Çavuşoğlu – Blinken Görüşmesi: Dikkat Çeken F-16 Açıklaması

Göreve başladığından bu yana Türkiye’ye ilk resmi ziyaretini gerçekleştiren ABD Dışişleri Bakanı Blinken, ülkesinin yönetiminin Türkiye’ye F-16 satışını desteklediğini ancak bu konudaki çalışmaların devam ettiğini ve kongrenin satışı ne zaman onaylanacağına ilişkin şu anda bir şey söyleyemeyeceğini belirtti.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise F-16 sürecinin bir an önce tamamlanmasını umut ettiklerini dile getirerek, “ABD Kongresi’nin engelleyici değil, destekleyici olmasını bekliyoruz” dedi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken Ankara’da ortak basın toplantısı düzenledi.

Basın toplantısında konuşan Çavuşoğlu, ABD ile askeri ilişkilerin stratejik ortaklığın önemli boyutlarından biri olduğunu ve Türkiye’nin F-16 talebiyle ilgili son durumu da ele aldıklarını belirterek “Tek taraflı yaptırımlar nedeniyle savunma sanayiimizde zorluklarla karşılaşıyoruz. F-16 talebimizle ilgili son durumu da ele aldık. ABD yönetimi talebimize güçlü destek veriyor. Bu konuda Kongre’ye resmi bildirimin bir an önce yapılmasını arzu ediyoruz” dedi.

Türkiye’nin talebinin karşılanmasının NATO’nun savunma kabiliyetleri açısından önemli olduğunu belirten Çavuşoğlu, “Terörle mücadele her zaman ortak gündemimiz. PKK, YPG’ye verilen desteğe ve FETÖ’nun mevcudiyetine son verilmesi hususundaki beklentilerimizi de vurguladık” diye devam etti.

Çavuşoğlu, vize süreçlerinin hızlandırılması ve büyükelçiliklerden duyurular öncesinde daha iyi işbirliği ve eşgüdüm olması uyarısında bulunduklarını belirtti.

İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelik başvurularıyla ilgili olarak da “NATO’nun genişlemesi konusunda iki aday ülkeden beklentilerimizi değerlendirdik. Ara verdiğimiz daimi komite toplantısında arkadaşlarımız atılacak adımları değerlendirecek” diye konuştu.

Çavuşoğlu, “İki ülkenin NATO üyeliğinin, F-16 alımına şart koşulması doğru bir yaklaşım olmaz. Bu konuda ortak tutum sergilemek kritik önemdedir. Biz F-35 programının ortağıydık. CAATSA yaptırımı kapsamında çıkarıldık. Ödediğimiz paranın geri ödenmesini bekliyoruz. Bunun için müzakereler devam ediyor” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ise “Başkan Biden’ın dediği gibi, Türkiye ve NATO’nun ortak harekat kabiliyeti bizim için her zaman önemli” dedi Türkiye’ye F-16 tedariği için Biden yönetiminin desteğinin sürdüğünü bildirdi. ABD’li bakan, “Türkiye’nin güney sınırıyla ilgili gerçek güvenlik endişelerini anlıyoruz” dedi.

Öncelikle ABD’nin “yardım merkezi” olarak kullandığı İncirlik Hava Üssü’ne gittiğini ve Hatay üzerinde gezip yıkımı gördüğünü belirten Blinken, “1000 ton barınak ve diğer malzemeler geldi, daha da gelecek” dedi.

Karadeniz’deki koruma ve Ukrayna kıyılarının korunmasında Türkiye’nin Montrö Antlaşmasını uygulamaya devam etmesinin çok önemliolduğunu vurgulayan Blinken, “ABD, Türkiye’nin uzun süredir NATO üyeliğini takdir etmekte. Türkiye ve ABD’nin aynı zamanda uluslararası terörizm konusundaki çalışmaları devam etmektedir. Türkiye’nin Yunanistan ve Ermenistan ile ilişkileri çok önemli” diye konuştu.

Blinken’ın Erdoğan’la da görüşmesi bekleniyor

ABD Dışişleri Bakanı’nın bugün ayrıca, Anıtkabir’i ziyaret etmesi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüşmesi bekleniyor.

Blinken dün Münih Güvenlik Konferansının ardından Türkiye’ye gelmişti. Adana’daki İncirlik Üssü’nde lojistik yardımlarla ilgili incelemelerde bulunan ve burada Amerikan arama-kurtarma ekibiyle biraraya gelen Blinken, Türkiye ve Suriye’deki depremzedelere ek 100 milyon dolarlık yardım yapılacağını duyurmuştu.

ABD Dışişleri Bakanı dün ayrıca, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ile helikopterle deprem bölgesindeki yıkımı havadan inceledi.

Paylaşın

Depremler Sonrası Gözler İstanbul’a Çevrildi: Korkutan Tablo

Kahramanmaraş, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Adana, Adıyaman, Osmaniye, Hatay, Kilis, Malatya ve Elazığ’da büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremler sonrası gözler İstanbul’a çevrildi.

Son resmi açıklamalara göre Kahramanmaraş merkezli depremlerde 41 bin 20 kişinin hayatını kaybederken 100 binin üzerinde kişi de yaralı olarak kurtarıldı.

Kimi deprem uzmanına göre İstanbul’da eli kulağında olan 7 şiddetindeki depremin korkusu artarken yaşadığı binalarda kendini güvende hissetmeyen yurttaşın ise eli kolu bağlı. Kiracı yüzde 160 artan kiralar nedeniyle güvenli bir eve geçmeyi hayal bile edemezken, ev sahiplerinin ise yenileme için en az 1 milyon TL’yi gözden çıkarması ya da daha küçük eve razı olması gerekiyor.

Depreme hazır olmadığı tüm kurumlar tarafından kabul edilen İstanbul’da, Büyükşehir Belediyesi (İBB) hasarın boyutunu saptayacak yeni bir seferberlik başlattı. Bu kapsamda geçen hafta İBB Genel Sekreter Yardımcısı Buğra Gökce bilançoyu açıkladı.

Buna göre İstanbul’da 318 bina deprem olmadan çökme tehlikesi içinde. İstanbul’da 1.1 milyon konutun bulunduğunu söyleyen Gökçe, bu binaların yüzde 70’inin ise 1999’dan önce yapıldığını belirtiyor.

Kandilli Rasathanesi’nin derlediği verilere göre ise İstanbul’da 2000 ve öncesinde yapılan bina sayısı 818 bin adet. Muhtemel 7.5 ve üzeri şiddetli bir depremde hafif, orta, ağır ve çok ağır hasar alması beklenen bina sayısı 491 bin. Bu binada oturanların sayısı da 6.2 milyon kişi.

‘Daire başı 1 milyon TL’

İstanbullular mevcut binalarını kontrol ettirseler bile yenileme süreci hayli zor. İBB’nin son günlerde desteklemeye başladığı deprem dayanıklılık testinde riskli çıkması halinde bina yıkılmak zorunda.

İstanbul Anadolu Yakası’nda yerinde dönüşüm projeleri yapan Avşin Aras Yapı sahibi Mevlüt Aras, 2000 hatta 2007 öncesi binaların büyük çoğunlukla çürük çıkacağını söylüyor.

Bu durumda binaların en geç 6 ay içinde yıkıldığını belirten Aras, “Yeniden inşaa edilecek bina için daire başı en az 1 milyon lira gibi bir masraf çıkıyor. Bu da mevcut yönetmeliğe göre yapımda çıkan ücret. Şimdi Kahramanmaraş depreminden sonra yeni yönetmelik bekliyoruz, orada maliyetler daha da artmış olabilir” diyor.

Kiracı çaresiz

Cumhuriyet’ten Ali Can Polat’ın haberine göre, 1 milyon lira ödeyemeyecek durumdaki yurttaşların önündeki diğer seçenek müteahhitle anlaşıp kat karşılığı binayı yenilemek. İnşaat yüksek mühendisi Hüseyin Arslan, “Bu durumda da metrekareler çok küçüldüğü için insanlar kabul etmiyor. Haklılar da 100 metrekare ev, 50 metrekareye kadar düşebiliyor” yorumunu yapıyor.

Deprem bekleyen yurttaşlar ise huzursuz ve çaresiz. 30 yaşındaki Oğuzhan Akbulut kiracı. 3 yıldır oturduğu eve güvenemiyor. Ancak iki yılda yüzde 100’ü geçen kira artışları yüzünden riskli bina konusunda bir adım atmasının imkânsız olduğunu söylüyor. Akbulut, “Bunu dillendiremiyorum bile. Ev sahibine ölü taklidi yapıyorum, beni hatırlayıp evden çıkarmasın diye. Kiracı olarak başvursam binaya yıkım kararı çıksa ne yapacağım. Bulabileceğim en ucuz ev 12 bin lira” diyor.

Fulya’da yaşadığı evin eski olduğunu söyleyen ev sahibi Ozan Korkmaz ise çareyi sağlam bir eve çıkmakta bulmuş ama evini de kiralayarak. “Dönüşüm istedim ama binamızdaki insanlar parayı ödeyemeyeceklerini söylediler. Biz de evi kiraya verdik o kira ile Üsküdar’da yeni binaya geçtik mecburen” dedi.

600 bin insanı kurtaralım

İBB iştiraklerinden KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt’un önerileri ise şöyle:

– TOKİ konutları için uygun ödeme koşullarını bize verin İstanbul’u yenileyelim.

– Yurttaşa ucuz krediler sunulması gerek. Biz yapıyoruz ama devletimizin elinde çok daha güçlü imkânlar var.

– İstanbul Yenileniyor projemize 600 binden fazla insan başvurdu. İmkân verilsin bu insanları kurtaralım.

Finansın kalbini taşımayın

İstanbul’da büyük deprem beklenirken uzmanlar ısrarla şehri boşaltmak ve nüfusu azaltmak gerektiğini söylüyor. İktidar ise tam tersi nüfusu yoğunlaştıracak politikalar üretiyor. Bunların sonuncusu İstanbul Finans Merkezi oldu. Kamu bankaları ve Merkez Bankası’nın taşınacağı merkeze aileleriyle birlikte 100 bin kişi gelecek.

KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt, şunları söylüyor: “Tüm merkezlerin bu kadar riskli bir bölgede toplanması doğru değil. Bir deprem olursa ekonomik olarak ülkenin fişini çekeriz. Bir de finansın kalbi olur da bu kalp yıkılırsa ne olacak?”

Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Başkanı Pelin Pınar Giritlioğlu da şöyle konuşuyor: “İstanbul’un artık daha fazla yük kaldırması mümkün değil. Finans merkezi hayata geçtiğinde çevredeki gayrimenkullerde aşırı değer artışları meydana gelecektir. Daha şimdiden spekülatörler bu beklenti içindedirler.”

İş dünyası yeni rota arıyor

Beklenen depremde ülkenin ekonomisinin de büyük yara alması bekleniyor. Üretimin yüzde 50’si ile vergi gelirinin yüzde 55’i Marmara Bölgesi’nde bulunuyor.

Bu durumun büyük risk barındırdığını söyleyen Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Başkanı Süleyman Sönmez, 2022 yılında bir deprem raporu hazırladıklarını hatırlatarak önerilerini sıraladıklarını söylüyor.

Buna göre her ilin rekabette güçlü yönlerinin belirlendiğini söyleyen Sönmez, “Hem o illeri kalkındırmak hem de körfeze sıkışan sanayiciye yeni bir rota bulabilmek için çalışıyoruz. Sanayiyi yaymalıyız. TOKİ ev yapar gibi bu illere sanayi bölgeleri yapabilir ve sanayicinin taşınmasının önündeki en büyük engel olan arazi maliyeti aşılabilir. Böylece dengeli bir kalkınma yaşanır ülkede” diyor.

Sönmez, ayrıca bütün yetkililerin olası İstanbul depremine hazırlık için acilen devreye girmesi gerektiğini söyledi.

Paylaşın

Demirtaş: Konforlarının Sürmesi İçin Senin Oyuna İhtiyaçları Var

“Türkiye Tek Yürek” başlığıyla ortak canlı yayında yapılan bağış kampanyası hakkında bir yazı kaleme alan Demirtaş, yazısında, “Senin cebinde çay parası yokken hepsinin lüks villalarının önünde boy boy cipler var” ifadelerine yer verdi ve ekledi:

“Sadece 20 yıl önce bunlar da orta sınıftılar. Ama çok büyük paraları var artık, çok çaldılar çok.

Ve bu konforları sürsün diye senin oyuna ihtiyaçları var. Enkaz altında kalman bile içlerini sızlatmadı, kendi iktidarlarının telaşına düştüler. Ya oy vermekten vazgeçersen! Aman Allah’ım, düşüncesi bile kabus gibi onlar için.”

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Türkiye Tek Yürek” başlığıyla ortak canlı yayında yapılan bağış kampanyası hakkında Kısa Dalga için “Canın sağ olsun Acun” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Demirtaş’ın yazısı şöyle:

Bu kirli düzende para, güç demektir. Konforlu, güvenli yaşam demektir. Paran yoksa çaresizsin. Güvencesiz, mutsuz…

Para küçük bir azınlığın elinde. Güç de konfor da güvenli yaşam da onlarda. Geri kalanlar enkaz altında. Depremle birlikte iyice görünür hale gelen, işte bu çelişkidir.

Bu soygun düzeni değişmeden hiçbir şey değişmez, burası kesin. Değiştirmek için durmadan mücadeleye devam edeceğiz. Bu amansız çelişkiyi mutlaka çözeceğiz.

Pandemide bütün dünyada gördüğümüz yoksul ile zengin arasındaki yaşam güvencesi farkını, şimdi Türkiye ölçeğinde çok yakıcı şekilde yaşıyoruz.

“Aslında Türkiye’de çok para var”

Tahminlerimizden, aklımızın alabileceğinden de çok. Büyük kısmı kayıt dışı olduğundan resmi rakamlara yansımasa bile resmi rakamlarla da çok para var.

İşte gördünüz, adam çıkıp televizyona bağlanarak milyarlar bağışlayabiliyor! Nasıl bir serveti var ki bu kadar parayı bağışlayabiliyor? İçi insan sevgisi ile dolu olduğu için mi? Elbette hayır, millete ağır küfürler eden tiptir bu. Zaten aynı gün, devletten üç milyardan fazla teşvik aldığı da ortaya çıkmadı mı?

Tek o mu?

Hepsi öyle. Çok büyük paralar çaldılar, çok. Siyasetçisi, iş insanı, gazetecisi, bürokratıyla çoook büyük paralar çaldılar.

Bu konforu, bu şatafatı, bu güvenli yaşamı koruyabilmek ve de hesap vermemek için mutlaka bu iktidarın devamını sağlamak zorundalar.

Bunun için her türlü alçaklığı, haysiyetsizliği, şerefsizliği, zulmü, adaletsizliği yaptılar, yapıyorlar.

“Onlar için şov devam etmeli”

Değerli kardeşim, sen 3 bin TL’lik kiranı güç bela öderken bunlar 3 milyon Euro’ya yat alıyor, sağ olsunlar milyara, ellerinin kiri gibi bakıp hükümete bağışlıyorlar!

Adamın biri 250 milyon bağışlayınca Acun Ilıcalı devreye girip “Şunu 300 milyona yuvarlayalım” diyor, “yardımsever”imiz de “Canın sağ olsun Acun” deyip 300’e yuvarlayıveriyor.

Acun’un canının sağlığı için yuvarlanan 50 milyon var ya, işte sırf onunla Maraş’taki Ebrar Sitesi, Diyarbakır’daki Galeria, Hatay’daki 600 Evler Sitesi depreme karşı güçlendirilebilir ve iki binden fazla insan bugün yaşıyor olabilirdi.

Ama önemli değil. Önemli olan şov. Ve ne olursa olsun şov devam etmeli, canın sağ olsun Acun!

“Konforlarının sürmesi için senin oyuna ihtiyaçları var”

Senin cebinde çay parası yokken hepsinin lüks villalarının önünde boy boy cipler var.

Sadece 20 yıl önce bunlar da orta sınıftılar. Ama çok büyük paraları var artık, çok çaldılar çok.

Ve bu konforları sürsün diye senin oyuna ihtiyaçları var. Enkaz altında kalman bile içlerini sızlatmadı, kendi iktidarlarının telaşına düştüler. Ya oy vermekten vazgeçersen! Aman Allah’ım, düşüncesi bile kabus gibi onlar için.

“Dinimizi kullanıyorlar”

Ama neyse ki din var, İslam’ı kendi aşağılık düzenlerine alet ederek sana geldiklerinde kalbinin yumuşadığını biliyorlar. Allah, Hz. Peygamber, Kur’an, namaz dediklerinde senin gönül kapılarını açacağını keşfettiler, bunu tepe tepe kullanıyorlar.

Senin suçun yok, çok ustalaştılar, çok profesyonelleştiler. Yalanda, hilede, dolandırıcılıkta üstlerine yok. Sen enkaz altındayken bile “Allah”ın adını ağızlarına alıp zulüm, adaletsizlik, haksızlık yapmaya devam edecek kadar dibe vurdular.

Bunlar değişmeyecek, burası da kesin, huylu huyundan vazgeçmeyecek.

Peki sen kardeşim, sen?

Allah, Peygamber, Kur’an, namaz ile soygun, hırsızlık, adaletsizlik, ahlaksızlık yan yana olamaz.

Allah ile bu ahlaksız hırsızları aynı cümlede anacaksak sadece “Allah sizin belanızı versin!” demenin zamanı gelmedi mi?

Paylaşın

Ev Sigortası: Depremzedeler DASK’dan Ne Kadar Tazminat Alabilir?

11 ilde büyük yıkıma ve 40 binin üzerinde can kaybına neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremler sonrası evleri yıkılan veya zarar gören depremzedelerin ne kadar tazminat alabileceği merak konusu oldu.

Peki, Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) ve Zorunlu Deprem Sigortası (ZDS) nedir? Zorunlu Deprem Sigortası’ndan kimler, hangi şartlarda yararlanabilir? Depremde binası hasar gören kişiler nereye hangi belgelerle başvuru yapmalı? Depremzedeler DASK’tan ZDS ödemelerini ne zaman alabilir?

DASK nedir, neyi amaçlıyor?

Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK), 1999 Gölcük depreminin hemen ardından 2000 yılında kuruldu. DASK; Zorunlu Deprem Sigortası (ZDS) edindirme, uygulama ve yönetimi faaliyetlerinden sorumlu tüzel kimlikli bir kamu kuruluşu.

DASK “Deprem geçecek, hayat devam edecek” yaklaşımından yola çıkarak, deprem sonrasında vatandaşların yaşamının kaldığı yerden yeniden güvenle devam edebilmesini amaçlıyor.

DASK’ın iki temel misyonu var:

Kapsamdaki bütün konutların, ödenebilir seviyedeki primlerle, depreme karşı güvence altına alınması
Yurt içinde risk paylaşımının sağlanması

Zorunlu Deprem Sigortası (ZDS) nedir, ZDS “zorunlu” mu?

Zorunlu Deprem Sigortasi belediye sınırları içinde kalan meskenler için depremin meydana getirdigi maddi zararları karşılamaya yönelik geliştirilmiş bir sigorta sistemi.

ZDS, bir vergi türü değil; depremin yol açtığı zararın karşılanmasını sağlayan bir sigorta ürünü.

Devlet, konut sahiplerini zorla otomatik sigortalı yapmıyor. Konut sahiplerinin sigorta için başvuru yapıp prim ödemesi gerekiyor.

Ancak alım satım ve elektrik ile su aboneliği yaptırırken sigorta zorunlu olduğundan yaptırmak gerekiyor. Süresi ise 1 yıl. Bu 1 sene sonunda yenileyip yenilememe kararı yine konut sahiplerine ait.

Hangi afetler sigorta kapsamında?

DASK, ZDS ile depremin ve deprem sonucu meydana gelen yangın, infilak, tsunami ve yer kaymasının doğrudan neden olacağı maddi zararları, sigorta poliçesinde de belirtilmiş limitler dahilinde karşılıyor.

DASK hangi zararları karşılamıyor?

DASK teminatına girmeyen zarar ve hasarlar da var. Bunların başında; enkaz kaldırma masrafları, kar kaybı, iş durması, kira mahrumiyeti, alternatif ikametgah ve işyeri masrafları geliyor.

Her türlü taşınır mal, eşya ve benzerleri ZDS kapsamına girmiyor. Ev eşyaları için sigorta şirketlerinden isteğe bağlı konut sigorta poliçesi almak gerekiyor.

Ayrıca tüm bedeni zararlar ve vefat ile manevi tazminat talepleri de ZDS kapsamında değil.

Deprem ve deprem sonucu oluşan yangın, infilak, tsunami veya yer kaymasının dışında kalan hasarlar ile depremden bağımsız olarak, binanın kendi kusurlu yapısı nedeniyle zamanla oluşmuş zararlar da DASK tarafından karşılanmıyor.

Depremden sonra DASK’a başvuru nasıl yapılır, hangi belgeler isteniyor?

Deprem sonrasında poliçe ve hasara neden olan depremin bilgileri ile ALO DASK 125’in aranması gerekiyor.

Belge olarak ise hak sahibine ait kimlik fotokopisi ve güncel tapu evrakı gerekiyor. Sigorta poliçenizi kaybetseniz veya zarar görse bile vereceğiniz bilgilerle poliçeye erişmek mümkün.

Tazminat tutarının kesinleşmesi ve evrakın tamamlanmasının ardından tazminat ödemeleri en geç 1 ay içerisinde yapılıyor.

Tazminat için konutun tam yıkılmış olması mı gerek?

ZDS poliçesi kapsamında hem tam hasar hem de kısmi hasarlar sigorta bedeline kadar ödeniyor. Binanın hasar duruma göre tazminat bedeli belirleniyor.

Köy yerleşim alanlarında bulunan binalar, belediye denetiminin bulunmaması sebebiyle kapsam dışı bırakılmış. Bu yüzden köydeki konurlar ZDS kapsamında değil. Kaçak binalar da sigorta kapsamı dışında kalıyor.

Azami (maksimum) teminat tutarı nasıl belirleniyor?

DASK’ın konutları hasar gören depremzedelere ödeyeceği tazminatın birim maliyeti ve üst limiti var.

DASK, her yıl yapı maliyetlerindeki artışa paralel olarak belirlenen azami bir tutara kadar teminat sunuyor. Azami Teminat Tutarı’nın tespitinde mevcut yapı stokunun büyük bir kısmını oluşturan binaların yeniden inşa bedeli (arsa değeri hariç) dikkate alınıyor.

Metrekare başına belirlenen birim maliyet her sene DASK tarafından ilan ediliyor. 25 Kasım 2022’de açıklanan metrekare birim maliyet 3 bin 16 TL. Maksimum limit ise 640 bin lira. Bu miktardan daha fazla ödeme yapılmıyor.

Eviniz kaç metrekare, ne kadar tazminat alabilirsiniz?

Tazminatlarda DASK’ın açıkladığı metrekare birim maliyeti kullanılıyor. 100 metrekare evi olan bir depremzedenin alacağı maksimum tazminat 301 bin 600 TL.

Konutları 120 metrekare olan bir depremzede ise DASK’tan 361 bin 920 TL alabilir. Konutlar 150 metrekare ise tazminat miktarı 452 bin 400 liraya yükseliyor.

Paylaşın

AFAD Duyurdu: Depremlerde Can Kaybı 41 Bin 156’ya Yükseldi

İçişleri Bakanlığı’na bağlı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Kahramanmaraş, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Adana, Adıyaman, Osmaniye, Hatay, Kilis, Malatya ve Elazığ’ı etkileyen depremlerde 41 bin 156 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Haber Merkezi / Arama kurtarma çalışmalarına 35 bin personelin destek verdiğini belirten AFAD Başkanı Yunus Sezer, “Şu anda aktif 19 bin 436 personel çalışmalara devam ediyor” dedi.

Sezer, yurt dışından 11 bin 488 arama kurtarma personelinin Türkiye’ye geldiğini ve bunların 3 bin 272’sinin şu anda aktif çalışmada olduğunu söyledi.

15 binada arama kurtarma çalışmasının devam ettiğini belirten Sezer, “20 bin 870 binada enkaz çalışmaları yürütüldü” dedi.

Tahliye merkezlerine başvurarak tahliye olanların sayısını 392 bin 287 olarak açıklayan AFAD Başkanı, şu anda 7 bine yakın konteyner kurulduğunu, iki ay içinde en az 100 bin konteynerin kurulmasının hedeflendiğini söyledi.

1788 refakatsiz çocuğun 1225’i ailesine teslim edildi

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, depremlerde tespit edilen 1225 refakatçisiz çocuğun ailelerine teslim edildiğini açıkladı.

TRT Haber’e konuşan Bakan Yanık, “1788 refakatsiz çocuğumuzun 1225’ini ailesine teslim ettik, 479’unun halen hastanede tedavisi devam ediyor” dedi.

Çocukların çok yakından takip edildiğini belirten Yanık, sadece hastanede değil, enkaz altında vefat etmiş çocukların da kimliğini tespit ederek ailelerine bilgi verdiklerini söyledi ve şöyle devam etti:

“Bizim devlet olarak herhangi bir şekilde refakatsiz bir çocuğu bir derneğe, vakıfa, STK’ya herhangi bir yere teslim etmemiz söz konusu değildir.”

Adıyaman, Malatya, Kahramanmaraş ve Hatay’da eğitime verilen ara 27 Mart’a kadar uzatıldı

Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, depremin etkilediği 11 ilden 10’unu 3 kategoriye ayırdıklarını belirtti ve “Adana, Kilis, Diyarbakır ve Şanlıurfa’da merkez ve tüm ilçelerde 1 Mart itibarıyla eğitim ve öğretime başlıyoruz” dedi.

Malatya Afet Koordinasyon Merkezi’nde açıklamalarda bulunan Özer, Gaziantep ve Osmaniye’de eğitim-öğretime verilen arayı 13 Mart’a kadar uzattıklarını; Adıyaman, Malatya, Kahramanmaraş ve Hatay’da ise eğitim öğretime verilen aranın 27 Mart’a kadar uzatıldığını kaydetti.

Elazığ’ın Palu ilçesinde de bu sabaha karşı en büyüğü 4,8 büyüklüğünde olmak üzere üç deprem meydana geldi. Ayrıca Kandilli Rasathanesi’nin verilerine göre, Kahramanmaraş’ta da sabah saatlerinde 4,7 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, deprem bölgesinde bir suçiçeği vakasının saptandığını belirtirken, “Akut bağırsak enfeksiyonlarında artış var, az sayıda hasta yatırılarak tedavi ediliyor. Grip ve benzeri vakalarda salgın oluşturacak durum görülmüyor” dedi.

Bugüne kadar herhangi bir bulaşı hastalık salgının olmadığını belirten Koca, bölgede şebeke suyunun kullanımıyla ilgili olarak da uyarılarda bulundu:

“Valilik ya da kaymakamlıkların ‘Musluk suyu içilebilir’ duyurusuna kadar içme ve diş fırçalama için ambalajlı sular tercih edilmeli, şebeke suyu temizlik için kullanılmalıdır.”

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ise deprem bölgesindeki illerde 118 bin binanın yıkık, acil yıkılacak veya ağır hasarlı durumdaolduğunun tespit edildiğini açıkladı.

Gaziantep AFAD’da kurulu Deprem Koordinasyon Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantının ardından konuşan Kurum, “Deprem bölgesinde yapmış olduğumuz çalışmalar çerçevesinde bugüne kadar 3 milyon 520 bin bağımsız bölümden oluşan 927 bin binanın incelemesi tamamlanmıştır. Bu kapsamda 118 bin binada 412 bin bağımsız bölümü yıkık, acil yıkılacak ve ağır hasarlı olarak tespit ettik. Gaziantep genelinde de 37 bin bağımsız bölümden oluşan 16 bin binayı yıkık, acil yıkılacak ve ağır hasarlı olarak tespit ettik” dedi.

Bakan Kurum, 11 ilde 7 bin 328 uzman personelle gerçekleştirdiklerihasar tespitlerinibirkaç gün içerisinde tamamlayacaklarını söyledi.

Yeni yerleşim alanlarının ön tespitlerini yaptıklarını ve bilim insanlarıyla ayrıntılı bir şekilde zemin etüt çalışmaları yapacaklarını belirten Kurum, “Konutlarımız zemin artı 3-4 katı geçmeyecek ve yöresel, kültürel ihtiyaçlar neyse bu ihtiyaçlar doğrultusunda planlanıyor” ifadelerini kullandı.

Bilim insanları yeni konutlar yapılmadan önce zemin etüd çalışmalarının yapılması ve fay hatlarının üzerine inşadan kaçınılması konusunda uyarıyor.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, yıkılan binalarda sorumluluğu olan 134 kişi hakkında işlem yapıldığını söyledi.

Sosyal medya paylaşımları nedeniyle 24 kişi tutuklandı

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), sosyal medya paylaşımları nedeniyle 129 kişinin gözaltına alındığını, 24 kişinin tutuklandığını açıkladı.

EGM, bu kişilerin halkın üzerinde “korku ve panik yaratmak amacıyla provokatif paylaşımlarda bulunduğunu” kaydetti.

EGM’nin internet sitesinden yapılan yazılı açıklamada, bu tür paylaşımlarda bulunan 775 hesap yöneticisinin tespit edildiği ve 441’i hakkında adli işlem başlatıldığı belirtildi.

Erdoğan’ın deprem bölgesindeki açıklamaları

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, depremden etkilenenlere yapılacak yardımlar konusunda Erdoğan, “Konteyner kentler dışında barınacaklara ev sahibi olanlar için aylık 5 bin lira, kiracı olanlar için aylık 2 bin lira kira yardımı yapacağız” dedi.

Süpermarketlerde “yağmalar” olduğunu da söyleyen Erdoğan, “Market sahiplerine müracaat etseler. O market sahibi zaten onlara verir. Şu anda yardım bölgesine TIR’lar geliyor mu? Geliyor. Bu millet cefakar, vefakar. Her şeyden önce Müslümanız, bir ekmeği paylaşmasını da biliriz. Hiç kimseyi aç açıkta bırakmayacağız” dedi.

Erdoğan daha önceki açıklamalarında, “Yapılacak olan hasar tespitiyle birlikte su anda geçiş süreci için vatandaşlarımıza 10’ar bin lira nakdi yardım yapacağız ve bu nakdi yardımla bu geçiş sürecini en azından sıkıntıları biraz olsun hafifletmiş olalım istiyoruz” dedi.

Erdoğan, “Hedefimiz 1 yıl içinde yıkılan binaların yerine konutlarımızı zemin artı 2-3-4 olmak üzere yapmak. Süreci ne yazık ki siyasi istismara dönüştürenler var. Bu istismara benim vatandaşım, halkım asla prim vermeyecektir” diye konuştu.

Depremden etkilenen 10 ilde OHAL ilan edildi. Daha sonra bu illere Elazığ da katıldı.

Erdoğan, OHAL’in ilanıyla ilgili olarak, “Türkiye’de bu süreci istismar eden tefeci ve fitne gruplarına müdahale imkanını devlete vermiş olacak” dedi.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu YÖK’ü Uyardı: Bu Had Aşmaktır

Üniversitelerin yaza kadar eğitime uzaktan devam edilmesi kararına tepki gösteren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “YÖK’ü uyarıyorum; bu had aşmaktır, gençlerin hayatıyla oynamaktır! Bir sonraki atacağımız adımlar ricanın ötesinde olacaktır. Üniversiteleri açın.” dedi.

Haber Merkezi / CHP Lideri Kılıçdaroğlu, ayrıca, yüz yüze eğitime geçilmesi durumunda CHP’li belediyelerin tüm lojistik desteği sağlayacağını söyledi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin ardından üniversitelerin yaza kadar eğitime uzaktan devam edilmesi kararına bir kez daha tepki gösterdi.

Sosyal medya hesabından açıklama yapan Kılıçdaroğlu, CHP’li belediyelerin yüz yüze eğitime ilişkin tüm lojistik desteği sağlayacağını söyleyerek şöyle dedi:

Bu had aşmaktır

“Dün üniversiteleri ve rektörleri nasıl tehdit ettiğinizi biliyorum. Üniversiteleri açın, bölgeden gelip barınma sorunu olan herkesi yerleştirmeye talibiz. Belediyelerimizle birlikte bu işin tüm lojistik ihtiyaçlarını karşılamaya varız. Siz okulları açın, gerisini bize bırakın.

“Ayrıca YÖK’ü uyarıyorum; bu had aşmaktır, gençlerin hayatıyla oynamaktır! Bir sonraki atacağımız adımlar ricanın ötesinde olacaktır. Üniversiteleri açın.”

Uzaktan eğitim nasıl olacak?

11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremlerin ardından, yükseköğretim kurumlarında 20 Şubat’tan itibaren uzaktan eğitime başlanabileceği, şartların elverişli hale gelmesi durumunda nisan ayı başı itibarıyla hibrit öğretim seçeneğinin de değerlendirilebileceğine karar verilmişti.

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), bu kararlar sonrasında, öğrenciler tarafından sıkça sorulan 16 soruyu resmi internet sitesi üzerinden yanıtladı. Sorular ve cevapları şöyle:

1- Bahar yarıyılı ne zaman başlayacak?

2022-2023 bahar yarıyılının, 20 Şubat 2023 tarihinden itibaren ne zaman başlayacağına yükseköğretim kurumlarının yetkili kurulları karar verecek. Öğrencilerin, kayıtlı oldukları yükseköğretim kurumlarının duyurularını takip etmesi gerekiyor.

2- 2022-2023 bahar yarıyılında eğitim ve öğretim nasıl yürütülecektir?

Eğitim ve öğretim uzaktan öğretim (online) yöntemi ile yürütülecek.

3- Uzaktan öğretim tüm bahar yarıyılında mı uygulanacak?

Uzaktan öğretim kararı, 2023 yılı nisan ayı başında yeniden gözden geçirilecek. Şartlar elverişli hale gelirse Yükseköğretim Kurulu kararlarıyla harmanlanmış (hibrit) öğretim usulleri de değerlendirmeye alınabilecek.

4- Derslerin teorik ve uygulamalı kısımları yüz yüze yapılabilir mi?

Yükseköğretim sisteminde, laboratuvar, atölye, saha ve benzeri bazı dersler teori ve uygulama diye kendi içinde iki kısımdan oluşuyor. Teori ve uygulamanın toplamı dersin toplam kredisini oluşturuyor. Bu şekildeki derslerin teorik kısmı uzaktan öğretim yöntemi ile yapılacak. Derslere ait uygulama kısmı ise bu yılın nisan ayından sonraya bırakılacak. Uzaktan öğretimin nisan ayından sonra da devam etmesi halinde bu şekildeki uygulamalar, yükseköğretim kurumunun yetkili kurullarının alacağı karar ile yaz döneminde yapılabileceği gibi bir sonraki eğitim ve öğretim dönemine de ertelenebilecek veya uygulamalı proje çalışmalarıyla tamamlanabilecek.

5- Uygulamalı eğitimler hangi programları kapsamaktadır ve bunlar nasıl verilecektir?

Uygulamalı eğitimler, tıp fakültesinin 4, 5 ve 6. sınıf öğrencilerini, diş hekimliği fakültesinin 4 ve 5. sınıf öğrencilerini, veterinerlik fakültesinin 5. sınıf öğrencilerini, (7+1) programı uygulayan teknoloji ve mühendislik fakültelerinin (+1) dönemdeki öğrencileri, hemşirelik, ebelik, denizcilik ve diğer tüm yükseköğretim programlarında İşletmede Mesleki Eğitim Uygulaması yapan öğrencileri, (6+2) veya (7+1) programı uygulayan spor bilimlerinin (+1) veya (+2) dönemdeki öğrencileri, (3+1) veya (2+1) programı uygulayan meslek yüksekokullarının (+1) dönemdeki öğrencileri, meslek yüksekokullarının İşletmede Mesleki Eğitim Uygulaması yapan öğrencileri ve öğretmenlik uygulaması dersinin öğrencilerini kapsayacak. Bu öğrenciler uygulamalı eğitimlerini yüz yüze mahallinde yapabilecek. Öğrenciler bu konuda ayrıntılı bilgiyi kayıtlı oldukları üniversiteden edinebilecek.

6- Mezun durumuna gelmiş ve stajı eksik kalmış öğrenciler stajlarını nasıl tamamlayacak?

Mezun duruma gelmiş ve stajı eksik kalmış ön lisans ve lisans programı öğrencileri, kayıtlı oldukları programın müfredatında yer alan zorunlu stajlarını ilgili iş yerlerinde yüz yüze yerine getirecek.

7- Deprem bölgesindeki bir kısım üniversiteler neden diğer üniversiteler ile eşleştirildi?

Depremden etkilenen illerdeki bazı üniversiteler, diğer illerdeki üniversitelerle eşleştirildi. İlgili üniversitelerin rektörleri ile de görüşülerek yapılan bu eşleştirme, söz konusu üniversitelerin kendi aralarında akademik ve idari görevlendirme ile bilişim alanında işbirliği yapabilmeleri için gerçekleştirildi.

8- Deprem bölgesindeki bazı üniversiteler neden eşleştirilmedi?

Deprem bölgesindeki üniversitelerin mevcut durumu yerinde değerlendirilerek ve üniversitelerin rektörleri ile de görüşülmek suretiyle öğrencilerin eğitim ve öğretim imkanlarını güçlendirmek amacıyla eşleştirme yapıldı. Eğitim ve öğretim hizmetini yürütmesine engel bir durumu olmayan üniversitelerle ilgili herhangi bir eşleştirme yapılmadı.

9- Özel öğrencilik ne fayda sağlar?

Özel öğrencilik statüsü bir öğrencinin kayıtlı olduğu üniversiteden farklı bir üniversitedeki eş değer diploma programından ders alabilmesine ve başarılı olduğu derslerin kredisini saydırabilmesine imkan veriyor.

10- Yükseköğretim Kurulunun 17 Şubat 2023 tarihli kararlarına göre hangi öğrenciler özel öğrencilik statüsünden faydalanabilir?

“Depremden etkilenen illerdeki üniversitelerde kayıtlı öğrenci olmak veya birinci derece yakınları deprem bölgesindeki illerde ikamet edip deprem bölgesi dışındaki illerde bulunan üniversitelerde kayıtlı olmak” ve “Yükseköğretimde Uygulamalı Eğitimler Çerçeve Yönetmeliği kapsamındaki programlarda kayıtlı öğrenci olmak” iki şartını birlikte sağlayan öğrenciler özel öğrencilik statüsünden yararlanabilecek.

11- Özel öğrencilik statüsü için nereye ve ne zaman başvuruda bulunulmalıdır?

Özel öğrencilik statüsünden faydalanmak isteyen öğrenciler, özel öğrencisi olmak istedikleri üniversiteye başvuracak. Özel öğrencilik başvurusunun, başvuruda bulunulacak üniversitenin bahar yarıyılı eğitim ve öğretime başlama tarihinden itibaren 3 hafta içinde yapılması gerekecek. Bu nedenle özel öğrenci statüsüne başvuracak öğrencilerin, ilgili üniversitenin bahar yarıyılı açılış tarihini yakından takip etmeleri önem taşıyor.

12- Özel öğrencilik statüsü için nasıl başvuru yapılır?

Özel öğrencilik statüsünden faydalanmak isteyen öğrenci hazırlayacağı başvuru dilekçesi ile özel öğrenci olmak istediği üniversitenin öğrenci işleri daire başkanlığına başvuracak. Dilekçesine YÖK e-transkript üzerinden aldığı öğrencilik belgesini de ekleyecek. Başvuru yapılan üniversite 10. soruda açıklanan şartları sağlayan öğrenciyi ilgili programa ve sınıfa kaydedecek. Dönem sonunda öğrencinin esas kayıtlı olduğu kendi üniversitesi, başkaca bir işleme gerek olmaksızın öğrencinin başarı durumunu YÖK e-transkript üzerinden kabul edecek.

13- Öğrenciler başvuruları kabul edildikten sonra ne yapmalıdır? Özel öğrencilik için öğrenim ücreti ödenecek mi?

Özel öğrenci statüsü kazanan öğrenci, kendi üniversitesinin öğrenci işleri daire başkanlığına özel öğrencilik statüsü kazandığını yazılı olarak bildirecek, özel öğrencilik için ayrıca bir ücret ödenmeyecek.

14- 2022-2023 bahar yarıyılında kayıt dondurma hakkından kimler faydalanabilir?

Talep eden her üniversite öğrencisi, bahar yarıyılında kayıt dondurabilecek. Kayıtlı olduğu üniversitenin bahar yarıyılının başlangıç tarihinden itibaren 3 hafta içinde dileyen öğrenci kayıt dondurma başvurusunda bulunabilecek. Öğrencinin kayıt dondurduğu dönem azami öğrenim süresinden sayılmayacak. Mazeretleri nedeniyle kayıt dondurma tarihlerinde başvuru yapamayanların, mazeretlerini belgelendirerek başvurmaları halinde talepleri üniversitelerince yeniden değerlendirilecek.

15- Deprem nedeniyle sınavlara katılamamış öğrencilerin durumu ne olacak?

6 Şubat ve sonrasında 2022-2023 güz yarıyılı ön lisans, lisans ve lisansüstü programlarına ait sınavlar için yükseköğretim kurumları yeni bir tarih belirleyerek telafi sınavları yapacak.

16- Depremden etkilenen iller hangileridir?

Depremden etkilenen iller, Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye, Şanlıurfa ile Sivas’ın Gürün ilçesi.

Paylaşın

Demirtaş, Siyasetçilerin Depremzedelerle Kurduğu İlişkiyi Eleştirdi

Siyasetçilerin depremzedelerle kurduğu ilişkiyi eleştiren eski HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, “Siyaset sadece düşünce değil, daha çok da duygu işidir. Gerisi tüccarlıktır” ifadelerini kullandı.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, siyasetçilerin depremzedelerle kurduğu ilişkiyi eleştirdi.

Demirtaş’ın Twitter hesabından yapılan paylaşımda şu ifadeler kullanıldı:

“Kaç parti başkanı, kaç siyasetçi gecelerini çadırlarda yurttaşlarla geçirdi? Kaçı susuz, tuvaletsiz, banyosuz soğuk 13 gün ve geceyi çocuklarıyla geçiren anne ve babayı tam olarak yüreğinde hissedebildi? Umutsuz, çaresiz, yaralı halk için kaçı kan ağlıyor? Gerisi boştur.

Siyaset, acılı insanların yanında inşa edilmezse gerçekçi, kalıcı olamaz. Ancak acıyı hisseden siyasetçinin sesinde, yüzünde, çözüm önerilerinde hakikati görebiliriz. Siyaset sadece düşünce değil, daha çok da duygu işidir. Gerisi tüccarlıktır.”

HDP: Depremzedeler için kiraları sabit tutun

Öte yandan HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar da mülk sahiplerine ‘kiraları sabit tutma’ çağrısı yaptı.

Buldan ve Sancar’ın açıklaması şöyle: “Büyük depremde yaşanan yaraları hep birlikte sarmak için yoğun bir dayanışma gerçekleşiyor. Bu dayanışma çabası ve ruhu geleceğe dair umutlarımızı büyütüyor.

İlk günden binlerce ailemiz evlerini depremzedelere koşulsuz açtı. Bunun için onlara yürekten teşekkür ediyoruz. Ancak az da olsa bizi üzen bazı gelişmeler var.

Özellikle kent merkezlerindeki kira fiyatlarında orantısız bir artış olduğu yönünde bilgiler geliyor. Bu büyük afetin etkilerini azaltmak için hepimiz elimizi taşın altına koymalıyız.

Depremzedelerin daha fazla mağdur olmaması için mülk sahiplerine çağrıda bulunuyoruz: Kiraları sabit tutun. Halkımızın mağdur olmasına yol açmayın.

Hep birlikte dayanışarak bu zor günleri atlatalım. Şimdi dayanışma zamanı!”

Paylaşın

Depremzedelere Hangi Yardımlar Yapılacak? İçişleri Bakanlığı Açıkladı

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremler 11 ilde büyük yıkıma sebep olurken, 40 binin üzerinde can kaybına, 100 binin üzerinde kişinin de yaralanmasına neden olmuştu.

Haber Merkezi / İçişleri Bakanlığı, resmi sosyal medya hesabından afetzedelere yapılacak yardımlara ilişkin sıkça sorulan soruları ve yanıtlarını yayımladı.

1- Afetzedeler için nakdi yardım yapılacak mı?

Konutları yıkık/acil yıkılacak/ağır orta veya az hasarlı olarak tespit edilen afetzedelere acil ihtiyaçlarını karşılamaları için hane başına 10 bin lira nakdi destek ödemesi yapılmaktadır. Herhangi bir başvuru gerektirmeyen ödemeler, Ziraat Bankası şubelerinden gerçekleşmektedir.

Ödemesi bankaya yatırılan vatandaşlarımıza SMS gönderilmekte ayrıca ödeme durumu e-Devlet “hane başı destek ödeme sonucu sorgulama” sayfasından öğrenilebilmektedir.

2- Hasarlı evler için taşınma yardımı yapılacak mı?

Konutları yıkık/acil yıkılacak/ağır veya orta hasarlı olarak tespit edilen afetzedelere 15 bin lira taşınma yardımı yapılacaktır. Başvurular e-Devlet “afetzede barınma desteği” sayfası üzerinden yapılmaktadır.

3- Hasarlı evler için kira yardımı yapılacak mı?

İkamet ettikleri konutları yıkık/acil yıkılacak ağır veya orta hasarlı olarak tespit edilen ev sahiplerine aylık 5 bin lira, kiracılara ise aylık 2 bin lira barınma yardımı yapılacaktır. 12 ay boyunca verilecek yardımlar için başvurular e-Devlet “afetzede barınma desteği” sayfası üzerinden yapılmaktadır.

Not: Konutları hasarlı olup konteyner talep eden vatandaşlarımız taşınma yardımı alabilecek ancak kira yardımından yararlanamayacaktır.

4- Depremde hayatını kaybedenlerin yakınlarına nakdi yardım yapılacak mı?

Depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımızın aile yakınlarına 100 bin lira nakdi yardım yapılacaktır. Vatandaşlarımızın başvuruları il valiliklerince alınacaktır.

5- İkamet adresimin başka yerde olması durumunda destek ödemesi alabilir miyim?

Hasar gören konutta oturduğu kimlik paylaşım sistemi veya ikametgah doğrulamasıyla tespit edilen afetzedelere barınma desteği sağlanmaktadır.

6- Barınma desteği yardımının tamamı afetzedelere hemen verilmekte midir?

İkamet adreslerinin bulunduğu il valiliğince yapılacak incelemeler sonrasında sırasıyla taşınma ve kira yardımı yapılacaktır.

7- Sahip olunan birden fazla konutun her biri için barınma desteği ödemesi yapılabilir mi?

Afetzedenin sadece fiilen ikamet ettiği ve hasarlı olduğu tespit edilen konutu için barınma desteği yapılmaktadır.

Paylaşın

Depremlerdeki Yıkımlarla İlgili Tutuklu Sayısı 133’e Yükseldi

11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerde yıkılan veya imara aykırı değişiklik bulunan binalarla ilgili sorumlulukları tespit edilen 133 şüphelinin tutuklandığı bildirildi.

Anadolu Ajansı (AA), Gaziantep’te depremde yıkılan Emre Apartmanı’nın müteahhitleri Ali Emre ile Ahmet Yıldız’ın tutuklandığını duyurdu. Böylece ajansa göre binalarla ilgili olarak tutuklanan kişi sayısı 133’e çıktı. Ajans, daha önce 131 kişinin tutuklandığı bildirilmişti.

Ajansın daha önce yayınladığı haberde depremlerde yaşanan ağır can kayıpları sonrası farklı illerde başlatılan soruşturmalarda 430 şüphelinin sorumluluklarının belirlendiği duyurulmuştu.

Gözaltına alınan şüphelilerden 131’i tutuklanırken 127’si hakkında adli kontrol tedbirleri uygulanması kararlaştırılmıştı. 54 şüpheli de ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştı.

Haberde tutuklananlardan kaçının binaların müteahhidi olduğu ya da aralarında kamu görevlileri olup olmadığı gibi ayrıntılara yer verilmemişti.

Başsavcılıkların talimatıyla halen 17 kişi gözaltında bulunurken, şüphelilerden 11’inin hayatta olmadığı, beşinin yurt dışında olduğu tespit edilmişti.

EGM, sosyal medya paylaşımları nedeniyle 24 kişinin tutuklandığını açıkladı

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), sosyal medya platformlarında depreme ilişkin paylaşımlarda bulunan 129 kişinin gözaltına alındığını, 24’ünün tutuklandığını açıkladı.

EGM, bu kişilerin halkın üzerinde “korku ve panik yaratmak amacıyla provokatif paylaşımlarda bulunduğunu” kaydetti.

EGM’nin internet sitesinden yapılan yazılı açıklamada, bu tür paylaşımlarda bulunan 775 hesap yöneticisinin tespit edildiği ve 441’i hakkında adli işlem başlatıldığı belirtildi.

Açıklamada, 76 adet oltalama (phishing) dolandırıcılığına yönelik hazırlanan internet sitesinin kapatılması sağlandığı, resmi kurumları taklit ederek halktan para talep eden 15 sosyal medya platformu hesabı ile ilgili işlem yapıldığı, ayrıca deprem yardımı talep ederek para yatırılması talep edilen 6 kripto varlık cüzdan adresinin dondurulmasının sağlandığı belirtildi.

Can kaybı 40 bin 689

AFAD’in yaptığı son açıklamaya göre depremlerde hayatını kaybedenlerin sayısı 40 bin 689’a yükseldi.

Depreme ilişkin son bilgileri paylaşan AFAD Başkanı Yunus Sezer, Kahramanmaraş ve Hatay dışında arama kurtarma çalışmalarının tamamlandığını söyledi.

Deprem bölgesinden diğer illere tahliye işlemleri devam ettiğini belirten Sezer, “430 binin üzerinde tahliye bizim tarafımızdan yapıldı. 313 bin 723 kişiyi kamu misafirhanelerinde ve otellerde misafir ediyoruz” dedi.

Paylaşın

Deprem Bölgeleri İçin “Kimyasal Maddeler” Uyarısı

11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerde yıkılan binalar için “kimyasal madde” uyarısı yapıldı: Halk sağlığını tehdit ediyor.

Yıkılan binalardan başta asbest olmak üzere birçok tehlikeli kimyasal açığa çıkarken, binaların yıkılmasıyla ortaya çıkan hafriyat ise herhangi bir düzenleme yapılmadan gelişi güzel alanlara dökülüyor.

Birgün’den Gökay Başcan’a konuşan Kimyager ve Asbest Söküm Uzmanı Kenan Yıldız, “Binalarda kullanılan asbest ve diğer tehlikeli kimyasallar akciğer kanseri başta olmak üzere birçok hastalık riskini barındırıyor. Korunmalı ve önlem almalıyız” dedi. Yıldız, hafriyat dökümüne ve bölgedeki insanların maske kullanımına dikkat çekti.

Uzmanların tehlikeli kimyasal olarak adlandırdığı asbest, ülkede 2013 yılından önce yapılan binaların; çatı kaplama malzemelerinde, su giderlerinde ve marley olarak adlandırılan yer döşemesinde kullanıldı. Maraş merkezli peş peşe yaşanan depremde binlerce bina yıkıldı, binlercesi ise ağır hasar aldı. Bölgede arama kurtarma, enkaz çalışmaları sürerken tehlikeli kimyasallar gündeme geldi.

Bölgedeki risklere dikkat çeken-Asbest Döküm Uzmanı Yıldız, “Deprem bölgesinde yıkılan evlerin kaç tanesi 2013’ten önce yapıldığına ilişkin bir verimiz yok ancak kırsal kesimde bulunan kerpiç evler de büyük risk barındırıyor. 2013 öncesi yapılan binaların ve bu kerpiç evlerin boya ve sıvasında asbest kullanıldı. İstanbul’la kıyaslamak gerekirse, megakentte yapılan her 3 gecekondunun 1’inde asbest kullanılmış” ifadelerini kullandı.

Asbest akciğer kanseri ve birçok hastalığa sebep olduğunu aktaran Yıldız, “Solunum yoluyla vücuda giren asbest, bölgedeki tüm canlıları tehdit ediyor. Akciğer zarı kanseri başta olmak üzere birçok hastalığa sebebiyet veriyor. Asbestten korunmanın tek yolu solunum yoluna girmesini engellemek.

İlk olarak kaynağında tozumayı engellememiz lazım. Sulayarak enkazı kaldırmak gerekiyor. Ayrıca mümkünse bölgede bulunan herkes FFP3 dediğimiz maskelerden kullanılması gerekiyor. Hepimizin bildiği üzere bölgede birçok bölgeye ulaşmak nümkün olmadığı için insanlar tam korumasa da ağızlarını cerrahi maske ve fular gibi malzemelerle kapatmalılar” ifadelerini kullandı.

Asbest yaratacağı sağlık problemlerinin sanıldığının aksine kısa vadede ortaya çıkabileceğine belirten Yıldız, “Akciğer kanseri gibi hastalıklar uzun vadede karşımıza çıksa da kısa vadede birçok hastalık riskini barındırıyor” dedi.

“Atıklar ayrıştırılmalı ve gerekli önemler alınmalı”

Asbestin yanı sıra kurşun ve PCB tehlikesine dikkat çeken Yıldız, enkazdan çıkan molozların gelişi güzel bırakılmaması konusunda uyardı:

“Ülkede kurşun kullanımına ilişkin bir kısıtlama getirilmediği için ‘boya yapılan’ her binada kurşun tehlikesi var desek yanlış olmaz. Kurşun ne yazık ki bitki örtüsüne ve su kaynaklarına karışmasıyla birlikte besin zinciri yoluyla soframız kadar geliyor.

Enkaz altında kalan buzdolabı, çamaşır makinesi, klima, televizyon gibi elektronik ürünler de içerisinde tehlikeli atık barındırıyor. PCB dediğimiz bu atıklara tozuma, suya ve toprağa karışması nedeniyle uzun yıllar maruz kalınabilir. Bir diğer tehlike ise buzdolabının içerisindeki bozulmuş gıdalar.

O gıdaların bozulmasından kaynaklanan organik kirlilik, tedbir alınmadığı taktirde birçok salgın hastalığa neden olabilir. Acilen atıklar ayrıştırılmalı ve gerekli önemler alınmalı. Ülkemiz deprem bölgesi, ne ilk ne de sonra deprem olacak. Bugün o bölgelerde tehlike atıf bertaraf eden tesisler olsaydı bu sorunları konuşuyor olmayacaktık.”

Uluslararası Çalışma Örgütü uyardı

Uluslararası Çalışma Örgütü Türkiye Ofisi tarafından yapılan açıklamada enkaz kaldırma ve bina yıkım çalışmalarında asbest riskine dikkat çekti. Açıklamada, şöyle denildi:

“Deprem sonrası enkaz kaldırma ve bina yıkım işlemleri sırasında asbest ve diğer tehlikeli tozların yayılması riski vardır. İş sağlığı ve güvenliği konularına özen göstermek, özellikle bu tür tehlikeli maddelerle çalışırken çok önemlidir.

Asbest ve diğer tehlikeli maddelerle çalışmak, özel eğitim gerektirir. Yıkım ve enkaz kaldırma işlemlerinin düzenli olarak denetlenmesi önemlidir. İş sağlığı ve güvenliği yalnızca işçilerin güvende kalması için değil, toplum sağlığı ve çevre koruması açısından da son derece önemlidir.”

Paylaşın