BM’den Türkiye’ye ‘Dezenformasyon Yasası’ Çağrısı

Birleşmiş Milletler (BM), muhalefetin “Sansür yasası”, iktidar bloğundaki partiler ise “Dezenformasyonla mücadele yasası” olarak adlandırdığı ve TBMM’de kabul edilen yasaya ilişin endişe duyduğunu bildirdi.

Cenevre merkezli BM İnsan Hakları Komiserliği, yasanın önemli ölçüde subjektif yorumlara ve istismara açık olduğunu belirterek Ankara’ya “ifade özgürlüğüne tam saygı gösterilmesini sağlama” çağrısında bulundu.

Uzmanlar ve bazı sivil toplum kuruluşları yeni düzenleme ile genel seçimlere sekiz ay kala hükümetin medya üzerindeki halihazırda var olan sıkı kontrolünü daha da sıkılaştıracağına dikkat çekiyor.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Sözcüsü Marta Hurtado konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Türkiye’de ifade özgürlüğünü ciddi şekilde kısıtlama riski taşıyan çeşitli kanunlarda değişiklik öngören paketin TBMM’de kabul edilmesinden endişe duyuyoruz.” ifadesini kullandı.

“Uluslararası insan hakları hukuku kapsamında, ifade özgürlüğü ‘doğru’ bilgiyle sınırlı olmayıp, hem çevrimiçi hem de çevrimdışı ‘her türlü bilgi ve fikir’ için geçerlidir.” diyen Hurtado, “Bu değişiklik keyfi, öznel yorumlara ve suiistimallere önemli ölçüde yer açmaktadır.” şeklinde konuştu.

Ayrıca Hurtado, “Zaten son derece kısıtlayıcı bir bağlamda, yeni yasaların, Türkiye’nin de taraf olduğu Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme ile güvence altına alınan, insanların bilgi alma, arama ve paylaşma haklarını daha da kısıtlama riski taşıdığı” değerlendirmesinde bulundu.

Hurtado sözlerini şöyle sürdürdü:

“Son değişiklikler aynı zamanda uluslararası hukuk kapsamında izin verilen ifadenin bastırılması için yeni yollar açma riski taşımaktadır. Yasaların sivil toplum ve medya temsilcileriyle bir istişare yapılmadan hazırlanıp kabul edilmiş olmasından üzüntü duyuyoruz. İfade özgürlüğü ve bilgiye erişim, insanların kamusal ve siyasi hayata etkin katılımı için gereklidir ve her demokraside esastır. Türkiye’yi, uluslararası hukuk tarafından güvence altına alınan ifade özgürlüğüne tam saygı gösterilmesini sağlamaya çağırıyoruz.”

Türkiye, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün yıllık medya özgürlüğü endeksinde 180 ülke arasında 149. sırada yer alıyor.

Dezenformasyon yasası

Söz konusu yasayı muhalefet “Sansür yasası”, iktidar bloğundaki partiler ise “Dezenformasyonla mücadele yasası” olarak adlandırıyor.

“Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu”nu düzenleyen 29’uncu madde, AK Parti ve MHP’nin oylarıyla değişiklik yapılmaksızın önceki gün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilmişti.

Buna göre “halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse” 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılabilecek.

Paylaşın

Grizu Nedir, Neden Patlar? Türkiye’deki Madencilik Kazaları

Bartın’ın Amasra ilçesinde yer alan maden ocağındaki patlamada en az 28 işçi yaşamını yitirdi. İlk belirlemelere göre madendeki patlamanın nedeni göre grizu. Peki grizu nedir, grizu patlaması nasıl meydana gelir?

Haber Merkezi / Metan gazı renksiz ve kokusuz bir gazdır. Yandığında, koşullara göre, mavi, soluk mavi ve hatta beyaz renk bile verebilir. Metan gazı, kömürün oluşumundan itibaren kömürün içinde veya çevre kayaçlarda sıkışmış olarak bulunmaktadır.

Kömür üretimi sırasında ise, yeraltı çalışma yerlerine, kömürden veya çevre kayaçlardan sızarak tehlikeli bir ortamın oluşmasına neden olmaktadır.

Grizu patlaması havada yüzde 5-15 arası metan bulunduğunda, en şiddetli patlama ise havada %9-9.5 civarında metan bulunması halinde meydana geliyor.

Grizu patlamasının olabilmesi için üç etkenin bir araya gelmesi gerekir. Bunlar; metan gazı, oksijen ve karışımın patlamasına neden olan bir kıvılcım veya bir ısı kaynağıdır.

Grizu patlaması nasıl önlenir?

  • Metanın drenaj ile önceden tahliyesi tercih edilmelidir.
  • Grizulu madenlerde doğal havalandırma yerine mekanik havalandırma yapılmalıdır.
  • Ortamdaki metanın tahliyesini sağlamaya yeterli havanın geçişine imkan verecek kesitte taban, tavan yolları oluşturulmalıdır.
  • Aynaların havalandırılmasında temiz hava kullanılmalıdır.
  • Çalışma alanında havalandırma doğal havalandırma ile aynı yönde yapılmalı ve ters havalandırmadan kaçınılmalıdır.
  • Maden, içerideki havanın dışarıya çıkacağı şekilde emici fanla havalandırılmalıdır.
  • Tali havalandırma yalnızca hazırlık işlerinde uygulanmalı, üretim panoları ana havalandırma sistemine bağlanmalıdır.
  • Havalandırma kapıları düzgün ve sağlam şekilde kurulmalıdır.
  • Hava kaçakları minimum seviyeye indirilmelidir.

Türkiye’deki madencilik kazaları listesi

Türkiye’deki madencilik kazaları, geçmiş yıllardan günümüze kadar Türkiye’nin çeşitli bölgelerindeki kömür ve diğer maden ocaklarında meydana gelen kazalardır.

1941 yılından bu yana 3 binden fazla insan maden kazalarında ölmüştür. 100 binden fazla insan ise yaralanmıştır. Madenlerde en çok görülen kaza sebepleri ise grizu patlaması, göçük ve yangınlardır. Türkiye’de geçmişten günümüze kadar birçok kaza yaşanırken, bu kazaların en çok görüldüğü il ise Zonguldak olmuştur.

Cumhuriyet tarihinden beri yaşanan en büyük maden kazası, 13 Mayıs 2014 tarihinde Manisa’nın Soma ilçesinde meydana gelmiş ve 301 kişi ölmüştür.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun yaptığı bir araştırmada, Türkiye’de maden ve taş ocakçılığı iş kazalarının en fazla yaşandığı sektör olmuştur.

Türkiye, maden kazaları sonucu yaşanan ölümlerde dünyada ilk sıralarda yer almaktadır. Dünyanın en büyük kömür üreticilerinden bir tanesi olan Çin’de, 2008 yılında 100 milyon ton başına düşen ölüm sayısı 127 olurken, Türkiye’de bu sayı 722 olarak kaydedilmiştir. Çin’de, 2008 yılında 100 milyon ton başına 127 kişi hayatını kaybederken, bu sayı 2013 yılında 37’ye düşmüştür. Dünyanın en büyük kömür üreticilerinden birisi olan Amerika Birleşik Devletleri’nde de, 100 milyon ton üretim başına 1 ile 6 kişi yaşamını yitirmiştir. Türkiye’de ise 2000 yılında 100 milyon ton başına 710 kişi hayatını kaybederken, 2008 yılına gelindiğinde bu sayı 722’ye çıkmıştır.

Dünya üzerinde bugüne kadar en fazla ölümün yaşandığı madencilik kazası, 26 Nisan 1942 tarihinde kömür tozu patlaması sebebiyle Çin’de yaşanmış ve toplam 1.549 kişi yaşamını yitirmiştir.

Türkiye’deki maden kazaları

1983

  • 1983 Armutçuk grizu faciası: 7 Mart 1983 tarihinde Zonguldak’ın Armutçuk beldesindeki taş kömürü ocağında meydana gelen grizu patlamasında 103 işçi yaşamını yitirmiştir.

1990

1990 Amasya grizu faciası: 7 Şubat 1990 tarihinde Amasya’da, Yeni Çeltek Kömür İşletmesi’ne ait maden ocağında meydana gelen grizu patlamasında 3 işçi yanarak 65 işçi ise göçük altında kalarak ölmüştür.

1992

  • 1992 Kozlu grizu faciası: Türk madencilik tarihinin en büyük felaketlerinden birinde, 3 Mart 1992 tarihinde Zonguldak’ın Kozlu ilçesindeki taş kömürü ocağında meydana gelen zincirleme patlamalarda 263 madenci yaşamını yitirmiştir. 13 Mayıs 2014 tarihinde Soma’da 301 kişinin yaşamını yitirdiği faciaya kadar, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en ölümlü maden kazası olmuştur.

1995

26 Mart 1995 tarihinde Yozgat’ın Sorgun ilçesinde, Matsan Madencilik Şirketi’ne ait kömür ocağında grizu patlaması sebebiyle meydana gelen kazada 38 kişi göçük altına kalarak can vermiştir.

2003

22 Kasım 2003 tarihinde Karaman’ın Ermenek ilçesinde, özel bir firmanın işlettiği kömür ocağında grizu patlaması sebebiyle 10 işçi yaşamını yitirmiştir. İşçilerin cesetleri olaydan günler sonra çıkarılabilmiştir.

2004

  • 8 Eylül 2004 tarihinde Kastamonu’nun Küre ilçesinde bulunan yer altı bakır ocağında, cevherin nakledildiği 150 metre uzunluğun­daki bandın alev alması nedeniyle meydana gelen yangında, oluşan karbonmonoksit ve diğer zararlı gazların etkisiyle birisi maden mühendisi toplam 19 çalışan ölmüştür.

2009

10 Aralık 2009 tarihinde Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesindeki maden ocağında, 19 işçi grizu patlaması ile oluşan göçük sonucunda ölmüştür.

2010

  • Odaköy maden kazası: 23 Şubat 2010 tarihinde Balıkesir’in Dursunbey ilçesine bağlı Odaköy’de, toplam 47 kişinin çalıştığı maden ocağında meydana gelen grizu patlamasında 17 kişi ölürken 30 kişi de yaralanmıştır.
  • Karadon maden kazası: 17 Mayıs 2010 tarihinde Zonguldak’ta, Karadon Taşkömürü İşletme Müessesesi’nin işlettiği kömür madeninde grizu patlaması ve oluşan göçükler sebebiyle 30 kişi ölmüştür.
  • Küçükdoğanca maden kazası: 7 Temmuz 2010 tarihinde Edirne’nin Keşan ilçesine bağlı Küçükdoğanca mahallesindeki madende çıkan yangın ve oluşan göçük sebebiyle 3 kişi ölmüştür.

2013

  • 8 Ocak 2013’te, Zonguldak’ın Kozlu ilçesinde, Türkiye Taşkömürü Kurumu’na ait kömür ocağında metan gazı patlamasının yol açtığı göçük sebebiyle 8 işçi öldü. Tesiste daha önceleri de kaza olmuş, kayda geçen en büyük facia ise 263 işçinin yaşamını yitirdiği 1992 yılında yaşanmıştır.
  • 18 Ocak 2013’te Manisa’nın Soma ilçesinde bir maden ocağında demir ayakların düşmesi ve iki demirin arasında kalması sonucu 1 işçi yaşamını yitirdi.

2014

  • 13 Mayıs 2014’te Manisa’nın Soma ilçesinde bir maden ocağında çıkan yangın sonucu 301 işçi hayatını kaybetti, en az 88 işçi de yaralandı. Facia, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en çok can kaybı ile sonuçlanan iş ve madencilik kazası olarak kayıtlara geçti.
  • 1 Haziran 2014’te Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde bir maden ocağında kömür kırma makinesinin başına çarpması sonucu 1 işçi öldü.
  • 11 Haziran 2014’te Şırnak’ın Kemerli mahallesinde bir maden ocağında meydana gelen göçük sonucu 2’si kardeş 3 işçi öldü.
  • 18 Haziran 2014’te Şırnak’ın Dağkonak mahallesinde bir maden ocağında meydana gelen göçük sonucu 1 işçi öldü.
  • 28 Ekim 2014’te Karaman’ın Ermenek ilçesine bağlı Pamuklu mahallesi yakınlarında bir kömür madeninde meydana gelen su baskını sonucu 18 işçinin mahsur kalarak öldü.
  • 1 Kasım 2014’te Bartın’ın Amasra ilçesinde bir maden ocağında meydana gelen göçükte mahsur kalan 2 Çinli işçi hayatını kaybetti, 1 Çinli işçi de yaralandı. Aynı gün Zonguldak’ın Gelik beldesinde ruhsatsız olarak işletilen kömür ocağında vagon çarpması sonucu 1 işçi yaşamını yitirdi.
  • 6 Kasım 2014’te Elazığ ilinin Alacakaya ilçesinde bir maden ocağında düşen kaya parçasının altında kalan 1 işçi hayatını kaybetti, 1 işçi de yaralandı.
  • 19 Kasım 2014’te Bingöl’ün Genç ilçesinde bir maden ocağında kamyonun altında kalan 1 işçi hayatını kaybetti, 1 işçi de ağır yaralandı.

2015

  • 21 Ocak 2015’te Sivas’ın Gemerek ilçesinde bir maden ocağında meydana gelen göçük sonucu 1 işçi hayatını kaybetti, 1 işçi de yaralandı.
  • 7 Şubat 2015’te Muğla’nın Fethiye ilçesinde bir maden ocağında yerinden sökülen kaya parçasının altında kalan 1 işçi öldü.
  • 10 Mart 2015’te Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun Zonguldak’ın Karadeniz Ereğli ilçesine bağlı Kandilli beldesinde bir maden ocağında meydana gelen göçük sonucu 1 işçi hayatını kaybetti, 1 işçi de yaralandı.
  • 8 Haziran 2015’te Amasya’nın Suluova ilçesinde bir maden ocağında meydana gelen göçük sonucu 1 işçi hayatını kaybetti, 2 işçi de yaralandı.
  • 21 Temmuz 2015’te Muğla’nın Milas ilçesinde bir maden ocağında devrilen direğin altında kalan 1 işçi öldü.
  • 27 Temmuz 2015’te Ankara’nın Nallıhan ilçesinde bir maden ocağında malzeme taşıyan vagonun çarpması sonucu 1 işçi öldü.

2016

  • Şirvan maden kazası: 17 Kasım 2016 tarihinde Siirt’in Şirvan ilçesindeki Madenköy yakınlarındaki bakır madeninde meydana gelen ve 16 işçinin ölümüyle sonuçlanan kaza.

2017

13 Ocak’ta Manisa’nın Soma ilçesinde meydana gelen kaza sonucunda 1 işçi hayatını kaybetti 1 işçi yaralandı.

  • 27 Ocak’ta Amasya’daki Yeniçeltek Maden İşletmesi’nde bir kaza sonucu göçük meydana geldi, enkazın altında kalan 3 işçi kurtarıldı.

2021

  • Nesko Maden’in Şebinkarahisar Maden İşletmesi’ndeki atık havuzunun patlaması sonucu çevre felaketi meydana geldi. Can kaybı yaşanmadı.

2022

14 Ekim 2022’de Bartın’ın Amasra ilçesinde yer alan bir maden ocağında patlama yaşandı. Kazanın sebebinin grizu patlaması olduğu açıklandı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Cumartesi sabahı Twitter hesabından yaptığı açıklamada 28 kişinin hayatını kaybettiğini söyledi.

Paylaşın

Bartın’da Maden Ocağında Patlama: Çok Sayıda Can Kaybı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Bartın’ın Amasra ilçesinde bulunan maden ocağındaki patlamada en az 40 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, yaptığı açıklamada madende ölenlerin sayısının 40’a çıktığını duyurdu.

Haber Merkezi / Bakan Soylu, altısı İstanbul’da, beşi Bartın’da olmak üzere 11 yaralının hastanelere kaldırıldığını, Bartın’daki yaralılardan birinin taburcu olduğunu söyledi ve ekledi: 110 madencimizden 58’i kurtarılmış oldu. Bir madencimizle ilgili bir belirsizliğimiz var. 40 madencimizin kimliği belirlendi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez ise, madende başlayan yangının soğutma çalışmalarının devam ettiğini bildirdi.

Bakan Soylu: Riskli bölgede 49 işçi vardı

Patlamanın ardından Bartın’a giden İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, daha önce yaptığı açıklamada madende 110 kişinin çalıştığını ifade etmişti.

Bakan Soylu açıklamasında “Hakikaten üzüntü duyduğumuz ve söyleyeceklerimizi de paylaşmaktan üzüntü duyduğumuz bir tabloyla karşı karşıyayız. 110 kardeşimiz çalışıyordu. Bir kısmı kendisi çıktılar, bir kısmı kurtarıldı. Riskli bölgede 49 kardeşimiz vardı” demişti.

İlk değerlendirmelere göre patlamanın nedeni grizu”

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, ilk değerlendirmelere göre patlamanın nedeninin grizu olduğunu belirterek, “Bugün saat 16-24 vardiyasında patlama hadisesi meydana geldi. Yaralılarımız var. Galerilerimizde havalandırma çalışıyor. Herhangi bir eksikliğimiz yok. Başımız sağolsun diyorum. İçeride devam eden yangın yok. Müdahale eden arkadaşlarımız deneyimli” dedi.

Erdoğan: Temennimiz can kaybının daha fazla artmaması

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, maden patlamasıyla ilgili Twitter hesabından açıklamalarda bulundu. Erdoğan şu ifadeleri kullandı:

“Bartın’ımızın Amasra ilçesinde meydana gelen maden patlamasında hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır niyaz ediyorum. Yaralanan kardeşlerime de acil şifalar diliyorum.

Olay sonrası süratle başlayan arama kurtarma başta olmak üzere, patlama ile ilgili tüm konularda bütün kurumlarımız çalışmalarını titizlikle sürdürmektedir. Çalışmaları yerinde icra etmek ve denetlemek amacıyla üç bakanımız, verdiğimiz talimat üzerine bölgeye intikal etmiştir. Ben de yarınki Diyarbakır programımı iptal ederek inşallah Amasra’ya geçecek, tüm çalışmaları yerinde koordine edeceğim.

Bölgedeki tüm sağlık ekiplerimiz, hastanelerimiz yaralı kardeşlerimiz için seferber edilmiştir. Mevcut tesislere ilave olarak Sağlık Bakanlığımız bölgede bir acil müdahale ünitesi kurmuştur. İhtiyaç halinde yaralılarımızı sevk amacıyla ambulans uçaklarımız hazırdır. Patlamayla ilgili gerekli soruşturma başlatılmış, 3 savcımız görevlendirilmiştir. Soruşturma tüm boyutlarıyla devam etmektedir.

Meydana gelen bu üzücü hadiseyle ilgili sadece resmi kurumlarımızın açıklamalarının dikkate alınması, provokatif ve dezenformasyon içeren art niyetli içeriklere itibar edilmemesi gerekmektedir. Temennimiz can kaybının daha fazla artmaması, madencilerimizin sağ salim kurtarılmasıdır ve tüm çabalarımız bu yöndedir.”

Erdoğan, Bartın’a gidiyor

Erdoğan, yarınki Diyarbakır programını iptal etti. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Taşkömürü Kurumu Amasra Müessesesinde yaşanan maden ocağı patlaması nedeniyle bugün Diyarbakır’a yapacağı ziyareti ileri bir tarihe erteledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugün Bartın’a giderek kurtarma çalışmalarını yerinde koordine edeceği öğrenildi.

Soruşturma başlatıldı

Bartın Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, “Bartın Amasra’daki  maden kazası ile ilgili Bartın Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmıştır. Olayla ilgili 3 savcı görevlendirilmiştir” denildi.

Bozdağ: Bartın’daki hadise bütün boyutlarıyla soruşturulacaktır

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, patlamayla ilgili açıklama yaptı.

Twitter hesabından yaptığı açıklamasında Bakan Bozdağ, “Amasra’da maden ocağındaki patlama sebebiyle yaralanan ve madende mahsur kalan işçilerimize/ailelerine büyük geçmiş olsun. Yaralı işçilerimize acil şifalar diliyorum. Madende mahsur kalan işçilerimize ulaşmak, onları sağ ve salimen kurtarmak için çalışmalar devam etmektedir. Devletimiz, tüm imkan ve kabiliyetlerini seferber etmiştir. Madende mahsur kalan işçilerimizin sağ ve salimen kurtarılması hepimizin en büyük dileğidir. Patlamayla ilgi Amasra Cumhuriyet Savcılığı soruşturma başlatmıştır. Hadise bütün boyutlarıyla soruşturulacaktır” ifadelerini kullandı.

CHP heyeti maden patlamasının yaşandığı Bartın’a gidiyor

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun talimatıyla maden ocağı patlamasının yaşandığı Bartın Amasra’ya gidip inceleme yapmak üzere bir heyet oluşturuldu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın başkanlığında CHP heyeti Bartın’a doğru yola çıktı. Heyette Ahmet Akın’ın yanı sıra Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı, Zonguldak Milletvekilleri Ünal Demirtaş ve Deniz Yavuzyılmaz da yer alıyor.

Grizu nedir?

Grizu, maden ocaklarının galerilerinde bulunabilen ve belirli konsantrasyonlara eriştiğinde patlayıcı hale gelebilen, zehirli bir gazdır.

Grizu patlaması nasıl olur?

Grizu, başka bir deyişle metan-hava karışımı olarak da adlandırılabilir. Yüzde 5 – yüzde 15 arası metan ile havanın birleşmesinden oluşan bu karışım, 650’C de 2 fazlı bir yanma gerçekleştirir. Bu karışım önce ani şekilde genleşir, daha sonra patlama merkezine doğru çok büyük bir kuvvetle gazı sıkıştırır. Büyük tahrip gücüne ve yıkım etkisine sahip bir patlamadır.

Grizu patlaması neden olur?

Kömür madenlerinin kabusu olan grizu, Türkiye’de de sık sık görülmektedir. Özellikle yaşlı kömür damarlarında grizu riski yüksektir. Yasalar doğrultusunda, metanın havada bulunma oranı, hacimce %1’dir. Bu seviyeye ulaşıldığında acilen önlem alınması gerekmektedir. Eğer %1 üzerine çıkarsa bu karışım, maden ocağı acilen boşaltılmalıdır.

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan: 100 Doları Olan Merkez Bankası’ndan Zengin

DEVA Lideri Babacan, katıldığı bir televizyon programında yaptığı açıklamada, “Bugün Merkez Bankası’nın rezervi borç. Şu anda 100 doları olan bir insan Merkez Bankası’ndan zengin. Merkez Bankası eksi 60 milyar dolarda. Merkez Bankası’nın elindeki dolara karşı 60 milyar dolar daha farzla borcu var” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Meral Akşener, Başbakan Olabilir Mi?

İYİ Parti Kurucular Kurulu üyesi Bilal Karaca, Meral Akşener’in “Başbakanlık” çıkışını hatırlatarak, “Merkez sağ/milliyetçi geçmişiyle bilinen bir ismin yaratacağı ek sinerji, İYİ Parti’yi şimdilerde sıkışıp kaldığı yüzde 17-20 bandından 30’lara doğru sıçratabilir. Akşener’i merkez sağın tartışılmaz lideri, seçimin mutlak galibi ve 67. Hükümetin Başbakanı yapabilir” ifadelerini kullandı.

Korkusuz yazarı Ahmet Takan, İYİ Parti Kurucular Kurulu üyesi Bilal Karaca’nın değerlendirmelerini aktardı.

Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda acele edilmesi gerektiğini düşünen Karaca, seçilecek ismin parlamento seçimlerine de etki edeceği görüşünü ifade etti.

İyi Parti lideri Meral Akşener’in “Başbakanlık” çıkışını hatırlatan Karaca, “Merkez sağ/milliyetçi geçmişiyle bilinen bir ismin yaratacağı ek sinerji, İYİ Parti’yi şimdilerde sıkışıp kaldığı yüzde 17-20 bandından 30’lara doğru sıçratabilir. Akşener’i merkez sağın tartışılmaz lideri, seçimin mutlak galibi ve 67. Hükümetin Başbakanı yapabilir” ifadelerini kullandı.

“Bu mesele, sadece Akşener ve İYİ Parti’nin meselesi de değildir” diyen Karaca, şöyle devam etti:

“Türkiye’nin geleceğini ve bütün muhalefet blokunun başarısını belirleyecek bir gerçekliktir. 6’lı Masa’nın bileşenleri belli, bunların temsil ettiği kitlelerin sayısal gücü malum. CHP bir türlü yükselemiyor, Gelecek ve DEVA beklenen çıkışı yapamadı. Hitap ettiği seçmen potansiyeli bakımından iktidar değişimini sağlama konusunda umut vadeden tek parti, İYİ Parti görünüyor.

Kaldı ki; kamuoyu araştırmaları da göstermektedir ki, AK PARTİ ve MHP’den uzaklaşan seçmenin önemli bir çoğunluğu ya İYİ Parti’ye yanaşmaktadır, ya da bir süre sonra partisine geri dönmektedir. Yani, ancak İYİ Parti büyürse, AK Parti küçülebilmektedir. Bu çıplak gerçekliği artık sözde muhalif ‘akıldanelerin’ ve suret-i haktan görünen kamuoyu araştırmacılarının ama’sız, fakat’sız, açık seçik görmesi gerekir.”

Paylaşın

“Erdoğan, Her Geçen Gün Daha Fazla Köşeye Sıkışıyor”

Karar yazarı Elif Çakır, bugünkü “Erdoğan’ın samimiyet sınavı” başlıklı köşe yazısında, muhalefet partilerinin AK Parti’yi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı her geçen gün “samimiyet” konusunda köşeye sıkıştırdığını söyledi.

Elif Çakır, yazısında, Cumhurbaşkanı’nın geçen günlerde söylediği “Yolsuzlukların olmadığı, rüşvetin olmadığı, yoksulluğun Allah’ın izniyle olmayacağı bir Türkiye’yi biz hallederiz. Bunu biz yaparız. Şu an itibariyle onun hazırlığı içindeyiz” şeklindeki ifadeyi anımsattı.

Çakır, şunları yazdı:

Bugün ortaya çıkan tablonun sorumlusu kim? Devletin bütün kurumlarının çökmesinin, yolsuzluğun devletin neredeyse bütün kurumlarını sarmasının, yoksulluğun, işsizliğin, rüşvet zincirinin Beştepe’ye kadar uzanmasının sorumlusu kim? Ülkemizde her üç vatandaştan birinin işsiz olmasının sorumlusu kim?

Cumhurbaşkanı Erdoğan kime söylüyor? Kendisini nerede görüyor?

Konuşmasının içeriğine dair birçok şey söylenebilir ama ben Sayın Erdoğan’ın konuşmasında ayrıca bir kelimeye taktım.

Hangi kelimeyi kastettiğimi anlamışsınızdır elbette. Sayın Erdoğan yoksulluğun, rüşvetin, yolsuzlukların olmadığı bir Türkiye’yi “biz inşa ederiz” demiyor, “biz hallederiz” diyor.

Halletmek! Kim yazdı acaba bu kelimeyi konuşma metnine? Metin yazarları “Efendim AK Partiye, size yönelik halktan koptu eleştirileri var, yolsuzluğun olmadığı bir ülkeyi biz hallederiz diyelim daha sempatik, daha samimi olur” falan diye mi düşündüler?

İşin bir tuhaf yanı, salonda kimse de “ama 20 yıldır ülkeyi Erdoğan yönetiyor” falan demiyor avuçları patlayıncaya kadar alkışlıyorlar.!

İYİ Parti’nin her hafta yolsuzluklarla ilgili kanun teklifi vereceğini de anımsatan Çakır, şu yorumu yaptı:

Muhalefet partileri AK Partiyi “samimiyet” konusunda sıkıştırıyorlar, Erdoğan her geçen gün daha fazla köşeye sıkışıyor.

Bakalım İYİ Parti lideri Akşener’in “hodri meydan” demesi karşısında da el yükseltecek mi? Yolsuzluklarla mücadele konusunda İYİ Parti’nin TBMM’ye vereceği kanun tekliflerine yaklaşımları ne olacak?

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

‘Beyaz Saray, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nu İzliyor’ İddiası

Cumhuriyet yazarı Orhan Bursalı, CHP Lideri Kılıçdaroğlu ve kurmaylarının, Center for American Progress kuruluşu ile yaptığı toplantıya, ABD Dışişleri Bakanlığı’nda görevlendirilmiş 5-6 yetkili, birkaç senatör ve başkan yardımcısı Kamala Harris’in bürosundan da katılanlar olduğunu söyledi.

Orhan Bursalı, ayrıca savunma bakanlığından görevliler de toplantıyı izlediğini ifade etti.

Cumhuriyet yazarı Orhan Bursalı, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ABD’deki temasları hakkında bir köşe yazısı kaleme aldı.

Bursalı’nın bugünkü köşe yazısının bir kısmı şöyle:

Önceki gün Center for American Progress kuruluşu ile toplantısı vardı Kılıçdaroğlu ve kurmaylarının. Toplantıya katılanların arasında ABD Dışişleri Bakanlığı’nda görevlendirilmiş 5-6 yetkili, birkaç senatörün ve başkan yardımcısı Kamala Harris’in bürosundan da katılanlar olduğunu öğrendik. Ayrıca savunma bakanlığından görevliler de toplantıyı izlediler.

Toplantıya katılanlar söz aldıklarında isimlerini söylüyorlar ancak söz almayanlar sadece dinleyici pozisyonunda kalıyorlar ve görevleri tam olarak bilinmiyor.

Hükümet kanadından katılımcılar sadece dinlemekle yetinmiş, soru sormamışlar.

Kılıçdaroğlu çok kısa konuşma yapmış ve soruları yanıtlamış. Katılanlar çoğunlukla Türkiye üzerine uzmanlar.

Amerikan hükümeti tarafından alt düzeyde bile olsa 10 kişiyi aşkın yüksek katılım, şüphesiz siyasi ilginin bir göstergesi.

Kılıçdaroğlu doğrudan siyasetle bir ilişki istemedi ama bu tabii ki siyasetin konuşulduğu bir toplantı. Edindiğimiz bilgiye göre Kılıçdaroğlu çeşitli konularda bugüne kadar yaptığı açıklamalar çerçevesinde yanıtlar verdi. Seçim güvenliği üzerine sorular arasında “Daha önceki seçimlerde RTE’nin söylediği ‘Atı alan Üsküdar’ı geçti’ gibi bir durum ortaya çıkar mı” sorusu da vardı. Ve meraklar aynı zamanda seçim güvenliği üzerindeydi.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

HDP’li Semra Güzel Hakkında 15 Yıla Kadar Hapis Talebi

PKK üyesi Volkan Bora ile fotoğraflarının ortaya çıkması üzerine dokunulmazlığı kaldırılan ve tutuklanan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Semra Güzel hakkında hazırlanan iddianame kabul edildi. İddianamede Semra Güzel hakkında 15 yıla kadar hapis cezası istendi.

Haber Merkezi / İddianamede, Güzel’in, yurt dışına kaçmaya çalışırken “Mehtap Şahan” adına düzenlenmiş sahte kimlik ve tanınmamak için kılık değiştirmiş şekilde yakalandığı anlatıldı.

Güzel’in PKK/KCK ile organik bağının bulunduğu, örgütsel hiyerarşi içerisinde yer aldığına yönelik çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk şartlarının bulunduğuna dair yeterli delilin elde edildiğini belirtilen iddianamede, Güzel’in “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi.

Güzel’in vekilliğinin düşürülmesi için süreç başlatıldı

Öte yandan Semra Güzel’in milletvekilliğinin düşürülmesi için süreç başlatıldı. TBMM Başkanlık Divanı, TBMM Genel Kurul oturumlarına beş birleşim katılmadığı saptanan Güzel’in dosyasını, Meclis Anayasa ve Adalet Komisyonu üyelerinden oluşan Karma Komisyon’a gönderdi.

Meclis Başkanlık Divanı, TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un başkanlığında yaptığı yeni yasama yılının ilk toplantısında, milletvekillerinin devamsızlık dosyaları ve mazeret dilekçelerini görüştü.

Yapılan inceleme sonucunda, milletvekillerinin mazeretleri kabul edilirken, sadece Güzel’in mazeret dilekçesi sunmadığı tespit edildi.

TBMM içtüzüğüne göre bir milletvekili Meclis çalışmalarına özürsüz veya izinsiz olarak bir ay içinde toplam beş birleşim günü katılmazsa devamsızlığı Başkanlık Divanınca tespit edilip Karma Komisyona gönderiliyor.

Meclis’in 27. Dönem 5. Yasama yılı sonunda Meclis Genel Kurulu’nda iki hafta yoklama alındı. Beş oturuma özürsüz ve izinsiz katılmadığı tespit edilen milletvekillerine devamsızlıkları ile ilgili bildirimde bulunuldu.

Başkanlık Divanı, içtüzük hükümleri gereği Güzel’in devamsızlık raporunu, karma komisyona gönderdi. Komisyon bu devamsızlık nedeniyle Güzel’in milletvekilliğinin düşmesi yönünde karar verirse, dosya Genel Kurul’un oyuna sunulacak.

Karma Komisyonun önümüzdeki günlerde toplanarak, Güzel’in dosyasını hızla karara bağlaması bekleniyor.

Paylaşın

‘Dezenformasyon Yasası’ AK Parti Ve MHP Oylarıyla Meclis’ten Geçti

Muhalefetin ve basın meslek örgütlerinin “sansür yasası” olarak nitelendirdiği,  iktidar bloğundaki partilerin “Dezenformasyonla mücadele yasası” olarak adlandırdığı “Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” tasarısı meclisten geçti.

Haber Merkezi / Muhalefetin, yasa metninden çıkarılması veya öngörülen cezanın indirilmesi, sanıkların tutuksuz yargılanması yönündeki uzlaşma çağrılarına  karşın, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçunu” düzenleyen 29’uncu madde,  değişiklik yapılmaksızın geçti.

Buna göre “halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse” 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılabilecek.

Yasaya göre, internet haber siteleri de süreli yayın tanımı kapsamına alınacak. Tüm haber siteleri, yayınladıkları içerikleri saklamak zorunda olacak.

İnternet haber sitesinin yasadaki hükme uymaması halinde Cumhuriyet Başsavcılığı 2 hafta içinde eksikliğin giderilmesini veya gerçeğe aykırı bilgilerin düzeltilmesini internet haber sitesinden isteyecek. İstemin 2 hafta içinde yerine getirilmemesi durumunda Cumhuriyet başsavcılığı internet haber sitesi vasfının kazanılmadığının tespiti amacıyla asliye ceza mahkemesine başvuracak. Mahkeme en geç 2 hafta içinde kararını verecek.

Başvurunun kabul edilmesi halinde internet haber siteleri için sağlanabilecek resmi ilan ve reklam ile çalışanlarının basın kartına ilişkin hakları ortadan kalkacak.

Düzeltme ve cevap metni, yayının yapıldığı internet haber sitesinde ilk 24 saati ana sayfasında olmak üzere 1 hafta süreyle yayımlanacak.

CHP, yasanın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından onaylanması halinde AYM’ye gideceğini duyurmuştu.

Basın kartı türleri

Yasa ile basın kartı türleri de şöyle tanımlandı:

  • Göreve bağlı basın kartı: Bir medya kuruluşuna bağlı olarak çalışan Türk vatandaşı medya mensuplarına ve enformasyon görevlilerine verilen basın kartını,
  • Süreli basın kartı: Görev alanı Türkiye’yi kapsayan yabancı medya mensuplarına verilen basın kartını,
  • Geçici basın kartı: Görev alanı Türkiye’yi kapsamamakla beraber geçici bir süreyle Türkiye’ye haber amaçlı gelen yabancı medya mensuplarına verilen basın kartını,
  • Serbest basın kartı: Geçici bir süreyle çalışmayan veya yurt dışında serbest gazetecilik yapan medya mensuplarına verilen basın kartını,
  • Sürekli basın kartı: En az 18 yıl mesleki hizmeti bulunan medya mensupları ve enformasyon görevlilerine ömür boyu verilen basın kartını ifade edecek.
Paylaşın

‘Dezenformasyon Yasası’nda Hapis Cezalarını Kapsayan Madde Kabul Edildi!

Basın meslek örgütlerinin ‘Sansür yasası’ olarak nitelendirdiği ‘Dezenformasyonla mücadele’ yasasının bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasını öngören, ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunu düzenleyen 29. Maddesi, TBMM Genel Kurulu’nda AK Parti ve MHP oylarıyla kabul edildi.

Haber Merkezi / TBMM Genel Kurulunda, muhalefetin teklif metninden çıkarılması veya öngörülen cezanın indirilmesi, sanıkların tutuksuz yargılanması yönündeki uzlaşma arayışlarına karşın, teklifin “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu”nu düzenleyen 29’uncu madde, değişiklik yapılmaksızın kabul edildi.

“Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” Mayıs’ta TBMM’ye sunulmuş ancak görüşmeleri bu haftaya kadar genel kurula gelmemişti.

29’uncu madde şöyle: Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Fail, suçu gerçek kimliğini gizleyerek veya bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlemesi hâlinde, birinci fıkraya göre verilen ceza yarı oranında artırılır.

“Muhalefet, cezaevinden korkacak olsa muhalefet olmazdı”

Görüşmeler sırasında 29. madde üzerine söz alan CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, şunları söyledi:

“Dünyanın bütün ülkelerinde despotlaşan iktidarlar, son dönemlerinde baskılarını artırırlar, demokrasi dışı yollara tevessül ederler. Bu, genel, evrensel bir gerçektir… Türkiye, dünya milletler ailesinin bir üyesidir. Türkiye’nin dünya milletler ailesi içindeki itibari, demokrasi ligindeki bu pozisyonu, biraz sonra görüşülecek 29. maddenin yasalaşması halinde hiçbirimizin, AK Parti’nin de MHP’nin de istemeyeceği bir hale düşecek endişesini taşıyoruz. Muhalefet, yasadan korkacak, cezaevinden korkacak olsa muhalefet olmazdı zaten. Bu konularda hodri meydanız. Kanun teklifini hazırlayanlara 10 dakika daha düşünmeleri için protestomuzu, demokratik karşı protestomuzu ayakta alkışlarla sürdürmeye devam edeceğiz.”

“Eleştirdiğimiz noktalar AB raporunda”

Görüşmeler sırasında HDP Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Saruhan Oluç söz aldı. Oluç şöyle konuştu:

“Kızıyorsunuz ‘sansür yasası’ deyince ama bunun 3 tane temel gerekçesi var. Bu yasayla ilgili kaygılarımız var. Bunlardan birincisi, ifade ve düşünce özgürlüğü konusunda gerekli hassasiyeti ve özeni göstermiyor olması yani bir engelleme içeriyor olması.

İkincisi, haber alma ve iletişim hakkı hakkında da gereken özeni göstermiyor olması ve engelleme maddeleri içermesi. Her ikisi de evrensel haklar olduğu için yapısal itirazlarımız var.

Üçüncü itirazsa, Türkiye’de bağımsız ve tarafsız bir yargı yok. Biliyoruz, bağımlı ve taraflı bir yargı mekanizması işliyor. Yürütmenin tahakkümü altında yargı ve bu yargının eline çok önemli imkânlar veriyor basınla ve medyayla ilgili olarak bu yasa teklifi. Şimdi, bunu biz söylüyoruz, bu, temel yaklaşımımız; tek tek maddeleri zaten kaç gündür tartışıyoruz.

Şimdi, geçtiğimiz günlerde, hani Türkiye’nin de ve tabii, iktidarın da zaman zaman yaptığı açıklamalarla -inandırıcı olmasa da- üye olmaya çalıştığı Avrupa Birliği var ya Batı Balkan ülkeleri ve Türkiye için 2022 Genişleme Paketi’ni ve ülke raporlarını açıkladı.

140 sayfalık Türkiye Raporu’nda şöyle şeyler söylüyor bu yasayla ilgili: ‘Türkiye, demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi temel konularda gerilemenin sürdüğü bir dönem yaşıyor. AB müktesebatına uyum konusunda bir ilerleme yok.’

Yani bizim eleştirdiklerimizi işaret ediyor. ‘Demokratik gerileme devam ediyor.’ diyor. ‘Yargının muhalefet partili milletvekillerini sistematik bir şekilde hedef almaya devam ettiği görülüyor.’ diyor. Ben içinden parçalar seçerek söylüyorum. ‘Sivil toplum artan bir baskıyla karşı karşıya ve ifade, toplanma gibi haklarını sınırlamak durumunda kalıyor.’ diyor.

‘Özellikle sistemsel olarak yargı bağımsızlığı eksikliği ve hâkim savcılar üzerindeki usule aykırı baskıya ilişkin olmak üzere endişeler devam etmektedir.’ diyor. Özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmamasının yarattığı sorunlardan söz ediyor. Devam ediyor: ‘Devlet kurumları tarafından uygulanan kısıtlayıcı tedbirler ve adli ve idari yollarla artan baskı, ifade özgürlüğünün kullanılmasını baltalamaya devam etmektedir.’ diyor.

‘Gazeteciler, insan hakları savunucuları, avukatlar, yazarlar, muhalif politikacılar öğrenciler, sanatçılar ve sosyal medya kullanıcılarına karşı açılan ceza davaları ve mahkûmiyetler devam etmektedir.’ diyor. ‘Barışçıl gösteriler yasaklanmaktır ve güvenlik güçlerinin orantısız güç kullanımı gözlenmektedir.’ diyor.

Şimdi, bunları niye anlatıyorum? İşte, bizim bu yasadaki esas itibarıyla temel itiraz noktalarımızın tamamı aslında Avrupa Birliği İlerleme Raporu’nda Türkiye’nin bu konularda ilerlemediğini, tam tersine gerilediğini ifade etmesinden dolayı. Bizim eleştirilerimiz ile Avrupa Birliği İlerleme Raporu’nun eleştirilerindeki örtüşme aslında durumun vahametini gösteriyor. Bunu anlatmaya çalışıyoruz iktidara ama görmek istemiyor iktidar.

E, tabii Dışişleri Bakanlığı da ne yapıyor? Her sene yaptığı gibi yine bir açıklama yapıyor, efendim ‘İddialar mesnetsizdir.’ diyor Avrupa Birliği İlerleme Raporu hakkında. Bu şekilde de işte yasalar çıkartılıyor, durum ortada.”

“Çakma Goebbels…’

Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Ahmet Şık ise şu ifadeleri kullandı:

“Bu topraklar, tarih boyunca oldukça tuhaf yasaklara tanık oldu.

Reisiniz seviyor diye sizin de ayılıp bayıldığınız 2. Abdülhamid ‘burun, grev, adalet, hürriyet, müsavat, cumhuriyet’ sözcüklerini sansürlemişti mesela.

1980 faşist darbesini gerçekleştiren cunta kitap yakmakla kalmamış ‘çağdaş kadın, devrim, özgürlük, yaşam’ gibi sözcükleri de yasaklamıştı. Cunta, anayasa referandumunda ‘hayır’ anlamına gelen mavi rengin gazetelerde kullanımını bile yasaklamıştı.

Kürtçe konuşmanın yasak olduğu 90’larda ‘sarı-kırmızı-yeşil’ renk kombinasyonu yasaktı. Daha geçen yıl, yağmalanan milyarlarca doları anlattığı için ‘128’ sayısı yasaklandı Türkiye’de. Gençler neşelenmesin diye konserler, festivaller zaten yasak. Yani geçmişten bugüne memleketin kısa özeti, bir yasaklar silsilesi. Şimdi de bu ucube yasaklar listesine bir yenisini eklemek istiyorsunuz.

Patronu, yöneticisi, yazarıyla saray dalkavuklarından oluşan yeni medya düzeni de suçlarınızı gizlemeye yetmedi. Şimdi de Saltanatınızı devam ettirmek için çok sevdiğiniz Abdülhamit dönemini mumla aratacak bir yasa teklifiyle karşımızdasınız.

Dezenformasyon Yasası diye çok alengirli de bir isim bulmuşsunuz. Güya yalan/yanlış bilginin dolaşıma girmesini engelleyecek. Eğer gerçek niyetiniz buysa, İletişim Başkanlığını kapatmakla işe başlayabilirsiniz. Başındaki çakma Goebbels’e nasılsa eş dost üzerinden bol maaşlı bir iş bulursunuz. Havuz medyası diye anılan medya kurumlarını da ‘gereğini yapan’ değil hakikate kendilerinden fazla saygı duyan gazetecilere bırakabilirsiniz.”

Uzlaşma çağrısı

CHP ise yasanın bugünkü görüşmeleri öncesinde bir kez daha AKP ve MHP’ye “uzlaşma” çağrısı yaptı.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, gazeteci kökenli İzmir Milletvekili Tuncay Özkan’la birlikte düzenlediği basın toplantısında, “Biz son ana kadar uzlaşma aramaya devam edeceğiz. Geçerse Anayasa Mahkemesi’ne yayınlandığı günün ertesi günü gitmeyi planlıyoruz” dedi.

Tuncay Özkan ise “Bu, Türkiye’yi karanlık bir tünele sokar. Tünele girmeden tekrar uyarıyoruz, aradığımız şey uzlaşıdır” görüşünü dile getirdi.

Altay, maddenin Genel Kuruldaki görüşmelerinde AKP ve MHP’lilere, uzlaşmayla değişiklik yapılması çağrısını yineledi.

CHP, İYİ Parti ve HDP’nin 29. maddenin teklif metninden çıkarılması yönündeki önergeleri AKP ve MHP oylarıyla reddedildi.

AK Parti ise MHP ile ortak imza ile TBMM’ye gelen düzenlemenin muhalefetin getirdiği eleştirilerin haksız olduğunu, yasanın doğru olmayan bilginin yayılmasını engellemeyi amaçlayan uluslararası düzenlemelere oldukça benzer olduğunu savunuyor.

Paylaşın