Demirtaş, Siyasetçilerin Depremzedelerle Kurduğu İlişkiyi Eleştirdi

Siyasetçilerin depremzedelerle kurduğu ilişkiyi eleştiren eski HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, “Siyaset sadece düşünce değil, daha çok da duygu işidir. Gerisi tüccarlıktır” ifadelerini kullandı.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, siyasetçilerin depremzedelerle kurduğu ilişkiyi eleştirdi.

Demirtaş’ın Twitter hesabından yapılan paylaşımda şu ifadeler kullanıldı:

“Kaç parti başkanı, kaç siyasetçi gecelerini çadırlarda yurttaşlarla geçirdi? Kaçı susuz, tuvaletsiz, banyosuz soğuk 13 gün ve geceyi çocuklarıyla geçiren anne ve babayı tam olarak yüreğinde hissedebildi? Umutsuz, çaresiz, yaralı halk için kaçı kan ağlıyor? Gerisi boştur.

Siyaset, acılı insanların yanında inşa edilmezse gerçekçi, kalıcı olamaz. Ancak acıyı hisseden siyasetçinin sesinde, yüzünde, çözüm önerilerinde hakikati görebiliriz. Siyaset sadece düşünce değil, daha çok da duygu işidir. Gerisi tüccarlıktır.”

HDP: Depremzedeler için kiraları sabit tutun

Öte yandan HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar da mülk sahiplerine ‘kiraları sabit tutma’ çağrısı yaptı.

Buldan ve Sancar’ın açıklaması şöyle: “Büyük depremde yaşanan yaraları hep birlikte sarmak için yoğun bir dayanışma gerçekleşiyor. Bu dayanışma çabası ve ruhu geleceğe dair umutlarımızı büyütüyor.

İlk günden binlerce ailemiz evlerini depremzedelere koşulsuz açtı. Bunun için onlara yürekten teşekkür ediyoruz. Ancak az da olsa bizi üzen bazı gelişmeler var.

Özellikle kent merkezlerindeki kira fiyatlarında orantısız bir artış olduğu yönünde bilgiler geliyor. Bu büyük afetin etkilerini azaltmak için hepimiz elimizi taşın altına koymalıyız.

Depremzedelerin daha fazla mağdur olmaması için mülk sahiplerine çağrıda bulunuyoruz: Kiraları sabit tutun. Halkımızın mağdur olmasına yol açmayın.

Hep birlikte dayanışarak bu zor günleri atlatalım. Şimdi dayanışma zamanı!”

Paylaşın

Depremzedelere Hangi Yardımlar Yapılacak? İçişleri Bakanlığı Açıkladı

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremler 11 ilde büyük yıkıma sebep olurken, 40 binin üzerinde can kaybına, 100 binin üzerinde kişinin de yaralanmasına neden olmuştu.

Haber Merkezi / İçişleri Bakanlığı, resmi sosyal medya hesabından afetzedelere yapılacak yardımlara ilişkin sıkça sorulan soruları ve yanıtlarını yayımladı.

1- Afetzedeler için nakdi yardım yapılacak mı?

Konutları yıkık/acil yıkılacak/ağır orta veya az hasarlı olarak tespit edilen afetzedelere acil ihtiyaçlarını karşılamaları için hane başına 10 bin lira nakdi destek ödemesi yapılmaktadır. Herhangi bir başvuru gerektirmeyen ödemeler, Ziraat Bankası şubelerinden gerçekleşmektedir.

Ödemesi bankaya yatırılan vatandaşlarımıza SMS gönderilmekte ayrıca ödeme durumu e-Devlet “hane başı destek ödeme sonucu sorgulama” sayfasından öğrenilebilmektedir.

2- Hasarlı evler için taşınma yardımı yapılacak mı?

Konutları yıkık/acil yıkılacak/ağır veya orta hasarlı olarak tespit edilen afetzedelere 15 bin lira taşınma yardımı yapılacaktır. Başvurular e-Devlet “afetzede barınma desteği” sayfası üzerinden yapılmaktadır.

3- Hasarlı evler için kira yardımı yapılacak mı?

İkamet ettikleri konutları yıkık/acil yıkılacak ağır veya orta hasarlı olarak tespit edilen ev sahiplerine aylık 5 bin lira, kiracılara ise aylık 2 bin lira barınma yardımı yapılacaktır. 12 ay boyunca verilecek yardımlar için başvurular e-Devlet “afetzede barınma desteği” sayfası üzerinden yapılmaktadır.

Not: Konutları hasarlı olup konteyner talep eden vatandaşlarımız taşınma yardımı alabilecek ancak kira yardımından yararlanamayacaktır.

4- Depremde hayatını kaybedenlerin yakınlarına nakdi yardım yapılacak mı?

Depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımızın aile yakınlarına 100 bin lira nakdi yardım yapılacaktır. Vatandaşlarımızın başvuruları il valiliklerince alınacaktır.

5- İkamet adresimin başka yerde olması durumunda destek ödemesi alabilir miyim?

Hasar gören konutta oturduğu kimlik paylaşım sistemi veya ikametgah doğrulamasıyla tespit edilen afetzedelere barınma desteği sağlanmaktadır.

6- Barınma desteği yardımının tamamı afetzedelere hemen verilmekte midir?

İkamet adreslerinin bulunduğu il valiliğince yapılacak incelemeler sonrasında sırasıyla taşınma ve kira yardımı yapılacaktır.

7- Sahip olunan birden fazla konutun her biri için barınma desteği ödemesi yapılabilir mi?

Afetzedenin sadece fiilen ikamet ettiği ve hasarlı olduğu tespit edilen konutu için barınma desteği yapılmaktadır.

Paylaşın

Depremlerdeki Yıkımlarla İlgili Tutuklu Sayısı 133’e Yükseldi

11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerde yıkılan veya imara aykırı değişiklik bulunan binalarla ilgili sorumlulukları tespit edilen 133 şüphelinin tutuklandığı bildirildi.

Anadolu Ajansı (AA), Gaziantep’te depremde yıkılan Emre Apartmanı’nın müteahhitleri Ali Emre ile Ahmet Yıldız’ın tutuklandığını duyurdu. Böylece ajansa göre binalarla ilgili olarak tutuklanan kişi sayısı 133’e çıktı. Ajans, daha önce 131 kişinin tutuklandığı bildirilmişti.

Ajansın daha önce yayınladığı haberde depremlerde yaşanan ağır can kayıpları sonrası farklı illerde başlatılan soruşturmalarda 430 şüphelinin sorumluluklarının belirlendiği duyurulmuştu.

Gözaltına alınan şüphelilerden 131’i tutuklanırken 127’si hakkında adli kontrol tedbirleri uygulanması kararlaştırılmıştı. 54 şüpheli de ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştı.

Haberde tutuklananlardan kaçının binaların müteahhidi olduğu ya da aralarında kamu görevlileri olup olmadığı gibi ayrıntılara yer verilmemişti.

Başsavcılıkların talimatıyla halen 17 kişi gözaltında bulunurken, şüphelilerden 11’inin hayatta olmadığı, beşinin yurt dışında olduğu tespit edilmişti.

EGM, sosyal medya paylaşımları nedeniyle 24 kişinin tutuklandığını açıkladı

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), sosyal medya platformlarında depreme ilişkin paylaşımlarda bulunan 129 kişinin gözaltına alındığını, 24’ünün tutuklandığını açıkladı.

EGM, bu kişilerin halkın üzerinde “korku ve panik yaratmak amacıyla provokatif paylaşımlarda bulunduğunu” kaydetti.

EGM’nin internet sitesinden yapılan yazılı açıklamada, bu tür paylaşımlarda bulunan 775 hesap yöneticisinin tespit edildiği ve 441’i hakkında adli işlem başlatıldığı belirtildi.

Açıklamada, 76 adet oltalama (phishing) dolandırıcılığına yönelik hazırlanan internet sitesinin kapatılması sağlandığı, resmi kurumları taklit ederek halktan para talep eden 15 sosyal medya platformu hesabı ile ilgili işlem yapıldığı, ayrıca deprem yardımı talep ederek para yatırılması talep edilen 6 kripto varlık cüzdan adresinin dondurulmasının sağlandığı belirtildi.

Can kaybı 40 bin 689

AFAD’in yaptığı son açıklamaya göre depremlerde hayatını kaybedenlerin sayısı 40 bin 689’a yükseldi.

Depreme ilişkin son bilgileri paylaşan AFAD Başkanı Yunus Sezer, Kahramanmaraş ve Hatay dışında arama kurtarma çalışmalarının tamamlandığını söyledi.

Deprem bölgesinden diğer illere tahliye işlemleri devam ettiğini belirten Sezer, “430 binin üzerinde tahliye bizim tarafımızdan yapıldı. 313 bin 723 kişiyi kamu misafirhanelerinde ve otellerde misafir ediyoruz” dedi.

Paylaşın

Deprem Bölgeleri İçin “Kimyasal Maddeler” Uyarısı

11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerde yıkılan binalar için “kimyasal madde” uyarısı yapıldı: Halk sağlığını tehdit ediyor.

Yıkılan binalardan başta asbest olmak üzere birçok tehlikeli kimyasal açığa çıkarken, binaların yıkılmasıyla ortaya çıkan hafriyat ise herhangi bir düzenleme yapılmadan gelişi güzel alanlara dökülüyor.

Birgün’den Gökay Başcan’a konuşan Kimyager ve Asbest Söküm Uzmanı Kenan Yıldız, “Binalarda kullanılan asbest ve diğer tehlikeli kimyasallar akciğer kanseri başta olmak üzere birçok hastalık riskini barındırıyor. Korunmalı ve önlem almalıyız” dedi. Yıldız, hafriyat dökümüne ve bölgedeki insanların maske kullanımına dikkat çekti.

Uzmanların tehlikeli kimyasal olarak adlandırdığı asbest, ülkede 2013 yılından önce yapılan binaların; çatı kaplama malzemelerinde, su giderlerinde ve marley olarak adlandırılan yer döşemesinde kullanıldı. Maraş merkezli peş peşe yaşanan depremde binlerce bina yıkıldı, binlercesi ise ağır hasar aldı. Bölgede arama kurtarma, enkaz çalışmaları sürerken tehlikeli kimyasallar gündeme geldi.

Bölgedeki risklere dikkat çeken-Asbest Döküm Uzmanı Yıldız, “Deprem bölgesinde yıkılan evlerin kaç tanesi 2013’ten önce yapıldığına ilişkin bir verimiz yok ancak kırsal kesimde bulunan kerpiç evler de büyük risk barındırıyor. 2013 öncesi yapılan binaların ve bu kerpiç evlerin boya ve sıvasında asbest kullanıldı. İstanbul’la kıyaslamak gerekirse, megakentte yapılan her 3 gecekondunun 1’inde asbest kullanılmış” ifadelerini kullandı.

Asbest akciğer kanseri ve birçok hastalığa sebep olduğunu aktaran Yıldız, “Solunum yoluyla vücuda giren asbest, bölgedeki tüm canlıları tehdit ediyor. Akciğer zarı kanseri başta olmak üzere birçok hastalığa sebebiyet veriyor. Asbestten korunmanın tek yolu solunum yoluna girmesini engellemek.

İlk olarak kaynağında tozumayı engellememiz lazım. Sulayarak enkazı kaldırmak gerekiyor. Ayrıca mümkünse bölgede bulunan herkes FFP3 dediğimiz maskelerden kullanılması gerekiyor. Hepimizin bildiği üzere bölgede birçok bölgeye ulaşmak nümkün olmadığı için insanlar tam korumasa da ağızlarını cerrahi maske ve fular gibi malzemelerle kapatmalılar” ifadelerini kullandı.

Asbest yaratacağı sağlık problemlerinin sanıldığının aksine kısa vadede ortaya çıkabileceğine belirten Yıldız, “Akciğer kanseri gibi hastalıklar uzun vadede karşımıza çıksa da kısa vadede birçok hastalık riskini barındırıyor” dedi.

“Atıklar ayrıştırılmalı ve gerekli önemler alınmalı”

Asbestin yanı sıra kurşun ve PCB tehlikesine dikkat çeken Yıldız, enkazdan çıkan molozların gelişi güzel bırakılmaması konusunda uyardı:

“Ülkede kurşun kullanımına ilişkin bir kısıtlama getirilmediği için ‘boya yapılan’ her binada kurşun tehlikesi var desek yanlış olmaz. Kurşun ne yazık ki bitki örtüsüne ve su kaynaklarına karışmasıyla birlikte besin zinciri yoluyla soframız kadar geliyor.

Enkaz altında kalan buzdolabı, çamaşır makinesi, klima, televizyon gibi elektronik ürünler de içerisinde tehlikeli atık barındırıyor. PCB dediğimiz bu atıklara tozuma, suya ve toprağa karışması nedeniyle uzun yıllar maruz kalınabilir. Bir diğer tehlike ise buzdolabının içerisindeki bozulmuş gıdalar.

O gıdaların bozulmasından kaynaklanan organik kirlilik, tedbir alınmadığı taktirde birçok salgın hastalığa neden olabilir. Acilen atıklar ayrıştırılmalı ve gerekli önemler alınmalı. Ülkemiz deprem bölgesi, ne ilk ne de sonra deprem olacak. Bugün o bölgelerde tehlike atıf bertaraf eden tesisler olsaydı bu sorunları konuşuyor olmayacaktık.”

Uluslararası Çalışma Örgütü uyardı

Uluslararası Çalışma Örgütü Türkiye Ofisi tarafından yapılan açıklamada enkaz kaldırma ve bina yıkım çalışmalarında asbest riskine dikkat çekti. Açıklamada, şöyle denildi:

“Deprem sonrası enkaz kaldırma ve bina yıkım işlemleri sırasında asbest ve diğer tehlikeli tozların yayılması riski vardır. İş sağlığı ve güvenliği konularına özen göstermek, özellikle bu tür tehlikeli maddelerle çalışırken çok önemlidir.

Asbest ve diğer tehlikeli maddelerle çalışmak, özel eğitim gerektirir. Yıkım ve enkaz kaldırma işlemlerinin düzenli olarak denetlenmesi önemlidir. İş sağlığı ve güvenliği yalnızca işçilerin güvende kalması için değil, toplum sağlığı ve çevre koruması açısından da son derece önemlidir.”

Paylaşın

“Arınç’ın Açıklamalarından Erdoğan’da Rahatsız” İddiası

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Bülent Arınç’ın Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından, “seçimlerin ivedilikle ertelenmesi gerektiğini” ve “savaş hali dışında olmazmış. Ayet-i kerime mi var?”, açıklamalarından rahatsız olduğu öne sürüldü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Her seferinde aynı hikâye. Neden sürekli konuşuyor?” dediği iddia edildi.

Kahramanmaraş merkezli deprem felaketi sonrası bazı iktidar çevreleri “seçimi erteleme” tartışması başlatırken, konuya bir açıklamayla dahil olan Bülent Arınç’tan AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın rahatsız olduğu öne sürüldü.

Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç seçimlerin “ivedilikle” ertelenmesi gerektiğini savunmuş ve “Anayasa’nın ayet olmadığını” ifade etmişti. Arınç’ın açıklamalarına tepki gösteren muhalefet ise seçimin zamanında yapılması gerektiğini vurgulamıştı.

Hürriyet’ten Ebru Karatosun’un haberine göre Cumhurbaşkanı  Erdoğan başkanlığında çarşamba günü yapılan MYK toplantısında, Bülent Arınç’ın sözleri de gündeme geldi.

Kulis haberine göre toplantıda Erdoğan’ın, Bülent Arınç’a açıklamaları nedeniyle tepki göstererek, “Her seferinde aynı hikâye. Neden sürekli konuşuyor?” dediği iddia edildi.

Bülent Arınç ne demişti?

10 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından “seçimlerin ivedilikle ertelenmesi gerektiğini” söyleyen ve açıklaması tepki çeken eski TBMM Başkanı ve Cumhurbaşkanı İstişare Kurulu Üyesi Bülent Arınç, “Savaş hali dışında olmazmış. Ayet-i kerime mi var?” demişti.

Arınç, “Ben haziranda olamayacağını düşünerek, bu teklifi yapıyorum. Benim söylediğim şu, Anayasa değişikliğini Meclis yaparsa istediği tarihi koyabilir. Uzlaşmayla olması lazım. Ama sonraki gelişmeler de bu yolu kapatanların üstünden olur. Ben söylemiş olayım” diye konuşmuştu.

Paylaşın

Seçim Ertelenir Mi Tartışmaları: YSK’nın Erteleme Yetkisi Yok

Eski TBMM başkanlarından Bülent Arınç, “YSK’nin seçimi erteleme yetkisi bal gibi var. 79. madde bunu anlatıyor” sözlerini yorumlayan Prof. Dr. Levent Köker, “Anayasa’nın 79. maddesinde böyle bir yetki kesinlikle yok. Seçimlerin hangi gün yapılacağı, 24 Haziran 2018 tarihinden beri bellidir” dedi ve ekledi:

“Anayasa ve kanun hükümlerine göre ‘yeni seçimler’ için oy verme günü 18 Haziran 2023’tür. Bu tarih, TBMM tarafından en az 360 milletvekilinin kararı ile ya da Cumhurbaşkanı tarafından erkene alınabilir.”

Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle “Seçimler bir kereye mahsus ertelensin” açıklamasıyla tartışma yaratan TBMM Eski Başkanı Bülent Arınç, önceki akşam da Ankara Masası Gündem Özel yayınında Gazeteci Gürkan Zengin’in konuğu oldu.

Seçimle ilgili 3 seçeneğin masada olduğunu söyleyen Arınç, bu seçeneklerin dışında Yüksek Seçim Kurulunun da devreye girebileceğini ifade ederek “YSK’nin seçimi erteleme yetkisi bal gibi var. 79. madde bunu anlatıyor” dedi. Arınç, seçim için 3 seçeneği ön gördüğünü belirterek “Birincisi seçimlerin ertelenmesi, ikincisi seçimlerin kasımda yapılması, üçüncüsü de tüm siyasi partilerin anlaşabileceği bir tarihte yapılması” ifadelerini kullandı.

Arınç’ın “Eğer anlaşma olmazsa partiler pişman olur. Kaos çıkar, birisi yapmayacaksın diyebilir, öbürü yapacaksın diyebilir. Esas seçimi yapmakla görevli olan kurum bu bana yetişmez diyebilir, çık işin içinden. Mecelle’nin kaidesi…Sulh hükümlerin en güzelidir. Burada sulh nedir uzlaşmak” sözlerine de büyük tepki geldi.

Arınç’ın sözlerini Evrensel’den Şerif Karataş’a yorumlayan Kamu Hukukçusu Prof. Dr.  Levent Köker, “Anayasa’nın 79. maddesinde böyle bir yetki kesinlikle yok. Seçimlerin hangi gün yapılacağı, 24 Haziran 2018 tarihinden beri bellidir. Anayasa ve kanun hükümlerine göre “yeni seçimler” için oy verme günü 18 Haziran 2023’tür. Bu tarih, TBMM tarafından en az 360 milletvekilinin kararı ile ya da Cumhurbaşkanı tarafından erkene alınabilir. Ancak, seçimlerin ertelenmesi sadece ve sadece “savaş sebebiyle” ve “TBMM kararı ile” olabilir.

Şu anki duruma göre YSK, 18 Haziran 2023’teki oy verme günü seçimlerin yapılabilmesi için Anayasa’nın 79. maddesinin ve seçimlerle ilgili mevzuatın kendisine verdiği görevleri yerine getirmekle yükümlüdür. YSK’nin yetkisi, seçimlerin yönetimi ve denetimi ile ilgilidir, seçim tarihini belirleme, seçimleri erteleme gibi bir yetkisi kesinlikle yoktur. Hiçbir kişi veya organ kaynağını Anayasa’dan almayan bir yetkiyi kullanamayacağı gibi, seçimleri ertelemek gibi bir yetkinin Arınç’ın yaptığı gibi “yorum yoluyla” türetilmesi de kesinlikle mümkün değildir” ifadelerini kullandı.

“Ortada kaos çıkarılacak bir durum yok”

Seçimlerin ne zaman yapılacağı ile ilgili hukuksal bir belirsizlik olmadığını söyleyen Köker “Bülent Arınç, bu konuda kişisel bir beyanda bulunmuş, kendi fikrini söylemiş, değerlendirmeye değer bir husus yok. Arınç’ın ilk açıklamasında, bu fikrine uygun olarak TBMM’de partilerin uzlaşmasıyla bir Anayasa değişikliği yaparak seçimlerin ertelenmesi önerisi yer alıyordu. Sonraki açıklamalarında, bu olmazsa “kaos çıkar, kendileri bilirler” gibi tam ne demek istediği belli olmayan sözler sarf ettiği görülüyor.

Ortada kaos çıkarılacak bir durum yok. Yukarıda da belirttiğim gibi, seçimlerin 18 Haziran 2023 günü yapılacağı ve bu seçimler için takvimin 60 gün öncesinden (yani18 Nisan 2023 öncesinden, yaklaşık 15 Nisan gibi) başlayacağı, Anayasa ve kanun hükümleri tarafından belirlenmiş durumda. YSK de bu kurallara göre hareket etmekle yükümlü olan bir devlet kurumudur. Herhangi bir belirsizlik veya kaotik ortam oluşturabilecek bir boşluk söz konusu değildir” dedi.

Paylaşın

Uzaktan Eğitim Nasıl Olacak? Yükseköğretim Kurulu Yanıtladı

11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremlerin ardından, yükseköğretim kurumlarında 20 Şubat’tan itibaren uzaktan eğitime başlanabileceği, şartların elverişli hale gelmesi durumunda nisan ayı başı itibarıyla hibrit öğretim seçeneğinin de değerlendirilebileceğine karar verilmişti.

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), bu kararlar sonrasında, öğrenciler tarafından sıkça sorulan 16 soruyu resmi internet sitesi üzerinden yanıtladı. Sorular ve cevapları şöyle:

1- Bahar yarıyılı ne zaman başlayacak?

2022-2023 bahar yarıyılının, 20 Şubat 2023 tarihinden itibaren ne zaman başlayacağına yükseköğretim kurumlarının yetkili kurulları karar verecek. Öğrencilerin, kayıtlı oldukları yükseköğretim kurumlarının duyurularını takip etmesi gerekiyor.

2- 2022-2023 bahar yarıyılında eğitim ve öğretim nasıl yürütülecektir?

Eğitim ve öğretim uzaktan öğretim (online) yöntemi ile yürütülecek.

3- Uzaktan öğretim tüm bahar yarıyılında mı uygulanacak?

Uzaktan öğretim kararı, 2023 yılı nisan ayı başında yeniden gözden geçirilecek. Şartlar elverişli hale gelirse Yükseköğretim Kurulu kararlarıyla harmanlanmış (hibrit) öğretim usulleri de değerlendirmeye alınabilecek.

4- Derslerin teorik ve uygulamalı kısımları yüz yüze yapılabilir mi?

Yükseköğretim sisteminde, laboratuvar, atölye, saha ve benzeri bazı dersler teori ve uygulama diye kendi içinde iki kısımdan oluşuyor. Teori ve uygulamanın toplamı dersin toplam kredisini oluşturuyor. Bu şekildeki derslerin teorik kısmı uzaktan öğretim yöntemi ile yapılacak. Derslere ait uygulama kısmı ise bu yılın nisan ayından sonraya bırakılacak. Uzaktan öğretimin nisan ayından sonra da devam etmesi halinde bu şekildeki uygulamalar, yükseköğretim kurumunun yetkili kurullarının alacağı karar ile yaz döneminde yapılabileceği gibi bir sonraki eğitim ve öğretim dönemine de ertelenebilecek veya uygulamalı proje çalışmalarıyla tamamlanabilecek.

5- Uygulamalı eğitimler hangi programları kapsamaktadır ve bunlar nasıl verilecektir?

Uygulamalı eğitimler, tıp fakültesinin 4, 5 ve 6. sınıf öğrencilerini, diş hekimliği fakültesinin 4 ve 5. sınıf öğrencilerini, veterinerlik fakültesinin 5. sınıf öğrencilerini, (7+1) programı uygulayan teknoloji ve mühendislik fakültelerinin (+1) dönemdeki öğrencileri, hemşirelik, ebelik, denizcilik ve diğer tüm yükseköğretim programlarında İşletmede Mesleki Eğitim Uygulaması yapan öğrencileri, (6+2) veya (7+1) programı uygulayan spor bilimlerinin (+1) veya (+2) dönemdeki öğrencileri, (3+1) veya (2+1) programı uygulayan meslek yüksekokullarının (+1) dönemdeki öğrencileri, meslek yüksekokullarının İşletmede Mesleki Eğitim Uygulaması yapan öğrencileri ve öğretmenlik uygulaması dersinin öğrencilerini kapsayacak. Bu öğrenciler uygulamalı eğitimlerini yüz yüze mahallinde yapabilecek. Öğrenciler bu konuda ayrıntılı bilgiyi kayıtlı oldukları üniversiteden edinebilecek.

6- Mezun durumuna gelmiş ve stajı eksik kalmış öğrenciler stajlarını nasıl tamamlayacak?

Mezun duruma gelmiş ve stajı eksik kalmış ön lisans ve lisans programı öğrencileri, kayıtlı oldukları programın müfredatında yer alan zorunlu stajlarını ilgili iş yerlerinde yüz yüze yerine getirecek.

7- Deprem bölgesindeki bir kısım üniversiteler neden diğer üniversiteler ile eşleştirildi?

Depremden etkilenen illerdeki bazı üniversiteler, diğer illerdeki üniversitelerle eşleştirildi. İlgili üniversitelerin rektörleri ile de görüşülerek yapılan bu eşleştirme, söz konusu üniversitelerin kendi aralarında akademik ve idari görevlendirme ile bilişim alanında işbirliği yapabilmeleri için gerçekleştirildi.

8- Deprem bölgesindeki bazı üniversiteler neden eşleştirilmedi?

Deprem bölgesindeki üniversitelerin mevcut durumu yerinde değerlendirilerek ve üniversitelerin rektörleri ile de görüşülmek suretiyle öğrencilerin eğitim ve öğretim imkanlarını güçlendirmek amacıyla eşleştirme yapıldı. Eğitim ve öğretim hizmetini yürütmesine engel bir durumu olmayan üniversitelerle ilgili herhangi bir eşleştirme yapılmadı.

9- Özel öğrencilik ne fayda sağlar?

Özel öğrencilik statüsü bir öğrencinin kayıtlı olduğu üniversiteden farklı bir üniversitedeki eş değer diploma programından ders alabilmesine ve başarılı olduğu derslerin kredisini saydırabilmesine imkan veriyor.

10- Yükseköğretim Kurulunun 17 Şubat 2023 tarihli kararlarına göre hangi öğrenciler özel öğrencilik statüsünden faydalanabilir?

“Depremden etkilenen illerdeki üniversitelerde kayıtlı öğrenci olmak veya birinci derece yakınları deprem bölgesindeki illerde ikamet edip deprem bölgesi dışındaki illerde bulunan üniversitelerde kayıtlı olmak” ve “Yükseköğretimde Uygulamalı Eğitimler Çerçeve Yönetmeliği kapsamındaki programlarda kayıtlı öğrenci olmak” iki şartını birlikte sağlayan öğrenciler özel öğrencilik statüsünden yararlanabilecek.

11- Özel öğrencilik statüsü için nereye ve ne zaman başvuruda bulunulmalıdır?

Özel öğrencilik statüsünden faydalanmak isteyen öğrenciler, özel öğrencisi olmak istedikleri üniversiteye başvuracak. Özel öğrencilik başvurusunun, başvuruda bulunulacak üniversitenin bahar yarıyılı eğitim ve öğretime başlama tarihinden itibaren 3 hafta içinde yapılması gerekecek. Bu nedenle özel öğrenci statüsüne başvuracak öğrencilerin, ilgili üniversitenin bahar yarıyılı açılış tarihini yakından takip etmeleri önem taşıyor.

12- Özel öğrencilik statüsü için nasıl başvuru yapılır?

Özel öğrencilik statüsünden faydalanmak isteyen öğrenci hazırlayacağı başvuru dilekçesi ile özel öğrenci olmak istediği üniversitenin öğrenci işleri daire başkanlığına başvuracak. Dilekçesine YÖK e-transkript üzerinden aldığı öğrencilik belgesini de ekleyecek. Başvuru yapılan üniversite 10. soruda açıklanan şartları sağlayan öğrenciyi ilgili programa ve sınıfa kaydedecek. Dönem sonunda öğrencinin esas kayıtlı olduğu kendi üniversitesi, başkaca bir işleme gerek olmaksızın öğrencinin başarı durumunu YÖK e-transkript üzerinden kabul edecek.

13- Öğrenciler başvuruları kabul edildikten sonra ne yapmalıdır? Özel öğrencilik için öğrenim ücreti ödenecek mi?

Özel öğrenci statüsü kazanan öğrenci, kendi üniversitesinin öğrenci işleri daire başkanlığına özel öğrencilik statüsü kazandığını yazılı olarak bildirecek, özel öğrencilik için ayrıca bir ücret ödenmeyecek.

14- 2022-2023 bahar yarıyılında kayıt dondurma hakkından kimler faydalanabilir?

Talep eden her üniversite öğrencisi, bahar yarıyılında kayıt dondurabilecek. Kayıtlı olduğu üniversitenin bahar yarıyılının başlangıç tarihinden itibaren 3 hafta içinde dileyen öğrenci kayıt dondurma başvurusunda bulunabilecek. Öğrencinin kayıt dondurduğu dönem azami öğrenim süresinden sayılmayacak. Mazeretleri nedeniyle kayıt dondurma tarihlerinde başvuru yapamayanların, mazeretlerini belgelendirerek başvurmaları halinde talepleri üniversitelerince yeniden değerlendirilecek.

15- Deprem nedeniyle sınavlara katılamamış öğrencilerin durumu ne olacak?

6 Şubat ve sonrasında 2022-2023 güz yarıyılı ön lisans, lisans ve lisansüstü programlarına ait sınavlar için yükseköğretim kurumları yeni bir tarih belirleyerek telafi sınavları yapacak.

16- Depremden etkilenen iller hangileridir?

Depremden etkilenen iller, Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye, Şanlıurfa ile Sivas’ın Gürün ilçesi.

Paylaşın

Depremler Bölgedeki Coğrafi Yapıyı Nasıl Değiştirdi?

Türkiye’nin güneyinde yer alan 11 ilde ve Suriye’nin kuzey bölümünde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerin Doğu Anadolu Fay hattını çevreleyen bölgede araziyi ne ölçüde yeniden şekillendirdiği tespit edilmeye çalışılıyor.

Son açıklanan resmi verilere göre 40 binin üzerinde can kaybına ve 100 binin üzerinde yaralanmaya neden olan depremlerin yol açtığı toprak kaymaları, tüm yamaçları yeniden şekillendirerek, arazinin yüksek miktarda kil içerdiği istikrarsız bölgelerde yolları ve dağ geçitlerini kapattı.

Almanya Yerbilimleri Araştırma Merkezi’nden sismolog Patricia Martinez-Garzon, “Depremler aynı zamanda yeraltındaki su rezervlerinin kaybolmasına neden olabilir ki bu da üstteki araziyi etkileyebilir. Bunlar kuyuların ve su altyapısının içine girdiği rezervlerdir” diyor ve ekliyor, “Türkiye ve Suriye’de bunun olup olmadığını henüz bilmiyoruz, ancak bu olası bir etki.”

Depremlerin anatomisi

Martinez-Garzon, depremin Anadolu ve Arap tektonik yer kabuğu plakaları arasında onlarca yıl süren yavaş yanal hareketin (yılda yaklaşık 1,5 santimetre) bir sonucu olduğunu ve fay boyunca gerilimin artmasına yol açtığını söylüyor. Sonunda sürtünme o kadar arttı ki plakalardan biri diğerinin yanından “kayarak” 6 Şubat’taki depreme neden oldu.

Martinez-Garzon, depremi “Zamanla – yıllar, on yıllar veya yüzyıllar – sürtünme artık gerilimi sürdüremedi ve iki plaka birbirinin yanından geçti” sözleriyle açıklıyor.

Bu, aslında olayın basit bir açıklaması. Yanal hareket zeminde 7,7 büyüklüğünde muazzam bir deprem olarak yaşandı ve bunu 7,6 büyüklüğünde ikinci bir deprem izledi. Her ikisi de yaklaşık 250 kilometre uzunluğunda olan depremler yer kabuğunu yaklaşık 20 kilometre derinliğe kadar kırdı. Çatlakların toprağı birkaç metre kaydırdığı demiryolları ve yolların fotoğrafları bu etkiyi açıkça gösteriyor.

Uydu görüntüleri deprem bölgesini haritalandırıyor

Uydu görüntüleri, coğrafi değişimi uzaydan gözlemlemenin bir yolunu sunarak Nuno Miranda gibi araştırmacılara depremlerin yol açtığı topografik hasarı kuş bakışı görme imkânı sağlıyor.

Miranda, Avrupa Komisyonu’nun Dünya Gözlem ve İzleme Programı Copernicus’un bir parçası olarak işletilen bir uydu takımı olan Sentinel-1’in misyon yöneticisi.

Miranda, “Bölgenin ayrıntılı haritasını çıkarıyoruz, yani her üç günde bir bölgenin yüksek çözünürlüklü (bir santimetreye kadar) haritasını çıkarıyoruz” diyor. Miranda ekibinin bu haritaları oluşturmak için radar ve optik görüntüler gibi çeşitli teknikler kullandığını anlatıyor.

Uydu görüntülerinin iki ana kullanımı var. Birincisi ve en önemlisi, kurtarma operasyonları ve sahadaki lojistik için son derece ayrıntılı ve güncel bilgiler sağlıyor. İkincisi, bilim insanlarının yaşananların fiziğini anlamalarına yardımcı oluyor.

Arazi bazı yerlerde altı metre yer değiştirdi

Miranda’nın uyduları felaketin çarpıcı görüntülerini yakalıyor. Ancak bu görüntülerde insanların çektiği acılara dair en ufak bir iz bile yok. Bunun yerine zarif bir şekilde yer değiştiren bir manzarayı gösteriyorlar.

İlk olarak 6 Şubat’ta meydana gelen deprem, Doğu Anadolu Fay Hattı boyunca “sol-yanal” bir kayma hareketi yaratarak zemini kabaca doğudan batıya doğru kaydırdı.

“Bu gerçekten çok büyük, muazzam” diyen Miranda, bilim insanlarının şimdi bu bilgileri fayların modellerini oluşturmak ve yeryüzünün derinliklerinde neler olduğunu daha iyi anlamak için kullandıklarını sözlerine ekliyor.

Miranda, “Bu hem krizi yönetmek hem de genel olarak depremleri daha iyi anlamak için önemli. Ancak bu zaman alacak” şeklinde konuşuyor.

Depremleri tahmin etmek imkansız

Bazı ülkelerde deprem erken uyarı sistemleri mevcut. Bu sistemler bir depremin yaydığı birincil dalgaları tespit ederek insanları daha büyük bir sarsıntının yaklaşmakta olduğu konusunda uyarıyor.

Ancak bu sistemler size sadece saniyeler veriyor. Bu da bir treni durdurmak ya da elektriği kesmek için yeterli bir süre, o kadar. Peki uzun vadeli tahminlere gelince? Bu soruya “İmkansız” şeklinde yanıt veren Miranda, şöyle devam ediyor:

“Son derece açık olan şey, depremleri tahmin etmek için hiçbir aracımız yok. Bu, birkaç gün içinde bir dereceye kadar tahmin edilebilen volkanlardan tamamen farklı.”

Şu anda bile, artçı depremler bölgeyi sarsarken, bilim insanları bölgenin sismik yapısının istikrarsız olduğunu biliyor, ancak daha büyük bir sarsıntının nerede ve ne zaman meydana geleceğini tahmin etmenin bir yolu yok.

Deniz seviyesindeki değişikliklerin depremle bağlantısı

Martinez-Garzon deprem tahmininin imkansız olduğu konusunda o kadar kötümser değil. Geophysical Research Letters dergisinde 17 Ocak’ta yayınlanan son makalesi, yakınlardaki deniz seviyesi değişiklikleri ile deprem oranları arasında bir bağlantı olduğunu öne sürüyor.

Araştırmalarını Kuzey Anadolu Fay Hattı boyunca Türkiye’nin kuzeybatısında yapan Martinez-Garzon, çalışmalarına dair şu bilgileri veriyor:

“Çok detaylı sismisite katalogları oluşturduk. Deniz seviyesinin yükseldiği dönemlerde, özellikle de deniz seviyesi farklarının bir metreye kadar çıktığı kış ve yaz aylarında sismisitenin arttığını gördük.”

Deniz seviyesindeki değişikliklerin belirli bir bölgedeki genel sismisitenin bir göstergesi olabileceği fikrinde olan Martinez-Garzon’a göre deniz seviyesi ne kadar yüksekse, büyük bir sismik olayın meydana gelme olasılığı da o kadar yüksek.

Martinez-Garzon’un bulgularının, farklı bir bölgede farklı bir fay boyunca meydana gelen Türkiye-Suriye sınırındaki son depreme uygulanıp uygulanamayacağı belli değil. Ancak gelecekteki depremlerin potansiyel erken tespiti açısından ilginç olabilirler.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Depremler Seçim Hesaplarını Bozdu; Erdoğan Şimdi Ne Yapacak?

Gazeteci Sedat Bozkurt, “Erdoğan’ın en zor dönemi” başlıklı yazısında, Erdoğan politik hayatındaki en sıkıntılı dönemini yaşadığını belirterek, “Tüm hesaplarını 14 Mayıs’ta yapılacak seçime göre ayarlamıştı. Dövizi, faizi tutma, piyasaya yeterince para verme işleri dahil. Şimdi deprem bu hesapları bozdu.” ifadelerini kullandı.

Sedat Bozkurt, yazısının devamında, “Erdoğan seçimler için 14 Mayıs tarihinde ısrar edecektir. Çünkü önemsediği “kalp gözü açık” hocalar o tarihi işaret ettiler. Bu aynı zamanda onun siyasetinin de gereği. Aynı zamanda bir seçim ertelemesi olacak ise bunu kendisinin değil YSK’nın yapması için de 14 Mayıs’ta ısrarcı olacak” dedi ve ekledi:

“YSK seçimleri 14 Mayıs’a “yetiştiremem” derse bu erteleme kararı cumhur ittifakı bileşenlerinden değil, bir devlet kurumundan YSK’dan gelecek. Bu karar politik olarak da Erdoğan’ı rahatlatacaktır. Hatta tanıdığımız Erdoğan buradan bir mağduriyet bile çıkarabilir. MHP’nin de seçim erteleme işine sıcak bakmadığı da bir biçimde kulis bilgisi olarak sızdırıldı.”

Gazeteci Sedat Bozkurt’un Kısa Dalga’da yayınlanan yazısının bir bölümü şöyle:

Seçimler ertelenebilir mi?

Anayasa’nın açık hükmüne karşın Erdoğan’ın 3’üncü defa aday olup olamayacağını tartışırken buna şimdi de seçimlerin deprem bölgelerinde yaşanan belirsizlik nedeniyle ertelenmesinin uygun olup olmadığı tartışması eklendi.

Bunu açıkça dillendiren ilk isim TBMM eski Başkanı Bülent Arınç oldu. Arınç’ın, AKP üyesi olmasına karşın parti ile organik bir ilişkisi yok. AKP adına da cumhur ittifakı adına da bir pozisyon alması çok mümkün değil. Söyledikleri doğru bile olsa ilk itiraz MHP kanadından gelecektir. Teknik olarak bir konunun altını çiziyor Arınç açıklamasında, seçimlerin ancak anayasa değişikliği ile mümkün olabileceğini ve bunun için de Cumhurbaşkanının liderlerle bir araya gelmesi gerektiğini kaydediyor. Anayasayı değiştirmekten bile zor bir şeyden bahsediyor yani. Zamanlaması açısından eleştirilse de bu bir tespittir. Arınç’ın açıklamasından cumhur ittifakının hiç de hoşnut olmadığının altını çizelim. Bu meselenin Arınç üzerinden tartışılması ilk olarak cumhur ittifakında rahatsızlık yarattı. Belki başka bir zeminde başka bir siyasi aktörün açıklamasıyla gündeme gelmesini istiyorlardı.

Erdoğan ne yapacak?

Erdoğan politik hayatındaki en sıkıntılı dönemi yaşıyor. İktidarının elinin altından kayıp gittiğini artık iyice görmüş durumda. Bunu kabullenmesi biraz daha zaman alacak. Tüm hesaplarını 14 Mayıs’ta yapılacak seçime göre ayarlamıştı. Dövizi, faizi tutma, piyasaya yeterince para verme işleri dahil. Şimdi deprem bu hesapları bozdu. Depremde yaşanan organizasyon gecikmeleri, eksiklikleri de cabası. Bu aralar hayli kızgın. Depreme odaklanmış vaziyette. Siyasi meseleleri seçim dahil dinlemekle yetiniyor. Devletle ve onun kurumlarıyla siyaset yaptığı için AFAD’ın son deprem pratiğinden hoşnut değil. Devleti temsilen AFAD’ın sınıfta kalmasından, sivil toplum örgütleri ile siyasi partilerin ön almasından, askerin kurtarma çalışmalarına çok geç katılmasına yönelik eleştirilerden rahatsız.

Bütün kriz dönemlerinde olduğu gibi muhtelif aralıklarla kendisini sessizliği yatırıyor, ortalıkta gözükmüyor. Şimdi planı belli, altında cenazeler de olsa kötü görüntü veren enkazlar tamamen kaldırılacak. Bunun için bütün büyük müteahhitlere talimatlar verildi. Temizliğin ardından hemen temeller atılacak ve nisan ayında birkaç katı çıkmış binlerce konut önünde çekilmiş fotoğraf kareleri paylaşılacak.

İnşaat üzerinden yine piyasaya bol miktarda para da sürülecektir. Erdoğan ekonomisinin en önemli ayağıdır bu aynı zamanda.

Erdoğan seçimler için 14 Mayıs tarihinde ısrar edecektir. Çünkü önemsediği “kalp gözü açık” hocalar o tarihi işaret ettiler. Bu aynı zamanda onun siyasetinin de gereği. Aynı zamanda bir seçim ertelemesi olacak ise bunu kendisinin değil YSK’nın yapması için de 14 Mayıs’ta ısrarcı olacak. YSK seçimleri 14 Mayıs’a “yetiştiremem” derse bu erteleme kararı cumhur ittifakı bileşenlerinden değil, bir devlet kurumundan YSK’dan gelecek. Bu karar politik olarak da Erdoğan’ı rahatlatacaktır. Hatta tanıdığımız Erdoğan buradan bir mağduriyet bile çıkarabilir. MHP’nin de seçim erteleme işine sıcak bakmadığı da bir biçimde kulis bilgisi olarak sızdırıldı.

Bütün bu tartışmaları aslında bir kenara bırakmak lazım. Çünkü ne olacağına 2 kişi karar verecek, Devlet Bahçeli ve Erdoğan. Ve bu ikili geçtiğimiz günlerde bu yol haritasını belirlemek için bir araya geldiler. Aldıkları kararları öğrenmemiz de çok uzun sürmeyecek gibi…

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Kulis: AK Parti Ve MHP Seçimlerin Ertelenmesine Sıcak Bakmıyor

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremler sonrası gözler seçim tartışmalarına çevrilmiş durumda. Edinilen bilgilere göre seçimin ertelenmesi olasılığına hem AK Parti hem de MHP sıcak bakmıyor.

Bu eğilimde “Yüksek Seçim Kurulu sahip olduğu kapasite, olanaklar, alacağı ek önlemlerle sorunlara çare üretebilir”, “anayasal sınırları zorlamak meşruiyet tartışmasına neden olur”, “seçim ötelendikçe yaşanacak olumsuz tablo seçmen nezdinde oy düşüşünü artırabilir” gibi teknik, hukuki ve siyasi değerlendirmelerin etkili olduğu belirtiliyor.

Kahramanmaraş merkezli, 10 ilde büyük can kaybı ve yıkıma yol açan depremin ardından seçimlerin ertelenme olasılığı tartışılıyor. AK Parti’de yapılan ilk değerlendirmelere göre seçim Yüksek Seçim Kurulu’nun hazırlığı ve alacağı ek önlemlerle kendi sürecinde, yani 14 Mayıs ya da 18 Haziran’da yapılabilir.

Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya’nın aktardığına göre, AK Partili bir siyasetçi, “Seçimi konuşmuyoruz, can derdindeyiz. Depremden önce durum neyse o. Tarihle ilgili bir değerlendirme olabilir ama erteleme olmaz” dedi.

6 Şubat’ta gerçekleşen depremin hemen ardından seçimlerin ertelenebileceği iddiası tartışma konusu oldu. Depremden bir hafta sonra yazılı bir açıklama yapan eski Meclis Başkanı Bülent Arınç’ın “erteleme” çağrısı yapıp çeşitli önerilerde bulunması muhalefetten sert açıklamaları beraberinde getirdi. Konunun AK Parti içinde ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli arasında görüşmede de değerlendirildiği biliniyor.

Edinilen bilgiye göre seçimin ertelenmesi olasılığına hem AK Parti hem de MHP’de sıcak bakılmadı. Bu eğilimde “Yüksek Seçim Kurulu sahip olduğu kapasite, olanaklar, alacağı ek önlemlerle sorunlara çare üretebilir”, “anayasal sınırları zorlamak meşruiyet tartışmasına neden olur”, “seçim ötelendikçe yaşanacak olumsuz tablo seçmen nezdinde oy düşüşünü artırabilir” gibi teknik, hukuki ve siyasi değerlendirmeler etkili oldu.

AK Partili bir siyasetçi partideki tutum için, “Seçimi konuşmuyoruz, can derdindeyiz. 6 Şubat’tan yani depremden önce durum neyse bugün de o. Tarihle ilgili bir değerlendirme olabilir, ama seçimin ertelenmesi olmaz. Seçim kendi sürecinde, daha önce planlandığı gibi 14 Mayıs ya da 18 Haziran’da olur” dedi.

YSK can kaybı, hasar tespit yapıyor

Seçim süreciyle ilgili tartışmalarda gözlerin çevrildiği YSK’de ise seçime hazırlık çalışmaları sürerken diğer yandan da depremin hasar tespiti yapılıyor. Ancak bu hasar tespit çalışması şimdilik seçmenle ilgili değil. YSK yetkilileri ilk etapta YSK’nin depremden etkilenen kentlerdeki il-ilçe seçim kurullarındaki görevlilerin can kayıplarını, yaralıları tespit ediyor. Yazı işleri müdürleri, katiplerin durumu kayıt altına alınıyor.

Ayrıca il-ilçe seçim kurullarının yer aldığı adliye, hükümet konağı gibi binalarda yıkım olup olmadığı tespit ediliyor. Bu tespitler yapıldıktan sonra yeni görevlendirmeler yapılabileceği, ihtiyaca göre yeni adresler belirleneceği kaydediliyor. Yetkililere göre Ulusal Yargı Ağı olan UYAP çalıştığı sürece seçim kurullarının iş ve işlemleri açısından bir sıkıntı yaşanmaz.

YSK’nın önündeki sorunlar

Maraş merkezli 10 kenti etkileyen deprem nedeniyle bölgede ciddi bir göç meydana geldi. Kesin rakamlar verilemese de depremin yaklaşık 2 milyonu bulan bir göç hareketine neden olduğu kaydediliyor. Göç edenlerin nasıl oy kullanacağı, yıkılan yerler nedeniyle seçmen kütükleri, listelerinin oluşumunda yaşanabilecek sorunlar, seçim günü sandıkların nerede nasıl kurulabileceği sorularına yanıt aranıyor.

Ancak bu ve benzeri birçok soruna “oy kullanma hakkının” gereğini yerine getirmek açısından son dönem YSK mevzuatında yapılan birçok değişikliğin çare olacağı görüşü var. Öncelikle deprem bölgesinden başka bir kente gitmiş seçmenin adresini güncellemek için seçim 14 Mayıs’ta yapılsa dahi yaklaşık bir ay zamanı bulunuyor.

Söz konusu değişikliğin e-devlet üzerinden kolaylıkla yapabileceği belirtiliyor. Bunun dışında sandık birleştirme-taşıma kararları ile deprem yaşanan kentlerde yıkılan bir mahalledeki sandıkların bir başka mahalleye taşınabileceği, yine seçmenlerin en son kayıtlı olduğu adresinde oy kullanma düzenlemesi ile evi yıkılmış olsa da o mahallelerde kurulacak konteynır gibi yeni sandık noktalarında oy kullanabileceği kaydediliyor.

YSK’nin bu ve bunun gibi çeşitli düzenlemelerle seçmenlerin oy kullanması için gereken şartları oluşturabileceği kaydediliyor. Ama tüm bunlar için öncelikle seçim tarihi ile ilgili sürecin başlaması gerektiği kaydediliyor.

Paylaşın