Rezene Salatası İle Dana Şiş, Malzemeleri, Hazırlanışı

Sizin ve tüm ailenizin seveceği bir kombinasyon: mükemmel dana şiş, canlandırıcı rezene salatası… Bu kombinasyon, herkesin mutlaka tatması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Haber Merkezi /  Öyleyse hemen verilen adımları takip edin ve bu kolay tarifi sevdikleriniz için yapın! Ortalama 30 dakikada hazırlayacağınız bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

Dana şiş

  • 2 çay kaşığı sarımsak, ezilmiş
  • 2 yemek kaşığı kurutulmuş tarhun, doğranmış
  • 1 orta boy limon, rendesi
  • 100 gram tuzsuz tereyağı
  • 500 gr. sığır bonfilesi

Rezene Salatası:

  • 1/4 orta boy kırmızı lahana, ince dilimlenmiş
  • 1 orta boy rezene, ince dilimlenmiş
  • 2 çay kaşığı dijon hardalı
  • 2 yemek kaşığı beyaz şarap sirkesi
  • 1/2 çay kaşığı rezene tohumu
  • 2 yemek kaşığı mayonez

Hazırlanışı;

  • Tüm malzemelerinizi hazırlayın, başlayalım,
  • Bir kapta tuzsuz tereyağı, ezilmiş sarımsak, kuru tarhun ve limon kabuğu rendesini birleştirin, iyice karıştırın, sonra bir kenara koyun,
  • Salata için, dilimlenmiş lahana, rezene, dijon hardalı, beyaz şarap sirkesi, rezene tohumu ve mayonezi birleştirerek karıştırın. İyice birleştirmek için karıştırın ve bir kenara koyun,
  • Dana bonfileyi küp küp doğrayın ve şişlerin üzerine dizin, hazırlanan sarımsak ve tarhun tereyağı karışımının yarısı ile iyice fırçalayın,
  • Bonfileyi ister ızgarada ister ızgarada yüksek ateşte 6 – 9 dakika pişirin,
  • Şişleri rezene salatası ve ekstra sarımsak ve tarhun tereyağı karışımı ile servis edin
  • Afiyet olsun…
Paylaşın

19 İl İçin Yağış Uyarısı: Ankara, İstanbul, İzmir…

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, aralarında Ankara, İstanbul, İzmir, Kırıkkale, Kırşehir, Aksaray, Bolu, Düzce, Amasya, Tokat, Giresun, Gümüşhane ve Bayburt’unda bulunduğu 19 ilde yağış beklendiğini duyurdu.

Haber Merkezi / Meteoroloji, vatandaşları yaşanabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması uyarısında bulundu. Meteoroloji, ayrıca, hava sıcaklığının batı kesimlerde 4 ila 8 derece azalacağı bildirdi.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) tarafından yapılan son değerlendirmelere göre: Ülkemizin genelinin parçalı ve yer yer çok bulutlu, Batı Akdeniz kıyıları, Doğu Akdeniz, İç Anadolu’nun doğusu, Batı ve Orta Karadeniz kıyıları, Doğu Anadolu’nun batısı, Güneydoğu Anadolu ile Kırklareli’nin kuzey kesimleri, İstanbul’un kuzey ilçeleri, Kocaeli ve Sakarya çevreleri, Çanakkale’nin doğu, Balıkesir’in kuzey kesimleri, Muğla’nın güney kesimleri, Ankara’nın güney ve doğu kesimleri, Kırıkkale, Kırşehir, Aksaray, Bolu, Düzce, Amasya, Tokat, Giresun, Gümüşhane ve Bayburt çevrelerinin yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

Genellikle yağmur ve sağanak, Akdeniz kıyı kesimlerinde gök gürültülü sağanak, Tunceli, Erzincan, Erzurum ve Bingöl’un yüksek kesimlerinde karla karışık yağmur ve yer yer kar şeklinde olması beklenen yağışların, Adana’nın güneyi ile Hatay, Diyarbakır, Mardin ve Siirt çevrelerinde yerel olmak üzere kuvvetli olması bekleniyor.

Hava sıcaklığının Marmara, Akdeniz ile iç kesimlerde 4 ila 8 derece azalacağı, diğer yerlerde önemli bir değişiklik olmayacağı tahmin ediliyor.

Yağışların; Adana’nın güneyi ve Hatay çevreleri ile bu akşam saatlerinde Antalya’nın doğu ilçelerinde yer yer kuvvetli olması beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması konusunda uyarı yapıldı.

Bölgelerimizde hava durumu ise şöyle;

  • Marmara Bölgesi: Parçalı ve yer yer çok bulutlu, Kırklareli’nin kuzeyi, İstanbul’un kuzey ilçeleri, Sakarya ve Kocaeli çevreleri, Çanakkale’nin doğusu ve Balıkesir’in kuzey kesimlerinin sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
  • Ege Bölgesi: Parçalı ve çok bulutlu, Muğla’nın güney kesimlerinin sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
  • Akdeniz Bölgesi: Parçalı ve yer yer çok bulutlu, Batı Akdeniz kıyıları ile Doğu Akdeniz’in sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, Adana’nın güney ilçeleri ile Hatay çevrelerinde kuvvetli olması bekleniyor.
  • İç Anadolu Bölgesi: Parçalı ve çok bulutlu, doğusu ile Kırıkkale, Kırşehir ve Aksaray çevreleri ve Ankara’nın güney ve doğu kesimlerinin yağmur ve sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
  • Karadeniz Bölgesi: Parçalı ve yer yer çok bulutlu, kıyı kesimleri ile Düzce ve Bolu çevrelerinin sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Sabah saatlerinde bölgenin iç kesimlerinde pus ve yer yer sis bekleniyor. Orta ve Doğu Karadeniz, parçalı yer yer çok bulutlu, Orta Karadeniz kıyıları ile Amasya, Tokat, Giresun, Gümüşhane ve Bayburt çevrelerinin yağmur ve sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Sabah saatlerinde iç kesimlerinde pus ve yer yer sis bekleniyor.
  • Doğu Anadolu Bölgesi: Az bulutlu ve açık, zamanla parçalı ve çok bulutlu, batı kesimlerinin yağmur ve sağanak yağışlı, Erzincan, Bingöl, Tunceli ve Erzurum çevrelerinin yükseklerinin karlakarışık yağmur ve kar şeklinde geçeceği tahmin ediliyor.
  • Güneydoğu Anadolu Bölgesi: Parçalı ve yer yer çok bulutlu, bölge genelinin sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların Mardin, Diyarbakır ve Batman çevrelerinde yerel olmak üzere kuvvetli olması bekleniyor.
Paylaşın

CHP’den ‘Cumhurbaşkanı Adayı’ Açıklaması: Yüzde 100 Mutabakat Var

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa’nın cumhurbaşkanı adayı merak edilirken, CHP’li Eren Erdem konuya ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Meclisi (PM) üyesi ve eski milletvekili Eren Erdem, CHP’nin altılı masaya cumhurbaşkanı adayı olarak sunacağı ismin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu olduğunu söyledi ve ekledi: Yüzde 100 mutabakat söz konusudur. Masadaki her parti aday önerebilir. Karar masanın.

Eren Erdem ayrıca, “Biz sürekli kamuoyu yoklaması yaptırıyoruz. Hiçbir algı operasyonu, bizim tutumumuzu değiştirmez. Biz, dostlarımızla bir masa kurduk. Ortak adayı masa belirleyecek. Lakin ben, parti yöneticisi adına partim namına şunu söyleyebilirim; partimizin önereceği isim Kılıçdaroğlu’dur” dedi.

CHP’li Eren Erdem, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarda şu ifadeleri kullandı:

“Aday kim olacak? Buna altılı masa karar verecek. Elbette her parti masaya aday önerebilir. CHP’nin tüzel kişiliğinin masaya TEK önerisi, Kemal Kılıçdaroğlu’dur. CHP’nin önereceği isim konusunda, yüzde 100 mutabakat söz konusudur. Masadaki her parti aday önerebilir. Karar masanın.

Biz sürekli kamuoyu yoklaması yaptırıyoruz. Hiçbir algı operasyonu, bizim tutumumuzu değiştirmez. Biz, dostlarımızla bir masa kurduk. Ortak adayı masa belirleyecek. Lakin ben, parti yöneticisi adına partim namına şunu söyleyebilirim; partimizin önereceği isim Kılıçdaroğlu’dur.

Kamuoyunda, masada ve CHP’de kafa karışıklığı varmış gibi bir algı üretiliyor. Kafası karışık olan Saray’dır. 2 yıla yakın süre önce, ilk dile getiren kişilerden biri olarak söylüyorum; CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı konusunda yüzde 100 mutabakat vardır, heyecan vardır.

Elbette son kararı alacak yegane merci; değerli Genel Başkanların bir arada memleketin refahı için buluştuğu altılı masadır. Masa, CHP’nin önerisi dahil, her görüşü ele alabilecektir. Bu hususta, CHP olarak irademiz açık, güvenimiz sonsuz, enerjimiz yüksektir.”

Paylaşın

‘Kartellere’ seslenen Kılıçdaroğlu: Şehirlerimizi Terk Edin, Sizi Yok Edeceğiz

Interpol tarafından ‘kırmız bülten’le aranan Sırp çete lideri Zeljko Bojanic’in İstanbul’da gözaltına alınmasının ardından açıklama yapan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Kartellere sesleniyorum; şehirlerimizi terk edin. Sizi yok edeceğiz” dedi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, uluslararası polis teşkilatı Interpol’ün ‘kırmız bülten’le aradığı Sırp çete lideri Zeljko Bojanic’in İstanbul’un Sarıyer ilçesinde cinayet şüphelisi olarak gözaltına alınmasının ardından sosyal medya hesabından açıklamada bulundu.

Kılıçdaroğlu’nun konuya ilişkin sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama şöyle:

“Kara para, sahibini getirir dedim. Dünyanın ne kadar mafya pisliği varsa, paraları ile birlikte şehirlerimize geldi. Şimdi bahçelerde ceset araması yapılıyor. Gördükleriniz denizde sadece bir kum tanesi.

Kartellere sesleniyorum; şehirlerimizi terk edin. Sizi yok edeceğiz. Kirli paranızı alın gidin. Size kurban vereceğimiz tek bir evladımız yoktur.”

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, 31 Ekim gecesi bir video yayınlayarak sokaklarda giderek yaygınlaştığını belirttiği uyuşturucuya karşı vatandaşları uyarmış, hükümeti eleştirmişti. Kılıçdaroğlu şunları söylemişti:

“Her türlü kara paranın ülkeye girmesine göz yumdular. ‘Getir, nereden getirirsen getir, kaynağını sormayacağım’ dediler ve bu kirli parayı yani milyar dolarları, yani uyuşturucu paralarını Türkiye’nin cari açığını finansmanında kullandılar… Gelelim ‘Okul önünde yakaladığınız uyuşturucu satıcısının bacağını kırın’ diyen namıdiğer Fotoroman Süleyman’a.

O da Fotoromancı ya, Saray da çok iyi biliyor ki bu uyuşturucuları kendileri davet ettiler bu ülkeye. ‘Paralarınızı getirin, her şeye göz yumacağız’ dediler ve göz yumdular. Bunlar onunla bununla poz veren, gençlerin diliyle söyleyeyim ‘Breaking Bad Süleyman’ ülkenin çocuklarının zehirlenmesine göz yummuştur. Yazıklar olsun onlara” demişti.

Paylaşın

İklim Değişikliği, Kanserden İki Kat Daha Ölümcül Olabilir

İklim değişikliğinin bazı bölgelerde kanserden iki kat daha ölümcül olabileceğini gösteren bir rapor yayınlandı. Örneğin Bangladeş’in başkenti Dakka’da 2100’e kadar her yıl 100 bin kişiden 132’sinin bu sebepten öleceği kaydedildi. Bu sayı, kentteki kanser ölümlerinin iki, trafik kazası ölümlerinin 10 katı.

Raporda krizin, ülkelerarasında insan sağlığına dair eşitsizlikler doğurduğuna ve gelecekte bunun daha da artabileceğine dikkat çekildi.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (United Nations Development Programme/UNDP) ve İklim Etkisi Laboratuvarı iklim değişikliğiyle ilgili korkutucu bir rapor yayımladı.

Dün paylaşılan bulgular, karbon emisyonunun yüksek seviyelerde kalması halinde, iklim değişikliğinin bazı bölgelerde kanserden iki kat daha ölümcül olabileceğini gösterdi.

Örneğin Bangladeş’in başkenti Dakka’da 2100’e kadar her yıl 100 bin kişiden 132’sinin bu sebepten öleceği kaydedildi. Bu sayı, kentteki kanser ölümlerinin iki, trafik kazası ölümlerinin 10 katı.

Raporda krizin, ülkelerarasında insan sağlığına dair eşitsizlikler doğurduğuna ve gelecekte bunun daha da artabileceğine dikkat çekildi.

G20 ülkelerinin üçte birinin iklim değişikliği kaynaklı ölümler göreceği, ancak bu sayının En Az Gelişmiş Ülkeler arasında dörtte üçe ulaşacağı belirtildi.

Verilere göre ülkeler içinde de eşitsizlikler artacak.

Yüksek karbon emisyonu devam ederse Kolombiya’nın kuzeyindeki liman kenti Barranquilla’da, artan sıcaklıklar sebebiyle her yıl 100 bin kişiden 37’sinin ölmesi bekleniyor. Bunun, Kolombiya’da bugünkü meme kanserinden ölüm oranının 5 katı olduğuna ve başkent Bogota’da daha az iklim kaynaklı ölümün gerçekleşeceğine dikkat çekildi.

Rapora göre sadece iklim değişikliğini azaltmak için değil, etkilerine uyum sağlamak için de hızlı hareket edilmesi gerekiyor. İklim değişikliği seviyesi azalsa bile Pakistan’ın Faysalabad kentinde bu sebepten ölümler 2020-2039’da yılda 100 bin insan başına ortalama 36 olacak. Ancak uyum çabaları olmasaydı bu sayının 67’ye çıkabileceğinin altı çizildi.

UNDP, insanlar sebebiyle atmosferdeki karbondioksitin tehlikeli seviyelere ulaştığını, sıcaklıkların yükseldiğini ve aşırı hava olayı sayısının arttığını belirtti. Ortak ve acil bir şekilde harekete geçilmeden, iklim değişikliği kaynaklı eşitsizliklerin kötüleşeceği vurgulandı.

Verilere göre Paris İklim Anlaşması’ndaki maddelerin uygulanması halinde 2100’e kadar aşırı sıcaktan kaynaklanacak ölümlerin yüzde 80 azaltılabileceği ve on milyonlarca hayatın kurtarılabileceği düşünülüyor.

İklim Etkisi Laboratuvarından Sol Hsiang, küresel verileri ve ayrıntılı iklim modellerini birleştirip analiz ettiklerini söyledi. Hsiang’a göre bulgular, iklim değişikliğinin en çok bugünün en sıcak ve yoksul bölgelerini etkilediğini gösteriyor: Neyse ki dünya hala emisyonları hızlı bir şekilde azaltarak rotasını değiştirebilir.

Paris İklim Anlaşması maddeleri arasında küresel sıcaklık artışını, 2 dereceyle sınırlamak ve mümkünse 1,5 derecenin altında tutmak var. Ayrıca insan kaynaklı sera gazı emisyonunun 2030’a kadar en az yüzde 50 azaltılması hedefleniyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Abdullah Gül’e Yakın Kaynak: Gül’ü Adaylık İçin Arayan Olmadı

Türkiye, yavaş yavaş seçim sürecine girerken, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa ortak cumhurbaşkanı adayı için özel bir ekip kurmayı planlıyor.

Ekip ortak aday için kamuoyu anketlerinin de içinde yer alacağı çalışmalar yapacak, adayın kim olacağına ilişkin çalışma yürütecek. Ortak aday konusunda ismi yeniden gündeme gelen Abdullah Gül’e yakın bir kaynaksa, “Kendisinin bu konuda herhangi bir teması, herhangi bir görüşmesi yok. Ama 2018’de sağlanamayan mutabakat sağlanabilirse, Abdullah Bey’in de birtakım şartları olur. Tek aday olmak ister” dedi.

Altılı masa 14 Kasım Pazartesi günü DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın ev sahipliğinde sekizinci kez toplanacak. Masanın gündeminde, ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş Sürecinin Yol Haritası’ ve ‘önemli temel politika alanları için kurulan ortak çalışma grubunun’ yaptıkları çalışmalar yer alacak. Toplantıdan bu alışmaların kamuoyu ile paylaşılmasına dair bir karar çıkması bekleniyor.

Milliyet’ten Mehtap Gökdemir’in haberine göre, Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş’ın altılı masaya ve Millet İttifakı’na katılma talebinin de masada olacağı 14 Kasım toplantısına ilişkin parti kurmayları, “Ortak aday konusundan önce geçiş sürecinin yol haritası, temel konulardaki ortak söylemin kararlaştırılması benimsenmişti. Bu iki başlıkta anlaşma sağlandıktan sonra aday konusu gündeme gelecek. Adayın kim olacağına ilişkin çalışma yürütülecek. 14’ünde geçiş sürecinin yol haritasıyla ilişkin somut bir açıklama yapılırsa, ‘şu şartlarda anlaştık’ denilirse bilin ki bir ay sonra adayın kim olduğu da açıklanabilir” ifadelerini kullandılar.

Kaynaklar, liderlerin sekizinci toplantısında 14 Kasım’daki toplantıda geçiş sürecinin yol haritası ve ortak söylem konusunda uzlaşma sağlanması durumunda, ortak aday çıkarma konusunun da ele alınabileceğini belirtiyor.

Ortak aday kararının netleşmesinin akabinde de bu konuda özel bir çalışma ekibinin kurulabileceğine işaret eden kaynaklar, kurulacak ekibin gerekirse kamuoyu anketlerinin de içinde yer alacağı bir ön çalışma yürüteceğini, ekipte mevcut altı partiden temsilcilerin yer alacağını aktarırken, “Ekip doğrudan adayın kim olacağı için çalışma yürütecek. Bütün partilerin en güvendiği anket firmaları belirlendikten sonra, bu firmaların yaptıkları anketlerden çıkan isimlerin ortalamasına bakılacak. Ancak sadece anket sonuçlarına bakılarak aday belirlenmez. Anketlerin bu konudaki etkisi yüzde 20 olur. Anket sonuçlarının yanısıra adı geçen isimlerin geçmişte ne yaptığı, diğer partilerden oy alıp alamayacağına da bakılır” görüşünü dile getirdiler.

‘Herhangi bir teması, herhangi bir görüşmesi yok’

Ortak aday konusunda son dönemde kulislerde ismi yeniden gündeme gelen 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün durumuna ilişkin ise altılı masa kurmayları, kendisiyle bu anlamda bir görüşme ve temas yapılmadığını söyleyerek, “Öncelik altılı masadan bir ismin aday olarak çıkması. Çıkmazsa, dışarıdan bir isim konuşulur ama altılı masada uygun isimler var” değerlendirmesini yaptılar.

Gül’e yakın bir kaynak ise “Kendisinin bu konuda herhangi bir teması, herhangi bir görüşmesi yok. Kendisinin dışında gelişen bir durum söz konusu. Abdullah Bey’den bağımsız gelişiyor” ifadesini kullandı. Gül’ün altılı masanın ortak adayı olma ihtimali için ‘o biraz zayıf bir ihtimal gibi duruyor’ görüşünü dile getiren aynı kaynak, “Ama 2018’de sağlanamayan mutabakat sağlanabilirse, Abdullah Bey’in de birtakım şartları olur. Tek aday olmak ister” dedi.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, ‘Türkiye’den Kara Para Kaçıran Ailelere’ Seslendi

Türkiye’de kara para aklayan bazı ailelerin Londra’da gayrimenkuller aldığını iddia eden CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Bugün Londra’da Chelsea’yi size tanıtmaya geldim. Türkiye’den kara parasını kaçıran bazı sözüm ona aileler, gayrimenkullerini bu semte dizdiler. Diyorlar ki, ‘Bay Kemal’ler iktidara gelince kaçacak yerimiz olsun’. Bakın ey çeteler, kaçmayı düşündüğünüz sokaktayım şu anda” dedi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, açıklamasının devamında, “Ne yaptığınızı, ne yapacağınızı gayet iyi biliyorum. Önce kara parayı Türkiye’ye sokuyorsunuz, yıkayıp paklayıp aklıyorsunuz, sonra dışarı geri çıkarıp aileleriniz için yatırıma çeviriyorsunuz. Ne ala dünya değil mi? Hazinemizin 1 kuruşunu dahi yanınıza bırakırsam namerdim. Bu kadar net, bu kadar açık söylüyorum. Göreceksiniz siz aileyi!” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Saat 22.00 görüşürüz” demişti. Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından “Kara paradan evlatlarımızın payına uyuşturucu düştü. Peki ya onların çocuklarına?” başlığıyla video yayınladı.

Kılıçdaroğlu, videoda şu ifadeleri kullandı:

“Sevgili halkım, bu aralar ortamı bulandırmak için, aile, anayasa konuşanlar var. Ne tesadüftür ki dünyanın neresine gitsem birilerinin ailesiyle karşılaşıyoruz. Bazen New York’taki gökdelenlerde, bazen Man Adası’ndaki banka hesaplarında. Ama aile demişken bugün Londra’da Chelsea’yi size tanıtmaya geldim. Türkiye’den kara parasını kaçıran, bazı sözüm ona aileler, ama gerçekte çeteler; gayrimenkullerini tek tek bu semte dizdiler. Diyorlar ki Bay Kemaller iktidara gelince kaçacak yerimiz olsun.

Bakın ey çeteler, kaçmayı düşündüğünüz sokaktayım şuan. Ne yaptığınızı, ne yapacağınız gayet iyi biliyorum. Önce kara parayı Türkiye’ye sokuyorsunuz, yıkayıp paklayıp günlerce aklıyorsunuz, sonra dışarı geri çıkarıp aileleriniz için yatırıma çeviriyorsunuz. Ne ala dünya değil mi?

Hazinemizin bir kuruşu dahi yanınıza bırakırsam namerdim. Bu kadar net, bu kadar açık söylüyorum. Göreceksiniz siz aileyi. Bakın sevgili halkım, bu seçimde iki Türkiye var önünüzde. Birini seçeceksiniz. İlki, kara para ile beşli çetelerin daha da zengin edildiği, bizim çocuklarımıza ise methin, uyuşturucunun kaldığı bir Türkiye.

Diğer Türkiye ise, temiz, teknolojik, iklim dostu yatırımları olan, gençlerimizi sokaklardan kurtaran, girişimci evlerine yerleştiren, yepyeni, pırıl pırıl, çok güzel bir Türkiye. O Türkiye’de baronlara, mafyaya, çetelere yer yok. Orada fotoromanlara da yer yok. Olmayacak da zaten. İşte ben bu parlak Türkiye için dört gündür yatırımcılarla konuşuyorum.

Önce dünyada toplam 5 trilyon dolarlık fon yöneten yatırım bankalarıyla görüştük. Bugün toplamda 100 milyar sterlin yatırım yapmış 14 devasa fonla görüştük. Akşam ise 342 milyar dolarlık büyüklüğü ile dünyanın en büyük teknoloji yatırımlarını yapan bir yatırım grubu ile görüşeceğim.

Sevgili gençler, sizin ihtiyacınız olan parayı buldum. Tüm dünyaya ilham vereceksiniz, emin olun! Ve göreceksiniz güzel Türkiye’yi nasıl birlikte inşa edeceğimizi.”

Kılıçdaroğlu’nun ABD ziyareti

Kılıçdaroğlu, ABD ziyareti sırasında TÜRKEN Vakfı’nın New York’taki gökdelen inşaatı önünde açıklama yapmış, vakıf üzerinden yurt dışına para kaçırıldığını iddia etmişti.

İktidara yakın medyada, ziyaret sırasında Kılıçdaroğlu’nun “8 saat ortadan kaybolduğunu” öne sürülmüş ve çeşitli iddialarda bulunulmuştu. Kılıçdaroğlu ise açıklama için otomobille gökdelen inşaatına gittiklerini söylemişti.

Kılıçdaroğlu, “Hemen bindik araca Washington’a doğru geldik. Benzin istasyonuna uğradık hamburger almak üzere. Burada kimse beni tanımaz diye geziyorum. Birisi ‘Sizinle fotoğraf çektirebilir miyiz?’ dedi. ‘Türk müsün?’ dedim. ‘Türkmenistandanım’ dedi. ‘İyi gel bakalım’ dedim” ifadelerini kullanmıştı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise Kılıçdaroğlu’nun “FETÖ’cülerle hamburger yediğini” iddia etmişti. Erdoğan, 22 Ekim günü Malatya’da yaptığı konuşmada, “Milletimiz FETÖ’cülerle benzin istasyonunda hamburger yemek için on bin kilometre yol gidenlere yüz vermez” demişti.

Paylaşın

Sancar: Kürt Sorununda Demokratik Çözümün Yolunu Açacağız

Partisinin Ankara İl Örgütü tarafından düzenlenen dayanışma etkinliğinde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sancar, “Bu rejimden çıkışın tek yolu en geniş demokrasi birlikteliğini oluşturmaktır, güçlerimizi birleştirmektir. Bizler Emek ve Özgürlük İttifakıyla bunun çok önemli bir temelini attık ve şimdi bu ittifakı her alanda genişleterek büyük demokrasi ittifakına dönüştürmek için çalışmalar yürütüyoruz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu rejim ve bu iktidar varlığını sürdürmek için savaş politikalarını son demine kadar kullanmak konusunda tereddüt etmeyecektir. Bizlerin de buna karşı demokrasi, eşitlik, adalet, emek, özgürlük ve barış mücadelesinde bir araya gelmekte bahaneler aramamamız lazım. Bahane ve gerekçe arama lüksümüz yok. Birleşik bir mücadeleyle en geniş ittifakı oluşturmak sorumluluğumuzdur. Bu dayanışma yemeğinden bu çağrıyı bir kez daha tekrar etmek istiyorum: En geniş demokrasi ittifakını kurmak için herkes fedakarlıkta bulunmalı, elinden gelenin fazlasını yapmalıdır. AKP-MHP rejiminin ve iktidarının bu sistemi kalıcı hale getirmesinin önüne geçmenin yolu buradan geçiyor. Eğer bunu başarabilirsek Türkiye’ye yeni başlangıcı da armağan edeceğiz. Bunu başarabilirsek, Kürt sorununda demokratik çözümün yolunu açacağız. Bunu başarabilirsek, eşit özgür emekten yana bir gelecek inşa etmenin temellerini atacağız”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, partisinin Ankara İl Örgütü tarafından düzenlenen dayanışma etkinliğine katıldı. Sancar burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Bugün 4 Kasım. Arkadaşlarım bu yemeğin bugüne denk getirilmesinin sanki bir uygunsuz rastlaşma olduğu gibi bir duyguya kapılmışlar. Bence bu duyguya gerek yok. Buradayız, hep birlikteyiz, dayanışma halindeyiz. Rehin tutulan bütün yoldaşlarımıza bu dayanışma akşamından güçlü bir sevgi ve selam gönderiyoruz. Bir şey daha yapıyoruz. Bütün baskılarına rağmen, bütün oyunlarına rağmen dimdik ayakta olmakla kalmıyoruz, büyüyoruz ve güçleniyoruz. Bu da onlara dert olsun.

“Tek adam rejiminin kuruluşu 4 Kasım 2016 bir siyasi darbedir”

4 Kasım 2016 bir dönüm noktası olarak kaydedilmelidir. Ondan önce 6 Mayıs’ta dokunulmazlıklar Anayasa değişikliği ile toptan kaldırılmıştı ve o zaman benim de aralarında bulunduğu milletvekillerimiz hakkında davalar açılmıştı. Sonra 15 Temmuz, ardından 20 Temmuz OHAL ilanı ve sonrasında da 4 Kasım’daki siyasi darbe. Bir darbeler silsilesinin, yeni bir rejim inşa sürecinin en önemli darbesi 4 Kasım’dı. 4 Kasım 2016, yeni rejimi inşasının karşısındaki en örgütlü ve kararlı mücadele gücünün tasfiye edilme çabalarının devreye sokulmasıdır.

Bir siyasi darbeydi, ardından tek adam rejimini öngören anayasa değişikliğinin hazırlıkları başladı. Yine bu süreç içerisinde HDP etkisizleştirilmek istenirken, önlerindeki en güçlü bariyer olarak gördükleri bu örgütlü mücadele geleneğini tasfiye etmeye çalışırlarken, aynı zamanda OHAL şartlarını da devam ettiriyorlardı. Yani tek adam rejiminin kuruluşu esas itibariyle 4 Kasım 2016’da hız almıştır. O nedenle bu bir siyasi darbedir. Sadece demokratik siyaseti tasfiye etmeye yönelik darbeler silsilesinin sıradan bir parçası değildir, şimdi yaşadığımız bu rejimin inşa sürecinin de dönüm noktası olmuştur.

“Siyasi rehine olarak alınan bütün yoldaşlarımıza selam olsun”

4 Kasım akşamı o dönemki Eş Genel Başkanlarımız Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve çok sayıda milletvekili yoldaşımız ve başka arkadaşlarımız operasyonla gözaltına alındılar, tutuklandılar. Ama operasyonlar bununla sınırlı kalmadı. Tekrar o gün o operasyonla siyasi rehine olarak alınan ve bugüne kadar da içeride mücadeleyi bir an bile tereddüt etmeden sürdüren bütün yoldaşlarımıza selamlarımızı ve sevgilerimizi gönderelim.

“HEP’ten DEHAP’a partilerimizi kapatarak mücadeleyi bitirebileceklerini sandılar”

Bu yeni rejim, bir kayyım sistemiyle ilerleyecekti. Nitekim öyle oldu. Önce halk iradesi gasp edildi. Bu yeni rejim aynı zamanda vesayet sistemini yeni bir görünüm altında sürdürmeyi öngörüyordu. Öyle de oldu. 4 Kasım’da demokratik siyasete yapılan darbenin evveliyatı 1990’lara uzanıyor. Hatta 89’a. O günden bugüne bütün bu gelenekte yer alan partilere yönelik her türlü operasyonu denediler. Milletvekillerini ve yöneticilerini tutukladılar. Keyfice cezaevlerinde tuttular, hatta katlettiler. Partileri kapattılar. HEP’ten DEP’e, HADEP’ten DEHAP’a birçok partimizin bu şekilde kapatılması ve sindirilmek istenmesiyle mücadeleyi bitirebileceklerini sandılar ama öyle olmadı.

Tam tersi bir sonuç doğdu. Amaçları demokratik siyaseti bitirmek Türkiye’de Kürt sorununa demokratik çözümün esas kanallarını yok etmek, yani demokrasi ve özgürlük mücadelesini siyaset zemininde sürdürme imkanlarını ortadan kaldırmaktı. Ama demokratik siyasette ısrar devam etti ve bugünlere gelindi. Barış ve Demokrasi Partisinden, Demokratik Toplum Partisinden şimdi HDP’ye vardık, burada buluştuk.

Bütün o mücadeleden buraya akan güçlü nehirlerdir onlar. Şimdi HDP bu nehirlerin beslediği ve başka nehirlerle zenginleşen bir deniz olmuştur. Amacımız bunu Türkiye’nin bütün özgürlük, adalet, eşitlik ve demokrasi isteyen toplum kesimlerinin buluşacağı bir okyanus haline getirmektir. Bunu da bu mücadelede emek veren bütün o yoldaşlarımıza borçluyuz. Onlara minnetlerimizi ve saygılarımızı buradan bir kez daha dile getirelim.

“Özgür basın Ape Musa’dan devraldığı geleneği sürdürmekte kararlıdır”

Demokratik siyasette ısrar ve demokrasi mücadelesinde kararlılık. Kürt sorununa demokratik çözüm, Türkiye’nin bütününe çoğulcu, özgürlükçü ve eşitlikçi bir demokrasi mücadelesi. Bu mücadelede kararlılık asla ortadan kalkmadı. Asla üzerine gölge düşmedi, düşmeyecektir.  Bu rejim aynı zamanda özgürlüklere düşman bir rejim, doğası gereği özgürlükleri ortadan kaldıran bir rejim. Şimdi sansür yasasıyla, seçimlere yaklaşırken toplumu bir bütün olarak nasıl susturabileceğini hesaplayan bu iktidarın kurduğu rejim.

Bu iktidar en çok özgür basından korkuyor. Onun için haftalar önce 16 özgür basın emekçisini Diyarbakır’da gözaltına alıp tutukladılar. Geçen hafta da yine Mezopotamya Ajansı ve JİNNEWS’ın bürolarına baskınlar düzenlediler. Değerli basın emekçilerini, özgür basın mücadelesinin neferlerini tutukladılar. Burada da amaç özgür basını susturmaktır. Ama özgür basın, Ape Musa’dan devraldığı geleneği sürdürmekte kararlıdır. Bu aynı zamanda özgürlük mücadelesinde kararlılıktır. Onları da buradan selamlıyoruz.

“Şebnem Hoca bir siyasi rehinedir”

TTB örneğinde olduğu gibi, emek ve meslek örgütlerine yönelik operasyonlar da derinleştirilecek gibi görünüyor. TTB de bir geleneği temsil ediyor. 12 Eylül’de idama karşı çıkan, en zor şartlarda insan hakları ve halk sağlığı mücadelesini kararlılıkla yürüten bir örgüt bu. Bu aynı zamanda barış mücadelesinde ısrar ve inat demektir. Şebnem Hoca’nın savaş politikalarına karşı çıkışı tam da bu güzel ve zengin geleneği en iyi şekilde temsil ettiği için şimdi rehin olarak alınmıştır. O da bir siyasi rehinedir. Onun şahsında, ona yönelik bu kumpas örneğinde, bütün meslek örgütlerini sindirmek ve ellerinden gelirse buraya da kayyım atamak istiyorlar.

“Emek ve Özgürlük İttifakını büyük bir demokrasi ittifakına dönüştürmek için çalışıyoruz”

Buradan çıkışın yolunu göstermemiz gerekiyor. Bu rejimden çıkışın tek yolu en geniş demokrasi birlikteliğini oluşturmaktır, güçlerimizi birleştirmektir. Bizler Emek ve Özgürlük İttifakıyla bunun çok önemli bir temelini attık ve şimdi bu ittifakı her alanda genişleterek büyük demokrasi ittifakına dönüştürmek için çalışmalar yürütüyoruz. Bu rejim ve bu iktidar varlığını sürdürmek için savaş politikalarını son demine kadar kullanmak konusunda tereddüt etmeyecektir. Bizlerin de buna karşı demokrasi, eşitlik, adalet, emek, özgürlük ve barış mücadelesinde bir araya gelmekte bahaneler aramamamız lazım.

Bahane ve gerekçe arama lüksümüz yok. Birleşik bir mücadeleyle en geniş ittifakı oluşturmak sorumluluğumuzdur. Bu dayanışma yemeğinden bu çağrıyı bir kez daha tekrar etmek istiyorum: En geniş demokrasi ittifakını kurmak için herkes fedakarlıkta bulunmalı, elinden gelenin fazlasını yapmalıdır. AKP-MHP rejiminin ve iktidarının bu sistemi kalıcı hale getirmesinin önüne geçmenin yolu buradan geçiyor. Eğer bunu başarabilirsek Türkiye’ye yeni başlangıcı da armağan edeceğiz. Bunu başarabilirsek, Kürt sorununda demokratik çözümün yolunu açacağız. Bunu başarabilirsek, eşit özgür emekten yana bir gelecek inşa etmenin temellerini atacağız. O nedenle hepimiz üzerimize düşen sorumluluğun bilincine varmalı ve gözümüzü biraz da dünyaya çevirmeliyiz.

Avrupa’ya değil Latin Amerika’ya bakmalıyız. Son iki yılda Şili’den Arjantin’e, Meksika’dan Peru’ya ve Brezilya’ya 8 ülkede demokrasi ittifakları çoğulcu temelde kurulduğu için ve temel hedeflerde ortaklık oluştuğu için popülist sağ faşist rejimleri seçimlerde alt edebildiler. Bizler bunun zeminini toplumsal mücadele birlikteliğiyle atıyoruz. Seçimlerde de en geniş birliktelikle bu toplumsal mücadelenin ürünlerini almalıyız. Buradan taze örnek olduğu için Brezilya’daki toplumsal mücadelenin bütün öncülerine ve emekçilerine ve onların birleşik gücüyle kazanan başka Lula’a ya da selam olsun diyorum.

“Demokrasi ittifakını oluşturabilmenin turnusol kağıdı bu rejimden ayrılma iradesidir “

En geniş demokrasi ittifakını oluşturabilmenin turnusol kağıdı bu rejimden gerçekten ayrılma iradesidir. Kim ki bu rejimin savaş politikalarını, Kürt sorununda inkar, asimilasyon ve imhayı esas alan zihniyetini, başta Aleviler olmak üzere inançlara eşit yurttaşlığı hak görmeyen uygulamalarını, ayrımcılığını sürdürme niyetinde ise bu güçlerin mevcut iktidardan esasta bir farkı olmayacaktır.

Kürt sorununda demokratik çözüme var mıyız? Gerçekten özgür ve eşit bir geleceği kurmak istiyor muyuz? Yoksa içi boş itirazlarla sadece kendimizi rahatlatmaya mı çalışıyoruz? Bu soruların cevabı önümüzdeki dönemin ve gelecek yılların kaderini belirleyecektir. O nedenle diyoruz ki bu yol yüzüncü yılında Cumhuriyeti demokrasiyle buluşturma yoludur. Emekten, özgürlükten, eşitlikten yana bir yaşam kurmanın yoludur. Eşit yurttaşlığa dayalı demokratik cumhuriyeti inşa etmenin yoldur. Bunu da ancak birlikte başarabiliriz. Birlikte başaracağımıza inancımız tamdır. Herkes inansın. O zaman göreceğiz mutlaka kazanacağız, hep birlikte kazanacağız.”

Paylaşın

Babacan: Erdoğan, MHP’nin Kahrını Çekmek Zorunda

DEVA Lideri Babacan, Cumhur İttifakı’nı “Tayyip Erdoğan da seçilemiyor. AK Parti’nin adayı olarak gitseydi 2018’de seçilebilir miydi? O yüzden mecburen MHP’nin kahrını çekmek zorunda. Ortaklık uğruna AK Parti seçmeninin oyunu, desteğini aldı ama iradenin anahtarını da Bahçeli’nin eline verdi. AK Parti-MHP ortaklığı garip bir ortaklık. Bir tane şöyle ortak ittifak dökümanı görmedim ben bugüne kadar” sözleriyle eleştirdi ve ekledi:

“AK Parti ve MHP beraber nasıl yönetecekler bu ülkeyi? Niye MHP’li hiçbir bakan yok? Niye Erdoğan istediği halde Bahçeli bir tane bakan ismi vermiyor. Bu normal bir ortaklık değil. Belki böylesi işine geliyor Bahçeli’nin. Belki de Bahçeli başarısızlığın ortağı görünmek istemiyor.”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Karar TV’de yayınlanan ‘Bir Karar Ver’ programının konuğu oldu. Burada gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Babacan, “Kendi adıma büyük bir helalleşme ihtiyacı hissediyorum” diyerek 2017 referandumundaki kararından pişman olduğunu açıkladı.

Babacan, “2017’de referandumunda keşke konuşmama kararımı bozup konuşsaydım. Millete keşke ‘bu iş yanlış, memleketin başını belaya sokacağız’ diye anlatsaydım.2015’te bakanlık bittikten sonra kendime kendime bir konuşmama kararı aldım. Çünkü konuştukça siyasette varım diyorsunuz” ifadelerini kullandı.

Babacan, “Halbuki ben o dönem soğutma ve siyasetten bir çıkış dönemi olarak kendime çizdim. Usül olarak yanlış da olsa bu referandumla ilgili grup kararı alındı. Geçmişe bakınca ‘belki de Türkiye’nin bunu yaşayıp yaşayarak olmaması gerektiğini görmesi gerekiyordu’ diyorum. Önce imzalar toplandı sonra milletvekilleri gördü, sır gibi sakladılar.

Hem MHP’den hem AK Parti’den asıl konusu bu olan insanlar çalıştırılmadı. Başkanlık sistemi konusunda çalışmış, kitaplar yazmış kişiler çalıştırılmadı. Sır gibi saklandı Meclis’e sunulurken ‘pat’ diye ortaya çıktı. Keşke çıkıp avaz avaz bağırsaydım ‘yanlış, yapmayalım bu işi’ diye” şeklinde konuştu.

ODTÜ’deki birincilik konuşması

ODTÜ’deki birincilik konuşmasını da yayınlayan Babacan, “TED’e göre baya steril bir konuşma yapmışım” diyerek ”Mezuniyet töreninde salonda başörtülü sadece annem vardı. O dönem öyleydi, şimdi tabii TED de çok değişti. Anadolu’nun en ücra köşesine kadar TED girdi, çok güzel burs sistemi başlattılar. Hem yakın hem de babam yabancı dile çok önem veriyordu. O günkü konuşmama bugün çok katılmayabilirim.18 yaşındaydım, liseyi yeni bitirmişti. Konuşmamı kendim yazdım oturdum. O günkü Günaydın gazetesi çok enteresan, farklı bir gazeteydi. Biraz tabloid, haber ile dedikodunun karışık yayınlandığı, münferit bir gazeteydi. Gençlik öyle bir konuşma yapmışım işte. Lise mezuniyetine göre baya steril bir konuşma yapmışım. Her iki konuşma metinini de okul yönetimi benden istedi ve onayladı. Düşününce o dönemdeki TED yönetimi benim öyle bir konuşma yapmamda mahsur görmemiş. ‘Böyle bir şey olmaz’ diyebilirlerdi ama o gün demek ki özgürlükçü bakış açısı varmış” ifadelerini kullandı.

“İşlerine geldiğinde demokrat işlerine gelmediğinde otokrat”

Babacan, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ başkanlığında HDP’ye yönelik gerçekleştirilen ziyarete ilişkin de konuştu. Ziyareti eleştiren Babacan, “2015’te iki seçim arasında kendileri ziyaretlerde bulundular. Onlar irtibat kurduğunda ziyaret ettiklerinde hiçbir şey yok muhalefet ziyaret edince vay teröristler, vay ortaklar. İşlerine geldiğinde demokrat işlerine gelmediğinde otokrat. Böyle çalışıyor.

Altılı masayı mutabakatla çalışan bir kuruluşa benzetiyorum. HDP konusu Altılı masanın ortak gündem konusu değil. DEVA Partisi olarak böyle bir bariyerimiz yok. ‘Nasıl bir Türkiye’de yaşamak istiyorsun?’ sorusu gelince parti farketmeksizin herkesin cevabı aynı” dedi.

“AK Parti-MHP ortaklığı garip bir ortaklık”

AKP-MHP ortaklığını ‘garip’ olarak nitelendiren Babacan, Cumhur İttifakı’nı “Tayyip Erdoğan da seçilemiyor. AK Parti’nin adayı olarak gitseydi 2018’de seçilebilir miydi? O yüzden mecburen MHP’nin kahrını çekmek zorunda. Ortaklık uğruna AK Parti seçmeninin oyunu, desteğini aldı ama iradenin anahtarını da Bahçeli’nin eline verdi. AK Parti-MHP ortaklığı garip bir ortaklık. Bir tane şöyle ortak ittifak dökümanı görmedim ben bugüne kadar” sözleriyle eleştirdi. Babacan şunları söyledi:

“AK Parti ve MHP beraber nasıl yönetecekler bu ülkeyi? Niye MHP’li hiçbir bakan yok? Niye Erdoğan istediği halde Bahçeli bir tane bakan ismi vermiyor. Bu normal bir ortaklık değil. Belki böylesi işine geliyor Bahçeli’nin. Belki de Bahçeli başarısızlığın ortağı görünmek istemiyor. Dün enflasyon açıklandı, son 24 yılın en yükseği. TÜİK’in örtmeye çalıştığı enflasyon TÜFE’de yüzde 85’e çıktı, gıda enflasyonu yüzde 99’a çıktı, ÜFE’de de yüzde 157’ye.

Bir tane MHP’li bakan yok ki millet çıkıp hesap sorsun. Hem iktidara ortak olayım iktidarın bütün menfaatlerini sağlayayım, kadrolaşayım devlette ama hiç sorumluluk üstlenmeyeyim. Tipik bir Bahçeli oyunu. Erdoğan da ona katlanmak zorunda kalıyor, yanlış iş. Biz ne yapıyoruz? Bu ülkeyi yöneteceksek gelin bugünden her şeyi konuşalım hiçbir şeyi sonraya bırakmayalım diyoruz. 85 milyonu yönetmek istiyorsanız ortak bir protokol lazım. Ülkeyi kazanamazsak insanları tekrar tek adam arayışına başlar”

Paylaşın

Emniyet Raporu: 2021 Yılında 294 Bin Uyuşturucu Şüphelisi

Emniyet Genel Müdürlüğü’ne bağlı Narkotik Daire Başkanlığı’nın Ağustos 2022 tarihli Uyuşturucu Raporu’na göre, 2021 yılında uyuşturucu vakalarında artış eğilimi geçen yıllara göre devam etti. Cezaevlerinde uyuşturucu suçlarından tutuklu ve hükümlü olanların sayısı 100 bini aşmış durumda. Türkiye genelinde 2020 yılında 159 bin 268 uyuşturucu olayı tespit edildi. 2021 yılında tespit edilen uyuşturucu vakası ise yüzde 35,5 artarak 215 bin 771 oldu.

Emniyetin verilerine göre 2021’de yakalanan şüpheli sayısı da yüzde 27,2 artarak 294 bin 604 kişiye yükseldi. Yakalanan 294 bin şüpheliden 224 bin 292’sine uyuşturucu satın almak ve bulundurmaktan, 64 bin 694 şüpheliye ise uyuşturucu madde imal ve ticaretinden işlem yapıldı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nan açıklamasının ardından Türkiye’de uyuşturucu kaçakçılığı suçu bir kez daha gündeme geldi. Emniyetin verilerinde Türkiye’de ele geçirilen uyuşturucu miktarı ve şüphesi sayısında artış dikkat çekiyor. Türkiye’de 2021 yılında tespit edilen uyuşturucu suçu 2020’ye oranla yüzde 35,5 artışla 215 bin 771 oldu. Bu kapsamda 294 bin 604 şüpheli yakalandı. Cezaevinde uyuşturucu suçundan tutuklu ve hükümlü sayısı ise 100 bini geçti. Uyuşturucu türleri arasında yer alan metamfetamin ise kullanma oranı ise hızla yayılıyor.

Kılıçdaroğlu, 31 Ekim’de Twitter hesabı üzerinden yaptığı açıklamada “Türkiye’de uyuşturucu salgını olduğunu” belirterek iktidarı suçlamıştı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Kılıçdaroğlu’na tepki gösterirken, Emniyet ve Jandarma ise CHP lideri hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Siyasette tartışmalar sürerken

DW Türkçe’den Alican Uludağ, Türkiye’deki uyuşturucu sorununa mercek tuttu. Bu konuda en çarpıcı veriler Narkotik Daire Başkanlığı’nın Ağustos 2022 tarihli Uyuşturucu Raporu’nda yer alıyor.

Türkiye uyuşturucunun Balkan Rotası’nda 

Raporda, Türkiye’nin uyuşturucuda “Balkan Rotası” üzerinde yer alması nedeniyle hem hedef hem de transit ülke konumunda olduğu belirtiliyor. Bu konuda “Uyuşturucu kaçakçılığı bağlamında son derece önemli bir güzergâh olan ‘Balkan Rotası’ üzerindeki konumu ile Türkiye, gerek Asya’da üretilen ve Avrupa’ya transfer edilen başta eroin olmak üzere afyon türevleri kaçakçılığında ve aynı bölgede son yıllarda imalatı ve kaçakçılığı artmaya devam eden metamfetaminde, gerekse Avrupa’da üretilen ve Asya’ya sevkiyatı yapılan sentetik uyuşturucu ve bu maddelerin üretiminde kullanılan kimyasaların kaçakçılığında transit ve hedef ülkedir” tespitine yer veriliyor.

2015-2019 döneminde Batı ve Orta Avrupa’daki eroinin yüzde 70’inden fazlasının Balkan Rotası üzerinden giriş yaptığı belirtilen raporda, “Rekor olarak nitelendirilen yüklü eroin yakalamaları nedeniyle Türkiye; Balkan Rotası üzerinde hayati bir öneme sahiptir” ifadeleri de yer alıyor.

Rapora göre, Kuzey ve Orta Amerika, Doğu ve Güney Doğu Asya, Yakın ve Orta Doğu, Orta ve Batı Avrupa; Amfetamin Tipi Uyarıcıların (ATS) kaçakçılığında, Güney Amerika kokain kaçakçılığında, Batı ve Güney Batı Asya ise afyon ve türevleri kaçakçılığında ana çıkış ve üretim bölgeleri oldu.

Emniyet raporu: 2021’de 294 bin uyuşturucu şüphelisi 

Rapora göre, 2021 yılında uyuşturucu vakalarında artış eğilimi geçen yıllara göre devam etti. Cezaevlerinde uyuşturucu suçlarından tutuklu ve hükümlü olanların sayısı 100 bini aşmış durumda. Türkiye genelinde 2020 yılında 159 bin 268 uyuşturucu olayı tespit edildi. 2021 yılında tespit edilen uyuşturucu vakası ise yüzde 35,5 artarak 215 bin 771 oldu.

Emniyetin verilerine göre 2021’de yakalanan şüpheli sayısı da yüzde 27,2 artarak 294 bin 604 kişiye yükseldi. Yakalanan 294 bin şüpheliden 224 bin 292’sine uyuşturucu satın almak ve bulundurmaktan, 64 bin 694 şüpheliye ise uyuşturucu madde imal ve ticaretinden işlem yapıldı.

Eroinde yüzde 61 artış

Raporda, Türk güvenlik güçleri tarafından ele geçirilen eroin miktarının tüm Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde tespit edilen miktarın yaklaşık üç katı olduğuna dikkat çekiliyor. Rapora göre 2021 yılında Türkiye’de 22 bin 202 kg eroin ele geçirildi. Ele geçirilen eroin miktarı bir önceki yıla göre yüzde 61,1 arttı.

2020 yılında yasadışı haşhaş ekim olaylarında bir önceki yıla göre yüzde 241, bitki miktarında yüzde 217 artış meydana geldi. 2020 yılında 26 milyon 507 bin kök yasa dışı haşhaş bitkisi ele geçirilerek imha edildi. 2021 yılında ise yasa dışı haşhaş ekim olaylarında yüzde 13,6, bitki miktarında yüzde 25,8 artış oldu. 2021 yılında 33 milyon 343 bin kök yasa dışı haşhaş bitkisi imha edildi. 2021 yılında kök kenevir yakalamalarının yaklaşık yüzde 87,2’si Diyarbakır ve Bingöl illerinde gerçekleşti.

Diğer yandan 2020’de yapılan operasyonlarda 37,5 ton toz esrar ve 56,3 ton kubar esrar ele geçirildi. 2021 yılında esrar suçu kapsamında 84 bin 13 şüpheli yakalandı. 64 bin 125 kg esrar ve skunk maddesi ele geçirildi. Emniyet’e göre 2021 yılında esrar ve skunk yakalama miktarında yüzde 31,6 oranında düşüş gerçekleşti.

Kokain vakaları ne durumda? 

Daha çok Güney Amerika ülkeleri Kolombiya, Peru ve Bolivya’da üretilen kokain ticaretinde Türkiye’nin son yıllarda de transit ülke konumuna geldiğine işaret ediliyor. Türkiye’de 2021 yılında 2 bin 961 kokain operasyonu gerçekleşti. Bu olaylarda 4 bin 714 şüpheli gözaltına alındı ve 2 bin 841 kg kokain ele geçirildi. 2021 yılında ele geçirilen kokain miktarı bir önceki yıla göre yüzde 44,9 arttı. Emniyetin raporunda “Bu akam şimdiye kadarki en yüksek miktardır” denildi.

Amfetamin tipi uyarıcılardan olan Ecstasy’nin çıkış ülkesi ise Avrupa (Hollanda ve Belçika ağırlıklı) olarak biliniyor. Türkiye’de 2021 yılında 7 milyon 618 bin adet ecstasy ele geçirildi, 6 bin 770 şüpheli yakalandı.

Bir diğer sentetik uyuşturucu maddesi olan Captagon ise daha çok Ortadoğu ülkelerinde, ağırlıklı olarak Suriye ve Lübnan’a üretiliyor. Geçen yıl 13 milyon 790 bin adet Captagon yakalandı. 2 bin 345 şüpheli gözaltına alındı.

En büyük artış metamfetaminde

CHP lideri Kılıçdaroğlu, açıklamasında Türkiye’de özelikle metemfetamin salgını olduğuna işaret etmişti. Emniyetin raporuna göre, 2021 yılında Türkiye’de 57 bin 897 metamfetamin olayı tespit edildi. Bu olaylarda 80 bin 112 şüpheli yakalandı. 5 bin 528 kg metamfetamin ele geçirildi.

2021 yılında ele geçirilen metamfetamin yakalama miktarında bir önceki yıla göre yüzde 32,8 oranında arttı. Aynı yıl metamfetamin olay sayısındaki artış oranı ise bir önceki yıla göre yüzde 70,3 oldu. Benzer şekilde yakalanan şüpheli sayısında da bir önceki yıla göre yüzde 61,5 artış meydana geldi. 2022 yılının ilk 7 ayında görülen metamfetamin yakalama miktarı ise rekor artışla 8 bin 600 kilograma ulaştı. Emniyet raporunda, 2015 yılında 54 ilin sokaklarında yakalanan metamfetamin maddesinin 2020 ve 2021 yıllarında 81 ile yayıldığına dikkat çekildi. Raporda, “Bu yakalama verisi metamfetaminin önümüzdeki dönemde de tehdit unsuru olarak kalacağının bir göstergesidir” uyarısında bulundu.

Bonzai olarak bilinen sentetik kannabinoid maddesine ilişkin ise geçen yıl 30 bin 63 vaka tespit edildi. Bu kapsamda 41 bin 56 şüpheli yakalandı. 2.251 kg sentetik kannabinoid ele geçirildi.

260 bin kişi tedavi için başvurdu

Uyuşturucu ile mücadele kapsamında Türkiye’de 79 ayaktan tedavi merkezi hizmet sunuyor. 2021 yılında sadece tedavi merkezlerine yapılan toplam ayaktan tedavi başvuru sayısı 247 bin 390 olarak belirlendi. Bunların 100 bin 837’si denetimli serbestlik kapsamında bu merkezlere yönlendirildi. Türkiye’de bulunan 136 tedavi merkezinin 57’sinde yatarak tedavi hizmeti veriliyor. 2021 yılında yataklı tedavi merkezlerine yapılan başvuru sayısı 12 bin 954 oldu.

Emniyetin raporuna göre, tedaviye başvuran hastaların yaş ortalaması 29 olarak ölçüldü. Tedaviye başvuran hastaların 25-34 yaş grubu arasında yoğunlaştığı belirlendi. Bunların yüzde 8’i ise 15-19 yaş aralığında. 2021 yılında yatarak tedavi gören hastaların maddeyi ilk kullanım yaşı ortalaması 21,51 olarak ölçüldü.

Veriler, uyuşturucu tedavisi görenlerin eğitim düzeyenin düşük olduğu gösteriyor. Bunların 40,4’ünün ilköğretim mezunu olduğu tespit edildi. Yükseköğrenim mezunu oranı ise yalnızca yüzde 7,4. Tedavi görenlerin yüzde 43’ü eroin, yüzde 25,6’sı ise metamfetamin bağımlısı.

2021’de 270 kişi uyuşturucudan öldü

Adli Tıp Kurumu verilerine göre, 2021 yılında 270 doğrudan narkotik madde bağlantılı ölüm meydana geldi. Ancak ölüm oranında düşüş olduğu görülüyor. 2013 yılında 232 olan doğrudan madde bağlantılı ölüm; 2014 yılında yüzde 114 artışla 497, 2015 yılında yüzde 19 artışla 590, 2016 yılında yüzde 56 artışla 920, 2017 yılında yüzde 2,3’lük artışla 941 olmuştu.

2018 yılında ise madde bağlantılı ölümler düşüşe geçerek 657’ye, 2019 yılında 342’ye, 2020 yılında 314’e geriledi. 2021 yılında uyuşturucudan ölen 270 kişinin yüzde 90,7’si (245) erkek, yüzde 9,3’ü (25) kadın. Ölümlerin yaş ortalaması ise 33,4 oldu. 2021 yılında 270 madde bağlantılı ölüm olayının yüzde 46,3’ünde (125) metamfetamin tespit edildi. Bu 125 ölümün 44’ünde (yüzde 35,2) ölümler tek başına metamfetaminden kaynaklandı.

Narkotik Daire Başkanlığı’nın raporunda Türkiye’de yasadışı uyuşturucu ticaretinin parasal hacminin ne kadar olduğuna ilişkin bilgi yer almadı. Bugüne kadar yakalanan uyuşturucunun parasal karşılığına ilişkin de bilgi verilmedi. Yalnızca uyuşturucudan elde edilen gelirin aklanması suçuna yönelik 2021 yapılan operasyonlarda yaklaşık 32 milyon TL’ye el konulduğu bilgisi raporda paylaşıldı.

Paylaşın