Kılıçdaroğlu Saat Vermişti; Beklenen Açıklamasını Yaptı

‘Bu akşam saat 21.00’de buluşalım’ çağrısı yapan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, beklenen açıklamasını sosyal medya hesabından “sosyal medyadan yayınladığı video” notunu düştüğü bir video ile yaptı.

Kılıçdaroğlu, açıklamasında, “Türkiye’yi barıştırma yolu zor ve engebeli bir yol. Ve bu yolda hep beraber yürümek zorundayız. Bu yaralardan biri de başörtüsü mevzusu. Burada bizim de yanlışlarımız oldu geçmişte. Ama değişmeyi, öğrenmeyi bildik. Şimdi bir sonraki aşamaya geçme zamanı” dedi ve ekledi:

“Bu meseleyi toplum olarak aşma, geride bırakma zamanı. Konuyu, devlet ciddiyetiyle çözme ve siyasetçilerin iki dudağı arasından çıkarma zamanı. Evrensel hukuk ilkeleriyle uyum içinde bir kanuni çerçeve oluşturduk. Kadınlara giyim kuşamını siyasetin tekelinden çıkartıyoruz. Bu hakkı yasal güvenceye alacağız. Bunu bir tartışma konusu olmaktan tümüyle çıkartacağız.

Yarın itibariyle bu yarayı sonsuza kadar kapatacak adımı atıyoruz. Kanun teklifimizi, grup toplantısından hemen sonra, TBMM’ye sunacağız. CHP Grubu, eksiksiz, amasız, fakatsız ve yüreklice bu kanunun arkasında duracaktır. Saray’ın da samimiyet turnusolu bu. Bakalım onların tutumu ne olacak.”

CHP Lideri Kılıçdaroğlu videoda yaptığı açıklamasında şunları ifade etti:

“Biliyorsunuz, uzun süredir ülkenin yaralarını kapatmaktan ve artık ülkenin geleceğine güvenle bakmaktan bahsediyorum. Çok açık yaralar var. Ve bu yaralar bizi hep geçmişe tutsak ediyor. İktidar olduğumuzda devletin atacağı adımları şimdiden anlatmaya çalışıyorum.

Helalleşme, aslında tam da bu. Halkımız birbirine düşürülmekten yorgun düştü. Kutuplaştırdılar, ayrıştırdılar, kamplaştırdılar. Adeta düşmanlaştırdılar. Oysa, devlet yaraları kapatacak ki, millet olarak dünya ile rekabete odaklanalım, büyüyelim, gelişelim. Her kapanan yara bizi birleştirecek, güçlendirecek ve ülkenin rekabet gücünü artıracak. Her adım huzurlu, refah içinde büyüyen bir Türkiye demek. Bunu için ben ucu nereye varacaksa varsın, bu yaraları kapatmaya kararlıyım.

Biliyorsunuz geçen hafta yol arkadaşlarıma ‘Yanımda mısınız?’ diye sordum. Çünkü bu yaraları kapatmak cesaret istiyor, cüret istiyor, gönül istiyor, gözü peklik istiyor. Gelecekte gençlerimiz bu sorunlarla boğuşmasın, daha fazla enerji kaybetmesin, kimsenin kalbi kırılmasın, kimsenin gönlünde bir yara açılmasın diye bazen oy kaybetmeyi bile göze almak gerekiyor.”

Özetle bu yol, yürek istiyor. Siyaseten büyük yürek istiyor. Türkiye’yi barıştırma yolu zor ve engebeli bir yol. Ve bu yolda hep beraber yürümek zorundayız. Bu yaralardan biri de başörtüsü mevzusu. Burada bizim de yanlışlarımız oldu geçmişte. Ama değişmeyi, öğrenmeyi bildik. Şimdi bir sonraki aşamaya geçme zamanı.

Bu meseleyi toplum olarak aşma, geride bırakma zamanı. Konuyu, devlet ciddiyetiyle çözme ve siyasetçilerin iki dudağı arasından çıkarma zamanı. Evrensel hukuk ilkeleriyle uyum içinde bir kanuni çerçeve oluşturduk. Kadınlara giyim kuşamını siyasetin tekelinden çıkartıyoruz. Bu hakkı yasal güvenceye alacağız. Bunu bir tartışma konusu olmaktan tümüyle çıkartacağız.

Yarın itibariyle bu yarayı sonsuza kadar kapatacak adımı atıyoruz. Kanun teklifimizi, grup toplantısından hemen sonra, TBMM’ye sunacağız. CHP Grubu, eksiksiz, amasız, fakatsız ve yüreklice bu kanunun arkasında duracaktır.

Saray’ın da samimiyet turnusolu bu. Bakalım onların tutumu ne olacak. Türkiye’nin yaralarını bir bir kapatma konusunda yol arkadaşlarım benimle. Türkiye’nin birçok kanayan yarasını kapatma konusunda da biz daha cesur olacağız. Bundan en ufak bir şüphem yok.

Ve sevgili halkım; bu zor ama zor olduğu kadar da hakiki olan yolculukta sizi de yanımda görmek istiyorum, iyi akşamlar.”

Paylaşın

34 Vekile Ait 65 Dokunulmazlık Fezlekesi TBMM’de

Aralarında Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Ahmet Şık, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Salihe Aydeniz, CHP grup başkanvekilleri ve çok sayıda HDP’li milletvekilinin yer aldığı 34 milletvekili hakkında 65 dokunulmazlık fezlekesi Anayasa ve Adalet Komisyonu üyelerinden kurulu Karma Komisyon’a havale edildi.

Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Tezkereleri, Meclis Başkanlığı tarafından “gelen kağıtlar” listesinde yayımlanarak Anayasa ve Adalet Komisyonu üyelerinden kurulu Karma Komisyon’a gönderildi. Gelen fezlekeler arasında Salihe Aydeniz ve Remziye Tosun’un 6, Semra Güzel’in 5, Berdan Öztürk’ün 4, Dersim Dağ, Dirayet Dilan Taşdemir, Murat Sarısaç ve Ahmet Şık’ın 3, Engin Özkoç, Utku Çakırözer, Alican Önlü, Ayşe Acar Başaran, Ömer Öcalan ile İmam Taşçıer’in 2 dosyası bulunuyor.

TBMM’ye sunulan fezleke listesindeki milletvekillerinin isimleri şöyle:

“Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı ve Diyarbakır Milletvekili Salihe Aydeniz, CHP Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Özgür Özel, CHP Grup Başkanvekili ve Sakarya Milletvekili Engin Özkoç, CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, CHP Ankara Milletvekili Ahmet Haluk Koç, CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, HDP Diyarbakır Milletvekilleri Dersim Dağ, Remziye Tosun, Semra Güzel ve İmam Taşçıer, HDP Batman Milletvekilleri Feleknas Uca ve Ayşe Acar Başaran, HDP Şanlıurfa Milletvekili Ömer Öcalan, HDP Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir, HDP Mardin Milletvekili Pero Dundar, HDP Van Milletvekilleri Tayip Temel, Murat Sarısaç ve Sezai Temelli, HDP Ağrı Milletvekili Berdan Öztürk, HDP Iğdır Milletvekili Habip Eksik, HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, HDP Mersin Milletvekilleri Fatma Kurtulan ve Rıdvan Turan, HDP Hakkari Milletvekili Sait Dede, HDP Mardin Milletvekili Ebrü Günay, HDP Şanlıurfa Milletvekili Nusrettin Maçin, HDP Tunceli Milletvekili Alican Önlü, HDP Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz, Bağımsız İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, AKP Balıkesir Milletvekili İsmail Ok, AKP Van Milletvekili Abdulahat Arvas.”

Gelen fezlekeler arasında Salihe Aydeniz ve Remziye Tosun’un 6, Semra Güzel’in 5, Berdan Öztürk’ün 4, Dersim Dağ, Dirayet Dilan Taşdemir, Murat Sarısaç ve Ahmet Şık’ın 3, Engin Özkoç, Utku Çakırözer, Alican Önlü, Ayşe Acar Başaran, Ömer Öcalan ile İmam Taşçıer’in 2 dosyası bulunuyor.

Süreç nasıl işliyor?

Hakkında suç isnadı bulunan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmamasına ilişkin talepler, Adalet Bakanlığına sunuluyor. Bakanlık, talebi gerekçeli bir yazıyla Cumhurbaşkanlığına, Cumhurbaşkanlığı ise TBMM Başkanlığına iletiyor.

Meclis Başkanlığına gelen fezlekelerin gündeme alınmasındaki süreç, İçtüzüğe göre işliyor. Milletvekili dokunulmazlığı, İçtüzüğün “Yasama Dokunulmazlığı ve Üyeliğin Düşmesi” başlıklı dokuzuncu kısmının “yasama dokunulmazlığı” alt başlıklı birinci bölümünde düzenleniyor.

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması hakkındaki istemler, TBMM Başkanlığınca “Gelen Kağıtlar” listesinde yayınlanarak Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona havale ediliyor.

Söz konusu fezleke ile Meclis’teki mevcut fezlekeler, sevk edildikleri Karma Komisyonda bekletilebiliyor ya da komisyonda gündeme alınabiliyor. Fezlekelerin gündeme alınması halinde süreç başlıyor. Karma Komisyon toplanıyor ve hangi fezlekeye ait dosyayı değerlendireceğine karar veriyor.

Hazırlık Komisyonu kuruluyor

Hazırlık Komisyonu, kurulduğu andan itibaren en geç 1 ay içinde dosyayı inceleyerek raporunu hazırlıyor. Bu komisyon bütün kağıtları inceleyip gerekirse o milletvekilini dinliyor ancak tanık dinleyemiyor.

Hazırlık Komisyonu, yasama dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar alırsa dosya Karma Komisyona havale ediliyor. Karma Komisyon da 1 ay içinde Hazırlık Komisyonu raporunu ve eklerini görüşerek sonuçlandırıyor.

Karma Komisyon, dokunulmazlığın kaldırılmasına veya kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar veriyor.

Karma Komisyon kovuşturmanın ertelenmesini kararlaştırmışsa bu yöndeki raporu Genel Kurulda okunarak bilgiye sunuluyor. Bu rapora milletvekilleri tarafından 10 gün içinde itiraz edilmezse kesinleşiyor, itiraz edilmesi halinde ise rapor Genel Kurul gündemine alınıyor. İtiraz edilmeyen dosyalar Cumhurbaşkanlığına gönderiliyor.

Dokunulmazlığın kaldırılması yönündeki Karma Komisyon raporları, doğrudan Genel Kurul gündemine giriyor. Genel Kurul, raporu kabul ederek dokunulmazlığın kaldırılmasını kararlaştırabileceği gibi, raporu reddederek yargılamanın dönem sonuna ertelenmesine de karar verebiliyor.

Kovuşturma ertelenmiş ve bu karar Genel Kurulca kaldırılmamış ise dönem yenilenmiş olsa bile milletvekilliği sıfatı devam ettiği sürece ilgili hakkında kovuşturma yapılamıyor.

Genel Kurul aşaması

Milletvekillerine dağıtılan Karma Komisyon raporu, Genel Kurulda okunarak görüşülüyor. Biri lehte diğeri de aleyhte olmak üzere, iki milletvekili rapor üzerinde konuşma yapıyor.

Fezlekesi olan milletvekili isterse Hazırlık Komisyonunda, Karma Komisyonda veya Genel Kurulda kendi savunmasını yapabiliyor ya da başka bir milletvekili arkadaşına savunma yapması için bu hakkını verebiliyor.

Söz ve savunma talebi yoksa görüşmeler tamamlanıyor. Daha sonra Karma Komisyonun yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair raporu oylamaya sunuluyor. Genel uygulamaya göre açık oylama yapılıyor. Genel Kurulda dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin oylamada, karar yeter sayısı (151) yeterli oluyor.

Her dosya için ayrı oylama yapılıyor

Genel Kuruldaki oylamada, her milletvekili ve fezleke için ayrı oylama yapılıyor. Bir milletvekili hakkında iki dosya varsa iki dosya ayrı ayrı oylanıp karara bağlanıyor. Dokunulmazlık hangi dosya hakkında kaldırıldıysa yalnızca o fezleke hakkında yargılama yapılabiliyor. Milletvekilinin dönem sonuna bırakılan dosyası hakkındaki dokunulmazlığı devam ediyor.

Genel Kurul kararından sonra milletvekilinin dokunulmazlığı, söz konusu dosya için kaldırılmış oluyor.

Meclis Başkanlığı, dosyayı Cumhurbaşkanlığı aracılığıyla Adalet Bakanlığına gönderiyor. Bakanlık da dokunulmazlığı kaldırılan milletvekili hakkında gereğinin yapılması için dosyası ilgili savcılığa havale ediyor.

Savcılık da dosyanın ulaşmasının ardından soruşturmaya kaldığı yerden devam ediyor, söz konusu milletvekilini tutuklanması talebiyle mahkemeye de sevk edebiliyor ya da tutuksuz olarak yargılanmasına da devam edebiliyor.

Dokunulmazlık kalkıyor, vekillik devam ediyor

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kalkmasıyla milletvekilliği düşmüyor, devam ediyor. Milletvekili maaşını alıyor ve diğer sosyal haklarından yararlanıyor. Tutuklanmamışsa Meclise gelerek yasama çalışmalarına da katılabiliyor.

Ancak milletvekili hakkındaki ceza kesinleştikten sonra Genel Kurulda okunuyor ve o zaman milletvekilliği düşürülüyor.

Milletvekilinin yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine karar verilmesi halinde, Genel Kurul kararının alındığı tarihten itibaren 7 gün içinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptal için Anayasa Mahkemesine başvurabiliyor. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini 15 gün içinde kesin karara bağlıyor.

Paylaşın

Demirtaş’tan ‘Ayrışma’ Polemiklerine Dikkat Çeken Yanıt

Son dönemde gündem olan Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Kürt siyaseti ile ilgili ‘ayrışma’ polemiklerine yanıt veren Demirtaş, “halkımız ve dostlarımız gönüllerini ferah tutsunlar” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Halen Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, son dönemde yaşanan HDP ve Kürt siyaseti arasında ‘ayrışma’ polemikleriyle ilgili sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu.

“Halkımız ve dostlarımız gönüllerini ferah tutsunlar” diyen Demirtaş’ın açıklamaları şöyle;

“Biz demokratik siyasette ısrarcıyız” söyleminden, HDP’den ve Kürt siyasetinden “ayrışma” polemiği çıkarmak çok zorlama bir çabadır, tamamen anlamsızdır.

Halkımız da tüm çevreler de şundan emin olsunlar ki, biz hep birlikte demokrasi ve özgürlük mücadelesini büyüteceğiz.

Halkımız ve dostlarımız gönüllerini ferah tutsunlar, karşıtlarımız da başka kapıya baksınlar, onlara burdan ekmek çıkmaz.

Mücadelemize zarar verecek hiçbir tartışmanın tarafı olmadan sadece HDP’yi ve kazanımlarımızı büyütmeye yoğunlaşalım.”

Paylaşın

Dikkat Çeken Analiz: Dip Dalgadan Beslenen ‘Sol İttifaklar’

Ekonomik sorunların sınıfsal bir kutuplaşma da yarattığına dikkat çeken Bekir Ağırdır, sınıfsal yapısı gereği “kapsayıcı olamayan Altılı Masa” ile bileşenleri sebebiyle “yeniyi kurma sürecinin aktörü olmaya aday Emek ve Özgürlük İttifakı”nın ortak aday belirlemelerinin Türkiye’nin önünde tarihi bir fırsat olacağını belirtti.

Ağırdır, yazısında, tüm dünyada otoriter yönetimlere karşı gelişen itirazların “bir iddiaya dayanan örgütlülük önderliğinde gelişmiyorsa” hüsranla sonuçlandığını yazdı.

Bekir Ağırdır’ın Gazete Oksijen’de yayınlanan “Türkiye’nin önündeki tarihi fırsat” başlıklı yazısının ilgili bölümü şöyle:

“Siyasi alanda Altılı Masa yanı sıra iki yeni ittifak daha oluştu ve kamuoyuna açıklandı. İki hafta önce sol, sosyalist, komünist partilerin bir araya gelerek oluşturduğu Sosyalist Güç Birliği kuruldu. Geçen hafta HDP’nin öncülük ettiği yine sol partilerin dahil olduğu Emek ve Özgürlük İttifakı (EÖİ) kuruluşunu ilan etti. Hâlâ da ilan edilen ittifakların dışında kalan Zafer Partisi, Memleket Partisi, Yeniden Refah Partisi gibi diğer partilerin içlerinde olacağı yeni ittifaklar mümkün görünüyor.

Başkanlık sistemi ve yüzde 50+1 oy gerekliliği, yüzde 7 seçim barajı gibi nedenlerle seçimler için sistem değişmediği sürece bu türden ittifaklar kaçınılmaz hale gelecek. Belki sistem değişmez ise siyaset bu ittifaklar üzerinden yeni bir konsolidasyon süreci yaşayacak.

Ama oy potansiyelini de dikkate alarak Emek ve Özgürlük İttifakı’nın (EÖİ) seçimlerin sonucunu ve sonrasındaki yaşanacakları belirleme potansiyeli en yüksek oluşum olduğu da dikkat çekiyor. Demokratikleşme, laiklik, adil ekonomi gibi itirazlardan öte kapsamlı bir hedefler bildirgesi de yayınlayan ittifak HDP’nin yüzde 13’lük oy potansiyeli nedeniyle başlarken bile yeniyi kurma sürecinin bir aktörü olmaya aday olarak başlıyor.

Altılı Masa’nın en önemli handikaplarından birisi ideolojik olarak beşi geleneksel sağ biri sosyal demokrat olduklarını söyleseler de devlet-yurttaş ikileminde devletçi oluşları. Yurttaş öncelikli bakmadıkları için de Kürtler, emek-kadın-yeşil hareketlerine karşı kapsayıcı bir siyaset üretememiş olmaları, sivil topluma mesafeli oluşları ve sivil toplumun bilgi, maharet ve enerjisinden beslenme damarlarının tıkanıklığı da bir başka handikaplarıydı.

Bu kapsayıcılık eksikliği ve beslenme tıkanıklığı yalnızca seçimi kazanma sürecinde değil, asıl seçimin ardından yeniyi kurma sürecinde toplumun ihtiyaç ve taleplerini anlamak, kapsamak konusunda da önemli bir eksikliğe işaret ediyordu.

Halbuki pandemi, ardından gelen ve hâlâ süren büyük ekonomik tufan, rejimin keyfiliği, otoriterliği, hoyratlığı gibi bir dizi nedenle toplumsal bir dip dalga yaşanıyor. Ülkenin uzun süredir akli ve ruhi esaretine kapıldığı kutuplaşma ve kimliklere sıkışmanın harareti düşerken sınıfsal gerilim tekrar yükseliyor.

Ekonomik buhran karşısındaki çaresizliği deneyimledikçe toplum meselenin inanç farklılığı, etnik aidiyet ya da hayat tarzı meselesi olmaktan da öte yoksulluk meselesi olduğunu kavrıyor her gün. Yalnızca gelir adaletinin olmadığını değil, yanı sıra eğitimde ya da istihdamda fırsat adaletinin de olmadığını görüyor gençler. Hayatlarına dair kararlara katılamadıklarını görüyor her gün kadınlar ve gençler. Kendi seçtikleri siyasetçiler, belediye başkanları görevden alınır, tutuklanırlarken tanınma adaletinin olmadığını bir kez daha deneyimliyor Kürtler.

Terse dönen, dipte kabaran bir şey var. Büyük bir rahatsızlık var ve insanlar ilk kez o rahatsızlığın sadece kimlik farklılıklarından kaynaklanmadığını, ekonomik bir mesele olduğunu hissediyorlar artık. Kültürel kimlik eksenli kutuplaşmanın da siyasal kutuplaşmanın da yanı sıra yeniden sınıfsal kutuplaşma yükseliyor ve bunun siyasette önemli yansımaları olacak.

Altılı Masa henüz bu dinamiği kavramış ve buna uygun siyaseti üretiyor gibi görünmüyor. EİÖ’nin fırsatı hatta sol ittifakın da fırsatı bu dip dalgadan besleniyor. Bu toplumsal dinamik diğer yandan HDP’nin Türkiyelileşme fırsatını da güçlendirebilir.

Eğer bu ittifakların tümü cumhurbaşkanlığı seçiminde tek adayda uzlaşabilirler ve milletvekili seçimleri için siyasi rekabeti doğru kurgulayabilirlerse ülke bir tarihi fırsat yakalayabilir. Bu fırsat cumhurbaşkanının kim olacağından öte, yeni anayasanın tartışılacağı, biçimleneceği Meclis’te ülkenin tüm kültürel ve sınıfsal kesimlerinin en yüksek biçimde temsil edilebilmesinin zemini oluşabilir.

Eğer seçim süreci yeni dönemin, yeni sistemin tartışılması, bu tartışma süreçleriyle büyük toplumsal uzlaşmanın üretilebilmesi yönünde her parti ve ittifakın yeni bir siyaset tarzı, dili oluşturması süreci şeklinde yaşanabilirse ülke yıkımı yeniyi kurma sürecine çevirebilmek yönünde çok olumlu bir fırsat yakalayabilir.

Siyasi aktörler, liderler ve cumhurbaşkanı adayı bu sorumluluğu yerine getirebilecek mahareti geliştirebilecekler, yeni bir siyaset tarzı, stratejisi üretebilecekler mi yoksa Fransa ve İtalya’daki gibi çok yüksek seçimlere katılmama ya da Macaristan ve Şili gibi geri dönüşler mi yaşanacak göreceğiz.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Gazeteciler ‘Dezenformasyon Yasası’nın Geri Çekilmesi İçin Dilekçe Verdi

Basın meslek örgütleri, geçen yasama döneminde AK Parti ve MHP milletvekilleri tarafından “dezenformasyonla mücadele” gerekçesiyle hazırlanan ve yarın TBMM’ye sunulması beklenen düzenlemeyi eylem ve açıklamalarla protesto etmeye devam ediyor.

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), bugün farklı illerde basın açıklaması ile teklifin geri çekilmesi çağrısı yaptı. Bu çerçevede gazeteciler, teklifin geri çekilmesi talebiyle ortak dilekçe metnini imzalayarak TBMM Başkanı Mustafa Şentop ile AK Parti, MHP, CHP, HDP ve İYİ Parti grup başkanlıklarına iletti.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın aktardığına göre ortak dilekçede özetle şu görüşe yer verildi:

“Bu teklif, bizi sessiz ve nefessiz bırakmak niyetinde bir sansür düzenlemesidir. Öncelikle her ne kadar teklifle internet medyasında çalışan gazetecilerin yıllardır çabaladığımız meşru talepleri tesis ediliyormuş gibi görünse de bu hakların arkasına eklenen tehlikelerin bilincinde olduğumuzu vurgulamak isteriz. Teklifin 29. maddesiyle Türk Ceza Kanunu’na 217/A maddesi olarak eklenmesi planlanan ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçu muğlaktır, sübjektif değerlendirmelere açıktır. Zamana, kişilere ve koşullara bağlı olarak her uygulamacı tarafından farklı yorumlanması muhtemel bu düzenlemeyle, yalnızca gazeteciler değil tüm toplum ciddi bir cezai tehdit ile karşı karşıya bırakılmakta, ifade ve basın özgürlüğü yok edilmektedir.”

Dilekçeleri iletmek için beraberindeki gazetecilerle birlikte Meclis’te açıklama yapan TGS Ankara Şube Başkanı Sibel Hürtaş da teklifin geri çekilmesini istedi:

“Tarihin en büyük karartma girişimi ile karşı karşıyayız. Dezenformasyon yasası adı altında getirdikleri sansür yasasına karşı bugünden itibaren her yerde, her alanda mücadele yürüteceğimizi söylüyoruz. Bu sansür yasası her yönüyle Anayasa’ya aykırıdır. Sayın Meclis Başkanı Mustafa Şentop Macaristan örneğini verdi, sansür yasasını getirirken. Lütfen seçim hesaplarınıza basın özgürlüğünü alet etmeyin. Bu sansür yasasını geri çekin.”

Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, geçen yasama döneminde AK Parti ve MHP’li milletvekillerinin imzalarıyla Meclise sunulmuş, Adalet Komisyonu’nda tartışmalar eşliğinde kabul edildikten sonra Genel Kurul’a sevk edilmişti.

Muhalefetin “basına sansür torbası” olarak nitelendirdiği kanun teklifi “Halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak amacıyla ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kişilere” bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörüyor.

Öte yandan TGC Burhan Felek Konferans Salonu’nda yapılan toplantıda Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS), DİSK Basın İş, PEN Yazarlar Derneği ve Türkiye Yayıncılar Birliği (TÜRYAYBİR) bugün bir kez daha itirazlarını dile getirdi.

Kurum temsilcilerinin konuşmalarının ardından paylaşılan ortak metinde şu ifadelere yer verildi:

“4 Ekim 2022 Salı günü TBMM’ye gelmesi beklenen Sosyal Medya Yasa Tasarısı meslek örgütlerinin görüşü alınmadan hazırlanmıştır. TBMM’deki komisyon toplantılarında meslek örgütü temsilcilerine yeterli süre verilmemiş, öneriler de dikkate alınmamıştır… Tek sesli bir toplum yaratmak, korku iklimini canlı tutmak, sansürü ve oto sansürü ağırlaştırmak amacını taşımaktadır. Tutuklu gazeteci sayısını artıracaktır. Seçim öncesi gazetecilerin haber yapmasını, yurttaşın habere erişimini ve haberin serbest dolaşımını engelleyecek olan yasa, ayrıca toplumsal muhalefeti de susturmayı hedeflemektedir… Sansür Yasası’nın geri çekilmesini istiyoruz.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Seçimi Kazanacağımızdan En Ufak Bir Şüphem Yok

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, katıldığı bir televizyon programında, gelecek seçimi kazanacaklarından emin olduklarını ve sandık tarihinin belli olmasından sonra adaylarını belirleyeceklerini söyledi. Kılıçdaroğlu ayrıca seçimin mayıs ayında yapılmasını beklediğini kaydetti. 

Kılıçdaroğlu, seçime az bir süre kaldığını belirterek, 6 liderin bundan sonra daha sık bir araya geleceğini kaydetti. Kılıçdaroğlu,”Topluma daha vereceğimiz hedefler var, yapacağımız çalışmalar var bunların topluma aktarılması lazım” dedi.

Alt gelir gruplarından üst gelir grubuna para aktarıldığını savunan CHP lideri, “Enflasyonu tek haneye indireceğiz diyor. 20 yıldır iktidarsın elinden tutan engel olan mı var? Ne yaptın bugün kadar. ‘İndireceğiz’ İndir kardeşim! Hani fiyatlar? Düşmüyor. Allah aşkına sen şu sarayından inip şu Ümraniye’nin varoşlarına Sultanbeyliği’nin varoşlarına bir git bakalım. İnsanlar ekmek bulamıyor ya. Türkiye’nin gerçeklerinden kopmuş bir iktidar var. Bunlar halktan tamamen kopmuş vaziyette. Erdoğan çıkıp pazarda alışveriş yapamaz.” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, seçimi kazanacaklarını ve aksi bir endişe taşımadığını vurgulayarak, “Parlamentoda çoğunluğu sağlayacağız. Ve gerçekten Türkiye’yi toplumun her kesimini AK Parti’ye oy verenlerin de memnun olacağı bir siyasal anlayışı Türkiye’ye egemen kılacağız. Kazanacağımızdan en ufak bir şüphem yok, üstelik ciddi bir farkla alacağız” dedi.

Kılıçdaroğlu, adaylarının kim olacağını da henüz konuşmadıklarını seçim tarihinin belli olmasının ardından karar vereceklerini söyledi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Halk TV’de İsmail Küçükkaya’nın sunduğu Yeni Bir Sabah programında soruları yanıtladı. Kılıçdaroğlu, şu mesajları verdi:

Onu biraz daha sık yapma yönünde dün akşam karar aldık. Gerekirse 15 günde bir, 20 günde bir gerçekleştireceğiz. Bu konuda bir görüş birliği oluştu. İkinci ev sahipliğini DEVA Partisi yapacak. Onlar bir gün belirleyecekler… Ama 6 liderin bir araya gelmesi şu anlama gelmesin; her şey duruyor, liderler bir araya gelecek. Hayır. Seçime de az kaldı. Dolayısıyla topluma daha vereceğimiz hedefler var. Yapacağımız çalışmaların topluma aktarılması lazım.

Dün iki önemli karar aldık. Bir, güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçişin yol haritası. Yani biz nasıl yöneteceğiz. Bu konuda ön çalışmalar, taslaklar ortaya çıktı. Bununla ilgili çalışma devam edecek. Bunu genişleteceğiz. Var olan tereddütler varsa tereddütleri gidereceğiz. İkincisi ülkemizin temel politika alanları. Örneğin tarımda, eğitimde, bilim teknikte, adalette, yargıda ne yapacağız? Bu konularda da bir çalışma yapılıyor. Ön çalışmalar yapıldı. Bu biraz daha uzun vadeli bir çalışma olacak. Bu aynı zamanda bir hükümet programına dönüşmüş olacak. Bunun da düğmesine basıldı. İktidar olduğumuzda hangi gün neyi yapacağımızı, hangi konuda nasıl karar alacağımızı kamuoyu ile paylaşacağız.

Sosyal yardımlar, yoksulluk istismar ediliyor

Yoksulluk istismar ediliyor. Ben sana şunu vereyim, sen bana oy ver diyerek. Biz öyle bir düzen getireceğiz ki kime isterse oy versin ama hiç kimse yatağa aç girmesin… Kişinin yoksulluğunu sadece sosyal devlet bilecek. Şimdi aile hekimleri yok mu, nerede aile hekimi varsa aile hekiminin bulunduğu yerde aile destekleri sigortasının personeli de olacak. Yani orada sosyal hizmet uzmanı da olacak. Ailelerinin geliri gideri, nüfus sayısı bunları saptayacak ve o bize düzenli bir rapor yazacak. Aile destekleri sigortası kurumuna gönderecek. Bu ailenin geliri şudur, bununla beslenmesi mümkün değil, şu kadar da nakdi destek yapılması lazım. Nereye? Kadının banka hesabına. Kadın gidecek, işçi gibi, memur gibi emekli gibi aylığını alacak, çoluk çocuğunun beslenmesini sağlayacak. Yani onun yoksulluğunu hiç kimse bilmeyecek.

ENAG’IN dediği doğru. Vatandaş da zaten bunu görüyor. Rakamı biliyor, pazara gittiği zaman görüyor. Domates aldığı zaman görüyor, sütü aldığı zaman görüyor. Diğer ürünleri aldığı zaman bu fiyatı görüyor zaten. Doğalgaza zam yapıyorlar, elektriğe zam yapıyorlar, akaryakıta zam yapıyorlar. Gübreye zam yapıyorlar. Bu zamlar doğal olarak yansıyor… İşin özetini söyleyeyim: Bu iktidar, alt gelir gruplarından alıp üst gelir gruplarına para aktarıyor. Bunların görevi budur efendim. Enflasyonu tek haneye indireceğiz diyorlar. E indir kardeşim. Ya kardeşim 20 yıldır iktidarsın, elinden tutan mı var? Sana engel olan mı var? Sen atama yaptın da Bay Kemal sana karşı mı çıktı.

6’lı masa da sorumluluk hatırlatması

Kendi açımdan ifade edeyim. 6 liderin bir araya gelmesinin Türkiye açısından, demokrasi açısından, insan hakları açısından, toplumsal barışı sağlama açısından önemli olduğunu, bu önemin sadece bizi değil toplumun her kesimini ilgilendirdiğinin görüldüğünü ifade ettim. Bu tarihin bize yüklediği bir sorumluluktur dedim. Bu bir siyasi partinin bakışıyla değil, 6 liderin Türkiye’ye bakışıyla, var olan sorunları çözme konusundaki iradesini ortaya koyuşuyla ilgili bir tablodur dedim. Daha önce iki temel konu üzerinde zaten çalışmalar yapılmıştı.

(Seçimi kazanacak mısınız sorusu üzerine) Ondan hiçbir endişem yok, seçimi kazanacağız, parlamentoda çoğunluğu sağlayacağız. Toplumun her kesimini, geçmişte AK Parti’ye oy verenlerin de memnun olacağı, Türkiye’nin her kesimini kucaklayan bir anlayışı egemen kılacağız. (Kazanacağımızdan) En ufak bir şüphemiz yok. Üstelik farkla alacağız, ciddi bir farkla alacağız.

Aday açıklaması için tarih verdi

Şunu eleştirdik kendi aramızda. Niye acaba televizyonlar neredeyse günün 24 saati Cumhurbaşkanı adayı kim olacak diyor. Ya önce var olan bir sistem var ve bu sistem milleti perişan etti. İşçisinden tutun emeklisine kadar, ev kadınından tutun üniversitedeki hocasına kadar. Herkes mutsuz, gençler geleceklerini yurt dışında arıyor. Biz önce bunu nasıl çözeceğimiz konusunda bir düşünce birliğine varalım. Yani biz şimdi cumhurbaşkanı adayını belirledik. Ne yapacak bu cumhurbaşkanı adayı? Şimdi işi tersinden almak istiyorlar. Belli çevreler bunu özellikle gündeme taşıyorlar… (Sorunlara karşı) Uzlaşırız, belli bir noktaya geliriz, ondan sonra deriz ki tamam cumhurbaşkanı adayımız budur deriz. Cumhurbaşkanı adayı da 6 liderin belirlediği kuralların dışına çıkmayacak. Öngörülen, taahhüt ettikleri hedefleri hayata geçirecek. Eğer bu olmazsa tekrar başa döneriz. Kardeşim sen bizim cumhurbaşkanı adayımızı merak ediyorsan seçim takvimi açıkla, seçim gününü belirle, iki gün içinde biz cumhurbaşkanı adayımız belirlenir. Kampanya başlarken biz bunu yaparız. 6 lider ne söyleyecekse cumhurbaşkanı adayı da onu söyleyecek. Her birimiz ayrı telden çalarsak bu iş olmaz. Onlar da şimdi belirleyelim, herkes 6 telden çalsın dönüp Erdoğan desin ki bak işte bunların hiçbirisi tam görüş birliği sağlamamış. (Dünkü görüşmede) adayın kim olduğu konusunda konuşma olmadı. Zaten olmasına da gerek yok. Seçim tarihini belirlesinler olur. Biz hemen otururuz, adayımızı belirleriz.

Milli güvenlik sorunu O’dur

(Erdoğan’ın CHP’nin milli güvenlik sorunu olduğu açıklamasına karşı): Aslında Erdoğan kendisini tarif etmiş. Erdoğan şu anda Türkiye’yi yönetemiyor. Yönetmiyor Türkiye’yi Yönetme kapasitesi yok Erdoğan’ın. Ne söylediğini bilmiyor. Emin olun promteri kaldırın iki soru sorun cevabını veremez… Devlet kağıt üzerinden yönetilmez. Devlet akılla yönetilir, bilgiyle birikimle yönetilir. Devleti yönetecek birisi, ahlaklı, erdemli, bilgili birisi, Türkiye Cumhuriyeti’nin itibarına saygı duyacak birisi, rüşvet alan adamı büyükelçi tayin etmez. Ne söyleyeyim ben başka. Rüşvet alan adamdan büyükelçi olur mu? Arabasında Türk bayrağı taşıyor. Şimdi soruyorum ben, milli güvenlik sorunu o mudur ben miyim?… Şimdi bana diyor ki milli güvenlik sorunu. Sen misin milli güvenlik sorunu, ben miyim? O’dur. Açık ve net söylüyorum; O’dur.

Ege adaları tartışması

Bunların devlet falan yönettikleri yok. Yunanistan, Ege adalarını silahlandırdı. Lozan’a aykırı mı aykırı. Efendim, ‘bir gece ansızın gelebiliriz’ diyor. Sen onu benim külahıma anlat. Bu mudur devlet yönetimi. Rahmetli Ecevit Kıbrıs’a gitti değil mi? Kalktı şunu söyledi mi, ‘bir gece ansızın biz Kıbrıs’a geleceğiz’. Demedi. Ne zaman söyledi. Ordu Kıbrıs’a gitti, Kıbrıs topraklarına indi. Başbakanlık önüne geldi, ‘şu anda ordumuz Kıbrıs’tadır’ dedi. İlan edilerek bu işler yapılmaz. Yapamaz da zaten…

O kadar büyük açmazlarla karşı karşıyayız ki devlet yönetilmiyor. Ekonomi yönetilmiyor. Bürokrasi tepeden tırnağa çürümüş vaziyette. Şu andaki anlayış, o açıdan da milli güvenlik sorunudur. ‘Ne götürürsem kardır, zaten gideceğiz, iktidardan gideceğiz’, bunu görüyorlar. Ne götürürsek kardır, ne götürürsek diye. Vuruyorlar vurdukları kadar.

Saat 21:00’ye randevu verdi

Herkesin inancı, kimliği benim başımın üzerine. Kimin inançlı, kimin inançsız olduğunu yüce yaradan bilir. Yaşam tarzı üzerinden de hatalar, yanlışlar oldu. Başörtülü kızlar üniversiteye alınmadı. Bu konuda da pek çok sorun, sıkıntılar var. Bir tweet atacağım, açıklama yapacağım. O açıklamayı bütün vatandaşlarımın dinlemesini isterim. Bu akşam televizyonlara ciddi bir açıklama yapacağım. Toplumu kucaklaştıracağım. Bu konuda ne kadar samimi olduğumu Erdoğan da görecek. Yeni bir başlangıcı, kucaklaşmayı geniş kitlelere duyurmuş olacağım. Samimiyet turnusolu olacak.

Mersin saldırısı

Devleti yönetemiyorlar. Ben İçişleri Bakanı için ‘fotoroman Süleyman’ demiştim. Yönetemiyor. Yaptığı açıklamaya bak. Teşhisi taksi şoförü koymuş. Koskoca devleti nasıl çöp kutusuna atarsın? Takti şoförü teşhisi koydu, en azından bu bilgiyi doğrulatman lazım. Bu kadar ülkeyi yönetmekten aciz bir yapıyla karşı karşıyayız. ’13 saat motorlu paraşütle uçarak gelmiş teröristler’ diyor. Henüz böyle bir teknoloji yok bildiğim kadarıyla, nereden uyduruyor? Her zaman olduğu gibi suçlu CHP diyecekler. O kişinin olmadığı çıktı ortaya. Biz biliyorduk onun olmadığını ama dillendirmedik. Ben şimdi kaynağını söylersem doğru değil. Bir süre sonra o bilgi geldi, devletin içinden. Devletimizin kurumlarında hala saygın, itibarlı insanlar var. Bu kişi oturduğu koltuğun hakkını vermiyor, sabahtan akşama bizi suçluyor. Ne oldu şimdi? Özür dileyecek misin milletten. CHP’den özür dileyecek misin?

Demirtaş’ın polisevi saldırısı açıklaması

Demirtaş’ın açıklaması, HDP’nin açıklaması değerlidir. Teröre karşı hepimizin ortak durması lazım. Terör nereden gelirse gelsin hep beraber mücadele etmeliyiz. Bunlar Suriye tezkeresi getirdiler. Terörle mücadele için yabancı askerleri Türkiye’ye getireceklerine dair hükümde koydular. Özellikle Bahçeli’ye sordum. Türkiye Cumhuriyeti topraklarına yabancı askerlerin postallarının gelmesine neden evet dedin? Hadi Erdoğan’ın ne olduğu belli değil sen milliyetçi geçiniyorsun nasıl evet dersin? Biz hayır dedik diye teröre destek veriyorsunuz diye bizi suçladılar. Onlar milliyetçi mi? 30-35 yıldır terörle mücadele ediyor bu devlet. Şehitler verdik ya. O açıdan tekrar söylüyorum beyefendi Türkiye için bir milli güvenlik sorunu.

Sansür yasası

Havuz medyası, paralı silahşörleriniz size yetmedi mi kardeşim? Televizyonlara AK Partili vekilleri çıkaramıyorlar, gazeteci kimliği ile AK Partilileri çıkarıyorlar. Kılıçdaroğlu Televizyona çıkmasın, bağımsız gazeteler objektif yayın yapmasın istiyorlar. Biz buna karşı elimizden gelen çabayı göstereceğiz. Basın İlan Kurumu aracılığıyla gazetelere ilan verilmiyor, havuz medyasına yasa dışı sahte tirajlarla milyonlar aktarılıyor. RTÜK aracılığıyla bağımsız televizyonlara dünyanın cezası veriliyor, bu onları hala tatmin etmiyor. Nasıl seslerini keseriz diye düşünüyorlar. Bunlarda emin olun akıl da yok. Gerçekler değişmez. Gidişlerini hızlandırırlar. Anadolu’da güzel bir laf vardır. Zulmün artsın ki kısa sürede git diye. Zulüm yapıyorlar bu millete.

İkamet yeri olarak adres, Çankaya

Bizim saraylarda oturmak gibi bir hedefimiz yok. Çankaya Köşkü yok mu? İsraf haramdır diyoruz. İsraf haramsa israftan kaçınacaksınız. Devlette de böyle öğrendik, benim üstatlarım da böyle öğrettiler. Şimdi öyle bir savurganlık var ki akıl alacak gibi değil. 16 uçak bir kişi için… Seçilirsem satarım, devletin hazinesine ekleriz. Bir tane yeter yani… Londra’ya dört ayrı bakan, dört ayrı uçakla gidiyor.”

Paylaşın

Altılı Masayı Kim Zaafa Uğratıyor?

Karar yazarı Mehmet Ocaktan, 6 muhalefet partisinin oluşturduğu masayı destekleyen bazı medya organlarının “muhafazakar kesimler için incitici bir dil kullandığını” öne sürdü. Ocaktan, bu dilin iktidara yaradığını söyledi.

Mehmet Ocaktan’ın bugünkü “Altılı masayı kim zaafa uğratıyor?” başlıklı yazısının öne çıkan kısımları şöyle:

Son günlerde biraz abartılarak servis edilen ‘Altılı masa hikayeleri’ de gösterdi ki masada zaaf görüntüsü oluşturan esas tehlike, masanın çevresinde kaçak gecekondu kuran fitne üretim merkezleridir. Daha önce de ısrarla altını çizmeye çalışmıştım, Altılı Masa’nın oluşumunda ve bugünlere gelmesinde büyük emeği olan Kemal Kılıçdaroğlu’nun değişim adımları ne yazık ki CHP etrafında konuşlanan bazı kesimleri ve özellikle de sol medya çevreleri tarafından yeterince anlaşıldığı kanaatinde değilim.

Ancak mesele sadece anlaşılmakla ilgili değil elbette, kurumsal bir bağı olmamasına rağmen, CHP sözcüsü gibi davranan Ortodoks sol medya temsilcileri Altılı Masa’nın etrafında özellikle dindar-muhafazakar kesimlere karşı bir ‘ret duvar’ı oluşturmuş durumdalar.

Bu konuyu abarttığımı, sol kesimlere haksızlık ettiğimi düşünenler olabilir. Kimseyi töhmet altında bırakmak gibi bir niyetimiz yok elbette, ama bazı şeyleri görmemezlikten gelmek muhalefetin yarattığı sinerjiye haksızlık olur. Bu konuda hiç uzağa gitmeye gerek yok, solda muhalif duruşlarıyla bilinen bazı televizyon ve gazetelere baktığınızda Altılı Masa içinde yer alan Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’na, hatta İYİ Parti’ye laf çakan, parmak sallayan birilerini rahatlıkla görebilirsiniz.

Muhtemeldir ki son günlerde Akşener’i çileden çıkartan ve de kelimelerini keskinleştirmesine yol açan esas sebep de bu incitici dildir. Bu konuda CHP yöneticilerinin mutedil bir dil kullandıklarının altını çizen Meral Akşener’in şu ifadeleri meselenin hassasiyetini net bir şekilde ortaya koyuyor:

“Medyada öne çıkan ve kendilerini CHP’nin sözcüsü gibi gören bazı isimlerin özensiz bir dil kullandıklarını görüyorum. Hassas bir dönemde, herkesin sözlerine dikkat etmesinde yarar görüyorum. Çünkü, partide bir sorumlulukları olmadığı halde, milletimiz o isimlerin sözlerini, partinin görüşü gibi algılıyor. İncitici bir dilleri var.”

Kuşkusuz hiçbir gazetecinin ne yazacağına ya da ne konuşacağına kimsenin karışma hakkı yok, ama şu bir gerçek ki Altılı Masa’nın tabanını ve de muhalefete yönelme ihtimali yüksek muhafazakar kesimleri inciten bir medya dili, kesinlikle iktidara çalışan bir medya dilidir. Eğer sol medyanın, AK Parti iktidarıyla bilmediğimiz gizli bir flörtleşmesi varsa o başka…

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

“Cumhur İttifakı’nda Kopuşlar Yaşanabilir” İddiası

AK Partili bir isimle gerçekleştirdiği sohbeti bugünkü köşesine taşıyan gazeteci Deniz Zeyrek, AK Parti ve MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı’nda kopuşlar yaşanabileceğini söyledi.

Deniz Zeyrek, yazısında “önemli bir AK Partili ismin” kendisi ile gerçekleştirdiği sohbette “Sayın Cumhurbaşkanımız ittifakı büyütmeli. Mevcut ittifakla zorlanabilir. Daha büyük bir gücü yanına çekebilmeli” dediğini belirtti.

“Benden söylemesi”

Zeyrek, ismini paylaşmadığı bu kişinin “Mesela İYİ Parti mi?” diye sorunca “Yeni ayrılanlar geri dönemez herhalde, en mantıklısı İYİ parti gibi görünüyor” karşılığını verdiğini ifade etti ve şunları yazdı:

“AK Parti kurmaylarının bazı İYİ Parti kurmaylarıyla da görüştüğünü duyunca iktidarın ciddi ciddi böyle bir arayışa girmiş olabileceğini düşündüm. Ancak İYİ Parti’lilere sorduğumda “Biz iktidarın safına geçersek partideki çaycımızı dahi kaybederiz” yanıtını aldım. Anlayacağınız, iktidar “kuşa bak” dercesine Millet İttifakı’nı ve Altılı Masa’yı gösterirken, oralara ayrılık tohumları serpmeye çalışırken, asıl kendi içinde büyük sorunlar yaşıyor ve Altılı Masa’nın gücünün bir kısmına talip olmak istiyor.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ve iktidar ittifakının son durumunu Hazine ve Maliye Bakanı Nurettin Nebati’nin ekonomi için kurduğu cümleyi siyasete uyarlayarak anlatabiliriz: “Neoklasik siyaset düşüncesinden epistemolojik bir kopuşu temsil eden heteredoks yaklaşım, günümüzde giderek ön plana çıkan davranışsal siyaset ve nörosiyaset gibi alanların etkisiyle daha fazla önem kazanmaktadır.” Bu çerçevede herkes Altılı Masa’dan beklerken, iktidar kanadından “epistemolojik kopuşlar” yaşanırsa şaşırmayın. Benden söylemesi!”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

‘Altılı Masa’nın Son Toplantısından ‘Gölge Kabine’ Çıktı

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, DEVA Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun ev sahipliğinde 2. turun ilk görüşmesini gerçekleştirdi. Görüşmenin ardından yapılan açıklamada oluşturulacak komisyonlar ‘gölge kabine’ olarak yorumlandı.

Gazeteci Altan Sancar’ın diken.com.tr’de yayımlanan partilerin kurmaylarına dayandırdığı yazısında “komisyonlar hem iktidarın politikalarını yakından takip edecek ve buna dair masanın eleştirilerini dile getirecek. Ortak çalışmayla masanın bakış açısı ve uygulayacağı politikalar belirlenerek bunları kamuoyuyla paylaşılacak. Ortaklaşma sağlanan noktalar hem hazırlanacak seçim beyannamesine eklenecek hem de masanın ilgili alandaki vaatleri ve hedefleri olarak ayrıca yayınlanacak” ifadelerini kullandı.

“İktidarı peşimize takacağız”

Sancar’ın yazından ilgili bölüm şöyle:

“CHP’li bir kurmaya göre komisyonlar hem iktidarın politikalarını yakından takip edecek ve buna dair masanın eleştirilerini dile getirecek. Ortak çalışmayla masanın bakış açısı ve uygulayacağı politikalar belirlenerek bunları kamuoyuyla paylaşılacak. Ortaklaşma sağlanan noktalar hem hazırlanacak seçim beyannamesine eklenecek hem de masanın ilgili alandaki vaatleri ve hedefleri olarak ayrıca yayınlanacak.

CHP’li ismin aktardığına göre komisyonlar partilerin masalarında hazır olan çalışmaları hızlıca ortaklaştırarak bunları ardı ardına kamuoyuna duyuracak. Muhalefetin hedefini ise şöyle açıklıyor: ‘Sadece eleştiren değil, alternatifi öneren olduğumuzu herkes görecek. İktidar bir çalışmamıza laf yetiştirmeye çalışırken bir diğeriyle halkın karşısına çıkacağız. Gündemi biz belirleyeceğiz, tabiri caizse iktidarı peşimize takacağız.’

15 günde bir toplanacak

İYİ Parti’den bir isme göre de komisyonları ‘gölge kabine’ olarak adlandırmak mümkün. İsim, komisyonların her birinin ‘bir veya birden çok bakanlığa denk geldiğine’ dikkat çekti. Kurmay bu durumu “Kuvvetle muhtemel, komisyonda yer alacak isimlerden bazıları bakan veya bakan yardımcısı olarak belirlenecek” diye yorumluyor.

Komisyonların çalışmaları belirli periyotlarla açıklayacağını ve masanın da 15 günde bir toplanacağını söyleyen İYİ Partili isim “Artık aday ismini tartışacak zaman bile kalmayacak. Bu konu diğer partilerden arkadaşlarla aramızda espri konusu bile oldu. Üç aylık hızlı bir maratona başlıyoruz” dedi.

DEVA Partili kaynakların aktardığına göreyse partinin lideri Ali Babacan, masa toplanmadan kısa süre önceki görüşmelerde bakanlıkların alanlarında komisyonlar kurulması sürecinin hızlandırılmasını önerdi. Parti liderleri de bu öneriye sıcak bakarak toplantıda bu çalışmayı ele aldı. Bu çalışmanın geçiş sürecinin de bir parçası olduğunu aktaran kaynaklara göre muhalefet yeni yıla ‘tüm alternatiflerini ve yol haritasını belirleyerek girmeyi’ hedefliyor.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Altılı Masa Toplantısı Sona Erdi; Dikkat Çeken Mesajlar

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun ev sahipliğinde yeniden toplandı.

Haber Merkezi / 4.5 saat süren toplantının ardından yapılan ve liderlerin imzasını taşıyan açıklamada “Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş Süreci Yol Haritası” çalışmalarını en kısa sürede tamamlayarak kamuoyunun bilgisine sunma kararı aldıkları belirtildi.

“Milletimiz müsterih olsun! Altılı Masa olarak her zaman vurguladığımız gibi, bu yeni bir başlangıç ve yeni bir inşadır” ifadelerinin yer aldığı ortak açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“12 Şubat 2022 tarihinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin ev sahipliğinde başlayan toplantılarımız, kamuoyu ile paylaştığımız temel ilkeler ve hedefler doğrultusunda kararlılıkla devam etmektedir. Gerçekleştirdiğimiz ilk altı toplantıda siyasi tarihimizde ender görülen bir işbirliği anlayışı içinde önemli mesafeler aldık.

Bizler, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni’ni hazırlayan altı siyasi parti olarak, Cumhuriyetimizi demokrasi ile taçlandırmak, adaleti tesis etmek, farklılıklarımızı zenginlik kabul ederek bir arada özgürce yaşamak, toplumsal huzuru ve barışı sağlamak, tüm vatandaşların insan onuruna yaraşır bir hayat sürmesini güvence altına almak, çoğulcu, demokratik bir Türkiye inşa etmek ve gelecek nesillere bu değerleri emanet etmek için bir aradayız.

Altılı Masa olarak kurduğumuz Geçiş Süreci Yol Haritası Komisyonu, Anayasal ve Yasal Reform Komisyonu, Kurumsal Reform Komisyonu, Seçim Güvenliği Komisyonu ve İletişim Komisyonu yarının Türkiye’sini inşa için çalışmalarını hız kesmeden sürdürmektedir.

Liderler Buluşmaları’nın ikinci turunun bu ilk toplantısında yaklaşan seçim takviminin ve artan toplumsal beklentinin bilincinde olarak iki temel konuyu ele aldık:

Birincisi, Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş Süreci Yol Haritası konusunda yapılan çalışmaları değerlendirdik ve bu konudaki çalışmaları en kısa sürede tamamlayarak kamuoyunun bilgisine sunma kararı aldık.

İkincisi, ülkemizin önemli temel politika alanları için ortak bir çalışma grubu kurulmasına, halkımızın menfaatleri doğrultusunda ortak politikalar belirlenmesine ve bu politikaların ortak taahhütlerimiz olarak kamuoyuna ilan edilmesine karar verdik.

Bu temel politika alanlarını da;

Hukuk, adalet ve yargı,
Kamu yönetimi,
Şeffaflık, denetim ve yolsuzlukla mücadele,
Ekonomi, finans ve istihdam,
Sektörel ve bölgesel konular,
Bilim ve teknoloji,
Eğitim ve öğretim,
Sosyal politikalar,
Dış politika, güvenlik, savunma olarak belirledik.
Önemle bir kez daha vurgularız ki, halkın gerçeklerinden tamamen kopmuş siyasi iktidar, çarpıtma ve algıyla gerçeklerin üzerini örtebileceğini sanan beyhude bir çaba içerisindedir. İktidarın yarattığı yozlaşma öyle bir boyuta ulaşmıştır ki, borsa manipülasyonlarıyla bir avuç yandaşın zengin edilerek küçük yatırımcının yok edilmesi dahi bu dönemde yaşanmıştır. Tüyü bitmemiş yetimin hakkıyla hem de kamu bankaları üzerinden borsa manipülatörleri kurtarılmaya çalışılmıştır. Gençlerimiz daha iyi yaşam koşulları ve özgürlük için başka ülkelere giderken, kamuda dört beş maaş alanlar lüks ve şatafat içinde yaşamlarını sürdürmekte; ülkeyi yönetenler zenginleşirken geniş halk kitleleri fakirleşmektedir. Bu adaletsiz düzene birlikte son vereceğiz.

‘Milletimiz müsterih olsun’

Güçlü bir demokrasi olmadan güçlü bir ekonomi olamayacağı, güçlü bir ekonomi olmadan da güçlü bir dış politika olamayacağı gün ışığı gibi ortadadır. Dış politika ve milli güvenlik konularını iç politika malzemesi olarak kullanan iktidar Ege’deki Türk-Yunan dengesinin Yunanistan lehine bozulmakta olduğu gerçeğini hamasi nutuklarla örtmeye çalışmaktadır. Kurumsal akıldan yoksun dış politikanın ürünü olan bu güvenlik zaafı hiçbir hamasi dille kapatılamaz. Öte yandan, Rusya’nın Ukrayna’nın bazı bölgelerini ilhak kararını da Kırım’ın ilhakı kararı gibi geçersiz görüyoruz.

Milletimiz müsterih olsun! Toplumsal, siyasal ve ekonomik sorunları her geçen gün ağırlaştıran Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin, keyfilikle ve kural tanımazlıkla, Türkiye Cumhuriyeti’ni bir şahıs devletine dönüştürmesine ve 85 milyonu uçuruma sürüklemesine asla izin vermeyeceğiz.

Kamuoyunun bilgisine bir kez daha sunarız ki;

Altılı Masa hedefine emin adımlarla ilerlemektedir ve göstereceğimiz ortak Cumhurbaşkanı adayı, Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı olacaktır.
Altılı Masa aynı zamanda, demokratik hukuk devleti için Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi tesis edecek Meclis çoğunluğunu da kazanacaktır.
Yeni bir yönetim anlayışı ve siyaset kültürüyle ülkemiz hızla kutuplaşma girdabından çıkartılacak, inancı, kimliği, dünya görüşü ve yaşam tarzı sebebiyle hiç kimse ötekileştirilmeyecek, temel hak ve özgürlükler güvenceye kavuşacak, gençlerin önündeki tüm engeller kaldırılacak, kamuda israfa son verilecek, siyasi ahlak kanunu yürürlüğe girecek, yolsuzlukla ve yozlaşmayla etkin mücadele edilecek, güçlü kurumlar tesis edilecek, tüm terör örgütlerinin, yeraltı suç örgütlerinin ve uyuşturucu baronlarının üzerine kararlılıkla gidilecek, güzel ülkemizin hiçbir çocuğu yoksulluğa mahkûm edilmeyecek ve Türkiye rahat bir nefes alacaktır.
Altılı Masa olarak her zaman vurguladığımız gibi, bu yeni bir başlangıç ve yeni bir inşadır.”

Paylaşın