‘Beyaz Saray, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nu İzliyor’ İddiası

Cumhuriyet yazarı Orhan Bursalı, CHP Lideri Kılıçdaroğlu ve kurmaylarının, Center for American Progress kuruluşu ile yaptığı toplantıya, ABD Dışişleri Bakanlığı’nda görevlendirilmiş 5-6 yetkili, birkaç senatör ve başkan yardımcısı Kamala Harris’in bürosundan da katılanlar olduğunu söyledi.

Orhan Bursalı, ayrıca savunma bakanlığından görevliler de toplantıyı izlediğini ifade etti.

Cumhuriyet yazarı Orhan Bursalı, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ABD’deki temasları hakkında bir köşe yazısı kaleme aldı.

Bursalı’nın bugünkü köşe yazısının bir kısmı şöyle:

Önceki gün Center for American Progress kuruluşu ile toplantısı vardı Kılıçdaroğlu ve kurmaylarının. Toplantıya katılanların arasında ABD Dışişleri Bakanlığı’nda görevlendirilmiş 5-6 yetkili, birkaç senatörün ve başkan yardımcısı Kamala Harris’in bürosundan da katılanlar olduğunu öğrendik. Ayrıca savunma bakanlığından görevliler de toplantıyı izlediler.

Toplantıya katılanlar söz aldıklarında isimlerini söylüyorlar ancak söz almayanlar sadece dinleyici pozisyonunda kalıyorlar ve görevleri tam olarak bilinmiyor.

Hükümet kanadından katılımcılar sadece dinlemekle yetinmiş, soru sormamışlar.

Kılıçdaroğlu çok kısa konuşma yapmış ve soruları yanıtlamış. Katılanlar çoğunlukla Türkiye üzerine uzmanlar.

Amerikan hükümeti tarafından alt düzeyde bile olsa 10 kişiyi aşkın yüksek katılım, şüphesiz siyasi ilginin bir göstergesi.

Kılıçdaroğlu doğrudan siyasetle bir ilişki istemedi ama bu tabii ki siyasetin konuşulduğu bir toplantı. Edindiğimiz bilgiye göre Kılıçdaroğlu çeşitli konularda bugüne kadar yaptığı açıklamalar çerçevesinde yanıtlar verdi. Seçim güvenliği üzerine sorular arasında “Daha önceki seçimlerde RTE’nin söylediği ‘Atı alan Üsküdar’ı geçti’ gibi bir durum ortaya çıkar mı” sorusu da vardı. Ve meraklar aynı zamanda seçim güvenliği üzerindeydi.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

HDP’li Semra Güzel Hakkında 15 Yıla Kadar Hapis Talebi

PKK üyesi Volkan Bora ile fotoğraflarının ortaya çıkması üzerine dokunulmazlığı kaldırılan ve tutuklanan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Semra Güzel hakkında hazırlanan iddianame kabul edildi. İddianamede Semra Güzel hakkında 15 yıla kadar hapis cezası istendi.

Haber Merkezi / İddianamede, Güzel’in, yurt dışına kaçmaya çalışırken “Mehtap Şahan” adına düzenlenmiş sahte kimlik ve tanınmamak için kılık değiştirmiş şekilde yakalandığı anlatıldı.

Güzel’in PKK/KCK ile organik bağının bulunduğu, örgütsel hiyerarşi içerisinde yer aldığına yönelik çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk şartlarının bulunduğuna dair yeterli delilin elde edildiğini belirtilen iddianamede, Güzel’in “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi.

Güzel’in vekilliğinin düşürülmesi için süreç başlatıldı

Öte yandan Semra Güzel’in milletvekilliğinin düşürülmesi için süreç başlatıldı. TBMM Başkanlık Divanı, TBMM Genel Kurul oturumlarına beş birleşim katılmadığı saptanan Güzel’in dosyasını, Meclis Anayasa ve Adalet Komisyonu üyelerinden oluşan Karma Komisyon’a gönderdi.

Meclis Başkanlık Divanı, TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un başkanlığında yaptığı yeni yasama yılının ilk toplantısında, milletvekillerinin devamsızlık dosyaları ve mazeret dilekçelerini görüştü.

Yapılan inceleme sonucunda, milletvekillerinin mazeretleri kabul edilirken, sadece Güzel’in mazeret dilekçesi sunmadığı tespit edildi.

TBMM içtüzüğüne göre bir milletvekili Meclis çalışmalarına özürsüz veya izinsiz olarak bir ay içinde toplam beş birleşim günü katılmazsa devamsızlığı Başkanlık Divanınca tespit edilip Karma Komisyona gönderiliyor.

Meclis’in 27. Dönem 5. Yasama yılı sonunda Meclis Genel Kurulu’nda iki hafta yoklama alındı. Beş oturuma özürsüz ve izinsiz katılmadığı tespit edilen milletvekillerine devamsızlıkları ile ilgili bildirimde bulunuldu.

Başkanlık Divanı, içtüzük hükümleri gereği Güzel’in devamsızlık raporunu, karma komisyona gönderdi. Komisyon bu devamsızlık nedeniyle Güzel’in milletvekilliğinin düşmesi yönünde karar verirse, dosya Genel Kurul’un oyuna sunulacak.

Karma Komisyonun önümüzdeki günlerde toplanarak, Güzel’in dosyasını hızla karara bağlaması bekleniyor.

Paylaşın

‘Dezenformasyon Yasası’ AK Parti Ve MHP Oylarıyla Meclis’ten Geçti

Muhalefetin ve basın meslek örgütlerinin “sansür yasası” olarak nitelendirdiği,  iktidar bloğundaki partilerin “Dezenformasyonla mücadele yasası” olarak adlandırdığı “Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” tasarısı meclisten geçti.

Haber Merkezi / Muhalefetin, yasa metninden çıkarılması veya öngörülen cezanın indirilmesi, sanıkların tutuksuz yargılanması yönündeki uzlaşma çağrılarına  karşın, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçunu” düzenleyen 29’uncu madde,  değişiklik yapılmaksızın geçti.

Buna göre “halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse” 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılabilecek.

Yasaya göre, internet haber siteleri de süreli yayın tanımı kapsamına alınacak. Tüm haber siteleri, yayınladıkları içerikleri saklamak zorunda olacak.

İnternet haber sitesinin yasadaki hükme uymaması halinde Cumhuriyet Başsavcılığı 2 hafta içinde eksikliğin giderilmesini veya gerçeğe aykırı bilgilerin düzeltilmesini internet haber sitesinden isteyecek. İstemin 2 hafta içinde yerine getirilmemesi durumunda Cumhuriyet başsavcılığı internet haber sitesi vasfının kazanılmadığının tespiti amacıyla asliye ceza mahkemesine başvuracak. Mahkeme en geç 2 hafta içinde kararını verecek.

Başvurunun kabul edilmesi halinde internet haber siteleri için sağlanabilecek resmi ilan ve reklam ile çalışanlarının basın kartına ilişkin hakları ortadan kalkacak.

Düzeltme ve cevap metni, yayının yapıldığı internet haber sitesinde ilk 24 saati ana sayfasında olmak üzere 1 hafta süreyle yayımlanacak.

CHP, yasanın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından onaylanması halinde AYM’ye gideceğini duyurmuştu.

Basın kartı türleri

Yasa ile basın kartı türleri de şöyle tanımlandı:

  • Göreve bağlı basın kartı: Bir medya kuruluşuna bağlı olarak çalışan Türk vatandaşı medya mensuplarına ve enformasyon görevlilerine verilen basın kartını,
  • Süreli basın kartı: Görev alanı Türkiye’yi kapsayan yabancı medya mensuplarına verilen basın kartını,
  • Geçici basın kartı: Görev alanı Türkiye’yi kapsamamakla beraber geçici bir süreyle Türkiye’ye haber amaçlı gelen yabancı medya mensuplarına verilen basın kartını,
  • Serbest basın kartı: Geçici bir süreyle çalışmayan veya yurt dışında serbest gazetecilik yapan medya mensuplarına verilen basın kartını,
  • Sürekli basın kartı: En az 18 yıl mesleki hizmeti bulunan medya mensupları ve enformasyon görevlilerine ömür boyu verilen basın kartını ifade edecek.
Paylaşın

‘Dezenformasyon Yasası’nda Hapis Cezalarını Kapsayan Madde Kabul Edildi!

Basın meslek örgütlerinin ‘Sansür yasası’ olarak nitelendirdiği ‘Dezenformasyonla mücadele’ yasasının bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasını öngören, ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunu düzenleyen 29. Maddesi, TBMM Genel Kurulu’nda AK Parti ve MHP oylarıyla kabul edildi.

Haber Merkezi / TBMM Genel Kurulunda, muhalefetin teklif metninden çıkarılması veya öngörülen cezanın indirilmesi, sanıkların tutuksuz yargılanması yönündeki uzlaşma arayışlarına karşın, teklifin “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu”nu düzenleyen 29’uncu madde, değişiklik yapılmaksızın kabul edildi.

“Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” Mayıs’ta TBMM’ye sunulmuş ancak görüşmeleri bu haftaya kadar genel kurula gelmemişti.

29’uncu madde şöyle: Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Fail, suçu gerçek kimliğini gizleyerek veya bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlemesi hâlinde, birinci fıkraya göre verilen ceza yarı oranında artırılır.

“Muhalefet, cezaevinden korkacak olsa muhalefet olmazdı”

Görüşmeler sırasında 29. madde üzerine söz alan CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, şunları söyledi:

“Dünyanın bütün ülkelerinde despotlaşan iktidarlar, son dönemlerinde baskılarını artırırlar, demokrasi dışı yollara tevessül ederler. Bu, genel, evrensel bir gerçektir… Türkiye, dünya milletler ailesinin bir üyesidir. Türkiye’nin dünya milletler ailesi içindeki itibari, demokrasi ligindeki bu pozisyonu, biraz sonra görüşülecek 29. maddenin yasalaşması halinde hiçbirimizin, AK Parti’nin de MHP’nin de istemeyeceği bir hale düşecek endişesini taşıyoruz. Muhalefet, yasadan korkacak, cezaevinden korkacak olsa muhalefet olmazdı zaten. Bu konularda hodri meydanız. Kanun teklifini hazırlayanlara 10 dakika daha düşünmeleri için protestomuzu, demokratik karşı protestomuzu ayakta alkışlarla sürdürmeye devam edeceğiz.”

“Eleştirdiğimiz noktalar AB raporunda”

Görüşmeler sırasında HDP Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Saruhan Oluç söz aldı. Oluç şöyle konuştu:

“Kızıyorsunuz ‘sansür yasası’ deyince ama bunun 3 tane temel gerekçesi var. Bu yasayla ilgili kaygılarımız var. Bunlardan birincisi, ifade ve düşünce özgürlüğü konusunda gerekli hassasiyeti ve özeni göstermiyor olması yani bir engelleme içeriyor olması.

İkincisi, haber alma ve iletişim hakkı hakkında da gereken özeni göstermiyor olması ve engelleme maddeleri içermesi. Her ikisi de evrensel haklar olduğu için yapısal itirazlarımız var.

Üçüncü itirazsa, Türkiye’de bağımsız ve tarafsız bir yargı yok. Biliyoruz, bağımlı ve taraflı bir yargı mekanizması işliyor. Yürütmenin tahakkümü altında yargı ve bu yargının eline çok önemli imkânlar veriyor basınla ve medyayla ilgili olarak bu yasa teklifi. Şimdi, bunu biz söylüyoruz, bu, temel yaklaşımımız; tek tek maddeleri zaten kaç gündür tartışıyoruz.

Şimdi, geçtiğimiz günlerde, hani Türkiye’nin de ve tabii, iktidarın da zaman zaman yaptığı açıklamalarla -inandırıcı olmasa da- üye olmaya çalıştığı Avrupa Birliği var ya Batı Balkan ülkeleri ve Türkiye için 2022 Genişleme Paketi’ni ve ülke raporlarını açıkladı.

140 sayfalık Türkiye Raporu’nda şöyle şeyler söylüyor bu yasayla ilgili: ‘Türkiye, demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi temel konularda gerilemenin sürdüğü bir dönem yaşıyor. AB müktesebatına uyum konusunda bir ilerleme yok.’

Yani bizim eleştirdiklerimizi işaret ediyor. ‘Demokratik gerileme devam ediyor.’ diyor. ‘Yargının muhalefet partili milletvekillerini sistematik bir şekilde hedef almaya devam ettiği görülüyor.’ diyor. Ben içinden parçalar seçerek söylüyorum. ‘Sivil toplum artan bir baskıyla karşı karşıya ve ifade, toplanma gibi haklarını sınırlamak durumunda kalıyor.’ diyor.

‘Özellikle sistemsel olarak yargı bağımsızlığı eksikliği ve hâkim savcılar üzerindeki usule aykırı baskıya ilişkin olmak üzere endişeler devam etmektedir.’ diyor. Özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmamasının yarattığı sorunlardan söz ediyor. Devam ediyor: ‘Devlet kurumları tarafından uygulanan kısıtlayıcı tedbirler ve adli ve idari yollarla artan baskı, ifade özgürlüğünün kullanılmasını baltalamaya devam etmektedir.’ diyor.

‘Gazeteciler, insan hakları savunucuları, avukatlar, yazarlar, muhalif politikacılar öğrenciler, sanatçılar ve sosyal medya kullanıcılarına karşı açılan ceza davaları ve mahkûmiyetler devam etmektedir.’ diyor. ‘Barışçıl gösteriler yasaklanmaktır ve güvenlik güçlerinin orantısız güç kullanımı gözlenmektedir.’ diyor.

Şimdi, bunları niye anlatıyorum? İşte, bizim bu yasadaki esas itibarıyla temel itiraz noktalarımızın tamamı aslında Avrupa Birliği İlerleme Raporu’nda Türkiye’nin bu konularda ilerlemediğini, tam tersine gerilediğini ifade etmesinden dolayı. Bizim eleştirilerimiz ile Avrupa Birliği İlerleme Raporu’nun eleştirilerindeki örtüşme aslında durumun vahametini gösteriyor. Bunu anlatmaya çalışıyoruz iktidara ama görmek istemiyor iktidar.

E, tabii Dışişleri Bakanlığı da ne yapıyor? Her sene yaptığı gibi yine bir açıklama yapıyor, efendim ‘İddialar mesnetsizdir.’ diyor Avrupa Birliği İlerleme Raporu hakkında. Bu şekilde de işte yasalar çıkartılıyor, durum ortada.”

“Çakma Goebbels…’

Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Ahmet Şık ise şu ifadeleri kullandı:

“Bu topraklar, tarih boyunca oldukça tuhaf yasaklara tanık oldu.

Reisiniz seviyor diye sizin de ayılıp bayıldığınız 2. Abdülhamid ‘burun, grev, adalet, hürriyet, müsavat, cumhuriyet’ sözcüklerini sansürlemişti mesela.

1980 faşist darbesini gerçekleştiren cunta kitap yakmakla kalmamış ‘çağdaş kadın, devrim, özgürlük, yaşam’ gibi sözcükleri de yasaklamıştı. Cunta, anayasa referandumunda ‘hayır’ anlamına gelen mavi rengin gazetelerde kullanımını bile yasaklamıştı.

Kürtçe konuşmanın yasak olduğu 90’larda ‘sarı-kırmızı-yeşil’ renk kombinasyonu yasaktı. Daha geçen yıl, yağmalanan milyarlarca doları anlattığı için ‘128’ sayısı yasaklandı Türkiye’de. Gençler neşelenmesin diye konserler, festivaller zaten yasak. Yani geçmişten bugüne memleketin kısa özeti, bir yasaklar silsilesi. Şimdi de bu ucube yasaklar listesine bir yenisini eklemek istiyorsunuz.

Patronu, yöneticisi, yazarıyla saray dalkavuklarından oluşan yeni medya düzeni de suçlarınızı gizlemeye yetmedi. Şimdi de Saltanatınızı devam ettirmek için çok sevdiğiniz Abdülhamit dönemini mumla aratacak bir yasa teklifiyle karşımızdasınız.

Dezenformasyon Yasası diye çok alengirli de bir isim bulmuşsunuz. Güya yalan/yanlış bilginin dolaşıma girmesini engelleyecek. Eğer gerçek niyetiniz buysa, İletişim Başkanlığını kapatmakla işe başlayabilirsiniz. Başındaki çakma Goebbels’e nasılsa eş dost üzerinden bol maaşlı bir iş bulursunuz. Havuz medyası diye anılan medya kurumlarını da ‘gereğini yapan’ değil hakikate kendilerinden fazla saygı duyan gazetecilere bırakabilirsiniz.”

Uzlaşma çağrısı

CHP ise yasanın bugünkü görüşmeleri öncesinde bir kez daha AKP ve MHP’ye “uzlaşma” çağrısı yaptı.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, gazeteci kökenli İzmir Milletvekili Tuncay Özkan’la birlikte düzenlediği basın toplantısında, “Biz son ana kadar uzlaşma aramaya devam edeceğiz. Geçerse Anayasa Mahkemesi’ne yayınlandığı günün ertesi günü gitmeyi planlıyoruz” dedi.

Tuncay Özkan ise “Bu, Türkiye’yi karanlık bir tünele sokar. Tünele girmeden tekrar uyarıyoruz, aradığımız şey uzlaşıdır” görüşünü dile getirdi.

Altay, maddenin Genel Kuruldaki görüşmelerinde AKP ve MHP’lilere, uzlaşmayla değişiklik yapılması çağrısını yineledi.

CHP, İYİ Parti ve HDP’nin 29. maddenin teklif metninden çıkarılması yönündeki önergeleri AKP ve MHP oylarıyla reddedildi.

AK Parti ise MHP ile ortak imza ile TBMM’ye gelen düzenlemenin muhalefetin getirdiği eleştirilerin haksız olduğunu, yasanın doğru olmayan bilginin yayılmasını engellemeyi amaçlayan uluslararası düzenlemelere oldukça benzer olduğunu savunuyor.

Paylaşın

HDP’li Güzel’in Vekilliğinin Düşürülmesi İçin Süreç Başlatıldı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel’in milletvekilliğinin düşürülmesi için süreç başlatıldı. Güzel’in dokunulmazlığı PKK üyesi Volkan Bora ile fotoğraflarının ortaya çıkması üzerine kaldırılmıştı.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın aktardığına göre, TBMM Başkanlık Divanı, TBMM Genel Kurul oturumlarına beş birleşim katılmadığı saptanan Güzel’in dosyasını, Meclis Anayasa ve Adalet Komisyonu üyelerinden oluşan Karma Komisyon’a gönderdi.

Meclis Başkanlık Divanı, TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un başkanlığında yaptığı yeni yasama yılının ilk toplantısında, milletvekillerinin devamsızlık dosyaları ve mazeret dilekçelerini görüştü.

Yapılan inceleme sonucunda, milletvekillerinin mazeretleri kabul edilirken, sadece Güzel’in mazeret dilekçesi sunmadığı tespit edildi.

TBMM içtüzüğüne göre bir milletvekili Meclis çalışmalarına özürsüz veya izinsiz olarak bir ay içinde toplam beş birleşim günü katılmazsa devamsızlığı Başkanlık Divanınca tespit edilip Karma Komisyona gönderiliyor.

Meclis’in 27. Dönem 5. Yasama yılı sonunda Meclis Genel Kurulu’nda iki hafta yoklama alındı. Beş oturuma özürsüz ve izinsiz katılmadığı tespit edilen milletvekillerine devamsızlıkları ile ilgili bildirimde bulunuldu.

Başkanlık Divanı, içtüzük hükümleri gereği Güzel’in devamsızlık raporunu, karma komisyona gönderdi. Komisyon bu devamsızlık nedeniyle Güzel’in milletvekilliğinin düşmesi yönünde karar verirse, dosya Genel Kurul’un oyuna sunulacak.

Karma Komisyonun önümüzdeki günlerde toplanarak, Güzel’in dosyasını hızla karara bağlaması bekleniyor.

Semra Güzel’in milletvekili dokunulmazlığı, PKK üyesi olduğu belirtilen Volkan Bora ile fotoğraflarının basına yansımasının ardından, 1 Mart’ta kaldırılmıştı. Güzel, geçtiğimiz günlerde de tutuklanmıştı.

Paylaşın

Hazine Ve Maliye Bakanı Nebati, 10 Ayda Neler Dedi?

CHP Milletvekili Kılıç, ”Neo klasik ekonomi düşüncesinden epistemolojik bir kopuşu temsil eden heterodoks yaklaşım günümüzde giderek ön plana çıkan davranışsal ekonomi ve nöroekonomi ile daha fazla önem kazanmaktadır.” sözleriyle uzun süre gündemde kalan Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin 10 ayda gündeme gelen diğer sözlerini hatırlattı.

Kısa Dalga‘da yer alan habere göre, Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, CHP İzmir Milletvekili ve TBMM Başkanlık Divanı Katip Üyesi Sevda Erdan Kılıç’ın, “AKP Genel Başkanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fiyat artışları hakkında yaptığı açıklama” ile ilgili soru önergesini yanıtladı.

Bakan Nebati’nin geçen günlerde Ekonomik Dönüşüm Zirvesinin açılışında yaptığı konuşmada, ”Neo klasik ekonomi düşüncesinden epistemolojik bir kopuşu temsil eden heterodoks yaklaşım günümüzde giderek ön plana çıkan davranışsal ekonomi ve nöroekonomi ile daha fazla önem kazanmaktadır.” şeklindeki ifadelerini hatırlatan Kılıç, şunları kaydetti:

“Bakan Nebati enflasyonun neden arttığını; ‘Salgın döneminde jeopolitik gelişmeler ile birlikte, küresel enerji, gıda ve tarımsal emtia fiyatlarındaki görünümün sebep olduğu negatif arz şokları ve tedarik zincirindeki bozulmalar enflasyonun artmasında etkili olmuştur.’ cümlesi ile açıklamayı tercih etmiştir

Nebati’nin ilk röportajında, ekonominin çok hızlı bir şekilde düzeleceğini savunurken, ‘sen maaş alıyorsun, en fazla neyini kaybedersin? Enflasyonun altında ezilirsin; ama ben bu işi düzeltmezsem eğer bin çalışanımla beraber bütün varlığımı kaybederim, bunu göze alır mıyım?’ demesi, ileride ‘epistemolojik kopuş, heterodoks yaklaşım, nöroekonomi’ gibi ilginç kelimeleri kullanacağının ilk sinyallerini verdiriyordu aslında!

Henüz bu sözlerin şoku atlatılmamışken Nebati, bu sefer devlet televizyonu TRT’de, ‘gözlerime bakar mısınız? Ne görüyorsunuz? Ekonomi gözlerdeki ışıltıdır’ gibi hamaset kokan ifadeler kullandı.

‘Herkesin Nureddin Nebati’nin gözlerindeki ışıltıyı aradığı!’ bir ortamda Bakan, bu sefer bir televizyon programında, “ekonomi ile olan müktesebatınız nedir?” sorusuna, ‘piyasadan geliyorum demek şu: Varlıklı bir ailenin çocuğu olarak doğmuşsunuz. Doğal olarak benzin istasyonunuz olur. Akaryakıt işini bilirim, otomobil işini bilirim.’ diyerek ekonomi ile olan bağlantısını ortaya koydu!

Fransa’nın Cannes şehrinde düzenlenen uluslararası yatırımcı kahvaltısındaki sözleri, Türkiye’nin nasıl yönetildiğini, halkımızın yanı sıra yabancıların da öğrenmesini sağladı! Bakanın, ‘en sevmediğim konu da şu yatırımcılara zorluk çıkaran mevzuat ya da bürokrasidir. Bürokrasiyi alaşağı ederiz, arkamızda Cumhurbaşkanımız var rahat olun, mevzuatı da değiştiririz.’ sözleri ülke gündemine oturdu!

Antalya’daki bir toplantıda söylediği, ‘faiz ve kur odağında, sığ bir alanın içerisinde Türkiye ekonomisini kurtardık’ sözleri, ‘Türk ekonomisi kimden kurtarıldı? Zira 20 yıldır aynı parti iktidarda. Nebati’nin de mensubu olduğu partinin ekonomisini kim batırdı? Ya da kurtarılmış Türk ekonomisi bu mu?’ sorularının sorulmasına neden oldu. Ancak göstergeler ekonominin kurtarılmak bir yana her geçen gün daha da kötüye gittiğine işaret ediyordu.

Bakan Nebati’nin, ‘Türk Lirası en zayıf durumda. Gideceği bir yer yok. Vatandaş rahat olsun.’ ifadeleri vatandaşlarımızı rahatlatmasa da Bakanın ekonomi literatüründe yerini aldı!

Nureddin Nebati’nin gözlerini kapatarak dediği, ‘şimdi uyuyun, 6 ay sonra uyanın. Çok farklı noktalara gideceğiz.’ sözleri de ekonomi gündemine damga vurdu! Ancak bu 6 aylık süreçte; enflasyon yüzde 36.08’den yüzde 73.50’ye fırlayınca, 11.86 TL olan Dolar kuru 16.74 TL’yi görünce, 12 kiloluk mutfak tüpü 218 liradan 335 liraya çıkınca, benzin 11.64’ten 27.37’ye, motorin de 11.43’ten 29.94’e yükselince uykusundan uyananlar, yaşananların rüya olması temennisinde bulundu!”

Ekonominin ‘E’ sinden anlamayan bir yapı Türkiye’yi uçurumun dibine attı. Faturayı ise halk ödüyor. Parayı zenginler paylaşıyor, borcu halk ödüyor.”

Paylaşın

290 Gazeteci, Yazar, Akademisyen Ve Hukukçudan Demirtaş Ve HDP’ye Destek

Gazeteci, yazar, akademisyen ve hukukçulardan oluşan 290 imzacı. Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve HDP ile dayanışma içinde olduklarını yaptıkları bir açıklama ile duyurdu.

Haber Merkezi / Aralarında Deniz Türkali, Ayşe Hür, Eşber Yağmurdereli, Ertuğrul Günay, Oya Baydar, Rıza Türmen gibi isimler de yer aldığı imzacılar tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Bizler; ölüme karşı yaşamı, savaşa karşı barışı, şiddete karşı demokratik siyaseti ama’sız savunanlar, yaşamsal sorunlarımızın baskıyla, silahla, şiddetle değil özgürlüklerin sınırlarının genişletilmesi, demokratik siyaset ve diyalogla çözümlenebileceğini kararlılıkla savunan HDP yönetimi ve Selahattin Demirtaş’ın arkasında duruyor, onlara yönelen saldırı ve tehditleri hepimize yapılmış sayıyoruz.

HDP’ye ve HDP’li milletvekillerine yönelik devlet şiddetini en ağır şekilde kınıyor, şiddeti teşvik eden ve uygulayanların cezalandırılmasını talep ediyoruz.”

Açıklamaya imza veren isimler şöyle:

Adil Demirci, Adil Okay, Ahmet Aykaç, Ahmet Dindar, Ahmet İnsel, Ahmet Kardam, Ahmet Muhtar Çakmak, Akın Atalay, Akın Atauz, Alev Er, Ali Bilge, Ali Ekber Pekşen, Ali Galip Yıldız, Ali Mirzaoğlu, Ali Nesin, Ali Tevfik Berber, Arzu Erbilici, Asuman Bayrak, Ata Yıldırım, Atacan Atakan, Avram Ninyo, Ayhan Dağdeviren, Ayşe Erzan, Ayşe Gözen, Ayşe Gül Altınay, Ayşe Hür, Ayşe Sözeri Cemal, Ayşen Anadol, Ayten Gümüşel, Ayten Yıldırım,

Babür Pınar, Bahri Bayram Belen, Bahri Gedik, Baki Tezcan, Barış Trak, Baskın Oran, Beril Eyüboğlu, Berrin Sönmez, Berrin Uyar, Binnaz Toprak, Bülend Tuna, Bülent Atamer, Bülent Tekin, Bülent Uyguner, Büşra Ersanlı, Cafer Sezer, Cahit Mete, Cavit Sarıoğlu, Cemil Çamoğlu, Cengiz Aktar, Cengiz Arın, Cengiz Çandar, Ceren Göker, Cüneyt Başbuğ, Çağatay Anadol, Çiğdem Şimşek,

Deniz Türkali, Dicle Akar, Dilaver Erbilgin, Dilek Dağdeviren,  Doğan Bermek, Doğan Özgüden, Dursun Bulut, Dursun Kahraman, Ebru Nuhoğlu, Elif Aytaç, Emine Nur Çakır Diler, Ercan Jan Aktaş, Erdal Doğan, Erdal Şahin, Erdal Talu, Erdoğan Aydın, Erdoğan Kahyaoğlu, Ergin Cinmen, Erol Özkoray, Ertuğrul Günay, Esat Korkmaz, Eser Karakaş, Esra Mungan, Eşber Yağmurdereli, Eyüp Yılmaz,

Fatin Kanat, Fatma Dikmen, Fatma Gök, Fatma Müge Göcek, Fatma Ünsal, Ferhan Çinioğlu, Fethiye Çetin, Fikret Başkaya, Filiz Kardam, Firdevs Güremen, Füsun Doğan, Füsun Ertuğ, Füsun Şeker, Gençay Gürsoy, Gökhan Aksay, Gülçiçek Günel, Gülderen Alaca, Gülnur Acar Savran, Gülnur Mirzaoğlu, Gülseren Onanç, Gülsüm Aytül Doğu, Gülümser Koçak, Gün Zileli, Gündüz Vassaf, Güngör Şenkal, Güngör Tekgümüş, Gürel Tüzün, Gürhan Ertür,

H. Cevad Özdil, Habib Bektaş, Hacer Ansal, Hacı Olukman, Haldun Açıksözlü, Hale Bolak, Halil İbrahim Yenigün, Halil Savda, Halim Bulutoğlu. Hanna Beth-Şawoce, Hasan Cemal, Hasan Çebi, Hasan Şükrü Dal, Hasan Ürel, Hatice Kumbasar, Haydar Yılmaz, Haziran Günel, Hicri İzgören, Hovsep Hayreni, Hülya Demir, Hüsamettin Akışlı, Hüseyin Eminoğlu, Hüseyin Habip Taşkın, Hüseyin Karakuş, Hüseyin Sarıbaş, Hüseyin Topçu, Hüsnü Öndül,

Işık Yenersu, İlker Demir, İnci Altürk, İnci Hekimoğlu, İnci Tuğsavul, İsmail Açıkgöz, İsmail Atmaca, İsmail Bıyıklı, İsmail Cem Özkan, İsmail Kılınç, Johanne Trak, Kadir Cangızbay, Kemal Akkurt, Kemal Yalçın, Kudret Ünal, Kumru Toktamış, Kürşad Tosun, Latif Şimşek, Ludmila Denisenko, Macit Çopur, Mahir Özgül, Mebuse Tekay, Mehmet Bayram, Mehmet Güç, Mehmet Karlıdağ, Mehmet Nur, Mehmet Sait Aydın, Mehmet Şerif Kıran, Mehmet Uğur, Mehmet Uluışık, Mehmet Ural, Memik Horuz, Metin V. Bayrak, Mevlut Ülgen, Mihail Vasiliadis, Muharrem Armutlu, Muhsin Bostancı, Murat Çelikkan, Murat Ersoy, Murat Polat, Mustafa Elveren, Mustafa Erdoğan, Mustafa Paçal,

Nazar Büyüm, Nazım Öztürk, Necdet Kök, Necmiye Alpay, Nergiz Savran Ovacık, Nesrin Nas, Nesrin Sungur Çakmak, Nesteren Davutoğlu, Neşe Dursun, Neşe Erdilek, Nevin Kamilağaoğlu, Nevzat Onaran, Nihat Bulut, Nil Mutluer, Nilgün Doğançay, Nilgün Özşahin, Nur Sürer, Nurcan Baysal, Nurhan Bayraktar, Nuri Uygur, Nurşen Sönmez, Onur Erden, Orhan Alkaya, Orhan Doğançay, Orhan Silier, Osman Demirbağ, Osman Okkan, Oya Baydar, Oya Güzey, Oya Kalkavan,

Ömer Ceylan, Ömer Ersun, Ömer Güven, Ömer Madra, Ömer Öztürk, Önder Algedik, Pakrat Estukyan, Pınar Ömeroğlu, Raif Batur Talu, Recep Maraşlı, Rezzan Tuncay, Rıfat Yüzbaşıoğlu, Rıza Duru, Rıza Türmen, Saime Tuğrul, Sait Çetinoğlu, Sakin Günel, Salime Uz, Selçuk Eralp, Selim Eskiizmirliler, Semih Bilgin, Semra Somersan, Serdar Koçol, Serdar M. Değirmencioğlu, Serdar Seçkin, Sevil Aslan, Sevilay Çelenk, Sıraç Sulhan, Suzan Samancı, Suzan Yazıcı, Süleyman Eryılmaz, Süleyman Özyalçın,

Şahika Yüksel, Şahin Tekgündüz, Şanar Yurdatapan, Şengün Kılıç, Şeyda Talu, Şükrü Hamarat, Tahsin Yeşildere, Talat Büyük, Taner Akçam, Taner Timur, Tarık Günersel, Tarık Ziya Ekinci, Tatyos Bebek, Temel İskit, Tenziye Acar, Teoman Koray, Tuna Altınel, Ufuk Uras, Ülkü Berber, Ümit Aktaş, Ümit Kardaş, Ümit Kaya, Ümit Kıvanç, Ümmühan Kurşun, Ünal Karasu, Ünal Ünsal, Vedat Say, Vega Sankur, Veli Baş, Viktorya Çiprut, Yakın Ertürk, Yalçın Ergündoğan, Yalçın Kılıç, Yaprak Zihnioğlu, Yasemin Ahi, Yasemin Çongar, Yasin Çağırankaya, Yasin Yetişgen, Yekta Altunışık, Yusuf Karasoy, Zafer Yıldırım, Zehra Arat, Zeki Samer, Zeynep Akıncı, Zeynep Atikkan, Zeynep Tanbay, Zeynep Taymas, Ziya Bayram, Zülfü Dicleli.

Paylaşın

‘Başörtüsü’ Teklifi AK Parti’yi Böldü; Erdoğan Beğenmedi

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Adalet Bakanlığı ve AK Partili hukukçular tarafından hazırlanan başörtüsü teklifini ‘yetersiz bulduğu ve çalışmaların devam etmesini istediği’ ifade edildi.

Öte yandan, AK Parti içinde de teklifin ‘sadece başörtüsü serbestisini içermesi gerektiği’ ve ‘sadece başörtüsü değil, aile yapısını koruyan madde de eklenmeli’ tartışmalarının yapıldığı belirtildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP’nin “başörtüsü serbestisi” üzerine “anayasa” çıkışında bulunmuş ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a bu konuda çalışma yapması için talimat verdiğini açıklamıştı. Erdoğan’ın açıklamalarının üzerinden günler geçmesine karşın teklif henüz TBMM’ye sunulmadı.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu‘nun haberine göre, Erdoğan’a kabine toplantısında başta Adalet Bakanlığı olmak üzere AKP’li hukukçuların da katılımıyla hazırlanan anayasa değişikliği teklifi sunuldu. Ancak Erdoğan’ın hazırlanan teklifi “yetersiz bulduğu ve çalışmaların devam etmesini istediği” belirtilirken AKP içinde de teklifin “sadece başörtüsü serbestisini içermesi gerektiği” ve “sadece başörtüsü değil, aile yapısını koruyan madde de eklenmeli” tartışmaları yapılıyor. “Sadece başörtüsü serbestisini içeren bir teklif hazırlanmalı. Bunun için de anayasanın 10. ve 24. maddelerinde değişikliğe gidilmeli” görüşünü savunan kesimin elindeki en büyük sav ise “CHP’nin tavrı.”

Üzerinde çalışılan anayasa değişikliği teklifine bir başka madde eklenmesi durumunda “CHP’nin diğer maddeleri ‘bahane ederek’ kamuoyuna, ‘Samimiyet çağrısı yaptılar’ ancak kendileri samimi değil, biz başörtüsü serbestisi dedik, onlar içine aile gibi maddeleri de eklemeye çalıştılar” savunusunu yapacağını belirtiyor.

“Samimilerse evet desinler”

AKP içinde bir diğer grup ise teklifin “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın altını çizdiği gibi ailenin bütünlüğünü koruyan maddeleri içermesi gerektiğini” savunuyor. CHP’nin, teklif üzerine kamuoyuna “Samimi değiller” şeklinde kullanacağı argümanın “geçersiz olacağını” savunan bazı AKP’li kurmaylar da “Eğer başörtüsü teklifinde samimilerse, gelsinler hep birlikte ailenin bütünlüğünü de koruyan bir düzenlemeyi TBMM’den çoğunlukla geçirelim. Başörtüsü teklifini TBMM’ye sunan bir CHP, ailenin bütünlüğünü korunmasına karşı çıkmasını kamuoyuna nasıl anlatacak? Kılıçdaroğlu’nun bu çağrısından sonra topluma anlatması çok zor. O nedenle Batı’nın bize dayattığı değerlere karşı kendi aile yapımızı koruma altına da almalıyız” görüşünde birleşiyor.

“Vurucu ifadeler istiyor”

Erdoğan’ın hazırlanan yasa teklifinde “daha vurucu ifadelerin yer alması gerektiğini istediği” de iddia ediliyor. Teklifin sadece “başörtüsü serbestisi” üzerine mi yoksa aile bütünlüğünü de içine alan maddelerle mi sunulacağı konusunda ise son noktayı Erdoğan koyacak. Adalet Bakanlığı ve AKP’li hukukçular, önümüzdeki günlerde bir kez daha teklifi Erdoğan’ın bilgisine sunacak.

Paylaşın

AB’nin 2022 Türkiye Raporu: Demokratik Gerileme Devam Ediyor

Avrupa Birliği (AB), Batı Balkan ülkeleri ve Türkiye için 2022 Genişleme Paketi’ni ve ülke raporlarını açıkladı. Türkiye için hazırlanan 140 sayfalık rapor, özellikle demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi temel konularda gerilemenin sürdüğünü ve üyelik için gerekli olan AB müktesebatına uyum konusunda bir ilerleme olmadığını kayda geçirdi.

AB’ye göre, Türkiye’nin demokratik kurumlarının işleyişinde ciddi noksanlıklar var.

Demokratik gerilemenin devam ettiğini, başkanlık sistemindeki yapısal eksikliklerin giderilmediğini kaydeden rapor, “Meclis, hükümetin hesap verebilirliğini sağlayacak gerekli araçlardan yoksun olmaya devam etmektedir. Anayasal mimari; yasama, yürütme ve yargı arasında sağlam ve etkili bir kuvvetler ayrılığı temin etmeden yetkileri Cumhurbaşkanlığında merkezileştirmeye devam etmiştir,” tespitinde bulundu.

AB raporunda yargının, terörle ilgili suç iddialarına dayanarak muhalefet partili milletvekillerini “sistematik bir şekilde” hedef almaya devam ettiği bildirildi.

Rapor, 2019 yerel seçimlerinden sonra 48 belediye başkanının görevden alındığını anımsatarak, “İktidardaki koalisyon hükümetinin muhalefet partilerinden belediye başkanları üzerindeki baskısı, yerel demokrasiyi daha da zayıflatmıştır. Muhalefet partilerinin belediye başkanları, idari ve adli soruşturmalarla karşı karşıya kalmıştır. Güneydoğu’da yerel demokrasi ciddi şekilde engellenmeye devam etmiştir. Güneydoğu’da zorla görevden alınan belediye başkanlarının yerine hükümet tarafından atanmış kayyumlar getirilmesine devam edilmiştir,” ifadesini kullandı.

Güneydoğu’da kaygı verici durum

Rapor, Güneydoğu’da durumun “çok kaygı verici” olmaya devam ettiğini kaydetti.

Hükümetin Ekim 2021’de Suriye ve Irak’a sınır ötesi operasyon yetkisini iki seneliğine uzattığını ve bu süreçte operasyonların devam ettiğini kaydeden rapor, AB’nin terör listesinde yer alan PKK’nın eylemleri nedeniyle sınır bölgelerindeki durumun istikrarsızlığını sürdürdüğünü belirtti.

AB, Türkiye’nin terörle mücadelesini meşru bulduğunu ancak bunun hukukun üstünlüğü, insan hakları ve temel haklar çerçevesinde yapılmasını gerektiğini kaydetti.

AB raporuna göre, sivil topluma ilişkin konularda da gerileme sürdü. Sivil toplum artan bir baskıyla karşı karşıya ve ifade, toplanma gibi haklarını sınırlamak durumunda kaldı.

Yargıda da gerileme devam etti

AB’ye göre, ciddi gerilemenin sürdüğü bir başka alan yargı. Raporda, “2016’dan bu yana gözlemlenen ciddi gerileme rapor döneminde devam etmiştir. Özellikle, sistemsel olarak yargı bağımsızlığı eksikliği ve hâkim ve savcılar üzerindeki usule aykırı baskıya ilişkin olmak üzere endişeler devam etmiştir. Özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmasının reddedilmesiyle bağlantılı olarak, yargının uluslararası standartlara ve Avrupa standartlarına bağlılığına ilişkin endişeler artmıştır,” değerlendirmesi yapıldı.

İnsan hakları ve temel haklar alanlarındaki kötüleşmenin devam ettiğini, olağanüstü hâl sırasında getirilen tedbirlerin birçoğunun hala yürürlükte olduğunu anımsatan AB raporu, Türkiye’nin mevzuat ve uygulamalarını Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı ile uyumlu hâle getirmesi gerektiği uyarısında bulundu.

Raporda, “Türkiye’nin özellikle Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala davalarında AİHM kararlarını uygulamayı reddetmekte ısrar etmesi, yargının uluslararası standartlara ve Avrupa standartlarına bağlılığı ve Türkiye’nin hukukun üstünlüğünü ve temel haklara saygı gösterilmesini güçlendirme taahhüdü hakkında ciddi endişeye sebep olmaktadır. Avrupa Konseyi tarafından Kavala davası kararının uygulanmaması nedeniyle Şubat 2022’de Türkiye aleyhine başlatılan ihlal prosedürü, Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyesi olarak taahhüt ettiği insan hakları ve temel özgürlükler standartlarından uzaklaştığının bir başka göstergesi olmuştur,” dendi.

İfade özgürlüğü de sıkıntılı alan

AB’ye göre ifade özgürlüğündeki ciddi gerileme bu dönemde de gözlendi: “Devlet kurumları tarafından uygulanan kısıtlayıcı tedbirler ve adli ve idari yollarla artan baskı, ifade özgürlüğünün kullanılmasını baltalamaya devam etmiştir. Gazeteciler, insan hakları savunucuları, avukatlar, yazarlar, muhalif politikacılar, öğrenciler, sanatçılar ve sosyal medya kullanıcılarına karşı açılan ceza davaları ve mahkumiyetler devam etmiştir.”

Toplanma ve örgütlenme özgürlüğü konusunda daha fazla gerilemenin yaşandığını kaydeden rapor, barışçıl gösterilerin yasaklandığını ve güvenlik güçlerinin orantısız güç kullanımının gözlendiğini belirtti. Raporda, en dezavantajlı grupların ve azınlık mensuplarının haklarının daha iyi korunması gerektiği vurgulanırken, “Azınlıklara (özellikle lezbiyen, gey, biseksüel, transseksüel, interseks ve queer (LGBTIQ) bireylere yönelik toplumsal cinsiyete dayalı şiddet, ayrımcılık ve nefret söylemi hâlâ ciddi bir endişe konusudur,” tespitine yer verildi.

Türkiye’nin mülteci politikasına övgü

Raporda, ilerlemenin görüldüğü nadir alanlardan biri göç ve iltica politikası oldu. 2016’da yapılan Türkiye-AB anlaşmasının yürürlükte olduğunu, bu tarihten bu yana düzensiz mülteci geçişinde çok büyük azalmalar olduğunu kaydeden rapor, “Türkiye, dünyadaki en büyük mülteci nüfuslarından birine ev sahipliği yapmak ve onların ihtiyaçlarını karşılamak için önemli çabalar sarf etmeye devam etmiştir,” dendi.

Dış politikada Türkiye’nin AB politikalarına uyumunun sadece yüzde 7 olduğunu, Türkiye’nin tek taraflı bir dış politika izlediğini kaydeden rapor, Rusya’nın Ukrayna saldırmasıyla başlayan savaş sürecinde Türk hükümetinin uyguladığı politikayı olumlayan ifadeler içerdi.

Rapor, “Türkiye Ukrayna ve Rusya arasında müzakereleri kolaylaştırmayı ve gerilimin azaltılması ve ateşkesin sağlanması üzerinde çalışmayı amaçlamıştır. Ayrıca Ukrayna tahılının ihracatını kolaylaştırmak için diplomatik bir girişimde bulunmuştur. Ukrayna ve Rusya’nın 22 Temmuz’da İstanbul’da BM ve Türkiye’nin kolaylaştırıcılığında vardığı anlaşma, anlaşmanın uygulanmasında da kolaylaştırma sağlayan Türkiye’nin yapıcı rolü olmadan mümkün olamazdı,” dedi. Ancak rapor, Türkiye’nin Rusya’ya uygulanan yaptırımları uygulamaktan kaçındığını ve bu ülkeyle ekonomik ve ticari ilişkilerini geliştirmek için bir anlaşma imzaladığını not etti.

Doğu Akdeniz’de gerilim

Türkiye-AB arasında özellikle 2020’de yaşanan Doğu Akdeniz gerilimi, son dönemde yaşanan gelişmelerle birlikte raporda yer aldı. Türkiye’nin sondaj faaliyetlerine başlamamasına karşın gerilimin Nisan 2022’de yeniden ortaya çıktığını belirten rapor, tam üyeler Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Ankara ile yaşadığı sorunlara geniş yer verdi. “Türkiye’nin, BM Şartı’na uygun olarak, tartışmasız bir şekilde iyi komşuluk ilişkilerine, uluslararası anlaşmalara ve sorunların barışçıl şekilde çözümüne, gerektiği takdirde Uluslararası Adalet Divanına başvurmak suretiyle, bağlı kalması gerekmektedir,” ifadelerine yer verilen raporda, daha önceki AB zirvelerinde alınan kararlar da anımsatıldı.

Mali riskler arttı, piyasa ekonomisinin işleyişi endişe verici

Raporun ekonomi ile ilgili bölümünde, Türkiye’nin üyelik için ekonomik kriteleri karşılama konusunda ileri düzeyde olduğu ancak rapor döneminde ilerleme kaydedilmediği belirtildi. Raporda, “Para politikasının yürütülmesi, kurumsal ve düzenleyici ortam gibi önemli unsurlarda gerileme olduğundan, Türkiye’nin piyasa ekonomisinin düzgün işleyişine ilişkin ciddi endişeler devam etmektedir,” dendi.

Türk ekonomisinin COVID-19 krizinden güçlü bir şekilde toparlanarak 2021’de yüzde 11,4; Ukrayna savaşı etkilerine rağmen 2022’nin ilk yarısında da yüzde 7’den fazla büyüdüğünü kaydeden AB raporu, “Ülkenin aşırı gevşek para politikası ve politika güvenilirliğindeki eksiklik lirayı zayıflatmış; resmi enflasyonu yirmi yılın en yüksek seviyesi olan %80’in üzerine çıkarmıştır. İthal malların fiyatlarının yükselmesi, artan belirsizlik ve düşük uluslararası rezerv seviyeleri söz konusu olduğunda büyük bir kırılganlık olmayı sürdüren dış dengesizlikleri genişletmiştir,” tespitinde bulundu.

Rapor, “Bütçenin icrası planlanandan daha iyi bir performans göstermiş; ancak, devlet borcu artmış ve maliye politikası, artan enflasyonu frenlemeye ve yerel para birimini desteklemeye yönelik başarısız girişimlerin yükü altında giderek artan bir baskı altına girmiştir,” dedi.

Merkez Bankası siyasi baskı altında

Rapor, izlenen politikalar nedeniyle ekonomiyle ilgili başlıklarda kriterlerin karşılanmasında ilerleme sağlanamadığı şu ifadelerle tespit etti: “Ekonomi ile ilgili fasıllarda, ekonomi ve para politikasında devam eden gerileme, fiyat istikrarının sağlanması ve enflasyon beklentilerinin sabitlenmesinde etkisiz politikalarla kendisini göstermiştir.  Merkez bankası halen ciddi siyasi baskı altındadır ve işlevsel bağımsızlığının yeniden tesis edilmesi gerekmektedir.”

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

“Dezenformasyon Yasası” Meclis’te İpleri Gerdi

“Dezenformasyon Yasası” yasasının görüşüldüğü Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda gerginlik yaşandı. Erdoğan’ın “yolsuzluk ve rüşvet” sözlerini hatırlatan CHP’ye AK Parti ve MHP’den tepki geldi, Meclis’te ipler gerildi.

TBMM Genel Kurulunda, gündem dışı konuşmaların ardından, grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İleri Haber’in aktardığına göre, CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) üyeliğinde siyasi partilere dağılım hesabı olduğunu ileri sürdü.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir konuşmasındaki “Yolsuzlukların olmadığı, rüşvetin olmadığı, yoksulluğun olmayacağı bir Türkiye’yi biz hallederiz. Şu an itibarıyla onun hazırlığı içindeyiz.” ifadelerini aktaran Altay, sözlerini şöyle sürdürdü;

“Sansür yasasını görüşüyoruz. Gördüğüm kadarıyla Cumhur İttifakı çok kararlı. Çözdüm ben meseleyi. Tayyip Bey’in 3 gün önce söylediğini şöyle okuyalım; ‘yolsuzlukların konuşulmadığı, rüşvetin konuşulmadığı, yoksulluğun konuşulmayacağı bir Türkiye’yi biz hallederiz.’ İşte o hazırlık bu yasa. Hodri meydan. TBMM İçtüzüğünün bize verdiği bütün hakları kullanacağız. Kimse kusura bakmasın.”

MHP’den tepki geldi

Altay’ın konuşmasını eleştiren MHP İstanbul Milletvekili Fethi Yıldız ile Altay arasında kısa süreli bir tartışma yaşandı.

AK Parti’den açıklama

AKP Grup Başkanvekili Mahir Ünal, Meclis’te kullanılan üslubu eleştirerek, şunları kaydetti:

Kendileri hukuktan, hukuk devletinden, anayasal düzenden bahsederken kendilerine uygun olmayan hiçbir hukuki yapıyı, anayasal düzenlemeyi ve yasayı geçerli ve gerçek görmeyen, istedikleri gibi her konuyu kendilerine göre yontan bir dile karşı söyleyebileceğim tek bir şey var: Jung diyor ki ‘Hiç kimse bir başkasını yargılayacak kadar mükemmel değildir, kendisinde bu hakkı görecek kadar hadsizdir sadece.’

Dolayısıyla bizim yaptığımız bir yasal düzenlemeden yola çıkarak kullandığı ifadeleri Sayın Altay’a iade ediyorum. En ufak bir tepkiyle karşılaştığınızda karşınızdaki insana ‘Terbiyesizlik yapma’ diye bağıramazsınız.

Alınan kararlar kendileriyle ilgili olumlu çıktığında alkışlayan, olumsuz çıktığında hakaret eden, aşağılayan bir dille karşı karşıyayız. Bu dil kaybedecek. Kazanamayacaklar.

Paylaşın