Çocuklar Okulda Aç Kalıyor: Ayran, Tost, Su 36 TL

2022-2023 eğitim ve öğretim yılı 12 Eylül Pazartesi başladı, 19 milyon öğrenci ders başı yaptı. Öğrencilerin eğitime başlamasıyla birlikte yoksulluk koşullarında yaşayan çocukların eğitime erişimlerinin önündeki engeller de ortaya çıktı.  

Türkiye Özel Okullar Derneği’ne göre; özel okullarda okul, yemek, kırtasiye ve servis ücreti hesaba katıldığında ortalama tek bir öğrencinin yıllık masrafı 50-60 bin TL’den başlıyor, 180 bin TL’ye kadar çıkabiliyor.

Devlet okullarındaki masraflar illere göre değişse de okul başlarken bir öğrencinin sadece kırtasiye ve kıyafet masrafları en az 2500-3000 TL’yi buluyor.

“Çocuklar tüm gün okulda aç kalıyor”

Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) Başkanı Ömer Yılmaz, derin yoksulluğun öğrencilerine ve velillerin yaşamına etkisini bianet’ten Ruken Tuncel’e anlattı.

Yılmaz, okul masraflarının ilkokul, ortaokul ve lisede masraflar farklılık gösterdiğini, ilkokula giden bir öğrencinin masraflarının kırtasiye giyim masrafları ortalama 2500 -3000 TL harcandığını söyledi.

Liselerde okul masrafının daha da arttığını ifade eden Yılmaz, şöyle devam etti: “Lise öğrencilerinde okul açılırken masraflar 4000 TL’yi buluyor.

Okul sürecindeki masrafları ise; en az 2000 TL oluyor. Bu masrafın içinde servis ve yemek var ama çocukların büyük kısmı kantinden bir şey alamıyor. Gelişim çağındaki çocuklar okulda hiçbir şey yemiyor. Sabah evde kahvaltı yapıyorlar ve tüm gün aç kalıyorlar.”

“Ayran, tost, su 36 TL” 

Masrafların sadece okula başladığı dönemle kalmadığını belirten Yılmaz, masrafların öğrenim süreci içinde katlandığını söyledi ve ailelerin masrafları karşılamak da zorlandığını vurguladı:

“Çocuk okulda beslenecekse; günlük kantin masrafı 30-40 TL’yi buluyor. Kantinciler Odası’ndan aldığımız bilgiye göre; ayran, tost ve suyun toplam fiyatı 36 TL.

Özel okullardaki  durum çok daha vahim, elektrik ve doğalgaza zam yapıldığı için özel okullar yemek ücretlerine yansıtmışlar.

Velilerle yaptıkları görüşmede protokolde yer alan ücretlerle hizmet veremeyeceklerini ve yüzde 30-40 zam yapmak zorunda olduklarını söylemişler ve fiyatları güncellemişler. Devlet okullarında da durum aynı zam geldikçe bu kantinlere de yansıyor.

“Aileler masrafları karşılayamıyor”

Diğer taraftan yol ücretleri var. 600 TL ile 1600 TL arasında servis ücreti talep ediliyor. Özel okullarda 2500 TL- 3000 TL’ye kadar çıkıyor. Çoğu aile servise veremiyor, servis sayısı azaldığı için bazı öğrenciler de dışarda kaldı. Ailelerin büyük kısmı bu anlamda da çok mağdur.

Yani okul açılırken yapılan kırtasiye ve kıyafet masrafı dışında aylık bir çocuğun yol, beslenme ve okul dönemindeki masrafı en az 2500 TL. Bu durum özellikle açlık sınırı altındaki aileleri çok zorluyor. Bir an önce bir çalışma yapılmalı ve desteklenmeleri gerekiyor.”

“Okula gidemeyen 200 bin öğrenci sınıfta kaldı”

Okul masraflarındaki artan maliyetin lise çağındaki öğrencilerde okul terkine neden olduğuna dikkat çeken Yılmaz, “2021-2022 istatistiklerine göre; 1 milyon 738 bin 198 öğrenci okulu bıraktığı, örgün eğitim dışına çıktığını” vurguladı:

“Veliler, çocukların okul masraflarını karşılamak da güçlük çektiği için tercihleri meslek liseleri oluyor. Çocuklar haftanın bir günü okulda oluyor ve diğer günlerde staj yaptıkları işletmede çalıştırılıyorlar. Çocuk hem okula gitmiş oluyor hem de asgari ücretin üçte biri kadar para alıyor.

Ayrıca meslek liselerindeki bu durum nedeniyle çocuklar eğitimden kopuyor. Geçtiğimiz yıl 700 bine yakın öğrenciyi sisteme kattılar fakat bu öğrencilerin 200 bini sınıfta kaldı, bu öğrenciler işletmeye de gitmedi okula da gitmedi.”

“Çocuklar yoksulluk nedeniyle okulu bırakıyor”

Yılmaz, son olarak eğitim çağında birden fazla çocuğu olan ailelere değindi ve derin yoksulluk nedeniyle çocuğunu okula gönderemeyen ailelerin sayısının arttığını belirtti:

“Yine okul çağında dört çocuğu olan aileler, çocukları arasında tercih yapmak zorunda kalıyor hepsini gönderemiyorlar okula. İki çocuğunu okula gönderemiyor ikisini gönderiyor. Mesela eskiden çocuklar okul hayatında başarısız olursa okulu bırakıyordu fakat bugün çocuklar derin yoksulluk nedeniyle okulu terk etmek zorunda kalıyor.”

Paylaşın

İktidar Klasiği: En Fazla Ödenek Yine Müteahhitlere

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan 2023-2025 Dönemi Yatırım Programı Hazırlıklarıyla İlgili genelge Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlandı.

Önceliğin enflasyonun düşürülmesi ve fiyat istikrarında olacağının ifade edildiği genelgede, daha öncekilerde olduğu gibi uyulmayacağı kesin olan tasarruf vaatlerine de yer verildi. İktidarın her adımda çiğnediği tasarruf vaatlerinden olan taşıt alımına zorunlu haller dışında izin verilmeyeceği bildirildi.

Yatırımlarda esas alınacak 2023 yılı ortalama dolar kuru da 21,5 TL olarak belirlendi. En fazla ödenek müteahhitlere garanti ödemelerinin yapıldığı iki bakanlığa ayrıldı.

Hedef büyüme

Temel hedefin sürdürülebilir büyümeyi gerçekleştirmek olduğu bildirilen genelgede, bunun için temel öncelikler şöyle sıralandı:

“Kamu harcamalarında tasarruf yapmak, enflasyonu düşürerek fiyat istikrarını korumak, yurtiçi tasarrufları artırmak, cari işlemler açığını azaltmak, kamu mali dengelerini ve mali disiplini daha da güçlendirmek ve böylece makroekonomik ve finansal istikrarı korumak.”

Azami tasarruf

Bu çerçevede, kamu yatırımlarına ayrılan kaynakların hedeflere azami oranda katkı sağlayacak şekilde tahsisi ve verimli kullanımının temel ilke olacağı vurgulanan genelgede, şunlar yer aldı:

“Kamu yatırım harcamalarından azami düzeyde tasarruf edilirken, kalkınma potansiyelini destekleyici mahiyetteki iktisadi ve sosyal altyapı yatırımlarına öncelik verilmeye devam edilecektir. Kamu kesimi yatırımları bütüncül bir yaklaşımla özel kesim yatırımlarını tamamlayacak şekilde tasarımlanacak ve hayata geçirilecektir. Kamu yatırım öncelikleri özel sektörün yenilikçi ve üretken yatırımlarını ve ticareti destekleyecek mahiyette belirlenecek; iş, üretim, yatırım ve yaşam ortamını iyileştiren nitelikli altyapı yatırımlarına öncelik verilecektir.

Kamu yatırımlarına ayrılan kaynaklar bir taraftan öncelikli sosyal ihtiyaçları giderecek ve üretken faaliyetleri destekleyecek nitelikteki altyapı alanlarına yönlendirilirken, yatırımların maliyet etkin, verimli ve zamanında gerçekleştirilmesine, mevcut sermaye stokunun daha etkin kullanılmasına ve yatırım harcamalarının en kısa zamanda ekonomik ve sosyal faydaya dönüştürülmesine azami özen gösterilecektir.”

Süren öncelikli projelerden en kısa sürede tamamlanabilecek olanlara öncelik verileceğinin bildirildiği Cumhurbaşkanlığı genelgesinde, yeni projelerin ancak zorunluluk durumunda 2023 Yılı Yatırım Programı’na alınacağı bildirildi.

Bakım ve onarımlara önem verileceği, yurttaşların acil gereksinimlerini giderecek ve ekonomide katma değer artışına doğrudan hizmet edecek projeler dışındakilerin teklif edilemeyeceği belirtildi.

Taşıt alımları ile yeni hizmet binası yapımına ancak zorunlu hallerde izin verilecek. Kamu hizmet binalarından sadece inşaatı büyük ölçüde tamamlananlara ödenek ayrılacak.

Önceki hedeflerinin hiçbiri tutmayan, aldığı tüm önlemlere karşın kur artışını durduramayan iktidar, 2023 yılı yatırımlarında dikkate alınacak ortalama dolar kuru değerini de 21,5 TL olarak belirledi.

(Kaynak: Birgün)

Paylaşın

“Nureddin Nebati’nin Yerine Bakan Aranıyor” İddiası

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’den görevi devralması için eski Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’le birden fazla görüşüldüğü iddia edildi. İddiada Mehmet Şimşek’in ise her seferinde “Hayır” dediği ifade edildi.

Halk TV yazarı Can Coşkun, Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin gidici olduğu, bu görev için eski Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’le görüşüldüğü iddiasını köşesine taşıdı.

Konuyla ilgili kulislerden edindiği bilgileri aktaran gazeteci, “Öncelikle belirtmek lazım ki; Mehmet Şimşek ile birden fazla görüşülmüş. Şimşek her seferinde ve sonuncusunda aynı gerekçeyle ‘hayır’ cevabını vermiş” ifadesini kullandı.

Coşkun, geçmişte Beştepe’nin bütçe kanadında yer alan ve eski Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Naci Ağbal’a yakın isimlerden birinin şunları söylediğini paylaştı:

“Mehmet Bey ile görüşüldü, ikna olmadı. İlk de değildi. Kendisi ‘İş ilişkilerim var, yeni anlaşmalar yaptım’ diyerek herhangi bir görevi kabul edemeyeceğini bildirdi.”

Köşe yazarı, son olarak “Son görüşmenin ardından 11 gün geçmiş. Bu süreçte bir ikna veya değişim olur mu, kaynağıma göre pek olası değil” bilgisini verdi.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

AK Parti Seçimlere Giderken Muhalefete Nasıl Yüklenecek?

Seçimler yaklaştıkça partilerinde rakiplerine karşı yapacağı hamleler netleşmeye başladı. AK Parti, muhalefet “6’lı masanın ayakları” söylemi üzerinden yüklenmeyi planlıyor. CHP’li belediyeler de seçim sürecinde iktidar partisinin hedefinde olacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da son MKYK, “Altılı masanın yedinci ortağı PKK destekli HDP, sekizinci ortağı FETÖ. Bunların adı ortada yok ama masaya ortaklar. Türkiye, 6’lı masaya emanet edilemez. 6’lı masanın ayaklarını vatandaşa açıklıkla anlatmalıyız”  talimatı verdiği belirtiliyor.

Özellikle Ankara, İstanbul ve İzmir Büyükşehir belediye başkanlarının icraatları ve başkanların eylem ve söylemlerini yakından izleyen iktidar partisi, muhalefetin “yönetemeyeceği” iddiasını da muhalefet belediyelerinin “başarısızlığı”na dayandırma hesabı yapıyor.

20 yıllık iktidarının en kritik seçimlerine hazırlanan Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) 2023 seçimlerine dönük yeni hamleleri devreye sokmaya planlıyor.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre, Kira ve konut fiyatlarındaki rekor yükseliş üzerine “Cumhuriyet tarihinin en büyük sosyal konut projesi” diye duyurulan Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından gerçekleştirilecek  projeye yönelik ilgi ile moral bulan parti yönetimi, bir yandan “kesenin ağzını” açarken, bir yandan da “yeni ekonomik hamleler”le “kararsızlar” saflarına geçen seçmeni geri kazanma hesabı yapıyor.

“Doğalgaz müjdeleri” ve ilk yerli otomobil TOGG’un üretimine geçilmesi, iktidarın “seçim yatırımları” arasında sayılıyor.

AKP muhalefete ise sahada,  “6’lı masanın gizli ayakları”  söylemi üzerinden yüklenecek.

Seçim hazırlıklarına hız veren AKP; özellikle hayat pahalılığı nedeniyle partiden uzaklaşan seçmeni kazanmaya dönük stratejiler ve sahada kullanılacak dil üzerinde çalışıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlığında hafta başında yapılan Merkez Karar Yönetim Kurulu toplantısının da ana gündemi seçim hazırlıklarıydı.

Kulislere yansıyan bilgilere göre AKP, seçim stratejisini “dış politikada zafer, ekonomide iyileşme” ve “6’lı masayı yıpratma” stratejisi üzerine kuruyor.

Hangi adımlar öne çıkarılacak?

Bu çerçevede, AKP’nin sahada kullanacağı en önemli argümanlardan birisini “diplomatik zafer” söylemi oluşturacak.

Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında Türkiye’nin “tahıl koridoru” oluşturulmasındaki rolü, Avrupa enerji krizi  yaşarken, Türkiye’nin “iki tarafla da görüşebilen” ülke konumunu koruyabilmesi “diplomatik zafer” olarak görülüyor.

Bu çerçevede, seçmene “yeni dünya düzeninde Türkiye’nin artık küresel güç odağı haline geldiği, bunun ekonomiye de olumlu yansıyacağı” anlatılacak.

Aralık ayındaki kur krizinin ardından ekonomideki dengelerin alt üst olduğu iktidar tarafından da kabul ediliyor.

Ancak geçen Temmuz ayında asgari ücret dahil, çalışanlara ve emeklilere yapılan zamlar, tarımda ürün taban fiyatlarındaki artışlar, 3600 ek gösterge, EYT sorununa çözüm hazırlığı gibi adımların, seçmende karşılık bulduğu düşünülüyor.

Son 2 aydır da parti oylarının yükselişe geçtiği, iktidarın “moral üstünlüğü” yeniden ele geçirdiği savunuluyor.

Erdoğan’ın “Cumhuriyet tarihinin en büyük sosyal konut projesi” olarak açıkladığı TOKİ’nin gerçekleştireceği konut projesine yönelik ilgi, partide moralleri de yükseltti.

Bu hamlelerin devamının ise “yeni doğalgaz müjdesi” ve ilk yerli otomobil TOGG’un üretimine başlaması gösteriliyor. TOGG’u üretecek fabrikanın 29 Ekim’deki açılışının da görkemli bir törenle yapılması planlanıyor.

Sosyal konut projesinde olduğu gibi ÖTV indirimi veya ilk kez araç sahibi olacaklar için uygun taksitle  otomobil almayı kolaylaştıracak projelerin gündeme gelebileceği ifade ediliyor.

Ekonomide Şubat-Mart beklentisi

İktidarın seçim öncesindeki en zayıf noktasını “yüksek enflasyon” oluşturuyor.

İktidar partisi kulislerinde Ocak ayından itibaren ekonomide alınan önlemlerin olumlu sonuçlarının alınmaya başlanacağı ve Şubat-Mart aylarında da enflasyonda düşüş sürecinin başlayacağı hesap ediliyor.

Vatandaşın, ilk başta sıkıntı yaşadığı, ancak artık enflasyonun artış hızının yavaşladığına dikkat çekilerek, “Enflasyon ilk başta yüzde 20’den birden 75’e yükseldi. Şimdi birkaç aydır 80’lerde. En fazla 1-2 puan daha yükselir. Baz etkisiyle daha sonra düşüşe geçecek, Şubat-Mart aylarında insanlar rahat nefes alır” beklentisi dile getiriliyor.

Bu nedenle seçmenin “ekonomide iyileşme olacağına ikna edilmesi”ne dönük adımlar atılması planlanıyor.

Muhalefete nasıl yüklenilecek ?

AKP, muhalefete ise “6’lı masanın ayakları” söylemi üzerinden yüklenmeyi planlıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da son MKYK, “Altılı masanın yedinci ortağı PKK destekli HDP, sekizinci ortağı FETÖ. Bunların adı ortada yok ama masaya ortaklar. Türkiye, 6’lı masaya emanet edilemez. 6’lı masanın ayaklarını vatandaşa açıklıkla anlatmalıyız”  talimatı verdiği belirtiliyor.

CHP’li belediyeler de seçim sürecinde iktidar partisinin hedefinde olacak.

Özellikle Ankara, İstanbul ve İzmir Büyükşehir belediye başkanlarının icraatları ve başkanların eylem ve söylemlerini yakından izleyen iktidar partisi, muhalefetin “yönetemeyeceği” iddiasını da muhalefet belediyelerinin “başarısızlığı”na dayandırma hesabı yapıyor.

Seçim çalışmalarının en önemli ayaklarından birisini ise gençler oluşturacak.

Yaklaşık 6 milyon gencin ilk kez sandığa gideceği hesap ediliyor ve genç oylarının seçim sonuçlarında belirleyici olacağı görülüyor.

En fazla genç seçmenin AKP’de olduğu vurgulanmakla birlikte, yeni seçmenlerin partiye ilgisinin düşük olduğu ifade ediliyor.

Bu nedenle gençlerin beklenti ve eğilimlerini tespit etmeye dönük kapsamlı bir çalışma yürütülüyor ve gençler için de “sürpriz” projelerin uygulamaya konulması planlanıyor.

Yavaş tedirginliği yaşanmış

AKP yöneticilerine göreuygulanan ekonomik programın seçmende olumlu karşılık buldu ve bu Erdoğan’ın kişisel oylarına da yansıdı.

Ancak ekonomik krizin ilk başlarında, Erdoğan’ın oylarındaki düşüş parti yönetimini tedirgin etmiş, hatta kulislere yansıyan bilgilere göre “Acaba Erdoğan’ın karşısına Mansur Yavaş çıkarsa sıkıntı olur mu?” endişesi yaşanmış.

Ancak AKP kurmayları, artık böyle bir risk kalmadığı görüşünde:

“Tek öngörülemeyen Mansur Yavaş’tı. Ama 2-3 aydır böyle bir sorun yok, karşısına kim çıkarsa çıksın Erdoğan kazanıyor. Ama partiye oy verirken, milletvekili listelerine bakıp, ona göre karar verecek.”

Paylaşın

Erdoğan’a “HDP Seçmeni” Uyarısı

İktidara yakınlığıyla bilinen gazeteci Abdulkadir Selvi, Areda Survey tarafından yapılan anketin sonuçlarını paylaşırken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ‘HDP seçmeni’ konusunda uyarılarda bulundu; desteğin azaldığına dikkat çekti.

Kamuoyu araştırma şirketleri, cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine bir yıldan az süre kala çalışmalarını hızlandırdı. İktidara yakınlığıyla bilinen Hürriyet gazetesi yazarı Abdulkadir Selvi, bu kapsamda eline geçen son anketin sonuçlarını okurlarıyla paylaştı.

Söz konusu araştırma, Areda Survey tarafından 23-27 Ağustos tarihleri arasında 2 bin kişiyle yapıldı.

Buna göre “Bu pazar seçim olsa kime oy verirsiniz?” sorusuna katılımcıların yüzde 47.9’u “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan” yanıtını verdi. Onu, yüzde 22.2’yle Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş izledi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu yüzde 15.2’yle üçüncü, Kasım 2016’dan bu yana Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş yüzde 8.5’le dördüncü sırada yer aldı.

İYİ Parti lideri Meral Akşener’e yönelik destek ise yüzde 2.9 olarak belirlendi.

HDP seçmeni uyarısı

Bu noktada Selvi, AKP’ye yakın şirketin sonuçlarında dikkati çeken bir detayı paylaştı ve Erdoğan ile iktidar partisine yönelik bazı uyarılarda bulundu. Konuysa; HDP seçmeni.

Gazeteci, yazısının ‘AK Parti dikkat’ başlıklı bölümünde Erdoğan’ın CHP seçmeninden yüzde 2.1, MHP’den yüzde 66.1, İYİ Parti’den de yüzde 4.5 oranında destek aldığını vurguladı ve yakın zamana kadar HDP seçmeninin de oyunu alabilen bir lider olduğunu hatırlattı. Ancak söz konusu araştırmada durumun değiştiğine vurgu yaptı:

“Erdoğan HDP seçmeninin de oyunu alabilen bir liderdi. Dörtte bir oranında oy alıyordu. Ama bu araştırmada HDP seçmeni oy vermiyor. Kürt seçmenle HDP seçmeni aynı değil. Erdoğan Kürt seçmenden en fazla oy alan bir lider. Ama ayrıca HDP seçmeninden de oy alabiliyordu. Bu sorunun mercek altına alınması gerekiyor. HDP seçmeni Mansur Yavaş’a oy vermiyor ama Kılıçdaroğlu’na destek yüzde 15.7 seviyesinde.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

CHP’li Oğuz Kaan Salıcı: Kürt Sorununu Çözebiliriz

CHP’li Oğuz Kaan Salıcı, Van’da yaptığı açıklamada, Kürt sorunun nasıl çözüleceğine dair bir tarifleri olduğunu belirterek, “Üniter yapı içinde, Türkiye’nin birliği bütünlüğü içinde, parlamento zemininde, şeffaf bir şekilde ve demokratik usullerle Kürt sorununu çözebiliriz” dedi.

CHP’li Salıcı, konuşmasının devamında, “Çözeriz, önce yapılması gereken şey Türkiye’deki ağır baskı rejimini ortadan kaldırmak, Türkiye’yi demokratikleştirmektir. Türkiye’de ifade özgürlüğünün önündeki engelleri ortadan kaldırmaktır. Kayyım sisteminden kurtulmaktır” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki illerde parti teşkilatlarını güçlendirmek, oy oranını arttırmak amacıyla kurduğu Doğu Masası çalışmalarını sürdürüyor. Van, Hakkari ve Erzurum’u kapsayan 4 günlük program kapsamında üye katılım törenleri, esnaf ziyareti ve sivil toplum örgütleri ile görüşmeler yapılacak.

Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya‘nın haberine göre, Doğu Masası çalışmaları kapsamında seçimlerde “Sürpriz denilecek sonuçlar alacağız” diyen CHP Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı, Kürt meselesi ile ilgili, “Kürt sorunu bizim için tüm Türkiye’nin sorunu. Meseleyi Van’da yaşayan Kürt vatandaşların sorunu olarak görmüyoruz, Türkiye’nin sorunu olarak görüyoruz” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı, İstanbul Milletvekilleri Mahmut Tanal, Cihangir İslam, 23. Dönem Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim, Parti Meclisi Üyeleri Devrim Barış Çelik, Nevaf Bilek, Aylin Yaman, Hasan Efe Uyar, Gizem Özcan, Semra Dinçer, Ayça Taşkent ve Genel Başkan Danışmanı Veli Özdemir’in yer aldığı heyet 4 gün boyunca Van, Hakkari ve Erzurum’da olacak.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı, Van’da düzenlediği basın sohbet toplantısında, “Doğu Masası kapsamında 2002 seçim sonuçlarına göre belirlenen 22 il vardı. Ama bizim 8 vekilimiz var. Oyumuzun düşük olduğu ve bundan memnun olmadığımız iller bunlar. Çalışmadan sonuç alıyoruz. Bunu daha da ilerletme çabamız var. Çalışmaları yoğunlaştırarak devam edeceğiz” dedi.

Üye sayılarında ciddi artışlar olduğunu belirten Salıcı, bölgeye dair hedeflerinin ne olduğu sorusuna, “Konfeksiyon işi yapmıyoruz. Terzilik yapıyoruz. Her ile özel çalışmalar yapıyoruz. Oyumuzu artırmak istiyoruz. Bu çalışmaların iktidar yürüyüşünü büyütmesini hedefliyoruz. Van’da 4. parti olmayı sorgulamamız lazım. Daha önce Adalet ve Kalkınma Partisi’ne oy vermiş şimdi CHP’ye oy verecek insanlar var Van’da. Biz Van’dan vekil çıkaracağız. Diyarbakır, Urfa’da oyumuzu arttıracağız. Sürpriz denilen sonuçlar alacağız. Seçimden sonra da çalışmalar devam edecek” yanıtı verdi.

‘Altılı masa yerli yerinde duruyor’

“HDP’ye Bakanlık” tartışmalarının Altılı Masa’yı nasıl etkilediği sorusu üzerine Salıcı, “Altılı masa yerli yerinde duruyor. Altılı Masanın iradesi belli tartışmalarla sarsılacak bir irade değil. Parlamenter sistem, güçler ayrılığı, kayyım rejiminin sonlanması gibi geniş vizyonu olan bir masanın ortaya çıkan, çıkartılan, iktidar tarafından pompalanan tartışmalarla geri adım atması beklenmesin” değerlendirmesi yaptı. Altılı Masa’da yer alan partilerin farklı partiler olduğunu anlatan Salıcı, ayrılıkları değil, ortaklıkları ele alan bir bakış içinde olduklarını söyledi.

Salıcı, Kürt Sorununun çözümü için nasıl öneriler sundukları sorusuna şu yanıtı verdi: “Hakkari’de de İstanbul’da da vatandaşın birinciliği önceliği sorusuna ekonomi yanıtı veriliyor. Tek dert bu değil. Adalet var, dış politika, eğitim var. Kürt sorununu da dert eden vatandaşlarımız var. Kürt sorunu belli bir kesimin dert edeceği sorun değil. Kürt sorunu bizim için tüm Türkiye’nin sorunu. Meseleyi Van’da yaşayan Kürt vatandaşların sorunu olarak görmüyoruz, Türkiye’nin sorunu olarak görüyoruz. Edirne’de yaşayan vatandaşlarımızın da sorunu Van’da yaşayanların da sorunu. Kürt meselesini ilk dile getiren, tartışan, ilgili kurullarında konuşan bir siyasi iradeyiz. Kürt sorunu var mıdır, biz olduğu kanaatindeyiz.”

‘Kürt sorunu nasıl çözülür’ tarifi

Kürt sorunun nasıl çözüleceğine dair bir tarifleri olduğunu belirten Salıcı bu tarifi de şöyle yaptı: “Üniter yapı içinde, Türkiye’nin birliği bütünlüğü içinde, parlamento zemininde, şeffaf bir şekilde ve demokratik usullerle Kürt sorununu çözebiliriz. Çözeriz, önce yapılması gereken şey Türkiye’deki ağır baskı rejimini ortadan kaldırmak, Türkiye’yi demokratikleştirmektir. Türkiye’de ifade özgürlüğünün önündeki engelleri ortadan kaldırmaktır. Kayyım sisteminden kurtulmaktır.”

Salıcı’ya “Kürt sorununun çözümüne dair reçete sundunuz ama tarifiniz nedir” sorusu da yöneltildi. Salıcı bu soruya şu yanıtı verdi: “Ben Kürdüm ve Kürt olmamdan kaynaklı sorunlar yaşıyorum diyen vatandaşlarımız ya da kimliğim, inancım nedeniyle sorun yaşıyorum diyen vatandaşlarımızı aynı çerçevede görüyoruz. Benim doğuştan gelen bir özelliğimden dolayı sorun yaşıyorum. Biz istiyoruz ki kanunlar herkese eşit uygulansın. Demokratik hak ve özgürlüklerin alanı genişlesin. İnsanların kimlikleri, inançları, farklılıkları ile alakalı sorun yaşama durumları minimum seviyeye insin. Biz Kürt meselesini bölgesel bir mesele, sınırlara dair bir mesele görmüyoruz. Temel insan hakkı olarak görüyoruz. Temel demokratikleşme çerçevesi içinde çözebileceğimiz bir mesele olarak görüyoruz” yanıtı verdi.

Kürt meselesi ile ilgili Anayasa çerçevesinde nasıl bir çözüm önerdikleri sorusu üzerine de Salıcı, “Altılı Masada mutabık olduğumuz konuları açıkladık. Bunların da genişleyeceği alanlar olacak. Bunların çözümü seçimlerde yapılacak tercih. Otoriter bir yönetim mi, demokrasiden yana mı tercih yapılacak. Otoriter yönetim ile devam edeceksek bunları konuşmanın anlamı yok. Biz demokrasi etrafında bir araya gelecek güçler, Altılı Masa demokrasinin yolunu açsın. Demokrasi ile bağlantılı sorunların büyük kısmı çözülmüş olacak. En başta reçete her şeyi kapsasın olmaz” değerlendirmesinde bulundu.

Paylaşın

İYİ Parti: Tarihin En Yüksek Kaynağı Belirsiz Para Girişi Yaşanıyor

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), yılın ilk 7 ayında cari açığın 36.6 milyar dolar olduğunu açıkladı. 7 aylık kaynağı belirsiz para girişi (net hata ve noksan kalemi) ise 24.34 milyar dolar oldu.

İYİ Parti Kalkınma Politikaları Başkanı Prof. Dr. Ümit Özlale, Merkez Bankası’nın açıkladığı rakamları değerlendirdi. Özlale, ortaya çıkan durumun veri akışındaki zaman tutarsızlığı gibi ölçüm problemlerinden kaynaklanıyor olabileceğini belirtti.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre, Özlale, “Ancak cari açığın yüzde 66,4’ü kadar bir ölçüm problemini kabul etmek de pek mümkün değil. Üstelik 7 ay üst üste net hata ve noksan kaleminin pozitif geldiği sadece iki dönem var. Birincisi Eylül 2008-Mart 2009 arası. Bu dönemde 12,9 milyar USD net hata ve noksan var. İkincisi ise 2022’nin ilk 7 ayı ve bu son 7 aydaki net hata ve noksan 2008-2009’dakinin neredeyse 2 katı. Hal böyle olunca bu miktarın tamamını net hata ve noksan olarak kabul etmek güç oluyor. İçindeki önemli bir kısma ne hata ne noksan demek daha doğru olabilir” dedi.

‘Yeni ekonomi modelinin pek de işe yaramadığını…’

Ödemeler dengesini de ilgilendiren ve iki gün önce açıklanan diğer bir veri de dış ticaret endeksleri. Temmuzda bir önceki aya göre ihracatın yüzde 6,8, ithalatın ise yüzde 11,3 arttığının açıklandığını hatırlatan Özlale, “Birim fiyat kısmı ise tam bir trajedi. İhracatımızın birim fiyatı yüzde 6,2, ithalatımızın birim fiyatı ise yüzde 27 artmış. Yani ihracata dayalı büyümeyi ucuz işgücü üzerinden kurgulayan yeni ekonomi modelinin pek de işe yaramadığını yeniden görmüş olduk” dedi ve şu yorumda bulundu:

“Mesele sadece fiyat değil, miktar olarak dünyaya ödemeler dengesini bozacak yönde bağlanıyoruz. Enerji krizi nedeniyle Avrupa’ya ihracatımızın azalma ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu, turizm gelirlerindeki sezon etkisinin bittiğini düşündüğünüzde cari açık cephesinde işlerin iyiye gitmeyeceğini net şekilde söyleyebiliriz. Ülkemizin yatırım çekiciliğinin pamuk ipliğine bağlı olduğunu da düşündüğünüzde ‘bu açığı finanse etmek için net hata ve noksanı daha ne kadar kullanabilirler?’ sorusu akla geliyor. Eğer kaynağı belli olmasa da finansman bulamazsak rezerv yakmamız gerekecek ama ülkemizde pek kullanılabilir rezerv olmadığını anlatmaktan ya da duymaktan en az bizim kadar sizler de rahatsız olmuşsunuzdur.”

İYİ Partili Özlale’ye göre açıklanan sanayi üretimi verisi ie reel sektördeki ser dııruşa işaret ediyor. Sanayi üretiminde aylık yüzde 6,2 azalma yaşandığını, bir diğer yavaşlama göstergesinin de perakende satışlarda ortaya çıktığını belirten Özlale, “Bu yavaşlama belirtileri hükümeti ve özellikle Sayın Cumhurbaşkanını çok rahatsız etmiş olmalı ki yeni bir büyük kredi paketine hazırlandıklarını biliyoruz” dedi ve şöyle devam etti:

“‘Bunun enflasyonist bir etkisi olur mu’ diye akademik tartışmalara gerek yok çünkü enflasyon hükümetin pek de umurunda değil. Örneğin dün Sayın Cumhurbaşkanı yeni konut projesini açıkladı ama iki gün önce gelen inşaat maliyet endeksi verisi bina inşaatı maliyetlerinin temmuzda aylık yüzde 7,1 artışla yıllık yüzde 110,6’ya çıktığını söyledi. Üretim maliyetleri böyle kontrolsüz artmaya devam ederken asgari ücretlilere konut alma imkânı sunacak projenin gerçekleşme ihtimali de düşündürücü açıkçası.”

‘Ülkeye döviz girişi açıklanamayan kanallardan gerçekleşiyor’

Son iki günde hükümetin ‘başarı göstergesi’ olarak sunabileceği tek pozitif göstergenin TÜİK’in açıkladığı işsizlik oranının azalması verisi olduğunu söyleyen Özlale, “TÜİK verilerine göre bir ayda istihdam 148 bin kişi azalmış olmasına rağmen işgücündeki 262 bin kişilik azalmanın etkisiyle işsizlik oranında bir azalma yaşandı. Oysa tüm geniş tanımlı işsizlik oranlarında bir artış vardı” dedi ve şöyle devam etti:

“Reel sektör üretimi daha fazla sürdüremiyor… Ekonomideki döviz talebi artıyor ama ülkeye döviz girişi açıklanamayan kanallardan gerçekleşiyor ve ne kadar sürdürülebilir olduğu belli değil… Fiyat artışları durmaksızın yoluna devam ederken vatandaş iş bulma ümidini yitiriyor… Böyle bir ortamda milyonlarca TL harcayarak yaptıkları etkinlikte Cumhurbaşkanı vatandaşa ucuz konut olanağı sunacakları projelerini anlatıyor.”

Paylaşın

Sedat Peker’in Evine Silahlı Saldırı; Peker’den Açıklama: Çok Eğleneceğiz

Organize suç örgütü lideri olduğu iddiasıyla hakkında yakalama kararı bulunan Sedat Peker’in İstanbul Beykoz’daki evine silahlı saldırı düzenlendi. Saldırı sonrası Peker’in yakınlarına “Vallahi çok eğleneceğiz. Ama zamanını ben belirleyeceğim” dediği öğrenildi.

Halk TV’nin haberine göre, Peker’in Beykoz Korusu’nun sınırları içinde yer alan ve ‘tek mal varlığım’ dediği evine bu sabah silahlı saldırı düzenlendi. Saldırı, bu sabah 09.30’da gerçekleşti.

Evin önüne iki araç geldi. Bir araç uzakta beklerken, yakına gelen aracın camı açıldı. Eve Sedat Peker’in bilgisi dahilinde geldiğini söyleyen kişi görevlilerin kendisine yaklaşması üzerine arabanın içinden ateş etti.

Evdeki görevli Yılmaz Günay’a 3 kurşun isabet etti. Günay, ağır yaralı olarak Beykoz Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Evde, Peker’in bilgisi dahilinde 6 kişinin güvenlik amacıyla kaldığı, 3’er kişilik vardiyalarla çalıştıkları öğrenildi.

Sedat Peker: Çok eğleneceğiz

Halk TV’den İsmail Saymaz’a konuşan Sedat Peker’in yakın çevresinin aktardığına göre, “Aptal düşmanlar maalesef insanın zekasını köreltiyor.”

Saymaz’ın Peker’in yakın çevresinden edindiği bilgiler şöyle:

“Sedat Peker’in bu konularla ilgili daha önceden bilgisi vardı. Hatta Dubai’ye yollanan kişilere (suikast timi) başka isimlere pasaport çıkarıldı. Kişilerin isimleri başka fakat sahte isimlere gerçek pasaport çıkarıldı.

-Bu kişilerin görevi suikasti yapmak değil suikastle ilgili grupları koordine etmek.

-Sahte isimle çıkarılan pasaportların gerçek sahiplerinin bilgisi de Sedat Peker’de.

-‘Türkiye’deki yakınlarının hepsini öldüreceğiz’ tarzında ki bu eylemlerin olacağı da Sedat Peker tarafından biliniyordu. Hatta bunu yakın arkadaşlarıyla da paylaştı.

-Türkiye içerisindeki bu organizasyonda yer alan isimler de kendisinde.

– Buradan anlıyoruz ki: hükümeti sarsan bu suç dosyalarını ifşa ederken güvenlikle ilgili de bilgi sahibi. Hesaplarını ona göre yapıyor.”

Yine edinilen bilgilere göre, Peker yakınlarına “Vallahi çok eğleneceğiz. Ama zamanını ben belirleyeceğim” dedi.

Paylaşın

Cumhur İttifakı’ndan Muhalefeti ‘FETÖ’ Üzerinden Vurma Hazırlığı

Ana omurgasını AK Parti ve MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı, muhalefeti ‘Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ)’ üzerinden vurma hazırlığı yapıyor. HDP’yi “6’lı masanın 7. ayağı olarak tanımlayan” Cumhur İttifakı, seçimlere dokuz ay kala bu kez de sahada “8. ayak FETÖ söylemini” kullanacak.

AK Parti MKYK, önceki gün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı. Toplantının ana gündemini seçim süreci oluştururken AKP’nin 2023 seçimlerinde yürüteceği propaganda da belli oldu.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre, toplantıda, CHP ve 6’lı masa gündeme geldi. CHP Milletvekili Gürsel Tekin’in “HDP’lilere bakanlık verebiliriz” sözleri üzerine Erdoğan’ın kurmaylarına, “6’lı masanın yedinci ayağı HDP, sekizinci ayağı ise FETÖ. Saha çalışmalarında bunu halka anlatın. Muhalefet artık açık açık HDP’yle işbirliği yapıyor. Bu da söylemleriyle ortaya çıkıyor” dediği kaydedildi.

“Küskün döndü” iddiası

Toplantıda, AKP’nin altı ay önce sahadaki durumuyla altı ay sonraki saha durumu da karşılaştırıldı. AK Parti yönetiminin hazırladığı raporlar, Erdoğan’a sunuldu. Muhalefetin henüz bir cumhurbaşkanı adayı belirleyememesinin yurttaşlarda “muhalefete karşı güvensizlik uyandırdığı” belirtildi.

Ekonomi nedeniyle “faturayı AKP’ye kesen küskün seçmenin yeniden AKP’ye dönüş yaptığı” savunulurken Erdoğan’ın da kurmaylarına, “Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de parlamento seçimlerinde de AKP birinci parti olacak. Sahada vatandaşla yüz yüze temasınızı artırın” talimatı verdiği de öğrenildi.

Paylaşın

‘Altılı Masa’da İkinci Tur Görüşmeleri: Can Alıcı Konular Gündemde

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan ‘Altılı Masa’nın ikinci tur görüşmelerinde cumhurbaşkanı adaylığından kabinedeki görev dağılımına, geçiş sürecinden ittifak stratejisine kadar birçok ‘can alıcı’ konunun karara bağlanacağı belirtildi.

Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimine bir yıldan az süre kala siyasi partilerin bu konuda atacağı adımlar merak ediliyor. CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi’nin bir araya geldiği altılı masanın ikinci tur görüşmelerinde adaylıktan kabinedeki görev dağılımına kadar birçok maddenin gündeme geleceği belirtiliyor.

Habertürk gazetesi yazarı Bülent Aydemir, ‘Dananın kuyruğu kopuyor ‘ başlıklı yazısında görüşmelerin 2 Ekim’de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ev sahipliğinde başlayacağını hatırlattı. Hangi toplantılarda hangi konuların konuşulacağını, hangi kararların alınacağını ilgililerle konuştuğunu dile getiren Aydemir, şu bilgileri verdi:

Geçiş dönemi

“CHP’nin ev sahipliğinde yapılacak 2 Ekim tarihli toplantının gündeminde, parlamenter sisteme geçiş döneminde yapılacak işler var. Kurulan ortak komisyon çalışmasını tamamlayıp raporunu hazırlamıştı. Liderler kendi partilerinin görüş ve yaklaşımlarını gündeme getirecek.

DEVA Partisi, bu konuda özellikle ısrarcı olan ve bunu çok sık gündeme getiren partilerden biriydi. DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, ülkenin seçimden sonra de facto parlamenter sistemle yönetilmesini önermişti. Babacan, “Beş yıl komple bir paketi sunalım. Vatandaş da bir daha mı seçim demesin, kafası karışmasın” hassasiyetini ortaya koymuştu. Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayının seçilmesi durumunda geçiş döneminde cumhurbaşkanı, 6 partinin de hassasiyetlerini idrak ederek görev yapacak.

Adayın 6’lı masanın dışından bir isim olması durumunda, 6’lı masa neyi savunuyor, değerleri neler, o tarihe kadar neler görüşüldü ve mutabakatlar neler? Bunları bilerek görev yapması sağlanacak. “İki yıl geçiş dönemi olsun” yaklaşımı da bu toplantıda karara bağlanacak.

İyi Parti’nin geçiş döneminde yürütmenin, yani bakanlıkların nasıl olacağı, iş bölümünün nasıl yapılacağı konusunu masaya getirmesi bekleniyor. Kim, hangi bakanlıkları üstlenecek, görev paylaşımı nasıl olacak? Çözüm bekleyen konular bunlar… Hemen belirteyim, oy potansiyeli açısından küçük partilerin yürütmeye talip olmama yönünde bir yaklaşımları var. Onlar diğer büyük partilerin listesinden gireceği için azami sayıda milletvekili çıkarmayı planlıyor. Seçim tarihi yaklaştığı için 6’lı masa buluşmaları daha dar aralıklarla yapılacak. Bundan sonraki gündem liderlerin karar vereceği konular olduğu için teknik çalışma komisyonlarından ziyade liderler daha fazla mesai yapacak. Geçiş dönemi konusu; CHP, DEVA ve Demokrat Parti’nin ev sahipliği yapacağı dönemde konuşulup karara bağlanacak.

Adaylık konusu

En can alıcı mesele; cumhurbaşkanı adaylığı… Aday 6’lı masadan mı çıkacak, dışarıdan bir isim mi olacak? “Seçilebilecek isim” ne demek? Adaylık kriterleri neler olmalı? İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener net bir şekilde, “Ben aday değilim, olmayacağım” demişti. Buna rağmen kendisine adaylık teklifi gelir mi? Bilemiyorum.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na, “aday ol” diye bir teklif gelir mi? Yanıtı merak edilen sorular bunlar… Tabii ki cevaplarını şu anda veremeyiz ancak yaklaşımı şöyle özetleyebilirim: Kamuoyu araştırmaları, teknik veriler üzerinden hareket edilecek. Parti kurullarının görüşleri doğrultusunda bir yaklaşım sergilenecek. İdeal ve demokratik olanı, her parti liderinin alternatif isimler önermeleri…

Bu bölümdeki kritik konu; masadaki dört lider evet derse, önerilen ismin kabul görüp görmeyeceği… Yoksa tam ittifak, yani 6’da 6 oy mu aranacak? Bir isim üzerinde tam ittifak çıkmazsa ne olacağı bilinmiyor ancak 6’lı masanın ülke sorumluluğu gereği, somut verilere bakarak bir karar vereceğini düşünüyorum. İyi Parti, CHP’nin önereceği adayı destekleme yönünde eğilim gösterirse, yürütme kısmında, yani bakanlık sayısında bazı avantajlar sağlayabilir. Adaylık başlığı Gelecek Partisi’nin ev sahibi olacağı toplantıda gündeme gelecek.

İttifak stratejisi

Saadet Partisi ve İyi Parti’nin ev sahipliği yapacağı son iki toplantıda ittifaklar meselesi görüşülecek. 6’lı masada; Millet İttifakı’nın TBMM’de çoğunluğu sağlayacağı en iyi yöntemle seçime girme iradesi bulunuyor. En fazla milletvekili çıkarılacak yöntem belirlenecek; buna göre listeler oluşturulacak.

Öncelikli hedef küçük partilerin yüzde 3 barajını aşmaları ve Hazine yardımı alabilmeleri. 87 seçim bölgesinin her birinde ayrı bir senaryo üzerinde çalışılacak. En fazla milletvekili nasıl çıkarılacaksa partiler bütün enerjilerini oraya odaklayacak. Bunun çok zor bir mesele olduğunun altını çizmek isterim…

Bu takvim, seçimin zamanında yapılmasına göre oluşturuldu. Herhangi bir nedenle seçim öne alınırsa ya da baskın seçim olursa, partiler gündem başlıklarının kritik olanlarını öne çekme ya da takvimi sıkıştırma hazırlıkları da yapıyor. Bu üç başlığın ardından son iş olarak 6’lı masa ortak propaganda mekanizması oluşturacak.”

Paylaşın