HDP Eş Başkanı Sancar: Bu Seçim Bir Rejimi Oylama Seçimi

Partisinin grup toplantısında konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sancar, “Bu kez iktidarın atı alıp Üsküdar’ı geçmesi o kadar kolay olmayacak. Atı da Üsküdar’ın yolunu da bulamayacaklar. Önümüzdeki seçimler bir seçimin ötesinde anlama sahiptir” dedi ve ekledi:

“Bunun iktidar da farkında. Sadece bir parlamenter ve cumhurbaşkanlığı seçimi olmayacak. Yaşamak istediğimiz ortak geleceğin belirlenmesi seçimi olacaktır. Bu seçim bir rejimi oylama seçimi olacaktır.”

Konuşmasında seçim tarihinin “aşağı yukarı” netleştiğini aktaran Sancar, “AKP genel başkanı 14 mayıs olarak açıkladı. Bugüne kadar zamanında olacak diyordu her sözü gibi bundan da caydı. Bizler HDP ittifaklarımız halkımız hangi tarihte yapılırsa yapılsın bu seçime hazırız. Bu seçim kararının açıklandığı an cumhurbaşkanının görevden affını isteme anına dönüşecektir” ifadeleri kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, partisinin Meclis’teki grup konuşmasında gündeme yönelik açıklamalarda bulundu.

Emek ve Özgürlük İttifakı partilerinin genel başkanları, eş başkanları ve parti sözcüleri de kapatma davası ve hazine yardımı blokesine karşı HDP’nin Meclis Grup Toplantısı’na katıldı.

Sancar’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Zorlu olduğu kadar umutların ve heyecanın da giderek yükseldiği bir atmosferde seçim sürecine hazırlanıyoruz. Hayatımızı umudumuzu geleceğimiz ekmeğimizi ve sabrımızı tüketmek isteyen bu iktidar düzeninin, bu rejimi bir an önce gönderecek olmanın hayali bile o kadar güzel ki. Gidişlerinin nasıl muhteşem olacağını anlatmaya bile gerek yok.

Milyonlar hak ve özgürlük meşalelerini yakmışlar o güzel günü bekliyorlar. Kutsal bir yürüyüş bu ve başarıyı mutlaka getirecek güçlü bir irade bu. Seçim tarihi aşağı yukarı netleşti. AK Parti genel başkanı 14 Mayıs olarak açıkladı. Bugüne kadar zamanında olacak diyordu her sözü gibi bundan da caydı.

Bizler HDP ittifaklarımız halkımız hangi tarihte yapılırsa yapılsın bu seçime hazırız. Bu seçim kararının açıklanacağı an cumhurbaşkanının görevden affını isteme anına dönüşecektir. Seçimlerde de halk en büyük kararı verecek ve bu düzene noktayı kalın bir şekilde koyacaktır.

Bu kez iktidarın atı alıp Üsküdar’ı geçmesi o kadar kolay olmayacak. Atı da Üsküdar’ın yolunu da bulamayacaklar. Önümüzdeki seçimler bir seçimin ötesinde anlama sahiptir. Bunun iktidar da farkında. Sadece bir parlamenter ve cumhurbaşkanlığı seçimi olmayacak. Yaşamak istediğimiz ortak geleceğin belirlenmesi seçimi olacaktır. Bu seçim bir rejimi oylama seçimi olacaktır.

Bizler için geleceği kurma, mücadeleyi büyütme meselesidir. Sadece sandıkla sınırlı bir olay değil. Bugünden itibaren sandığa kadar, sandıktan sonra geleceğin her anını birlikte belirleyeceğimiz bir süreçtir bu. Bizler en büyük demokrasi ittifakıyla, Emek ve Özgürlük İttifakı ile yürüyoruz bu süreci.

Bu ittifakı daha da büyütüp bütün ezilenleri, bütün mazlumları bir araya getirmek istiyoruz. Onların seçiminde halk yok, yoksullar, kadınlar, gençler yok. Bu ülke yok aslında onların seçimlerinde. Sadece bir tek şey var, kendi saltanatı. Halkın üzerine karabasan gibi çöktükleri kötülük düzenini sandıktan da çıkartmak istiyorlar. Bu seçimler çok çetin bir mücadeleye sahne olacaktır. Biz her türlü zorluğa hazırız.

“Cumhur İttifakı, sanki seçimlere değil savaşa hazırlanıyorlar”

Bu seçimlere hukukun demokrasini askıda olduğu ağır bir siyasi tecrit koşullarında giriyoruz. HDP başta olmak üzere tüm demokratik toplumsal muhalefet her gün yeni saldırılarla karşı karşıya bırakılıyor. Cumhur İttifakı, sanki seçimlere değil savaşa hazırlanıyorlar.

Kampanyalarını seçim değil bir savaş kampanyası gibi yürütüyorlar. Çünkü korkuları büyüktür. Çünkü kaybederlerse sonucun ne olacağını hepimizden çok daha iyi biliyorlar. İşte hakkımızda açılan kumpas davaları, yürümekte olan kapatma davası, Hazine yardımına bloke konması kararı, muhalefete yönelik siyasi yasak kuşatması, medya üzerinden yürütülen tetikçilik faaliyeti, bunların her biri bu rejimin seçim kampanyasının araçları olarak karşımıza çıkıyor.

Çünkü bu karanlık ittifakın halka sunabileceği herhangi bir olumlu vaadi kalmamıştır. Siyasi bir meseleleri yoktur. Bu ülke için bu karanlıktan başka bir gelecek tahayyülleri de yoktur. Çünkü çözümün değil sorunların odağı olan bir iktidar olarak bir varlık meselesi mücadelesi yürüttüklerini biliyorlar o nedenle ellerinde kalan baskı, yasak, hukuk dışılık dışında herhangi bir aracı yöntemi kullanacak durumda değiller. Bu ülkenin etrafına cezaevi duvarları örmeye çalışıyorlar. Bunların seçim kampanyası kelepçe siyasetidir, cendere siyasetidir, kuşatma siyasetidir.

Emekliden emekçiden dar gelirliden yoksullardan EYT’lilerden esirgenen kaynaklar nereye gidiyor biliyoruz, işte bu düzenin yalan ve kara propagandasına harcanıyor. Troller ordusuna ve en büyük kalem savaş politikasına harcanıyor. Bu iktidar savaş politikalarıyla ayakta kalmaya çalışıyor. Savaş politikalarıyla toplumsal muhalefet güçleri arasına nifak sokmaya çalışıyor.  En savaş karşıtı ittifakı oluşturmak demokrasi yürüyüşünün en önemli hedeflerindendir. Hep birlikte açık ve gür bir sesle bağırıyoruz; savaşa hayır.

“Yargıya bundan daha açık tehdit olabilir mi?”

Bugün iktidarın küçük ortağı esti, gürledi yine. Anayasa Mahkemesi’ni tehdit etti. Açık ve net bir şekilde şantaj yaptı. Artık Anayasa diye bir şey kalmadı. Anayasa’yı ayaklar altına almak konusunda en ufak bir çekinceleri yok. Çünkü kurtuluşları zorbalıktadır. ‘Eğer bu kararı derhal HDP aleyhine almazsanız hainsiniz’ diyor. Yargıya bundan daha açık tehdit olabilir mi? Bu sadece MHP’nin söylemi olarak anlaşılmamalıdır.

Bu iktidarın, rejimin politikasıdır. O yüzden yapılan her şey birlikte yapılmaktadır. Hesabını da halka birlikte verecekler. İktidar kanadında kalan muhalefet partilerine de sesleniyoruz: Bu kadar açık Anayasa ihlalleri, bu zorbalık karşısında sessiz kalamazsınız. Sessiz kaldığınız her zorbalığın pratiği, eninde sonunda ülkeye egemen kılınmak istenen sistemin bir aynasıdır. Bu planları hep birlikte bozalım. Bu hepimizin halka karşı tarihi sorumluluğudur.

‘HDP’nin kapısına kilit vurulsun’ diyor. Yahu ‘Biz anahtar partiyiz’ diyoruz, onlar kilitten söz ediyor. Tonlarca kilit getirseniz hepsini açarız. Bu ülkede kilit üreticileri sizin taleplerini karşılayacak üretimi bile yapamazlar. Öyle anahtarlar var ki elimizde, koyduğunuz her kilidi çatır çatır açacağız. Bu kararlılık seçimlerde, en fazla 4 ay sonra sizin kapınıza halkın kilit vurduğu tarih olacaktır.

Bizler bir cumhurbaşkanı adayı çıkaracağımızı ilan ettik. Diyoruz ki bu topraklarda yaşayan tüm halkların adayını tartışıyoruz. Böyle bir aday çıkarmak istiyoruz. Alın teri dökenlerin, kadınların, gençlerin temsilcisi olacak. Meclisi en geniş katılımla, tüm renklerin, halkların temsil edildiği bir platforma çevirmek istiyoruz.

Yani halkların demokratik meclisini yaratmak istiyoruz. Buna gücümüz var. Gücümüze inanıyoruz, kararlıyız, hepimiz buna odaklanmış durumdayız. 14 Mayıs halkların miladı olacaktır. Gün bizim, güneş bizim. Göğsümüzde ateş bizim. El ele olduğumuz bu güzel ülke bizim. Dün bizim, yarın bizim. İnşa edeceğimiz yeni yaşam bizim. Hasrete vurduğumuz mayısta, haziranda gülmek bizim.”

Paylaşın

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg’den Erdoğan’a İsveç Tepkisi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Stockholm’deki Kuran yakma eylemi sonrası İsveç’in NATO üyeliğini engelleme açıklamasına Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) Genel Sekreteri Jans Stoltenberg, tepki gösterdi.

Alman Die Welt televizyon kanalına açılama yapan Stoltenberg, aşırı sağcı siyasetçinin eylemini eleştirirken, eyleme izin verdiği için Ankara tarafından sert bir şekilde eleştirilen İsveç hükümetine üstü kapalı destek verdi.

Jans Stoltenberg, “İfade özgürlüğü, fikir özgürlüğü İsveç’te ve diğer tüm NATO ülkelerinde değerli bir ilke. Bu nedenle bu uygunsuz eylemler otomatik olarak yasa dışı sayılmaz.” dedi.

İsveç hükümetinin bu eylemi açık bir şekilde kınadığını kaydeden Stoltenberg, kendisinin de Stockholm sokaklarında yaşanan, başka insanların görüş ve inançlarına yönelik bu tür hakaretlere kesinlikle karşı olduğunu ifade etti.

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, son gelişmelere rağmen Türkiye’nin şu ana kadar NATO üyeliğiyle ilgili tartışmada ittifakla önemli ölçüde işbirliği içinde olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, abine toplantısının ardından yaptığı açıklamada, İsveç’te Cumartesi günü gerçekleşen Kuran yakma eylemine tepki göstermiş ve Stockholm’ün NATO üyelik başvurusuna destek verilmeyeceğini söylemişti.

Finlandiya, NATO’ya İsveç’le birlikte girme kararını gözden geçiriyor

Öte yandan Finlandiya haber ajansı YLE’ye konuşan Dışişleri Bakanı Haavisto, kendileri için ilk seçeneğin hala NATO’ya birlikte girme stratejisi olduğunu ancak İsveç’in başvurusunun daha da ertelenmesi halinde bu kararı gözden geçireceklerini söyledi.

Reuters haber ajansına da konuşan Haavisto, Finlandiya, İsveç ve Türkiye arasındaki iki İskandinav ülkesinin NATO’ya katılma planlarına ilişkin müzakerelere birkaç haftalık ara verilmesi gerektiğini söyledi:

“Üçlü müzakerelere dönmeden önce ara vermemiz ve son yaşananlardan sonra sular durulduğunda nerede olduğumuzu görmemiz gerekiyor, yani hemen bir sonuca varılmamalı… Birkaç haftalık bir duraksama olacağını düşünüyorum.”

Macaristan Şubat ayında onaylayacağını açıklamıştı

NATO’nun 30 üyesinden 28’i Rusya’nın Ukrayna işgalinden sonra NATO üyeliği başvurusunda bulunan İsveç ve Finlandiya’nın ittifaka katılımına kendi parlamentolarında onay vermiş durumda.

Türkiye ve Macaristan henüz onay sürecini tamamlamamış olan iki NATO üyesi. Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto, Şubat ayında Meclis toplandığında İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliklerini onaylayacaklarını belirtmişti.

Paylaşın

Seçim Tarihi Netleşmeye Başladı; CHP Çalışmalarına Hız Verdi

CHP’de seçim için il başkanlıkları bünyesinde kurulacak seçim ofislerinin yanı sıra 30 seçim ofisi daha kurulması kararlaştırıldı. Bu seçim ofisleri bölge bazlı çalışacak. O bölgenin sorunları, hassasiyetleri ve öncelikleri belirlenecek.

Seçim çalışmaları da bu kapsamda gerçekleştirilecek. Partinin enerjisi özellikle oy oranının düşük olduğu yerlere kanalize edilecek.

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) seçim stratejisi toplantısı gerçekleştirildi. Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleri, grup başkanvekilleri ile CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun başdanışmanları Tuncay Özkan ile Erdoğan Toprak’ın da katıldığı toplantıda seçim çalışmaları değerlendirildi.

Habertürk’ten Mahir Kılıç’ın haberine göre, son yapılan anketlerin masaya yatırıldığı toplantıda bundan sonra anketlerin daha sık ve daha düzenli değerlendirilmesi görüşü benimsendi.

Seçim için il başkanlıkları bünyesinde kurulacak seçim ofislerinin yanı sıra 30 seçim ofisi daha kurulması kararlaştırıldı. Bu seçim ofisleri bölge bazlı çalışacak. O bölgenin sorunları, hassasiyetleri ve öncelikleri belirlenecek. Seçim çalışmaları da bu kapsamda gerçekleştirilecek. Partinin enerjisi özellikle oy oranının düşük olduğu yerlere kanalize edilecek.

Erdoğan: Seçim 14 Mayıs’ta

Kabine toplantısı sonrası açıklama yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 14 Mayıs’ta seçim yapılması için meclisten gerekli çoğunlukla karar alınmasını memnuniyetle karşılayacaklarını, aksi durumda yetkisini kullanarak süreci başlatacağını söylemişti.

Normal seçim tarihinin 18 Haziran olduğunu hatırlatan Erdoğan, “Ancak tarihi, hem Kurban Bayramı arifesine, Hac dönemine hem sınav takvimine hem de ilk ve orta öğretim tatiline denk gelmesi sebebiyle güncelleme ihtiyacı duyduk. Milletin talebini karşılama yanında, milli iradenin en yüksek katılımla ve en ideal şartlarda tecellisini sağlamakla sorumluyuz” demişti.

Paylaşın

Cezaevleri Toplam Nüfusu 340 Bini Aşarak Rekor Kırdı

Türkiye’deki cezaevlerinin toplam kapasitesi 289 bin 974 kişi ama Ocak 2023 sonu itibariyle cezaevlerinde 341 bin 497 kişi bulunuyor. Adalet Bakanlığı verilerine göre, bu kişilerin 298 bin 975’i hükümlü, 42 bin 522’si tutuklu.

Cezaevi nüfusunun 325 bin 009’ü erkeklerden, 13 bin 977’i kadınlardan, 2 bin 511’i ise çocuklardan oluşuyor. 2021 yılında cezaevlerinde 272 bin kişi olduğu dikkate alındığında toplam cezaevi nüfusunun 2022 sonu itibariyle 69 bin kişi arttığı görüldü.

Sözcü’nün Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevfikevleri Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre, 1 Ocak 2023 itibariyle Türkiye’de; 279 kapalı, 89 açık, 10 kadın kapalı, 8 kadın açık, 9 çocuk kapalı, 4 çocuk eğitimevi olmak üzere toplam 399 ceza infaz kurumu bulunuyor. Bu kurumların toplam kapasitesi 289 bin 974 kişi.

Son 17 yılda 378 ilçe cezaevini kapatan AK Parti iktidarı, 2016 yılından bu yana yeni ve büyük cezaevlerinin yapımını hız verdi. 2006 – 2022 yıllara arasında 269 yeni cezaevi açılırken bunlarla 216 bin 607 kişilik ilave kapasite yaratıldı.

Özellikle 15 Temmuz’un ardından hükümlü ve tutuklu sayısında yaşanan artış nedeniyle hız verilen cezaevi inşaatlarına son 7 yılda 30 milyar liradan fazla harcama yapıldığı belirtiliyor.

Türkiye’deki cezaevlerinin toplam kapasitesi 289 bin 974 kişi ama Ocak 2023 sonu itibariyle cezaevlerinde 341 bin 497 kişi bulunuyor. Adalet Bakanlığı verilerine göre, bu kişilerin 298 bin 975’i hükümlü, 42 bin 522’si tutuklu.

Cezaevi nüfusunun 325 bin 009’ü erkeklerden, 13 bin 977’i kadınlardan, 2 bin 511’i ise çocuklardan oluşuyor. Cezaevlerindekilerin 118 bin 738’i açık infaz kurumu, 222 bin 759’u kapalı ceza infaz kurumunda bulunuyor.

2021 yılında cezaevlerinde 272 bin kişi olduğu dikkate alındığında toplam cezaevi nüfusunun 2022 sonu itibariyle 69 bin kişi arttığı görüldü.

Paylaşın

MHP Lideri Bahçeli, HDP’yi Hedef Aldı: Vakit Kaybetmeden Kapatılmalıdır

Partisinin grup toplantısında konuşan MHP Lideri Bahçeli, HDP’nin kapatılması istemiyle açılan davaya ilişkin “Anayasa Mahkemesi’nin HDP’nin talebi ile, kapatma davasının seçim sonrasına bırakılmasını görüşecek olması adalet ilkelerine aykırıdır. Bu neyin arayışı? AYM şehitlerimizin dökülen kanlarını seçim sonrasına bırakmayı da görüşecek mi? HDP vakit kaybetmeden kapatılmalıdır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu bölücü ve terör yatağı kurutulmalı, hukuken defteri dürülmeli, kapısına kilit asılmalıdır. HDP’nin isteğiyle AYM’nin davayı sulandırması doğru değildir.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Meclis’teki grup konuşmasında gündeme yönelik açıklamalarda bulundu. Bahçeli’nin açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Milletine yabancılaşmış, tarihine sırt çevirmiş, kimliğinden uzaklaşmış bir zevatın bağımsızlığı hakkıyla savunması, eşyanın tabiatına aykırıdır. Ne garip ne tuhaf bir tecellidir ki tarih tekrar etmektedir. Bu gerçek dikkatli ve uyanık hiçbir gözden kaçmış değildir. Bir hususu tarih kayıtlarında not etmek gerekir ki medeniyetler mücadelesi sürdüğü sürece, ders ve ibret alınsa bile tarihin tekerrürü kaçınılmazdır. Kapanmamış yaraları bulunanlar, nefret nöbetine girenler yine üzerimize geleceklerdir.

“HDP kapatılmalıdır hem de vakit kaybetmeksizin”

Anayasa Mahkemesi’nin “Halkın Demokrasi Partisi’nin” talebiyle 25 Ocak 2023 tarihinde kapatılma davasının seçim sonrasına bırakılmasını görüşecek olması, adalet ilkeleriyle tamamıyla aykırıdır. Bu neyin görüşmesi, neyin arayışı, neyin hazırlığıdır? AYM, şehitlerimizin dökülen kanlarını da seçim sonrasına bırakmayı görüşecek midir? HDP kapatılmalıdır hem de vakit kaybetmeksizin. Bu bölücü ve terör yatağı kurutulmalı, hukuken defteri dürülmeli, kapısına kilit asılmalıdır. HDP’nin isteğiyle AYM’ni davayı sulandırması doğru değildir.

İsveç’te geçen cumartesi günü bir sapık, bir manyak, bir şeytan piyonu, Türkiye’nin Stockholm Büyükelçiliği önünde tüm uyarılara rağmen yüce kitabımızı yakmıştır. Bu azgın provokasyonu ifade ve düşünce özgürlüğü diyenler de suç ortağıdır. İsveç ve Finlandiya gibi İskandinav ülkeleri ABD’nin dublör ülkeleridir. Viking mantığı, ABD’nin kovboy aklıyla bir ve beraberdir.

Bir alçağın eline çakmak tutuşturup Kuran-ı Kerim’in yakışmasını kışkırtanlar, bunu da Türkiye büyükelçiliği önünde yaptıranlar çok sinsi bir siyasetin tasarımcılarıdır.  Bu saatten sonra İsveç’in NATO’ya üyeliği, suya yazılmış yazı kadar güncel bir konudur. Viking uzantıları ardında efendilerini alsa da Türkün töresini İslam’ın sancağını zedelemeye güç getiremeyecektir. Türkiye’nin NATO üyeliğini tartışmaya açmak isteyenler varsa buyursun açsınlar. NATO’yla doğmadık, NATO’suz da çok şükür ölmeyiz.

Gördüğümüz kadarıyla zillet ittifakı çok tehlikeli sularda kulaç atmaya devam etmektedir. Milletimizin iradesinden korkanlar PKK’ya zeytin dalı uzatacak kadar kökünden ve değerlerinden uzaklaşmıştır. İP Başkanı’nın geçtiğimiz günlerde, partisinin Diyarbakır 2’inci Olağan Kongresi’nde yaptığı konuşma hiçbir vatansever vicdanın, hiçbir vatan evladının kabul edemeyeceği bir çirkinliktedir.

Bu konuşma kötülüğün ve teslimiyetçiliğin manifestosudur. Demiş ki, “Ben buraya rızanızı almaya geldim.” Demiş ki, “İYİ Parti’yi Türkler, Kürtler, Zazalar kurdu.” Demiş ki, “Mesele silahlara veda, kan dökmeye tövbe etmekse, mesele her türlü musibetin karşısında çelikten sarsılmaz biz olmaksa, biz varız.” İstisnaları ayrı tutuyorum, bir vesileyle siyasi ayrılık yaşadığımız, İP’te görev yapan bazı isimler bu sözleri nasıl hazmedeceklerdir?  PKK’ya el uzatan bu zulüm planına nasıl onay vereceklerdir?

“Zillet ittifakı, İp Başkanı eliyle PKK’yla mütareke mesajı vermiştir”

Silahlara veda ne demektir? Vedayı edecek kimdir? Bu şuursuzluğun esin ve ilham kaynağı kimlerdir? PKK mı, yoksa Türk askeri mi silahı bırakacaktır? Teröre boyun mu eğelim, bölücülere teslim mi olalım? Milliyetçiyim diyen hangi şahsiyet sahibi bu yıkıma, bu hıyanete, bu rezalete sessiz duracaktır? Akılları çelinip aramızdan kopartılanları aşama aşama PKK’nın kuyruğuna takmayı amaçlayanları kul affetse de Allah affeder mi? Şehitlerimiz affeder mi? Milletimiz hoş görür mü?

İP Başkanı’na silahlara veda sözlerini kullandıran, bu siparişi veren hangi mihraklardır? Türk milletinin etnik kimliklerden oluşan kabile formatına dönüştürmenin neresi iyiliktir? Neresi temizliktir? Neresi milliliktir? Zillet ittifakı, İp Başkanı eliyle PKK’yla mütareke mesajı vermiştir. Kılıçdaroğlu’nun Türk ordusuna hakaretinden sonra İP Başkanı’nın bu ihanet açılımını seslendirmesi tesadüf değildir. Her dalda mendili, her tarlada ayak izi, her partide kötü hatırası bulunanların gerçek yüzü, gerçek niyeti, gerçek hedefi ayan beyan ortaya çıkmıştır.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a EYT Çağrısı: Oyalamayı Bırak

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a emeklilikte yaşa takılanlar (EYT) kanunuyla ilgili “Meclis’e getir hemen” çağrısı yaptı. 

Haber Merkezi / CHP Lideri Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: “EYT’lileri oyalamayı bırak. Millet senin bu seçim oyunlarından bıktı. İnsanlarımızın haklarını seçimlere malzeme etmeye çalışma. Her şeyi berbat ettin, son dakika çabaların zaten fayda etmeyecek. EYT’yi Meclis’e getir hemen @RTErdogan.”

Emeklilik başvurusu nasıl yapılıyor?

Yasalaşması beklenen yeni emeklilik düzenlemesiyle ilgili olarak Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ya da e-Devlet uygulaması üzerinden bilgi alınabiliyor.

SGK, EYT düzenlemesi yasalaşınca oluşabilecek yoğun emeklilik başvurusu işlemleri için birtakım önlemler aldığını duyurdu.

Kurum, emeklilik işlemlerinin yürütüleceği merkezlerin çoğaltıldığını ve ilave personel ekleneceğini belirtti, emeklilik başvurusunda bulunacakların süreci hatasız tamamlamaları için tanıtıcı videolar hazırlandı.

Emeklilik başvuruları için e-Devlet uygulaması üzerinden talep oluşturulabiliyor.

Uygulamada ilk olarak “gelir, aylık ödenek talep belgesinin verilmesi” sekmesine tıklamak, ardından “yeni başvuru” sekmesi üzerinden “yaşlılık aylığı” butonunun seçilmesi gerekiyor.

SSK kapsamında aylık talep edeceklerin ise “4A”, BAĞ-KUR kapsamına girenlerin ise “4B” seçeneğini işaretleyip ‘Başvur’ butonunu tıklaması gerekiyor.

EYT düzenlemesi kimleri kapsıyor?

Emeklilikte Yaşa Takılanlar, sigortalı çalışırken 8 Eylül 1999’daki bir yasal değişiklikten sonra emekli olma koşulları büyük oranda değişen kişilere deniyor.

Sigorta başlangıç tarihi 9 Eylül 1999’dan önce olanları ve emekli olmak için gereken prim günü ve sigortalılık süresi şartını sağlamış olanlar, getirilen yaş zorunluluğu sebebiyle emekli olamadı.

Kanundaki değişiklik öncesinde kadınlarda 20 yıl, erkeklerde ise 5000 gün prim şartı ve 25 yıl sigortalılık süresi yeterliydi. Dolayısıyla 18 yaşında çalışmaya başlayan bir kadın 38, 18 yaşında çalışmaya başlayan bir erkek ise 43 yaşında emekli olabiliyordu.

1999 yılında yapılan değişiklikle birlikte kadınlarda emeklilik yaşı 58, erkeklerde 60 oldu. 2008 yılında ise ilk kez sigortalı olarak işe başlayacaklar için emeklilik yaşı 65’e yükseltildi.

Bu düzenlemenin bütçeye getireceği yük, yaş şartı, prim gün sayısı ve hizmet yılı şartları gibi etkenleri göz önünde bulundurarak ve hesaplayarak bir düzenlemenin yapılması gerekliliği uzun zamandır bu sorunun çözülememesinde büyük bir etken.

Cumhurbaşkanı Erdoğan 2018’de yaptığı açıklamalarda EYT yasasının kamuya yıllık maliyetinin 26 milyar TL olacağını söylemişti. EYT Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Serpil Şahin ise düzenlemenin bütçeye yükünün 8 milyar TL olacağını söylemişti.

Sorun neydi?

EYT’ler, 1999 yılında çıkarılan kanunun hukuka aykırı olarak geriye doğru işletildiğini ve neticesinde yüz binlerce emeklinin yıllarca süren ve mağdur sayısının katlanarak arttığı bir sistem yarattığını söylüyordu.

Bu zamana dek pek çok siyasinin kapısını çaldıklarını söyleyen EYT’ler son olarak bir federasyon kurmuş ve eylemlerini tek çatı altında yürütmüştü.

Siyasi partiler her defasında söz aldıklarını ancak her seçim döneminde “seçim malzemesi” haline getirildikleri savunan EYT’ler, bu yıl bu mağduriyetin “yaş sınırlaması getirilmeksizin” giderilmesini talep ediyordu.

Emeklilikle yaşa takılma sorunun “erken emeklilik” demek olmadığı belirten dernekler, “EYT erken emeklilik değil, gasp edilmiş emeklilik hakkının peşindedir” açıklamasını yapmıştı.

Paylaşın

Erdoğan, Seçim Tarihini Açıkladı: 14 Mayıs

Kabine toplantısı sonrası açıklama yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 14 Mayıs’ta seçim yapılması için meclisten gerekli çoğunlukla karar alınmasını memnuniyetle karşılayacaklarını, aksi durumda yetkisini kullanarak süreci başlatacağını söyledi.

Haber Merkezi / Normal seçim tarihinin 18 Haziran olduğunu hatırlatan Erdoğan, “Ancak tarihi, hem Kurban Bayramı arifesine, Hac dönemine hem sınav takvimine hem de ilk ve orta öğretim tatiline denk gelmesi sebebiyle güncelleme ihtiyacı duyduk. Milletin talebini karşılama yanında, milli iradenin en yüksek katılımla ve en ideal şartlarda tecellisini sağlamakla sorumluyuz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrasında açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

“Yaptığımız kapsamlı değerlendirmeler sonunda 14 Mayıs 2023 Pazar gününün her bakımdan seçim için en uygun tarih olduğunu gördük.

Mecliste gereken çoğunluğun sağlanamaması halinde, seçimlerin 14 Mayıs’ta yapılabilmesini temin edecek bir takvimle kararımızı alıp süreci başlatacağız.

Kağıthane’den havalimanına ulaşımı fevkalade kolay, hızlı ve konforlu hale getirecek bir projenin açılış törenine katıldık. Paris’te bile yok. Paris’teki metronun çatısı akıyor. Bizim metromuz dört dörtlük.

İsveç’teki çirkin eylem en başta Müslümanlar olmak üzere insanların temel hak ve özgürlüklerine saygı duyan herkese yapılmış hakarettir.

(İsveç açıklaması) Büyükelçiliğimiz önünde böyle bir kepazeliğin yaşanmasına sebebiyet verenler NATO’ya üyelik başvuruları konusunda bizden herhangi bir hayırhahlık beklemesin.

Türkiye Cumhuriyeti’nin veyahut Müslümanların dini inancına saygı göstermiyorsanız, bizden de NATO konusunda herhangi bir destek göremeyeceksiniz.

Terör örgütü mensupları ve İslam düşmanlarını bu kadar seviyorlarsa, ülkelerinin savunmalarını da onlara havale etmeleri tavsiyesinde bulunuyoruz.

Kurumlarımızın kamu alacaklarını yeniden yapılandıran bir kanun teklifini hazırlıyoruz. Borçların cezalarını kaldırıyoruz. Tüm bu borçları taksitle ödeme imkanı getiriyoruz.

Vergi dairelerine 31 Aralık 2022’den önce 2 bin lirayı aşmayan borcu olan vatandaşlarımızın cezalarının tahsilinden vazgeçiyoruz.

İnşallah önümüzdeki aylarda enflasyonun hızla yüzde 30’lara düştüğünü de göreceksiniz. İyi bir hazırlık yaptık, iyi bir altyapı kurduk. Milletimizin her bir kesimine ayrı destek programları hazırlayıp uyguladık.

(Yükseköğrenim kredisi) Endeks dışındaki borcun da yeniden yapılandırılarak taksitle ödenmesini mümkün hale getiriyoruz.

Sürücülerimizin alkol, uyuşturucu, ölümlü ve yaralanmalı kaza, drift ve aday sürücülük halleri dışındaki ihlallerden kaynaklanan ceza puanlarını siliyoruz.”

Paylaşın

Demirtaş’tan Muhalefete “Adaylık Ve İttifak” Eleştirisi

Cumhurbaşkanlığı adaylığı ve ittifak yapma konusunda muhalefeti eleştiren Demirtaş, “Üç yıldır demokrasi ittifakı olsun diye çırpınıp durduk, olmasın diye muhalefet dahil herkes üstüne düşeni fazlasıyla yaptı. Halk demokrasi ittifakını yoksullaşarak kurdu, partiler ne yazık ki kuramadı” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Şimdi önümüzde dört ay var, ortak aday diyoruz, yine herkes, olmasın diye ne gerekiyorsa yapıyor. Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır? Tüm liderlere sesleniyorum, yakında hepinizle bir araya geleceğiz”

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, sosyal medya hesabı üzerinden Cumhurbaşkanlığı adaylığı ve ittifak yapma konusunda muhalefeti eleştiren paylaşımlarda bulundu.

Selahattin Demirtaş, paylaşımlarında şunları söyledi:

“Üç yıldır demokrasi ittifakı olsun diye çırpınıp durduk, olmasın diye muhalefet dahil herkes üstüne düşeni fazlasıyla yaptı. Halk demokrasi ittifakını yoksullaşarak kurdu, partiler ne yazık ki kuramadı.

Şimdi önümüzde dört ay var, ortak aday diyoruz, yine herkes, olmasın diye ne gerekiyorsa yapıyor. Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır? Tüm liderlere sesleniyorum, yakında hepinizle bir araya geleceğiz. Ya içeride ya dışarıda!

Neyse ki bu seçimi siyasetçiler değil, halk kazanacak. Ya tam demokrasi Ya mutlak diktatörlük Kendi gücünüze güvenin, inanın ve dört ay boyunca enerjiyle çalışın. Kesinlikle kazanacağız.”

Paylaşın

HDP’yi Yok Saymak, Cumhur İttifakı’na Mı Millet İttifakı’na Mı Yarıyor?

“HDP’yi yok saymak, “vebalıymış” gibi uzak durmak Cumhur İttifakı’na mı yoksa Millet İttifakı’na (Altılı Masa) mı yarıyor?” sorusunu, siyaset bilimci Prof. Dr. Tanju Tosun, “HDP’yi yok saymanın Altılı Masa’nın zararına bir durum olduğu görüşünde” şeklinde yanıtlarken, siyasal iletişimci ve stratejist Ateş İlyas Başsoy da kimsenin HDP’yi yok saymak gibi bir lüksü olmadığı görüşünde.

Siyasal iletişimci ve kamuoyu araştırmacısı Dr. İbrahim Uslu da HDP’nin hiçbirine yaranamadığını söyledi. Cumhur İttifakı’nın bugüne kadar kutuplaştırmaya zemin hazırlamak için HDP’yi kriminalize ettiğini ifade eden Uslu, “Bu kısmen işe yaradı gibi görünüyor ama bir bedel de ödedi” dedi.

HDP’ye karşı kullandığı sert dil nedeniyle Cumhur İttifakı’nın Kürt seçmenleri kaybettiğine vurgu yapan Uslu, “HDP gibi bir sosyolojiyi görmezden gelmenin ya da onun desteği ve katkısını alamamanın her iki bloğa da yarattığı maliyetler var. HDP seçmeninin büyük çoğunluğu yani 11 puanın yaklaşık 1 puanı Erdoğan’a oy verebileceğini söylerken diğer 10 puan muhalefete oy vereceğini ifade ediyor” diye konuştu.

Türkiye seçim sathı mahalline girdi. Bugün itibariyle seçimlere 110 gün kaldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçen hafta Türkiye Büyük Millet Meclisi Grup Toplantısı’nda seçimlerin 14 Mayıs’ta yapılacağının işaretini vermişti.

Erdoğan, dün akşam Bursa’da gençlik buluşmasında seçimin 14 Mayıs’ta olacağına yönelik mesajını yineleyerek, “10 Mart’ta Cumhurbaşkanı olarak bu yetkimizi kullanacağız ve 60 gün süre var o süreyi de YSK değerlendirecek” dedi.

Bir sürpriz olmazsa cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin 14 Mayıs’ta yapılacağı kesin. İktidar bunun erken seçim olmadığını, sadece öne almak olmak olduğunu iddia ederken, muhalefet tam tersini savunuyor.

Tabii ki tartışmalar bununla sınırlı değil. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın üçüncü kez aday olup olamayacağı, yeni seçim kanunun geçerliliği gibi tartışmalı birçok konu var.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve İYİ Parti başta olmak üzere muhalefetteki parti temsilcileri işin peşini bırakmayacaklarını, tüm hukuki yollara başvuracağını söyledi.

HDP’nin desteğini alamayan adayın ilk turda kazanması neredeyse imkansız. Nihai kararı Yüksek Seçim Kurulu (YSK) verecek ve tartışma da noktalanacak. Zira YSK’nın kararlarına itiraz yolu kapalı.

Cumhur İttifakı, Erdoğan’ın adayını açıklayalı aylar oldu ve seçim çalışmasına başladı. Seçimlere kısa süre kalmasına rağmen Altılı Masa adayını hala belirlemedi. Bu belirsizliğin yanı sıra Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) yaklaşımları da tam netlik kazanmadı.

Kamuoyu araştırmalarına göre ise HDP’nin destek vermediği hiçbir adayın birinci turda kazanma ihtimali neredeyse imkansız. Bu nedenle Millet İttifakı veya bir diğer ismiyle Altılı Masa, HDP’yi yok saydığı, görmezden geldiği için kimi kesimlerce sürekli eleştiriliyor.

“Altılı Masa aday belirlemede HDP’yi dikkate almalı”

Altılı Masa’yı eleştirenlerden biri de eski Kültür ve Turizm Bakanı Fikri Sağlar.

Ortak aday belirlenirken HDP’nin de beklentilerinin dikkate alınması çağrısında bulunan Sağlar, “HDP’ye ‘görünmez parti’ muamelesi yapmak AKP’ye yarıyor. Sıkışınca mektup okutanların 6’lı masayı hapsetmeye çalıştığı köşeden artık çıkılmalı. Ortak adayın belirlenmesinde HDP, TİP ve Sosyalist Güç Birliği’nin beklentileri dikkate alınmalıdır” paylaşımında bulundu.

Geçen günlerde İz gazetesinden Pınar Teke’nin sorularını yanıtlayan Selahattin Demirtaş da Türkiye’de Kürt sorunu ve HDP olunca söz konusu olduğunda herkesin kendini özel harekatçı gibi konumlandırdığı eleştirisinde bulunmuştu.

Aslında sadece Demirtaş değil, şimdiye kadar HDP’li birçok üst düzey yönetici, partilerinin “vebalı” muamelesi gördüğünü söyledi, söylüyor.

HDP’yi yok saymak, “vebalıymış” gibi uzak durmak Cumhur İttifakı’na mı yoksa Millet İttifakı’na (Altılı Masa) mı yarıyor?

“HDP desteği olmadan birinci turda seçim kazanma imkansız”

Independent Türkçe’den Abdulhakim Günaydın’a değerlendirmede bulunan siyaset bilimci Prof. Dr. Tanju Tosun, HDP’yi yok saymanın Altılı Masa’nın zararına bir durum olduğu görüşünde.

Tosun’a göre özellikle cumhurbaşkanı seçimi için konuşulduğunda yapılan kamuoyu anketleri her iki ittifakın da HDP desteği almadan birinci turda seçim kazanma ihtimalinin neredeyse imkansız.

HDP’nin büyük olasılıkla aday çıkaracağını, ikinci turda da HDP seçmenin önemli bir kısmının Millet İttifakı’na yöneleceğini düşündüğünü kaydeden Tosun, “Fire tabii ki olabilir. Bunu neden söylüyoruz? çünkü özellikle son dönemde iktidarın uyguladığı ekonomi politikaları HDP seçmeninde iktidara karşı çok ciddi bir antipati üretti ve çok sert bir kutuplaşma oluştu” yorumunu yatı.

“Millet İttifakı için hala atılabilecek ortak adımlar var”

İktidar ile HDP seçmeni arasında sosyal mesafe aşıldığı için bu saatten sonra Cumhur’un yakın durması ittifak bileşenlerinin kompozisyonuna bakıldığında mümkün görünmediğine değinen Prof. Dr. Tosun, devamında şunları kaydetti:

Ama Millet İttifakı için hala atılabilecek ortak adımlar var ki bu da demokrasi üst söylemi üzerinden inşa edilebilir. Birinci turda ayrı ayrı adaylar ile çıksalar bile bu demokrasi üst söyleminde Millet İttifakı’nın daha proaktif bir söylem geliştirmesi ikinci turda HDP seçmeninin azımsanmayacak ölçüde Millet İttifakı’na yönelmesine imkan sağlayabilir.”

“Kullanılan sert dil Kürt seçmenleri kaybettirdi”

Siyasal iletişimci ve kamuoyu araştırmacısı Dr. İbrahim Uslu da HDP’nin hiçbirine yaranamadığını söyledi. Cumhur İttifakı’nın bugüne kadar kutuplaştırmaya zemin hazırlamak için HDP’yi kriminalize ettiğini ifade eden Uslu, “Bu kısmen işe yaradı gibi görünüyor ama bir bedel de ödedi” dedi.

HDP’ye karşı kullandığı sert dil nedeniyle Cumhur İttifakı’nın Kürt seçmenleri kaybettiğine vurgu yapan Uslu, “HDP gibi bir sosyolojiyi görmezden gelmenin ya da onun desteği ve katkısını alamamanın her iki bloğa da yarattığı maliyetler var. HDP seçmeninin büyük çoğunluğu yani 11 puanın yaklaşık 1 puanı Erdoğan’a oy verebileceğini söylerken diğer 10 puan muhalefete oy vereceğini ifade ediyor” diye konuştu.

“Oy vermede aday profili önemli”

İkinci turda seçmenin kendi vicdanıyla baş başa kalacağını ve HDP seçmenin büyük ekseriyetinin muhalefetin ortak adayına oy vereceğini aktaran Dr. Uslu, sözlerini şöyle sürdürdü:

Burada tamamının da sandığa gidip oy vereceğini varsayamayız. Eğer bu sürede incitici süreçler yaşanırsa ya da muhalefetin ikinci tura kalan adayını çok içine sindiremiyorsa o zaman bir kısmı da sandığa gitmez. Az bir kısmı Erdoğan’a, bir kısmı sandığa gitmez bir kısmı da muhalefetin adayına verir. İşte ne kadarı sandığa gitmeyecek veya ne kadarı sandığa gidip muhalefetin adayına oy verecek onu da adayın profili önem kazanacak.”

“Millet İttifakı korkularından kurtulmalı”

Siyasal iletişimci ve stratejist Ateş İlyas Başsoy da kimsenin HDP’yi yok saymak gibi bir lüksü olmadığı görüşünde. Millet İttifakı başta olmak üzere muhalefetin korkularından kurtulması çağrısında bulunan Başsoy, sözlerini şöyle tamamladı:

Millet İttifakı ‘Ne dersek AKP’ye yarar, Erdoğan mağdur olur, bize şöyle derler, böyle derler’ zihniyetin de kurtulmalı. Şu halleriyle ‘konu komşu ne der’ diye kendini eve kapatan insanlara benziyorlar. AKP konu ve komşuysa, HDP de konu ve komşu…”

Paylaşın

SP Lideri Karamollaoğlu’ndan Aday Açıklaması: 30 Ocak’ta Olmayacak

Nevşehir’de katıldığı bir etkinlikte Altılı Masa’nın ortak adayına ilişkin değerlendirmede bulunan SP Lideri Karamollaoğlu, 26 Ocak’ta toplanacak Altılı Masa’nın 30 Ocak’ta iktidara gelmeleri durumunda atacakları adımları açıklayacaklarını, bu toplantıda adaylıkla ilgili herhangi bir açıklamanın olmayacağını söyledi.

Karamollaoğlu, ancak 26 Ocak toplantısında adaylıkla ilgili bir karar alınması durumunda ise durumun farklılaşabileceğini söyledi.

Altılı Masa’da yer alan siyasi partilerin genel başkanları, İYİ Parti’nin ev sahipliğindeki 11’inci toplantısını 26 Ocak’ta yapacak. Bu toplantının ardından 30 Ocak’ta “Ortak Politikalar Metni” ve “Geçiş Sürecinin Yol Haritası”nı açıklayacak.

Altılı Masa onuncu toplantısını 5 Ocak’ta Gelecek Partisi Genel Merkezi’nde gerçekleştirmişti.

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Nevşehir’in Kozaklı ilçesinde Şuurlu Öğretmenler Derneğinin (ÖĞ-DER) düzenlediği toplantıya katıldı.

SP Lideri Karamollaoğlu, “Şu ana kadar yaptığımız geçen toplantıdaki görüşmelerimizde 30 Ocak’ta sadece iktidara gelindiğinde politikalar görüşülecek. Onlar deklare edilecek. Yani adayla ilgili açıklama 30 Ocak’ta olmayacak ama önümüzde yapacağımız toplantıda böyle bir karar alınırsa o farklı. O zaman olabilir” dedi.

Temel Karamollaoğlu, ancak 26 Ocak toplantısında adaylıkla ilgili bir karar alınması durumunda ise durumun farklılaşabileceğini belirtti.

TV5’in haberine göre Karamollaoğlu, partisinin cumhurbaşkanı adayı kriterlerini ise şöyle yineledi: Bizim için söylediğimiz bugüne kadar yapılan çalışmalarda ortaya konulan politikalara uyum sağlaması gerekecek. Tabii herkes aynı şeyi söylüyor. Seçilebilir olma ihtimali yüksek olacak.

Karamollaoğlu, “İlk turda sonucun çıkmasını bekliyor musunuz?” yönündeki soruya da şu şekilde yanıt verdi: Aslında bekliyoruz. Anketlerde öyle bir ihtimal güçlü olarak gözüküyor. Ama yüzde 100 bir şey söylemek mümkün değil.

Paylaşın