‘HDP Kapatma Davası’nda Sözlü Savunma Süreci Başlıyor

HDP’nin hukukçu milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki, geçmişte HDP’yi doğrudan hedef gösteren Muhterem İnce’nin bugün kapatma davası için oy kullanacak olmasının mahkemelerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkesine aykırı olduğunu kaydetti.

HDP daha önce de eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan hakkında AYM’ye reddi hâkim talebinde bulunmuştu. Dilekçede, hakkında siyasi yasak istenenlerle ilgili 26 soruşturmada Fidan’ın imzası olduğu belirtilmişti. Ancak AYM heyeti, talebi reddetmişti.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) hakkında açılan kapatma davasında kritik bir sürece girildi. Anayasa Mahkemesi’nin (AYM), partiye verdiği ek savunma süresi 25 Kasım’da dolacak. AYM, artık “sözlü savunma” aşamasına geçecek.

Ancak bu süreçte Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilen eski İçişleri Bakan Yardımcısı Muhterem İnce’nin HDP’yi terörle ilişkilendiren paylaşımları ortaya çıktı. HDP, bu nedenle İnce hakkında “reddi hâkim” talebinde bulunup bulunmamayı değerlendirmeye aldı.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın HDP hakkında açtığı kapatma davasında yargılama, iddianamenin 21 Haziran 2021’de Anayasa Mahkemesi tarafından kabul edilmesiyle başlamıştı. Anayasa Mahkemesi, Yargıtay Başsavcılığı tarafından dava dosyasına sunulan ek delillere ilişkin partiye savunma için 26 Ekim’de 30 gün ek süre vermişti. Bu sürenin dolacağı 25 Kasım’da HDP’nin ek savunmayı AYM’ye sunacağı öğrenildi.

Sözlü savunma süreci başlıyor

Böylece HDP kapatma davasındaki “ön savunma” aşaması tamamlanarak, sözlü yargılama aşamasına geçilecek. AYM tarafından belirlenecek bir tarihte yapılacak duruşmada Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin iddialarını bu kez sözlü olarak dile getirecek. HDP yöneticileri ile siyasi yasak istenen partinin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş gibi isimler ise sözlü savunma yapacak.

Sözlü savunmadan sonra kapatma talebi görüşülecek

Bütün sürecin ardından AYM Başraportörü, davaya ilişkin bilgi ve belgeleri inceleyerek esas hakkındaki raporunu hazırlayacak. Raporun, Yüksek Mahkeme üyelerine dağıtılmasının ardından Başkan Zühtü Arslan toplantı için bir gün belirleyecek. Üyeler belirlenen günde bir araya gelerek kapatma istemini esastan görüşmeye başlayacak.

AYM üyesi İnce’den tartışmalı HDP paylaşımları

HDP için kapatma kararı çıkması için 15 üyeden 10’nun oyu yetecek. Bu nedenle AYM’deki dengeler belirleyici olacak. AYM’de Başkan Zühtü Arslan’ın arasında bulunduğu 5 üyenin “muhalif” olduğu biliniyor. İrfan Fidan’ın arasında bulunduğu 9 üye ise genellikle hak ihlali karşıtı kararlara imza atıyor.

İçişleri Bakan Yardımcısı olarak görev yaparken Sayıştay Üyeliği’ne seçilen ve kısa sürede buradan TBMM tarafından AYM üyeliğine atanan Muhterem İnce’nin ise henüz AYM kararlarındaki duruşu netleşmedi. Bu nedenle İnce’nin HDP kapatma davasındaki oy tercihi sonuca etkili olacak.

Ancak Muhterem İnce’nin geçmişte HDP aleyhinde bazı paylaşımları ortaya çıktı. İçişleri Bakan Yardımcılığı yaptığı dönemde Süleyman Soylu’nun bir konuşmasını Twitter’da paylaşan Muhterem İnce, 21 Şubat 2021 tarihinde HDP’yi “terörist kargoculuğu yayıp, dağa adam kaçırmakla” suçladı. İnce, “Terörist kargoculuğu yapıp dağa adam kaçıran HDP milletvekili ve yardakçıları zarar ve ziyandan öte geçemeyen zavallılardır. Diyarbakır Annelerinin acılarının sorumlusu işte bunlardır” diye yazdı.

İnce’nin bir diğer paylaşımı ise HDP’li belediyelerin “terörden arındırıldığı” şeklinde oldu. 18 Kasım 2020’de kayyım tarafından yönetilen Batman Belediyesi’ni ziyaret eden Muhterem İnce, buna ilişkin “Terörden arındırılan belediyeler. 1 yıl görevde kalan HDP’li Batman Belediye Başkanı 150 Milyon TL ilave borç bıraktı. Bu süreçte vatandaşa sunduğu hizmet sayısı: 0. 7 aydır görevde olan Belediye Başkan Vekilimiz hem borç ödedi hem de hizmet üretti. Teröre değil millete hizmet” paylaşımını yaptı.

İhsas-ı rey tartışması

İnce’nin HDP’yi terörle ilişkilendiren paylaşımları ise bir davada tarafını önceden belli etme anlamına gelen “ihsas-ı rey” tartışmasına neden oldu. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede HDP, PKK’nın siyasi uzantısı olmakla suçlanıyordu. HDP’nin “PKK’yı açıkça desteklemekten öteye geçerek onun bir organı gibi faaliyette bulunduğu” öne sürülen iddianamede, “Aslında HDP ile PKK-KCK arasında bir fark yoktur” denilmişti.

HDP reddi hâkim talebini değerlendirecek

Alınan bilgiye göre HDP, Muhterem İnce hakkında reddi hâkim talebinde bulunmak için söz konusu paylaşımları gündemine aldı. Anayasa Mahkemesi üyeleri, olası bir başvuruda talebi kabul ederse, Muhterem İnce oymalara katılamayacak.

DW Türkçe’den Alican Uludağ’a konuşan HDP’nin hukukçu milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki, geçmişte HDP’yi doğrudan hedef gösteren bir kişinin bugün kapatma davası için oy kullanacak olmasının mahkemelerin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkesine aykırı olduğunu kaydetti.

HDP daha önce de eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan hakkında AYM’ye reddi hâkim talebinde bulunmuştu. Dilekçede, hakkında siyasi yasak istenenlerle ilgili 26 soruşturmada Fidan’ın imzası olduğu belirtilmişti. Ancak AYM heyeti, talebi reddetmişti.

Paylaşın

HDP’li Pervin Buldan: Sorunların Çözümü Diyalog Ve Müzakerelerdir

“Kaybedeceğini gören AKP-MHP ittifakı siyasi ömrünü uzatmak için seçim kampanyasını savaş politikalarıyla başlatmış durumda” ifadelerini kullanan Buldan, “Bu savaş politikalarına derhal son verin. Sorunların çözümü diyalog ve müzakerelerdir” dedi ve ekledi:

“Demokratik ve barışçıl adımlardadır. Çatışma ve şiddet politikasıyla bugüne değin çözülebilen tek bir sorun olmadığını biliyoruz. Bu yanlıştan bir an önce vazgeçilmelidir”.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin grup toplantısında konuştu. Buldan’ın açıklamasından satırbaşları şöyle:

“Ne yazık ki savaş can almaya devam ediyor. Antep’in Karkamış ilçesini başta olmak üzere hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı ve sabır diliyorum. Yaralılar için acil şifalar diliyorum. Tüm kayıpların acısını yüreğimizde en derinden hissettiğimizi özellikle ifade etmek istiyorum.

Her zaman söylediğimiz gibi; savaş, en büyük yıkımdır, en büyük felakettir ve acıların en talihsizi savaşlarda yaşanır.

İktidarların bekası için canları ve yaşamı hiçe sayan AKP-MHP savaş zihniyetini herkes görmelidir. Kaybedeceğini gören AKP-MHP ittifakı siyasi ömrünü uzatmak için seçim kampanyasını savaş politikalarıyla başlatmış durumda.

Kuzey ve doğu Suriye sivil yerleşim bölgelerine yönelik olarak gerçekleştirilen hava operasyonu ve saldırıların hemen öncesinde Taksim’de yaşanan karanlık patlama kesinlikle tesadüf değildir. Ortada elbette ki aydınlatılması gereken yığınla soru işareti vardır ve bu karanlığı açıklığa kavuşturmak yerine savaş siyasetine sarılan iktidara çok net bir şekilde söylemek isterim ki oyunlar tutmayacaktır.

AKP-MHP iktidarı iddia ettiği gibi Kuzeydoğu Suriye’deki demokratik yönetim modeli Türkiye için bir tehdit değildir. Halkların ortak geleceği açısından asıl tehlike AKP-MHP’nin dayattığı savaş politikalarıdır. Buradan açık bir şekilde söylemek istiyorum; kuzey ve doğu Suriye halklarına, Kürt halkına, kadınlara yaşattığınız bu savaştan ve yıkımdan size asla bir iktidar çıkmayacaktır.

Bu savaş politikalarına derhal son verin. Sorunların çözümü diyalog ve müzakerelerdir. Demokratik ve barışçıl adımlardadır. Çatışma ve şiddet politikasıyla bugüne değin çözülebilen tek bir sorun olmadığını biliyoruz. Bu yanlıştan bir an önce vazgeçilmelidir.

Suriye halkları üzerinden elinizi çekin, Kuzeydoğu Suriye’den elinizi çekin.

Buradan savaş politikalarına sessiz kalanlara ve de alkış tutanlara diyorum ki seçim öncesi sahneye konulan bu büyük oyunu hepinizin görmesi gerekiyor. Bu oyunun bir parçası değil, hep birlikte karşısında olalım.

Demokratik, ortak bir geleceğin inşası için gücümüzü ve irademizi mutlaka ama mutlaka birleştirelim. HDP; savaşlar, çatışmalar ve şiddetler karşısında üzerine düşeni yerine getirmeye hazırdır.

“Ortak bir kadın mücadelesi var”

Sokaklardan cezaevilerine varıncaya kadar siyasi şiddetin en ağır hali uygulanmaktadır. İstanbul Sözleşmesi’ni kaldıran da, kadın kurumlarını kapatan da, kadın katillerini serbest bırakan da bu iktidardır.

Çok uluslu erkek rejimlerin küresel tahribatına karşı sistemlere meydan okuyan ortak bir kadın mücadelesi var. Arjantin, Meksika, Tunus, Afganistan, Türkiye, İran’da kadınlar, kadın düşmanı bu yönetimlere karşı mücadele etmektedir ve yeni yaşamın kapısını aralamaktadır.

Bütçe görüşmelerinde içinde kadının adı dahi geçmiyor, şerhimizi koyacağız. Erkeklerin savaş bütçesine karşı, toplumsal cinsiyete duyarlı bir bütçe istediğimizi ifade edeceğiz. Savaşa kepçeyle yatırım yapanlar, topluma, en çok da kadına bir damlayı reva görmektedir. Yüz kadından sadece 18’i kayıtlı ve tam zamanlı çalışıyor.

Tarımdaki kadınların neredeyse tamamı kayıt dışı ve güvencesiz çalışıyor. Güvencesizlik kadınlar için bir rejim haline getirilmiştir. Farklı cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine sahip olanlar da yaşamın her alanında şiddete maruz kalıyorlar. Hiçbir kesimin hakları, bu iktidarın insafına tabi değildir. Kimsenin yaşam biçimini tehdit edemezler, biz buna izin vermeyeceğiz.

“2023 seçimlerine kadınlar damga vuracak”

Bu ülkenin ekonomik düzeyini yalan kurumunuz olan TÜİK’inizin sahte milli gelir rakamları değil, kişi başına düşen sefalet belirler. Bir ülke, yurttaşının insan onuruna yaraşır gelir dağılımını sağladığında sosyal devlet niteliğine sahip olur. Gerisi halkın cebinden yapılan soygundur. Bu kara tablo sizi endişelendirmesin, çıkış yolu mümkündür.

Bütçe çalışmalarımızda ortaya koyduğumuz ekonomi politikalarımız, seçimden sonra yaşama geçsin diye mücadele edeceğiz. Bütün yurttaşların temel ekonomik ihtiyaçları güvence altına alınacak. Eşit işe eşit ücret sağlayacağız. Kadının görünmeyen emeğini güvence altına alacağız. Kadın yoksulluğunu ve yoksunluğunu sonlandıracak ekonomik tedbirleri HDP olarak alacağız. Sağlık, eğitim, barınma, ulaşım her alanda kadınlar için pozitif ayrımcı bir ekonomik programı hayata geçireceğiz.

2023 seçimlerine damgayı biz kadınlar vuracağız. Biz kadınlar, kendimizi seçeceğiz. Biz kadınlar, bizi yönetecek olanları seçecek.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Krizi Bitirecek Bir Vizyon Açıklayacağız

3 Aralık’ta “yeni bir vizyon” açıklayacaklarını duyuran CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Emin olun çok güzel şeyler açıklayacağız. Sonsuza kadar krizi bitirecek bir vizyon açıklayacağız” dedi. Kılıçdaroğlu, ABD ve İngiltere’ye de bu nedenle gittiğini söyledi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:

“Siyasetin kör kuyusuna ülkeyi sokamazsınız. Soktuğunuz andan itibaren kavga ortamına toplumu ittiğiniz zaman o toplumda huzur bırakamazsınız. İnsanların düşünceleri farklı olabilir. Boşuna mı demiş atalarımız akıl akıldan üstündür diye. Oturalım, konuşalım. Konuşamayan, dertleşemeyen bir Türkiye var. Geçmişte iktidar partisine veya MHP’ye oy veren vatandaşlarım olabilir. Bir şey söylüyorum o kardeşlerime. Türkiye’nin bu gidişinden siz de huzursuzluk duyuyorsanız sandığa gidince oyunuzun rengini değiştirmek zorundasınız.

Terör belası. Bu coğrafyadan terörden en büyük acıları yaşayan Türkiye’dir. Türkiye’yi bu girdaptan çıkarmak zorundayız. Terör bir insanlık suçudur bunu tüm dünyaya anlatmak zorundayız. Terörün sağı solu yoktur. Terör acaba ne kazanırım, nasıl lehime çevirebilirim diye iç politika malzemesi olamaz. Terör bir insanlık suçuysa ve hepimiz insana saygı duyuyorsak o zaman terör konusunda birlikte olmak zorundayız.

Hangi amacı taşırsa taşısın hep birlikte karşı çıkmak zorundayız. Kısır tartışmalarla terörün yanındaymış, karşısındaymış gibi bir algı yaratmanın Türkiye’ye hiçbir faydası yoktur. Terör örgütlerinin ekmeğine yağ sürersiniz. Biz CHP’yiz. Biz halkın partisiyiz. Biz ülkemizi yeniden inşa etmek istiyoruz. Terörden uzak bir Türkiye olsun istiyoruz. Her terör olayından sonra çekişme, kavga olmasın istiyoruz.

Taksim’deki bombalı saldırıya tepki

Bombalar patlatıldı. İnsanlar hayatlarını kaybettiler. Güvenlik güçlerine teşekkür ediyoruz hemen yakaladılar ama asıl sorulması gereken soruyu daha sormadık. Bu terörist sınırdan nasıl geçti? Kim geçirdi bunu sınırdan? Nasıl oluyor Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sınırları yol geçen hanına dönebiliyor? Siz bu soruyu kendinize sormazsanız ve sınırda gerekli önlemleri almazsanız teröristlere kapıyı aralamış olursunuz. Ben bunu söylediğimde kızıyorlar. Akılcı bir şey söylüyorum. Bu topraklarda terör olmasın diye bağırıyorum, çağırıyorum. Sınırları neden kontrol etmiyorsunuz? Kim izin verdi bu teröristlere? Pek çok uyuyan hücrenin olduğu yazılıyor. Yani teröristler aramızda geziyor. Biz bunu söylediğimizde ‘ayakkabı numaralarına kadar biliyoruz’ diyor. Biliyorsan bu nasıl oldu arkadaş? Benim bunu bilmeye hakkım var.

Süleyman Soylu’ya zor sorular

Önlem alacaksınız. Siz terörle mücadele ettiniz biz karşı mı çıktık? Bir insanlık belası var ciddi önlemler alın diyoruz. Terörist dediğiniz sadece bir yönüyle değil. Uyuşturucu teröristleri de var aramızda. Yüz binleri zehirliyorlar. Onların teröristten ne farkları var? Nasıl oluyor da tonlarca uyuşturucu ülkeye giriyor? Bunu soruyorum, kızıyorlar. Devleti yöneten birisi uyuşturucu baronlarıyla fotoğraf çektirir mi? Kızıyorlar, hakaret ediyorlar. Biz doğruyu söylüyoruz. Teröristten ne farkı var bunların? Ellerini kollarını sallayarak geziyorlar.

Türkiye öyle bir noktaya geldi ki uyuşturucu baronlarının, mafya liderlerinin hesaplaştığı bir ülkeye döndü. Birbirlerini öldürüyorlar. Böyle bir Türkiye’yi kabul etmiyoruz. Terör dediğiniz bir tane değil. Türkiye’yi zehirliyorlar. Her birimizin sorumluluğu var. Terör konusunda birbirimizi suçlamamız değil akılcı politikalar üretmemiz lazım. Bugüne kadar doğru dürüst akılcı politikalar üretilmedi. Son 20 yıla bakın. Rahmetli Ecevit iktidarı teslim ettiğinde terör bitmişti zaten nasıl oldu da bu kadar yeniden dallandı budaklandı? Oturup bunu devleti yönetenlerin düşünmesi lazım.

Karkamış’a roketli saldırı

Bu iş oy işi değil, öyle bakarsanız bu işi çözemezsiniz. O kadar büyük açmazlarla karşı karşıyayız ki çözülmesi lazım bunun. Birisi bir devleti suçlarken açıkça öbürü aynı devletin başkanını karşılıyor, taziyesini kabul ediyor. Nasıl bir anlayış bu? Devlet böyle yönetilmez. Beş yaşındaki çocuk sınırlarımızın ötesinden atılan bir roketle hayatını kaybediyorsa o çocuğun vebali bu devleti yönetenlerin omuzlarındadır. Annesinin babasının yaşadığı dramı kendi vicdanlarında ölçüp tartmazlarsa bu sorunu çözemezler.

Hepimiz kentlerde yaşıyoruz, kırsalda yaşayan nüfus çok azaldı. Bizler de doğanın bir parçasıyız aslında. Siz kentin yeşil alanlarını beton ormanına döndürürseniz bu olmaz. İstanbul’da Kemerköy’de büyük bir alanı imara açıyorsunuz. İstanbul’dan hâlâ intikam almaktan vazgeçmediniz mi? Ranttan hâlâ vazgeçmediniz mi? Az kaldı iktidar olduğumuzda ben onlara göstereceğim.

Bir şehirde yaşamanın yolu o şehirde huzur içinde olmaktır. Karnım doymalı, gezmeliyim o kenti. Çocuklar salıncakta sallanabilmeli. Nerede yeşil var hemen orayı imara açıyorlar. Bırakmışlar sorunları 3-5 kişi kazanacak diye bunun hesabını yapıyor. O 3-5 kişinin de Allah belasını versin. Ağaca kıymayın. Değiştireceğiz.

3 Aralık’ı işaret etti

ABD’ye, İngiltere’ye gittim. Havuz medyası fırsatlar aradılar nasıl karalarız diye. Uğraştılar, didindiler bir kara propaganda mekanizmasi oluşturdular. Onlar ne yapabiliriz, nasıl gölgeleyebiliriz anlayışı içindeydiler. Bizim partililer de merak etti genel başkanımız niye gitti diye. Onların yaptığı korkudan, bizim yaptığımız meraktandı. 3 Aralık’a kadar sabredin. 3 Aralık’ta yeni bir vizyonu açıklayacağız.

Türkiye’nin tarihine şöyle bir bakın. Ortalama 7 yılda bir kriz olur. Bazen çok derin ve bu krizlerden bir avuç insan çok faydalanır. Milyonlar bu kriz nedeniyle büyük mağduriyetler yaşar. Türkiye’yi artık bu kriz zincirinden kurtarmamız lazım. Emin olun çok güzel şeyler açıklayacağız. Sonsuza kadar krizi bitirecek bir vizyon açıklayacağız. Sonsuza kadar bu krizleri bitirmemiz lazım. O nedenle gittim. Vizyonumuz hazır, 3 Aralık. Ekiplerimiz hazır, yatırımcılarımız hazır, taze parada hazır. Türkiye’yi bu beladan kurtaracağız. 3 Aralık’ı bekleyin ve asla unutmayın geliyor gelmekte olan.”

Paylaşın

Altılı Masa, Anayasada Yaklaşık 100 Maddeyi Değiştirilecek

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA), Demokrat Parti, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Altılı Masa, anayasa taslağını 28 Kasım’da Ankara Bilkent Otel’de yapacağı toplantıyla duyuracak.

Cumhuriyet gazetesinden Sertaç Eş‘in haberine göre mevcut anayasadaki 100 civarındaki madde değiştirilecek.

Bu kapsamda, toplanma ve gösteri yapma özgürlüğü, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılması öngörülüyor.

Anayasanın laikliği düzenleyen 24. maddesine “dokunulmaması” yönündeki görüş ağırlık kazandı. Ancak bu maddeye ilişkin son karar liderlere bırakıldı. Cumhurbaşkanının yetkileri bu taslakta önemli ölçüde kısıtlanıyor.

AYM düzenlemesi

Taslakta Anayasa Mahkemesi üyelerinin seçimi de yeniden düzenleniyor. Cumhurbaşkanının bu kuruma yaptığı üye atamalarındaki yetkisi kaldırılıyor. Atama yetkisinin yalnızca Türkiye Barolar Birliği kontenjanından gelen üyelerin ataması ile sınırlandırılıyor. Hâkimler Kurulu ve Savcılar Kurulu üyelerinin atanma yetkileri Meclis’e veriliyor.

Meclis’te yapılacak seçimler de “kısıtlı belirleyicilerin inisiyatifine” bırakılmıyor. Çoklu aday arasından seçim yapılması kuralı getiriliyor, katılım artırılıyor. Siyasi partiler AYM ve kurullara aday gösteremiyor. Burada, mevcut sistemden eskiye dönme yönünde bir beklenti ve eleştiri vardı. Taslakta eskinin eksikleri ve zayıflıklarının da giderilmesi hedefleniyor.

Ayrıca taslakta, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) kaldırılıyor. Yerine bilimsel, idari ve mali özerkliği getirilmiş üniversiteler arasında eşgüdümü sağlamayı hedefleyen bir kurul düşünülüyor.

“Yapıcı kurucu güvensizlik oyu”

İstikrarsızlığın gerekçesi olarak görülen ve parlamenter sistemin en çok eleştirilen konusu olan koalisyonlar konusunda iktidarın elinden bu kozun alınması için anayasada önlem getiriliyor. Buna göre anayasaya “Yapıcı kurucu güvensizlik oyu” işleniyor. Buna göre hükümetin kurulması süreci kolay, devrilme süreci ise zorlaştırılıyor. Hükümet hakkında gensoru verebilmek için yeni hükümetin nasıl kurulacağı konusunun garanti edilmesi kuralı getiriliyor. İspanya, Almanya, Belçika gibi ülkelerde uygulanan bu yöntem, taslakta da yer alacak.

HSK’nin yapısında değişiklik

Değişiklik öngörülen önemli alanlardan birisi de yargı. Buna göre mevcut Hakimler ve Savcılar Kurulu; Hâkimler Kurulu ve Savcılar Kurulu olarak ikiye bölünecek. Hâkimler Kurulu’na adalet bakanı ve yardımcısının katılımı olmayacak. Bakan ve yardımcısı Savcılar Kurulu’nda yer alacak. Ayrıca yargının savunma kurumu da anayasada güçlendirilmiş bir şekilde yer alacak.

Paylaşın

Gençlerin Yüzde 90’ı Demokrasinin İşleyişinden Memnun Değil

Hafıza Merkezi isimli düşünce kuruluşu haziran ayında Türkiye’deki 28 ilinin 95 ilçesinde, 2 bin 235 gençle yüz yüze görüşerek yaptığı “Gençlerin İnsan Hakları Algısı” araştırmasının sonuçları bir rapor halinde yayınlandı.

Raporda gençlere sorulan sorulardan biri “Demokrasi algısı” oldu. Araştırmaya katılan gençlerin yüzde 90’ı Türkiye’de demokrasinin işleyişinden memnun olmadığını dile getirdi.

VOA Türkçe’den Mahmut Bozarslan‘ın aktardığına göre araştırmacılar memnuniyet artışının muhafazakarlaşmayla paralel olduğuna dikkat çekerek, “Gençlerin yüzde 90’ı 1-10 ölçeğinde Türkiye’de demokrasinin işleyişine 5 puan ve altında not veriyor. Gençlerin yüzde 48’i 1 puan vererek hiç memnun olmadığını söylüyor. Yaşın yükselmesi, hayatın muhafazakarlaşması ve dindarlık seviyesinin yükselmesiyle memnuniyet artıyor. Eğitim seviyesinin yükselmesiyle de düşüyor” dedi.

Peki gençler insan haklarına nasıl bakıyor? Araştırma sonuçlarına göre gençlerin insan hakları algısında “insan olabilme, yaşam hakkı” ilk sırada yer alıyor. Araştırmaya katılan gençlerin yüzde 23’ü ‘insan olabilme, yaşam hakkı’nın insan haklarını en iyi ifade eden kavramlar olduğunu düşünüyor. En önemli olan insan hakkının yüzde 37 ile ‘ifade ve düşünce özgürlüğü’ olduğunu düşünen gençlerin bu başlıktaki yanıtlarından bazıları raporda şu şekilde yer aldı: “Gençlere en önemli gördükleri üç insan hakkının hangileri olduğunu sorduğumuzda, en çok verdikleri yanıt yüzde 37 oranıyla ifade ve düşünce özgürlüğü oluyor. Bunu kadınların eşitlik hakkı, adil yargılanma hakkı ve adil çalışma koşulları takip ediyor. Araştırmamız protesto hakkının gençler tarafından ilk sıralarda sayılmadığını gösterdi ve bunun üzerine derin görüşmelerde bu konuya da eğildik. Gördük ki bir kısım genç, protestoyu ifade özgürlüğünün tamamlayıcısı, onun bir uzantısı olarak tanımlıyor.”

“Gençlere göre Türkiye’de en çok kadınların hakkı ihlal ediliyor”

Araştırmada gençlere Türkiye’de en çok hangi kesimin haklarının ihlal edildiği de soruldu? Gençlerin bu soruya verdiği yanıtlar rapora “Türkiye’de gençler insan hakları savunucularının en çok kadınların eşitlik hakkını savunduğunu düşünüyor ve bunu savunması gerektiğini de söylüyor. İfade ve düşünce özgürlüğü, adil çalışma koşulları, iyi bir eğitime erişme hakkının ise insan hakları savunucuları tarafından daha az savunulduğu ancak daha çok savunulması gerektiği belirtiliyor. Türkiye’de gençler, en çok kadınların, daha sonra da kendilerinin haklarının ihlal edildiğini düşünüyor. Çocukların haklarının ihlal edildiğini düşünen gençlerin oranı yüzde 35”cümleleriyle yansıdı.

“Türkiye’de insanlar en fazla hangi sebeplerden dolayı hak ihlaline uğruyor?”

Araştırmaya katılan kadınların bu soruyu “cinsiyetinden” ve “cinsel yöneliminden ve cinsiyet kimliğinden” şeklinde cevaplama oranı erkeklere göre daha yüksek oldu. Erkekler ise büyük oranda “siyasi tercihinden” yanıtını verdi.

“Gençler hak ihlaline uğradığını düşünüyor”

Araştırmada gençlere sorulan sorulardan biri “Siz hiç hak ihlali yaşadınız mı?” oldu. Gençlerin yüzde 55’i bu soruya “evet” yanıtı verdi. Gençlerin Türkiye’de neden hak ihlalleri yaşandığı konusundaki görüşleri ise daha çok kanunların uygulanmaması ve kanunların yeterli olmaması ile devlete ve devlet-toplum ilişkisine yöneliyor. Bununla beraber her 100 gençten 35’i yeterli savunuculuk yapılmadığı için hak ihlali gerçekleştiği görüşünde.

“İnsan hakları savunucuları hakkında şunlardan hangisi size göre doğrudur?” şeklindeki soruya ise gençlerin yarıya yakını, insan hakları savunucularının herkesin temel haklarını savunduğu yanıtını verdi. Gençlerin yüzde 18’i “Siyasi amaçla hareket ettiklerini” ifade ederken, yüzde 6’sı “Türkiye aleyhine hareket ettiklerini” düşünüyor. Araştırma sonuçlarına göre gençlerin dörtte biri, insan haklarını savunan uluslararası kurumlara şüpheyle yaklaşıyor. Gençlerin 4’te 3’ü insan haklarını savunan uluslararası kurumların yürüttüğü çalışmaları değerli bulduğunu ifade ederken, her 4 gençten 1’i “ülkemin adalet ve hukuk sistemine güveniyorum. Dışarıdan müdahaleye gerek yok” şeklinde görüş belirtti.

“Geçmişle yüzleşilmeli”

Araştırmacıların sonucunu merak ettikleri konulardan biri de geçmişle yüzleşme oldu. Araştırma sonuçlarına göre her 5 gençten 1’i faillerin cezalandırılmasını ya da tazminat ödenmesini destekliyor. Gençlerin yüzde 18’i ülkenin geçmişle yüzleşme gibi bir sorunu olmadığını düşünürken, yüzde 48’i tüm dezavantajlı kimliklerle yüzleşilmesi gerektiğini söylüyor.

Hafıza Merkezi, kuruluş amacını “Geçmişte yaşanan hak ihlallerine ilişkin hakikatlerin ortaya çıkmasına, toplumsal hafızanın güçlenmesine ve bu ihlallerden etkilenenlerin adalete erişmesine katkı sağlamak hedefleriyle kuruldu” şeklinde bir tanımlamayla açıklıyor.

“Hukuk ve insan hakları alanında çalışanların çoğu genç”

Gençlerin insan hakları algısını VOA Türkçe’ye yorumlayan İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi Eş Başkanı Abdullah Zeytun, hukuk ve insan hakları alanında çalışanların çoğunun genç olduğuna dikkat çekti. Zeytun, Türkiye’de gençlerin bekledikleri hak ve özgürlüklerin sağlanmadığı için çok sayıda gencin yurtdışına gittiğini belirtti. Gençler arasında insan hakları duyarlılığının artması gerektiğine vurgu yapan Zeytun, “Bizim çabamız insan hak ve özgürlüklerini sağlayabilecek insan hakları hareketi oluşturmak ve insan hakları hareketinin gençleştirilmesi, insan hakları hareketine duyarlı gençlerin çoğalmasıdır. Bu bir anlamda da Türkiye’deki temel hak ve özgürlükleriyle gelişmesine de katkı sağlayacaktır. Bu hakları kullanan gençler Türkiye’deki demokratik gelişimlere de katkı sunabilir” dedi.

“Gençler insan hakları mücadelesine güç veriyor”

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Diyarbakır Şube Başkanı Murat Aba ise özellikle Kürt gençlerinin son dönemlerde çoğunlukla hukukçu olmayı tercih ettiklerine dikkat çekti. VOA Türkçe’ye konuşan Aba, özellikle bölgede gençlerin insan hakları algısının yüksek olduğunu ifade ederek, “Avukat olma talebi çok var. Bunların içinde bir kısmı meslekten ziyade, kendi hakkını savunmak içindir. Özellikle gençlerin insan hakları algısı yüksek. Bu bölgedeki gençler için söyleyeyim, insan hakları ihlali, haksızlık arttığı zaman insan haklarına sahip çıkan gençlerde, yeni kuşaklarda duyarlılık daha artıyor” diye konuştu.

Gençlerin ilgisinin artmasını insan hakları mücadelesine güç kattığını savunan Aba, “Haksızlık arttıkça, çalışma alanınız artar. Bu mücadele alanında birlikte olmamız, birlikte hareket etmemiz bize de güç veriyor. Onlarca hukuksuzluğa dair çalışabilecek on binlerce, yüz binlerce isim olması bizleri rahatlatıp, sesimizin daha yüksek çıkmasını sağlar. Bu meselede bizimle birlikte çalışanların olması, bu alanda emek verenlerin olması bizi de güçlendirir” dedi.

Paylaşın

İYİ Parti Ve HDP Arasında Sular Durulmuyor: Karşılıklı Suçlamalar

Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile İYİ Parti arasında, altılı masa kurulduğu günden beri sık sık baş gösteren gerilim, bir kez daha gündemde. Tartışmalar bu kez AKP’li bir heyetin, başörtüsü konusunda hazırlanacak anayasa değişikliği için HDP grubunu ziyaret etmesiyle başladı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, grup konuşmasında ziyareti “Açılımcılar kumpanyası yeniden seyircisiyle buluşuyor” sözleriyle eleştirdi. 2013’te Kürt sorununun çözümü için yürütülen çözüm sürecine atıfta bulunan Akşener, HDP’yi de “HDP vekilleri de genel başkanlarını tutukladığı, belediyelerine kayyum atadığı için sabah akşam eleştirdikleri, AK Parti ile, aynı masaya oturmaktan zerre utanmadılar” sözleriyle eleştirdi. Akşener’in bu sözleri iki parti arasında son zamanların en şiddetli tartışmasını başlattı.

Akşener’e, HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, halk buluşması için geldiği Ardahan’dan yanıt verdi. Buldan, Akşener’i Kürtlere hakaret etmeyi kendisine görev edinmekle suçlayarak Akşener’in, Kürt düşmanı olduğunu iddia etti. Susurluk kazasına göndermede bulunan Buldan, “Bize kumpanya kuruyor diye de iftira attılar. Oysa HDP’liler kumpanya bilmezler, HDP’lilerin kumpanya bilmediğini cezaevlerinin HDP’lilerle dolu olduğunu göstererek ispat ederiz. Ancak onlar kumpanyanın ne demek olduğunu Susurluk’tan bilirler, onlar kumpanyanın ne demek olduğunu 28 Şubat’tan bilirler” dedi.

İYİ Parti’den yanıt

Buldan’ın bu açıklamasına İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, yazılı açıklamayla yanıt verdi. Zorlu, “Bir siyasi partinin eş genel başkanı” olarak nitelendirdiği Buldan’ın, asılsız suçlamalar ve hakaretlere başvurma yolunu tercih ettiğin öne sürdü. Ayrımcılığı red ettiklerini savunan Zorlu şöyle konuştu:

“Kürtler bu ülkenin, bu vatanın, asli ve şerefli vatandaşlarıdır. Bu çerçevede, her türlü ayrımcılığı reddediyoruz. Ayrıca, yürüttükleri siyasetteki tutarsızlıkları örtmek için yalan ve hamasete başvuranların, son dönemde düştükleri zor durumu anlamakla birlikte her sıkışan parti liderinin, partimize ve Genel Başkanımıza saldırmasını asla kabul etmiyoruz. Siyaset adı altında ilkesiz, seviyesiz yapılan bu gölge oyununu milletimizin takdirine havale ediyoruz”

Akşener yerine Altılı Masa vurgusu

Ancak taraflar arasındaki atışmalar bu açıklamayla da son bulmadı. HDP Eş Genel Başkanı Buldan, Erzurum’un Karayazı ilçesinde düzenlenen halk toplantısında, Akşener’e yanıt vermeyi sürdürdü.

1990’lardaki faili meçhul cinayetlere vurgu yapan Buldan, “Kimse 90’lı yılların kabadayılığını yapmasın, Türkiye’nin 90’lı yılları yaşamasına asla izin vermeyeceğiz” dedi. Akşener yerine altılı masaya dikkat çeken Buldan, “Altılı masada da bize saldıranlar var. Dün bir açıklama yaptım Ardahan’da, bunun üzerine bana bir cevap yazdılar. Söylemeye devam edeceğiz. Bu ülke faili meçhulleri unutmadı, unutmayacak. Bu ülke köy yakmaları yıkmaları unutmadı, unutmayacak.

Bu ülke 12 Eylül dönemlerinde işkence tezgahlarında Kürtlere uygulanan zulmü unutmadı, unutmayacak. Kürtlere dışkı yedirildiğini unutmadı, unutmayacak. Hiç kimse 90’lı yılların kabadayılığına soyunmasın, 90’lıların ve geçmişin unutulmasına izin vermeyeceğiz. Onlar da bu kurnazlığı yapmasınlar. Kürtler her zaman geçmişi hatırlar. Bundan sonra da hatırlayacak. Biz artık 90’lı yılları yaşamak istemiyoruz. Biz 90’lardaki faili meçhullerin tekrardan bu ülkeye gelmesine asla izin vermeyeceğiz” diye konuştu.

Millet ve Cumhur ittifaklarının ülkenin sorununu çözemeyeceğini savunan Buldan, HDP’nin kurduğu Emek ve Özgürlük ittifakına destek istedi.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

HDP’li Buldan: Bizim Üçüncü Yolumuz Var

Erzurum Karayazı’da düzenlenen halk buluşmasında konuşan HDP’li Buldan “Somut projelerini ortaya koymuyorlar. Dolayısıyla Türkiye halkları başta Kürtler, ezilenler, ötekileştirilenler, yok sayılanlar olmak üzere, bu her iki kutba de ne mahkûm ne de mecburdur. Bizim Üçüncü Yolumuz var. Emek ve Özgürlük İttifakımız var” dedi ve ekledi:

“Sizlerin birer eşbaşkan olarak, milletvekili olarak, birer yönetici olarak girmediğiniz ev, dokunmadığınız yürek, sıkmadığınız el asla kalmasın. Durmak yok, seçimlere kadar çalışacağız. Kazanacağız, büyük kazanacağız büyük başaracağız.

Buldan, konuşmasının devamında, “Bir dahaki yerel seçimlerde kayyımlar arabayla değil yürüyerek Ankara’ya gidecek. Gidip sarayda kendilerine yer arasınlar. Gidip sarayda kendilerine koltuk bulsunlar.” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Erzurum Karayazı’da düzenlenen halk buluşmasında konuştu.

Yaklaşan seçimleri hatırlatan Buldan’ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

“Bir seçim sürecine yaklaşıyoruz. Bu seçim süreci Türkiye tarihini değiştirecek olan bir süreç. Seçimler Türkiye açısından kritik. Seçilecek olan başkan ve milletvekilleri de Türkiye’nin geleceğini belirleyecek olan insanlar olacak.

O yüzden bizler HDP olarak yollardayız. Edirne’den Hakkari’ye, Ağrı’dan Kars’a, İstanbul’dan Karayazı’ya kadar her yerdeyiz, her yerde olmaya devam edeceğiz. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın.

“Hırsızlıkla geçiniyorlar”

AKP ve küçük ortağı MHP’nin tam 7 yıldır acımasızca HDP’ye karşı bir müdahalesi var. Baskısı var. Engellemesi var. Ve her türlü zorbalığı, her türlü zalimliği HDP üzerinde uygulayan bir yönetim anlayışı var. AKP hükümeti bugün bütün bu uyguladığı haksızlık ve hukuksuzlukları HDP’nin siyasetinden rahatsız olduğu için yapıyor.

Bu kadar zalimliği, zorbalığı demokratik siyaset yürüten bir partiden rahatsızlık duyduğu için yapıyor. Çünkü onlar karanlıktan, talandan, yolsuzluktan besleniyorlar. Onlar hırsızlıkla geçiniyorlar. Bu ülkenin bütün kaynaklarını 5’li çetelere aktarmakla geçiniyorlar. Kendi geleceklerini garanti altına almaya çalışıyorlar. Ama Türkiye’yi açlıktan, yoksulluktan, sefaletten ve ekonomik krizin içerisine sürüklemekten geri durmuyorlar.

“Köy yakmalarını unutmadık”

Ancak 6’lı Masada da bize saldıranlar var. Dün bir açıklama yaptım Ardahan’da bunun üzerine bana bir cevap yazdılar. Söylemeye devam edeceğiz. Bu ülke faili meçhulleri unutmadı, unutmayacak. Bu ülke köy yakmaları yıkmaları unutmadı, unutmayacak.

Bu ülke 12 Eylül dönemlerinde işkence tezgahlarında Kürtlere uygulanan zulmü unutmadı, unutmayacak. Kürtlere dışkı yedirildiğini unutmadı, unutmayacak. Hiç kimse 90’lı yılların kabadayılığına soyunmasın, 90’lıların ve geçmişin unutulmasına izin vermeyeceğiz. Onlar da bu kurnazlığı yapmasınlar.

İki tane ittifak var biliyorsunuz. Bu her iki ittifakın da başta Kürt sorunu olmak üzere bu ülkenin sorunlarını asla çözecek yerden baktıklarını görmüyoruz. Her iki kutup da Alevi sorununa, Kürt sorununa, demokrasi sorununa, kadınların sorununa, gençlerin geleceğine dair hiçbir somut adım atmadılar.

“Bizim Üçüncü Yolumuz var”

“Somut projelerini ortaya koymuyorlar. Dolayısıyla Türkiye halkları başta Kürtler, ezilenler, ötekileştirilenler, yok sayılanlar olmak üzere, bu her iki kutba de ne mahkûm ne de mecburdur. Bizim Üçüncü Yolumuz var. Emek ve Özgürlük İttifakımız var.

Sizlerin birer eşbaşkan olarak, milletvekili olarak, birer yönetici olarak girmediğiniz ev, dokunmadığınız yürek, sıkmadığınız el asla kalmasın. Durmak yok, seçimlere kadar çalışacağız. Kazanacağız, büyük kazanacağız büyük başaracağız.

Bir dahaki yerel seçimlerde kayyımlar arabayla değil yürüyerek Ankara’ya gidecek. Gidip sarayda kendilerine yer arasınlar. Gidip sarayda kendilerine koltuk bulsunlar.”

Paylaşın

OECD’den ‘Türkiye Rüşvetle Savaşmıyor’ Uyarısı

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) Rüşvet Çalışma Grubu, Türkiye’nin 2014’teki 3. Aşama değerlendirmesinden bu yana yurt dışı merkezli kişi ve kuruluşlardan gelen rüşvetle mücadele için kilit alanlarda göze çarpan eksiklikleri giderememesinden ciddi şekilde endişe duyduğunu açıkladı.

Çalışma grubu özellikle kamu kuruluşlarında rüşveti engellemek, ihbarcıların korunması ve kovuşturma bağımsızlığı yolunda Mart 2023’e kadar Türkiye’nin acil gelişim raporu hazırlamasını, bu arada OECD’nin ek önlemleri uygulamaya alabileceğini de bildirdi.

Sözcü’de yer alan habere göre açıklamada Türkiye’de rüşvetle mücadelenin hükümetin takviminde yer aldığının belirtilmesinin memnuniyetle karşılandığı ancak bugüne kadar bu hedef doğrultusunda hiçbir net adım atılmamasının ciddi bir endişe yarattığı vurgulandı.

‘Acil harekete geçin’

Açıklamada “Türkiye’nin, tüzel kişilerin yabancı rüşvet, ihbarcıların korunması ve kovuşturma bağımsızlığına ilişkin sorumluluklarına ilişkin uzun süredir devam eden tavsiyelere ilişkin olarak devam eden eylemsizliği ve Türkiye’nin yabancı rüşvet yasalarını uygulamaması, OECD Rüşvet Çalışma Grubu’nun yüksek düzeyli bir heyet göndermesine yol açtı” denildi. Çalışma Grubu son açıklamasında Türkiye’yi rüşvete karşı “acil harekete” geçmeye çağırdı.

Görevden almalar soru işareti

38 OECD Üye ülkesi ve Arjantin, Brezilya, Bulgaristan, Peru, Rusya ve Güney Afrika’dan oluşan Rüşvet Çalışma Grubu, adli ve kolluk kuvvetleri görevlilerinin art arda geniş çaplı bir şekilde görevden uzaklaştırılması ışığında, Türkiye’de soruşturma ve kovuşturmaların bağımsızlığının korunması konusunda soru işaretlerini de sürekli ortaya koyuyor.

2014’ten beri yeterli adım atılmıyor

OECD (Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü) açıklamasında Türkiye’nin rüşvetle savaş için gerekli adımları atması konusunda sert ifadeler kullandı. Örgüt, 2014 yılındaki 3. Faz aşamasından beri özellikle yurt dışından Türkiye’ye rüşvet akışı konusunda gerekli adımların atılmadığının altını çiziyor.

Türkiye, son olarak yayınlanan Yolsuzluğun İhracı 2022 ilerleme raporunda bu yıl da sözleşmeyle ilgili yasaları “az uygulayan/hiç uygulamayan” kategorisinde yer almıştı.

Paylaşın

Ahmet Türk: İktidarı Değiştirecek İnancımız Var

Eski Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk, “Bugün değişen çok şey var bugün Türk halkı bile mücadelemizin ne kadar değerli olduğunu görmeye başladı ve birlikte mücadele alanını geliştirdik. Özellikle Kürdistan’da bu birliği oluşturmamız lazım. Kürdistan’da yaşayan bütün halklar için söylüyorum” dedi ve ekledi:

“Bizim  bu sistemi değiştirecek, bu iktidarı değiştirecek, geleceğimizi güvenceye alabilecek bir birlikteliğe inancımız var. Ben inanıyorum Arap kardeşlerimiz, Süryani kardeşlerimiz, bütün halklar bu tehlikenin farkına varırlar ve bu tehlikeyi bertaraf etmek için birlikte mücadeleyi esas alacak bir ortaklaşmayı başarırlar.”

Eski Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk, Mardin’de HDP’nin düzenlediği, ‘Arap Halkıyla Buluşma’ etkinliğinde konuştu.

Ahmet Türk, “Türkiye ve Cumhuriyet tarihinin İttihat Terakki ile başlayan farklı kimlikleri eritmeye yönelik bir politikası olduğunu” söyledi.

“Gayrimüslimlerin haklarını yok edildi”

“Ulus devlet olunurken zaten ulus devletin yapısı diğer farklı kimlikleri erimektir” diyen Türk, şöyle devam etti:

Ancak burada iki proje ortaya konuldu, bunlardan biri gayrimüslim vatandaşların haklarını yok etmek; Müslüman olan köylü Arap halkını da asimile etmeye dönük bir proje ortaya konmuştur. Cumhuriyet dönemine geldiğimizde bu projenin hayata geçirilmesi için her şeyin yapıldığını görüyoruz.

“Bütün halklar büyük bir cendere eziliyor”

Bizim mücadelemiz ulus devlet yerine demokratik bir devleti oluşturmaya yönelik bir çabadır. Halkların inançların kimliklerin özgürleştiği bir Türkiye’yi yaratmak istiyoruz. Zaten bundan dolayı partimizin ismi Halkların Demokratik Partisi.

Bütün halklar büyük bir cendere içinde eziliyor. Türk halkı da bugün bu tekçi anlayışın zulmüyle karşı karşıyadır. Biz geçmişte bütün halkları kucaklamak için çok çaba gösterdik. Ama bir güvensizlik vardır.

“Ortaklaşmamız gerekiyor”

Kürt halkına partimize bir güvensizlik vardı ama bugün bu aşıldı. Emek ve Özgürlük İttifakı’nda mücadelemizin ne kadar değerli olduğunu gören bir yapı oluşturuldu. Bu ilerisi için bize umut veriyor. Şimdi burada yapılması gereken gücümüzü birleştirmek, birlik ve demokratik geleceği inşa etmek için ortaklaşmamız gerekiyor.

Farklı inançlar, farklı kültürler elbette ki olduğu gibi yaşamalıdır. Ama bütün bu inançlar ve kültürler bir arada bu mücadeleyi yürütürsek başarıya ulaşma şansı var.

“Türkiye değişmek zorunda”

Muhalefetten büyük bir beklentimiz var mı? Hayır. Ulus devlet mantığı yıkılmadıkça demokratik bir gelecek için sistem değişmedikçe ne Kürt sorununu çözebiliriz ne de mesafe alabiliriz. Ama bizim gücümüz bugün yüzde 13-14’lerde görülen HDP’nin gücü yüzde 16-17’lere çıktığı zaman Türkiye değişmek zorunda.

Bu gücü esas almak zorunda. Biz bunun için ortaklaşmalı çaba göstermeliyiz. Geleceğimizi kurtarmaya yönelik bir arayışın içindeyiz. Geleceğimizi özgürleştirmek için mücadele ediyoruz. Elbette en büyük sorun Kürt sorunudur ama demokrasiye ulaşmadan demokratik cumhuriyet ve demokratik bir gelecek oluşturmadan hiç bir sorunu çözme şansına sahip değiliz. O zaman güçlü olmak sistemi değiştirecek güce sahip olmak gerekir.

“İktidarı değiştirecek inancımız var”

Bugün değişen çok şey var bugün Türk halkı bile mücadelemizin ne kadar değerli olduğunu görmeye başladı ve birlikte mücadele alanını geliştirdik. Özellikle Kürdistan’da bu birliği oluşturmamız lazım. Kürdistan’da yaşayan bütün halklar için söylüyorum.

Bizim  bu sistemi değiştirecek, bu iktidarı değiştirecek, geleceğimizi güvenceye alabilecek bir birlikteliğe inancımız var. Ben inanıyorum Arap kardeşlerimiz, Süryani kardeşlerimiz, bütün halklar bu tehlikenin farkına varırlar ve bu tehlikeyi bertaraf etmek için birlikte mücadeleyi esas alacak bir ortaklaşmayı başarırlar.”

Paylaşın

‘Altılı Masa’da Başörtüsü İçin Ortak Tutum Arayışı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan ‘Altılı Masa’ pazartesi günü DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın ev sahipliğinde bir araya gelecek.

Kritik toplantının ana başlıkları arasında, “Genişleme stratejisi” ve “Başörtüsü için ortak tutum arayışı” olması bekleniyor.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın aktardığına göre, toplantının gündeminde, “olağan” gündeminde, tamamlanma aşamasına gelen parlamenter geçiş sürecinin yol haritası ile ortak politikaları belirlemek üzere oluşturulan komisyonların çalışmaları yer alacak.

Kritik gündem maddelerini ise İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in “masaya taşıyacağını” açıkladığı Büyük Türkiye Partisi’nin (BTP) masaya dahil edilmesi önerisi ve başörtüsüne anayasal güvence konusunda ortak tutum belirlenmesi konuları oluşturacak.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, hafta başından itibaren masada yer alan siyasi partilerin liderlerini ziyaret ederek gündem önerilerini aldı.

“Genişleme stratejisi” görüşülecek

Toplantıda, cumhurbaşkanı adayının kim olacağı konusunun masa gündemine gelmesi beklenmiyor. Ancak önceki toplantılardan farklı olarak, Altılı Masa’ya dahil olmak isteyen siyasi partilerle ilgili nasıl bir tutum alınacağı netleşmiş olacak.

Çünkü İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin Altılı Masa’ya alınmasını isteyen BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş’ın bu talebini masaya getirecek.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, bu talebe olumsuz bir yanıt vermedi. Ancak başta ev sahibi DEVA Partisi olmak üzere, Gelecek ve Saadet Partisi de, BTP’in masaya dahil edilmesine sıcak bakmıyor. Üç siyasi partinin karşı çıkış gerekçesinin altında, Altılı Masa’nın yaklaşık 1 yıldır yürüttüğü çalışmalarda mesafe alınması; başka siyasi partilerin katılım talepleri ile masa çalışmalarının sekteye uğrayacağı endişesi dile getiriliyor.

CHP Lideri açıkça karşı çıkmasa da CHP içinde de, Altılı Masa’nın henüz bir ittifaka dönüşmediğine dikkat çekilerek genişleme taleplerinin ittifak sürecinde görüşülebileceği veya İYİ Parti’nin BTP adaylarını kendi listesinden aday gösterebileceği yorumları da yapılıyor.

Kulislerde BTP’nin Altılı Masa’ya katılım talebinin “krize yol açmayacak” şekilde liderler tarafından çözüleceği beklentisi dile getirilirken, Altılı Masa’nın bundan sonraki katılım taleplerine dönük ilke kararı da alabileceği belirtiliyor.

Başörtüsü için ortak tutum arayışı

Altılı Masa’nın bir başka önemli konusu ise AKP ve MHP’nin başörtüsü ve “ailenin korunması”na ilişkin anayasa değişikliği ile ilgili ortak nasıl bir tutum alınacağı olacak.

Başörtüsü serbestisi konusunda yasa değişikliği teklifi veren CHP, bu düzenlemeye destek istiyor. CHP, anayasa değişikliğinin yeni parlamentonun işi olduğu gerekçesiyle, bu konudaki bir anayasa değişikliğine destek verilmeyeceğini açıklamıştı. Muhalefetin bölünmesinin “referandum” sonucunu doğuracağını dikkate alan Akşener ise konuyu Altılı Masa’ya götürme kararı aldı.

AKP’nin başörtüsü üzerinden seçmenini konsolide edebilmek için seçimlerde “üç sandık” koyma hesabını dikkate alan muhalefet, “referandum” sonucu doğurmayacak seçenekler üzerinde uzlaşma arayacak.  O nedenle, masadan ya anayasa değişikliğine destek vermeme ya da destek verip 400’ün üzerinde bir oyla parlamentodan geçmesinin sağlanması yönünde karar alınabilir.

Ancak bu konuda uzlaşma sağlanmanın da kolay olmayacağına dikkat çekiliyor. Çünkü CHP, “anayasayı tanımayan bir siyasi anlayışla anayasa yapılamayacağını” savunarak, başörtüsü konusu da olsa AKP ile bir anayasa değişikliğinin içinde olmayacağı görüşünü önceden kamuoyuna açıkladı.

İYİ Parti ise hem CHP, hem de iktidar partisinin bu konuyu gündeme getirmesinden rahatsız.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ise Anayasa değişikliği teklifinin Meclis’ten 400’ün üzerinde kabulü için muhalefetin de destek vermesi gerektiğini savunuyor.

“Anayasal ve yasal reformlar”a başörtüsü arası

Anayasal ve yasal reformlar komisyonunun çalışmasında sona geldiği belirtilirken, kamuoyuna açıklanmasının, AKP’nin başörtüsüne ilişkin anayasa değişikliği teklifinin içeriğinin netleşmesinden sonraya bırakılabileceği belirtiliyor.

Kulislere yansıyan bilgilere göre masadan AKP’nin anayasa değişikliği teklifine destek çıkmaması halinde, Altılı Masa’nın kılık kıyafet konusu dahil dini kazanımların  korunmasına ilişkin hükümleri de içerecek şekilde reform planlarının kamuoyuna açıklanması planlanıyor. Ancak destek kararı çıkarsa, başörtüsü konusunda ayrıca bir düzenlemeye yer verilmeyebileceği belirtiliyor.

Çalışmalar ortaklaştırılacak

Parlamenter sisteme geçiş sürecinin yol haritasının ise liderlerin en önemli gündem maddesi olması bekleniyor. Bu konuda çalışma yürüten komisyonun hazırladığı taslağa liderlerin son biçimini vereceği ve bu konuda liderlerin “uzlaşı” açıklayabilecekleri belirtiliyor.

Seçimden sonra kurulacak hükümetin “programı” niteliğindeki temel politikalar konusunda çalışmaların da liderler tarafından ele alınması planlanıyor.

Paylaşın