Rapor: Türkiye’de Ana Akım Medyanın Tümü Hükümetin Kontrolünde

Medya ve Gazetecilik Araştırma Merkezi’nin (Media and Journalism Research Center) hazırladığı “Devlet Medyasının Durumu” raporuna göre, Türkiye’de ana akım medya gruplarının tümü iktidar kontrolünde.

Raporda Demirören, Albayrak, Turkuvaz, Türk, Hayat Görsel, Ciner, İhlas ve Doğuş medya gruplarını “ele geçirilmiş özel medya” olarak tanımlanıyor.

157 ülkeyi kapsayan “Devlet Medyasının Durumu” raporuna göre dünyada halk yararına kamu yayıncılığı yapması beklenen devlet medyasının yüzde 84’ü hükümetler tarafından kontrol ediliyor.

Rapora göre Türkiye’de ana akım medya gruplarının tümü iktidar kontrolüne geçmiş durumda. Raporda Demirören, Albayrak, Turkuvaz, Türk, Hayat Görsel, Ciner, İhlas ve Doğuş medya gruplarını “ele geçirilmiş özel medya” olarak tanımlanıyor.

Medya ve Gazetecilik Araştırma Merkezi’nin (Media and Journalism Research Center) hazırladığı “Devlet Medyasının Durumu” başlıklı rapor yayımlandı. Marius Dragomir ve Astrid Söderström tarafından hazırlanan rapor 157 ülkede devlet medyasının bağımsızlığını tartışıyor. Raporda özel medyanın durumuna dair değerlendirmeler de yapılıyor.

Raporda 157 ülkeden medya grupları “Devlet Kontrolündeki Medya”, “Ele Geçirilmiş Özel Medya”, “Devletin Finanse Ettiği ve Yönettiği Özgür Medya” ve “Devletin Finanse Ettiği Özgür Medya” gibi çeşitli kategorilere ayrılıyor. Türkiye’den TRT ve Anadolu Ajansı (AA) “devlet kontrolünde medya” sınıfında yer alıyor.

Marius Dragomir ve Astrid Söderström’ün hazırladığı rapora göre Avrupa’da bazı ülkelerde kamu yayıncıları editoryal bağımsızlarını kaybetme riski ile karşı karşıya.

Avrupa’da medya özgürlüğünün giderek kötüleştiği ülkeler arasında Polonya, Sırbistan, Slovenya, Macaristan ve Türkiye yer alıyor.

Raporda Türkiye, Orta ve Doğru Avrupa’daki birçok ülkede devlet medyasının çoğunlukla “hükümetlerin sözcülüğünü” yaptıkları belirtiliyor.

Avrupa’da hükümet kontrolündeki veya ‘hükümetin ele geçirdiği’ medyanın yüzde 86’sı bu bölgede yer alıyor. Bu ülkelerde sadece kamu yayıncılığı değil özel medyanın çok büyük bir bölümü de hükümet kontrolü altında.

Rapora göre endişe veren trend özel medyanın kontrol altına alınması. Devlet yetkilileri ve siyasi partiler çok sayıda özel medyanın editoryal gündemi üzerinde kontrolünü arttırıyor.

Avrupa’da ‘ele geçirilmiş’ 21 özel medyanın tamamı Macaristan, Polonya, Sırbistan ve Türkiye’de bulunuyor. Bu ülkelerde kamu yayıncılığının de yine hükümetin kontrolü altında olduğu belirtiliyor.

Araştırma merkezinin kurucusu ve raporun yazarı Marius Dragomir, milyarder iş insanı George Soros’un kurduğu Açık Toplum Vakfı için yaklaşık 10 yıl çalıştı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

TİP Lideri Baş: Bu Diktatör Özentilerine Artık Güle Güle Diyeceğiz!

TİP Lideri Erkan Baş, ¨Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’nin geleceğinde yeri yok. Bu patron, bu diktatör özentilerine artık güle güle diyeceğiz¨ dedi. Baş, ayrıca, Cumhuriyetin ikinci yüzyılının Erdoğan’sız bir yüzyıl olacağını ifade etti.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Erkan Baş, partisinin İstanbul’un Kağıthane ilçesindeki binasının açılışına katıldı. Burada yurttaşlarla buluşan Baş, açılış öncesi yaptığı konuşmada ¨Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’nin geleceğinde yeri yok. Bu patron, bu diktatör özentilerine artık güle güle diyeceğiz¨ dedi.

Konuşmasında karanlık bir dönemin sonuna gelindiğini vurgulayan Erkan Baş, ¨Artık bu saray iktidarına hep beraber son tekmeyi atmanın eşiğindeyiz. Hep beraber ‘Tayyip Erdoğan dönemine artık yeter, bitti’ demenin arifesindeyiz. Ve en önemlisi cumhuriyetin ikinci yüzyılının kapısına dayanmış durumdayız¨ dedi.

Cumhuriyetin ikinci yüzyılının Tayyip Erdoğan’sız bir yüzyıl olacağını ifade eden Baş konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:

¨Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’nin geleceğinde yeri yok. Bu patron, bu diktatör özentilerine artık güle güle diyeceğiz. Bitti onların görevi. Fakat sorumuz şu. İkinci yüzyıl rengi değişmiş başka patron tarafından mı şekillenecek yoksa bugüne kadar sesi duyulmak istenmeyen, bugüne kadar sadece ezilen, sömürülen; bir de seçimden seçime hatırlanan, yoksullar, emekçiler bu ikinci yüzyıla damga vuracak mı, vurmayacak mı?

‘Solcu olduğumuz için dik duruyoruz’

Mesela bizim en çok duyduğumuz laf ‘Çok güzel söylüyorsunuz, çok dik duruyorsunuz, sizi büyük bir heyecanla alkışlıyorum ama biraz fazla solcusunuz’ oluyor. Tam da fazla solcu olduğumuz için öyle dik duruyoruz. Tam da solcu olduğumuz için kimseye teslim olmuyoruz, sonuna kadar mücadele etmekte solcu olduğumuz için kararlıyız.

O yüzden açılan her parti binası bizim için yeni bir mücadele mevzisi, kendimize koyduğumuz yeni hedefler, partimizi daha güçlü hale getirmek ve bu sayede bu memlekette artık işçinin, emekçinin, yoksulun sesinin daha güçlü çıkması için bize enerji veriyor, güç veriyor.¨

(Kaynak: İleri Haber)

Paylaşın

’10 Ekim Katliamı’nın 7. Yılında Hayatını Kaybedenler Anıldı

Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD), sendikalar, sivil toplum örgütleri ve muhalefet partilerinin ortaklaşa düzenlediği Ankara Barış Mitingi’ne düzenlediği canlı bomba saldırısında 104 kişi yaşamını yitirmiş onlarca insan da yaralanmıştı.

Katliamın 7. yılında, bugün Ankara’da düzenlenen anma öncesi hayatını kaybedenlerin ve yaralananların yakınları, siyasi parti temsilcileri ve meslek örgütleri sabah saatlerinde Ankara Garı önünde toplanmaya başladı.

Gazete Duvar’dan Serkan Alan’ın aktardığına göre Tandoğan Meydanı tarafından Ankara Garı önüne gitmek için bir araya gelenleri ve basın mensuplarını engelleyen polis, aile yakınları haricinde alana girişlere izin verilmeyeceğini söyledi.

Polis gazetecilerin de aralarında olduğu çok sayıda kişiyi alandan uzaklaştırmaya çalıştı. Edinilen bilgiye göre alana giriş sırasındaki polis yaklaşık 20 kişiyi gözaltına aldı.

Kitle, Ankara Garı önünde anma için bir araya geldi. Burada, katliamda hayatını kaybedenlerin isimleri okundu.

Hayatını kaybedenlerin aileleri tarafından yapılan açıklamada, anmaya dahi izin verilmemesine tepki gösterildi. Yaşananlara tepki gösterilerek, hesap sorulacağı vurgusu yapıldı.

Anmaya Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Ahmet Şık, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar ve Milletvekili Oya Ersoy, CHP Milletvekilleri Ali Mahir Başarır, Ali Haydar Hakverdi ve Veli Ağbaba da katıldı. Ayrıca, Emek Partisi Genel Başkanı Ercüment Akdeniz ve DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu da anmada yer aldı.

10 Ekim Katliamı

Ankara, Altındağ ilçesinin Ulus semtindeki Ankara Garı kavşağında düzenlenen Barış Mitingine 10 Ekim 2015’te, saat 10:04 civarında intihar saldırısı düzenlendi. Olay yerinde 69 kişi, toplam 103 kişi ve iki saldırgan hayatını kaybetti.

Öldürülen barış mitingi katılımcılarının isimleri şöyle:

Abdülkadir Uyan, Metin Kürklü, Gökhan Akman, Orhan Işıktaş, Gülhan Karlı Elmascan, Yılmaz Elmascan, Nevzat Sayan, Bilgen Parlak, Hacı Kıvrak, Rıdvan Akgül, Rıdvan Akgül, Hacı Mehmet Şah Esin, Gökmen Dalmaç, Elif Kanlıoğlu, Hakan Dursun Akalın, Ercan Adsız, Ayşe Deniz, Berna Koç, Fatma Esen, Gülbahar Aydeniz, Eren Akın, Canberk Bakış, Tayfun Benol, Nizamettin Bağcı, Kasım Otur,

Başak Sidar Çevik, Nilgün Çevik, Resul Yanar, Mehmet Ali Kılıç, Tekin Arslan, Sezen Vurmaz, Dilaver Karharman,  Onur Tan, Umut Tan, Sarıgül Tüylü, Dilan Sarıkaya, Ali Kitapçı, İsmail Kızılçay, Muhammet Demir, Korkmaz Tedik, Veysel Atılgan, İbrahim Atılgan, Emine Ercan, Kübra Meltem Mollaoğlu, Meryem Bulut, Seyhan Yaylagül, Ebru Mavi, Ali Deniz Uzatmaz, Ziya Saygın,

Vahdettin Özgan, Cemal Avşar, Ahmet Katurlu, Selim Örs, Azize Onat, Dicle Deli, Güney Doğan, Binali Korkmaz, Mehmet Zakir Karabulut, Leyla Çiçek, Metin Peşman, Mesut Mak, Adil Gür, Gökhan Gökbönü, Şebnem Yurtman, Osman Turan Bozacı, İdil Güneyi, Abdullah Erol, Mehmet Hayta, Özver Gökhan Arpaçay, Şirin Kılıçalp, Uygar Coşgun, Ahmed Alkhadi, Nurullah Erdoğan, Gözde Arslan, Aycan Kaya, Yunus Delice,

Sevgi Öztekin, Mehmet Tevfik Dalgıç, Sevim Şinik, Emin Aydemir, Fatma Karabulut, Ramazan Tunç, Erol Ekici, Feyyat Deniz, Necla Duran, Osman Ervasa, Ramazan Çalışkan, Vedat Erkan, Abdülbari Şenci, Niyazi Büyüksütçü, Gazi Güray, Sabri Elmas, Erhan Avcı, Ümit Seylan, Serdar Ben, Nevzat Özbilgi, Hasan Baykara, Fatma Batur, Bedriye Batur, Ata Önder Atabay, Mustafa Budak, Ağa Bayar.

Saldırıyla ilgili iddianame 13 Temmuz 2016’da kabul edildi. 36 kişi hakkında dava açan savcılığın iddianamesinde, saldırı talimatını, İslam Devleti (IŞİD) Türkiye sorumlusu İlhami Balı’nın verdiği ifade edildi.

İddianamede, Suruç saldırısını da aynı kişilerin organize ettiği belirtildi. İddianamede, Balı’nın da aralarında bulunduğu 14 sanık hakkında “birden çok kasten öldürme” suçundan 100’er kez ağırlaştırılmış müebbet, “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan birer kez ağırlaştırılmış müebbet ile kasten öldürmeye teşebbüs etmek suçlarından 5 bin 83 yıldan 7 bin 820 yıla kadar hapis cezaları istendi.

Saldırıyla ilgili dava, 7 Kasım 2016’da başladı, halen sürüyor. Öldürülenlerin aileleri her ayın 10’unda garın önünde anma yapıyor.

 

Paylaşın

Bahçeli’den Erdoğan’ı Zora Sokan 18 Haziran Açıklaması

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Seçim 18 Haziran 2023’te yapılacak” şeklindeki açıklamasını değerlendiren Korkusuz yazarı Can Ataklı, açıklamanın, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı “zora soktuğunu” savundu. 

Can Ataklı’ya göre MHP liderinin bu çıkışı, Erdoğan’ın üçüncü kez adaylığı tartışmalarını tekrar alevlendirecek.

Ataklı’nın bugünkü köşe yazısının “Bahçeli’den Erdoğan’ı zora sokan 18 Haziran açıklaması” başlıklı kısmı şöyle:

Seçim yaklaştıkça “Erdoğan’ın aday olup olamayacağı” konusu daha hararet kazanacaktır.

Erdoğan şu anki anketlere bakarak bir “baskın erken seçimi” göze alamıyor ama adaylık konusunun tartışılmaması için seçimi biraz erkene alıp “anayasal korumadan” yararlanmak istiyor.

Çünkü seçim gününde yapılırsa Erdoğan aday olamıyor ama seçim bir ay bile öne alınsa ve meclis kararı ile gerçekleşse, bu sakınca ortadan kalkıyor.

Bu nedenle saray medyası bir süredir “Hac, bayram, üniversite sınavları, milletin tatile gidecek olması” bahaneleri ile “Seçimi biraz öne almak daha avantajlı, 18 Mayıs çok güzel bir tarih” kampanyası sürdürüyor.

İşte tam bu aşamada Devlet Bahçeli ilginç bir çıkış yaptı ve “Seçimler 18 Haziran’da yapılacaktır” dedi.

Tabii Bahçeli, “Ama Türkiye’nin şartlarında Meclis bir karar verir, mevcut yönetim böyle bir düşünceyi diğer siyasi partiler ile paylaşırsa Türkiye’de bir sosyal kargaşa, anarşi yaratmak yerine belli bir kararı alır ve uygular” demeyi de ihmal etmedi.

Bana kalırsa Bahçeli’nin Mayıs’taki bir seçimi kabullenmesine rağmen öncelikle 18 Haziran’ı işaret etmesi sarayda huzursuzluk yaratacaktır.

Seçim kararı için nitelikli çoğunluk gerekiyor, AKP ve MHP’nin oyu buna yetmiyor, muhalefetin destek vermezse, sarayın seçimi erkene alıp “üçüncü kez aday olamaz” tehdidinden kurtulması çok zor.

Bahçeli’nin çıkışı ister istemez bu tartışmayı alevlendirecektir.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Tanzanya Bile Yolsuzlukla Mücadelede Türkiye’yi Geçti

Türkiye’nin yolsuzlukla mücadele notu 10 yıl içinde 58’den 40’a geriledi. Tanzanya’da hükümetin yolsuzlukla mücadele notu 2011 yılında 33.65 iken, 2021’de bu not 42.79’a çıktı. Tanzanya, yolsuzlukla mücadelede Türkiye’yi geride bırakan çok sayıda ülkeden biri oldu.

Yolsuzlukla mücadele notu; Almanya’da 94.71, Polonya’da 70.19, Yunanistan’da 66.35, Macaristan’da 56.25, Trinidad Tobago’da 47.60.

Dünya Bankası tüm dünyada ülkeleri, hükümetlerin etkinliği, güvenilirliği, yolsuzlukla mücadelesi gibi temel kategorilerde ölçümlediği raporunu güncelledi.

Sözcü gazetesinden Özlem Ermiş Beyhan’ın haberine göre, en önemli düşüşlerden biri yolsuzlukların mücadelede görüldü. 2011’de 58.77 gibi notu olan Türkiye’de hükümetin 2021’de yolsuzlukla mücadele notu 40.38’e kadar geriledi. Güvenilirlikte 2011’de Türkiye’de hükümetin notu 44.13 iken, 2021’de not 23.67’ye geriledi.

Tanzanya Türkiye’yi geçti

Rapora göre, Tanzanya’da hükümetin yolsuzlukla mücadele notu 2011 yılında 33.65 iken, 2021’de bu not 42.79’a çıktı. Tanzanya, yolsuzlukla mücadelede Türkiye’yi geride bırakan çok sayıda ülkeden biri oldu. Yolsuzlukla mücadele notu; Almanya’da 94.71, Polonya’da 70.19, Yunanistan’da 66.35, Macaristan’da 56.25, Trinidad Tobago’da 47.60.

Hükümetlerin performansını ortaya koyan raporda Türkiye’nin tüm alanlardaki notu 2021’de 50 sınırının altında kaldı. Bununla birlikte Dünya Bankası raporunda yapılan son güncelleme sonrasında İtalya’nın yolsuzlukla mücadele notu 2021’de 69.23’e yükselirken, Meksika’nın da Türkiye gibi yolsuzlukla mücadele notunun kırılarak 20’nin altına düştüğü dikkat çekti.

Politik istikrarda Türkiye’de hükümetin notu 18.48’den 2021’de 12.26’ya geriledi. Hükümetin 2011’de yasaların üstünlüğü notu 55.87 iken bu not 2021’de 36.54’e düştü. Uganda hükümetinin yasaların üstünlüğü notu 2021’de 40.38 ile Türkiye’nin üzerinde. Regülasyonların kalitesinde 2011’de Türkiye’de hükümetin notu 63.93 gibi yüksek bir seviyedeyken 50’nin altına düşerek 49.52’ye indi. Hükümetin etkinliği notu da 2011’deki 64.83’ten 2021’de 49.52’ye geriledi.

Paylaşın

Anayasa Değişikliğinin Detayları Ortaya Çıkıyor: Kadın-Erkek Vurgusu

Başörtüsüne anayasal güvence için, AK Parti’nin hukukçu kurmayları ile Adalet Bakanlığı’nın üzerinde çalıştığı Anayasa değişikliğinin detayları ortaya çıkıyor. Anayasanın 41. maddesi, “Aile, Türk toplumunun temelidir ve kadın – erkek arasındaki eşitliğe dayanır. Aile kadın, erkek ve çocuklardan oluşur” şeklinde düzenlenmesi öngörülüyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP’nin “başörtüsü serbestisine” yönelik yasa teklifi üzerine “anayasa değişikliği teklifiyle” yanıt vermiş, “Aile kurumumuzu da güçlendirerek geleceğimize güvenle bakmamızı sağlayacak ilave değişiklikler de yapalım” demişti.

Erdoğan, Prag dönüşü yaptığı açıklamada ise LGBTI+’yı işaret etmiş ve “Aile yapımızı dejenere etmenin gayreti içine girdiler. Öyleyse biz olması gereken ne ise onu yapacağız” demişti. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, bugün hem “türban serbestisini” getiren hem de “Türk aile yapısını” yeniden tanımlayan anayasa değişikliği çalışmasını, kabine toplantısında Erdoğan’ın bilgisine sunacak.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu imzalı habere göre, mevcut anayasanın 41. maddesi, “Aile, Türk toplumunun temelidir ve kadın – erkek arasındaki eşitliğe dayanır. Aile kadın, erkek ve çocuklardan oluşur” şeklinde düzenlenmesi öngörülüyor.

29 Ekim Kadınları Derneği Genel Başkanı Şenal Sarıhan, yapılacak düzenleme ile anayasanın “kadın ve erkek” diye sınırlandırılmasıyla “farklı cinsel yönelimlerin gözardı edileceğini” vurguladı.

Sarıhan, “Böyle bir tanımlama, LGBTİ+ bireylerini, çocukları, kadınları ve toplumun diğer bireylerini ayrımcı bir mantıkla değerlendirmiş olur. Oysa mevcut anayasanın 10. maddesinde, ‘Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir’ hükmü yer alıyor. Bu tanımlama 10. maddedeki genel eşitlik ilkesine de aykırı olur. Sadece bu da değil, Türkiye’nin taraf olduğu İnsan Hakları Sözleşmesi’ne de aykırılık içerir. Böyle bir düzenlemenin ömrü uzun olmaz” diye konuştu.

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan: Bir Baskın Seçim İlan Edilebilir

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, yılbaşında asgari ücrete, memura ve emekliye zam yapılacağını belirterek, bunun etkisinin sıfırlanmaması için hükümetin baskın seçim kararı alabileceğini belirterek, “Zam havasıyla beraber ‘Bir seçim patlatalım’ diyebilirler. Bir baskın seçim ilan edilebilir. Böyle bir ihtimal var” dedi ve ekledi:

“Fakat seçimin zamanında olma ihtimalini daha yüksek görüyoruz. Mayıs, haziran gibi bir tarihte, seçimin olma ihtimali daha yüksek.”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Karaman’da basın mensuplarıyla bir araya gelerek gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kısa Dalga’da yer alan habere göre, Babacan, 6’lı masanın ortak cumhurbaşkanı adayı tartışmalarına ilişkin, “Ortak aday ile ilgili tespit, seçim yaklaşmasıyla beraber yapılacak. Fakat önce bizim çalışmalarımızı bitirmemiz gerekiyor. Bir, geçiş sürecinin yol haritası dediğimiz, parlamenter sisteme geçene kadar ülkenin nasıl yönetileceği ile ilgili çalışmayı tamamlamamız gerekiyor. Bir de ortak seçim beyannamesi çalışmamızı tamamlamamız gerekiyor. Bunlar biterken ortak adayı da konuşmaya başlayacağız. Eğer ortak aday, 6 genel başkandan birisi olursa sorun yok.” açıklamasında bulundu.

Ortak adayın 6’lı masadan olmaması durumunda izlenecek yolu da anlatan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “O zaman ne yapacağız? Onu da davet edeceğiz. Senin bir görüşün var mıdır? ‘Bunları oku bak, 6 parti olarak çalıştık, ama itiraz edeceğin bir şey olabilir, ekleyeceğin görüşler olabilir, yeni bakış açıları olabilir.’ Ortak adayın da katkıları ile son halini verdikten sonra, tek bir ortak seçim beyannamesiyle seçime gitmiş olacağız. Nokta atış takvim vermem mümkün değil. Fakat ortak adayın tespiti de seçim takviminin yaklaşmasıyla beraber ele alacak bir konu. Öncesinde bu konuyu konuşmama kararı aldık” açıklamalarında bulundu.

Kılıçdaroğlu’na destek

Cumhuriyet Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun helalleşme çağrısına değer verdiklerini ifade eden DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “Çok geçmişe takılmadan, ileriye doğru verilen sözlerin ve taahhütlerin kıymetini bilerek, güvenerek bir ortak çaba içerisindeyiz. Önemli olan şu; gördüğünüz Türkiye aynı Türkiye mi? Yarınların Türkiye’si için hedeflediğimiz, hayal ettiğimiz ülke aynı ülke mi? Bizim için şu anda önemli olan bu” şeklinde konuştu.

Erken seçim

Yılbaşında asgari ücrete, memura ve emekliye zam yapılacağını belirterek, bunun etkisinin sıfırlanmaması için hükümetin baskın seçim kararı alabileceğini aktaran DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “Zam havasıyla beraber ‘Bir seçim patlatalım’ diyebilirler. Bir baskın seçim ilan edilebilir. Böyle bir ihtimal var. Fakat seçimin zamanında olma ihtimalini daha yüksek görüyoruz. Mayıs, haziran gibi bir tarihte, seçimin olma ihtimali daha yüksek” şeklinde konuştu.

Paylaşın

Erdoğan’dan ‘Asgari Ücret’ Açıklaması: Allah’ın İzniyle…

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Derdimiz şu an itibariyle Aralık ayında yapılacak olan asgari ücreti en uygun rakama çıkarmak. Allah’ın izniyle, yolsuzluğun olmadığı, yoksulluğun olamayacağı Türkiye’yi biz yaparız. Şu an itibariyle de onun hazırlığı içindeyiz.” dedi.

Haber Merkezi / Müzisyen Onur Şener’in öldürülmesine ilişkin ise Erdoğan, “Adli vakalar üzerinden kamu kurumları ve görevlilerinin hedef gösterilmesini yanlış buluyoruz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İstanbul Resim ve Heykel Müzesi Açılış Töreni’nde ve TÜGVA 5. Olağan Genel Kurulu ve 6. Gençlik Buluşması öncesinde kendisini bekleyenlere hitap etti.

Erdoğan’ın katıldığı etkinliklerde yaptığı açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:

“İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nin üniversitemize ve şehrimize hayırlı olmasını diliyorum. İstanbul Resim Ve Heykel Müzesi, cumhuriyet tarihimizin en köklü yapıları arasında yer alıyor. Müzenin açılışı 1937 senesinde Dolmabahçe’de gerçekleştirilmişti. Binanın elverişsiz şartlarından dolayı müzede yer alan eserler de maalesef zarar görüyordu.

Tüm aşamalarını bizzat takip ettiğimiz İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nin inşasını hamdolsun geçen yıl tamamladık. İnşaat sürecinde hasar gören eserleri elden geçirip restorasyonunu tamamladık. İstanbul Resim ve Heykel Müzesi her açıdan şehrimize yakışan muhteşem bir eser oldu. Müzemizde 806 sanatçının 10 bin 666 eseri bulunuyor. Gerek binasıyla gerekse koleksiyonuyla İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nin önümüzdeki dönemde ülkemizin en önemli sanat destinasyonlarından biri olacağına inanıyorum.

Türkiye’nin kültür ve sanat hayatını çoraklaştıran jakoben anlayışı 2002’de göreve geldiğimizde rafa kaldırdık. Ülkemizin kültür ve sanat hayatına zenginlik katacak her türlü esere, projeye samimiyetle sahip çıktık. Sanat dalları ve sanatçılarımız arasında ayrım yapmadan başarıyı destekleme çabasında olduk. Göreve geldiğimizde desteklenen özel tiyatro sayısı sadece 59 iken bu rakam bugün 458’i buldu.

Ülkemiz genelinde 56 müzeyi ilk kez ziyarete açarken, 18 müzemizi de yeni inşa edilen binalarında milletimizle buluşturduk. Son 20 yılda toplam 164 müzenin onarım, restorasyon ve teşhir-tanzim çalışmalarını yaparak tamamen yeniledik. Yurtdışına kaçırılan eserlerin vatanına dönmesi için çalışıyoruz. 9 bin 34 eseri yeniden ait oldukları topraklara ulaştırdık. Sanatı tekelleştiren çarpık bakış açılarını reddediyoruz. Bizim sanat anlayışımız yerli ve milli değerleri göz ardı etmeden evrenseli kucaklamaktan oluşur.

Onur Şener cinayeti

Adli vakalar üzerinden kamu kurumları ve görevlilerinin hedef gösterilmesini yanlış buluyoruz. Bunu siyasetin malzemesi haline getirmek, böyle elim bir hadise üstünden farklı hesaplar görmek ne ahlakidir ne insanidir. Bu başta babasını kaybeden kız çocuğuna, hayat arkadaşını kaybetmiş sevgili eşine yapılan bir zulümdür. Maktulün sevdiklerini yaralayan fevriliklerden de uzak duracağız. Faillerin hak ettikleri cezayı alması için meselenin takipçisi olacağız.

Türkiye genelinde TÜGVA’nın 310 bini aşkın üyesi var. Dindar bir nesil olarak geleceğe hazırlanmasında TÜGVA’nın konumu çok çok önemli. Sizlere elimizden ne gelirse, Gençlik ve Spor Bakanlığımız, Milli Eğitim Bakanlığımız, 17 bakanlık olarak elimizden gelen her türlü fedakarlığı yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz.

Rusya – Ukrayna arasındaki savaşta arabulucu rolünü oynayan hangi ülke? Türkiye. Türkiye bu olaylar karşısında yıprandı mı? Tam aksine. Avrupa’da herkes tutuşmuş vaziyette acaba bu kış nasıl geçecek? Biz tüm hazırlığımızı yaptık. Milletimize doğal gazını, kömürünü her şeyini hazırlamış vaziyetteyiz.

Asgari ücret

Derdimiz daha uygun fiyatlarla vatandaşımıza bu doğal gazı nasıl ulaştıracağız, bunun gayreti içindeyiz. AK Parti iktidarı zulme rıza göstermez, zulmedilmesini asla istemez. Derdimiz şu an itibariyle Aralık ayında yapılacak olan asgari ücreti en uygun rakama çıkarmak. Allah’ın izniyle, yolsuzluğun olmadığı, yoksulluğun olamayacağı Türkiye’yi biz yaparız. Şu an itibariyle de onun hazırlığı içindeyiz.”

Paylaşın

HDP’li Vekil Habip Eksik, Polis Müdahalesinde Yaralandı

Abdullah Öcalan’ın 1998’de Suriye’den ayrılmasının yıldönümünde Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve bazı sivil toplum örgütleri tarafından, Diyarbakır, Van, İstanbul, Urfa, Mardin, İzmir, Hakkari’de yapılmak istenen yürüyüşlere polis müdahale etti.

Haber Merkezi / Hakkari Yüksekova’daki yürüyüşte HDP Iğdır Mİlletvekili Habip Eksik darp edildi. Yaralanan Eksik hastaneye kaldırıldı. Müdahalede 20 kişi de gözaltına alındı.

Özgürlükçü Hukukçular Deneği Hakkari şubesinin Sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda “Yüksekova’da bugün yapılması planlanan yürüyüşte çok sayıda üyemiz, parti üye ve yöneticileri darp edilerek gözaltına alındı. Vekiller de darp edildiler. Hukuksuzlukların takibini yapmak için alanda ve karakoldayız” ifadeleri yer aldı.

Van’da 55 gözaltı

İzmir’de gerçekleştirilen protesto eyleminde HDP İl Eşbaşkanları Berna Çelik ve Çınar Altan ile ismi öğrenilmeyen 1 kişi gözaltına aldı. Van’da gerçekleştirilen yürüyüş ve açıklamada aralarında HDP’li yöneticilerin de olduğu 55 kişi gözaltına alındı.

Diyarbakır’da 31 gözaltı

Diyarbakır’da HDP Örgütlenmeden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Özlem Gündüz, HDP PM üyeleri Beybün Aslan ve Raci Bilici, DBP İl Eşbaşkanı Hayrettin Altun, HDP İl Eşbaşkanları Gülistan Atasoy ve Zeyat Ceylan, HDP İl Eşbaşkan Yardımcısı Mervan Yıldız, Emine İnan, Şadiye Hayme, MEBYA-DER Eşbaşkanı Meryem Soylu, Figen Ekti, Mehmet Zeki Bağcık, Halil Memiş, Mithat Altaç, Mehmet Ali Altınkaynak, Hüsnü Aslan, Mehmet Şirin Gürbüz, Mehmet Asana, Sedat Yiğit, Murat Çoban, Şirin Şehir, Mehmet Oruç, Muharrem Bulat, Meryem Yıldız ve soy isimleri öğrenilemeyen Meryem, Leyla, Hebun, Sümeyye, Beytocan, Abidin ve Vedat’ın da aralarında olduğu en az 31 kişi gözaltına alındı.

İstanbul’da 26 gözaltı

İstanbul İstiklal Caddesi, Kadıköy ve Esenyurt’ta yapılan yürüyüşlerde HDK Eşsözcüsü Esengül Demir ile Mezopotamya Ajansı (MA) muhabirleri Esra Solin Dal ve Ömer İbrahimoğlu’nun da aralarında olduğu en az 26 kişi gözaltına alındı.

Paylaşın

AK Parti Kulisi: Parti Kaybederse Tayyip Bey De Kaybeder

2023 yapılacak milletvekilliği ve cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaştıkça partilerdeki hareketlilikte arttı. Seçimlerle ilgili AK Parti’nin Meclis’te oy kaybı yaşayacağı ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçimi kazanacağına dair çok sayıda iddia gündeme geldi.

Gazeteciler, AK Parti içinde de bu yönde değerlendirme yapan pek çok kişi olduğuna dair kulis haberleri yazdı. Gazete Duvar’da yer alan habere göre, Ancak bu değerlendirmenin kesinlikle yanlış olduğunu söyleyen parti kurmayları da var.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhur İttifakı adayı olarak AK Parti ve MHP’den oy aldığına işaret eden bir parti kurmayı, “Tayyip Bey kazanacak, AK Parti Meclis’te kaybedecek, diyenler siyaset de bilmiyor, matematik de. 2018 seçimindeki AK Parti ve MHP oyları toplanınca bunu görmek mümkün. Cumhurbaşkanının oyunun AK Parti’nin üzerinde olması normal ama partisinden aldığı oy, partinin oyundan farklı değil. Bu nedenle parti kazanırsa Tayyip Bey de kazanır, parti kaybederse Tayyip Bey de kaybeder. Tartışmasız” dedi.

AK Parti’de ‘oylar 4 puan arttı’ iddiası

Kamuoyu anketleri Cumhur İttifakı’nda ciddi oy düşüşleri yaşandığına işaret ediyor. AK Parti’den de daha önce ekonomik sıkıntılarla birlikte oyların 36-37 bandına çekildiği yönünde açıklamalar geldi. Ancak parti kurmaylarına göre son aylarda ekonomideki kısmi toparlanma, ücretlerdeki artışlar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uluslararası ilişkilerde attığı adımlar gibi gelişmelerle ciddi toparlanma yaşandı.

“Yazdan sonraki hava çok farklı” diyen bir parti yöneticisine göre yazın oylardaki artış 4 puanı buldu. Bu durumda yeniden yüzde 40’lara gelindiğini savunan parti kurmayına göre aralık ayıyla birlikte enflasyonun baz etkisi ile gerilemesi, ücretlerin yeniden artması gibi adımlarla bu hava AK Parti lehine daha da değişecek.

Paylaşın