Demirtaş, Erdoğan’ın Üçüncü Kez Aday Olmasına İtiraz Edecek

Erdoğan’ın üçüncü kez cumhurbaşkanı adayı olmasına itiraz edeceğini açıklayan Demirtaş, “Erdoğan’ın yasa dışı ve gayrı meşru bir aday olarak seçime girmesi sağlanabilir ama pirupak bir aday olarak asla” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Erdoğan’ın adaylığına karşı Yüksek Seçim Kurulu’na itiraz dilekçesi sunacağım. Erdoğan kral mı ki yasalar onu bağlamıyor? Kusura bakmayın, ben kralını tanımam.”

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, avukatları aracılığıyla kullandığı sosyal medya hesabından, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın üçüncü kez cumhurbaşkanı adayı olmasına ilişkin açıklama yaptı.

Demirtaş, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Erdoğan hem diploması olmadığı için hem de olsa bile üçüncü kez cumhurbaşkanı olamayacağından, adaylığı yasaya aykırı ve gayrı meşrudur. Yüksek Seçim Kurulu’nun Erdoğan’ın adaylığını kabul etmesi bu gerçeği değiştirmez. Sadece, Yüksek Seçim Kurulu bir suça daha ortak olur.

Erdoğan’ın yasa dışı ve gayrı meşru bir aday olarak seçime girmesi sağlanabilir ama pirupak bir aday olarak asla. Erdoğan’ın adaylığına karşı Yüksek Seçim Kurulu’na itiraz dilekçesi sunacağım. Erdoğan kral mı ki yasalar onu bağlamıyor? Kusura bakmayın, ben kralını tanımam.”

Paylaşın

Başörtüsü Teklifi: CHP Ve İYİ Parti Önerge Verdi AK Parti Reddetti

CHP ve İYİ Parti’nin TBMM Anayasa Komisyonu’nda Anayasa’nın 24. Maddesinde değişikliği içeren madde üzerinde verdiği değişiklik önergesi, AK Parti ve MHP’li milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. Bunun üzerine İYİ Partili ve CHP’li üyeler komisyonu terk etti.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Erhan Usta, “Şu andan itibaren komisyonda kalmanın manası kalmamıştır” dedi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan da “Bu saatten sonra bu oyunun parçası olmayacağız” ifadelerini kullandı.

Komisyonda, önergenin ilk maddesi Cumhur İttifakı’nın oylarıyla kabul edildi.

CHP ve İYİ Parti, başörtüsü teklifi görüşmelerinde Anayasa Komisyon’a ortak önerge sunmuştu. Önergede 24’üncü maddeye eklenmesi öngörülen “dini inancı sebebiyle başını örtmesi ve…” ibaresinin “başını örtmesi ya da örtmemesi de dahil olmak üzere“ şeklinde değiştirilmesi öngörüldü. Gerekçe olarak, dini inanç ibaresine bağlı kalmaksızın tüm kadınların başını örtme ya da örtmeme özgürlüğünün anayasal güvence altına alınması gerektiği belirtildi.

24’üncü maddenin son cümlesinin de “Alınan veya verilen bir hizmetin gereği olan kıyafet söz konusu olduğunda ise devlet kadının başını örtmesini engellememek şartıyla gerekli tedbirleri alır” şeklinde değiştirilmesi istendi. Bu değişikliğe gerekçe olarak kamusal görevin gerektirdiği şekilde giyinme hususundaki tereddütlerin giderilmesi gerektiği gösterildi.

Tek maddede değişiklik istediler

AK Parti-MHP ortak teklifinde Anayasa’nın 24. maddesine, “Temel hak ve hürriyetlerin kullanılması ile kamu veya özel kesim tarafından sunulan mal ve hizmetlerden yararlanılması hiçbir kadının başının örtülü veya açık olması şartına bağlanamaz.

Hiçbir kadın, dini inancı sebebiyle başını örtmesi ve tercih ettiği kıyafetinden dolayı eğitim ve öğrenim, çalışma, seçme seçilme siyasi faaliyette bulunma kamu hizmetlerine girme ile diğer herhangi bir temel hak ve hürriyeti kullanmaktan ya da kamu veya özel kesim tarafından sunulan mal ve hizmetlerden yaralanmaktan hiçbir surette yoksun bırakılamaz. Bu nedenle kınanamaz, suçlanamaz ve herhangi bir ayrımcılığa tabi tutulamaz.

Alınan veya verilen bir hizmetin gereği olan kıyafet söz konusu olduğunda Devlet, ancak dini inancı sebebiyle kadının başını örtmesini ve tercih ettiği kıyafetini hiçbir surette engellememek şartıyla gerekli tedbirleri alabilir” eklemesi yapılıyor.

Teklifte başka ne var?

AK Parti ve MHP, başörtüsüne anayasal güvence getirilen ve ailenin yeniden tanımlandığı anayasa değişikliği teklifini 9 Aralık’ta Meclis’e sunmuştu. Teklife göre, Anayasa’nın 24. ve 41. maddelerinde değişiklik öngörülüyor.

Teklifin başörtüsüne güvence getiren değişikliğe ilişkin gerekçe bölümünde, önceki dönemlerde dini inancı nedeniyle başlarını örten kadınların haksızlığa uğradıkları ancak Anayasa ve kanunlara aykırı bu haksız yasakların kaldırıldığı ifade edilerek, “Türkiye’de başörtüsü yasağı ve bundan kaynaklanan herhangi bir hak mahrumiyeti yoktur. Ancak dini inancı sebebiyle başını örten ve kıyafet tercihinde bulunan kadınların yasal ve idari düzenlemeler veya fiili uygulamalarla, insan onuruyla bağdaşmayan, Anayasa’ya aykırı, ayrımcı ve çağ dışı uygulamalara bir daha maruz bırakılmamaları amacıyla Anayasal güvence getirilmektedir” denildi.

AK Parti 24. maddede değişikliğin yanı sıra ayrıca aileye dair de teklifte düzenleme öngörüyor. Anayasa’nın 41. maddesinde değişiklik öngören düzenlemeye göre de, “Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır” ifadesi değiştirilerek, “eşler” ibaresinin yalnızca bir kadın ve bir erkek arasında kurulan evlilik birliğini kapsadığı belirtiliyor. Madde gerekçesinde, “Türk toplumunun temeli olan aile yapısını korumak ve aileye yönelik her türlü tehlike, tehdit, saldırı, çürüme ve sapkınlığa karşı tedbir almanın devletin asli görevleri arasında” olduğu kaydediliyor.

Referanduma gider mi?

AK Parti, MHP ve BBP oyları ile yani 336 imza ile sunulan teklifin Meclis’ten geçmesi için en ay 400 milletvekilinin “evet” oyu gerekiyor. 360-400 aralığında ise referandum gündeme geliyor. CHP ve İYİ Parti kendi teklifleri kabul edilmemesi halinde mevcut teklife “evet” demeyecek.

HDP de oylamaya katılmayacak. Bu durumda teklif, 336-340 gibi bir oy aralığında kalacak ve yasalaşamadan gündemden düşmüş olacak. Teklife “evet” diyen milletvekili sayısı 360’ı aşarsa referanduma gidilebilecek.

Paylaşın

Erdoğan’ın “Yeter Söz Milletindir” Sözüne Kılıçdaroğlu’ndan Sert Tepki

Partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulunan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın “Yeter söz milletindir” sözlerini anımsatarak, “Sanki beyefendi 20 yıldır hiç yok. Kazanmak için bütün tuşlara basmış durumda. Aklına ne geliyorsa onu yapıyor, söylüyor” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Şehit Menderes’i bile malzeme yapmaktan çekinmiyor. Bak Erdoğan; bozuk saat bile günde iki kere doğruyu gösterir. Bu konuda haklısın. Ey Erdoğan, yeterse senin saraylarına yeter. Yeterse senin çocuklarının milyar dolarlık vakıflarına yeter. Yeterse senin beşi çetelerine, mafya babalarına, uyuşturucu baronlarına, pudra şekercilerine yeter.”

Kılıçdaroğlu, açıklamasının devamında, “Yeterse Sinan Ateş’i öldürttüğünüz torbacılara yeter. Her türlü pisliği ülkemize sokan fotoromanlara yeter. Yeterse, ülkeye soktuğun milyonlarca kaçağa yeter. Yeterse senin kadınlara küfreden diline yeter. Yeter’se gençlere kan ağlatan torpillerine, hırsızlıklara, SADAT’a yeter. Yeter, söz milletindir. Söz Millet İttifakı’nındır. Yeter be yeter artık.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin haftalık grup konuşmasında gündeme yönelik açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“YSK ile söylediğim bir şey tartışılıyor. YSK’ya güvenmediğimi Mısır’daki sağır sultan duydu. YSK’nın hangi olaylarda nasıl karar vereceğini hepimiz biliyoruz. Sanki biz başvuracağız da YSK gelip Anayasa’ya uygun karar verecek. Akıl var mantık var, iradesini saraya ipotek eden adama hakim mi denir? Hala bunu öğrenmediniz mi? Hangi kararları alacaklar biliyorum. Eğer YSK’ya güvenseydik sandık güvenliği için çalışmazdık. Yargıya, YSK’ya güvenmiyoruz.

Bozulma o kadar büyük alanlara yansıdı ki Meclis’te de bozulma olduğunu görüyoruz. Ayakkabı yalayıcılığını savunan milletvekili gördünüz mü hiç? Bu vekil Ordu’da nasıl geziyor? Alsın eline Erdoğan’ın ayakkabısını, yalayarak gezsin. Ahlak bozulursa Türkiye bu noktaya geliyor. O vekil, Orduluların vekili değildir. Sarayın oraya gitsin ya da AK Parti’nin genel merkezine gitsin, önüne onun bir heykelini yapsınlar. ‘Erdoğan’ın heykelini yalamaktan söz eden ve onur duyan milletvekili’ diye yazsınlar. Bir insan aklını kiraya verirse sonuç bu noktaya gelir.

Erdoğan sonunda çıktı konuştu, ‘Yeter söz milletindir’ dedi. Kazanmak için bütün tuşlara basmış durumda. Atıyor, tutuyor, her şeyi söylüyor. Acizliğinden şehit Menderes’i bile malzeme yapıyor. Bak Erdoğan, bozuk saat bile günde iki defa doğruyu gösterir. Bu konuda haklısın, yeter, söz milletindir. Yeterse senin saraylarına yeter. Yeterse senin çocuklarının milyar dolarlık vakıflarına yeter.

Yeterse senin 5’li çetelerine yeter. Yeterse senin mafya babalarına, senin uyuşturucu baronlarına yeter. Yeterse senin pudra şekercilerine yeter. Yeterse Sinan Ateş’i öldürttüğünüz torbacılara yeter. Yeterse her türlü pisliği ülkemize sokan fotoromanına yeter. Yeterse ülkeye soktuğun milyonlarca kaçağa yeter. Yeterse senin o kadınlara küfreden diline yeter. Yeterse gençlere kan ağlatan torpillilere yeter. Evet, yeter, söz milletindir. Söz Millet İttifakı’nındır.”

Paylaşın

İYİ Parti Ve CHP’den Anayasa Komisyon’a Ortak ‘Başörtüsü Teklifi’ Önergesi

İYİ Parti ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) başörtüsü teklifi görüşmelerinde Anayasa Komisyonu’na ortak önerge sundu. Başörtüsü teklifi, Anayasa’nın din ve vicdan hürriyetini düzenleyen 24’üncü maddesi ile ailenin korunmasını düzenleyen 41’inci maddesinde değişiklik öngörüyor.

Adalet Ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na sunduğu başörtüsü düzenlemesine ilişkin anayasa değişikliği teklifi, Anayasa Komisyonu’nda görüşülmeye devam ediyor.

TBMM Anayasa Komisyonu, AK Parti Tokat Milletvekili Yusuf Beyazıt başkanlığında toplandı. Komisyon, geçen hafta görüşmeleri başlayan ve başörtüsüne anayasal güvence getiren Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam etti. Teklif, Anayasa’nın din ve vicdan hürriyetini düzenleyen 24’üncü maddesi ile ailenin korunmasını düzenleyen 41’inci maddesinde değişiklik öngörüyor.

İYİ Parti ve CHP’den önerge

CHP ve İYİ Parti, başörtüsü teklifi görüşmelerinde Anayasa Komisyon’a ortak önerge sundu.

Önergede 24’üncü maddeye eklenmesi öngörülen “dini inancı sebebiyle başını örtmesi ve…” ibaresinin “başını örtmesi ya da örtmemesi de dahil olmak üzere“ şeklinde değiştirilmesi öngörüldü. Gerekçe olarak, dini inanç ibaresine bağlı kalmaksızın tüm kadınların başını örtme ya da örtmeme özgürlüğünün anayasal güvence altına alınması gerektiği belirtildi.

24’üncü maddenin son cümlesinin de “Alınan veya verilen bir hizmetin gereği olan kıyafet söz konusu olduğunda ise devlet kadının başını örtmesini engellememek şartıyla gerekli tedbirleri alır” şeklinde değiştirilmesi istendi. Bu değişikliğe gerekçe olarak kamusal görevin gerektirdiği şekilde giyinme hususundaki tereddütlerin giderilmesi gerektiği gösterildi.

Paylaşın

HDP Eş Başkanı Sancar: Bu Seçim Bir Rejimi Oylama Seçimi

Partisinin grup toplantısında konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sancar, “Bu kez iktidarın atı alıp Üsküdar’ı geçmesi o kadar kolay olmayacak. Atı da Üsküdar’ın yolunu da bulamayacaklar. Önümüzdeki seçimler bir seçimin ötesinde anlama sahiptir” dedi ve ekledi:

“Bunun iktidar da farkında. Sadece bir parlamenter ve cumhurbaşkanlığı seçimi olmayacak. Yaşamak istediğimiz ortak geleceğin belirlenmesi seçimi olacaktır. Bu seçim bir rejimi oylama seçimi olacaktır.”

Konuşmasında seçim tarihinin “aşağı yukarı” netleştiğini aktaran Sancar, “AKP genel başkanı 14 mayıs olarak açıkladı. Bugüne kadar zamanında olacak diyordu her sözü gibi bundan da caydı. Bizler HDP ittifaklarımız halkımız hangi tarihte yapılırsa yapılsın bu seçime hazırız. Bu seçim kararının açıklandığı an cumhurbaşkanının görevden affını isteme anına dönüşecektir” ifadeleri kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, partisinin Meclis’teki grup konuşmasında gündeme yönelik açıklamalarda bulundu.

Emek ve Özgürlük İttifakı partilerinin genel başkanları, eş başkanları ve parti sözcüleri de kapatma davası ve hazine yardımı blokesine karşı HDP’nin Meclis Grup Toplantısı’na katıldı.

Sancar’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

Zorlu olduğu kadar umutların ve heyecanın da giderek yükseldiği bir atmosferde seçim sürecine hazırlanıyoruz. Hayatımızı umudumuzu geleceğimiz ekmeğimizi ve sabrımızı tüketmek isteyen bu iktidar düzeninin, bu rejimi bir an önce gönderecek olmanın hayali bile o kadar güzel ki. Gidişlerinin nasıl muhteşem olacağını anlatmaya bile gerek yok.

Milyonlar hak ve özgürlük meşalelerini yakmışlar o güzel günü bekliyorlar. Kutsal bir yürüyüş bu ve başarıyı mutlaka getirecek güçlü bir irade bu. Seçim tarihi aşağı yukarı netleşti. AK Parti genel başkanı 14 Mayıs olarak açıkladı. Bugüne kadar zamanında olacak diyordu her sözü gibi bundan da caydı.

Bizler HDP ittifaklarımız halkımız hangi tarihte yapılırsa yapılsın bu seçime hazırız. Bu seçim kararının açıklanacağı an cumhurbaşkanının görevden affını isteme anına dönüşecektir. Seçimlerde de halk en büyük kararı verecek ve bu düzene noktayı kalın bir şekilde koyacaktır.

Bu kez iktidarın atı alıp Üsküdar’ı geçmesi o kadar kolay olmayacak. Atı da Üsküdar’ın yolunu da bulamayacaklar. Önümüzdeki seçimler bir seçimin ötesinde anlama sahiptir. Bunun iktidar da farkında. Sadece bir parlamenter ve cumhurbaşkanlığı seçimi olmayacak. Yaşamak istediğimiz ortak geleceğin belirlenmesi seçimi olacaktır. Bu seçim bir rejimi oylama seçimi olacaktır.

Bizler için geleceği kurma, mücadeleyi büyütme meselesidir. Sadece sandıkla sınırlı bir olay değil. Bugünden itibaren sandığa kadar, sandıktan sonra geleceğin her anını birlikte belirleyeceğimiz bir süreçtir bu. Bizler en büyük demokrasi ittifakıyla, Emek ve Özgürlük İttifakı ile yürüyoruz bu süreci.

Bu ittifakı daha da büyütüp bütün ezilenleri, bütün mazlumları bir araya getirmek istiyoruz. Onların seçiminde halk yok, yoksullar, kadınlar, gençler yok. Bu ülke yok aslında onların seçimlerinde. Sadece bir tek şey var, kendi saltanatı. Halkın üzerine karabasan gibi çöktükleri kötülük düzenini sandıktan da çıkartmak istiyorlar. Bu seçimler çok çetin bir mücadeleye sahne olacaktır. Biz her türlü zorluğa hazırız.

“Cumhur İttifakı, sanki seçimlere değil savaşa hazırlanıyorlar”

Bu seçimlere hukukun demokrasini askıda olduğu ağır bir siyasi tecrit koşullarında giriyoruz. HDP başta olmak üzere tüm demokratik toplumsal muhalefet her gün yeni saldırılarla karşı karşıya bırakılıyor. Cumhur İttifakı, sanki seçimlere değil savaşa hazırlanıyorlar.

Kampanyalarını seçim değil bir savaş kampanyası gibi yürütüyorlar. Çünkü korkuları büyüktür. Çünkü kaybederlerse sonucun ne olacağını hepimizden çok daha iyi biliyorlar. İşte hakkımızda açılan kumpas davaları, yürümekte olan kapatma davası, Hazine yardımına bloke konması kararı, muhalefete yönelik siyasi yasak kuşatması, medya üzerinden yürütülen tetikçilik faaliyeti, bunların her biri bu rejimin seçim kampanyasının araçları olarak karşımıza çıkıyor.

Çünkü bu karanlık ittifakın halka sunabileceği herhangi bir olumlu vaadi kalmamıştır. Siyasi bir meseleleri yoktur. Bu ülke için bu karanlıktan başka bir gelecek tahayyülleri de yoktur. Çünkü çözümün değil sorunların odağı olan bir iktidar olarak bir varlık meselesi mücadelesi yürüttüklerini biliyorlar o nedenle ellerinde kalan baskı, yasak, hukuk dışılık dışında herhangi bir aracı yöntemi kullanacak durumda değiller. Bu ülkenin etrafına cezaevi duvarları örmeye çalışıyorlar. Bunların seçim kampanyası kelepçe siyasetidir, cendere siyasetidir, kuşatma siyasetidir.

Emekliden emekçiden dar gelirliden yoksullardan EYT’lilerden esirgenen kaynaklar nereye gidiyor biliyoruz, işte bu düzenin yalan ve kara propagandasına harcanıyor. Troller ordusuna ve en büyük kalem savaş politikasına harcanıyor. Bu iktidar savaş politikalarıyla ayakta kalmaya çalışıyor. Savaş politikalarıyla toplumsal muhalefet güçleri arasına nifak sokmaya çalışıyor.  En savaş karşıtı ittifakı oluşturmak demokrasi yürüyüşünün en önemli hedeflerindendir. Hep birlikte açık ve gür bir sesle bağırıyoruz; savaşa hayır.

“Yargıya bundan daha açık tehdit olabilir mi?”

Bugün iktidarın küçük ortağı esti, gürledi yine. Anayasa Mahkemesi’ni tehdit etti. Açık ve net bir şekilde şantaj yaptı. Artık Anayasa diye bir şey kalmadı. Anayasa’yı ayaklar altına almak konusunda en ufak bir çekinceleri yok. Çünkü kurtuluşları zorbalıktadır. ‘Eğer bu kararı derhal HDP aleyhine almazsanız hainsiniz’ diyor. Yargıya bundan daha açık tehdit olabilir mi? Bu sadece MHP’nin söylemi olarak anlaşılmamalıdır.

Bu iktidarın, rejimin politikasıdır. O yüzden yapılan her şey birlikte yapılmaktadır. Hesabını da halka birlikte verecekler. İktidar kanadında kalan muhalefet partilerine de sesleniyoruz: Bu kadar açık Anayasa ihlalleri, bu zorbalık karşısında sessiz kalamazsınız. Sessiz kaldığınız her zorbalığın pratiği, eninde sonunda ülkeye egemen kılınmak istenen sistemin bir aynasıdır. Bu planları hep birlikte bozalım. Bu hepimizin halka karşı tarihi sorumluluğudur.

‘HDP’nin kapısına kilit vurulsun’ diyor. Yahu ‘Biz anahtar partiyiz’ diyoruz, onlar kilitten söz ediyor. Tonlarca kilit getirseniz hepsini açarız. Bu ülkede kilit üreticileri sizin taleplerini karşılayacak üretimi bile yapamazlar. Öyle anahtarlar var ki elimizde, koyduğunuz her kilidi çatır çatır açacağız. Bu kararlılık seçimlerde, en fazla 4 ay sonra sizin kapınıza halkın kilit vurduğu tarih olacaktır.

Bizler bir cumhurbaşkanı adayı çıkaracağımızı ilan ettik. Diyoruz ki bu topraklarda yaşayan tüm halkların adayını tartışıyoruz. Böyle bir aday çıkarmak istiyoruz. Alın teri dökenlerin, kadınların, gençlerin temsilcisi olacak. Meclisi en geniş katılımla, tüm renklerin, halkların temsil edildiği bir platforma çevirmek istiyoruz.

Yani halkların demokratik meclisini yaratmak istiyoruz. Buna gücümüz var. Gücümüze inanıyoruz, kararlıyız, hepimiz buna odaklanmış durumdayız. 14 Mayıs halkların miladı olacaktır. Gün bizim, güneş bizim. Göğsümüzde ateş bizim. El ele olduğumuz bu güzel ülke bizim. Dün bizim, yarın bizim. İnşa edeceğimiz yeni yaşam bizim. Hasrete vurduğumuz mayısta, haziranda gülmek bizim.”

Paylaşın

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg’den Erdoğan’a İsveç Tepkisi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Stockholm’deki Kuran yakma eylemi sonrası İsveç’in NATO üyeliğini engelleme açıklamasına Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) Genel Sekreteri Jans Stoltenberg, tepki gösterdi.

Alman Die Welt televizyon kanalına açılama yapan Stoltenberg, aşırı sağcı siyasetçinin eylemini eleştirirken, eyleme izin verdiği için Ankara tarafından sert bir şekilde eleştirilen İsveç hükümetine üstü kapalı destek verdi.

Jans Stoltenberg, “İfade özgürlüğü, fikir özgürlüğü İsveç’te ve diğer tüm NATO ülkelerinde değerli bir ilke. Bu nedenle bu uygunsuz eylemler otomatik olarak yasa dışı sayılmaz.” dedi.

İsveç hükümetinin bu eylemi açık bir şekilde kınadığını kaydeden Stoltenberg, kendisinin de Stockholm sokaklarında yaşanan, başka insanların görüş ve inançlarına yönelik bu tür hakaretlere kesinlikle karşı olduğunu ifade etti.

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, son gelişmelere rağmen Türkiye’nin şu ana kadar NATO üyeliğiyle ilgili tartışmada ittifakla önemli ölçüde işbirliği içinde olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, abine toplantısının ardından yaptığı açıklamada, İsveç’te Cumartesi günü gerçekleşen Kuran yakma eylemine tepki göstermiş ve Stockholm’ün NATO üyelik başvurusuna destek verilmeyeceğini söylemişti.

Finlandiya, NATO’ya İsveç’le birlikte girme kararını gözden geçiriyor

Öte yandan Finlandiya haber ajansı YLE’ye konuşan Dışişleri Bakanı Haavisto, kendileri için ilk seçeneğin hala NATO’ya birlikte girme stratejisi olduğunu ancak İsveç’in başvurusunun daha da ertelenmesi halinde bu kararı gözden geçireceklerini söyledi.

Reuters haber ajansına da konuşan Haavisto, Finlandiya, İsveç ve Türkiye arasındaki iki İskandinav ülkesinin NATO’ya katılma planlarına ilişkin müzakerelere birkaç haftalık ara verilmesi gerektiğini söyledi:

“Üçlü müzakerelere dönmeden önce ara vermemiz ve son yaşananlardan sonra sular durulduğunda nerede olduğumuzu görmemiz gerekiyor, yani hemen bir sonuca varılmamalı… Birkaç haftalık bir duraksama olacağını düşünüyorum.”

Macaristan Şubat ayında onaylayacağını açıklamıştı

NATO’nun 30 üyesinden 28’i Rusya’nın Ukrayna işgalinden sonra NATO üyeliği başvurusunda bulunan İsveç ve Finlandiya’nın ittifaka katılımına kendi parlamentolarında onay vermiş durumda.

Türkiye ve Macaristan henüz onay sürecini tamamlamamış olan iki NATO üyesi. Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto, Şubat ayında Meclis toplandığında İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliklerini onaylayacaklarını belirtmişti.

Paylaşın

Seçim Tarihi Netleşmeye Başladı; CHP Çalışmalarına Hız Verdi

CHP’de seçim için il başkanlıkları bünyesinde kurulacak seçim ofislerinin yanı sıra 30 seçim ofisi daha kurulması kararlaştırıldı. Bu seçim ofisleri bölge bazlı çalışacak. O bölgenin sorunları, hassasiyetleri ve öncelikleri belirlenecek.

Seçim çalışmaları da bu kapsamda gerçekleştirilecek. Partinin enerjisi özellikle oy oranının düşük olduğu yerlere kanalize edilecek.

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) seçim stratejisi toplantısı gerçekleştirildi. Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleri, grup başkanvekilleri ile CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun başdanışmanları Tuncay Özkan ile Erdoğan Toprak’ın da katıldığı toplantıda seçim çalışmaları değerlendirildi.

Habertürk’ten Mahir Kılıç’ın haberine göre, son yapılan anketlerin masaya yatırıldığı toplantıda bundan sonra anketlerin daha sık ve daha düzenli değerlendirilmesi görüşü benimsendi.

Seçim için il başkanlıkları bünyesinde kurulacak seçim ofislerinin yanı sıra 30 seçim ofisi daha kurulması kararlaştırıldı. Bu seçim ofisleri bölge bazlı çalışacak. O bölgenin sorunları, hassasiyetleri ve öncelikleri belirlenecek. Seçim çalışmaları da bu kapsamda gerçekleştirilecek. Partinin enerjisi özellikle oy oranının düşük olduğu yerlere kanalize edilecek.

Erdoğan: Seçim 14 Mayıs’ta

Kabine toplantısı sonrası açıklama yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 14 Mayıs’ta seçim yapılması için meclisten gerekli çoğunlukla karar alınmasını memnuniyetle karşılayacaklarını, aksi durumda yetkisini kullanarak süreci başlatacağını söylemişti.

Normal seçim tarihinin 18 Haziran olduğunu hatırlatan Erdoğan, “Ancak tarihi, hem Kurban Bayramı arifesine, Hac dönemine hem sınav takvimine hem de ilk ve orta öğretim tatiline denk gelmesi sebebiyle güncelleme ihtiyacı duyduk. Milletin talebini karşılama yanında, milli iradenin en yüksek katılımla ve en ideal şartlarda tecellisini sağlamakla sorumluyuz” demişti.

Paylaşın

Cezaevleri Toplam Nüfusu 340 Bini Aşarak Rekor Kırdı

Türkiye’deki cezaevlerinin toplam kapasitesi 289 bin 974 kişi ama Ocak 2023 sonu itibariyle cezaevlerinde 341 bin 497 kişi bulunuyor. Adalet Bakanlığı verilerine göre, bu kişilerin 298 bin 975’i hükümlü, 42 bin 522’si tutuklu.

Cezaevi nüfusunun 325 bin 009’ü erkeklerden, 13 bin 977’i kadınlardan, 2 bin 511’i ise çocuklardan oluşuyor. 2021 yılında cezaevlerinde 272 bin kişi olduğu dikkate alındığında toplam cezaevi nüfusunun 2022 sonu itibariyle 69 bin kişi arttığı görüldü.

Sözcü’nün Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevfikevleri Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre, 1 Ocak 2023 itibariyle Türkiye’de; 279 kapalı, 89 açık, 10 kadın kapalı, 8 kadın açık, 9 çocuk kapalı, 4 çocuk eğitimevi olmak üzere toplam 399 ceza infaz kurumu bulunuyor. Bu kurumların toplam kapasitesi 289 bin 974 kişi.

Son 17 yılda 378 ilçe cezaevini kapatan AK Parti iktidarı, 2016 yılından bu yana yeni ve büyük cezaevlerinin yapımını hız verdi. 2006 – 2022 yıllara arasında 269 yeni cezaevi açılırken bunlarla 216 bin 607 kişilik ilave kapasite yaratıldı.

Özellikle 15 Temmuz’un ardından hükümlü ve tutuklu sayısında yaşanan artış nedeniyle hız verilen cezaevi inşaatlarına son 7 yılda 30 milyar liradan fazla harcama yapıldığı belirtiliyor.

Türkiye’deki cezaevlerinin toplam kapasitesi 289 bin 974 kişi ama Ocak 2023 sonu itibariyle cezaevlerinde 341 bin 497 kişi bulunuyor. Adalet Bakanlığı verilerine göre, bu kişilerin 298 bin 975’i hükümlü, 42 bin 522’si tutuklu.

Cezaevi nüfusunun 325 bin 009’ü erkeklerden, 13 bin 977’i kadınlardan, 2 bin 511’i ise çocuklardan oluşuyor. Cezaevlerindekilerin 118 bin 738’i açık infaz kurumu, 222 bin 759’u kapalı ceza infaz kurumunda bulunuyor.

2021 yılında cezaevlerinde 272 bin kişi olduğu dikkate alındığında toplam cezaevi nüfusunun 2022 sonu itibariyle 69 bin kişi arttığı görüldü.

Paylaşın

MHP Lideri Bahçeli, HDP’yi Hedef Aldı: Vakit Kaybetmeden Kapatılmalıdır

Partisinin grup toplantısında konuşan MHP Lideri Bahçeli, HDP’nin kapatılması istemiyle açılan davaya ilişkin “Anayasa Mahkemesi’nin HDP’nin talebi ile, kapatma davasının seçim sonrasına bırakılmasını görüşecek olması adalet ilkelerine aykırıdır. Bu neyin arayışı? AYM şehitlerimizin dökülen kanlarını seçim sonrasına bırakmayı da görüşecek mi? HDP vakit kaybetmeden kapatılmalıdır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu bölücü ve terör yatağı kurutulmalı, hukuken defteri dürülmeli, kapısına kilit asılmalıdır. HDP’nin isteğiyle AYM’nin davayı sulandırması doğru değildir.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Meclis’teki grup konuşmasında gündeme yönelik açıklamalarda bulundu. Bahçeli’nin açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Milletine yabancılaşmış, tarihine sırt çevirmiş, kimliğinden uzaklaşmış bir zevatın bağımsızlığı hakkıyla savunması, eşyanın tabiatına aykırıdır. Ne garip ne tuhaf bir tecellidir ki tarih tekrar etmektedir. Bu gerçek dikkatli ve uyanık hiçbir gözden kaçmış değildir. Bir hususu tarih kayıtlarında not etmek gerekir ki medeniyetler mücadelesi sürdüğü sürece, ders ve ibret alınsa bile tarihin tekerrürü kaçınılmazdır. Kapanmamış yaraları bulunanlar, nefret nöbetine girenler yine üzerimize geleceklerdir.

“HDP kapatılmalıdır hem de vakit kaybetmeksizin”

Anayasa Mahkemesi’nin “Halkın Demokrasi Partisi’nin” talebiyle 25 Ocak 2023 tarihinde kapatılma davasının seçim sonrasına bırakılmasını görüşecek olması, adalet ilkeleriyle tamamıyla aykırıdır. Bu neyin görüşmesi, neyin arayışı, neyin hazırlığıdır? AYM, şehitlerimizin dökülen kanlarını da seçim sonrasına bırakmayı görüşecek midir? HDP kapatılmalıdır hem de vakit kaybetmeksizin. Bu bölücü ve terör yatağı kurutulmalı, hukuken defteri dürülmeli, kapısına kilit asılmalıdır. HDP’nin isteğiyle AYM’ni davayı sulandırması doğru değildir.

İsveç’te geçen cumartesi günü bir sapık, bir manyak, bir şeytan piyonu, Türkiye’nin Stockholm Büyükelçiliği önünde tüm uyarılara rağmen yüce kitabımızı yakmıştır. Bu azgın provokasyonu ifade ve düşünce özgürlüğü diyenler de suç ortağıdır. İsveç ve Finlandiya gibi İskandinav ülkeleri ABD’nin dublör ülkeleridir. Viking mantığı, ABD’nin kovboy aklıyla bir ve beraberdir.

Bir alçağın eline çakmak tutuşturup Kuran-ı Kerim’in yakışmasını kışkırtanlar, bunu da Türkiye büyükelçiliği önünde yaptıranlar çok sinsi bir siyasetin tasarımcılarıdır.  Bu saatten sonra İsveç’in NATO’ya üyeliği, suya yazılmış yazı kadar güncel bir konudur. Viking uzantıları ardında efendilerini alsa da Türkün töresini İslam’ın sancağını zedelemeye güç getiremeyecektir. Türkiye’nin NATO üyeliğini tartışmaya açmak isteyenler varsa buyursun açsınlar. NATO’yla doğmadık, NATO’suz da çok şükür ölmeyiz.

Gördüğümüz kadarıyla zillet ittifakı çok tehlikeli sularda kulaç atmaya devam etmektedir. Milletimizin iradesinden korkanlar PKK’ya zeytin dalı uzatacak kadar kökünden ve değerlerinden uzaklaşmıştır. İP Başkanı’nın geçtiğimiz günlerde, partisinin Diyarbakır 2’inci Olağan Kongresi’nde yaptığı konuşma hiçbir vatansever vicdanın, hiçbir vatan evladının kabul edemeyeceği bir çirkinliktedir.

Bu konuşma kötülüğün ve teslimiyetçiliğin manifestosudur. Demiş ki, “Ben buraya rızanızı almaya geldim.” Demiş ki, “İYİ Parti’yi Türkler, Kürtler, Zazalar kurdu.” Demiş ki, “Mesele silahlara veda, kan dökmeye tövbe etmekse, mesele her türlü musibetin karşısında çelikten sarsılmaz biz olmaksa, biz varız.” İstisnaları ayrı tutuyorum, bir vesileyle siyasi ayrılık yaşadığımız, İP’te görev yapan bazı isimler bu sözleri nasıl hazmedeceklerdir?  PKK’ya el uzatan bu zulüm planına nasıl onay vereceklerdir?

“Zillet ittifakı, İp Başkanı eliyle PKK’yla mütareke mesajı vermiştir”

Silahlara veda ne demektir? Vedayı edecek kimdir? Bu şuursuzluğun esin ve ilham kaynağı kimlerdir? PKK mı, yoksa Türk askeri mi silahı bırakacaktır? Teröre boyun mu eğelim, bölücülere teslim mi olalım? Milliyetçiyim diyen hangi şahsiyet sahibi bu yıkıma, bu hıyanete, bu rezalete sessiz duracaktır? Akılları çelinip aramızdan kopartılanları aşama aşama PKK’nın kuyruğuna takmayı amaçlayanları kul affetse de Allah affeder mi? Şehitlerimiz affeder mi? Milletimiz hoş görür mü?

İP Başkanı’na silahlara veda sözlerini kullandıran, bu siparişi veren hangi mihraklardır? Türk milletinin etnik kimliklerden oluşan kabile formatına dönüştürmenin neresi iyiliktir? Neresi temizliktir? Neresi milliliktir? Zillet ittifakı, İp Başkanı eliyle PKK’yla mütareke mesajı vermiştir. Kılıçdaroğlu’nun Türk ordusuna hakaretinden sonra İP Başkanı’nın bu ihanet açılımını seslendirmesi tesadüf değildir. Her dalda mendili, her tarlada ayak izi, her partide kötü hatırası bulunanların gerçek yüzü, gerçek niyeti, gerçek hedefi ayan beyan ortaya çıkmıştır.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a EYT Çağrısı: Oyalamayı Bırak

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a emeklilikte yaşa takılanlar (EYT) kanunuyla ilgili “Meclis’e getir hemen” çağrısı yaptı. 

Haber Merkezi / CHP Lideri Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: “EYT’lileri oyalamayı bırak. Millet senin bu seçim oyunlarından bıktı. İnsanlarımızın haklarını seçimlere malzeme etmeye çalışma. Her şeyi berbat ettin, son dakika çabaların zaten fayda etmeyecek. EYT’yi Meclis’e getir hemen @RTErdogan.”

Emeklilik başvurusu nasıl yapılıyor?

Yasalaşması beklenen yeni emeklilik düzenlemesiyle ilgili olarak Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ya da e-Devlet uygulaması üzerinden bilgi alınabiliyor.

SGK, EYT düzenlemesi yasalaşınca oluşabilecek yoğun emeklilik başvurusu işlemleri için birtakım önlemler aldığını duyurdu.

Kurum, emeklilik işlemlerinin yürütüleceği merkezlerin çoğaltıldığını ve ilave personel ekleneceğini belirtti, emeklilik başvurusunda bulunacakların süreci hatasız tamamlamaları için tanıtıcı videolar hazırlandı.

Emeklilik başvuruları için e-Devlet uygulaması üzerinden talep oluşturulabiliyor.

Uygulamada ilk olarak “gelir, aylık ödenek talep belgesinin verilmesi” sekmesine tıklamak, ardından “yeni başvuru” sekmesi üzerinden “yaşlılık aylığı” butonunun seçilmesi gerekiyor.

SSK kapsamında aylık talep edeceklerin ise “4A”, BAĞ-KUR kapsamına girenlerin ise “4B” seçeneğini işaretleyip ‘Başvur’ butonunu tıklaması gerekiyor.

EYT düzenlemesi kimleri kapsıyor?

Emeklilikte Yaşa Takılanlar, sigortalı çalışırken 8 Eylül 1999’daki bir yasal değişiklikten sonra emekli olma koşulları büyük oranda değişen kişilere deniyor.

Sigorta başlangıç tarihi 9 Eylül 1999’dan önce olanları ve emekli olmak için gereken prim günü ve sigortalılık süresi şartını sağlamış olanlar, getirilen yaş zorunluluğu sebebiyle emekli olamadı.

Kanundaki değişiklik öncesinde kadınlarda 20 yıl, erkeklerde ise 5000 gün prim şartı ve 25 yıl sigortalılık süresi yeterliydi. Dolayısıyla 18 yaşında çalışmaya başlayan bir kadın 38, 18 yaşında çalışmaya başlayan bir erkek ise 43 yaşında emekli olabiliyordu.

1999 yılında yapılan değişiklikle birlikte kadınlarda emeklilik yaşı 58, erkeklerde 60 oldu. 2008 yılında ise ilk kez sigortalı olarak işe başlayacaklar için emeklilik yaşı 65’e yükseltildi.

Bu düzenlemenin bütçeye getireceği yük, yaş şartı, prim gün sayısı ve hizmet yılı şartları gibi etkenleri göz önünde bulundurarak ve hesaplayarak bir düzenlemenin yapılması gerekliliği uzun zamandır bu sorunun çözülememesinde büyük bir etken.

Cumhurbaşkanı Erdoğan 2018’de yaptığı açıklamalarda EYT yasasının kamuya yıllık maliyetinin 26 milyar TL olacağını söylemişti. EYT Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Serpil Şahin ise düzenlemenin bütçeye yükünün 8 milyar TL olacağını söylemişti.

Sorun neydi?

EYT’ler, 1999 yılında çıkarılan kanunun hukuka aykırı olarak geriye doğru işletildiğini ve neticesinde yüz binlerce emeklinin yıllarca süren ve mağdur sayısının katlanarak arttığı bir sistem yarattığını söylüyordu.

Bu zamana dek pek çok siyasinin kapısını çaldıklarını söyleyen EYT’ler son olarak bir federasyon kurmuş ve eylemlerini tek çatı altında yürütmüştü.

Siyasi partiler her defasında söz aldıklarını ancak her seçim döneminde “seçim malzemesi” haline getirildikleri savunan EYT’ler, bu yıl bu mağduriyetin “yaş sınırlaması getirilmeksizin” giderilmesini talep ediyordu.

Emeklilikle yaşa takılma sorunun “erken emeklilik” demek olmadığı belirten dernekler, “EYT erken emeklilik değil, gasp edilmiş emeklilik hakkının peşindedir” açıklamasını yapmıştı.

Paylaşın