CHP ‘Başörtüsü’ Teklifi İle Erdoğan’a ‘Gündem’ Hediye Etti

Kılıçdaroğlu, kadınların giyim kuşamını siyasetin tekelinden çıkartacakları kanun teklifini gündeme getirmişti. CHP de önceki gün teklifi Meclis’e sunmuştu. Mehmet Y. Yılmaz, CHP’nin başörtüsü çıkışıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a gündem hediye ettiği görüşünü savundu.

T24 yazarı Mehmet Y. Yılmaz, bugünkü köşe yazısında “CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘başörtüsü takma özgürlüğünü yasal güvenceye bağlama” çağrısının beklenmesi gereken sonucunun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın el yükseltmesi” olduğunu söyledi.

“Nitekim öyle de oldu, Erdoğan, ‘gelin çözümü Anayasa düzeyinde sağlayalım’ dedi” diyen Yılmaz, şunları yazdı:

Bu çağrıyı yaparken Kılıçdaroğlu’na seslenme biçimi, çok önem verdiğini iddia ettiği “geleneksel Türk aile değerleri terbiyesine” ne kadar uyuyor diye de hiç düşünmedi.

CHP’nin bu çağrıya yanıtı, “yeni Anayasa’yı yeni Meclis yapacak” oldu ama bugünden başlayarak iki tarafın bir diğerini “yan çizmekle” suçlama yarışına gireceğini söyleyebilirim.

Böylece CHP Genel Başkanı, AKP Genel Başkanı’na üzerinde doya doya tepinebileceği bir yeni gündem armağan etmiş bulunuyor.

Dün CHP “gerçek gündeme odaklanmalı” derken bunu anlatmaya çalışıyordum.

Konserler, festivaller bile yasaklanırken, yaşam biçimimiz otokrasinin açık ve yakın tehdidi altındayken gündemi durduk yerde bir kez daha “başörtüsü yasaklarına” getirmeyi başaran CHP ve Genel Başkanı’nın, pirinçteki bu taşı şimdi nasıl ayıklayabileceğini merak ediyorum.

Öte yandan Erdoğan seçimi kaybederse “kazandıklarımızı kaybederiz” diye endişelenen muhafazakârların, bu kayıkçı kavgasına itibar edip etmeyeceklerini de zaman içinde göreceğiz.

Yılmaz, “endişeli muhafazakarlar” olarak tanımladığı gruba “AKP’den pompalanan ‘kazandıklarımızı kaybederiz’ propagandasında ‘kaybedilecek kazanımlar’ başörtüsü filan değil” diyerek seslendi ve şöyle devam etti:

Başörtüsü, AKP’nin yeni zenginlerinin ve yöneticilerinin bu 20 yıl içinde başardıkları ani zenginleşmeyi fark etmenizi engelleyen bir örtü işlevi görüyor.

Sizleri “başörtüsü hakkını kaybedersiniz” diye korkutmalarının nedeni, o örtünün altına saklamak istediklerini koruma kaygılarıdır.

Sadece bugün AKP’yi yönetenlerin 20 yıl önceki aile fotoğrafları ile bugünküleri karşılaştırsınlar, kimin neyi kaybetmekten endişelendiğini daha iyi göreceklerdir.

Tabii “günün fıkrası” her zaman olduğu gibi Adalet Bakanı Bekir Bozdağ oldu.

Bozdağ, “Sayın Cumhurbaşkanımızın grup toplantısında verdiği talimatı aldık. Anayasa değişiklik teklif taslağı hazırlama çalışmalarımıza başlıyoruz” dedi.

Bu absürt tartışmada dikkatimi çeken şey Erdoğan’ın “temel insan hakları” hassasiyeti oldu.

Kılıçdaroğlu’na çağrı yaparken şunu söyledi:

“Eğer samimiysen şayet bu zat temel bir insan hakkı olan başörtü meselesini ülkenin gündeminden kati bir şekilde çıkarmakta samimiyse, şayet bu zat gençlerimizin en büyük hassasiyetleri olan özgürlük alanlarından biri konumundaki bu meselenin ahdi temelini güçlendirme sözünün arkasındaysa gelin çözümü yasa değil anayasa düzeyinde sağlayalım.”

Gördüğünüz gibi Erdoğan’a göre Türkiye’nin gençleri, sadece “başörtüsü” konusunda hassaslar.

İnanç özgürlüğü, düşünce ve ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, işkence ve kötü muamele yasağı, özel hayatın gizliliği, adil yargılanma hakkı, protesto hakkı gibi temel insan haklarından söz edilmiyor.

Gerçi onlardan söz edecek olsa kendi varlığını inkâr durumuna da düşebilir.

Meclisinde benzerine ancak faşist rejimlerde rastlanabilecek bir “sosyal medya yasa tasarısı” kanunlaşmak üzere olan bir ülkede Cumhurbaşkanı’nın “temel insan hakkı” denilince sadece bunu anlamasında da bir gariplik yok aslında.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’nun ‘Başörtüsü’ Hamlesini İYİ Parti Nasıl Karışladı?

İYİ Parti, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun ‘başörtüsü’ çıkışını, siyaseten doğru bir hamle olarak değerlendiriyor. İYİ Parti, bu hamleyle Erdoğan’ın elinden ‘muhalefet yasak getirecek’ söylemini elinden alınmıştır” yorumunda bulunuyor.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kadınların giyim kuşamını siyasetin tekelinden çıkartacakları kanun teklifini gündeme getirmişti. CHP de önceki gün teklifi Meclis’e sunmuştu.

CHP’nin TBMM’ye sunduğu “başörtüsü” yasa teklifine ilişkin İYİ Parti kulislerinde “doğru hamle” yorumu yapılıyor.

Cumhuriyet’ten Gamze Kolcu‘nun haberine göre parti kurmayları, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın her dönem başörtüsü yasağı üzerine siyaset yürüttüğü ve bu alanı örselediğine dikkat çekerek “Başörtüsü özgürlüğünün sadece kendi dönemlerine has olduğunu, kendilerinin iktidarı kaybetmeleri durumunda yasağın geri geleceği propagandası yürütmüştür. Kılıçdaroğlu’nun çıkışı, siyaseten doğru bir hamledir. Bu hamleyle Erdoğan’ın elinden ‘muhalefet yasak getirecek’ söylemini elinden alınmıştır” değerlendirmesinde bulunuyor.

İYİ Parti kanadında Erdoğan’ın “anayasayla değişikliği” hamlesine ilişkin de şu yorum yapılıyor: “Siyasi iklimin geldiği durum üzerinden bakıldığında bir anayasa metni hazırlamanın zorluğu ortada. Toplum AKP kutuplaştırıldı. Mutabakata dayalı bir metin ortaya çıkmaz.”

Altılı Masa’dan destek

Ayrıca Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Gültekin Uysal, Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ve Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başörtüsü konusunda “Evrensel hukuk ilkeleriyle uyum içinde bir kanuni çerçeve oluşturduk. Kadınların giyim kuşamını, siyasetin tekelinden çıkartıyoruz” açıklamasına destek vermişti.

SP Lideri Karamollaoğlu, “Kılıçdaroğlu’nun, kazanımları yasal güvence altına alacak ve keyfi uygulamalara son verecek olan çağrısını kıymetli buluyor ve destekliyoruz” demişti.

DP Lideri Davutoğlu ise, “Kılıçdaroğlu’nun bütün alanlarda başörtü özgürlüğünü yasal teminat altına alma çağrısını toplumsal barış açısından çok değerli buluyorum. Bütün siyasi partileri ve milletvekillerini bu yasa teklifine destek vermeye çağırıyorum” ifadelerini kullanmıştı.

Gültekin Uysal, şu açıklamayı yapmıştı: “AKP Genel Başkanı Erdoğan istiyor ki CHP başörtüsüne itiraz etsin ki seçimlerde kendisi suistimal edebilsin, ‘ben gidersem özgürlükler kısıtlanır’ diye propaganda yapabilsin! CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu, bu teklifi ile şimdi AKP’nin elinden bu argümanı aldı”

Paylaşın

Başörtüsü Tartışması: CHP, Yine Hayır Diyen Pozisyonuna Düştü

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) kamuda başörtüsünün güvence altına alınmasını öngören kanun teklifi, siyasetin tartışma konusu olurken, Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Berk Esen’e göre ise toplumun şu anda başörtüsü ile ilgili bir gündemi yok.

Esen, bu nedenle Kılıçdaroğlu’nun hamlesini yanlış bir strateji olarak gördüğünü belirterek, “CHP, türban meselesini genel anlamda özgürlükleri artıracak bir paketin içine madde olarak koyabilirdi. CHP’nin eli böylece daha güçlü olabilirdi” dedi.

Esen, sadece başörtüsü meselesi konuşulunca AKP’ye bir adım atma imkanı tanınmış olduğunu vurgularken, CHP’nin önümüzdeki dönemde yine başörtüsüne karşıymış gibi suçlamalara maruz bırakılacağını dile getirdi. Esen, “Erdoğan’ın bu hamlesiyle CHP yine hayır diyen pozisyonuna düştü” değerlendirmesinde de bulundu.

CHP’nin kamuda başörtüsünün güvence altına alınmasını öngören kanun teklifi, siyasetin tartışma konusu oldu. Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun teklifine “Yeni Anayasa” çağrısıyla karşılık verdi. Peki, muhalefet ne yanıt verdi ve Anayasa değişikliği mümkün mü?

Anayasa değişikliği için TBMM üye tam sayısının beşte üç çoğunluğunun oyu gerekiyor. AKP ve MHP’nin Meclis’te toplam 334 olan sandalye sayısı bu çoğunluğu karşılamadığı için muhalefetin desteğine ihtiyaç duyuluyor. Peki, Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamalarının ardından muhalefet, Erdoğan’ın çağrısına nasıl yaklaştı?

Özgür Özel’den AKP’ye “gizli ajanda” suçlaması

Tartışmalarla ilgili DW Türkçe’den Eray Görgülü’nün sorularını yanıtlayan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, AKP’nin panik havasında olduğunu öne sürerek, “Acaba buradan biz siyasi rant kaybederiz, CHP bir alan kazanır mı diye. Oysa genel başkanımız bunu siyasi saiklerle oy hesabı uğruna yapmadığını açıkça söylemişti” ifadesini kullandı. Erdoğan’ın sorunun çözümünün yasa yoluyla olabileceğini kabul ettiğini ancak kanun teklifine evet demediğini kaydeden Özel, “Her gün kendisi için yapılmış bir anayasayı bile defalarca çiğneyen, ayakları altına alan birisiyle oturup da anayasa değiştirecek değiliz” dedi.

Özel, Kılıçdaroğlu’nun tweeti ile ilgili de “İlk bölümünde başörtüsüyle ilgili düzenlemedeki yasal değişikliğimize destek vermesinin sorunu çözeceği söyleniyor. Ayrıca devamında da başta Alevi yurttaşlarımızın talepleri olmak üzere özgürlükçü bir yaklaşım varsa onu da getir destekleriz diyor” ifadesini kullandı. Özel, bugüne kadar tüm özgürlükçü yaklaşımları desteklediklerini belirterek, AKP’yi gizli ajanda tutmakla suçladı. Özel, “Biz adımız gibi biliyoruz. Özgürlükçü görünüp arka tarafta gizli ajandasında farklı gündemleri olacaktır. Biz böyle bir gündemin parçası olmak istemeyiz” dedi. Özel, özgürlükçü bir yaklaşım olması halinde öneriyi değerlendireceklerini de ekledi.

Yeneroğlu: AK Parti’den özgürlükçü bir tutum beklemek abesle iştigal

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yeneroğlu da, başörtüsü ile ilgili bütün yasakların Anayasa Mahkemesi’nin kararı ve AKP’nin geçmişteki mücadelesi ile sonlandırıldığını belirtti. “Bunu takdir etmek gerekir” diyen Yeneroğlu, “ideolojik saiklerle insanların inanç ve yaşam biçiminin kısıtlanabileceği anlayışının terk edilmesi” gerektiğini savundu.

Kılıçdaroğlu’nun özeleştiri yaptığına da dikkat çeken Yeneroğlu, ancak başörtüsü konusunda kanuni bir düzenlemeye gerek olmadığını dile getirdi. Yeneroğlu, buna karşın mevcut Anayasa’da özgürlükleri kısıtlayan çok fazla istisnalar bulunduğunu da vurgulayarak, “Bu girişimlere kimden gelirse gelsin destek veririm. Ancak AK Parti iktidarının böyle bir niyeti olmadığını düşünüyorum” diye konuştu. Yeneroğlu, “Bugün AK Parti, zorba devlet anlayışını üstlenmiş, her gün toplumda kendisi gibi düşünmeyen, inanmayan ve yaşamak istemeyen insanların temel haklarını eziyor. Dolayısıyla bu saatten sonra AK Parti’den özgürlükçü bir tutum beklemek abesle iştigaldir” ifadelerini kullandı.

HDP’li Oluç: Tüm ayrımcılıkları silecek anayasa maddesi yazalım

HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç da Meclis’te düzenlediği basın toplantısında Türkiye’nin tek sorununun başörtüsü olmadığını ve ayrımcılığa Alevilerin, Kürtlerin, azınlıkların uğradığını kaydetti. Tüm ayrımcılıkları silecek bir anayasa maddesi yazılması çağrısında bulunan Oluç, “Diyelim ki ayrımcılığa uğrayan herkesin sorununu çözmek istiyoruz. Gelin böyle bir madde yazarak farklılıkların eşit ve özgür olduğunu ifade etmiş olalım. Bu anlayışı bir anayasal anlayış haline getirmiş olalım” diye konuştu.

Bu arada bu tartışmalar yaşanırken İYİ Parti’den henüz bu konuda bir açıklama gelmemesi de dikkat çekti. TBMM’de partisinin grup toplantısında konuşan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, toplantı çıkışında soru sormak isteyen gazetecilerin sorularını almadan Meclis’ten ayrıldı.

“AKP seçmeni başörtüsü için kaygılı”

Siyaset bilimcilere göre, CHP, Cumhur İttifakı’nın muhafazakar seçmene karşı kullanacağı “CHP, başörtüsüne karşı” argümanını elinden almak istedi. Aksoy Araştırma Kurucusu Ertan Aksoy, toplumun şu an gündeminde başörtüsü sorunu olmadığını belirtti ancak kamuoyu araştırmalarında ortaya çıkan bir sonuca dikkat çekti.

Aksoy, “İktidar değişikliği durumunda AKP seçmeninin başörtüsüne yönelik müdahale kaygısı ön plana çıkıyor. Sayın Kılıçdaroğlu, bu kaygıya yönelik mesaj vermek istemiş olabilir” dedi. Aksoy, mesajın yeterince ulaşıp ulaşmadığının ise önümüzdeki günlerde yapılacak ölçümlerle ortaya çıkabileceğini kaydetti. Aksoy, Erdoğan’ın Anayasal düzenleme çağrısı ile ilgili de, “Tam olarak neyi değiştireceğini açıklamadığı için toplumda bir duygu yarattığını düşünmüyorum” diye konuştu.

“CHP yine hayır diyen pozisyonuna düştü”

Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Berk Esen’e göre ise toplumun şu anda başörtüsü ile ilgili bir gündemi yok. Esen, bu nedenle Kılıçdaroğlu’nun hamlesini yanlış bir strateji olarak gördüğünü belirterek, “CHP, türban meselesini genel anlamda özgürlükleri artıracak bir paketin içine madde olarak koyabilirdi. CHP’nin eli böylece daha güçlü olabilirdi” dedi.

Esen, sadece başörtüsü meselesi konuşulunca AKP’ye bir adım atma imkanı tanınmış olduğunu vurgularken, CHP’nin önümüzdeki dönemde yine başörtüsüne karşıymış gibi suçlamalara maruz bırakılacağını dile getirdi. Esen, “Erdoğan’ın bu hamlesiyle CHP yine hayır diyen pozisyonuna düştü” değerlendirmesinde de bulundu.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Hekimler Göçü Durdurulamıyor!

Sağlık Bakanlığı tarafından geçen ay yürürlüğe sokulan “Beyaz Reform” da hekimlerin yurtdışına gidişlerine engel olamadı. Kamuya dönüşler artsa da yeni düzenlemeleri yeterli bulmayan pek çok hekim, mesleğini Türkiye dışında sürdürme niyetinden vazgeçmedi.

Independent Türkçe’den Lale Elmacıoğlu’nun aktardığına göre, Eylülde 130’u pratisyen toplam 255 hekim, Türk Tabipleri Birliği’ne başvurup yurtdışında görev yapmak için gerekli “İyi Hal” (Goodstanding) belgesi aldı.

İlk 5 branş: Çocuk sağlığı ve hastalıkları, iç hastalıklar, kadın hastalıkları ve doğum, ortopedi ve travmatoloji, radyoloji

Eylül verilerine göre çocuk sağlığı ve hastalıkları branşı 14 hekimle başı çekerken; onu 10 kişiyle iç hastalıkları takip etti.

Kadın hastalıkları ve doğum ile ortopedi ve travmatoloji branşlarından ise 10’ar hekim iyi hal belgesini aldı. Beşinci sırada ise 8 hekimle radyoloji bölümü yer buldu.

9 aylık bilanço: Bin 938 hekim yurtdışı belgesini aldı

Eylül ayında 255 hekimin daha “İyi Hal” belgesi almasıyla yılın ilk 9 ayındaki toplam sayı bin 938’e yükseldi. Yıl sonundaki toplam sayının ise 2 bin 500’ü geçmesi bekleniyor.

9 ayın zirvesi ağustosta gerçekleşti

Ağustos ayında hekimler göçünde tüm zamanların en yüksek sayısı görülmüş; 143’ü uzman, 138’i pratisyen toplam 281 hekim yurtdışı yollarına düşmüştü.

Sağlık çalışanlarına şiddet, fazla mesai, malpraktis ve daha fazlası

Hekimlerin yurtdışına gidişleri uzun süredir tartışılıyor. Maaşların düşüklüğü sürekli gündeme gelse de doktorların Türkiye’den gidişlerinin ana nedeninin para olmadığı, ülkede sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin önüne geçilememesi ve mesleğin eski saygınlığının bulunmaması başlıca sebepler arasında gösteriliyor.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu İle Erdoğan Arasında ‘Başörtüsü’ Tartışması

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile CHP Lideri Kılıçdaroğlu arasında ‘başörtüsü’ tartışması devam ediyor. Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun teklifine ilişkin çağrı yaparak, “Gelin çözümü yasa değil Anayasa düzeyinde sağlayalım” dedi. Kılıçdaroğlu ise, “Senin yasakçı zihniyetine rağmen, özgürlükler getirmeye çalışıyoruz” cevabını verdi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM düzenlediği grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun başörtüsü teklifine değinen Erdoğan, “Bugün Türkiye’nin gündeminde başörtüsü diye bir mesele, verdiğimiz mücadele ve yaptığımız düzenlemeler sayesinde, hamdolsun artık kalmamıştır” dedi.

Kılıçdaroğlu’nu hedef alan açıklamalarda bulunan Erdoğan, “Ya Kemal, doğru ol be! Yanına bir iki tane başörtülü bayanı alıp rozet takmakla bu işi çözeceğini mi zannediyorsun? Adam gibi dürüst ol! İstismar siyaseti yaparak milletin karşısına çıkma” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu’na çağrı yapan Erdoğan, “Gelin çözümü yasa değil, Anayasa düzeyinde sağlayalım. 5735 sayılı Anayasa değişikliği teklifini, kamuda çalışmayı da kapsayacak şekilde, aksi yönde düzenleme yapılamayacağı kaydıyla yeniden çıkartalım” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarının ardından sosyal medyada paylaşım yapan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, şu sözlere yer verdi:

“Başörtülü kadınların hak ve özgürlüklerine kavuşması için önerdiğimiz bu kanuni zırhı sen destekle Erdoğan; eğer arkasında yine kurnaz bir ajanda çıkmazsa tabii ki Alevi vatandaşlarımız dahil, hak ve özgürlükler konusunda getireceğiniz öneriye her türlü desteği vermeye hazırız.

Bu kullandığın zehirli dili de artık bırak, çok çirkin bir üslubun var. Türkiye için iyi bir şey yapmaya çalışıyoruz. Senin yasakçı zihniyetine rağmen, özgürlükler getirmeye çalışıyoruz.”

“Yeni Anayasa, yeni Meclis’in işi olacak”

Öte yandan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamasına yanıt verdi. Özgür Özel, şunları söyledi:

“Meclis’e sunduğumuz kanun teklifimiz AKP’de rahatsızlık yarattı. Desteklememek için Anayasa değişikliği önerip başka değişiklikler için fırsat kolluyorlar. Her gün Anayasayı çiğneyen bir anlayışla anayasa değiştirecek halimiz yok. Yeni Anayasa, yeni Meclis’in işi olacak.”

Paylaşın

Ahmet Davutoğlu, Selahattin Demirtaş Hakkındaki Şikayetinden Vazgeçti

Başbakan olduğu dönemde kendisine yönelik sözleri nedeniyle eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında şikayete bulunan Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, şikayetini geri çekti.

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) önceki Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’na hakaret iddiasıyla yargılandığı davanın görülmesine bugün devam edildi.

MA’nın haberine göre, İstanbul 47. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya Demirtaş katılmazken, onu avukatı Fırat Epözdemir temsil etti.

Demirtaş hakkında, Şırnak’ın Cizre ilçesinde sokağa çıkma yasakları sırasında bodrumlarda insanların öldürülmesi sonrası dönemin Başbakanı Davutoğlu’na yönelik “Çocuk katili” dediği gerekçesiyle hakaret davası açılmıştı.

Heyet başkanı, Davutoğlu’nun dosyaya dilekçe sunduğunu ve şikayetinden vazgeçtiğini açıkladı.

Mahkeme, Demirtaş hakkında hakaretten devam eden dosyaların birleştirme talebine dair mahkemelerin kararının beklenmesine karar verdi. Bir sonraki duruşma 23 Şubat 2023’te görülecek.

Selahattin Demirtaş’ın “Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret” ve “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini alenen aşağılama” suçlarından 1 yıl 8 aydan 4 yıl 4 aya kadar hapsi isteniyor

Paylaşın

Akşener’den Erdoğan’a: Ufak At, Yoksulluğu Yalanlarla Örtemezsin

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, “Paramız 1 yılda yarı yarıya değer kaybetti. Merkez Bankası’nın 128 milyar dolarına da bu yıl 75 milyar dolar ilave oldu. Rezervlerimizde olması gereken ama olamayan döviz miktarı 203 milyar dolara yükseldi” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Akşener, açıklamasının devamında, “Enflasyon ise yüzde 19,58 iken bugün yüzde 83,45’e ulaştı. Geçtiğimiz 1 yılda enflasyon 4 kattan fazla arttı. Son 1 yılda üretici fiyatlarındaki artış yüzde 151,5, tarımda yüzde 142,4, konut fiyatlarında yüzde 173,8 oldu. Bugün ne yazık ki dünyada en yüksek enflasyona sahip 5’inci ülkeyiz” dedi ve ekledi:

“İçinde bulunduğumuz tablo böyle ibretlik haldeyken halkımız nefes dahi alamazken, Sayın Erdoğan gününü gün etmeye devam ediyor. Bay krize göre Türkiye’de her şey yolunda. Ona göre insanımız şükretmeyi bilmiyor. Asıl yokluk ABD’deymiş, Avrupa’da market rafları boşmuş. Almanya’da ortalama ücret bizim paramızla 75 bin lira. Yani Sayın Erdoğan diyor ki ayda 5 bin 500 lira çalışanların keyfi yerinde ama ayda 75 bin lira kazanan Alman vatandaşları zor durumda. Ufak at Sayın Erdoğan. Yoksulluğu yalanlarla örtemezsin.”

İYİ Parti Lideri Akşener, Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin “mertçe çıkıp ekonomiyi yönetemediklerini itiraf etmesi gerektiğini” söyledi. İYİ Parti lideri, “Çık mertçe de ki; biz ekonomiyi böyle yönetiyoruz çünkü ‘Sayın Erdoğan böyle istiyor’ de. Allah’ın bildiğini niye kuldan saklıyorsunuz? Saçma sapan açıklamalarınızla çilekeş milletimizi daha fazla yormayın” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Akşener’in konuşmasından satır başları:

20 sezonluk gereksizce uzatılmış keyifsiz bir dizinin final sezonu sonunda geldi çattı. O sene bu sene, iyilerin şafağı ufukta görünüyor, emin olun çok az kaldı.

AK Parti iktidarı yüzünden memleketimizin bereketi de güzellikleri de soluyor. Ülkeyi yöneten kişi her tavrıyla örnek olmalıdır.

Beğenmediği herkese saldıran, hakareti kendine hak sayan bir zihniyetin neden olduğu toplumsal gerilim tehlikeli bir seviyeye ulaştı. Türkiye bu gerilimi artık taşıyamıyor.

Geçtiğimiz hafta Ankara’da bir eğlence mekânında yaşananlar bunun sonucudur. Sırtını iktidara yaslayan herkes, kendini her şeyin sahibi zannediyor.

Rusya-Ukrayna savaşı

“Hayat iyiler ile kötüler arasında bitmek bilmeyen bir mücadelenin özetidir. Kötülüğü rehber edinenler hep oldu. Bugün bile değişime ayak uyduramayan yönetimlerin insanlığa meydan okuyan uygulamalarına şahit oluyoruz.

En temel toplumsal sözleşmeleri kendi çıkarlarına uydurmaya çalışan kirli zihniyetlere şahit oluyoruz. Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik başlattığı işgalin üzerinden 7 ay geçti.

Putin çizilen karizmasını düzeltmek için son çareyi 4 bölgeyi ilhak etmekte buldu. Biz bu filmi Kırım’da izledik. Bugün de bu ilhakı tanımıyoruz” dedi.

Uluslararası toplum çılgınlığa karşı daha somut adımlar atmalıdır. Sayın Erdoğan’ın da bu ciddi tehdit karşısında alacağı tavrı bekliyoruz.

Devletin esas görevi kendi menfaatleri çerçevesinde denge oluşturabilmektir. Seçim hesapları kovalayarak devlet yönetilemez. Biz tahıl koridoru adımlarını takdirle karşılıyoruz.

Rusya-Ukrayna savaşında alacağımız pozisyonda ülkemizin menfaatleri esas alınmalıdır. Arabuluculuk kisvesi altında Putin’in sırtının sıvazlanması Türkiye’ye yakışmaz.

Türk milleti bugün de Rus emperyalizminin yanına yedeklenecek bir algı malzemesi değildir. Bu millet yıllarca utanç anıtına bakmak zorunda bırakıldı. Ta ki Mahmut Şevket Paşa harekete geçen kadar.

Bahri Teğmen o utanç anıtını yerle bir edene kadar. Biz bugün senin yüzünden yine aynı utancın eşiğindeyiz. O gün milletimizin haysiyetine vurulan pranga senin 2024’e ertelemeye çalıştığın doğalgaz borcuyla canlanıyor.

O gün bu vatanın asil evlatlarının boyunduruk altına girebileceğini sananlar, bugün Putin hayranlığınla yeniden cesaret buluyor.

Topraklarımıza dikilen utanç anıtı, ekonomimiz üzerinden hain bir oyun olarak karşımıza çıkıyor. Bugün de Yeşilköy’e Rus anıtı dikenlerin bugünkü temsilcileri karşısında tıpkı Mahmut Şevket Paşa, Bahri Teğmen gibi aynı cesaretle dimdik duracağız.

Geçmişte ilmin merkezlerinden olan bir medeniyet ilimden, bilimden bu kadar uzağa savrulabilir? Gerçekten utanç verici. Bu konu dini veya siyasi bir tartışma değildir.

Bizim için bu konu vahşetin karşısında mağdurun yanında durmaktır. Komşumuz İran’ın güçlü, mutlu ve huzurlu olmasını istiyoruz. Biz İran’ı bağımsız bir ülke olarak görmek istiyoruz.

Dualarımız özgür ve mutlu bir İran içindir. Bu idealimizi ucube bir anlayışla gerçekleştiremeyiz.

Bağımsızlığın yolu saçı görünen kadınları yok etmek değildir. Tek bir kadının bile sesini duyurmak için ayağa kalkması, tüm kadınlar için ayağa kalkıştır. İran’daki bu zulüm yok olmaya mecburdur.

Sayın Erdoğan, şubat aylarında ‘Enflasyonu kontrol altına alacağız’ diyordu. Bu sefer de ‘Yılbaşından sonra enflasyonun düşeceğine inanıyorum’ dedi.

Kendisi de epistemolojik bir kopuş yaşadığından sadece inanıyor. Olan yine milletimize oluyor” dedi.

Paramız 1 yılda yarı yarıya değer kaybetti. Merkez Bankası’nın 128 milyar dolarına da bu yıl 75 milyar dolar ilave oldu. Rezervlerimizde olması gereken ama olamayan döviz miktarı 203 milyar dolara yükseldi.

Enflasyon ise yüzde 19,58 iken bugün yüzde 83,45’e ulaştı. Geçtiğimiz 1 yılda enflasyon 4 kattan fazla arttı.

Son 1 yılda üretici fiyatlarındaki artış yüzde 151,5, tarımda yüzde 142,4, konut fiyatlarında yüzde 173,8 oldu. Bugün ne yazık ki dünyada en yüksek enflasyona sahip 5’inci ülkeyiz.

İçinde bulunduğumuz tablo böyle ibretlik haldeyken halkımız nefes dahi alamazken, Sayın Erdoğan gününü gün etmeye devam ediyor.

Bay krize göre Türkiye’de her şey yolunda. Ona göre insanımız şükretmeyi bilmiyor. Asıl yokluk ABD’deymiş, Avrupa’da market rafları boşmuş. Almanya’da ortalama ücret bizim paramızla 75 bin lira.

“Ufak at sayın Erdoğan”

Yani Sayın Erdoğan diyor ki ayda 5 bin 500 lira çalışanların keyfi yerinde ama ayda 75 bin lira kazanan Alman vatandaşları zor durumda. Hatırlıyor musunuz, Rahmetli Münir Özkul, Neşeli Günler’de Şener Şen’e ne diyordu? “Ufak at Ziyaa…” Ufak at Sayın Erdoğan, ufak at. Bizzat kendi eserin olan yoksulluğu, yalanlarla örtemezsin.

Kaşıkla verdiğini, kepçeyle geri alan, abartılı müjdelerinle, günü kurtaramazsın. Boş vaatlerle, milletin derdini çözemezsin. Hakikat güneşini, hamaset balçığıyla sıvayamazsın. Hiç boşuna uğraşma.

Bugün bir garip yönetim anlayışıyla karşı karşıyayız. Bu ülkede atanamayan öğretmen diye bir gerçek olduğu için utanması gereken Milli Eğitim Bakanı ‘Mühendisler de atanamıyor ama ağlamıyor’ dedi.

Enerji Bakanlığı da bir tasarruf kitapçığı yayınladı. Tüm bunları yaparken onlar Saray’da günlük 10 milyon lira harcayacaklar, torpilli maaşlarla servetleri büyütecekler.

Buradan ahkam severlere seslenmek istiyorum; milletimiz ne yapacağını çok iyi biliyor. O sandık geldiğinde milletimiz tasarrufun şahını yapacak. Gereksiz yanan ampul sönecek, tasarruf yapacağız.

Bakan Nebati’nin açıklamalarına tepki

Bir de iktidarın gözbebeği Nebati Bakan var. Sağolasın gideni aratmıyor. Işıl ışıl dolar işaretli gözleri muhteşem. Sayın Erdoğan’ın son dönemlerdeki tercihlerine bayılıyorum.

Saray bürokrasi saçmalama yarışına girerken ışıltılı gözler geri kalır mı? Adeta yeni öğrendiği tüm kelimeleri aynı cümle içinde kullanmaya çalışan çocuklar gibi…

Üstat diyor ki, bu ibretlik cümle ile diyor ki; biz bilgi ve bilimden koptuk. Dünyada uygulanan tüm ekonomi politikalarını da reddediyoruz. Bizi artık nörologlar değerlendirsin.

Yahu niye bu kadar uğraşıyorsun? De ki; biz ekonomiyi böyle yönetiyoruz çünkü ‘Sayın Erdoğan böyle istiyor’ de. Allah’ın bildiğini niye kuldan saklıyorsunuz? Saçma sapan açıklamalarınızla çilekeş milletimizi daha fazla yormayın.

“Gençlerine aşağılık demekten hiç mi utanmıyorsun?”

Buradan Sayın Erdoğan’a seslenmek istiyorum: Ekonomiyi batırdığın gerçeğini, Milletimizi fakirleştirdiğin gerçeğini, Abuk sabuk yalanlarla mı örteceksin?

Milletin parasını, yandaşlarına yedirdiğin gerçeğini, Beş para etmezlere, 5-10-15 maaş verdiğin gerçeğini, Merkez Bankası’nın bile, kasasını boşalttığın gerçeğini, Lügatlara sığınarak mı örteceksin? Lügat demişken;

Bir yanda bakanları, bürokratları, saçmalamaya devam ederken; Diğer yanda ise, Sayın Erdoğan, artık millete hakaret etmekte, yeni yöntemler deniyor.

Eskiden dümdüz hakaret ederdi, artık lügatlı sövüyor… Geçen hafta, memleketten umudunu kesmek zorunda bıraktığı, gençlerimizi hedef aldı.

Dedi ki; “Sırf daha iyi arabaya binmek, sırf daha yeni telefon alabilmek, sırf daha çok konsere gidebilmek gibi, süfli heveslerle, ellerin, yani başka ülkelerin, başka toplumların, kapısına varanlara acıyarak bakıyorum.

Bu vesileyle, Sayın Erdoğan’ın gözünde, çapulculuktan, süfliliğe terfi eden gençlerimizi kutluyorum. Henüz biz kadınların seviyesine gelemediniz ama, yakında onu da başaracağınıza eminim… Özetle, Sayın Erdoğan diyor ki; gençlerimizin daha iyi bir hayat sürmeyi istemeleri, “süfli bir hevesmiş”.

Yani, “aşağılık” bir hevesmiş… Yanlış duymadınız. Üstelik bunu söyleyen, bu ülkenin Cumhurbaşkanı. Kadınlara “sürtük” diyebilen bir zihniyetten, elbette zarafet beklemiyorum.

Ama, gencine “aşağılık” demeye, hiç mi utanmıyorsun Sayın Erdoğan? Ayıptır, günahtır. Gençlere analarının ak sütü gibi helal olan, iyi ve haysiyetli yaşama arzusu, süfli bir hevesmiş…

Daha iyi bir hayat istemek, huzur istemek, mutluluk istemek, aşağılık bir hevesmiş. Hayallerini gerçekleştirebilmeyi, torpilsiz, mülakatsız, işe girmeyi istemek, aşağılık bir hevesmiş…

Peki bu beyefendiye göre, süfli olmayan hevesler nedir, biliyor musunuz? Mesela, Sayın Erdoğan için; ihale kovalamak, süfli değil, bilakis son derece asil bir heves.

Mesela; bol maaşlı, atanmış hayatlar peşinden koşmak, süfli değil, bilakis fevkalade asil bir heves. Hele de, lüks arabalar içinde pudra şekeri koklamak, hiç süfli değil, tam tersine müthiş asil bir heves.

Sayın Erdoğan; Bu kadar hakaret, yalan, iftira, bir Cumhurbaşkanına, hiç yakışmıyor. Ülkesinin kadınına sürtük, gencine aşağılık, çiftçisine terörist demek, bir Cumhurbaşkanına, hiç yakışmıyor. Çünkü bu devletin başına, laubalilik değil, ciddiyet yakışıyor. Çünkü bu aziz millet, zorbalığı değil, şefkati hak ediyor.

Çünkü Türkiye, süfli bir zihniyetle değil, asaletle yönetilmeyi hak ediyor! Sen her ne kadar, yolun sonuna geldiğini, fark etmesen de;

Artık milletimiz, iftira atmayan, yalan söylemeyen, bahane üretmeyen, başarılı, basiretli ve becerikli bir yönetim istiyor! Milletimiz; Hırsıza, yolsuza, arsıza göz açtırmayan, bölmeyen, ayırmayan, ayrıştırmayan bir yönetim istiyor!

Milletimiz; İradesine, sesine, derdine kulak veren, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne yakışır bir anlayışla yönetilmek istiyor! İşte biz, aziz milletimizin, bu asil talebini karşılamaya talibiz!
Bu yüzden ülkemizi, her şeyden önce, bu ucube sistemden kurtaracak.

Dezenformasyon yasası

Biliyorsunuz, 1 Ekim itibariyle, iktidarın, “Dezenformasyonla Mücadele” adı altında çıkardığı, Sosyal Medya Yasası yürürlüğe girdi.

Yeni yasama yılının başlangıcında, Meclis gündeminde yer alan ilk düzenleme, iktidarın yüksek standartlarına göre bile, ucubelikte adeta bir baş yapıt oldu.

Sözüm ona, internetteki yalan haberleri durdurmak amacıyla çıkartılan, bu yasada; En çok merak ettiğimiz konu ise, yasanın nasıl işleyeceği… Yalanı kim ayırt edecek? Doğru nasıl bilinecek? Dezenformasyonu hangi kurum denetleyecek? Hiçbiri belli değil…

Mesela yalanları; havuz medyasının bir alt birimi gibi çalışan, RTÜK mü ayırt edecek? Mesela doğruyu; ENAG’ın, yüzde 186 olarak açıkladığı enflasyon rakamının karşısında, kendi çalışanlarını bile, zar zor ikna edip, enflasyonu, yüzde 83,45 açıklayan, TÜİK mi bilecek?

Mesela, şu meşhur dezenformasyonu; Trollerin efendisi, iftiraların prensi, algıların bekçisi, İletişim Başkanlığı mı denetleyecek?

Mesela; Facebook gidecek, yerine dezenformasyondan arındırılmış, “AKbook” mu gelecek? Twitter gidecek, yerine “Saray Kuşu” mu gelecek? YouTube gidecek, yerine “ŞahsımTube” mu gelecek?

İktidar her zaman olduğu gibi, yine bir cambaza bak oyunu sergiliyor. Buradaki cambaz: Sosyal Medya Yasası. Oyun ise: Hak ve hürriyetlerimize, pranga vurmak. Yani dezenformasyon bahane, istibdat düzeni şahane…

Giydiğimiz kıyafete, Ettiğimiz ibadete, Dinlediğimiz müziğe, Sevdiğimiz yemeğe bile, karıştıkları yetmedi; Şimdi de, doğruları öğrenmemizi istemiyorlar.

Çünkü; doğrulardan en çok onlar korkuyorlar. Çünkü; eğip bükemedikleri gerçeklerden korkuyorlar. Çünkü; fikri hür, vicdanı hür nesillerimizden korkuyorlar.

Hatırlayın, bu arkadaşlar nasıl iş başına gelmişlerdi? “Okuduğu şiirler, düşündüğü fikirler, söylediği sözler yüzünden, hapse girmeyen insanların ülkesini” vaat etmişlerdi, değil mi? Vesayet bitecek, yasaklar son bulacaktı değil mi?”

Paylaşın

HDP Karlıova İlçe Binasına Silahlı Saldırı: 1 Gözaltı

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Bingöl’ün Karlıova İlçe Örgütü binasına gece saat 02.00 sıralarında silahlı saldırı düzenlendi. Saldırıyı düzenleyen Tanju Bingöl’ün gözaltına alındığı belirtildi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Karlıova İlçe Örgütü binasına gece saat 02.00 civarında silahlı saldırı düzenlendi.

Saldırıda, binaya iki el ateş edildiği ve kurşunların ilçe örgütünün içerisine isabet ettiği belirtildi.

HDP’liler, sabah saatlerinde parti binasına geldi. HDP’lilere aktarılan bilgiye göre saldırıyı düzenleyen Tanju Bingöl’ün gözaltına alındığı belirtildi.

Konuya ilişkin açıklamada bulunan HDP İlçe Eşbaşkanı Yılmaz Bülbül, İlçe binasına gece yarısı silahlı saldırı olduğunu ve 2 kurşunun içeriye isabet ettiğini söyledi.

Yapılan saldırıyı kınayan Yılmaz Bülbül, olayla ilgili suç duyurusunda bulunacaklarını ifade etti.

HDP Bingöl İl Örgütü, Karlıova ilçe binasına yönelik silahlı saldırıyı yaptığı basın açıklamasıyla kınadı.

HDP Karlıova ilçe binası önünde yapılan açıklamaya il ve ilçe yöneticilerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.

Açıklamada konuşan İlçe Eşbaşkanı Yılmaz Bülbül, Türkiye’nin seçim sürecine girmesiyle birlikte HDP’ye yönelik büyük bir provokasyon örgütlendiğini söyledi.

Dün gece saat 00.40’ta gerçekleştirilen silahlı saldırıda doğrudan parti binalarının hedef alındığını söyleyen Bülbül, “Bu saldırı demokrasiye, insan haklarına, halkların kardeşliğine yapılan bir saldırıdır. Bu tür saldırılar partimizi şeffaf siyaset yapma ısrarından asla alıkoyamayacaktır. Bu alçakça saldırıyı ve provokasyonu lanetliyor ve kınıyoruz. Tüm Kanireş halkımızı demokratik siyaset etrafında birlik olmaya davet ediyoruz,” dedi.

Açıklama “Baskılar bizi yıldıramaz”, ” Direne direne kazanacağız” sloganlarıyla sonlandırıldı.

Paylaşın

Muhalefetin Sunduğu 3 Bin 845 Kanun Teklifi Gündeme Dahi Alınmadı

Meclis’in 27. dönemini kapsayan 5 yıllık sürede sürede muhalefetin 3 bin 845 kanun teklifinden hiçbiri yasalaşmadı. AK Parti tarafından sunulan 366 tekliften 255’i yasalaşırken, kalan teklifler ise komisyon ve Genel Kurul gündeminde yer alıyor.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adıyaman Milletvekili Abdurrahman Tutdere tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) çalışmalarına ilişkin verilen soru önergesi yanıtlandı. TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç tarafından yanıtlanan önergeye göre Meclis’in 27. dönemini kapsayan 5 yıllık sürede sürede muhalefetin 3 bin 845 kanun teklifinden hiçbiri yasalaşmadı.

Söz konusu kanun teklifleri gündeme dahi alınmazken, AK Parti’nin iktidar ortağı da ambargo ile karşılaştı. MHP tarafından hazırlanan 296 kanun teklifinin hiçbiri gündeme alınmadı. Bu dönemde AK Parti tarafından sunulan 366 tekliften 255’i yasalaşırken, kalan teklifler ise komisyon ve Genel Kurul gündeminde yer alıyor.

Kanun teklifleri

Sözcü’den Deniz Ayhan’ın haberine göre CHP’nin 3 bin 9, Halkların Demokratik Partisi’nin(HDP) 443, İYİ Parti’nin 301, Memleket Partisi’nin 30, Zafer Partisi’nin 13, Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) 11, BBP’nin 8, Saadet Partisi’nin 7 ve Demokrat Parti’nin 5 kanun teklifi gündeme alınmadı. Ayrıca, bağımsız milletvelleri tarafından verilen 18 kanun teklifi de gündeme alınmadı.

AK Parti tarafından gündeme alınmayan kanun teklifleri arasında; elektrik, su ve doğal gazdan KDV alınmaması ve KYK borçlarının silinmesini içeren teklifler de yer aldı.

‘Komisyonlarda bekletiliyor’

Soru önergesine yanıt verilen CHP’li Tutdere, “CHP olarak verdiğimiz 3 bini aşkın kanun teklifimizin hepsi ilgili komisyonlarda bekletilmekte, gündeme dahi alınmamaktadır. İşçi, memur, esnaf, köylü, öğretmen, öğrenci, kısacası 84 milyon yurttaşımızı yakından ilgilendiren ve hayatını kolaylaştıracak olan binlerce kanun teklifimiz sümen altı ediliyor. Vatandaşlarımızın refahını artırmak, hayatlarını kolaylaştırmak için verdiğimiz kanun tekliflerimiz Meclis’te çoğunluğu elinde bulunduran Cumhur İttifakı tarafından dikkate alınmıyor. Yürütmenin denetlendiği, yasaması güçlü, adaleti bağımsız ve güçlü sistemi yeniden inşa edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’nun Hamlesi AK Parti’de Alarm Zilleri Çaldırmış!

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘kadınların giyim kuşamını siyasetin tekelinden çıkartmak’ adına kanun teklifi değerlendiren Mehmet Ocaktan, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun cesur bir hamle yaptığını söyledi.

Karar gazetesi yazarı Mehmet Ocaktan’a göre iktidar cephesinden bu konuda atılacak herhangi bir adım, CHP liderinin hanesine yazılacak.

AKP’nin ana muhalefet partisinin teklifine ‘hayır’ oyu verip kendi teklifini getirebileceğini öne süren Ocaktan, bunu ‘riskli bir yol’ olarak niteleyerek şunları kaydetti:

“(…) Çünkü CHP, ’20 yıldır iktidardalar ama başörtüsü meselesini yasal güvenceye bağlamak akıllarına gelmedi. Ancak biz teklif verince akıllarına geldi’ diyerek seçim meydanlarını inletecektir.

Öyle anlaşılıyor ki bu hamle AK Parti’de alarm zilleri çaldırmış… Parti sözcüsü Ömer Çelik’in dün apar-topar yaptığı açıklamadan anlıyoruz ki Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan bugün başörtüsü konusunda önemli açıklamalar yapacakmış. Bu demektir ki AK Parti, Kılıçdaroğlu’nu izlemeye devam edecek…

2002’de iktidara geldiğinde ‘hukukun üstünlüğü’ özgürlükler ve insan hakları konusunda önemli adımlar atan AK Parti’nin neden şimdi otoriter istikamete dümen kırdığını anlamak ve anlamlandırmak gerçekten mümkün değil.

Mesela 20 yıllık iktidarında başörtüsü meselesini neden yasal bir güvenceye kavuşturmadı? Parlamentoda fazlasıyla sayısal çoğunluğa sahipti, elini tutan mı vardı ki bir kez olsun aklına gelmedi…

Kimse kusura bakmasın, şu saatten sonra bu konuda atılacak her adım Kılıçdaroğlu’nun hanesine yazılacaktır. Galiba esas mesele şu; eğer siyasette makuliyet çizgisini kaybederseniz, çaresiz bir şekilde hep başkalarının peşinden koşmak zorunda kalırsınız.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın