FT’den Dikkat Çeken Yazı: Erdoğan Seçim Öncesi ‘Çılgınlığa’ Hazırlanıyor

Birleşik Krallık merkezli uluslararası iş gazetesi Financial Times, 2023’te yapılacak olan milletvekilliği ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin dikkat çeken bir analize yer verdi. Gazete, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim öncesi yapmaya hazırlandığı harcama çılgınlığına dikkat çekti.

Analizde, seçimler için “Erdoğan’ın 20 yıllık iktidarı boyunca karşılaştığı en zorlu yarışma” değerlendirmesinde bulunulurken, AK Parti iktidarının zafer için her şeyi yapabileceği ifade edildi.

Financial Times’ta yayımlanan Laura Pitel imzalı haberde şu ifadeler kullanıldı:

“Analistler ve muhalefet yetkilileri, düşük gelirli ailelerin konut edinmesine yardımcı olmayı amaçlayan 50 milyar dolarlık devlet destekli projeyi seçim öncesinde büyük bir harcama kampanyasının açılış hamlelerinden biri olarak görüyor. Bu seçimler Erdoğan’ın yaklaşık 20 yıllık iktidarı boyunca karşılaştığı en zorlu yarışma olacak.”

Haberde ayrıca 2022’nin ilk dokuz ayında bütçe dengesinin korunmaya çalışıldığı belirtilirken bu açığın son aylarda artmasının planlandığı aktarıldı. İlk dokuz ayda merkezi bütçe 45 milyar TL açık verirken haberde eylülde yayınlanan Orta Vadeli Plan’da yıl sonu bütçe açığı hedefinin 460 milyar TL olduğu hatırlatıldı. Haberde konu ile ilgili, “Bu büyük bir harcama çılgınlığına işaret ediyor” değerlendirmesine yer verildi.

FT’ye değerlendirmelerde bulunan King’s College London’da finans profesörü olan Gülçin Özkan, “Geçmişte yaptıkları her şeyin de ötesinde ellerinden gelen her şeyi yapmalarını bekliyorum çünkü bunlar son derece riskli seçimler. Mali paketin veya kredi garantilerinin boyutu açısından hiçbir şey beni şaşırtmaz” dedi.

“Seçim yüzünden yapmıyoruz”

Türkiye’nin Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum ise konut planının seçim propagandası olduğu iddiasını reddetti. Kurum FT’ye verdiği demeçte, “Bu, yaklaşan seçimlerle ilgili endişeler nedeniyle yaptığımız bir proje değil. Aksine vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını her zaman dinledik” dedi.

Kurum ayrıca konut inşaatlarının hazineye ne kadar mâl olacağı ile ilgili bilgi vermezken maliyetlerin önemli bir kısmının TOKİ aracılığı ile karşılanacağını, bir kısmının hazineden ödeneceğini belirtti.

Asgari ücret zammı etkili oldu

Haberde Türkiye’deki enflasyon ve artan yaşam maliyetleri hatırlatılırken Metropoll anketlerinde ekonominin kötü yönetildiğini düşünenlerin oranının temmuzda yapılan asgari ücret zamlarından sonra gerilediği belirtildi.

Haberde, “Analistler önümüzdeki aylarda Erdoğan’ın asgari ücrette bir başka büyük artışın yanı sıra eski destekçilerinin desteğini geri kazanmak için memur maaşlarında, emeklilere verilen promosyonlarda artış ve ucuz krediler açıklamasını bekliyor” ifadeleri kullanıldı.

Muhalefet tepkili

Muhalefet yetkilileri ise konut projesini ve artan sosyal harcamaları eleştirerek bunun daha önce yapılması gerektiğini, ekonomik ve gerçekçi olmadığını ve Erdoğan’ın inşaat sektöründeki dostlarına fayda sağlamayı amaçladığını belirtti.

FT’ye konuşan İYİ Parti Ekonomi Politikaları Başkanı Bilge Yılmaz, “Diyorlar ki: Bakın, seçimi kazanırsak size bunu vereceğiz ama diğerleri gelirse bu imkânları vermezler” değerlendirmesinde bulundu.

‘Enflasyonu tetikleyebilir’

Son olarak FT’ye konuşan ekonomist Atilla Yeşilada, harcama çılgınlığının Erdoğan’ın popülaritesinde ‘geçici artışla’ sağlasa bile, bunun enflasyonu ve ithalat talebini artırarak geri tepeceğini belirtti. Yeşilada, “Erdoğan’ın bu kadar para harcamasıyla enflasyonun yükselmemesi ve dövizin sabit kalması mucize olur” dedi.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan ‘Yetkiyi Verin Türkiye’yi Değiştirelim’ Çıkışı

ABB’nin düzenlediği açılış töreninde konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Seçimde karne önünüze gelecek. Notları siz verecek, iktidarı siz değiştireceksiniz.  Bütün Türkiye’ye söz veriyoruz: Türkiye’nin bütün sorunlarını çözeceğiz. Adana’dan söz veriyorum hepinize: Bu ülkeye adaleti getireceğim, Adalet ya gelecek ya gelecek. Bundan emin olmanızı istiyorum” dedi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında, “Yetkiyi verin Türkiye’yi değiştirelim, yetkiyi verin Türkiye’yi verin Türkiye’yi büyütelim, yetkiyi verin sanayicinin, esnafın, gençlerin yüzü gülsün. Türkiye’nin önü açık, açacak olan sizlersiniz” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Adana Büyükşehir Belediyesi’nin (ABB) düzenlediği açılış törenine katıldı. Burada bir konuşma yapan Kılıçdaroğlu, özetle şunları söyledi:

“Hepinizin huzurunda Adana gibi adam dediğiniz Zeydan Başkanı da yürekten kutluyorum. Adana’nın ne kadar bereketli bir kent, büyükşehir olduğunu biliyorum. Bizim bütün büyükşehir belediyelerimiz aynı çabayı gösteriyorlar, aynı çabada hizmet ediyorlar. Kentin soru varsa soruna kilitleniyor.

Arkadaşlarımıza söyledim: Sakın ola şikayet etmeyin. Siz bütün engelleri aşıp halka hizmet edeceksiniz. Halka hizmet hakka hizmettir. Biz halka hizmet etmeyi temel ilke edindik. Biz bu ülkeye hizmet etmeyi hizmet etmek için adanmışlığı kabul etmek için gelen bir gelenekten geliyoruz.

Seçimde karne önünüze gelecek. Notları siz verecek, iktidarı siz değiştireceksiniz.  Bütün Türkiye’ye söz veriyoruz: Türkiye’nin bütün sorunlarını çözeceğiz. Adana’dan söz veriyorum hepinize: Bu ülkeye adaleti getireceğim, Adalet ya gelecek ya gelecek. Bundan emin olmanızı istiyorum.

Hiçkimseyi düşüncesinden ötürü yargılamayacağız. Gazeteler etik kurallar çerçevesinde iktidarı eleştirecekler. Gençler tweet attığımda başıma bir şey gelecek mi diye düşünmeyecek. Sevgili gençler sizin hayalleriniz bu kardeşinizin hedefi olacaktır. Onların tamamını gerçekleştireceğiz.

7 buçuk milyon genç Türkiye’nin kaderini değiştirecek. Hedefimiz çağdaş uygarlığı yakalamak ve aşmak.  Kadınların kılık kıyafetine siyaset müdahale etmeyecek. Onların başında, sırtında olan siyasi vesayeti kaldıracağız.  Temel hedefimiz katma değeri yüksek ürünlere üretmek.

Yetkiyi verin Türkiye’yi değiştirelim, yetkiyi verin Türkiye’yi verin Türkiye’yi büyütelim, yetkiyi verin sanayicinin, esnafın, gençlerin yüzü gülsün. Türkiye’nin önü açık, açacak olan sizlersiniz.”

Paylaşın

Akşener’den ‘Bütçe’ Tepkisi: Biz Vergi Vereceğiz Ki, Saraydaki Sefa Hiç Bitmesin

Partisinin Meclis’teki grup toplantısında TBMM’ye sunulan 2023 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi’ni sert ifadelerle eleştiren İYİ Parti Lideri Akşener, “Milletin hayrına, dişe dokunur hiçbir şey olmayan, bu bütçe israf, faiz ve yandaş bütçesinden ibarettir” dedi.

Haber Merkezi / Bütçedeki harcamaların ulaşacağı rakama dikkati çeken Akşener, “Pekiii, tüm bu harcamalar nasıl karşılanacak? Tabii ki milletimizin sırtına yüklenen vergilerle karşılanacak. Tüketici artan fiyatlar nedeniyle, daha fazla vergi ödeyecek. Çalışanlar vergi dilimlerinin düşük artırılması nedeniyle daha fazla vergi ödeyecek. Esnaf ve sanayici reel bir kazancı olmasa dahi düşük fiyattan girişlerin, yüksek fiyattan çıkması nedeniyle daha fazla vergi ödeyecek” dedi ve ekledi:

“Yani biz para vereceğiz ki, yandaşlar zenginleşmeye devam etsin.  Biz elimizi cebinize atacağız ki, faiz geliri elde edenler üzülmesin. Biz vergi vereceğiz ki, saraydaki sefa hiç bitmesin. Bütçenin özeti, işte tam olarak budur. Ez cümle içinde milletin hayrına, dişe dokunur hiçbir şey olmayan, bu bütçe israf, faiz ve yandaş bütçesinden ibarettir.  Nokta.”

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Bartın’daki facianın ardından yaptığı “kaza” açıklamalarına tepki gösteren Akşener, şunları kaydetti:

“Sayın Erdoğan işine geldiğinde “benim bakanım”, işine gelmediğinde, “kader” diyemezsin. Beceriksiz yöneticilerinin hatalarına, iş bilmezliklerine, kader diyemezsin. 21’inci yüzyılda, bu teknolojik imkân ve altyapıyla, maden işçisine, ölümü, kader diye kabullendiremezsin!

Maden faciasını bile, kendi kader anlayışıyla yorumlayan hatasını bulana hain eleştirene terörist kadına sürtük, gencine aşağılık diyen ucube bir anlayışla devlet yönetilmez!”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Akşener’in konuşmasından satır başları:

“Geçtiğimiz cuma milletçe büyük bir acı yaşadık. Ne yazık ki 41 madenci kardeşimizi kaybettik.

Partimizin bünyesinde ne kadar hukukçu varsa, maden şehitlerimizin ailelerinin hakkını hukukunu hiçbir şey almadan takip edeceksiniz.

Yaptığımız inceleme ve çalışmalar sonucunda görüyoruz Amasra’daki felaket de maalesef adeta geliyorum demiş.

Sayıştay uyarmış, raporuna yazmış, iş müfettişleri uyarmış, ocakta çalışan madenciler uyarmış.

Sayın Erdoğan’ın atadığı yetkililer kıllarını kıpırdatmamışlar. Sonuç 41 kardeşimizi daha ihmale kurban verdik. Artık bu duruma şaşıramıyoruz. 17 Mayıs 2010’da 30 canımızı kaybettik, 13 Mayıs 2014’te Soma’da 301 insanımızı yitirdik.

28 Ekim 2014’te Ermenek’te 18 kardeşimizi kaybettik. Bilerek katliam diyorum çünkü bu kadar uyarıya rağmen tedbir almazsınız, yaşanan felaketin adı katliam olur.

Bu ülkenin Cumhurbaşkanı ilgilere dönüp ‘bu uyarıları neden dikkat almadınız?’ diyeceğine, ne yaptı biliyor musunuz, 41 hayatın söndüğü bu felaketten bile başarı hikayesi çıkarmaya kalktı. Bu arkadaş, 8 sene önce de Soma’da utanmadan ‘Ölüm bu işin fıtratında var’ demişti.

Bu defa ‘Çok şükür 24 saat geçmeden 41. şehidimize de ulaştık’ dedi. ‘Biz kader planına inanmış insanlarız’ dedi.

İmanımızı sömürmeye kalkmak kimsenin haddi değildir. Bir kazanın tüm şartları oluşmuş ve sen tedbir almıyorsan şartlar yerine gelir.

7 Ocak 2013’te Kozlu’da metan gazı patlaması oldu. Uzun süren yargı süreci başladı. Taşeron işi aksatmış, ekipleri göndermemiş. Tesisin güvenliğini tehlikeye atmış.

Şirkette işin üstünü örtmüş. Yargı dedi ki ‘Müessese müdürü tali kusurlu’ dedi ve 4 yıl hapis verdi.

Bir kazanın, tüm şartları oluşmuşsa ve sen tedbir almıyorsan, o kaza meydana gelir. Tedbir almayıp, sorumluluğunu yerine getirmeyip, üstüne de, tevekkülden bahsetmek, meseleyi kadere havale etmek, en hafif tabiriyle, terbiyesizliktir.

Aileler isyan ettiler. Mahkeme, 4 yıllık hapis cezasını para cezasına çevirdi. O müessese müdürü ne oldu, TTK Genel Müdür olarak atandı.

8 canımızı kaybettiğimiz olayda ceza alan bir kişi kurumun en tepesine oturtuldu. Bu da mı kader Sayın Erdoğan?

Maden senin bakanın hesap sorsana, ‘Nerede tedbirler’ desene. İşine gelmediğinde kader diyemezsin. Maden işçisine ölümü kader diye kabullendiremezsin.

21’inci yüzyılda, bu teknolojik imkân ve altyapıyla, maden işçisine, ölümü, kader diye kabullendiremezsin!

Liyakatli ve ciddiyet sahibi bir Cumhurbaşkanı, 41 naaşa, kısa sürede ulaşmakla övünmez, o felaketin, yaşanmamasıyla övünür.

Liyakatli ve ciddiyet sahibi bir Cumhurbaşkanı, tabut başlarında siyasi nutuklar atmaz, sorumlular hakkında, gerekeni yapar.

Liyakatli ve ciddiyet sahibi bir Cumhurbaşkanı, Milletinin karşısında, felakete neden olanları kollamaz, hakkını ve hukukunu korumak için, her daim, dimdik, milletinin yanında durur.

Çünkü; liyakatli ve ciddiyet sahibi bir Cumhurbaşkanı, hamasetle, laf kalabalığıyla değil, duruşla ve icraatla olunur. Bu kadar basit.

“Dünya ortalamasının 20 katı”

Soma’dan sonra geçen 6 yılda her yıl madenlerimizde çalışan 100 bin işçimizden 53’ünü iş kazalarında yitirmişiz. Dünya kömür madeninde yeni standartlar belirliyor.

Alınan tedbirlerle ölüm oranları hızla düştü. Türkiye’deki ölüm riski dünya ortalamasının 20 katından fazla. Sayın Erdoğan buna fıtrat da kader de diyemezsin.

Senin atadığın beceriksiz yöneticilerin asli görevi ölümleri engellemektir. Atılacak adımlar, alınacak tedbirler belli. Hamaseti bırakıp işinizi yapacaksınız. Yapamıyorsanız da çekip gideceksiniz.

2023 bütçesi

Muhteşem ekonomi yönetimi sayesinde tüketici enflasyonu yüzde 83,5’a ulaştı. Enflasyon öngörülenin 74 puan üzerinde gerçekleşti.

Ama gözünde ışıltı var adamın. Bu arkadaşları öngörü kabiliyetleri için tebrik etmek istiyorum.

Muhteşem ikilinin 2022 için hedeflediği dolar kuru 9,27 kuruştu, şimdi 18,6 kuruş. Benzer başarıyı cari açıkta görüyoruz. Cari açık 18,6 milyar dolar planlanmıştı, ilk 8 ayda 40 milyar dolar cari açık verildi.

Gerçekten olağanüstü yönetim becerisi. 2022 yılında bütçe açığının 278 milyar lira olmasını hedeflemişlerdi, bütçe açığı 461 milyar lira olacak diyorlar.

Hazine ve Maliye Bakanlığı istatistiğine göre bütçe 33 milyar fazla vermiş. Çünkü eylülde 78,6 milyar lira açık verilmiş.

Bütçe açıklarının şahlanarak devam edeceğini görüyoruz. 2022 bütçesinde toplam harcamalar için ödenek 1,751 milyar liraydı. Şimdi ise harcamaların 3 trilyona ulaşacağı ifade ediliyor.

Tarih yazıyoruz diye gezenlerin öngörüsüzlük kitabı yazdığına şahit oluyoruz. Toplam faiz ödemesi 640 milyar lirayı aşacak.

İşte size Nass. Devletin bütçesinden 5 kuruş çıkmıyor diye pazarlanan KÖİ’lere ödenecek 43 milyar liranın 53 milyar lirayı bulması bekleniyor.

Peki bunlar nasıl karşılanacak, daha fazla vergiyle karşılanacak. İçinde milletin hayrına hiçbir şey olmayan bu bütçe israf, yandaş bütçesinden ibarettir.

Korku çok kuvvetli bir duygudur. En çok da sahibini vurur. Neden çok korkuyorsanız, etrafınıza da korku salmaya çalışırsınız. İktidarın korku üzerinden hakimiyet oluşturma çabası da bundan kaynaklanıyor. Yalanların meydana saçılmasından korkuyorlar.

Saray’daki sefanın bitmesinden korkuyorlar. İktidarı kaybetmekten korkuyorlar. Artık bizzat oylarıyla seçildikleri milletimizden korkuyorlar.

Anne-babalardan korkuyorlar. Çiftçilerimizden korkuyorlar. Gençlerimizden korkuyorlar. Gazetecilerimizden korkuyorlar. İşte bu yüzden de her korkanın yaptığı gibi onlar da baskı ve zorbalığa sarılıyorlar.

Onlardan daha çok korkarsak kazanabileceklerine inanıyorlar. Korkma diye yazılan hikayemizi, irademizi, kudretimizi, gönlümüzü unutuyorlar.

Dezenformasyon yasası

Tüm itirazlarımıza rağmen utanmadan sıkılmadan sansür yasasını Meclis’ten geçirdiler. Bu yasa bir utanç vesikası olarak kalacaktır.

Tarihinin hiçbir döneminde esaret kabul etmeyen bir millete pranga vurmaya çalışan aymazlığı ne tarih ne millet unutmayacak” ifadelerini kullandı.

Bu yasa bir istibdat yasasıdır. Aziz milletimiz ne darbeler ne baskılar gördü de susmadı, sizin bu uyduruk yasanızla mı susacak?

Dün nasıl gittilerse siz de tıpış tıpış gideceksiniz. İstibdat meraklıları nasıl gittiyse siz de gideceksiniz.”

Kürşad Zorlu, İYİ Parti’ye katıldı

Türk dünyasına yönelik çalışmalarıyla bilinen Prof. Dr. Kürşad Zorlu, toplantının başında İYİ Parti’ye katıldı ve bir konuşma yaptı.

Akşener, Zorlu için “Zaten ailemizin bir parçasıydı, bugün ailemizin nüfusuna ismini yazıdırdı. Ben ona ‘Dur’ dedim durdu, ‘Gel’ dedim geldi. Tekrar teşekkür ediyorum” dedi.

Paylaşın

Erdoğan’ın 2023 Seçimlerinde Aday Olabilmesinin Tek Yolu

Seçime en uzak ihtimalle 8 ay varken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir daha aday olup olamayacağı sorusunun cevabı net değil. Anayasa Hukuku Profesörü Korkut Kanadoğlu, anayasanın bu konuda çok açık olduğunu, bir kişinin 3 kez cumhurbaşkanlığı görevini yürütemeyeceğini söyledi.

Kanadoğlu, Erdoğan’ın 3. kez cumhurbaşkanı olabilmesi için görev süresi bitmeden Meclis’in erken seçim kararı alması gerektiğini belirtti. Kanadoğlu, erken seçim kararının son ana bırakılmasının Anayasanın arkasından dolanmak olacağını, muhalefetin bu hamleye karşı çıkması gerektiğini vurguladı.

Türkiye, Cumhur İttifakı tarafından sık sık Haziran 2023’te yapılacağı söylenen ama erken seçim ihtimalinin de göz ardı edilmediği bir seçim atmosferi içinde. Seçime en uzak ihtimalle 8 ay varken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir daha aday olup olamayacağı sorusunun cevabı net değil.

Cumhuriyet’ten Ebru Birçak Edebali‘ye konuşan Anayasa Hukuku Profesörü Korkut Kanadoğlu anayasanın bu konuda çok açık olduğunu, bir kişinin 3 kez cumhurbaşkanlığı görevini yürütemeyeceğini anlattı.

Kanadoğlu, Erdoğan’ın 3. kez cumhurbaşkanı olabilmesi için görev süresi bitmeden Meclis’in erken seçim kararı alması gerektiğini söyledi.

Prof. Dr. Kanadoğlu erken seçim kararının son ana bırakılmasının Anayasanın arkasından dolanmak olacağını, muhalefetin bu hamleye karşı çıkması gerektiğini belirtti.

Kanadoğlu, “Siyaseten ‘Anayasaya karşı hile yapılması meşru görülemez’ denmeli.” ifadelerini kullandı. Kanadoğlu, son anda yapılacak bir erken seçime karşı çıkmanın sandıktan kaçmak değil, sandığın meşru ortamda kurulmasını sağlayacak bir yorum olduğunu söyledi.

“Anayasadaki hükmü keyfi yorumlamak…”

İktidar kanadı ise erken seçim ihtimalinin dışında sistem değişikliğini öne sürerek Erdoğan’ın görev süresinin 2018 itibarıyla başladığını, iki dönem kuralının da o tarihten sonra işlemeye başlayacağını savunuyor.

Anayasada bu görüşü destekleyecek bir değişiklik yapılmadığını hatırlatan Kanadoğlu ise “Aynı maddede cumhurbaşkanının aday olma niteliklerine, görev süresine, kaç kez seçileceğine dair bir değişiklik söz konusu değil. Anayasadaki açık hükmü değiştirecek şekilde yepyeni bir anayasa yapılmış gibi maddeyi okumamız doğru olmaz. Anayasadaki hükmü, keyfi yorumlamak anayasa hukukuyla bağdaşmamakta.” dedi.

Anayasa ne diyor?

Anayasa’ya göre bir kişi en fazla 2 defa cumhurbaşkanı seçilebiliyor. Anayasa’nın 101. maddesinin ikinci fıkrasında, “Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır. Bir kimse en fazla iki defa cumhurbaşkanı seçilebilir.” ifadesi yer alıyor.

Paylaşın

2023’te Siyasi Partilere Hazine Yardımı 7 Kat Artacak

Seçimlerin yapılacağı 2023’te AK Parti’ye toplam 1 milyar 961,3 milyon lira, CHP’ye 1 milyar 43,9 milyon TL, HDP’ye 539,5 milyon TL, MHP’ye 511,5 milyon TL, İYİ Parti’ye de 459,2 milyon TL hazine yardımı yapılacak.

Kanuna göre, son milletvekili genel seçimlerine katılma hakkı tanınan ve ülke barajını aşan siyasi partilere her yıl hazineden ödenmek üzere devlet yardımı yapılıyor. Devlet yardımı tutarı, barajı aşan partilerin oy sayılarına göre paylaştırılıyor.

Cumhurbaşkanlığı tarafından hazırlanan 2023 yılı bütçesinin Türkiye Büyük Millet Meclis’inde (TBMM) sunulmasının ardından siyasi partilere yapılacak Hazine yardımı da belli oldu.

Habertürk’ün aktardığına göre gelecek yıl siyasi partilere toplam 4,5 milyar lira hazine yardımı yapılacak. Bunun 1,5 milyar liralık kısmı ocak ayında partilerin hesaplarına yatırılacak.

Ocak ayında AK Parti’ye 653,8 milyon, CHP’ye 348 milyon, HDP’ye 179,8 milyon, MHP’ye 170,5 milyon, İYİ Parti’ye ise 153,1 milyon lira hazine yardımı yapılacak. Ocak ayındaki yardımlar, yılın ilk on günü içinde partilerin hesaplarına yatırılacak.

Seçim olunca katlanıyor

Kanun uyarınca, hazine yardımı yerel seçimlerin olduğu yıllarda normal tutarın 2 katı, milletvekili seçimi yıllarında ise 3 katı olarak uygulanıyor. Seçime ilişkin hazine yardımları, Yüksek Seçim Kurulu’nca seçim kararının ilan edilmesini izleyen 10 gün içinde partilere ödeniyor.

Seçim kararının ilan edilmesiyle AK Parti’ye 1,3 milyar, CHP’ye 695,9 milyon, HDP’ye 359,7 milyon, MHP’ye 341 milyon, İYİ Parti’ye ise 306,1 milyon lira ilave hazine yardımı yapılacak. Böylece gelecek yıl AK Parti’ye toplam 1 milyar 961,3 milyon lira, CHP’ye 1 milyar 43,9 milyon TL, HDP’ye 539,5 milyon TL, MHP’ye 511,5 milyon TL, İYİ Parti’ye de 459,2 milyon TL hazine yardımı yapılacak.

2022 yılı bütçesi başlangıçta 1 trilyon 751 milyar lira olarak öngörülmüştü. Temmuz ayında ek bütçe ile bütçe büyüklüğü 2.8 milyar liraya çıktı.

2022 yılında siyasi partilere yapılan hazine yardımı başlangıç bütçesi üzerinden yapılmıştı. Ek bütçe dolayısıyla siyasi partilere ayrıca bir yardım yapılmadı.

Kanuna göre, son milletvekili genel seçimlerine katılma hakkı tanınan ve ülke barajını aşan siyasi partilere her yıl hazineden ödenmek üzere devlet yardımı yapılıyor. Devlet yardımı tutarı, barajı aşan partilerin oy sayılarına göre paylaştırılıyor.

Paylaşın

‘Sansür Yasası’na 211 Edebiyatçıdan Tepki: Reddediyoruz

211 edebiyatçı, muhalefetin ve basın meslek örgütlerinin “sansür yasası” olarak nitelendirdiği, iktidarın ise “dezenformasyonla mücadele” gerekçesiyle hazırladığı yasayla ilgili olarak “Susmayacağız” açıklaması yaptı.

Aralarında Oya Baydar, Orhan Pamuk, Murathan Mungan, Zeynep Altıok Akatlı, Ataol Behramoğlu, Nevzat Çelik ve Zülfü Livaneli’nin de yer aldığı 211 edebiyatçı yaptıkları ortak açıklamada, “Edebiyatçı ve yazarlar olarak ülkeyi derin bir karanlığa boğacak sansür yasasını reddediyoruz. Zorbaların yalanına karşı, halkın ve dünyanın hakikati!” ifadelerine yer verdi.

İmzacılar:

Adnan Gerger, Adnan Özyalçıner, Ahmet Kardam, Ahmet Önel, Ahmet Telli, Ahmet Ümit, Ahmet Yurdakul, Akif Kurtuluş, Ali Erkan Güneri, Altay Öktem, Arife Kalender, Arzu Eylem, Aslı Biçen, Aslı Erdoğan, Aslı Ilgın Kopuz, Aslı Perker, Asuman Susam, Ataol Behramoğlu, Atilla Birkiye, Ayfer Tunç, Ayhan Koç, Ayşe Başak Kaban, Ayşe Bengi, Ayşe Keskin, Ayşe Kulin, Ayşegül Devecioğlu, Ayşen Şahin,

Bade Osma, Bayram Sarı, Belma Fırat, Birgül Oğuz, Birhan Keskin, Buket Uzuner, Bülent Tekin, Bülent Usta, Burhan Sönmez, Cafer Solgun, Cenk Kolçak, Ceren Cevahir Gündoğan, Çetin Yiğenoğlu, Cevat Çapan, Defne Suman, Deniz Durukan, Deniz Faruk Zeren, Devrim Dirlikyapan, Dilek Bilge, Dilruba Nuray Erenler, Emek Erez, Emin Şir, Ender İmrek, Engin Günay, Ercan Kesal, Ercan y. Yılmaz, Erendiz Atasü, Erol Köroğlu, Ertan Meyan, Ertan Mısırlı, Esat Şenyuva, Esmehan Devran İnci, Eylem Ata Güleç,

Fadıl Öztürk, Fatma Akdokur, Figen Öcal, Figen Şakacı, Fulya Bayraktar, Gaye Boralıoğlu, Gökçe Bilgin, Gökhan Arslan, Göksu Baykal, Gonca Özmen, Gülser Han, Gün Zileli, Gürel Sürücü, H.İhsan Sönmez, Hacer Yeni, Haden Öz, Hakan Bıçakçı, Haluk Çetin, Haluk Sunat, Hasan Özkılıç, Hasan Öztoprak, Hatice Eroğlu, Hatice Meryem, Haydar Ergülen, Hayrettin Geçkin, Hayri K. Yetik, Hıdır Murat Doğan, Hülya İşbilir Behramoğlu, Hüseyin Habip Taşkın,

İ. Uğur Toprak, İbrahim Baştuğ, İbrahim Betil, İkbal Kaynar, İnci Aral, İrfan Erdoğan, Irmak Zileli, Işık Demirtaş, İsmet Alıcı, Jaklin Çelik, Jale Özata Dirlikyapan, Kamil Tekin Sürek, Kaya Genç, Kaya Tanış, Kenan Sarıalioğlu, Koray Işık, Lal Hitay, Latife Tekin, Levent Karataş, Mahir Ünsal Eriş, Mahmut Aksoy, Mahmut Temizyürek, Mazlum Çetinkaya, Mehmet Ergün, Mehmet Eskicioğlu, Mehmet Kılıç, Mehmet Öksüz, Mehmet Zaman Saçlıoğlu, Meral Saklayan, Merve Yakut, Mesut Kara, Metin Yeğin, Mevsim Yenice, Müge İplikçi, Muharrem Erbey, Müjdat Güven, Murat Gülsoy, Murat Özyaşar, Murat Uyurkulak, Murathan Mungan, Mustafa Güçlü, Mustafa Sezer, Muzaffer Kale,

Nabi Yağcı, Nalan Çelik, Namık Kuyumcu, Necmiye Alpay, Neşe Yaşın, Neslihan Cangöz, Neslihan Dağlı, Nevzat Çelik, Nilgün Eser, Nilüfer Açıkalın, Nilüfer Benal, Nisa Leyla, Niyazi Zorlu, Nurcan Baysal, Nurdan Gürbilek, Nurgül Sedef, Nurhan Suerdem, Olcay Özmen, Ömer Faruk, Ömer Turan, Ömer Türkeş, Önder, Birol Bıyık, Onur Bütün, Orhan Alkaya, Orhan Pamuk, Oya Baydar, Oylum Yılmaz, Özcan Öztürk, Özcan Yurdalan, Özge Doğar, Özgün Enver Bulut, Özgür Zeybek, Özlem İşbilir, Pelin Buzluk, Recep Memişoğlu, Reyhan Yıldırım, Roni Kaya, Saniye Kısakürek, Şebnem İşigüzel, Sema Kaygusuz, Semih Gümüş,

Şenel Gökçe, Senem Timuroğlu, Şerif Temurtaş, Serkan Türk, Sevim Korkmaz Dinç, Sibel Oral, Sibel Öz, Sibel Özbudun, Süleyman Berç Hacil, Suna Güler, Süreyya Köle, Tacim Çiçek, Tarık Günersel, Tekgül Arı, Temel Demirer, Tuğrul Keskin, Tülin Dursun, Tunç Kurt, Turgut Akaslan, Uğur Portakal, Uğur Terzi, Ümit Aktaş, Ünal Ersözlü, Vecdi Çıracıoğlu, Vecdi Erbay, Vedat Çetin, Veli Bayrak, Yasemin Yazıcı, Yavuz Ekinci, Yusuf Gencal, Yusuf Nazım, Zehra Arat, Zeynep Altıok Akatlı, Zeynep Oral, Zeynep Uysal, Zeynep Uzunbay, Züleyha Akın, Zülfü Livaneli.

Paylaşın

Seçim Kazanmak İçin Ona Ver, Buna Ver… Değirmenin Suyu Nereden Gelecek?

Karar gazetesi yazarı Taha Akyol, bugünkü köşe yazısında, iktidarın 2023 milletvekilliği ve cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanmak için kesenin ağzını açtığını belirterek, “Erdoğan’ın seçim kazanması zor, fakat kim kazanırsa kazansın, seçim sonrasındaki birkaç yıl içinde Türkiye ateş topuna dönmüş bir ekonomiyi kucağında bulacak” dedi.

Taha Akyol, yazısında, “memur maaşlarına yüzde 100 zam yapılacağı” iddiasını köşesine taşıdı ve “90’lardaki gibi şeçim kazanmak için ona ver, buna ver… Değirmenin suyu nereden gelecek?” diye sordu.

Akyol, yazısında, “Memur maaşlarına yüzde yüz zam yapılacakmış. Bunun için 2023 bütçesinde personel giderleri 1 trilyon 6 milyar liraya çıkarılmış. Kabaca bütçenin dörtte biri personel harcamalarına gidecek” şeklindeki iddiayı paylaştı.

“90’lardaki gibi şeçim kazanmak için ona ver, buna ver… Değirmenin suyu nereden gelecek?” diyen Akyol, şu yorumu yaptı:

“Erdoğan’ın seçim kazanması zor, fakat kim kazanırsa kazansın, seçim sonrasındaki birkaç yıl içinde Türkiye ateş topuna dönmüş bir ekonomiyi kucağında bulacak. Zira kullanılabilir kaynaklar daralıyor.

İktidar haklı olarak sürekli dış kaynak arıyor, ama olmuyor… Çünkü “epistemolojik kopuş” gerçeği, iktisat politikalarının rasyonel ve öngörülebilir olmadığının ilanıdır. Kendileri de bunu biliyor olmalı ki, yabancı yatırımcıya “güvenceniz Cumhurbaşkanımızdır” sözüyle güven vermek gibi tuhaf açıklamalar yapıyorlar.

Halbuki yatırımcıya güven vermenin tek yolu ortodoks iktisat, rasyonel yönetim, kişilerin üstünde sağlam kurallar ve güçlü liyakatli kurumlardır. Türkiye bunu gerçekleştirmek zorunda. Zor ve ıstıraplı olacak maalesef, 24 Ocak 1980’de Turgut Özal’ın, 14 Nisan 2001’de Kemal Derviş’in yaptığı kurumsal reformlar gibi…”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Türkiye, Bu Yılda ‘Özgür Olmayan Ülkeler’ Arasında

Merkezi ABD’nin New York şehrinde bulunan düşünce kuruluşu Freedom House’un internet üzerine yayınladığı raporunda, Türkiye bu sene de “özgür olmayan ülkeler” arasında yer alıyor. Raporda, Türkiye’de online içeriklere yönelik engellerde son yıllarda bir artış olduğu vurgulanıyor.

Raporda ayrıca, son yıllardaki yasal düzenlemelerle iktidarın dijital ortamda baskısını arttırdığı belirtilirken, 2019’daki düzenleme sonrası gelen dijital platformların RTÜK’ten lisans alma zorunluluğu ile birlikte bazı engellemelerin yaşandığına dikkat çekiliyor.

Freedom House bugün, dünya genelinde internet özgürlüğünü değerlendirdiği “İnternette Özgürlük 2022” raporunu yayınladı. “İnternette Otoriter Revizyonla Mücadele” başlıklı raporda, iktidarların muhaliflerini sansürlemek ve internet kullanıcılarını izlemek için dijital bariyerler kurmasıyla birlikte küresel çapta internet özgürlüğünün son 12 yıldır düşüş gösterdiği belirtildi.

VOA Türkçe’nin aktardığına göre, rapor, Haziran 2021 ve Mayıs 2022 tarihleri arasında 70 ülkedeki internet özgürlüğünü inceliyor.

Dünyadaki internet kullanıcılarının yüzde 89’unu kapsayan rapor, standart bir yöntem kullanarak ülkelerin internet özgürlüklerini erişim engelleri, içerik sınırlamaları ve kullanıcı hakları gibi 21 ayrı göstergeye dayanarak 100 puanlık bir ölçekte değerlendiriyor.

Bu göstergelere göre Türkiye, 32 puan alarak bir önceki yıla göre iki puanlık bir düşüş gösterdi.

Rapor ayrıca, dünyadaki internet kullanıcılarının dörtte üçünden fazlasının, resmi yetkililerin vatandaşları dijital platformlarda ifade özgürlüğü haklarını kullandıkları için cezalandırdığı ülkelerde yaşadığını kaydetti.

Rapor, Rusya, Myanmar, Sudan ve Libya’da internet kullanıcılarının özgürlüklerinin keskin bir şekilde düşüşe uğradığını belgelerken, 26 ülkede internet özgürlüklerinin olumlu bir şekilde geliştiğini belirtiyor.

Çin’in son 8 yıldır dünyanın en kötü internet özgürlüğüne sahip olduğunu kaydeden rapor, Türkiye’de internet özgürlüğüne dair yaşananları yedi başlıkta özetledi:

  • Raporun gelişmeleri incelediği süre boyunca bazı şehirlerde altyapı hasarları ve çalıntı kablolar nedeniyle internet hasarları yaşandı.
  • Voice of America ve Deutsche Welle’nin Türkçe servislerinin websiteleri RTÜK’ten lisans almadıkları için engellendi.
  • Bağımsız haber kuruluşlarını büyük ölçüde etkileyen Sosyal Medya Yasası 2020’de yürürlüğe girdi. Haber kuruluşları ve sosyal medya platformları içerik kaldırma kararlarıyla hedef alındı.
  • Hükümet yanlısı medya kuruluşları büyümeye devam ederken, bağımsız haber kuruluşlarının websiteleri engellendi. Bu engellemeler Türkiye’de internet kullanıcılarının kullanımına sunulan çevrimiçi içeriğin çeşitliliğinde azalmaya yol açtı.
  • Meclis’e yeni bir “dezenformasyon” yasa tasarısı getirildi. Tasarı, kasıtlı olarak yanlış bilgi yayınlayan internet kullanıcılarına hapis cezası içeriyor. Ayrıca tasarı, dijital ortamda anonimlik açısından olumsuz etkilere sahip. Raporun inceleme süresi Mayıs ayında sona erdiğinden, geçen hafta bu tasarının Meclis’ten geçerek yasalaştığı raporda yer almıyor.
  • Rapor Türkiye’de bir sosyal medya kullanıcısının paylaşımı nedeniyle ömür boyu hapis cezasına çarptırıldığını kaydederken, Kürt meselelerini haberleştiren bir gazetecinin ömür boyu hapis cezasına çarptırılırken, Facebook paylaşımının da gerekçeler arasında yer aldığını söylüyor. Rapor, CHP İstanbul Genel Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun Twitter hesabından yaptığı paylaşım nedeniyle 4 yıl 11 ay hapis cezasına çarptırıldığını gelişmeler arasında listeliyor.
  • Rapora güre, dijital mecralardan haber yapan gazeteciler, haberlerinin cezası olarak fiziksel saldırılar da dahil olmak üzere artan tacizle karşı karşıya kaldılar.

Raporda dünya genelinde hükümetlerin dijital ortamda baskılarını arttırabilmek için internet özgürlüğünü sınırladıkları belirtiliyor.

Rapora göre, dünya genelinde rekor sayıda hükümetler, şiddet içermeyen siyasi, sosyal ve dini içerikli websitelerini engelleyerek, internet kullanıcılarının özgür ifade ve bilgiye erişim haklarının önüne geçti.

Rapor, yeni yasalarla, teknik altyapıyı merkezileştirerek sosyal medya platformlarına ve kullanıcı verilerinin güvenliğine tehdit oluşturabilecek düzenlemeler uygulayarak hükümetlerin, serbest bilgi akışı önünde engel yarattıklarını ifade ediyor.

Öte yandan raporun incelediği 70 ülke arasından 26 ülkede internet özgürlüğü alanında olumlu gelişmeler yaşanırken, Gambiya ve Zimbabve bu gelişmelerin en büyük oranda yaşandığı ülkeler.

Rapor, birçok ülkede sivil toplum kuruluşlarının internet özgürlüğüne dair mevzuatı iyileştirmek, basın özgürlüğünü güçlendirmek ve teknoloji şirketlerinin hesap verilebilirliğini sağlamak için yoğun çaba gösterdiğini kayda geçti.

Rapor ayrıca otoriter devletlerin dijital dünyada baskılarını arttıran modellerini dünya çapında yaymak için yarıştıklarını söylerken, demokratik hükümetlerin ise özgür ve açık bir internet vizyonu belirleyerek online platformlarda insan haklarının önemini vurguladıklarını belirtti. Ancak rapor, bu ülkelerde de sorunlu internet özgürlüğü uygulamalarının bulunduğunu not düştü.

Raporun Türkiye ayağında teknik olarak internete erişim kategorisinde ülkede internet kalitesinin ve hızının güvenilir olduğu belirtilirken, bazı dönemlerde altyapı hasarından dolayı internet erişiminde zorluklar yaşandığı ifade ediliyor. Ayrıca raporda, pandemi döneminde birçok insanın evden çalışmasıyla altyapının artan talepleri karşılayamadığı belirtiliyor.

Raporda, yüksek maliyetlere sebep olan geniş bant hizmetlerinde pazar yoğunlaşması nedeniyle Türkiye’de internet fiyatlarının yüksek kalmaya devam ettiği kaydediliyor.

Rapor, Türkiye’de internetin fiyat uygunluğu açısından yüksek ücretlendirme nedeniyle Avrupa’da en düşük sırada olduğunu söylerken, internet erişiminde cinsiyet farkı yaşandığını kayda geçiyor. Buna göre, Türkiye’de erkekler, kadınlara kıyasla yüzde 22 daha fazla internete erişirken, cep telefonuna erişimde cinsiyetler arasında görünür bir fark yok.

Rapor ayrıca internete erişimde ülkedeki artan enflasyon oranına ve elektrik fiyatlarına not düşüyor. Artan fiyatların Türkiye’de insanları, hayati ihtiyaçlar ve internet erişimi gibi ikincil hizmetler arasında seçim yapmaya zorladığı vurgulanıyor.

İçerik sınırlamaları

Raporda, Türkiye’de online içeriklere yönelik engellerde son yıllarda bir artış olduğu vurgulanıyor.

Rapora göre, haber siteleri ve vatandaş gazetecilik mecralarının websiteleri Türkiye’nin askeri operasyonları, Kürtler ve iktidar karşıtlığı hakkında içerik yayınladıklarında engellerle karşılaşabiliyor.

Ayrıca raporda, son yıllardaki yasal düzenlemelerle iktidarın dijital ortamda baskısını arttırdığı belirtilirken, 2019’daki düzenleme sonrası gelen dijital platformların RTÜK’ten lisans alma zorunluluğu ile birlikte bazı engellemelerin yaşandığına dikkat çekiliyor.

Freedom House İnternet Özgürlükleri Raporu Türkiye Raportörü Gürkan Özturan bu yılki rapor için, “Haklar ve hürriyetler alanında tümden bir gerilemenin deneyimlendiği Türkiye’de, üst üste yıllardır daralan bir internet özgürlükleri alanının bu yıl da yeniden daha fazla baskılandığını görüyoruz. Bilgiye erişim hakkı, basın özgürlüğü, ifade hürriyetinin internet ortamında şimdiye kadar olmadığı kadar artan bir baskı ile tehdit altında olduğunu ortaya koyuyor İnternet Özgürlükleri 2022 Raporu” ifadelerini kullandı.

Özturan, “Elbette, bu durum yalnız Türkiye’ye özgü değil; 28 ülkede bir gerilemeden bahsetmek mümkün, ve maalesef Türkiye, Rusya, Myanmar, Sudan ve Libya ile özgürlükler alanındaki daralmadan nasibini alıyor. Toplumun refahını doğrudan ilgilendiren haklar ve özgürlükler alanında yapılacak düzenlemelerde, yurttaşlara karşı devlet aygıtını koruyan düzenlemelerdense, önümüzdeki yıllarda yurttaşları güvence altına alacak bir İnternet Özgürlükleri Kanunu üzerine bir çalışma yapılacağını ümit ediyorum” diye ekledi.

Paylaşın

AİHM, Türkiye’yi 168 Yargı Üyesinin Açtığı Davada Mahkum Etti

15 Temmuz darbe girişiminin ardından görevden alınan ve tutuklanan 168 yargı mensubunun yaptığı başvuruyu karara bağlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Ankara’nın insan hakları ihlalinde bulunduğuna hükmetti.

Türkiye, AİHM’in verdiği karar gereği başvuru sahiplerine 5’er bin euro tazminat ödeyecek.

AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) özgürlük ve güvenlik hakkıyla ilgili 5. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edildiği görüşüne vardı.

Gözaltılar hukuksuz

Gerekçeli kararda, başvuru sahiplerinin “duruşma öncesi gözaltına alınmalarının hukuksuz olduğuna” hükmedildi.

AİHM kararında başvuru sahiplerinin duruşma öncesi makul bir şüphe olmadan tutuklanmalarının insan hakları ihlali teşkil ettiği görüşüne varıldı.

Başvuru sahipleri darbe girişiminin ardından “Fetullahçı Terör Örgütü / Paralel Devlet Yapılanması” üyeliği suçlamasıyla tutuklanmıştı.

AİHM’den yapılan açıklamada, başvuru sahiplerinin önemli bir kısmının Türkiye’deki temyiz mahkemesine ve Anayasa Mahkemesi’ne yaptıkları başvurularla ilgili hukuki sürecin sürdüğü aktarıldı.

AİHM’in bugünkü hükmüyle birlikte darbe girişimi sonrası tutuklanan yargı üyelerinin yaptığı başvurularla ilgili verilen ihlal kararlarının sayısı 825’i geçti.

AİHM nedir?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), uluslararası bir teşkilat olan Avrupa Konseyi’ne bağlı olarak 1959 yılında kurulmuş uluslararası bir mahkemedir.

Mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve ek protokolleriyle güvence altına alınmış olan temel hakların çiğnenmesi durumunda bireylerin, toplulukların, tüzel kişilerin ve diğer devletlerin, belirli usul ve kurallar dahilinde başvurabileceği bir yargı merciidir.

46 Avrupa Konseyi üyesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yargı yetkisini tanımaktadır. Mahkeme, Fransa’nın Strazburg şehrinde bulunmaktadır.

Avrupa Birliği’nin günümüzde Avrupa Konseyi’ne ait bayrağı kullanıyor olması çeşitli kafa karışıklıklarına yol açıyorsa da, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Avrupa Birliği’nin değil, hemen hemen tüm Avrupa devletlerinin üyesi olduğu ayrı bir uluslararası teşkilat olan Avrupa Konseyi’nin organıdır.

Ancak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin içtihadı, Avrupa Birliği için de olmazsa olmaz asgarî standartları oluşturmaktadır.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Peş Peşe Mesajlar: Kasım Ayını Bekleyin

ABD ziyaretine ilişkin kendisine yöneltilen eleştirilere yanıt veren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Ya her zamanki gibi Meclis’e gidip mücadele edecektik ancak saray elindeki sayısal çoğunlukla yasayı geçirecekti. Ya da gençlerin, yeni bir Türkiye’nin mümkün olduğunu görmelerini sağlayacaktım. Ben bu yolu seçtim” dedi.

Kılıçdaroğlu, açıklamasının devamında, “Bu topraklarda bugün, Atatürk sonrası birinci ve ikinci yüzyılın iki farklı Türkiye’sini konuşmaya başlamamız lazım. Çünkü bu iki tablo arasında seçim yapacağımız çok kritik bir eşikteyiz. İlkinde sansür, yasaklar, zorbalıklar var. İkincisinde ise ümit, bilim, gelecek var.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ‘Dezenformasyonla mücadele düzenlemesi’ Meclis’te oylanırken ABD’ye gitmesini eleştirenlere sosyal medya hesabından yanıt verdi. Sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yapan CHP lideri, şu ifadeleri kullandı:

“ABD’nin önemli bilim merkezlerini kapsayan bir vizyon programını yeni tamamladım. Bu ziyaretleri eleştirenler var, “Sansür yasası oylanırken neden gittiniz” diyenler var. Eleştiriler ve eleştirenler her zaman başımın üstünde oldu. Ama bu oylamalar öncesinde düşündüm taşındım…

Ya her zamanki gibi Meclis’e gidip mücadele edecektik ancak saray elindeki sayısal çoğunlukla yasayı geçirecekti. Yani gençlere yeni bir şey söylemeden bu süreç tamamlanacaktı. Ya da gençlerin, yeni bir Türkiye’nin mümkün olduğunu görmelerini sağlayacaktım. Ben bu yolu seçtim.

Bu topraklarda bugün, Atatürk sonrası birinci ve ikinci yüzyılın iki farklı Türkiye’sini konuşmaya başlamamız lazım. Çünkü bu iki tablo arasında seçim yapacağımız çok kritik bir eşikteyiz. İlkinde sansür, yasaklar, zorbalıklar var. İkincisinde ise ümit, bilim, gelecek var.

İlkinde sansür, yasaklar, zorbalıklar var. İkincisinde ise ümit var, bilim var, gelecek var. İlkinde Silivri var, hapis var. İkincisinde özgürlükler var, müzik var, kültür var, sanat var.

İlkinde 5’li çeteler, varlıkçılar, ihaleciler, dolandırıcılar, pudracılar, aile gökdelenleri var. İkincisinde dinamik, teknolojik yeni bir Türkiye var.

İlkinde fıtratla kandırıp 1000 araçlık konvoylarla, koruma ordularıyla Saray’a dönmek var. İkincisinde akıl var, bilim var, tedbir var, cana kıymet vermek var.

Birincisinin sonuna geldik, ikincisi doğuyor. Ben ülkemizi bu çukurdan çıkartacak kendi bilim insanlarımızla büyük koalisyonumuzu gençlere göstermek istedim. Bu bilim insanları, girişimciler, insan hakları aktivistleri, yatırımcılar Türkiye’yi darboğazdan çekip almaya hazırlar.

Yine tekrar ediyorum. Kasım ayını bekleyin. Bay Kemal’i bekleyin…”

Paylaşın