Seçimden Sonra Türkiye Ekonomisini Neler Bekliyor?

Çok partili sisteme geçtikten sonra Türkiye ekonomisi 1958, 1970, 1979, 1994, 2000 senelerinde fotokopi ekonomik krizler yaşadı; fotokopi iktisadi krizler tabirini kullandım çünkü çok farklı kurumsal ekonomik yapılarda bile Türkiye çok benzer, fotokopi krizleri yaşamaktan kurtulamadı.

Farklı kurumsal yapıların oluşumu da bu krizlerin çok benzer bir biçimde oluşmasına ilginç bir biçimde engel olamadı; 1958, 1970, 1979 krizlerinde sermaye hareketlerinin serbestisi (1989, 32 sayılı karar) ve gümrük birliği (AB’de imalat sanayi ürünleri serbest dolaşımı, 1996) yok, 1994’de sermaye hareketlerine serbesti gelmiş ama gümrük birliği yok, 2000’de hem gümrük birliği hem sermaye hareketlerinin serbestisi mevcut ama aynı tip krizler oluşmuş.

Kimse her krizin farklı yapısı, nedenleri ve sonuçları vardır diye itiraz etmesin, doğrudur, her krizin kendi spesifik yapısı vardır ama iktisatçının işi süreçlerde farklı yanlardan ziyade ortak yönleri ortaya çıkarmak değil midir?

Her şey kitaba ve Türkiye ekonomik krizler tarihine uygun gidiyor ama….

Tüm bu krizler kaynak sorununu göz ardı eden hırslı büyüme maceralarından hemen sonra patlamış krizler, ekonomi birkaç sene yüksek büyüme oranlarını test ediyor, bu arada işsizlikte nispi azalmalar yaşanıyor yüksek büyüme ithalat talebini yani döviz talebini uyarıyor, ekonominin zaten yapısal bir döviz üretme sorunu mevcut (eğitim, yüksek teknoloji içeren mallar), artan döviz talebi rezervlerden, piyasalardan, sermaye girişlerinden karşılanamayınca (hukuk?) kur patlıyor, milli gelir kriz öncesine hatta daha da aşağı dönüyor ve kucağımızda ağır bir kriz kalıyor.

Türkiye ekonomisinin girdi-çıktı tablosu analizi ülkemizin kendi tasarrufları ile sağlayabileceği büyüme oranlarının üzerine çıktığı zaman yüksek büyüme oranları ile cari açık arasında büyük bir pozitif korelasyonun varlığını gösteriyor; bu pozitif korelasyon dünyada her ekonomi için de geçerli değil, örneğin, Almanya’da yüksek büyüme oranları ile cari açık arasında bir korelasyon mevcut değil, hatta büyüme dönemlerinde ekonomi cari fazla veriyor, Fransa’da ise Almanya’nın tersine yüksek büyüme oranları cari açığı çok uyarıyor ama Fransa çok güçlü hukuk devletinin sayesinde AB içinde en çok doğrudan yabancı sermaye çeken ülke haline geliyor (Brexit sonrası) ve cari açığın patlaması krize dönüşmüyor.

”Türkiye 2022 senesinde de koşar adım bir döviz krizine doğru gidiyor, aynen 1958’de, 1979’da olduğu gibi”

Türkiye 2022 senesinde de koşar adım bir döviz krizine doğru gidiyor, kendi tasarrufları, kaynakları üzerinde bir büyüme hedefi koyuyor ve kısmen de gerçekleştiriyor, işsizlik oranında da nispi bir gerileme var, bu veriler doğru veriler ama bu süreç, her zaman olduğu gibi büyük cari açıklara neden oluyor, ihracattaki kıpırdanmaya rağmen cari açık büyümeye devam ediyor çünkü ihracatın ithalatı karşılama oranı her ay muntazaman azalıyor, doğrudan yabancı sermaye yatırımı yok mertebesine geliyor; bu durum bize yakın tarihimizde de olduğu gibi bize büyük bir döviz krizini işaret ediyor, aynen 1958’de, 1979’da olduğu gibi.

Ancak, bu kez, Merkez Bankası döviz rezervlerinde ilginç gelişmeler de yaşanıyor, Merkez Bankası bilançosunda sekiz ayda 25 milyar dolarlık net hata ve noksan gözüküyor; bu miktarın ismini muhasebe anlamında artık net hata ve noksan olarak koymak mümkün değil, başka şeyler oluyor.

Türkiye önemli bir ülke ve jeopolitik açıdan da çok önemli; bu kez galiba Türkiye’yi yöneten merkezi idare ilk kez bu ölçüde jeopolitik satarak, batı ile son seksen senede kurulmuş olan kurumsal yapıyı satarak, vazgeçerek cari açık yani döviz krizini çözmeye çalışıyor.

Türkiye ekonomisi çok önemli jeopolitik konumuna rağmen küçük bir ekonomi, ekonominin dünya ekonomisi içinde payı yüzde birin çok altına düşmüş durumda ama nüfusumuz dünya nüfusunun yüzde birinin üzerinde; AKP sonrası gelecek yönetimlerin Türkiye ekonomisinin dünya payını mutlaka nüfus payının üzerine çıkarma hedefi koymak durumunda olmalıdırlar, aksi durum Türkiye’nin her gün mutlak ve nispi olarak fakirleşmesi anlamına gelebilir.

Milli gelirimiz dünya ekonomisinin yüzde birinin altında ve cari açığımız da milli gelirimizin yüzde 6 ya da 7’si mertebesinde olduğu zaman ekonomimizin krize girmemesi için ihtiyaç duyduğu dolar cinsinden miktar 55 ile 60 milyar dolar dolayında olmaktadır ve bu miktar Türkiye’nin bu global ilişkiler ortamında Rusya için, bazı Arap ülkeleri için jeopolitik değerinin ve batı ile seksen senede kurduğu kurumsal ilişkiler bütünün değerinin çok altındadır ve mesela Gazprom bu pahayı ödemeye Putin’in Polonya’nın, Macaristan’ın intikamını alması için hazırdır.

Ancak, unutmamak lazım, jeopolitik ve batı ile kurumsal ilişkiler sadece bir kez pazara çıkarılır; başka bir ifade ile de bu modelin sürdürülebilirliği yoktur, sadece döviz krizini seçimlerin ötesine taşımaya yarayabilir.

”Enflasyonun esas yıkıcı etkisi orta vadede büyüme süreçlerini olumsuz etkilemesi olacaktır”

Bu arada büyümeyi desteklemek ve anlamakta zorlandığımız takıntılar nedeniyle faizlerin üzerine baskı enflasyonda ülkemizi dünya liderliğine taşımaktadır.

Enflasyon ülkemiz iktisat ideolojisi çerçevesinde sıkıntılı bir anlayışla sadece bir bölüşüm süreci olarak algılanmakta, yüksek enflasyonun düşük gelir gruplarından üst gelir gruplarına kaynak aktarımı gerçekleştirdiğine inanılmaktadır; “inanılmaktadır” ifadesini kullanıyorum çünkü bu enflasyon süreçlerinin hangi yönde gelir aktarım mekanizmasına dönüştüğüne yönelik elimizde çok somut veri de bulunmamaktadır ama varsayalım ki bu iddia doğru olsun.

Ancak, enflasyon süreçlerinin daha da olumsuz etkisi yüksek fiyat artışlarının nispi fiyatları çarpıtarak iktisadi aktörlerin doğru piyasa mesajları almalarını engelleyerek rasyonel karar alma süreçlerini olumsuz etkilemesidir ve Türkiye şimdi bu sürece girmiştir ve bu sürecin sonu yanlış iktisadi kararlar, mesela yanlış tasarruf-yatırım kararları üzerinden büyüme ve bölüşüm ilişkilerini çok olumsuz etkilemesidir; enflasyonun esas yıkıcı etkisi orta vadede büyüme süreçlerini olumsuz etkilemesi olacaktır.

Türkiye merkezi yönetimi kısa vadede yüksek büyüme oranları uğruna jeopolitik ve kurumsal yapıyı pazara çıkarmaktansa gerçek bir hukuk devleti inşa sürecini öncelese idi senede altmış milyar doğrudan yabancı yatırım çekmek çok kolay olurdu ve bu yaşadıklarımızı da yaşamazdık.

21. yüzyılda ekonomilerin iki temel girdisi olacaktır: Hukuk ve nitelikli eğitim; Türkiye bu iki alanı da perişan ettiği için gireceğimiz ekonomik krizin uzun sürme ihtimali, Mayıs 2023’de kim iktidara gelirse gelsin her zamankinden fazladır.

(Euronews Türkçe /  Eser Karakaş)

Paylaşın

‘Altılı Masa’da Cumhurbaşkanı Adayı Nasıl Belirlenecek?

Muhalefetin ortak Cumhurbaşkanı adayının kim olacağı sorusu kadar bunun nasıl bir usulle belirleneceği de merak konusu. Bir görüşe göre geçiş süreci çalışması tamamlandıktan sonra Altılı Masa’nın bir toplantı gündemi sadece adaylık olacak.

Liderler bu toplantıda aday önerisini yapacak ya da liderler arasında adaylık beyanında bulunan olacak. O toplantıda karar verilmeyecek. Liderler ortaya atılan ismi ya da isimleri parti kurullarına götürerek değerlendirecek ve tekrar masaya gelerek bir karara varacak. Ancak adayın bu şekilde belirleneceği görüşüne itiraz da var.

Aday belirleme süreci başladıktan sonra bunun parti kurullarına götürülüp değerlendirildiği zaman diliminin kimi spekülatif tartışmalara vesile olup süreci zehirleyebileceğine dikkat çeken ikinci görüşe göre aday belirleme sürecinde en doğrusu liderlerin parti kurullarından tam yetki alarak o toplantıya katılması olacak.

Bu görüşü savunanlara göre kararın verileceği toplantı öncesinde liderler ya da kurmayları düzeyinde bir temas trafiği olabilir ve korunaklı şekilde gerçekleşen bu trafiğin ardından kamuoyuna duyurulan tarihte aday görüşülüp açıklanır.

Altılı Masa dağılır mı?

Gazete Duvar’da yer alan habere göre, Neredeyse her hafta değişik bir başlıkta “Altılı Masada çatlak/kriz var”, “Altılı Masa dağılıyor” iddiası gündeme geliyor. Başta CHP ve İYİ Parti genel başkanları olmak üzere masada oturan liderler bu iddiaları reddetse de tartışmalar dinmiyor. Altılı Masa’nın iki büyük partisinin kurmayları da bu tartışmaların iktidar tarafından büyütüldüğü görüşünde.

İYİ Parti’de “Altılı masa dağılmaz, çünkü bu masayı güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş talebi oluşturdu” diyen bir kurmay ortak “aday çıkarılamasa ya da seçim ittifakı kurulamasa dahi bu masa bu niyet beyanı nedeniyle dağılmaz” diye de ekliyor.

Yine İYİ Parti’den bir başka kurmay da 2018 genel ve 2019 yerel seçimlerinde CHP ile yapılan iş birliğine dikkat çekerek “Bu iş birliği bir sinerji yarattı, topluma umut oldu. Yaşanan tartışmalar masayı etkileyecek bir krize dönüşmez” diyor.

Tüm partilerde masayı koruma isteği ve iradesinin olduğunu söyleyen CHP’li bir yönetici ise, “Polemikler, tartışmalar yaşanabilir. Önümüzdeki süreçte başka tartışmalar da olacaktır ama bu masayı bozan siyasetin çöplüğüne gider. Herkes bu sorumluluğun bilincinde” değerlendirmesinde bulunuyor.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’nun En Büyük ‘Adaylık’ Avantajı Ne?

Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş’te anlaşan siyasi partilerin kurduğu “Altılı Masa”nın önündeki hedeflerden biri, ortak Cumhurbaşkanı adayı belirlemek. Liderler adayın seçim takvimi açıklanmadan ilan edilmeyeceğini söylese de tartışmalar durmuyor.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre Aday olarak CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş öne çıkıyor. Kılıçdaroğlu partisinin belediye başkanı olan iki ismin adaylığına sıcak bakmadığını birçok kez ifade etti. Ancak kendi adaylığı için de “Kazanabilir mi” endişesi giderilmiş değil.

Altılı Masa’da yer alan partilerin kurmayları arasında Kılıçdaroğlu’nun kazanma riski olmadığını söyleyen çok sayıda yönetici var. Yöneticiler Kılıçdaroğlu’nun Meclis kürsüsünde AK Partili bir milletvekilinin adaylık sorusu üzerine, “Aday olup olmayacağımı nereden biliyorsun” yanıtının ardından anketlerde çok ciddi bir yükselişe geçtiğine dikkat çekiyor, “Bugün Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı yarışında rakip adayla eşit, 2 puan üstte ya da altında. Adaylık netleştiğinde bu oran daha da yükselir, kafasında soru işareti olanlar da birleşir” diyor.

Kılıçdaroğlu’nun kazanma sorunu olmayacağını savunanlar, bazı avantajlarına da dikkat çekiyor. 10 yılı aşan sürede iktidar cenahından Kılıçdaroğlu hakkında söylenmedik söz kalmadığına dikkat çekenler, “Bir Bay Kemal vardı, onu da elinden aldı. Adı geçen belediye başkanları için bu zor. Doğru-yanlış bir sürü iddia, polemik yaşanır. Korkarız ki bunu yönetmeleri zor olur. Bir önemli avantaj da sermaye ilişkisi, onların karşısında durma açısından da bunu en iyi yapabilecek insan şu an Kılıçdaroğlu görünüyor” diyor.

CHP’deki anketlere göre oy oranları

İktidardan muhalefete tüm partiler “Türkiye’nin en kritik seçimine hazırlandığını” söylüyor. Bir sürpriz olmazsa 18 Haziran’da yapılması planlanan seçimler öncesi neredeyse her gün yeni bir anket yayınlanıyor. Öyle bir anket enflasyonu var ki artık partiler de yayın kuruluşları da bu anketlerin ortalamasını alan analizler yapıp onun üzerine değerlendirmeler yapar hale geldi.

CHP de anketlere böyle bakıyor. Farklı araştırma şirketlerinin yaptıkları ve kendi yaptırdıkları anketleri de değerlendirdikleri çalışmaların sonucunda ulaştıkları verilere göre AK Parti ile CHP parlamento seçimlerinde yüzde 30-31 oranıyla başa baş durumda. CHP analizleri İYİ Parti’nin oy oranının yüzde 20’lerde olduğu iddialarını ise doğrulamıyor.

İYİ Parti’nin maksimum yüzde 13-14 bandında olduğu değerlendirmesi yapılıyor, “İYİ Parti kendini güçlü göstermeye çalışıyor. Ama AK Parti’den CHP’ye oy geçişi var. Hatta CHP, MHP’den, İYİ Parti’den daha fazla oy alacak gibi görünüyor” deniliyor. Analizlere göre HDP yüzde 11-12, MHP ise yeni seçim kanunu ile yüzde 7’ye inen seçim barajının sınırında dolaşıyor.

Paylaşın

‘Altılı Masa’ Dağılmaz, Çünkü!

Neredeyse her hafta değişik bir başlıkta “Altılı Masada çatlak/kriz var”, “Altılı Masa dağılıyor” iddiası gündeme geliyor. Başta CHP ve İYİ Parti genel başkanları olmak üzere masada oturan liderler bu iddiaları reddetse de tartışmalar dinmiyor.

Altılı Masa’nın iki büyük partisinin kurmayları da bu tartışmaların iktidar tarafından büyütüldüğü görüşünde. İYİ Parti’de “Altılı masa dağılmaz, çünkü bu masayı güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş talebi oluşturdu” diyen bir kurmay ortak “aday çıkarılamasa ya da seçim ittifakı kurulamasa dahi bu masa bu niyet beyanı nedeniyle dağılmaz” diye de ekliyor.

Yine İYİ Parti’den bir başka kurmay da 2018 genel ve 2019 yerel seçimlerinde CHP ile yapılan iş birliğine dikkat çekerek “Bu iş birliği bir sinerji yarattı, topluma umut oldu. Yaşanan tartışmalar masayı etkileyecek bir krize dönüşmez” diyor.

Tüm partilerde masayı koruma isteği ve iradesinin olduğunu söyleyen CHP’li bir yönetici ise, “Polemikler, tartışmalar yaşanabilir. Önümüzdeki süreçte başka tartışmalar da olacaktır ama bu masayı bozan siyasetin çöplüğüne gider. Herkes bu sorumluluğun bilincinde” değerlendirmesinde bulunuyor.

Cumhurbaşkanı adayı nasıl belirlenecek?

Gazete Duvar’da yer alan habere göre, Muhalefetin ortak Cumhurbaşkanı adayının kim olacağı sorusu kadar bunun nasıl bir usulle belirleneceği de merak konusu. Bir görüşe göre geçiş süreci çalışması tamamlandıktan sonra Altılı Masa’nın bir toplantı gündemi sadece adaylık olacak. Liderler bu toplantıda aday önerisini yapacak ya da liderler arasında adaylık beyanında bulunan olacak.

O toplantıda karar verilmeyecek. Liderler ortaya atılan ismi ya da isimleri parti kurullarına götürerek değerlendirecek ve tekrar masaya gelerek bir karara varacak. Ancak adayın bu şekilde belirleneceği görüşüne itiraz da var.

Aday belirleme süreci başladıktan sonra bunun parti kurullarına götürülüp değerlendirildiği zaman diliminin kimi spekülatif tartışmalara vesile olup süreci zehirleyebileceğine dikkat çeken ikinci görüşe göre aday belirleme sürecinde en doğrusu liderlerin parti kurullarından tam yetki alarak o toplantıya katılması olacak.

Bu görüşü savunanlara göre kararın verileceği toplantı öncesinde liderler ya da kurmayları düzeyinde bir temas trafiği olabilir ve korunaklı şekilde gerçekleşen bu trafiğin ardından kamuoyuna duyurulan tarihte aday görüşülüp açıklanır.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan ‘Borsada Manipülasyon’ Çıkışı: Notunu Alıyorum

Borsadaki manipülasyonlara dikkat çeken CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Borsada yaptığınız manipülasyonları izliyorum ve notumu alıyorum. Küçük yatırımcının çaldığınız parasını size ödeteceğim. Vallahi de ödeyeceksiniz! Erdoğan şürekası, göreceğim sizi” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından, “Borsada yaptığınız manipülasyonları izliyorum ve notumu alıyorum” paylaşımında bulundu.

28 Ağustos tarihinde yayınladığı mesajı alıntılayan Kılıçdaroğlu, “Küçük yatırımcının çaldığınız parasını size ödeteceğim. Vallahi de ödeyeceksiniz! Erdoğan şürekası, göreceğim sizi” dedi.

Kılıçdaroğlu, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve Merkez Bankası faiz kararları ile ilgili olarak 22 Ağustos’ta yaptığı şu açıklamayı alıntılayarak paylaşımda bulundu:

“Borsada dolandırılan küçük yatırımcının uğradığı zararın telafisi meselesini açayım. Muteber borsa sermayedarlarını hariç tutarak, beni asıl ilgilendiren meseleye geliyorum. Borsada küçük yatırımcı sadece SPK’nın yolsuzluk mekanizmasıyla soyulmadı.

İçeriden bilgi alarak, manipülasyonla küçük yatırımcıyı soyan çeteler var. Bunu hisse grafiklerinden de çok net izliyorum. Örneklerini TCMB faiz kararlarında ve sosyal medyada çıkartılan bazı dedikodular sürecinde de gördüm, notlarımı aldım.

SPK ve Borsa İstanbul bu konudaki şikayetleri görmezden geliyor. Nedenini biliyoruz… Buradan kimlerin nemalandığını da iktidar değişikliğinden sonra ortaya çıkaracağız. Dolayısıyla ekonomi derken, sadece ilk 100 günlük planlar vs. ile bu ülkenin toparlanmayacağını biliyorum.

Bu urları, tefecileri, simsarları, çantacıları temizlemeden; yani devlete nefes aldırmadan, milletin de nefes alamayacağını biliyorum. Devletin nefes borularına yapışmış mikropların hepsini temizleyeceğim.

Dolandırılan küçük yatırımcıların zararlarının telafisi, bu mikropların ve beslediklerinin parası ile telafi edilecek. Konunun bu boyutunu da uzun zamandır takip ediyorum, kimse merak etmesin.”

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan’dan Tam Demokrasi Vurgusu

Partisinin çalışmaları için gittiği Tunceli’de halka seslenen DEVA Lideri Babacan, tam demokrasi vurgusu yaparak, “Kürt meselesini de Alevi meselesini de çözmenin aslında tam zamanıdır. Türkiye buna hazırdır. Ancak bu cesaret ve samimiyet işidir. Ankara’nın artık cesur olma vakti gelmiştir. Kangrenleşen sorunları çözme vakti gelmiştir. Yaraları sarmak, yaralı hafızaları adaletle onarmak, yarınlara umutla bakmak bizim elimizde” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Babacan, konuşmasının devamında, “Bizim hedefimiz çok açık. Kimliği, dili, dini, mezhebi, siyasi görüşü, yaşam felsefesi ne olursa olsun, herkesin eşit ve onurlu bir vatandaş olduğu Türkiye’dir. Bizim hedefimiz, ‘Hepimizin Türkiye’sidir. Demokratik bir devlet, hiçbir vatandaşını yok sayamaz. Hiçbir vatandaşını beriki, öteki diye ayırt edemez. Bizim hedefimiz tam demokratik Türkiye’dir” dedi ve ekledi:

“Biz demokratız. Bizi herkesten ayıran en önemli ortak paydamız budur. Biz öyle yarım demokratlardan, yüzde 70 demokratlardan değiliz. Biz tam demokratız. Yüzde 100 demokratız. Bizim için demokratlık bir duruştur. Demokratlık; diğerini anlama özelliğidir. Demokrat olmak, aynı zamanda saygı duymak, diğerkamlıktır. Demokrat olacağız. Özgür olacağız. Eşit olacağız.”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, parti çalışmaları kapsamı gittiği Tunceli’de halka seslendi. Babacan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“DEVA Partisi’ne göre, bugün; Kürt meselesini de Alevi meselesini de çözmenin aslında tam zamanıdır. Türkiye buna hazırdır. Ancak bu cesaret ve samimiyet işidir. Ankara’nın artık cesur olma vakti gelmiştir. Kangrenleşen sorunları çözme vakti gelmiştir. Yaraları sarmak, yaralı hafızaları adaletle onarmak, yarınlara umutla bakmak bizim elimizde.

Biz; neyin hak, neyin imtiyaz olduğunu çok iyi biliriz. Hiç kimse için hiçbir imtiyaz da istemiyoruz. Biz sadece hakkın terazisinde eşitlenmeyi hedefliyoruz. ‘Eşit vatandaşlık’ hukuku diyoruz. Eşit vatandaşlığın Türkiye’nin pek çok sorununu çözme yönünde dev bir adım olacağını biliyoruz.

Demokrasi açığı Türkiye’de çok acılar yaşattı, yaşatıyor. Dersim, tarih boyunca ayrımcılığa, haksızlığa maruz kaldı. Bunu çok iyi biliyorum. Sözü yasaklayarak acıları saramazsanız. Sorunları inkâr eden, o sorunu hiçbir zaman çözemez.

“Kimse çıkıp ‘Alevi şöyle olur, böyle olur’ diye konuşmayacak”

İktidar, Alevi vatandaşlarımızı rahatlatacak adım atmak istiyorsa önce ayrımcılık hissettiren uygulamaların hepsine son verecek. Kimse çıkıp ‘Alevi şöyle olur, böyle olur’ diye kafasına göre konuşmayacak. Arkadaş, hiç kimseye, kimliğini nasıl yaşaması gerektiğini dayatamazsın. Biz burayı özgürlükler ülkesi yapacağız. Herkes kendi inancını, yaşam tarzını nasıl yaşamak istiyorsa öyle yaşayacak. Devletin görevi insanların inancına, yaşam tarzına şekil vermek değil.

Alevilerin kamuda istihdamının önündeki fiili engellerin hepsini biliyoruz. Bundan gerçekten çok rahatsızız. Hiçbir vatandaşımızın, devlette işe girerken, terfi alırken, üst düzey yönetici olurken ayrımcılığa uğramasına izin vermeyeceğiz.

Cemevlerine, camilere tanınan maddi ve diğer hakların tamamını tanıyacağız. Devlet camilere nasıl destek veriyorsa, aynısı cemevlerine uygulanacak. Bizim belediyelerimiz imar planlarında cemevlerine yer ayıracak. Özgürlükçü laiklik anlayışımızdan hiçbir zaman sapmayacağız. Tekrar ilan ediyorum: İktidarımız döneminde herkes hakkın terazisinde eşitlenecek.

İnsanıyla arasına mesafe koyan devlet anlayışına son vermek için siyasetteyiz. Bugün bizim aramızda bariyer falan yok. Beraberiz, birlikteyiz, yan yanayız. Biz; sevginin, barışın, demokrasinin ve eşitliğin türküsünü her dilde söylemek için bugün buradayız. Biz; Diyarbakır’da Dicle’nin kenarında kuzuyu hatırlayan, Ankara’ya dönünce kurdun yanı başında hizaya girenlerden olmadık.

“Hedefimiz tam demokratik Türkiye’dir”

Bizim hedefimiz çok açık. Kimliği, dili, dini, mezhebi, siyasi görüşü, yaşam felsefesi ne olursa olsun, herkesin eşit ve onurlu bir vatandaş olduğu Türkiye’dir. Bizim hedefimiz, ‘Hepimizin Türkiye’sidir. Demokratik bir devlet, hiçbir vatandaşını yok sayamaz. Hiçbir vatandaşını beriki, öteki diye ayırt edemez. Bizim hedefimiz tam demokratik Türkiye’dir.

Biz demokratız. Bizi herkesten ayıran en önemli ortak paydamız budur. Biz öyle yarım demokratlardan, yüzde 70 demokratlardan değiliz. Biz tam demokratız. Yüzde 100 demokratız. Bizim için demokratlık bir duruştur. Demokratlık; diğerini anlama özelliğidir. Demokrat olmak, aynı zamanda saygı duymak, diğerkamlıktır. Demokrat olacağız. Özgür olacağız. Eşit olacağız.”

Paylaşın

İYİ Partili Akalın İle Özdolap Arasında ‘Horoz-Tavuk’ Polemiği

İYİ Parti Milli Güvenlik Politikaları Başkanı Mehmet Tolga Akalın ile nisan ayında Meral Akşener’in kararı ile Teşkilat Koordinatörlüğü görevine getirilen Süleyman Sırrı Özdolap arasındaki gerginlik sosyal medyaya taşındı.

Parti kurulduğundan bu yana teşkilat başkanı olarak görev alan Koray Aydın’ın, mart ayında yapılan divan değişikliği ile ‘siyasi işler başkanı’ olarak atanması sonrası İYİ Parti lideri Meral Akşener, Genel İdare Kurulu (GİK) üyesi Süleyman Sırrı Özdolap’ı Teşkilat Koordinatörlüğü görevine getirdi.

Bu değişiklik sonrası parti içerisindeki bir grubun Özdolap’tan rahatsız olduğu iddia edildi.

Bazı il ve ilçe teşkilatlarında yeni görevlendirmeler yapan Özdolap ise kendisine yöneltilen eleştirilere sosyal medya hesabı üzerinden, “Horoza sormuşlar: “Tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan?” “Ben işimi yaparım, polemiğe girmem.” Bence de herkes işine baksa İYİ olur!” sözleriyle cevap verdi.

Özdolap, paylaşımını bir süre sonra silmesine rağmen Milli Güvenlik Politikaları Başkanı Mehmet Tolga Akalan, ekran görüntüsü aldığı paylaşıma şu ifadelerle karşılık verdi:

“Kurarken harcanan emekte, dökülen alın terinde yoktunuz. Onun için hem yıkıp hem de yıkarken bu kadar nobranlaşabiliyorsunuz. Senin horoz, teşkilatlarımızın tavuk olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Ne yapalım? Baht utansın.”

Ne oldu?

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, mart ayında partisinin başkanlık divanını değiştirdi. Parti kurulduğundan bu yana teşkilat başkanı olarak görev alan Koray Aydın’ın, yeni divanda “siyasi işler başkanı” olarak görev alması dikkat çekerken, Teşkilat Başkanlığı da doğrudan Akşener’e bağlandı.

Akşener ise nisan ayında yeni birim kurarak Teşkilat Koordinatörlüğü görevine Genel İdare Kurulu (GİK) üyesi Süleyman Sırrı Özdolap’ı getirdi. Bu atamadan parti içinde rahatsızlık yarattığı iddia edilmişti.

Paylaşın

RTÜK’ten Muhalif Kanallara 11.5 Milyon Lira Ceza!

İlhan Taşcı, sosyal medya hesabından, üyesi olduğu RTÜK tarafından muhalif kanallara verilen cezaların 11.5 milyon TL olduğu açıkladı. Taşçı, muhalif olmayan kanallara verilen cezaların ise sadece 1.5 milyon TL değerinde olduğunu kaydetti.

Taşçı, açıklamasında, ayrıca, “‘Tarafsızlık’ timsali @ebekirsahin söylediklerin kulağa hoş geliyor da dediklerinin RTÜK’ün resmi kayıtlarıyla uyuşmadığını sen de çok iyi biliyorsun. RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’in ‘televizyon kanalları arasında ayrım yapmıyoruz’ dediği tablo bu.” ifadelerini kullandı.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) üyesi İlhan Taşcı, RTÜK tarafından 1 Ocak- 15 Eylül 2022 tarihleri arasında televizyon kanallarına verilen cezaları açıkladı.

RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’in “kanallar arasında ayrım yapmıyoruz” sözlerine atıfta bulunarak “RTÜK’ün ‘tarafsızlık’ karnesi” başlığıyla sosyal medya hesabı üzerinden tablo yayınlayan Taşcı, Halk TV (14) başta olmak üzere Tele 1(11), Fox TV(4), Flash Haber (4) ve KRT TV’ye (5) toplamda 38 ceza verilirken, TGRT Haber (1), Beyaz TV (1), ATV (1), A Haber (0), Ülke TV (0), Kanal-7 (0), TV-Net’e (0) 3 ceza verilmesine dikkat çekti.

Taşçı, muhalif kanallara verilen cezaların 11.5 milyon TL olduğuna vurgu yaparken, muhalif olmayan kanallara verilen cezaların sadece 1.5 milyon TL değerinde olduğunu kaydetti.

‘Resmi kayıtlar uyuşmuyor’

Taşçı, tablo ile birlikte şu paylaşımı yaptı:

“Tarafsızlık” timsali @ebekirsahin söylediklerin kulağa hoş geliyor da dediklerinin RTÜK’ün resmi kayıtlarıyla uyuşmadığını sen de çok iyi biliyorsun. RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’in “televizyon kanalları arasında ayrım yapmıyoruz” dediği tablo bu.”

Paylaşın

‘Altılı Masa’da Krizin Nedeni Yürütülen ‘Hükümet’ Pazarlığı Mı?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan ‘Altılı Masa’nın kurmayları anket çalışmalarını yürütürken iki önemli sonuçla karşılaştılar.

Bunlardan birisi Millet İttifakı’nı bozan parti büyük oy kaybına uğruyor. İkincisi ise yürütmeden (hükümetten) sorumlu olacak partinin oy oranlarında büyük bir sıçrama yaşanıyor.

İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kuvuncu’nun “sahada Mansur Yavaş adı öne çıkıyor” açıklamasıyla başlayan ve CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’in “HDP’ye bakanlık verilebilir” sözleri ile tırmanan İYİ Parti-CHP krizi, CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu’nun Hürriyet Gazetesine yaptığı “Kılıçdaroğlu dışında bir aday çıkarsa 6’lı masa dağılır” açıklamasıyla yeni bir aşamaya geçti.

Kısa Dalga’dan Mahmut Aydın’ın aktardığına göre, yaşanan krizin ardında CHP ile İYİ Parti arasında yürütülen “hükümet” pazarlığının yattığı bildirildi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in 2021 yılında “ben cumhurbaşkanı adayı değilim ben başbakan olacağım” açıklamasının ardından Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile kaldırılan Başbakanlığın nasıl geri getirileceği uzun süre tartışıldı. İlk yorumlarda “Millet İttifakı güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçişi sağlayacak böylece Akşener de başbakan olacak” görüşü dile getirildi.

Ancak süreç ilerledikçe İYİ Parti kurmayları medyaya “Kemal Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanı olacak Akşener de cumhurbaşkanı yardımcısı olarak atanacak ve fiili başbakanlık yapacak. Kabineyi Akşener kuracak, bakanları Akşener atayacak. Güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş sürecinde de yürütme öne çıkacak ve fiilen parlamenter sistem uygulanacak. Anayasa buna müsait” açıklaması yaptılar.

Bu modelde, seçilirse Kılıçdaroğlu sembolik bir cumhurbaşkanı olacak, yürütmenin başında ise Meral Akşener bulunacak. Bu durum seçimden önce yapılacak bir koalisyon protokolü ile kamuoyuna açıklanacak. Kısacası İYİ Parti kurmayları CHP’lilere “cumhurbaşkanlığı sizde hükümet de bizde olacak” teklifini iletti.

“Birinci parti olacağız”

Görüşmeler sırasında CHP kurmaylarının bu duruma itiraz ederek, kabinenin seçimlerde alınacak oy oranına göre belirlenmesini önerdiği bildirildi. Buna göre, CHP kurmayları, İYİ Parti’nin birinci parti olmasının mümkün olmadığını, olsa bile mevcut Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde bu modelin uygulanamayacağını söyledi. CHP kurmaylarından birisi de “ya büyük bir anlaşmazlık çıkarsa ve cumhurbaşkanı kabineyi feshederse o zaman ne olacak? Sorusunu yöneltti.

Süreç ilerledikçe Kemal Kılıçdaroğlu’nun kamuoyu anketlerinde oyları artmaya başladı. İYİ Parti sözcülerin kamuoyu açıklamalarında Akşener’in Başbakanlığına ve İYİ Parti’nin birinci olacağı vurgusunu artırmaya başladı. Ancak kulislere yansıyan bilgilere göre, CHP ve İYİ Parti bakanlıkların paylaşımında anlaşamadı.

İki ilginç anket

6’lı masayı oluşturan partilerin kurmayları anket çalışmalarını yürütürken iki önemli sonuçla karşılaştılar. Bunlardan birisi Millet İttifakı’nı bozan parti büyük oy kaybına uğruyor. İkincisi ise yürütmeden (hükümetten) sorumlu olacak partinin oy oranlarında büyük bir sıçrama yaşanıyor. Yapılan simülasyonlara göre, yürütme CHP’de kalırsa CHP’nin oy oranı yüzde 32’ye çıkıyor. Yürütme İYİ Parti’de kalırsa da oy oranları yüzde 26’ya kadar yükseliyor. Kaynağım, İYİ Parti’nin birinci parti olma iddiasının da buradan kaynaklandığını söyledi. İki parti kurmaylarının bakanlıkların paylaşımı konusundaki anlaşmazlıklarının halen giderilmediği ifade edildi.

Kriz nasıl başladı

6’lı masanın 21 Ağustos toplantısında tamamlanan ilk turundan sonra liderler 2 Ekim’de CHP’nin ev sahipliğinde buluşmak üzere alanlara çıktı. İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kuvuncu Habertürk Tv’de katıldığı programda “sahada en çok Mansur Yavaş’ın adını duyuyoruz. Ben ve teşkilatlarımız Meral Akşener’in en doğru kişi olduğuna inanıyoruz” sözleriyle işaret fişeğini yaktı.

CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin de TV100’de kendisine yöneltilen bir soruyu yanıtlarken “HDP’ye elbette bakanlık verilebilir” açıklamasında bulundu. Tekin’e ilk tepki İYİ Parti kurmaylarından geldi. Genel Başkan Yardımcısı Koray Aydın, Tekin’i açıklamalarıyla “iktidarın elini güçlendirmekle” suçladı.

Gürsel Tekin’e tepki

İYİ Parti İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu ise Tekin’e Twitter’dan “kime sordunuz da kime neyi veriyorsunuz? Biz böyle bir şeye asla razı olmayız” yanıtını verdi. İYİ Parti TBMM Grup Başkanvekili Musavat Dervişoğlu de sosyal medyadan Gürsel Tekin’e tepki gösterdi. Dervişoğlu, “Gürsel Tekin Beyfendi kendi namı hesabına verecek bir şeyi varsa kime isterse ona versin. Densizliğin, hadsizliğin ve ilkelerimize saygısızlığın bir anlamı yok. Kime ve neye hizmet ettiği belli olan bu açıklamaya bizden önce ses çıkarması gerekenler de sükut etmesin” açıklamasını yaptı.

Gazeteci Fatih Altaylı Habertürk’teki köşesinde “CHP’de Köstebekler mi var” başlığı ile kaleme aldığı yazıda Kemal Kılıçdaroğlu’nun olası cumhurbaşkanlığı adaylığını eleştirerek, “tüm CHP kitlesinin bile tam olarak içine sindiremediği bir Kemal Kılıçdaroğlu’nu Türkiye’nin içine sindiremezsiniz” ifadesini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de Yeniçağ Tv’de Gürsel Tekin’in sözlerine tepki göstererek, “HDP’nin olduğu masada biz olmayız. Tekin, CHP’nin kilit taşlarından bir tanesi. Böyle bir cümle kurduğuna göre partisinin görüşlerini iletiyor” dedi. CHP sözcüleri aynı gün Tekin’in sözlerinin “şahsi görüşü olduğunu ve CHP’yi bağlamadığını” açıkladı.

Kılıçdaroğlu’ndan sert açıklama

Bu süreçte CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da twitter üzerinden çok sert açıklamalar yaparak isim vermeden bazı gazetecileri de suçladı. Kılıçdaroğlu’nun açıklaması şöyle:

“Bir grup konuşmamda söylediğimi yeniden hatırlatma ihtiyacı duydum. Bu sefer daha net söyleyeyim… Son zamanlarda kerameti kendinden menkul bazı kişiler bir anda muhalif yazar oldular. 20 yıllık yandaşlıktan sonra, bir baktık oluvermişler işte.

Bunların bazıları köşe yazarı, bazıları araştırmacı formatında önümüze çıkıyorlar; muhalefet nasıl yapılır, kelle koltukta mücadele eden bana öğretmeye kalkıyorlar. Defalarca suikast teşebbüsüne uğramış bana, köşelerinde ders vermeye kalkıyorlar.

Bunu çok iyi bilsinler ki biz daha ölmedik. Onların da ne olduğunu gayet iyi biliyoruz. Haksızlıklar karşısında kalemini dahi oynatmayan, televizyonlarda konuşmayan, ‘Alo Holdinglerin’ medyası bana ders vermeyi bıraksın, ateş olsalar cürmü kadar yer yakarlar. Bu böyle biline.”

Bülent Kuşoğlu’nun açıklaması

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu da Hürriyet Gazetesinin Ankara Temsilcisi Hande Fırat’a “Kılıçdaroğlu dışında bir aday çıkarsa 6’lı masa dağılır” açıklamasını yaptı. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu aynı gün parti kurmaylarının 6’lı masa hakkında konuşmasını yasaklayan bir genelge yayımladı. CHP Parti Sözcüsü Faik Öztrak da cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda 6’lı masayı oluşturan Genel Başkanlar dışında hiç kimsenin açıklama yapma yetkisi bulunmadığını açıkladı.

Aynı gün (16 Eylül 2022) İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in CHP Disiplin Kuruluna sevk edilen Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ı ziyaret etmesi dikkati çekti.

Paylaşın

Selahattin Demirtaş’tan Dikkat Çeken ‘Ortak Aday’ Mektubu

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, FOX TV canlı yayınına özel mektup gönderdi. Demirtaş, mektubunda, 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ‘ortak aday’ tarifi yaptı.

Selahattin Demirtaş, “Ortak aday olmaktan dolayı onur duyarım ama malum sebeplerden dolayı şimdilik ben değilim” ifadelerine yer verdi.

Selahattin Demirtaş, FOX TV’nin Orta Sayfa programına yolladığı mektubunda tarif ettiği ortak aday için şu ifadeleri kullandı:

“Merhabalar, iyi yayınlar. Takdir edersiniz ki muhalefetten kimin cumhurbaşkanı olabileceğine dair benim bir isim telaffuz etmem doğru olmaz. Ancak benim de temennim bütün muhalefetin uzlaşarak belirleyeceği bir ismin ortak adayımız olarak seçime girmesi ve ilk turda kazanmasıdır.

“Sinirleri de sağlam biri olmalıdır”

Bunun içinde adayın, bunca kutuplaştırılmış toplumun tüm farklılıklarını kucaklayabilecek olgunlukta ve demokratik anlayışta olması gerekir. Daha adayken bile herkesin Cumhurbaşkanı olabileceğini gösterecek yetkinliğe, birikime sahip olması da önemlidir. Ayrıca nasıl bir kadroyla, hangi somut projelerle sorunları çözeceklerini sade bir şekilde halka anlatabilecek; rakipleriyle polemiğe girmek yerine sürekli toplumla konuşabilecek ferasete sahip, sinirleri de sağlam biri olmalıdır.

Eğer Cumhuiyetin ikinci yüz yılını gerçek anlamda demokrasiyle taçlandırıp birlikte içinde yolumuza devam edeceksek ortak aday kolektif çalışmaya, ortak akla önem vermeli, geçiş sürecini başarıyla yönetebilecek deneyime sahip olmalıdır. Geçen yüz yılın hatalarından dersler çıkarabilmeli, değişime açık ve cesur olmalı, helalleşme, yüzleşme, hesaplaşma dengesini iyi tutturmalıdır.

Kadınların eşitliği, emekçilerin alın teri, çevre hakları, özgürlükçü laiklik gibi konularda duyarlı ve bilinçli olmalı; kimlik, inanç ve dil hakları gibi kolektif haklar konusunda demokratik çözüm perspektifi sunabilmelidir.

İkinci yüz yıla girerken ezberletilmiş resmi kalıpları, şablonları yıkma cesaretini göstererek Cumhuriyeti bu defa alttan, tabandan halkla birlikte inşa etme anlayışına sahip ve buna açık olmalıdır. Son yirmi yılın değil, son yüz yılın bütün yaralarını sarabilecek somut bir programla toplumun karşısına çıkmalı ve inandırıcı olmalıdır.

“Çalışmaya devam edeceğiz”

Bağlama da çalabilmeli desem kim olduğunu kesin anlarsınız. Tabii ki şaka bir yana, ortak aday olmaktan onur duyarım ancak “malum” nedenlerle şimdilik, bu seçime ortak aday ben değilim.

Önümüzdeki seçim için bu kriterlere yakın aday veya adayların olduğunu biliyorum. Umarım böyle bir aday etrafında halk olarak birleşmeyi, barışmayı, demokrasimizi en güçlü şekilde kurmayı başarırız. Biz bunun için çalışmaya devam edeceğiz.

Fox TV izleyicilerine ve tüm halkımıza yürek dolusu selam, sevgilerimizle.

16 Eylül 2022

Edirne

Selahattin Demirtaş”

Paylaşın