ABD Maliye Bakanlığı’ndan Türkiye’ye ‘Yaptırım’ Ziyareti

Ukrayna işgaline karşılık olarak Rusya’ya uygulanan yaptırımlar ve ihracat kısıtlamalarını görüşmek üzere Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Hazine Bakanlığı’ndan üst düzey bir yetkilinin Türkiye’yi ziyaret ettiği açıklandı.

Açıklamada görüşmelerin, Rusya’nın yaptırımları ihlal etmeye çalışmasının yarattığı risklerin ele alınmasında ABD ile Türkiye arasındaki “yakın işbirliğinin önemini gösterdiği” ifadesi yer aldı.

ABD Maliye Bakanlığı, Ukrayna’yı işgal etmesinin ardından Rusya’ya uygulanan yaptırımları ve ihracat kontrollarını görüşmek üzere Terör Finansmanı ve Mali Suçlardan Sorumlu Müsteşar Elizabeth Rosenberg’in bu hafta Türkiye’ye gittiğini ve Washington’un Ankara ve Moskova arasında artan ekonomik ilişkileri yakından izlediğini açıkladı.

ABD Hazine Bakanlığı tarafından açıklamada, terör örgütlerinin finansmanı ve finansal suçlardan sorumlu yetkili Elizabeth Rosenberg’in hafta başından çarşamba gününe kadar Ankara ve İstanbul’u ziyaret ettiği, buralarda maliye ve dışişleri bakanlıklarından yetkililer de dahil olmak üzere mevkidaşlarıyla ve finans ile ticaret alanında faaliyet gösteren özel sektör temsilcileri ile bir araya geldiği belirtildi.

Açıklamada görüşmelerin, Rusya’nın yaptırımları ihlal etmeye çalışmasının yarattığı risklerin ele alınmasında ABD ile Türkiye arasındaki “yakın işbirliğinin önemini gösterdiği” ifadesi yer aldı.

Maliye ve Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, Türk yetkililer, finans uzmanları ve hükümet yetkilileriyle görüşmelerde bulunuyor.

Washington ve müttefikleri, Ukrayna’yı işgalinden bu yana Moskova’yı hedef alan, ülkenin en büyük kredi kurumlarını ve Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’i hedef alan çok sayıda yaptırım uyguladı.

ABD Maliye Bakan Yardımcısı da Haziran’da Türkiye’deydi

ABD Maliye Bakan Yardımcısı Wally Adeyemo da, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve Moskova’ya uygulanan yaptırımların uygulanmasını görüşmek üzere Haziran ayında Türkiye’ye gitmişti.

NATO üyesi Ankara, Rusya’ya yönelik Batı yaptırımlarına karşı çıkıyor ve Karadeniz’deki komşuları Moskova ve Kiev ile yakın ilişkilere sahip. Türkiye ayrıca Rusya’nın işgalini kınadı ve Ukrayna’ya silahlı insansız hava araçları gönderdi.

Türkiye aynı zamanda Rusya ile ticaret ve turizmi de hızlandırdı. Bazı Türk firmaları, yaptırımlar nedeniyle geri çekilen Batılı ortaklardan Rus varlıkları satın aldı veya satın almaya çalıştı, bazılarıysa ülkede büyük varlıkları elinde tutuyor. Ancak Ankara, yaptırımların Türkiye’de aşılmayacağına da söz verdi.

ABD Maliye Bakanlığı, Ağustos ayında hem ülkenin en büyük iş grubu TÜSİAD’ı hem de Türk Maliye Bakanlığı’nı Rus kuruluşlarının Batı yaptırımlarını aşmak için Türkiye’yi kullanmaya çalıştığı konusunda uyardı.

Türkiye, Rusya’ya yönelik yaptırımlara katılmanın zaten gergin olan ekonomisine zarar vereceğini söyledi ve arabuluculuk çabalarına odaklandığını savundu.

Paylaşın

Akşener’den Erdoğan’a Telefon: Bunu Yapma

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Montrö bildirisi”nin yayımlanasının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı 2 kere arayarak amirallerin tutuklanmamasını talep etmiş: Bu kadarı bile, mahkeme kararlarının nereden alındığını özetliyor.

Cumhuriyet yazarı Barış Terkoğlu, bugünkü köşe yazısında İYİ Parti Genel Başkan Danışmanı Ahmet Zeki Üçok ile yaptığı görüşmeyi paylaştı. Üçok’un aktardığına göre İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Montrö bildirisi”nin yayımlanasının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı 2 kere arayarak amirallerin tutuklanmamasını talep etmiş.

Barış Terkoğlu’nun bugünkü köşe yazısının bir kısmı şöyle:

Konuşmamızda haber değeri taşıyan kritik bir açıklama daha oldu. O da Montrö’ye sahip çıktıkları için haklarında hapis istenen amiraller duyurusu ile ilgiliydi. Malum, Akşener, basın duyurusu için “zevzeklik” demişti. Bunu hatırlattığımda Üçok, daha önce Barış Pehlivan’ın yazısında okuduğumuz bir kulis bilgisinin ayrıntılarını, Akşener’in danışmanı sıfatıyla şöyle anlattı:

“Kimsenin bilmediği bir hususa dikkat çekmek istiyorum. Amirallerimizin açıklamaları sonrasında hepimiz hatırlıyoruz, iktidar partisi adeta bu açıklamanın üzerinde tepinmeye başladı. Tapu Kadastro müdürlüklerinin bile içerisine katıldığı bir senaryo yürürlüğe konuldu. Gözaltılar başlatıldı. Ben o tarihte henüz İYİ Parti’ye katılmamıştım. Gözaltılar yapılıp tutuklanmaları için hazırlıklar yapılırken o gece, Sayın Akşener beni cep telefonumdan aradı.

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ı aradığını, ortada darbe falan gibi bir şeyin söz konusu olmadığını, bu amirallerin hepsinin emekli olup emrinde kimselerin olmadığını, bu kadar büyütülecek bir durumun söz konusu olmadığını, bu kişilerin tutuklanmaları için hazırlıklar yapılmasının doğru olmadığını anlattığını söyledi. Bu konuşmamızdan yaklaşık bir saat kadar sonra Meral Hanım beni tekrar aradı.

Sayın Erdoğan ile ikinci defa konuştuğunu, durumu tekrar anlattığını ve tutuklanmamaları konusunda kendisini ikna ettiğini düşündüğünü ifade ederek ‘İnşallah tutuklanma olmaz’ dedi. Şimdi herkes Meral Hanım’a kızıyor ama durum da bu. Kendisi bizzat cumhurbaşkanını iki defa arayıp amirallerimizin tutuklanmamaları için çaba sarf ediyor. Bence Sayın Akşener’in söylediklerini bu görüşmeleri dikkate alarak değerlendirmek daha adil olacak.”

Bu kadarı bile, mahkeme kararlarının nereden alındığını özetliyor.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

AK Parti’den ‘TSK Kimyasal Silah Kullandı’ İddialarına İlişkin Açıklama

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Sözcüsü Ömer Çelik, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) PKK’ya karşı sınır ötesi operasyonlarında kimyasal silah kullandığı iddialarına ilişkin yaptığı açıklamada, “Alçak bir iftira şebekesinin parçasıdır” dedi.

Haber Merkezi / AK Parti Sözcüsü Çelik, konuya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Türk Silahlı Kuvvetleri’ni kimyasal silah kullanmakla suçlayanlar, alçak bir iftira şebekesinin parçasıdır. Bunlar terör örgütünün cinayetlerini masum göstermeye çalışan odaklardır. PKK’nın cinayetlerini övenler, kirli odakların temsilciliğini yaparak TSK’ya saldırıyorlar.

Kahraman TSK terörle mücadelesini en yüksek hukuki ilkelere ve standartlara bağlı şekilde yürütmektedir. TSK’nın, cinayet şebekesi terör örgütlerine karşı verdiği mücadele dünyanın en haklı, en şeffaf ve en onurlu mücadelesidir.”

İbrahim Kalın’ndan açıklama

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ise konuya ilişkin, sosyal medya hesabından şu mesajları paylaştı:

Türk Silahlı Kuvvetleri, Emniyet ve İstihbaratımız, terör örgütünün oksijenini kestikçe yeni iftira kampanyalarına başvuruyorlar. Kimyasal silah yalanı, terörü aklamaya ve estetize etmeye çalışanların beyhude çabasıdır. Terörle mücadelemiz azim ve kararlılıkla devam edecek.

TSK: Bu tür mühimmat envanterde bulunmamaktadır

MSB’nin konuya ilişkin açıklaması şöyle: Silahlı Kuvvetlerimiz, uluslararası hukuk ve anlaşmalarca yasaklanmış mühimmat kullanmamaktadır. Bu tür mühimmat TSK envanterinde bulunmamaktadır. Dezenformasyon çabaları TSK’nın kararlı mücadelesi sonucu çökme noktasına gelen ve ahlak dışı yollarla çıkış arayan terör örgütü ve müzahirlerinin beyhude çırpınışlarıdır.

Demirtaş’tan çağrı

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu olan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, sosyal medya hesabından “Sosyal medyada PKK’lilere karşı kimyasal silah kullanıldığına dair görüntüler olduğunu avukatlarım aktardılar. Durumun tespiti için bağımsız, uluslararası bir heyetin bölgeye giderek inceleme yapması gerekir. Bunun koşulları sağlanmalıdır. Bu görüntülere TBMM ve muhalefet sessiz kalamaz. Bunu sessizlikle geçiştirmek suçu onaylamaktır. Gerekçesi ne olursa olsun kimyasal silah kullanmak dünyanın her yerinde ağır bir suçtur. Böyle bir suçun açık sorumlusu, savaş politikasında sınır tanımayan AKP-MHP iktidarı olur.” paylaşımı yapmıştı.

HDP’den açıklama

Konuyla ilgili Meclis Genel Kurulu’nda konuşan HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, kimyasal silah kullanıldığı iddialarıyla ilgili ‘Siyaset erki ve Parlamento sorumluluk almak zorunda. Dışişleri Komisyonu bir araştırma yapmalıdır” dedi.

Sınır ötesi operasyonlarda kimyasal kullanıldığına dair görüntülerin, iddiaların ve videoların kamuoyuna yansıdğıını belirten Beştaş, şu açıklamayı yaptı:

“Bunlar yokmuş gibi hiçbirimiz davranamayız. Siyaset erki ve Parlamento sorumluluk almak zorunda ve bunun cevabını bulmak zorundayız. Dışişleri Bakanlığı henüz bir açıklama yapmadı. Gerçi genelde susmayı tercih ediyorlar. Dışişleri Komisyonu bir araştırma yapmalıdır. Kamuoyunu ikna edici bir açıklama gerekiyor bu konuda. Dün Merkez Yürütme Kurulumuz da bir açıklama yayınladı ve iddiaların defaatle hızla soruşturulması gerektiğini söyledi. Açıkçası bu çok önemli bir meseledir ve Türkiye, 29 Nisan 97’ye kadar imzaya açık olan Kimyasal Silahlar Sözleşmesi’nin uygulanması ve kimyasal silahların takibi için bağımsız olarak 97’de OPCW kuruldu ve Türkiye 97’de bunu onayladı. Kimyasal Silahlar Sözleşmesi tüm bir kitle imha silah kategorisini ortadan kaldırmayı amaçlayan uluslararası bir anlaşmadır ve faaliyet alanı, içeriği oldukça kapsamlı olup imzacı tüm ülkelerin bu akde uyması zorunludur.”

CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu, yaptığı açıklamada bugün konuyla ilgili soru önergesini Meclis’e suncağını söylemişti: Kimyasal silah kullanıldığı iddialarına ilişkin görüntüleri izledim. Kimyasal silah insanlığa karşı bir suçtur.Yarın itibariyle iddialara dayanak olan görüntülerin doğruluğu üzerine soru önergemi Meclis gündemine sunacağım.

Paylaşın

Siyasette ‘PKK’nın 5-10-15 Tane Çocuğu Var’ Tartışması

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Allah’tan isteyelim devam. Çocuk çok önemli. Bak PKK’nın 5 tane 10 tane 15 tane var” sözleri yeni bir tartışmanın da fitilini ateşledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerine CHP, Gelecek Partisi ve HDP’ninde aralarında bulunduğu  muhalefet partilerinden tepki geldi.

CHP’li Özel’den tepki

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de Genel Kurul’da Erdoğan’ın sözlerini eleştirdi. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “Burunlarını bile çıkaramıyorlar” ifadelerine atıfta bulunan Özel, Erdoğan’a, “Burunlarını çıkaramıyorlarsa 10 çocuk yapan PKK’lılar kim?” diye sordu.

“Sayın Erdoğan, Süleyman Soylu, diyor ki ‘Türkiye’de PKK’lı kalmadı, burunlarını bile çıkaramıyorlar, sayısı şuna düştü, tepelerindeyiz’ Burunlarını çıkaramıyorlarsa 10 çocuk yapan PKK’lılar kim? Süleyman Soylu, 5, 10 çocuklu PKK’lılar neredeymiş bir söylesin de sen başka bir şey ima ediyor olmayasın. Bu cümle derhal düzeltilmeye muhtaç bir cümle.

Bunu sadece o teyp kayıtlarını sildirerek ajansın dökümünden çıkararak kurtulamazsınız. Sen kime diyorsun 5, 10 tane çocuğu var PKK’lıların diye. Siz de yapın. PKK ile mücadele yöntemi olarak. Herkes anladı ben söylemeye utanıyorum. Olmaz. Bir cumhurbaşkanı kariyer yapan akademisyene ‘senin kariyerin çocuk yapmak olsun’ diyemez. Sonra da dönüp bu cümleyi de kuramaz. Kabul edilebilecek bir iş değildir. Ayıp, utanç verici bir iştir”

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu da Erdoğan’ı eleştirdi. CHP’li vekil şunları kaydetti:

“CB Erdoğan; AKP’ye katılan MV Çelebi’den çok çocuk yapmasını isterken şunları söyledi: ‘Sayıları artırmak lazım. Çocuk çok önemli. Bak PKK’nın 5 tane 10 tane 15 tane var.’ Ne diyor CB Erdoğan; kim bu PKK’lılar, kimler 5,10,15 çocuk yapıyor? Tüm Kürtleri PKK’lı görüyor, yazık!”

Davutoğlu’ndan “Irkçılık” nitelemesi

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu da Erdoğan’ın sözlerini “ırkçılık” olarak niteledi. Sosyal medya hesabından bir paylaşım yapan Davutoğlu şunları yazdı:

“Bu ülkenin çocukları Kandil’de doğmadığına göre, kastınız apaçık ortada Sn. Erdoğan! İfadeleriniz insan haklarına ve kadın haklarına saygısızlıktır. Bu ülkede doğan her çocuk onurlu bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. Çocuklar arasında ayrım yapmak ırkçılıktır!”

“Yazık, utanç verici”

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Erdoğan’ın sözlerine “Yazık, utanç verici” ifadeleriyle tepki gösterdi. Babacan sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

“Gördüğü her kadına kaç çocuk doğurması gerektiğini söylüyor. Dağda 5-10 çocuk doğurmadıklarını biliyor ama milyonlarca Kürt vatandaşımızı teröristlikle itham ediyor. Yazık, utanç verici.”

HDP’li Beştaş: Bu ırkçı bir kafadır

Meclis Genel Kurulu’nda konuşan HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, “Çok çocuk sahibi olmayı bir terör faaliyeti olarak görüyor. Bu ırkçı bir kafadır, bu Kürt söylemi bir kafadır” dedi. Beştaş, özetle şu ifadeleri kullandı.

“Erdoğan, örgüt mensuplarının çocuklarının olmadığını çok iyi biliyor. Kürt nüfusunu kastederek nasyonel bir söz kuruyor aslında. Bunu Kürtler anladı ve partisine dahil ettiği devlet katındaki ortakları olan ulusalcılara da tabii ki selam çakıyor. Çok çocuk sahibi olmayı bir terör faaliyeti olarak görüyor.

Bu ırkçı bir kafadır, bu Kürt düşmanı bir kafadır. Bu bir nefret dilidir, kınıyoruz. Kürt halkı da bu düşmanlığı çok iyi anlıyor ve yorumluyor. Mesajlarını aldık, cevabımız daha çok direnmektir. Çözüm konusunda demokratik siyasette ısrar etmektir. Gerçek bir eşitlik ve kardeşlik için mücadele etmektir. Bizim karşı cevabımız budur.”

Erdoğan ne demişti?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün partisine yeni katılan Bağımsız Milletvekili Mehmet Ali Çelebi’ye parti rozetini takarken, birden fazla çocuk yapmasını önerdi ve bunu söylerken de, “Allah’tan isteyelim devam. Çocuk çok önemli. Bak PKK’nın 5 tane 10 tane 15 tane var” dedi.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a ‘Hodri Meydan’ Yanıtı: TV Canlı Yayın Teklifi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisine yönelik yaptığı adaylık çağrısına, TV canlı yayınına çıkma teklifiyle karşılık verdi: “TV kanalında, önünde prompter, arkanda danışmanların, karşında sadece ben. Hodri meydan kiiim, sen kim…”

Haber Merkezi / AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin bugünkü grup toplantısında, “Madem kendine bu kadar güveniyorsun, madem siyaset tarzının doğruluğundan bu kadar eminsin, öyleyse hodri meydan. Gücün yetiyorsa, yüreğin varsa, kendi özgür iradenle hareket edebiliyorsan seçimlerde çık karşımıza, birikimlerimizi, vizyonlarımızı, programlarımızı, projelerimizi, heyecanlarımızı yarıştıralım” diyerek, Kılıçdaroğlu’na Cumhurbaşkanlığı adaylığı için çağrıda bulunmuştu.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın bu sözlerine sosyal medya hesabından yanıt verdi. Erdoğan’a “prompter balonu” diyen CHP lideri şunları söyledi:

“Erdoğan bugün yine bazı laflar etmişsin. Vizyonlarımızı karşılaştıralım demişsin… Korkmuyorsan, bir “prompter balonu” olduğunun ortaya çıkmasından çekinmiyorsan, istediğin TV kanalında, önünde prompter, arkanda danışmanların, karşında sadece ben. Gel vizyon konuşalım.

Halkımız da Bay Kemal’in vizyonu ile Erdoğan ve danışmanlarının vizyonunu görsün. Yakın bir gelecekten bahsetmiyorum, gel bu akşam yapalım. Korkaklıktan bahsetmişsin, net söylüyorum, korkak sensin ve bu akşam gelemeyeceksin. Hodri meydan kiiim, sen kim…”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha önce yaptığı bir konuşmada da, “Seçime kısa bir süre kaldı ama daha adayları ortada yok. Burada Kılıçdaroğlu’na açık bir çağrı yapmak istiyorum. Hodri meydan. Gücün varsa, kendi iradenle hareket edebiliyorsan seçimde çık karşıma. Bırakalım kararı millet versin. Yok eğer aday olmak istiyor ama birilerinin şantajına, tehdidine maruz kalarak ilan edemiyorsan da korkma. Kürsüye çıkıyor, “Ya benimle olun, ya önümden çekilin” diyor. Efeleniyor. Bay Kemal senin nasıl bir devrimci olduğunu bilmiyorum. Ama ben muhafazakar bir devrimciyim” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

RTÜK’ten TELE 1’e Üç Gün Ekran Karartma Cezası

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Üyesi İlhan Taşçı, sosyal medya hesabından, RTÜK’ün TELE 1 kanalına 3 gün ekranının kapatılması kararı verdiğini duyurdu. Taşçı, “Amaç seçimlere giderken ekranları karartmak, farklı seslerin, muhalefetin çözüm önerilerinin duyulmasını engellemek” dedi.

İlhan Taşçı, açıklamasında, “RTÜK, Tele1 kanalının 1 yıl içerisinde 2 kez 6112 sayılı yasanının 8/1/b bendindeki ‘dil,din,ırk ayrımı gözeterek yayın yaptığı’ gerekçesiyle 3 gün ekranının kapatılmasına oyçokluğuyla karar verdi. Bir sonraki aşama kanalın yayın hayatına son verilmesi! Katledilen demokrasidir” dedi.

RTÜK Üyesi Okan Konuralp ile birlikte karşı oy kullanmalarına rağmen RTÜK’ün kararını oy çokluğuyla aldığını, cezanın TİP Milletvekili Sera Kadıgil’in “Diyanet bu haliyle siyasal İslamcı gereçtir” eleştirisine dayandırıldığını belirten Taşçı, “Amaç seçimlere giderken ekranları karartmak, farklı seslerin, muhalefetin çözüm önerilerinin duyulmasını engellemek” dedi.

‘Zorlama rapora dayanan bu karar iptal edilecektir/edilmelidir’

RTÜK Üyesi Taşçı’nın TELE 1’e yönelik karara dair paylaşımları şu ifadelerle sürdü:

“RTÜK bugün bir kanalın yayın ihlalini değil Türkiye’yi yöneten anlayışın basına, çok sesliliğe, düşünce özgürlüğüne bakışını oyladı sonuç demokrasi ve çok seslilik katledildi. Hedef seçimlerde karartılmış ekran, susturulmuş, karanlığa boğulmuş Türkiye! Durum vahim ama umutsuz değil. Danıştay 13. Dairesi, RTÜK’ün aynı maddeden verdiği cezayı ‘Kurulun basın özgürlüğüne yapılan müdahalesinin demokratik bir toplumda gerekli olmadığı’ gerekçesiyle iptal etmişti. Zorlama rapora dayanan bu karar da iptal edilecektir/edilmelidir. Bu düşünce özgürlüğünün gereğidir.”

‘TELE1 RTÜK eliyle kapatılacak’

RTÜK’ün kararına ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yapan RTÜK Üyesi Okan Konuralp ise, “Karar, TELE1’i yayın lisansını kaybetme aşamasına getirdi. Şubat 2023’e kadar benzer bir ceza alması halinde, TELE1 RTÜK eliyle kapatılacak” dedi ve şöyle devam etti:

“Kadıgil’in sözleri şüphesiz ifade ve basın özgürlüğünün güvencesi altındadır. Bu hukuki gerçeğe rağmen alınan karar, Ebubekir Şahin’e verilen talimatların sonucudur. Toplumu bu cezalarla susturabileceklerini sanmaları ise çaresizliklerindendir. Başaramayacaklar, biliyorlar. Sayın Ali Bardakoğlu örneğinde olduğu gibi, Diyanet 100 yıllık geçmişinin büyük bir bölümünde kurucusu Atatürk’ün idealleri doğrultusunda faaliyet göstermiştir; yeniden gösterir. Tarih de Ali Erbaş ve benzerlerini değil, Sayın Bardakoğlu gibi isimleri anımsar.”

Paylaşın

FT’den Dikkat Çeken Yazı: Erdoğan Seçim Öncesi ‘Çılgınlığa’ Hazırlanıyor

Birleşik Krallık merkezli uluslararası iş gazetesi Financial Times, 2023’te yapılacak olan milletvekilliği ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin dikkat çeken bir analize yer verdi. Gazete, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim öncesi yapmaya hazırlandığı harcama çılgınlığına dikkat çekti.

Analizde, seçimler için “Erdoğan’ın 20 yıllık iktidarı boyunca karşılaştığı en zorlu yarışma” değerlendirmesinde bulunulurken, AK Parti iktidarının zafer için her şeyi yapabileceği ifade edildi.

Financial Times’ta yayımlanan Laura Pitel imzalı haberde şu ifadeler kullanıldı:

“Analistler ve muhalefet yetkilileri, düşük gelirli ailelerin konut edinmesine yardımcı olmayı amaçlayan 50 milyar dolarlık devlet destekli projeyi seçim öncesinde büyük bir harcama kampanyasının açılış hamlelerinden biri olarak görüyor. Bu seçimler Erdoğan’ın yaklaşık 20 yıllık iktidarı boyunca karşılaştığı en zorlu yarışma olacak.”

Haberde ayrıca 2022’nin ilk dokuz ayında bütçe dengesinin korunmaya çalışıldığı belirtilirken bu açığın son aylarda artmasının planlandığı aktarıldı. İlk dokuz ayda merkezi bütçe 45 milyar TL açık verirken haberde eylülde yayınlanan Orta Vadeli Plan’da yıl sonu bütçe açığı hedefinin 460 milyar TL olduğu hatırlatıldı. Haberde konu ile ilgili, “Bu büyük bir harcama çılgınlığına işaret ediyor” değerlendirmesine yer verildi.

FT’ye değerlendirmelerde bulunan King’s College London’da finans profesörü olan Gülçin Özkan, “Geçmişte yaptıkları her şeyin de ötesinde ellerinden gelen her şeyi yapmalarını bekliyorum çünkü bunlar son derece riskli seçimler. Mali paketin veya kredi garantilerinin boyutu açısından hiçbir şey beni şaşırtmaz” dedi.

“Seçim yüzünden yapmıyoruz”

Türkiye’nin Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum ise konut planının seçim propagandası olduğu iddiasını reddetti. Kurum FT’ye verdiği demeçte, “Bu, yaklaşan seçimlerle ilgili endişeler nedeniyle yaptığımız bir proje değil. Aksine vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını her zaman dinledik” dedi.

Kurum ayrıca konut inşaatlarının hazineye ne kadar mâl olacağı ile ilgili bilgi vermezken maliyetlerin önemli bir kısmının TOKİ aracılığı ile karşılanacağını, bir kısmının hazineden ödeneceğini belirtti.

Asgari ücret zammı etkili oldu

Haberde Türkiye’deki enflasyon ve artan yaşam maliyetleri hatırlatılırken Metropoll anketlerinde ekonominin kötü yönetildiğini düşünenlerin oranının temmuzda yapılan asgari ücret zamlarından sonra gerilediği belirtildi.

Haberde, “Analistler önümüzdeki aylarda Erdoğan’ın asgari ücrette bir başka büyük artışın yanı sıra eski destekçilerinin desteğini geri kazanmak için memur maaşlarında, emeklilere verilen promosyonlarda artış ve ucuz krediler açıklamasını bekliyor” ifadeleri kullanıldı.

Muhalefet tepkili

Muhalefet yetkilileri ise konut projesini ve artan sosyal harcamaları eleştirerek bunun daha önce yapılması gerektiğini, ekonomik ve gerçekçi olmadığını ve Erdoğan’ın inşaat sektöründeki dostlarına fayda sağlamayı amaçladığını belirtti.

FT’ye konuşan İYİ Parti Ekonomi Politikaları Başkanı Bilge Yılmaz, “Diyorlar ki: Bakın, seçimi kazanırsak size bunu vereceğiz ama diğerleri gelirse bu imkânları vermezler” değerlendirmesinde bulundu.

‘Enflasyonu tetikleyebilir’

Son olarak FT’ye konuşan ekonomist Atilla Yeşilada, harcama çılgınlığının Erdoğan’ın popülaritesinde ‘geçici artışla’ sağlasa bile, bunun enflasyonu ve ithalat talebini artırarak geri tepeceğini belirtti. Yeşilada, “Erdoğan’ın bu kadar para harcamasıyla enflasyonun yükselmemesi ve dövizin sabit kalması mucize olur” dedi.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan ‘Yetkiyi Verin Türkiye’yi Değiştirelim’ Çıkışı

ABB’nin düzenlediği açılış töreninde konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Seçimde karne önünüze gelecek. Notları siz verecek, iktidarı siz değiştireceksiniz.  Bütün Türkiye’ye söz veriyoruz: Türkiye’nin bütün sorunlarını çözeceğiz. Adana’dan söz veriyorum hepinize: Bu ülkeye adaleti getireceğim, Adalet ya gelecek ya gelecek. Bundan emin olmanızı istiyorum” dedi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında, “Yetkiyi verin Türkiye’yi değiştirelim, yetkiyi verin Türkiye’yi verin Türkiye’yi büyütelim, yetkiyi verin sanayicinin, esnafın, gençlerin yüzü gülsün. Türkiye’nin önü açık, açacak olan sizlersiniz” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Adana Büyükşehir Belediyesi’nin (ABB) düzenlediği açılış törenine katıldı. Burada bir konuşma yapan Kılıçdaroğlu, özetle şunları söyledi:

“Hepinizin huzurunda Adana gibi adam dediğiniz Zeydan Başkanı da yürekten kutluyorum. Adana’nın ne kadar bereketli bir kent, büyükşehir olduğunu biliyorum. Bizim bütün büyükşehir belediyelerimiz aynı çabayı gösteriyorlar, aynı çabada hizmet ediyorlar. Kentin soru varsa soruna kilitleniyor.

Arkadaşlarımıza söyledim: Sakın ola şikayet etmeyin. Siz bütün engelleri aşıp halka hizmet edeceksiniz. Halka hizmet hakka hizmettir. Biz halka hizmet etmeyi temel ilke edindik. Biz bu ülkeye hizmet etmeyi hizmet etmek için adanmışlığı kabul etmek için gelen bir gelenekten geliyoruz.

Seçimde karne önünüze gelecek. Notları siz verecek, iktidarı siz değiştireceksiniz.  Bütün Türkiye’ye söz veriyoruz: Türkiye’nin bütün sorunlarını çözeceğiz. Adana’dan söz veriyorum hepinize: Bu ülkeye adaleti getireceğim, Adalet ya gelecek ya gelecek. Bundan emin olmanızı istiyorum.

Hiçkimseyi düşüncesinden ötürü yargılamayacağız. Gazeteler etik kurallar çerçevesinde iktidarı eleştirecekler. Gençler tweet attığımda başıma bir şey gelecek mi diye düşünmeyecek. Sevgili gençler sizin hayalleriniz bu kardeşinizin hedefi olacaktır. Onların tamamını gerçekleştireceğiz.

7 buçuk milyon genç Türkiye’nin kaderini değiştirecek. Hedefimiz çağdaş uygarlığı yakalamak ve aşmak.  Kadınların kılık kıyafetine siyaset müdahale etmeyecek. Onların başında, sırtında olan siyasi vesayeti kaldıracağız.  Temel hedefimiz katma değeri yüksek ürünlere üretmek.

Yetkiyi verin Türkiye’yi değiştirelim, yetkiyi verin Türkiye’yi verin Türkiye’yi büyütelim, yetkiyi verin sanayicinin, esnafın, gençlerin yüzü gülsün. Türkiye’nin önü açık, açacak olan sizlersiniz.”

Paylaşın

Akşener’den ‘Bütçe’ Tepkisi: Biz Vergi Vereceğiz Ki, Saraydaki Sefa Hiç Bitmesin

Partisinin Meclis’teki grup toplantısında TBMM’ye sunulan 2023 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi’ni sert ifadelerle eleştiren İYİ Parti Lideri Akşener, “Milletin hayrına, dişe dokunur hiçbir şey olmayan, bu bütçe israf, faiz ve yandaş bütçesinden ibarettir” dedi.

Haber Merkezi / Bütçedeki harcamaların ulaşacağı rakama dikkati çeken Akşener, “Pekiii, tüm bu harcamalar nasıl karşılanacak? Tabii ki milletimizin sırtına yüklenen vergilerle karşılanacak. Tüketici artan fiyatlar nedeniyle, daha fazla vergi ödeyecek. Çalışanlar vergi dilimlerinin düşük artırılması nedeniyle daha fazla vergi ödeyecek. Esnaf ve sanayici reel bir kazancı olmasa dahi düşük fiyattan girişlerin, yüksek fiyattan çıkması nedeniyle daha fazla vergi ödeyecek” dedi ve ekledi:

“Yani biz para vereceğiz ki, yandaşlar zenginleşmeye devam etsin.  Biz elimizi cebinize atacağız ki, faiz geliri elde edenler üzülmesin. Biz vergi vereceğiz ki, saraydaki sefa hiç bitmesin. Bütçenin özeti, işte tam olarak budur. Ez cümle içinde milletin hayrına, dişe dokunur hiçbir şey olmayan, bu bütçe israf, faiz ve yandaş bütçesinden ibarettir.  Nokta.”

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Bartın’daki facianın ardından yaptığı “kaza” açıklamalarına tepki gösteren Akşener, şunları kaydetti:

“Sayın Erdoğan işine geldiğinde “benim bakanım”, işine gelmediğinde, “kader” diyemezsin. Beceriksiz yöneticilerinin hatalarına, iş bilmezliklerine, kader diyemezsin. 21’inci yüzyılda, bu teknolojik imkân ve altyapıyla, maden işçisine, ölümü, kader diye kabullendiremezsin!

Maden faciasını bile, kendi kader anlayışıyla yorumlayan hatasını bulana hain eleştirene terörist kadına sürtük, gencine aşağılık diyen ucube bir anlayışla devlet yönetilmez!”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Akşener’in konuşmasından satır başları:

“Geçtiğimiz cuma milletçe büyük bir acı yaşadık. Ne yazık ki 41 madenci kardeşimizi kaybettik.

Partimizin bünyesinde ne kadar hukukçu varsa, maden şehitlerimizin ailelerinin hakkını hukukunu hiçbir şey almadan takip edeceksiniz.

Yaptığımız inceleme ve çalışmalar sonucunda görüyoruz Amasra’daki felaket de maalesef adeta geliyorum demiş.

Sayıştay uyarmış, raporuna yazmış, iş müfettişleri uyarmış, ocakta çalışan madenciler uyarmış.

Sayın Erdoğan’ın atadığı yetkililer kıllarını kıpırdatmamışlar. Sonuç 41 kardeşimizi daha ihmale kurban verdik. Artık bu duruma şaşıramıyoruz. 17 Mayıs 2010’da 30 canımızı kaybettik, 13 Mayıs 2014’te Soma’da 301 insanımızı yitirdik.

28 Ekim 2014’te Ermenek’te 18 kardeşimizi kaybettik. Bilerek katliam diyorum çünkü bu kadar uyarıya rağmen tedbir almazsınız, yaşanan felaketin adı katliam olur.

Bu ülkenin Cumhurbaşkanı ilgilere dönüp ‘bu uyarıları neden dikkat almadınız?’ diyeceğine, ne yaptı biliyor musunuz, 41 hayatın söndüğü bu felaketten bile başarı hikayesi çıkarmaya kalktı. Bu arkadaş, 8 sene önce de Soma’da utanmadan ‘Ölüm bu işin fıtratında var’ demişti.

Bu defa ‘Çok şükür 24 saat geçmeden 41. şehidimize de ulaştık’ dedi. ‘Biz kader planına inanmış insanlarız’ dedi.

İmanımızı sömürmeye kalkmak kimsenin haddi değildir. Bir kazanın tüm şartları oluşmuş ve sen tedbir almıyorsan şartlar yerine gelir.

7 Ocak 2013’te Kozlu’da metan gazı patlaması oldu. Uzun süren yargı süreci başladı. Taşeron işi aksatmış, ekipleri göndermemiş. Tesisin güvenliğini tehlikeye atmış.

Şirkette işin üstünü örtmüş. Yargı dedi ki ‘Müessese müdürü tali kusurlu’ dedi ve 4 yıl hapis verdi.

Bir kazanın, tüm şartları oluşmuşsa ve sen tedbir almıyorsan, o kaza meydana gelir. Tedbir almayıp, sorumluluğunu yerine getirmeyip, üstüne de, tevekkülden bahsetmek, meseleyi kadere havale etmek, en hafif tabiriyle, terbiyesizliktir.

Aileler isyan ettiler. Mahkeme, 4 yıllık hapis cezasını para cezasına çevirdi. O müessese müdürü ne oldu, TTK Genel Müdür olarak atandı.

8 canımızı kaybettiğimiz olayda ceza alan bir kişi kurumun en tepesine oturtuldu. Bu da mı kader Sayın Erdoğan?

Maden senin bakanın hesap sorsana, ‘Nerede tedbirler’ desene. İşine gelmediğinde kader diyemezsin. Maden işçisine ölümü kader diye kabullendiremezsin.

21’inci yüzyılda, bu teknolojik imkân ve altyapıyla, maden işçisine, ölümü, kader diye kabullendiremezsin!

Liyakatli ve ciddiyet sahibi bir Cumhurbaşkanı, 41 naaşa, kısa sürede ulaşmakla övünmez, o felaketin, yaşanmamasıyla övünür.

Liyakatli ve ciddiyet sahibi bir Cumhurbaşkanı, tabut başlarında siyasi nutuklar atmaz, sorumlular hakkında, gerekeni yapar.

Liyakatli ve ciddiyet sahibi bir Cumhurbaşkanı, Milletinin karşısında, felakete neden olanları kollamaz, hakkını ve hukukunu korumak için, her daim, dimdik, milletinin yanında durur.

Çünkü; liyakatli ve ciddiyet sahibi bir Cumhurbaşkanı, hamasetle, laf kalabalığıyla değil, duruşla ve icraatla olunur. Bu kadar basit.

“Dünya ortalamasının 20 katı”

Soma’dan sonra geçen 6 yılda her yıl madenlerimizde çalışan 100 bin işçimizden 53’ünü iş kazalarında yitirmişiz. Dünya kömür madeninde yeni standartlar belirliyor.

Alınan tedbirlerle ölüm oranları hızla düştü. Türkiye’deki ölüm riski dünya ortalamasının 20 katından fazla. Sayın Erdoğan buna fıtrat da kader de diyemezsin.

Senin atadığın beceriksiz yöneticilerin asli görevi ölümleri engellemektir. Atılacak adımlar, alınacak tedbirler belli. Hamaseti bırakıp işinizi yapacaksınız. Yapamıyorsanız da çekip gideceksiniz.

2023 bütçesi

Muhteşem ekonomi yönetimi sayesinde tüketici enflasyonu yüzde 83,5’a ulaştı. Enflasyon öngörülenin 74 puan üzerinde gerçekleşti.

Ama gözünde ışıltı var adamın. Bu arkadaşları öngörü kabiliyetleri için tebrik etmek istiyorum.

Muhteşem ikilinin 2022 için hedeflediği dolar kuru 9,27 kuruştu, şimdi 18,6 kuruş. Benzer başarıyı cari açıkta görüyoruz. Cari açık 18,6 milyar dolar planlanmıştı, ilk 8 ayda 40 milyar dolar cari açık verildi.

Gerçekten olağanüstü yönetim becerisi. 2022 yılında bütçe açığının 278 milyar lira olmasını hedeflemişlerdi, bütçe açığı 461 milyar lira olacak diyorlar.

Hazine ve Maliye Bakanlığı istatistiğine göre bütçe 33 milyar fazla vermiş. Çünkü eylülde 78,6 milyar lira açık verilmiş.

Bütçe açıklarının şahlanarak devam edeceğini görüyoruz. 2022 bütçesinde toplam harcamalar için ödenek 1,751 milyar liraydı. Şimdi ise harcamaların 3 trilyona ulaşacağı ifade ediliyor.

Tarih yazıyoruz diye gezenlerin öngörüsüzlük kitabı yazdığına şahit oluyoruz. Toplam faiz ödemesi 640 milyar lirayı aşacak.

İşte size Nass. Devletin bütçesinden 5 kuruş çıkmıyor diye pazarlanan KÖİ’lere ödenecek 43 milyar liranın 53 milyar lirayı bulması bekleniyor.

Peki bunlar nasıl karşılanacak, daha fazla vergiyle karşılanacak. İçinde milletin hayrına hiçbir şey olmayan bu bütçe israf, yandaş bütçesinden ibarettir.

Korku çok kuvvetli bir duygudur. En çok da sahibini vurur. Neden çok korkuyorsanız, etrafınıza da korku salmaya çalışırsınız. İktidarın korku üzerinden hakimiyet oluşturma çabası da bundan kaynaklanıyor. Yalanların meydana saçılmasından korkuyorlar.

Saray’daki sefanın bitmesinden korkuyorlar. İktidarı kaybetmekten korkuyorlar. Artık bizzat oylarıyla seçildikleri milletimizden korkuyorlar.

Anne-babalardan korkuyorlar. Çiftçilerimizden korkuyorlar. Gençlerimizden korkuyorlar. Gazetecilerimizden korkuyorlar. İşte bu yüzden de her korkanın yaptığı gibi onlar da baskı ve zorbalığa sarılıyorlar.

Onlardan daha çok korkarsak kazanabileceklerine inanıyorlar. Korkma diye yazılan hikayemizi, irademizi, kudretimizi, gönlümüzü unutuyorlar.

Dezenformasyon yasası

Tüm itirazlarımıza rağmen utanmadan sıkılmadan sansür yasasını Meclis’ten geçirdiler. Bu yasa bir utanç vesikası olarak kalacaktır.

Tarihinin hiçbir döneminde esaret kabul etmeyen bir millete pranga vurmaya çalışan aymazlığı ne tarih ne millet unutmayacak” ifadelerini kullandı.

Bu yasa bir istibdat yasasıdır. Aziz milletimiz ne darbeler ne baskılar gördü de susmadı, sizin bu uyduruk yasanızla mı susacak?

Dün nasıl gittilerse siz de tıpış tıpış gideceksiniz. İstibdat meraklıları nasıl gittiyse siz de gideceksiniz.”

Kürşad Zorlu, İYİ Parti’ye katıldı

Türk dünyasına yönelik çalışmalarıyla bilinen Prof. Dr. Kürşad Zorlu, toplantının başında İYİ Parti’ye katıldı ve bir konuşma yaptı.

Akşener, Zorlu için “Zaten ailemizin bir parçasıydı, bugün ailemizin nüfusuna ismini yazıdırdı. Ben ona ‘Dur’ dedim durdu, ‘Gel’ dedim geldi. Tekrar teşekkür ediyorum” dedi.

Paylaşın

Erdoğan’ın 2023 Seçimlerinde Aday Olabilmesinin Tek Yolu

Seçime en uzak ihtimalle 8 ay varken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir daha aday olup olamayacağı sorusunun cevabı net değil. Anayasa Hukuku Profesörü Korkut Kanadoğlu, anayasanın bu konuda çok açık olduğunu, bir kişinin 3 kez cumhurbaşkanlığı görevini yürütemeyeceğini söyledi.

Kanadoğlu, Erdoğan’ın 3. kez cumhurbaşkanı olabilmesi için görev süresi bitmeden Meclis’in erken seçim kararı alması gerektiğini belirtti. Kanadoğlu, erken seçim kararının son ana bırakılmasının Anayasanın arkasından dolanmak olacağını, muhalefetin bu hamleye karşı çıkması gerektiğini vurguladı.

Türkiye, Cumhur İttifakı tarafından sık sık Haziran 2023’te yapılacağı söylenen ama erken seçim ihtimalinin de göz ardı edilmediği bir seçim atmosferi içinde. Seçime en uzak ihtimalle 8 ay varken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir daha aday olup olamayacağı sorusunun cevabı net değil.

Cumhuriyet’ten Ebru Birçak Edebali‘ye konuşan Anayasa Hukuku Profesörü Korkut Kanadoğlu anayasanın bu konuda çok açık olduğunu, bir kişinin 3 kez cumhurbaşkanlığı görevini yürütemeyeceğini anlattı.

Kanadoğlu, Erdoğan’ın 3. kez cumhurbaşkanı olabilmesi için görev süresi bitmeden Meclis’in erken seçim kararı alması gerektiğini söyledi.

Prof. Dr. Kanadoğlu erken seçim kararının son ana bırakılmasının Anayasanın arkasından dolanmak olacağını, muhalefetin bu hamleye karşı çıkması gerektiğini belirtti.

Kanadoğlu, “Siyaseten ‘Anayasaya karşı hile yapılması meşru görülemez’ denmeli.” ifadelerini kullandı. Kanadoğlu, son anda yapılacak bir erken seçime karşı çıkmanın sandıktan kaçmak değil, sandığın meşru ortamda kurulmasını sağlayacak bir yorum olduğunu söyledi.

“Anayasadaki hükmü keyfi yorumlamak…”

İktidar kanadı ise erken seçim ihtimalinin dışında sistem değişikliğini öne sürerek Erdoğan’ın görev süresinin 2018 itibarıyla başladığını, iki dönem kuralının da o tarihten sonra işlemeye başlayacağını savunuyor.

Anayasada bu görüşü destekleyecek bir değişiklik yapılmadığını hatırlatan Kanadoğlu ise “Aynı maddede cumhurbaşkanının aday olma niteliklerine, görev süresine, kaç kez seçileceğine dair bir değişiklik söz konusu değil. Anayasadaki açık hükmü değiştirecek şekilde yepyeni bir anayasa yapılmış gibi maddeyi okumamız doğru olmaz. Anayasadaki hükmü, keyfi yorumlamak anayasa hukukuyla bağdaşmamakta.” dedi.

Anayasa ne diyor?

Anayasa’ya göre bir kişi en fazla 2 defa cumhurbaşkanı seçilebiliyor. Anayasa’nın 101. maddesinin ikinci fıkrasında, “Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır. Bir kimse en fazla iki defa cumhurbaşkanı seçilebilir.” ifadesi yer alıyor.

Paylaşın