Pervin Buldan: HDP’yi Kapısına Kilit Vurup Kapatamazlar

Kapatma davasına ilişkin değerlendirmede bulunan HDP Eş Genel Başkanı Buldan, “Bu ülkede savaşı istemeyen, savaşa karşı çıkan milyonlarca insan var. Ve bu milyonlar ülkeye barışın, adaletin, demokrasinin gelmesi için mücadele ediyorlar. Onların ise yaptıkları tek şey tutuklamak, HDP’yi hedef haline getirmek, HDP ve Kürtlere saldırmaktır. Başka yaptıkları hiçbir şey yok.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Pervin Buldan, “Bugün cezaevleri binlerce HDPli ile dolmuş taşıyor. Cezaevleri hasta tutsaklarla dolmuş taşıyor. Cezası bitenler bile serbest bırakılmıyor. Tam bir rehine siyaseti. Bu siyasetle HDP’yi bitiririz, yok ederiz sanıyorlar.” dedi ve ekledi:

“Oysa bilmiyorlar ki HDP ülkenin her yerinde ve ülkenin her yerinde yaşayan insanların yüreğinde, beyninde yaşayan ve asla silinmeyecek bitmeyecek bir parti haline gelmiş. HDP dört duvar arasına sığmayacak kadar büyük bir partidir. HDP kapısına kilit vurularak kapatılacak bir parti değildir.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan Adıyaman’daki halk buluşmasında konuştu. “Emek ve Özgürlük İttifakını daha da büyüteceğiz” diyen Buldan özetle şunları söyledi:

“İki gün önce, İstanbul’da Emek ve Özgürlük İttifakı’nın kurulduğu gün büyük bir coşkuyu ve heyecanı yaşadık. O sinerji Türkiye’nin her yerine moral verdi, güç verdi, vermeye devam edecek. Onunla sınırlı kalmayacağız.

İki gün önce deklare edilen Emek ve Özgürlük İttifakı sadece 6 parti ile sınırlı kalmayacak. Bu ülkede ötekileştirilen, yok sayılan, inkar edilen; inancından, kimliğinden, dilinden dolayı inkar edilen kim varsa onun ayağına gideceğiz, onlarla birlikte olacağız ve onları da bu birlikteliğe mutlaka dahil edeceğiz. Çünkü halkın AKP’den kurtuluşu bu anlamda büyümekten, genişlemekten geçiyor.

Sadece Türkiye’deki sol ve sosyalist güçlerle değil Kürtlerle de büyük bir Kürdistanı ittifakı en kısa zamanda kuracağız ve gerçekleştireceğiz. Ekim ayı programımızda Kürdistani partilerle ve Kürt çevrelerle yapacağımız buluşmalar genişlemenin ve büyümenin bir parçası olarak ele alınacak. Kanaat önderlerimiz ve yöre derneklerimizle, Kürdistani partilerle bu ülkede başka bir ittifakın da olduğunu göstereceğiz.

“HDP’yi kapısına kilit vurup kapatamazlar”

Bu ülkede savaşı istemeyen, savaşa karşı çıkan milyonlarca insan var. Ve bu milyonlar ülkeye barışın, adaletin, demokrasinin gelmesi için mücadele ediyorlar. Onların ise yaptıkları tek şey tutuklamak, HDP’yi hedef haline getirmek, HDP ve Kürtlere saldırmaktır. Başka yaptıkları hiçbir şey yok.

Bugün cezaevleri binlerce HDPli ile dolmuş taşıyor. Cezaevleri hasta tutsaklarla dolmuş taşıyor. Cezası bitenler bile serbest bırakılmıyor. Tam bir rehine siyaseti. Bu siyasetle HDP’yi bitiririz, yok ederiz sanıyorlar.

Oysa bilmiyorlar ki HDP ülkenin her yerinde ve ülkenin her yerinde yaşayan insanların yüreğinde, beyninde yaşayan ve asla silinmeyecek bitmeyecek bir parti haline gelmiş. HDP dört duvar arasına sığmayacak kadar büyük bir partidir. HDP kapısına kilit vurularak kapatılacak bir parti değildir.”

Paylaşın

TİP Lideri Erkan Baş: Doğru Olan ‘Ortak Aday’

TİP Lideri Erkan Baş, katıldığı bir televizyon programında yaptığı açıklamada, “Biz doğru olanın ortak aday olduğunu düşünüyoruz. Neden böyle düşündüğümüzü de defalarca açıkladım. Çok basit bakıyorum. Siyaset bazen böyle çok karmaşıktır ama biz parti olarak da siyaseti sadeleştirmeye çalışıyoruz. Sorum şu bütün yurttaşlara ve kendi adımıza da bir beyan… İkinci turda oy verebileceğimiz bir adaya ilk turda niye oy vermeyelim? Dolayısıyla hiçbir tartışma yok. Doğru olan, ilk turda bütün muhalefetin oyunu alabilecek, toplumun en geniş kesimlerinin oyunu alabilecek bir ortak adayın belirlenmesidir. Biz bunun doğru olduğunu düşünüyoruz” dedi ve ekledi:

“Diyoruz ki, Tayyip Erdoğan karşısına muhalefet çok aday çıkarttığında otomatikman muhalefet şunu kabul etmiş oluyor. Diyor ki ikinci tura kaldığında en çok kim alırsa biz ona vereceğiz.’ Herkes bunu söylüyor. Fakat seçim dönemi boyunca şunu yaşıyoruz, iktidarla mücadele bir kenara bırakılıyor. Muhalefet kendi içinde ikinci tura kim kalacak yarışına giriyor. Bu pratik bir problem. Dolayısıyla bu enerji kaybına neden oluyor. İnsanların umudunu kıran bir süreç yaşıyoruz ve denedik zaten bunu; başarısız oldu. Buradan yola çıkarak da biz TİP olarak uyarıda bulunuyoruz muhalefete diyoruz ki ikinci turda oy vereceğimiz birisine birinci turda da oy verebiliriz. Yeter ki bunu öncesinde örelim, bunu konuşalım, tartışalım.”

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Erkan Baş, Halk TV ekranlarında yayınlanan “İsmail Küçükkaya ile Yeni Bir Sabah” programına konuk oldu. Programda gazeteci Küçükkaya’nın sorularına yanıt veren Baş, Türkiye gündemine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Programın başında, 24 Eylül Cumartesi günü Emek ve Özgürlük İttifakı’nın İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlediği halk buluşmasında yaptığı konuşmada “hayal edelim” çağrısında bulunmasına ilişkin konuşan Erkan Baş, “Üniversiteden atılmadan önce öğrencilerimle sık sık sohbet ederdim. Öğrencilerime ilk olarak ‘hayaliniz ne’ diye sorardım. Çünkü ancak hayal edersek geleceği inşa edebiliriz. Umutlarımızın gerçekleştiğini hayal edelim” dedi.

Baş şöyle devam etti:

“Üniversite 4’üncü sınıf öğrencilerine ‘hayaliniz ne?’ diye sorduğumda şu cevabı alıyordum: İş, eş, araba… ‘Böyle hayal mi olur çocuklar?’ diyordum. Ben ilkokuldayken Gagarin olmayı, uzaya gitmeyi hayal ediyordum. Hayal dediğiniz şey böyledir. Bu iktidarın yarattığı en büyük yıkım; insanlarımızın hayal kurma gücünü ellerinden aldı. O kadar gündelik koşturmacayla uğraşıyoruz ki… Aslında biz belki de yaşamıyoruz, hayat bu değil. Yaşam nefes alıp vermekten ibaret değil. Ev kirası, doğal gaz, elektrik faturası ödeyeceksin, günde 12 saat çalışacaksın, kazandığın parayla da çocuğunu okutmaya çalışacaksın… Biz çalışmak için yaşıyoruz. Birileri bizim üzerimizden kâr elde etsin diye yaşıyoruz.”

İsmail Küçükkaya’nın “Erkan Baş’ın bugünkü hayali nedir?” sorusuna yanıt veren Baş, devamında şu ifadeleri kullandı:

“Ben gerçekten bireysel kurtuluşa inanmıyorum. Toplum olarak kurtulacağız. Güzel bir ülkemiz olacak. Güzel bir dünyamız olacak. Ben o güzel dünyaya katkı yapmış olmanın iç huzuruyla olacağım. Ben bugün roman yazmayı hayal ediyorum. Memleket şu felaketi atlatsın…

Ben Tayyip Erdoğan Belediye Başkanı olduğu dönemde lisedeydim. AKP iktidara geldiğinde üniversite öğrencisiydim ve bütün hayatımı mahvettiler. Bütün hayatım zorbalıkla mücadeleyle geçti. Şimdi diyorum ki: Kızım benim yaşadıklarımı yaşamasın. Geleceğe umutla baksın.”

“Karşı karşıya kaldığımız şey bir seçim değil”

Programın devamında yaklaşan seçimlere ilişkin konuşan Baş, “Karşı karşıya kaldığımız bir seçim değil sadece. Biz Türkiye’nin önümüzdeki süreçte nasıl şekilleneceğini yeniden tartışıyoruz” dedi.

Sağcı iktidarların yıllardır Türkiye’yi felakete sürüklediğine dikkat çeken Baş, şu ifadeleri kullandı:

“Esas olarak başta gençler, kadınlar, Kürtler, Aleviler ama en genel kimlik olarak Türkiye halkları bu iktidardan bir an önce kurtulmak istiyorlar ama ülkede hâkim bir siyaset düzeni var. Tek adam rejimi eleştirisi yapmak kolay, herkes bunun kötü olduğunu biliyor ama siyasi partilerde de tek adam rejimi var. Bunu tüm siyasi partiler için söylüyorum. Bu düzen bozuk bir düzen. Örneğin bir kişinin iki dudağından çıkan her şeyin kanun olmasına itiraz ediyoruz ama bu 6 kişi veya 16 kişi olunca yeterli olacak mı? Amacımız milyonlarca insanın siyasette söz sahibi olacağı bir siyasi anlayış yaratmak.

Karşı karşıya kaldığımız bir seçim değil sadece. Biz Türkiye’nin önümüzdeki süreçte nasıl şekilleneceğini yeniden tartışıyoruz. Evet son 20 yıldır Türkiye tarihin en karanlık dönemlerini yaşıyor ama Türkiye niye buraya geldi? Nasıl oldu da 1920’lerden 2000’lere gelirken Türkiye’de tarihin en karanlık dönemi doğdu? 1920’lerden bu yana memlekette halkın gerçek temsilcilerinin siyasette yer bulamadıklarını ve egemenler tarafından dışarıya itildiğini görüyoruz. Bizim ülkemizde egemenler halkın siyasete katılımını engelleyerek tarikatlar eliyle, cemaatler eliyle, özellikle ABD emperyalizminin yönlendirmesiyle Türkiye’de sağcı iktidarları var ettiler. Ve geldiğimiz yer felaket!”

“Erdoğan yalan söylüyor”

Türkiye’de 7 milyona yakın gencin ilk defa oy kullanacağına dikkat çeken Baş, “Erdoğan bu arkadaşlarımızın oyunu almak istiyor. Onlara yönelik sosyal medya kampanyası düzenlemişler, Tayyip Erdoğan videoda ‘Bizden önce seçme yaşı 30’du, biz onu 25’e indirdik, sonra 18’ indirdik’ falan diyor. İnanamadım ben buna. Ben 1979 doğumluyum, Tayyip Erdoğan gelmeden önce oy kullanmıştım. Çok basit… Gençlere sesleniyor ama onlara bir hayal bile sunamıyor. Bariz bir şekilde yalan söylüyorlar. Söylediklerinin hiçbiri doğru değil. Düzen siyasetçilerinin yaptığı en büyük hata gençlere şirin gözükmeye çalışıyorlar ve dalga konusu oluyorlar. Bu memleketin gençleri kandırılacak çocuklar değiller. Olgun, memleketin geleceğine dair kaygı duyan, siyasette kendilerine bir yer arayan konumları var. Böyle ucuz numaralarla gençleri kandıramazsınız” dedi.

Adaylık tartışmaları

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun parti üyelerine yönelik yaptığı “Benimle misiniz?” çağrısını da değerlendiren Erkan Baş, “Partisinin içine dönük söylediği sözlerle ilgili benim yorum yapmam doğru olmaz. Biz 6’lı Masa’nın iç tartışmalarına dair söz söylemeyi doğru bulmuyoruz. Ama mesele memleket meselesine geldiği takdirde tavrımız açık. Başından bu yana aynı şeyi söylüyoruz; Türkiye bu rejimden kurtulmalı. Bizim bir numaralı görevimiz ve sorumluluğumuz bu. Bu konuda üzerimize düşen her şeyi yaptık ve bundan sonra da yapmaya hazırız” dedi.

Baş, Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı tartışmalarına ilişkin şunları söyledi:

“Biz bu konuda şu anda bekleme halindeyiz. İki temel mesele var: Biri esas biri usul. Esas açısından baktığımızda siz nasıl bir ülke vadediyorsunuz, hedefleriniz ne? Önümüze Millet İttifakı’nın ya da 6’lı Masa’nın vaatleri gelecek ve bakacağız. Açıklarlarsa biz tartışmak isteriz.

Türkiye İşçi Partisi adına söylüyorum; biz doğru olanın ortak aday olması gerektiğini düşünüyoruz. İkinci turda oy verebileceğimiz adaya ilk turda neden oy vermeyelim. Doğru olan ilk turda bütün muhalefetin oyunu alabilecek, toplumun en geniş kesimlerinin oyunu alabilecek bir ismin belirlenmesidir.

“Erdoğan hayatının en büyük yenilgisini yaşayabilir”

Geçen seçimden bir deneyimimiz var bizim. Tayyip Erdoğan’ın karşısına muhalefet çok fazla aday çıkardığında şunu kabul etmiş oluyoruz: İkinci tura kalındığında Tayyip Erdoğan’ın karşısında olan ismi destekleyeceğiz ama seçim sürecinde iktidarla mücadele bir kenara bırakılıyor, muhalefet kendi içinde ikinci tura kim kalacak yarışı yapıyor. Bu denendi ve başarısız olundu. İkinci turda oy verebileceğimiz kişiye birinci turda da oy verebiliriz.

Usul açısından da uyarıda bulunmak istiyorum. Biz tek adamın belirlenmesine karşıyız. Ama Millet İttifakı da sürekli ‘6 genel başkan belirleyecek’ diyor. Bu doğru bir tutum değil. Bugünden sendikalara, demokratik kitle örgütlerine gidin, kendiniz dışında bütün siyasi partilerle görüşün. Görüşmekten ne kaybederler? Herkesin içine sinen bir adayda ortaklaşılmasıyla Tayyip Erdoğan hayatının en büyük yenilgisini yaşayabilir.”

“AKP gençlerin hayatını çürüttü”

Programın son bölümünde gençlerin sorunlarına ve AKP iktidarının politikalarına dair açıklamalarda bulunan Erkan Baş, iktidarın bilinçli politikalar uygulayarak gençlerin hayatını ‘çürüttüğünü’ söyledi.

Baş, şunları kaydetti:

“Yoksul mahallelerinde gençler uyuşturucuya sürükleniyor. Yanlış ama bilinçli devlet politikalarıyla gençlerin hayatları çürütülüyor. Çocuklar tarikatlara, cemaatlere mecbur bırakılıyor. Enes Kara diye bir kardeşimiz Elazığ’da hayatına kıydı… Bana Türkiye’nin her yerinden ‘üniversiteyi kazandık, yurt yok. Ne yapacağız?’ mesajları geliyor. Bunların hepsi bilinçli iktidar politikası.

15 Temmuz’dan sonra FETÖ’nün okullarına ve yurtlarına el konuldu. Bunların önemli bir bölümü de kendilerine yakın vakıflara devredildi. Madem el konuldu bunlara devlet işletsin. Okulların büyük bir bölümü imam hatiplere dönüştürüldü. Veliler çocuklarını imam hatiplere göndermek istemiyor ama o yöne iteleniyorlar.

Gençlerimizi spora yönlendirsek hem kötü alışkanlıklardan uzak kalırlar hem sağlıklı olurlar hem de sağlıklı nesiller yetiştiririz.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’nun En Güçlü Rakibi: ‘Seçilmesi Zor’ Algısı

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, DEVA Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa’nın Cumhurbaşkanı Adayının kim olacağı gündemdeki yerini korurken, Halk TV yazarı İsmail Saymaz, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “en güçlü rakibinin ‘seçilmesi zor’ algısı” olduğunu söyledi.

Saymaz bugünkü köşe yazısında Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığının kesinleştiğini görüşünü dile getirdi. Anketlerde CHP liderinin önde olduğunu ifade eden Saymaz, şunları yazdı:

“CHP liderinin isim vermeden eleştirdiği Özer Sencar’a ait olan MetroPoll Araştırma’nın anketlerinde bile Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın en az beş puan önünde görünüyor. Kılıçdaroğlu’nun beğenisi ve puanı gitgide yükseliyor üstelik.

Kılıçdaroğlu seçilebilir mi? Evet, seçilebilir. Peki, en büyük rakibi Erdoğan mı? Değil. En büyük rakibi ‘seçilmesi zor’ algısı.

İyi Partililerdeki direnişin gerekçesi Kılıçdaroğlu’nun Aleviliği değil. Hatta Kılıçdaroğlu bürokratik deneyimi, harama el sürmemiş olması, örnek aile yaşantısı, milliyetçi ve muhafazakarlarla kurduğu bağ esas alındığında İyi Partililerin ilk tercih edeceği isim. Ancak ‘seçilmesi zor’ algısı İyi Partilileri düşündürüyor.

“Bu algının üç dayanağı var” diyen Saymaz, şöyle devam etti:

Biri anketler. Anketlerde Yavaş ve İmamoğlu’nun isimleri de sıralandığı için Kılıçdaroğlu, daha az şanslı görülüyor. Yavaş ve İmamoğlu seçenek olmaktan çıkar, Kılıçdaroğlu tek aday olarak anketlerde yerini alırsa bu algı değişir.

İkincisi, Erdoğan’ın inşa ettiği ‘Bay Kemal’ imajı. Erdoğan, CHP liderliğine seçildiği günden beri Kılıçdaroğlu hakkında “CHP’nin genel müdürü”, “SSK’yı batırdı” ve “Girdiği her seçimi kaybetti” şeklinde argümanlar türeterek, sık sık kullanıyor. Kılıçdaroğlu, ‘Bay Kemal’ lakabını sahiplenerek, tersyüz etme yolunu seçti. Zekice bir hamle yaptı. Fakat bu dakikadan sonra Kılıçdaroğlu’nun ‘Bay Kemal’i yeni bir imajla yüklemesi gerekir. Kılıçdaroğlu’nun birikimi ve yetenekleri bu güncellemeyi sağlayabilir. Elazığ buna örnektir. Elazığ’da aslında söylemediği “Selahattin Demirtaş’ın göğsüne şeref madalyası takacağım” sözünün yazılı olduğu afişin önünde poz vermesi, yalnızca HDP’lilerin değil, eli CHP’ye oy vermeye gitmemiş muhafazakar Kürtlerin de sempatisini kazandı. Bu irade ve kararlılık ‘seçilmesi zor’ algısını yıkabilir.

Üçüncüsü… Gözardı etmemek gerekir ki Erdoğan, cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasını yine kutuplaştırarak yürütecektir. Kılıçdaroğlu’nu HDP’lilerin, Alevilerin ve solcuların adayı diye göstermek, yüzde 30’luk sosyolojiye sıkıştırmak isteyecektir. Kılıçdaroğlu, sosyoloji tuzağını ‘Herkesin Cumhurbaşkanı’ iddiasıyla bozabilir. Bay Kemal, 31 Mart’ta İstanbul ve Ankara’yı getiren başarının asıl mimarı. Bir kere başardı. Bir kere daha başarabilir.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

HDP Eş Genel Başkanı Sancar: Alternatif Biziz, Umut Bizde

Partisinin Tekirdağ 4’üncü Olağan Kongresi’nde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sancar, “Halkların özgürlük ve eşitlik mücadelesini büyütmek için varız. Bu ülkede zorbalık düzenine, sömürü düzenine son vermek için varız. Bugün mücadeleyi, direnişi büyütmek için ittifaklarımız büyüyoruz. Dün Emek ve Özgürlük İttifakı yolculuğuna başladı. Bu yolculuk bu ülkede alternatifin ne olduğunu, umudun nerede olduğunu gösteriyor. Alternatif biziz, umut bizdedir.” ifadelerini kullandı.

Sancar, “Bu ülkede demokrasi sorununun temelinde Kürt sorunu var. Kürt sorununa demokratik çözüm için halkların bütün temsilcileriyle birlikte mücadele edeceğiz. Demokratik çözümü müzakere ve ortak toplumsal iradeyle hayata geçireceğiz. Barışı bunun üzerine kuracağız. Barış tabanda kurulur. Onun için Türkiye’nin her yerindeyiz ve Türkiye’nin bütün halklarıyla birlikte yürümeye kararlıyız.” dedi ve ekledi:

“Bu ülkede demokrasi sorunu ile Kürt sorunu iç içedir. Ülkeye demokrasi getirmek için Kürt sorununa demokratik çözüm, Kürt sorununa çözüm için de ülkeye demokrasi getirmek gerekiyor. İşte bizler sizlerle ve ittifaklarımızla çözümü bu ülkeye getirmeye kararlıyız. Sözümüz var halklara, kadınlara, gençlere, emekçilere.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, partisinin Tekirdağ’da gerçekleştirilen 4’üncü Olağan Kongresi’ne katıldı. Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre, Sancar’ın konuşmasında öne çıkan başlıklar şöyle:

Türkiye halklarının bütün sorunlarıyla ilgilenmek, çözüm üretmek için yürüyüşümüzü sürdürüyoruz. Sizlerle HDP güçleniyor, ittifaklarımız ve yürüyüşümüz büyüyor. Bu yürüyüşün sonu zaferdir, başarıdır. Kimse bundan şüphe duymasın. Bugün buraya gelirken konvoyumuzu GBT adı altında beklettiler. Başka herhangi bir partiye bunu yapıyorlar mı? Sadece bize yönelik bir engelleme bu. Basit bir engelleme gibi gözükse de HDP’yi engellemeye yönelik bir uygulama. Ayrımcılık yapıyorlar, keyfilik var. Biz bütün bunları aşarak halklarımızla buluşmaya devam ediyoruz. Şimdi buradayız, esnafımızla, Çorlu halkı ile bir araya geldik, sohbet ettik, onları dinledik. Onlara söz verdik; bu ülkenin bütün sorunlarını hep birlikte çözeceğiz.

Demokrasiyi de, adaleti de, barışı da, özgürlüğü de, eşitliği de ortak mücadeleyle bu ülkenin her yerine getireceğiz. Operasyonlara ara vermeden devam ediyorlar. Arkadaşlarımızı siyasi rehine olarak içeride tutuyorlar. Daha yakın zamanda büyük bir operasyonla burada emek veren, mücadele yürüten çok sayıda arkadaşımızı cezaevlerine koydular. Muratlı Cezaevi’nde şu anda siyasi rehine olarak tutulan bütün yoldaşlara hep birlikte selam gönderiyoruz. Hiç kaygı duymasınlar ki zaten duymuyorlar. Mücadelede boşluk olmaz. Onların, bütün halkların özgürlüğüne kavuşması için yürüttüğümüz mücadele büyüyor. Özgürlük yakındır, hepimizin özgür olduğu şartlar da çok kısa zamanda gerçekleşecek.

Buradan kısa mesafede bulunan Edirne Cezaevi’nde bulunan siyasi rehine olarak tutulan arkadaşlarımız var onlara da selam gönderiyoruz. Öte yandan Silivri Cezaevi’nde siyasi rehine olarak tutulan Semra Güzel arkadaşımız var, irademizdir ona da selam gönderiyoruz. Keyfi bir yargılamayla, insafsız bir kararla rehin tutulan Gezi’deki arkadaşlarımıza buradan güçlü bir selam gönderiyoruz. Onların da mücadelesi burada yaşıyor, onların kalp atışlarını buradan duyuyoruz. Onların direnişine buradan selam gönderiyoruz. Bu ülkenin her yerinde varız, var olacağız dedik. Bir süre önce yürüttüğümüz kampanyanın adı “HDP’liyiz Her Yerdeyiz” idi. Çorlu’da, Tekirdağ’da, Batman’da, Nusaybin’de, Artvin’de, Van’da Türkiye’nin dört bir yanında, İstanbul’da, Amed’de her yerde varız, var olacağız.

“Alternatif biziz, umut bizdedir”

Halkların özgürlük ve eşitlik mücadelesini büyütmek için varız. Bu ülkede zorbalık düzenine, sömürü düzenine son vermek için varız. Bugün mücadeleyi, direnişi büyütmek için ittifaklarımız büyüyoruz. Dün Emek ve Özgürlük İttifakı yolculuğuna başladı. Bu yolculuk bu ülkede alternatifin ne olduğunu, umudun nerede olduğunu gösteriyor. Alternatif biziz, umut bizdedir. Bu ülkede demokrasi sorununun temelinde Kürt sorunu var. Kürt sorununa demokratik çözüm için halkların bütün temsilcileriyle birlikte mücadele edeceğiz.

Demokratik çözümü müzakere ve ortak toplumsal iradeyle hayata geçireceğiz. Barışı bunun üzerine kuracağız. Barış tabanda kurulur. Onun için Türkiye’nin her yerindeyiz ve Türkiye’nin bütün halklarıyla birlikte yürümeye kararlıyız. Bu ülkede demokrasi sorunu ile Kürt sorunu iç içedir. Ülkeye demokrasi getirmek için Kürt sorununa demokratik çözüm, Kürt sorununa çözüm için de ülkeye demokrasi getirmek gerekiyor. İşte bizler sizlerle ve ittifaklarımızla çözümü bu ülkeye getirmeye kararlıyız. Sözümüz var halklara, kadınlara, gençlere, emekçilere.

Bu ülkede emek sömürüsü var, hem de insafsızca ve pervasızca bir sömürü. Çorlu ve Tekirdağ bölgesi emek sömürüsünün en derin olduğu yerlerden biri. Çorlu’da çok sayıda emekçi arkadaşımız var. Bir emekçi kenti Çorlu. Tekirdağ da öyle. Emekçiler zor şartlarda sefalet ücretiyle çalışmaya mecbur ediliyorlar. Güvencesiz bir çalışma yaşamına zorlanıyorlar. Onun için direnişler de var. Bu örgütlülüğü ve direnişi büyütmek için daha çok mücadele etmeliyiz. Emek ve Özgürlük İttifakı tam da bunun için vardır. Nerede emek sömürüsü varsa mücadeleyi orada büyüteceğiz ve mutlaka da sonuç alacağız. Çorlu ve çevresi, Tekirdağ ve yöresi aynı zamanda doğa talanının en insafsız yaşandığı yerlerdir.

“Emek sömürüsüne karşı mücadeleyi, doğa talanına karşı mücadeleyle mutlaka birleştirmeliyiz”

Ergene Nehri zehir akıyor. Birkaç metre ötede berrak bir su akarken kaynakta, buraya gelirken neden zehirli hale geliyor? Çünkü sanayi tesisleri hiçbir kontrol ve denetim olmadan atıklarını bu nehre salıyorlar. İktidar bunlara göz yumuyor. Hiçbir kanuni tedbir hayata geçirilmiyor. Bugün Ergene Nehrinin birinci sorumlusu buradaki sanayi tesisleriyse, en büyük sorumlusu da doğayı hiçe sayan, kara ve ranta neredeyse kutsallık atfeden iktidardır. Bu, sömürü düzenidir.

Bakın Ergene Nehri hem denizi hem doğayı hem de insanı tehdit ediyor. Doğayı kirletiyor, yok ediyor. Marmara Denizine en büyük kirlilik buradan yayılıyor. İnsan hayatını tehlikeye atıyor. Bu talancı düzeni değiştirmeye de sözümüz var. Ergene Nehrinde derin deşarj sistemi var, bu zehirlenmenin en büyük nedeni odur. Bu derin deşarj sisteminin iptal edilmesini, yerine de ekolojik bir sistem kurulmasını istiyoruz. Doğanın talan edilmesinin hayatlarımızı nasıl tehdit ettiğini burada birebir her gün yaşıyoruz. O nedenle emek sömürüsüne karşı mücadeleyi, doğa talanına karşı mücadeleyle mutlaka birleştirmeliyiz.

En büyük emekçi kitlesini burada kadınlar oluşturuyor. Ucuz emek gücü olarak görülüyor, sömürülüyorlar. Zaten hayatın başka alanlarında sömürüye ve şiddete maruz kalıyorlar, bir de fabrikalarda ağır şartlarda düşük ücretlerle çalışmaları nedeniyle ciddi mağduriyetler yaşıyorlar. İşçi direnişlerinin başını kadınlar çekiyor burada. Ülkeye adaletli bir yaşam ve demokratik bir düzen gelecekse öncülüğünü kadınlar yapacaktır, kadın mücadelesi yapacaktır. Buradan Deniz Poyraz’ı bir kez daha rahmetle anıyoruz. Aynı şekilde Jîna Mahsa Amini’yi katleden düzene karşı direnişi her gün daha da büyüten İran’daki kadınlara selam ve desteklerimizi yolluyoruz. Boşuna değil, bizim sloganımız Jin, jiyan, azadî. Kadın mücadelesi yaşam mücadelesidir, özgürlük mücadelesidir.

Bu iktidar her alanda sömürüyü, talanı, savaş politikalarını yaygınlaştırıyor. Biz de ona karşı adalet, özgürlük ve barış mücadelesini büyütüyoruz. Kürt sorununa demokratik çözüm bu ülkeye büyük barışı getirmenin anahtarıdır. Barış tabanda kurulur, buradaki halklarla birlikte kurulur. Emekçilerle, gençlerle, kadınlarla birlikte kurulur. Demokrasi de öyle tepeden gelmez yerelden inşa edilir.

Burada demokrasi mücadelesini büyütürsek, yerelde demokrasiyi inşa edersek ülkenin tamamına da merkezine de demokrasiyi getiririz. ‘Şu kanunu değiştirelim, anayasada şu değişiklikleri yapalım, şu sistemi getirelim’ demekle kalıcı ve güçlü demokrasi kurulamaz. Bizim mücadelemiz güçlü demokrasi içindir, katılımcı demokrasi içindir, yerel demokrasi içindir. Halkın iradesini kayyımlarla gasp eden düzene karşıdır, halkın iradesini her yerde egemen kılacak bir demokrasi içindir. Bunu da hep birlikte getireceğiz. Kimsenin şüphesi olmasın.

Bugün burada Emek ve Özgürlük İttifakının verdiği büyük güç ve moralle bir araya geldik. Emek ve Özgürlük İttifakını bulunduğumuz her yerde ve şehirde kurmamız ve büyütmemiz gerekiyor. Bu ittifakı büyütmek görevimizdir. Türkiye halklarına karış görevimizdir. Bu ittifakı en geniş kesimlere ulaştırmak zorundayız. Türkiye’nin bütün ezilenlerini, dışlananlarını, inkar edilenlerini birleştirecek büyük bir demokrasi ittifakı haline getirmemiz gerekiyor. Bunu yapacak gücümüz, başaracak inancımız var. Büyüteceğiz bu ittifakı.

“Hep birlikte başaracağız”

Türkiye’nin ortak mücadele adresi halini getiriyoruz, getireceğiz. Yarını, geleceği kuracak temel aktör olması için her alanda büyümemiz gerekiyor. Bugün her alanda direniş ve mücadele için de en geniş ortaklıkta geleceği birlikte kurmak için de en güçlü irade. Buna ihtiyacımız var. Sadece seçimleri değil hayatın her alanını bu ittifakın mücadele hedefi olarak görüyoruz. Seçimlerde de bu ittifakı büyüterek halkların, emekçilerin, sömürülenlerin ortak iradesini Meclis’e en güçlü şekilde taşıyacağız. Bu gücü de ülkenin anahtarı, sorunların çözümünün anahtarı haline getireceğiz. Çözüm biziz, geleceği hep birlikte biz kuracağız.

Burada büyük bir özveriyle bütün baskılara rağmen mücadele yürüten siz yoldaşlarıma ve bundan önceki yönetimin üstün çabalarına buradan büyük bir alkış istiyorum. Bu ülkede özgürlüğü, emeğin hakkını, demokrasiyi, barışı, adaleti içeren düzeni bizler kuracağız. Bu ülkenin yönetiminin en etkili gücü haline gelmek için ittifaklarımızı büyüteceğiz, mücadelemizi güçlendireceğiz. O günler uzak değil. Siyasi rehine olan bütün yoldaşlarımızla; emeği sömürülen, özgürlüğü gasp edilen bütün halklarımızla birlikte mücadelede kararlılığımızı sürdürdükçe başarıyı en kısa sürede yakalayacağımızdan şüpheniz olmasın. Bu ülkeye barış bizimle gelecek, demokrasi bizimle gelecek, adalet bizimle gelecek ve özgürlük bizimle gelecek. Hepsini ortak mücadele ile hep birlikte yapacağız, hep birlikte başaracağız. Yolumuz açıktır. Allah yardımcımız, Hızır yoldaşımız olsun.”

Paylaşın

Babacan’dan Erdoğan’a Dikkat Çeken ‘İmza’ Yanıtı

Partisinin Siirt’te düzenlediği mitingde konuşan DEVA Lideri Babacan, “Siirt’e geldiğinde Sayın Erdoğan benim için ‘Yahu sen ne yaptın? İmzayı ben attım’ diyor. Kendisine sesleniyorum. 4 yıldır bu ülkeyi tek imzayla yöneten siz değil misiniz? Tam yetkili sizsiniz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Tek imzayla aklınıza gelen her şeyi yapabiliyorsunuz. Madem keramet imzada, şöyle bir imza atın da şu enflasyonu düşürüverin. Fiyakalı bir imza atın da hayat pahalılığını bitiriverin. Ağzıyla kuş tutsa yapamaz. Çünkü bilmiyor. Bilmediğinin de farkında değil. Bilenlerle de çalışmıyor.”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin Siirt’te düzenlediği mitingde konuştu. Babacan’ın açıklamalarından satırbaşları şöyle:

“Çetelerle, mafyayla, karanlık isimlerle vatandaşın üzerine korku salanların karşısına dimdik duracağız. Çete, mafya ne demek? 1990’ların Türkiye’si demek. 90’lar demek, faili meçhuller demek. Biz hiç kimsenin bu ülkeye yeniden 1990’ları yaşatmasına izin vermeyiz.

Geçen hafta Musa Anter davası vardı. Zamanaşımı nedeniyle davayı düşürdüler. Bir kere daha vurdular Musa Anter’i. Anter davası da ‘cezasızlık zulmüne’ kurban gitti. Tıpkı JİTEM davalarında olduğu gibi, tıpkı Roboski’de olduğu gibi, tıpkı Şenyaşar davasında olduğu gibi.

Ülkeyi 90’lara döndürmeye çalışanların karşısında dimdik dururuz. Bizim için asıl mesele; devleti hukuka döndürmektir. Türkiye’yi özgürleştirmektir. Devleti çetelerden temizlemektir. Kamu kaynaklarının yandaşlara peşkeş çekilmesini önlemektir. Milletin kaynaklarını millet için harcamaktır. Torpili, kayırmacılığı, yolsuzluğu yok etmektir. Memleketin sorunlarını çözmektir. Asıl mesele; 783 bin kilometrekare vatan topraklarında özgürlüğün, zenginliğin ve adaletin türküsünü hep bir ağızdan söylemektir.

Özgür ve zengin bir Türkiye için bu yola çıktık. Her bir vatandaşımızın elin Avrupalısının yaşadığı standartlarda yaşaması için çıktık. Hedefimiz budur. İktidarı değiştirdiğimizde ve DEVA Partisi’ni Meclis’te en güçlü şekilde temsil ettiğimizde hedeflerimize doğru dev bir adım atacağız. Vesayet kalıntılarının hesaplarını boşa düşüreceğiz. Devleti, milletin hizmetkârı yapacağız.

Ekonomik krizi çözeceğiz. 6 ayda bu kriz iklimini ortadan kaldıracağız. Enflasyonu da en geç 2. yılın sonunda tek haneye düşüreceğiz. Ben bu ülkede iki büyük ekonomik krizi çözen ekibin başında oldum. 2001-2002 ve 2008-2009 krizi. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Eğer iki büyük krizi çözen başka bir kadro varsa, buyursunlar çözsünler.

Siirt’e geldiğinde Sayın Erdoğan benim için ‘Yahu sen ne yaptın? İmzayı ben attım’ diyor. Kendisine sesleniyorum. 4 yıldır bu ülkeyi tek imzayla yöneten siz değil misiniz? Tam yetkili sizsiniz. Tek imzayla aklınıza gelen her şeyi yapabiliyorsunuz. Madem keramet imzada, şöyle bir imza atın da şu enflasyonu düşürüverin. Fiyakalı bir imza atın da hayat pahalılığını bitiriverin. Ağzıyla kuş tutsa yapamaz. Çünkü bilmiyor. Bilmediğinin de farkında değil. Bilenlerle de çalışmıyor.”

Paylaşın

Açık Alanda Kadınların Fotoğrafını İzin Almadan Çekene ‘5 Yıl Hapis’

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin sokakta kadınların fotoğrafını izinsiz çeken bir erkeğe verdiği 5 yıl hapis cezasını “kamuya açık alanda izin almadan bir kişinin görüntüsünü veya sesini kaydedemezsiniz” diyerek onadı. 

Yargıtay, kararında, “Özel hayat kavramı, kişinin sadece gözlerden uzakta, başkalarıyla paylaşmadığı, kapalı kapılar ardında, dört duvar arasındaki yaşantısı ve mahremiyetinden ibaret değil” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye gazetesinden Yeşim Eraslan’ın haberine göre Ankara’da bir kadını, caddede yürürken cep telefonuyla gizli gizli kameraya çeken şahıs polis tarafından gözaltına alındı.

Şüphelinin telefonunda yapılan incelemede, altı farklı kadının aynı şekilde çekilmiş videoları ve fotoğrafları bulundu. Zanlıya ‘özel hayatın gizliliğini ihlal’ suçundan dava açıldı. Yerel Mahkeme, sanığı bu suçtan beş yıl hapse mahkûm etti. Karara itiraz edilince dosya Yargıtay’ın gündemine geldi.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi “Özel hayat kavramı, kişinin sadece gözlerden uzakta, başkalarıyla paylaşmadığı, kapalı kapılar ardında, dört duvar arasındaki yaşantısı ve mahremiyetinden ibaret değil. Kamuya açık alanda izin almadan bir kişinin görüntüsünü veya sesini kaydedemezsiniz” diyerek mahkemenin hükmünü onadı.

Paylaşın

‘CHP, 29 Ekim’de Kılıçdaroğlu’nun Adaylığının Açıklanmasını İstiyor’ İddiası

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun “Şunu da artık bilmek zorundayım; siz gerçekten benimle birlikte misiniz? Bazılarınızın sesi çıkmıyor, bazılarınızın da isteyerek veya istemeyerek zarar verdiğini de görüyorum. Artık karar verin. Bu halk düşmanlarını beraber yenecek miyiz, yenmeyecek miyiz?” çıkışının ardından kulisler hareketlendi.

CHP yönetiminin, Kılıçdaroğlu’nun bu çıkışının ardından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın da açık desteğini alan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığının 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda açıklanmasını istediği belirtildi.

Kısa Dalga’dan Mahmut Aydın’ın Ankara kulislerinden aktardıklarına göre, Kılıçdaroğlu 2 Ekim’de CHP Genel Merkezinde 6’lı masanın ikinci turunun ilk görüşmesine ev sahipliği yapacağı toplantıda, konuyu liderlerin görüşüne sunacak. CHP Lideri Kılıçdaroğlu daha sonra ABD’ye gidecek.

Bu süreçte başta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş olmak üzere 11 büyükşehir belediye başkanı ile ilçe belediye başkanları Kılıçdaroğlu’nun adaylığına destek açıklaması yapacak.

Sivil toplum örgütleri ile bazı meslek örgütlerinin de desteğini alan Kılıçdaroğlu’nun 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda cumhurbaşkanı adaylığını resmen açıklayacağı bildirildi. Kampanya döneminde de İmamoğlu ve Yavaş’ın Kılıçdaroğlu’nun bazı program ve mitinglerine katılarak destek verecekleri ifade edildi.

CHP’li bir kaynak, İmamoğlu ve Yavaş’ın açık desteğinin 6’lı masanın desteği kadar önemli önemli olduğuna dikkati çekerek “Alanlara bir yanında Yavaş diğer yanında İmamoğlu ile çıkacak Kılıçdaroğlu bu seçimi ilk turda kazanır” yorumunu yaptı.

‘Altılı Masa’nın gündemi

Başkent kulislerindeki iddialara göre, CHP Lideri Kılıçdaroğlu, 2 Ekimde yapılacak 6’lı masa toplantısının daveti ve gündemi için lideri ayrı ayrı ziyaretine 27 Eylül’de başlayacak. Kılıçdaroğlu, bu ziyaretlerde liderlere adaylığını açıklayacak ve 2 Ekim toplantısında da gündeme getirecek. Toplantıda Güçlendirilmiş Parlementer Sisteme geçiş süreci, cumhurbaşkanı adayının bu süreçteki görevi için imzalayacağı protokol, koalisyon protokolü, kabine dağılımı da ele alınacak.

‘Kılıçdaroğlu’nın yanındayız’ atağı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin İzmir’de yapılan grup toplantısın açılışında, “Şunu da artık bilmek zorundayım; siz gerçekten benimle birlikte misiniz? Bazılarınızın sesi çıkmıyor, bazılarınızın da isteyerek veya istemeyerek zarar verdiğini de görüyorum. Artık karar verin. Bu halk düşmanlarını beraber yenecek miyiz, yenmeyecek miyiz?” demiş ve bu sözlerin hemen ardından Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş Twitter’dan açıklama yaparak Kılıçdaroğlu’nun “yanında” olduklarını açıklamıştı.

CHP örgütleri ve belediye başkanları da gün boyu “yanındayız” etiketiyle paylaşımlarını sürdürmüştü. Ankara’da Kılıçdaroğlu’nun partisinin arkasında olduğunu gösterdiği ve CHP’nin 6’lı masaya Kılıçdaroğlu’nun adaylığını götüreceğinin neredeyse kesin olduğu belirtiliyor.

Akşener’in ‘şükranım’ sözleri

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener da CHP’li İzmit Belediyesinin töreninde yaptığı konuşmada, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na ölene kadar şükranlık duyacağını ifade ederek “Partili Cumhurbaşkanlığı’nın yerine güçlendirilmiş parlamenter sistem adına mücadele ederek bunu konuşarak yaptığımız son seçimdir. Bu seçimi almak zorundayız” demişti. Akşener’in bu sözleri de Kılıçdaroğlu’nun adaylığı konusunda tereddütleri bulunduğu ifade edilen İYİ Parti’nin pozisyonunun değişebileceği ve Kılıçdaroğlu’nun adaylığına itiraz etmeyebileceği yorumlarına neden oldu.

Babacan ve Davutoğlu farklı görüşte

CHP yönetiminin Kılıçdaroğlu’nun adaylığı için 29 Ekim’i işaret etmesinin 6’lı masada nasıl yanıt bulacağı ise henüz belirsiz. DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ile Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, cumhurbaşkanı adayının açıklanmasında CHP’lilerden farklı düşünüyor.

Babacan bugüne kadar 6’lı masada henüz herhangi bir ismin konuşulmadığını söylemiş ve adayın bu aşamada açıklanmasını erken bulduklarını kaydetmişti.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Davutoğlu ise “12 Şubat’ta Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunu seçim tarihi açıklanana kadar aramızda tartışmayalım dedik” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener: Sarayda Ağırlandı O Şerefsiz

İYİ Parti Lideri Akşener, katıldığı bir etkinlikte yaptığı konuşmada, “Atatürk’ün anasının adını taşıyan Zübeyde Hanım Şehit Aileleri Derneği’nin uzun yıllar başkanlığını yaptım, yöneticiliğini yaptım. Atatürk’ün o mübarek anasının genelevde çalıştığını söyleyen bir şerefsize gereğini yapamadım. Özür diliyorum” ifadelerini kullandı.

Meral Akşener, konuşmasının devamında “Sarayda ağırlandı o şerefsiz, sarayda ağırlandı o ahlaksız. Gereğini yapamadım özür dilerim, özür” dedi ve ekledi:

“Onun için Emine Bulut’un acısı devam ediyor. Onun için Özgecan’ın acısı devam ediyor. Onun için Bergenler’in öldürülmesi devam ediyor. Şimdi bu ağır yükler biz kadınlarınsa eğer o zaman o yükleri taşıyan bu bedenler elbette gereken gücü elde etmeliler.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Mersin İl Başkanlığını ziyaretinde partililere seslendi.

Konuşmasında, siyasetçilerin, ülkeyi daha iyi yönetme hedefiyle yola çıktıklarını belirten Akşener, “Bu seçim, bu ucube sistemle ilgili olarak yapılacak son seçimdir” ifadelerini kullandı ve ekledi:

“Dolayısıyla kazanmak durumundayız. Parlamenter sisteme geçişin konuşulduğu, tek adam sisteminin ortadan kaldırılacağına dair sözlerin verildiği ve milletin dertleri üzerinden üretilmiş çözümler üzerinden rekabet edildiği bir seçimdir. Tek adam sisteminin, partili cumhurbaşkanlığı sisteminin karşısında güçlendirilmiş parlamenter sistemin konuşulduğu son seçimdir.”

“İYİ Parti, öncelikle seçmenini velinimeti görür. İYİ Parti’nin tüm mensupları, bu milleti başının üstünde taşır, bu milletin tercihlerine kadınıyla, erkeğiyle saygı duyar” diyen Akşener, konuşmasının ardından partiye katılan kişilere rozet, evlilik hazırlığı yapan bir çifte de nişan yüzüklerini taktı.

Akşener, daha sonra Mersin’i Kalkındırma ve Dayanışma Derneğince düzenlenen “Ben Kadınım Umudun Adıyım” programına katılmak için Yenişehir Atatürk Kültür Merkezine geçti.

“Gereğini yapamadım”

Akşener, burada yaptığı açıklamada, “Ben Meral Akşener; İzmit’in Gündoğdu Köyü’nden çıkmış bir ailenin kızıyım. Atatürk’ün anasının adını taşıyan Zübeyde Hanım Şehit Aileleri Derneği’nin uzun yıllar başkanlığını yaptım, yöneticiliğini yaptım. Atatürk’ün o mübarek anasının genelevde çalıştığını söyleyen bir şerefsize gereğini yapamadım. Özür diliyorum. Sarayda ağırlandı o şerefsiz, sarayda ağırlandı o ahlaksız. Gereğini yapamadım özür dilerim, özür” ifadelerini kullandı.

Akşener şöyle devam etti: “Onun için Emine Bulut’un acısı devam ediyor. Onun için Özgecan’ın acısı devam ediyor. Onun için Bergenler’in öldürülmesi devam ediyor. Şimdi bu ağır yükler biz kadınlarınsa eğer o zaman o yükleri taşıyan bu bedenler elbette gereken gücü elde etmeliler.”

Hasan Akar hapis cezasına çarptırılmıştı

Hasan Akar, Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’la ilgili sözlerinin ardından yargılanmış, ilk kararın bozulmasının ardından yeniden yargılama sonucu 31 Aralık 2018’de, 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

Paylaşın

AYM’ye Bireysel Başvuru Sayısı 450 Bini Aştı

Türkiye’nin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ndeki (AİHM) ihlal davalarını azaltmak amacıyla 23 Eylül 2012’de getirdiği Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkı, aralarında ünlülerin, siyasetçilerin, kadınların ve çalışanların da bulunduğu 450 binden fazla kişinin “umudu” oldu.

Birgün’de yer alan habere göre, uygulamanın başladığı 2012’de başvuru sayısı 1342 olarak kayıtlara geçti. Sonraki süreçte ise başvuru sayısında büyük bir artış görüldü. Bu sayı 2013’te 9 bin 897, 2014’te 20 bin 578, 2015’te 20 bin 376 oldu.

Anayasa Mahkemesi’ne en yüksek başvuru sayısı 80 bin 756 ile 2016’da gerçekleşti. Bu sayı 2017’de yarı yarıya azalarak 40 bin 530 olarak belirlendi. 2018’de ise başvuru sayısı 38 bin 186’ya düştü, 2019’da 42 bin 971 olan bireysel başvuru sayısı 2020’de 40 bin 402, 2021’de 66 bin 121, bu yılın ilk 6 ayında ise 67 bin 395 olarak kayıtlara geçti.

Bugüne kadar aralarında ünlülerin, siyasetçilerin, işçilerin ve emeklilerin de olduğu binlerce kişinin çeşitli iddialarla bireysel başvuru yaptığı Yüksek Mahkeme, bunların 327 binini karara bağladı. Mahkemede karar bekleyen yaklaşık 123 bin bireysel başvuru bulunuyor.

30 bin ihlal kararı

Sonuçlandırılan başvurulardan yaklaşık 30 bininde ihlal kararı veren Yüksek Mahkeme’nin bu hükümlerinin yüzde 70’ini ise “adil yargılanma hakkının ihlali” oluşturdu.

Dikkat çeken kararlar şöyle:

Anayasa Mahkemesi, Batman Hasankeyf’te baraj yapımı nedeniyle evlerin yeni yerleşim alanına taşınması projesinden bekar olduğu gerekçesiyle yararlandırılmayan kişinin bireysel başvurusunda da hak ihlali sonucuna vardı. Kararda, kişinin medeni hali nedeniyle ayrımcılık yasağının ihlal edildiği belirtildi.

Bir başka başvuruda ise tapulu olmasına rağmen orman sınırları içinde kaldığı gerekçesiyle sahipleri tarafından kullanılamayan araziye ilişkin yapılan bireysel başvuruda mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verildi.

Yüksek Mahkeme, belediye çalışanının parmak izi ile mesai takibinin yapılmasına ilişkin başvurusunda da özel hayata saygı hakkı kapsamında kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlal edildiğini kararlaştırdı.

Paylaşın

Emek ve Özgürlük İttifakı, CHP Lideri’nin Adaylığını Destekler Mi?

Emekçi Hareket Partisi (EHP), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Emek Partisi (EMEP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) ve Toplumsal Özgürlük Partisi’nin (TÖP) oluşturduğu Emek ve Özgürlük İttifakı kuruluşunu ilan etti.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın Kılıçdaroğlu’nun aday olması durumunda nasıl bir tavır alacakları hakkında Halk TV’de değerlendirmelerde bulundu.

İnan Demirel’in ‘Kılıçdaroğlu’nun ortak aday olmasına sıcak bakıyor musunuz?’ sorusuna ‘Zor bir soru sordunuz’ diye yanıt veren Oluç şu ifadeleri kullandı:

“Kemal Kılıçdaroğlu çok değer verdiğimiz bir kişidir. Türkiye siyasetine demokratik bir düzey getirmek için mücadele ediyor. Aday olup olmayacağı 6’lı masanın kararıdır. Biz hem Kılıçdaroğlu’na saygısızlık yapmak istemeyiz hem de 6’lı masaya isim dayatmak istemeyiz.

İsteriz ki her şey kendi yolunda yürüsün. Bu sorunuza bu kadarıyla cevap vermek isterim. Parti kurullarımız karar verecekler. Biz aday çıkarmak konusunda bir isim konuşmadık. Kimsenin iradesini çiğnemek istemem. HDP olarak biz de isim konuşmadık. Yakın zamanda bütün bunlar değerlendirilecektir.”

Haliç Kongre Merkezi’nde kuruluşunu ilan ederek yol haritasını açıklayan Emek ve Özgürlük İttifakı’nın deklarasyonunda; ekonomi, yoksulluk, Kürt meselesi, temel hak ve özgürlükler yer aldı. HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, ‘ortak aday’ konusunda görüşlerini aktardı.

Paylaşın