Cemevleriyle İlgili Düzenleme Anayasa Mahkemesi Yolunda

Alevi temsilcileri, HDP Genel Başkanı Mithat Sancar, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile bir araya geldi. Alevi örgüt temsilcileri, kararname ve torba yasa düzenlemesinin anayasanın eşitlik ve laiklik ilkelerine aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) götürülmesini talep etti.

Aleviler, itirazlarının toplumsal bir mutabakata dönüştüğünü bu nedenle de AYM başvuru sürecinin yalnızca ana muhalefet partisi olan CHP tarafından değil, Meclis’te “hayır” oyu kullanan HDP ve İYİ Parti’nin de katılımıyla yapılmasını istedi.

Cemevlerinin elektrik giderlerinin devlet tarafından karşılanmasını öngören torba yasa düzenlemesi ile Cemevi Başkanlığı kurulmasını öngören Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ne Alevi örgütlerinin tepkileri sürüyor.

Alevi toplumunun büyük bir kesimini temsil eden sekiz alevi çatı örgütü, hem kararnamenin hem de torba yasa düzenlemesinin Anayasa Mahkemesi’ne götürülmesi talebiyle siyasi partilere ziyaretler gerçekleştirdi.

Alevi temsilcileri, Salı günü HDP Genel Başkanı Mithat Sancar’la Çarşamba günü de önce İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, ardından da CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile bir araya geldi.

“Eşitlik ve laiklik ilkesine aykırı

DW Türkçe’den Eray Görgülü’nün edindiği bilgiye göre, Alevi örgüt temsilcileri, kararname ve torba yasa düzenlemesinin anayasanın eşitlik ve laiklik ilkelerine aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) götürülmesini talep etti. Aleviler, itirazlarının toplumsal bir mutabakata dönüştüğünü bu nedenle de AYM başvuru sürecinin yalnızca ana muhalefet partisi olan CHP tarafından değil, Meclis’te “hayır” oyu kullanan HDP ve İYİ Parti’nin de katılımıyla yapılmasını istedi.

120 milletvekili imzası ile AYM’ye gidilebiliyor

Mevcut anayasaya göre kanun ve anayasa değişiklikleri ile ilgili AYM’ye iptal davası açma yetkisi cumhurbaşkanı ile iktidar partisi ve ana muhalefet partisinin meclis grubunda bulunuyor. Bunun haricinde TBMM üye tam sayısının en az beşte biri tutarındaki üyeler de AYM’ye kanun ve anayasa değişikliği için dava açabiliyor.

Aleviler de, kendileriyle ilgili torba yasaya karşı itiraz davasının 120 milletvekilinin imzası toplanarak açılmasını istiyor.

İYİ Parti henüz net bir yanıt vermedi

Taleplerini ilk olarak HDP’ye ileten Aleviler olumlu yanıt alınca aynı talebi Meral Akşener’e götürdü. Edinilen bilgiye göre Akşener, görüşmede Alevilerin itirazlarının haklı olduğunu belirterek, “Yanınızdayım” mesajını verdi. Ancak, AYM’ye başvuru sürecinde imza verip vermeyecekleri ile ilgili net bir yanıt vermedi.

DW Türkçe, İYİ Parti’nin HDP ile birlikte imza verip vermeyeceğini İYİ Partili üst düzey bir yetkili, Alevilerin itirazlarını hassasiyetle takip ettiklerini ve haklı gördüklerini belirtti. Ancak, imza verip vermeyeceklerine yönelik soru üzerine “Henüz yetkili organlarda görüşülmüş bir konu değil” değerlendirmesini yaptı.

HDP Hak ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Turgut Öker de Eş Genel Başkan Mithat Sancar’ın Alevilerin bu talebine prensipte “evet” dediğini belirtti. Öker, İYİ Parti ile birlikte imza konusu ile ilgili de “Bu sürecin öncülüğünü Alevi kurumları yaptığı müddetçe diğer partilerle ilgili bir çekincemiz olmaz” diye konuştu.

Aleviler, daha sonra CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na da aynı taleple gitti. Kılıçdaroğlu’nun bu isteğe olumlu yaklaştığı ve diğer partilerin vekillerinin imzalarının alınacağı şekilde çalışma yapılması için Meclis grubuna talimat verdiği öğrenildi.

CHP İstanbul Milletvekili ve Anayasa Hukuku Profesörü İbrahim Kaboğlu, itiraz edilecek maddelere yönelik kapsamlı bir çalışma başlattı.

Ağbaba: İktidar Alevileri dizayn etmeye çalışıyor

Alevilerin ziyaretlerde hangi talepleri dile getirdiğini anlatan CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba yasal düzenleme yapılırken Alevilerin fikrinin alınmadığını belirtti.

Alevilerin cemevlerinin bir kültür evi gibi görülmesinden rahatsız olduklarını kaydeden Ağbaba, “Anayasa Mahkemesi’ne de bu sebeple gidilmesini istiyorlar. Maalesef iktidar, tek tip bir toplum, tek tip bir birey yaratma peşinde” diye konuştu.

AKP’nin bütün alanlarda olduğu gibi “kendine yakın, yandaş dernekler, örgütler yaratmaya” çalıştığını iddia eden Ağbaba, Türk Tabipler Birliği (TTB) tartışmasını hatırlattı.

Ağbaba, “AKP, kendine yakın Alevi dernekleri kurmaya çalışıyor. Kültür Bakanlığına bağlayarak da Kültür Bakanlığı aracılığıyla cemevlerine, cemevi derneklerine yardım yapmayı hedefliyor. Buradaki temel amaç kendine yakın Alevi dernekleriyle Alevileri dizayn etmeye çalışmak” dedi.

Erçe: Yasa, Alevileri kültürel topluluk gibi görüyor

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe de, hem Cemevi Başkanlığı kurulması öngören kararnamenin hem de yasal düzenlemenin Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu savundu.

Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nde Cemevi Başkanlığı ifadesinde Alevilerin bir inanç yerine bir kültürel topluluk gibi görüldüğünü kaydeden Erçe, “Alevilerin bir kültürel topluluk gibi Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlanması anayasanın bir kere en başta eşitlik ilkesine aykırı. 136’ncı maddesine aykırı yani din ve vicdan hürriyeti kapsamındaki maddelerine aykırı. Diyanet İşleri Başkanlığını düzenleyen maddelerine aykırı. Dolayısıyla aslında tümüyle bakıldığında laiklik ilkesine de aykırı” diye konuştu.

Aleviliğin tek başına bir kültür gibi ifade edilmesine karşı olduklarını kaydeden Erçe, CHP’nin AYM’ye gidilmesi yönünde grup kararı bulunduğunu hatırlattı.

Ancak toplumsal mutabakat nedeniyle Meclis’te “hayır” oyu kullanan tüm partilerin itiraz dilekçesine imza vermesini istediklerini kaydeden Erçe, “Bu hem Meral Hanım tarafından, hem Mithat Bey tarafından, hem Kemal Bey tarafından itiraz edilmedi. Uygun görüldü. Ama önümüzdeki günlerde nasıl bir mutabakat sağlarlar bilemiyoruz” ifadesini kullandı.

Ne olmuştu?

Cemevlerinin elektrik ve su faturalarının devlet tarafından karşılanmasını öngören torba kanun teklifinin TBMM Genel Kurulu’na gelmesi üzerine Aleviler, 8 Kasım’da TBMM önünde eylem yapmıştı. İtirazlara rağmen teklif, TBMM Genel Kurulu’nda AKP ve MHP’li milletvekillerinin oylarıyla kabul edilmişti. Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde “Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı” kurulmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi de 9 Kasım’da Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmişti.

Paylaşın

Altılı Masa ’28 Kasım’da Ne Açıklayacak?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA), Demokrat Parti, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Altılı Masa, 28 Kasım Pazartesi günü Anayasa taslağını açıklayacak.

Taslak, temel hak ve özgürlüklere sahip olan, bunları cezalandırılma korkusu olmadan kullanabilen ve insanca yaşayacak düzeyde ekonomik olanaklara sahip yurttaşlığı kurumsallaştıran bir model vadediyor.

Birgün’den Nurcan Gökdemir’in haberine göre, Altılı Masa’nın genel başkanlarının Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın ev sahipliğinde yapacağı toplantıdan önce Bilkent Otel’de bir toplantı düzenlenecek. İlk toplantıdan farklı olarak daha dar bir kadro ile yapılacak toplantıya siyasi partilerin üst düzey yöneticileri, medya mensupları ve Anayasa hukukçuları katılacak.

Tüm siyasi partilerin temsilcilerinin sırasıyla bir bölümünü açıklayacakları Anayasa değişikliği teklifinde 12 Eylül Anayasası’nın izlerini ortadan kaldıran ve çağdaş, demokratik bir yönetim inşa etmeyi sağlayacak düzenlemelerin yer alacağı bildirildi. Özellikle 12 Eylül yönetimi ile kurulan antidemokratik kurumların kaldırılması ya da yeniden düzenlenmesine ilişkin hükümlerin yer aldığı çalışmada, Cumhurbaşkanı’nın görev ve yetkileri net olarak tanımlanacak.

Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesine ilişkin bir değişiklik önerisine taslakta yer verilmedi. Ancak temel görüşün Cumhurbaşkanı’nın seçiminin geçmişte olduğu gibi parlamento tarafından yapılması ancak buna ilk seçimden sonra karar verilmesi olduğu öğrenildi. Yetkileri sınırlandırılan Cumhurbaşkanı’nın halk yerine parlamento tarafından seçilmesini önermenin iktidar partileri tarafından halka yönelik “Size güvenmiyorlar” gibi bir siyasi propagandaya malzeme olması kaygısıyla bunun düzenlemesinin seçim sonrasına bırakıldığı bildirildi.

BirGün’ün edindiği bilgiye göre, Anayasa değişiklik paketinde özetle şu düzenlemeler yer alacak:

Cumhurbaşkanı yetkisi düşürülecek: 7 yıllığına bir dönem için seçilecek Cumhurbaşkanı partisi ile ilişkisini kesecek. Görev süresi biten cumhurbaşkanı partisine geri dönemeyecek. Meclis tarafından belirlenen Başbakanı atamak zorunda olacak Cumhurbaşkanı, olağanüstü hal ilan edemeyecek, OHAL KHK’si çıkartamayacak. Parlamento tarafından kabul edilen yasaları veto edemeyecek. Cumhurbaşkanı tarafından hazırlanan bütçenin reddedilmesi halinde bir önceki yılın bütçesinin yeniden değerleme oranı ile yürürlüğe gireceği uygulaması kaldırılacak. Üst düzey kamu görevlilerini atama ve görevden alma yetkileri sınırlanacak.

Başbakanı Meclis seçecek: Milletvekili seçimleri beş yılda bir yapılacak. Parlamento Başbakan ve Bakanlar Kurulu’nu belirleyecek. Yasamanın yürütme üzerindeki denetim fonksiyonları arttırılacak. Gensoru ve bakanlara sözlü soru sorma yetkisi geri getirilecek, bakan düşürme ile sonuçlanan meclis soruşturması yeniden kullanılabilir olacak. Yapıcı güvensizlik oyu mekanizması getirilecek. Parlamento bir hükümeti düşürmeden önce alternatifini oluşturacak.

Yeni seçim barajı: Seçim barajı yüzde 3’e düşürülecek. Yüzde 1 oy alan siyasi partilere de Hazine yardımı yapılacak. Bağış ve yardımlar kamuoyuna açıklanacak. Yurt dışında yaşayan yurttaşlardan bir seçim çevresi oluşturulacak. Seçim sistemi, nispi temsil sistemi olarak uygulanacak.

Temel hak ve özgürlüklere garanti: Yurttaşların temel hak ve özgürlükleri çağdaş bir anlayışla yeniden tanımlanacak, hiçbir yurttaş bu hakları kullandığı için cezalandırılamayacak. İnsan hak ve özgürlükleri kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemeyecek. KHK’ler, Meclis’in siyasi denetimine ve Anayasa Mahkemesi’nin hukukilik denetimine tabi tutulacak. Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ile ilgili bildirim uygulaması idare tarafından keyfi şekilde kullanılmayacak. Basın özgürlüğü güvence altına alınacak, basının özgür bir şekilde görev yapacağı güvenli, çoğulcu ve elverişli bir ortam sağlanacak.

Yargının bağımsızlığı sağlanacak: Hâkimler ve Savcılar Kurulu kaldırılacak, Hâkimler Kurulu ve Savcılar Kurulu ismi ile iki ayrı kurul oluşacak. Adalet Bakanı ve müsteşarının üyesi olamayacağı bu kurulların üyelerini meslek mensupları belirleyecek. İkili baro uygulamasından vazgeçilecek. Hesap yargılaması yapan Sayıştay’ın yetkileri genişletilecek. Yüksek yargı organlarında üyelerin en az yarısı kadınlardan oluşacak ve “Çevre Mahkemeleri” kurulacak.

Bireysel başvuru hakkı genişleyecek: Anayasa Mahkemesi’nin görev ve yetkileri genişletilecek. Bireysel başvurunun kapsamı, konu ve başvurulabilecek haklar bakımından genişletilecek, kamu tüzel kişilerinin de bireysel başvuru hakkı kabul edilecek. Yarısı kadınlardan oluşacak üyeleri, TBMM, Danıştay, Yargıtay, Sayıştay, Türkiye Barolar Birliği ve Üniversitelerarası Kurul tarafından belirlenen üç katı aday içerisinden üçte iki nitelikli çoğunlukla seçilecek. Üyelerin en az dörtte üçü hukukçu olacak.

YSK güçlendirilecek: Yüksek Seçim Kurulu bir yüksek mahkeme olarak düzenlenecek. İdari ve yargısal görevleri bakımından iki daireye ayrılacak. Yargısal kurul idari kurulun kararlarına itirazları karara bağlayacak.

Paylaşın

HDP’li Tuncer Bakırhan: Kimse Bizi Zorlamasın…

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin açıklamalarda bulunan HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Tuncer Bakırhan, “Üç adaylı çıkıldığı durumda, muhalefetin adayı ikinci tura kalırsa HDP açısından tavır bir ehven-i şer tercihi mi olacak yoksa ikisine de destek vermemek mi?” sorusuna verdiği yanıtta şu ifadeleri kullandı:

“Ehven-i şer bizde asla olmaz. Millet ittifakı noktaya getirmesin bizi. Bu olmasın diye uğraşıyoruz. Demokrasi adına dünya kadar bedel ödeyelim sonra kötüler arasında bir seçim mi yapalım? Kimse bizi zorlamasın yanlış yapar. Sizin aracılığınızla da bunu tekrar söyleyelim, kesinlikle HDP’yi ehven-i şer noktasına getirecek bir tutum içerisine girmesinler.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkan Yardımcısı Tuncer Bakırhan, cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Altılı Masa’nın çıkaracağı ortak adayla ilgili konuşan Bakırhan, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın aday olması durumunda muhalefete asla destek vermeyeceklerini belirtti.

BirGün’e konuşan Bakırhan, “Cumhurbaşkanlığı adaylığı ile ilgili henüz Emek ve Özgürlük İttifakı içerisinde bir tartışmaya girmedik. Ama neden sol, sosyalist, demokrat çevreler iki kötü arasında seçim yapmak zorunda kalsın? Kendi adayımızı çıkarırız. Ankara Belediye Başkanı’nın ismi tartışılıyor. Asla ve kat’a ilkelerimizle ters düşen bir adaya oy vermeyiz. Erdoğan’dan ne farkı var? Nasıl bir niteliğe sahiptir. Türkiye’nin temel sorunlarını çözmeye ilişkin bir inanca iradeye sahip midir? Cumhurbaşkanlığı niteliği taşıyor mu? Neden kötüler arasında seçim yapsın Türkiye?” ifadelerini kullandı.

“Asla taraf olmayız”

“Bu durumda asla taraf olmayız. Kendi adayımızı çıkarırız. Ortaklaşabilirsek demokratik sosyalist çevrelerle bir aday çıkarırız. Brezilya’da Kolombiya’da oluyor burada niye olmasın” diyen Bakırhan, şöyle devam etti:

“İki bloğa mahkum değiliz. Kürtlerin, muhalefetin oyunu alabilecek bir aday çıkarmak durumundadır muhalefet. Peşinen söylüyorum, böyle bir tartışmamız yok henüz ama Mansur Yavaş veya ona benzeyen bir adaya asla ve kat’a oy vermeyiz. Biz Türkiye halkları için iyi şeyler yapma arayışında bir siyasi parti olarak niye sicili olumsuz tartışılan birini tercih edelim? Türkiye’nin devrimci demokrat bir geçmiş var, neden bu ilkelere uygun bir adayı hep beraber çıkarmayalım?”

“Kimse bizi zorlamasın yanlış yapar”

“Üç adaylı çıkıldığı durumda, muhalefetin adayı ikinci tura kalırsa HDP açısından tavır bir ehven-i şer tercihi mi olacak yoksa ikisine de destek vermemek mi?” sorsunu da yanıtlayan Bakırhan, şunları kaydetti:

“Ehven-i şer bizde asla olmaz. Millet ittifakı noktaya getirmesin bizi. Bu olmasın diye uğraşıyoruz. Demokrasi adına dünya kadar bedel ödeyelim sonra kötüler arasında bir seçim mi yapalım? Kimse bizi zorlamasın yanlış yapar. Sizin aracılığınızla da bunu tekrar söyleyelim, kesinlikle HDP’yi ehven-i şer noktasına getirecek bir tutum içerisine girmesinler.”

Paylaşın

Dikkat Çeken Gelişme: NATO’dan Türkiye’ye Finlandiya Ve İsveç Baskısı

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) Genel Sekreteri Stoltenberg’den NATO Dışişleri Bakanları toplantısı öncesi, Türkiye’ye İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılımı konusunda, “ne kadar erken olursa o kadar iyi olur” hatırlatması geldi.

Finlandiya’nın tam üyeliği konusunda engel görmeyen Türkiye, İsveç’in katılımı konusunda yaşanan tıkanıklığı aşmak için, İsveç’ten “PKK, YPG ve FETÖ örgütü üyelerinin iadesi” konusunda taahhüt bekliyor.

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, 29-30 Kasım’da, NATO’nun doğu kanadının önemli güçlerinden Romanya’nın başkenti Bükreş’te yapılacak NATO Dışişleri Bakanları toplantısı öncesi Brüksel’de bir basın toplantısı düzenledi.

VOA Türkçe’den Arzu Çakır’ın aktardığına göre, toplantıda, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılım süreciyle ilgili bir soru üzerine Stoltenberg, “NATO üyesi 28 üye Katılım Protokolleri’ni kendi ulusal parlamentolarında onayladı. İki ülkenin katılım süreci, NATO yakın tarihinin en hızlı süreci. Artık İsveç ve Finlandiya’nın katılımlarını onaylamanın vakti geldi. Geriye kalan ülkelere, en kısa zamanda onaylamaları konusunda uyarılarımı yaptım. Macaristan’ın yakında onaylayacağı açıklamasını memnuniyetle karşılıyorum. Türkiye’nin onaylaması konusunda da İstanbul’da Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile görüşmelerimde gereken mesajları ilettim” dedi.

“Müttefiklerin tümünün onaylayacağına inanıyorum”

NATO Genel Sekreteri, İsveç ve Finlandiya’nın Haziran ayında Tükiye ile bir muhtıra imzaladığını ve bu çerçevede İsveç’in yasal düzenlemelerini güçlendirmek için Anayasası’nda değişikliği yaptığının, Türkiye’ye uyguladığı silah ambargosunu kaldırdığının ve her iki ülkenin de uzun vadede, Türkiye ile terörle mücadele konusunda işbirliği yapmayı kabul ettiğinin altını çizdi.

Stoltenberg, “Ben müttefiklerin tümünün bu protokolleri onaylayacağından eminim. Ama tam olarak ne zaman olacağını söyleyemiyorum. Elbette en erken, en iyisi olur. Çünkü bu iki ülkenin NATO’ya katılması, ittifakımızı güçlendirecek, transatlantik güvenliği arttıracak. İsveç ve Finlandiya, NATO’nun askeri ve sivil operasyonlarının tümüne katıldı, tam bir işbirliği sürüyor. Bu iki ülkeye bir saldırı olursa, NATO’nun yanıt vermemesi düşünülemez. Ama bir an evvel katılım sürecinin tamamlanmasını arzu ediyoruz” diye konuştu.

Türk heyeti İsveç’te

Finlandiya’nın tam üyeliği konusunda engel görmeyen Ankara hükümeti, İsveç’in katılımı konusunda yaşanan tıkanıklığı aşmak için, İsveç’ten “PKK, YPG ve FETÖ örgütü üyelerinin iadesi” konusunda taahhüt bekliyor.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ve Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal’ın yer aldığı Türk heyeti, dün akşam konuyu görüşmek üzere Stockholm’e gitti.

Heyetler, İsveç ve Finlandiya’nın, Madrid Muhtırası çerçevesinde attıkları ve atmayı taahhüt ettikleri adımları gözden geçirecek. Toplantıda, AB tarafından “terör örgütü olarak kabul edilen” PKK’nın yanısıra, PYD ve FETÖ gibi Ankara hükümetinin “terör örgütü” olarak tanıdığı yapılara mensup kişilerin faaliyetlerinin sınırlandırılması konusu da ele alınacak.

İsveç’te de önemli bir gündem olan NATO Katılım Protokolleri ve Türkiye’nin vetosu konusunda, Başbakan Ulf Kristersson parlamentoda soruları yanıtladı.

İsveç Başbakanı muhalefetten Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde başlattığı askeri operasyona ilişkin sorulara, “Suriye’nin kuzeyindeki durum çok karmaşık. Bir yandan terör örgütü DAEŞ’a karşı mücadele var. Ancak diğer taraftan Türkiye’nin terör saldırılarına maruz kalan bir ülke olduğu da kabul edilmeli. Türkiye’nin kendisini terör saldırılarına karşı koruma hakkına sahip olduğunu kabul etmek gerekir. Diğer ülkelerin Türkiye’nin bu güvenlik kaygılarını anlaması gerekir. Terör saldırıları diğer ülkeleri vurduğunda nasıl güvenlik kaygısı duyuluyorsa, Türkiye’nin de kendisini vuran saldırılarla ilgili aynı kaygıları duyduğunu anlamamız gerekir. Çeşitli şekillerde teröre veya terörle ilgili faaliyetlere katılanlar, İsveç’i değil, Türkiye’yi hedef alıyor. İsveç’in onlar için güvenli bir sığınak olmaması gerekiyor” yanıtını verdi.

Macaristan 2023 başına erteledi

Ukrayna savaşıyla stratejik önemi artan iki İskandinav ülkesinin NATO’ya katılımı için Aralık ayını gösteren Macaristan, dün, katılım protokollerini onaylama tarihini bir kez daha ertelediğini açıkladı.

Başbakan Victor Orban, İsveç ve Finlandiya’nın katılım protokollerini, Macaristan Parlamentosu’nun 2023’teki ilk toplantısında onaylayacağını duyurdu.

Rusya’ya karşı AB yaptırımlarının kaldırılmasını isteyen ve AB ile 13 milyar Euro’luk yardım konusunda bilek güreşini sürdüren Orban, AB üyesi olup NATO üyesi olmayan Finlandiya ve İsveç’e karşı “veto kartını” kullanmaya devam ediyor.

“Ukrayna’ya destekte geri adım atmayacağız”

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, basın toplantısında, Bükreş toplantısında ele alınacak Ukrayna’ya destek konusunda da detaylı bilgiler verdi.

Stoltenberg “NATO, Ukrayna’nın ihtiyacı olduğu ve gerektiği süre boyunca Ukrayna’ya destek vermeye devam edecek. Geri adım atmayacağız. Eğer savaşı Rusya kazanırsa, barış söz konusu olamaz” mesajı verdi.

Stoltenberg, Çin’le ilgili sorulara yanıtında da Pekin’in NATO’nun “düşmanı olmadığının; ancak askeri varlıklarını arttırdıklarını da gözlemlediklerinin” altını çizdi.

“Ukrayna’ya Patriot verilmesi ulusal karar”

Stoltenberg, gazetecilerin, Almanya’dan gelen Patriot füze savunma sistemlerinin Ukrayna sınırına konuşlandırması yönündeki önerisine ilişkin de konuştu.

Genel Sekreter, Patriot hava savunma birimlerini Ukrayna sınırına yerleştirip yerleştirmeme kararının “ülkelerin ulusal kararları” olduğunu, ancak, “son kullanıcı anlaşmaları ve diğer düzenlemelerin bazen diğer müttefiklerle istişareleri gerektirdiğini” söyledi.

Berlin hükümeti, geçen hafta Polonya’ya bir füzenin düşmesinin ardından hava sahasının güvenliğini sağlamaya yardımcı olması için Varşova’ya Patriot füze savunma sistemi teklif etti.

Polonya Savunma Bakanı Mariusz Blaszczak Çarşamba günü, “Almanya’nın, Ukrayna sınırına konuşlandırılması için Patriot füze rampaları verme” önerisine sıcak baktıklarını duyurdu.

Blaszczak, Twitter hesabından da, “Rusya’nın füze saldırılarının ardından, Almanya’dan Polonya’ya sunulan Patriot bataryalarının Ukrayna’ya nakledilmesini ve batı sınırına konuşlandırılmasını istedim. Bu, Ukrayna’yı daha fazla ölüm ve elektrik kesintisinden koruyacak ve doğu sınırımızdaki güvenliği arttıracak” mesajını paylaştı.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Polonya’yı vuran ve 2 kişinin ölümüne neden olan füzenin, Rusya’nın değil, ilk belirlemelere göre Ukrayna’nın hava savunması tarafından yanlışlıkla ateşlenmiş olduğunu düşündüklerini açıklamıştı.

Paylaşın

Fitch’ten 2023 Seçim Tahmini: Erdoğan 3 Senaryodan 2’sinde Kazanıyor

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings’in 2023 seçimlerine yönelik tahminlerine göre, 3 senaryonun 2’sinde AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yeniden seçilirken, muhalefet adayının kazanmasına ise yüzde 22,5 olasılık verildi.

Fitch, 2023 seçimlerine yönelik hazırladığı raporunu yayınladı. Üç senaryoyu değerlendiren Fitch, raporunda seçim sonuçlarına göre olası enflasyon, faiz ve dolar kuru beklentilerini de paylaştı.

Kurumun ilk senaryosuna göre, Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı seçimini yüzde 55 ihtimalle yeniden kazanacak, parlamentoda ise çoğunluğu kaybedecek.

Bu senaryoda muhalefet, hükümeti etkileyebilirse daha geleneksel ekonomik politikalara dönülebilir. Enflasyonla mücadele en önemli konu olacak, lira ise zayıf bir çizgide dengelenecek ve Erdoğan, Cumhurbaşkanı olduğu için yatırımcı güveni az olacak.

İlk senaryoda enflasyonun 2023 yılında yüzde 26,1’e, 2024 yılında 17,2’ye, 2025 yılında ise 16,1’e gerilemesi öngörülüyor.

Aynı senaryoda dolar kurunun 2023 yılında 23,2 lira , 2024 yılında 24,6 lira, 2025 yılında ise 24,5 lira seviyesinde olacağı tahmin ediliyor.

Para politikası faizinin ise 2023 yılında yüzde 15,5, 2024 yılında yüzde 21, 2025 yılında ise yüzde 17,5 olması bekleniyor.

Kurum diğer iki senaryoya da yüzde 22,5 olasılık veriyor.

Bu senaryolardan birinde Erdoğan, Cumhurbaşkanı olurken Cumhur İttifakı da TBMM’de çoğunluğunu koruyor.

Bu senaryonun “politik istikrar” anlamına gelse bile Türkiye ekonomisi için en olumsuz senaryo olacağını vurgulayan Fitch’e göre, böyle bir durumda seçimlerde hile olduğu şüphesiyle protestolar başlayacak ve ilk yıllar hükümete güvensizlikle geçecek. Hükümet 2020 öncesi faiz politikalarına ve ekonomilerine kısa bir dönüş yaparak ekonomiyi rahatlatmayı ve liraya güveni artırmayı planlayacak ama sonra yine faiz düşürme politikalarına dönecek; liranın değeri düşecek ve enflasyon artacak.

Fitch, bu durumda enflasyonun 2023 yılında yüzde 32’ye, 2024 yılında 25,7’ye, 2025 yılında ise 22,4’e düşeceğini öngörüyor.

Dolar kurunun da 2023 yılında 28 lira, 2024 yılında 39,9 lira, 2025 yılında 39,7 lirayı bulacağı tahmin ediliyor.

Bu durumda para politikası faizinin ise 2023 yılında yüzde 9,3, 2024 yılında yüzde 9,5, 2025 yılında ise yüzde 12 olarak belirlenmesi bekleniyor.

Kurumun üçüncü senaryosunda ise yüzde 22,5 olasılıkla muhalefet hem cumhurbaşkanlığını hem parlamento çoğunluğunu kazanıyor.

Ülkede doğabilecek olası karışıklıklardan sonra, yeni hükümet geleneksel faiz politikalarına ve Merkez Bankası’nın bağımsızlığına odaklanacak. Pazarlar önce rejim değişikliğinden endişe duyacaklar fakat sonra güven tekrardan sağlanacak. Başta parasal sıkıntılardan kısa süreli bir gerileme olsa da ekonomi güçlü bir büyüme açısına sahip olacak, doların değeri artacak ama kriz öncesi dönemine geri dönemeyecek.

Bu senaryoda enflasyon 2023 yılında yüzde 23,1’e, 2024 yılında 12,2’ye, 2025 yılında ise tek hanelere inerek 9,3’e kadar düşecek.

Dolar kuru 2023’te 24,2 lira, 2024’te 22,5 lira, 2025’te 18,2 lira seviyesinde olacak.

Politika faizinin ise 2023’te yüzde 19,6, 2024’te yüzde 27,3, 2025’te yüzde 20 olması öngörülüyor.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

HDP, Ek Savunmasını Anayasa Mahkemesi’ne Teslim Etti

Halkların Demokratik Partisi (HDP), Anayasa Mahkemesi’nde (AYM) görülen kapatma davasına dair ek savunmasını tamamladı ve tanınan süreden bir gün önce AYM’ye teslim etti. Ek savunmada, bir flaş bellek üzerinden PKK ile HDP arasında kurulan ilişkiye karşı çıkılıyor.

BBC Türkçe’den Hatice Kamer’in aktardığına göre, söz konusu kayıtların HDP’nin kuruluşundan önceye uzandığı savunuluyor.

Anayasa Mahkemesi, HDP’nin kapatılması davası kapsamında yapılan başvuruda yer alan ve delil olarak değerlendirilen beş klasördeki Kürtçe metinlerin Türkçe’ye çevrilmiş halini 27 Eylül’de HDP’ye göndermişti.

Delil olduğu iddia edilen metinler, bir PKK’lı üzerinden çıkan flaş belleğe dayanıyor.

Mahkeme, HDP’den içeriğe dair itirazlarını 26 Kasım tarihine kadar bildirmelerini istemişti.

HDP Hukuk Komisyonu’ndan Avukat Serhat Eren, bu metinlerin ses kayıtlarından metne geçirildiğini ve çevirilerin doğru olup olmadığını tespit etmeleri için ek süreye ihtiyaçlarının olduğunu, 11 Ekim tarihinde mahkemeye başvurarak ek süre talebinde bulunduklarını söyledi.

BBC Türkçe’ye konuşan Eren, HDP’nin kapatılması için delil olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın Anayasa Mahkemesine gönderdiği belgelerin yer, zaman, kişi, fiil olarak partilerinin kapatılma davası ile ilişkili olmadığını savundu:

“Kürtçe’ye çevrilerek kaydedilen bu ses notları 1996-97 yıllarına ait. O dönemde HDP bile yoktu ve partimizin kapatılması için delil olarak değerlendirilecek bir yönünün olmadığını ifade ederek itirazımızı sunduk. Bundan sonraki süreç Anayasa Mahkemesi’nin takvimine göre işleyecek. Anayasa Mahkemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısını, sözlü mütalaasını sunmak üzere ne zaman davet edecek, bizi ne zaman davet edecek bu tamamen mahkemenin insiyatifine kalmış’’

Eren, bu sürecin seçimlerden önce de olabileceğini ama seçim sathı mailine girilen bu zamanda, seçim sonuçlarına doğrudan etki edebilecek bir kararı vermek için mahkemenin acele etmeyeceğine inanmak istediklerini ifade etti.

Beş klasörden oluşan Kürtçe belgelerde neler var?

Avukat Serhat Eren, Kürtçe metinlerin 1996 – 97 yıllarında, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın eğitimler sırasında verdiği ders notlarının ses kayıtlarının Kürtçe metinler halinde kaydedilmiş hallerinden oluştuğunu söyledi.

Bu eğitim çalışmalarının, Türkçe yapıldığı ancak daha sonra Kürtçe’ye çevrilerek, PKK üyelerinin eğitim çalışmalarında materyal olarak kullanıldığı belirtiliyor.

Eğitim notları olarak tanımlanan bu Kürtçe metinlerin, 2017 yılında Adıyaman bölgesinde bir çatışmada öldürülen bir PKK militanının üzerinde bulunan flaş bellekten çıktığı kaydediliyor.

Bu PKK’lı, HDP Diyarbakır milletvekili Semra Güzel’in sözlüsü olarak adını duyduğu Volkan Bora.

Avukat Serhat Eren, PKK’lı Bora’nın üzerinde çıkan flaş bellekteki bu notların, Semra Güzel’in dosyasına eklendiğini belirtti:

“Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı da o notları HDP ile ilişkilendirmek için o notları alıp Anayasa Mahkemesine gönderdi. Anayasa Mahkemesi de bu notların davayla ilişkisi var mı, yok mu diye tercümesini yaptırmış. 1996-97 tarihli bu belgeler, PKK’nin kendi eğitim çalışmalarında kullandığı notlarmış.

İçinde tek bir kelime HDP ya da Semra Güzel geçmiyor ama Semra Güzel’in sözlüsü üzerinden PKK-HDP ilişkisi kurmak gibi bir çabaya girdikleri anlaşılıyor ve bunun da kamuoyunda bir algı oluşturmaya dönük bir hamle olduğu anlaşılıyor”

Paylaşın

Suriye’den “Türkiye’nin Operasyon Açıklamalarına” Tepki

Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine askeri operasyon açıklamalarını değerlendiren Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın üst düzey danışmanlarından Buseyna Şaban, “Hiçbir ülkenin kendi güvenliğini başka ülkenin sınırları içinde koruma hakkı yoktur” dedi ve ekledi:

“Türk işgalinin Suriye’nin kuzeydoğusunda kendi şemsiyesi altında faaliyet gösteren teröristlerin varlığını meşrulaştırmak için dayanaksız bahaneler kullandığını’ iddia eden Şaban, Türkiye’nin ‘Rusya’ya verdiği taahhütlerine bağlı kalmadığını.”

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından Suriye ve Kuzey Irak’ın kuzey bölgelerine yönelik gerçekleştirdiği hava harekâtı devam ediyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ise harekâtın karada da süreceğini sık sık dile getiriyor. Ne var ki, Erdoğan’ın U dönüşü planı bu operasyonla sekteye uğradı. Rusya ve ABD’nin açıklamalarının yanı sıra Suriye ve Mısır’ın tavrı dikkat çekti.

Mısır Dışişleri Bakanlığı’ndan önceki akşam yapılan açıklamada operasyonlardan duyulan endişe dile getirildi. Açıklamada, “Mısır, iki kardeş Arap ülkesi Suriye ve Irak’ın son günlerde İran ve Türkiye’den gördüğü ve her iki ülkenin de kendi topraklarındaki egemenliğini ihlal eden saldırıları büyük bir endişeyle takip etmektedir” denildi.

Suriye’den gelen açıklama ise daha sert oldu. Bu tür operasyonların kesinlikle kabul edilmediği bildirildi. 19’uncu Astana görüşmesinin ardından konuşan Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın üst düzey danışmanlarından Buseyna Şaban, “Hiçbir ülkenin kendi güvenliğini başka ülkenin sınırları içinde koruma hakkı yoktur” dedi. Suriye Arap Haber Ajansı SANA’nın aktardığına göre, “Türk işgalinin Suriye’nin kuzeydoğusunda kendi şemsiyesi altında faaliyet gösteren teröristlerin varlığını meşrulaştırmak için dayanaksız bahaneler kullandığını’ iddia eden Şaban, Türkiye’nin ‘Rusya’ya verdiği taahhütlerine bağlı kalmadığını’ dile getirdi.

ABD tepkisini yineledi

Pentagon’un “Harekat Amerikan personelinin güvenliğini doğrudan tehlikeye atmıştır” açıklaması sonrası ABD’den bir uyarı daha geldi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Sözcüsü Albay Joe Buccino, ABD’nin ‘Suriye’deki durumu istikrarsızlaştıracak her türlü askeri eyleme karşı olduğunu’ bildirdi.

VOA Türkçe’nin aktardığına göre Albay Buccino sınır ötesi operasyonlarla ilgili olarak “Bu eylemler, IŞİD’in yeniden ortaya çıkmasına ve bölgeyi tehdit etmesine asla izin vermemek için devam ettirdiğimiz mücadele dâhil, ortak amaçlarımızı tehdit etmekte” ifadelerini kullandı.

Müzakere çağrısı

Rusya kanadı ise Türkiye’nin Suriye’ye yönelik hava harekâtı için temkinli olunması gerektiği belirttiği açıklamasının ardından bu kez müzakere çağrısı geldi. Putin’in Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev, RIA (Rusya Devlet Ajansı)na verdiği demeçte Moskova’nın Ankara-Şam arasındaki müzakerelerin düzenlenmesinde arabuluculuk desteği vermeye hazır olduğunu söyledi.

Gerilimin tırmanmasına rağmen iki ülke istihbarat şeflerinin temaslarını sürdürmesi gerektiğini vurgulayan Lavrentyev, Türkiye-Suriye yakınlaşmasının Putin’in önceliği olduğuna dikkat çekildi.

Türkiye’den, bir kara harekâtı yapılmayacağına dair güvence almadıklarını aktaran Lavrentyev, “Bununla birlikte, bu operasyonları gerçekleştirmekten kaçınacakları yönünde bir izlenim var” ifadelerini kullandı.

Suriye’ye sınır ötesi için anlaşıldı iddiası

ABD tarafından operasyon karşıtı söylemler üst üste gelirken Türkiye ile ABD’nin ‘sınırlı bir operasyon konusunda’ anlaştığı ileri sürüldü. AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın partisinin grup toplantısında kara harekâtı mesajından sonra TSK, Özgür Suriye Ordusu’na (ÖSO) kara operasyonu için acil toplantı çağrısında bulunduğu iddia edildi.

ÖSO komutanlarından Muhammed Yusuf operasyona iddiasına yönelik yaptığı açıklamada “Pençe-Kılıç Harekâtı için hazırlıklarımızı tamamladık. Fırat’ın batısında ve doğusunda bir harekât için tüm kuvvetlerimizle hazırız” dedi.

İngiltere merkezli Şarku’l Avsat gazetesinin ÖSO gruplarından birinin liderine dayandırdığı habere göre, TSK’nin önceki gün ÖSO’dan üç kolordu komutanını ‘sahadaki son gelişmelerini tartışmak, taarruz askeri planları geliştirmek ve Halep’in kuzey ve kuzeydoğusunda DSG’ye karşı operasyonunun başlatılması için eksenleri belirlemek üzere Kilis’te önemli bir askeri toplantıya katılmaya çağırdığını’ ileri sürdü. Gazete’nin bir başka iddiasına göre ise ABD’nin Türkiye’ye ‘sınırlı bir operasyon’ için onay verdiği ifade edildi.

(Kaynak: Birgün)

Paylaşın

“Türkiye Ve ABD, SDG’ye Operasyon Konusunda Anlaştı” İddiası

ABD’li ve Türk askeri yetkililer arasında Kilis bölgesinde bir görüşme gerçekleştirildiği, burada Türkiye’nin talepleri, SDG’ye yönelik askeri operasyon ve ABD’nin bu konudaki tutumu tartışıldığı iddia edildi: ABD ile Türkiye tarihi belirtmeyen sınırlı bir operasyon konusunda anlaştılar.

Washington yönetimi ile Ankara’nın, Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) düzenlenecek ‘sınırlı bir saldırı’ konusunda anlaşmaya vardığı iddia edildi. Suudi gazetesi Şarkul Avsat’ta yer alan haberde, Türkiye’den ve ABD’den askeri yetkililerin Kilis’te bir araya geldiği belirtildi.

Gazeteye konuşan Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu (SMO) kaynağı, “Geçtiğimiz birkaç saat içinde, ABD’li askeri yetkililer ve Türk mevkidaşları arasında Kilis bölgesinde bir görüşme gerçekleşti. Burada Türkiye’nin talepleri, SDG’ye yönelik askeri operasyon ve ABD’nin bu konudaki tutumu tartışıldı. İki taraf arasında uzun bir diyalogun ardından ABD’lilerle henüz tarihini belirtmeyen sınırlı bir operasyon konusunda anlaştılar” ifadelerini kullandı.

‘Tel Rıfat ve Kobane ile sınırlı kalacak’

SMO gruplarından birinin liderine dayandırılan haberde, TSK’nin çarşamba günü SMO’daki üç kolordu komutanını ‘sahadaki son gelişmelerini tartışmak, taarruz askeri planları geliştirmek ve Halep’in kuzey ve kuzeydoğusunda SDG’ye karşı operasyonunun başlatılması için eksenleri belirlemek üzere Kilis’te önemli bir askeri toplantıya katılmaya çağırdığını’ ileri sürdü. Gazeteye göre SMO’nun olası operasyona katılımı Tel Rıfat ve Kobane ile sınırlı kalacak.

SMO, ‘hareket için hazırız’ dedi

Geçtiğimiz günlerde Reuters ajansına konuşan Ankara’nın desteklediği Suriye Milli Ordusu’ndan (SMO) bir kaynak da, ‘harekatın genişletilmesi ihtimaline karşı hazırlıklı olmalarının istendiğini’ iddia etmişti. Söz konusu isim, henüz bir takvim belirlenmediğini söylemişti.

Rudaw da, SMO bünyesindeki grupların olası bir kara harekatına hazırlandığını aktardı. SMO komutanlarından Muhammed Yusuf, “Pençe-Kılıç Harekâtı için hazırlıklarımızı tamamladık. Fırat’ın batısında ve doğusunda bir harekat için tüm kuvvetlerimizle hazırız” dedi.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Altılı Masa, Parlamenter Sisteme Dönüşü 28 Kasım’da Açıklayacak

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA), Demokrat Parti, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan altılı masa, 28 Kasım’da parlamenter sisteme dönüş için anayasa değişiklik önerisini açıklayacak.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi hedefleyen altı partinin ortak anayasa değişik teklifi 28 Kasım’da Ankara Bilkent Otel’de gerçekleşecek toplantı ile kamuoyuna açıklanacak. Genel başkanlar tarafından görevlendirilen komisyonun gerçekleştirdiği çalışma sonucu ortaya çıkan metin altı partinin ortak anayasa değişiklik teklifi olacak. Altı partinin adayının kazanması ve altılı masanın mecliste çoğunluğu alması durumunda bu anayasa değişiklik teklifi kanunlaştırılacak.

Sputnik’ten Osman Nuri Cerit’in aktardığına göre, çalışmalarda yer alan komisyon üyelerinden elde edilen bilgiye göre 28 Kasım’da hazırlanacak metin, daha önce açıklanan güçlendirilmiş parlamenter sistem ortak metnin anayasa değişik teklifine dönüştürülmesi şekli olacak.

Cumhurbaşkanı’nın yetkileri düzenlenecek

Altılı partinin Anayasa değişiklik teklifinden cumhurbaşkanının görev ve yetkileri ele alınıyor. 28 Kasım’da açıklanacak teklif metnine göre;

  • Cumhurbaşkanının görev süresi 7 yıl olacak.
  • Cumhurbaşkanı bir sefer seçilebilecek.
  • Cumhurbaşkanı sadece temsil yetkisine sahip olacak.
  • Yasalar konusunda Cumhurbaşkanı uyarı anlamında yasayı tek sefer geri gönderebilecek.
  • Cumhurbaşkanının parti üyesi olması da yeniden düzenlenecek.
  • Cumhurbaşkanının hukuki ve cezai sorumluluğu, yargılama makamı ve usulü de belirlenecek.

Başbakan ve Bakanlar Kurulu Anayasa’ya eklenecek

Parlamenter sisteme dönüşün Anayasa teklifi olacak metinde, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile Anayasa’dan çıkartılan başbakan ibaresi yeniden eklenecek.

Başbakan ve bakanların yetki ve sorumluluk alanlarına ilişkin düzenleme de 28 Kasım’da açıklanacak metinde yer alacak.

Metinde; “Başbakan, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri arasından parlamenter sistem gelenek ve ilkelerine uygun olarak belirlenecek. Bakanlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri veya ihtiyaç halinde milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olanlar arasından Başbakan tarafından atanacak. Başbakan ve Bakanlar Kurulu Meclis’e karşı sorumlu olacak. Hükümetin kurulmasını kolaylaştırmak amacıyla hükümetin kurulmasında basit çoğunluk, düşürülmesinde ise Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının salt çoğunluğu esas alınacak” ifadeleri yer alıyor.

Yargı yeniden yapılandırılacak

  • Altılı masanın ortak Anayasa değişiklik metnin bir diğer başlığı ise yargı olacak. Metinde öngörülen Anayasa değişikliğine göre
  • Hakimler ve Savcılar Kurulu kaldırılacak.
  • Hakimler Kurulu ve Savcılar Kurulu olmak üzere iki kurul oluşturulacak.
  • Adalet Bakanı ve Adalet Bakanlığı Müsteşarı’nın Hakimler Kurulu’nda yer almayacak.
  • Çoklu baro uygulaması sona erecek.
Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener, Siyasette ‘Kadın’ Olmanın Zorluklarını Anlattı

Katıldığı bir programda kadın politikacı olmanın nasıl bir duygu olduğu sorulan İYİ Parti Lideri Akşener, kadın olmanın başlı başına zor olduğunu ifade etti. Cumhuriyet’in en büyük başarısının, eğitim yoluyla hem kadınlara hem de erkeklere fırsat eşitliği sağlamasının olduğunu vurgulayan Akşener, kadınlara karşı ön yargılara değindi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Cam tavanlar, çeşitli engeller var. Mesela, siz çok güzel bir kadınsınız ama zeki bir kadınsınız. Sırf güzel olarak anılmak sizi sinir ediyordur. Sadece güzellikle anılmak, buranın çok az görülüp bu tarafın görülmesi bile başlı başına bir tacizdir. Başarılarımız hep birilerinin üzerinden alkışlanır.” şeklinde konuştu.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, FOX TV’de yayınlanan “Çağla ile Yeni Bir Gün” programının canlı yayın konuğu oldu. Akşener, canlı yayında ailesi ve evlilik hayatı ile siyasette kadın olmanın zorluklarını anlattı.

24 Kasım Öğretmenler Günü kapsamında ilkokul öğretmenlerinin Akşener’le ilgili videosunun yayınlandığı programda stüdyoya gelen bir sanatçı, saz çalarak Akşener’in sevdiği türküleri seslendirdi.
Ailesinden söz eden Akşener, anne ve babasının çocuk yaşta mübadeleyle Türkiye’ye geldiğini belirterek, okumayı çok sevdiğini anlattı.

Eşi ve çocuklarından bahseden Akşener, gençliğinin başındayken hayalinde evlilik olmadığını, ancak ailesiyle gittiği Kocaeli’de 18 yaşında tanıştığı eşiyle 24 yaşında evlenmeye karar verdiğini dile getirdi.

Akşener, 42 yıldır evli olduğunu belirterek, şunları anlattı:

“Eşimle birbirimize karşı bir çekinmemiz yok, bu benim siyasi hayatım için müthiş bir şey. Mesela, politik bir fırsat doğdu. Benim çok istediğim bir şeydi, büyükşehir belediye başkanlığı adaylığı üzerinden. Sonra çok iyi performans gösterdim ama kazanamadım. Kaybederken kazanan bir seçim oldu. Ankara’ya çağırdılar, Ankara’da bir yolculuk başlayacak. Biz birbirimize bir söz verdik, hayatımızda ne olursa paylaşacağız diye. Mesele benim eşime, onun da bana söylemediği hiçbir şey yoktur. Bakın insanlar yalan konuşur, elbette konuşur. Bizim birbirimize dair konuşmadığımız, söylemediğimiz hiçbir şey yoktur. Muhtemelen bu evliliğimizde çok önemli bir etken oldu.”

Eşiyle yan yana bir fotoğrafı gösterilen Akşener, “Ben siyaset yapıyorum, erkek-kadın fark etmez binlerce insanla fotoğrafım var. Buradan eşimi kaldırmışlar, bu fotoğrafın yanına FETÖ’yü koymuşlar. O kadar hakarete, iftiraya uğradım bu süreç içerisinde. Hepsinde beni sakinleştiren kocam oldu. Diyor ki; ‘Bir kadının yanından kocası kaldırılmaz.'” diye konuştu.

Kadın politikacı olmanın nasıl bir duygu olduğu sorulan Akşener, kadın olmanın başlı başına zor olduğunu ifade etti.
Cumhuriyet’in en büyük başarısının, eğitim yoluyla hem kadınlara hem de erkeklere fırsat eşitliği sağlamasının olduğunu vurgulayan Akşener, kadınlara karşı ön yargılara değindi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Cam tavanlar, çeşitli engeller var. Mesela, siz çok güzel bir kadınsınız ama zeki bir kadınsınız. Sırf güzel olarak anılmak sizi sinir ediyordur. Sadece güzellikle anılmak, buranın çok az görülüp bu tarafın görülmesi bile başlı başına bir tacizdir. Başarılarımız hep birilerinin üzerinden alkışlanır.” şeklinde konuştu.

Akşener’e, programda yapılan bir kase de hediye edildi.

Paylaşın