Rusya, Erdoğan’ın ‘Üçlü Diplomatik Mekanizma’ Önerisinden Memnun

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Biz şu an itibarıyla Suriye-Türkiye-Rusya üçlü olarak bir adım atalım istiyoruz. Bunun için de önce istihbarat örgütlerimiz bir araya gelsin, ardından savunma bakanlarımız bir araya gelsin, daha sonra dışişleri bakanlarımız bir araya gelsin. Onların yaptığı görüşmelerden sonra da biz liderler olarak bir araya gelelim” açıklaması Rusya’da memnuniyetle karşıladı.

Erdoğan, Esad’la görüşme ihtimali ile ilgili bir soruya, “Siyasette ebedi olarak dargınlık, kırgınlık, küslük olmaz. Vakti, zamanı geldiği anda oturur, değerlendirir, ona göre de bir yenilemeyi yapabilirsiniz” yanıtını vermişti.

Rusya, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye, Rusya ve Suriye arasında üçlü bir diplomatik mekanizma kurulması önerisini memnuniyetle karşıladı.

Rus haber ajanı RIA Novosti, bir Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı’na dayandırdığı haberinde, sürecin sonunda üç ülkenin liderlerinin bir araya gelmesini de öngören mekanizmayla ilgili olarak, Suriye’nin tutumunun ise henüz bilinmediğini bildirdi.

RIA Novosti, Rusya ve Suriye yetkililerinin konuyla ilgili olarak temas halinde olduğunu kaydetti.

Türkmenistan gezisi sonrası dün uçakta gazetecilerin soruların yanıtlayan “Biz şu an itibarıyla Suriye-Türkiye-Rusya üçlü olarak bir adım atalım istiyoruz. Bunun için de önce istihbarat örgütlerimiz bir araya gelsin, ardından savunma bakanlarımız bir araya gelsin, daha sonra dışişleri bakanlarımız bir araya gelsin. Onların yaptığı görüşmelerden sonra da biz liderler olarak bir araya gelelim” demişti.

Önerisini Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e ilettiğini ve “Putin’in de teklifine olumlu baktığını” belirten Erdoğan, “Böylece bir dizi görüşmeler zincirini başlatmış olacağız” ifadelerini kullanmıştı.

Erdoğan, Endonezya’daki G-20 Zirvesi sonrası Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’la görüşme ihtimali ile ilgili bir soruya, “Siyasette ebedi olarak dargınlık, kırgınlık, küslük olmaz. Vakti, zamanı geldiği anda oturur, değerlendirir, ona göre de bir yenilemeyi yapabilirsiniz” yanıtını vermişti.

Reuters haber ajansına konuşan Suriye kaynakları ise Esad’ın Erdoğan’la görüşmek istemediğini söylemişti.

Bir kaynak “Neden Erdoğan’a bir zafer hediye edilsin ki? Seçimden önce yakınlaşma olmaz” demiş, Suriye’nin dışişleri bakanları düzeyinde görüşülmesi teklifini de reddettiğini belirtmişti.

Reuters’ın konuştuğu bir Suriyeli diplomat “Somut bir adım olmadıkça böylesi bir görüşmeyi anlamsız buluyoruz. Talep edilen somut adım ise Türk askerlerinin ülkeden çekilmesi” demişti.

13 Kasım’da İstanbul’da İstiklal Caddesi’nde düzenlenen ve 6 kişinin öldüğü saldırıdan PKK/PYD/YPG’yi sorumlu tutan Türkiye, Suriye’nin kuzeyinde yeni bir kara harekatı düzenlemek için Rusya ve ABD’yle temaslarını sürdürüyor.

PKK ve YPG saldırılarıyla ilişkileri olmadığını açıklamış, saldırıyı üstlenen olmamıştı. Ankara, Suriye’nin kuzeyinde geniş bir alanı yöneten Demokratik Birlik Partisi’ni (PYD), “PKK’nın uzantısı” olarak görüyor ve “terör örgütü” olarak nitelendiriyor.

Kürt Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) omurgasını oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ise Türkiye’yi, İstiklal Caddesi’ndeki saldırıyı “uzun zamandır planladığı sınır ötesi harekât için bahane olarak kullanmakla” suçluyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Başörtüsü Teklifi: HDP’den ‘Referandum’ Ayarı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) henüz başörtüsü teklifiyle ilgili tutumunu netleştirmiş değil. Parti kaynakları teklifle ilgili alınacak tutuma dair farklı görüşler olduğunu, bunların yetkili kurullarda tartışılacağını belirtirken, “Net olduğumuz konu teklifin referanduma gitmesine izin vermeyecek bir tutum almak olacak” dedi.

Temel hakların referanduma sunulamayacağını söyleyen HDP’li yetkililer, bu konuda Altılı Masa’nın alacağı ortak tutumun da önemli olacağına işaret etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkmenistan ziyareti dönüşü AK Parti’nin Meclis’e sunduğu Anayasa değişiklik teklifine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Başörtüsü teklifinin Meclis’ten geçmesi konusunda olumlu gelişmeler beklediğini söyleyen Erdoğan, “Olay 336 imzayla gitti ama Meclis’te başta İYİ Parti olmak üzere buraya destekler gelecek diye düşünüyorum. Eğer HDP’den destek gelirse, buna da şaşmayın. Oradan da yeşil ışıklar yanıyor” dedi.

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar’ın aktardığına göre, Erdoğan’ın “yeşil ışıklar yanıyor” açıklamasına karşın HDP henüz teklifle ilgili tutumunu netleştirmiş değil. Parti kaynakları teklifle ilgili alınacak tutuma dair farklı görüşler olduğunu, bunların yetkili kurullarda tartışılacağını belirtirken, “Net olduğumuz konu teklifin referanduma gitmesine izin vermeyecek bir tutum almak olacak” dedi. Temel hakların referanduma sunulamayacağını söyleyen HDP’li yetkililer, bu konuda Altılı Masa’nın alacağı ortak tutumun da önemli olacağına işaret etti.

HDP’de farklı görüşler hakim

Başörtüsü teklifine dair HDP içinde farklı görüşler var. Partinin bazı temsilcileri, başörtüsü düzenlemesinin özgürlüklerle ilgili olması ve referandum ihtimalini beraberinde getirmesi sebebiyle desteklenmesi gerektiği görüşünde. Ancak bazı parti yöneticileri, özellikle de kadın yönetici ve milletvekilleri ilkesel olarak reddedilmesi gerektiğini düşünüyor. Kadın yönetici ve milletvekilleri, Anayasa teklifinin kabulü halinde LGBTİ+’ların haklarının ihlal edileceğini düşünüyor ve bu sebeple teklifin tümüne ilkesel olarak karşı çıkılması gerektiğini savunuyor.

HDP, kararını Eş Genel Başkanlar Pervin Buldan ve Mithat Sancar’ın Grup Yönetimi ve partinin kurullarıyla yapacağı değerlendirmelerin ardından verecek. Kararın bu hafta şekillenmesi bekleniyor.

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu Kararı ‘Altılı Masa’nın Seçim Planlarını Nasıl Etkiler?

“CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanlığı adaylığından vazgeçmiş değil” ifadelerini kullanan Prof. Dr. Tanju Tosun, “‘Öncelikle aday konusu Altılı Masa’ya bağlı, ısrarla buradan çıkacağının altını çiziyorlar. Kemal Beyin adaylık konusunda istekli olduğunu ve son açıklamalarıyla da sürecin olağan akışında devam edeceğini anlıyoruz” dedi ve ekledi:

“Muhtemel ocak sonuna doğru aday açıklanacak. Benim anladığım kadarıyla Kemal Bey aday olma konusunda aynı noktada. Ama Meral Hanımın tavrı çok önemli, eğer Ekrem Bey yönünde bir ısrarı olursa Kemal bey bu noktada geri adım atar. Böyle bir senaryo Altılı Masa’nın elini güçlendirir, ve AKP’nin de başından beri kurduğu oyunda elini zayıflatır.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’na, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) başkanı ve üyelerine hakaret ettiği gerekçesiyle 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ve siyasi yasak kararıyla birlikte Altılı Masa’nın cumhurbaşkanı adayının kim olacağı bir kez daha gündemin en sıcak başlığı oldu.

Bir yandan İmamoğlu’na verilen cezanın hukuki ve siyasi yansımaları tartışılırken bir yandan da muhalefetin İmamoğlu’nda karar kılarak, yakalanan bu ivmenin sürdürülmesi gerektiğine dair yorumlar yapılıyor. Farklı düşünenler de var…

Optimar Araştırma’nın sahibi Hilmi Daşdemir’e göre tüm bu olup bitene bakarak Altılı Masa’nın adayı İmamoğlu’dur denilemez.

Fakat düne göre elinin daha da güçlendiği ve yargılamanın İmamoğlu lehine bir katkısı olduğu kanaatinde Daşdemir.

”Her ne kadar İmamoğlu genel başkanı için zaman zaman destek açıklamaları yapsa da ben hiç bir zaman da oyunun dışında kaldığını düşünmedim. Yargılama süreci hukuki bir süreç, ‘ahmak’ sözünün hakaret olduğunu söyleyenler ve söylemeyenler var ama ben daha çok toplumsal boyutu ile ilgili konuşabilirim. Buradan bakınca siyasi anlamda bir rantı var bu durumun. Dolayısıyla bu yargılamanın İmamoğlu lehine bir katkısı oldu elbette.”

Hilmi Daşdemir halihazırda yargılama süreci devam ederken, İmamoğlu hakkında verilen cezanın onanmış olarak kabul edilmesinin hükümete dair oluşturulan algı ile alakalı olduğu düşüncesinde.

”Hükümet müdahale etmiş olarak algılanıyor… Fakat siyasi olarak bir mağduriyet üzerinden bu durumun İmamoğlu’na bir faydası olur mu bilinmez. Çünkü her zaman da bu mağduriyet hikayeleri tutmaz. Toplumun nasıl algıladığına çok bağlıdır bu… Fakat Sayın Erdoğan ve Sayın İmamoğlu hakkındaki kararların benzer olduğuna dair yorumlar var, buna da katılmıyorum. Erdoğan bir şiir okuyarak fikirlerini ifade etmeye çalıştığı için ceza aldı, İmamoğlu ise bir hakaret davasına maruz kalarak ceza aldı ki bu ceza daha onanmadı. Karara göre bir değerlendirme yapılmalı ancak iki konu birbirinden bağımsız.”

İmamoğlu’nun olası adaylığı karşısında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın nasıl bir siyaset izleyeceği de merak konusu.

Hilmi Daşdemir’e göre Erdoğan, İmamoğlu’nun şimdiye kadar belediye başkanlığı döneminde yapmış olduğu hizmetlere bakacak. Bununla birlikte, Erdoğan ‘dış politika, Cumhuriyet ve AK Parti döneminde yapılan yatırımların mukayesesi ve de İmamoğlu’nun yetersizliği’ tezi üzerinden bir siyaset izleyecek…

”Olur da İmamoğlu Altılı Masa’nın adayı olursa, Sayın Erdoğan İmamoğlu’nun belediye hizmetlerine bakacaktır. Başkanlığı döneminden beri yaptığı yatırımlar ve toplu taşıma hizmetlerinde ciddi aksama var, kamuoyunun da gündeminde bu durum. Bir yıl öncesine yaptığımız kamuoyu araştırmalarında İmamoğlu’na verilen destek on puan kadar düşmüş durumdaydı. Bence bu faaliyetler ve hizmetler denetlenecek, gözardı edilmeyecek.”

Ayrıca İmamoğlu’nın 23 Haziran sonrasında Cumhurbaşkanı gibi hareket etmesi ve bunun üzerinden bir kurgu yapılması ciddi anlamda ayağını yerden kesti ve iletişim kazalarına neden oldu. Bu iletişim kazalarına yenileri de eklenebilir… Böyle bakıldığında Sayın Erdoğan belediye faaliyetleri, dış politika, Cumhuriyet ve AK Parti döneminde yapılan yatırımların mukayesi üzerinden bir değerlendirme yapacak… Ve İmamoğlu’nun yetersizliği üzerinden bir siyaset izleyecek.”

”Kemal Kılıçdaroğlu aday olmak istiyor fakat Meral Akşener’in tavrı çok önemli”

Ege Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tanju Tosun’a göre, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanlığı adaylığından vazgeçmiş değil.

Fakat bu noktada da İYİ Parti lideri Meral Akşener’in tutumunun belirleyici olacağını söylüyor.

”Öncelikle aday konusu Altılı Masa’ya bağlı, ısrarla buradan çıkacağının altını çiziyorlar. Kemal Beyin adaylık konusunda istekli olduğunu ve son açıklamalarıyla da sürecin olağan akışında devam edeceğini anlıyoruz. Muhtemel ocak sonuna doğru aday açıklanacak. Benim anladığım kadarıyla Kemal Bey aday olma konusunda aynı noktada. Ama Meral Hanımın tavrı çok önemli, eğer Ekrem Bey yönünde bir ısrarı olursa Kemal bey bu noktada geri adım atar. Böyle bir senaryo Altılı Masa’nın elini güçlendirir, ve AKP’nin de başından beri kurduğu oyunda elini zayıflatır.”

Prof. Dr. Tanju Tosun Yargıtay’ın, İmamoğlu hakkındaki kararı onaması halinde oluşan mağduriyetin Altılı Masa’nın elini güçlendireceği kanısında.

Prof. Dr. Tosun, Ekrem İmamoğlu’nun yasaklı hale gelmesi durumunda ise Meral Akşener’in aday belirleme sürecinde etkin rolü olacağını ifade ediyor.

”Belki Yargıtay kararı onarsa Ekrem Bey siyasetin dışında kalır, aday yapılmaz. Ama özellikle buradaki mağduriyet Altılı Masa’nın adayının seçmen nezdinde milli irade adına__meşruiyetinin__artmasına katkı yapar. Eğer İmamoğlu yasaklı hale gelirse bu kez Sayın Kemal Kılıçdaroğlu mu yoksa Sayın Mansur Yavaş üzerinde mi durulur. Burada Meral Hanımın özellikle belirleyeci rol oynayacağı kanaatindeyim. Mansur Yavaş, hala bu denklemin içinde, edindiğimiz izlenim ve kamuoyu araştırması bunu gösteriyor. İYİ Parti teşkilatında Mnasur Beyin adaylığı öne çıkıyor.”

Ekrem İmamoğlu verilen cezanın hukuki sürecinin hızlandırılacağını da düşünmüyor Prof. Dr. Tanju Tosun. Çünkü aksi durumun bumerang etkisi yaratacağını söylüyor.

”Aday gösterildiği takdirde sürecin hızlandırılacağını düşünmüyorum, bu bumerang etkisi yaratır. Milli irade üzerinden meşruiyet arayan bir hareketin, bizahiti bu iradenin meşruiyeti konusunda atacağı adımlar, Altılı Masa’nın seçmen nezdinde daha fazla itibar kazanmasına yol açar. Seçmen ne yapılmak istendiğini görür, eski siyasilere yasak getirildiğinde iktidara gelen isimler var. Halk asla bu müdahalalere olumlu bakmıyor.”

”Erdoğan’ın karşısında bu haliyle yarışacak olan İmamoğlu, ceza almamış bir İmamoğlu’ndan çok daha güçlü”

Siyaset Bilimci ve istanpolinst Genel Direktörü Seren Selvi Korkmaz’a göre ise İmamoğlu Saraçhane’ye bu çağrıyı yaparak ve de yanına Akşener’i alarak altı lideri etrafında topladı.

Korkmaz, İmamoğlu’nun kendisine dair soru işaretleri olanları bile tarafına çekmeyi başardığına dikkat çekiyor.

”İmamoğlu Saraçhane’ye bu çağrıyı yaparak, yanına da Akşener’i alarak altı lideri etrafında topladı. Bu da oyun değiştirici olduğunu ve toplumun desteğini aldığını gösterdi. İmamoğlu’na dair soru işaretleri olanlar bile bugün çok farklı düşünüyor. Öte yandan daha önceleri yaptığımız araştırmalarda iktidar seçmeni yerel seçimlerdeki adaletsizliğe vurgu yapmıştı. O yüzden baktığınızda Erdoğan’ın karşısında bu haliyle yarışacak olan İmamoğlu, ceza almamış bir İmamoğlu’ndan çok daha güçlü.”

Bu tablodan sonra İmamoğlu’nun adaylığının güçlendiğini fakat yine de Cumhurbaşkanı adayının kim olacağına dair son kararın Kemal Kılıçdaroğlu’na ait olduğunun altını çiziyor Siyaset Bilimci Korkmaz.

Siyaset Bilimci ve istanpolinst Genel Direktörü Seren Selvi Korkmaz her ne kadar daha önce Altılı Masa liderlerinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığında bir uzlaşı olsa da İmamoğlu etrafında oluşan havanın masadaki liderleri de etkileyebileceği görüşünde.

”Bu saatten sonra İmamoğlu’nun adaylığı Kılıçdaroğlu’na bağlı. Ama özellikle bu süreçte İmamoğlu’nun açıkçası adaylığının daha da kuvvetleneceğini düşünüyorum. Altılı Masa’daki liderlerde de fikir değişikliği olmuş olabilir. Çünkü daha önce Kılıçdaroğlu’nda bir konsodilasyon vardı ama İYİ Parti’nin fikir değişikliğini gözlemleyebiliyorduk. Ama bu atmosferin diğer liderlerini etkileyeceğini düşünüyorum.”

Paylaşın

ABD’den Türkiye’ye ‘Rusya Yaptırımları’ Uyarısı

Yaptırımlar konusunda Türkiye’den beklentiler ve Ankara ile Moskova arasındaki ilişkiler hakkında da değerlendirmelerde bulunan ABD’nin Yaptırım Koordinatörü O’Brian, hem Türk Hükümeti, hem de Türk özel sektörüne, yaptırımlara uyulmasını beklentisini “çok açık bir şekilde aktardıklarını” açıkladı, Türk özel sektörünün bu konuda çok net olduğunu ve büyük ölçüde de yaptırımlara uyduklarını gözlemlediklerini kaydetti.

Türkiye’yi “önemli bir partner” olarak nitelendiren ve “her zaman olduğu gibi bu konuda da çok açık ve samimi görüş alışverişinde bulunduklarını” anlatan O’Brian, ABD’nin yaptırımlar konusunda politikasının net olduğunu, Türk tarafına da “çıkarlarımız gerektirdiği takdirde yaptırım uygularız” mesajını verdiklerini vurguladı.

Önümüzdeki aylarda Türkiye’den bazı beklentileri olduğunu aktaran James O’Brian, “Yaptırımlara uyulduğunu görmek için hem Türk makamları hem özel sektörü ile çok yakın angajmanımızı sürdüreceğiz. Eğer yaptırımlara uyulmadığı tespit edilirse aksiyon alınacak” dedi.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Yaptırım Koordinatörü Büyükelçi James O’Brien, Türkiye’nin Rusya’ya yaptırım kararlarına uymasını beklediklerini, bunların delinmesine destek verilmesi durumunda, yaptırım adımları ya da ihlali durduracak başka adımları atabileceklerini söyledi.

O’Brian, uluslararası basın kuruluşlarından gazetecilere, Rusya’ya yaptırımlarla ilgili son gelişmeler hakkında bilgi verdi, ardından soruları cevapladı.

DW Türkçe’den Değer Akal’ın aktardığına göre, ABD’nin Ukrayna’da sivil altyapıyı hedef alan Rusya’ya yönelik bugün çok kapsamlı yeni yaptırımlar açıkladığını anlatan büyükelçi, uygulanan yaptırımlardan sonuç aldıklarını vurguladı.

Rusya’nın askeri malzeme, mühimmat yapımı ve tedariğinde zora girdiğini, savaş alanında gücünü yitirmekte olduğunu söyleyen O’Brian, mali yaptırımlar nedeniyle de finansal sorunlar yaşamaya başladığını, ayrıca 900 bin Rus vatandaşının savaş nedeniyle ülkelerinden kaçtığını söyledi.

ABD’nin Yaptırım Koordinatörü O’Brian, yaptırımlar konusunda Türkiye’den beklentiler ve Ankara ile Moskova arasındaki ilişkiler hakkında da değerlendirmelerde bulundu.

Ankara’ya hem övgü hem uyarı

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısıyla başlayan savaşta Türkiye’nin çok farklı konularda, çok önemli roller üstlendiğine vurgu yapan O’Brian, Türkiye’nin silahlı insansız hava araçları ile Ukrayna’ya sağladığı desteği övdü, “Bunlar muharebe meydanında büyük önem taşıdı” dedi.

ABD’nin yaptırım koordinatörü, Türkiye’nin aynı zamanda Birleşmiş Milletler’in Karadeniz Tahıl İnisyatifi’nin de bir nevi sponsorluğunu ve arabuluculuğunu üstlendiğine dikkat çekerek, “Dolayısıyla Türkiye’nin bu ihtilafta hem insani hem de askeri bakımdan üstlendiği rol büyük önem taşımıştır” ifadelerini kullandı.

Bununla birlikte O’Brian, hem Türk Hükümeti, hem de Türk özel sektörüne, yaptırımlara uyulmasını beklentisini “çok açık bir şekilde aktardıklarını” açıkladı, Türk özel sektörünün bu konuda çok net olduğunu ve büyük ölçüde de yaptırımlara uyduklarını gözlemlediklerini kaydetti.

“Uyulmazsa aksiyon alırız”

Türkiye’yi “önemli bir partner” olarak nitelendiren ve “her zaman olduğu gibi bu konuda da çok açık ve samimi görüş alışverişinde bulunduklarını” anlatan O’Brian, ABD’nin yaptırımlar konusunda politikasının net olduğunu, Türk tarafına da “çıkarlarımız gerektirdiği takdirde yaptırım uygularız” mesajını verdiklerini vurguladı.

Önümüzdeki aylarda Türkiye’den bazı beklentileri olduğunu aktaran James O’Brian, “Yaptırımlara uyulduğunu görmek için hem Türk makamları hem özel sektörü ile çok yakın angajmanımızı sürdüreceğiz. Eğer yaptırımlara uyulmadığı tespit edilirse aksiyon alınacak” dedi.

O’Brian bu aksiyonun ne olabileceğine de açıklık getirdi. Yaptırımların delinmesine yol açan materyallerin temini nedeniyle ikincil yaptırım kararlarının alınabileceğini söyleyen ABD’li koordinatör, ayrıca “ihlali durduracak başka adımların atılmasının da seçenekler arasında bulunduğunu” dile getirdi.

ABD petrol tavan fiyatına da uyum bekliyor

ABD’li büyükelçi, G7’nin Rus petrolüne tavan fiyat uygulaması konusunda Türkiye’den beklentilerini de anlattı.

O’Brian, “Beklentimiz Rus petrolünün en büyük alıcıları olan Çin, Hindistan ve Türkiye’nin kendileri için çok iyi bir fiyat pazarlığı yapmaları, böylelikle fiyatların tavan fiyatının altında olmasını sağlamaları. Böylelikle resmi olarak tavan fiyat koalisyonunda yer almasalar da, yaptırımlara uymuş olacaklar” diye konuştu.

ABD, Erdoğan ve Putin’in projesi için ne diyor?

O’Brian, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, ikili ekonomik ilişkilerini geliştirme, Türkiye’yi doğalgaz üssü haline dönüştürme planlarını da değerlendirdi.

ABD’li yetkili, Rusya’nın Ukrayna’da başlattığı savaşı için kaynak arayışını yakından takip edeceklerini, yaptırımlarını bu girişimlere uyarlayacaklarına işaret etti.

O’Brian, “Bu Türkiye ile istişarelerin süreceği ve Türkiye’nin Rusya ile angajmanını sürdürme planlarında değişikliğe gitmek durumunda kalabileceği anlamına geliyor” diye konuştu.

AB de bu hafta Ankara’ya çağrı yaptı

Bu arada Avrupa Birliği (AB) de bu hafta Genel İşler Konseyi’nde kabul edilen kararda Türkiye’ye Rusya’ya uygulanan yaptırımlara uyma çağrısı yaptı.

Kararda, Türkiye’nin Ukrayna tahılının ihracatını kolaylaştırmada oynadığı yapıcı rolün Konsey tarafından “takdir edildiği” vurgulanırken, “Ancak Konsey, AB’nin Rusya’ya yönelik yaptırımlarına Türkiye’nin uyum sağlamamasını derin üzüntüyle karşılamaktadır” ifadelerine yer verildi.

Konsey kararında, Türkiye’nin AB’nin dış politika pozisyonlarına uyum sağlamasının, yaptırımlara katılmasının ilişkilerdeki “en yüksek öncelikli konu” olduğunun altı çizildi.

AB üyeleri, Ukrayna’ya karşı savaş açması nedeniyle Rusya’ya uygulanan yaptırımların ve kısıtlayıcı tedbirlerin delinmemesi gerektiğinin altını çizerken, şu çağrıyı yaptılar:

“Bu bağlamda Konsey, Türkiye’nin, özellikle çift kullanımlı ürünler de dâhil olmak üzere, mallar konusunda söz konusu olan Gümrük Birliği içindeki serbest dolaşımı da dikkate alarak, söz konusu kısıtlayıcı tedbirlere tam olarak riayet etmesini beklemektedir.”

Ankara: Yaptırımların ihlaline müsaade edilmeyecek

Türkiye Dışişleri Bakanlığı ise AB’nin bu kararları hakkında yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye’nin yaptırımlara taraf olmamakla birlikte yaptırımların ihlaline müsaade edilmeyeceği yönündeki kararlı tutumunun dikkate alınmamasının “kasıtlı bir yaklaşım” olarak görüldüğü belirtildi.

Açıklamada, “Ülkemizin Rusya’yla ticari ve ekonomik ilişkileri, yaptırımları etkisiz kılacak bir mahiyete sahip olmadığı gibi Rusya’yla diyaloğumuzun sürdürülmesinin, Tahıl Anlaşması ve esir değişimi örneklerinde görüldüğü üzere savaşın olumsuz etkilerinin asgari düzeyde tutulması bakımından da önem arz ettiği açıktır” ifadelerine yer verildi.

Erdoğan’dan Borrell’e sert tepki

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in Avrupa Parlamentosu’na gönderdiği bir yazı geçen hafta Alman medyasında yayımlanmıştı.

Haberlerde Borrell’in, Rusya’ya uygulanan yaptırımların Türkiye üzerinden delinebileceği endişesini dile getirdiği belirtilmişti.

Türkiye’nin AB’nin Rusya’ya karşı yaptırımlarına katılmaması, aksine Rusya ile ekonomik ilişkilerini geliştirme adımları atmasından rahatsızlık duyulduğu aktarılmıştı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkmenistan ziyareti dönüşünde gazetecilere yaptığı açıklamada Borrell’e sert çıktı.

“Borrell’i muhatap olarak almıyorum. O, olsa olsa Mevlüt Bey’in muhatabı olabilir” diyen Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Yaptığı açıklama hiç şık değil. Yani bir defa bizim Rusya’yla ilişkilerimizi Borrell tayin, tanzim edemez. O bu konularda böyle bir karar verecek ne kalitededir ne kapasitededir. Çok çirkin bir açıklama. Sen nasıl olur da kalkarsın bizim Rusya’yla ilişkilerimizi yaptırımlar içerisinde değerlendirirsin.”

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu Kararı: İktidar Ne Yapmaya Çalışıyor?

Muhalefet partileri İmamoğlu’na verilen cezayı iktidarın ve hatta Cumhur İttifakı ortağı MHP’nin Altılı Masa’ya kurduğu yeni bir tuzak olarak görmekte. Bir muhalefet partisinin üst düzey yetkilisine göre iktidar İstinaf ve Yargıtay süreçlerini son ana kadar “Demokles’in kılıcı” gibi bekletmeye devam edebilir.

Bununla da amaçlananın Altılı Masa’nın ortak aday belirleme sürecini etkilemeye çalışmak ve araya “fitne sokmak” olduğu düşünülüyor.

Buna karşı koymak için “egoların geri çekilmesi ve Altılı Masa’nın kenetlenmesinin” gerektiğini söyleyen aynı yetkili, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin AK Parti için kamuoyunda bilinenden çok daha büyük bir rant kapısı olduğunu belirterek, seçim öncesinde bu gelir kaynağını geri almanın onlar için büyük kazanç olacağına işaret ediyor.

“Her şey limbo”

Dışişleri Bakanlığı eski Müsteşarlarından, tecrübeli diplomat Büyükelçi Uğur Ziyal’in Bakanlık önünde saatlerce bekleyen diplomasi muhabirlerine ABD ile 2003’teki tezkere görüşmelerine ilişkin sarf ettiği bu sözler bugünlerde iç siyasetteki durumu da yansıtıyor.

“Her şey limbo” sözü belirsiz ve kesinliğe kavuşmamış durumlar için kullanılıyor.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun aldığı hapis cezasının ardından siyaset kulislerinde sayısız senaryo konuşulur ve soru işaretlerine yanıt aranırken, Altılı Masa’nın ortak adayının kim olacağı konusunun da bu sözün yansıttığı gibi bir süre daha belirsiz kalmaya devam etmesi bekleniyor.

İktidar ne yapmaya çalışıyor?

Muhalefet partileri İmamoğlu’na verilen cezayı iktidarın ve hatta Cumhur İttifakı ortağı MHP’nin Altılı Masa’ya kurduğu yeni bir tuzak olarak görmekte.

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in aktardığına göre, bir muhalefet partisinin üst düzey yetkilisine göre iktidar İstinaf ve Yargıtay süreçlerini son ana kadar “Demokles’in kılıcı” gibi bekletmeye devam edebilir. Bununla da amaçlananın Altılı Masa’nın ortak aday belirleme sürecini etkilemeye çalışmak ve araya “fitne sokmak” olduğu düşünülüyor.

Buna karşı koymak için “egoların geri çekilmesi ve Altılı Masa’nın kenetlenmesinin” gerektiğini söyleyen aynı yetkili, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin AK Parti için kamuoyunda bilinenden çok daha büyük bir rant kapısı olduğunu belirterek, seçim öncesinde bu gelir kaynağını geri almanın onlar için büyük kazanç olacağına işaret ediyor.

Muhalefet partilerinden bir başka isim ise cezanın amacını “Altılı Masa’yı hamle yapamaz hale getirmek, kriz yaratmak ve adaylık tartışmalarıyla bağlamak” olarak gördüğünü söylüyor.

Bu arada AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Sözcüsü Ömer Çelik, dün yaptığı açıklamada kendilerine yönelik suçlamaları reddederek, “Muhalefetin henüz kesinleşmemiş yargı sürecini tartışırken komplolar üretmesi ve bununla Cumhurbaşkanımızı ve AK Partimizi yan yana getirmeye çalışması tam bir istismar siyasetidir. Biz millet iradesinden başka siyasi güç tanımayanların partisiyiz” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise ceza ile ilgili yargı sürecinin tamamlanmadığını ve herkesin yargı kararlarına saygı duyması gerektiğini belirterek, cezanın verildiği akşam Saraçhane’de yapılan mitingin aslında Kılıçdaroğlu’na yönelik düzenlenen bir kumpas olduğunu ileri sürdü.

Bu arada duruşmanın olduğu gün Kılıçdaroğlu’nun Almanya’ya gitmesi ise Ankara’da siyaset kulislerinde konuşulmaya devam ediliyor. İmamoğlu ile ilgili kararın açıklanacağının ve büyük ihtimalle ceza geleceğinin daha önceden tahmin edilen bir durum olduğunu söyleyen bir siyasetçi, buna rağmen Almanya ziyaretinin aynı güne denk getirilmesinin Kılıçdaroğlu’nun çevresini gözden geçirmesi gerektirdiğini gösterdiğini belirtiyor.

“İstanbul Erdoğan’ın aşkıydı”

Muhalefete göre bu son karar İstanbul’u yerel seçimde iktidarın elinden alan ekibin cezalandırılmaya devam edilmesinin yeni bir adımı oldu.

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ile ilgili yargı sürecinin ardından İmamoğlu hakkında bu kararın çıkmasını iktidara İstanbul’u kaybettiren iki kişinin cezalandırılması olarak okuyan ve Erdoğan’ı iyi tanıyan muhalefetten bir siyasetçi, “İstanbul Erdoğan’ın hayatıydı, aşkıydı, her şeyiydi. Aklı hala 31 Mart’ta” yorumu yapıyor.

Erdoğan’ın ayrıca Cumhurbaşkanlığı seçimine giderken İstanbul gibi büyük bir metropolde CHP’li bir belediye başkanının bulunmaması gerektiğini düşünmüş olabileceğini savunan aynı siyasetçi, AK Partili bir belediye başkanı ile İBB’nin imkanlarının seçim için sonuna kadar kullanılmasının hedeflendiğini de belirtiyor.

İmamoğlu aday gösterilebilir mi?

İmamoğlu ile ilgili cezanın ardından en çok konuşulan konulardan birisi de ortak aday olup olamayacağı.

İstanbul Belediye Başkanı şimdiye kadar yapılan anketlerde güçlü bir aday profili olarak öne çıksa da yargı süreci makul bir süre içinde lehine tamamlanmadığı sürece aday olamayacağı hususu muhalefet partilerinde ağır basıyor. Altılı Masa’nın hukuk kurmaylarının buna ilişkin senaryoları çalıştığı belirtiliyor.

Altılı Masa’da İYİ Parti dışındaki partilerin genel eğilimi İmamoğlu’nun aday gösterilmesi ve seçim öncesinde cezasının kesinleşmesi durumunda masayla ilgili şimdiye kadar kat edilen yolun ve seçimin tehlikeye girebileceği yönünde. Parti liderlerinin İmamoğlu’nun adaylığının düşmesi durumunda ikinci bir isim olmayı ve bir çeşit “yedek aday” gibi algılanmayı istemeyecekleri de konuşuluyor.

Bu nedenle İmamoğlu’nun adaylığının artık hem hukuki hem de siyasi açılardan artık söz konusu olamayacağını söyleyenler var. Ancak bu konu liderler arasında henüz ele alınmış değil ve ortada net bir karar yok.

İYİ Parti’nin tutumu ne olacak?

İYİ Parti ise masanın diğer üyelerine kıyasla İmamoğlu’nun adaylığına eskiden beri en yakın duran partiydi ve bu İYİ Parti lideri Meral Akşener’in konuşmalarına ve ilk akşamdan itibaren verdiği desteğe de yansımış durumda.

Akşener’in dünkü miting sırasında boynundaki atkıyı İmamoğlu’nu vererek konuşması sırasında yanında durmasını istemesi dikkatleri çekmişti. Akşener, “Artık 16 milyon İstanbullunun dışında 85 milyon Türkiye’nin de senin yanında olduğunu burada Saraçhane’den görüyoruz” demişti.

Altılı Masa’da aday konusu ile ilgili kriz çıkması beklenmezken, İYİ Parti İmamoğlu ile ilgili kararın istinafta bozulması durumunda adaylığının yeniden devreye girebileceğini düşünüyor.

İmamoğlu ise dünkü Saraçhane mitinginde “Altılı masanın en çalışkan neferi olacağım. Altı genel başkana hepinizin huzurunda söz veriyorum” diye konuşmuştu.

Paylaşın

‘Altılı Masa’dan Saraçhane’de Gövde Gösterisi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti (DP), Gelecek Partisi ve Demokrasi Ve Atılım (DEVA) Partisi’nden oluşan Altılı Masa, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yargılandığı davada çıkan sürpriz hapis cezası kararının ardından Saraçhane’de gövde gösterisi yaptı. 

Haber Merkezi / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve Demokrat Parti Başkanı Gültekin Uysal’ın katıldığı mitingde Saadet Partisi’ni İstanbul İl Başkanı Ömer Faruk Yazıcı temsil etti.

“Millet, iradesine sahip çıkıyor” sloganı altında düzenlenen etkinlikte ilk olarak sahneye çıkan İmamoğlu, 2019 seçimlerinde İBB için kullanılan oyların geçersiz sayıldığını hatırlatarak “Tertemiz, helal oyunuzu iptal ettiler. Seçimi yenilediler. Onlar sizin seçtiğiniz belediye başkanını görevden alıp hapsetmek için mahkemeden karar çıkarttılar. Baktılar mahkemenin hâkimi istedikleri gibi karar vermeyecek onu sürüp başka bir hakimle karar çıkarttılar. Bu ülkeyi yönetenlerin sizinle ne dertleri, ne alıp veremedikleri var?” sorusunu yöneltti.

“Bunlar hasta, çok hasta. Bunlar milletin iradesine karşı alerjisi olan insanlar” diyen İmamoğlu, “Kim olursa olsun, hangi partiden olursa olsun halkın oylarıyla seçilmiş bir yöneticiyi haksız, hukuksuz biçimde görevden almak haddini bilmemektir” dedi.

Altılı masanın en çalışkan neferi olacağı sözü veren İmamoğlu, “Ben ortak aklın iradesine inanıyorum. Toplumun barış içinde, ortak bir geleceği inşa edeceğine inanıyorum. Onların dikte ettirdiği yok hükmündeki kararlardan asla korkmuyorum. Birlikte bu karanlık günleri aşacağız. Asla üzülmeyeceğiz. Asla öfkeye kapılmayacağız. Ama hep birlikte kararlı olacağız. Bu dava bana açılmış bir dava değil. Bu dava ülke davası. Bu dava adalet davası. Bu dava eşitlik davası!” diye konuştu.

İmamoğlu, konuşmasını “2023 çok güzel olacak. Yalnız benim ya da senin için değil. Hepimiz için çok güzel olacak. Bütün vatandaşlarımız için çok güzel olacak. Herkes kazanacak. Çocuklarımız kazanacak. Gençlerimiz kazanacak. Hepinizi çok seviyorum. Hep birlikte mücadelemize devam edeceğiz. Her şey çok güzel olacak!” diye tamamladı.

Kılıçdaroğlu: Maratonun sonuna geldik

İmamoğlu’nun ardından sahneye gelen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 16 milyon İstanbullunun iradesine bir yargıç aracılığıyla darbe vurulduğunu belirterek “Şunu herkes çok iyi bilsin. Ekrem Başkan hakkında verilen karar bize bir milim geri adım attırmayacaktır. Adalet ağacının içindeki kurtları tek tek temizleyeceğiz. Açık ve net ifade edeyim hiç kimse, hiçbir güç Ekrem İmamoğlu’nu İstanbul’a hizmet etmekten alıkoyamaz” dedi.

“Hiç kimse unutmasın ve umutsuzluğa kapılmasın. Bu bir maratondur. Maratonun sonuna geldik. 6 ay sonra maraton bitecek” şeklinde konuşan Kılıçdaroğlu, vatandaşlara “Asla başınızı öne eğmeyin, önümüzde altı ay kaldı. Siz de haykırın. İktidar, iktidar, iktidar. İktidar olmak için geliyoruz” diye seslendi.

Babacan: İmamoğlu kardeşime yapılan bu hukuksuzluğu reddediyorum

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Kılıçdaroğlu’nun ardından bir konuşma gerçekleştirdi. Babacan, üç dönem seçim kuralını hatırlatarak iktidarın artık bu kurala uymadığını belirtti, AKP’nin iktidara gelmeden önce verdiği sözlerden döndüğünü vurguladı.

“İmamoğlu kardeşime yapılan bu hukuksuzluğu reddediyorum. Canan Kaftancıoğlu’na ve Demirtaş’a yapılan bu hukuksuzluğu reddediyorum. İktidarın kaybettiği belediyelere kayyum atayarak rövanş almasını kabul etmiyorum. Nedir bu çektiğimiz? Devlet gücünü ele geçiren başlıyor altındakileri ezmeye, zulmetmeye…”

Uysal: Bu deli gömleğini her türlü yırtacağız

Demokrat Parti lideri Gültekin Uysal, Saraçhane’deki mitingde yaptığı konuşmada “Türk milletinin tarihi yürüyüşünde önemli bir kilometre taşının bulunduğu noktadayız. Milletim için üzüntü içerisindeyim. Bu büyük devlet için üzüntü içerisindeyiz. Geleceği karartılan gençlerimiz adına üzüntü içerisindeyiz” dedi.

Uysal ayrıca, “Demokrasi ile hukuk ile bu iktidar sahiplerinin ufuklarını gömdük. Bakmayın isimlerine Adalet ve Kalkınma Partisi dediklerine. Adaletleri batanı çok oldu. Onların adaleti Deniz Feneri davalarında zaten batmıştı. Adınız ak olacağına alnınız ak olaydı” ifadelerini kulandı.

“Bu kararın milletin vicdanında nokta kadar bir karşılığı yoktur” diyen Uysal şöyle devam etti. “Bugün, bu büyük ülkenin her şeyini çalanlar; çaldıkları yetmedi, sandığı çalmaya kalktılar. Ama bilsinler ki; dünümüzü çalanlara yarınlarımızı çaldırtmayacağız. Bu deli gömleği her türlü yırtacağız.

Davutoğlu: Sahip olduğunuz mutlak güç sizi aldatmasın

Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu, Saraçhane’de “Meselemiz sadece Sayın İmamoğlu’nun hak ettiği makamı korumak değildir. Meselemiz İstanbul seçmeninin iradesini korumak, Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik değerlerini korumaktır” dedi.

Davutoğlu ayrıca “Güç sahipleri, sakın ha sahip olduğunuz mutlak güç sizi aldatmasın, geçmişte nice mutlak güç sahipleri aldandılar. Demokrasi aşığı 85 milyon adına söylüyorum korkmadık, korkmayacağız. Hangi siyasi görüşten olursa olsun, herkesin hakkını koruyacağız.” ifadelerini kullandı.

Akşener: Demokrasi, sandık ve bu irade bizimdir

Davutoğlu’nun ardından sözü alan İYİ Parti Merak Akşener, şu ifadeleri kullandı: “Yüz yıl önce olduğu gibi bugün de ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diyenler burada. İstanbul’dan haykıranları duymadıkları anda biz Saraçhane’deyiz. Siz diyorsunuz ki ‘Saray sizinse Saraçhane bizimdir’ 16 milyon İstanbullunun iradesi burada.

Size bize terörist deseler de haksız yere Ekrem kardeşimi yargılasalar da bu irade, bu yürek, bu cesaret bu demokrasi aşkı bu sandıkta verilecek cezanın ortaya koyduğu irade gösteriyor ki artık 16 milyon İstanbullunun dışında 85 milyon Türkiyelinin de Ekrem İmamoğlu’nun yanında olduğunu görüyoruz. Hiçbir haksızlık sonsuza kadar sürmez. Geldikleri gibi giderler. Demokrasi, sandık ve bu irade bizimdir”

Sabri Tekir: Şüphesiz kaybedecekler

Akşener’in ardından sözü Saadet Partisi Genel Vekili Sabri Tekir ise, “Dünden bugüne, adalet mekanizmasına kişisel ve siyasi hesaplarla müdahale edenler mutlaka ve mutlaka kaybetmişlerdir, eğer böyle bir müdahale varsa, buna müdahil olanlar şüphesiz kaybedeceklerdir” dedi.

Altılı Masa’ya dahil olan Saadet Partisi’nin Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, önceden planlanmış bir hastane randevusu nedeniyle Saraçhane’deki programa katılamayacağını açıklamış, “Orada bulunan herkese canıgönülden selamlarımı iletiyorum. Hepimizin ortak talebi: Önce Adalet, Her daim adalet, Herkese Adalet!” paylaşımında bulunmuştu.

Ne olmuştu?

İmamoğlu’nun Yüksek Seçim Kurulu (YSK) üyelerine hakaret ettiği gerekçesiyle yargılandığı davada Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesi dün 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezasına hükmetmiş ve TCK’nın 53’üncü maddesi uyarınca “siyasi yasak” hükmü uygulamıştı. Kararın kesinleşmesi için istinaf mahkemesi ve Yargıtay süreçlerinin de tamamlanması gerekiyor.

İmamoğlu, 30 Ekim 2019’da Fransa’nın Strasbourg kentinde düzenlenen kongrede 31 Mart seçimlerinin iptal edilmesini eleştirmiş, Soylu buna karşı yaptığı açıklamada, “Avrupa Parlamentosu’na gidip, Türkiye’yi şikayet eden ahmağa söylüyorum; bunun bedelini bu millet sana ödetecek” demişti. Gazetecilerin Soylu’nun bu sözlerini soruğu İmamoğlu da, “Ben lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene bakarım adam mı diye. Tam da 31 Mart’ta seçimi iptal edenler ahmaktır, önce oraya bir odaklansın” yanıtı vermişti.

İmamoğlu bu sözleriyle, yanıt verdiği Soylu’yu kastettiğini savunuyor. Geçen duruşmada tanık olarak dinlenen FOX TV muhabiri Gülşah İnce de bu yönde beyanda bulunmuştu.

Paylaşın

Demirtaş’tan ‘İmamoğlu’ Yorumu: Sarı Öküzü Vermeyecektiniz

İmamoğlu’na hapis cezası ve siyasi yasak kararı verilmesiyle ilgili değerlendirmede bulunan Demirtaş, “Üzgünüm ama sarı öküzü vermeyecektiniz. Yine de geç değil. Şimdi hep birlikte direnme ve hep birlikte kazanma zamanıdır.” dedi.

Haber Merkezi / Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’na verilen hapis cezası ve siyasi yasak kararı ile ilgili sosyal medya hesabı üzerinden değerlendirmede bulundu.

Mesajında, “üzgünüm ama sarı öküzü vermeyecektiniz” diyen Demirtaş, su ifadeleri kullandı:

“Bana verilen ceza üst mahkemede, Saray’ın açık talimatıyla 41 günde, Diyarbakır Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı’ya verilen ceza ise 35 günde onaylandı.

Üzgünüm ama sarı öküzü vermeyecektiniz.

Yine de geç değil. Şimdi hep birlikte direnme ve hep birlikte kazanma zamanıdır.”

Demirtaş, kararın verildiği günde yaptığı açıklamada, “Halkın iradesine bu kaçıncı “yargı” darbesi. Bütün hukuksuzluklar er geç halkın kararına çarpıp döner. Oldu olacak, Ekrem Bey’i Pınarhisar Cezaevine de koyun ki akıbeti aynı olsun” demişti.

Ne olmuştu?

Ekrem İmamoğlu hakkında, 4 Kasım 2019’da yaptığı bir basın açıklamasında Yüksek Seçim Kurulu (YSK) üyelerine “ahmak” diyerek hakaret ettiği gerekçesiyle iddianame hazırlandı. İddianamede YSK Başkanı Sadi Güven ile 10 kurul üyesi ‘mağdur’ sıfatıyla yer aldı.

Ancak İmamoğlu soruşturma kapsamında yazılı olarak alınan ifadesinde YSK üyelerine “ahmak” şeklinde bir söylemi olmadığı, bu söylemin kimse tarafından YSK üyelerine yönelik algılanmadığı, söylemin belli bir şahsı hedef almadığı, siyasi bir söylem olup sert bir eleştiri olduğu, somut olarak bir kimseye yöneltilmemiş olduğunu söyledi.

İddianamede Ekrem İmamoğlu’nun 1 yıl 3 ay 15 günden 4 yıl 1 aya kadar hapisle cezalandırılması istendi. Davada İmamoğlu 2 yıl 7 ay 15 gün hapse mahkum edildi. Siyasi yasak konuldu.

Paylaşın

Suriye Operasyonu: Erdoğan: Suriye-Türkiye-Rusya Olarak Adım Atalım

Türkmenistan dönüşü uçakta Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Suriye operasyonuyla ilgili Rusya’ya yönelik “Birlikte karar ve uygulama noktasında destek istedik” sözleri hatırlatıldı ve “Ortak bir operasyon veya ortak bir çalışma mekanizması mı söz konusu olacak?” diye soruldu.

“Burada her ikisi de hatta şu anda belki gündemde olmayan ama daha sonra gelişmelerle gündeme gelebilecek birçok başlık söz konusu” diye değerlendirmede bulunan Erdoğan konuyu Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile görüşmeye getirdi. Erdoğan şöyle konuştu:

“Biz şu an itibarıyla Suriye-Türkiye-Rusya üçlü olarak bir adım atalım istiyoruz. Bunun için de önce istihbarat örgütlerimiz bir araya gelsin, ardından savunma bakanlarımız bir araya gelsin, daha sonra dışişleri bakanlarımız bir araya gelsin. Onların yaptığı görüşmelerden sonra da biz liderler olarak bir araya gelelim. Bunu da Sayın Putin’e teklif ettim. O da buna olumlu baktı. Böylece bir dizi görüşmeler zincirini başlatmış olacağız.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkmenistan dönüşü uçakta gazetecilere yaptığı açıklamada, Suriye’nin kuzeyindeki YPG güçlerine yönelik olası kara operasyonuna değindi. Türkiye’nin sınırından 30 kilometre derinliğe kadar güvenli koridor oluşturma kararı olduğunu söyleyen Erdoğan, bu kararın Astana ve Soçi zirvelerinde de konuşulduğunu hatırlattı.

Türkiye’nin gerekli askeri adımı atmaya hazır olduğunu ifade eden Erdoğan şunları söyledi:

“Suriye’de bir de koalisyon güçleri olayı var. Bu koalisyon güçlerinin içinde kim var? Başta Amerika var. Yanında Fransa’sı, Almanya’sı, İngiltere’si var. Bütün bunların olduğu bir coğrafyada biz ülkemizin güvenliği için tedbirlerimizi alıyoruz. Ama hepsinden de öte Suriye’de bir defa terör örgütünün besleyicileri var. Şimdi bu terör örgütü en büyük destekleri nereden alıyor? Koalisyon güçlerinden alıyor. Nereden alıyor? Petrol kuyularından alıyor. Bu petrol kuyuları şu anda koalisyon güçlerinin de aynı zamanda güvencesinde. Nereye satıyorlar? Rejime satıyorlar. Ama özellikle başta Amerika olmak üzere diyoruz ki eğer sizler hala binlerce tır silah, mühimmat, araç, gereç bunları bu terör örgütlerine vermeye devam edecek olursanız biz de her zaman söylediğimiz gibi kendi göbeğimizi kendimiz keseriz.”

Esad’la görüşme

Erdoğan’a Suriye operasyonuyla ilgili Rusya’ya yönelik “Birlikte karar ve uygulama noktasında destek istedik” sözleri hatırlatıldı ve “Ortak bir operasyon veya ortak bir çalışma mekanizması mı söz konusu olacak?” diye soruldu.

“Burada her ikisi de hatta şu anda belki gündemde olmayan ama daha sonra gelişmelerle gündeme gelebilecek birçok başlık söz konusu” diye değerlendirmede bulunan Erdoğan konuyu Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile görüşmeye getirdi. Erdoğan şöyle konuştu:

“Biz şu an itibarıyla Suriye-Türkiye-Rusya üçlü olarak bir adım atalım istiyoruz. Bunun için de önce istihbarat örgütlerimiz bir araya gelsin, ardından savunma bakanlarımız bir araya gelsin, daha sonra dışişleri bakanlarımız bir araya gelsin. Onların yaptığı görüşmelerden sonra da biz liderler olarak bir araya gelelim. Bunu da Sayın Putin’e teklif ettim. O da buna olumlu baktı. Böylece bir dizi görüşmeler zincirini başlatmış olacağız.”

Erdoğan, Suriye lideriyle görüşme konusunu Aralık ayı başında da gündeme getirmiş, ancak Reuters’ın Suriyeli yetkililere dayandırdığı haberine göre Esad,Erdoğan’la görüşmeyi kabul etmemişti.

Erdoğan’a ABD’nin eski Suriye Özel Temsilisi James Jeffrey’in, “Washington Esad’la görüşmeye olumlu bakmıyor” yönündeki açıklaması da soruldu. Erdoğan, “Ben kiminle, ne zaman, nasıl görüşeceğimi birilerinden izin alarak yapmam.Ben Mısır Cumhurbaşkanıyla Katar’da bir görüşme yaptım. Kimseden izin almadım. Suriye konusunda atacağımız adımlarda belirleyici husus da ulusal çıkarlarımız olacaktır. Suriye’de güvenli bölgeden tutun, terör örgütüne karşı alacağımız tedbirler içerisinde bu da bizim atacağımız adımlardan bir tanesidir” yanıtını verdi.

Almanya’da darbe planı operasyonları

Erdoğan Almanya’da geçen hafta düzenlenen darbe planı operasyonlarına da değindi. Erdoğan şunları söyledi:

“Alman makamlarının darbe hazırlığındaki kişilere karşı aldıkları önlemleri doğru buluyoruz. Sürecin hukuk devleti ilkeleri ışığında tüm boyutlarıyla aydınlatılması önemlidir. Darbe planlarına karşı Almanya’da oluşan hissiyatı en iyi anlayacak olan benim halkım, benim ülkemdir. Ancak maalesef, dostumuz ve müttefikimiz Almanya’dan aynı duygudaşlığı ve anlayışı gördüğümüzü söylemem mümkün değildir. Biz on yıllardır Almanya’nın Türkiye’yle empati yapması gerektiğini hep savunduk. Ama son dönemlerde nedense gariplikler olmaya başladı. Şu anda terör örgütünün Avrupa’daki en önemli sığınak yeri Almanya’dır. Şu anda PKK/YPG/PYD bunlar nerede? Orada. FETÖ nerede? Orada. Bunları istiyoruz, bunları vermek gibi bir dertleri de yok.”

Çocuğa istismar davası

Uçaktaki medya temsilcilerinden biri Türkiye’nin gündemindeki çocuk istismarı meselesinde CHP’nin tutumunun muhafazar kesimi rencide eder nitelikte olduğu iddia ederek Erdoğan’a bu konudaki değerlendirmesini sordu. Cumhurbaşkanı şu yanıtı verdi:

“Her şeyden önce bir yavrumuzun 6 yaşındayken yaşadığı iddia edilen olayda bu yavruyu korumak veya bu yavrunun hukukunu savunmak anlamında CHP’nin ciddi manada bir adım attığını mı düşünüyorsunuz? Bu CHP’ye şunu söylemek lazım; sen 10, 11, 12, 13, 14 yaşında kızları dağa kaçırılan Diyarbakır Annelerini bugüne kadar hiç savundun mu? O gözü yaşlı anneleri bugüne kadar hiç gidip ziyaret ettin mi? Bu dağdaki, bu Kandil’deki teröristlerin, bu yavruları silahlandırdığını, onlara taciz tecavüz ettiklerini bildiğin halde, bu yönde attığın bir adım var mı?”

Paylaşın

Başörtüsü Teklifi: Altılı Masa Yeni Metin Sunabilir

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti (DP), Gelecek Partisi ve Demokrasi Ve Atılım (DEVA) Partisi’nden oluşan Altılı Masa’nın, başörtüsü ve ailenin korunması başlıkları altına sunduğu anayasa değişikliği teklifi ile ilgili komisyon görüşmeleri sırasında iktidarın teklifine ilişkin çekincelerin düzeltildiği yeni bir metin sunmasının da ihtimal dahilinde olduğu belirtiliyor.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başörtüsünün yasa değişikliği teklifi ile teminat altına alınmasını önermesinin ardından iktidar konuyu anayasa değişikliği ile yapmak için çalışmalara başlamıştı. Bu kapsamda “başörtüsüne anayasal güvence ve ailenin korunması” ile ilgili anayasa değişikliği önerisi, Cumhur İttifakı ortakları MHP ve BBP ile birlikte toplam 336 milletvekilinin imzasıyla TBMM Başkanlığı’na geçen Cuma günü sunulmuştu.

İYİ Partililerden Kılıçdaroğlu’na tepki

İktidarın teklifini sunmasının ardından Altılı Masa’yı oluşturan partiler içinde nasıl tutum izleneceğine dair toplantılar düzenlendi. CHP’nin Merkez Yönetim Kurulu ile İYİ Parti’nin ise Genel İdare Kurulu Pazartesi günü yaptıkları toplantılarda konuya ilişkin nasıl bir yol çizilmesi gerektiği ele alındı.

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in edindiği bilgilere göre İYİ Parti’nin GİK toplantısında hemen hemen her üye söz olarak böyle bir konunun gündeme gelmesinden duydukları rahatsızlığı dile getirdi ve halkın ekonomik sıkıntılarla mücadele ettiği bir dönemde aslında günümüzde sorun olmayan başörtüsü meselesinin yeniden gündemde olmasını doğru bulmadıklarını belirttiler.

Toplantıda söz alan İYİ Partililer Kılıçdaroğlu’nun böyle bir teklifi Altılı Masa ile istişare etmeden gündeme getirmesini eleştirerek “Şimdi ekonomide vatandaşın en canının yandığı böyle bir dönemde gündem ekonomi olması gerekirken Ocak sonu Şubat ayına kadar iktidar bunu gündeme taşıyabilir” endişesini paylaştılar.

Bu kapsamda toplantıda şu anda anketlere göre önemli bir oranda olduğu gözlemlenen arada kalan kararsız seçmenin bu tartışmalar nedeniyle AKP’ye doğru kayma riski de dile getirildi.

İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu da toplantının ardından yaptığı açıklamada iktidarın teklif metnine ilişkin bazı düzeltmeler yapılması gerektiği ifade edilmekle birlikte GİK’teki genel eğilimin “olumlu” olduğunu belirtmişti. Zorlu, “Burada iki önemli hususun altı çizildi. Bir; metin içerisinde riskli gördüğümüz, ileride problem yaratacağını düşündüğümüz bazı ifadeler var. Bunların değiştirilmesi gerekmektedir. Genel İdare Kurulumuzdan çıkan ortak görüş budur. Bununla birlikte Genel İdare Kurulumuzda çoğunluğun eğilimi, temayülü ise olumlu bir kanaat içerisinde olduğumuz yönündedir. Yani, evet yönündedir” demişti.

Altılı Masa’dan yeni bir teklif mi gelecek?

Kılıçdaroğlu ise dün gazetelerin Ankara temsilcileri ile düzenlenen toplantıda soru üzerine anayasa değişikliği ile ilgili anayasa hocalarından görüş alacaklarını belirterek “Bir bakacağız. Ondan sonra oturup karar vereceğiz. Büyük bir olasılıkla önümüzdeki süreçte, altılı masada da konuşulabilir. Oturur konuşuruz. Ona göre bir karar veririz, birlikte” ifadelerini kullandı.

Her ne kadar şu ana çeşitli açıklamalar yapılmış olsa da genel beklenti altılı masa liderlerinin 26 Aralık’taki toplantı öncesinde karşılıklı görüşmelerle bu konuda bir eşgüdüm sağlamaya çalışacakları yönünde.

İYİ Parti konuyu gündeme getiren parti CHP olduğu için çözümünü ya da eşgüdümü sağlaması gereken tarafın yine CHP olduğunu düşünüyor. Bu arada gerek CHP gerekse İYİ Parti bu aşamada teklifi toptancı bir şekilde reddetmeyi ise doğru bulmuyor.

Peki Altılı Masa bu konuda eşgüdümü sağlamaya yönelik nasıl bir çözüm bulabilir?

Edinilen bilgiye göre teklifin TBMM’deki komisyon görüşmeleri sırasında muhalefet üyeleri anayasa hukukçularının da katkılarının bulunacağı, çekince görülen ifadelerin düzetilmiş halinin yer alacağı yeni bir metin sunabilir.

Macaristan’dakine benzer referandum tuzağı endişesi 

Öte yandan gerek İYİ Parti gerekse CHP ailenin korunması başlığı altında eşcinsel evliliklerin yasaklanmasını getiren hükmün iktidar tarafından Macaristan’dakine benzer şekilde yeni bir kutuplaştırma yöntemi olarak kullanılacağını düşünüyor.

İktidarın teklifi ile Anayasa’nın 41’nci maddesin “Ailenin korunması” ile ilgili başlık altındaki birinci fıkraya, “Evlilik birliği ancak kadın ile erkeğin evlenmesiyle kurulabilir” hükmünün eklenmesi öngörülüyor.

Muhalefet ise Türkiye’de eşcinsel evliliklerin yasal olarak zaten mümkün olmadığına dikkat çekerek bunu Macaristan’daki referanduma benzer bir tuzak olarak görüyor.

AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin de teklifin sunulması ile ilgili düzenlediği basın toplantısında “Hem Nüfus Kanunu’na hem de Medeni Kanunu’na göre zaten evlilik birlikteliği bir kadın ve bir erkekten oluşur. Ama ailenin korunması ile ilgili toplumsal ihtiyaç vardı” demişti.

Oylama süreci nasıl işliyor?

Anayasa değişikliği tekliflerinde Genel Kurul’da, iki ayrı madde için iki tur oylama düzenleniyor. Milletvekillerinin oylarını gizli kullandığı oylamada maddeler ayrı ayrı oylanıyor.

Cumhur İttifakı’nın oy kullanamayan TBMM Başkanı Mustafa Şentop haricinde toplam 334 sandalyesi bulunuyor. Referanduma gidilebilmesi için 360 milletvekili gerekiyor ve bu sayıya ulaşmak için muhalefetten herhangi bir partinin teklife “evet” demesi ya da AKP’nin en az 26 milletvekili bulması gerekiyor. AKP ile MHP’nin 400 milletvekilini bulabilmesi durumunda ise referanduma gerek kalmadan anayasa değişikliği geçebiliyor.

Paylaşın

İmamoğlu: Mertlerin Kazandığı, Namertlerin Kaybettiği…

Hakkında verilen hapis cezası kararının ardından İstanbul’daki bir temel atma töreninde konuşan İBB Başkanı İmamoğlu, “Dünyaya kafa tutmak, yargıcın gömleğini giyerek ya da elbisesini giyerek insanları alt etmeye çalışmakla olmaz. Dünyaya kafa tutmak akılla ve bilimle olur” dedi ve ekledi:

“Bu millet hakkını yedirmeyeceği gibi namertle, mertliğin ne olduğunu da önümüzdeki süreçte hep beraber tekrar ülkemizde, milletimize, genel başkanımız ve Altılı Masa’da bulunan diğer siyasi  liderlerle beraber hep birlikte tekrar ispatını göstereceğiz. Ve mertlerin kazandığı, namertlerin kaybettiği, 86 milyon insanımızın da kazandığı bir dönem yaşatacağız.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi Temel Atma Töreni’nde konuştu. İmamoğlu burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Burada geleceğe dair İstanbul’un yaş almış büyüklerine güzel hizmetler sunacağımız bir merkezin temelini atıyoruz. Bu temel 200 milyon lirayı aşkın bir yatırımla önümüzdeki yıl bu zamanlara kadar hizmete açacağımız bir temel atma töreni. Şimdiden hayırlı olsun.

İstanbul’da 150 günde 150 proje kampanyamızın sonuna geliyoruz. 15 gün sonra bu kampanyamızı bitirmiş olacağız. Bu kampanyamız esnasında 168 noktada 199 projeye eriştiğimizi belirtmek isterim. Daha da sevindirici bir hususu paylaşmak isterim, önümüzdeki şubat-mart-nisan ayları içerisinde İstanbul’umuzda en az 150 projenin daha temel atmasını yapacağımızı paylaşmak istiyorum.

Bizi bu sürece yolculuğa çıktığımız andan itibaren motive eden en önemli şey bu dönemin ruhu gereği milletimize olan sorumluluğumuz ve onlarla olan ideallerde buluştuğumuz bağımız. İlk günden itibaren şehrimizin ihtiyaçlarını, taleplerini can kulağıyla dinledik.

Bir toplumu yönetirken onlarla birlikte karar almadan başarıya ulaşmak mümkün değil. Hem katılımcılığı hem şeffaflığı İBB çatısı altında hissettirdik. Kıymetli Genel Başkanım Kemal Kılıçdaroğlu’na teşekkür etmek isterim. Ben bu şehrin gelmiş geçmiş en demokrat belediye başkanı olmak isterim demiştim. Kendimize çizdiğimiz bu yolculuk hiçbir zaman şaşmadı.

Bizim ülkemizde bazen hiçbir başarı cezasız kalmaz. Böyle bir bakış açısı da var. Bana verilen bu anlamsız ve hukuksuz cezayı başarımın ödülü olarak görüyorum. İsraf düzenlerine son vermenin onları çok kızdırdığını biliyorum. Aynı zamanda İstanbul’un itibar görmemesi gereken tam aksine tedbirli olmanız gereken bazı kurumlarına itibarlı davranan dönemin bittiğine de çok üzüldüklerini biliyorum. O kurumlar bir haftadır konuştuğumuz ayıpları bize yaşatan kurumlar. Bir çocuğumuzun yaşadığı istismardan tutun da farklı edepsiz işlemlerin paydaşı olan bazı kurumları çevremizden uzak tuttuk. İyileri tenzih ediyorum. Sosyal yardım ve destekleri arttırmış olmamız, plansızlıktan, bir avuç insanı kayırma duygusundan böylesi bir döneme dönüşmek onları çok kızdırdı ve bizi cezalandırmak istiyorlar.

“Hiç kimsenin hakkını yemedim, hakkımı da yedirmeyeceğim”

Aslında o kötü akıllarını ve zihinlerini, kötülük dolu kalplerini ‘Binali Bey’e mi oy vereceksiniz? Sisi’ye mi oy vereceksiniz’ diye meydanlarda bağırdıklarında anlamak gerekiyordu. Ben bu memleketin bir evladıyım. Sisi ne, biz ne?

Karadeniz’in Trabzon ilinin Akçaabat ilçesinin eski adı Zanane yeni adı Cevizli köyünde doğmuş bir adama bunu diyen akıldan başka bir maharet bekleyemezsiniz. İlk gündeki gibi burada ifade edeyim ki; hiç kimsenin hakkını yemedim, hakkımı da yedirmeyeceğim.

Dünyaya kafa tutmak, yargıcın gömleğini giyerek ya da elbisesini giyerek insanları alt etmeye çalışmakla olmaz. Dünyaya kafa tutmak akılla ve bilimle olur. Bu millet hakkını yedirmeyeceği gibi namertle, mertliğin ne olduğunu da önümüzdeki süreçte hep beraber tekrar ülkemizde, milletimize, genel başkanımız ve Altılı Masa’da bulunan diğer siyasi  liderlerle beraber hep birlikte tekrar ispatını göstereceğiz. Ve mertlerin kazandığı, namertlerin kaybettiği, 86 milyon insanımızın da kazandığı bir dönem yaşatacağız. Allah kimseye itibar kaybı yaşatmasın…”

Kılıçdaroğlu: Aday belirleme sürecini etkilemez

Diğer yandan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu,İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik yargı kararının Altılı Masa’nın adaylık belirleme sürecini etkilemeyeceğini savundu. Kılıçdaroğu Halk TV’de katıldığı yayında “Dün meydana gelen gelişme adaylık belirme sürecini etkiler mi?” sorusuna yanıt verdi.

Kılıçdaroğlu, “Etkilemez. Biz öteden beri attığımız her adımı belli bir kararlılıkla ve bilgi birikimi şeklinde ilerlediğini biliyoruz. Altı liderin ortak iradesiyle bir metni çıkarmaya çalışıyoruz. Altı liderin altında güçlü kadrolar var” ifadelerini kullandı. Kılıçdaroğlu, “Bu olay bizim altı liderin daha sıkı sıkıya, kol kola, omuz omuza yürümeleri için ivme kazandırır” diye konuştu.

Kararın üst mahkemden döneceğine inandığını söyleyen Kılıçdaroğlu, “Hala bu ülkede hakkın, hukukun ne olduğunu bilen, namuslu ve yürekli yargıçlarımız var. Biz o yargıçlarımıza, hakimlerimize güveniyoruz. Neden İstinaf’tan dönmesin. Bu ülkede adalet varsa dönecektir. Ne demek dönmez? Eğer gerçekten ülkede adaletin zerreciği kaldıysa dönecektir” dedi. Kılıçdaroğlu, Yargıtay aşamasıyla ilgili de, “Kararın onanacağı şeklinde bir düşünceye sahip değilim. Bu ülkenin namuslu hakimleri, savcıları var. Bu adaletsizliğe ‘dur’ diyeceklerdir” diye konuştu.

“Beraat bekliyordum”

CHP lideri “Bu davanın böyle sonuçlanacağını tahmin ediyor muydunuz” sorusuna ise şu yanıtı verdi: “Emin olun hayır. Yargıcın tutanaklara geçen ‘Bu ifade Soylu’ya söylenmiştir’ ifadesi var. Bunun üzerine beraat beklersiniz. Karar açıklanırsa beraat ya da ertelenir diye bekliyordum. Ertelense bile beraat çıkacağını düşünüyordum.”

Kılıçdaroğlu duruşmanın olduğu gün Almanya’da bulunmasına yönelik eleştirilere şöyle yanıt verdi:

“Benim İngiltere’ye, ABD’ye, Almanya’ya gidişim Türkiye’nin hızla büyümesi, kalkınmasıdır. Bu gezileri yaparken telefon açıp ‘Ben geliyorum, hazır mısınız?’ değil. Uluslararası ilişkilerde belli bir zaman dilimi var. Belli bir zaman dilimi içinde randevular alınır. Biz de Almanya’ya bu çerçeve içinde gittik. Vizyon toplantısını yaptık üçüncü ayağı Almanya vardı. Gerçekten de Türkiye’nin önemli finans kaynaklarına ihtiyacı var. Bunun için bu programları yaptık. Normalde davaya bakıldığı zaman beraat edilmesi gereken bilir kişi raporu, tanık gazeteciler var, daha önceki duruşmada tutanağa geçen ifadeler var. Normalde beraat bekliyoruz. Arkadan beklemediğimiz bir olay”

Paylaşın