maddi zorluk yaşayan tek bir öğrencimiz kalmayacak. Öğrencilerimizin temel ihtiyaçlarının karşılanması tamamen devletin garantisinde olacak. Ulaşımdı, yeme içmeydi, barınmaydı, kitaptı, kırtasiyeydi, bilgisayardı, şuydu buydu… ‘Üniversiteyi kazandım ama barınamıyorum, aç geziyorum’ diyen tek bir öğrencimiz kalmayacak.

Önümüzdeki seçimde bambaşka bir dönem açılacak. Müreffeh, özgür ve zengin, adil bir Türkiye için bir başlangıç yapacağız. Bu sene kazanamayan veya kazanda da kayıt yaptıramayan gençlere de ‘Umudunuzu kaybetmeyin. Bu ülke düzgün yönetildiğinde herkesin öğrenim imkânı olacaktır. Herkesin iş imkânı olacaktır. Yeter ki önümüzdeki dönemde düzgün bir kadro işin başına gelsin. Çözüm kolay.”

Barınma, hayat pahalılığı ve eğitim sorunuyla ilgili kendisine gelen mesajları paylaşan Babacan, “Her yerden feryat mesajları geliyor. Anadolu ve Trakya’da her ilde ve ilçede görüyordum. Gençler ‘Başkanım, üniversiteyi kazanacağım ama ailemin okutacak parası yok. Kira, barınma, yeme, içme, ulaşım masrafları aldı başını gitti’ diyordu. İşte bu gerçeği bugünkü rakamlarla gördük. 850 bin arkadaşımız üniversiteyi kazanmış ama bunlardan 105 bin 772’si kaydını yaptıramamış. Acı gerçek bu” diye konuştu.

“Öğrenciler makarnaya, patatese talim ediyor”

“Öğrencilik artık çok maliyetli. Adım atıyorsunuz para. Şehirlerarası ve şehir içi ulaşım korkunç pahalandı. Gıda fiyatları almış başını almış başını gitmiş. Öğrencilerin çoğu makarnaya, patatese talim ediyor. Akşam yemeğini tek bir çorbayla geçiştiren çok sayıda gençle karşılaşıyorum. Kira fiyatları aldı başını gitti. Öğrencilik çok zorlaştı.”

Öğrenciliğinde üniversiteyi kazanınca heyecanla kayıt gününü beklediklerini söyleyen Babacan, “Varlıklı ailelerin çocukları ile maddi imkânları zayıf ailelerin çocukları arasında bu kadar büyük bir fırsat eşitsizliği olmamıştı” dedi.

Babacan yüksek enflasyona tepki gösterdi, şöyle devam etti:

“Şartların çok daha iyi olduğu dönemleri yaşadık. Ben ve arkadaşlarımın ülke ekonomisinin başında olduğu dönemde gençlerimiz KYK burslarından, kredilerinden artırıp da kenara koydukları parayla Avrupa’da tatil yapabiliyorlardı. Bilgisayar, cep telefonu almak problem değildi. Şu anda gençler bir cep telefonu almakta çok zorlanıyor, görüyoruz. Bugünkü hükûmet üyeleri kim yokluktan, yoksulluktan bahsetse ‘Çıkar telefonunu’ diyorlar. Sanki lüksmüş gibi.

“6 ay içinde kriz ortamı buharlaşır”

Bu krizi de çözeceğiz. Çok daha güzel günler Türkiye’yi bekliyor. Düzgün bir yönetimle, düzgün insanlarla 6 ay içinde kriz ortamı buharlaşır. En geç 2 yıl içinde de tek haneye düşer.”

Paylaşın

HDP’li Saruhan Oluç: Bizi Yok Sayanları Biz De Yok Sayarız

HDP’li Saruhan Oluç, partisinin Muş İl Başkanlığında yaptığı konuşmada HDP olmadan hiçbir ittifakın yüzde 50+1’e ulaşmadığını hatırlatarak, “Kimse bizi çantada keklik sanmasın” ifadelerini kullandı.

Saruhan Oluç, konuşmasının devamında, “Öyle bir şey yok. Kimse bizi yok saymaya kalkışmasın. Biz derken sadece HDP’yi kast etmiyoruz. HDP’nin seçmenlerini, Kürt halkını, Türkiye demokrasi güçlerini yok saymaya kalkarsanız bizde sizi görmezden geliriz diyoruz açıkça. Demokratik siyaset açısından sağlıklı olan şey diyalog ve müzakeredir, herkesin birbirine saygı duymasıdır” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Muş’ta yaptıkları esnaf ziyareti sırasında şunları söyledi: “6’lı masa ile bir ittifakımız yok, yapmayı da düşünmüyoruz. Parlamento seçimlerinde bizim kendi ittifakımız var, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ise müzakereye açığız. Müzakere ederlerse konuşuruz, etmezlerse başımızın çaresine bakarız, kendi adayımızı çıkarırız.”

Oluç, HDP Muş İl Başkanlığında yaptığı konuşmada ise HDP olmadan hiçbir ittifakın yüzde 50+1’e ulaşmadığını hatırlatarak, “Kimse bizi çantada keklik sanmasın. Öyle bir şey yok. Kimse bizi yok saymaya kalkışmasın. Biz derken sadece HDP’yi kast etmiyoruz. HDP’nin seçmenlerini, Kürt halkını, Türkiye demokrasi güçlerini yok saymaya kalkarsanız bizde sizi görmezden geliriz diyoruz açıkça. Demokratik siyaset açısından sağlıklı olan şey diyalog ve müzakeredir, herkesin birbirine saygı duymasıdır” dedi. Önümüzdeki seçimlerin oldukça önemli olduğunu vurgulayan Oluç, şöyle devam etti:

“Demokratik siyaseti tasfiye etmek için kumpas davalarına sarıldılar”

“Bizim önemimizin farkındalar. Her iki taraf da farkındadır ama bunu bir türü kabullenmek istemiyorlar. Cumhur İttifakı, AKP-MHP ittifakı bizi tasfiye etmek için, demokratik siyaseti tasfiye etmek için elinden geleni yapıyor. Kobanî Kumpas Davasını çıkardılar. Bu davada arkadaşlarımız için 38’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istiyorlar. Hukuken hiçbir şey yok, tamamen siyasi. Dert ne? Selahattin Demirtaş’ı, Figen Yüksekdağ’ı, Gültan Kışanak’ı, İdris Baluken’i ve diğer bütün arkadaşlarımızı demokratik siyasetten tasfiye etmek. Yetmedi, bir de kapatma davası açtılar. HDP’yi ve HDP’nin bütün kadrolarını demokratik siyasetten tasfiye etmek istiyorlar. Bunları yapan kim? Cumhur İttifakı.

Bu davalar varken dönüp ‘kardeşimsiniz’ dese inanır mısınız, inanmazsınız. Sırf bu değil. Bu iktidar ne yazık ki bu hale geldi. O yüzden ne yapacaklarını da tam bilmiyorlar. Bugüne kadar yaptıklarının kendilerine bir fayda sağlamadığını da görüyorlar. Biz de şunu yapalım: Kürdistan coğrafyasında AKP’ye oy verenler var. Oy verenler bizim düşmanız değil, kardeşlerimiz. Onları bu yanlış durumdan, yanlış politikadan uzaklaştırmak da bizim görevimizdir. Onları o yanlıştan vazgeçirmeliyiz. Bütün bu baskı ve tasfiye çalışmalarına rağmen HDP başarılı bir mücadeleyle, sizlerin desteğiyle bu dönemi başarıyla atlatacaktır.”

Paylaşın

FT: ABD Ve AB, Rusya’ya Yaptırımlar Konusunda Türkiye’ye Baskıyı Artıracak

Birleşik Krallık merkezli Financial Times gazetesi, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa Birliği’nin (AB) Türkiye’ye, Rusya yaptırımları konusunda baskıyı artırmaya hazırlandığını bildirdi.

Moskova’nın Türkiye bankacılık sistemi aracılığıyla yaptırımları aşmaya çalıştığı kaydediliyor.

Gazeteye konuşan Batılı iki yetkili, ABD’nin Mir ödeme sistemi ile entegre olan Türk bankalarına yoğunlaştığını söyledi.

Brüksel’in endişeleri direkt iletmek için Ankara’ya bir heyet gönderme hazırlığında olduğu da yazılıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ağustos ayı içinde yaptığı açıklamada, beş Türk bankasının Rusya’nın Mir kartı konusunda çalışmalarını sürdürdüklerini söylemişti.

Erdoğan, “Bu Rusya’dan gelen turistleri çok çok rahatlatan bir süreç. Onlarla alışverişini, otel ödemelerini yapabiliyorlar. Bu da tabii hem onlar için hem bizim için çok çok rahatlatıcı bir sistem.” demişti.

Financial Times’taki haberde Batılı başkentlerin Rusya’ya yeni yaptırımlar getirmek yerine, mevcut yaptırımları sıkılaştırmaya yöneldikleri kaydediliyor.

Gazeteye konuşan Batılı yetkili, üçüncü ülkelerin finansal kurumlarının Rusya’nın Mir sistemi ile entegre olmamasına yönelik açık bir mesaj verileceğini aktarıyor.

İkinci bir yetkili de Financial Times’a Türkiye’yi direkt hedef alarak, “Açıkları kapatmalıyız” diyor.

Ukrayna Türkiye’ye Mir’i bloke çağrısı yapmıştı

Financial Times haberinde Mir ödeme sistemi işlem yapabilen beş bankanın Vakıfbank, Ziraat Bank, İş Bankası, DenizBank ve Halkbank olduğu aktarılıyor.

Gazeteye haberle ilgili açıklama yapan İş Bankası yönetimi, Mir sistemiyle bankacılık işlemlerin, yaptırımlar dikkatle göz önüne alınarak yapıldığını açıkladı.

Visa ve Mastercard, Rusya’daki operasyonlarını yaptırımlar sonrası askıya almıştı.

Ukrayna Merkez Bankası Başkanı Kirilo Şevçenko, Ermenistan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkiye ve Vietnam’ın Rus ödeme sistemi Mir’i bloke etmesi istediğini dile getirmişti.

Paylaşın

Cumhur İttifakı’nın Seçim Planı: Ekonomi Yerine Terörü Anlatın

2023 seçimleri için çalışmalarını hızlandıran ana omurgasını AK Parti ve MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı, ekonomi nedeniyle kendisine mesafeli duran seçmene karşı sahada “terörle mücadele” kozunu kullanacak.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre bu kapsamda, bugüne dek yürütülen yurtiçi ve sınır ötesi operasyonlar, AKP ve MHP’nin saha çalışmaları kapsamında yurttaşlara anlatılacak.

Cumhur İttifakı, seçime yönelik saha çalışmalarını hızlandırdı. Bu kapsamda AKP ve MHP’li milletvekilleri sahada yurttaşlarla bire bir buluşmalar gerçekleştiriliyor. Cumhur İttifakı bileşenlerinin 2023 seçimlerindeki stratejisi de belli oldu. İttifak, ekonomi nedeniyle kendisine mesafeli duran seçmene karşı sahada “terörle mücadelede” kozunu kullanacak.

İktidarın bugüne dek başta Fırat Kalkanı, Pençe Kaplan, Pençe Kilit, Zeytin Dalı, Barış Pınarı gibi operasyonlar olmak üzere yurttaşlara terörle mücadelede Türkiye’nin elde ettiği kazanımları anlatacak. Bununla birlikte 2023 seçimlerinin “gerek dış politika gerekse terörle mücadele kapsamında Türkiye açısından ne kadar önemli olduğu” vurgusu da yapılacak.

İktidar kanadı ayrıca sahada yurttaşlarla yaptığı temaslarda “terörü tamamen bitirme hedefini” anlatarak operasyonların bundan sonra da aynı şekilde devam edeceği vurgusunu yapacak. Temel hedefin, cumhuriyetin 100. yılında “ülkedeki terör örgütü ile örgütün hem içeride hem de dışarıda temasını kesmek” olduğu da kaydediliyor.

“Salgını anlatın”

Öte yandan iktidar kanadı, “seçimleri muhalefetin kazanması halinde gerek yurtiçinde ve dışında yürütülen terörle mücadele operasyonlarının, gerekse dış politikada edinilen kazanımların sekteye uğrayacağı” iddiasını da kullanacak. Ekonomideki gelişmeler içinse iktidar, “özellikle salgınla birlikte tüm dünyada ekonomik krizlerin baş gösterdiği” tezi üzerinden saha çalışmaları yürütecek.

Erdoğan’ın, pazartesi günkü AKP MKYK toplantısında, “Ekonomi ile ilgili yürüttüğümüz çalışmalarda atılacak adımlarımız henüz bitmedi. Yurttaşlarımızı enflasyona ezdirmemek için iktidar olarak her türlü çabayı göstereceğiz. Bakanlıklar da bu kapsamda çalışmalarına ara vermeden devam edecek” dediği kaydediliyor.

Paylaşın

‘Geç Teslim’ Nedeniyle TOKİ’ye 54 Binden Fazla Dava

Sosyal konut projesine ilişkin detayların açıklanmasının ardından TOKİ’nin (Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı) geçmiş projelerinde yarattığı sorunlar da yeniden gündeme geldi. CHP’li Özgür Özel, “Satılan konutların geç teslim edilmesi nedeniyle 2018’de 54 bin 410 dava açılmış” dedi.

AK Parti iktidarı tarafından “Cumhuriyet tarihinin en büyük sosyal konut projesi” olarak nitelendirilen konut projesine ilişkin detaylar AK Partili Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından açıklanırken, projeyi üstelenecek olan Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nın (TOKİ) geçmiş projelerine ilişkin sorunlar da gündeme geldi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkan Vekili ve Manisa Milletvekili Özgür Özel, TOKİ’nin geçmişinin parlak olmadığını belirterek Sayıştay raporlarını hatırlattı. “Satılan konutların geç teslim edilmesi nedeniyle 2018’de 54 bin 410 dava açılmış” bilgisini paylaşan Özel, “Şimdi ‘2 yıl sonra evleri vereceğiz, 60 bin TL ver’ diyorsunuz” sözleriyle eleştirisini dile getirdi.

Özel, “TOKİ’den alacak olan vatandaş ‘Bu daireleri almayayım mı?’ diyorsa al kardeşim. 2 sene sonra evleri biz teslim edeceğiz. Bu işleri temizlemek bize kalacak” ifadelerini de kullandı.

‘Yarım kalırsa ciddi bir kriz ortamı olur’

Cumhuriyet’ten Ali Can Polat’ın haberine göre, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin toplu konut şirketi KİPTAŞ’ın Genel Müdürü Ali Kurt da TOKİ’nin yıllar önce söz verip henüz temelini atmadığı projeleri olduğunu hatırlattı. TOKİ’nin normalde yıllık 58 bin konut yapabilme kapasitesi olduğunu söyleyen Kurt, “Bunu bir anda 128 bine çıkardılar. Umarım altyapı çalışmalarını tamamlamışlardır. Eğer tamamlanmadıysa bu projeler de diğerleri gibi yarım kalırsa ciddi bir kriz ortamı olur. Piyasayı bozar, arzı karşılamazsa hem fiyatlar daha da artar hem de arz patlar” değerlendirmesinde bulundu.

Sosyal konutların yapılacağı il ve ilçeler de açıklanırken, büyükşehirlerde Cumhur İttifakı’nın yönettiği belediyelerin projede ağırlık kazanması dikkat çekti. Türkiye’nin 5 büyük ilinde toplam 32 ilçe belediyesinde yapılacak olan konutların sadece 8’i CHP’li belediyelerde yer alacak.

Bu 8 belediye de İzmir’in etkisiyle ortaya çıkarken, İzmir dışında 4 büyük ilde sadece 2 CHP’li belediyenin sınırları proje alanında yer aldı. Ankara ve İstanbul’da da konutların yapılacağı yerlerin tamamı Cumhur İttifakı’nın yönettiği belediyelerde yer aldı.

Paylaşın