Muhalefet Liderlerinden ‘Ekrem İmamoğlu’ Kararına Tepki

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) başkanı ve üyelerine hakaret ettiği gerekçesiyle hakkında 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ve siyasi yasak kararı verilen İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’na muhalefetteki siyasi parti liderlerinden tam destek geldi. 

Karar sonrası Saraçhane’deki İBB binasının önünde bir konuşma yapan İmamoğlu, yine Saraçhane’de toplanacaklarını, başta Kılıçdaroğlu olmak üzere altılı masa liderlerinin de buluşmaya destek vereceğini duyurdu. İmamoğlu, İstanbulluları da Saraçhane’ye davet etti.

İmamoğlu, “Yarın yine burada olacağız. Dertleşeceğiz. Başta CHP Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere, kıymetli İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ve Altılı Masa’nın diğer siyasi parti liderleriyle birlikte olacağız” dedi. İmamoğlu konuşması sırasında CHP liderinin yarın Saraçhane’de olacağı konusunda birden fazla kez vurgu yaptı.

Mahkumiyet kararının açıklanmasından sonra İmamoğlu ile birlikte Saraçhane’de bir konuşma yapan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener İmamoğlu’na tam destek verdi.

Akşener, “Dünün korkakları nasıl kaçarak gittilerse, bugünün korkakları da kaçarak gidecekler. İradenize güvenin. Birinci turda, 2019, 31 Mart’ı hatırlayın. Ne yaptılar? Haksızlık yaptılar. Ne oldu 800 bin fark attınız. Korkunun ecele faydası yok. Bugün burada bir irade var. Bugün bu irade bir mahkeme kurdu. Bugün başkana verilen cezanın karşılığı bir mahkeme kurdu. Asıl mahkeme burası. Saraçhane’de kurulan mahkeme. Şimdi, çok korkuyorlar, yarın altı genel başkan olarak burada olacağız ve bu haksızlığın karşısında duracağız. Bu millet hiçbir zaman istibdata boyun eğmedir, ne diyoruz; kahrolsun istibdat yaşasın hürriyet” dedi.

İmamoğlu’na Meral Akşener’in yanı sıra CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, Emek Partisi Genel Başkanı Ercüment Akdeniz ile CHP’li ve İYİ Partili milletvekilleri eşlik etti. İBB binası önüne toplanan kalabalık da uzun süre “Her şey çok güzel olacak”, “Hak, hukuk, adalet”, “Ekrem başkan” sloganları attı. Mahkeme kararının Saraçhane’de anons edilmesiyle meydan yuhalama sesleri ile doldu.

Kılıçdaroğlu video mesaj yoluyla destek verdi

Karar duruşmasının gerçekleşeceği gün CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Almanya’da olması ise kamuoyunun tepkisini çekti.

Kılıçdaroğlu, sosyal medyadan yaptığı paylaşımda bulunarak İmamoğlu’na destek çıktı. Kılıçdaroğlu ilk paylaşımında “Beraat dışında verilecek her karar Saray talimatının ve kumpasın itirafı olacaktır” dedi. Karardan sonra yaptığı paylaşımda ise “Herkesin şunu çok iyi bilmesini isterim ki, bu ülkede artık darbeci de Saraydır, yasakçı da Saraydır! Öyle de muamele göreceklerdir” sözlerini sarf etti.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Twitter hesabından “İstanbullular belediye başkanını sandıkla göreve getirdi. Göstermelik yargı oyunlarıyla halk iradesini yok edemezsiniz” paylaşımını yaptı.

Saadet Partisi Genel Başkanı Tamer Karamollaoğlu da paylaşımında “İBB Başkanı Sn. Ekrem İmamoğlu, hakkında verilen karar vicdani ve hukuki değildir! Adalet mekanizmasını siyasetin elinde adeta bir kılıç gibi kullanan bu anlayış kaybetmeye mahkumdur! Millet iradesini görmezden gelenler dün kaybetmiştir, bugün ve yarın da kaybedecektir!” ifadelerini kullandı.

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal da Saraçhane’de olacaklarını duyurdu. Uysal, “Bir hikaye başladığı yerde -Saraçhane’de- hukuk katledilerek bitiyor; Türkiye üstündeki kara örtüyü #Milliİrade ‘ye sahip çıkarak kaldıracaktır! Yarın İstanbul’da #YeterSözMilletin diye haykıracağız!!!” paylaşımını yaptı.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu da İstanbul’a doğru yola çıktığını açıkladı. Davutoğlu, “Millet iradesine ipotek konulamaz Sn. Erdoğan bunu en iyi sen bilirsin. İstanbul Belediye Başkanı Sn. Ekrem İmamoğlu’na destek vermek ve onu bu göreve seçen İstanbullu seçmenin iradesine sahip çıkmak için programlarımı iptal ettim, İstanbul’a geliyorum” dedi.

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’dan da İmamoğlu’na destek geldi. Sancar, “Ekrem İmamoğlu’ya verilen ceza, kayyım darbesiyle başlatılan siyasi kumpas sürecinin bir devamıdır. Kumpaslarla, yargı darbesiyle siyaseti ve ülkenin geleceğini şekillendiremeyeceksiniz! Ortak demokrasi mücadelesiyle bu dönemi kesinlikle sona erdireceğiz” dedi.

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “Sn İmamoğlu hakkındaki karar hukuki değil, siyasidir. Halk iradesini yansıtan seçim sonuçlarını kayyım ve yargı darbesiyle, kumpaslarla ortadan kaldırma döneminiz kesinlikle bitecektir. Halkın iradesi karşısında yenileceksiniz!” dedi.

HDP eski Eş Başkanı Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Ekrem İmamoğlu’na verilen cezayı Erdoğan’a verilen cezaya benzetti. Demirtaş “Halkın iradesine bu kaçıncı ‘yargı’ darbesi. Bütün hukuksuzluklar er geç halkın kararına çarpıp döner. Oldu olacak, Ekrem Bey’i Pınarhisar Cezaevine de koyun ki akıbeti aynı olsun” diye yazdı.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, partisinin “Saray’dan gelen talimatla verilen ve milyonlarca İstanbullu yurttaşımızın iradesini çiğneyen yargı kararı yok hükmündedir.

İstanbullu yurttaşlarımız iradesini ve hakkını korumaktan vazgeçmeyecek, Saray’ın ve onun yargısının suçlarını affetmeyecek” açıklamasını alıntılayarak, “Milyonlarca yurttaşın iradesine kimse karşı koyamaz. Ne yaparsan yap seni yeneceğiz @RTErdogan. Ülkemizi bu karanlıktan mutlaka kurtaracağız” diye tepki gösterdi.

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu’na Hapis Cezası Ve Siyasi Yasak Kararı

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında Yüksek Seçim Kurulu (YSK) üyelerine hakaret ettiği iddiasıyla yargılandığı davada, 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası verildi. Bu karar aynı zamanda siyasi yasak anlamına da gelmekte.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, bir basın açıklamasında YSK Başkanı Sadi Güven ve kurul üyelerine hakaret ettiği gerekçesiyle yargılandığı davada karar verildi. İstanbul Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesi, İmamoğlu’nu 2 yıl 7 ay 15 gün hapse mahkum etti.

Reddi hakim talebine ret

İstanbul Kartal’daki Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 11.30’da başlayan duruşmaya Ekrem İmamoğlu katılmadı.

Duruşmada söz alan Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Kemal Polat, 11 Kasım’daki duruşmada yaptıkları reddi hakim talebinin geri çevrildiğini hatırlatarak karara itiraz ettiklerini belirtti.

Polat dosyanın yeniden nöbetçi ağır ceza mahkemesine gönderilerek ret konusunda karar verilmesini talep etti.

Mahkeme, Polat’ın reddi hakim talebine ilişkin diğer mahkemeler tarafından verilen kararın kesin olduğunu, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına hükmetti.

Polat daha sonra Durmuş Tezcan, Murat Önok, Hasan Sınar’ın hazırladığı bir uzman mütalaasısunduklarını belirterek bu mütalaaların değerlendirilmesini istedi. “Üç hocamızın uzman tanık olarak dinlenmesini talep ediyorum” diye konuştu.

Polat ayrıca “İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ‘İBB Başkanı dava konusu ifadesiyle şahsımın yani İçişleri Bakanını kastettiğini söylemiş yanı sıra hakareti bana yöneltmiş ben de kendisinden şikayetçiyim’ demiştir. Bu CD’nin çözümünü ve Soylu’nun tanık olarak dinlenmesini talep ediyorum” dedi.

Ongun: YSK’ye değil Soylu’ya

Ardından Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı Murat Ongun tanık olarak ifade verdi. Ongun olayın olduğu gün Ekrem İmamoğlu’nun yanında olduğunu belirterek “Bir toplantı esnasında çok sayıda gazeteci ‘İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yaptığı açıklamada İBB Başkanı’na ahmak dediğini’ mesaj olarak gönderdiler” diye konuştu.

Gazetecilerin bu konuda Ekrem İmamoğlu’nun Süleyman Soylu’ya yanıt vermek isteyip istemediğini sorduklarını kaydeden Ongun “Ben konuyu başkanımıza sordum. Kendisine ‘Yaptığınız konuşma nedeniyle ilgili size ahmak demiş’ dedim. O da ‘Bu çok yakışıksız bir ifade, ona yanıt verelim’ dedi. Ben gazeteci arkadaşları arayıp davet ettim. Başkanımız da verdiği yanıtta ‘Ben lafa bakarım….’ diye devam eden cümleyi kurmuştur. Ben kendisine ‘Acaba sayın bakana çok mu ağır konuştunuz’ diye sordum. O da ‘Az bile konuştum’ dedi. Seçimlerim iptal edildiği 6 Mayıs günü bile Ekrem İmamoğlu’ndan YSK üyeleri hakkında herhangi bir olumsuz söz duymadım. Bütün açıklamalar siyasi kişilere ilişkindir” diye devam etti.

Necati Özkan: Gazeteler Soylu’dan gördü

Ekrem İmamoğlu’nun siyasi danışmanı Necati Özkan da tanık olarak verdiği ifadede “İmamoğlu konuşmasında ‘Ben lafa bakarım’ diye giriş yaparak eleştiriyi kendisine (Süleyman Soylu’ya) iade etti. Ertesi gün bütün gazetelerde başlıklar ‘Ekrem İmamoğlu Süleyman Soylu’ya cevap verdi’ şeklindeydi. Basın böyle anladı, Ekrem bey böyle davrandı, bu dava nasıl oldu anlayamadık” dedi.

Soylu’nun videosu izlendi

Daha sonra duruşmada İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun davaya ilişkin konuşmasının yer aldığı video izlendi.

İmamoğlu’nun avukatı Kemal Polat, “Tam da bu nedenle Süleyman Soylu’nun dinlenmesini istiyorum. Burada manipülasyon var. Biz kendisi hakkında dava açmadık. Müvekkilimiz kamu görevlisidir, kamu görevlisine ahmak diyen şahsa karşı bu bir hakaret ise savcılığın re’sen harekete geçmesi gerekmektedir” diye konuştu.

Savcı mütalaayı tekrar etti

Beyanların ardından söz alan duruşma savcısı daha önce verdiği mütalaayı tekrar etti.

İmamoğlu’nun “kurul halinde çalışan kamu görevlilerine karşı görevlerinden dolayı alenen zincirleme şekilde hakaret” suçundan 4 yıl 1 aya kadar hapis ile cezalandırılmasını istedi.

İmamoğlu’nun avukatları, esas hakkındaki mütalaaya ilişkin ayrıntılı savunma yapmak süre istedi.

Ancak mahkeme bundan önceki iki celsede için süre verildiğini belirterek esas hakkındaki savunmanın hazırlanması için bunun yeterli olduğunu söyledi ve süre talebini reddetti.

Ardından mahkeme son savunmalar için duruşmaya 16.00’a kadar ara verdi. 16.00’da tekrar başlayan duruşmanın ardından son mahkeme son beyanları dinledi. Ardından karar için bir ara daha verdi.

Aranın ardından kararını açıklayan mahkeme İmamoğlu’na 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası verdi. Ayrıca siyasi yasak anlamına gelen 53. maddenin uygulanmasına karar verildi.

Paylaşın

Gazeteci Tutuklamada Rekor Artış

RSF, 1 Aralık itibariyle 533 tutuklu gazetecinin tespit edildiğini, bunun bir önceki yıla oranla yüzde 13,4’lük bir rekor artışa işaret ettiğini duyurdu. RSF, 57 gazetecinin de öldürüldüğünü bildirdi. Tutuklama ve cinayetlerde artışı vurgulayan RSF, 65 medya temsilcisinin rehin, 49’unun da kayıp durumda olduğunu açıkladı.

Merkezi Fransa Paris’te bulunan Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) gazetecilik haklarında 2022’de ciddi gerileme yaşandığını bildirdiği basın açıklamasında, 1 Aralık itibariyle 533 tutuklu gazetecinin tespit edildiğini, bunun bir önceki yıla oranla yüzde 13,4’lük bir rekor artışa işaret ettiğini duyurdu.

Tutuklu dağılımına göz atıldığında, 432’sinin profesyonel gazeteci, 83’ünün profesyonel olmayan, 18’inin medya çalışanı olduğu anlaşılıyor. Toplam mahpus gazetecilerden sadece yüzde 36,4’ünün mahkum edildiği, kalan yüzde 63,6’sının yargılanmadığı da tespit edildi.

Deloire: Hapishaneleri hızla dolduruyorlar

RSF Genel Sekreteri Christophe Deloire, 2022 Bilançosu’nun yayımlanması dolasıyla yaptığı açıklamada, “Diktatörlükler ve otoriter yönetimler, hapishanelerine gazeteci doldurmada hızlandırılmış bir süreç işletiyorlar. Gazeteci tutuklamadaki bu yeni rekor artış, bu vicdansız güçlere direnilmesine ve haber özgürlüğü, bağımsızlığı ve çoğulculuğu hedeflerini savunan herkesle aktif dayanışma içinde bulunulmasına olan yakıcı ihtiyacı teyit ediyor” dedi.

Kadın gazeteci tutukluluğu 5 yılda iki katı arttı

Açıklamada, sayısı 78 olarak tespit edilen tutuklu kadın gazetecilerle ilgili de, “RSF, 2021’e göre yüzde 30 artış yaşanan kadın gazeteci tutukluluğunda hiçbir zaman bu kadar yüksek bir rakama ulaşmamıştı” denildi. Beş yıl önce, tutuklamada kadın haberci oranı yüzde 7 iken, 2022 yılında bu oran yüzde 15’i aştı.

Dünyanın en büyük hapishanesi olarak tespit edilen, sansürün vahim boyutlara ulaştığı Çin’de, yolsuzluğu, sanayinin yol açtığı kirliliği ve kadınlara yönelik tacizi haberleştiren bağımsız gazeteci Huang Xueqin mahpus 110 gazeteciden biri olarak tanıtıldı. Şubat 2021’de darbeyle gazeteciliğin düpedüz yasaklandığı bir sürece giren Myanmar’da, 62 gazeteci hapishanede gün öldürüyor. İran İslam Cumhuriyeti, kitlesel eylemlerin patlak vermesinden bir ay sonra, tutuklu 47 gazeteci ile, dünyada en çok gazeteci tutuklayan üçüncü ülkesi oldu. Örneğin, hapishanedeki Nilufar Hamedi ve Elahe Mohammedi, Kürt kadın Mahsa Amini’nin ölümüne dikkat çektikleri için ölüm cezasıyla karşı karşıya bulunuyor. En çok tutuklayanlar olarak bu üç ülkeyi, Vietnam (39), Belarus (31) izliyor.

Türkiye’den Alagas örnek

Bilanço bildirisinde Türkiye’ye dair, üç kadın gazeteci ve bir kadın medya çalışanının, medyaları ve prodüksiyon şirketleri PKK’ye yakınlığıyla suçlanması sonucu, Haziran’da tutuklanmasına da değinildi; örnek olarak, 2019 yılında “terör örgütü propagandası” iddiasıyla suçlanan Jin News sitesi haber müdürü Safiye Alagas da verildi.

Cinayetlerde Meksika, Haiti ve Brezilya başta

24 Şubat’ta başlayan Ukrayna’daki savaşı haberleştirirken sekiz gazeteci altı aylık bir dönemde öldürüldü. Bunlar içerisinde, 13 Mart’ta Rus askerlerince infaz edilen Ukraynalı foto-muhabir Marks Levin ve sivillerin tahliyesini izlerken top atışı sonucu şarapnelin isabet ettiği Fransa merkezli BFM TV kanalı muhabiri Frédéric Leclerc-Imhoff da vardı. Bu yıl öldürülen toplam 57 gazeteciden 11’i Meksika’da, 6’sı Haiti’de, 3’ü de Brezilya’da can verdi.

Bilançoda dikkat çeken diğer bir veri de, 20 aydır Mali’de El Kaide’ye yakın bir grubun elinde bulunan Fransız gazeteci Olivier Dubois dahil 65 haberci ve medya çalışanının dünyada rehin durumda olması.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Babacan’dan İktidara ‘Büyüme’ Tepkisi: Fakirden Alıp Zengine Veriyorlar

İktidarın ‘ekonominin büyüdüğüne’ ilişkin söylemlerini eleştiren DEVA Lideri Babacan, “Büyümeden payı, sadece parası olana vermeyin. Ne yapmışlar bunlar? Büyümeden payı, parası olan vermişler; sabit gelirliden, ücretle çalışanlardan almışlar. Harıl harıl fakirden alıp zengine veriyorlar, grafik ortada, bu da TÜİK’in verileri.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Babacan, “İddia ettiğiniz gibi ekonomimiz büyüyorsa, bu büyümeden neden sadece etrafınızdakiler ve zaten parası olanlar pay alıyor? Ücretleri gerçek enflasyon farkının üstüne refah payı ekleyerek artırın, bu büyümeden işçi de memur da emekli de payını alsın” dedi.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, AK Parti iktidarının ‘ekonominin büyüdüğüne’ ilişkin söylemlerini eleştirdi. Babacan, sosyal medya hesabında, “İddia ettiğiniz gibi ekonomimiz büyüyorsa, bu büyümeden neden sadece etrafınızdakiler ve zaten parası olanlar pay alıyor? Ücretleri gerçek enflasyon farkının üstüne refah payı ekleyerek artırın, bu büyümeden işçi de memur da emekli de payını alsın” notuyla video paylaştı.

Babacan’ın videodaki konuşması şöyle:

“Bana soruyorlar şimdi asgari ücret ne olmalı, emekli maaşı ne olmalı? Ben de diyorum ki ‘Formül vereyim çok basit.’ Çünkü bugün söylediğim rakam ay sonuna kadar eriyip gidecek. Ben diyorum ki; bir, ay sonunu niye bekliyorsunuz? Yapacaksanız şimdiden yapın, elinizi tutan mı var? Niye eylülde, ekimde artırmadınız madem para eridi de? Oyalama. Varsayalım ki 1 Ocak’ta artıracaksınız. Formül basit. Gerçek, dürüst enflasyonu alın, üzerine bir de refah payı ekleyin.

‘Büyüdük’ diyoruz ya…Milli gelirden de bu büyümenin payını alsın. Emeklilerimiz de alsın, işçilerimiz de alsın, herkes alsın. Bu sadece satın alma gücünü koruyacak bir rakamdır. İşte, ‘Enflasyon kadar artırdık daha ne istiyorsunuz’ demeyin. Büyümeden payı, sadece parası olana vermeyin. Ne yapmışlar bunlar? Büyümeden payı, parası olan vermişler; sabit gelirliden, ücretle çalışanlardan almışlar. Harıl harıl fakirden alıp zengine veriyorlar, grafik ortada, bu da TÜİK’in verileri.”

Babacan’dan ATV’deki sansüre tepki

Ali Babacan, ATV’de yayınlanan ‘Esra Erol’da’ programında Besime adlı kadının kızıyla Kürtçe konuşması sırasında yayının sesinin kesilmesine tepki gösterdi.

Babacan soyla medya hesabından söz konusu haberi paylaşarak programda yaşananlara Kürtçe “Ev nêrîna ku rencîde dike, em red dikin. Şerm e, guneh e, heyf e” sözleriyle tepki gösterdi. Ali Babacan, ifadenin Türkçe tercümesini de yazdı.

Babacan’ın paylaşımı şöyle:

“Ev nêrîna ku rencîde dike, em red dikin. Şerm e, guneh e, heyf e. Biz bu rencide edici yaklaşımı reddediyoruz. Ayıptır, günahtır, yazıktır.”

Paylaşın

Elçi’den ‘Kürt Sorunu’ Açıklaması: CHP’nin Çözebileceğine Olan İnancım Tam

CHP’ye katılan eski Şırnak Baro Başkanı Nuşirevan Elçi, “CHP’nin Kürt sorununu çözebileceğine olan inancım tamdır. Türkiye tüm farklı etnik kimliklere eşit davranan ve adalet işleyen bir sistem ile yönetilmelidir. Bir kere öncelikle ülkede yeniden hoşgörü kültürü geliştirilmeli” dedi ve ekledi:

“CHP’nin 6’lı masada uzlaşmacı tavrındaki ısrarı, sorunları birlikte çözme konusundaki çabaları bana umut vadediyor. Eşitlikçi, tam demokrasi ve adil bir anayasa çerçevesinde ülkede çözülmeyecek bir sorun olmadığını düşünüyorum.”

Independent Türkçe’den Aldülhakim Günaydın’a konuşan Elçi, “Katılmak için teklif siz mi yaptınız yoksa CHP mi yaptı?” sorusuna karşılık “Katılmam konusunda teklif CHP’den geldi. Ben de çevreme, dost, akraba ve fikirlerine önem verdiğim insanlara danışarak sonunda böyle bir karar aldım” dedi.

“Kürt sorunu ve ülkede kemikleşmiş birçok sorunun tek bir partinin çabalarıyla çözülemeyeceğini düşünüyorum” diyen Elçi’nin açıklamaları özetle şöyle:

“CHP’nin Kürt sorununu çözebileceğine olan inancım tamdır. Türkiye tüm farklı etnik kimliklere eşit davranan ve adalet işleyen bir sistem ile yönetilmelidir. Bir kere öncelikle ülkede yeniden hoşgörü kültürü geliştirilmeli. CHP’nin 6’lı masada uzlaşmacı tavrındaki ısrarı, sorunları birlikte çözme konusundaki çabaları bana umut vadediyor. Eşitlikçi, tam demokrasi ve adil bir anayasa çerçevesinde ülkede çözülmeyecek bir sorun olmadığını düşünüyorum.

CHP ve kadrolarında son dönemde bir değişim var

Evet, Kürt kimliğini önemseyen bir aileden geliyorum. Elbette parti içerisindeki çalışmalarımda bu kimliğin etkin olacaktır ama ben aynı zamanda bir hukukçuyum. CHP ve kadrolarında son dönemde bir değişim var ve sorunların çözümü konusunda kararlı olduklarını görüyorum. CHP’nin Kürt sorununu çözebileceğine olan inancım tamdır. Türkiye tüm farklı etnik kimliklere eşit davranan ve adalet işleyen bir sistem ile yönetilmelidir.

Geçen 1-2 yılda CHP’nin bölge dahil ülke genelinde ev ev, sokak sokak gezerek yaptıkları çalışmaların meyvelerini almaya başladıklarını düşünüyorum. Elbette daha yürümemiz gereken epey uzun bir yol var ama CHP’nin bölgede beklentinin üzerinde bir oy alacağını öngörüyorum.

Kılıçdaroğlu aday olmalı

İsmi geçen aday adayları arasında toplumda en çok karşılığı olan ismin Sayın Kılıçdaroğlu olduğunu düşünüyorum. Dürüstlüğü, kişiliği ve devlet tecrübesiyle bu işi layıkıyla yerine getirebileceğine inanıyorum. AK Parti iktidar olduğu ilk dönmede ülkede yaşayan toplumun geniş kesimlerine umut oldu. Soruları çözeceğine ilişkin bir beklenti vardı. Bir süre iyi gitti ama son 6-7 yıl benimsediği ilkelerinden uzaklaştı.”

Söyleşinin tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Davutoğlu’ndan ‘Başörtüsü’ Çıkışı: Altılı Masa’da Sıkıntılar Var

AK Parti’nin başörtüsü teklifine ilişkin muhalefetin alacağı tavır merak konusu olmuşken, “Davutoğlu’nun ‘Altılı Masa’daki bütün bu partilerin de bu konuda sıkıntıları var, onu görmek lazım. Altılı Masa’nın suhuletle devamı ve toplumla bağının sürmesi açısından önemli’ dediği” öne sürüldü.

Halk TV yazarı İsmail Saymaz, “Altılı Masa, başörtüsüne dolandı” başlıklı dikkat çeken bir yazı kaleme aldı.

Saymaz bugünkü yazısında, Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu’nun düzenlediği partisinin üçüncü yıl dönümü toplantısında edindiği bilgileri aktardı.

Başörtüsü ve aileye ilişkin Anayasa değişikliği teklifi üzerine Davutoğlu’nun görüşlerini aktaran Saymaz, “Davutoğlu, bu teklifin TBMM’de 400’ün üzerinde milletvekili oyuyla geçmesi ve referanduma gitmemesi gerektiğini savunuyor” diye yazdı.

Yazıda ayrıca, “Davutoğlu, ‘Altılı Masa’daki bütün bu partilerin de bu konuda sıkıntıları var, onu görmek lazım. Altılı Masa’nın suhuletle devamı ve toplumla bağının sürmesi açısından önemli’ diyor” denildi.

Yazının ilgili kısımları şöyle:

Davutoğlu, teklifin 400’ü aşkın milletvekilinin oyuyla geçmesi halinde “Bu şeref Kılıçdaroğlu’nundur” diyeceklerini kaydediyor.

Ya Erdoğan, 400’ü aşkın oya rağmen referanduma götürürse…

Erdoğan, pekala bu yola başvurabilir.

Zaten Davutoğlu da Cumhurbaşkanı’nın tavrını kestiremediği için “Erdoğan çıkıp ‘400’ü aşması halinde referanduma götürmeyeceğim’ diye teminat vermeli” diyor.

Bu teminatı vereceğini sanmıyorum.

Davutoğlu’na, sohbetimizin başında, Erdoğan’ın üç kez “Aday olmayacağım” dediği halde adaylık açıkladığını hatırlattım. Söz verse de referanduma gidebileceğini kaydettim. “Şu halde ne önlem düşünüyorsunuz” diye sordum.

“Bumerang gibi gider, Erdoğan’ı vurur” dedi.

“‘Altılı Masa’da sıkıntı var”

Ya CHP, ‘evet’ demezse?

Davutoğlu, “Altılı Masa’daki bütün bu partilerin de bu konuda sıkıntıları var, onu görmek lazım. Altılı Masa’nın suhuletle devamı ve toplumla bağının sürmesi açısından önemli” diyor.

Davutoğlu, CHP ‘hayır’ dediği takdirde seçim kampanyası içerisinde kullanılacağını savunarak, şunları söylüyor:

“Belli eğitimdeki başörtülüler iktidardan o kadar rahatsız ki… Fakir başörtülü kadın filesini dolduramıyor. Bu onların tercihlerini eskisi kadar etkilemeyecektir. Ama hayır denilirse etkilenir. Bu kullanılır, hem de tepe tepe kullanılır.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

İYİ Parti, Başörtüsü Teklifini 3,5 Saat Tartıştı

İYİ Parti’nin Genel İdare Kurulu’nda da AK Parti’nin başörtüsü teklifinin geniş kapsamlı ele alındığı öğrenildi. Yaklaşık 4 saat süren toplantının 3,5 saatlik kısmı, teklifle ilgili tartışmalara ayrıldı. Genel Başkan Meral Akşener, GİK üyelerinin tamamının görüşünü dinledi.

İYİ Partililerin büyük çoğunluğunun başörtüsü konusunun CHP tarafından bu şekilde gündeme getirilmesinden duyduğu rahatsızlığı gündeme getirdiği de öğrenildi.

İYİ Partili üst düzey bir yetkili, “Biz bu meselenin siyaseten gündeme getirilmesinden rahatsızız ve kanunlarla, anayasa ile düzenlenmesinin de yanlış olduğunu düşünüyoruz. Bizce özgürlük alanları genişletilmeli” dedi. Aynı yetkili, “Ancak bir şekilde gündeme gelmiş bu meseleye de sırt çeviremeyiz. Çözümden yana tavrımızı da ortaya koyarız” ifadesini kullandı.

Öte yandan AK Parti’nin başörtüsü teklifi ile ilgili yanıtı beklenen CHP, henüz bu konuda net bir karar vermedi. CHP, parti hukukçularının teklife ilişkin hazırlayacağı raporu, Meclis’teki bütçe görüşmelerinin ardından MYK’da ele alacak ve tartışmanın hukuki ve siyasi değerlendirmesini yaptıktan sonra kararını açıklayacak.

T24’ten Eray Görgülü’nün haberine göre, AK Parti’nin başörtüsüne yönelik anayasal güvence sağlayan ve aile kurumunu düzenleyen anayasa değişikliği teklifine yönelik tartışmalar sürerken, İYİ Parti, bu konudaki tavrını dün kamuoyuna açıklamıştı. İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, “Genel İdare Kurulu’nda çoğunluğun eğilimi, olumlu bir kanaat içerisinde olduğumuz ve evet yönündedir” demişti. İYİ Parti’nin bu açıklamasının ardından gözler CHP’nin yanıtına çevrildi.

Kılıçdaroğlu, ‘rapor hazırlayın’ talimatı verdi

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplanan CHP MYK, ilk olarak Adalet Bakanlığı’na yapılan yürüyüşü gündeme aldı.

Edinilen bilgiye göre Kılıçdaroğlu, partililerden Hiranur Vakfı’nda ortaya çıkan, 6 yaşında bir çocuğun cinsel istismara uğraması ile ilgili skandalın gündemde tutulmasını istedi. Bu nedenle başörtüsü meselesini bu toplantıda görüşmeyeceklerini belirten Kılıçdaroğlu, “Bu konu şu anda aciliyeti olan bir konu değil. AK Parti’nin yaklaşımı iyi niyetli de değil. Bu yüzden meselenin hem hukuki hem de siyasi boyutlarını gündeme almamız gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Kılıçdaroğlu, parti hukukçularından da anayasa değişiklik teklifi ile ilgili bir rapor hazırlamalarını istedi. Raporda, teklifin anayasanın temel ilkelerinin yanı sıra temel hak ve özgürlüklerle ilgili anayasaya aykırılık içerip içermediği incelenecek. Birkaç gün içerisinde hazırlanması beklenen raporun, TBMM’deki bütçe görüşmelerinden sonra gündeme gelmesi bekleniyor. Rapor, önce MYK’da sonra da Parti Meclis’nde ele alınacak. CHP, bu kurullarda yapılacak toplantılarının ardından teklifle ilgili kararını verecek.

Teklifle ilgili değerlendirmelerde bulunan CHP’li üst düzey bir yetkili de, AK Parti’nin teklifinin her yönüyle ele alınması gerektiğini belirterek, bu konuda aceleci davranmak istemediklerini söyledi. İYİ Parti’nin “evet” kararı ile ilgili de, “aceleci davranıldı” ifadesini kullanan yetkili, “İYİ Parti, teklife ‘evet’ diyor. CHP ‘hayır’ derse bu masada sorun yaratmaz mı” sorusunu ise, “her şey olabilir” sözleriyle yanıtladı.

Paylaşın

Erdoğan’dan Bakanlara ‘EYT’ Talimatı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hem Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin’e hem de Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’ye “Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) konusunu kimseyi mağdur etmeden çözün. Bana çözmeden gelmeyin” talimatı verdiği öğrenildi. 

Emeklilikte yaşa takılanlar (EYT) sigortalı olduktan sonra ‘oyunun kuralı değiştiği’ için iş hayatına başladığında vaat edilenden daha geç emekli olacak geniş bir kitle. Her siyasi görüşten, meslekten ‘üyesi’ var. 8 Eylül 1999’daki düzenlemeyle emeklilikleri ertelendi.

Düzenleme yapıldığında iktidarda olmayan AKP’nin yönetiminde geri adım atılmadı. Aksine 31 Mayıs 2006’da çıkarılan 5510 sayılı kanunla nihai emeklilik yaşı 65’e kadar çıkarıldı. Muhalefetin mağduriyetlerin giderilmesine ilişkin teklifleri reddedildi. Gerekçe olarak, ‘oluşacak mali yük’ gösterildi.

Ekonomik krizin etkisiyle seçmen desteğini önemli ölçüde kaybeden iktidar, son dönemde EYT sorununu yeniden gündeme aldı. EYT’li sayısının, Mayıs 2022 itibariyle 4 milyon 683 bin 441 kişi olduğu belirtiliyordu.

Düzenlemeden ilk etapta 1.5 milyon kişinin yararlanması bekleniyor.

Ancak AKP iktidarı, aylardır üzerinde çalıştığı emeklilikte yaşa takılanlarla (EYT) ile ilgili ilerleme kaydedemedi. Daha önce EYT düzenlemesi için aralık ayını işaret eden hükümet, takvimi ocak ayına çekti.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, “Bu ayın sonuna kadar (aralık) Meclis’e getireceğimi söylemiştim, inşallah sözümü tutarım ocak ayına sarkmaz” açıklamasında bulunmuştu. Ancak AKP kaynakları, EYT’ye yönelik düzenlemenin, aralık ayında görüşülmesi olanağının ‘olmayabileceğini’ açıkladı. Gerekçe olarak ise ‘bütçe takvimi’ gösterildi.

‘Nebati itiraz ediyor’

Cumhuriyet gazetesinden Selda Güneysu’nun haberine göre kulislerde, EYT ile ilgili Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı arasında da ‘uzlaşmazlık’ yaşandığı kaydediliyor.

EYT ile ilgili daha önce 1.5 milyon kişi için etki analiz çalışmalarının yapıldığına ancak EYT çevrelerinden gelen yoğun baskı ve itiraz nedeniyle EYT’li sayısının 4 milyona çıktığı ve kapsamının genişlediğine işaret edilirken, bu duruma Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin, “Hazine’ye yük getireceği” gerekçesiyle itiraz ettiği belirtiliyor.

Bu kez bakanlığın 4 milyona çıkan EYT’liler ile ilgili etki analiz çalışması yaptırdığı ifade edilirken, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin’in ise Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın itirazı üzerine “Hükümet EYT ile ilgili beklentiyi yükseltti. Sadece 1.5 milyon insan emekli olursa, geriye kalanlarda ‘mağdur algısı’ oluşacak. Seçim dönemine giderken bu görüntünün oluşması zarar verir” çıkışını yaptığı kaydediliyor.

Erdoğan’dan talimat

Her iki bakanlık arasında yaşanan ‘uzlaşmazlık’ için de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hem Bakan Bilgin’e hem de Bakan Nebati’ye “Bu işi kimseyi mağdur etmeden çözün. Bana çözmeden gelmeyin” talimatı verdiği de öğrenildi.

Öte yandan EYT ile ilgili AKP’nin ekonomi kurmayları da devreye girdi. AKP’nin ekonomi kurmayları da Erdoğan’ın talimatı üzerine EYT ile ilgili çalışmalar yürütecek.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’dan ‘Başörtüsü’ Talimat: Hukuk Raporu Hazırlanacak

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), başörtüsü için anayasa teklifi konusunda konusunda henüz net bir karar vermedi. CHP, parti hukukçularının teklife ilişkin hazırlayacağı raporu, Meclis’teki bütçe görüşmelerinin ardından MYK’da ele alacak ve tartışmanın hukuki ve siyasi değerlendirmesini yaptıktan sonra kararını açıklayacak. 

AK Parti’nin başörtüsü teklifi ile ilgili yanıtı beklenen CHP, henüz bu konuda net bir karar vermedi. CHP, parti hukukçularının teklife ilişkin hazırlayacağı raporu, Meclis’teki bütçe görüşmelerinin ardından MYK’da ele alacak ve tartışmanın hukuki ve siyasi değerlendirmesini yaptıktan sonra kararını açıklayacak.

T24’ten Eray Görgülü’nün haberine göre, AK Parti’nin başörtüsüne yönelik anayasal güvence sağlayan ve aile kurumunu düzenleyen anayasa değişikliği teklifine yönelik tartışmalar sürerken, İYİ Parti, bu konudaki tavrını dün kamuoyuna açıklamıştı. İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, “Genel İdare Kurulu’nda çoğunluğun eğilimi, olumlu bir kanaat içerisinde olduğumuz ve evet yönündedir” demişti. İYİ Parti’nin bu açıklamasının ardından gözler CHP’nin yanıtına çevrildi.

Kılıçdaroğlu, ‘rapor hazırlayın’ talimatı verdi

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplanan CHP MYK, ilk olarak Adalet Bakanlığı’na yapılan yürüyüşü gündeme aldı.

Edinilen bilgiye göre Kılıçdaroğlu, partililerden Hiranur Vakfı’nda ortaya çıkan, 6 yaşında bir çocuğun cinsel istismara uğraması ile ilgili skandalın gündemde tutulmasını istedi. Bu nedenle başörtüsü meselesini bu toplantıda görüşmeyeceklerini belirten Kılıçdaroğlu, “Bu konu şu anda aciliyeti olan bir konu değil. AK Parti’nin yaklaşımı iyi niyetli de değil. Bu yüzden meselenin hem hukuki hem de siyasi boyutlarını gündeme almamız gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Kılıçdaroğlu, parti hukukçularından da anayasa değişiklik teklifi ile ilgili bir rapor hazırlamalarını istedi. Raporda, teklifin anayasanın temel ilkelerinin yanı sıra temel hak ve özgürlüklerle ilgili anayasaya aykırılık içerip içermediği incelenecek. Birkaç gün içerisinde hazırlanması beklenen raporun, TBMM’deki bütçe görüşmelerinden sonra gündeme gelmesi bekleniyor. Rapor, önce MYK’da sonra da Parti Meclis’nde ele alınacak. CHP, bu kurullarda yapılacak toplantılarının ardından teklifle ilgili kararını verecek.

Teklifle ilgili değerlendirmelerde bulunan CHP’li üst düzey bir yetkili de, AK Parti’nin teklifinin her yönüyle ele alınması gerektiğini belirterek, bu konuda aceleci davranmak istemediklerini söyledi. İYİ Parti’nin “evet” kararı ile ilgili de, “aceleci davranıldı” ifadesini kullanan yetkili, “İYİ Parti, teklife ‘evet’ diyor. CHP ‘hayır’ derse bu masada sorun yaratmaz mı” sorusunu ise, “her şey olabilir” sözleriyle yanıtladı.

İyi Parti, 3,5 saat başörtüsünü tartıştı

Öte yandan İYİ Parti’nin Genel İdare Kurulu’nda da AK Parti’nin teklifinin geniş kapsamlı ele alındığı öğrenildi. Yaklaşık 4 saat süren toplantının 3,5 saatlik kısmı, teklifle ilgili tartışmalara ayrıldı. Genel Başkan Meral Akşener, GİK üyelerinin tamamının görüşünü dinledi.

İYİ Partililerin büyük çoğunluğunun başörtüsü konusunun CHP tarafından bu şekilde gündeme getirilmesinden duyduğu rahatsızlığı gündeme getirdiği de öğrenildi.

İYİ Partili üst düzey bir yetkili, “Biz bu meselenin siyaseten gündeme getirilmesinden rahatsızız ve kanunlarla, anayasa ile düzenlenmesinin de yanlış olduğunu düşünüyoruz. Bizce özgürlük alanları genişletilmeli” dedi. Aynı yetkili, “Ancak bir şekilde gündeme gelmiş bu meseleye de sırt çeviremeyiz. Çözümden yana tavrımızı da ortaya koyarız” ifadesini kullandı.

Paylaşın

“Erdoğan, Cemaatlere Elini Vermiş Kolunu Kurtaramaz Görünüyor”

“İsmailağa Cemaati daha çok Karadenizliler arasında örgütlü ve etkili. İsmailağa’yı da kızdırıp küstürmenin maliyeti çok ağır olabilir. Erdoğan’ı Kadına Şiddete Karşı İstanbul Sözleşmesinden çekilmesiyle sonuçlanan kampanyayı İsmailağa başlatmıştı. Erdoğan adeta bu cemaatlere elini vermiş kolunu kurtaramaz görünüyor.”

Gazeteci Murat Yetkin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Hiranur Vakfı kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in, kızı H.K.G’yi altı yaşındayken kendisinden 23 yaş büyük tarikat üyesi Kadir İstekli’yle ‘evlendirmesi’ ve çocuğun yıllarca cinsel istismara maruz bırakılmasına ilişkin olarak yaptığı açıklamayı değerlendirdi.

Yetkin, kişisel blogunda kaleme aldığı “Erdoğan artık ne İsmailağa ne Menzil’i kızdırmak ister” başlıklı köşe yazısında Cumhurbaşkanı’nın “Çocuk istismarı, insanlık dışı bir suçtur, sapkınlıktır! Hiçbir dine, ahlaka, geleneğe sığmaz, mazereti kabul edilemez. Bu suçu işleyen, göz yuman, sessiz kalan herkes hesap vermelidir. Sürecin ben de takipçisi olacağım. Adaletin tecelli edeceğine inanıyorum” şeklindeki açıklamasını paylaştı.

“Türkiye Cumhurbaşkanı ise bu insanlık dışı suçta bile denge kollamak peşinde” yorumunu yapan Yetkin, şu ifadeleri kullandı:

Erdoğan ve AK Parti yüzde 50+1 oy cenderesine iktidarı borçlu oldukları MHP lideri Devlet Bahçeli’nin destek şartlarından biri olarak katlanıyor.

İsmailağa Cemaati, İskenderpaşa ve Erenköy Cemaatleriyle birlikte Nakşibendiliğin İstanbul’daki üç örgütlenmesinden biri. İskenderpaşa bir süredir öne çıkmıyor. Çıkmasına da gerek yok zaten. 1960’lardan bu yana muhafazakâr siyasette yükselip ülke yönetiminde yer alan pek çok ismin yolu İskenderpaşa’dan geçmiştir.

Erenköy Cemaatinin zaten CHP’li Ekrem İmamoğlu’nun kazandığı 2019 İstanbul Büyükşehir Belediye seçimlerinden bu yana Erdoğan ve AK Partiyle netameli ilişkisi, son yaşanan BİM zincir marketler olayıyla ağır hasar almış durumda. Dahası, İsmailağa Cemaati daha çok Karadenizliler arasında örgütlü ve etkili. İsmailağa’yı da kızdırıp küstürmenin maliyeti çok ağır olabilir. Erdoğan’ı Kadına Şiddete Karşı İstanbul Sözleşmesinden çekilmesiyle sonuçlanan kampanyayı İsmailağa başlatmıştı.

Erdoğan adeta bu cemaatlere elini vermiş kolunu kurtaramaz görünüyor. Çoğul konuşmam benzeri bir durumun Doğu ve Güneydoğu’da örgütlü Nakşibendi kolu olan Menzil Cemaati için de geçerli olması. İrili ufaklı başkaları da var. Daha önce “Kıblemiz bir” diye diye Fethullahçı örgütlenmeyi devletin ve toplumun içinde benzer şekilde yükseltmişti Erdoğan. Sonucunu biliyoruz: 15 Temmuz 2016 kanlı kalkışması. Şimdi onlar gitti, yerini bu ve benzerleri aldı.

İnsanın aklına Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın 2020’de Hazine ve Maliye Bakanlığını bırakıp giderken söyledikleri geliyor: “At izi it izine karıştı. Allah sonumuzu hayretsin”.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın