İmamoğlu, Yavaş Ve Soyer’den Kılıçdaroğlu’na Destek

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İzmir’de gerçekleşen CHP Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Grubu tarafından düzenlenen 27. Dönem 5. Çalışma ve Değerlendirme Toplantısı’nda partililere seslendi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, buradaki konuşmasında, “Şunu da artık bilmek zorundayım, siz gerçekten benimle birlikte misiniz? Bazılarınızın sesi çıkmıyor, bazılarınızın da isteyerek veya istemeyerek zarar verdiğini de görüyorum” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu’nun sorusuna, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve bir çok partiliden destek geldi.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, sosyal medya hesabından “Her koşulda Sayın Genel Başkanımızın #yanındayım” dedi.

ABB Başkanı Yavaş, sosyal medya hesabından, “Adil yarınlar, huzurlu bir gelecek için her zaman yanınızdayım” ifadelerini kullandı.

İBB Başkanı Soyer ise, sosyal medya hesabından, “Umut, barış ve adalet dolu bir Türkiye için Genel Başkanımız Kılıçdaroğlu’nun yanındayım” dedi.

Kılıçdaroğlu ne demişti?

“Ben sürekli yürümeye ve ilerlemeye kararlıyım ve hiçbir şey beni inandığım yoldan geri çeviremez. Bu ülkeyi seven insanların, gerçek vatanseverlerin umutları ve duaları her yerde bizimle birlikte yürüyor buna inanın. Ve yine buna inanın bu mücadelede halk düşmanlarını birlikte yeneceğiz ve özgürlük, doğruluk, adalete susamış halkımıza kurtuluşu beraber getireceğiz.

Şunu da artık bilmek zorundayım, siz gerçekten benimle birlikte misiniz? Bazılarınızın sesi çıkmıyor, bazılarınızın da isteyerek veya istemeyerek zarar verdiğini de görüyorum. Artık karar verin. Bu halk düşmanlarını beraber yenecek miyiz, yenmeyecek miyiz? Benimleyseniz, benimle olduğunuzu artık hissetmek istiyorum. Sırtımı size yaslayacağımı bilmek istiyorum.”

Paylaşın

Erdoğan İçin Yeni ‘İmaj’ Çalışması

20 yılın sonunda iktidar oylarında ciddi oranda erimenin yaşanması üzerine Erdoğan’ın PR ekibinin kolları sıvadığı öğrenildi. Seçimler öncesi yeni elbisenin deneme provaları ABD Central Park ve Reuters muhabiri üzerinden yapılırken, kamuoyundan gelen dönüşlere göre yol haritasının çizileceği kaydedildi.

Milli gazeteden Bünyamin Güler’in haberine göre, seçimlere on aydan az bir süre kala Erdoğan’ın PR ekibi hummalı bir çalışmanın içerisine girdi. Erdoğan’a yeni dönemde yeni bir elbise dikmeye çalışan ekip, ilk provalarını da gerçekleştirdi. ABD Central Park’ta yok denecek kadar korumayla gezintiye çıkan Erdoğan, parktaki yurttaşlarla sohbet etti. Yurtiçi ve yurtdışı gezilerinde yüzlerce koruma ordusu ve araçla gezdiği bilinen Erdoğan’ın ABD’deki korumasız gezintisi dikkat çekmişti.

Yeni bir imaj çalışması

Öte yandan BM’nin 77’nci Genel Kurulu için bulunduğu ABD’de Erdoğan’ın Reuters muhabiriyle muhabbetinin de PR çalışmasının bir parçası olduğu ifade ediliyor. Reuters muhabirinin soru soracağını gören Erdoğan’ın muhabiri yanına çağırarak, sorularını esprili bir şekilde cevaplandırması sosyal medyada gündem olmuştu. Erdoğan’ın hem Central Park’ta korumasız dolaşması hem de muhabire esprili bir şekilde takılması PR ekibinin yeni imaj çalışması olarak değerlendirildi.

Türkiye’de de provaları yapılacak!

Erdoğan’ın özellikle ‘One Minute’ olayıyla yükselen sert mizacı kamuoyu tarafından beğeniliyordu. Ancak 20 yılın ardından sert üsluplu siyasetçilerden ve siyaset anlayışından bunalan halk bağırmayan, çağırmayan halkla konuşabilen siyasetçi modeli görmek istiyor. Bunu fark eden Erdoğan’ın PR ekibinin de Erdoğan’a bu yönde yeni bir elbise dikmeye başladığı ve ilk provalarını ise ABD’de yaptığı belirtiliyor. Benzer provaların Türkiye’de de önümüzdeki haftalarda yapılması bekleniyor.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan ‘SPK’ya Sert Sözler: Burnunuzdan fitil fitil getireceğim

Partisinin İzmir’de düzenlediği bir etkinlikte konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Sermaye Piyasası Kurulu’na (SPK) sert sözlerle yüklenerek, “Bakınız Türkiye tarihinin en büyük borsa manipülasyonlarına şahit oluyoruz hep beraber. Küçük yatırımcı soyuldu, soyuluyor. Bir SPK yetkilisi, ‘Sistematik risk yok’ diyor. SPK yalan söyler mi? Söylüyor. Bakın uyardım, daha önce uyardım. İzliyorum, notumu alıyorum derken blöf yapmadığımı ifade ediyorum.” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Küçük yatırımcıyı soyanları isim, isim biliyorum. Hepsini bir kez daha uyarıyorum. Bu çaldığınız kütük, küçük yatırımcıların paralarıdır. Bu paraları burnunuzdan fitil, fitil getireceğim. SPK aklını başına alsın.”

Dün faiz indirimi kararı alan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na (TCBM) eleştirilerini de dile getiren CHP Lideri Kılıçdaroğlu “Bir garabete imza attılar. Attıkları imzayı sürdürüyorlar. Merkez Bankası’nın bankalara verdikleri paranın faizini 13’den 12’ye indirdiler. Gidin bir bankaya, kredi çekmek istiyorum deyin. Bakın bakalım size yüzde 12 faizle veriyorlar mı? Vermeyecekler. Yüzde 12 ile faiz alan bankalar ne yapıyorlar? Bankaların karı yüzde 500’ün üzerinde artış gösterdi.” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Var olan iktidar faiz ayaklarına yatıp, dini kullanarak bir avuç azınlığa milyarlarca lirayı aktarıyor. Biz Allah nasip eder iktidar olduğumuzda herkes görecek demokrasinin, saydam devletin, dürüst çalışmanın, liyakatin ve adaletin ne olduğunu göstereceğiz.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İzmir’de gerçekleşen CHP TBMM Grubu tarafından düzenlenen 27. Dönem 5. Çalışma ve Değerlendirme Toplantısı’nın açılışına katıldı. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkan kısımlar şöyle;

“Merkez Bankasının görevini yerine getirmediğini farkındayız. Hayat pahalılığını biliyoruz. ‘128 milyar dolar nerede’ diye afişler asmıştık ve geniş kitlelerin dikkatini çekmeye çalışmıştık. Yılbaşından bu yana 75 milyar dolar buharlaştı. Artık sormamız gereken soru 203 milyar dolar nerede ve kimlere verildi?

‘Biz faize karşıyız’ diyorlar. Faize karşı olmadıklarını tam tersine bu süreçte cumhuriyet tarihinde görülen bir olağanüstü olumsuz olaya imza attıklarının farkında olmamız lazım. Alt gelir gruplarından üst gelir gruplarına kaynak aktarıyorlar. Gerçeği herkese anlatmak zorundayız.

Bir garabete imza attılar. Attıkları imzayı sürdürüyorlar. Merkez Bankası’nın bankalara verdikleri paranın faizini 13’den 12’ye indirdiler. Gidin bir bankaya, kredi çekmek istiyorum deyin. Bakın bakalım size yüzde 12 faizle veriyorlar mı? Vermeyecekler. Yüzde 12 ile faiz alan bankalar ne yapıyorlar? Bankaların karı yüzde 500’ün üzerinde artış gösterdi. Var olan iktidar faiz ayaklarına yatıp, dini kullanarak bir avuç azınlığa milyarlarca lirayı aktarıyor. Biz Allah nasip eder iktidar olduğumuzda herkes görecek demokrasinin, saydam devletin, dürüst çalışmanın, liyakatin ve adaletin ne olduğunu göstereceğiz.

Bu ülkeyi seven insanların, gerçek vatanseverlerin umutları ve duaları her yerde bizimle birlikte yürüyor buna inanın. Ve yine buna inanın bu mücadelede halk düşmanlarını birlikte yeneceğiz ve özgürlük, doğruluk, adalete susamış halkımıza kurtuluşu beraber getireceğiz. Şunu da artık bilmek zorundayım, siz gerçekten benimle birlikte misiniz? Bazılarınızın sesi çıkmıyor, bazılarınızın da isteyerek veya istemeyerek zarar verdiğini de görüyorum. Artık karar verin. Bu halk düşmanlarını beraber yenecek miyiz, yenmeyecek miyiz?

Son bir konu, son bir uyarı yapacağım. Bakınız Türkiye tarihinin en büyük borsa manipülasyonlarına şahit oluyoruz hep beraber. Küçük yatırımcı soyuldu, soyuluyor. Bir SPK yetkilisi, ‘Sistematik risk yok’ diyor. SPK yalan söyler mi? Söylüyor. Bakın uyardım, daha önce uyardım. İzliyorum, notumu alıyorum derken blöf yapmadığımı ifade ediyorum. Küçük yatırımcıyı soyanları isim, isim biliyorum. Hepsini bir kez daha uyarıyorum. Bu çaldığınız kütük, küçük yatırımcıların paralarıdır. Bu paraları burnunuzdan fitil, fitil getireceğim. SPK aklını başına alsın.”

Paylaşın

80 Yazardan ‘Emek ve Özgürlük İttifakı’na Destek

Emek ve Özgürlük İttifakı’na destek veren yazarlar tarafından yaptıkları açıklamada, “Emek ve Özgürlük İttifakı uzun bir tarihe ve mücadele birikimine yaslanan iki güzel ifadeyi sahiplenerek yola çıktı. Yaktığınız bu umut ışığını aşağıda imzası bulunan edebiyatçılar olarak selamlıyoruz” ifadelerine yer verdiler.

Açıklamanın devamında, “Bugün herkesin umut kadar güven duymaya da ihtiyacı var. Varoluşumuzu zenginleştirecek, yıkıma uğramış insanlığımızı yeniden yüceltecek, dünyaya ve hayata koşulsuz ve ön yargısız kendini açarak, yenileyici ve iyileştirici bir rol oynayacak, hayatın karmaşasını kavrama cesaretine sahip, özgürlüğe, eşitliğe ve barışa açılacak bir kapıdan çok, bu kavramların ta kendisi olacak yaratıcı bir oluşumun beklentisi ve ümidi içindeyiz. Emek ve Özgürlük İttifakı’nı bu duygularla kutluyoruz. Önümüzdeki uzun yol, açık ve aydınlık olsun.” denildi.

Murathan Mungan, Oya Baydar, İnci Aral, Latife Tekin ve Zülfü Livaneli’nin de aralarında bulunduğu 80 yazar, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın yarın (24 Eylül) Haliç Kongre Merkezi’nde yapacağı halk buluşması öncesinde desteğini açıkladı.

Açıklamada, “Türkiye’nin yoksulluk ve baskı sarmalında boğulduğu, bilim ve sanatın hiç olmadığı kadar saldırıya uğradığı” vurgulandı:

Emek ve Özgürlük İttifakı uzun bir tarihe ve mücadele birikimine yaslanan iki güzel ifadeyi sahiplenerek yola çıktı. Yaktığınız bu umut ışığını aşağıda imzası bulunan edebiyatçılar olarak selamlıyoruz.

Bugün herkesin umut kadar güven duymaya da ihtiyacı var. Varoluşumuzu zenginleştirecek, yıkıma uğramış insanlığımızı yeniden yüceltecek, dünyaya ve hayata koşulsuz ve ön yargısız kendini açarak, yenileyici ve iyileştirici bir rol oynayacak, hayatın karmaşasını kavrama cesaretine sahip, özgürlüğe, eşitliğe ve barışa açılacak bir kapıdan çok, bu kavramların ta kendisi olacak yaratıcı bir oluşumun beklentisi ve ümidi içindeyiz. Emek ve Özgürlük İttifakı’nı bu duygularla kutluyoruz. Önümüzdeki uzun yol, açık ve aydınlık olsun.”

İmzalar:

Adnan Özyalçıner, Ahmet Telli, Ahmet Ümit, Akın Olgun, Akif Kurtuluş, Altay Öktem, Aslı Tohumcu, Asuman Susam, Ayşegül Devecioğlu, Ayşen Sarıbaş, Bilsen Başaran, Bülent Tekin, Cevat Çapan, Çetin Yiğenoğlu, Deniz Durukan, Dilek Özkan, Dilruba Erenler, Dizdar Karaduman,  Emel İrtem, Eylem Can, Fatma Aras, Fergun Özelli, Figen Şakacı, Gamze Arslan, Gaye Boralıoğlu, Gökçer Tahincioğlu, Gökhan Tuncay, Gülce Başer, Güler Sürücü,

Hande Baba, Hasan Öztoprak, Hatice Meryem, Hayri K. Yetik, Hicri İzgören, Hüsnü Arkan, İnci Aral, Kamil Tekin Sürek, Kerim Akbaş, Latife Tekin, M. Mahzun Doğan, Mahir Ünsal Eriş, Mazlum Çetinkaya, Mehmet Özceylan, Mehmet Sait Aydın, Mehtap Ceyran, Meral Şimşek, Murat Uyurkulak, Murathan Mungan, Mustafa Köz, Nalan Çelik, Namık Kuyumcu, Neşe Yaşın, Neval Savak, Niyazi Zorlu, Nuray Gök Aksamaz,

Oğuz Tümbaş, Olcay Özmen, Oya Baydar, Oylum Yılmaz, Ömer Asaf Tosun, Özer Akdemir, Özgün E. Bulut, Özgür Zeybek, Rahmi Emeç, Sema Kaygusuz, Semih Gümüş, Serdar Koçak, Şaban Ol, Şebnem İşigüzel, Şevki Özdemir, Tahir Şilkan, Tuğrul Keskin, Turan Horzum, Turgut Üzüm, Ünal Ersözlü, Vecdi Erbay, Yelda Karataş, Yücelay Sal, Zübeyde Seven Turan, Zülfü Livaneli.

Paylaşın

“Türkiye İle Suriye Yönetimi Arasında Görüşmeler Ekim’de Başlayabilir” İddiası

Suriye’nin hükümet yanlısı el-Vatan gazetesi, Türkiye hükümeti içinde Suriye liderliği ile uzlaşma konusunda süregiden tartışmaları yakından izleyen kaynakların Şam ile diplomatik düzeyde diyalogun muhtemelen önümüzdeki ay başlayacağını söylediklerini bildirdi.

Öte yandan bu yakınlaşma, Suriye’de “muhalif” gruplarının geleceklerinden kaygıya düşmelerine yol açıyor. Londra’dan yayın yapan Şarku’l Avsat, Suriye’nin kuzeybatısındaki muhalif gruplarla bir toplantıda bir araya gelen bir Türk askeri kaynağının, Türk kuvvetlerinin Suriye’nin İdlib valiliği ve Halep kırsalından çekilmesine yönelik bir planının olmadığını söylediğini aktardı.

Bir Suriye muhalefet önderinin Şarku’l Avsat’a verdiği demece göree, “Son günlerde kuzeybatı Suriye’de gerçekleştirilen” bu özel toplantıda birkaç “muhalif” asker ve bir Türk askeri yetkilisi yer alıyordu. Kaynak, toplantıda Ankara ile Şam arasında daha sıcak ilişkiler ve normalleşme planlarına ek olarak Suriye’deki son gelişmelerin ele alındığını söyledi.

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihayıl Bogdanov, Moskova’nın Suriye Dışişleri Bakanı Faysal el-Mikdad ile Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu arasında bir görüşme düzenleme fikrini desteklediğini söyledi.

Suriye’nin hükümet yanlısı el-Vatan gazetesi, Türkiye hükümeti içinde Suriye liderliği ile uzlaşma konusunda süregiden tartışmaları yakından izleyen kaynakların Şam ile diplomatik düzeyde diyalogun muhtemelen önümüzdeki ay başlayacağını söylediklerini bildirdi.

Başta Türkiye’nin Suriye’nin büyük bir bölümünü kontrol altında tutan askerlerini çekmesi konusunda net bir program olmak üzere üzere, tartışma başlıklarında ilerleme sağlanabildiği takdirde iki ülke dışişleri bakanları arasında gelecek ay ya da en geç yıl sonundan önce bir toplantı yapılması söz konusu.

“Muhalifler” yakınlaşmadan kaygılı

Bu yakınlaşma, Suriye’de “muhalif” gruplarının geleceklerinden kaygıya düşmelerine yol açıyor. Londra’dan yayın yapan Şarku’l Avsat, Suriye’nin kuzeybatısındaki muhalif gruplarla bir toplantıda bir araya gelen bir Türk askeri kaynağının, Türk kuvvetlerinin Suriye’nin İdlib valiliği ve Halep kırsalından çekilmesine yönelik bir planının olmadığını söylediğini aktardı.

Kaynağa göre, bu bölgelerdeki Türk kuvvetleri “tamamen muharip birliklerden oluşuyor” ve Astana Anlaşması çerçevesinde Türkiye ve Rusya arasında 2020 başlarında imzalanan bir anlaşma uyarınca konuşlandırılıyor.

Bir Suriye muhalefet önderinin Şarku’l Avsat’a verdiği demece göre, “Son günlerde kuzeybatı Suriye’de gerçekleştirilen” bu özel toplantıda birkaç “muhalif” asker ve bir Türk askeri yetkilisi yer alıyordu. Kaynak, toplantıda Ankara ile Şam arasında daha sıcak ilişkiler ve normalleşme planlarına ek olarak Suriye’deki son gelişmelerin ele alındığını söyledi.

Rusya, Türkiye ve İran Dışişleri Bakanları buluştu

Rojava’da yayın yapan dijital haber mecrası North Press’in haberine göre Çarşamba günü geç saatlerde, Türkiye, Rusya ve İran Dışişleri Bakanları, Suriye’deki durumu görüşmek üzere New York’taki BM Genel Kurulu’nun 77 oturumuna (BMGK 77) ara verildiği sırada bir araya geldi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Sergey Lavrov’un İranlı mevkidaşı Hüseyin Amir-Abdullahyan ve Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Astana formatında üçlü bir görüşmede Suriye’deki mevcut durumu ele aldığı belirtildi.

Lavrov, 11 yıldır iç savaşın harap ettiği Suriye’ye istikrar getirmenin gerekliliğini vurguladıklarını söyledi. Lavrov’a göre, görüşmede Suriye ve çevresindeki mevcut durumla ilgili görüş alışverişinde bulunularak, sahada sürdürülebilir istikrar, Suriye’nin birlik, egemenlik ve bağımsızlığını korumaya dayalı güvenlik ve barış sağlamanın gerekliliği vurgulandı.

Dışişleri Bakanlığı Mevlüt Çavuşoğlu, kapalı kapılar ardında gerçekleşen toplantıya BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pederson’ın katıldığını söyledi. Çavuşoğlu, Twitter’dan yaptığı açıklamada, “Suriye krizine siyasi bir çözüm bulmak için diplomatik çabalarını sürdürdüklerini” söyledi.

Üç dışişleri bakanı, Suriye krizine ve kuzeybatı Suriye’deki gerilimi düşürmeye yönelik bir çözüm için çaba göstermek üzere oluşturulduğu söylenen Astana anlaşması garantör devletlerini temsil ediyor.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

İktidardan Seçim Öncesi ‘Af’ Hamlesi

MHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile bir araya geldi. Görüşmede, ilk olarak farklı cezaevlerinde tutulan, aynı hapis cezasını alan ancak farklı sürelerde cezaevinde kalan mahkûmların durumları ele alındı.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, bu konuda bir düzenleme yapılarak infaz sürelerinin yeniden ele alınabileceğini ve mahkûmlar arasında tutuklu kalma sürelerinin eşitlenebileceğini bildirdi.

Koronavirüs salgınında kısmi af niteliğinde düzenlemeleri hayata geçiren ve adli mahkûmları dışarıya çıkaran, siyasi mahkûmları ise cezaevlerinde tutan Cumhur İttifakı, seçim öncesi yeniden harekete geçti.

BirGün’de yer alan habere göre; MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile organize suç örgütü liderlerinden Alaattin Çakıcı’nın geçen ay yaptığı görüşmenin ardından kapsamlı af düzenlemesi için çalışmalarını hızlandıran MHP, iktidarla bu konudaki ilk teması kurdu. MHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile bir araya geldi.

Görüşmede, ilk olarak farklı cezaevlerinde tutulan, aynı hapis cezasını alan ancak farklı sürelerde cezaevinde kalan mahkûmların durumları ele alındı. Bozdağ, bu konuda bir düzenleme yapılarak infaz sürelerinin yeniden ele alınabileceğini ve mahkûmlar arasında tutuklu kalma sürelerinin eşitlenebileceğini bildirdi.

Konuyla ilgili kişisel sosyal medya hesabı üzerinden bir açıklama yapan MHP’li Yıldız, görüşmeden önce, “İnfaz hesaplamasının gözden geçirilmesi gerekliliğini Sayın Adalet Bakanımıza anlatacağım” dedi. Yıldız, görüşmenin ardından ise yalnızca infaz süreleriyle ilgili temaslarda bulunduklarını söyledi.

Çakıcı’nın talepleri gündeme geldi

Görüşmede, infazda ikilik oluşturan sürelerin ardından, Cumhur İttifakı tarafından inkâr edilse de Alaattin Çakıcı’nın da talepleri arasında yer alan adli mahkûmlar için genel af niteliğindeki düzenlemenin gündeme geldiği bildirildi. Ancak bu görüşmenin detayları hakkında bilgi verilmedi.

Kulislerden edinilen bilgiye göre, MHP’nin bir süredir detayları üzerinde çalıştığı af düzenlemesinde, adli suçlarda infaz süresini yüzde 50’nin de altına düşürme, denetimli serbestlik süresini uzatarak kişilerin kapalı cezaevlerinde geçirecekleri süreyi azaltma, beyan esasına göre cinsel suçlarda cezayı affetme, kasten öldürme gibi kasıtlı suçların tamamını düzenlemelerin kapsamı içerisinde dâhil etme bulunuyor. Ayrıca, olası tepkiler nedeniyle uyuşturucu ticareti yapan suçluların açık cezaevinde tamamlamasını sağlayacak bir değişiklik yapmak.

Paylaşın

BM’den Türkiye’ye ‘İşkence Ve Kötü Muamele’ Eleştirisi

BM İşkenceyi Önleme Alt Komitesi Başkanı Suzanne Jabbour, Türkiye’de yedi şehirde cezaevi ve gözaltı merkezlerini ziyaret ettiklerini, işkence ve kötü muamelenin önlenmesi için büyük önem taşıyan temel hak ve güvencelerin gözaltı süreçlerinde ve tutukluluğun ilk saatlerinde etkin bir şekilde uygulanması ile ilgili endişelerinin sürdüğünü söyledi..

Cezaevlerindeki koğuşların aşırı kalabalık olduğunu ifade eden Jabbour, buralardaki yaşam koşulları ile ilgili endişelerinin olduğunu belirtti. Suzanne Jabbour, geri gönderme merkezlerindeki mültecilerin durumunun ve içinde bulundukları koşulların da endişe verici boyutta olduğunu ifade etti.

Birleşmiş Milletler (BM) İşkenceyi Önleme Alt Komitesi uzmanları, Türkiye’ye yaptıkları ikinci ziyaret sonrası bir açıklama yaptı.

Türkiye’yi ziyaret eden delegasyonun ve Alt Komite’nin başkanı Suzanne Jabbour, özellikle gözaltının ilk saatlerinde işkence ve kötü muameleye karşı etkin korumayı güçlendirmek ve mültecileri geri gönderme merkezlerinde korumak için daha fazla adım atılması gerektiğini söyledi.

Jabbour, Türkiye’nin İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veya Cezaya Karşı Sözleşme’nin İhtiyari Protokolü’nü (OPCAT) 2011 yılında onadığını ve bu kapsamda da 2014 yılında Ulusal Önleme Mekanizması’nı (UÖM) kurduğunu hatırlattı.

Jabbour, yedi şehirde cezaevi ve gözaltı merkezlerini ziyaret ettiklerini, işkence ve kötü muamelenin önlenmesi için büyük önem taşıyan temel hak ve güvencelerin gözaltı süreçlerinde ve tutukluluğun ilk saatlerinde etkin bir şekilde uygulanması ile ilgili endişelerinin sürdüğünü kaydetti.

Cezaevlerindeki koğuşların aşırı kalabalık olduğunu ifade eden Jabbour, buralardaki yaşam koşulları ile ilgili endişelerinin olduğunu belirtti.

Jabbour, geri gönderme merkezlerindeki mültecilerin durumunun ve içinde bulundukları koşulların da endişe verici boyutta olduğunu ifade etti.

Ülkedeki sayısız alıkoyma yerlerinin aşırı kalabalık nüfusu göz önüne alındığında UÖM’ün OPCAT kapsamındaki görevini etkin bir şekilde yerine getirebilmesi için daha bağımsız olması gerektiğini ve kaynaklarının güçlendirilmesi gerektiğini dile getiren Suzanne Jabbour, bu konuda hükümete büyük sorumluluklar düştüğünü de sözlerine ekledi.

Komite iki rapor hazırlayacak

Aralarında Alt Komite Başkanı Suzanne Jabbour’un yanı sıra Catherine Paulet, Daniel Fink ve Juan Pablo Vegas’ın da bulunduğu BM İşkenceyi Önleme Alt Komitesi Türkiye heyeti, 4-15 Eylül 2022 tarihleri arasında Türkiye’ye bir ziyaret gerçekleştirdi.

Heyet, bu bağlamda, İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nun bir parçası olan ve işkence ve kötü muameleyi önlemek ve özgürlükten yoksun bırakma koşullarını izlemekle görevli UÖM ile de görüştü.

Alt Komite, yetkisi kapsamında İhtiyari OPCAT’e taraf tüm devletleri ziyaret edebiliyor ve insanların özgürlüklerinden mahrum bırakıldıkları veya mahrum kalabilecekleri yerlere habersiz ziyaretler gerçekleştiriyor.

Bu ziyaret sırasında da Alt Komite heyeti, ön endişelerini ve gözlemlerini gizli olarak sunmak için iki kez Adalet Bakanı da dahil olmak üzere hükümet yetkilileriyle, ayrıca yasama ve yargı makamları, sivil toplum kuruluşları ve BM kuruluşlarıyla bir araya geldi.

Alt Komite şimdi, biri Türkiye’ye diğeri UÖM’e olmak üzere tavsiyelerini içeren iki gizli rapor hazırlayacak.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

“Bürokratlar Bakan Nebati’nin İstifasını İstedi” İddiası

Sözcü gazetesi yazarı Serpil Yılmaz, Borsa İstanbul bankacılık endeksinde yaşanan yüzde 170’lik yükselişin ardından yüzde 35 düşüşün bürokrasiyi hareketlendirdiğini ve Hazine Bakanı Nureddin Nebati’nin istifasını istediklerini yazdı.

Yılmaz ayrıca Borsa çevrelerinde SPK’nın bankacılık hisseleriyle ilgili yayımlayacağı bir uyarı yazısının Bakan Nebati’nin borsa ile ilgili yaptığı açıklamalar nedeniyle işleme koyamadığını öne sürdü.

“Bürokrasi Nebati’nin kellesini istiyor” başlık bugünkü yazısında Yılmaz şunları kaydetti:

“Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati ile BİST ve Sermaye Piyasaları Kurulu (SPK) yönetimi arasında derin bir hesaplaşma yaşanıyor.

Borsaya yatırımcı çağırırken bülbül kesilen Nebati’nin koltuğu sağlam görünmüyor.

Sorumluluğu ekibinin üzerine mi atacak, affı mı istenecek ‘yakın zamanda’ öğreniriz

Borsa çevrelerinde, SPK’nın 8 Eylül’de söz konusu bankacılık hisseleriyle ile ilgi uyarı yazısı hazırladığı, ancak 11 Eylül’de bakanın yaptığı açıklama nedeniyle işleme koy(a)madığı iddia ediliyor.”

Bakan Nebati ne demişti?

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati 2 Eylül’de Borsa İstanbul’a ilişkin olarak “Borsa İstanbul, yerli ve yabancı yatırımcının güvenle yatırım yaptığı bir mecra haline geldi.” demişti.

11 Eylül’de ise sosyal medya hesabından “Borsa İstanbul, halka açık şirketlerimiz ve yatırımcılarımız açısından her geçen gün daha da cazip hale geliyor” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

“Kılıçdaroğlu’nun Aday Olması Halinde İki Formül Gündemde” İddiası

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa’nın 2 Ekim’deki toplantısı öncesi Millet İttifakı’nın adayına ilişkin tartışmalar yeniden alevlendi.

Kulis bilgilerine göre, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun aday olması halinde iki formül üzerinde duruluyor.

Milliyet’ten Mehtap Gökdemir‘in haberine göre Kılıçdaroğlu’nun aday olması halinde seçimi kazanacağını ifade eden CHP’li kurmaylar, Ankara ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanları’nın isimlerinin çeşitli çevrelerce ön plana çıkarılmasına karşı “Adı geçen belediye başkanlarının sahada Kemal Bey için oy istediğini düşünün. Bir de böyle bir politik ortam olacak” değerlendirmesini yapıyor.

Parti kulislerinde iki formül üzerinde duruluyor. Birinci seçeneğe göre; Kılıçdaroğlu’nun ortak cumhurbaşkanı adayı gösterilmesi halinde partiyi Genel Başkanvekili yönetecek. Genel Başkanvekili, vekillik ettiği sürede Genel Başkan’ın yetkilerini kullanacak.

Kılıçdaroğlu’nun, adaylığını açıkladığı gün parti rozetini çıkaracağı, Genel Sekretere seçimin ertesi gününe ilişkin partiden ayrılacağına dair bir dilekçe vereceği ifade ediliyor.

İkinci seçeneğe göre ise Kılıçdaroğlu, kurultaya kadar partinin başında duracak. Bu formülü savunanlar seçimden sonra olağan kurultay sürecinin başlatılması ve kurultaya kadar da Genel Başkan’ın görevde kalması gerektiğini belirtiyor.

CHP tüzüğü, Genel Başkanlık makamının boşalması halinde, Parti Meclisi’nin (PM) yeni Genel Başkanı seçmek için kurultayı en geç (45) gün içinde toplantıya çağırmasını, bu süre içinde Genel Başkanlık görevlerinin PM’de belirlenen Genel Başkan Yardımcısı tarafından yürütülmesini öngörüyor.

Paylaşın

Erdoğan Sahaya İndi, AK Parti Teşkilatları Rahatladı

Büyük oranda oy kaybeden AK Parti’de yönetim “sahayı yeniden topladıklarına” inanıyor. Parti yönetimi bu durumdaki en etkili ismin ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olduğunu dile getiriyor. “Cumhurbaşkanı sahaya indi, teşkilatlar rahatladı” değerlendirmeleri yapılan AK Parti’de, Erdoğan’ın da 2023 için önceliğinin “Cumhurbaşkanlığı seçimleri olduğunun” altı çiziliyor.

Buna göre Erdoğan, seçim stratejisini Cumhurbaşkanlığı seçimleri üzerine kuracak. Parlamento seçimleri içinse yetkiyi “teşkilatlara bırakacak”. Ancak Erdoğan, teşkilatların çalışmasının ardından milletvekilleri listesini de “tek tek inceleyecek”. Partinin parlamentodaki mevcut milletvekili sayısının altına düşmesi durumunda Erdoğan’ın faturayı doğrudan “AK Parti yönetimine keseceği” vurgulanıyor.

Geçen kış aylarında döviz kurlarındaki artış ve yüksek enflasyon nedeniyle AK Parti’nin oylarında düşüş yaşanmış ve bu düşüşü AK Parti’li kurmaylar da doğrulamıştı. Daha önce AK Parti’ye oy veren seçmenlerin büyük bir bölümünün “artan enflasyon nedeniyle seçimlerde faturayı AK Parti’ye keseceği” konuşuluyordu.

Erdoğan sahaya indi, teşkilatlar rahatladı

Cumhuriyet’den Selda Güneysu’nun haberine göre, seçimlere sekiz ay kala parti yönetimi “sahayı yeniden topladıklarına” inanıyor. Parti yönetimi bu durumdaki en etkili ismin ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olduğunu dile getiriyor.

“Cumhurbaşkanı sahaya indi, teşkilatlar rahatladı” değerlendirmeleri yapılan AK Parti’de, Erdoğan’ın da 2023 için önceliğinin “Cumhurbaşkanlığı seçimleri olduğunun” altı çiziliyor. Buna göre Erdoğan, seçim stratejisini Cumhurbaşkanlığı seçimleri üzerine kuracak. Parlamento seçimleri içinse yetkiyi “teşkilatlara bırakacak”. Ancak Erdoğan, teşkilatların çalışmasının ardından milletvekilleri listesini de “tek tek inceleyecek”. Partinin parlamentodaki mevcut milletvekili sayısının altına düşmesi durumunda Erdoğan’ın faturayı doğrudan “AK Parti yönetimine keseceği” vurgulanıyor.

“İçlerinde tartışma var”

AK Parti’de, küskün seçmenin tercihini seçimlerde yeniden AK Parti’den yana kullanacağı değerlendirmeleri de yapılırken bu durumun en önemli nedenleri ise şöyle sıralanıyor:

“6’lı masa dağınık görüntü sergiliyor. 6 siyasi partinin liderinden gerek Cumhurbaşkanlığı seçimleri gerekse parlamento seçimlerinde partilerin ortak liste üzerinden mi yoksa kendi listeleri üzerinden mi milletvekili belirleyeceği bile net değil. Muhalefetin cumhurbaşkanı adayı belli değil. Hâlâ kendi içlerinde büyük tartışmalar var. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu aday olmak istiyor ancak Kılıçdaroğlu’nun adaylığını istemeyen partiler var.

İYİ Parti sahaya Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ı sürmek istiyor. Hatta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da gönlü aday olmaktan geçiyor. Bu belirsizlik sahaya yansıyor. Vatandaş, bu dağınık görüntü karşısında yeniden AK Parti’ye yöneliyor. MHP’nin de mitingleri muhalefetin beklentilerinin çok üzerinde. MHP’nin de AK Parti’nin de sahada durumu iyi.

Kış aylarında anketçiler İYİ Parti’nin 2023 seçimlerinde yüzde 20’lerde oy alacağını iddia ediyordu, şimdi ise kimsenin sesi çıkmıyor. Nerede bu oy oranları? CHP ise kendi içinde karışıklık yaşıyor. CHP’de de her kafadan bir ses çıkıyor. CHP, HDP’yi nasıl görüyor, bunu bile saha için net çizemiyor. Vatandaşın muhalefete güveni azalıyor. ‘Yaparsa yine iktidar yapar, Türkiye’nin sorunlarını iktidar çözer’ anlayışı sahada yükselişe geçiyor.”

Paylaşın