CHP Lideri Kılıçdaroğlu: İmamoğlu Kararı ‘Aday’ Belirleme Sürecini Etkilemez

“İmamoğlu kararı adaylık belirme sürecini etkiler mi?” sorusuna CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Etkilemez. Biz öteden beri attığımız her adımı belli bir kararlılıkla ve bilgi birikimi şeklinde ilerlediğini biliyoruz. Altı liderin ortak iradesiyle bir metni çıkarmaya çalışıyoruz. Altı liderin altında güçlü kadrolar var” şeklinde cevap verdi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Bu olay bizim altı liderin daha sıkı sıkıya, kol kola, omuz omuza yürümeleri için ivme kazandırır” diye konuştu.

İmamoğlu’nun duruşmaya çıkacağı gün neden Almanya’ya gittiğini de açıklayan Kılıçdaroğlu, bu gezilerin önceden ayarlanmış belli bir program çerçevesinde gerçekleştirildiğine vurgu yaptı:

“Hangi saatte kiminle görüşeceğiniz bellidir. Biz de Almanya’ya bu çerçevede gittik. İngiltere’den sonra vizyon toplantımızı yaptık. Onun bir üçüncü ayağı Almanya vardı. Çünkü Almanya hem bilgiyi hem teknolojiyi bir arada büyüten bir  devlet. Ve biz buraya gitmek zorundaydık. Artı gerçekten de Türkiye’nin temiz paraya ihtiyacı var. Biz bu kısır tartışmalardan bağımsız olarak tümüyle enerjimizi nasıl güzel bir Türkiye’yi inşa edebiliriz için bu programları yaptık ve oraya da gittim” açıklamasını yaptı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na verilen hapis cezası ve siyasi yasağın ardından ilk kez açıklamalarda bulundu. Halk TV’de İsmail Küçükkaya ile Yeni Bir Sabah programına katılan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Anadolu’da güzel bir söz vardır. Zalimin erken gitmesi için zulmün artsın derler. Saray iktidarının da yaptığı bu. Tek kişilik hükümet. Yasama, yargı kendisine bağlı, yürütme organının başında. İstediği yere hâkim atayıp, istediği hâkimden karar çıkartabiliyor. Kendisinin önüne çıkacak engellerin, İstanbul’un rantlarını devşirmek istiyor. İstanbul’u kaybetmesi onun için yara oldu. Çünkü ‘İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder’ demişti. İstanbul’u kaybetti, şimdi Türkiye’yi de kaybediyor.

“Milli iradeye darbedir”

Normalde olması gereken yargının bağımsız olmasıdır. Yargıç, hukukun üstünlüğü ve vicdanına göre değil saraydan gelen talimata göre karar veriyor. Bu milli iradeye darbedir. Bu tablo bizim alışkın olmadığımız, demokrasilerde yaşanmaması gereken bir tablo. Bu tablo maalesef Türkiye’de aşama aşama hayata geçiriliyor.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız benzer bir tablo ile karşılaşmıştı. Ona da 100 küsür yıl ceza isteniyordu. İstanbul İl Başkanımıza siyasi yasak getirildi. Sanıyorlar ki CHP, CHP lideri geri adım atar. Asla ve asla zalimin karşısında bir milim geri adım atmayacağız. Bu ülke sahipsiz değildir. Bu ülkenin halkı demokrasiye aşıktır.

Daha önceki duruşmada yargıç ‘YSK ile ilgisi yok bunun’ diyor. Gülşah İnce de tanık olarak dinleniyor, ‘Soylu ile ilgili soru sordum bu cevabı aldım’ diyor. Şimdi bunu başka bir olayla bağlantı kurup İstanbul Büyükşehir Belediye başkanını cezalandırmak istiyorlar. Sayın İmamoğlu’na ‘Sakın üzülme, senin sorumluluğun var 16 milyon seni dirençle, kararlılıkla görmek istiyor’ dedim.

Demokrasi adına, ülkem adına üzüldüm. Olay bir kişi olayı değil demokrasi, insan hakları, milli iradeye saygı olayıdır. Bunları düşündüğünüz zaman öteden beri gelen bir süreç var. Bu süreç kendi iktidarını pekiştirmek istiyor. Ben koltukta kalayım Türkiye yanabilir… Aramızda dağlar kadar fark var.

Siz CHP’nin elini kolunu bağlamak istiyorsunuz. Şimdi bunu aşama aşama hayata geçirmeye çalışıyorlar. Onlar hukuk dışı yola saparak, yargıçların gücünü arkalarına alarak bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Bizde halkın gücünü, iradesini kazanmak istiyoruz. Halkın iradesi değerlidir. Halkın iradesine darbe yapan bir anlayış demokraside yoktur. 16 milyon İstanbullunun hakkı gasp edilmiştir.

“Adaletin zerreciği kaldıysa istinaftan döner”

İstinaf ve Yargıtay yoluna gidilecek. Hâlâ bu ülkede hakkın, hukukun ne olduğunu bilen, namuslu ve yürekli yargıçlarımız var. Biz o yargıçlarımıza güveniyoruz. Adalet kurumuna en büyük zarar verenlerin iradelerini ipotek eden yargıçlar olduğunu dile getiriyorlar. Neden istinaftan dönmesin. Bu ülkede adalet varsa dönecektir. Ne demek dönmez? Eğer gerçekten ülkede adaletin zerreciği kaldıysa dönecektir. Kararın onanacağı şeklinde bir düşünceye sahip değilim.

Elini vicdanına koyan bir yargıç, bir belediye başkanını bir ifadesi dolayısıyla hem mahkûmiyet hem siyasi yasaklı konumuna getiriyorsunuz. Bunun kabul edilebilir bir yanı yok. Bunun sağı, solu yok. Bu iş insan hakları, demokrasi olayıdır. Bütün bunlara rağmen biz mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu mücadele aynı zamanda bir demokrasi mücadelesidir. İstanbul İl Başkanımız siyasi yasaklı hale getirildiğinde sahip çıktık, bugün de yarın da mücadeleyi vereceğiz.

“Osman Kavala, Selahattin Demirtaş neden içeride?”

Osman Kavala niye içeride AİHM kararına rağmen? Selahattin Demirtaş yargı kararına rağmen neden içeride? Avukatlar içeride. Askeri öğrenciler içeride, öğrenciler darbe mi yapar? Buna benzer haksızlıklar var. Türkiye’de bir değişim, dönüşüm yaşanıyor. Türkiye’de demokrasinin nasıl olduğunu göreceksiniz. Göstereceğiz.

Bir partili nasıl olur da hâkim koltuğuna oturabilir? Bunlar doğru değil. Kendi partilerinde üyelik, il başkanlığı, ilçe başkanlığı yapmış insanları hâkim, savcı koltuğuna oturttular. HSK’nın, bakanlığın ‘dur’ demesi lazım. Diyemediler. HSK’nın da bağımsız iradesi yok. Bugün Erdoğan ne dese onlar altına koşulsuz imza atarlar. Bütün bunlara rağmen kilit noktalarda bunlar ama onların altında erdem, ahlak sahibi adalet ordusu var.”

Paylaşın

İmamoğlu Kararı: Erdoğan’ın Olası Rakibine Siyaset Yasağı

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) başkanı ve üyelerine hakaret ettiği gerekçesiyle hakkında 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ve siyasi yasak kararı verilen İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, yabancı basında da geniş yer buldu.

Amerika Birleşik Devletleri’nden (ABD) İngiltere ve Fransa’ya, Almanya’dan İsrail ve Katar’a dünya medyasına yansıyan haberlerde, Türkiye’de Haziran 2023’te yapılması beklenen Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a rakip olma olasılığına atıf vardı.

Konuyla ilgili dünya basınına yansıyan haberlerden öne çıkanlar şöyle…

NYT: Erdoğan’ın olası rakibine siyaset yasağı

ABD’nin The New York Times gazetesi, Ekrem İmamoğlu’na hapis cezası ve siyasi yasak haberini, okurlarına “Türkiye, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın olası rakibini siyasetten men etti” başlığıyla duyurdu.

Haberde, mahkeme kararının kesinleşmesi durumunda İmamoğlu’nun hapise girmeyeceği, fakat belediye başkanlığı görevinden alınarak ceza süresi boyunca oy vermek veya seçimlerde aday olmak ya da seçilmek gibi siyasi faaliyetlerde bulunamayacağına dikkat çekildi.

Gazete, “Bu, esasen Erdoğan’ın iktidardaki AKP’si karşısında seçimleri kazanabildiğini kanıtlayan bir liderin kısa vadedeki şanslarını yok ediyor” yorumunu yaparak 2023’teki seçimlere işaret etti.

WSJ: Yükselen siyasi muhalefetin bir sembolü

ABD’nin The Wall Street Journal gazetesi ise konuyla ilgili haberinin başlığında İmamoğlu’nu “Erdoğan’ın rakibi” olarak tarif etti.

Gazete, başlığın hemen altında ise şu yoruma ver verdi:

“Ekrem İmamoğlu, ülkede gelecek yıl yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi kamu görevlilerine hakaretten mahkum edildi.”

Söz konusu mahkeme kararının “önümüzdeki yıl zor bir yeniden seçilme süreci ile karşı karşıya kalacak olan Erdoğan’ın popüler rakibine darbe vurduğu” değerlendirmesini yapan WSJ, Türkiye’de yapılan seçim anketlerinde Erdoğan ve İmamoğlu’nun “başa baş gittiğini” hatırlattı.

The Wall Street Journal, İmamoğlu’ndan “Türkiye’de yükselen siyasi muhalefetin bir sembolü” olarak bahsetti.

Politico: Erdoğan’ın rakibini bertaraf etme çabası

ABD’nin Politico haber sitesi, İmamoğlu’na verilen hapis cezası ve siyaset yasağı ile ilgili haberinde, “Eleştirenler, kararın gelecek seçimlerde Erdoğan’ın en büyük rakibini bertaraf etme çabası olarak görüyor” dedi.

İmamoğlu’nun karara itiraz etmesinin beklendiğini, fakat itirazın Haziran 2023’ten önce sonuçlanıp sonuçlanmayacağının net olmadığını hatırlatan Politico, haberinde, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Vedant Patel’in sözlerine de yerdi: “Bu adil olmayan ceza, insan haklarına saygı, temel özgürlüklere saygı ve hukukun üstünlüğü ile tutarlı değil.”

Guardian: Erdoğan’ın rakibini devre dışı bırakma çabası

İngiltere’nin The Guardian gazetesi, “İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, ‘ahmaklar’ hakareti sebebiyle hapis cezasına çarptırıldı” başlıklı haberinde, “Belediye başkanının, Erdoğan’ın rakibini devre dışı bırakma çabası olarak görülen karara itiraz etmesi bekleniyor” dedi.

The Guardian gazetesi, ayrıca, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na verilen siyaset yasağını ve Anayasa Mahkemesi’nin Ocak 2023’te kararını açıklaması beklenen Halkların Demokratik Partisi (HDP) kapatma davasını hatırlattı.

The Guardian’ın haberinde de İmamoğlu’nun genel seçimlerde “Erdoğan’ın baş rakibi” olmasının beklendiği vurgusu vardı.

FT: Muhtemel rekabeti tehdit ediyor

İngiltere’nin The Financial Times gazetesi, konuyla ilgili haberinde, “İstanbul Belediye Başkanı’na ‘ahmaklar’ hakareti sebebiyle hapis cezası ve siyaset yasağı verildi” başlığını kullandı. Gazete, “Karar, Ekrem İmamoğlu’nun gelecek yılki seçimlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a karşı rakip olma [şansını] tehdit ediyor” yorumunda bulundu.

Haberinde İmamoğlu’nun kararı “büyük bir adaletsizlik” olarak değerlendiren konuşmasına da yer veren gazete, Türkiye’de Haziran’da yapılması beklenen seçimler öncesi yapılan anketlerin, İmamoğlu’nu Erdoğan’ın karşısında önde gelen muhalefet adayı olarak gösterdiğine dikkat çekti.

The Financial Times, ayrıca Erdoğan’ın AKP’sinin “Türkiye’nin en büyük partisi olmayı sürdürse de uzun süredir devam eden ekonomik krizin partiye olan desteği azalttığı” değerlendirmesini paylaştı.

France 24: “Hak, hukuk, adalet”

Fransa’nın France 24 haber sitesi, mahkemenin İmamoğlu kararını “Türk mahkemesi İstanbul Belediye Başkanı ve Erdoğan’ın rakibi için hapis cezası ve siyaset yasağına hükmetti” başlığıyla duyurdu.

France 24, mahkeme kararını açıklamadan önce binlerce kişinin Saraçhane’deki İstanbul Büyükşehir Belediyesi önünde toplandığını ve “Hak, hukuk, adalet” sloganları attığını okurlarıyla paylaştı.

Haber sitesi, haberinde, duruşma sırasında mahkeme binasının dışında çevik kuvvet polislerinin beklediği detayına da yer verdi.

Taz: Erdoğan’ın baş rakibi olarak görülüyor

Almanya’nın Die Tageszeitung gazetesi, “İstanbul Belediye Başkanı aleyhine mahkeme kararı” başlıklı haberinde, İmamoğlu’nun “Türkiye’de Erdoğan’ın baş rakibi olarak görüldüğü” yorumunu yaptı: “Şimdi ise mahkum edildi; yani, pratikte, siyasi görev yapmaktan men edildi.”

Gazete, haberinde, ayrıca Ekrem İmamoğlu’nun avukatının karara itiraz edileceğine ilişkin açıklamasına da yer verdi.

Die Zeit: Bertaraf etme çabası olarak yorumlanıyor

Almanya’nın Die Zeit gazetesi, İmamoğlu’na verilen cezayı, “İstanbul Belediye Başkanına siyaset yasağı ve hapis cezası” başlığıyla duyurdu.

Gazete, haberinde, kararı eleştirenlerin “kararı, önümüzdeki yıl yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önemli bir rakibini bertaraf etme çabası” olarak gördüğünü yazdı.

Die Zeit, haberinde, Mart 2019’da yapılan İstanbul seçimlerinin yenilendiğini, fakat yenilenen seçimleri İmamoğlu’nun kazandığını da hatırlattı.

Haaretz: Seçimlerden altı ay önce…

İsrail’in Haaretz gazetesi, haberi, “Türkiye’deki seçimlerden altı ay önce, Erdoğan’ın rakibine hapis cezası” başlığıyla duyurdu.

Ekrem İmamoğlu’nun ana muhalefet partisinin “kilit bir üyesi” olduğu değerlendirmesini paylaşan gazete, cezanın “önde gelen kamu görevlilerine hakaret” suçlamasıyla verildiğini hatırlattı.

Greek Reporter: Erdoğan’a karşı en popüler rakip

Yunanistan’ın Greek Reporter gazetesi, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na hapis cezası haberini “İstanbul Belediye Başkanı ve Erdoğan’ın rakibi Türkiye’de hapis cezasına çarptırıldı” başlığıyla verdi:

“Eğer karar istinaf mahkemelerince onanırsa, bu, Haziran’dan yapılması planlanan seçimlerde Erdoğan’a rakip olabilecek en popüler siyasi isim olan İmamoğlu için siyaset yasağı anlamına gelecek.”

Balkan Insight: Erdoğan’ın rakibine siyasetten men

Balkan Insight haber sitesi, “İstanbul Belediye Başkanı ve Erdoğan’ın rakibine hapis cezası ve siyasetten men” başlıklı haberinde, şöyle dedi:

“Davada çıkan karar, olasılıkla Erdoğan’ın önümüzdeki yıl yapılacak seçimlerde iktidarda kalmasının önündeki önemli bir engeli ortadan kaldırıyor.”

Al Jazeera: Erdoğan’ın potansiyel rakibi

Son olarak, Katar merkezli Al Jazeera haber sitesi, “İstanbul Belediye Başkanı, kamu görevlilerine hakaret ettiği gerekçesiyle hapis cezasına çarptırıldı” başlıklı haberinde, mahkemenin Ekrem İmamoğlu’na siyaset yasağı koyma kararı da aldığını hatırlattı.

Al Jazeera’nin haberinde de “İmamoğlu’nun gelecek yılki seçimlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın potansiyel bir rakibi olarak görüldüğü” vurgusu vardı.

Paylaşın

İBB Başkanı İmamoğlu İçin Hukuki Süreç Nasıl İşleyecek?

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’na, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) başkanı ve üyelerine hakaret ettiği gerekçesiyle 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ve siyasi yasak kararı verildi.

Peki Ekrem İmamoğlu yasal olarak belediye başkanlığına devam edebilecek mi? Ya da İmamoğlu, cumhurbaşkanı adayı olabilecek mi ? Bundan sonraki yasal süreç nasıl işleyecek ?

Öncelikle İmamoğlu’nun avukatları bu karara itiraz ederek, kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinafa taşıyacak. Eğer Bölge Adliye Mahkemesi, İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nin kararını yerinde bulursa sonrasında İmamoğlu kararı Yargıtay’a taşıyacak.

İmamoğlu’nun belediye başkanlığı da Yargıtay’dan çıkacak karara bağlı ancak bu tarihe kadar görevine devam edebilecek. Eğer olağanüstü koşullarla süreç hızlandırılmazsa kararın onanmasının seçimlerden sonraya kalacağı tahmin ediliyor ve bu da Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olabileceği anlamına geliyor.

Euronews’den Dilek Gül’ün sorularını yanıtlayan Marmara Üniversitesi’den Anayasa Hukukçusu Doç.Dr. Tolga Şirin Anayasa’nın 101. ve 76. maddesini hatırlatıyor.

”Kararın kesinleşmesi durumunda Ekrem İmamoğlu aday olamaz”

Ve kararın kesinleşmesi halinde Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olamayacağını ifade ediyor.

”Anayasa’nın 101’nci maddesine göre Cumhurbaşkanı adaylarının “milletvekili seçilme yeterliliğine sahip” olması gerekir. Yine Anayasa’nın 76’ncı maddesine göre: “taksirli suçlar hariç toplam bir yıl veya daha fazla hapis ile ağır hapis cezasına hüküm giymiş olanlar” milletvekili seçilemezler. Bu hükümler ışığında denilebilir ki kararın kesinleşmesi durumunda Ekrem İmamoğlu aday olamaz.”

Anayasa Hukukçusu Doç.Dr. Tolga Şirin, İmamoğlu’nun cezasının kesinleşmesi durumunda belediyedeki görevine devam edemeyeceğini ve bu durumda da Belediye Meclisinin bir başkan seçmesi gerektiğini dile getiriyor.

Belediye Meclisinin bir başkan seçememesi halinde ise kanunen İçişleri Bakanının bir görevlendirme yapacağını belirtiyor.

”Bu bir yıldan fazla ceza hükmü bulunmaması koşulu, 2972 sayılı Kanun’un 9’ncu maddesi uyarınca belediye başkanlığı için de geçerli olduğu için, kararın kesinleşmesi hâlinde başkanlıkta da bir boşalma söz konusu olacaktır… Olayda bir terör suçu olmadığı için bildiğimiz “kayyım ataması” usulü uygulanmaz… Boşalma durumunda Belediye Kanunu devreye girer. Bu kanun (md. 45) uyarınca Belediye Meclisinin bir başkan seçmesi gerekecektir. Eğer Meclis bir seçim yapamazsa Kanun (md. 46) İçişleri Bakanının bir görevlendirme yapmasını öngörür.”

Marmara Üniversitesi’den Anayasa Hukukçusu Doç.Dr. Tolga Şirin’e göre tüm bu süreçte kararın ne zaman kesinleşeceği kritik önemde.

”Karar TCK md. 125/3’ten verildiği için CMK md. 286/3/(a) uyarınca önce istinaf yoluna sonra temyize tabidir. Öte yandan AYM’nin de bu sürece müdahale olasılığı vardır. Olağan hukuk uygulamasında bu kesinleşme aşamalarının seçime kadar tamamlanması mümkün değildir. “Olağan hukuk uygulaması” kavramının ise bu vakada geçerli olmadığı kanaatindeyim…”

Avukat Dr. Rezan Epözdemir, sürecin hızlı işletileceğine dair yapılan yorumlara tepki gösteriyor. Avukat Epözdemir, ‘’Hukuk devletinde kişiye özel uygulama yapılamaz’’ diyor.

‘’Diğer dosyalar ne ise bu dosya da olağan zamanda işlenecektir, olağandışı hassasiyet gösterip bu dosyayı öne almak çok doğru olmaz. Kamu önünde yargının saygınlığı tartışılır hale gelir. Kamu vicdanını da rahatsız eder. İki yılda gelir bu karar ve iki yılın altındaki her süre bana göre bu dosyaya olağandışı müdahaleyi gösterir.’’

Avukat Dr. Rezan Epözdemir, işlemesi gereken hukuki süreci de şu sözlerle anlatıyor:

‘’ Bu kararla önce istinaf incelemesi söz konusu olacaktır. Sanık müdafileri istinaf sürecine başvuracaktır. Normalde beş yılın altında bir mahkumiyet hükmü var. Burada fikir ve ifade kapsamında işlenen bir suç olduğundan Yargıtay’da da temyiz yolu açıldı. Ve bu durumda Yargıtay incelemesi de söz konucu olacak. İstinaf Mahkemesi karara hukuken uygundur diyip red kararı verirse Yargıtay’da temyiz incelemesinde bu karar hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz değildir, hukuka uygundur der ve karar şeklen kesinleşirse bu durumda İmamoğlu için siyasi yasak söz konusu olur. Onun dışında Sayın İmamoğlu açısından herhangi bir siyasi yasak bulunmuyor. Cezanın infazı da söz konusu değildir, yerleşik yargı uygulamalarına bakarsak bu süreç yaklaşık iki yılı bulacaktır. Yani iki yıldan önce bu karar gelmez. ‘’

Paylaşın

CPJ Açıkladı: Hapisteki Gazetecilerin Sayısı Rekora Koşuyor

2022 yılında dünya genelinde hapsedilen gazetecilerin sayısı rekor kırdı. 363 gazetecinin özgürlüğünden mahrum bırakıldığı açıklandı: İran’da en az 62, Çin’de 43, Myanmar’da 42, Türkiye’de 40 ve Belarus’ta 26. 

Merkezi ABD New York’ta bulunan ifade özgürlüğü kuruluşu Gazetecileri Koruma Komitesi (Committee to Protect Journalists / CPJ) bugün yıllık bir rapor yayımladı.

Rapora göre dünya çapında hapsedilen gazetecilerin sayısı 2022’de rekor kırdı. CPJ, 1 Aralık 2022 itibarıyla 363 gazetecinin özgürlüğünden mahrum bırakıldığını tespit etti. Bu geçen yıla oranla yüzde 20’lik artış ve küresel bir rekor demek.

CPJ raporda veri için “Kötüleşen medya manzarasında bir başka korkunç kilometre taşına işaret ediyor” yorumunu yaptı.

Bu yıl en çok gazeteci hapseden beş ülke sırasıyla İran, Çin, Myanmar, Türkiye ve Belarus oldu.

Türkiye’de 40 gazeteci hapis

Verilere göre İran’da en az 62, Çin’de 43, Myanmar’da 42, Türkiye’de 40 ve Belarus’ta 26 gazeteci 1 Aralık itibariyle mahpus durumda. Bu sayı Türkiye için geçen sene 18 olarak verilmişti. CPJ Türkiye’yle ilgili raporda şu değerlendirmeyi yaptı:

“Yılın ikinci yarısında 25 Kürt gazetecinin tutuklanmasının ardından Türkiye’de tutuklu gazeteci sayısı 2021’de 18 iken 2022’de 40’a yükseldi. Gazeteciler PKK ile ilişkilendirilerek bir susturma çabasının sonucu olarak terör şüphesiyle hapse atıldı.

“Bu yılki sayı artışı, 2016’daki başarısız darbe girişiminin ardından olduğundan daha az gazeteciyi hapiste bırakmış olsa da Türkiye’nin bağımsız medyası, kapatmalar, devralmalar ve çok sayıda gazetecinin sürgüne veya meslekten atılmaya zorlanması nedeniyle büyük kayıp yaşıyor.

“Özellikle dezenformasyon yaydığı düşünülen kişiler için hapis cezalarını zorunlu kılan tartışmalı bir medya yasasını Türkiye parlamentosunun Ekim’de onaylaması göz önüne alındığında pek çok kişi son tutuklamaların gelecek yıl yapılacak seçimler öncesinde basın özgürlüğüne yönelik yeni bir saldırıya işaret edebileceğinden korkuyor.”

İran’da Amini protestoları sonrası rekor tutuklama

CPJ, Raporun İran’la ilgili bölümünde ülkede 62 gazetecinin hapis olduğunu belirtti. Mahsa Amini protestolarına da değinen CPJ, düzinelerce gazetecinin protestolara yönelik baskılar sırasında tutuklanan tahmini 14 bin İranlı arasında yer aldığına raporda yer verdi. Protestoların başlamasından bu yana tutuklanan 49 kişiden 22’sinin kadın olduğunu belirtti.

“Gösterilerin başlamasından sonra gözaltına alınan 21 gazeteci sayım tarihinden önce kefaletle serbest bırakılmasaydı bu sayı daha da yüksek olacaktı” dedi.

CPJ’nin İran’la ilgili verileri başka bir temayı da vurguladı: Azınlıklara yönelik devam eden baskı. İran’da Kürtler, hükümete yönelik protestolarda karşı misillemesinin yükünü çekti ve hapistekiler arasında en az dokuz Kürt gazeteci var.

Rapora göre İran’da hapis gazeteci sayısı en son tartışmalı 2009 cumhurbaşkanlığı seçimlerini takip eden yıllarda rekor kırmış ve 2012’de rekor 47 gazeteciyle zirve yapmıştı.

Paylaşın

Muhalefet Liderlerinden ‘Ekrem İmamoğlu’ Kararına Tepki

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) başkanı ve üyelerine hakaret ettiği gerekçesiyle hakkında 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ve siyasi yasak kararı verilen İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’na muhalefetteki siyasi parti liderlerinden tam destek geldi. 

Karar sonrası Saraçhane’deki İBB binasının önünde bir konuşma yapan İmamoğlu, yine Saraçhane’de toplanacaklarını, başta Kılıçdaroğlu olmak üzere altılı masa liderlerinin de buluşmaya destek vereceğini duyurdu. İmamoğlu, İstanbulluları da Saraçhane’ye davet etti.

İmamoğlu, “Yarın yine burada olacağız. Dertleşeceğiz. Başta CHP Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere, kıymetli İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ve Altılı Masa’nın diğer siyasi parti liderleriyle birlikte olacağız” dedi. İmamoğlu konuşması sırasında CHP liderinin yarın Saraçhane’de olacağı konusunda birden fazla kez vurgu yaptı.

Mahkumiyet kararının açıklanmasından sonra İmamoğlu ile birlikte Saraçhane’de bir konuşma yapan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener İmamoğlu’na tam destek verdi.

Akşener, “Dünün korkakları nasıl kaçarak gittilerse, bugünün korkakları da kaçarak gidecekler. İradenize güvenin. Birinci turda, 2019, 31 Mart’ı hatırlayın. Ne yaptılar? Haksızlık yaptılar. Ne oldu 800 bin fark attınız. Korkunun ecele faydası yok. Bugün burada bir irade var. Bugün bu irade bir mahkeme kurdu. Bugün başkana verilen cezanın karşılığı bir mahkeme kurdu. Asıl mahkeme burası. Saraçhane’de kurulan mahkeme. Şimdi, çok korkuyorlar, yarın altı genel başkan olarak burada olacağız ve bu haksızlığın karşısında duracağız. Bu millet hiçbir zaman istibdata boyun eğmedir, ne diyoruz; kahrolsun istibdat yaşasın hürriyet” dedi.

İmamoğlu’na Meral Akşener’in yanı sıra CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, Emek Partisi Genel Başkanı Ercüment Akdeniz ile CHP’li ve İYİ Partili milletvekilleri eşlik etti. İBB binası önüne toplanan kalabalık da uzun süre “Her şey çok güzel olacak”, “Hak, hukuk, adalet”, “Ekrem başkan” sloganları attı. Mahkeme kararının Saraçhane’de anons edilmesiyle meydan yuhalama sesleri ile doldu.

Kılıçdaroğlu video mesaj yoluyla destek verdi

Karar duruşmasının gerçekleşeceği gün CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Almanya’da olması ise kamuoyunun tepkisini çekti.

Kılıçdaroğlu, sosyal medyadan yaptığı paylaşımda bulunarak İmamoğlu’na destek çıktı. Kılıçdaroğlu ilk paylaşımında “Beraat dışında verilecek her karar Saray talimatının ve kumpasın itirafı olacaktır” dedi. Karardan sonra yaptığı paylaşımda ise “Herkesin şunu çok iyi bilmesini isterim ki, bu ülkede artık darbeci de Saraydır, yasakçı da Saraydır! Öyle de muamele göreceklerdir” sözlerini sarf etti.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Twitter hesabından “İstanbullular belediye başkanını sandıkla göreve getirdi. Göstermelik yargı oyunlarıyla halk iradesini yok edemezsiniz” paylaşımını yaptı.

Saadet Partisi Genel Başkanı Tamer Karamollaoğlu da paylaşımında “İBB Başkanı Sn. Ekrem İmamoğlu, hakkında verilen karar vicdani ve hukuki değildir! Adalet mekanizmasını siyasetin elinde adeta bir kılıç gibi kullanan bu anlayış kaybetmeye mahkumdur! Millet iradesini görmezden gelenler dün kaybetmiştir, bugün ve yarın da kaybedecektir!” ifadelerini kullandı.

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal da Saraçhane’de olacaklarını duyurdu. Uysal, “Bir hikaye başladığı yerde -Saraçhane’de- hukuk katledilerek bitiyor; Türkiye üstündeki kara örtüyü #Milliİrade ‘ye sahip çıkarak kaldıracaktır! Yarın İstanbul’da #YeterSözMilletin diye haykıracağız!!!” paylaşımını yaptı.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu da İstanbul’a doğru yola çıktığını açıkladı. Davutoğlu, “Millet iradesine ipotek konulamaz Sn. Erdoğan bunu en iyi sen bilirsin. İstanbul Belediye Başkanı Sn. Ekrem İmamoğlu’na destek vermek ve onu bu göreve seçen İstanbullu seçmenin iradesine sahip çıkmak için programlarımı iptal ettim, İstanbul’a geliyorum” dedi.

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’dan da İmamoğlu’na destek geldi. Sancar, “Ekrem İmamoğlu’ya verilen ceza, kayyım darbesiyle başlatılan siyasi kumpas sürecinin bir devamıdır. Kumpaslarla, yargı darbesiyle siyaseti ve ülkenin geleceğini şekillendiremeyeceksiniz! Ortak demokrasi mücadelesiyle bu dönemi kesinlikle sona erdireceğiz” dedi.

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “Sn İmamoğlu hakkındaki karar hukuki değil, siyasidir. Halk iradesini yansıtan seçim sonuçlarını kayyım ve yargı darbesiyle, kumpaslarla ortadan kaldırma döneminiz kesinlikle bitecektir. Halkın iradesi karşısında yenileceksiniz!” dedi.

HDP eski Eş Başkanı Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Ekrem İmamoğlu’na verilen cezayı Erdoğan’a verilen cezaya benzetti. Demirtaş “Halkın iradesine bu kaçıncı ‘yargı’ darbesi. Bütün hukuksuzluklar er geç halkın kararına çarpıp döner. Oldu olacak, Ekrem Bey’i Pınarhisar Cezaevine de koyun ki akıbeti aynı olsun” diye yazdı.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, partisinin “Saray’dan gelen talimatla verilen ve milyonlarca İstanbullu yurttaşımızın iradesini çiğneyen yargı kararı yok hükmündedir.

İstanbullu yurttaşlarımız iradesini ve hakkını korumaktan vazgeçmeyecek, Saray’ın ve onun yargısının suçlarını affetmeyecek” açıklamasını alıntılayarak, “Milyonlarca yurttaşın iradesine kimse karşı koyamaz. Ne yaparsan yap seni yeneceğiz @RTErdogan. Ülkemizi bu karanlıktan mutlaka kurtaracağız” diye tepki gösterdi.

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu’na Hapis Cezası Ve Siyasi Yasak Kararı

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında Yüksek Seçim Kurulu (YSK) üyelerine hakaret ettiği iddiasıyla yargılandığı davada, 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası verildi. Bu karar aynı zamanda siyasi yasak anlamına da gelmekte.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, bir basın açıklamasında YSK Başkanı Sadi Güven ve kurul üyelerine hakaret ettiği gerekçesiyle yargılandığı davada karar verildi. İstanbul Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesi, İmamoğlu’nu 2 yıl 7 ay 15 gün hapse mahkum etti.

Reddi hakim talebine ret

İstanbul Kartal’daki Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 11.30’da başlayan duruşmaya Ekrem İmamoğlu katılmadı.

Duruşmada söz alan Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Kemal Polat, 11 Kasım’daki duruşmada yaptıkları reddi hakim talebinin geri çevrildiğini hatırlatarak karara itiraz ettiklerini belirtti.

Polat dosyanın yeniden nöbetçi ağır ceza mahkemesine gönderilerek ret konusunda karar verilmesini talep etti.

Mahkeme, Polat’ın reddi hakim talebine ilişkin diğer mahkemeler tarafından verilen kararın kesin olduğunu, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına hükmetti.

Polat daha sonra Durmuş Tezcan, Murat Önok, Hasan Sınar’ın hazırladığı bir uzman mütalaasısunduklarını belirterek bu mütalaaların değerlendirilmesini istedi. “Üç hocamızın uzman tanık olarak dinlenmesini talep ediyorum” diye konuştu.

Polat ayrıca “İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ‘İBB Başkanı dava konusu ifadesiyle şahsımın yani İçişleri Bakanını kastettiğini söylemiş yanı sıra hakareti bana yöneltmiş ben de kendisinden şikayetçiyim’ demiştir. Bu CD’nin çözümünü ve Soylu’nun tanık olarak dinlenmesini talep ediyorum” dedi.

Ongun: YSK’ye değil Soylu’ya

Ardından Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı Murat Ongun tanık olarak ifade verdi. Ongun olayın olduğu gün Ekrem İmamoğlu’nun yanında olduğunu belirterek “Bir toplantı esnasında çok sayıda gazeteci ‘İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yaptığı açıklamada İBB Başkanı’na ahmak dediğini’ mesaj olarak gönderdiler” diye konuştu.

Gazetecilerin bu konuda Ekrem İmamoğlu’nun Süleyman Soylu’ya yanıt vermek isteyip istemediğini sorduklarını kaydeden Ongun “Ben konuyu başkanımıza sordum. Kendisine ‘Yaptığınız konuşma nedeniyle ilgili size ahmak demiş’ dedim. O da ‘Bu çok yakışıksız bir ifade, ona yanıt verelim’ dedi. Ben gazeteci arkadaşları arayıp davet ettim. Başkanımız da verdiği yanıtta ‘Ben lafa bakarım….’ diye devam eden cümleyi kurmuştur. Ben kendisine ‘Acaba sayın bakana çok mu ağır konuştunuz’ diye sordum. O da ‘Az bile konuştum’ dedi. Seçimlerim iptal edildiği 6 Mayıs günü bile Ekrem İmamoğlu’ndan YSK üyeleri hakkında herhangi bir olumsuz söz duymadım. Bütün açıklamalar siyasi kişilere ilişkindir” diye devam etti.

Necati Özkan: Gazeteler Soylu’dan gördü

Ekrem İmamoğlu’nun siyasi danışmanı Necati Özkan da tanık olarak verdiği ifadede “İmamoğlu konuşmasında ‘Ben lafa bakarım’ diye giriş yaparak eleştiriyi kendisine (Süleyman Soylu’ya) iade etti. Ertesi gün bütün gazetelerde başlıklar ‘Ekrem İmamoğlu Süleyman Soylu’ya cevap verdi’ şeklindeydi. Basın böyle anladı, Ekrem bey böyle davrandı, bu dava nasıl oldu anlayamadık” dedi.

Soylu’nun videosu izlendi

Daha sonra duruşmada İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun davaya ilişkin konuşmasının yer aldığı video izlendi.

İmamoğlu’nun avukatı Kemal Polat, “Tam da bu nedenle Süleyman Soylu’nun dinlenmesini istiyorum. Burada manipülasyon var. Biz kendisi hakkında dava açmadık. Müvekkilimiz kamu görevlisidir, kamu görevlisine ahmak diyen şahsa karşı bu bir hakaret ise savcılığın re’sen harekete geçmesi gerekmektedir” diye konuştu.

Savcı mütalaayı tekrar etti

Beyanların ardından söz alan duruşma savcısı daha önce verdiği mütalaayı tekrar etti.

İmamoğlu’nun “kurul halinde çalışan kamu görevlilerine karşı görevlerinden dolayı alenen zincirleme şekilde hakaret” suçundan 4 yıl 1 aya kadar hapis ile cezalandırılmasını istedi.

İmamoğlu’nun avukatları, esas hakkındaki mütalaaya ilişkin ayrıntılı savunma yapmak süre istedi.

Ancak mahkeme bundan önceki iki celsede için süre verildiğini belirterek esas hakkındaki savunmanın hazırlanması için bunun yeterli olduğunu söyledi ve süre talebini reddetti.

Ardından mahkeme son savunmalar için duruşmaya 16.00’a kadar ara verdi. 16.00’da tekrar başlayan duruşmanın ardından son mahkeme son beyanları dinledi. Ardından karar için bir ara daha verdi.

Aranın ardından kararını açıklayan mahkeme İmamoğlu’na 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası verdi. Ayrıca siyasi yasak anlamına gelen 53. maddenin uygulanmasına karar verildi.

Paylaşın

Gazeteci Tutuklamada Rekor Artış

RSF, 1 Aralık itibariyle 533 tutuklu gazetecinin tespit edildiğini, bunun bir önceki yıla oranla yüzde 13,4’lük bir rekor artışa işaret ettiğini duyurdu. RSF, 57 gazetecinin de öldürüldüğünü bildirdi. Tutuklama ve cinayetlerde artışı vurgulayan RSF, 65 medya temsilcisinin rehin, 49’unun da kayıp durumda olduğunu açıkladı.

Merkezi Fransa Paris’te bulunan Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) gazetecilik haklarında 2022’de ciddi gerileme yaşandığını bildirdiği basın açıklamasında, 1 Aralık itibariyle 533 tutuklu gazetecinin tespit edildiğini, bunun bir önceki yıla oranla yüzde 13,4’lük bir rekor artışa işaret ettiğini duyurdu.

Tutuklu dağılımına göz atıldığında, 432’sinin profesyonel gazeteci, 83’ünün profesyonel olmayan, 18’inin medya çalışanı olduğu anlaşılıyor. Toplam mahpus gazetecilerden sadece yüzde 36,4’ünün mahkum edildiği, kalan yüzde 63,6’sının yargılanmadığı da tespit edildi.

Deloire: Hapishaneleri hızla dolduruyorlar

RSF Genel Sekreteri Christophe Deloire, 2022 Bilançosu’nun yayımlanması dolasıyla yaptığı açıklamada, “Diktatörlükler ve otoriter yönetimler, hapishanelerine gazeteci doldurmada hızlandırılmış bir süreç işletiyorlar. Gazeteci tutuklamadaki bu yeni rekor artış, bu vicdansız güçlere direnilmesine ve haber özgürlüğü, bağımsızlığı ve çoğulculuğu hedeflerini savunan herkesle aktif dayanışma içinde bulunulmasına olan yakıcı ihtiyacı teyit ediyor” dedi.

Kadın gazeteci tutukluluğu 5 yılda iki katı arttı

Açıklamada, sayısı 78 olarak tespit edilen tutuklu kadın gazetecilerle ilgili de, “RSF, 2021’e göre yüzde 30 artış yaşanan kadın gazeteci tutukluluğunda hiçbir zaman bu kadar yüksek bir rakama ulaşmamıştı” denildi. Beş yıl önce, tutuklamada kadın haberci oranı yüzde 7 iken, 2022 yılında bu oran yüzde 15’i aştı.

Dünyanın en büyük hapishanesi olarak tespit edilen, sansürün vahim boyutlara ulaştığı Çin’de, yolsuzluğu, sanayinin yol açtığı kirliliği ve kadınlara yönelik tacizi haberleştiren bağımsız gazeteci Huang Xueqin mahpus 110 gazeteciden biri olarak tanıtıldı. Şubat 2021’de darbeyle gazeteciliğin düpedüz yasaklandığı bir sürece giren Myanmar’da, 62 gazeteci hapishanede gün öldürüyor. İran İslam Cumhuriyeti, kitlesel eylemlerin patlak vermesinden bir ay sonra, tutuklu 47 gazeteci ile, dünyada en çok gazeteci tutuklayan üçüncü ülkesi oldu. Örneğin, hapishanedeki Nilufar Hamedi ve Elahe Mohammedi, Kürt kadın Mahsa Amini’nin ölümüne dikkat çektikleri için ölüm cezasıyla karşı karşıya bulunuyor. En çok tutuklayanlar olarak bu üç ülkeyi, Vietnam (39), Belarus (31) izliyor.

Türkiye’den Alagas örnek

Bilanço bildirisinde Türkiye’ye dair, üç kadın gazeteci ve bir kadın medya çalışanının, medyaları ve prodüksiyon şirketleri PKK’ye yakınlığıyla suçlanması sonucu, Haziran’da tutuklanmasına da değinildi; örnek olarak, 2019 yılında “terör örgütü propagandası” iddiasıyla suçlanan Jin News sitesi haber müdürü Safiye Alagas da verildi.

Cinayetlerde Meksika, Haiti ve Brezilya başta

24 Şubat’ta başlayan Ukrayna’daki savaşı haberleştirirken sekiz gazeteci altı aylık bir dönemde öldürüldü. Bunlar içerisinde, 13 Mart’ta Rus askerlerince infaz edilen Ukraynalı foto-muhabir Marks Levin ve sivillerin tahliyesini izlerken top atışı sonucu şarapnelin isabet ettiği Fransa merkezli BFM TV kanalı muhabiri Frédéric Leclerc-Imhoff da vardı. Bu yıl öldürülen toplam 57 gazeteciden 11’i Meksika’da, 6’sı Haiti’de, 3’ü de Brezilya’da can verdi.

Bilançoda dikkat çeken diğer bir veri de, 20 aydır Mali’de El Kaide’ye yakın bir grubun elinde bulunan Fransız gazeteci Olivier Dubois dahil 65 haberci ve medya çalışanının dünyada rehin durumda olması.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Babacan’dan İktidara ‘Büyüme’ Tepkisi: Fakirden Alıp Zengine Veriyorlar

İktidarın ‘ekonominin büyüdüğüne’ ilişkin söylemlerini eleştiren DEVA Lideri Babacan, “Büyümeden payı, sadece parası olana vermeyin. Ne yapmışlar bunlar? Büyümeden payı, parası olan vermişler; sabit gelirliden, ücretle çalışanlardan almışlar. Harıl harıl fakirden alıp zengine veriyorlar, grafik ortada, bu da TÜİK’in verileri.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Babacan, “İddia ettiğiniz gibi ekonomimiz büyüyorsa, bu büyümeden neden sadece etrafınızdakiler ve zaten parası olanlar pay alıyor? Ücretleri gerçek enflasyon farkının üstüne refah payı ekleyerek artırın, bu büyümeden işçi de memur da emekli de payını alsın” dedi.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, AK Parti iktidarının ‘ekonominin büyüdüğüne’ ilişkin söylemlerini eleştirdi. Babacan, sosyal medya hesabında, “İddia ettiğiniz gibi ekonomimiz büyüyorsa, bu büyümeden neden sadece etrafınızdakiler ve zaten parası olanlar pay alıyor? Ücretleri gerçek enflasyon farkının üstüne refah payı ekleyerek artırın, bu büyümeden işçi de memur da emekli de payını alsın” notuyla video paylaştı.

Babacan’ın videodaki konuşması şöyle:

“Bana soruyorlar şimdi asgari ücret ne olmalı, emekli maaşı ne olmalı? Ben de diyorum ki ‘Formül vereyim çok basit.’ Çünkü bugün söylediğim rakam ay sonuna kadar eriyip gidecek. Ben diyorum ki; bir, ay sonunu niye bekliyorsunuz? Yapacaksanız şimdiden yapın, elinizi tutan mı var? Niye eylülde, ekimde artırmadınız madem para eridi de? Oyalama. Varsayalım ki 1 Ocak’ta artıracaksınız. Formül basit. Gerçek, dürüst enflasyonu alın, üzerine bir de refah payı ekleyin.

‘Büyüdük’ diyoruz ya…Milli gelirden de bu büyümenin payını alsın. Emeklilerimiz de alsın, işçilerimiz de alsın, herkes alsın. Bu sadece satın alma gücünü koruyacak bir rakamdır. İşte, ‘Enflasyon kadar artırdık daha ne istiyorsunuz’ demeyin. Büyümeden payı, sadece parası olana vermeyin. Ne yapmışlar bunlar? Büyümeden payı, parası olan vermişler; sabit gelirliden, ücretle çalışanlardan almışlar. Harıl harıl fakirden alıp zengine veriyorlar, grafik ortada, bu da TÜİK’in verileri.”

Babacan’dan ATV’deki sansüre tepki

Ali Babacan, ATV’de yayınlanan ‘Esra Erol’da’ programında Besime adlı kadının kızıyla Kürtçe konuşması sırasında yayının sesinin kesilmesine tepki gösterdi.

Babacan soyla medya hesabından söz konusu haberi paylaşarak programda yaşananlara Kürtçe “Ev nêrîna ku rencîde dike, em red dikin. Şerm e, guneh e, heyf e” sözleriyle tepki gösterdi. Ali Babacan, ifadenin Türkçe tercümesini de yazdı.

Babacan’ın paylaşımı şöyle:

“Ev nêrîna ku rencîde dike, em red dikin. Şerm e, guneh e, heyf e. Biz bu rencide edici yaklaşımı reddediyoruz. Ayıptır, günahtır, yazıktır.”

Paylaşın

Elçi’den ‘Kürt Sorunu’ Açıklaması: CHP’nin Çözebileceğine Olan İnancım Tam

CHP’ye katılan eski Şırnak Baro Başkanı Nuşirevan Elçi, “CHP’nin Kürt sorununu çözebileceğine olan inancım tamdır. Türkiye tüm farklı etnik kimliklere eşit davranan ve adalet işleyen bir sistem ile yönetilmelidir. Bir kere öncelikle ülkede yeniden hoşgörü kültürü geliştirilmeli” dedi ve ekledi:

“CHP’nin 6’lı masada uzlaşmacı tavrındaki ısrarı, sorunları birlikte çözme konusundaki çabaları bana umut vadediyor. Eşitlikçi, tam demokrasi ve adil bir anayasa çerçevesinde ülkede çözülmeyecek bir sorun olmadığını düşünüyorum.”

Independent Türkçe’den Aldülhakim Günaydın’a konuşan Elçi, “Katılmak için teklif siz mi yaptınız yoksa CHP mi yaptı?” sorusuna karşılık “Katılmam konusunda teklif CHP’den geldi. Ben de çevreme, dost, akraba ve fikirlerine önem verdiğim insanlara danışarak sonunda böyle bir karar aldım” dedi.

“Kürt sorunu ve ülkede kemikleşmiş birçok sorunun tek bir partinin çabalarıyla çözülemeyeceğini düşünüyorum” diyen Elçi’nin açıklamaları özetle şöyle:

“CHP’nin Kürt sorununu çözebileceğine olan inancım tamdır. Türkiye tüm farklı etnik kimliklere eşit davranan ve adalet işleyen bir sistem ile yönetilmelidir. Bir kere öncelikle ülkede yeniden hoşgörü kültürü geliştirilmeli. CHP’nin 6’lı masada uzlaşmacı tavrındaki ısrarı, sorunları birlikte çözme konusundaki çabaları bana umut vadediyor. Eşitlikçi, tam demokrasi ve adil bir anayasa çerçevesinde ülkede çözülmeyecek bir sorun olmadığını düşünüyorum.

CHP ve kadrolarında son dönemde bir değişim var

Evet, Kürt kimliğini önemseyen bir aileden geliyorum. Elbette parti içerisindeki çalışmalarımda bu kimliğin etkin olacaktır ama ben aynı zamanda bir hukukçuyum. CHP ve kadrolarında son dönemde bir değişim var ve sorunların çözümü konusunda kararlı olduklarını görüyorum. CHP’nin Kürt sorununu çözebileceğine olan inancım tamdır. Türkiye tüm farklı etnik kimliklere eşit davranan ve adalet işleyen bir sistem ile yönetilmelidir.

Geçen 1-2 yılda CHP’nin bölge dahil ülke genelinde ev ev, sokak sokak gezerek yaptıkları çalışmaların meyvelerini almaya başladıklarını düşünüyorum. Elbette daha yürümemiz gereken epey uzun bir yol var ama CHP’nin bölgede beklentinin üzerinde bir oy alacağını öngörüyorum.

Kılıçdaroğlu aday olmalı

İsmi geçen aday adayları arasında toplumda en çok karşılığı olan ismin Sayın Kılıçdaroğlu olduğunu düşünüyorum. Dürüstlüğü, kişiliği ve devlet tecrübesiyle bu işi layıkıyla yerine getirebileceğine inanıyorum. AK Parti iktidar olduğu ilk dönmede ülkede yaşayan toplumun geniş kesimlerine umut oldu. Soruları çözeceğine ilişkin bir beklenti vardı. Bir süre iyi gitti ama son 6-7 yıl benimsediği ilkelerinden uzaklaştı.”

Söyleşinin tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Davutoğlu’ndan ‘Başörtüsü’ Çıkışı: Altılı Masa’da Sıkıntılar Var

AK Parti’nin başörtüsü teklifine ilişkin muhalefetin alacağı tavır merak konusu olmuşken, “Davutoğlu’nun ‘Altılı Masa’daki bütün bu partilerin de bu konuda sıkıntıları var, onu görmek lazım. Altılı Masa’nın suhuletle devamı ve toplumla bağının sürmesi açısından önemli’ dediği” öne sürüldü.

Halk TV yazarı İsmail Saymaz, “Altılı Masa, başörtüsüne dolandı” başlıklı dikkat çeken bir yazı kaleme aldı.

Saymaz bugünkü yazısında, Gelecek Partisi lideri Ahmet Davutoğlu’nun düzenlediği partisinin üçüncü yıl dönümü toplantısında edindiği bilgileri aktardı.

Başörtüsü ve aileye ilişkin Anayasa değişikliği teklifi üzerine Davutoğlu’nun görüşlerini aktaran Saymaz, “Davutoğlu, bu teklifin TBMM’de 400’ün üzerinde milletvekili oyuyla geçmesi ve referanduma gitmemesi gerektiğini savunuyor” diye yazdı.

Yazıda ayrıca, “Davutoğlu, ‘Altılı Masa’daki bütün bu partilerin de bu konuda sıkıntıları var, onu görmek lazım. Altılı Masa’nın suhuletle devamı ve toplumla bağının sürmesi açısından önemli’ diyor” denildi.

Yazının ilgili kısımları şöyle:

Davutoğlu, teklifin 400’ü aşkın milletvekilinin oyuyla geçmesi halinde “Bu şeref Kılıçdaroğlu’nundur” diyeceklerini kaydediyor.

Ya Erdoğan, 400’ü aşkın oya rağmen referanduma götürürse…

Erdoğan, pekala bu yola başvurabilir.

Zaten Davutoğlu da Cumhurbaşkanı’nın tavrını kestiremediği için “Erdoğan çıkıp ‘400’ü aşması halinde referanduma götürmeyeceğim’ diye teminat vermeli” diyor.

Bu teminatı vereceğini sanmıyorum.

Davutoğlu’na, sohbetimizin başında, Erdoğan’ın üç kez “Aday olmayacağım” dediği halde adaylık açıkladığını hatırlattım. Söz verse de referanduma gidebileceğini kaydettim. “Şu halde ne önlem düşünüyorsunuz” diye sordum.

“Bumerang gibi gider, Erdoğan’ı vurur” dedi.

“‘Altılı Masa’da sıkıntı var”

Ya CHP, ‘evet’ demezse?

Davutoğlu, “Altılı Masa’daki bütün bu partilerin de bu konuda sıkıntıları var, onu görmek lazım. Altılı Masa’nın suhuletle devamı ve toplumla bağının sürmesi açısından önemli” diyor.

Davutoğlu, CHP ‘hayır’ dediği takdirde seçim kampanyası içerisinde kullanılacağını savunarak, şunları söylüyor:

“Belli eğitimdeki başörtülüler iktidardan o kadar rahatsız ki… Fakir başörtülü kadın filesini dolduramıyor. Bu onların tercihlerini eskisi kadar etkilemeyecektir. Ama hayır denilirse etkilenir. Bu kullanılır, hem de tepe tepe kullanılır.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın