Gazeteci Tutuklamada Rekor Artış

RSF, 1 Aralık itibariyle 533 tutuklu gazetecinin tespit edildiğini, bunun bir önceki yıla oranla yüzde 13,4’lük bir rekor artışa işaret ettiğini duyurdu. RSF, 57 gazetecinin de öldürüldüğünü bildirdi. Tutuklama ve cinayetlerde artışı vurgulayan RSF, 65 medya temsilcisinin rehin, 49’unun da kayıp durumda olduğunu açıkladı.

Merkezi Fransa Paris’te bulunan Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) gazetecilik haklarında 2022’de ciddi gerileme yaşandığını bildirdiği basın açıklamasında, 1 Aralık itibariyle 533 tutuklu gazetecinin tespit edildiğini, bunun bir önceki yıla oranla yüzde 13,4’lük bir rekor artışa işaret ettiğini duyurdu.

Tutuklu dağılımına göz atıldığında, 432’sinin profesyonel gazeteci, 83’ünün profesyonel olmayan, 18’inin medya çalışanı olduğu anlaşılıyor. Toplam mahpus gazetecilerden sadece yüzde 36,4’ünün mahkum edildiği, kalan yüzde 63,6’sının yargılanmadığı da tespit edildi.

Deloire: Hapishaneleri hızla dolduruyorlar

RSF Genel Sekreteri Christophe Deloire, 2022 Bilançosu’nun yayımlanması dolasıyla yaptığı açıklamada, “Diktatörlükler ve otoriter yönetimler, hapishanelerine gazeteci doldurmada hızlandırılmış bir süreç işletiyorlar. Gazeteci tutuklamadaki bu yeni rekor artış, bu vicdansız güçlere direnilmesine ve haber özgürlüğü, bağımsızlığı ve çoğulculuğu hedeflerini savunan herkesle aktif dayanışma içinde bulunulmasına olan yakıcı ihtiyacı teyit ediyor” dedi.

Kadın gazeteci tutukluluğu 5 yılda iki katı arttı

Açıklamada, sayısı 78 olarak tespit edilen tutuklu kadın gazetecilerle ilgili de, “RSF, 2021’e göre yüzde 30 artış yaşanan kadın gazeteci tutukluluğunda hiçbir zaman bu kadar yüksek bir rakama ulaşmamıştı” denildi. Beş yıl önce, tutuklamada kadın haberci oranı yüzde 7 iken, 2022 yılında bu oran yüzde 15’i aştı.

Dünyanın en büyük hapishanesi olarak tespit edilen, sansürün vahim boyutlara ulaştığı Çin’de, yolsuzluğu, sanayinin yol açtığı kirliliği ve kadınlara yönelik tacizi haberleştiren bağımsız gazeteci Huang Xueqin mahpus 110 gazeteciden biri olarak tanıtıldı. Şubat 2021’de darbeyle gazeteciliğin düpedüz yasaklandığı bir sürece giren Myanmar’da, 62 gazeteci hapishanede gün öldürüyor. İran İslam Cumhuriyeti, kitlesel eylemlerin patlak vermesinden bir ay sonra, tutuklu 47 gazeteci ile, dünyada en çok gazeteci tutuklayan üçüncü ülkesi oldu. Örneğin, hapishanedeki Nilufar Hamedi ve Elahe Mohammedi, Kürt kadın Mahsa Amini’nin ölümüne dikkat çektikleri için ölüm cezasıyla karşı karşıya bulunuyor. En çok tutuklayanlar olarak bu üç ülkeyi, Vietnam (39), Belarus (31) izliyor.

Türkiye’den Alagas örnek

Bilanço bildirisinde Türkiye’ye dair, üç kadın gazeteci ve bir kadın medya çalışanının, medyaları ve prodüksiyon şirketleri PKK’ye yakınlığıyla suçlanması sonucu, Haziran’da tutuklanmasına da değinildi; örnek olarak, 2019 yılında “terör örgütü propagandası” iddiasıyla suçlanan Jin News sitesi haber müdürü Safiye Alagas da verildi.

Cinayetlerde Meksika, Haiti ve Brezilya başta

24 Şubat’ta başlayan Ukrayna’daki savaşı haberleştirirken sekiz gazeteci altı aylık bir dönemde öldürüldü. Bunlar içerisinde, 13 Mart’ta Rus askerlerince infaz edilen Ukraynalı foto-muhabir Marks Levin ve sivillerin tahliyesini izlerken top atışı sonucu şarapnelin isabet ettiği Fransa merkezli BFM TV kanalı muhabiri Frédéric Leclerc-Imhoff da vardı. Bu yıl öldürülen toplam 57 gazeteciden 11’i Meksika’da, 6’sı Haiti’de, 3’ü de Brezilya’da can verdi.

Bilançoda dikkat çeken diğer bir veri de, 20 aydır Mali’de El Kaide’ye yakın bir grubun elinde bulunan Fransız gazeteci Olivier Dubois dahil 65 haberci ve medya çalışanının dünyada rehin durumda olması.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Babacan’dan İktidara ‘Büyüme’ Tepkisi: Fakirden Alıp Zengine Veriyorlar

İktidarın ‘ekonominin büyüdüğüne’ ilişkin söylemlerini eleştiren DEVA Lideri Babacan, “Büyümeden payı, sadece parası olana vermeyin. Ne yapmışlar bunlar? Büyümeden payı, parası olan vermişler; sabit gelirliden, ücretle çalışanlardan almışlar. Harıl harıl fakirden alıp zengine veriyorlar, grafik ortada, bu da TÜİK’in verileri.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Babacan, “İddia ettiğiniz gibi ekonomimiz büyüyorsa, bu büyümeden neden sadece etrafınızdakiler ve zaten parası olanlar pay alıyor? Ücretleri gerçek enflasyon farkının üstüne refah payı ekleyerek artırın, bu büyümeden işçi de memur da emekli de payını alsın” dedi.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, AK Parti iktidarının ‘ekonominin büyüdüğüne’ ilişkin söylemlerini eleştirdi. Babacan, sosyal medya hesabında, “İddia ettiğiniz gibi ekonomimiz büyüyorsa, bu büyümeden neden sadece etrafınızdakiler ve zaten parası olanlar pay alıyor? Ücretleri gerçek enflasyon farkının üstüne refah payı ekleyerek artırın, bu büyümeden işçi de memur da emekli de payını alsın” notuyla video paylaştı.

Babacan’ın videodaki konuşması şöyle:

“Bana soruyorlar şimdi asgari ücret ne olmalı, emekli maaşı ne olmalı? Ben de diyorum ki ‘Formül vereyim çok basit.’ Çünkü bugün söylediğim rakam ay sonuna kadar eriyip gidecek. Ben diyorum ki; bir, ay sonunu niye bekliyorsunuz? Yapacaksanız şimdiden yapın, elinizi tutan mı var? Niye eylülde, ekimde artırmadınız madem para eridi de? Oyalama. Varsayalım ki 1 Ocak’ta artıracaksınız. Formül basit. Gerçek, dürüst enflasyonu alın, üzerine bir de refah payı ekleyin.

‘Büyüdük’ diyoruz ya…Milli gelirden de bu büyümenin payını alsın. Emeklilerimiz de alsın, işçilerimiz de alsın, herkes alsın. Bu sadece satın alma gücünü koruyacak bir rakamdır. İşte, ‘Enflasyon kadar artırdık daha ne istiyorsunuz’ demeyin. Büyümeden payı, sadece parası olana vermeyin. Ne yapmışlar bunlar? Büyümeden payı, parası olan vermişler; sabit gelirliden, ücretle çalışanlardan almışlar. Harıl harıl fakirden alıp zengine veriyorlar, grafik ortada, bu da TÜİK’in verileri.”

Babacan’dan ATV’deki sansüre tepki

Ali Babacan, ATV’de yayınlanan ‘Esra Erol’da’ programında Besime adlı kadının kızıyla Kürtçe konuşması sırasında yayının sesinin kesilmesine tepki gösterdi.

Babacan soyla medya hesabından söz konusu haberi paylaşarak programda yaşananlara Kürtçe “Ev nêrîna ku rencîde dike, em red dikin. Şerm e, guneh e, heyf e” sözleriyle tepki gösterdi. Ali Babacan, ifadenin Türkçe tercümesini de yazdı.

Babacan’ın paylaşımı şöyle:

“Ev nêrîna ku rencîde dike, em red dikin. Şerm e, guneh e, heyf e. Biz bu rencide edici yaklaşımı reddediyoruz. Ayıptır, günahtır, yazıktır.”

Paylaşın

Elçi’den ‘Kürt Sorunu’ Açıklaması: CHP’nin Çözebileceğine Olan İnancım Tam

CHP’ye katılan eski Şırnak Baro Başkanı Nuşirevan Elçi, “CHP’nin Kürt sorununu çözebileceğine olan inancım tamdır. Türkiye tüm farklı etnik kimliklere eşit davranan ve adalet işleyen bir sistem ile yönetilmelidir. Bir kere öncelikle ülkede yeniden hoşgörü kültürü geliştirilmeli” dedi ve ekledi:

“CHP’nin 6’lı masada uzlaşmacı tavrındaki ısrarı, sorunları birlikte çözme konusundaki çabaları bana umut vadediyor. Eşitlikçi, tam demokrasi ve adil bir anayasa çerçevesinde ülkede çözülmeyecek bir sorun olmadığını düşünüyorum.”

Independent Türkçe’den Aldülhakim Günaydın’a konuşan Elçi, “Katılmak için teklif siz mi yaptınız yoksa CHP mi yaptı?” sorusuna karşılık “Katılmam konusunda teklif CHP’den geldi. Ben de çevreme, dost, akraba ve fikirlerine önem verdiğim insanlara danışarak sonunda böyle bir karar aldım” dedi.

“Kürt sorunu ve ülkede kemikleşmiş birçok sorunun tek bir partinin çabalarıyla çözülemeyeceğini düşünüyorum” diyen Elçi’nin açıklamaları özetle şöyle:

“CHP’nin Kürt sorununu çözebileceğine olan inancım tamdır. Türkiye tüm farklı etnik kimliklere eşit davranan ve adalet işleyen bir sistem ile yönetilmelidir. Bir kere öncelikle ülkede yeniden hoşgörü kültürü geliştirilmeli. CHP’nin 6’lı masada uzlaşmacı tavrındaki ısrarı, sorunları birlikte çözme konusundaki çabaları bana umut vadediyor. Eşitlikçi, tam demokrasi ve adil bir anayasa çerçevesinde ülkede çözülmeyecek bir sorun olmadığını düşünüyorum.

CHP ve kadrolarında son dönemde bir değişim var

Evet, Kürt kimliğini önemseyen bir aileden geliyorum. Elbette parti içerisindeki çalışmalarımda bu kimliğin etkin olacaktır ama ben aynı zamanda bir hukukçuyum. CHP ve kadrolarında son dönemde bir değişim var ve sorunların çözümü konusunda kararlı olduklarını görüyorum. CHP’nin Kürt sorununu çözebileceğine olan inancım tamdır. Türkiye tüm farklı etnik kimliklere eşit davranan ve adalet işleyen bir sistem ile yönetilmelidir.

Geçen 1-2 yılda CHP’nin bölge dahil ülke genelinde ev ev, sokak sokak gezerek yaptıkları çalışmaların meyvelerini almaya başladıklarını düşünüyorum. Elbette daha yürümemiz gereken epey uzun bir yol var ama CHP’nin bölgede beklentinin üzerinde bir oy alacağını öngörüyorum.

Kılıçdaroğlu aday olmalı

İsmi geçen aday adayları arasında toplumda en çok karşılığı olan ismin Sayın Kılıçdaroğlu olduğunu düşünüyorum. Dürüstlüğü, kişiliği ve devlet tecrübesiyle bu işi layıkıyla yerine getirebileceğine inanıyorum. AK Parti iktidar olduğu ilk dönmede ülkede yaşayan toplumun geniş kesimlerine umut oldu. Soruları çözeceğine ilişkin bir beklenti vardı. Bir süre iyi gitti ama son 6-7 yıl benimsediği ilkelerinden uzaklaştı.”

Söyleşinin tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Davutoğlu’ndan ‘Başörtüsü’ Çıkışı: Altılı Masa’da Sıkıntılar Var

AK Parti’nin başörtüsü teklifine ilişkin muhalefetin alacağı tavır merak konusu olmuşken, “Davutoğlu’nun ‘Altılı Masa’daki bütün bu partilerin de bu konuda sıkıntıları var, onu görmek lazım. Altılı Masa’nın suhuletle devamı ve toplumla bağının sürmesi açısından önemli’ dediği” öne sürüldü.

Halk TV yazarı İsmail Saymaz, “Altılı Masa, başörtüsüne dolandı” başlıklı dikkat çeken bir yazı kaleme aldı.

Saymaz bugünkü yazısında, Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu’nun düzenlediği partisinin üçüncü yıl dönümü toplantısında edindiği bilgileri aktardı.

Başörtüsü ve aileye ilişkin Anayasa değişikliği teklifi üzerine Davutoğlu’nun görüşlerini aktaran Saymaz, “Davutoğlu, bu teklifin TBMM’de 400’ün üzerinde milletvekili oyuyla geçmesi ve referanduma gitmemesi gerektiğini savunuyor” diye yazdı.

Yazıda ayrıca, “Davutoğlu, ‘Altılı Masa’daki bütün bu partilerin de bu konuda sıkıntıları var, onu görmek lazım. Altılı Masa’nın suhuletle devamı ve toplumla bağının sürmesi açısından önemli’ diyor” denildi.

Yazının ilgili kısımları şöyle:

Davutoğlu, teklifin 400’ü aşkın milletvekilinin oyuyla geçmesi halinde “Bu şeref Kılıçdaroğlu’nundur” diyeceklerini kaydediyor.

Ya Erdoğan, 400’ü aşkın oya rağmen referanduma götürürse…

Erdoğan, pekala bu yola başvurabilir.

Zaten Davutoğlu da Cumhurbaşkanı’nın tavrını kestiremediği için “Erdoğan çıkıp ‘400’ü aşması halinde referanduma götürmeyeceğim’ diye teminat vermeli” diyor.

Bu teminatı vereceğini sanmıyorum.

Davutoğlu’na, sohbetimizin başında, Erdoğan’ın üç kez “Aday olmayacağım” dediği halde adaylık açıkladığını hatırlattım. Söz verse de referanduma gidebileceğini kaydettim. “Şu halde ne önlem düşünüyorsunuz” diye sordum.

“Bumerang gibi gider, Erdoğan’ı vurur” dedi.

“‘Altılı Masa’da sıkıntı var”

Ya CHP, ‘evet’ demezse?

Davutoğlu, “Altılı Masa’daki bütün bu partilerin de bu konuda sıkıntıları var, onu görmek lazım. Altılı Masa’nın suhuletle devamı ve toplumla bağının sürmesi açısından önemli” diyor.

Davutoğlu, CHP ‘hayır’ dediği takdirde seçim kampanyası içerisinde kullanılacağını savunarak, şunları söylüyor:

“Belli eğitimdeki başörtülüler iktidardan o kadar rahatsız ki… Fakir başörtülü kadın filesini dolduramıyor. Bu onların tercihlerini eskisi kadar etkilemeyecektir. Ama hayır denilirse etkilenir. Bu kullanılır, hem de tepe tepe kullanılır.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

İYİ Parti, Başörtüsü Teklifini 3,5 Saat Tartıştı

İYİ Parti’nin Genel İdare Kurulu’nda da AK Parti’nin başörtüsü teklifinin geniş kapsamlı ele alındığı öğrenildi. Yaklaşık 4 saat süren toplantının 3,5 saatlik kısmı, teklifle ilgili tartışmalara ayrıldı. Genel Başkan Meral Akşener, GİK üyelerinin tamamının görüşünü dinledi.

İYİ Partililerin büyük çoğunluğunun başörtüsü konusunun CHP tarafından bu şekilde gündeme getirilmesinden duyduğu rahatsızlığı gündeme getirdiği de öğrenildi.

İYİ Partili üst düzey bir yetkili, “Biz bu meselenin siyaseten gündeme getirilmesinden rahatsızız ve kanunlarla, anayasa ile düzenlenmesinin de yanlış olduğunu düşünüyoruz. Bizce özgürlük alanları genişletilmeli” dedi. Aynı yetkili, “Ancak bir şekilde gündeme gelmiş bu meseleye de sırt çeviremeyiz. Çözümden yana tavrımızı da ortaya koyarız” ifadesini kullandı.

Öte yandan AK Parti’nin başörtüsü teklifi ile ilgili yanıtı beklenen CHP, henüz bu konuda net bir karar vermedi. CHP, parti hukukçularının teklife ilişkin hazırlayacağı raporu, Meclis’teki bütçe görüşmelerinin ardından MYK’da ele alacak ve tartışmanın hukuki ve siyasi değerlendirmesini yaptıktan sonra kararını açıklayacak.

T24’ten Eray Görgülü’nün haberine göre, AK Parti’nin başörtüsüne yönelik anayasal güvence sağlayan ve aile kurumunu düzenleyen anayasa değişikliği teklifine yönelik tartışmalar sürerken, İYİ Parti, bu konudaki tavrını dün kamuoyuna açıklamıştı. İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, “Genel İdare Kurulu’nda çoğunluğun eğilimi, olumlu bir kanaat içerisinde olduğumuz ve evet yönündedir” demişti. İYİ Parti’nin bu açıklamasının ardından gözler CHP’nin yanıtına çevrildi.

Kılıçdaroğlu, ‘rapor hazırlayın’ talimatı verdi

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplanan CHP MYK, ilk olarak Adalet Bakanlığı’na yapılan yürüyüşü gündeme aldı.

Edinilen bilgiye göre Kılıçdaroğlu, partililerden Hiranur Vakfı’nda ortaya çıkan, 6 yaşında bir çocuğun cinsel istismara uğraması ile ilgili skandalın gündemde tutulmasını istedi. Bu nedenle başörtüsü meselesini bu toplantıda görüşmeyeceklerini belirten Kılıçdaroğlu, “Bu konu şu anda aciliyeti olan bir konu değil. AK Parti’nin yaklaşımı iyi niyetli de değil. Bu yüzden meselenin hem hukuki hem de siyasi boyutlarını gündeme almamız gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Kılıçdaroğlu, parti hukukçularından da anayasa değişiklik teklifi ile ilgili bir rapor hazırlamalarını istedi. Raporda, teklifin anayasanın temel ilkelerinin yanı sıra temel hak ve özgürlüklerle ilgili anayasaya aykırılık içerip içermediği incelenecek. Birkaç gün içerisinde hazırlanması beklenen raporun, TBMM’deki bütçe görüşmelerinden sonra gündeme gelmesi bekleniyor. Rapor, önce MYK’da sonra da Parti Meclis’nde ele alınacak. CHP, bu kurullarda yapılacak toplantılarının ardından teklifle ilgili kararını verecek.

Teklifle ilgili değerlendirmelerde bulunan CHP’li üst düzey bir yetkili de, AK Parti’nin teklifinin her yönüyle ele alınması gerektiğini belirterek, bu konuda aceleci davranmak istemediklerini söyledi. İYİ Parti’nin “evet” kararı ile ilgili de, “aceleci davranıldı” ifadesini kullanan yetkili, “İYİ Parti, teklife ‘evet’ diyor. CHP ‘hayır’ derse bu masada sorun yaratmaz mı” sorusunu ise, “her şey olabilir” sözleriyle yanıtladı.

Paylaşın

Erdoğan’dan Bakanlara ‘EYT’ Talimatı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hem Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin’e hem de Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’ye “Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) konusunu kimseyi mağdur etmeden çözün. Bana çözmeden gelmeyin” talimatı verdiği öğrenildi. 

Emeklilikte yaşa takılanlar (EYT) sigortalı olduktan sonra ‘oyunun kuralı değiştiği’ için iş hayatına başladığında vaat edilenden daha geç emekli olacak geniş bir kitle. Her siyasi görüşten, meslekten ‘üyesi’ var. 8 Eylül 1999’daki düzenlemeyle emeklilikleri ertelendi.

Düzenleme yapıldığında iktidarda olmayan AKP’nin yönetiminde geri adım atılmadı. Aksine 31 Mayıs 2006’da çıkarılan 5510 sayılı kanunla nihai emeklilik yaşı 65’e kadar çıkarıldı. Muhalefetin mağduriyetlerin giderilmesine ilişkin teklifleri reddedildi. Gerekçe olarak, ‘oluşacak mali yük’ gösterildi.

Ekonomik krizin etkisiyle seçmen desteğini önemli ölçüde kaybeden iktidar, son dönemde EYT sorununu yeniden gündeme aldı. EYT’li sayısının, Mayıs 2022 itibariyle 4 milyon 683 bin 441 kişi olduğu belirtiliyordu.

Düzenlemeden ilk etapta 1.5 milyon kişinin yararlanması bekleniyor.

Ancak AKP iktidarı, aylardır üzerinde çalıştığı emeklilikte yaşa takılanlarla (EYT) ile ilgili ilerleme kaydedemedi. Daha önce EYT düzenlemesi için aralık ayını işaret eden hükümet, takvimi ocak ayına çekti.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, “Bu ayın sonuna kadar (aralık) Meclis’e getireceğimi söylemiştim, inşallah sözümü tutarım ocak ayına sarkmaz” açıklamasında bulunmuştu. Ancak AKP kaynakları, EYT’ye yönelik düzenlemenin, aralık ayında görüşülmesi olanağının ‘olmayabileceğini’ açıkladı. Gerekçe olarak ise ‘bütçe takvimi’ gösterildi.

‘Nebati itiraz ediyor’

Cumhuriyet gazetesinden Selda Güneysu’nun haberine göre kulislerde, EYT ile ilgili Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı arasında da ‘uzlaşmazlık’ yaşandığı kaydediliyor.

EYT ile ilgili daha önce 1.5 milyon kişi için etki analiz çalışmalarının yapıldığına ancak EYT çevrelerinden gelen yoğun baskı ve itiraz nedeniyle EYT’li sayısının 4 milyona çıktığı ve kapsamının genişlediğine işaret edilirken, bu duruma Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin, “Hazine’ye yük getireceği” gerekçesiyle itiraz ettiği belirtiliyor.

Bu kez bakanlığın 4 milyona çıkan EYT’liler ile ilgili etki analiz çalışması yaptırdığı ifade edilirken, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin’in ise Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın itirazı üzerine “Hükümet EYT ile ilgili beklentiyi yükseltti. Sadece 1.5 milyon insan emekli olursa, geriye kalanlarda ‘mağdur algısı’ oluşacak. Seçim dönemine giderken bu görüntünün oluşması zarar verir” çıkışını yaptığı kaydediliyor.

Erdoğan’dan talimat

Her iki bakanlık arasında yaşanan ‘uzlaşmazlık’ için de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hem Bakan Bilgin’e hem de Bakan Nebati’ye “Bu işi kimseyi mağdur etmeden çözün. Bana çözmeden gelmeyin” talimatı verdiği de öğrenildi.

Öte yandan EYT ile ilgili AKP’nin ekonomi kurmayları da devreye girdi. AKP’nin ekonomi kurmayları da Erdoğan’ın talimatı üzerine EYT ile ilgili çalışmalar yürütecek.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’dan ‘Başörtüsü’ Talimat: Hukuk Raporu Hazırlanacak

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), başörtüsü için anayasa teklifi konusunda konusunda henüz net bir karar vermedi. CHP, parti hukukçularının teklife ilişkin hazırlayacağı raporu, Meclis’teki bütçe görüşmelerinin ardından MYK’da ele alacak ve tartışmanın hukuki ve siyasi değerlendirmesini yaptıktan sonra kararını açıklayacak. 

AK Parti’nin başörtüsü teklifi ile ilgili yanıtı beklenen CHP, henüz bu konuda net bir karar vermedi. CHP, parti hukukçularının teklife ilişkin hazırlayacağı raporu, Meclis’teki bütçe görüşmelerinin ardından MYK’da ele alacak ve tartışmanın hukuki ve siyasi değerlendirmesini yaptıktan sonra kararını açıklayacak.

T24’ten Eray Görgülü’nün haberine göre, AK Parti’nin başörtüsüne yönelik anayasal güvence sağlayan ve aile kurumunu düzenleyen anayasa değişikliği teklifine yönelik tartışmalar sürerken, İYİ Parti, bu konudaki tavrını dün kamuoyuna açıklamıştı. İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, “Genel İdare Kurulu’nda çoğunluğun eğilimi, olumlu bir kanaat içerisinde olduğumuz ve evet yönündedir” demişti. İYİ Parti’nin bu açıklamasının ardından gözler CHP’nin yanıtına çevrildi.

Kılıçdaroğlu, ‘rapor hazırlayın’ talimatı verdi

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplanan CHP MYK, ilk olarak Adalet Bakanlığı’na yapılan yürüyüşü gündeme aldı.

Edinilen bilgiye göre Kılıçdaroğlu, partililerden Hiranur Vakfı’nda ortaya çıkan, 6 yaşında bir çocuğun cinsel istismara uğraması ile ilgili skandalın gündemde tutulmasını istedi. Bu nedenle başörtüsü meselesini bu toplantıda görüşmeyeceklerini belirten Kılıçdaroğlu, “Bu konu şu anda aciliyeti olan bir konu değil. AK Parti’nin yaklaşımı iyi niyetli de değil. Bu yüzden meselenin hem hukuki hem de siyasi boyutlarını gündeme almamız gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Kılıçdaroğlu, parti hukukçularından da anayasa değişiklik teklifi ile ilgili bir rapor hazırlamalarını istedi. Raporda, teklifin anayasanın temel ilkelerinin yanı sıra temel hak ve özgürlüklerle ilgili anayasaya aykırılık içerip içermediği incelenecek. Birkaç gün içerisinde hazırlanması beklenen raporun, TBMM’deki bütçe görüşmelerinden sonra gündeme gelmesi bekleniyor. Rapor, önce MYK’da sonra da Parti Meclis’nde ele alınacak. CHP, bu kurullarda yapılacak toplantılarının ardından teklifle ilgili kararını verecek.

Teklifle ilgili değerlendirmelerde bulunan CHP’li üst düzey bir yetkili de, AK Parti’nin teklifinin her yönüyle ele alınması gerektiğini belirterek, bu konuda aceleci davranmak istemediklerini söyledi. İYİ Parti’nin “evet” kararı ile ilgili de, “aceleci davranıldı” ifadesini kullanan yetkili, “İYİ Parti, teklife ‘evet’ diyor. CHP ‘hayır’ derse bu masada sorun yaratmaz mı” sorusunu ise, “her şey olabilir” sözleriyle yanıtladı.

İyi Parti, 3,5 saat başörtüsünü tartıştı

Öte yandan İYİ Parti’nin Genel İdare Kurulu’nda da AK Parti’nin teklifinin geniş kapsamlı ele alındığı öğrenildi. Yaklaşık 4 saat süren toplantının 3,5 saatlik kısmı, teklifle ilgili tartışmalara ayrıldı. Genel Başkan Meral Akşener, GİK üyelerinin tamamının görüşünü dinledi.

İYİ Partililerin büyük çoğunluğunun başörtüsü konusunun CHP tarafından bu şekilde gündeme getirilmesinden duyduğu rahatsızlığı gündeme getirdiği de öğrenildi.

İYİ Partili üst düzey bir yetkili, “Biz bu meselenin siyaseten gündeme getirilmesinden rahatsızız ve kanunlarla, anayasa ile düzenlenmesinin de yanlış olduğunu düşünüyoruz. Bizce özgürlük alanları genişletilmeli” dedi. Aynı yetkili, “Ancak bir şekilde gündeme gelmiş bu meseleye de sırt çeviremeyiz. Çözümden yana tavrımızı da ortaya koyarız” ifadesini kullandı.

Paylaşın

“Erdoğan, Cemaatlere Elini Vermiş Kolunu Kurtaramaz Görünüyor”

“İsmailağa Cemaati daha çok Karadenizliler arasında örgütlü ve etkili. İsmailağa’yı da kızdırıp küstürmenin maliyeti çok ağır olabilir. Erdoğan’ı Kadına Şiddete Karşı İstanbul Sözleşmesinden çekilmesiyle sonuçlanan kampanyayı İsmailağa başlatmıştı. Erdoğan adeta bu cemaatlere elini vermiş kolunu kurtaramaz görünüyor.”

Gazeteci Murat Yetkin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Hiranur Vakfı kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in, kızı H.K.G’yi altı yaşındayken kendisinden 23 yaş büyük tarikat üyesi Kadir İstekli’yle ‘evlendirmesi’ ve çocuğun yıllarca cinsel istismara maruz bırakılmasına ilişkin olarak yaptığı açıklamayı değerlendirdi.

Yetkin, kişisel blogunda kaleme aldığı “Erdoğan artık ne İsmailağa ne Menzil’i kızdırmak ister” başlıklı köşe yazısında Cumhurbaşkanı’nın “Çocuk istismarı, insanlık dışı bir suçtur, sapkınlıktır! Hiçbir dine, ahlaka, geleneğe sığmaz, mazereti kabul edilemez. Bu suçu işleyen, göz yuman, sessiz kalan herkes hesap vermelidir. Sürecin ben de takipçisi olacağım. Adaletin tecelli edeceğine inanıyorum” şeklindeki açıklamasını paylaştı.

“Türkiye Cumhurbaşkanı ise bu insanlık dışı suçta bile denge kollamak peşinde” yorumunu yapan Yetkin, şu ifadeleri kullandı:

Erdoğan ve AK Parti yüzde 50+1 oy cenderesine iktidarı borçlu oldukları MHP lideri Devlet Bahçeli’nin destek şartlarından biri olarak katlanıyor.

İsmailağa Cemaati, İskenderpaşa ve Erenköy Cemaatleriyle birlikte Nakşibendiliğin İstanbul’daki üç örgütlenmesinden biri. İskenderpaşa bir süredir öne çıkmıyor. Çıkmasına da gerek yok zaten. 1960’lardan bu yana muhafazakâr siyasette yükselip ülke yönetiminde yer alan pek çok ismin yolu İskenderpaşa’dan geçmiştir.

Erenköy Cemaatinin zaten CHP’li Ekrem İmamoğlu’nun kazandığı 2019 İstanbul Büyükşehir Belediye seçimlerinden bu yana Erdoğan ve AK Partiyle netameli ilişkisi, son yaşanan BİM zincir marketler olayıyla ağır hasar almış durumda. Dahası, İsmailağa Cemaati daha çok Karadenizliler arasında örgütlü ve etkili. İsmailağa’yı da kızdırıp küstürmenin maliyeti çok ağır olabilir. Erdoğan’ı Kadına Şiddete Karşı İstanbul Sözleşmesinden çekilmesiyle sonuçlanan kampanyayı İsmailağa başlatmıştı.

Erdoğan adeta bu cemaatlere elini vermiş kolunu kurtaramaz görünüyor. Çoğul konuşmam benzeri bir durumun Doğu ve Güneydoğu’da örgütlü Nakşibendi kolu olan Menzil Cemaati için de geçerli olması. İrili ufaklı başkaları da var. Daha önce “Kıblemiz bir” diye diye Fethullahçı örgütlenmeyi devletin ve toplumun içinde benzer şekilde yükseltmişti Erdoğan. Sonucunu biliyoruz: 15 Temmuz 2016 kanlı kalkışması. Şimdi onlar gitti, yerini bu ve benzerleri aldı.

İnsanın aklına Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın 2020’de Hazine ve Maliye Bakanlığını bırakıp giderken söyledikleri geliyor: “At izi it izine karıştı. Allah sonumuzu hayretsin”.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Kılıçdaroğlu, Erdoğan’a Ateş Püskürdü: Ne Anlatıyorsun Sen?

Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın ‘çocuk istismarı’ açıklamasına, “Erdoğan ‘Çocuğun erken yaşta evlendirilmesi’ mi dedin sen? Ne evlendirilmesi, ne anlatıyorsun sen! 6 yaşında çocuk sistematik tecavüze uğradı, şürekan yıllarca sümenaltı etti. Yakalandın, hem de fena yakalandın…” sözleriyle tepki gösterdi.

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabine toplantısı sonrasında yaptığı açıklamada, İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı onursal başkanı Yusuf Ziya Gümüşel’in kızının 6 yaşında uğradığı istismara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Günümüz şartlarında 13 yaşında nişan 14 yaşında evlilik durumunu kabul edebilmemiz asla kabul etmemiz mümkün değildir. Hele hele daha küçük yaşta istismar faciasını kabul etmemiz mümkün değildir” ifadelerini kullandı.

İçişleri Bakanlığı tarafından yürütülen soruşturmanın ardından konunun yargıya intikal ettiğini, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının mağdur için avukat temin ederek, hukuki süreci yakından takip ettiğini belirten Erdoğan, “Ülkemizde çocuklara yönelik taciz, tecavüz, reşit yaşa ulaşmadan evlilik gibi hususlarda hassasiyetimizi kimseye sorgulatmayız” dedi. Erdoğan, muhalefetin yapılan çalışmaları “görmezden geldiğini” savundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu tartışmalarda gördüğümüz riyakarlıktan duyduğumuz rahatsızlığı ifade etmek istiyorum. Böyle bir meseleyi milletimizin inancı ve kurumlarıyla irtibatlandırmak ahlaki olmayan çarpıtmadır. Diyanet İşleri Başkanlığımızın en üst düzeyde dillendirdiği bu meseleyi dinimizle ilişkilendirmek art niyettir” şeklinde konuştu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın açıklamalarına tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

“Erdoğan ‘Çocuğun erken yaşta evlendirilmesi’ mi dedin sen? Ne evlendirilmesi, ne anlatıyorsun sen! 6 yaşında çocuk sistematik tecavüze uğradı, şürekan yıllarca sümenaltı etti. Yakalandın, hem de fena yakalandın…”

Paylaşın

Erdoğan’dan ‘İstismar’ Açıklaması: Dinimizle İlişkilendirmek Art Niyettir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı onursal başkanı Yusuf Ziya Gümüşel’in kızının 6 yaşında uğradığı istismara ilişkin yaptığı açıklamada, “Günümüz şartlarında 13 yaşında nişan 14 yaşında evlilik durumunu kabul edebilmemiz asla kabul etmemiz mümkün değildir. Hele hele daha küçük yaşta istismar faciasını kabul etmemiz mümkün değildir” dedi ve ekledi:

“İçişleri Bakanlığı tarafından yürütülen soruşturmanın ardından konunun yargıya intikal ettiğini, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının mağdur için avukat temin ederek, hukuki süreci yakından takip etmektedir.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabine toplantısı sonrasında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı onursal başkanı Yusuf Ziya Gümüşel’in kızının 6 yaşında uğradığı istismara ilişkin açıklamalarda bulunan Erdoğan, “Günümüz şartlarında 13 yaşında nişan 14 yaşında evlilik durumunu kabul edebilmemiz asla kabul etmemiz mümkün değildir. Hele hele daha küçük yaşta istismar faciasını kabul etmemiz mümkün değildir” ifadelerini kullandı.

İçişleri Bakanlığı tarafından yürütülen soruşturmanın ardından konunun yargıya intikal ettiğini, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının mağdur için avukat temin ederek, hukuki süreci yakından takip ettiğini belirten Erdoğan, “Ülkemizde çocuklara yönelik taciz, tecavüz, reşit yaşa ulaşmadan evlilik gibi hususlarda hassasiyetimizi kimseye sorgulatmayız” dedi. Erdoğan, muhalefetin yapılan çalışmaları “görmezden geldiğini” savundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu tartışmalarda gördüğümüz riyakarlıktan duyduğumuz rahatsızlığı ifade etmek istiyorum. Böyle bir meseleyi milletimizin inancı ve kurumlarıyla irtibatlandırmak ahlaki olmayan çarpıtmadır. Diyanet İşleri Başkanlığımızın en üst düzeyde dillendirdiği bu meseleyi dinimizle ilişkilendirmek art niyettir” şeklinde konuştu.

Başörtüsü teklifine destek çağrısı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin geçen hafta TBMM Başkanlığı’na sunduğu başörtüsü teklifi ile ilgili de açıklamalarda bulundu. Anayasa değişikliği teklifinin “başörtüsü özgürlüğünü teminat altına almayı, aile kurumunu güçlendirmeyi” amaçladığını belirten Erdoğan, “Herkesi bu teklifi desteklemeye çağırıyoruz. Demokrasiyi savunan herkesi başörtüsü anayasa değişiklik teklifini desteklemeye çağırıyoruz” dedi.

Enflasyon ve fahiş fiyat

Cumhurbaşkanı Erdoğan, enflasyon ve artan fiyatlar konusunda da açıklamalarda bulundu. Erdoğan, “Yıllık enflasyonun birkaç ay içinde yüzde 40’lı rakamlara ineceği ortada iken hâlâ etiketlerin başka hesaplarla belirlenmesi doğru değildir. Asgari ücret, memur ve emekli maaşları başta olmak üzere çalışanların refah seviyelerindeki gerilemeyi telafi etme yönündeki gayretlerimizin enflasyon maskesi arkasına sığınan haramzadeler tarafından akamete uğramasını izleyemeyiz” şeklinde konuştu.

“Enflasyonu hedeflediğimiz şekilde 2023 sonunda yüzde 20’ler seviyesine 2024’de tek haneli rakamlara düşürmek için ne gerekiyorsa yapmakta kararlıyız” diyen Erdoğan, “Açıkça söylüyorum herkes hesabını 2023’de yüzde 20’ler seviyesine göre yapsın. Aksi yönde hareket edenlerle biz hükümet olarak yetkimizi, milletimiz iradesini kullanarak gereken cevabı verecektir” dedi.

Erdoğan, ayrıca üniversite öğrencilerinin kredi ve burs miktarlarının lisansta 1250, yüksek lisansta 2500, doktorada 3750 liraya yükseltildiğini açıkladı. Erdoğan, Türkiye Aile Destek Programı kapsamında da bu ay 3 milyon haneye 3,8 milyar lira nakdi kaynak aktarımı yapacaklarını söyledi.

Paylaşın