TİP Lideri Erkan Baş’tan Savaşa Karşı Mutabakat Çağrısı

TİP Lideri Erkan Baş, “Yine savaştan bahsediliyor. Yine yoksul ailelerin sıvasız evlerinde büyüyen evlatlarımız, kardeşlerimiz ölüyor. ‘Erdoğan iktidarı kaybetmemek için gerekirse savaş çıkarabilir’ diyenler, Erdoğan’ın ve onun savaş politikasının arkasına diziliveriyor. Biz bu tuzağa düşmeyeceğiz” dedi, 8 maddelik ‘Barış Mutabakatı’ önerdi. 

Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, hükümetin sınır ötesi operasyon mesajlarına ilişkin “Biz bu tuzağa düşmeyeceğiz” başlıklı bir açıklama yayınladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 22 Kasım’da Artvin’de yaptığı açıklamada, Suriye’nin kuzeyine yönelik bir kara operasyonu için “En kısa sürede tankımızla, askerimizle birlikte hepsinin kökünü kazıyacağız” ifadelerini kullanmıştı. Erdoğan Kabine toplantısından sonra ise “Ülkemizin sınırlarını 30 kilometrelik koruma kalkanı altına alma kararlılığımız sürüyor. Vatan topraklarının ve insanlarımızın güvenliğini ilgilendiren adımları atarken kimseden izin almadığımız gibi kimseye de hesap vermeyiz” dedi.

Erkan Baş, yaptığı yazılı açıklamada “Yine savaştan bahsediliyor. Yine yoksul ailelerin sıvasız evlerinde büyüyen evlatlarımız, kardeşlerimiz ölüyor. “Erdoğan iktidarı kaybetmemek için gerekirse savaş çıkarabilir” diyenler, Erdoğan’ın ve onun savaş politikasının arkasına diziliveriyor. Biz bu tuzağa düşmeyeceğiz” dedi, 8 maddelik ‘Barış Mutabakatı’ önerdi.

Baş açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Bu tuzağa düşmemeliyiz. Neden evlatlarımızın başka ülkelerde öldüğünü soracağız. Neden Türkiye’nin katliamlarla anılan bir ülke olmaktan kurtulamadığını, bundan kimlerin çıkar sağladığını, neden lüks makam araçlarıyla taziyeye gidilen evlerin hep sıvasız olduğunu sorgulayacağız.

Bu ülkenin zenginliklerinin neden savaş için, AKP’nin başka ülkelerdeki maceraları için harcandığını düşüneceğiz. İktidarların neden çözümü değil de savaşı tercih ettiğini öğrenmek isteyeceğiz.

Biz bu tuzağa düşmeyeceğiz.

Bu ülkenin vicdan sahibi, alın teriyle geçinen tüm insanlarına bu sebeple bir BARIŞ MUTABAKATI öneriyorum.

Gelin, bu mutabakatta birleşelim. Gerekeni yapalım, kan siyasetini bu ülkenin ve bölgemizin kaderi olmaktan çıkaralım.

Barış Mutabakatı

I. Silah, sorunların çözümünü sağlamaz. Silahla çözüm arayan anlayışın tam karşısındayız.

II. Türkiye’deki yabancı asker varlığı ülkemiz ve bölgemiz için bir güvenlik sorunudur. Türkiye’nin yabancı topraklardaki askeri varlığı bugün itibariyle ülkemiz ve bölgemiz için bir güvenlik sorunudur. AKP’nin TSK’yı bir seçim kampanyası aracı gibi kullanmasına karşı çıkıyoruz.

III. Türkiye’nin dış politikası, NATO veya Rusya gibi yayılmacı anlayış sahibi güçler örnek alınmadan yeniden yapılandırılmalı ve barışçıl dış politika yaklaşımına dönülmelidir.

IV. Kürt sorununun çözümü için muhatapların dahil olduğu bir diyalog sürecine ihtiyaç vardır. Ülkemiz, kendi sorununu kendi başına çözebilecek bir irade, yetenek ve güce sahiptir.

V. Sığınmacılar ve göç kaynaklı tüm sorunların çözümü ile Suriye’de istikrarsızlığın sona ermesi için Suriye ile görüşmeler başlamalıdır.

VI. Türk-Kürt-Arap halklarını birbirlerine düşmanlaştıran her türlü söylemi ve eylemi reddediyoruz. Ayrımcı eylem ve söylemleri, terörist-hain gibi yaftalamaları kabul etmiyor, bu söylemler üzerinden yürütülecek herhangi bir tartışmanın parçası olmayacağımızı ilan ediyoruz.

VII. Sınırlarımızın içinden veya dışından düzenlenmiş her saldırıyı, her türlü sınır ötesi operasyonu, cihatçı örgütlere verilen açık/örtülü desteği ülkemize ve halkımıza karşı bir girişim olarak görüyoruz.

Bu tür eylemlere, Meclis’te de sokakta da karşı duracağımızı duyuruyoruz.

VIII: Emperyalistlerin yüz yılı aşkın süredir kışkırttığı bölgedeki paylaşım mücadeleleri ve yayılmacı bölgesel aktörler nedeniyle kan gölüne dönen Ortadoğu’nun ve ülkemizin kaderini ancak hep birlikte ve daha güçlü bir sesle BARIŞ diyerek değiştirebiliriz.

AKP’nin tuzağına düşmeyelim. Ülkemizde eşitliği, özgürlüğü ve kardeşliği yaşatmak için Barış Mutabakatı’nda birleşelim.”

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Demirtaş’tan Dikkat Çeken ‘Kandil’ açıklaması

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Gazeteci Sedat Bozkurt’un Demirtaş’la ilgili yazdığı, “Dışarıda olsam Kandil’e gider, ‘ya beni burada öldürün ya da silah bırakın’ derdim’ cümlesini bile kurmuş” cümlesine ilişkin açıklamada bulundu.

Demirtaş, açıklamasında, barış için sarf edeceği çabanın bilindiğini ancak yazıdaki cümlenin kendisine ait olmadığını ayrıca HDP yönetimi ile arasında gerginlik bulunmadığını ifade etti.

Kısa Dalga yazarı Sedat Bozkurt, ‘Masa altından el üstüne HDP’ başlıklı yazısında seçimlerde kilit parti durumunda bulunan HDP’ye açılan kapatma davası ve Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan Selahattin Demirtaş’ın konumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Bozkurt yazısında, “Demirtaş, kendisine ziyarete gelen ve çok önemsediği isimlere ilginç açıklamalarda bulunuyor. Ona göre ‘amasız, fakatsız’ PKK silah bırakarak sivil siyasetin önünü açmalı. Daha ileri giderek, ‘Dışarıda olsam Kandil’e gider, ‘ya beni burada öldürün ya da silah bırakın’ derdim’ cümlesini bile kurmuş.

HDP’den de bu görüşleri önemseyen bir grup Kandil’e gitme fikrini tartışmaya açmış. Ama çok fazla destek görmemiş” ifadelerini kullandı.

Demirtaş’tan yanıt

Sedat Bozkurt’un gündem yaratan yazısının ardından Demirtaş kanadından yanıt geldi. Sosyal medyadan mesajı aktaran Bozkurt şunları yazdı:

“Selahattin Demirtaş avukatları aracılığıyla bana özel olarak çok kısa bir bilgi notu iletti. Yazımdaki 2 unsura ilişkin bir düzeltme notu içeriyor. Barış için sarf edeceği çabanın bilindiğini ancak yazıdaki cümlenin kendisine ait olmadığını ayrıca yazımın bir karar haline dönüşmemiş olsa da HDP’nin kendisini aday olarak düşünmediği kısmına da; ortaklaşarak karar alınacağını belirterek, HDP yönetimi ile arasında gerginlik bulunmadığını da söyleyerek itiraz ediyor. Bana özel olarak gönderilmiş olmasına karşın yazımın çok yaygınlaşması nedeniyle Demirtaş’ın şahane üsluplu ve bol samimi selamlı bilgi notunu sizlerle paylaşmak istedim. Umarım tez zamanda bunları uzun uzun tartışabilmek için aramızda olur…”

Paylaşın

‘Altılı Masa’dan İktidarın İç Ve Dış Politikalarına Eleştiri

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu bu toplantının ardından, Gültekin Uysal’ın ev sahipliğinde Demokrat Parti’de buluştu.

Haber Merkezi / Yaklaşık 6 saat süren toplantının ardından ortak bir açıklama yapıldı. İç ve dış politikaya ilişkin gelişmelerin değerlendirildiği belirtilen açıklamada, ulusal güvenlik konularının “iç politikada istismar edilmemesi” istendi:

“Sınırlarımızın korunması ve ulusal güvenliğimizin sağlanması dış politikada temel önceliğimizdir. Bu bağlamda, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz ve Emniyet güçlerimizin canları pahasına terörle mücadele etmelerini takdir ve minnet duygularıyla karşılıyoruz. Ancak, konuyu iç politikada istismar eden ve farklı toplumsal kesimleri düşmanlaştıran söylemlerin ve politikaların ulusal menfaatlerimize aykırı olduğuna inanıyoruz.

Biz Altı Siyasi Parti Genel Başkanı olarak, iktidarın, ülkemizi ve milletimizi savurduğu bu derin ekonomik ve siyasi kriz içinde sorumluluklarımızın farkındayız. Milletimizi demokrasiye, refaha ve huzura kavuşturma kararlılığındayız. Öncelikli hedefimiz bütün vatandaşlarımızı insan onuruna yaraşır bir yaşam ve refah standardına kavuşturmaktır.”

Ortak açıklamada, anayasa değişikliği önerisini tanıtmak amacıyla tüm ülkede sivil toplum buluşmaları tertip edileceği belirtildi, “Tüm vatandaşlarımızın da Anayasa değişikliği önerimizi www.altilimasa.biz isimli web sitesinden incelemelerini ve görüşlerini bizlerle paylaşmalarını bekliyoruz” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada ayrıca ekonomik ve siyasi krize değinilerek “Ekonomi, dış politika ve güvenlik konularında dar bir zümrenin ihtiyaçları öncelenerek milletimizin mağduriyetleri iktidar tarafından sıradanlaştırılmış, hatta buna alışılması gerektiği iktidarın temel politikası haline getirilmiştir” denildi.

Açıklama şöyle: 

“Milletimizi en geniş yelpazede temsil eden Altı Siyasi Parti Genel Başkanı olarak bugün Demokrat Parti ev sahipliğinde bir araya geldik. Altılı Masa’nın bu toplantısı öncesinde, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Anayasa Değişikliği önerimizi büyük bir heyecan ile kamuoyuna tanıttık.

Bizler Türkiye’nin yıllardır görmeyi umut ettiği tarihi bir çalışmaya imza attık. Anayasa’nın 84 maddesinde değişiklik yaparak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adı altında uygulanan keyfi ve otoriter sistem yerine geçmişin sorunlarını da dikkate alarak yeni bir sistem öneriyoruz. Bizler ‘Yarının Türkiye’sinde etkin ve katılımcı bir yasama, istikrarlı ve hesap verebilir bir yürütme, bağımsız ve tarafsız bir yargı, kurumsal kültürün hakim olduğu bir kamu yönetimi ile kuvvetler ayrılığının tesis edildiği özgürlükçü, demokratik ve adil bir sistem inşa etme kararlılığımızı ortaya koyuyoruz.

Anayasa Değişikliği Önerisi çalışmasını hazırlayan Anayasal ve Yasal Reformlar Komisyonumuz Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemle ilgili Anayasa değişikliği önerisine uygun olarak Meclis İçtüzüğü ve Siyasi Etik Kanunu hazırlıklarını sürdürmektedir. Ayrıca Anayasa değişikliği önerimizi tanıtmak, kamuoyunu bilgilendirmek ve müzakere kültürü ile tüm toplumsal kesimlerin önerilerini almak üzere ilgili komisyonumuz ziyaretler gerçekleştirip tüm ülkede sivil toplum buluşmaları tertip edecektir. Tüm vatandaşlarımızın da Anayasa değişikliği önerimizi www.altilimasa.biz isimli web sitesinden incelemelerini ve görüşlerini bizlerle paylaşmalarını bekliyoruz.

Bugün ayrıca, Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş Süreci Yol Haritasını da ayrıntılı bir biçimde değerlendirerek hazırlıklarımızın büyük bölümünü tamamladık.

Toplantımızda Ortak Çalışma Grubu’nun ara raporunu da müzakere ettik. Ortak Çalışma Grubu hazırlıklarını 9 ana başlık ve 72 alt başlıkta yoğun bir biçimde sürdürmektedir. Grup, 36 alt başlıkta çalışmalarını bitirmiş, 5 alt başlıktaki çalışmaları tamamlama aşamasına getirmiştir. Kalan alt başlıklardaki çalışmalar devam ettirilmektedir. Bu çalışmaların sonuçlarını önümüzdeki günlerde ortak taahhütlerimiz olarak kamuoyuyla paylaşacağız.

Bugün ayrıca iç ve dış politikadaki gelişmeleri de değerlendirdik.

Hukukun yerine keyfiliğin hâkim olduğu iç ve dış politika uygulamaları ile ülkemizin ve milletimizin menfaatlerinin yerini iktidar ve ortaklarının şahsi çıkarları almıştır. Ekonomi, dış politika ve güvenlik konularında dar bir zümrenin ihtiyaçları öncelenerek milletimizin mağduriyetleri iktidar tarafından sıradanlaştırılmış, hatta buna alışılması gerektiği iktidarın temel politikası haline getirilmiştir.

Öte yandan, sınırlarımızın korunması ve ulusal güvenliğimizin sağlanması dış politikada temel önceliğimizdir. Bu bağlamda, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz ve Emniyet güçlerimizin canları pahasına terörle mücadele etmelerini takdir ve minnet duygularıyla karşılıyoruz. Ancak, konuyu iç politikada istismar eden ve farklı toplumsal kesimleri düşmanlaştıran söylemlerin ve politikaların ulusal menfaatlerimize aykırı olduğuna inanıyoruz.

Biz Altı Siyasi Parti Genel Başkanı olarak, iktidarın, ülkemizi ve milletimizi savurduğu bu derin ekonomik ve siyasi kriz içinde sorumluluklarımızın farkındayız. Milletimizi demokrasiye, refaha ve huzura kavuşturma kararlılığındayız. Öncelikli hedefimiz bütün vatandaşlarımızı insan onuruna yaraşır bir yaşam ve refah standardına kavuşturmaktır.

Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarız.”

Paylaşın

‘Altılı Masa’ Anayasa Taslağını Açıkladı: Özgürlükçü Anayasa

‘Altılı Masa’nın 84 maddeden oluşan Anayasa değişikliği önerisinde, kuvvetler ayrılığı ilkesi vurgulanıyor. Yeni sistemde yasamanın etkin ve katılımcı, yürütmenin istikrarlı, şeffaf ve hesap verebilir, yargının ise bağımsız ve tarafsız olması hedefleniyor.

Haber Merkezi / Partili cumhurbaşkanlığı döneminin kapanacağı teklifte, Cumhurbaşkanı 7 yıllığına halk tarafından seçilecek ve seçimle beraber partisiyle ilişkisi sona erecek. Görevi sona eren bir cumhurbaşkanı, seçimle gelinen siyasi bir görev üstlenemeyecek. Cumhurbaşkanına, TBMM Başkanı vekalet edecek. Cumhurbaşkanının kanunlar üzerindeki zorlaştırıcı veto etkisi sona erdirilip geri gönderme hakkı veriliyor.

Cumhuriyet Halk Partisi, DEVA Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi, İYİ Parti ve Saadet Partisi Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçiş için üzerinde uzlaştıkları Anayasa değişikliği önerilerini açıkladı.

Ankara’da Bilkent Otel’deki toplantıya partilerin liderleri Kemal Kılıçdaroğlu, Ali Babacan, Gültekin Uysal, Ahmet Davutoğlu, Meral Akşener ve Temel Karamollaoğlu katıldı.

Altı siyasi partinin genel merkez, il ve ilçe yöneticileri ile milletvekilleri de toplantıya katılanlar arasında yer alıyor.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yeneroğlu, Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Serhan Yücel, Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Serap Yazıcı, İyi Parti Genel Başkan Yardımcısı Uğur Poyraz ve Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kaya, anayasa taslağını açıklıyor.

Muharrem Erkek, “Bu önerimiz bir toplumsal sözleşme taslağıdır. Seçimlerin hemen ardından TBMM’ye sunacağız… Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemle Gazi Meclisi bugün yaşadığı ağır vesayetten kurtaracağız. Yargıyı vesayetten kurtaracağız. Yargının üzerindeki siyasi tahakküme son vereceğiz. Basını, sivil toplum örgütlerini, düzenleyici ve denetleyici kurumları vesayetten kurtaracağız” diye konuştu.

Yeneroğlu, yasama bölümünde hazırlanan değişiklik önerilerinin 5 başlıkta toplandığını belirtti. Seçim barajının yüzde 3’e düşürüleceğini, yasama bağışıklığının güçlendirilerek, dokunulmazlıkların kaldırılması için üye tamsayının salt çoğunluğunu gerekli kılacaklarını, kanun yapım süreçlerinin demokratikleştirilerek Cumhurbaşkanının kanunları veto etme yetkisine son verileceğini, Meclis’in denetim yetkisinin güçlendirileceğini, parlamentoların tarihsel bir kazanımı olan bütçe hakkının devredilmezliği ilkesini tesis edeceklerini söyledi.

Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Serhan Yücel, yürütme ile ilgili değişiklik önerileri arasında, cumhurbaşkanlarının bir dönem ve 7 yıl için seçilebilmesini, varsa partisi ile ilişiğinin kesilmesi, kanunları veto yetkisinin kaldırılmasını sıraladı ve “Cumhurbaşkanlığı Kabinesi yerine, Meclise karşı siyasi sorumluluğu ve Yüce Divan’da aklanma hakkı olan Başbakanlık ve Bakanlar Kurulu’nu Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Anayasa Değişikliği önerimiz ile yeniden kuruyoruz” dedi.

Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Serap Yazıcı, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin en ağır hasarı yargı organına verdiğini söyledi ve anayasa teklifinin, yargı mensuplarına bireysel bağımsızlıklarını, yargı kuruluşlarına da kurumsal bağımsızlıklarını sağlayan yenilikler içerdiğini kaydetti.

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Poyraz, “Temel hak ve hürriyetler açısından değişiklik önerisiyle… Anayasanın ikinci kısmının başlığını “Temel Hak ve Hürriyetler” olarak değiştirerek otoriter anayasacılık anlayışına karşı demokratik ve özgürlükçü anayasa inşasını” esas aldıklarını söyledi.

Son konuşmacı Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kaya da teklifle mahalli idarelerin yetkisini artıracaklarını, üniversitelerin bilimsel özerkliklerinin yanında, idari ve mali özerkliklerini de anayasal güvence altına alıp Yüksek Öretim Kurulu’nu (YÖK) kaldıracaklarını, RTÜK’ün çoğulculuk, özerklik ve tarafsızlık ilkelerine bağlı olarak çalışmasını amaçladıklarını kaydetti.

Tasarıyı hazırlayan komisyon üyeleri önümüzdeki günlerde medya organlarını, baroları, sivil toplum kuruluşlarını, meslek örgütlerini, iş dünyasını, sendikaları, kadın ve gençlik örgütlerini ziyaret edecek.

84 maddeden oluşan Anayasa değişikliği önerisinde, kuvvetler ayrılığı vurgulanıyor. Yeni sistemde yasamanın etkin ve katılımcı, yürütmenin istikrarlı, şeffaf ve hesap verebilir, yargının ise bağımsız ve tarafsız olması hedefleniyor.

Uzlaşılan metinde öne çıkan noktalar şöyle:

Partili cumhurbaşkanlığı dönemi kapanacak

“Cumhurbaşkanı 7 yıllığına halk tarafından seçilecek ve seçimle beraber partisiyle ilişkisi sona erecek. Görevi sona eren bir cumhurbaşkanı, seçimle gelinen siyasi bir görev üstlenemeyecek. Cumhurbaşkanına, TBMM Başkanı vekalet edecek. Cumhurbaşkanının kanunlar üzerindeki zorlaştırıcı veto etkisi sona erdirilip geri gönderme hakkı veriliyor.

‘Ödev’ yerine ‘hürriyet’ kavramı

Teklif, Anayasayı temel hakları ‘ödev’ olarak vurgulayan ve hürriyetleri ödev kavramıyla sınırlayan anlayıştan arındırıyor. Anayasaya özgürlükçü bir anlayış kazandırılıyor. Anayasadan otoriter anlayışın izleri siliniyor. Anayasada ‘temel hak ve ödevler’ yerine ‘temel hak ve hürriyetler’ düzenleniyor.

Devletin temel işlevi: İnsan onurunu korumak

Anayasanın temel hakları düzenleyen ilk maddesine ‘İnsan onuru dokunulmazdır ve anayasal düzenin temelidir’ ifadesi ekleniyor. Bu vurguyla beraber Anayasanın insan onurunu esas alan bir bakış açısı kazanması sağlanıyor. Devletin temel işlevinin insan onurunu korumak ve ona saygı göstermek olduğu vurgulanıyor.

Hayvan hakları ilk kez Anayasaya girecek

Anayasanın 56. maddesinde yapılan değişiklikle Anayasada sağlık hakkı ve çevre hakkı yeniden düzenlenirken hayvan hakları ilk kez anayasal güvenceye kavuşturuluyor.

Kadına yönelik şiddet: Suçlular milletvekili olamayacak

Affa uğramış olsalar bile cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, kadına yönelik kasten yaralama ve edimi ifasını fesat karıştırma suçlarından hüküm giymiş olanların milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olamayacağı hükmü getiriliyor.

YÖK kaldırılacak

Yükseköğretim Kurulu kaldırılıyor. Üniversitelerin akademik, idari ve mali özerklikleri ihlal edilmemek kaydıyla planlama ve koordinasyon kurulu olacak Yükseköğretim Üst Kurulu düzenleniyor.

OHAL KHK’larına son verilecek

OHAL KHK’ları (Olağanüstü Hal Dönemi Kanun Hükmünde Kararnameleri) kaldırılıyor. Olağanüstü Hallere ilişkin tedbirlerin Olağanüstü Hal Kanunu ile düzenleneceği ve Olağanüstü Hal Kanunu ile bu kanundan kaynaklı idari eylem ve işlemlere karşı yargı yolunun kapatılamayacağı düzenleniyor.

Uluslararası anlaşmalardan çekilme 

Türkiye’nin taraf olduğu bir uluslararası anlaşmadan çekilme için TBMM’nin uygun bulması şartı Anayasada açıkça düzenleniyor.”

Paylaşın

Başörtüsünde Anayasa Değişikliği Teklifi, Dördüncü Kez Ertelendi

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile AK Parti ve MHP kurmayları tarafından defalarca propagandası yapılan başörtüsünde Anayasa değişikliği teklifi, dördüncü kez “bir başka tarihe” ertelendi. Teklifin doğrudan TBMM’de kabul edilmesi için 400, referanduma gidebilmesi içinse 360 oya ihtiyaç duyuluyor. AKP, MHP ve BBP tek başına referandum sayısına ulaşamıyor.

Teklifin ertelenmesi talebinin AK Parti’den geldiği öğrenilirken 28 Kasım’daki Altılı Masa toplantısı, etken olarak öne çıktı. Bugün Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e yönelik Anayasa değişikliği teklifini kamuoyuna duyuracak Altılı Masa’da liderler daha sonra rutin toplantısını gerçekleştirecek. Bu toplantıda tekliflerinin ele alınmasını istemeyen ve öncelikle muhalefetin Anayasa değişikliği teklifini görmek isteyen AK Parti yönetiminin bu nedenle böyle bir karar verdiği ifade edildi. Teklifle ilgili son bilgileri, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ verdi.

Birgün’den Hüseyin Şimşek’in haberine göre, CHP’nin kamuda kıyafet düzenlemesini öngören kanun teklifini fırsata çevirmek için harekete geçen AK Parti-MHP ittifakı, aradan geçen iki aya rağmen hala “uygun koşullar oluşmadığı” gerekçesiyle teklifi TBMM Başkanlığı’na sunamadı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile AK Parti ve MHP kurmayları tarafından defalarca propagandası yapılan Anayasa değişikliği teklifi, dördüncü kez “bir başka tarihe” ertelendi.

Başörtüsüne yönelik Anayasa değişikliği teklifi, iktidarın gündemine CHP’nin kendi teklifini duyurmasının hemen ardından girdi. İktidar kurmayları, kabine toplantısına da taşınan teklif ile muhalefetin de bir “samimiye testi”ne tabi tutulacağını kaydetti. Başörtüsüne Anayasal güvence sağlayacağı öne sürülen ‘‘ailenin korunması’’ kılıfıyla hazırlanan tartışmalı hükümler içereceği bildirilen teklifin TBMM’ye sunulması konusunda ilk tarih olarak Ekim ayının son haftası gösterildi. Ancak bu tarihte teklifle ilgili Erdoğan’dan son onayın alınmamış olması gerekçe gösterilerek “erteleme” kararı duyuruldu. Teklifin TBMM’ye sunulacağı bir sonraki tarih olarak 2 Kasım gösterildi. İktidar kurmayları, bu tarihte de teklifi TBMM’ye sunmadı.

Son tarih 24 Kasım’dı

Başörtüsü teklifi ile muhalefeti köşeye sıkıştırmayı, Altılı Masa’da görüş ayrılığı yaratmayı planlayan AK Parti ve MHP ittifakı, CHP ve HDP’nin net bir şekilde teklife karşı çıkmasının ardından gözlerini İyi Parti’ye çevirdi. Bu teklifle muhalefet arasında ayrım olduğu yönünde izlenim uyandırmak isteyen iktidar, teklifi her an TBMM’ye sunabileceklerini belirterek 17 Kasım tarihini işaret etti. Bir erteleme de bu tarihte yaşandı. Bütçe görüşmeleri sırasında TBMM kulislerinde gazetecilere konuşan MHP’li Feti Yıldız, teklif hakkında, “24 Kasım’da bu iş tamam” değerlendirmesini yaptı. Kamuoyu, önceki gün teklifi görmeyi beklerken AK Parti ve MHP ittifakı, teklifi dördüncü kez başka bir tarihe erteledi.

Altılı Masa beklenecek

Teklifin ertelenmesi talebinin AK Parti ’den geldiği öğrenilirken 28 Kasım’daki Altılı Masa toplantısı, etken olarak öne çıktı. Bugün Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e yönelik Anayasa değişikliği teklifini kamuoyuna duyuracak Altılı Masa’da liderler daha sonra rutin toplantısını gerçekleştirecek. Bu toplantıda tekliflerinin ele alınmasını istemeyen ve öncelikle muhalefetin Anayasa değişikliği teklifini görmek isteyen AK Parti yönetiminin bu nedenle böyle bir karar verdiği ifade edildi. Teklifle ilgili son bilgileri, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ verdi.

Bozdağ, başörtüsü ile ilgili Anayasa’nın 24’üncü maddesinde, ailenin korunması ile ilgili ise 41’inci maddesinde değişiklik yapılacağını söyledi. Teklifin doğrudan TBMM’de kabul edilmesi için 400, referanduma gidebilmesi içinse 360 oya ihtiyaç duyuluyor. AK Parti , MHP ve BBP tek başına referandum sayısına ulaşamıyor.

Paylaşın

Altılı Masa’dan ‘Yeni Anayasa’ Çıkarması

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti (DP), Gelecek Partisi ve Demokrasi Ve Atılım (DEVA) Partisi bugün yeni anayasa önerisini kamuoyuna açıklayacak. Açıklama sonrası Anadolu çıkarması yapılarak, yeni anayasayı halka anlatılacak.

Liderler Bilkent Otelde bugün hazırlanan yeni anayasa teklifinin kamuoyuna açıklanmasının ardından saat 14.00’de DP’nin ev sahipliğinde bir araya gelerek gündemdeki konuları görüşmeye devam edecekler.

Kısa Dalga’dan Mahmut Aydın’ın aktardığına göre, liderlerin talimatıyla 6’lı masayı oluşturan partilerin yetkili kurulları da hazırlığı tamamlanan anayasa değişikliği teklifini ele alarak, Anadolu ziyaretlerinin 2023 yılı merkezi yönetim bütçesinin TBMM’de kabul edilmesinden sonra yapılmasında mutabık kaldı.

Partilerin anayasayı anlatırken kullanacakları argümanlar da yine 6’lı masa kararıyla kurulan İletişim Komisyonu tarafından belirlendi. Buna göre, başta ekonomik kriz olmak olmak üzere yaşanan pek çok sıkıntının anayasadan kaynaklandığı belirtilerek, “demokratik, kapsayıcı, kuvvetler ayrılığını pekiştiren, yargı bağımsızlığını güvence altına alan, Merkez Bankasının bağımsızlığını sağlayan yeni bir anayasanın ekonomik krizin de çözümü olacağı” anlatılacak. Yeni anayasa ile yabancı yatırımcıların Türkiye’ye gelmesinin önündeki engellerin kaldırılacağı, ayrıca ifade ve inanç özgürlüğü ile temel insan hakları alanındaki eksiklerin de giderileceği vurgusu yapılacak.

Sivil toplum kuruluşları, siyasi partiler, üniversiteler ve meslek örgütlerinin de yeni anayasa konusunda görüşleri alınacak.

Liderlerin gündemi

6’lı masayı oluşturan partilerin Genel Başkanları bugün saat 10.30’da Bilkent Otel’de “Şimdi Demokrasi Zamanı” başlığı ile güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçişi düzenleyen anayasa değişikliği önerisinin tanıtımına katıldıktan sonra saat 14.00’de DP Genel Merkezinde bir araya gelecek.

Toplantıda, Temel Politikalar Komisyonu’nun hazırlıklarını görüşecek. 6’lı masanın “yol haritası” olarak bilinen çalışmalar aynı zamanda Hükümet Programının altyapısını oluşturuyor. Toplantıda cumhurbaşkanı adaylığı süreci ile seçimden sonra oluşacak Meclisin olası sandalye dağılımı senaryoları da ele alınacak.

Ayrıca yol haritası kapsamında belirlenecek cumhurbaşkanı adayının ülkeyi nasıl yöneteceğine ilişkin “protokol”ün içeriği de liderlerin görüşüne sunulacak. Liderler, il il milletvekili sayıları ile çeşitli olasılıkları da tartışacak. Hangi illerde işbirliği yapılacağı ve tek liste ile seçime gidileceği konusunun da karara bağlanması bekleniyor.

Liderlerin toplantısında, terör saldırıları, göçmenler ve başta Suriye’ye yapılması olası kara harekatı olmak üzere sıcak dış politika konuları da gündeme gelecek.

Kılıçdaroğlu aday

Ankara kulislerine göre 6’lı masanın cumhurbaşkanı adayı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu olacak. İYİ Parti’li Yavuz Ağıralioğlu’nun çıkışları “bireysel” ve “İYİ Parti’den ayrılmak için gerekçe yaratmak” olarak niteleniyor. İYİ Parti’nin seçimden sonra olası yeni hükümette “daha fazla bakanlık ve bürokratik kadro” talep etmek için el yükselttiğini ifade eden kaynaklar, “bu durumda anormallik yok. Sonuçta 6’lı masanın iki büyük partisinden birisi” yorumunu yaptı.

Gelecek ve DEVA Partisi

Gelecek Partisi ile DEVA Partisi’nin 2023 seçimlerinde CHP listelerinde yer almayacakları kesinleşirken iki partinin kendi logoları ile seçime katılacakları bildirildi. Saadet Partisi ile DP’nin ise CHP listelerinden seçime gireceklerine kesin gözüyle bakılıyor.

Adayla birlikte kabine de açıklanacak

6’lı masanın cumhurbaşkanı adayı ile birlikte cumhurbaşkanı yardımcıları bakanlar ve bazı üst düzey bürokratik atamaları açıklayacağı, liderlerin bugünkü toplantısında konunun gündemde olduğu ifade edildi.

CHP Kurultayı

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı adayı olması halinde partiden istifa etmeyeceği yerine bir vekil tayin edeceği bildirildi. Buna göre, genel beklenti, parti içinde liderlik yarışının önlenmesi için “hukukçu yeni bir ismin” genel başkan yardımcısı olarak atanması ve genel başkanın vekaleti ona bırakması.

Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanı seçilmesi halinde CHP’den istifa edecek, parti 2023 kurultayında yeni bir genel başkan belirleyecek.

Paylaşın

Türkiye, Patent Başvurusu En Çok Reddedilen Ülke Oldu

Türkiye, 2021 yılında 8 bin 476 küresel patent başvurusu yaptı. Patent başvurusu en fazla reddedilen ülke yüzde 53,7 oranıyla Türkiye oldu. Türkiye’nin 5 bin 089 patent başvurusu reddedildi. Türkiye’nin yaptığı küresel başvuruların 3 bin 387’si kabul edildi.

Türkiye’yi, yüzde 45,2 oranıyla ABD izledi. Kanada’nın yüzde 35,8, Almanya’nın yüzde 35,2, Japonya’nın yüzde 24,2, Kore’nin yüzde 24,9 oranındaki patent başvuruları kabul görmedi. Sayısal olarak, Çin’in, 443 bin, ABD’nin 351 bin başvurusu geri çevrildi.

Birleşmiş Milletler Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO), 2021 yılıyla ilgili yayınladığı, “Küresel Fikri Mülkiyet Göstergeleri” raporunda, uluslararası fikri mülkiyet başvurularının, tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştığını açıkladı.

VOA Türkçe’den Can Kamiloğlu’nun aktardığına göre, 2021 yılında, dünya çapında 3,4 milyon patent başvurusunda bulunuldu. 2020 yılına göre toplam başvurular yüzde 3,6 oranında artış gösterdi. 2021 yılında bir önceki yıla göre marka tescili başvuruları yüzde 5,5, endüstriyel tasarım başvuruları ise yüzde 9,2 oranında arttı.

Geçtiğimiz yıl, 3,4 milyon patent başvurusu, 13,9 milyon ticari marka başvurusu ve 1,5 milyon tasarım başvurusu yapıldı. 2021 yılında dünya çapında yapılan patent başvuruları, tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.

Çin zirvede

Toplamda dünya genelinde yapılan patent başvurularının yüzde 46’sını bir milyon 585 bin başvuruyla Çin yaptı. Küresel patent başvurularında Çin’i, ABD 591 bin 473, Japonya 289 bin 200’le izledi.

Türkiye, 2021 yılında 8 bin 476 küresel patent başvurusu yaptı. Türkiye’nin yaptığı küresel başvuruların 3 bin 387’si kabul edildi. Türkiye’nin yaptığı küresel başvuruların 5 binden fazlası da reddedildi.

En yüksek oranda patent başvurusu reddedilen ülke Türkiye oldu

2021 yılında küresel olarak yapılan uluslararası patent başvurularının bazıları ise reddedildi. Patent başvurusu en fazla reddedilen ülke yüzde 53,7 oranıyla Türkiye oldu. Türkiye’nin 5 binden fazla patent başvurusu reddedildi.

Türkiye’yi, yüzde 45,2 oranıyla ABD izledi. Kanada’nın yüzde 35,8, Almanya’nın yüzde 35,2, Japonya’nın yüzde 24,2, Kore’nin yüzde 24,9 oranındaki patent başvuruları kabul görmedi. Sayısal olarak, Çin’in, 443 bin, ABD’nin 351 bin başvurusu geri çevrildi.

2021 yılında yapılan patent başvurularında kadınların oranı yüzde 16,5 ile sınırlı kaldı. Küresel başvuruların yüzde 83,5’unu erkekler yaptı. En fazla patent başvurusu yapan kadın sayısı yüzde 25,7 oranıyla İspanya’da oldu. İspanya’yı Türkiye izledi. Türkiye’de patent başvurusu yapan kadınların oranı erkelere göre yüzde 24,2 oranında gerçekleşti. Üçüncü sırada yüzde 23,7 oranıyla Çin yer aldı.

Türkiye’nin marka tescil başvuruları bir önceki yıla göre arttı

2021 yılında, dünya genelinde 18 milyon 145 bin markanın tescil başvurusu yapıldı. Yaptığı 9 milyon 454 bin başvuruyla Çin ilk sırada yer aldı. Çin’i, 899 bin 678 marka tescili başvurusuyla ABD izledi. Hindistan 488 bin 526, İngiltere, 450 bin 815, Türkiye 434 bin 34 marka tescili başvurusu yaptı. Türkiye’nin marka tescil başvuruları, bir önceki yıla göre yüzde 19,4 oranında arttı. 2020 yılına göre Türkiye, 73 bin 34 daha fazla başvuruda bulundu.

Türkiye endüstriyel tasarım başvurularında ön sıralarda yer aldı

2021 yılında, dünya genelinde yaklaşık bir milyon 200 bin endüstriyel tasarım başvurusu yapıldı. Çin, tüm fikri mülkiyet başvurularında olduğu gibi, endüstriyel tasarım başvurularında da ilk sırada yer aldı.

Çin’i, 74 bin 781 başvuruyla Birleşik Krallık, 69 bin 248 başvuruyla Kore, 65 bin 924 başvuruyla Türkiye izledi. Türkiye, 2020 yılına oranla 2021 yılında 16 bin 332 daha fazla endüstriyel tasarım başvurusunda bulundu.

Paylaşın

Erdoğan’dan Dikkat Çeken ‘Suriye’ Açıklaması: Siyasette Küslük Olmaz

“Türkiye’nin Körfez ülkeleriyle küslüğünü menfaate çevirmek isteyenler olduğunu” belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunlar giderilince oyunlar bozuldu. Bunların içerisinde Birleşik Arap Emirlikleri. Şimdi bizim Birleşik Arap Emirlikleri ile münasebetlerimiz gayet iyi bir konumda” dedi.

Ülke ilişkilerinin “daha da iyi olacağını” kaydeden Erdoğan, Suriye ile diplomatik ilişkilere dair ise özetle şöyle dedi: “Bu malum bazı çevreleri rahatsız ediyor. Bundan sonraki süreçte nasıl Mısır ile bu iş yoluna girdiyse aynı şekilde Suriye ile de bu iş yoluna girebilir. Siyasette küslük olmaz.”

Cumhurbaşkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün (27 Kasım) partisinin Konya İl Başkanlığı tarafından düzenlenen “Gençlik Buluşması” toplantısında konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gündeminde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Kuzey Suriye ve Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) topraklarına yönelik hava operasyonları ve Suriye’deki Şam hükümeti, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile diplomatik ilişkiler de vardı.

Erdoğan, Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile görüşmesine yönelik tepkilerle ilgili bir soruya cevap vererek özetle şöyle konuştu:

“Katar Emiri’nin araya girmesiyle bu adımı attık”

“Sayın Sisi ile yaptığımız görüşmede, Türkiye-Mısır ilişkilerinde, olayın liderler seviyesinde tartışılmasından öte, ben kendisine onu da söyledim, bizim Mısır halkıyla ilişkilerimiz farklı, tarih orada var.

“Son dönemde, bir 9 yıllık süreç içerisinde bir sıkıntı yaşadık. O akşam özellikle de Katar Emiri’nin araya girişiyle bu adımı attık. O sıkıntıyı aştıktan sonra da bir yarım saat 45 dakika kadar biz Sayın Sisi ile dar kapsamlı bir görüşme yaptık.

“‘Şimdi alt düzeyde bakanlarımız gidiş gelişleri başlatsınlar, ondan sonra da biz görüşmelerimizi genişletelim, geliştirelim, tüm derdimiz, sizlerle Türkiye arasındaki bu kırgınlığı, dargınlığı gidermek. Akdeniz’de Türkiye-Mısır arasında böyle bir sıkıntı yaşanmaması gerekir’ dedik.

“Yunanistan’ın buralara ulaşması olacak iş değil”

“Çok farklı bazı şeyler daha aramızda konuştuk. Daha sonra da aldığım bilgi, haberler çerçevesinde kendisi de bu görüşmeden çok mutlu olmuş, aynı mutluluk temennisini biz de ilettik. Şimdi süreç başladı, bakanlarımızla bir süreç devam edecek.

“Daha sonra da bir araya gelmek suretiyle Akdeniz’de, çünkü Mısır halkıyla Türkiye’nin birbiriyle olan bağlantıları çok farklı, bizim bu gücü başkalarına kaptırmamamız gerekir. Yunanistan’ın buralara ulaşması, bu olacak iş değil. Onun için güzel gelişmeler olacak diye inanıyorum.”

“Suriye ile de bu iş yoluna girebilir”

“Türkiye’nin Körfez ülkeleriyle küslüğünü menfaate çevirmek isteyenler olduğunu” belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunlar giderilince oyunlar bozuldu. Bunların içerisinde Birleşik Arap Emirlikleri. Şimdi bizim Birleşik Arap Emirlikleri ile münasebetlerimiz gayet iyi bir konumda” dedi.

Ülke ilişkilerinin “daha da iyi olacağını” kaydeden Erdoğan, Suriye ile diplomatik ilişkilere dair ise özetle şöyle dedi: “Bu malum bazı çevreleri rahatsız ediyor. Bundan sonraki süreçte nasıl Mısır ile bu iş yoluna girdiyse aynı şekilde Suriye ile de bu iş yoluna girebilir. Siyasette küslük olmaz.”

“Esad, Erdoğan’ın teklifini kabul etmedi” iddiası

Associated Press (AP) haber ajansı, 23 Kasım tarihli haberinde Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın İran aracılığıyla Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a mesaj gönderdiğini yazmıştı.

Ajansın “konu hakkında açıklama yapmaya yetkisi olmadığı için ismini vermeyen Lübnanlı bir siyasetçiye” dayandırdığı haberine göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan mesajında “Suriye ordusunun mevcut durumda Kürtlerin kontrolünde olan bölgelere geri dönmesini” istedi.

Habere göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca “bölgedeki Kürt savaşçıların Suriye doğalgazı ve petrolünü kullanmasını önlemek için harekete geçilmesini ve Türkiye’deki Suriyeli mültecilerin Suriye’ye geri gönderilmesi konusunda kolaylık sağlanmasını” da istedi.

AP, İran aracılığıyla iletilen mesajda, “Erdoğan’ın Şam’a Türkiyeli yetkilileri göndermeye hazır olduğunu söylediğini, fakat Esad’ın üçüncü bir ülkede görüşülebileceğini söyleyerek bunu reddettiğini” belirtti.

Ajansın haberine göre, Türkiyeli bir hükümet yetkilisi, İran’ın aracılığına yönelik iddiayı reddederek “Tahran’ın Suriye’deki Türkiye varlığına düşmanca yaklaştığını” söyledi. Yetkili ayrıca “Türkiye’yi uzlaşmaya Rusya’nın ittiğini, ama hiçbir ilerleme kaydedilmediğini” de bildirdi.

Erdoğan ne demişti?

Cumhurbaşkanı Erdoğan da aynı gün partisinin grup toplantısı sonrasında, basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Erdoğan, Mısır Devlet Başkanı Aldulfettah Sisi ile Katar’da görüşmesine atıfla, “Esad ile de görüşecek misiniz” sorusuna cevaben “Olabilir. Siyasette dargınlık olmaz. Sonuçta en uygun koşullarda adımlar atılır” dedi.

Paylaşın

S. Arabistan’dan TCMB’ye 5 Milyar Dolar Yatırım; Arabistanlı Bakan Türkiye’de

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, Suudi Arabistan Ticaret Bakanı Majid Bin Abdullah Al Qasabi ile bir araya geldi. Sosyal medya hesabından görüşmeye ilişkin paylaşım yapan Nebati, “Son derece verimli bir görüşme gerçekleştirdik” dedi ve ekledi:

“Görüşmemizde, ülkelerimiz arasındaki ekonomik, ticari ve finansal iş birliğimizi değerlendirdik. Sayın Bakan ile işbirliğimizi söz konusu alanlarda daha ileri noktalara taşıma hususunda mutabık kaldık.”

Suudi Arabistan’dan Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’na (TCMB) 5 milyarlık dolar yatıracağı açıklamasından günler sonra ülkenin ticaret bakanı İstanbul’a gitti.

İstanbul’da Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, Suudi Arabistan Ticaret Bakanı Majid Bin Abdullah Al Qasabi ile bir araya geldi.

Twitter hesabından görüşmeye ilişkin paylaşım yapan Nebati, “Bugün, Suudi Arabistan Ticaret Bakanı Sayın Majid Bin Abdullah Al Qasabi ile bir araya gelerek son derece verimli bir görüşme gerçekleştirdik. Görüşmemizde, ülkelerimiz arasındaki ekonomik, ticari ve finansal iş birliğimizi değerlendirdik. Sayın Bakan ile işbirliğimizi söz konusu alanlarda daha ileri noktalara taşıma hususunda mutabık kaldık” dedi.

Suudi Arabistan Maliye Bakanlığı, 22 Kasım’da Türkiye Merkez Bankası’na 5 milyar dolar yatırmak için görüşmelerde sona yaklaştıklarını açıklamıştı. Açıklamayı bakanlığın sözcüsü Reuters’a e-posta yoluyla yapmıştı.

Anadolu Ajansı da aynı gün, Hazine ve Maliye Bakanlığı kaynaklarına dayandırdığı haberinde, Suudi Arabistan’ın TCMB bünyesinde 5 milyar dolarlık mevduat hesabı açması konusunda yürütülen görüşmelerde nihai aşamaya gelindiğini duyurmuştu.

Merkez Bankası’nın net rezervleri son aylarda artış eğiliminde.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da hafta başında “Merkez Bankası’nın döviz rezervi 123 milyar dolara ulaştı. Bu ay sonuna kadar döviz rezervimiz belki 130 milyar doları bulacak” demişti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın şirket mukavelesinde Mayıs ayında değişiklik yapılmış; banka nezdindeki yabancı merkez bankalarının varlıklarının haczedilemeyeceği; üzerlerine ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz konulamayacağı kararı resmen yürürlüğe girmişti.

Paylaşın

Altılı Masa, ‘Cumhurbaşkanı Adayı’ İçin HDP İle Görüşecek Mi?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA), Demokrat Parti, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Altılı Masa, geçiş süreci ve temel politikalarda anlaşmanın sağlanması durumunda gelecek yılın ilk aylarında ortak cumhurbaşkanı adayını belirleme sürecini başlatacak.

Belirlenecek adayın Altılı Masa’da olmayan diğer siyasi partilerden de destek arayışına girmesi bekleniyor. Bu süreçte ortak Cumhurbaşkanı adayını müzakere etmek istediğini söyleyen HDP ile görüşme, oy oranı düşünüldüğünde ayrıca önem taşıyor. Cumhurbaşkanı adayı şubat ya da mart ayında belli olursa diğer partilerle temas trafiği de başlayacak.

Peki “ortak yönetim” vaadinde bulunan, bunun nasıl olacağıyla ilgili “Geçiş Süreci Yol Haritası” çalışması yürüten Altılı Masa, belirleyecekleri Cumhurbaşkanı adayının HDP’nin desteğini alması durumunda ortak yönetime HDP’yi de dahil edecek mi? Altılı Masa’daki partilerin temsilcileri bu soruya “hayır” yanıtını veriyor.

Gazete Duvar‘ın aktardığına göre, HDP’nin, ortak cumhurbaşkanı adayını desteklemek için şartlarını içeren Tutum Belgesi’ndeki taleplerin karşılanmasının önem taşıdığına dikkat çeken bir yetkili, “HDP’nin Tutum Belgesi büyük oranda desteklenebilir bir belge. Onlar da bu talepler kapsamında adımlar atılmasını istiyor. Cumhurbaşkanı adayı bunları değerlendirecektir. Eğer HDP ortak adayı destekleme kararı verirse seçimin kazanılması durumunda oluşturulacak ortak yönetimde yer almaz. Bakanlık verilmez. Cumhur İttifakı’ndaki MHP gibi olur. MHP’nin bakanı yok, yürütme organında bir mekanizma içinde bulunmuyor ama siyasi karar alma süreçlerinde görüşlerine başvuruluyor” değerlendirmesi yaptı.

Kapatma davasında hazine yardımı

Öte yandan Meclis’in üçüncü büyük partisi HDP hakkında açılan kapatma davasında 17 ay geride kaldı. Geçtiğimiz hafta ek savunmasını Anayasa Mahkemesi’ne sunan HDP’de şimdi sözlü savunma için hazırlıklar başladı. Yüksek Mahkeme sözlü savunmayı da aldıktan sonra raportörün raporunu bekleyecek. Bu raporun ardından dava Anayasa Mahkemesi gündemine alınacak.

Üyeler toplanıp bir karara varacak. Hukukçular tüm bu sürecin şubat ayını bulabileceğini söylüyor. HDP’nin kapatılması yönünde çağrılarını sürdüren MHP yetkilileri mahkemeyi daha fazla gecikmeye meydan bırakmadan kapatma kararı vermeye çağırıyor. MHP’nin arka arkaya sürecin hızlandırılması çağrısında bir etken de partilere yapılacak Hazine yardımı. 2023 yılı bütçesi kapsamında yapılacak bu yardım, ocak ayının 10’unda hesaplara yatırılmış olacak.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız bu durumu bütçe görüşmelerinde gündeme getirdi, davada Hazine yardımından yoksun bırakma ya da kapatma gibi bir karar çıkarsa 540 milyon TL’lik Hazine yardımı iadesinin nasıl olacağını sordu. Yıldız, “Bunu bir kasıtla falan söylemiyorum. Mahkeme öyle ya da böyle hukuka, akla, vicdani kanaatine göre bir an önce karar vermelidir” dedi.

Paylaşın