Fransa’dan Türkiye’ye: Operasyonlar Bölgedeki İstikrarı Tehdit Ediyor

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Rusya ve Almanya’dan sonra Fransa’da da Türkiye’nin olası Suriye operasyonuna itiraz geldi. Fransa Silahlı Kuvvetler Bakanlığı, operasyonların, gerilimi tırmandırdığı, bölgenin istikrarını ve IŞİD’e karşı uluslararası koalistonun yıllardır kaydettiği ilerlemeyi tehdit ettiğini ifade etti.

Fransa Silahlı Kuvvetler Bakanlığı, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve Silahlı Kuvvetler Bakanı Sébastien Lecornu’nun 29 Kasım’daki telefon görüşmesine ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

Açıklamaya göre, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) kuzey Suriye’ye yönelik olası bir kara harekatının konuşulduğu günlerde gerçekleşen telefon görüşmesi sırasında, iki bakan “Suriye ve Irak’taki güvenlik durumuna ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.”

“Sébastien Lecornu, Türkiye’nin Suriye ve Irak’taki operasyonları konusunda derin endişelerini dile getirdi” ifadelerine yer verilen açıklamada, operasyonların bölgedeki “gerilimi tırmandırdığı, bölgenin istikrarını ve IŞİD’e karşı uluslararası koalistonun yıllardır kaydettiği ilerlemeyi tehdit ettiği” ifade edildi:

Lecornu, özellikle Fırat’ın doğusuna yönelik bir müdahalenin kuzeydoğu Suriye’de faaliyet gösteren koalisyon personelinin güvenliğini ve IŞİD’lilerin kaçmasını teşvik ederek Fransalı yurttaşların güvenliğini tehlikeye atma riski olduğu konusunda uyarıda bulundu.

Fransa Silahlı Kuvvetler Bakanı Sébastien Lecornu ayrıca “ülkesinin terörle mücadele misyonuna olan bağlılığını hatırlattı.”

Milli Savunma Bakanlığı ne demişti?

Milli Savunma Bakanlığı, Akar-Lecornu görüşmesinin gerçekleştiği 29 Kasım günü görüşmeyi yazılı bir açıklamayla duyurmuştu. Bakanlık, açıklamada şu bilgiyi paylaşmıştı:

“Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar, Fransa Savunma Bakanı Sebastien Lecornu ile telefonda görüştü. Görüşmede ikili ve bölgesel savunma ve güvenlik konularında görüş alışverişinde bulunuldu.”

ABD: Suriye’de yeni bir harekata şiddetle karşıyız

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) da Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve ABD Savunma Bakanı Lloyd J. Austin’in dün yaptığı telefon görüşmesinin ardından aynı gün yazılı bir açıklama yapmıştı.

Türkiye’nin kuzey Suriye’ye olası bir kara harekatının konuşulduğu günlerde gerçekleştirilen telefon görüşmesine ilişkin açıklamada, Austin’in görüşme sırasında Akar’a “ABD Savunma Bakanlığı’nın Suriye’de yeni bir askeri harekata şiddetle karşı çıktığını ilettiği” açıklanmıştı:

“Savunma Bakanı Lloyd J. Austin III, Türkiye Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ile bugün telefonda görüştü; Austin, görüşmede, 13 Kasım’da İstanbul’da yaşanan saldırıda ve Türkiye’nin güneyinde sonrasında gerçekleştirilen saldırılarda yaşanan can kayıpları ile ilgili taziyelerini iletti ve ABD-Türkiye stratejik ilişkisinin önemini bir kez daha teyit etti.

Austin, bazıları IŞİD’i bertaraf etmek için Suriye’de yerel ortaklarla çalışan ABD personelinin güvenliğini doğrudan tehdit eden son hava saldırıları dahil, kuzey Suriye ve Türkiye’de tırmanan eylemlerle ilgili endişelerini dile getirdi.

Bakan Austin, gerilimi azaltma çağrısı yaptı ve Bakanlık’ın Türkiye’nin Suriye’de yeni bir askeri operasyonuna şiddetle karşı olduğunu aktardı.”

Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, Suriye ve Irak topraklarında askeri operasyonlarla ilgili olarak NATO müttefiği Türkiye’yi uyarmıştı.

Romanya’nın Bükreş kentinde, NATO dışişleri bakanları toplantısının ardından açıklamalarda bulunan Baerbock, terörizme karşı güç birliğinin, transatlantik ittifakın yeni güvenlik stratejisinde çok önemli bir yer tuttuğunu ve bunun İstanbul İstiklal Caddesi’nde yaşanan terör saldırısı için de geçerli olduğunu dile getirmişti.

Tüm NATO üyelerinin, söz konusu olayın ardından Türkiye ile dayanışma içinde olduğunu ifade eden Baerbock, diğer yandan, “terörden korunmanın başlıca amacının sivilleri korumak olduğunu” ve bu yapılırken, “yeni şiddet olaylarının yeşereceği bir ortam oluşturulmaması gerektiğini” belirtmişti.

Uluslararası hukukun her koşulda gözetilmesi gerektiğinin altını çizen Dışişleri Bakanı, Bükreş’te yaptığı görüşmelerde Türkiye’deki durumla ilgili olarak, “Terörden korunma faaliyetlerinde de uluslararası hukuk geçerlidir, bu sebepten dolayı ısrarla, şiddet sarmalını tırmandırabilecek, Irak ve Suriye’de olası bir kara operasyonundan vazgeçilmesi çağrısında bulundum” demişti.

Çavuşoğlu: Teröristler kurban gibi gösterilemez

Baerbock’un açıklamalarını değerlendiren Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise, Türkiye’nin müttefiklerinden destek beklediğini ve “teröristlerin kurban gibi gösterilemeyeceğini” dile getirmişti.

Türk Silahlı Kuvvetleri Suriye ve Irak’taki hedefleri bir süredir havadan vuruyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk ordusunun yakında bir kara operasyonuna da başlayabileceği sinyalini vermişti.

Ankara söz konusu operasyonlara gerekçe olarak, 13 Kasım’da İstanbul İstiklal Caddesi’nde düzenlenen, altı kişinin hayatını kaybettiği bombalı saldırıyı gösteriyor. Türkiye söz konusu saldırıdan PKK’yı sorumlu tutarken, gerek Suriye Demokratik Güçleri (SDG) gerekse PKK bu saldırı ile ilgilerinin olmadığını açıklamıştı.

Kremlin’in Suriye Özel Temsilcisi Aleksander Lavrentiev geçen hafta yaptığı açıklamada Suriye’nin kuzeyine yönelik hava saldırıları düzenleyen ve kara harekatı başlatma ihtimalini gündeme getiren Türkiye’den “itidalli” olmasını istemiş ve “aşırı güç kullanımından” kaçınmasını umduğunu bildirmişti.

Kremlin sözcüsü Dimitri Peskov da, Türkiye’ye Suriye’deki durumu istikrarsızlaştıracak girişimlerden kaçınmaya çağırdıklarını vurgulamıştı.

ABD Savunma Bakanlığı sözcüsü ise dün akşam yaptığı açıklamada Ankara’ya Suriye’de düzenleyeceği kara harekatından vazgeçme çağrısında bulunmuştu.

Fransa Dışişleri Bakanı Catherine Colonna da, Türkiye’nin Suriye ve Irak’taki PKK mevzilerine yönelik hava saldırılarının ardından yaptığı açıklamada, “Türkiye’nin terörizm karşısındaki güvenlik endişelerini anlıyoruz. Ancak bu tür araçlarla ve böylesine bir yöntemle değil.” sözleriyle operasyonlara tepki göstermişti.

Paylaşın

Suriye Operasyonu: ABD’den Türkiye’ye Bölgede Gerilimi Düşürme Çağrısı

Türkiye’nin kuzey Suriye’ye olası bir kara harekatının konuşulduğu bu günlerde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Savunma Bakanı Lloyd Austin, Türkiye’nin Suriye’de bir kara operasyonu gerçekleştirmesine “güçlü” şekilde karşı çıktığını belirtti.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’la Austin arasında gerçekleşen telefon görüşmesinin içeriğine ilişkin bir açıklama yayımlayan Pentagon, ABD’li bakanın Türk mevkidaşına bölgede gerilimin düşürülmesi için çağrıda bulunduğunu duyurdu.

“Düzenlenen son hava saldırıları dâhil, kuzey Suriye ve Türkiye’de gerginliği artıran eylemlerden duyduğu endişeyi ifade ettiği” açıklanan Austin, bu eylemlerden bazılarının, IŞİD’i yenmek için Suriye’deki yerel ortaklarla çalışan ABD personelinin güvenliğini doğrudan tehdit ettiğini söyledi.

Açıklamada, “Bakan Austin gerginliğin azaltılması çağrısında bulundu ve Bakanlığın Suriye’de yeni bir Türk askeri operasyonuna olan güçlü muhalefetini paylaştı” denildi.

İstiklal Caddesi’nde 13 Kasım’da düzenlenen bombalı saldırıda hayatını kaybedenler için taziyelerini de ileten Austin, ABD-Türkiye arasındaki stratejik ilişkinin önemini yineledi.

Akar’dan 51’inci madde vurgusu

Görüşmenin ardından Milli Savunma Bakanlığından yapılan açıklamadaysa, Akar’ın bu görüşmede, Türkiye’nin sınırlarının ve halkının güvenliğini sağlamak üzere Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın 51’inci maddesinden doğan meşru müdafaa hakları kapsamında terörle mücadele operasyonları gerçekleştirdiğini söylediği belirtildi.

Türkiye ve ABD’nin iki önemli müttefik olduğunu belirten Akar’ın terörle mücadelede iş birliği ve dayanışmanın bölgesel ve küresel barış ve güvenliğe katkı sağlayacağını, bu kapsamda IŞİD ve diğer tüm terör örgütlerine karşı iş birliğine hazır olunduğunu vurguladığı, “operasyonlarda tek hedefin teröristler olduğunu, koalisyon güçlerine veya sivillere zarar verilmesinin asla söz konusu olmadığını” kaydettiği açıklandı.

Pentagon’dan üst üste ikinci uyarı

Pentagon sözcüsü Tuğgeneral Patrick Ryder da Salı günü yaptığı açıklamada, Türkiye’nin planladığı kara operasyonuyla ilgili uyarıda bulunmuştu.

Ankara’nın güvenlik kaygılarını kabul etmekle birlikte “olası kara operasyonuna dair endişelerininin sürdüğünü” belirterek itidal çağrısında bulunan Ryder, “Çatışmaların devam etmesi, özellikle de bir kara harekâtı, dünyanın IŞİD’e karşı güçlükle elde ettiği kazanımları ciddi şekilde tehlikeye atıp bölgeyi de istikrarsızlaştıracaktır” demişti.

Taksim’deki patlamadan YPG’yi sorumlu tutan Ankara, bu saldırıdan bir hafta sonra Suriye’deki YPG hedeflerini havadan vurmaya başlamıştı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 23 Kasım’da yaptığı açıklamada, “en uygun olan vakitte” karadan da Suriye’nin kuzeyinin vurulacağını belirtmişti.

Paylaşın

ABD Ve Rusya’dan Sonra Almanya’dan Da Türkiye’ye Operasyon Uyarısı

Türkiye’nin Suriye’ye düzenlemeyi planladığı kara operasyonu için Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri’nin uyarılarının ardından bir uyarıda Almanya’dan geldi. Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, ‘Türkiye’yi Suriye’nin kuzeyini karadan işgal etmekten ve Irak’ın kuzeyine askeri saldırı düzenlemekten kaçınmaya’ çağırdı.

Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, Suriye ve Irak topraklarında askeri operasyonlarla ilgili olarak NATO müttefiği Türkiye’yi uyardı.

Romanya’nın Bükreş kentinde, NATO dışişleri bakanları toplantısının ardından açıklamalarda bulunan Baerbock, terörizme karşı güç birliğinin, transatlantik ittifakın yeni güvenlik stratejisinde çok önemli bir yer tuttuğunu ve bunun İstanbul İstiklal Caddesi’nde yaşanan terör saldırısı için de geçerli olduğunu dile getirdi.

Tüm NATO üyelerinin, söz konusu olayın ardından Türkiye ile dayanışma içinde olduğunu ifade eden Baerbock, diğer yandan, “terörden korunmanın başlıca amacının sivilleri korumak olduğunu” ve bu yapılırken, “yeni şiddet olaylarının yeşereceği bir ortam oluşturulmaması gerektiğini” belirtti.

Uluslararası hukukun her koşulda gözetilmesi gerektiğinin altını çizen Dışişleri Bakanı, Bükreş’te yaptığı görüşmelerde Türkiye’deki durumla ilgili olarak, “Terörden korunma faaliyetlerinde de uluslararası hukuk geçerlidir, bu sebepten dolayı ısrarla, şiddet sarmalını tırmandırabilecek, Irak ve Suriye’de olası bir kara operasyonundan vazgeçilmesi çağrısında bulundum” dedi.

Çavuşoğlu: Teröristler kurban gibi gösterilemez

Baerbock’un açıklamalarını değerlendiren Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise, Türkiye’nin müttefiklerinden destek beklediğini ve “teröristlerin kurban gibi gösterilemeyeceğini” dile getirdi.

Türk Silahlı Kuvvetleri Suriye ve Irak’taki hedefleri bir süredir havadan vuruyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk ordusunun yakında bir kara operasyonuna da başlayabileceği sinyalini vermişti.

Ankara söz konusu operasyonlara gerekçe olarak, 13 Kasım’da İstanbul İstiklal Caddesi’nde düzenlenen, altı kişinin hayatını kaybettiği bombalı saldırıyı gösteriyor. Türkiye söz konusu saldırıdan PKK’yı sorumlu tutarken, gerek Suriye Demokratik Güçleri (SDG) gerekse PKK bu saldırı ile ilgilerinin olmadığını açıkladı.

Kremlin’in Suriye Özel Temsilcisi Aleksander Lavrentiev geçen hafta yaptığı açıklamada Suriye’nin kuzeyine yönelik hava saldırıları düzenleyen ve kara harekatı başlatma ihtimalini gündeme getiren Türkiye’den “itidalli” olmasını istemiş ve “aşırı güç kullanımından” kaçınmasını umduğunu bildirmişti.

Kremlin sözcüsü Dimitri Peskov da, Türkiye’ye Suriye’deki durumu istikrarsızlaştıracak girişimlerden kaçınmaya çağırdıklarını vurgulamıştı.

ABD Savunma Bakanlığı sözcüsü ise dün akşam yaptığı açıklamada Ankara’ya Suriye’de düzenleyeceği kara harekatından vazgeçme çağrısında bulundu.

Fransa Dışişleri Bakanı Catherine Colonna da, Türkiye’nin Suriye ve Irak’taki PKK mevzilerine yönelik hava saldırılarının ardından yaptığı açıklamada, “Türkiye’nin terörizm karşısındaki güvenlik endişelerini anlıyoruz. Ancak bu tür araçlarla ve böylesine bir yöntemle değil.” sözleriyle operasyonlara tepki göstermişti.

“Türk ordusu harekat için birkaç güne hazır”

Reuters haber ajansına konuşan Türk yetkililer, ordunun Suriye’nin kuzeyine kara harekatı yapmak hazırlıkları için yalnızca birkaç güne ihtiyaç duyduğunu belirtmişti. Türkiye uzun menzilli silahlar ve savaş uçaklarıyla bir süredir bölgeyi bombalıyor.

Suriye yönetimi, Türkiye’yi kuzey topraklarını işgal eden bir güç olarak tanımlıyor ve Türkiye’nin yeni saldırılarının “savaş suçu” olarak değerlendirilmesini istiyor.

Paylaşın

Rusya’dan Türkiye’nin Operasyon Planladığı Bölgeye Askeri Takviye

Rusya, Türkiye’nin kara harekatı düzenlemeyi planladığı Kürt güçler ve Suriye ordusunun kontrolündeki bölge askeri takviye yaptı. Rusya’nın ayrıca Suriye rejiminin elindeki Tel Rıfat’a yakın Menag askeri havaalanındaki varlığını sağlamlaştırdığı bildirildi.

Suriye’de Beşar Esad yönetimini destekleyen Rusya’nın Türkiye sınırına yaklaşık 15 kilometre mesafedeki Tel Rıfat bölgesine takviye gönderdiği belirtildi.

Bölge sakinleri ve Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin AFP haber ajansına verdiği bilgilere göre Rusya güçleri, Türkiye’nin kara harekatı düzenlemekle tehdit ettiği Kürt güçler ve Suriye ordusunun kontrolündeki bölgede varlığını arttırdı.

Tel Rıfat bölge sakinleri, Rusların takviyesinin kente ulaştığını bildirdi. Bölge sakinlerine göre Rus güçleri, bölgedeki Kürtler ve Türk yanlısı güçler tarafından kontrol edilen bölgeler arasına yeni barikatlar yerleştirdi. Kürt güçlerinin elindeki Tel Rıfat, bir yanda Suriye ordusu, diğer yanda ise Türkiye destekli muhalif güçlerle çevrili durumda.

Menag havaalanı ve Kobani

Suriye’de faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşu Suriye İnsan Hakları Gözlemevi ((SOHR) ise Rus güçlerinin Suriye rejiminin elindeki Tel Rıfat’a yakın Menag askeri havaalanındaki varlığını sağlamlaştırdığını ifade etti.

SOHR ayrıca Rusların Kobani yakınlarında da güçlerini takviye ettiğini kaydetti. AFP’ye konuşan SOHR güvenlik yetkilisi Rami Abdel Rahman, Rus güçlerinin helikopterlerle devriye gezdiğini belirterek “Bu takviyelerin amacı Türk askeri operasyonunu engellemek ya da geciktirmek olabilir” dedi.

Suriye’deki Kürt güçlerin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) salı günü Rusya’dan Türkiye üzerinde kara operasyonundan vazgeçirmek için baskı kurmasını istediğini belirtmişti.

Suriye’nin kuzeyine operasyon

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin zamanı geldiğinde “kendisini tehdit edenlere” karşı kara harekatı düzenleneceğine işaret ederek, güney sınırında 30 kilometrelik bir güvenli bölge oluşturmak amacıyla öncelikle Tel Rıfat ve ayrıca Münbiç ve Kobani’yi hedef alacaklarını ifade ediyor.

Ankara, 13 Kasım’da İstanbul’da meydana gelen ve altı kişinin ölümüne neden olan saldırılardan bölgedeki YPG’yi sorumlu tutarak Suriye’ye hava operasyonu düzenlemişti. Şimdi kara harekatına hazırlandığını belirten Ankara’ya karşı Rusya, ABD ve Almanya operasyondan vazgeçmesi çağrısında bulunuyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

69 Fezleke TBMM’ye Ulaştı: Aralarında Parti Liderleri De Var

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Demokrat Parti ve Zafer Partisi’nden isimlere ait 69 fezleke TBMM’ye ulaştı. Fezlekeler arasında, CHP Lideri Kılıçdaroğlu, HDP Eş Genel Başkanları Sancar ve Buldan, DBP Genel Başkanı Salihe Aydeniz, ile Zafer Partisi Lideri Özdağ’da yer alıyor.

Haber Merkezi / Meclis’e gelen 69 dokunulmazlık dosyası, Anayasa ve Adalet Karma Komisyonu’na havale edildi. Gönderilen fezlekeler arasında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ten bir dosyası bulunuyor. CHP’den ayrıca, Genel Başkan Yardımcısı ve Ordu Milletvekili Seyit Torun, Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, İstanbul Milletvekili Turan Aydoğan’a ait birer dosya bulunuyor.

Fezlekeler arasında, HDP’nin Eş Genel Başkanları Mithat Sancar ile Pervin Buldan’a ait ikişer, HDP Van Milletvekilleri Sezai Temelli ile Muazzez Orhan Işık hakkında dörder, HDP Van Milletvekili Tayip Temel ile HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran hakkında üçer, HDP’den İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Hakkari Milletvekili Sait Dede, Mardin Milletvekili Pero Dundar, Ağrı Milletvekili Dilan Taşdemir, Muş Milletvekili Şevin Coşkun, Van Milletvekili Murat Sarısaç, Batman Milletvekili Feleknas Uca ve Ağrı Milletvekili Habip Eksik hakkında da ikişer dosya bulunuyor.

Yine HDP’den İstanbul Milletvekili Hüda Kaya, Mersin Milletvekili Rıdvan Turan, Diyarbakır Milletvekili Dersim Dağ, Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu, Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz, Van Milletvekili Abdulahat Arvas, Diyarbakır Milletvekili Remziye Tosun, İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu, Mardin Milletvekili Ebrü Günay, Tunceli Milletvekili Alican Önlü, İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay Pekgözegü, Şanlıurfa Milletvekili Ayşe Sürücü, Şırnak Milletvekili Nuran İmir, Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş, Adana Milletvekili Kemal Peköz, Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Ağrı Milletvekili Abdullah Koç, Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul ve İzmir Milletvekili Murat Çepni hakkında 1birer dosya yer aldı.

DBP Eş Genel Başkanı ve Diyarbakır Milletvekili Saliha Aydeniz’in ise dört fezlekesi yer alıyor. Bağımsız Muş Milletvekili Mensur Işık ve TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık hakkında da birer dosya bulunuyor.

Ayrıca Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ile Demokrat Parti Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt hakkında hazırlanan bir fezleke de gönderilen dosyalar arasında yer alıyor. Enginyurt hakkındaki fezleke, bir TV programındaki ‘kasten yaralama’, ‘alenen hakaret’ ve ‘tehdit’ suçlamalarını kapsıyor.

Süreç nasıl işliyor?

Hakkında suç isnadı bulunan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmamasına ilişkin talepler, Adalet Bakanlığına sunuluyor. Bakanlık, talebi gerekçeli bir yazıyla Cumhurbaşkanlığına, Cumhurbaşkanlığı ise TBMM Başkanlığına iletiyor.

Meclis Başkanlığına gelen fezlekelerin gündeme alınmasındaki süreç, İçtüzüğe göre işliyor. Milletvekili dokunulmazlığı, İçtüzüğün “Yasama Dokunulmazlığı ve Üyeliğin Düşmesi” başlıklı dokuzuncu kısmının “yasama dokunulmazlığı” alt başlıklı birinci bölümünde düzenleniyor.

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması hakkındaki istemler, TBMM Başkanlığınca “Gelen Kağıtlar” listesinde yayınlanarak Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona havale ediliyor.

Söz konusu fezleke ile Meclis’teki mevcut fezlekeler, sevk edildikleri Karma Komisyonda bekletilebiliyor ya da komisyonda gündeme alınabiliyor. Fezlekelerin gündeme alınması halinde süreç başlıyor. Karma Komisyon toplanıyor ve hangi fezlekeye ait dosyayı değerlendireceğine karar veriyor.

Hazırlık Komisyonu kuruluyor

Hazırlık Komisyonu, kurulduğu andan itibaren en geç 1 ay içinde dosyayı inceleyerek raporunu hazırlıyor. Bu komisyon bütün kağıtları inceleyip gerekirse o milletvekilini dinliyor ancak tanık dinleyemiyor.

Hazırlık Komisyonu, yasama dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar alırsa dosya Karma Komisyona havale ediliyor. Karma Komisyon da 1 ay içinde Hazırlık Komisyonu raporunu ve eklerini görüşerek sonuçlandırıyor.

Karma Komisyon, dokunulmazlığın kaldırılmasına veya kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar veriyor.

Karma Komisyon kovuşturmanın ertelenmesini kararlaştırmışsa bu yöndeki raporu Genel Kurulda okunarak bilgiye sunuluyor. Bu rapora milletvekilleri tarafından 10 gün içinde itiraz edilmezse kesinleşiyor, itiraz edilmesi halinde ise rapor Genel Kurul gündemine alınıyor. İtiraz edilmeyen dosyalar Cumhurbaşkanlığına gönderiliyor.

Dokunulmazlığın kaldırılması yönündeki Karma Komisyon raporları, doğrudan Genel Kurul gündemine giriyor. Genel Kurul, raporu kabul ederek dokunulmazlığın kaldırılmasını kararlaştırabileceği gibi, raporu reddederek yargılamanın dönem sonuna ertelenmesine de karar verebiliyor.

Kovuşturma ertelenmiş ve bu karar Genel Kurulca kaldırılmamış ise dönem yenilenmiş olsa bile milletvekilliği sıfatı devam ettiği sürece ilgili hakkında kovuşturma yapılamıyor.

Genel Kurul aşaması

Milletvekillerine dağıtılan Karma Komisyon raporu, Genel Kurulda okunarak görüşülüyor. Biri lehte diğeri de aleyhte olmak üzere, iki milletvekili rapor üzerinde konuşma yapıyor.

Fezlekesi olan milletvekili isterse Hazırlık Komisyonunda, Karma Komisyonda veya Genel Kurulda kendi savunmasını yapabiliyor ya da başka bir milletvekili arkadaşına savunma yapması için bu hakkını verebiliyor.

Söz ve savunma talebi yoksa görüşmeler tamamlanıyor. Daha sonra Karma Komisyonun yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair raporu oylamaya sunuluyor. Genel uygulamaya göre açık oylama yapılıyor. Genel Kurulda dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin oylamada, karar yeter sayısı (151) yeterli oluyor.

Her dosya için ayrı oylama yapılıyor

Genel Kuruldaki oylamada, her milletvekili ve fezleke için ayrı oylama yapılıyor. Bir milletvekili hakkında iki dosya varsa iki dosya ayrı ayrı oylanıp karara bağlanıyor. Dokunulmazlık hangi dosya hakkında kaldırıldıysa yalnızca o fezleke hakkında yargılama yapılabiliyor. Milletvekilinin dönem sonuna bırakılan dosyası hakkındaki dokunulmazlığı devam ediyor.

Genel Kurul kararından sonra milletvekilinin dokunulmazlığı, söz konusu dosya için kaldırılmış oluyor.

Meclis Başkanlığı, dosyayı Cumhurbaşkanlığı aracılığıyla Adalet Bakanlığına gönderiyor. Bakanlık da dokunulmazlığı kaldırılan milletvekili hakkında gereğinin yapılması için dosyası ilgili savcılığa havale ediyor.

Savcılık da dosyanın ulaşmasının ardından soruşturmaya kaldığı yerden devam ediyor, söz konusu milletvekilini tutuklanması talebiyle mahkemeye de sevk edebiliyor ya da tutuksuz olarak yargılanmasına da devam edebiliyor.

Dokunulmazlık kalkıyor, vekillik devam ediyor

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kalkmasıyla milletvekilliği düşmüyor, devam ediyor. Milletvekili maaşını alıyor ve diğer sosyal haklarından yararlanıyor. Tutuklanmamışsa Meclise gelerek yasama çalışmalarına da katılabiliyor.

Ancak milletvekili hakkındaki ceza kesinleştikten sonra Genel Kurulda okunuyor ve o zaman milletvekilliği düşürülüyor.

Milletvekilinin yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine karar verilmesi halinde, Genel Kurul kararının alındığı tarihten itibaren 7 gün içinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptal için Anayasa Mahkemesine başvurabiliyor. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini 15 gün içinde kesin karara bağlıyor.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Ekonomi Kadrosunu 3 Aralık’ta Açıklıyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 3 Aralık’ta İstanbul’da Lütfü Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda, CHP’nin 37. Olağan Kurultayı’nın da temel sloganı olan “İkinci Yüzyıla Çağrı” başlığı altında düzenlenecek toplantıda vizyon belgesini açıklayacak.

Toplantıda, parti yöneticileri, ekonomistler de alanlarına ilişkin birer konuşma yapacak. Toplantıya, TÜSİAD, TOBB, Türkiye İhracatçı Meclisi, TESK’in de aralarında bulunduğu ekonomiye ilişkin tüm meslek örgütlerinin temsilcilerinin de davet edildiği belirtiliyor.

CHP’li yetkililer, Cumartesi günü “İkinci Yüzyıla Çağrı” başlığıyla açıklanacak olan ekonomi yol haritasının Türkiye’nin beş önemli sorununa 13 çözüm maddesi öneren bir beyanname olduğunu ve üç yıldır üzerinde çalışıldığını belirtiyor.

Bu arada uzun süredir devam eden bu çalışma için sadece CHP’nin ekonomi kurmaylarının değil alanında uzman ekonomistlerin ve uzmanların da hazırlıkların içinde olduğu kaydediliyor.

Bu nedenle toplantıda Kılıçdaroğlu’nun açılış konuşmasının ardından bu isimlerin bazıları da sunumlar yapacak. CHP’nin ekonomi kurmayları Faik Öztrak ile Selin Sayek Böke’nin yapısal reformlar ve yeşil ekonomi ile ilgili sunuş yapmaları planlanıyor.

Ayrıca ABD’deki saygın üniversitelerden MIT’te akademisyenlik hayatını sürdüren ve dünyaca ünlü kitapları bulunan Daron Acemoğlu da video konferans yoluyla bir konuşma yapacak.

Dünyada en çok alıntı yapılan beş iktisatçıdan biri olan Acemoğlu’nun çalışma alanları arasında siyasal iktisat, ekonomik kalkınma, büyüme, teknolojik değişimler, gelir eşitsizliği ve çalışma ekonomisi bulunuyor. Acemoğlu, çalışmaları nedeniyle aralarında Global Economy Prize – Küresel Ekonomi Ödülü 2019’un da olduğu birçok ödüle layık görülmüştü.

Merkel’in danışmanı Rifkin de ekipte

Etkinliğe katılacak dikkat çeken isimlerden bir diğeri de ABD’li yazar, ekonomi ve toplum kuramcısı, aktivist, danışman olarak bilinen Jeremy Rifkin. Üçüncü Endüstriyel Devrim konseptinin fikir babası olarak kabul edilen Rifkin’in bilimsel-teknolojik değişimlerin toplum ve çevre üzerindeki etkileri hakkında çok sayıda kitabı bulunuyor.

Rifkin, Almanya’nın eski Başbakanı Angela Merkel’in 3. Endüstri Devrimi politikası sırasındaki danışmanı idi.

Buna ek olarak Türkiye’de ekonomi dünyasındaki önemli isimlerden Bilkent Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi, TCMB eski baş ekonomisti Hakan Kara ile Bilkent Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Refet Gürkaynak da bu çalışmayı hazırlayan ekibin içindeki isimlerden.

Etkinlikte söz alarak yoksulluk ile ilgili sunum yapacak olan isim ise CHP Yoksulluk Dayanışma Ofisi Koordinatörü Hacer Foggo olacak.

Ekonomide kadro hareketi

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in CHP’ye yakın kaynaklardan edindiği bilgilere göre Kılıçdaroğlu’nun ekonomi alanında bu isimleri etrafında toplaması gerek kendisinin gerekse altılı masanın iktidara gelmeye yönelik iddiasını da ortaya koyuyor.

CHP’nin yanı sıra altılı masanın diğer partilerinin de ekonomi politikalarını açıkladığına dikkat çeken kaynaklar, tüm bu ekonomi beyannamelerinin daha sonra bir havuzda toplanarak ortaklaştırılacağını ve altımı masanın Cumhurbaşkanı adayının seçim beyannamesi içine gireceğini belirtiyorlar.

Bu arada Ankara’da siyaset kulislerinde 3 Aralık toplantısı ekonomi ağırlıklı olmakla birlikte aynı zamanda Kılıçdaroğlu’nun adaylığa bir adım daha yaklaştığı yorumları yapılıyor ve bir çeşit siyasi manifesto olarak değerlendiriliyor.

Bu adımın ardından Aralık ayı sonuna kadar ya da en geç Ocak ayı başında altılı masanın ortak seçim beyannamesinin hazır olması beklenirken adayın gayri resmi şekilde kesinleşmesinin Ocak’ta olabileceği, resmen açıklanması için ise Şubat ayını bulabileceği konuşuluyor.

Paylaşın

Demirtaş, Abdullah Öcalan’la Görüşmek İçin Bakanlığa Başvurdu

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, İmralı Cezaevi’nde bulunan Abdullah Öcalan ile SEGBİS ((Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi)) yoluyla görüşme başvurusunda bulunduğunu açıkladı.

Haber Merkezi / Öcalan’a uygulanan tecridin Türkiye’deki “kaotik ortamı” beslediğini ve “gerilimi giderek tırmandırdığını” belirten Demirtaş’ın Adalet Bakanlığı’nda Çarşamba günü verdiği dilekçede şu ifadeler yer aldı:

“Bilindiği üzere Abdullah Öcalan, Bakanlığınıza bağlı İmralı Yüksek Güvenlikli Cezaevinde yirmi üç yıla yakındır tek kişilik hücrede ve tecrit koşullarında tutulmaktadır. Kendisi, yirmi ayı aşkın süredir ailesi ve avukatları ile hukuka aykırı şekilde, görüş hakkından mahrum bırakılmıştır. Oysa geçmiş yıllarda, kendisinin dışarıyla temas kurabildiği dönemlerde Türkiye’de toplumsal barış ve demokratik çözüm umutları her seferinde büyümüş ve toplum nefes alabilmiştir.

Şu anda ülkede derin bir yoksulluk, ekonomik kriz ve sosyal bunalımlar yaşanırken hükümetin içeride ve dışarıda sürdürdüğü çatışma ve gerilim politikası büyük kayıplara, acılara yol açmaktadır. Halkın en büyük beklentisi bu hatalı politikalardan bir an önce vazgeçilmesi; yoksulluğun, işsizliğin son bulacağı bir barış ve huzur ortamının sağlanmasıdır.

Ancak birçok hatalı politikanın yanında İmralı Cezaevinde Abdullah Öcalan’a uygulanan tecrit de bu kaotik ortamı beslemekte, gerilimi giderek tırmandırmaktadır.

Bakanlığınızın zaten hukuka aykırı olan bu uygulamayı sonlandırmasının tüm Türkiye için daha hayırlı olacağına inanıyorum. Ülkenin her bir evladı paha biçilmez kıymetteyken göz göre göre feda edilmelerine sessiz veya izleyici kalmak, demokratik siyasete ve barışa inanan hiç kimse için ahlaklı bir tavır olmaz, olamaz.

İmralı Cezaevinde uygulanan politikalara kalıcı şekilde son verilmesi için avukat ve siyasetçi kimliğimle, bulunduğum Edirne F Tipi Cezaevinden, SEGBİS marifetiyle Abdullah Öcalan ile görüşmeyi, sonrasında da kendisinin, ailesi ve avukatları ile düzenli görüşebilmesinin sağlanmasını talep ediyorum.

Hukuka, adalete, toplumsal barışa ve sorunların diyalog yoluyla çözülmesi gerektiğine inanan bir siyasetçi sorumluluğuyla yaptığım bu başvurunun olumlu karşılanmasını umuyor, diliyorum.”

HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar ile Parti Sözcüsü Ebru Günay ve Abdullah Öcalan’ın HDP Şanlıurfa Milletvekili olan yeğeni Ömer Öcalan da geçen ay PKK lideriyle görüşmek için Adalet Bakanlığına başvuruda bulunmuştu. Ancak bu başvuruya henüz bir yanıt verilmediği öğrenildi.

HDP Sözcüsü Günay, Mezopotamya Ajansı’na verdiği röportajda Öcalan’ın dış dünya ile teması “önemli” olduğu için görüş başvurusunda bulunduklarını belirtirken “Tam bağımsız heyetlerin gitmesini, avukatların görüşmesini, siyasi heyetlerin gitmesini önemsiyoruz” dedi.

Öcalan’ın görüşlerinin kamuoyuna ulaşmaya başladığı andan itibaren “çok daha başka bir siyasetin konuşulacağını” savunan Günay, AKP’nin kendini savaş siyasetiyle ayakta tutmaya çalıştığını, bunun karşısında bir ortak barış hattı oluşturulması gerektiğini kaydetti. Bu nedenle “Öcalan’ın sesine ihtiyaç olduğunu” söyleyen Günay, “Çünkü bir çözüm siyasetinin, demokratik siyasetin, demokratik ulus felsefesinin dinamiklerinin tamamının yeniden toplumla buluşmasının zamanı” diye ekledi.

Paylaşın

Karamollaoğlu’ndan ‘Sistem’ Çıkışı: Değişmeden Hiç Bir Sorun Çözülmez

Haftalık basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan SP Lideri Karamollaoğlu, “Biz yeni bir anlayışla, hürriyeti esas alan, yeni bir Türkiye’yi inşa edeceğimizin arzusundayız. Yeni anayasa teklifimiz sadece 6 siyasi partinin değil, 85 milyonun hassasiyet ve beklentileri dikkate alınarak hazırlanmıştır. Biz yeni bir anlayışla; her koşulda hürriyeti esas alan ve 85 milyonun insan onuruna yaraşır bir şekilde hayat süreceği Türkiye’yi inşa edeceğimizin altını çiziyoruz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin Türkiye’yi getirdiği nokta hepimizin malumudur. Hem toplumsal hem de yapısal anlamda ülkemiz bir çıkmaza sokulmuştur. Devletin esas hedefi vatandaşa hizmet etmektir. Vatandaşı derinden etkileyen bir enflasyon gerçeği var. Halkın çoğunluğunu esir alan bir ekonomik sıkıntı var. Keyfi işleyen bir hukuk sistemi mevcut. Mevcut sitem değişmeden Türkiye’de hiç bir sorun çözülmez.”

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisinin genel merkezinde haftalık basın toplantısında gündemdeki konuları değerlendirdi. Karamollaoğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle;

“İktidarın bütçede aslan payını rantiyeciye ayırdığını söyleyen Karamollaoğlu, bu duruma tepki gösterdi. Türkiye’de yaşanan sorunların ancak iktidar değişikliği ile mümkün olduğunu söyleyen Karamollaoğlu, “Mevcut sistem değişmeden, ekonominin düze çıkması da mümkün değildir. Gelin mış gibi yapmış bu iktidarı, hep beraber değiştirelim. Bu değişiklilik hem gereklilik hem de zorunluluk haline gelmiştir.

Biz yeni bir anlayışla, hürriyeti esas alan, yeni bir Türkiye’yi inşa edeceğimizin arzusundayız. Yeni anayasa teklifimiz sadece 6 siyasi partinin değil, 85 milyonun hassasiyet ve beklentileri dikkate alınarak hazırlanmıştır.

Biz yeni bir anlayışla; her koşulda hürriyeti esas alan ve 85 milyonun insan onuruna yaraşır bir şekilde hayat süreceği Türkiye’yi inşa edeceğimizin altını çiziyoruz.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin Türkiye’yi getirdiği nokta hepimizin malumudur. Hem toplumsal hem de yapısal anlamda ülkemiz bir çıkmaza sokulmuştur. Devletin esas hedefi vatandaşa hizmet etmektir. Vatandaşı derinden etkileyen bir enflasyon gerçeği var. Halkın çoğunluğunu esir alan bir ekonomik sıkıntı var. Keyfi işleyen bir hukuk sistemi mevcut. Mevcut sitem değişmeden Türkiye’de hiç bir sorun çözülmez. Sisteme geçildiği zaman dolar 4 lira civarıydı, şu an 19 lira civarında.

Türkiye’de yoksulluk her geçen gün artıyor. Bırakın ev almayı, doğru, düzgün bir evi kiralamak dahi hayal oldu. Türkiye’de temel gıda maddelerini alamaz hale gelen milyonlarca insan var. Devlet hastanelerdeki muayene ve ilaç parasını dahi ödeyemeyecek binlerce insan var. Bütçe bir hükümetin kimliğidir, ekonomik anlayışın aynasıdır. Bu hükümetin bütçe ekonomisi hiç iç acıcı değildir. Faize ayrılan pay 550 milyar lira, aynı bütçede tarıma ayrılan bütçe ise 64 milyar lira. Bu nasıl bir yanlışlıktır.

Yanlışlığı savunmaya devam ediyorlar. Burada çiftçi nerede, tarım nerede, üretici nerede, en önemlisi Nass nerede. Cumhuriyet tarihinde faize en yüksek payı siz verdiniz. Bu bütçede çiftçi yok, asgari ücretli, memur, işçi, emekçi yoktur. Aslan payı bu yılda rantiyeciye, bir mutlu azınlığa ayrılacaktır. Yine en çok faiz lobisi kazanacaktır.”

Erbakan hocamız kim, siz kim?

Türkiye’de şuan devlet müteahhit haline geldi. Şuan ülkede en büyük inşaat devlet eliyle yapılıyor. Devletin sakat tutumundan dolayı ülkede hayvancılık bitme noktasına gelmiştir. Ülkemizde ekilmeyen yüzde 10 civarında arazi var. Devlet buraları ekeceğine gidip, yurtdışından tarım arazisi kiralıyor. Milli görüş anlayışı ile bugün ki iktidarın anlayışı arasında zerre benzerlik yoktur. Konya’ya gittikleri zaman, genelde de Saadet Partimize yönelik algı üretmek için hatırladıkları Erbakan Hocamız kim, siz kim? Bunlar zaman zaman Erbakan hocadan alıntılar yaptıkları için bunu söylüyorum. Merhum Erbakan hocamız ben bunları tanıyorum, ‘bunlar bir leblebi dükkanı dahi’ açamaz demişti. Hocamız haklı çıktı.

Ortadaki problemi dahi idrak etmek istemiyorlar. Bunlar teşhisini koyamadığı hastalıkları, tedavi etmeye çalışıyorlar. Bütçe, bir hükümetin kimliğidir, ekonomi anlayışının aynasıdır. Ne yazık ki, bu iktidarın ve bu sistemin bütçe karnesi de hiç iç açıcı değil. Mevcut sistem değişmeden, ekonominin düze çıkması da mümkün değildir. Gelin mış gibi yapmış bu iktidarı, hep beraber değiştirelim. Bu değişiklilik hem gereklilik hem de zorunluluk haline gelmiştir.”

Paylaşın

Akşener, Erdoğan’a Sert Sözlerle Yüklendi

TBMM’de partisinin grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 9’a indirdiğini hatırlatarak, “Peki ülkemizde ne değişti? Hiçbir şey. Ne kur oynadı, ne de faizlerde bir değişiklik oldu. Yani bu vesileyle bir kez daha görmüş olduk ki, Merkez Bankası’nın politika faizinin düşük olması bir tek Sayın Erdoğan’ı mutlu etmeye yarıyor” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Mutfaklardaki yangın büyüyerek devam ediyor. Memur, esnaf, emekli, asgari ücretli enflasyon canavarının altında ezilmeye devam ediyor. Şimdi hummalı bir biçimde baz etkisiyle, hesap oyunlarıyla milletimize ‘enflasyon düştü’ masalları anlatmaya hazırlanıyorlar. Ama yemezler.

“Siz bugün ayrıcalıklı bir sınıf yarattınız. Enesler, Furkanlar, Haticeler ağlarken, siz ‘pudra şekerleri’ çeken, acayip arabalara binen, tuhaf pantolonlar giyen, tuhaf ceketler giyen, kocaman zevksiz kolyeler takan, tuhaf tıraşlı gençler yarattınız. Yazıklar olsun size, haram olsun, zıkkım olsun, zehir olsun! Sen aç yatmanın ne olduğunu bilirdin, unuttun Sayın Erdoğan. Sana ne oldu, sen ne oldun? Saray seni ne hale getirdi?”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında değerlendirmelerde bulundu. Akşener’in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Biz, uzunca bir zamandır derin yoksulluk çalışıyoruz. O evlere giriyorum arkadaşlarımla birlikte. Birçok arkadaşımın kendi imkanları çerçevesinde bir fon oluşturduk, derin yoksulluk fonu. Kitap, kırtasiye eksiği gideriyoruz. Burs vermeye gayret ediyoruz ve o kadar acı ki okul forması alamıyor aileler. Çocuğuna ayakkabı alamıyor aileler.

Kırık buzdolaplarının içinde sadece hoşaf buluyorum. Bu ailelerin anneleri, çocukların sabah kahvaltısını, ‘uydur kaydır’ gıda maddeleriyle yapıyor. Öğle yemeğine bir poğaça, elma koyamıyor. Buradan çok şikâyet aldık. Uzun zamandır derin yoksulluk çalışıyoruz. Bizzat kendim gidiyorum. Bu bilginin bir çıktısı olarak, adına Rüzgar Gülü dediğimiz, öğrencilere ücretsiz sabah kahvaltısı ve öğle yemeği önerisinde bulunduk, ‘biz yapacağız ama siz de yapın’ dedik.

Sayın Erdoğan’a ‘siz bunun hayır duasını alın’ dedik. Nesli kaybediyoruz. 3-4 yaşındaki çocukların kemikleri sayılıyor. 15 yaşındakilerin çoğu obez protein almadıkları için! Buna kulak tıkadılar! Demre Belediyesi, pilot olarak başladı bu uygulamaya. Kaymakamlık, Demre Belediyesi’nin bu yemek yardımını ortadan kaldırdı, yasaklandı bu! Kimsesizlerin kimiydiniz öyle mi, hadi be!

“Zehir zıkkım olsun”

Yoksullukla mücadele için gelmiştiniz değil mi! Ayrımcılık yapmayacaktınız, yasaklarla mücadele edecektiniz! Siz bugün ayrıcalıklı bir sınıf yarattınız! Enesler, Furkanlar, Haticeler ağlarken, siz ‘pudra şekerleri’ çeken, acayip arabalara binen, tuhaf pantolonlar giyen, tuhaf ceketler giyen, kocaman zevksiz kolyeler takan, tuhaf tıraşlı gençler yarattınız! Yazıklar olsun size, haram olsun, zıkkım olsun, zehir olsun!

Adı Enes, Furkan, Ecrin… Bu dönemde doğmuş ama kemikleri sayılan çocuklar… Beslenme çantası olmayan ama iyi kötü bir şey çıkaran diğer arkadaşlarına imrenerek bakan, çeşmeden su içip açlığını gideren çocuklar! Sayın Erdoğan ne yapıyorsun! Sen aç yatmanın ne olduğunu bilirdin, unuttun!

Sen gece sofraya tek çeşit yemek koyup kendi çatal-kaşık uzatamamış bir annenin hassasiyetini bilirdin Sayın Erdoğan! Sana ne oldu, sen ne oldun! Saray seni ne hale getirdi! Çocukların yemeğini nasıl iptal ettirirsin! Biz kaç tane ilde söyledik bunu! Oyları sen al, artısını sen al, o çocuklar açlıktan kurtulsun.

Bodurluk başladı çocuklarda. Boyları uzamıyor. Anlatamam o girdiğim o evlerdeki durumları. Günahtır ya. Bir tarafta zenginliklen, şımarıklıktan gözümüzün içine sokar gibi davrananlar, diğer tarafta açlık çeken çocuklar…”

Paylaşın

ABD’den Dikkat Çeken Açıklama: SDG’yle Ortak Devriyeyi Azalttık

ABD Savunma Bakanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Patrick Ryder, IŞİD’le mücadele misyonunun devam ettiğini; ancak Suriye Demokratik Güçleri ile ortak devriye sayısının azaltıldığını, bölgede yaşanan gerilimde itidal çağrısı yaptıklarını söyledi.

VOA Türkçe’de yer alan habere göre, Patrick Ryder, “Bölgede çatışmanın devam etmesi ve özellikle de kara işgali, dünyanın IŞİD’e karşı zor bir mücadeleyle elde ettiği kazanımları tehlikeye atacak ve bölgede istikrarı bozacaktır” dedi.

Suriye’nin kuzeyinde yaşanan gerginlik ve Türkiye’nin kara harekatı düzenlemesi olasılığı, ABD Savunma Bakanlığı’nın basın toplantısında gündemdeydi. Pentagon Sözcüsü Patrick Ryder, IŞİD’le mücadele misyonunun devam ettiğini; ancak Suriye Demokratik Güçleri ile ortak devriye sayısının azaltıldığını söyledi.

Tuğgeneral Ryder, ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin’ın Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’la telefonda görüşeceğini de kaydetti. Ryder, Suriye’nin kuzeyinde, Irak ve Türkiye’de tırmanan eylemlerle ilgili son derece endişeli olmaya devam ettiklerini yineledi; bölgede yaşanan gerilimde itidal çağrısı yaptıklarını söyledi.

“IŞİD’e odaklanmaya devam edebilmeyi umuyoruz”

Pentagon yetkilisi, “Bölgede çatışmanın devam etmesi ve özellikle de kara işgali, dünyanın IŞİD’e karşı zor bir mücadeleyle elde ettiği kazanımları tehlikeye atacak ve bölgede istikrarı bozacaktır. Türkiye’nin kendi sınırları içinde meydana gelen terör eylemlerine ilişkin meşru güvenlik kaygılarını anlıyoruz. Suriye Demokratik Güçleri’ni IŞİD’le mücadelede desteklemeye de devam ediyoruz. IŞİD gibi tehlikeli bir terör örgütüne odaklanmaya devam edebilmeyi umuyoruz“ ifadelerini kullandı.

ABD’nin bölgede ana omurgasını YPG’nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri ile birlikte ortak devriye sayısının azaltılması konusunda ayrıntı veren Pentagon sözcüsü, “Devriye sayısını azalttık çünkü bunları SDG ile ortak şekilde yürütüyoruz. Devriye sayısını onlar azalttığı için bizim de azaltmamız gerekti. Askerlerimizin konumlarını değiştirmedik. IŞİD tehdidine karşı koymaya odaklanmayı sürdürüyoruz. O bakımdan kabiliyette bir azalma yok. Ancak devriye sayısını şu an için azalttık” diye konuştu.

Pentagon sözcüsü bir kez daha itidal çağrısında bulunarak, “bir koalisyon olarak yeniden buradaki daha büyük tehdide, yani IŞİD’in yenilgiye uğratılmasına odaklanabileceğimizi umuyorum” dedi.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Sözcüsü John Kirby de dün yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Suriye’ye olası kara harekatına ilişkin, “Suriye içinde daha fazla can kaybına yol açacak ve Amerikalılar’ın hayatını riske atacak eylemler görmek istemediklerini” söylemişti.

Amerika’nın desteklediği SDG’nin komutanı Mazlum Abdi de hem VOA Kürtçe Bölümü’ne hem de Reuters haber ajansına verdiği söyleşide, Türkiye’nin kara harekatı düzenlemesi olasılığı konusunda, ABD’den daha güçlü açıklama gelmesi gerektiğini savunmuştu.

Paylaşın