AYM Başkanı Arslan’dan ‘Temel Hak Ve Özgürlükler’ Vurgusu

Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Zühdü Arslan, katıldığı bir etkinlikte yaptığı açıklamada, “Belirtmek isterim ki toplumsal ve siyasal bakımdan gelişmişliğin en temel ölçütlerinden biri insanların temel hak ve özgürlüklerinin etkili şekilde korunmasıdır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu bağlamda 10 yıl önce hukuk sistemimize giren bireysel başvuru, temel hak ve özgürlüklerin korunmasının en etkili araçlarından biri hâline gelmiştir. Toplumun her kesiminden yapılan başvurularda Anayasa Mahkemesinin hak eksenli yaklaşımla verdiği kararlar, Farabi’nin kastettiği manada, insanımızın mutluluğuna hatırı sayılır katkılar yapmıştır ve yapmaya devam etmektedir.”

AYM Başkanı Arslan, AYM Genel Sekreterliği ve Avrupa Konseyi’nce ortaklaşa yürütülen ‘AYM’nin Temel Haklar Alanındaki Kararlarının Etkili Şekilde Uygulanmasının Desteklenmesi Projesi’ kapsamında Adalet Bakanlığı Yozgat Personel Eğitim Merkezi’nde düzenlenen ‘Bireysel Başvurularda İnceleme Usulleri’ konulu panele katıldı.

Panelde konuşma yapan Zühdü Arslan, özetle şunları söyledi:

“Bilindiği üzere insanın huzur ve mutluluk arayışı kadim bir meseledir. Toplumu ve onun örgütlü hâli olan devleti ortaya çıkaran da esasen bu arayıştır.

Bundan 2.500 yıl önce Platon, Devlet olarak dilimize çevrilen kitabında adil ve iyi yönetilen devletin amacının toplumun sadece bir kesiminin değil, tamamının mutluluğunu sağlamak olduğunu söylemiştir.

Farabî, Platon’un bu görüşlerini daha da geliştirmiş, kendinde değer ve “mutlak iyi” olarak tanımladığı mutluluğun elde edilmesini erdemli toplumun ve erdemli devletin temel amacı olarak ortaya koymuştur.

Kuşkusuz devletin bir anlamda varlık sebebi olan insanların mutluluğuna hizmet edebilmesi de hukukun hâkimiyetine bağlıdır. Nitekim Platon, bu kez Kanunlar adlı eserinde devletin başarısının hukukun yönetimin efendisi olmasıyla mümkün olduğunu söyler. Platon’a göre ancak hukukun üstünlüğünün sağlandığı ve yöneticilerin hukukun hizmetkârı olduğu bir yerde devlet ayakta kalabilir. Böyle bir ülkede “insanlar devletin üzerine sağanak halinde yağan tüm ilahi nimetlere sahip olurlar”.

Günümüzde de huzur ve mutluluk içinde yaşamanın şartlarından biri sahip olduğumuz hak ve özgürlüklerin korunmasıdır. Yaşam hakkından ifade özgürlüğüne kadar haklarımız ve özgürlüklerimiz gereği gibi korunmadığında mutluluk içinde varlığımızı sürdürmemiz mümkün değildir.

Bu nedenle Anayasa’nın “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” kenar başlıklı 40. maddesi uyarınca anayasal hakları ihlal edilen “herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.”

“Etkili başvuru hakkı” olarak bilinen bu anayasal hakkın özel görünümlerinden biri bireysel başvuru hakkıdır. Anayasa’nın 148. maddesine 2010 yılında eklenen hükümlerle tanınan bireysel başvuru, bizatihi bir hak olmanın yanında diğer tüm temel hak ve özgürlüklerin korunmasının da en etkili aracıdır.

Bu yüzden Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtildiği üzere idari ve yargısal kuruluşlar, temel hak veya özgürlüklerinin ihlal edildiğini düşünen kişilerin bu yola başvurmalarını engelleyici veya zorlaştırıcı tutum ve davranışlardan kaçınmakla yükümlüdür. İdari ve yargısal otoritelerin aldıkları idari veya fiilî tedbirlerle kişilerin bireysel başvuru yapmalarını engellemesi ya da zorlaştırması bireysel başvuru hakkının ihlaline yol açabilmektedir.

Diğer yandan bireysel başvuru bireysel ve toplumsal hayatın her alanına dokunan, kamu hukuku ve özel hukukun kural ve kurumlarının hak eksenli yaklaşımla yeniden yorumlanmasını sağlayan bir hak arama yoludur.

Bireysel başvurunun hukuk sisteminin tamamını ilgilendiren bu kapsayıcı özelliği, sistemin tüm aktörlerinin iş birliğini zorunlu kılmaktadır. Başka bir ifadeyle her fırsatta söylediğimiz gibi bireysel başvurunun başarısı sistemin bütün unsurlarının uyumlu şekilde çalışmasını gerektirmektedir. Bunun için bireysel başvuruyu yapanlardan karara bağlayanlara, kararı uygulamakla görevli olan idari ve yargısal mercilerden ihlale sebep olan kanunları değiştirmek durumunda olan yasama organına kadar tüm kurum, kuruluş ve kişilere önemli sorumluluklar düşmektedir.

Bu vesileyle avukatlarımıza da önemli görevler düştüğünü belirtmek isterim. Bilindiği üzere bireysel başvurunun avukatla yapılması zorunluluğu bulunmamaktadır. Bireysel başvuru kapsamında kalan bir hakkının veya özgürlüğünün ihlal edildiğini düşünen herkes avukat olmadan da bireysel başvuru yapabilir.

Bununla birlikte Anayasa Mahkemesine vekille yapılan bireysel başvuru sayılarında her geçen gün artış olduğunu söyleyebiliriz.  Bireysel başvurunun uygulamaya geçtiği 2012 yılında vekille yapılan başvuruların toplam başvurulara oranı yüzde 43 iken, bu oran sonraki yıllarda ciddi şekilde yükselmiştir. 2021 yılında yapılan başvuruların yüzde 75’i, bu yıl yapılan 95 bin başvurunun da yaklaşık yüzde 80’i vekille yapılmıştır.

Bu oranlar avukatların bireysel başvuruda oynadığı rolün ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Her konuda olduğu gibi bireysel başvuruda da başlangıç önemlidir. Yapılan başvurunun başarısı öncelikle başvuru formunun çok iyi doldurulmasına, meramın iyi anlatılmasına bağlıdır.

Bu kapsamda öncelikle belirtmek gerekir ki başvuru formlarının hatırı sayılır bir kısmı olması gereken kaliteden uzak durumdadır. Maalesef her konuda olduğu gibi bireysel başvuru formunu doldururken de hazırlanan kılavuzu okumuyoruz. Hâlbuki Mahkememizin internet sitesinde bulunan başvuru kılavuzu okunsa çok daha kaliteli başvuru yapılması mümkün olacaktır.

Avukatlarımız hâlâ büyük ölçüde, muhtemelen mesleki alışkanlıkları gereği, bir istinaf ya da temyiz dilekçesi yazar gibi başvuru formunu dolduruyorlar. Oysa sürekli vurguladığımız gibi bireysel başvuru bir istinaf ya da temyiz kanun yolu değildir. Anayasa Mahkemesi de bireysel başvuruda istinaf ya da temyizden sonra mutlaka gidilmesi gereken bir süper temyiz mercii değildir.

Bu noktada vekille yapılan bireysel başvuru örneklerinden hareketle bazı tespitlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Bilhassa üç konuda bazı eksikliklerin olduğu söylenebilir. Öncelikle bireysel başvuru kural olarak ihlale ilişkin nihai kararın tebliğinden değil öğrenilmesinden itibaren 30 gün içinde kullanılması zorunlu olan bir haktır. Başvurucu ve vekillerin süreyi kaçırmama konusunda hassas davranmaları gerekmektedir.

İkinci olarak başvuru yollarının tüketilmesi bireysel başvuru hakkının kullanılabilmesi için zorunlu anayasal şarttır. Bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi gereğince esas olan ihlalin derece mahkemeleri önünde giderilmesidir. Bu nedenle derece mahkemeleri önünde dile getirilmeyen şikâyetlerin bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine taşınması durumunda başvuru yollarının tüketilmemesi durumu ortaya çıkabilmektedir.

Üçüncü olarak da başvuru formunda şikâyetlerin maddi ve hukuki olarak temellendirilmesi gerekir. Anayasa Mahkemesi kararlarında ifade edildiği gibi başvurucular bir yandan “şikâyetlerine konu temel olay ve olguları açıklamak, bunlara ilişkin delilleri Anayasa Mahkemesine sunmak”, diğer yandan da “temel hak ve özgürlüklerden hangisinin hangi nedenle ihlal edildiğini özü itibarıyla açıklamak” durumundadır. Bu yapılmadığı takdirde başvurular temellendirilmemiş şikâyet olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulunabilmektedir.

Sonuç olarak belirtmek isterim ki toplumsal ve siyasal bakımdan gelişmişliğin en temel ölçütlerinden biri insanların temel hak ve özgürlüklerinin etkili şekilde korunmasıdır. Bu bağlamda 10 yıl önce hukuk sistemimize giren bireysel başvuru, temel hak ve özgürlüklerin korunmasının en etkili araçlarından biri hâline gelmiştir. Toplumun her kesiminden yapılan başvurularda Anayasa Mahkemesinin hak eksenli yaklaşımla verdiği kararlar, Farabi’nin kastettiği manada, insanımızın mutluluğuna hatırı sayılır katkılar yapmıştır ve yapmaya devam etmektedir.”

Paylaşın

AK Parti’nin HDP Ziyareti: Ankara’da Dikkatler Cumhur İttifakı’nda

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ında içinde yer aldığı Adalet Ve Kalkınma Partisi (AKP) heyetinin başörtüsü ve aile kurumu ile ilgili Anayasa değişikliği için Halkların Demokratik Partisi’ni (HDP) ziyaret etmesi, Ankara’da dikkatleri Cumhur İttifakı’na çevirdi.

Başkentte ziyaretin MHP içerisinde rahatsızlık yarattığı konuşulurken MHP yetkilileri, bu iddialara temkinli yanıtlar veriyor. Ancak edinilen bilgilere göre MHP’nin bu konuda nasıl bir tavır alacağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin TBMM grup toplantısı konuşmasında belli olacak. Bahçeli’nin konuşmasında HDP’yi hedef alan mesajlar vereceği belirtiliyor.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başörtüsü takılmasını güvence altına almayı öngören kanun teklifinin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu konuda Anayasa değişikliği çağrısında bulunmuştu. Erdoğan, 24’üncü maddede planlanan değişiklikle başörtüsü takılmasını anayasal güvence altına almak ve bu teklifi de referanduma götürmek istiyor. Ancak AKP, değişiklik teklifini referandum götürebilmek için TBMM’de muhalefetin de desteğine ihtiyaç duyuyor.

Anayasa’nın din ve vicdan özgürlüğünü düzenleyen 24’üncü maddesi ile aile kurumunu düzenleyen 41’inci maddesinde değişiklik isteyen AKP, destek için geçen hafta Meclis’te grubu bulunan tüm partileri ziyaret etti. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ başkanlığındaki AKP heyeti, bu çerçevede HDP’de grup başkanvekilleri Meral Danış Beştaş, Saruhan Oluç ve Parti Sözcüsü Ebru Günay’la görüştü.

Tabanda rahatsızlık yarattığı iddiası

Ancak Ankara kulislerinde AKP heyetinin HDP ziyaretinin MHP’de rahatsızlık yarattığı konuşuluyor. Parti yönetiminden bu konuda gelen açıklamalar ise temkinli. MHP yetkilileri, “parti yönetiminin görüşmenin Cumhur İttifakı adına yapılmadığı kanaatinde olduğunu” söylüyor. MHP’li yöneticiler, “Aynı ittifakta olsak da AK Parti başka, MHP başka. Dolayısıyla AK Parti’nin görüşmesi, ittifak adına değil AK Parti adına yapılmış bir görüşmedir” ifadelerini kullanıyor.

Bu konudaki net tavrın ise MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tarafından ortaya konulacağı tahmin ediliyor. Bahçeli’nin Salı günü TBMM grup toplantısında özellikle HDP’yi hedef alan sert açıklamalar yapması bekleniyor.

AKP tabanında da HDP ile görüşmenin rahatsız yarattığına dair işaretler var. Eski AKP Milletvekili Mehmet Metiner, “HDP’yi hem TBMM çatısı altında olmaması gereken terör örgütünün siyasi partisi olarak suçlamak, hem de anayasa değişikliği için muhatap alıp görüşmek, AK Parti açısından sıkıntılı bir yeni durum” sözleriyle bu rahatsızlığa dikkat çekmişti.

AKP Grup Başkanvekili Bülent Turan’dan ise bu konuda dikkat çeken bir açıklama geldi. Gazeteci İsmail Saymaz’ın sorularını yanıtlayan Turan, “Görüşmeseydik, ‘Başörtüsüyle ilgili değişiklikte samimi değilsiniz’ derlerdi bize. ‘Niye tüm gruplarla konuşmuyorsunuz? derlerdi” ifadelerini kullandı. Turan, ayrıca CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun “TSK’nın kimyasal silah kullandığı” iddiasını hatırlatarak “Ben Tanrıkulu ile de onun gibi düşünenlerle de HDP ile de görüşmem, görüşmek istemiyorum” dedi.

HDP yönetimi sessiz kalıyor

HDP’de ise tartışmalarla ilgili sessizlik hakim. HDP’li yöneticilerin Çarşamba günü bir araya gelecek Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısına kadar bu konu ile ilgili konuşmama kararı aldığı öğrenildi. Buna karşın tartışmalarla ilgili sorusuyu yanıtlayan HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, AKP’nin yalpaladığını savundu.

Erdoğan’ın oportünist bir siyaset ortaya koyduğunu ve seçimde kaybedeceğini gördüğünden dolayı da çeşitli hamleler yapmaya çalıştığını öne süren Paylan, “Ancak, ortağı MHP bu hamleleri yapmasına fren olacaktır” ifadesini kullandı. AKP içinde bu ziyareti olumlayan çok sayıda açıklama yapıldığını hatırlatan Paylan, “Buna karşı refleks de olacaktır. En büyük refleks de MHP’den gelecektir. Bu refleksi yumuşatmak için de Bülent Turan’a bu tip açıklamalar yaptırtıyorlar” diye konuştu.

Ruhavioğlu: AKP, bundan sonra kolay suçlayamayacak

Kürt Çalışmaları Merkezi Direktörü Reha Ruhavioğlu da tartışma yaratan bu ziyareti DW Türkçe’den Eray Görgülü’ye değerlendirdi. İktidarın HDP ile temasta muhalefete sınırlar çizdiğini ancak bu sınırları kendisinin aşmasında bir sorun görmediğine dikkat çeken Ruhavioğlu, bu durumun yeni bir gelişmeyi de beraberinde getireceğine dikkat çekti. Ruhavioğlu, “İktidar bundan sonra HDP ile ilişkiler nedeniyle muhalefete yönelik o kadar kolay suçlayıcı olamayacak” görüşünü dile getirdi.

Ruhavioğlu, AKP’nin anayasa değişikliği için referandum desteği bulamayacağını gördüğünü, bu yüzden de desteği bulamamanın suçlularını tespit etmek üzere bu ziyaretleri yaptığını öne sürdü. Bülent Turan’ın açıklamalarını da değerlendiren Ruhavioğlu, “‘Gitmesek samimi değilsiniz derlerdi’ diyor. ‘Kendi iç tutarlılığımız için biz bunu yaptık’ gibi bir şey söylüyor. Dolayısıyla buradan niyetin çok iyi olmadığını anlıyorum” ifadelerini kullandı.

Girasun: AK Parti’yi ikircikli duruma düşürüyor

Rawest Araştırma Genel Müdürü Roj Girasun da AKP’nin ideolojik esnekliğinin diğer partilere nazaran daha fazla olduğu görüşünü dile getirdi. “Bu tür hamlelerle ilgili parti tabanını ikna edeceğine dair özgüveni yüksek. AKP, hem çözüm sürecini başlatıp hem de sonrasında örgütle, farklı kesimleri hızlıca suçlayabiliyor” diyen Girasun, HDP açısından bakıldığında AKP’nin randevu teklifinin kabul edilmesinin HDP için bir kazanç olduğunu savundu. Girasun, “AK Parti’yi ikircikili duruma düşürüyor” tespitini yaptı.

Muhalefet için HDP ile temas etme meşruiyetinin sınırlarını AKP’nin belirlediğine dikkat çeken Girasun, sözlerini “Bu adımlardan ziyade muhalefetin AK Parti’nin söylem sınırlarının dışına çıkamamasını konuşmak lazım” şeklinde sürdürdü. Muhalefetin AKP’ye yönelik ‘Siz suçlu diyordunuz, suçluyla niye görüşüyorsunuz’ dilini kullanmasının kendileri açısından problem yaratacağını kaydeden Girasun, “Muhalefetin kendisine dair özgüveninin yüksek olması lazım. Kürt meselesi ile alakalı ne söylüyorsa kendi sınırları içinde söylemesi lazım” dedi.

Paylaşın

CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu Hakkında ‘Kimyasal Silah’ Fezlekesi

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu hakkında “terör örgütü propagandası yapmak” suçundan fezleke hazırladı. Parlamenter Suçları Soruşturma Bürosunca hazırlanan fezlekede, Tanrıkulu’nun 20 Ekim’de sosyal medya hesabından yaptığı paylaşıma yer verildi. 

Sezgin Tanrıkulu’nun paylaşımının “PKK’nin stratejik hedefleri ile bu hedefler bağlamında geliştirdiği söylem ve eylemleriyle aynı doğrultuda olduğu” iddia edilen fezlekede, Tanrıkulu’nun “terör örgütü propagandası yapmak” suçunu işlediği öne sürüldü.

Fezlekede, “27. Dönem Milletvekili Tanrıkulu hakkında Anayasa’nın 83. maddesine istinaden dokunulmazlığının kaldırılması talebinde bulunulması gerektiği kanaatine varılmıştır” ifadelerine yer verildi. Fezleke, TBMM’ye iletilmek üzere Adalet Bakanlığına gönderildi.

Sezgin Tanrıkulu ne demişti?

CHP İstanbul Sezgin Tanrıkulu, 20 Ekim’de sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Kimyasal silah kullanıldığı iddialarına ilişkin görüntüleri izledim. Kimyasal silah insanlığa karşı bir suçtur. Yarın itibariyle iddialara dayanak olan görüntülerin doğruluğu üzerine soru önergemi Meclis gündemine sunacağım. Bu iddialar karşısında açıklama yapılmamış olması ilginç” ifadelerini kullanmıştı.

Tanrıkulu’nun sözlerine CHP yönetiminden destek gelmemiş, CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, “TSK, terörün en sıcak günlerinde bile kimyasal silaha asla tevessül etmemiştir. Böyle hassas ve istismara açık bir konuda ulu orta açıklama yapılması yanlış olmuştur. Doğru bulmuyoruz” demişti.

Ne olmuştu?

Medya Haber’e konuşan Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Şebnem Korur-Fincancı, TSK’nın askeri operasyonlarda kimyasal silah kullandığı iddialarına ilişkin görüntüleri incelediğini belirtti:

“Belli ki sinir sistemini doğrudan tutan toksik-zehirli kimyasal gazlardan biri kullanılmış durumda. Her ne kadar kullanılması yasak olsa da çatışmalarda kullanıldığını görüyoruz.”

Bağımsız heyetlerin bölgede inceleme yapmasının uluslararası sözleşmeler gereği zorunlu olduğunu belirten Korur-Fincancı, “Uluslararası sözleşmelerin uygulanması ve kimyasal silahların kullanımını yasaklayan Cenevre Sözleşmesi kapsamında böyle bir iddia ortaya çıktığında nasıl bir araştırma yapılacağı da Minnesota Protokolü’nün ilkelerinin ele alınması gerekiyor,” dedi.

Korur-Fincancı bu açıklamalarının ardından iktidara yakın medya kuruluşlarınca hedef gösterildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Savunma Bakanı Hulusi Akar da kimyasal silah iddialarını yalanlayan açıklamalar yaptı.

Ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı hakkında “Terör Örgütü Propagandası Yapmak”, “Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama” suçlamalarından soruşturma başlattığını açıkladı.

Korur-Fincancı’nın soruşturma kapsamında ifade vermesi beklenirken, 26 Ekim’da polisin evine yaptığı baskınla gözaltına alındı ve Ankara’ya götürüldü, 27 Ekim’de Sulh Ceza Hakimliğince  “örgüt propagandası” suçlamasıyla tutuklandı.

Paylaşın

Dikkat Çeken Yazı: Başörtüsü Referandumu Özgürlüğe Tuzaktır

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başörtüsüne yasal güvence sağlamak amacıyla başlattığı hamle gündemdeki yerini koruyor… Karar gazetesi yazarlarından Mehmet Ocaktan, konuya ilişkin ‘başörtüsü referandumu özgürlüğe tuzaktır’ başlıklı dikkat çeken bir yazı kaleme aldı…

AK Parti’nin başörtüsü konusunu referanduma götürmeye çalışmasının “özgürlüğe kurulan bir tuzak olduğu” görüşünü dile getiren ve “AK Parti’nin ateşle oynadığını” söyleyen Ocaktan, “Muhalefet partilerinden bir tek milletvekili bile bu vebale asla ortak olmamalıdırlar” değerlendirmesinde bulundu.

Ocaktan, bugünkü köşe yazısında “CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun başörtüsüne yasal güvence sağlamak amacıyla başlattığı girişim karşısında çaresizlik yaşayan AK Parti iktidarı ‘Madem öyle gelin başörtüsü konusunda anayasa değişikliği yaparak referanduma götürelim’ diyerek meydan okuması, kelimenin tam anlamıyla özgürlüklere kurulan bir tuzaktır” dedi.

Benzer girişimlerin 12 Eylül ve 28 Şubat dönemlerinde de denendiğini ifade eden Ocaktan, şöyle devam etti:

Şimdi AK Parti, sırf seçimlerde üç-beş oy daha fazla alabilmek için aynı ‘vesayetçi’ anlayışı hayata geçirmek üzere bir din ve inanç özgürlüğü olan başörtüsünü referanduma götürmeye hazırlanıyor.

Oysa din ve inanç özgürlüğü Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9. Maddesiyle garanti altına alınmıştır. Din ve inanç özgürlüğü gibi temel insani haklar asla referanduma sunulamaz.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçmişte bu konuda uyarılarda bulunduğunu belirten Ocaktan, şu ifadeleri kullandı:

Vesayetçilere özenerek girişilen bu beyhude çabanın ne kadar tehlikeli bir adım olduğunun AK Parti ne kadar farkındadır bilemem ama Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın geçmişte bu konuda ciddi uyarıları var. Yıl 2009, o günlerde özgürlükler konusunda referandum dillendirildiğinde Erdoğan şiddetle karşı çıkıyor ve temel hakların referanduma götürülmesinin son derece yanlış olduğunu söylüyordu.

Erdoğan’ın sözleri aynen şöyle: “Çok ciddi bir yanlışlıktır, bu halka saygısızlık olur. Çünkü bu onun yaradılıştan gelen hakkıdır. Siz yaradılıştan gelen bir hakkı kalkıp da referanduma sunamazsınız ki… Yani bir insanın yaşam özgürlüğünü kalkıp da referanduma sunabilir misiniz, bir inanç özgürlüğünü referanduma sunabilir misiniz, bir düşünce özgürlüğünü sunabilir misiniz? Bunlar çok çok yanlış şeylerdir, bunların üzerinde referandumu konuşmak çok yanlış olur.”

Bugünlerde unutulmuş olabilir belki, tekrar hatırlatmakta yarar var. İsviçre 2009 yılında “minare yasağı” referandumu yapmaya kalktığında Türkiye’de iktidar dahil, pek çok sivil toplum kuruluşu bu girişimin insan haklarına ‘tuzak kurmak’ olduğunu söylemişti. O günlerde bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan şiddetle karşı çıkmış ve “Bu konular referanduma götürülemez” demişti.

“Umarız AK Parti nasıl bir ateşle oynadığının farkındadır” diyen Ocaktan, ayrıca şu değerlendirmede bulundu:

Teknik olarak pek mümkün gözükmüyor ama diyelim ki başörtüsü konusunu referanduma götürdünüz, ya insanlar meseleyi bir iktidar karşıtlığı gibi algılayarak “hayır” oyu kullanırlarsa… Hemen hatırlatalım, böyle bir durumda AK Parti başörtüsünü ebediyyen yasaklayan bir parti oyarak tarihe geçecektir.

AK Parti böyle bir sonuç çıkmasını varsayarak referanduma gitmek gibi bir niyet içinde olamayacağına göre, bilerek ya da bilmeyerek ‘başörtüsüne tuzak’ niteliği taşıyan bu girişimden derhal vazgeçmelidir.

Basında yer alan haberlere göre, bugünkü kabine toplantısında mesele enine-boyuna tartışılacakmış. Eğer AK Parti’de hala birazcık da olsa ’siyasi akıl’ sahibi yöneticiler, vekiller kalmışsa seslerini yükseltip bu yanlışa ‘dur’ demelidirler.

Ayrıca muhalefet partilerinden bir tek milletvekili bile bu vebale asla ortak olmamalıdırlar.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Babacan’dan Dikkat Çeken Paylaşım: Derhal Kapatacağız

Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) kuruluş yıl dönümünde bir mesaj paylaşan DEVA Lideri Babacan, “YÖK’ün doğum gününü kutlamak isteyenler için son bir saatteyiz. Gerçekten son bir saat. Seçimden sonra YÖK’ü derhal kapatacağız” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) 41’inci kuruluş yıl dönümü nedeniyle bugün sosyal medya hesabında bir mesaj paylaştı.

Babacan, mesajında şu ifadeleri kullandı: YÖK’ün doğum gününü kutlamak isteyenler için son bir saatteyiz. Gerçekten son bir saat. Seçimden sonra YÖK’ü derhal kapatacağız.

YÖK nedir?

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), 1982 Anayasası’nın 131. maddesi esasında; “Yükseköğretim kurumlarının öğretimini planlamak, düzenlemek, yönetmek, denetlemek, yükseköğretim kurumlarındaki eğitim-öğretim ve bilimsel araştırma faaliyetlerini yönlendirmek bu kurumların kanunda belirtilen amaç ve ilkeler doğrultusunda kurulmasını, geliştirmesini ve üniversitelere tahsis edilen kaynakların etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamak ve öğretim elemanlarının yetiştirilmesi için planlama yapmak maksadı ile” kurulmuş olan kurum. Anayasa’ya göre; Kurulun teşkilatı, görev, yetki, sorumluluğu ve çalışma esasları kanunla düzenlenir.

Söz konusu kanun 1981’de çıkarılan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’dur.

Bu kanuna göre Yükseköğretim, akademik, kurumsal ve idari yönden yeniden yapılanmamıştır. Kanunla Türkiye’deki tüm yükseköğretim kurumları Yükseköğretim Kurulu (YÖK) çatısı altında toplanmış, akademiler üniversitelere, eğitim enstitüleri eğitim fakültelerine dönüştürülmüş ve konservatuvarlar ile meslek yüksekokulları üniversitelere bağlanmıştır.

Böylece, söz konusu kanun hükümleri ve Anayasa’nın 130. ve 131. maddeleriyle kendisine verilen görev ve yetkiler çerçevesinde özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip bir kuruluş olan Yükseköğretim Kurulu, tüm yükseköğretimden sorumlu tek kuruluş haline gelmiştir.

YÖK Yokken Üniversiteler Nereye Bağlıydı?

1981 Üniversite reformundan önceki yıllarda, Türk yükseköğretim sistemi beş tür kurumdan oluşmaktaydı:

  • Üniversiteler,
  • Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı akademiler,
  • Bir kısmı diğer bakanlıklara, çoğu Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı iki yıllık meslek yüksekokulları ile konservatuvarlar,
  • Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı üç yıllık eğitim enstitüleri,
  • Mektupla öğretim yapan YAYKUR
Paylaşın

‘Altılı Masa’nın Seçim Beyannamesi İçin Kasım Sonu İşret Edildi

İYİ Partili Ümit Özlale, katıldığı bir televizyon programında, “Altılı masada genel başkanlar bir ortak çalışma grubu oluşturulmasına karar vermişti. Dış politikadan yargıya, ekonomiden milli güvenliğe kadar aklınıza gelebilecek her alanda altı partinin üzerinde anlaştığı bir seçim beyannamesi oluşturuluyor.” dedi ve ekledi:

“O toplantının üçüncüsünü gerçekleştirdik. İYİ Parti’yi ben temsil ediyorum, çok değerli arkadaşlarım var, biz çok uyumlu bir seçim beyannamesini hazırlıyoruz. Kasım ayının sonuna kadar yetiştireceğiz.”

İYİ Parti Kalkınma Politikaları Başkanı Ümit Özlale, KRT’de yayınlanan Haftanın Panoraması programında gündeme ilişkin konuları değerlendirdi.

‘Altılı Masa’nın seçim beyannamesini kasım ayının sonunda açıklayacağını duyuran Özlale hazırlıklar arasında “uyuşturucuyla mücadele eylem planı” olduğunu da ifade etti.

“Partiler arasında görüş ayrılığı yok”

Özlale şunları kaydetti:

‘Altılı Masa’da genel başkanlar bir ortak çalışma grubu oluşturulmasına karar vermişti. Dış politikadan yargıya, ekonomiden milli güvenliğe kadar aklınıza gelebilecek her alanda altı partinin üzerinde anlaştığı bir seçim beyannamesi oluşturuluyor. O toplantının üçüncüsünü gerçekleştirdik. İYİ Parti’yi ben temsil ediyorum, çok değerli arkadaşlarım var, biz çok uyumlu bir seçim beyannamesini hazırlıyoruz. Kasım ayının sonuna kadar yetiştireceğiz.

Aday önemli ama bazen medya ana noktayı kaçırıyor, Altılı Masa’nın en fazla vurguladığı konu parlamenter sisteme geçiş. Bakın burada sefalet endeksiyle başladık, yargıda ne olduğu çok belli ve uyuşturucu meseleleri tartışılıyor. Yakında açıklanacak bu hükümet programında uyuşturucuyla mücadele ile ilgili de bir eylem planı var.

Dolayısıyla ‘Altılı Masa’nın en önemli buluşma noktası bizi bu kötü yönetim sisteminden parlamenter sisteme geçirecek olan bir yol haritasının belirlenmesi. Bugün Erdoğan olmasın başka biri olsun, dünyanın en yeteneksiz, en kabiliyetli en toplumu kapsayıcı lideri bile olsa bu yönetim sistemi içinde çok kısa bir süre içinde bütün melekelerini kaybeder. O yüzden bizim burada ilk tartışmamız gereken şey bu yönetim sistemini terk edip, Türkiye’ye yakışan parlamenter sisteme nasıl geçeceğimiz.

Aday konusu önemli ama adaydan çok daha önemli olan parlamenter sisteme geçiş sürecinde 6 partinin hazırlayacağı yol haritası. Bu konuda çok önemli bir gidişat var, partiler arasında görüş ayrılığı yok. Vatandaşlarımız iyimser olsunlar, bu ceberut yönetim anlayışının bitmesine 7-8 ay kaldı.

Paylaşın

Rezene Salatası İle Dana Şiş, Malzemeleri, Hazırlanışı

Sizin ve tüm ailenizin seveceği bir kombinasyon: mükemmel dana şiş, canlandırıcı rezene salatası… Bu kombinasyon, herkesin mutlaka tatması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Haber Merkezi /  Öyleyse hemen verilen adımları takip edin ve bu kolay tarifi sevdikleriniz için yapın! Ortalama 30 dakikada hazırlayacağınız bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

Dana şiş

  • 2 çay kaşığı sarımsak, ezilmiş
  • 2 yemek kaşığı kurutulmuş tarhun, doğranmış
  • 1 orta boy limon, rendesi
  • 100 gram tuzsuz tereyağı
  • 500 gr. sığır bonfilesi

Rezene Salatası:

  • 1/4 orta boy kırmızı lahana, ince dilimlenmiş
  • 1 orta boy rezene, ince dilimlenmiş
  • 2 çay kaşığı dijon hardalı
  • 2 yemek kaşığı beyaz şarap sirkesi
  • 1/2 çay kaşığı rezene tohumu
  • 2 yemek kaşığı mayonez

Hazırlanışı;

  • Tüm malzemelerinizi hazırlayın, başlayalım,
  • Bir kapta tuzsuz tereyağı, ezilmiş sarımsak, kuru tarhun ve limon kabuğu rendesini birleştirin, iyice karıştırın, sonra bir kenara koyun,
  • Salata için, dilimlenmiş lahana, rezene, dijon hardalı, beyaz şarap sirkesi, rezene tohumu ve mayonezi birleştirerek karıştırın. İyice birleştirmek için karıştırın ve bir kenara koyun,
  • Dana bonfileyi küp küp doğrayın ve şişlerin üzerine dizin, hazırlanan sarımsak ve tarhun tereyağı karışımının yarısı ile iyice fırçalayın,
  • Bonfileyi ister ızgarada ister ızgarada yüksek ateşte 6 – 9 dakika pişirin,
  • Şişleri rezene salatası ve ekstra sarımsak ve tarhun tereyağı karışımı ile servis edin
  • Afiyet olsun…
Paylaşın

19 İl İçin Yağış Uyarısı: Ankara, İstanbul, İzmir…

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, aralarında Ankara, İstanbul, İzmir, Kırıkkale, Kırşehir, Aksaray, Bolu, Düzce, Amasya, Tokat, Giresun, Gümüşhane ve Bayburt’unda bulunduğu 19 ilde yağış beklendiğini duyurdu.

Haber Merkezi / Meteoroloji, vatandaşları yaşanabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması uyarısında bulundu. Meteoroloji, ayrıca, hava sıcaklığının batı kesimlerde 4 ila 8 derece azalacağı bildirdi.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) tarafından yapılan son değerlendirmelere göre: Ülkemizin genelinin parçalı ve yer yer çok bulutlu, Batı Akdeniz kıyıları, Doğu Akdeniz, İç Anadolu’nun doğusu, Batı ve Orta Karadeniz kıyıları, Doğu Anadolu’nun batısı, Güneydoğu Anadolu ile Kırklareli’nin kuzey kesimleri, İstanbul’un kuzey ilçeleri, Kocaeli ve Sakarya çevreleri, Çanakkale’nin doğu, Balıkesir’in kuzey kesimleri, Muğla’nın güney kesimleri, Ankara’nın güney ve doğu kesimleri, Kırıkkale, Kırşehir, Aksaray, Bolu, Düzce, Amasya, Tokat, Giresun, Gümüşhane ve Bayburt çevrelerinin yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

Genellikle yağmur ve sağanak, Akdeniz kıyı kesimlerinde gök gürültülü sağanak, Tunceli, Erzincan, Erzurum ve Bingöl’un yüksek kesimlerinde karla karışık yağmur ve yer yer kar şeklinde olması beklenen yağışların, Adana’nın güneyi ile Hatay, Diyarbakır, Mardin ve Siirt çevrelerinde yerel olmak üzere kuvvetli olması bekleniyor.

Hava sıcaklığının Marmara, Akdeniz ile iç kesimlerde 4 ila 8 derece azalacağı, diğer yerlerde önemli bir değişiklik olmayacağı tahmin ediliyor.

Yağışların; Adana’nın güneyi ve Hatay çevreleri ile bu akşam saatlerinde Antalya’nın doğu ilçelerinde yer yer kuvvetli olması beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması konusunda uyarı yapıldı.

Bölgelerimizde hava durumu ise şöyle;

  • Marmara Bölgesi: Parçalı ve yer yer çok bulutlu, Kırklareli’nin kuzeyi, İstanbul’un kuzey ilçeleri, Sakarya ve Kocaeli çevreleri, Çanakkale’nin doğusu ve Balıkesir’in kuzey kesimlerinin sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
  • Ege Bölgesi: Parçalı ve çok bulutlu, Muğla’nın güney kesimlerinin sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
  • Akdeniz Bölgesi: Parçalı ve yer yer çok bulutlu, Batı Akdeniz kıyıları ile Doğu Akdeniz’in sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, Adana’nın güney ilçeleri ile Hatay çevrelerinde kuvvetli olması bekleniyor.
  • İç Anadolu Bölgesi: Parçalı ve çok bulutlu, doğusu ile Kırıkkale, Kırşehir ve Aksaray çevreleri ve Ankara’nın güney ve doğu kesimlerinin yağmur ve sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
  • Karadeniz Bölgesi: Parçalı ve yer yer çok bulutlu, kıyı kesimleri ile Düzce ve Bolu çevrelerinin sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Sabah saatlerinde bölgenin iç kesimlerinde pus ve yer yer sis bekleniyor. Orta ve Doğu Karadeniz, parçalı yer yer çok bulutlu, Orta Karadeniz kıyıları ile Amasya, Tokat, Giresun, Gümüşhane ve Bayburt çevrelerinin yağmur ve sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Sabah saatlerinde iç kesimlerinde pus ve yer yer sis bekleniyor.
  • Doğu Anadolu Bölgesi: Az bulutlu ve açık, zamanla parçalı ve çok bulutlu, batı kesimlerinin yağmur ve sağanak yağışlı, Erzincan, Bingöl, Tunceli ve Erzurum çevrelerinin yükseklerinin karlakarışık yağmur ve kar şeklinde geçeceği tahmin ediliyor.
  • Güneydoğu Anadolu Bölgesi: Parçalı ve yer yer çok bulutlu, bölge genelinin sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların Mardin, Diyarbakır ve Batman çevrelerinde yerel olmak üzere kuvvetli olması bekleniyor.
Paylaşın

CHP’den ‘Cumhurbaşkanı Adayı’ Açıklaması: Yüzde 100 Mutabakat Var

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa’nın cumhurbaşkanı adayı merak edilirken, CHP’li Eren Erdem konuya ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Meclisi (PM) üyesi ve eski milletvekili Eren Erdem, CHP’nin altılı masaya cumhurbaşkanı adayı olarak sunacağı ismin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu olduğunu söyledi ve ekledi: Yüzde 100 mutabakat söz konusudur. Masadaki her parti aday önerebilir. Karar masanın.

Eren Erdem ayrıca, “Biz sürekli kamuoyu yoklaması yaptırıyoruz. Hiçbir algı operasyonu, bizim tutumumuzu değiştirmez. Biz, dostlarımızla bir masa kurduk. Ortak adayı masa belirleyecek. Lakin ben, parti yöneticisi adına partim namına şunu söyleyebilirim; partimizin önereceği isim Kılıçdaroğlu’dur” dedi.

CHP’li Eren Erdem, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarda şu ifadeleri kullandı:

“Aday kim olacak? Buna altılı masa karar verecek. Elbette her parti masaya aday önerebilir. CHP’nin tüzel kişiliğinin masaya TEK önerisi, Kemal Kılıçdaroğlu’dur. CHP’nin önereceği isim konusunda, yüzde 100 mutabakat söz konusudur. Masadaki her parti aday önerebilir. Karar masanın.

Biz sürekli kamuoyu yoklaması yaptırıyoruz. Hiçbir algı operasyonu, bizim tutumumuzu değiştirmez. Biz, dostlarımızla bir masa kurduk. Ortak adayı masa belirleyecek. Lakin ben, parti yöneticisi adına partim namına şunu söyleyebilirim; partimizin önereceği isim Kılıçdaroğlu’dur.

Kamuoyunda, masada ve CHP’de kafa karışıklığı varmış gibi bir algı üretiliyor. Kafası karışık olan Saray’dır. 2 yıla yakın süre önce, ilk dile getiren kişilerden biri olarak söylüyorum; CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığı konusunda yüzde 100 mutabakat vardır, heyecan vardır.

Elbette son kararı alacak yegane merci; değerli Genel Başkanların bir arada memleketin refahı için buluştuğu altılı masadır. Masa, CHP’nin önerisi dahil, her görüşü ele alabilecektir. Bu hususta, CHP olarak irademiz açık, güvenimiz sonsuz, enerjimiz yüksektir.”

Paylaşın

‘Kartellere’ seslenen Kılıçdaroğlu: Şehirlerimizi Terk Edin, Sizi Yok Edeceğiz

Interpol tarafından ‘kırmız bülten’le aranan Sırp çete lideri Zeljko Bojanic’in İstanbul’da gözaltına alınmasının ardından açıklama yapan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Kartellere sesleniyorum; şehirlerimizi terk edin. Sizi yok edeceğiz” dedi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, uluslararası polis teşkilatı Interpol’ün ‘kırmız bülten’le aradığı Sırp çete lideri Zeljko Bojanic’in İstanbul’un Sarıyer ilçesinde cinayet şüphelisi olarak gözaltına alınmasının ardından sosyal medya hesabından açıklamada bulundu.

Kılıçdaroğlu’nun konuya ilişkin sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama şöyle:

“Kara para, sahibini getirir dedim. Dünyanın ne kadar mafya pisliği varsa, paraları ile birlikte şehirlerimize geldi. Şimdi bahçelerde ceset araması yapılıyor. Gördükleriniz denizde sadece bir kum tanesi.

Kartellere sesleniyorum; şehirlerimizi terk edin. Sizi yok edeceğiz. Kirli paranızı alın gidin. Size kurban vereceğimiz tek bir evladımız yoktur.”

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, 31 Ekim gecesi bir video yayınlayarak sokaklarda giderek yaygınlaştığını belirttiği uyuşturucuya karşı vatandaşları uyarmış, hükümeti eleştirmişti. Kılıçdaroğlu şunları söylemişti:

“Her türlü kara paranın ülkeye girmesine göz yumdular. ‘Getir, nereden getirirsen getir, kaynağını sormayacağım’ dediler ve bu kirli parayı yani milyar dolarları, yani uyuşturucu paralarını Türkiye’nin cari açığını finansmanında kullandılar… Gelelim ‘Okul önünde yakaladığınız uyuşturucu satıcısının bacağını kırın’ diyen namıdiğer Fotoroman Süleyman’a.

O da Fotoromancı ya, Saray da çok iyi biliyor ki bu uyuşturucuları kendileri davet ettiler bu ülkeye. ‘Paralarınızı getirin, her şeye göz yumacağız’ dediler ve göz yumdular. Bunlar onunla bununla poz veren, gençlerin diliyle söyleyeyim ‘Breaking Bad Süleyman’ ülkenin çocuklarının zehirlenmesine göz yummuştur. Yazıklar olsun onlara” demişti.

Paylaşın