Gazeteciler ‘Dezenformasyon Yasası’nın Geri Çekilmesi İçin Dilekçe Verdi

Basın meslek örgütleri, geçen yasama döneminde AK Parti ve MHP milletvekilleri tarafından “dezenformasyonla mücadele” gerekçesiyle hazırlanan ve yarın TBMM’ye sunulması beklenen düzenlemeyi eylem ve açıklamalarla protesto etmeye devam ediyor.

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), bugün farklı illerde basın açıklaması ile teklifin geri çekilmesi çağrısı yaptı. Bu çerçevede gazeteciler, teklifin geri çekilmesi talebiyle ortak dilekçe metnini imzalayarak TBMM Başkanı Mustafa Şentop ile AK Parti, MHP, CHP, HDP ve İYİ Parti grup başkanlıklarına iletti.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın aktardığına göre ortak dilekçede özetle şu görüşe yer verildi:

“Bu teklif, bizi sessiz ve nefessiz bırakmak niyetinde bir sansür düzenlemesidir. Öncelikle her ne kadar teklifle internet medyasında çalışan gazetecilerin yıllardır çabaladığımız meşru talepleri tesis ediliyormuş gibi görünse de bu hakların arkasına eklenen tehlikelerin bilincinde olduğumuzu vurgulamak isteriz. Teklifin 29. maddesiyle Türk Ceza Kanunu’na 217/A maddesi olarak eklenmesi planlanan ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçu muğlaktır, sübjektif değerlendirmelere açıktır. Zamana, kişilere ve koşullara bağlı olarak her uygulamacı tarafından farklı yorumlanması muhtemel bu düzenlemeyle, yalnızca gazeteciler değil tüm toplum ciddi bir cezai tehdit ile karşı karşıya bırakılmakta, ifade ve basın özgürlüğü yok edilmektedir.”

Dilekçeleri iletmek için beraberindeki gazetecilerle birlikte Meclis’te açıklama yapan TGS Ankara Şube Başkanı Sibel Hürtaş da teklifin geri çekilmesini istedi:

“Tarihin en büyük karartma girişimi ile karşı karşıyayız. Dezenformasyon yasası adı altında getirdikleri sansür yasasına karşı bugünden itibaren her yerde, her alanda mücadele yürüteceğimizi söylüyoruz. Bu sansür yasası her yönüyle Anayasa’ya aykırıdır. Sayın Meclis Başkanı Mustafa Şentop Macaristan örneğini verdi, sansür yasasını getirirken. Lütfen seçim hesaplarınıza basın özgürlüğünü alet etmeyin. Bu sansür yasasını geri çekin.”

Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, geçen yasama döneminde AK Parti ve MHP’li milletvekillerinin imzalarıyla Meclise sunulmuş, Adalet Komisyonu’nda tartışmalar eşliğinde kabul edildikten sonra Genel Kurul’a sevk edilmişti.

Muhalefetin “basına sansür torbası” olarak nitelendirdiği kanun teklifi “Halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak amacıyla ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kişilere” bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörüyor.

Öte yandan TGC Burhan Felek Konferans Salonu’nda yapılan toplantıda Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS), DİSK Basın İş, PEN Yazarlar Derneği ve Türkiye Yayıncılar Birliği (TÜRYAYBİR) bugün bir kez daha itirazlarını dile getirdi.

Kurum temsilcilerinin konuşmalarının ardından paylaşılan ortak metinde şu ifadelere yer verildi:

“4 Ekim 2022 Salı günü TBMM’ye gelmesi beklenen Sosyal Medya Yasa Tasarısı meslek örgütlerinin görüşü alınmadan hazırlanmıştır. TBMM’deki komisyon toplantılarında meslek örgütü temsilcilerine yeterli süre verilmemiş, öneriler de dikkate alınmamıştır… Tek sesli bir toplum yaratmak, korku iklimini canlı tutmak, sansürü ve oto sansürü ağırlaştırmak amacını taşımaktadır. Tutuklu gazeteci sayısını artıracaktır. Seçim öncesi gazetecilerin haber yapmasını, yurttaşın habere erişimini ve haberin serbest dolaşımını engelleyecek olan yasa, ayrıca toplumsal muhalefeti de susturmayı hedeflemektedir… Sansür Yasası’nın geri çekilmesini istiyoruz.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Seçimi Kazanacağımızdan En Ufak Bir Şüphem Yok

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, katıldığı bir televizyon programında, gelecek seçimi kazanacaklarından emin olduklarını ve sandık tarihinin belli olmasından sonra adaylarını belirleyeceklerini söyledi. Kılıçdaroğlu ayrıca seçimin mayıs ayında yapılmasını beklediğini kaydetti. 

Kılıçdaroğlu, seçime az bir süre kaldığını belirterek, 6 liderin bundan sonra daha sık bir araya geleceğini kaydetti. Kılıçdaroğlu,”Topluma daha vereceğimiz hedefler var, yapacağımız çalışmalar var bunların topluma aktarılması lazım” dedi.

Alt gelir gruplarından üst gelir grubuna para aktarıldığını savunan CHP lideri, “Enflasyonu tek haneye indireceğiz diyor. 20 yıldır iktidarsın elinden tutan engel olan mı var? Ne yaptın bugün kadar. ‘İndireceğiz’ İndir kardeşim! Hani fiyatlar? Düşmüyor. Allah aşkına sen şu sarayından inip şu Ümraniye’nin varoşlarına Sultanbeyliği’nin varoşlarına bir git bakalım. İnsanlar ekmek bulamıyor ya. Türkiye’nin gerçeklerinden kopmuş bir iktidar var. Bunlar halktan tamamen kopmuş vaziyette. Erdoğan çıkıp pazarda alışveriş yapamaz.” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, seçimi kazanacaklarını ve aksi bir endişe taşımadığını vurgulayarak, “Parlamentoda çoğunluğu sağlayacağız. Ve gerçekten Türkiye’yi toplumun her kesimini AK Parti’ye oy verenlerin de memnun olacağı bir siyasal anlayışı Türkiye’ye egemen kılacağız. Kazanacağımızdan en ufak bir şüphem yok, üstelik ciddi bir farkla alacağız” dedi.

Kılıçdaroğlu, adaylarının kim olacağını da henüz konuşmadıklarını seçim tarihinin belli olmasının ardından karar vereceklerini söyledi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Halk TV’de İsmail Küçükkaya’nın sunduğu Yeni Bir Sabah programında soruları yanıtladı. Kılıçdaroğlu, şu mesajları verdi:

Onu biraz daha sık yapma yönünde dün akşam karar aldık. Gerekirse 15 günde bir, 20 günde bir gerçekleştireceğiz. Bu konuda bir görüş birliği oluştu. İkinci ev sahipliğini DEVA Partisi yapacak. Onlar bir gün belirleyecekler… Ama 6 liderin bir araya gelmesi şu anlama gelmesin; her şey duruyor, liderler bir araya gelecek. Hayır. Seçime de az kaldı. Dolayısıyla topluma daha vereceğimiz hedefler var. Yapacağımız çalışmaların topluma aktarılması lazım.

Dün iki önemli karar aldık. Bir, güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçişin yol haritası. Yani biz nasıl yöneteceğiz. Bu konuda ön çalışmalar, taslaklar ortaya çıktı. Bununla ilgili çalışma devam edecek. Bunu genişleteceğiz. Var olan tereddütler varsa tereddütleri gidereceğiz. İkincisi ülkemizin temel politika alanları. Örneğin tarımda, eğitimde, bilim teknikte, adalette, yargıda ne yapacağız? Bu konularda da bir çalışma yapılıyor. Ön çalışmalar yapıldı. Bu biraz daha uzun vadeli bir çalışma olacak. Bu aynı zamanda bir hükümet programına dönüşmüş olacak. Bunun da düğmesine basıldı. İktidar olduğumuzda hangi gün neyi yapacağımızı, hangi konuda nasıl karar alacağımızı kamuoyu ile paylaşacağız.

Sosyal yardımlar, yoksulluk istismar ediliyor

Yoksulluk istismar ediliyor. Ben sana şunu vereyim, sen bana oy ver diyerek. Biz öyle bir düzen getireceğiz ki kime isterse oy versin ama hiç kimse yatağa aç girmesin… Kişinin yoksulluğunu sadece sosyal devlet bilecek. Şimdi aile hekimleri yok mu, nerede aile hekimi varsa aile hekiminin bulunduğu yerde aile destekleri sigortasının personeli de olacak. Yani orada sosyal hizmet uzmanı da olacak. Ailelerinin geliri gideri, nüfus sayısı bunları saptayacak ve o bize düzenli bir rapor yazacak. Aile destekleri sigortası kurumuna gönderecek. Bu ailenin geliri şudur, bununla beslenmesi mümkün değil, şu kadar da nakdi destek yapılması lazım. Nereye? Kadının banka hesabına. Kadın gidecek, işçi gibi, memur gibi emekli gibi aylığını alacak, çoluk çocuğunun beslenmesini sağlayacak. Yani onun yoksulluğunu hiç kimse bilmeyecek.

ENAG’IN dediği doğru. Vatandaş da zaten bunu görüyor. Rakamı biliyor, pazara gittiği zaman görüyor. Domates aldığı zaman görüyor, sütü aldığı zaman görüyor. Diğer ürünleri aldığı zaman bu fiyatı görüyor zaten. Doğalgaza zam yapıyorlar, elektriğe zam yapıyorlar, akaryakıta zam yapıyorlar. Gübreye zam yapıyorlar. Bu zamlar doğal olarak yansıyor… İşin özetini söyleyeyim: Bu iktidar, alt gelir gruplarından alıp üst gelir gruplarına para aktarıyor. Bunların görevi budur efendim. Enflasyonu tek haneye indireceğiz diyorlar. E indir kardeşim. Ya kardeşim 20 yıldır iktidarsın, elinden tutan mı var? Sana engel olan mı var? Sen atama yaptın da Bay Kemal sana karşı mı çıktı.

6’lı masa da sorumluluk hatırlatması

Kendi açımdan ifade edeyim. 6 liderin bir araya gelmesinin Türkiye açısından, demokrasi açısından, insan hakları açısından, toplumsal barışı sağlama açısından önemli olduğunu, bu önemin sadece bizi değil toplumun her kesimini ilgilendirdiğinin görüldüğünü ifade ettim. Bu tarihin bize yüklediği bir sorumluluktur dedim. Bu bir siyasi partinin bakışıyla değil, 6 liderin Türkiye’ye bakışıyla, var olan sorunları çözme konusundaki iradesini ortaya koyuşuyla ilgili bir tablodur dedim. Daha önce iki temel konu üzerinde zaten çalışmalar yapılmıştı.

(Seçimi kazanacak mısınız sorusu üzerine) Ondan hiçbir endişem yok, seçimi kazanacağız, parlamentoda çoğunluğu sağlayacağız. Toplumun her kesimini, geçmişte AK Parti’ye oy verenlerin de memnun olacağı, Türkiye’nin her kesimini kucaklayan bir anlayışı egemen kılacağız. (Kazanacağımızdan) En ufak bir şüphemiz yok. Üstelik farkla alacağız, ciddi bir farkla alacağız.

Aday açıklaması için tarih verdi

Şunu eleştirdik kendi aramızda. Niye acaba televizyonlar neredeyse günün 24 saati Cumhurbaşkanı adayı kim olacak diyor. Ya önce var olan bir sistem var ve bu sistem milleti perişan etti. İşçisinden tutun emeklisine kadar, ev kadınından tutun üniversitedeki hocasına kadar. Herkes mutsuz, gençler geleceklerini yurt dışında arıyor. Biz önce bunu nasıl çözeceğimiz konusunda bir düşünce birliğine varalım. Yani biz şimdi cumhurbaşkanı adayını belirledik. Ne yapacak bu cumhurbaşkanı adayı? Şimdi işi tersinden almak istiyorlar. Belli çevreler bunu özellikle gündeme taşıyorlar… (Sorunlara karşı) Uzlaşırız, belli bir noktaya geliriz, ondan sonra deriz ki tamam cumhurbaşkanı adayımız budur deriz. Cumhurbaşkanı adayı da 6 liderin belirlediği kuralların dışına çıkmayacak. Öngörülen, taahhüt ettikleri hedefleri hayata geçirecek. Eğer bu olmazsa tekrar başa döneriz. Kardeşim sen bizim cumhurbaşkanı adayımızı merak ediyorsan seçim takvimi açıkla, seçim gününü belirle, iki gün içinde biz cumhurbaşkanı adayımız belirlenir. Kampanya başlarken biz bunu yaparız. 6 lider ne söyleyecekse cumhurbaşkanı adayı da onu söyleyecek. Her birimiz ayrı telden çalarsak bu iş olmaz. Onlar da şimdi belirleyelim, herkes 6 telden çalsın dönüp Erdoğan desin ki bak işte bunların hiçbirisi tam görüş birliği sağlamamış. (Dünkü görüşmede) adayın kim olduğu konusunda konuşma olmadı. Zaten olmasına da gerek yok. Seçim tarihini belirlesinler olur. Biz hemen otururuz, adayımızı belirleriz.

Milli güvenlik sorunu O’dur

(Erdoğan’ın CHP’nin milli güvenlik sorunu olduğu açıklamasına karşı): Aslında Erdoğan kendisini tarif etmiş. Erdoğan şu anda Türkiye’yi yönetemiyor. Yönetmiyor Türkiye’yi Yönetme kapasitesi yok Erdoğan’ın. Ne söylediğini bilmiyor. Emin olun promteri kaldırın iki soru sorun cevabını veremez… Devlet kağıt üzerinden yönetilmez. Devlet akılla yönetilir, bilgiyle birikimle yönetilir. Devleti yönetecek birisi, ahlaklı, erdemli, bilgili birisi, Türkiye Cumhuriyeti’nin itibarına saygı duyacak birisi, rüşvet alan adamı büyükelçi tayin etmez. Ne söyleyeyim ben başka. Rüşvet alan adamdan büyükelçi olur mu? Arabasında Türk bayrağı taşıyor. Şimdi soruyorum ben, milli güvenlik sorunu o mudur ben miyim?… Şimdi bana diyor ki milli güvenlik sorunu. Sen misin milli güvenlik sorunu, ben miyim? O’dur. Açık ve net söylüyorum; O’dur.

Ege adaları tartışması

Bunların devlet falan yönettikleri yok. Yunanistan, Ege adalarını silahlandırdı. Lozan’a aykırı mı aykırı. Efendim, ‘bir gece ansızın gelebiliriz’ diyor. Sen onu benim külahıma anlat. Bu mudur devlet yönetimi. Rahmetli Ecevit Kıbrıs’a gitti değil mi? Kalktı şunu söyledi mi, ‘bir gece ansızın biz Kıbrıs’a geleceğiz’. Demedi. Ne zaman söyledi. Ordu Kıbrıs’a gitti, Kıbrıs topraklarına indi. Başbakanlık önüne geldi, ‘şu anda ordumuz Kıbrıs’tadır’ dedi. İlan edilerek bu işler yapılmaz. Yapamaz da zaten…

O kadar büyük açmazlarla karşı karşıyayız ki devlet yönetilmiyor. Ekonomi yönetilmiyor. Bürokrasi tepeden tırnağa çürümüş vaziyette. Şu andaki anlayış, o açıdan da milli güvenlik sorunudur. ‘Ne götürürsem kardır, zaten gideceğiz, iktidardan gideceğiz’, bunu görüyorlar. Ne götürürsek kardır, ne götürürsek diye. Vuruyorlar vurdukları kadar.

Saat 21:00’ye randevu verdi

Herkesin inancı, kimliği benim başımın üzerine. Kimin inançlı, kimin inançsız olduğunu yüce yaradan bilir. Yaşam tarzı üzerinden de hatalar, yanlışlar oldu. Başörtülü kızlar üniversiteye alınmadı. Bu konuda da pek çok sorun, sıkıntılar var. Bir tweet atacağım, açıklama yapacağım. O açıklamayı bütün vatandaşlarımın dinlemesini isterim. Bu akşam televizyonlara ciddi bir açıklama yapacağım. Toplumu kucaklaştıracağım. Bu konuda ne kadar samimi olduğumu Erdoğan da görecek. Yeni bir başlangıcı, kucaklaşmayı geniş kitlelere duyurmuş olacağım. Samimiyet turnusolu olacak.

Mersin saldırısı

Devleti yönetemiyorlar. Ben İçişleri Bakanı için ‘fotoroman Süleyman’ demiştim. Yönetemiyor. Yaptığı açıklamaya bak. Teşhisi taksi şoförü koymuş. Koskoca devleti nasıl çöp kutusuna atarsın? Takti şoförü teşhisi koydu, en azından bu bilgiyi doğrulatman lazım. Bu kadar ülkeyi yönetmekten aciz bir yapıyla karşı karşıyayız. ’13 saat motorlu paraşütle uçarak gelmiş teröristler’ diyor. Henüz böyle bir teknoloji yok bildiğim kadarıyla, nereden uyduruyor? Her zaman olduğu gibi suçlu CHP diyecekler. O kişinin olmadığı çıktı ortaya. Biz biliyorduk onun olmadığını ama dillendirmedik. Ben şimdi kaynağını söylersem doğru değil. Bir süre sonra o bilgi geldi, devletin içinden. Devletimizin kurumlarında hala saygın, itibarlı insanlar var. Bu kişi oturduğu koltuğun hakkını vermiyor, sabahtan akşama bizi suçluyor. Ne oldu şimdi? Özür dileyecek misin milletten. CHP’den özür dileyecek misin?

Demirtaş’ın polisevi saldırısı açıklaması

Demirtaş’ın açıklaması, HDP’nin açıklaması değerlidir. Teröre karşı hepimizin ortak durması lazım. Terör nereden gelirse gelsin hep beraber mücadele etmeliyiz. Bunlar Suriye tezkeresi getirdiler. Terörle mücadele için yabancı askerleri Türkiye’ye getireceklerine dair hükümde koydular. Özellikle Bahçeli’ye sordum. Türkiye Cumhuriyeti topraklarına yabancı askerlerin postallarının gelmesine neden evet dedin? Hadi Erdoğan’ın ne olduğu belli değil sen milliyetçi geçiniyorsun nasıl evet dersin? Biz hayır dedik diye teröre destek veriyorsunuz diye bizi suçladılar. Onlar milliyetçi mi? 30-35 yıldır terörle mücadele ediyor bu devlet. Şehitler verdik ya. O açıdan tekrar söylüyorum beyefendi Türkiye için bir milli güvenlik sorunu.

Sansür yasası

Havuz medyası, paralı silahşörleriniz size yetmedi mi kardeşim? Televizyonlara AK Partili vekilleri çıkaramıyorlar, gazeteci kimliği ile AK Partilileri çıkarıyorlar. Kılıçdaroğlu Televizyona çıkmasın, bağımsız gazeteler objektif yayın yapmasın istiyorlar. Biz buna karşı elimizden gelen çabayı göstereceğiz. Basın İlan Kurumu aracılığıyla gazetelere ilan verilmiyor, havuz medyasına yasa dışı sahte tirajlarla milyonlar aktarılıyor. RTÜK aracılığıyla bağımsız televizyonlara dünyanın cezası veriliyor, bu onları hala tatmin etmiyor. Nasıl seslerini keseriz diye düşünüyorlar. Bunlarda emin olun akıl da yok. Gerçekler değişmez. Gidişlerini hızlandırırlar. Anadolu’da güzel bir laf vardır. Zulmün artsın ki kısa sürede git diye. Zulüm yapıyorlar bu millete.

İkamet yeri olarak adres, Çankaya

Bizim saraylarda oturmak gibi bir hedefimiz yok. Çankaya Köşkü yok mu? İsraf haramdır diyoruz. İsraf haramsa israftan kaçınacaksınız. Devlette de böyle öğrendik, benim üstatlarım da böyle öğrettiler. Şimdi öyle bir savurganlık var ki akıl alacak gibi değil. 16 uçak bir kişi için… Seçilirsem satarım, devletin hazinesine ekleriz. Bir tane yeter yani… Londra’ya dört ayrı bakan, dört ayrı uçakla gidiyor.”

Paylaşın

Altılı Masayı Kim Zaafa Uğratıyor?

Karar yazarı Mehmet Ocaktan, 6 muhalefet partisinin oluşturduğu masayı destekleyen bazı medya organlarının “muhafazakar kesimler için incitici bir dil kullandığını” öne sürdü. Ocaktan, bu dilin iktidara yaradığını söyledi.

Mehmet Ocaktan’ın bugünkü “Altılı masayı kim zaafa uğratıyor?” başlıklı yazısının öne çıkan kısımları şöyle:

Son günlerde biraz abartılarak servis edilen ‘Altılı masa hikayeleri’ de gösterdi ki masada zaaf görüntüsü oluşturan esas tehlike, masanın çevresinde kaçak gecekondu kuran fitne üretim merkezleridir. Daha önce de ısrarla altını çizmeye çalışmıştım, Altılı Masa’nın oluşumunda ve bugünlere gelmesinde büyük emeği olan Kemal Kılıçdaroğlu’nun değişim adımları ne yazık ki CHP etrafında konuşlanan bazı kesimleri ve özellikle de sol medya çevreleri tarafından yeterince anlaşıldığı kanaatinde değilim.

Ancak mesele sadece anlaşılmakla ilgili değil elbette, kurumsal bir bağı olmamasına rağmen, CHP sözcüsü gibi davranan Ortodoks sol medya temsilcileri Altılı Masa’nın etrafında özellikle dindar-muhafazakar kesimlere karşı bir ‘ret duvar’ı oluşturmuş durumdalar.

Bu konuyu abarttığımı, sol kesimlere haksızlık ettiğimi düşünenler olabilir. Kimseyi töhmet altında bırakmak gibi bir niyetimiz yok elbette, ama bazı şeyleri görmemezlikten gelmek muhalefetin yarattığı sinerjiye haksızlık olur. Bu konuda hiç uzağa gitmeye gerek yok, solda muhalif duruşlarıyla bilinen bazı televizyon ve gazetelere baktığınızda Altılı Masa içinde yer alan Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’na, hatta İYİ Parti’ye laf çakan, parmak sallayan birilerini rahatlıkla görebilirsiniz.

Muhtemeldir ki son günlerde Akşener’i çileden çıkartan ve de kelimelerini keskinleştirmesine yol açan esas sebep de bu incitici dildir. Bu konuda CHP yöneticilerinin mutedil bir dil kullandıklarının altını çizen Meral Akşener’in şu ifadeleri meselenin hassasiyetini net bir şekilde ortaya koyuyor:

“Medyada öne çıkan ve kendilerini CHP’nin sözcüsü gibi gören bazı isimlerin özensiz bir dil kullandıklarını görüyorum. Hassas bir dönemde, herkesin sözlerine dikkat etmesinde yarar görüyorum. Çünkü, partide bir sorumlulukları olmadığı halde, milletimiz o isimlerin sözlerini, partinin görüşü gibi algılıyor. İncitici bir dilleri var.”

Kuşkusuz hiçbir gazetecinin ne yazacağına ya da ne konuşacağına kimsenin karışma hakkı yok, ama şu bir gerçek ki Altılı Masa’nın tabanını ve de muhalefete yönelme ihtimali yüksek muhafazakar kesimleri inciten bir medya dili, kesinlikle iktidara çalışan bir medya dilidir. Eğer sol medyanın, AK Parti iktidarıyla bilmediğimiz gizli bir flörtleşmesi varsa o başka…

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

“Cumhur İttifakı’nda Kopuşlar Yaşanabilir” İddiası

AK Partili bir isimle gerçekleştirdiği sohbeti bugünkü köşesine taşıyan gazeteci Deniz Zeyrek, AK Parti ve MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı’nda kopuşlar yaşanabileceğini söyledi.

Deniz Zeyrek, yazısında “önemli bir AK Partili ismin” kendisi ile gerçekleştirdiği sohbette “Sayın Cumhurbaşkanımız ittifakı büyütmeli. Mevcut ittifakla zorlanabilir. Daha büyük bir gücü yanına çekebilmeli” dediğini belirtti.

“Benden söylemesi”

Zeyrek, ismini paylaşmadığı bu kişinin “Mesela İYİ Parti mi?” diye sorunca “Yeni ayrılanlar geri dönemez herhalde, en mantıklısı İYİ parti gibi görünüyor” karşılığını verdiğini ifade etti ve şunları yazdı:

“AK Parti kurmaylarının bazı İYİ Parti kurmaylarıyla da görüştüğünü duyunca iktidarın ciddi ciddi böyle bir arayışa girmiş olabileceğini düşündüm. Ancak İYİ Parti’lilere sorduğumda “Biz iktidarın safına geçersek partideki çaycımızı dahi kaybederiz” yanıtını aldım. Anlayacağınız, iktidar “kuşa bak” dercesine Millet İttifakı’nı ve Altılı Masa’yı gösterirken, oralara ayrılık tohumları serpmeye çalışırken, asıl kendi içinde büyük sorunlar yaşıyor ve Altılı Masa’nın gücünün bir kısmına talip olmak istiyor.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ve iktidar ittifakının son durumunu Hazine ve Maliye Bakanı Nurettin Nebati’nin ekonomi için kurduğu cümleyi siyasete uyarlayarak anlatabiliriz: “Neoklasik siyaset düşüncesinden epistemolojik bir kopuşu temsil eden heteredoks yaklaşım, günümüzde giderek ön plana çıkan davranışsal siyaset ve nörosiyaset gibi alanların etkisiyle daha fazla önem kazanmaktadır.” Bu çerçevede herkes Altılı Masa’dan beklerken, iktidar kanadından “epistemolojik kopuşlar” yaşanırsa şaşırmayın. Benden söylemesi!”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

‘Altılı Masa’nın Son Toplantısından ‘Gölge Kabine’ Çıktı

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, DEVA Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun ev sahipliğinde 2. turun ilk görüşmesini gerçekleştirdi. Görüşmenin ardından yapılan açıklamada oluşturulacak komisyonlar ‘gölge kabine’ olarak yorumlandı.

Gazeteci Altan Sancar’ın diken.com.tr’de yayımlanan partilerin kurmaylarına dayandırdığı yazısında “komisyonlar hem iktidarın politikalarını yakından takip edecek ve buna dair masanın eleştirilerini dile getirecek. Ortak çalışmayla masanın bakış açısı ve uygulayacağı politikalar belirlenerek bunları kamuoyuyla paylaşılacak. Ortaklaşma sağlanan noktalar hem hazırlanacak seçim beyannamesine eklenecek hem de masanın ilgili alandaki vaatleri ve hedefleri olarak ayrıca yayınlanacak” ifadelerini kullandı.

“İktidarı peşimize takacağız”

Sancar’ın yazından ilgili bölüm şöyle:

“CHP’li bir kurmaya göre komisyonlar hem iktidarın politikalarını yakından takip edecek ve buna dair masanın eleştirilerini dile getirecek. Ortak çalışmayla masanın bakış açısı ve uygulayacağı politikalar belirlenerek bunları kamuoyuyla paylaşılacak. Ortaklaşma sağlanan noktalar hem hazırlanacak seçim beyannamesine eklenecek hem de masanın ilgili alandaki vaatleri ve hedefleri olarak ayrıca yayınlanacak.

CHP’li ismin aktardığına göre komisyonlar partilerin masalarında hazır olan çalışmaları hızlıca ortaklaştırarak bunları ardı ardına kamuoyuna duyuracak. Muhalefetin hedefini ise şöyle açıklıyor: ‘Sadece eleştiren değil, alternatifi öneren olduğumuzu herkes görecek. İktidar bir çalışmamıza laf yetiştirmeye çalışırken bir diğeriyle halkın karşısına çıkacağız. Gündemi biz belirleyeceğiz, tabiri caizse iktidarı peşimize takacağız.’

15 günde bir toplanacak

İYİ Parti’den bir isme göre de komisyonları ‘gölge kabine’ olarak adlandırmak mümkün. İsim, komisyonların her birinin ‘bir veya birden çok bakanlığa denk geldiğine’ dikkat çekti. Kurmay bu durumu “Kuvvetle muhtemel, komisyonda yer alacak isimlerden bazıları bakan veya bakan yardımcısı olarak belirlenecek” diye yorumluyor.

Komisyonların çalışmaları belirli periyotlarla açıklayacağını ve masanın da 15 günde bir toplanacağını söyleyen İYİ Partili isim “Artık aday ismini tartışacak zaman bile kalmayacak. Bu konu diğer partilerden arkadaşlarla aramızda espri konusu bile oldu. Üç aylık hızlı bir maratona başlıyoruz” dedi.

DEVA Partili kaynakların aktardığına göreyse partinin lideri Ali Babacan, masa toplanmadan kısa süre önceki görüşmelerde bakanlıkların alanlarında komisyonlar kurulması sürecinin hızlandırılmasını önerdi. Parti liderleri de bu öneriye sıcak bakarak toplantıda bu çalışmayı ele aldı. Bu çalışmanın geçiş sürecinin de bir parçası olduğunu aktaran kaynaklara göre muhalefet yeni yıla ‘tüm alternatiflerini ve yol haritasını belirleyerek girmeyi’ hedefliyor.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Altılı Masa Toplantısı Sona Erdi; Dikkat Çeken Mesajlar

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun ev sahipliğinde yeniden toplandı.

Haber Merkezi / 4.5 saat süren toplantının ardından yapılan ve liderlerin imzasını taşıyan açıklamada “Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş Süreci Yol Haritası” çalışmalarını en kısa sürede tamamlayarak kamuoyunun bilgisine sunma kararı aldıkları belirtildi.

“Milletimiz müsterih olsun! Altılı Masa olarak her zaman vurguladığımız gibi, bu yeni bir başlangıç ve yeni bir inşadır” ifadelerinin yer aldığı ortak açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“12 Şubat 2022 tarihinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin ev sahipliğinde başlayan toplantılarımız, kamuoyu ile paylaştığımız temel ilkeler ve hedefler doğrultusunda kararlılıkla devam etmektedir. Gerçekleştirdiğimiz ilk altı toplantıda siyasi tarihimizde ender görülen bir işbirliği anlayışı içinde önemli mesafeler aldık.

Bizler, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni’ni hazırlayan altı siyasi parti olarak, Cumhuriyetimizi demokrasi ile taçlandırmak, adaleti tesis etmek, farklılıklarımızı zenginlik kabul ederek bir arada özgürce yaşamak, toplumsal huzuru ve barışı sağlamak, tüm vatandaşların insan onuruna yaraşır bir hayat sürmesini güvence altına almak, çoğulcu, demokratik bir Türkiye inşa etmek ve gelecek nesillere bu değerleri emanet etmek için bir aradayız.

Altılı Masa olarak kurduğumuz Geçiş Süreci Yol Haritası Komisyonu, Anayasal ve Yasal Reform Komisyonu, Kurumsal Reform Komisyonu, Seçim Güvenliği Komisyonu ve İletişim Komisyonu yarının Türkiye’sini inşa için çalışmalarını hız kesmeden sürdürmektedir.

Liderler Buluşmaları’nın ikinci turunun bu ilk toplantısında yaklaşan seçim takviminin ve artan toplumsal beklentinin bilincinde olarak iki temel konuyu ele aldık:

Birincisi, Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş Süreci Yol Haritası konusunda yapılan çalışmaları değerlendirdik ve bu konudaki çalışmaları en kısa sürede tamamlayarak kamuoyunun bilgisine sunma kararı aldık.

İkincisi, ülkemizin önemli temel politika alanları için ortak bir çalışma grubu kurulmasına, halkımızın menfaatleri doğrultusunda ortak politikalar belirlenmesine ve bu politikaların ortak taahhütlerimiz olarak kamuoyuna ilan edilmesine karar verdik.

Bu temel politika alanlarını da;

Hukuk, adalet ve yargı,
Kamu yönetimi,
Şeffaflık, denetim ve yolsuzlukla mücadele,
Ekonomi, finans ve istihdam,
Sektörel ve bölgesel konular,
Bilim ve teknoloji,
Eğitim ve öğretim,
Sosyal politikalar,
Dış politika, güvenlik, savunma olarak belirledik.
Önemle bir kez daha vurgularız ki, halkın gerçeklerinden tamamen kopmuş siyasi iktidar, çarpıtma ve algıyla gerçeklerin üzerini örtebileceğini sanan beyhude bir çaba içerisindedir. İktidarın yarattığı yozlaşma öyle bir boyuta ulaşmıştır ki, borsa manipülasyonlarıyla bir avuç yandaşın zengin edilerek küçük yatırımcının yok edilmesi dahi bu dönemde yaşanmıştır. Tüyü bitmemiş yetimin hakkıyla hem de kamu bankaları üzerinden borsa manipülatörleri kurtarılmaya çalışılmıştır. Gençlerimiz daha iyi yaşam koşulları ve özgürlük için başka ülkelere giderken, kamuda dört beş maaş alanlar lüks ve şatafat içinde yaşamlarını sürdürmekte; ülkeyi yönetenler zenginleşirken geniş halk kitleleri fakirleşmektedir. Bu adaletsiz düzene birlikte son vereceğiz.

‘Milletimiz müsterih olsun’

Güçlü bir demokrasi olmadan güçlü bir ekonomi olamayacağı, güçlü bir ekonomi olmadan da güçlü bir dış politika olamayacağı gün ışığı gibi ortadadır. Dış politika ve milli güvenlik konularını iç politika malzemesi olarak kullanan iktidar Ege’deki Türk-Yunan dengesinin Yunanistan lehine bozulmakta olduğu gerçeğini hamasi nutuklarla örtmeye çalışmaktadır. Kurumsal akıldan yoksun dış politikanın ürünü olan bu güvenlik zaafı hiçbir hamasi dille kapatılamaz. Öte yandan, Rusya’nın Ukrayna’nın bazı bölgelerini ilhak kararını da Kırım’ın ilhakı kararı gibi geçersiz görüyoruz.

Milletimiz müsterih olsun! Toplumsal, siyasal ve ekonomik sorunları her geçen gün ağırlaştıran Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin, keyfilikle ve kural tanımazlıkla, Türkiye Cumhuriyeti’ni bir şahıs devletine dönüştürmesine ve 85 milyonu uçuruma sürüklemesine asla izin vermeyeceğiz.

Kamuoyunun bilgisine bir kez daha sunarız ki;

Altılı Masa hedefine emin adımlarla ilerlemektedir ve göstereceğimiz ortak Cumhurbaşkanı adayı, Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı olacaktır.
Altılı Masa aynı zamanda, demokratik hukuk devleti için Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi tesis edecek Meclis çoğunluğunu da kazanacaktır.
Yeni bir yönetim anlayışı ve siyaset kültürüyle ülkemiz hızla kutuplaşma girdabından çıkartılacak, inancı, kimliği, dünya görüşü ve yaşam tarzı sebebiyle hiç kimse ötekileştirilmeyecek, temel hak ve özgürlükler güvenceye kavuşacak, gençlerin önündeki tüm engeller kaldırılacak, kamuda israfa son verilecek, siyasi ahlak kanunu yürürlüğe girecek, yolsuzlukla ve yozlaşmayla etkin mücadele edilecek, güçlü kurumlar tesis edilecek, tüm terör örgütlerinin, yeraltı suç örgütlerinin ve uyuşturucu baronlarının üzerine kararlılıkla gidilecek, güzel ülkemizin hiçbir çocuğu yoksulluğa mahkûm edilmeyecek ve Türkiye rahat bir nefes alacaktır.
Altılı Masa olarak her zaman vurguladığımız gibi, bu yeni bir başlangıç ve yeni bir inşadır.”

Paylaşın

İYİ Parti’de ‘CHP’nin Gölgesinde Kalma’ Rahatsızlığı

Geçtiğimiz hafta siyasetin önemli gündem başlıklarından biri İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in açıklamaları oldu. Akşener’in “Kazanacak aday”, “Noter değiliz”, “CHP’ye borcumuzu ödedik” başlıkları ile öne çıkan sözleri “Masa dağılıyor mu” sorusuna neden oldu.

Ancak partiler süreci dikkatli yönetti, tartışmanın büyümesine neden olacak açıklamalardan kaçınıldı. Altılı Masa kurmaylarına göre Akşener’in açıklamaları kesinlikle “masayı dağıtma” gibi bir amaç taşımıyor.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre, son dönem siyaset gündeminde CHP ve Kılıçdaroğlu’nun öne çıktığına dikkat çeken bir siyasetçi, “İYİ Parti’de CHP gölgesinde kalma rahatsızlığı var. Bundan rahatsızlık duyulması bir siyasi parti açısından normal. Akşener vurgularıyla ‘Ben de buradayım’ dedi. Bu açıklamaları kendi tabanına mesaj olarak da okumak gerek. Böyle çıkışlar olabilir. Ama hepimizin gündemi halk, halkın yaşadığı büyük problemler. Eninde sonunda herkes bu sorumlulukla hareket etmek durumunda. Öyle olacağına da inanıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı adayına yeni kriter: Uyumlu olacak

Öte yandan Altılı Masa’da cumhurbaşkanı adayının ismi değil ‘kriterleri’ konuşuluyor. Aslında bu kriterler, “uzlaşmacı, özgürlükçü, demokratik değerleri içselleştirmiş, milletimizin tamamını kucaklayan, siyasi ahlak ilkelerini benimseyen, liyakat sahibi bir aday” olarak duyurulmuştu.

Bir başka açıklamada ise bunlara, “Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı, Güçlendirilmiş Parlamenter sistemden yana olan, demokrasi aşıklarının adayı olacak” ifadesi eklendi.

Ancak yazılı metinlere yansıyan bu ifadelerin yanı sıra liderlerin açıklamalarına yansıyan başka kriterler de var. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener başta olmak üzere birçok lidere göre kriter, “Kazanacak aday” olarak ifade ediyor. Ama Altılı Masa kurmaylarına göre bu da yeterli değil. Çünkü seçimi kazanmış bir Cumhurbaşkanının süreci nasıl yöneteceği de büyük önem taşıyor. Bu nedenle Cumhurbaşkanı adayının “kazanacak aday” olmasının yanı sıra geçiş sürecinde ortak yönetimin gereğine dikkat çekilerek “uyumlu” bir aday olmasının da bir o kadar önemli olduğuna vurgu yapılıyor.

Bugün başlayan ve önümüzdeki aylarda devam edecek Altılı Masa görünen o ki bu kriterleri değerlendirmeye devam edecek. Adayın ismi aralık, ocak ayından önce belli olmayacak.

Paylaşın

Ruşen Çakır Yorumladı: Demirtaş, Öcalan’ın Yerini Mi Alacak?

Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, Mersin’in Mezitli ilçesindeki Tece Polisevi’ne düzenlenen ve PKK’nın askeri kanadı olarak bilinen HPG’nin üstlendiği saldırı sonrası Selahattin Demirtaş ve HDP yönetiminden gelen tepkileri yorumladı.

Başlıktaki soruya yanıtının “Hayır” olduğunu dile getiren gazeteci, şöyle devam etti:

“Fakat cevabımın ‘hayır’ olması, Selahattin Demirtaş’ın yakın dönemde Kürt siyasi hareketinin en önde gelen ismi olmasını düşük bir ihtimal gördüğüm anlamına gelmiyor. Hatta tam tersini düşünüyorum. Bugünden bakıldığında Kürt siyasi hareketi içinde önü en açık isim bana göre Demirtaş ve eğer bir süredir izlediği çizgiyi bozmazsa bu hareketin lideri haline gelmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Ama Demirtaş’ın, bu hareket içerisinde ‘Liderlik’ olarak tanımlanan Abdullah Öcalan’ın yerini almak yerine, hareketin farklı aktörleriyle beraber, ‘l’si büyük harfle yazılmayan yepyeni bir liderlik inşa etmesini beklemek daha gerçekçi olur.”

Çakır, bu noktada saldırı sonrası hem Kasım 2016’dan bu yana Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın hem de HDP yönetiminin peş peşe kınama mesajları yayınladığına dikkati çekti:

‘Örgütün açıklamasındaki sözlerin muhatabının Demirtaş ve HDP olduğu düşünüldü’

“(…) Demirtaş ve HDP’nin PKK tarafından düzenlendiği belli olan saldırıyla aralarına mesafe koymaları üzerine Kandil’in ne diyeceği merak edilirken çok geçmeden örgütün üstlenme açıklaması geldi. Açıklamadaki ‘Kürt halkını ve değerlerini korumak için kendisini feda eden fedailerin, hangi gerekçeyle olursa olsun düşman diliyle kınanması ancak sindirilmişlikle ifade edilebilir’ sözlerinin muhatabının Demirtaş ve HDP olduğu düşünüldü.

Demirtaş ise yine hızlı bir şekilde, tabii ki doğrudan adını vermeden Kandil’e cevap vererek ‘geri adım’ atmayacağının altını çizdi: ‘Demokratik siyasette ısrar ve barış politikası, bizim için ilkeseldir. Kimse geri adım atmamızı beklemesin. Her koşulda ilkelerimizi savunacak, halkın demokratik çözüm ve barış isteğini tüm olanaklarımızla, gür sesle söylemeyi sürdüreceğiz. Faşizmi yıkacak, mutlaka kazanacağız.’

‘Demirtaş yanıt verdi’

Demirtaş, ayrıca ‘Milyonların sessiz barış çığlığını hücremden duyuyorum, halkın duygularının tercümanı olmaya çalışıyorum’ diyerek PKK açıklamasındaki ‘Kürt halkını ve değerlerini korumak’ sözlerine; ‘Elbette bunun bedelleri oluyor. Mahallenin ‘delisi, popülisti, tek adamı, sinmişi’ ya da karşı mahallenin ‘teröristi, katili’ olarak yaftalanmayı göze alıyorum’ diyerek yine aynı açıklamadaki ‘sindirilmişlik’ sözüne de cevap vermiş oldu.

Sonuçta, ardından söylenenler ve alınan tavırlardan hareketle Mersin saldırısının Kürt siyasi hareketinde daha şimdiden bir dönüm noktası olmaya aday olduğunu ileri sürebiliriz. (…)”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

AK Parti’nin Gündeminde ‘MHP İle İttifak’ Ve ‘Kürtler’ Var

‘Ankara kulislerini iyi koklamasıyla’ tanınan gazeteci Sedat Bozkurt, Kısa Dalga’da yayımlanan yazısında iktidar partisinde de, CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi’nden oluşan ‘altılı masaya’ benzer bir mekaniğin çalıştığını söyledi.

AK Parti’de kalan tek ‘A takımı’ olarak adlandırılabilecek isimlerin belirli periyotlarla bir araya geldiğini, bu toplantıların bazılarına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığını belirten Bozkurt, “Belki de Erdoğan’ın hoşlanmayacağı görüşlere muhatap olduğu parti içi tek toplantı bu toplantılar” dedi; ardından şunları söyledi:

“Ömer Çelik, Mahir Ünal, Naci Bostancı, Efkan Ala gibi deneyimli isimlerin yanı sıra yeni isimlerden Mustafa Şen ve Fahrettin Altun da bu strateji grubunun üyesi. Burada da gündem değerlendiriliyor, muhalefetin mevcut pozisyonu ile nasıl bir pozisyon alacağına ilişkin öngörülerde bulunuluyor.

‘MHP ile ittifak, AK Parti’nin siyaset yapma alanını daraltıyor’

Millet ittifakının masasında olduğu gibi burada da çoğu zaman pek çok konuda derin fikir ayrılıkları çıkıyor. Ama bütün bunlar bir fikir zenginliği olarak kayıt altına alınarak geniş bir müktesebat oluşturuluyor. Örneğin burada yaşanan tartışmalarda da MHP ile yüzde 50 artıyı yakalamak için yapılan mecburi ittifak nedeniyle AK Parti’nin siyaset yapma alanının nasıl daraltıldığı tespiti yapılıyor.

Bu masada da adı konulmamış ittifak modeli nedeniyle sıkıntı olduğu görüşü mevcut ve aynı millet ittifakında olduğu gibi bir yazılı protokol ihtiyacı bulunduğu dile getirilmiş. Kürtlerin 1’inci partisi olma imkanının kaybedilmesi üzerine bu durum, Erdoğan’ın da katıldığı bir toplantıda dillendirilmiş yüksek sesle, MHP gerekçe gösterilerek.

“‘Erdoğan, Bahçeli ile görüşmeye ihtiyaç olması halinde devreye girerim’ dedi”

Erdoğan bunun için çalışma yapılmasını istemiş, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile görüşmeye ihtiyaç olması halinde devreye gireceğini de anlatmış. Bu alanda sıkıntı görülmüyor çünkü kazanılmak zorunda olunan bir seçim var, partinin daha doğrusu içinde MHP’nin de bulunduğu Cumhur İttifakının önünde. Yerel seçimler öncesinde okutulan Abdullah Öcalan’ın mektubu bu konudaki en önemli deneyim. Bu pek çok girişimi mümkün kılabilecek bir deneyim. (…)”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Erdoğan, Son 8 Yılda Yaklaşık 18 Milyar TL Harcadı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘Cumhurbaşkanlığı’ döneminde yani 2014’ten bu yana yaklaşık 18 milyar TL harcadı. Erdoğan, görev süresi içinde Abdullah Gül’den 19,8, Ahmet Necdet Sezer’den 108,5 kat daha fazla harcama yaptı.

CHP’li Burhanettin Bulut, Başbakanlık dönemi de dahil edildiğinde 23 milyar TL  de örtülü ödenek kullandığını kaydetti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili Burhanettin Bulut, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “başkanlık” dönemine ilişkin harcamaları paylaştı. Buna göre Erdoğan, görev süresi içinde Abdullah Gül’den 19,8, Ahmet Necdet Sezer’den 108,5 kat daha fazla harcama yaptı.

16 Mayıs 2000-28 Ağustos 2007 arasında görev yapan 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer 7 yılda 167,4 milyon TL; 28 Ağustos 2007-28 Ağustos 2014 tarihleri arasında 7 yıl görev yapan Abdullah Gül ise 916 milyon TL harcadı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise göreve başladığı tarih olan 28 Ağustos 2014’ten bu yana yaklaşık 18 milyar TL harcama yaptı. Erdoğan, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı döneminde ayrıca 23 milyar TL’lik de örtülü ödenek kullandı.

‘Saray, itibarından ödün vermiyor’

Sözcü’den Başak Kaya’nın haberine göre; Cumhurbaşkanlığı’nın halka faturasını çıkaran, CHP’li Burhanettin Bulut, Cumhuriyet tarihi boyunca görev yapan tüm Cumhurbaşkanları arasında en çok harcamayı Erdoğan’ın yaptığını belirtti. Saray’ın masraflarının her yıl arttığını kaydeden Bulut, “Sayıştay raporlarına göre, Cumhurbaşkanlığı’nın mutfaktan temizliğe, giyimden sağlığa kadar birçok kalemde yaptığı harcamalar katlandı. Halktan tasarruf isteyen Saray, kendi itibarından ödün vermiyor. Krizin faturasını vatandaşın sırtına yüklüyor” dedi.

Bulut, örtülü ödenek harcamalarına da dikkat çekti ve 2003 yılından bu yana “gizli hizmet gideri” olarak bütçeden 23 milyar 109 milyon TL harcandığını belirtti. Sayıştay’ın Cumhurbaşkanlığı 2021 yılı raporunda, Saray’ın günlük harcamasının 10 milyon 277 bin TL’yi bulduğu belirlenmişti.

Paylaşın