Kılıçdaroğlu’ndan Belediye Başkanlarına ‘Telefonlarınız Dinleniyor’ Uyarısı

Partisinin belediye başkanlarını, “telefonlarının dinlendiğini” söyleyerek uyaran CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nın, “Ancak gizli kapaklı bir işimiz olmadığı için bu konuda da endişeleneceğimiz bir şey yok” ifadelerini kullandığı aktarıldı.

Örgütlerle belediyeler arası çıkan uyuşmazlıklarla ilgili başkanları uyardığı öğrenilen Kılıçdaroğlu’nun “Bir uyuşmazlık olursa herkes kendi işine bakacak” dediği kaydedildi.

CHP’li belediye başkanları Sivas’ta CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da katılımıyla çalıştay düzenledi. Başkanların ortak projeleri, kış dönemini ve yaklaşan seçimleri ele aldığı çalıştayda belediye bütçelerinin yönetiminden iletişim stratejilerine kadar pek çok alanda da sunum yapıldı. Çalıştay, CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun başkanlarla basına kapalı olarak gerçekleştirdiği toplantıyla sonlandı.

Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal’ın parti kurmaylarından edindiği bilgilere göre; Kılıçdaroğlu toplantıda başkanlara sosyal yardımlarla ilgili önerilerde bulunarak, “Yoksullara pozitif ayrımcılık yapın. Emeklilere, yoksullara, engellilere büyük özen gösterin. Hiçbirinin aç kalmasına izin vermeyin” talimatını verdi.

Örgütlerle belediyeler arası çıkan uyuşmazlıklarla ilgili başkanları uyardığı öğrenilen Kılıçdaroğlu’nun “Bir uyuşmazlık olursa herkes kendi işine bakacak” dediği kaydedildi.

‘Gizli kapaklı işimiz yok’

Başkanları telefonlarının dinlendiğine yönelik uyardığı da belirtilen Kılıçdaroğlu’nun “Telefonlarınız dinleniyor. Ancak gizli kapaklı bir işimiz olmadığı için bu konuda da endişeleneceğimiz bir şey yok” ifadelerini kullandığı aktarıldı.

Altılı masa çalışmalarıyla ilgili de konuştuğu belirtilen Kılıçdaroğlu’nun “İki farklı komisyon kurduk. Birisi hükümet programı gibi bir program hazırlayacak. Diğeri de yol haritasını çalışacak” dediği öğrenildi. Öte yandan; Kılıçdaroğlu’nun başörtüsü konusuyla ilgili başkanlara yorum yapmadığı kaydedildi.

Paylaşın

HDP’li Sancar’dan ‘Altılı Masa’ Açıklaması: Dört Partiyle Bazen Görüşüyoruz

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, DEVA Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa’yla görüşülüp görüşülmediği sorusuna Altılı Masa’da yer alan dört partiyle heyetlerinin bazen buluştuğunu söyledi ve ekledi:

“Ama bu temaslar bizim geleceğe dönük politikalar için öngördüğümüz yöntemi karşılamıyor. Bu olağan bir temas yöntemidir”

Artı TV’de Kemal Avcı ve İsmet Demirdöven’in Ankara Gündemi programına katılan Sancar, HDP’nin altılı masa ile diyalog halinde olup olmadığına ilişkin soruya şu yanıtı verdi:

Bu masada yer alan dört partiyle heyetlerimiz bazen buluşuyor. Zaten heyetlerimiz var, siyasi partiler ve STK’lerden sorumlu eş genel başkan yardımcıları ve eş sözcülerimiz var. Arada görüştükleri de oluyor ama bu temaslar bizim geleceğe dönük politikalar için öngördüğümüz yöntemi karşılamıyor. Bu olağan bir temas yöntemidir.

“En önemli seçenek kendi adayımızla cumhurbaşkanlığı seçimine katılmaktır”

Sancar’ın konuşmasından diğer satır başları şöyle:

“Bizim belirlediğimiz bir stratejimiz var; 27 Eylül 2021’de bir deklarasyonla bunu açıkladık. Cumhurbaşkanlığı seçimi için bir yöntem de önerdik. Ortak aday için neler bekliyoruz, istiyoruz diye. Neler istiyoruz söyledik; açık müzakere, doğrudan diyalog ve belli başlıklarda mutabakat arayışı. Bu başlıkları da deklarasyonda sıraladık.

Bu konuda bir anlaşma, mutabakat oluşursa ortak aday da olur ama bu deklarasyonu açıkladıktan sonra sanki biz 6’lı masaya çağrı yapmışız da oturmuş bekliyormuşuz gibi bir algı yaratıldı. Öyle değil; bizim seçimle ilgili, seçimlerle ilgili senaryoları tek tek ayrı ayrı defalarca çalıştığımızı da belirttik. Yani şunu söylüyoruz; 6’lı masa bu yönteme yanaşmazsa ‘Ne yapacaksınız?’ sorusuna defalarca şu yanıtı verdik; En önemli seçenek kendi adayımızla cumhurbaşkanlığı seçimine katılmaktır. Kendi adayımız, şu anda oluşturduğumuz ittifaklar. Bu genişleyecektir, genişlemesini hedefliyoruz. Genişlemiş haliyle ittifak ortaklarımızla tartışacağız ve birlikte karar vereceğiz.

Bu ittifakta doğrudan ve şeklen yer almayan bütün demokrasi güçleriyle istişarelerde bulunacağız. Kararımızı bu süreçlerden geçirerek vereceğiz diyoruz. Burada da asıl meselemiz şu; Türkiye’de gerçekten ağırlığı olan ve geleceği inşa etmeye toplumun önemli kesimlerini ikna edecek bir güç oluşturmak.”

Paylaşın

“AK Parti’de ‘Parlamenter Sistem’ Konuşuluyor” İddiası

Sözcü yazarı gazeteci Deniz Zeyrek, “Çok sansasyonel gelebilir ama bence Sayın Cumhurbaşkanı bile artık parlamenter sisteme geçişin yollarına bakıyordur. Bakanlardan da var. Açık açık şunu söylüyorlar. Diyorlar ki, şu anda parlamenter sistem olsaydı biz iktidarda kalır mıyız derdinde olmazdık” dedi ve ekledi:

“Birinci partiyiz ve hala iktidar biz olurduk diye konuşuyorlar ve zaten başlarına ne geldiyse de Başkanlık sistemine geçildikten sonra geldi.”

FOX TV’de yayınlanan Orta Sayfa programında gündeme ilişkin yorumlar yapan Sözcü yazarı gazeteci Deniz Zeyrek, kulis haberini paylaştı. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in ‘Başbakan’ olacağını söyleyen ‘güçlü bir Bakan’ın olduğunu ileri süren Zeyrek, şöyle konuştu:

“Çok sansasyonel gelebilir ama bence Sayın Cumhurbaşkanı bile artık parlamenter sisteme geçişin yollarına bakıyordur. Bakanlardan da var. Açık açık şunu söylüyorlar. Diyorlar ki, şu anda parlamenter sistem olsaydı biz iktidarda kalır mıyız derdinde olmazdık. Birinci partiyiz ve hala iktidar biz olurduk diye konuşuyorlar ve zaten başlarına ne geldiyse de Başkanlık sistemine geçildikten sonra geldi.”

“Meral Akşener’in Başbakan olacağını söyleyen Bakan var mı?” sorusuna Deniz Zeyrek şu cevabı verdi: Duydum ben. Bakan’ın ismini vermem. Bütün Bakanlar etkilidir ama güçlü bir Bakan olduğunu söyleyebilirim. Bunlar konuşuluyor.

  • Doğan Şentürk: Bizzat kendisinden mi duydun?
  • Deniz Zeyrek: Evet
  • Doğan Şentürk: Kulağın ile duydun?
  • Deniz Zeyrek: Evet
  • Doğan Şentürk: İlginç
Paylaşın

Meteoroloji’den “Sağanak Ve Karla Karışık Yağmur” Uyarısı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Sinop, Trabzon’un doğusu, Rize ve Artvin çevreleri için sağanak yağış, Artvin, Rize ve Ardahan’ın yüksek kesimleri için karla karışık yağmur ve kar yağışı uyarısında bulundu. 

Haber Merkezi / Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) tarafından yapılan son değerlendirmelere göre: Ülkemizin kuzey ve doğu kesimlerinin parçalı ve yer yer çok bulutlu, gece saatlerinde Sinop, Trabzon’un doğusu, Rize ve Artvin çevrelerinin yerel olmak üzere yağmur ve sağanak yağışlı, Artvin, Rize ve Ardahan’ın yüksek kesimlerinin karla karışık yağmur ve kar yağışlı, diğer yerlerin az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor. Bu sabah ve gece saatlerinde kuzey ve iç kesimlerde yer yer pus ve sis hadisesi bekleniyor.

Hava sıcaklığının ülkemiz genelinde artacağı ve genellikle mevsim normalleri civarında, Marmara’nın batısı ile Kıyı Ege’de yer yer mevsim normalleri üzerinde seyredeceği tahmin edilirken, rüzgarın ise, genellikle kuzeyli, Marmara ile zamanla kuzey ve iç kesimlerde güney ve güneybatı yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette eseceği tahmin ediliyor.

Bölgelerimizde hava durumu ise şöyle;

  • Marmara Bölgesi: Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor. Bu sabah ve gece saatlerinde bölgenin güneyinde yer yer pus ve sis hadisesi bekleniyor.
  • Ege Bölgesi: Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.
  • Akdeniz Bölgesi: Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.
  • İç Anadolu Bölgesi: Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor. Bu sabah ve gece saatlerinde bölgenin doğu kesimlerinde yer yer pus ve sis hadisesi bekleniyor.
  • Karadeniz Bölgesi: Batı Karadeniz, parçalı ve az bulutlu, zamanla yer yer çok bulutlu, gece saatlerinde Sinop çevrelerinin yerel olmak üzere yağmurlu geçeceği tahmin ediliyor. Bu sabah ve gece saatlerinde bölgenin iç kesimlerinde yer yer sis ve pus hadisesi bekleniyor. Orta ve Doğu Karadeniz, Parçalı, zamanla doğusunun yer yer çok bulutlu, gece saatlerinde Trabzon’un doğusu ile Rize ve Artvin çevrelerinin yerel olmak üzere yağmurlu, Rize ve Artvin’in yüksek kesimlerinin karla karışık yağmur ve kar yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Bu sabah ve gece saatlerinde bölgenin iç kesimlerinde yer yer sis ve pus hadisesi bekleniyor.
  • Doğu Anadolu Bölgesi: Parçalı ve az bulutlu, zamanla kuzeydoğusunun yer yer çok bulutlu, gece saatlerinde Ardahan’ın yüksek kesimlerinin karla karışık yağmur ve kar yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Bu sabah ve gece saatlerinde kuzey kesimlerinde yer yer sis ve pus hadisesi bekleniyor.
  • Güneydoğu Anadolu Bölgesi: Az bulutlu ve açık, geçeceği tahmin ediliyor. Bu sabah ve gece saatlerinde doğu kesimlerinde yer yer sis ve pus hadisesi bekleniyor.
Paylaşın

Erdoğan’ın ‘Referandum’ Çağrısına İYİ Parti’den ‘Seçim’ Yanıtı

İYİ Parti Sözcüsü Kürşat Zorlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başörtüsü için “referanduma götürelim, millet karar versin” çağrısına, “Milletimiz bugün bir referandum değil, derhal seçim sandığını beklediğine inanıyoruz” şeklinde yanıt verdi.

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malatya’da Battalgazi Devlet Hastanesi, Hekimhan Tünelleri, Kuru Kayısı Lisanslı Depo ve Borsası ile Yapımı Tamamlanan Diğer Projelerin Toplu Açılış Töreni’nde konuştu.

Başörtüsü tartışmalarına değinen Erdoğan, “referanduma gitme” çağrısı yaptı. Erdoğan’ın konuya ilişkin açıklaması şöyle:

“CHP Genel Başkanı milletimizin kabuk bağlamış, başörtüsü tartışmasını yeniden açtı. Bu tartışma vesilesiyle milletimizin sahip olduğu tüm haklar gibi başörtüsü özgürlüğünü de hazmedemeyenlerin yüzlerindeki sahte maskenin aralandığını gördük. Biz kadınlarımızı başı açık veya kapalı diye sınıflandırmadık. Birileri bunu aşabilmiş değil.

Başörtüsü özgürlüğünü anayasa güvencesi altına alalım. Bakalım gelebilecek mi? Biz hazırlıkları yaptık. Bu anayasa değişikliğini Meclis’e göndereceğiz. Maksat tüm milletimiz bunu görsün. Yandaşlarını da tanısın, altılı masayı da tanısın.

Hayati bir diğer konu olan sapkın akımların dayatmalarına karşı bir anayasa değişikliğini hazırladık. Meclis’e sunulan teklif kabul edilirse Türkiye için önemli bir kazanım olur. Aksi yönde bir durum olursa ülkemizi sivil, özgürlükçü anayasaya kavuşturma mücadelemizi seçimden sonra sürdüreceğiz. Hadi sıkıyorsa bu işi referanduma götürelim. Bu işin kararını millet versin.”

İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu açıklamasına sosyal medyadan cevap verdi.

Zorlu, Erdoğan’ın yeni anayasaya için referandum çağrısına, “Milletimizin zor ve çetin günler yaşadığı bugünlerde kapanmış tartışmaların siyasi saiklerle yeniden gündeme getirilmesi çabasının ülkemize bir kazanç getirmeyeceğine inanıyoruz. Bu doğrultuda milletimizin bugün bir referandum değil, derhal seçim sandığını beklediğine inanıyoruz” karşılığını verdi.

“Var mı sende o cesaret?”

Öte yandan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başörtüsüyle ilgili yaptığı referandum çağrısına yanıt verdi.

Sosyal medya hesabından cevap veren Kılıçdaroğlu, Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ı kastederek, “Ne oldu, çakma Orban’lık mı yapacaksın Erdoğan? Burası Türkiye, Macaristan değil.

Kanun teklifini destekle, ne referandumu… Kaçmazsan bu iş çözülür; erkekler kadınların giyim kuşamını konuşamaz hale gelir. Var mı sende o cesaret?” dedi.

Paylaşın

Erdoğan’dan ‘Başörtüsü’ İçin Referandum Çağrısı; Kılıçdaroğlu’ndan Yanıt

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başörtüsü için “referanduma götürelim, millet karar versin” çağrısına CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Kanun teklifini destekle, ne referandumu… Kaçmazsan bu iş çözülür” şeklinde yanıt verdi.

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malatya’da Battalgazi Devlet Hastanesi, Hekimhan Tünelleri, Kuru Kayısı Lisanslı Depo ve Borsası ile Yapımı Tamamlanan Diğer Projelerin Toplu Açılış Töreni’nde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na seslendi ve “Ya aday olup bizim karşımıza çık ya da adayın kimse onu bilelim” dedi. Başörtüsü tartışmalarına da değinen Erdoğan, “referanduma gitme” çağrısı yaptı. Erdoğan’ın konuya ilişkin açıklaması şöyle:

“CHP Genel Başkanı milletimizin kabuk bağlamış, başörtüsü tartışmasını yeniden açtı. Bu tartışma vesilesiyle milletimizin sahip olduğu tüm haklar gibi başörtüsü özgürlüğünü de hazmedemeyenlerin yüzlerindeki sahte maskenin aralandığını gördük. Biz kadınlarımızı başı açık veya kapalı diye sınıflandırmadık. Birileri bunu aşabilmiş değil.

Başörtüsü özgürlüğünü anayasa güvencesi altına alalım. Bakalım gelebilecek mi? Biz hazırlıkları yaptık. Bu anayasa değişikliğini Meclis’e göndereceğiz. Maksat tüm milletimiz bunu görsün. Yandaşlarını da tanısın, altılı masayı da tanısın.

Hayati bir diğer konu olan sapkın akımların dayatmalarına karşı bir anayasa değişikliğini hazırladık. Meclis’e sunulan teklif kabul edilirse Türkiye için önemli bir kazanım olur. Aksi yönde bir durum olursa ülkemizi sivil, özgürlükçü anayasaya kavuşturma mücadelemizi seçimden sonra sürdüreceğiz. Hadi sıkıyorsa bu işi referanduma götürelim. Bu işin kararını millet versin.”

“Var mı sende o cesaret?”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başörtüsüyle ilgili yaptığı referandum çağrısına yanıt verdi.

Sosyal medya hesabından cevap veren Kılıçdaroğlu, Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ı kastederek, “Ne oldu, çakma Orban’lık mı yapacaksın Erdoğan? Burası Türkiye, Macaristan değil.

Kanun teklifini destekle, ne referandumu… Kaçmazsan bu iş çözülür; erkekler kadınların giyim kuşamını konuşamaz hale gelir. Var mı sende o cesaret?” dedi.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan İktidara “Siyaset Zenginleşme Aracı Değildir” Tepkisi

Partisinin düzenlediği “Belediye Başkanları Çalıştayı” açılışında konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Siyaset zenginleşme aracı değildir. Halka hizmet için gelir, zenginleşmek için gelmez oraya. Bu anlayışı değiştirmek zorundayız” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bir yüzyılı devirdik. Bir yüzyılın bize bıraktığı miras nedir? Komşularımıza bakalım hepsiyle kavgalıyız. Yeni bir anlayış, yeni bir ufuk. Ahlaki temelde yükselen bir anlayışı kast ediyorum. Erdemden, irfandan, bilgiden, birikimden bahsediyorum. Üniversiteleri bilgi üretmeyen bir ülkenin büyüme şansı yoktur. Teknolojinin gelişmediği bir ülkede siz dünyada rekabet edemezsiniz. Dolayısıyla her birimizin oturup düşünmesi lazım. Eğer bir siyasetçi söz veriyorsa yerine getirmesi lazım. Yerine getirmiyorsa halkın önüne çıktığı zaman hangi gerekçe ile yerine getirmediğini oturup anlatması lazım”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Sivas’ta gerçekleştirdiği Belediye Başkanları Çalıştayı’nın açılışında konuştu.  Sivas Demir Çelik Fabrikası’nın işletilmesinin yılan hikayesine döndüğünü savunan Kılıçdaroğlu, konuşmasında özetle şunları söyledi:

“Kendi kaderimizi belirleyeceksek, daha huzurlu bir Türkiye’de yaşayacaksak yeni bir anlayışın egemen olması lazım. Siyaset zenginleşme aracı değildir. Halka hizmet için gelir, zenginleşmek için gelmez oraya. Bu anlayışı değiştirmek zorundayız. Bir yüzyılı devirdik. Bir yüzyılın bize bıraktığı miras nedir? Komşularımıza bakalım hepsiyle kavgalıyız. Yeni bir anlayış, yeni bir ufuk. Ahlaki temelde yükselen bir anlayışı kast ediyorum.

Erdemden, irfandan, bilgiden, birikimden bahsediyorum. Üniversiteleri bilgi üretmeyen bir ülkenin büyüme şansı yoktur. Teknolojinin gelişmediği bir ülkede siz dünyada rekabet edemezsiniz. Dolayısıyla her birimizin oturup düşünmesi lazım. Eğer bir siyasetçi söz veriyorsa yerine getirmesi lazım. Yerine getirmiyorsa halkın önüne çıktığı zaman hangi gerekçe ile yerine getirmediğini oturup anlatması lazım.

Karadeniz’in Sivas üzerinden Anadolu’ya bağlayacak olan iki tünel söz verdiler, aradan yıllar geçti hala açılmadı. Niye açılmadı? Bunların Sivas’ı sevdiği falan yok. Sivas’ı çantada keklik görüyorlar. Sivaslı çantada keklik değildir. Bu tünellerin yapımına 2016’da başlanmış açılacağı söylenmiş 2021’de hala açılmıyor. Türkiye’de en çok köye sahip il Sivas. 1233 köyü var.

Sivas Merkez’de, Divriği’de, Hafik’te, Yıldızeli’nde 22 okulu yıkıyorlar yeni okul yapacağız diye. Bir okulun temeli bile atılmamış. Önünüze bir AK Partili veya MHP’li vekil gelirse, ‘Kemal Kılıçdaroğlu yapamadığınız 22 okulu temelini de biz atacağız, okulu da yapacağız. 6 ay içinde tamamını teslim edeceğiz’ dedi deyin. İki yıldır yapamıyorlar. Okul ya bu okul. Bir iktidar okul yapmaktan vazgeçmişse, Türkiye’yi orta çağ karanlığına sürükleyeceğim demektir.

Hızlı Tren sözü verdiler 2019’da gelecek diye. Nerede bu? Açık ve net söylüyorum. Bunlar sizden oy almak için yalan söylüyorlar, yalan. Bu kadar yalanın da arkasından gitmeyin. Niye yaptılar diye engel olan mı var? Sivaslı kardeşimin sorması lazım. Bir de benden oy istemeye geliyorsun demesi lazım.

Var olan iktidar sizi ayrı bir yere koyuyor. Sizi düşman gibi görüyor, nasıl engellerim diyor. Bütün belediye başkanı arkadaşlarım bütün şeyleri aşarak halka hizmet ediyor. Bütün engelleri aşıp, halka hizmet etme konusunda olağanüstü çaba harcayan belediye başkanlarımız Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yerel yönetimlerde tarih yazıyorlar. Ekmeği olmayan ekmek, sütü olmayana süt, parası olmayana para, kirasını ödeyemeyene kira, her türlü yardım yapıldı. Aslında iktidarın oturup CHP’li belediyelere teşekkür etmesi lazım. ‘Sizin sayenizde bu ülkede derin bir yoksulluk çok fazla hissedilmiyor’ demesi lazım.

20 yılda yurt sorununu çözemediler. Kreş hizmetleri yoksul belediyelerden başlayarak bol miktarda kreş yapın. Eğitim destekleri var. Ayrıca kentlerde yaşamanın bir başka önemli noktası. Park, yeşil alan görmek isterler. Yeşil alan hizmetleri konusunda başkanlarımız önemli adımlar attılar. Yenilebilir enerji konusunda 57 belediyemiz hayata geçirdi, 19 belediyemiz de atıklardan enerji üreterek olabildiğince kendi maliyetlerini düşürmeye çalıyor.

Kadın yöneticide ciddi bir artış var. 1317 olan kadın yönetici sayısı 2010’a çıktı. Raylı sistemler konusunda da bütün engellemelere rağmen 11 raylı sistem hayata geçirildi. Belediyelerimiz tarafından 39 bin 572 üreticiye 4 bin 100 ton katı ve sıvı gübre desteğinde bulunuldu. İktidarın yapamadığını yapıyoruz. İktidarın beceremediğini beceriyoruz. Çiftçiyi perişan ettiler. Çiftçiyi perişan etmekten kurtarıyoruz ama bizim belediyelerimizin olduğu yerlerde.”

Paylaşın

HDP’li Mithat Sancar: Nüfus Mühendisliğinin Temelinde Irkçılık Yatıyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Çocuk önemli. Bak PKK’nın 5 tane 10 tane 15 tane var” sözlerini eleştiren HDP Eş Genel Başkanı Sancar, “O sözler anlık bir ifade, boş bulunmanın sonucu dile gelmiş birkaç cümleden ibaret görülemez. Bu, devletin inkarcı, asimilasyoncu politikalarının temelinde yatan bir anlayışı yansıtmaktadır. Bu anlayış en teknik ve hafif tabirle nüfus mühendisliği olarak adlandırılabilir. Nüfus mühendisliği ülkede asimilasyoncu politikaları inkarı ve imhayı yerleştirmenin bir aracı olarak kullanılagelmiştir. Bu politikaların temelinde yatan da ırkçılıktır.” dedi ve ekledi:

“Buduncuları hatırlayın. Kürtleri nüfus olarak, kitle olarak, toplum olarak nasıl ırkçı bir anlayışla hedef aldılarsa, bugün AK Parti Genel Başkanı’nın ağzından dökülen cümleler de aynı anlama gelmektedir. Bizim mücadelemizin çok boyutlu olduğunu bu anlayışı tüm Türkiye’deki bütün demokrasi güçleriyle birlikte gözler önüne serip aşmayı sorumluluğuyla karşı karşıya olduğumuzu iyi bilmemiz gerekiyor.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, partisinin il eşbaşkanları toplantısının açılışında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.

Partilileri Kürtçe selamladıktan sonra konuşmasına başlayan Sancar, daha önce 2022 yılının final yılı olacağını söylediklerini hatırlatarak, bu dönemin bir yol ayrımı olduğunu vurguladı. “Özgürlüğe, demokrasiye, barışa giden yolu mu inşa edeceğiz? Yoksa otoriter, despotik yönetimin daha da güçlenmesinin zeminimi güçlenecek?” diyen Sancar, bunu belirleyecek olanın toplumsal ve siyasi mücadele olduğunu söyledi.

Mezopotamya Ajansı’nın aktardığına göre, seçim gündemine de değinen Sancar, “Seçimler gündemde ve önemli. Hayati nitelikte ve kritik önemde. Seçim sadece oy kullanmaktan ibaret değildir. Seçimler aynı zamanda toplumsal ve siyasal mücadelelerin önemli bir mecrasıdır. Bizler seçimi toplumsal mücadelenin bir zemini ve mecrası olarak görüyoruz ama aynı zamanda halkla buluşmanın, örgütlülüğümüzü güçlendirmenin önemli bir imkanı olarak değerlendiriyoruz” dedi.

AK Parti’nin tekçi, yasakçı, sömürücü bir iktidar düzeni olduğunu kaydeden Sancar’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Bu düzenin inşa etmekte olduğu bir rejim gerçekliğiyle karşı karşıyayız. Bu rejimi istersiniz otoriteliği yerleştirme hedefiyle hareket eden bir rejim olarak tanımlayın, isterseniz faşizmi yerleştirme planının hedefi olarak tanımlayın, fark etmiyor sonuçta rejimi Türkiye’nin bütün halklarına baskı, zulüm, talan, sömürü dışında vadettiği hiçbir şey yoktur. Bu düzenin ve rejimin tepesindeki iktidarı ayakta tutan en önemli sütun hep vurguladığımız gibi çatışma ve savaş politikalarıdır. Sömürüyü de baskıyı ve zulmü de bu politikalar üzerine kurmaktadır. Savaş politikalarına karşı çıkmak önümüzde demokrasiyi, barışı, emeği ve özgürlüğü savunmanın temel şartıdır.

“Savaş politikaları bir kara delik gibidir”

Savaş politikalarının bu ülkede başta Kürt sorunu olmak üzere bütün toplumsal alanlarda nasıl büyük yaralar açtığına on yıllardır tanıklık ediyoruz. Bu yaralar savaş politikaları derinleştikçe büyüyor, acılar yaygınlaşıyor, yoksulluk ülkenin her tarafını sarıyor. Savaşla sömürü, savaşla acı, savaşla yara arasında doğrudan bağlantıyı göremezsek bu bütünlüğü esas alan bir mücadele hattı kuramazsak, bu iktidarı değiştirmek de kolay olmayacak, bu rejimden kurtulmak da kolay olmayacaktır. Savaş politikaları bir kara delik gibidir.

Kara delik insan canını, insanların enerjisini ülkenin kaynaklarını ve geleceğini yutan büyük bir tuzaktır. Aynı zamanda ülkenin devlet eliyle çeteleşmelere teslim edilmesinin zeminini güçlendiren bir alandır. Bu yüzden savaşa politikalarına karşı çıkmayı demokrasi ve barış, emek ve demokrasi mücadelesinin temeli olarak görüyoruz. Savaş politikaları yaygınlaştıkça her türlü kötülüğün yaygınlaştığını dünya tarihi bize sayısız örnekle göstermektedir. Savaş politikaları aynı zamanda ırkçılığı aynı zamanda suçları da beraberinde getirir. Ayrışmayı, kutuplaşmayı, sömürüyü derinleştirir. Son zamanlarda yaşadığımız birkaç olay bunu açıkça gözler önüne sermektir.

AK Parti Genel Başkanı’nın geçen gün çocuk sayısıyla ilgili söylediği sözler bunun çarpıcı bir örneğidir. O sözler anlık bir ifade, boş bulunmanın sonucu dile gelmiş birkaç cümleden ibaret görülemez. Bu, devletin inkarcı, asimilasyoncu politikalarının temelinde yatan bir anlayışı yansıtmaktadır. Bu anlayış en teknik ve hafif tabirle nüfus mühendisliği olarak adlandırılabilir.

Nüfus mühendisliği ülkede asimilasyoncu politikaları inkarı ve imhayı yerleştirmenin bir aracı olarak kullanılagelmiştir. Bu politikaların temelinde yatan da ırkçılıktır. Buduncuları hatırlayın. Kürtleri nüfus olarak, kitle olarak, toplum olarak nasıl ırkçı bir anlayışla hedef aldılarsa, bugün AK Parti Genel Başkanı’nın ağzından dökülen cümleler de aynı anlama gelmektedir. Bizim mücadelemizin çok boyutlu olduğunu bu anlayışı tüm Türkiye’deki bütün demokrasi güçleriyle birlikte gözler önüne serip aşmayı sorumluluğuyla karşı karşıya olduğumuzu iyi bilmemiz gerekiyor.

Aynı zamanda savaş politikalarıyla oluşan kara deliğin yarattığı vahim sonuçlar başka bir tartışmada da gündem geliyor. Bu da kimyasal silah kullanımı iddialarıdır. Ortada haberler ve önemli iddialar var. Bu iddialar yüzeysel açıklamalarla, tehditlerle geçiştirilemez. Bunların mutlaka bağımsız heyetlerce incelenmesi ve bu konudaki hakikatin ortaya çıkarılması gerekir.

Eğer bunların da üstü örtülür, geçiştirilirse bu ülkede savaş politikaları daha da derinleşecek, toplumsal yaralar daha da büyüyecek, sömürü düzeni daha da kökleşecektir. Bu düzenin değiştirmenin en önemli mücadele araçlarından biri hakikatin peşinde koşmaktır. Bütün bunlar için Türkiye halklarını bu belalardan kurtarmak için ısrarla Kürt sorununda demokratik çözümü savunuyoruz. Demokratik çözümün yolu da müzakere ve diyalogdan geçer.

“İktidar, İmralı üzerinden çeşitli manipülasyonlar yapmak istiyor”

Diyalog ve müzakere siyaset zemininden işleyecek en doğru çözüm yöntemidir. Bunu başarabilirsek ülkeyi bu beladan kurtarmayı başaracağız. HDP olarak üzerimize düşen sorumluluğu her alanda yerine getirmeye hazır olduğumuzu defalarca söyledik. Mücadelemizi de, politikalarımızı da bu hedefe göre belirliyoruz.

Yakın zamanda Eşbaşkanım Pervin Buldan’la beraber İmralı’ya açık ziyaret ve görüşme talebinde bulunduk. Talebimiz açık arkadaşlar, bizler barışın ve çözümün yolunu açacak böyle bir görüşmenin savaş politikalarını durdurmak bakımından büyük önem taşıdığını düşünüyoruz, buna inanıyoruz. Bu talebimizin bir sebebi daha var. İktidar İmralı üzerinden çeşitli manipülasyonlar yapmak istiyor.  Bu manipülasyonların çeşitli çevrelerde spekülasyon döngüsü yarattığını da görüyoruz.

HDP şeffaf politika yürütmeyi esas almış bir partidir. Bizler diyoruz ki bütün bu manipülasyonların ve spekülasyonların önünü almanın temel yolu tecridin sona ermesidir. Ayrıca bu hem evrensel hem iç hukukun bir gereğidir. Bizler çözüm için, barışın yolunu açmak için bu dönemde her türlü manipülasyon ve spekülasyonun önüne geçmek için bu görüşme talebinde bulunduk. Şimdi Adalet Bakanlığı’ndan cevap bekliyoruz.

Hatırlayacaksınız, bundan birkaç hafta önce bütün muhalefet partilerine heyetler oluşturarak İmralı’da görüşme yapma talebinde bulunmalarının en doğru yol olduğunu belirtmiştik. Şimdi bizler bu talebi kendi kurullarımızda tartışarak bir başvuruya dönüştürdük. Savaş politikalarına karşı barışın ve çözümün yolunu açmak HDP’nin varoluş sebebidir.

“Bu ittifakı genişletmemiz ve büyütmemiz gerekiyor”

Seçimler yaklaşıyor ve seçimlerin hangi çerçevede önem taşıdığını da belirttim. Bizler parlamento seçimlerine ‘ittifaklarımızla gireceğiz’ dedik. En geniş demokrasi ittifakını kurmak bizim kongre kararımızdır, partimizin en yüksek karar organının bize verdiği bir talimattır. Biz bu talimatın gereğini yerine getirmek için çalışmaları 2020’den beri sürdürüyoruz. Şimdi bunu Emek ve Özgürlük İttifakı’yla somutlaştırdık. Bu ittifak demokrasi ittifakımızın önemli bir adımı ve çok değerli bir sonucudur. Bununla yetinemeyiz. Bu ittifakı genişletmemiz ve büyütmemiz gerekiyor.

Türkiye’nin çözüm gücü haline getirmemiz gerekiyor. Bu ittifakı diğer bütün ezilenlerin, sömürülenlerin, dışlananların, mazlum ve mağdur edilenlerin birlikteliğine dönüşmek gibi bir yükümlülük ve sorumlulukla karşı karşıyayız. Bunu yapabilmemiz için de mahallelerden başlayarak her alanda bütün demokrasi güçleriyle ilişkilerimizi güçlendirmek ve bu ilişkileri geliştirecek yeni yöntemler yaratmak gibi bir görevimiz de var. Bu görev en çok sizlere düşüyor. İttifakları demokrasi mücadele ortaklığını ancak yerelde titiz ve yoğun bir çalışmayla etkili bir güç haline getirebiliriz. Bunu başarabilirsek geleceği, önümüzdeki dönemi yani geleceği, demokrasi ve barış emek ve özgürlük üzerine inşa edecek en önemli güç merkezini en etkili aktörü de yaratmış olacağız.

“Her alanda mücadeleyi en geniş birlikteliklerle yürütmek en önemli görevdir”

HDP bu hedefin başlıca aktörü olma görevinin sorumluluğunun bilincindedir. Kürt sorununda demokratik çözüm, Türkiye’nin bütününde demokrasi, emek, özgürlük ve barış mücadelesi bizlerin hiçbir şart altında taviz vermeyeceği asla savsaklamayacağı bir hedeftir. Baskılar devam ediyor. Devam edecek. Bu iktidar zayıfladıkça güç kaybettikçe, baskı ve zulüm yöntemlerini yoğunlaştıracaktır. Tarihteki bütün örnekler bize bunu anlatıyor. Hangi iktidar halk desteğini yitirmeye başlamışsa, baskıyı ve zulmü arttırır. Baskıyı ve zorbalığı yükseltmek güçlülüğün değil, zayıflığın göstergesidir. Ama iktidar zayıflıyor diye oturup bekleyecek kendi kendine kaybetmesini bir şekilde varsayacak naifliğe de hiç sahip değiliz. Güçlü bir tecrübemiz, büyük bir birikimimiz mücadeleden acılardan bedellerden yoğrulmuş bir emelimiz var. O nedenle her alanda mücadeleyi en geniş birlikteliklerle yürütmek en önemli görevdir diyoruz. Bugün bu başlıkların hepsini sizlerle tartışacağız.

Altını çizmek istediğim bir husus daha var. Parti mekanizmalarımız işliyor. Eksiklerimiz olabilir ama bu parti kendi hukukunu iç işleyişini titizlikle gözeten, bu hukuku çoğulculuk, katılımcılık üzerine kurmuş bir partidir. Farklı bileşenler ve bireylerden oluşan dünyada örneği az görülecek bir partiyiz. Görüş farklılıklarımız olabilir, farklı fikirler taşıyabiliriz belirli konularda ama tartışmalarla bunu bir mutabakata dönüştürmeyi becerecek birikime ve tecrübeye sahibiz. Bu kadar farklı kesimi, bileşeni, fikri bir araya getiren bir parti, bu kadar büyük saldırılara rağmen ayakta durmakla kalmayıp güçleniyor ise bu yöntemler sayesindedir.

Yani her türlü tartışmayı yürütürüz kendi içimizde ve bu tartışmalardan bir mutabakat ortaya çıkarırız. Bu mutabakata sadakat partimizi bir arada tutan, büyüten ve şimdi çözüm adresi haline getiren en önemli erdemimiz ve özelliğimizdir. Mutabakata bağlılık kadar, mekanizmaların işleyişini gözetmek mekanizmaları, partinin seçilmiş organlarını ve temsili iradesini her şart altında sahiplenmek partimizin en önemli özelliğidir. Bu konularda sizlerin yerel de yapacağı çalışmalar bu özelliklerimizi bu avantajlı ve erdemli yanımızı daha da görünür kılacak ve güçlendirecektir. Birliğimiz en büyük servetimizdir. Farklılıklarımız ise zenginliğimizdir. Bu ikisini bir arada yürüttüğümüz taktirde gelecek dönemi inşa edecek temel güç haline gelmemiz önünde hiçbir engel yoktur.

“Cegerxwîn emek ve özgürlük şairidir”

Konuşmamın sonunda Kürt dilinin büyük emekçisi, emek ve özgürlük mücadelesinin sembol isimlerinden enternasyonalizmi şiar edinmiş büyük bir ismi anacağım. Cegerxwîn’in bugün 38’inci ölüm yıldönümü. Pek çok şiiri var bunlar şarkı da yapıldı. Bana sorarsanız mesela onun divanları ve onun şiirlerinden yapılan şarkılar anadilim Arapça’nın yanı sıra Kürtçe’yi çocukken öğrenmeme çok büyük katkı sağlamıştır. Ama Cegerxwîn aynı zamanda emek ve özgürlük şairidir. Kısaca kimlik ve haysiyet, emek ve özgürlük barış ve birlik mücadelesinin büyük sembolü çok değerli bir ozandır. Ondan sadece bir dize aktaracağım.

Bi çepik û lûlandin

Bi devken û xweditî

Hemû bijên bi hev re

Bijî bijî yekitî.

Alkış ve sevinç sesleriyle hep beraber haykırın deyin yaşasın birlik. Bu olursa olsun mutlaka kazanacağız. Kazanacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın. Bu inancı bütün yerellere yaymak ve yerleştirmek en başta siz emekçi kardeşlerimizin görevidir.”

Paylaşın

Sağlık Bakanlığı: 371 Kozmetik Üründen 302’si ‘Uygunsuz’

Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı raporuna göre, 371 kozmetik ürünün yalnızca 69 ürün teknik düzenlemeye uygun. Raporda, 295 kozmetik ürünün teknik düzenlemeye aykırı, 7 tanesinin de güvensiz olduğu belirtildi.

Raporda, güvensiz olduğu tespit edilen 7 üründen 6’sının Türkiye, birinin ise Çin menşeili olduğu ifade edildi.

Halk TV’de yayınlanan habere göre; Sağlık Bakanlığı, kendi internet sitesi üzerinden, Kozmetik Denetim Dairesi Başkanlığı’nın 2022 yılı içinde üçüncü üç aylık dönemde kozmetik ürünleri üzerinde risk analizi yaparak tespit ettiği uygunsuz ürünleri paylaştı.

Rapora göre, 371 kozmetik ürünü üzerinde denetleme yapıldı ve bu denetlemede yalnızca 69 ürünün teknik düzenlemeye uygun olduğu gözlemlendi. 295 kozmetik ürünü teknik düzenlemeye aykırı bulunurken, 7 tanesinin de güvensiz olduğu tespit edildi. Güvensiz olduğu tespit edilen 7 üründen 6’sının Türkiye, birinin ise Çin menşeili olduğu ifade edildi.

Denetim Dairesi Başkanlığı, uygunsuz ve güvensiz ürünlere toplam 773 bin 584 TL para cezası uyguladı. Mevzuat çerçevesinde verilen diğer para cezaları da eklenince kesilen toplam ceza 813 bin 584 TL oldu.

Raporda, çeşitli yargı ve güç makamları tarafından sahte / kaçak / taklit olduğu belirlenen 6 bin 937 parfüm ve deodorantın imha edildiği belirtildi.

Güvensiz olduğu tespit edilen 7 ürün şöyle:

 

Paylaşın

CHP’den Çarpıcı ‘Amasra’ Raporu: Yanlış Havalandırma Can Kaybını Artırdı

41 madencinin hayatını kaybettiği Bartın’ın Amasra ilçesindeki kazaya ilişkin soruşturma sürerken, Cumhuriyet Halk Partisi de (CHP) kapsamlı bir rapor hazırladı. Hazırlanan raporda, yanlış havalandırma sisteminin can kaybını artırdığı iddia edildi.

DW Türkçe’den Eray Görgülü‘nün aktardığına göre, Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun (TTK) yapısının da detaylı şekilde ele alındığı raporda kurumun kamu yararı ekseninden çıkartılıp kar-zarar eksenine getirildiği öne sürüldü. 2002’den bu yana 10 maden kazasında 479 işçinin yaşamını yitirdiği söz konusu raporda vurgulanırken, yanıt bekleyen sorulara da yer verildi. Ayrıca madenin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nca kazadan üç gün önce denetlendiği ancak bu denetimin kamuoyuna açıklanmadığına dikkat çekildi.

Kazanın ardından heyet incelemelerde bulundu

Bartın’daki Amasra Kömür Madeni’nde 41 madencinin yaşamını yitirdiği grizu patlamasının ardından CHP heyeti, bölgeye giderek incelemelerde bulunmuştu. Heyette CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, Zonguldak Milletvekilleri Ünal Demirtaş ve Deniz Yavuzyılmaz ile Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı yer almıştı.

İncelemelerin ardından CHP, “Amasra Maden Faciası” adlı bir rapor hazırladı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın tarafından hazırlanan raporda, facianın oluş şekliyle ilgili değerlendirmelere yer verildi.

Rapora göre madenciler, ailelerine madende ihmal olduğunu, dinamit patlatıldıktan sonra gaz ölçümü yapılmadan madene indiklerini söylüyorlardı. Raporda, ailelerin ifadeleriyle ilgili, “Patlamadan birkaç gün önce işçilere gaz oranı yüksek denilmiş, havalandırma yapılacak diyerek işçilere bir ay izin kullandırılarak madende iş durdurulacağı söylenmiş” denildi.

Yanlış havalandırma can kaybını artırdı

Raporda, havalandırma sistemleri ile ilgili eksikliklere dikkat çekilerek, Sayıştay’ın uyarıları hatırlatıldı. Sayıştay’ın denetim raporunda işletmede etkin bir havalandırmanın yapılmadığına yönelik tespitlerde bulunduğu ve bütün bunların iş güvenliğini etkilediğini vurguladığı ifade edildi. Ayrıca Sayıştay’ın, “Bu tespitler madendeki havalandırma sistemleri ile ilgili zafiyet olabileceğini düşündürmektedir” görüşüne de yer verildi. Dumanın yanlış havalandırma sistemi nedeniyle diğer koridorlardaki madencileri etkilediği belirtilen raporda, bu nedenle kayıpların arttığı da öne sürüldü.

Ayrıca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından 4 Ekim 2022 ile 11 Ekim 2022 tarihleri arasında faciadan yalnızca üç gün önce denetim yapıldığı iddiasına yer verildi. Raporda bu iddia ile ilgili, “İktidar yetkilileri faciadan yaklaşık iki ay önce gerçekleşen denetime atıf yaparken, faciadan üç gün önce gerçekleştirilen denetimle ilgili kamuoyunu aydınlatıcı bir bilgi vermemektedir” ifadesi kullanıldı.

Raporda AKP döneminde yaşanan ölümlü maden kazaları hatırlatılarak, 2002’den bu yana 10 maden kazasında 479 işçinin yaşamını yitirdiği vurgulandı. Ayrıca son beş yılda TTK bünyesindeki beş işletmede toplam 12 bin 966 kaza meydana geldiği, bu kazalarda 12 bin 945 işçi yaralandığı ve 13 işçinin de yaşamını yitirdiği vurgulandı.

“Kurum rant eksenine döndü”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, TTK bünyesindeki diğer maden ocaklarına da dikkat çekti. DW Türkçe’nin sorusunu yanıtlayan Akın, AKP döneminde TTK bünyesindeki beş kuruma toplam yalnızca 677 milyon TL’lik yatırım yapıldığını belirterek, “Kurum başına yıllık 11.2 milyon TL’lik bir yatırım tutarı ortaya çıkıyor. Bu rakam bile TTK’nın yapısının kamu yararından nasıl rant eksenine döndüğünü gösteriyor” dedi. Akın, yetkililerin kazada grizu patlamasına neden olan metan gazının sensör ölçümlerine göre nasıl bir anda ortaya çıktığı konusunda acilen kamuoyunu aydınlatması gerektiğini de belirterek, “AKP her faciada olduğu gibi bu facianın da üstünü örtemeye çalışacaktır ama buna müsaade etmeyeceğiz” dedi.

Öte yandan raporda 26 maddelik alınması gereken önlemler listesi yer aldı. TTK gibi kamu kurumlarının her türlü siyasi baskıdan arındırılması ve madencilik kurallarına göre yönetilmesi gerektiği kaydedildi. Ayrıca tüm madenlerin ILO standartları göz önünde tutularak yeniden denetlenmesi gerektiği de vurgulandı. Raporda, Maden İş Kanunu çıkartılması gerektiği ve madencilik sektörüne yönelik ihtisas mahkemelerinin kurulması gerektiği vurgulandı.

“Yanıt bekleyen sorular”

CHP raporunda ayrıca yanıt bekleyen sorulara da yer verildi. Tüm delillere ne zaman el konulduğu, şüphelilerin ocağa girmesine izin verilip verilmediği ile bugüne kadar neden herhangi bir görevden uzaklaştırma ya da alma işlemi uygulanmadığı soruldu. Raporda ayrıca, “Müessesede metrajına uygun sondaj çalışması en son ne zaman yapılmıştır? Havalandırma sistemleri ne zaman kontrol edilmiştir? Kurum müdürü değişikliğinden sonra bu müesseseden kaç kişi ayrılmıştır? Gelen idari amirler atanırken liyakat ilkeleri göz önünde bulundurulmuş mudur? Metan boşalması neden olmuştur?” sorularına yer verildi.

Paylaşın