Millet İttifak: Ülkemizin En Acil İhtiyacı Yeni Bir İktidar

Millet İttifakı, deprem gündemli toplantısının ardından yaptığı açıklamada, “Biz siyaseten sorumluluk alacağız. Ortak Politikalar Metnimizde yer alan ‘Kentleşme’ ve ‘Afet Yönetimi’ başlıkları altındaki yol haritamızı aynen uygulayacağız. ‘Nasıl olsa deprem olmaz’ diye değil, ‘yarın deprem olacakmış gibi’ güçlü bir kriz yönetimi inşa edeceğiz” ifadelerine yer verdi.

Haber Merkezi / Açıklamanın devamında, “Halkımız müsterih olsun! Bizler hızlı, sağlıklı ve kalıcı çözümlerimizle insanca yaşam standartlarına uygun yaşanabilir şehirler inşa etmekte kararlıyız. Aç ve açıkta tek bir insanımızı dahi bırakmayacağız! Acılarımızı hep beraber paylaşacak, maddi ve manevi yaralarımızı hep birlikte saracağız” denildi.

Açıklama, “Ülkemizin en acil ihtiyacı; içinde bulunduğumuz siyasi enkazı kaldıracak, devlet kurumlarını şeffaf ve halka hizmet esasına göre güçlendirecek, kriz koşullarında ülkeyi yönetebilecek, içinde bulunduğumuz ekonomik krizden ülkemizi çıkaracak, iktidarın içine düştüğü israf ve şatafata son verecek, yaşanan felaketten ötürü etkilenecek olan ekonomimizi güçlendirecek, devlet yönetiminde liyakati esas alacak yeni ve etkin bir iktidardır. Milletimizden aldığımız destekle, kendimize olan inancımızla Türkiye için hazır olduğumuzu duyururuz” ifadeleriyle devam etti.

illet İttifakı’nı oluşturan partiler, Maraş merkezli depremleri görüşmek üzere Saadet Partisi Genel Merkezi’nde bir araya geldi.

Toplantıya, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu katıldı.

Toplantı sonrası Millet İttifakı ortak açıklama yaptı. Millet İttifakı tarafından yapılan ortak açıklamanın tamamı şöyle:

“Ülke ve millet olarak tarihimizin en büyük acılarından birini yaşıyoruz. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı ve sabır, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz.

İktidarın şaşkınlığına, acziyetine ve ayrıştırıcı tutumuna rağmen; depremin ilk anından itibaren sorumluluklarını yerine getiren, ellerinden gelen her şeyi yapmaya çalışan kurumlarımıza ve kamu görevlilerimize teşekkür ediyoruz. Muazzam bir dayanışma gösteren, büyük bir fedakarlık ve gayretle çalışan STK’larımıza, vatandaşlarımıza, uluslararası dayanışma gösterenlere ve emek sarf eden tüm isimsiz kahramanlarımıza minnettarız.

Deprem ülkesi olan Türkiye’mizde afet öncesi gerekli hazırlıkların yapılmadığı, yeterli tedbirlerin alınmadığı apaçık ortadadır. Eskiden Başbakanlık’a bağlı olan AFAD’ın kurumsal kapasitesinin zayıflatılması, liyakatten yoksun insanlara üst düzey kadrolarda sorumluluk verilmesi, depreme dayanıksız binalara hiçbir rapor istenmeden imar affı çıkarılması ve inşaat sektöründe yolsuzluklara kapı aralayan ölçüsüz rant hırsı milletimize ölümcül bir fatura ödetmiştir.

Ülkemizin her kurumunda yaşanan özerklik, liyakat ve şeffaflık kaybı afet yönetimini ve depreme müdahale sürecini de doğrudan etkilemiştir. Hiçbir bürokratın inisiyatif alamadığı, her konuda talimatın bir kişiden beklendiği Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi yüzünden acılar ve zayiat katlanarak artmıştır. Afet süreci ne yazık ki iyi yönetilememiş, arama-kurtarma çalışmalarında geç ve yetersiz kalınmıştır. Başlangıçtan itibaren, temel ihtiyaçların temininin ve yardım faaliyetlerinin doğru koordine edilemediği, bunların sonucunda felaketin etkisinin vahim boyutlara ulaştığı acı bir gerçek olarak görülmektedir.

Ne yazık ki, belediyeler ve STK’lar arasında ayrım yapılmış, bunların sürece dahil edilmeleri hususunda geç kalınmıştır. Kutuplaştırıcı söylemlerden vazgeçilmemiş, tek bir merkezden alınan kararlar çalışmaları yavaşlatmıştır. Kolluk kuvvetlerinin, madencilerin ve iş makinelerinin sahaya geç gönderilmesi, sosyal medya platformlarında bant yavaşlatma, borsanın kapatılmaması gibi akıl dışı uygulamalar telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurmuş, krizi daha da derinleştirmiştir.

İktidar barınma, seyyar tuvalet ve hijyen konusunda yeterli adımları halen atmamış, bölgede salgın hastalık riskine karşı gerekli tedbirleri de almamıştır. Deprem sonrası yaşanan iç göçle ilgili herhangi bir planlama ve yönlendirme yapılmamıştır. Tüm hata, kusur, ihmal ve kasıtlar apaçık ortadadır. Hukuki, idari ve siyasi sorumlular da arşivlenerek dosyalarda ve hafızalarımızda not edilmiştir.

Millet İttifakı olarak, omuzlarımızdaki ağır sorumlulukların farkındayız. Şimdi önümüzde zorlu bir sınav bizleri beklemektedir. Yaşanan bu felaketten dersler çıkararak, şehirlerimizi ve geleceğimizi ortak akılla inşa etmek mecburiyetindeyiz.

Unutulmamalıdır ki; jeoloji, sismoloji, psikoloji, sosyoloji, ekoloji, tıp, ekonomi, eğitim, hukuk, siyaset, şehir planlama ve mimarlık birbirlerinden asla bağımsız düşünülemez, hiçbiri ihmal edilemez.

Bu çerçevede tüm bu alanların uzmanlarıyla süreci an be an takip edeceğiz. Depremin etkilerinin ortadan kaldırılmasına dair kısa, orta ve uzun vadede yapılacak işler ve buna dair ortak çalışmalar için bir komisyon kuracağız.

Uyarıyoruz! Afet bölgelerinde yabancılara ev, arsa ve arazi satışı yasaklanmalıdır! Bölgenin yeniden imarı esnasında Hatay başta olmak üzere demografik ve sosyal yapının korunması büyük önem arz etmektedir. Özellikle bu konunun takipçisiyiz!

Toplantımızda ele aldığımız bir diğer konu ise üniversitelerin uzaktan eğitime geçmesi kararıdır. Bu karardan derhal geri dönülmesi gerekmektedir. Gençlerimizi nitelikli eğitim hakkından mahrum edecek hiçbir çözüm gerçek bir çözüm değildir. Depremzede vatandaşlarımızın barınma ihtiyacı için turizm sektörünün kapasitesinin ve büyükşehirlerdeki boş konutların kullanılması ve bu yönde derhal çalışmaların başlaması gerekmektedir.

Biz siyaseten sorumluluk alacağız. Ortak Politikalar Metnimizde yer alan “Kentleşme” ve “Afet Yönetimi” (https://bit.ly/kentlesme-afet-yonetimi) başlıkları altındaki yol haritamızı aynen uygulayacağız. “Nasıl olsa deprem olmaz” diye değil, “yarın deprem olacakmış gibi” güçlü bir kriz yönetimi inşa edeceğiz.

Halkımız müsterih olsun! Bizler hızlı, sağlıklı ve kalıcı çözümlerimizle insanca yaşam standartlarına uygun yaşanabilir şehirler inşa etmekte kararlıyız. Aç ve açıkta tek bir insanımızı dahi bırakmayacağız! Acılarımızı hep beraber paylaşacak, maddi ve manevi yaralarımızı hep birlikte saracağız.

Ülkemizin en acil ihtiyacı; içinde bulunduğumuz siyasi enkazı kaldıracak, devlet kurumlarını şeffaf ve halka hizmet esasına göre güçlendirecek, kriz koşullarında ülkeyi yönetebilecek, içinde bulunduğumuz ekonomik krizden ülkemizi çıkaracak, iktidarın içine düştüğü israf ve şatafata son verecek, yaşanan felaketten ötürü etkilenecek olan ekonomimizi güçlendirecek, devlet yönetiminde liyakati esas alacak yeni ve etkin bir iktidardır.

Milletimizden aldığımız destekle, kendimize olan inancımızla Türkiye için hazır olduğumuzu duyururuz.

Son olarak, Suriye’de meydana gelen depremin yaralarını sarabilmek adına uluslararası camiaya bugün buradan çağrıda bulunuyor; Suriye halkına da sabır ve başsağlığı diliyoruz.

Millet İttifakı olarak önceden planladığımız ve yaşanan deprem sonrası tehir ettiğimiz rutin toplantımızı ise Saadet Partisi’nin ev sahipliğinde, 2 Mart Perşembe günü gerçekleştireceğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız.”

Paylaşın

AK Parti: Seçim Takviminde Bir Değişiklik Öngörülmüyor

11 ilde büyük yıkıma neden olan ve son resmi verilere göre, 39 bin 672 kişinin hayatını kaybettiği Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremler sonrası gözler seçim tartışmalarına çevrilmiş durumda.

Adalet ve Kalkınma Partisi’nde (AK Parti) yapılan ilk değerlendirmelerde, “seçimin 14 Mayıs’ta, yetişemezse zamanında, yani 18 Haziran’da” yapılabileceği öngörüldü.

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK), seçim altyapısını sağlayıp sağlayamayacağının değerlendirildiği partide, oy kullanma alanları, seçmen kütüklerinin güncellenmesi gibi teknik altyapının sağlanması halinde, seçimlerin yapılmasına engel bir durum olmayacağı, önümüzdeki süreçte gerekli teknik altyapının sağlanabileceği görüşü öne çıktı.

Depremlerin ardından, yıkıcı afet koşullarında seçimlerin nasıl yapılacağı tartışılıyor.

Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın, deprem nedeniyle seçimlerin ileri bir tarihe ertelenmesi önerisini gündeme getirmesi de tartışmayı alevlendirdi.

Muhalefet kanadında, Arınç’ın mensubu olduğu AKP’nin “niyetini” dile getirdiği yorumları da yapıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, depremden sonra MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile Beştepe’deki görüşmesinde de, deprem sonrası alınacak önlemler ve atılacak adımların yanısıra, yaklaşan seçimlerde nasıl yol izleneceği konusunu da ele aldıkları konuşuluyor. Ancak görüşme sonrasında herhangi bir resmi açıklama yapılmadı.

‘Süreç aynen devam ediyor’

Gözlerin çevrildiği AKP’de ise Yüksek Seçim Kurulu’nun deprem bölgesinde seçimi yapıp yapamayacağı ve hangi koşullarda yapabileceği konuları değerlendiriliyor.

Edinilen bilgiye göre, YSK’nın da görüşü alınarak yapılan değerlendirmelerde, teknik altyapının sağlanması halinde seçimlerin 14 Mayıs’a da yetişebileceği öngörüldü.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’a bilgi veren AKP’li bir yetkili, şu anda seçim takviminde bir değişiklik öngörülmediğini belirterek şu bilgileri paylaştı:

“Seçim ertelenmez, süreç aynen devam ediyor. Gerekli teknik altyapı hazırlanırsa 14 Mayıs’ta seçim olur. Partide, yetkili kurullarda bunlar değerlendiriliyor. Mesela, oy verme yerleri için teknik destek gerekiyor, konteyner gerekiyor. İlçe seçim kurullarının mühürlerinin basılması gibi teknik hazırlıklar yapılması gerekiyor. Bunlar yetiştirilir.”

AKP kulislerinde, siyaseten de seçimin ertelenmesine sıcak bakılmıyor ve ileri bir tarihe atılması halinde, şartların daha da ağırlaşabileceği ve muhalefetin de “seçimden kaçtığ, sivil darbe” söylemleri ile yıpratma politikası izleyeceği değerlendiriliyor.

Seçimi erteleme kararı verip vermeme konusunda son sözü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vereceğine dikkat çekilmesine karşın, “Parti kurullarında bir karar alınmadı ama 14 Mayıs ağırlıklı görünüyor. Yetişmez denirse de 18 Haziran’da yapılır” görüşü dile getiriliyor.

Paylaşın

BM, Türkiye Ve Suriye’deki Deprem Bölgelerinde Yardımlarını Arttırıyor

Türkiye’nin güneyinde yer alan 11 ilde ve Suriye’nin kuzeyinde yer alan bölgelerde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerde, son resmi verilere göre, Türkiye’de 39 bin 672, Suriye’de 5 bin 814 kişinin yaşamını yitirdi.

Suriye’deki insani yardım için 400 milyon dolar, Türkiye için de 1 milyar dolar destek çağrısında bulunan Birleşmiş Milletler (BM), bölgedeki yardım faaliyetlerini arttırarak sürdürüyor.

VOA Türkçe’den Can Kamiloğlu’nun aktardığına göre, BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), insani yardım ekiplerinin Malatya, Kahramanmaraş, Adıyaman, Gaziantep ve Hatay illerinde çalışmalarını sürdürdüklerini açıkladı.

OCHA, Türkiye’deki bölgesel ortaklarıyla beraber deprem felaketinden etkilenen bölgelere gönderilen tıbbi malzemeyle birlikte gıda, çadır, battaniye ve diğer ihtiyaç malzemelerini depremzedelere teslim ettiklerini kaydetti.

BM Mülteci Yüksek Komiserliği (UNHCR), Türkiye’de deprem felaketinden etkilenen bölgelere 20 bin termal battaniye, 12 bin köpüklü şilte 19 bin 500 mutfak seti, 12 bin ek gıda paketinin yanı sıra ısıtıcılar, hijyen malzemeleri, kışlık giysiler sağladığını, ayrıca 14 bin 300 aile çadırı, 10 bin branda, 6 bin termal battaniye ve 12 bin hijyen malzemesi içeren yardım kolisi sağladığını açıkladı.

Suriye’ye deprem yardımları sürüyor

BM’ye bağlı yardım kuruluşları, Suriye’nin kuzeybatı bölgesinde 50 bin ailenin halen çadıra ihtiyaç duyduğunu, 88 bin ailenin de şilte, termal battaniye ve giysiye ihtiyacı olduğunu, bölgede hastanelerin ve tıp merkezlerinin aşırı yoğun ve yetersiz kaynaklara sahip olduğunu bildirdi.

BM’ye bağlı yardım kuruluşlarının sahadaki sağlık ortaklarıyla geçici tıbbi sağlık tesisleri kurdukları, depremzedelere ruh sağlığı, psikolojik ve sosyal destek sağladıkları kaydedildi. Şimdiye kadar İdlip ve Halep’te engelliler dahil olmak üzere 4 bin 800’den fazla kişiye tıbbi müdahale yapıldığı belirtildi.

BM yardım kuruluşları, deprem felaketinin başlangıcından itibaren Suriye’de 74 farklı merkezde 60 binden fazla kişiye su kamyonları ulaştırıldığını, depremzedelere 13 bin çadır ve 1500 ısıtıcı dağıtıldığını bildirdi.

BM yardım kuruluşları Türkiye’den kuzeybatı Suriye’ye deprem yardım malzemeleri taşımaya devam ediyor. BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi’ne (OCHA) göre, 9 Şubat’tan bu yana Bab al-Hawa ve Bab al-Salam sınır kapılarından 143 kamyonluk insani yardım Suriye’ye gönderildi.

OCHA sözcüsü Jens Laerke, “Yardımlar bugün devam etti. Hafta sonu da devam edecek, Suriyeliler’in ihtiyacı olduğu sürece her gün devam edecek” diye konuştu.

Uluslararası Kızılhaç (ICRC) Bölge Direktörü Fabrizio Carboni, yıkımın yalnızca büyüklüğünden değil, aynı zamanda ailelerin sadece 60 saniye içinde verdiği can kayıplarından oldukça etkilendiğini belirtti.

Gazetecilere konuşan bir ICRC yetkilisi ayrıca, Şam’dan büyük ölçüde muhalefetin kontrolündeki kuzeybatıya sınır ötesi yardım sevkiyatına izin verilmesi için çağrıda bulundu.

Yetkili, “İdlib’e çapraz hatlardan girmeye çalıştık, giremedik. Şu ana kadar ne yazık ki engellendik ancak yardımı ulaştırmaya hazırız” dedi.

“Sahada Türk Kızılay’ı ile birlikte çalışıyoruz”

Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu’nun (IFRC) operasyonlardan sorumlu küresel direktörü Caroline Holt, gerek Türkiye’de gerekse Suriye’de ihtiyaçların büyük olduğunu belirterek, “Ancak uluslararası yardımın boyutu her geçen gün ivme kazanıyor” Türkiye’de barınma, gıda, yıkanma, sağlık ve ayrıca nakit ihtiyaçlarını desteklemek için Türk Kızılay’ı ile sahada birlikte çalışıyoruz” dedi.

BM Tarım ve Gıda Örgütü (FAO), deprem felaketinin yaşandığı bölgelerdeki kırsal alanlarda çiftçilerin temel gıda üretimini eski haline getirmelerine destek ve yardımcı olacaklarını açıkladı.

FAO, öncelikli faaliyetlerinin hayvan yemi, tohum, fide, gübre, yakıt, alet, ekipman, hayvan aşılama ve bir ila üç ay boyunca karşılıksız nakdi yardım yapmak olduğunu kaydetti. FAO, Türkiye’de depremden etkilenen çiftçilere iş desteği sağlayacaklarını açıkladı.

Paylaşın

AFAD Başkanı Açıkladı: Depremde Can Kaybı 40 Bin 642’ye Yükseldi

Kahramanmaraş, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Adana, Adıyaman, Osmaniye, Hatay, Kilis ve Malatya’da büyük yıkıma yol açan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6’lık depremlerde can kaybı sayısının 40 bin 642’ye yükseldi.

Haber Merkezi / İçişleri Bakanlığı’na bağlı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Başkanı Yunus Sezer, depremlere ilişkin son bilgileri paylaştı. AFAD Başkanı Yunus Sezer şunları aktardı:

“164 bin vatandaşımıza nakdi yardım ödemelerini gerçekleştireceğiz. Burada depremden etkilenmiş olanlara bir nebze olsun destek olmak. Süreç tamamen bizim tarafımızdan yürütülüyor. e-devlet’ten vatandaşlarımız 10 bin lirayı sorgulayabilirler.

Kira yardımları konusunda da barınmaya destek olmak. Evini kaybeden vatandaşlarımıza iki alternatif sunuyoruz; birincisi konteyner ve diğer barınma ile ikincisi kira desteği. e-devlet üzerinden başvurular devam ediyor. 290 bin civarında başvuru var. 274 bin deprem bölgesinde görevlendirilen personel var.

Tahliye işlemleri devam ediyor. 430 binin üzerinde tahliye bizim tarafımızdan yapıldı. 313 bin 720 kişiyi kamu misafirhanelerinde, otellerde ve diğer tesislerde misafir ediyoruz.

Hasar tespit çalışmaları yapılıyor. Şu anda yüzde 50’nin üzerinde hasar tespit yapıldı. Burada da çok kısa zaman içinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ekipleri tamamlayacak.”

“Beslenme, iaşe hizmetleri, ayni yardımlar hızlı bir şekilde devam ediyor”

Sezer, arama kurtarma çalışmalarının büyük oranda tamamlandığını ve yakında sona ereceğini de açıkladı:

“10 ilimizde arama kurtarma çalışmalarında büyük oranda sona gelmiş bulunuyoruz. Özellikle yoğunlaştığımız yer, Hatay ve Maraş. Hatay’da dün 200 kadar binada arama kurtarma çalışması yapılıyordu. Bugün 98’e düşmüş durumda. Yarın itibarıyla burada da büyük oranda sona gelmiş olacağız. Yine aynı şekilde Kahramanmaraş’ta 19 binamız kalmış durumda.

Burada da Ebrar Sitesi de dahil olmak üzere çalışmalarımız devam ediyor. Burada da inşallah sona yaklaşacağız. Adıyaman’da da bir binada çalışmalar devam ediyor. Arama kurtarma çalışmaları, yarın akşam itibarıyla büyük oranda sonlandırılmış olacak. Belki birkaç binada çalışmalara devam edilecek.

Ama büyük oranda sonlandırılmış olacak. Özellikle Hatay genelinde yoğunlaşma var. 13 bine yakın arama kurtarma personelimiz orada görev yapıyor. Allah’a şükür, büyük oranda toparlanmış durumda. 80 ülkeden destek amacıyla gelen uluslararası arama kurtarma birlikleri, 11 bin 488 kişi bulunuyordu.

Onlardan da görev süreleri biten, BM standartlarında çalışma süreleri bitenlerden ayrılmalar gerçekleşiyor. Çadırkentlerimiz ve konteyner kentlerimiz kuruluyor. Beslenme, iaşe hizmetleri, ayni yardımlar hızlı bir şekilde devam ediyor.”

Paylaşın

Kahramanmaraş Depremlerinin Ekonomiye Maliyeti Ne Olacak?

Cumhuriyet tarihinin en büyük doğal afeti olarak kayıtlara geçen ve 11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerin ekonomiye maliyeti ne olacak?

Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp, BBC Türkçe’ye depremlerin ekonomiye maliyetini değerlendirdi.

“Depremin ekonomik maliyetlerini iki boyutta değerlendirmek mümkün olabilir.

Birincisi depremde yaşadığı şehri, iş imkanlarını, evini, barkını, ailesini yitiren depremzedelerin katlanacakları bedel.

Bu insanlarımız maalesef ekonomik olarak çok talihsiz bir zamanda bu zorluklarla yüzleşiyorlar.

Türk-İş yüksek enflasyonun sonucu 30 Ocak itibarıyla yoksulluk sınırını 29 bin 875 TL olarak hesapladı.

Asgari ücret 8 bin 506 TL. Açlık sınırı ise 8 bin 865 TL. Tüketici Hakları Derneği, Ekim 2022 itibarıyla tüketicilerin yüzde 56’sının açlık sınırı altında yaşadığını açıklamıştı.

İşte depremler bu ağır şartlarda meydana geldi.

Bölgede, yaşamını kaybetmese de, yaşam boyu yaptığı sınırlı birikimlerini bir gecede kaybeden talihsiz vatandaşlarımızın içinde bulundukları yıkımı tahayyül edebilmek güç, rakama dökmek ise imkansız.

Yerle bir olan bölgenin yeniden yaşanır hale gelmesi, iş yerlerinin çalışmaya başlaması, kaybolan servetlerin tekrar oluşması şüphesiz zaman alacak.

Genel ekonomik maliyetler

Depremlerin yarattığı hasarın tespitine dair eldeki bilgiler sürekli güncellendiği için bu maliyetleri hesaplamak kolay değil.

Ancak kaba hesaplarla genel bir fikir edinmeye çalışıyoruz.

Depremlerin genel maliyetlerini iki kaleme ayırabiliriz.

Birinci kalem; hasar gören binaların, şehirlerin yeniden inşasının getireceği maliyet.

İkinci kalem ise depremlerde kaybolan üretim kapasitesinin getireceği maliyet olacak.

Birinci 17 Şubat itibarıyla yıkık ya da ağır hasar gördüğü tespit edilen yaklaşık 333 bin konut sayısını baz alırsak bu hanelerin salt yeniden inşası kabaca 20 milyar dolar civarında bir kaynak gerektirebilir.

Şayet yerleşim merkezleri fay hattından uzak bölgelere taşınırsa hem konut sayısı ciddi şekilde artacak hem de ilave altyapı harcamaları devreye girecektir.

Burada bir parantez açıp uzmanların uyarılarına dikkat çekmek, şehirlerimiz yeniden kurulurken acele etmeden bilim insanlarımızın tavsiyelerine uygun hareket etmemiz gerektiğini vurgulamak isterim.

Depremde evleri hasar görmüş yaklaşık 1 milyon kişinin bir yıl barınma ihtiyacı için 2,5 milyar dolar, kısa vadeli acil ihtiyaçları için ise yaklaşık 25 milyar dolarlık bir maliyet öngörebiliriz.

İkinci kalemde ekonomi genelinde üretimdeki aksamayı göz önünde bulundurmamız gerekiyor.

Deprem felaketine maruz kalan ve 13,5 milyondan fazla bir nüfusu kapsayan bölge, ekonomik pastadan nasibini alamamış bir coğrafya.

Bölgesel GSYH dağılımına ait son TÜİK verilerini incelediğimizde 2021 itibarıyla bu bölgedeki şehirlerin GSYH’den aldıkları payın ağırlıklı olarak yüzde 1’in altında kaldığını üzülerek görüyoruz.

Karşılaştırma yaparsak, 1999 depremi sonrası Dünya Bankası, söz konusu depremin maliyetlerini yaklaşık 5 milyar dolar ve GSYH’nin yaklaşık yüzde 2,5’i olarak hesaplamıştı.

Bu oranı bugünkü GSYH rakamlarına uyarlarsak kabaca 20 milyar dolara yakın bir tutar elde ediyoruz.

Ancak 1999 depremi GSYH’nin yaklaşık yüzde 30’unu üreten bir sanayi bölgesini vurduğu için, üretime yansıyacak maliyetinin de görece daha yüksek olması muhtemel.

1999 depremi sonrası turizm gelirleri yüzde 40 azalmıştı.

Turizm gelirlerinin GSYH’nin yaklaşık yüzde 5’ine karşılık geldiğini düşünürsek, benzer bir düşüşün yaşanması durumunda sadece turizmden kaleminden birkaç puanlık ek bir maliyet yüklenmek zorunda kalabiliriz.

Özet

Tüm belirsizliklerin altını bir kez daha çizerek bugünkü rakamlar itibarıyla asgari acil ihtiyaçlarımızın GSYH’nin yaklaşık yüzde 2-3’ü civarı olacağını, genele yayılan maliyetlerin de buna yakın olacağını söyleyebiliriz.

Yukarıda telaffuz edilen rakama uzun vadede enkaz altında kalan servetler, yeniden inşası gereken havalimanları, liman ve yollar, eğer şehir merkezleri taşınacaksa gerekli altyapı harcamaları ve tabii ki kaybolan fırsat maliyetleri (opportunity cost) eklendiğinde fatura elbette hızla kabaracaktır.

Depreme ait hasar tespiti henüz tamamlanmadığı ve yeniden inşa edilecek şehirlere dair bir yol haritası henüz açıklanmadığı için bu rakamların da değişme ihtimali yüksek.

Bununla birlikte halihazırdaki rakamlar ve dışarından gelmesi beklenen yardımlar kısa dönemde bir döviz likidite krizi alarmı vermiyor.

Yolun bundan sonrası

Önümüzdeki yıldırıcı zorluklara rağmen Türkiye’nin ne kadar dirençli bir ekonomik yapıya sahip olduğunu; zorluklara, krizlere ne kadar çabuk adapte olabildiğini vurgulamak lazım.

Doğru planlama ve organizasyonla hem yaralarımızı saracak hem de ileriye yönelik önlemleri alabilecek güçteyiz.

Bu dünya çapında felakette bize destek olacak uluslararası yardım ve krediler, depremzedelerimize destek olabilmemize ve yeniden yapılanmanın getireceği maliyetleri daha uzun vadeye yayabilmemize imkan sağlayacaktır.

Bu yıkımdan çıkıp Türkiye’yi yeniden inşa edebilmek için depremi unutmamalı, unutturmamalı ve böyle bir bedeli bir kez daha ödememek için depremler sonrası gösterdiğimiz dayanışmayı korumalıyız.”

Paylaşın

Bakan Soylu Açıkladı: Depremlerde Can Kaybı 39 Bin 672’ye Yükseldi

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerde can kaybının 39 bin 672’ye yükseldiğini açıkladı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, CNN Türk canlı yayınında depremler sonrasında yapılan çalışmalarla ilgili açıklamalarda bulundu.

Bakan Soylu, “Depremin ilk meselesi arama kurtarmadır. Sadece arama kurtarma yapılan bina sayısı 20 binin üzerindedir. 82 bina da ağır hasar kodu konulmuştur. 10 ilde yaptığımız hasar tespitlerinde hemen hemen yarı orandayız. Tabii bununla birlikte aynı zamanda şu ana kadar 39 bin 672 vatandaşımızı kaybettik” dedi.

Süleyman Soylu, “05.05’te AFAD merkezindeydik. İlk yaptığımız uluslararası 4’üncü seviyeye çıkmaktı. Türkiye’de 5.45’te bu illere destek olacak tüm illere çağrıya çıkıldı. Araç gereç, gönüllü çağrısına çıkıldı. Birçok bakanımızla hangi illere gideceğimizi Sayın Cumhurbaşkanımıza arz edip, adım atılması sağlandı. Kahramanmaraş havalimanına inmek istedik inemedik. Gaziantep Havalimanı’na zorlayarak inebildik. Kahramanmaraş’ta gördüğüm ilk manzarada dedim ki, Allah böyle felaketi kimseye yaşatmasın. Trabzon Caddesi’ydi ve insanlar yardım istiyordu” dedikten sonra gözyaşlarını tutamadı.

İlk depremin merkez üssü Pazarcık ilçesine gitmeye çalışırken ikinci depremin olduğunu söyleyen Bakan Soylu, “Önümüzdeki bir araba takla attı. Ondan sonra tekrar şehre dönüp oradaki hem arama kurtarma çalışmaları hem diğer süreçleri takip etmeye çalıştık” diye konuştu.

Depremin ardından çalışmalar yürütülürken panik havası yaşanmadığını söyleyen Süleyman Soylu, “Hiçbirimizde panik, neyi nasıl yapacağız anlayışı olmadı. Üzüntülüyüz. Burada ciddi kayıplar yaşadık. Bu deprem değil başka bir şey. Antakya’yı gelip gördük. Antakya’daki yıkım oranı yüzde 51. Vatandaşlarımız elbette burada yaşananları görüyorlar. Ama içinde yaşamak başka bir şey. İçinde yaşayanların nasıl bir travma yaşadıkları başka bir şey. Burada elbirliğiyle hareket edilmesi lazım” ifadelerini kullandı.

Fuat Oktay: Aramanın sürdüğü enkaz sayısı 200’ün altına düştü

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, enkazlardaki arama kurtarma çalışmalarının bitirilmediğini söyledi. Oktay, depremlerden etkilenen illerde, arama kurtarma faaliyetlerinin sürdüğü enkaz sayısının 200’ün altına düştüğünü söyledi.

Bakan Ersoy: Hatay’daki tarihi binaların hasar tespiti tamamlandı, Mart ayında çalışmalara başlıyoruz

Hatay’ın Antakya ilçesindeki tarihi yapıları ziyaret eden Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, hasar tespit çalışmalarının tamamlandığını belirtti ve Mart ayından itibaren çalışmalara başlayacaklarını açıkladı.

Ersoy Hatay’da Sarımiye Camisi, Musevi Havrası, Habibi Neccar Camisi, Uzun Çarşı, Ulu Cami, Hatay Meclis Binası, Hatay Şehir Müzesi ve Necmi Asfuroğlu Arkeoloji Müzesi’nde incelemelerde bulundu.

İncelemelerin ardından açıklama yapan Bakan Ersoy, deprem nedeniyle Hatay bölgesinde 8 personellerinin hayatını kaybettiğini söyledi.

Bakan Ersoy, hasar tespit çalışmalarının tamamlandığını belirtti, “Hasarlı olan, yıkılan yerler de var. İlk etapta Mart ayı itibarıyla rölevesi elimizde olan yapılara hızlı bir şekilde başlıyoruz. Şahıslara ait olan yapılar için de sahiplerine nasıl müdahale edeceğimizi anlatıp onlara da müdahil olacağız” dedi.

Ersoy, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Kültür Varlıkları Genel Müdürlüğü’ne ait binalar için “çok ciddi bir fon ayrıldığını” söyledi.

Bakan Kurum: 84 bin 726 bina yıkık veya ağır hasarlı durumda

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, deprem bölgesinde yapılan inceleme için “84 bin 726 binayı yıkık, acil yıkılacak ve ağır hasarlı olarak tespit ettik.” dedi. Bakan Kurum yaklaşık 685 bin binada inceleme yapıldığını kaydetti.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Hepimiz Tutuklanmaya Hazırız

İktidarın “Günü geldiğinde tuttuğumuz defteri açacağız” ve “Bunları not ediyoruz” açıklamalarına tepki gösteren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Not ediyorlarmış! Not etseniz ne yazar? Siz hala anlamadınız, hepimiz tutuklanmaya hazırız” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “İyice not edin bunu. Ettiniz mi? Şimdi bir daha edin! Milletimize sataşmanızı hiç önermem.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Gün tartışma günü değil günü geldiğinde tuttuğumuz defteri açacağız” ve AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in “Bunları not ediyoruz” açıklamalarına tepki gösterdi.

Kılıçdaroğlu’nun sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım şöyle:

“Bu saraylılar milletçe nasıl bir ruh halinde olduğumuzu tam idrak edebilmiş değiller. Not ediyorlarmış! Not etseniz ne yazar? Siz hala anlamadınız, hepimiz tutuklanmaya hazırız. İyice not edin bunu. Ettiniz mi? Şimdi bir daha edin! Milletimize sataşmanızı hiç önermem” dedi.

Erdoğan ve Çelik ne demişlerdi?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 7 Şubat’ta Maraş depremlerinin ardından yaptığı konuşmada “Yalan haber, çarpıtmalarla insanımızı birbirine düşürmeye niyetlenenleri takip ediyoruz. Gün tartışma günü değil günü geldiğinde tuttuğumuz defteri açacağız” ifadelerini kullanmıştı.

Ömer Çelik ise 15 Şubat’ta AK Parti MYK toplantısının ardından yaptığı açıklama “Pek çok tartışma da yaşanıyor. Hepimiz afet bölgelerinde vatandaşlarımızla beraber olmak için bu siyasi tartışmaların parçası olmadık, hâlâ da olmayacağız. Her ne kadar siyaset yapılmasın diyerek o bölgeye gidenler neredeyse miting yaparcasına yıkım siyaseti gerçekleştirseler de bunların hepsine cevap vereceğimiz bir zaman var, bunlar not ediyoruz” demişti.

Paylaşın

Babacan’dan “Seçim” Açıklaması: Herkes Anayasaya Uymak Zorunda

DEVA Partisi Lideri Babacan, seçimin ertelenmesi tartışmalarına ilişkin, anayasayı adres gösterdi ve “Mesele seçimler ve seçimlerin zamanı ise anayasaya herkes uymak zorundadır” dedi. Babacan, Bülent Arınç’ın çağrısı karşısında hükümetin sessiz olduğunu savundu:

Haber Merkezi / “Bülent Arınç’ın açıklanmasını iktidar sahiplenmedi. Ama ne zaman, günler sonra bizimle alakası yok dediler. Yok ise, 1 saat sonra açıklasaydınız. Tepkiyi gördükten sonra mı geri attılar diye aklımıza geliyor doğrusu anayasa hükümleri çok açık kimse hukukun üstünde değil. Mesele seçimler ise seçimlerin zamanı ise anayasaya herkes uymak zorundadır.”

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan Kahramanmaraş merkezli depremlerin etkilediği illerden Gaziantep’i ziyaret etti. Kentte incelemelerde bulunan Babacan, basın toplantısı düzenledi.

Depremden etkilenen tüm illeri ziyaret ettiklerini ifade eden Babacan, gözlemlerini paylaşarak, “Asrın felaketinin değil, asrın işbilmezliğinin ve ihmalinin yaşandığını” söyledi.

Hala enkaz altında sevdiklerine ulaşmaya çalışan insanlar olduğunu belirten Babacan, “Yıkım istisna olacakken, yıkım her yerde. Ölüm istisna olacakken, ölüm her yerde. Kurtarmak kural olacakken, kurtulanlara ‘mucize’ deniyor. Vatandaşımız ‘mucize’ye mahkum oldu. Bu hak mı? Reva mı bu?” diye konuştu.

Babacan vatandaşını öldüren değil, yaşatan devlet istediklerini belirterek, şunları söyledi: Biz Sayın Erdoğan’ın ve küçük ortaklarının sebep olduğu bu devlet anlayışını kabul etmiyoruz. Biz vatandaşının canını enkaz altında kendi kaderine terk eden bu anlayışı reddediyoruz. Biz yaşatan devlet istiyoruz. Rahmetli Erbakan’ın tabiriyle garson devlet istiyoruz.

İçişleri Bakanlığı’nın 2019 yılında merkez üssü Pazarcık olan 7,5 şiddetinde bir deprem senaryosunun tatbikatını üç gün boyunca yaptığını anımsatan Babacan, “Peki, yaptı da ne oldu? Tüm bu bilgiler ışığında gereken önlemler alındı mı?” diye sordu.

“Asrın ihmali, kayıtsızlığı, işbilmezliği oldu” diyen Babacan, depremin önlenemeyeceğini ancak ölümcül yıkımların önlenebileceğini dile getirdi. Açıklamasında iktidara vatandaşların kendisine ilettiği bazı sorular yönelten Babacan, yardımın geç ulaştırılması, deprem öncesi alınan önlemler, AFAD’ın yeterliliği, mobil şebekelerindeki aksaklıklar, deprem sonrası gerekli sağlık ve hijyen koşullarının sağlanıp sağlanmadığı gibi birçok sorular sordu.

Babacan gittiği 10 ilde en çok “İlk 48 saatte niye kimse bizi kurtarmaya gelmedi?” sorusunun kendisine sorulduğunu ifade ederek, “Bunu bazı yerlerde 72 saat olarak da duydum. Neden ilk 48 saatte, 72 saatte vatandaşımızın yardımına gidilmedi?” dedi.

6’lı Masa olarak, çalışmalarına devam ettiklerini ifade eden Babacan yarın bir toplantı yapacaklarını ve bu toplantıda hem deprem yardımları hem de genel istişare yapacaklarını vurguladı: “Biz şu andaki Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin yanlış olduğunu söylüyoruz. Güçler ayrılığının şart olduğunu biliyoruz. Güçlendirilmiş parlamenter sistemi savunduğumuz hep ifade etmiştik. Ehliyet liyakat gerekiyor demiştik. 6’lı masa çalışmaları ile ilgili değişen hiçbir şey yok.

Yarın saat 14’te bir toplantı yapacağız. Gece geç saatlere kadar yollardayız. Toplantıya katılacağız. Her parti ayrı ayrı çalışmalar yaptı ve yardım organizasyonları vardı. Hem bunları değerlendireceğiz. Hem bir istişare yapacağız. Bülent Arınç’ın açıklanmasını iktidar sahiplenmedi. Ama ne zamandı günler sonraydı.

Bizimle alakası yok dediler. Yok ise, 1 saat sonra açıklasaydınız. Tepkiyi gördükten sonra mı geri attılar diye aklımıza geliyor doğrusu anayasa hükümleri çok açık kimse hukukun üstünde değil. Mesele seçimler ise seçimlerin zamanı ise anayasaya herkes uymak zorundadır.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Yüksek Seçim Kurulu, Seçimleri Erteleyemez

11 ilde büyük yıkıma ve on binlerle ifade edilen can kaybına neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerin ardından ardından, cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine ilişkin tartışmalar gündemin öne çıkan başlıkları arasındaki yerini koruyor.

İktidardan tartışmalara ilişkin net açıklamalar gelmezken, ana muhalefet partisi CHP’nin Lideri Kılıçdaroğlu, “Yüksek Seçim Kurulu (YSK), seçimi erteleyemez. Bunun için yetkisi yok. Seçim zamanında yapılacak” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Habertürk’ten Bülent Aydemir’e yaptığı açıklamada “Seçim zamanında, 18 Haziran’da yapılacak. Önümüzde bunun için 4 ay var. Eğer daha önce seçim yapmak istiyorsa yetkisini kullanıp Meclis’i feshetmesi gerekir” dedi. Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

“Parlamento çalışıyor zaten. Bir talebiniz varsa oraya getirin. Ancak kararı YSK üzerinden almayı planlıyorlarsa ve YSK, ‘bu şartlarda sağlıklı seçim yapamayız’ derse kapısına kilit vurmak lazım. Bu teknolojik imkânlarla nasıl seçim yapamıyoruz dersin? Bugünün şartlarında telefonunuzdaki GPS sinyalinden anında yeriniz dahi belirleniyor. YSK böyle bir karar alırsa açık söylüyorum; bu, demokrasiye darbedir. Hukukun üstünlüğüne vurulmuş bir darbedir. Hiçbir hakim böyle bir kararın altına imza atmaz.”

Aydemir’in aktardığına göre Kılıçdaroğlu, seçimi geri bırakabilmek için Anayasa’daki savaş hali hükmüne rağmen YSK’nın, “sağlıklı seçim yapamayız” kararı alması durumunda sine-i millete dönme seçeneğine pek sıcak bakmıyor. Kılıçdaroğlu, “Öyle bir şey olmaz. YSK, seçimi erteleyemez. Bunun için yetkisi yok. Seçim zamanında yapılacak” dedi.

Kılıçdaroğlu, millet ittifakının takvimine dair de “Önümüzde günlerde Temel Bey bir liderler turu yapabilir. Sonrasında toplanacağız” diye konuştu.

Paylaşın

CHP’den YSK’ya Uyarı: Demokrasiye Darbe Girişimi…

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremler üzerine ortak açıklama yapan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) il başkanlıkları, seçimlerin ertelenme tartışmalarına ilişkin, “Tek adam rejiminin, felaketleri fırsata çevirmeye çalışması, kendini kurtarmak için seçimleri erteleme planları yapmasıdır” değerlendirmesinde bulundular.

Haber Merkezi / İl başkanlarının yaptığı ortak açıklamanın devamında konuya ilişkin, “Rolü belli isimler öne sürülerek bu konu gündeme taşınmak istenmektedir. Buradan halkımıza bir kez daha açık ve net söylüyoruz: Seçimler zamanında olacaktır. Devletin tüm kurumlarının bu gerçeği iyi bilmesi gerekir. Anayasamızın ilgili maddeleri açıktır: Seçim savaş dışında ertelenemez. Savaş durumunda bile kararı Türkiye Büyük Millet Meclisi alır.

Kaldı ki; Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin de, YSK’nın da afet halinde seçimi erteleme gibi bir yetkisi yoktur. Yüksek Seçim Kurulu’nun böyle bir şey talep etmesi, demokrasiye darbe girişimi olacaktır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz bu tür bir girişimi bu şekilde ele alacağız. AKP Genel Başkanının “bana 1 yıl daha verin” mesajı hiç bir şey ifade etmez. Türkiye kendisine tam 20 yıl vermiştir. Artık bu saatten sonra halkın kendisine verecek değil 1 yılı, 1 saati bile kalmamıştır.” ifadelerine yer verildi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Kahramanmaraş merkezli depremlerle ilgili 81 ilde eş zamanlı açıklama yaptı. CHP’nin ortak açıklamasından öne çıkanlar şöyle oldu:

Deprem öncesinde ve sonrasında yaşanan sorumsuzluk, denetimsizlik, liyakatsizlik, yağma, hırsızlık; “devlet nerede” sorusunu gündeme getirdi. Cumhuriyet Halk Partisi örgütü olarak, Sayın Genel Başkanımızın da ısrarla vurguladığı şekilde, bir kez daha söylüyoruz: Vatandaşlarımızın kanı iktidarın elindedir. İktidar başkanlık sistemini getirmiş; bu tek adam rejimi devleti felç etmiş.

Devlet yönetilemez bir hale getirilmiştir. Tüm bu yaşadıklarımızın baş sorumlusu tek adam ve onun ülkemize dayattığı rejimdir. Devleti yönetme sorumluluğunu üstlenen iktidar, depremin ilk anlarından itibaren koordinasyonu sağlayamamış; en kritik saatler olan ilk 48 saatte deprem bölgelerine müdahalede geç kalınması nedeniyle vatandaşlarımızın enkaz altında can vermelerine seyirci kalınmıştır.

Beceriksizlikleri on binlerce insanımızın canına mal olmuştur. İnsanlarımız enkaz altında inlerken, eğitimli ve deneyimli kahraman Mehmetçiğimiz kışlalarında bekletilmiştir. Tüm yardım ve kurtarma faaliyetlerinin koordine edildiği sosyal medyaya yasak getirilmiş, ağırlaştırılmıştır. Bununla da kalmayıp soru soran gençler, gazeteciler, bilim insanları gözaltına alınmış; enkaza yardıma koşan kurumlara zorluklar çıkarılmıştır.

“Asrın felaketi; asrın cinayeti, asrın ihaneti ve asrın beceriksizliği olmuştur”

Tüm bu rezaletler yetmezmiş gibi İletişim Başkanlığı devreye sokularak; “Asrın Felaketi” adı altında iletişim kampanyası başlatılmış; bölgede arama kurtarma faaliyetlerini koordine edemeyen iktidar, kendi iletişim koordinasyonunun peşine düşmüştür. Bu yapılanlar, acizliklerini ve rezaletlerini normalleştirme çabalarıdır. Ülkemiz için asıl asrın felaketi tek adam rejimidir. Açıkça ifade etmek gerekirse Erdoğan’dır. Asrın felaketi; asrın cinayeti, asrın ihaneti ve asrın beceriksizliği olmuştur. Saygın kuruluşların raporlarında da yer alan bu ağır yıkıma rağmen bir kişi bile istifa etmemiştir.

Kurtarma çalışmalarındaki beceriksizlikleri yetmezmiş gibi tek adam rejimi şimdi de üniversitelerimize ve öğrencilerimizin yurtlarına çökmeye çalışmaktadır. Sorgusuz sualsiz alınan uzaktan eğitim kararı ile gençlerimizin ve ülkemizin geleceği mahvedilmek istenmektedir. Buradan bir kez daha çağrı yapıyoruz: Üniversiteler derhal açılmalı, öğrenciler yurtlarına dönmelidir.

“Demokrasiye darbe girişimi olacaktır”

Daha vahim olansa, tek adam rejiminin, felaketleri fırsata çevirmeye çalışması, kendini kurtarmak için seçimleri erteleme planları yapmasıdır. Rolü belli isimler öne sürülerek bu konu gündeme taşınmak istenmektedir. Buradan halkımıza bir kez daha açık ve net söylüyoruz: Seçimler zamanında olacaktır. Devletin tüm kurumlarının bu gerçeği iyi bilmesi gerekir. Anayasamızın ilgili maddeleri açıktır: Seçim savaş dışında ertelenemez. Savaş durumunda bile kararı Türkiye Büyük Millet Meclisi alır.

Kaldı ki; Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin de, YSK’nın da afet halinde seçimi erteleme gibi bir yetkisi yoktur. Yüksek Seçim Kurulu’nun böyle bir şey talep etmesi, demokrasiye darbe girişimi olacaktır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz bu tür bir girişimi bu şekilde ele alacağız. AKP Genel Başkanının “bana 1 yıl daha verin” mesajı hiç bir şey ifade etmez. Türkiye kendisine tam 20 yıl vermiştir. Artık bu saatten sonra halkın kendisine verecek değil 1 yılı, 1 saati bile kalmamıştır.

Bizim tarafımız net. Kaybedecek bir dakikamız bile yok. Şehirlerimizi yeniden inşa edeceğiz. İmar aflarına son vereceğiz. Ülkemizi yalandan, hırsızlıktan ve liyakatsizlikten arındıracağız. Bizi biz yapan değerlerimize, ahlakımıza, vicdanımıza sarılacağız. Akla ve bilime uyacağız. Refah dolu bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz.”

Paylaşın