‘Altılı Masa’ya Hangi Konu Başlıkları Gelecek? Akşener Açıkladı

İYİ Parti Lideri Akşener, “6’lı masaya hangi konu başlıkları gelecek?” sorusuna verdiği cevapta, Güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçişin yol haritasına dair kendi partilerimizde çalışmalar yaptık. Sayın Babacan partisinin çalışmasını bizlere vermişti. Muhtemelen CHP, Gelecek Partisi, Demokrat Parti, Saadet Partisi ve bizim çalışmalarımız da masaya gelecek.” dedi ve ekledi;

“Altı partinin geçiş çalışmalarında benzerlikler ve farklılıklar var. Zirveden bence bir ortaklaşma çıkacak. Muhtemel ki tüm bu çalışmaları ortak bir metne dönüştürmek için bir komisyon kurulması kararı çıkabilir. Komisyonun çalışması tamamlandıktan sonra, 28 Şubat’taki sistem tanıtımının bir benzeri milletimizle paylaşılabilir. Sürecin böyle ilerleyebileceğini öngörüyorum. Toplantılar aylık periyotlarla yapılıyordu. Sayın Kılıçdaroğlu’nun, 15-20 günde bir toplanılması yönünde bir önerisi oldu. Bu, çalışmalarımızı da hızlandırabilir. Olumlu buldum. Diğer sayın genel başkanlar da kabul ederse, daha hızlı ve daha somut sonuçları olan toplantılar yapabiliriz.”

İYİ Parti lideri, 6’lı masanın bugün yapılacak toplantısı öncesi Cumhuriyet’in sorularını yanıtladı. Akşener’in açıklamaları şöyle:

6’lı masaya hangi konu başlıkları gelecek?

Güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçişin yol haritasına dair kendi partilerimizde çalışmalar yaptık. Sayın Babacan partisinin çalışmasını bizlere vermişti. Muhtemelen yarın (bugün) CHP, Gelecek Partisi, Demokrat Parti, Saadet Partisi ve bizim çalışmalarımız da masaya gelecek. Altı partinin geçiş çalışmalarında benzerlikler ve farklılıklar var. Zirveden bence bir ortaklaşma çıkacak. Muhtemel ki tüm bu çalışmaları ortak bir metne dönüştürmek için bir komisyon kurulması kararı çıkabilir. Komisyonun çalışması tamamlandıktan sonra, 28 Şubat’taki sistem tanıtımının bir benzeri milletimizle paylaşılabilir. Sürecin böyle ilerleyebileceğini öngörüyorum. Toplantılar aylık periyotlarla yapılıyordu. Sayın Kılıçdaroğlu’nun, 15-20 günde bir toplanılması yönünde bir önerisi oldu. Bu, çalışmalarımızı da hızlandırabilir. Olumlu buldum. Diğer sayın genel başkanlar da kabul ederse, daha hızlı ve daha somut sonuçları olan toplantılar yapabiliriz.

Cumhurbaşkanı adaylığına yönelik bir isim masanın gündemine gelir mi?

Şu ana kadar hiç konuşulmadı. Bugün itibarıyla da böyle bir şey beklemiyorum. Fakat CHP’nin, özellikle medyada destekçisi olan insanlar var. Hem onlar, hem de CHP yöneticileri, doğal olarak genel başkanlarını aday olarak görmek istiyor. Parti yöneticisi arkadaşlarımız bu konudaki görüşlerini daha mutedil bir dille, dikkatlice ifade ediyorlar. Ancak medyada öne çıkan ve kendilerini CHP’nin sözcüsü gibi gören bazı isimlerin özensiz bir dil kullandıklarını görüyorum. Hassas bir dönemde, herkesin sözlerine dikkat etmesinde yarar görüyorum. Çünkü, partide bir sorumlulukları olmadığı halde, milletimiz o isimlerin sözlerini, partinin görüşü gibi algılıyor. İncitici bir dilleri var.

“Masaya noter görevi yüklemeye kadar götürdüler…”

Mesela aynı isimler, hemen her yayında ya da yazılarında, uzun bir süre, Sayın Davutoğlu, Sayın Babacan ve arkadaşlarının özeleştiri vermesi gerektiğini ifade ettiler. Oysa, her iki genel başkanı da o masaya Sayın Kılıçdaroğlu davet etti. Bunu görmezden geldiler. Bu tavır, hem sayın genel başkanlara, hem de masaya davet eden Sayın Kılıçdaroğlu’na karşı yapılmış bir saygısızlık. Bu dil zamanla öylesine cüretlendi ki, masaya parmak sallar hale geldi. Hatta işi, demokratik bir işleyiş ve istişare üzerine bina edilen masaya, noter görevi yüklemeye kadar götürdüler. Kendilerini muhalif olarak tarif ediyorlar ama açıkçası, o dil, iktidarın ekmeğine yağ sürüyor. Burada iyi niyet görmüyorum.

2018 seçimine giderken, partimizin seçime sokulmayacağı yolunda bilgi aldık. Bunun üzerine ben Sayın Kılıçdaroğlu’na gidip, 15 milletvekili istedim. Meclis’te grubumuz olduğunda sorun kalmıyordu. Bu konuda Kemal Bey’e duyduğumuz şükranı dört yıldır her platformda ifade ediyorum. Demokrasimize ciddi bir katkıda bulundu. Bu konuyu bile öyle egzajere ettiler ki anlatamam. Demokratik bir ilişkiyi ve tavrı, bir ticari hesaba çevirdiler. Şunun da altını çizmek isterim; bu ülkede yıllardır CHP’nin siyasi duruşuna dair bir algı pompalanır. Özellikle milliyetçi-muhafazakâr seçmenin gözünde, antidemokratik olduğuna dair kemikleşmiş bir algı var. Bizim o hamlemiz, CHP’nin demokrasimize katkı sunan kimliğini pekiştirdi. Seçmenin önemli bir bölümündeki ön yargıları kırdı. Bu yanını görmek istemiyorlar ve İYİ Parti’ye parmak sallamayı, ev ödevi vermeyi alışkanlık haline getirdiler. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Bu tavırlarıyla aslında en büyük hasarı, taraftarı olduklarını iddia ettikleri CHP’ye veriyorlar. Cumhurbaşkanlığı kazanılamayınca o ittifak dağıldı, normaldir. 31 Mart’a gidildi, ittifak teklifini ben götürdüm. Kâr, zarar, ziyan bakmadık. Bu birliktelik öyle bir sinerji yarattı ki… Yan yana gelişin sinerjisi enerjisi; İstanbul’u, Ankara’yı, Adana’yı, Antalya’yı sağladı. İktidardan rahatsız seçmene, “Evet başarabiliriz” duygusu verdi. Bunun demokrasimize ne kadar büyük bir katkı olduğunu teslim etmek gerekir.

Masada kriz mi var? İkinci tur başlıyor, 6‘lı masada sonuca ne kadar yakınsınız?

Masada bir sorun yok. Gördüğüm şey şu; farklılıklarımıza saygı duyduğumuz, müştereklerimizin öne çıktığı, gerçekten Türkiye için olumlu adımların atıldığı bir yer burası. Anlayamadığım konu ise; biz güçlendirilmiş parlamenter sistem üzerinde konuşurken, konuşmamız gerekirken, bu adaylık mevzusuna nereden geldik? Biz getirmedik. O masada Türkiye’nin geleceğine dair çok ciddi çalışmalar yapılıyor. Ama hep adaylık kısmı üzerinden tartıştırılıyor.

Kurultay kararı için ne söylemek istersiniz?

Kurultayımız, teknik bir karar. Önümüzdeki seçimlerde milletvekilliği adaylığı isteyen arkadaşlarımız olacak. 2018’de biz bunu yaşadık. Aday olan arkadaşlarımız seçim çalışmalarına yoğunlaşınca, il ve ilçeler boşaldı. İl ve ilçe teşkilatlarının kongrelerini yapacağız. Bir de tavsiye kararı aldık, milletvekili adayı olmayı düşünen arkadaşlarımızın yönetim kurullarında yer almamasını tavsiye ettik. Büyük Kurultay konusunda ise şunu söyleyebilirim; öncelikle seçim ne zaman olacak, nasıl olacak onu bilmiyoruz. Bizim planlamalarımıza göre 31 Ocak 2023’te ilçe ve illerde kongreler tamamlanmış olacak. Ancak bir anda erken seçim kararı alınırsa, büyük kurultay yetişmez. Kurultay kararımız stratejik bir karar değil, teknik bir konu. Yasal bir süreç.

Paylaşın

‘Altılı Masa’da Cumhurbaşkanı Adayına Yeni Kriter: Uyumlu Olacak

Altılı Masa’da cumhurbaşkanı adayının ismi değil ‘kriterleri’ konuşuluyor. Aslında bu kriterler, “uzlaşmacı, özgürlükçü, demokratik değerleri içselleştirmiş, milletimizin tamamını kucaklayan, siyasi ahlak ilkelerini benimseyen, liyakat sahibi bir aday” olarak duyurulmuştu.

Bir başka açıklamada ise bunlara, “Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı, Güçlendirilmiş Parlamenter sistemden yana olan, demokrasi aşıklarının adayı olacak” ifadesi eklendi.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre, ancak yazılı metinlere yansıyan bu ifadelerin yanı sıra liderlerin açıklamalarına yansıyan başka kriterler de var. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener başta olmak üzere birçok lidere göre kriter, “Kazanacak aday” olarak ifade ediyor. Ama Altılı Masa kurmaylarına göre bu da yeterli değil. Çünkü seçimi kazanmış bir Cumhurbaşkanının süreci nasıl yöneteceği de büyük önem taşıyor. Bu nedenle Cumhurbaşkanı adayının “kazanacak aday” olmasının yanı sıra geçiş sürecinde ortak yönetimin gereğine dikkat çekilerek “uyumlu” bir aday olmasının da bir o kadar önemli olduğuna vurgu yapılıyor.

Bugün başlayan ve önümüzdeki aylarda devam edecek Altılı Masa görünen o ki bu kriterleri değerlendirmeye devam edecek. Adayın ismi aralık, ocak ayından önce belli olmayacak.

İYİ Parti’de ‘CHP’nin gölgesinde kalma’ rahatsızlığı

Öte yandan geçtiğimiz hafta siyasetin önemli gündem başlıklarından biri İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in açıklamaları oldu. Akşener’in “Kazanacak aday”, “Noter değiliz”, “CHP’ye borcumuzu ödedik” başlıkları ile öne çıkan sözleri “Masa dağılıyor mu” sorusuna neden oldu.

Ancak partiler süreci dikkatli yönetti, tartışmanın büyümesine neden olacak açıklamalardan kaçınıldı. Altılı Masa kurmaylarına göre Akşener’in açıklamaları kesinlikle “masayı dağıtma” gibi bir amaç taşımıyor.

Son dönem siyaset gündeminde CHP ve Kılıçdaroğlu’nun öne çıktığına dikkat çeken bir siyasetçi, “İYİ Parti’de CHP gölgesinde kalma rahatsızlığı var. Bundan rahatsızlık duyulması bir siyasi parti açısından normal. Akşener vurgularıyla ‘Ben de buradayım’ dedi. Bu açıklamaları kendi tabanına mesaj olarak da okumak gerek. Böyle çıkışlar olabilir. Ama hepimizin gündemi halk, halkın yaşadığı büyük problemler. Eninde sonunda herkes bu sorumlulukla hareket etmek durumunda. Öyle olacağına da inanıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan’ın kazanmasının tek yolu

İktidardan muhalefete tüm siyasi partiler yaklaşık 8 ay sonra yapılacak seçime hazırlanıyor. “Ucube sistem” olarak nitelendirilen Cumhurbaşkanlığı sisteminden Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş vaat eden muhalefet iddialı. Seçimde kim aday gösterilirse gösterilsin kazanacağını ileri süren muhalefete göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kazanmasının ise tek bir yolu var.

Altılı Masa’nın önemli kurmaylarından bir siyasetçi bu yolu, “Erdoğan çıkacak, ‘bir sürü hata yaptım, tüm fatura da bana ait. Şimdi tüm paradigmayı değiştiriyorum. Cumhurbaşkanlığı Sistemi devam edecek ama bu kadar yetkinin nelere yol açtığını gördüm. Mevcut yetkilerin önemli kısmını Altılı Masa’nın da önerilerini dikkate alarak devredeceğim. Ekonomiyi iktisat çevreleriyle görüşüp düzenlemenin yolunu açacağım. İşte bunları yapsa Erdoğan’ın kazanma şansı olur” sözleriyle anlatıyor.

Peki böyle bir değişim yaşanır mı? Bu soruya yanıt ise “Hayır, gerçeklikten koptular, Erdoğan bunları yapamaz” oluyor.

Paylaşın

İsveç Ve Finlandiya, Türkiye’yi NATO Konusunda İkna Edebilecek Mi?

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) yeni yasama yılına başlaması, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) onay süreçlerine ilişkin nasıl bir takvimin ortaya çıkacağı sorularını da beraberinde getirdi.

Türk yasalarına göre, parlamento onayı gereken uluslararası sözleşmelerin TBMM’ye ne zaman gönderilecekleri Cumhurbaşkanlığı’nın kararına bağlı. Bu da hükümete, siyasi değerlendirmesine uygun bulmadığı bir sözleşmeyi dilediği kadar tutma yetkisini veriyor.

Ankara’da yapılan değerlendirmeler, özellikle İsveç’in “terörle mücadele ve suçluların iadesi” konularında yeterince adım atmadığı ve en son 26 Ağustos’ta yapılan üçlü teknik görüşmede somut bir ilerleme sağlanmadığı şeklinde.

Hükümetin İsveç ve Finlandiya’nın katılımına ilişkin onay sürecini aceleye getirmemek niyetinde olduğu, gelecek haftalarda yapılacak toplantıların sonucuna göre atacağı adımı belirleyeceği öngörülüyor.

Ankara’da İsveç ve Finlandiya’nın başvurularının ayrı ayrı ele alınması ve ilk olarak daha az sorunlu olan Finlandiya’nın katılımının onaylanması düşüncesi zaman zaman gündeme getiriliyor.

Ancak Finlandiya, ittifaka katılımının İsveç ile ortak proje olduğunu, dolayısıyla süreçlerin ayrılmasını istemediğini kaydediyor.

İsveç’in TBMM’nin açılmasından sadece bir gün önce Türkiye’ye dönük silah ticaretindeki kısıtlamaları kaldırdığını açıklaması ise yeni hükümetin de ittifaka katılımı öncelikli bir adım olarak gördüğünü göstermesi açısından önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. İsveç, 2019 sonunda Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde gerçekleştirdiği Barış Pınarı Operasyonu’nu gerekçe göstererek silah satışına kısıtlama getirmişti.

İsveç’ten 1 Ekim öncesi önemli adım

İsveç ve Finlandiya’nın katılım süreçleriyle ilgili olarak Ekim ayında önemli toplantılar yapılacak.

Bu toplantıların ilki, 5-6 Ekim günlerinde suçluların iadesine ilişkin teknik konuları ele alacak olan Türkiye ve İsveç adalet bakanlıkları arasında gerçekleşecek.

Türkiye, İsveç’ten özellikle “terör zanlılarının” iadesi konusunda somut adım bekliyor.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, bu konuda her iki ülkeden de henüz somut bir adım atılmadığına dikkat çekmiş, bunun Ankara için önemini gündeme getirmişti.

Ekim ayında gerçekleşmesi beklenen diğer önemli toplantı ise Türkiye-Finlandiya-İsveç üst düzey yetkililerince yapılacak 2. Ortak Daimi Mekanizma görüşmesi olacak.

İsveç’te yaşanan seçim süreci ve hükümet değişikliği nedeniyle bu toplantının tam tarihi henüz netleşmedi. Ancak İsveç ve Finlandiya, bu toplantının bir an önce yapılmasını istiyor.

İsveç’in hükümet değişikliğine karşın NATO’ya katılım müzakerelerini sürdüren ekibi değiştirmemesi bu açıdan olumlu bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

İsveç ve Finlandiya’ya göre ilerleme var

Ankara’nın “ilerleme yok” açıklamasına karşın İsveç ve Finlandiyalı yetkililer, özellikle 26 Ağustos toplantısının olumlu bir havada gerçekleştiğini ve ilerleme sağlandığını kaydediyorlar.

Türk basınına konuşan Finlandiya Dışişleri Bakanı Pekka Haavisto, “Bizim elimizdeki tablo ilerleme olduğuna işaret ediyor. Detaylara girmek istemem ama Ağustos ayındaki toplantıda olumlu bir hava görüldü ve ilerleme kaydedildi,” ifadelerini kullandı.

Fin diplomatik kaynaklar da, müzakerelerde gelinen noktayı Türkiye’den daha farklı gördüklerini, Türkiye’nin kaygılarını gidermek için çalışmalarını sürdürdüklerini kaydediyor.

Son dönemde yapılan görüşmeler sonucunda Ankara’nın dile getirdiği kaygılar karşısında daha yüksek bir farkındalık gösterip işbirliği gösterdiklerini anlatan kaynaklar, Türkiye ile Finlandiya ve Türkiye ile İsveç arasında geçmişte de yapılan birçok ikili anlaşma olduğunu, bunların daha dikkatli ve etkin şekilde uygulanması konusunda uzlaşma sağlandığına dikkat çekiyor.

2022 sonuna onay beklentisi var

Bu değerlendirmeler ışığında, Finlandiya ve İsveç’in beklentisi Türkiye’nin onay sürecini en geç 2022 sonuna kadar tamamlaması.

Fin diplomatik kaynaklar, Haziran’da başlayan müzakerelerin yılsonuna kadar altı aylık bir süreyi tamamlayacağını, bunun da sorunların aşılması için yeterli bir zaman olduğu düşüncesini dile getiriyor.

Aynı kaynaklar, Finlandiya ve İsveç’in savunma ve dışişleri bakanlarının ekim ve kasım aylarında yapılacak NATO bakanlar toplantılarına davetli ülke statüsünde katılacaklarını anımsatarak, bütün bu platformlarda yapılacak temasların iki İskandinav ülkesiyle Türkiye arasındaki sorunların çözülmesine katkı sağlayacağı değerlendirmesini yapıyor.

İsveç ve Finlandiya’nın beklentilerinin Türkiye’de nasıl karşılık göreceği, müzakerelerde elde edilen sonuçların TBMM’de onay sürecini hangi süratte başlatacağı ileriki dönemde netlik kazanacak.

Süreç nasıl gelişti?

İsveç ve Finlandiya, ittifaka resmi başvurularını 18 Mayıs’ta yapmışlardı. Bu iki ülkenin katılım protokolleri, 30 Haziran’da toplanan NATO liderler zirvesinden sonra 5 Temmuz’da Brüksel’de imzalanmış ve katılım süreci resmen başlamıştı.

1 Ekim itibarıyla 30 NATO üyesinden 28’i İsveç ve Finlandiya’nın katılımını meclislerinde onayladılar. Sürecin tamamlanması için Türkiye ve Macaristan’ın da meclis onayını tamamlaması gerekiyor.

Finlandiya ve İsveç, AB ve NATO içerisinde “başına buyruk” bir politika izleyen Cumhurbaşkanı Viktor Orban liderliğindeki Macaristan’ın yakın zamanda onay sürecini tamamlayacağı beklentisinde.

Taraflar arasında yapılan son temaslarda bu konuda bir görüş birliğine varıldığı Helsinki ve Stockholm tarafından dile getiriliyor.

Türkiye’nin pozisyonu ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 13 Mayıs’ta yaptığı açıklamadan bu yana değişmedi.

Erdoğan, o açıklamasında, İsveç ve Finlandiya’nın başta “PKK olmak üzere terör örgütlerine ev sahipliği yaptığını” söylemiş ve bu konuda adım atmamaları durumunda Türkiye’nin bu ülkelerin ittifaka katılımına olumlu bakmayacağını söylemişti.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in de girişimleriyle Türkiye, İsveç ve Finlandiya, 29 Haziran’da Madrid’de üçlü bir protokol imzalamış ve ancak bu adımla iki ülkenin ittifaka davet edilmelerinin önü açılmıştı.

Üçlü protokole göre İsveç ve Finlandiya, “Türkiye karşıtı terör hareketlerine izin vermeyecekleri, terör gruplarının topraklarında faaliyet göstermeyecekleri sözünü vermiş, genel olarak terörizmle mücadelede” Ankara ile daha sıkı işbirliği yapacaklarını bildirmişlerdi.

Aynı zamanda “terör zanlılarının Türkiye’ye iadesi ve silah satışında kısıtlamaları kaldıracaklarını” da kaydetmişlerdi.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Akşener, Kılıçdaroğlu’nun Adaylığına Karşı Mı? CHP Lideri’nden Açıklama

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile aralarında herhangi bir sıkıntı olmadığını açıklayan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Adaylık konusunu da konuşmadık. Bunun acelesi yok. Önce ülke sorunlarını nasıl çözeceğimiz konusunu berraklaştırmamız gerekiyor” dedi ve ekledi:

“Nasıl bir yol haritası izleyeceğiz: Bu konuyu çalışıp netleştirmemiz gerekiyor. Daha önce de söylediğimiz gibi cumhurbaşkanı adayını 6’lı Masa belirleyecek. Henüz seçim takvimi bile belli değil. Seçim takvimi belli olunca 6’lı masa olarak toplanacağız ve adayımızı belirleyeceğiz.”

6’lı masada yer alan siyasi partilerin liderleri, ikinci tur görüşmelerin ilkini, 2 Ekim Pazar günü, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ev sahipliğinde gerçekleştirecek.

Görüşme öncesi CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 6’lı masaya ilişkin Halk TV yazarı Fikret Bila’ya değerlendirmelerde bulundu.

6’lı masada kriz yaratmak isteyenlerin boşuna uğraştıklarını belirten Kılıçdaroğlu “Biz 6 lider sorumluluğumuzun bilincindeyiz. Ülkeyi iktidarın getirdiği bu durumdan birlikte çıkaracağız. Bu bizim tarihi sorumluluğumuzdur. Bu sorumluluk duygusu ve bilinciyle hareket ediyoruz, etmeye devam edeceğiz” dedi.

Akşener, Kılıçdaroğlu’nun adaylığına karşı mı?

Akşener’in geçen günlerde katıldığı canlı yayın programında “6’lı masanın noter görevi olmadığı” yönündeki çıkışıyla çok konuşulmuştu.

Öte yandan Akşener’in başlangıçta, daha sert bir konuşma yapmayı planladığı, ancak bunun daha büyük sıkıntı yaratacağı düşünülerek vazgeçtiği de iddia edilmişti.

Kılıçdaroğlu, Akşener ile aralarında herhangi bir sıkıntı olup olmadığı sorusuna ise “Bir sorun yok. Yandaş medya bir kriz varmış gibi yansıtıyor ama bir kriz yok. Biz ortak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Meral Hanım, soru sorulunca daha önce mutabakata vardığımız ilkeleri söyledi. Ancak bizim aramızda en küçük bir sorun yok” yanıtını verdi.

Adaylık konusunu konuşmadıklarını belirten Kılıçdaroğlu şöyle devam etti:

“Adaylık konusunu da konuşmadık. Bunun acelesi yok. Önce ülke sorunlarını nasıl çözeceğimiz konusunu berraklaştırmamız gerekiyor. Nasıl bir yol haritası izleyeceğiz: Bu konuyu çalışıp netleştirmemiz gerekiyor. Daha önce de söylediğimiz gibi cumhurbaşkanı adayını 6’lı Masa belirleyecek. Henüz seçim takvimi bile belli değil. Seçim takvimi belli olunca 6’lı masa olarak toplanacağız ve adayımızı belirleyeceğiz.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Ülkenin İyi Yönetilmediğini Düşünenlerin Oranı Yüzde 69.5

BUPAR Araştırma’nın “sizce ülke iyi yönetiliyor mu” sorusuna yurttaşların yüzde 69.5’i “hayır” yanıtını verirken, yüzde 24’ü “evet” yanıtını verdi. Katılımcıların yüzde 6.5’i ise cevap vermek istemediğini belirtti.

Katılımcılara bu soruların yanında “2022’de Cumhur İttifakı bileşenleri mi yoksa Millet İttifakı bileşenleri mi daha fazla ülke sorunları ile ilgilendi?” diye soruldu. Buna göre, yüzde 63.5 “Millet İttifakı”, yüzde 27.5 “Cumhur İttifakı” dedi. Katılımcılarım yüzde 9’una göre ise “hiçbiri” sorunlarla ilgili değil.

BUPAR Araştırma, yurt genelinde dokuz ilde yüz yüze görüşme yöntemiyle 10 Eylül-29 Eylül tarihlerini kapsayan bir anket gerçekleştirdi. 3 bin 500 kişi ile yapılan ankette ülke gündemine ilişkin sorular soruldu. Katılımcılara ilk olarak “Geçinebiliyor musunuz” diye soruldu. Buna göre “Hayır borçlandım” diyenlerin oranı yüzde 80.5, “Geçinebiliyorum” diyenler yüzde 14.5, “Tasarruf yapabiliyorum” diyenlerin oranıysa yalnızca yüzde 5 oldu.

“Sizce ülke iyi yönetiliyor mu” sorusuna yurttaşların yüzde 69.5’i “Hayır” yanıtını verirken, yüzde 24’ü “Evet” yanıtını verdi. Katılımcıların yüzde 6.5’i ise cevap vermek istemediğini belirtti. Katılımcılara bu soruların yanında “2022’de Cumhur İttifakı bileşenleri mi yoksa Millet İttifakı bileşenleri mi daha fazla ülke sorunları ile ilgilendi?” diye soruldu. Buna göre, yüzde 63.5 “Millet İttifakı”, yüzde 27.5 “Cumhur İttifakı” dedi. Katılımcılarım yüzde 9’una göre ise “Hiçbiri” sorunlarla ilgili değil.

Cumhur’un adayı yüzde 35.5

2023 yılında yapılması planlanan seçimler de gündemdeki yerini gün geçtikçe artırıyor. Ankette de katılımcılara “2023’te yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimini hangi ittifakın adayı kazanır?” sorusu yöneltildi. Yanıtlara göre yurttaşların yüzde 60’ı “Millet İttifakı” derken, yüzde 35.5 “Cumhur İttifakı” dedi. “Bilmiyorum” diyenlerin oranı ise yüzde 4.5 oldu.

Ankette “İlk defa oy kullanacak genç seçmenler hangi ittifakın adayına oy verirler?” sorusuna gelen yanıtlar şu şekilde oldu: Yüzde 65 “Millet İttifakı”, yüzde 25 “Cumhur İttifakı”, yüzde 10 “Bilmiyorum. Gençlerin ne yapacağı belli olmaz” dedi.

‘Koşullar düzelir’

“2023’te yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminde Recep Tayyip Erdoğan tekrar cumhurbaşkanı seçilse ülkenin koşulları daha iyi olur mu” sorusuna katılımcıların yüzde 55’inin “Hayır” yanıtını vermesi dikkat çekti. Yurttaşların yalnızca yüzde 31’i “Evet” derken, yüzde 14’ü “Bilmiyorum” diye belirtti. “2023’te yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminde Millet İttifakı adayı cumhurbaşkanı seçilse ülkenin koşulları daha iyi olur mu?” sorusuna katılımcıların yüzde 55’i “Evet”, yüzde 40’ı “Hayır” yüzde 5’i ise “Bilmiyorum” dedi.

“Başkanlık sistemi ülkenin sorunlarına çözüm oldu mu” sorusuna katılımcıların yüzde 65’i “Hayır”, yüzde 15’i “Evet”, yüzde 20’si ise “Bilmiyorum” dedi. “2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sadece iki aday olsa biri Recep Tayyip Erdoğan diğeri beğendiğiniz birisi olsa kime oy verirsiniz?” sorusuna “Erdoğan’ın rakibi kim ise ona oy veririm. Kim olduğu önemli değil” diyenlerin oranı yüzde 45, “Her koşulda Erdoğan’a oy veririm” diyenlerin oranı yüzde 30, “Adayın kim olacağına bağlı. O günün koşullarına bağlı” diyenlerin oranı ise yüzde 25 olarak hesaplandı.

‘Ekonomik durum etkiliyor’

Anket sonuçlarını Cumhuriyet’e değerlendiren BUPAR Araştırma Şirketi Başkanı Erdal Akaltun şunları kaydetti:

“Ekonomik sorunların büyüklüğü ülkenin iyi yönetilmediği kanaatini yaygın bir algıya dönüştürdü. İktidarın bilhassa döviz kurlarındaki ve enflasyondaki düşüş tahminlerinin gerçekleşmemesi ülkenin iyi yönetilmediğine dair kanaati artırdı. Vatandaşlar ülke yönetiminin iyi olup olmadığını, yaşadıkları ekonomik, sosyal ve siyasi sorunlar ile özdeşleştirdi. Muhalefet partilerinin ülke genelinde yapmış oldukları ziyaretler ve buradaki sorunları ülke gündemine taşıma çabaları vatandaştan beğeni gördü.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu-Babacan Görüşmesi: Önce Kural Sonra Aday

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmede, “Önce kurallar ve yol haritası sonra aday”, “5 lidere cumhurbaşkanı yardımcılığı” istemlerini gündeme getirdi.

Kılıçdaroğlu’nun İYİ Parti lideri Akşener’le yaptığı görüşmede ise Akşener’in TV’de yaptığı, “6’lı masa noter değil, doğru adayı bulmamız lazım. Ciddi endişelerim var” açıklamasının gündeme gelip gelmediği merak ediliyordu.

CHP kulislerine yansıyan bilgilere göre, görüşmede “bu söyleme ilişkin bir diyalog olmadı.” Akşener’in, “Ortak aday konusunu 6’lı masanın kararına Kılıçdaroğlu bağlamak istedi” ifadesi de görüşme öncesi tartışılan bir diğer konu başlığıydı.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem mutabakatını imzalayan CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, DEVA Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa, ikinci tur görüşmelerin ilkini, 2 Ekim Pazar günü, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ev sahipliğinde gerçekleştirecek.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun Altılı Masa’nın ikinci tur görüşmeleri öncesinde yaptığı lider ziyaretleri önceki gün tamamlandı.

Cumhuriyet’ten Sertaç Eş’in haberine göre, Kılıçdaroğlu’nun Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’yla görüşmeleri sorunsuz geçti.

‘Ekonomi rekabeti’

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan yaklaşık 3.5 saat süren görüşmede, “Seçim birlikteliği kurallarının önceden belirlenmesi”, “6’lı masanın yol haritasının adaydan önce açıklanması”, “Seçmenin karşısına hazır ve güven veren şekilde çıkılması” ayrıca “seçimde başarılı olunması durumunda parti liderlerinin mutlaka cumhurbaşkanı yardımcılığı görevine getirilmesi” gerektiğini Kılıçdaroğlu’na aktardı. İki lider arasında bu konu konularda “tam mutabakat sağlandığı” öğrenildi.

Öte yandan oluşturulacak yol haritasında 6’lı masada yer alan “Parti kadrolarının yeni hükümette alacağı görevlerin de önceden belirlenebileceği” kaydediliyor. Bu kapsamda, “DEVA Partisi’nin özellikle ekonomi yönetimine aday olacağı ancak İYİ Parti’nin de güçlü bir ekonomi kadrosu oluşturmaya çalıştığı” biliniyor. Kadroların belirlenmesi aşamasında “iki parti arasında bir rekabet oluşabileceğine” dikkat çekiliyor.

‘Farklılık olabilir’

Kılıçdaroğlu’nun İYİ Parti lideri Akşener’le yaptığı görüşmede ise Akşener’in TV’de yaptığı, “6’lı masa noter değil, doğru adayı bulmamız lazım. Ciddi endişelerim var” açıklamasının gündeme gelip gelmediği merak ediliyordu.

CHP kulislerine yansıyan bilgilere göre, görüşmede “bu söyleme ilişkin bir diyalog olmadı.” Akşener’in, “Ortak aday konusunu 6’lı masanın kararına Kılıçdaroğlu bağlamak istedi” ifadesi de görüşme öncesi tartışılan bir diğer konu başlığıydı.

CHP’li kaynaklar, bu açıklamanın “İYİ Parti’de cumhurbaşkanı adayının 6’lı masa yerine CHP ve İYİ Parti tarafından belirlenmesi yönünde bir eğilim” olabileceğini kaydediyor. Söz konusu yaklaşımın “İYİ Parti’nin elini güçlendirme amaçlı olabileceği ve bu tür yaklaşım farklılıklarının normal karşılanabileceğini” ifade ediyor.

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener Kurmaylarını Topladı: Mansur Yavaş Detayı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa, ikinci turun ilk görüşmesini pazar günü (2 Ekim) CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun ev sahipliğinde yapacak.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Meclis açılışı ve Altılı Masa zirvesi öncesinde GİK üyelerini, başkanlık divanı ve milletvekillerini topladı. Akşener’in, “Mansur Yavaş’ın adını sıklıkla dile getirenlere yönelik tasfiye yapabileceği” iddia ediliyor.

İYİ Parti Tüzüğü’ne göre genel başkan ve GİK, “İki yıldan az, üç yıldan çok olmayan bir süre içerisinde” kurultayı toplamak zorunda. 2’nci Olağan Kurultayı’nı 20 Eylül 2020’de yapan İYİ Parti’de alınan kurultay kararı “olağan” olma özelliği taşıyor.

“Mansur Yavaş” ayrıntısı

Cumhuriyet’ten Gamze Kolcu’nun haberine göre, dünkü toplantıda alınan karar doğrultusunda kurultaya hazırlık çalışmaları kapsamında “ivedilikle” 3 Ekim 2022’de ilçe ve il kongreleri başlatılacak. Akşener, Mart 2022’de Başkanlık Divanı’nda yaptığı değişiklikle teşkilat başkanlığını Koray Aydın’dan alarak doğrudan kendisine bağlamış; Aydın Siyasi İşler Başkanlığı görevine getirilmişti.

İYİ Parti lideri Akşener’in “ilçe ve il kongreleriyle birlikte kendi uhdesindeki teşkilatlarda bazı köklü değişiklikler yapabileceği”, bu süreçte “cumhurbaşkanı adaylığı için Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın adını sıklıkla dile getirenlere yönelik tasfiye yapabileceği” iddia ediliyor.

Edinilen bilgiye göre, ilçe ve il kongrelerinin tamamlanmasının ardından 3’üncü Olağan Kurultay yapılacak. Akşener’in seçime yeni bir GİK ile gitmek istediği kaydedilse de “seçim sürecine girilmişken yapılacak bir kurultayın çalışmalara zarar verebileceği” yönünde de görüşler olduğu belirtiliyor.

Bunun yanı sıra ilçe ve il kongrelerinin tamamlanma sürecinin “uzaması” ya da “seçimlerin erkene alınma ihtimali” de göz önünde bulundurulduğunda büyük kurultayın seçim sonrasına bırakılabileceği de dile getiriliyor.

‘Vitrin değişebilir’

Akşener’in ilçe ve il kongreleri bittikten sonra “partisinin vitrininde değişiklik yapabileceği” de konuşuluyor. Partisini “yenilenmiş başkanlık divanı ile seçimlere götürmek istediği” kaydedilen Akşener’in, “birkaç kritik görev değişikliği yapabileceği” belirtiliyor.

Paylaşın

Meclis’e Gönderilen Fezleke Sayısı 1600’ü Aştı

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, geçen yasama yılında Meclis Başkanlığı’na 317 dokunulmazlık fezlekesi ulaştığını, 27. Dönem boyunca Meclis’e gönderilen fezleke sayısı 1600’ü aştığını söyledi. Şentop, bu sayının şimdiye kadar ulaşılmış en yüksek rakam olduğunu ifade etti.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Mustafa Şentop, Meclis’te yaptığı basın toplantısında Meclis’in yeni dönem çalışmaları ile ilgili bilgi verdi ve  gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Şentop, 5. Yasama yılında Meclis Genel Kurulu’nda 112 birleşim, 486 oturum gerçekleştirildiğini, 818 saat 50 dakika çalışma yapıldığını ve 35 bin 984 sayfa tutanak tutulduğunu söyledi.  Ayrıca Seçim Yasası değişikliğini de içeren 83 yasa teklifinin yasalaşarak yürürlüğe girdiğini belirtti.

BBC Tükçeden Ayşe Sayın’ın haberine göre; Şentop, geçen yasama yılında Meclis Başkanlığı’na 317 dokunulmazlık fezlekesi ulaştığını, 27. Dönem boyunca Meclis’e gönderilen fezleke sayısı 1600’ü aştığını söyledi. Şentop, bu sayının şimdiye kadar ulaşılmış en yüksek rakam olduğunu ifade etti.

Aydeniz’in dosyası karara bağlanacak

Şentop, HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel’in dokunulmazlığının kaldırıldığını, bir fezlekenin ise istem üzerine Cumhurbaşkanlığı’na iade edildiğini bildirdi. Şentop, bir polise tokat attığı gerekçesiyle hakkında dokunulmazlık fezlekesi düzenlenen HDP Diyarbakır Milletvekili Salihe Aydeniz’in dosyasının da yeni yasama yılının başında TBMM Genel Kurulu’na gelerek karara bağlanacağını söyledi.

Devamsız milletvekillerinin durumu

Mustafa Şentop, aralarında dokunulmazlığı kaldırılan HDP’li Semra Güzel’in de bulunduğu bazı milletvekillerinin “devamsızlık” nedeniyle milletvekilliklerinin düşürülmesinin gündeme gelip gelmeyeceğine ilişkin soru üzerine de 1 Nisan-30 Haziran 2022 tarihleri arasına ilişkin milletvekillerinin genel kurul ve komisyon çalışmalarına katılmaları ile ilgili çizelgelerin çıkarıldığını anımsattı.

Şentop, devamsızlığı saptanan milletvekillerine tebligat yapılarak mazeretlerinin sorulduğunu, bunların Başkanlık Divanı’nda değerlendirileceğini söyledi.

Şentop, “tutukluluk halinin devamsızlıktan sayılıp sayılmayacağı” yönündeki soru üzerine de bu konuda daha önce yaşanmış bir örnek olmadığını söyledi. Şentop, “Benzeri olmamış, olabileceği de düşünülmediği için mevzuatta düzenlenmemiştir, ayrı değerlendirme konusudur” diye konuştu.

‘Sosyal medya artırdı’

TBMM’deki dokunulmazlık dosyası sayısının ilk kez 1600’ün üzerine çıktığına dikkat çeken Şentop, 2016’da geçici anayasa değişikliği ile dosyaların eritildiğini anımsattı. Dosyaların Meclis’te görüşülmesinin uzun zaman alacağını kaydeden Şentop, belli kriterler düşünülerek, bazı dosyalar yönünden dokunulmazlıkların kaldırılabileceğini söyledi:

“Sosyal medya üzerinden yapılan hakaretler üzerinde bir hayli fazla fezleke olduğunu söylemek isterim. Belli kriterler düşünülerek bazı dosyalar bakımından cezanın ağırlığı suçun kamuoyunda yarattığı infial olabilir bu yöntemle dokunulmazlığın kaldırılması gerektiğini düşünüyorum.”

Yeni anayasa tartışması

Şentop, anayasa değişikliğinin gündeme gelip gelmeyeceğine ilişkin bir soru üzerinde de bazı siyasi partilerin parlamenter sisteme dönüşü savunduğunu, siyasi partiler arasında bu kadar görüş ayrılığı varken, bu dönem içinde yeni anayasa değişikliğinin gündeme gelmesini gerçekçi bulmadığını söyledi.

Şentop, ancak bir sonraki dönemde yeni anayasanın Meclis tarafından çıkarılmasının Türkiye için ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Paylaşın

Karamollaoğlu: Kazanacak Aday Üzerinden İttifak Yapmamız Lazım

SP Lideri Karamollaoğlu, katıldığı bir televizyon programında, Altılı Masa’da bugüne kadar hiç itilafın olmadığını belirterek, “Seçilme şansı en yüksek olan aday üzerinden bizim ittifak yapmamız gerekiyor” dedi ve ekledi:

“İnşallah burada bir problem olmayacak. Her siyasi parti genel başkanı kendi teklifini getirecek. Biz aday konusunu seçim tarihi ilan edilmeden konuşmayacağız. Farklı kanaatlerimiz olabilir. Ama biz adayımızı seçilecek bir aday belirleyemezsek bu yaptığımız bütün çalışmalar heba olur. Biz parlamentodaki çoğunluğu da dikkate alarak, cumhurbaşkanı olarak gösterdiğimiz kişi de seçimi kazandığında nasıl bir yönetim uygulayacağız. Bugün bunu da konuşmamız lazım.”

Karamollaoğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in “altılı masa noter değil” açıklaması için “Bunlar makul ifadelerdir. Kimse noter değil. Kimse benim dediğim olacak diye bir baskı oluşturamaz. İttifak içinde ittifaklar gerçekleşebilir” ifadelerini kullandı.

Temel Karamollaoğlu, TV5’te yayınlanan Gündem Türkiye Programında Mustafa Yılmaz’ın sorularını yanıtladı.

Altılı Masa’da bugüne kadar hiç itilafın olmadığını aktaran Karamollaoğlu, “Seçilme şansı en yüksek olan aday üzerinden bizim ittifak yapmamız gerekiyor. İnşallah burada bir problem olmayacak. Her siyasi parti genel başkanı kendi teklifini getirecek. Biz aday konusunu seçim tarihi ilan edilmeden konuşmayacağız. Farklı kanaatlerimiz olabilir. Ama biz adayımızı seçilecek bir aday belirleyemezsek bu yaptığımız bütün çalışmalar heba olur. Biz parlamentodaki çoğunluğu da dikkate alarak, cumhurbaşkanı olarak gösterdiğimiz kişi de seçimi kazandığında nasıl bir yönetim uygulayacağız. Bugün bunu da konuşmamız lazım” değerlendirmesinde bulundu.

”İttifak içinde ittifaklar gerçekleşebilir”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in “altılı masa noter değil” açıklamasını değerlendiren Karamollaoğlu, “Bunlar konuşurken makul ifadelerdir. Kimse noter değil. Kimse benim dediğim olacak diye bir baskı oluşturamaz. Bunlar gündeme gelir, görüşülür. Elbette kazanacak bir aday olması gerekiyor. Biz bu bütün meseleleri masada konuşup, karara bağlamalıyız. Akşener’in açıklamalarında bir itiraz görmedim. İttifak içinde ittifaklar gerçekleşebilir ve gerçekleşmesinde fayda da vardır” şeklinde konuştu.

Karamollaoğlu, Cumhur İttifakı ile ilgili de şunları kaydetti:

“Sayın Erdoğan’ın da Cumhur İttifakı’nın da Türk siyasi hayatını kirlettikleri kanaatindeyim. İftira, yalan, hakaret. Bütün politikaları bunun üzerine inşa edilmiş. İftira etmede hiçbir tereddüt görmüyorlar. Yalan söylemekten de hiç çekinmiyorlar ama hakarete gelince, hazineleri çok geniş. Farkında değiller. Hakaret eden bir insan, aslında kendini tarif eder… ‘Zillet İttifaki’ diyorlar sen zilletin içinde çürümüşsün, yok olmuşsun. Bu yaklaşımı benimseyenler iflah olmaz.”

“ABD ‘Suriye’ye girin’ dedi, biz de girdik”

‘Türkiye’nin şu an şahsiyetli bir dış politika uygulayamadığını’ söyleyen Karamollaoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

“Savruluyor Türkiye. Şahsiyetli bir dış politika izleyemiyor. 20 yıl önce izledikleri politikaları bir düşünelim, bir de bugünü düşünelim. Dağlar kadar fark var. Amerika Birleşik Devletleri’yle anlaştı. Irak’la harbe tutuştuk. Irak’taki zulme destek verdik. Amerika Birleşik Devletleri Suriye’ye girin dediği için biz Suriye’ye girdik. Bunun hiç başka türlü izahı yok. Biz kendi ideallerimizi prensiplerimizi tatbikata koyamadık. İsrail Başbakanı’nı Cumhurbaşkanı’nı meclisimizde alkışlattık. Ve ileri sürdüğümüz bütün fikirler havada kaldı.

Şahsiyetli bir dış politika uygulayamadık. Neden? Çünkü bizim şahsiyetli dış politika uygulayacak bir Maalesef şu anda gücümüz yok. Dış politikada etkili olabilmek elbette prensiplere bağlı olarak hareket etmeye bağlıdır. Siz düşünün.

2 binli yılların ortasında biz Annan Planı’nı Avrupa Birliği’ne üye olmak için bize dayattılar, biz AK Parti ile Kıbrıs’ta Türk Cumhuriyeti’nde birbirimizle mücadele ettik. Allah rahmet eylesin. Oya Hanım başkanlığında bir heyeti göndermiştik. Onlar sakın Annan Planı’na evet demeyin diye çaba gösterdiler. Hükümet de ya bu bizim kurtuluşumuz dediler. Sonunda Rumlar bir hata yaptı kendi yönlerinden ama bize o fırsat vermiş oldu. Böylece Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti diye bugün övünmeye çalıştıkları bir cumhuriyet var.”

Paylaşın

İsveç, Türkiye’ye Yönelik Silah Satışının Önündeki Sınırlamaları Kaldırdı

İsveç Devlet Silah İhracat Kontrol Dairesi (ISP), Türkiye’ye silah ihracatı ambargosunu kaldırdıklarını açıkladı. Açıklamada, askeri silah ve teçhizatın yanı sıra elektronik ve teknoloji alanlarındaki ürünler için de bu kararın geçerli olduğu vurgulandı.

Haber Merkezi / ISP’nin açıklamasında, Türkiye’ye yeniden ihracata izin verme kararının İsveç’in Türkiye’nin de üye olduğu NATO’ya başvuru yapmasından dolayı alındığı belirtildi.

ISP Başkanı Karl Evertsson, İsveç’in NATO’ya üyelik başvurusu konusunda Türkiye ile yürütülen müzakerelere ilişkin Expressen gazetesine 29 Mayıs’ta açıklamada bulunmuştu.

“Türkiye’nin silahlarımıza ihtiyacı yok”

İsveç savunma komisyonunun talep ettiği koşullarda silah ihracatı yaptıklarını kaydeden Evertsson, “Türkiye’nin şu an bizim silahlarımıza ihtiyacı yok. Bizden silah almıyorlar. Savunma komisyonundan gelen uygulamaları duruma göre değerlendiriyoruz. Türkiye’ye bugünkü koşullarda silah satabiliriz” demişti.

İsveç Türkiye’nin 2019’da Suriye’nin kuzey doğusunda gerçekleştirdiği askeri operasyona tepki olarak silah satışını askıya almıştı.

28 Haziran’da Madrid’deki zirvede İsveç ve Finlandiya, Türkiye’nin veto tehdidini kaldırması şartıyla, bu satışların önünü yeniden açacak değişikliği yapma taahhüdü vermişti.

İsveç’in askeri malzeme satış izinlerini düzenleyen ISP isimli kurum, gizlilik gereği hangi ürünlerin onay kapsamında yer aldığını açıklamadı.

İki (İsveç ve Finlandiya) ülkenin üyeliği gündemiyle yapılan tarih NATO zirvesinde, “Türkiye, Finlandiya ve İsveç aralarında artık hiçbir milli silah ambargosu bulunmadığını teyit ederler.” ifadesi sonuç muhtırasında yer almıştı.

Paylaşın