Babacan’dan Dikkat Çeken Paylaşım: Derhal Kapatacağız

Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) kuruluş yıl dönümünde bir mesaj paylaşan DEVA Lideri Babacan, “YÖK’ün doğum gününü kutlamak isteyenler için son bir saatteyiz. Gerçekten son bir saat. Seçimden sonra YÖK’ü derhal kapatacağız” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) 41’inci kuruluş yıl dönümü nedeniyle bugün sosyal medya hesabında bir mesaj paylaştı.

Babacan, mesajında şu ifadeleri kullandı: YÖK’ün doğum gününü kutlamak isteyenler için son bir saatteyiz. Gerçekten son bir saat. Seçimden sonra YÖK’ü derhal kapatacağız.

YÖK nedir?

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), 1982 Anayasası’nın 131. maddesi esasında; “Yükseköğretim kurumlarının öğretimini planlamak, düzenlemek, yönetmek, denetlemek, yükseköğretim kurumlarındaki eğitim-öğretim ve bilimsel araştırma faaliyetlerini yönlendirmek bu kurumların kanunda belirtilen amaç ve ilkeler doğrultusunda kurulmasını, geliştirmesini ve üniversitelere tahsis edilen kaynakların etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamak ve öğretim elemanlarının yetiştirilmesi için planlama yapmak maksadı ile” kurulmuş olan kurum. Anayasa’ya göre; Kurulun teşkilatı, görev, yetki, sorumluluğu ve çalışma esasları kanunla düzenlenir.

Söz konusu kanun 1981’de çıkarılan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’dur.

Bu kanuna göre Yükseköğretim, akademik, kurumsal ve idari yönden yeniden yapılanmamıştır. Kanunla Türkiye’deki tüm yükseköğretim kurumları Yükseköğretim Kurulu (YÖK) çatısı altında toplanmış, akademiler üniversitelere, eğitim enstitüleri eğitim fakültelerine dönüştürülmüş ve konservatuvarlar ile meslek yüksekokulları üniversitelere bağlanmıştır.

Böylece, söz konusu kanun hükümleri ve Anayasa’nın 130. ve 131. maddeleriyle kendisine verilen görev ve yetkiler çerçevesinde özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip bir kuruluş olan Yükseköğretim Kurulu, tüm yükseköğretimden sorumlu tek kuruluş haline gelmiştir.

YÖK Yokken Üniversiteler Nereye Bağlıydı?

1981 Üniversite reformundan önceki yıllarda, Türk yükseköğretim sistemi beş tür kurumdan oluşmaktaydı:

  • Üniversiteler,
  • Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı akademiler,
  • Bir kısmı diğer bakanlıklara, çoğu Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı iki yıllık meslek yüksekokulları ile konservatuvarlar,
  • Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı üç yıllık eğitim enstitüleri,
  • Mektupla öğretim yapan YAYKUR
Paylaşın

‘Altılı Masa’nın Seçim Beyannamesi İçin Kasım Sonu İşret Edildi

İYİ Partili Ümit Özlale, katıldığı bir televizyon programında, “Altılı masada genel başkanlar bir ortak çalışma grubu oluşturulmasına karar vermişti. Dış politikadan yargıya, ekonomiden milli güvenliğe kadar aklınıza gelebilecek her alanda altı partinin üzerinde anlaştığı bir seçim beyannamesi oluşturuluyor.” dedi ve ekledi:

“O toplantının üçüncüsünü gerçekleştirdik. İYİ Parti’yi ben temsil ediyorum, çok değerli arkadaşlarım var, biz çok uyumlu bir seçim beyannamesini hazırlıyoruz. Kasım ayının sonuna kadar yetiştireceğiz.”

İYİ Parti Kalkınma Politikaları Başkanı Ümit Özlale, KRT’de yayınlanan Haftanın Panoraması programında gündeme ilişkin konuları değerlendirdi.

‘Altılı Masa’nın seçim beyannamesini kasım ayının sonunda açıklayacağını duyuran Özlale hazırlıklar arasında “uyuşturucuyla mücadele eylem planı” olduğunu da ifade etti.

“Partiler arasında görüş ayrılığı yok”

Özlale şunları kaydetti:

‘Altılı Masa’da genel başkanlar bir ortak çalışma grubu oluşturulmasına karar vermişti. Dış politikadan yargıya, ekonomiden milli güvenliğe kadar aklınıza gelebilecek her alanda altı partinin üzerinde anlaştığı bir seçim beyannamesi oluşturuluyor. O toplantının üçüncüsünü gerçekleştirdik. İYİ Parti’yi ben temsil ediyorum, çok değerli arkadaşlarım var, biz çok uyumlu bir seçim beyannamesini hazırlıyoruz. Kasım ayının sonuna kadar yetiştireceğiz.

Aday önemli ama bazen medya ana noktayı kaçırıyor, Altılı Masa’nın en fazla vurguladığı konu parlamenter sisteme geçiş. Bakın burada sefalet endeksiyle başladık, yargıda ne olduğu çok belli ve uyuşturucu meseleleri tartışılıyor. Yakında açıklanacak bu hükümet programında uyuşturucuyla mücadele ile ilgili de bir eylem planı var.

Dolayısıyla ‘Altılı Masa’nın en önemli buluşma noktası bizi bu kötü yönetim sisteminden parlamenter sisteme geçirecek olan bir yol haritasının belirlenmesi. Bugün Erdoğan olmasın başka biri olsun, dünyanın en yeteneksiz, en kabiliyetli en toplumu kapsayıcı lideri bile olsa bu yönetim sistemi içinde çok kısa bir süre içinde bütün melekelerini kaybeder. O yüzden bizim burada ilk tartışmamız gereken şey bu yönetim sistemini terk edip, Türkiye’ye yakışan parlamenter sisteme nasıl geçeceğimiz.

Aday konusu önemli ama adaydan çok daha önemli olan parlamenter sisteme geçiş sürecinde 6 partinin hazırlayacağı yol haritası. Bu konuda çok önemli bir gidişat var, partiler arasında görüş ayrılığı yok. Vatandaşlarımız iyimser olsunlar, bu ceberut yönetim anlayışının bitmesine 7-8 ay kaldı.

Paylaşın

Rezene Salatası İle Dana Şiş, Malzemeleri, Hazırlanışı

Sizin ve tüm ailenizin seveceği bir kombinasyon: mükemmel dana şiş, canlandırıcı rezene salatası… Bu kombinasyon, herkesin mutlaka tatması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Haber Merkezi /  Öyleyse hemen verilen adımları takip edin ve bu kolay tarifi sevdikleriniz için yapın! Ortalama 30 dakikada hazırlayacağınız bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

Dana şiş

  • 2 çay kaşığı sarımsak, ezilmiş
  • 2 yemek kaşığı kurutulmuş tarhun, doğranmış
  • 1 orta boy limon, rendesi
  • 100 gram tuzsuz tereyağı
  • 500 gr. sığır bonfilesi

Rezene Salatası:

  • 1/4 orta boy kırmızı lahana, ince dilimlenmiş
  • 1 orta boy rezene, ince dilimlenmiş
  • 2 çay kaşığı dijon hardalı
  • 2 yemek kaşığı beyaz şarap sirkesi
  • 1/2 çay kaşığı rezene tohumu
  • 2 yemek kaşığı mayonez

Hazırlanışı;

  • Tüm malzemelerinizi hazırlayın, başlayalım,
  • Bir kapta tuzsuz tereyağı, ezilmiş sarımsak, kuru tarhun ve limon kabuğu rendesini birleştirin, iyice karıştırın, sonra bir kenara koyun,
  • Salata için, dilimlenmiş lahana, rezene, dijon hardalı, beyaz şarap sirkesi, rezene tohumu ve mayonezi birleştirerek karıştırın. İyice birleştirmek için karıştırın ve bir kenara koyun,
  • Dana bonfileyi küp küp doğrayın ve şişlerin üzerine dizin, hazırlanan sarımsak ve tarhun tereyağı karışımının yarısı ile iyice fırçalayın,
  • Bonfileyi ister ızgarada ister ızgarada yüksek ateşte 6 – 9 dakika pişirin,
  • Şişleri rezene salatası ve ekstra sarımsak ve tarhun tereyağı karışımı ile servis edin
  • Afiyet olsun…
Paylaşın

19 İl İçin Yağış Uyarısı: Ankara, İstanbul, İzmir…

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, aralarında Ankara, İstanbul, İzmir, Kırıkkale, Kırşehir, Aksaray, Bolu, Düzce, Amasya, Tokat, Giresun, Gümüşhane ve Bayburt’unda bulunduğu 19 ilde yağış beklendiğini duyurdu.

Haber Merkezi / Meteoroloji, vatandaşları yaşanabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması uyarısında bulundu. Meteoroloji, ayrıca, hava sıcaklığının batı kesimlerde 4 ila 8 derece azalacağı bildirdi.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) tarafından yapılan son değerlendirmelere göre: Ülkemizin genelinin parçalı ve yer yer çok bulutlu, Batı Akdeniz kıyıları, Doğu Akdeniz, İç Anadolu’nun doğusu, Batı ve Orta Karadeniz kıyıları, Doğu Anadolu’nun batısı, Güneydoğu Anadolu ile Kırklareli’nin kuzey kesimleri, İstanbul’un kuzey ilçeleri, Kocaeli ve Sakarya çevreleri, Çanakkale’nin doğu, Balıkesir’in kuzey kesimleri, Muğla’nın güney kesimleri, Ankara’nın güney ve doğu kesimleri, Kırıkkale, Kırşehir, Aksaray, Bolu, Düzce, Amasya, Tokat, Giresun, Gümüşhane ve Bayburt çevrelerinin yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

Genellikle yağmur ve sağanak, Akdeniz kıyı kesimlerinde gök gürültülü sağanak, Tunceli, Erzincan, Erzurum ve Bingöl’un yüksek kesimlerinde karla karışık yağmur ve yer yer kar şeklinde olması beklenen yağışların, Adana’nın güneyi ile Hatay, Diyarbakır, Mardin ve Siirt çevrelerinde yerel olmak üzere kuvvetli olması bekleniyor.

Hava sıcaklığının Marmara, Akdeniz ile iç kesimlerde 4 ila 8 derece azalacağı, diğer yerlerde önemli bir değişiklik olmayacağı tahmin ediliyor.

Yağışların; Adana’nın güneyi ve Hatay çevreleri ile bu akşam saatlerinde Antalya’nın doğu ilçelerinde yer yer kuvvetli olması beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması konusunda uyarı yapıldı.

Bölgelerimizde hava durumu ise şöyle;

  • Marmara Bölgesi: Parçalı ve yer yer çok bulutlu, Kırklareli’nin kuzeyi, İstanbul’un kuzey ilçeleri, Sakarya ve Kocaeli çevreleri, Çanakkale’nin doğusu ve Balıkesir’in kuzey kesimlerinin sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
  • Ege Bölgesi: Parçalı ve çok bulutlu, Muğla’nın güney kesimlerinin sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
  • Akdeniz Bölgesi: Parçalı ve yer yer çok bulutlu, Batı Akdeniz kıyıları ile Doğu Akdeniz’in sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, Adana’nın güney ilçeleri ile Hatay çevrelerinde kuvvetli olması bekleniyor.
  • İç Anadolu Bölgesi: Parçalı ve çok bulutlu, doğusu ile Kırıkkale, Kırşehir ve Aksaray çevreleri ve Ankara’nın güney ve doğu kesimlerinin yağmur ve sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
  • Karadeniz Bölgesi: Parçalı ve yer yer çok bulutlu, kıyı kesimleri ile Düzce ve Bolu çevrelerinin sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Sabah saatlerinde bölgenin iç kesimlerinde pus ve yer yer sis bekleniyor. Orta ve Doğu Karadeniz, parçalı yer yer çok bulutlu, Orta Karadeniz kıyıları ile Amasya, Tokat, Giresun, Gümüşhane ve Bayburt çevrelerinin yağmur ve sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Sabah saatlerinde iç kesimlerinde pus ve yer yer sis bekleniyor.
  • Doğu Anadolu Bölgesi: Az bulutlu ve açık, zamanla parçalı ve çok bulutlu, batı kesimlerinin yağmur ve sağanak yağışlı, Erzincan, Bingöl, Tunceli ve Erzurum çevrelerinin yükseklerinin karlakarışık yağmur ve kar şeklinde geçeceği tahmin ediliyor.
  • Güneydoğu Anadolu Bölgesi: Parçalı ve yer yer çok bulutlu, bölge genelinin sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların Mardin, Diyarbakır ve Batman çevrelerinde yerel olmak üzere kuvvetli olması bekleniyor.
Paylaşın

CHP’den ‘Cumhurbaşkanı Adayı’ Açıklaması: Yüzde 100 Mutabakat Var

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa’nın cumhurbaşkanı adayı merak edilirken, CHP’li Eren Erdem konuya ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Meclisi (PM) üyesi ve eski milletvekili Eren Erdem, CHP’nin altılı masaya cumhurbaşkanı adayı olarak sunacağı ismin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu olduğunu söyledi ve ekledi: Yüzde 100 mutabakat söz konusudur. Masadaki her parti aday önerebilir. Karar masanın.

Eren Erdem ayrıca, “Biz sürekli kamuoyu yoklaması yaptırıyoruz. Hiçbir algı operasyonu, bizim tutumumuzu değiştirmez. Biz, dostlarımızla bir masa kurduk. Ortak adayı masa belirleyecek. Lakin ben, parti yöneticisi adına partim namına şunu söyleyebilirim; partimizin önereceği isim Kılıçdaroğlu’dur” dedi.

CHP’li Eren Erdem, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarda şu ifadeleri kullandı:

“Aday kim olacak? Buna altılı masa karar verecek. Elbette her parti masaya aday önerebilir. CHP’nin tüzel kişiliğinin masaya TEK önerisi, Kemal Kılıçdaroğlu’dur. CHP’nin önereceği isim konusunda, yüzde 100 mutabakat söz konusudur. Masadaki her parti aday önerebilir. Karar masanın.

Biz sürekli kamuoyu yoklaması yaptırıyoruz. Hiçbir algı operasyonu, bizim tutumumuzu değiştirmez. Biz, dostlarımızla bir masa kurduk. Ortak adayı masa belirleyecek. Lakin ben, parti yöneticisi adına partim namına şunu söyleyebilirim; partimizin önereceği isim Kılıçdaroğlu’dur.

Kamuoyunda, masada ve CHP’de kafa karışıklığı varmış gibi bir algı üretiliyor. Kafası karışık olan Saray’dır. 2 yıla yakın süre önce, ilk dile getiren kişilerden biri olarak söylüyorum; CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı konusunda yüzde 100 mutabakat vardır, heyecan vardır.

Elbette son kararı alacak yegane merci; değerli Genel Başkanların bir arada memleketin refahı için buluştuğu altılı masadır. Masa, CHP’nin önerisi dahil, her görüşü ele alabilecektir. Bu hususta, CHP olarak irademiz açık, güvenimiz sonsuz, enerjimiz yüksektir.”

Paylaşın

‘Kartellere’ seslenen Kılıçdaroğlu: Şehirlerimizi Terk Edin, Sizi Yok Edeceğiz

Interpol tarafından ‘kırmız bülten’le aranan Sırp çete lideri Zeljko Bojanic’in İstanbul’da gözaltına alınmasının ardından açıklama yapan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Kartellere sesleniyorum; şehirlerimizi terk edin. Sizi yok edeceğiz” dedi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, uluslararası polis teşkilatı Interpol’ün ‘kırmız bülten’le aradığı Sırp çete lideri Zeljko Bojanic’in İstanbul’un Sarıyer ilçesinde cinayet şüphelisi olarak gözaltına alınmasının ardından sosyal medya hesabından açıklamada bulundu.

Kılıçdaroğlu’nun konuya ilişkin sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama şöyle:

“Kara para, sahibini getirir dedim. Dünyanın ne kadar mafya pisliği varsa, paraları ile birlikte şehirlerimize geldi. Şimdi bahçelerde ceset araması yapılıyor. Gördükleriniz denizde sadece bir kum tanesi.

Kartellere sesleniyorum; şehirlerimizi terk edin. Sizi yok edeceğiz. Kirli paranızı alın gidin. Size kurban vereceğimiz tek bir evladımız yoktur.”

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, 31 Ekim gecesi bir video yayınlayarak sokaklarda giderek yaygınlaştığını belirttiği uyuşturucuya karşı vatandaşları uyarmış, hükümeti eleştirmişti. Kılıçdaroğlu şunları söylemişti:

“Her türlü kara paranın ülkeye girmesine göz yumdular. ‘Getir, nereden getirirsen getir, kaynağını sormayacağım’ dediler ve bu kirli parayı yani milyar dolarları, yani uyuşturucu paralarını Türkiye’nin cari açığını finansmanında kullandılar… Gelelim ‘Okul önünde yakaladığınız uyuşturucu satıcısının bacağını kırın’ diyen namıdiğer Fotoroman Süleyman’a.

O da Fotoromancı ya, Saray da çok iyi biliyor ki bu uyuşturucuları kendileri davet ettiler bu ülkeye. ‘Paralarınızı getirin, her şeye göz yumacağız’ dediler ve göz yumdular. Bunlar onunla bununla poz veren, gençlerin diliyle söyleyeyim ‘Breaking Bad Süleyman’ ülkenin çocuklarının zehirlenmesine göz yummuştur. Yazıklar olsun onlara” demişti.

Paylaşın

İklim Değişikliği, Kanserden İki Kat Daha Ölümcül Olabilir

İklim değişikliğinin bazı bölgelerde kanserden iki kat daha ölümcül olabileceğini gösteren bir rapor yayınlandı. Örneğin Bangladeş’in başkenti Dakka’da 2100’e kadar her yıl 100 bin kişiden 132’sinin bu sebepten öleceği kaydedildi. Bu sayı, kentteki kanser ölümlerinin iki, trafik kazası ölümlerinin 10 katı.

Raporda krizin, ülkelerarasında insan sağlığına dair eşitsizlikler doğurduğuna ve gelecekte bunun daha da artabileceğine dikkat çekildi.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (United Nations Development Programme/UNDP) ve İklim Etkisi Laboratuvarı iklim değişikliğiyle ilgili korkutucu bir rapor yayımladı.

Dün paylaşılan bulgular, karbon emisyonunun yüksek seviyelerde kalması halinde, iklim değişikliğinin bazı bölgelerde kanserden iki kat daha ölümcül olabileceğini gösterdi.

Örneğin Bangladeş’in başkenti Dakka’da 2100’e kadar her yıl 100 bin kişiden 132’sinin bu sebepten öleceği kaydedildi. Bu sayı, kentteki kanser ölümlerinin iki, trafik kazası ölümlerinin 10 katı.

Raporda krizin, ülkelerarasında insan sağlığına dair eşitsizlikler doğurduğuna ve gelecekte bunun daha da artabileceğine dikkat çekildi.

G20 ülkelerinin üçte birinin iklim değişikliği kaynaklı ölümler göreceği, ancak bu sayının En Az Gelişmiş Ülkeler arasında dörtte üçe ulaşacağı belirtildi.

Verilere göre ülkeler içinde de eşitsizlikler artacak.

Yüksek karbon emisyonu devam ederse Kolombiya’nın kuzeyindeki liman kenti Barranquilla’da, artan sıcaklıklar sebebiyle her yıl 100 bin kişiden 37’sinin ölmesi bekleniyor. Bunun, Kolombiya’da bugünkü meme kanserinden ölüm oranının 5 katı olduğuna ve başkent Bogota’da daha az iklim kaynaklı ölümün gerçekleşeceğine dikkat çekildi.

Rapora göre sadece iklim değişikliğini azaltmak için değil, etkilerine uyum sağlamak için de hızlı hareket edilmesi gerekiyor. İklim değişikliği seviyesi azalsa bile Pakistan’ın Faysalabad kentinde bu sebepten ölümler 2020-2039’da yılda 100 bin insan başına ortalama 36 olacak. Ancak uyum çabaları olmasaydı bu sayının 67’ye çıkabileceğinin altı çizildi.

UNDP, insanlar sebebiyle atmosferdeki karbondioksitin tehlikeli seviyelere ulaştığını, sıcaklıkların yükseldiğini ve aşırı hava olayı sayısının arttığını belirtti. Ortak ve acil bir şekilde harekete geçilmeden, iklim değişikliği kaynaklı eşitsizliklerin kötüleşeceği vurgulandı.

Verilere göre Paris İklim Anlaşması’ndaki maddelerin uygulanması halinde 2100’e kadar aşırı sıcaktan kaynaklanacak ölümlerin yüzde 80 azaltılabileceği ve on milyonlarca hayatın kurtarılabileceği düşünülüyor.

İklim Etkisi Laboratuvarından Sol Hsiang, küresel verileri ve ayrıntılı iklim modellerini birleştirip analiz ettiklerini söyledi. Hsiang’a göre bulgular, iklim değişikliğinin en çok bugünün en sıcak ve yoksul bölgelerini etkilediğini gösteriyor: Neyse ki dünya hala emisyonları hızlı bir şekilde azaltarak rotasını değiştirebilir.

Paris İklim Anlaşması maddeleri arasında küresel sıcaklık artışını, 2 dereceyle sınırlamak ve mümkünse 1,5 derecenin altında tutmak var. Ayrıca insan kaynaklı sera gazı emisyonunun 2030’a kadar en az yüzde 50 azaltılması hedefleniyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Abdullah Gül’e Yakın Kaynak: Gül’ü Adaylık İçin Arayan Olmadı

Türkiye, yavaş yavaş seçim sürecine girerken, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa ortak cumhurbaşkanı adayı için özel bir ekip kurmayı planlıyor.

Ekip ortak aday için kamuoyu anketlerinin de içinde yer alacağı çalışmalar yapacak, adayın kim olacağına ilişkin çalışma yürütecek. Ortak aday konusunda ismi yeniden gündeme gelen Abdullah Gül’e yakın bir kaynaksa, “Kendisinin bu konuda herhangi bir teması, herhangi bir görüşmesi yok. Ama 2018’de sağlanamayan mutabakat sağlanabilirse, Abdullah Bey’in de birtakım şartları olur. Tek aday olmak ister” dedi.

Altılı masa 14 Kasım Pazartesi günü DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın ev sahipliğinde sekizinci kez toplanacak. Masanın gündeminde, ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş Sürecinin Yol Haritası’ ve ‘önemli temel politika alanları için kurulan ortak çalışma grubunun’ yaptıkları çalışmalar yer alacak. Toplantıdan bu alışmaların kamuoyu ile paylaşılmasına dair bir karar çıkması bekleniyor.

Milliyet’ten Mehtap Gökdemir’in haberine göre, Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş’ın altılı masaya ve Millet İttifakı’na katılma talebinin de masada olacağı 14 Kasım toplantısına ilişkin parti kurmayları, “Ortak aday konusundan önce geçiş sürecinin yol haritası, temel konulardaki ortak söylemin kararlaştırılması benimsenmişti. Bu iki başlıkta anlaşma sağlandıktan sonra aday konusu gündeme gelecek. Adayın kim olacağına ilişkin çalışma yürütülecek. 14’ünde geçiş sürecinin yol haritasıyla ilişkin somut bir açıklama yapılırsa, ‘şu şartlarda anlaştık’ denilirse bilin ki bir ay sonra adayın kim olduğu da açıklanabilir” ifadelerini kullandılar.

Kaynaklar, liderlerin sekizinci toplantısında 14 Kasım’daki toplantıda geçiş sürecinin yol haritası ve ortak söylem konusunda uzlaşma sağlanması durumunda, ortak aday çıkarma konusunun da ele alınabileceğini belirtiyor.

Ortak aday kararının netleşmesinin akabinde de bu konuda özel bir çalışma ekibinin kurulabileceğine işaret eden kaynaklar, kurulacak ekibin gerekirse kamuoyu anketlerinin de içinde yer alacağı bir ön çalışma yürüteceğini, ekipte mevcut altı partiden temsilcilerin yer alacağını aktarırken, “Ekip doğrudan adayın kim olacağı için çalışma yürütecek. Bütün partilerin en güvendiği anket firmaları belirlendikten sonra, bu firmaların yaptıkları anketlerden çıkan isimlerin ortalamasına bakılacak. Ancak sadece anket sonuçlarına bakılarak aday belirlenmez. Anketlerin bu konudaki etkisi yüzde 20 olur. Anket sonuçlarının yanısıra adı geçen isimlerin geçmişte ne yaptığı, diğer partilerden oy alıp alamayacağına da bakılır” görüşünü dile getirdiler.

‘Herhangi bir teması, herhangi bir görüşmesi yok’

Ortak aday konusunda son dönemde kulislerde ismi yeniden gündeme gelen 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün durumuna ilişkin ise altılı masa kurmayları, kendisiyle bu anlamda bir görüşme ve temas yapılmadığını söyleyerek, “Öncelik altılı masadan bir ismin aday olarak çıkması. Çıkmazsa, dışarıdan bir isim konuşulur ama altılı masada uygun isimler var” değerlendirmesini yaptılar.

Gül’e yakın bir kaynak ise “Kendisinin bu konuda herhangi bir teması, herhangi bir görüşmesi yok. Kendisinin dışında gelişen bir durum söz konusu. Abdullah Bey’den bağımsız gelişiyor” ifadesini kullandı. Gül’ün altılı masanın ortak adayı olma ihtimali için ‘o biraz zayıf bir ihtimal gibi duruyor’ görüşünü dile getiren aynı kaynak, “Ama 2018’de sağlanamayan mutabakat sağlanabilirse, Abdullah Bey’in de birtakım şartları olur. Tek aday olmak ister” dedi.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, ‘Türkiye’den Kara Para Kaçıran Ailelere’ Seslendi

Türkiye’de kara para aklayan bazı ailelerin Londra’da gayrimenkuller aldığını iddia eden CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Bugün Londra’da Chelsea’yi size tanıtmaya geldim. Türkiye’den kara parasını kaçıran bazı sözüm ona aileler, gayrimenkullerini bu semte dizdiler. Diyorlar ki, ‘Bay Kemal’ler iktidara gelince kaçacak yerimiz olsun’. Bakın ey çeteler, kaçmayı düşündüğünüz sokaktayım şu anda” dedi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, açıklamasının devamında, “Ne yaptığınızı, ne yapacağınızı gayet iyi biliyorum. Önce kara parayı Türkiye’ye sokuyorsunuz, yıkayıp paklayıp aklıyorsunuz, sonra dışarı geri çıkarıp aileleriniz için yatırıma çeviriyorsunuz. Ne ala dünya değil mi? Hazinemizin 1 kuruşunu dahi yanınıza bırakırsam namerdim. Bu kadar net, bu kadar açık söylüyorum. Göreceksiniz siz aileyi!” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Saat 22.00 görüşürüz” demişti. Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından “Kara paradan evlatlarımızın payına uyuşturucu düştü. Peki ya onların çocuklarına?” başlığıyla video yayınladı.

Kılıçdaroğlu, videoda şu ifadeleri kullandı:

“Sevgili halkım, bu aralar ortamı bulandırmak için, aile, anayasa konuşanlar var. Ne tesadüftür ki dünyanın neresine gitsem birilerinin ailesiyle karşılaşıyoruz. Bazen New York’taki gökdelenlerde, bazen Man Adası’ndaki banka hesaplarında. Ama aile demişken bugün Londra’da Chelsea’yi size tanıtmaya geldim. Türkiye’den kara parasını kaçıran, bazı sözüm ona aileler, ama gerçekte çeteler; gayrimenkullerini tek tek bu semte dizdiler. Diyorlar ki Bay Kemaller iktidara gelince kaçacak yerimiz olsun.

Bakın ey çeteler, kaçmayı düşündüğünüz sokaktayım şuan. Ne yaptığınızı, ne yapacağınız gayet iyi biliyorum. Önce kara parayı Türkiye’ye sokuyorsunuz, yıkayıp paklayıp günlerce aklıyorsunuz, sonra dışarı geri çıkarıp aileleriniz için yatırıma çeviriyorsunuz. Ne ala dünya değil mi?

Hazinemizin bir kuruşu dahi yanınıza bırakırsam namerdim. Bu kadar net, bu kadar açık söylüyorum. Göreceksiniz siz aileyi. Bakın sevgili halkım, bu seçimde iki Türkiye var önünüzde. Birini seçeceksiniz. İlki, kara para ile beşli çetelerin daha da zengin edildiği, bizim çocuklarımıza ise methin, uyuşturucunun kaldığı bir Türkiye.

Diğer Türkiye ise, temiz, teknolojik, iklim dostu yatırımları olan, gençlerimizi sokaklardan kurtaran, girişimci evlerine yerleştiren, yepyeni, pırıl pırıl, çok güzel bir Türkiye. O Türkiye’de baronlara, mafyaya, çetelere yer yok. Orada fotoromanlara da yer yok. Olmayacak da zaten. İşte ben bu parlak Türkiye için dört gündür yatırımcılarla konuşuyorum.

Önce dünyada toplam 5 trilyon dolarlık fon yöneten yatırım bankalarıyla görüştük. Bugün toplamda 100 milyar sterlin yatırım yapmış 14 devasa fonla görüştük. Akşam ise 342 milyar dolarlık büyüklüğü ile dünyanın en büyük teknoloji yatırımlarını yapan bir yatırım grubu ile görüşeceğim.

Sevgili gençler, sizin ihtiyacınız olan parayı buldum. Tüm dünyaya ilham vereceksiniz, emin olun! Ve göreceksiniz güzel Türkiye’yi nasıl birlikte inşa edeceğimizi.”

Kılıçdaroğlu’nun ABD ziyareti

Kılıçdaroğlu, ABD ziyareti sırasında TÜRKEN Vakfı’nın New York’taki gökdelen inşaatı önünde açıklama yapmış, vakıf üzerinden yurt dışına para kaçırıldığını iddia etmişti.

İktidara yakın medyada, ziyaret sırasında Kılıçdaroğlu’nun “8 saat ortadan kaybolduğunu” öne sürülmüş ve çeşitli iddialarda bulunulmuştu. Kılıçdaroğlu ise açıklama için otomobille gökdelen inşaatına gittiklerini söylemişti.

Kılıçdaroğlu, “Hemen bindik araca Washington’a doğru geldik. Benzin istasyonuna uğradık hamburger almak üzere. Burada kimse beni tanımaz diye geziyorum. Birisi ‘Sizinle fotoğraf çektirebilir miyiz?’ dedi. ‘Türk müsün?’ dedim. ‘Türkmenistandanım’ dedi. ‘İyi gel bakalım’ dedim” ifadelerini kullanmıştı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise Kılıçdaroğlu’nun “FETÖ’cülerle hamburger yediğini” iddia etmişti. Erdoğan, 22 Ekim günü Malatya’da yaptığı konuşmada, “Milletimiz FETÖ’cülerle benzin istasyonunda hamburger yemek için on bin kilometre yol gidenlere yüz vermez” demişti.

Paylaşın

Sancar: Kürt Sorununda Demokratik Çözümün Yolunu Açacağız

Partisinin Ankara İl Örgütü tarafından düzenlenen dayanışma etkinliğinde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sancar, “Bu rejimden çıkışın tek yolu en geniş demokrasi birlikteliğini oluşturmaktır, güçlerimizi birleştirmektir. Bizler Emek ve Özgürlük İttifakıyla bunun çok önemli bir temelini attık ve şimdi bu ittifakı her alanda genişleterek büyük demokrasi ittifakına dönüştürmek için çalışmalar yürütüyoruz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu rejim ve bu iktidar varlığını sürdürmek için savaş politikalarını son demine kadar kullanmak konusunda tereddüt etmeyecektir. Bizlerin de buna karşı demokrasi, eşitlik, adalet, emek, özgürlük ve barış mücadelesinde bir araya gelmekte bahaneler aramamamız lazım. Bahane ve gerekçe arama lüksümüz yok. Birleşik bir mücadeleyle en geniş ittifakı oluşturmak sorumluluğumuzdur. Bu dayanışma yemeğinden bu çağrıyı bir kez daha tekrar etmek istiyorum: En geniş demokrasi ittifakını kurmak için herkes fedakarlıkta bulunmalı, elinden gelenin fazlasını yapmalıdır. AKP-MHP rejiminin ve iktidarının bu sistemi kalıcı hale getirmesinin önüne geçmenin yolu buradan geçiyor. Eğer bunu başarabilirsek Türkiye’ye yeni başlangıcı da armağan edeceğiz. Bunu başarabilirsek, Kürt sorununda demokratik çözümün yolunu açacağız. Bunu başarabilirsek, eşit özgür emekten yana bir gelecek inşa etmenin temellerini atacağız”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, partisinin Ankara İl Örgütü tarafından düzenlenen dayanışma etkinliğine katıldı. Sancar burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Bugün 4 Kasım. Arkadaşlarım bu yemeğin bugüne denk getirilmesinin sanki bir uygunsuz rastlaşma olduğu gibi bir duyguya kapılmışlar. Bence bu duyguya gerek yok. Buradayız, hep birlikteyiz, dayanışma halindeyiz. Rehin tutulan bütün yoldaşlarımıza bu dayanışma akşamından güçlü bir sevgi ve selam gönderiyoruz. Bir şey daha yapıyoruz. Bütün baskılarına rağmen, bütün oyunlarına rağmen dimdik ayakta olmakla kalmıyoruz, büyüyoruz ve güçleniyoruz. Bu da onlara dert olsun.

“Tek adam rejiminin kuruluşu 4 Kasım 2016 bir siyasi darbedir”

4 Kasım 2016 bir dönüm noktası olarak kaydedilmelidir. Ondan önce 6 Mayıs’ta dokunulmazlıklar Anayasa değişikliği ile toptan kaldırılmıştı ve o zaman benim de aralarında bulunduğu milletvekillerimiz hakkında davalar açılmıştı. Sonra 15 Temmuz, ardından 20 Temmuz OHAL ilanı ve sonrasında da 4 Kasım’daki siyasi darbe. Bir darbeler silsilesinin, yeni bir rejim inşa sürecinin en önemli darbesi 4 Kasım’dı. 4 Kasım 2016, yeni rejimi inşasının karşısındaki en örgütlü ve kararlı mücadele gücünün tasfiye edilme çabalarının devreye sokulmasıdır.

Bir siyasi darbeydi, ardından tek adam rejimini öngören anayasa değişikliğinin hazırlıkları başladı. Yine bu süreç içerisinde HDP etkisizleştirilmek istenirken, önlerindeki en güçlü bariyer olarak gördükleri bu örgütlü mücadele geleneğini tasfiye etmeye çalışırlarken, aynı zamanda OHAL şartlarını da devam ettiriyorlardı. Yani tek adam rejiminin kuruluşu esas itibariyle 4 Kasım 2016’da hız almıştır. O nedenle bu bir siyasi darbedir. Sadece demokratik siyaseti tasfiye etmeye yönelik darbeler silsilesinin sıradan bir parçası değildir, şimdi yaşadığımız bu rejimin inşa sürecinin de dönüm noktası olmuştur.

“Siyasi rehine olarak alınan bütün yoldaşlarımıza selam olsun”

4 Kasım akşamı o dönemki Eş Genel Başkanlarımız Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve çok sayıda milletvekili yoldaşımız ve başka arkadaşlarımız operasyonla gözaltına alındılar, tutuklandılar. Ama operasyonlar bununla sınırlı kalmadı. Tekrar o gün o operasyonla siyasi rehine olarak alınan ve bugüne kadar da içeride mücadeleyi bir an bile tereddüt etmeden sürdüren bütün yoldaşlarımıza selamlarımızı ve sevgilerimizi gönderelim.

“HEP’ten DEHAP’a partilerimizi kapatarak mücadeleyi bitirebileceklerini sandılar”

Bu yeni rejim, bir kayyım sistemiyle ilerleyecekti. Nitekim öyle oldu. Önce halk iradesi gasp edildi. Bu yeni rejim aynı zamanda vesayet sistemini yeni bir görünüm altında sürdürmeyi öngörüyordu. Öyle de oldu. 4 Kasım’da demokratik siyasete yapılan darbenin evveliyatı 1990’lara uzanıyor. Hatta 89’a. O günden bugüne bütün bu gelenekte yer alan partilere yönelik her türlü operasyonu denediler. Milletvekillerini ve yöneticilerini tutukladılar. Keyfice cezaevlerinde tuttular, hatta katlettiler. Partileri kapattılar. HEP’ten DEP’e, HADEP’ten DEHAP’a birçok partimizin bu şekilde kapatılması ve sindirilmek istenmesiyle mücadeleyi bitirebileceklerini sandılar ama öyle olmadı.

Tam tersi bir sonuç doğdu. Amaçları demokratik siyaseti bitirmek Türkiye’de Kürt sorununa demokratik çözümün esas kanallarını yok etmek, yani demokrasi ve özgürlük mücadelesini siyaset zemininde sürdürme imkanlarını ortadan kaldırmaktı. Ama demokratik siyasette ısrar devam etti ve bugünlere gelindi. Barış ve Demokrasi Partisinden, Demokratik Toplum Partisinden şimdi HDP’ye vardık, burada buluştuk.

Bütün o mücadeleden buraya akan güçlü nehirlerdir onlar. Şimdi HDP bu nehirlerin beslediği ve başka nehirlerle zenginleşen bir deniz olmuştur. Amacımız bunu Türkiye’nin bütün özgürlük, adalet, eşitlik ve demokrasi isteyen toplum kesimlerinin buluşacağı bir okyanus haline getirmektir. Bunu da bu mücadelede emek veren bütün o yoldaşlarımıza borçluyuz. Onlara minnetlerimizi ve saygılarımızı buradan bir kez daha dile getirelim.

“Özgür basın Ape Musa’dan devraldığı geleneği sürdürmekte kararlıdır”

Demokratik siyasette ısrar ve demokrasi mücadelesinde kararlılık. Kürt sorununa demokratik çözüm, Türkiye’nin bütününe çoğulcu, özgürlükçü ve eşitlikçi bir demokrasi mücadelesi. Bu mücadelede kararlılık asla ortadan kalkmadı. Asla üzerine gölge düşmedi, düşmeyecektir.  Bu rejim aynı zamanda özgürlüklere düşman bir rejim, doğası gereği özgürlükleri ortadan kaldıran bir rejim. Şimdi sansür yasasıyla, seçimlere yaklaşırken toplumu bir bütün olarak nasıl susturabileceğini hesaplayan bu iktidarın kurduğu rejim.

Bu iktidar en çok özgür basından korkuyor. Onun için haftalar önce 16 özgür basın emekçisini Diyarbakır’da gözaltına alıp tutukladılar. Geçen hafta da yine Mezopotamya Ajansı ve JİNNEWS’ın bürolarına baskınlar düzenlediler. Değerli basın emekçilerini, özgür basın mücadelesinin neferlerini tutukladılar. Burada da amaç özgür basını susturmaktır. Ama özgür basın, Ape Musa’dan devraldığı geleneği sürdürmekte kararlıdır. Bu aynı zamanda özgürlük mücadelesinde kararlılıktır. Onları da buradan selamlıyoruz.

“Şebnem Hoca bir siyasi rehinedir”

TTB örneğinde olduğu gibi, emek ve meslek örgütlerine yönelik operasyonlar da derinleştirilecek gibi görünüyor. TTB de bir geleneği temsil ediyor. 12 Eylül’de idama karşı çıkan, en zor şartlarda insan hakları ve halk sağlığı mücadelesini kararlılıkla yürüten bir örgüt bu. Bu aynı zamanda barış mücadelesinde ısrar ve inat demektir. Şebnem Hoca’nın savaş politikalarına karşı çıkışı tam da bu güzel ve zengin geleneği en iyi şekilde temsil ettiği için şimdi rehin olarak alınmıştır. O da bir siyasi rehinedir. Onun şahsında, ona yönelik bu kumpas örneğinde, bütün meslek örgütlerini sindirmek ve ellerinden gelirse buraya da kayyım atamak istiyorlar.

“Emek ve Özgürlük İttifakını büyük bir demokrasi ittifakına dönüştürmek için çalışıyoruz”

Buradan çıkışın yolunu göstermemiz gerekiyor. Bu rejimden çıkışın tek yolu en geniş demokrasi birlikteliğini oluşturmaktır, güçlerimizi birleştirmektir. Bizler Emek ve Özgürlük İttifakıyla bunun çok önemli bir temelini attık ve şimdi bu ittifakı her alanda genişleterek büyük demokrasi ittifakına dönüştürmek için çalışmalar yürütüyoruz. Bu rejim ve bu iktidar varlığını sürdürmek için savaş politikalarını son demine kadar kullanmak konusunda tereddüt etmeyecektir. Bizlerin de buna karşı demokrasi, eşitlik, adalet, emek, özgürlük ve barış mücadelesinde bir araya gelmekte bahaneler aramamamız lazım.

Bahane ve gerekçe arama lüksümüz yok. Birleşik bir mücadeleyle en geniş ittifakı oluşturmak sorumluluğumuzdur. Bu dayanışma yemeğinden bu çağrıyı bir kez daha tekrar etmek istiyorum: En geniş demokrasi ittifakını kurmak için herkes fedakarlıkta bulunmalı, elinden gelenin fazlasını yapmalıdır. AKP-MHP rejiminin ve iktidarının bu sistemi kalıcı hale getirmesinin önüne geçmenin yolu buradan geçiyor. Eğer bunu başarabilirsek Türkiye’ye yeni başlangıcı da armağan edeceğiz. Bunu başarabilirsek, Kürt sorununda demokratik çözümün yolunu açacağız. Bunu başarabilirsek, eşit özgür emekten yana bir gelecek inşa etmenin temellerini atacağız. O nedenle hepimiz üzerimize düşen sorumluluğun bilincine varmalı ve gözümüzü biraz da dünyaya çevirmeliyiz.

Avrupa’ya değil Latin Amerika’ya bakmalıyız. Son iki yılda Şili’den Arjantin’e, Meksika’dan Peru’ya ve Brezilya’ya 8 ülkede demokrasi ittifakları çoğulcu temelde kurulduğu için ve temel hedeflerde ortaklık oluştuğu için popülist sağ faşist rejimleri seçimlerde alt edebildiler. Bizler bunun zeminini toplumsal mücadele birlikteliğiyle atıyoruz. Seçimlerde de en geniş birliktelikle bu toplumsal mücadelenin ürünlerini almalıyız. Buradan taze örnek olduğu için Brezilya’daki toplumsal mücadelenin bütün öncülerine ve emekçilerine ve onların birleşik gücüyle kazanan başka Lula’a ya da selam olsun diyorum.

“Demokrasi ittifakını oluşturabilmenin turnusol kağıdı bu rejimden ayrılma iradesidir “

En geniş demokrasi ittifakını oluşturabilmenin turnusol kağıdı bu rejimden gerçekten ayrılma iradesidir. Kim ki bu rejimin savaş politikalarını, Kürt sorununda inkar, asimilasyon ve imhayı esas alan zihniyetini, başta Aleviler olmak üzere inançlara eşit yurttaşlığı hak görmeyen uygulamalarını, ayrımcılığını sürdürme niyetinde ise bu güçlerin mevcut iktidardan esasta bir farkı olmayacaktır.

Kürt sorununda demokratik çözüme var mıyız? Gerçekten özgür ve eşit bir geleceği kurmak istiyor muyuz? Yoksa içi boş itirazlarla sadece kendimizi rahatlatmaya mı çalışıyoruz? Bu soruların cevabı önümüzdeki dönemin ve gelecek yılların kaderini belirleyecektir. O nedenle diyoruz ki bu yol yüzüncü yılında Cumhuriyeti demokrasiyle buluşturma yoludur. Emekten, özgürlükten, eşitlikten yana bir yaşam kurmanın yoludur. Eşit yurttaşlığa dayalı demokratik cumhuriyeti inşa etmenin yoldur. Bunu da ancak birlikte başarabiliriz. Birlikte başaracağımıza inancımız tamdır. Herkes inansın. O zaman göreceğiz mutlaka kazanacağız, hep birlikte kazanacağız.”

Paylaşın