Deprem Bölgesi İçin 10 Maddelik Yeniden İnşa Planı

Kahramanmaraş, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Adana, Adıyaman, Osmaniye, Hatay, Kilis, Malatya ve Elazığ’ı içeren deprem bölgesinin yeniden inşasıyla ilgili 10 maddelik bir plan açıklandı.

Haber Merkezi / Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, deprem bölgesinden yeniden inşa sürecine ilişkin 10 maddelik bir plan açıkladı.

Bakan Kurum, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Afet risk durumu, zemin kalitesi çalışmalarıyla sosyolojik, demografik, kültürel yapıyı koruyarak, il yöneticileri, STK, akademisyenlerle istişare ederek, vatandaşımızı mağdur etmeden yeni yerleşim yerlerimizi belirliyoruz. İhya ve inşa sürecinde yol haritamız netleşiyor.” dedi.

Kurum’un paylaşımında sıralanan 10 madde şöyle:

– Yerleşime açılacak alanlarda tüm afet risklerinin tespiti yapılacak. Morfolojik, jeolojik, jeofizik, jeoteknik, hidrojeolojik, sismotektonik arazi kullanımı incelenecek.

– Zeminin depreme dayanıklılığını ortaya koyan mikro-bölgeleme ve jeolojik etüt çalışmaları devam edecek.

– Eski yerleşim alanlarının zemin incelemelerine göre, imar kısıtlaması, bina yoğunluğunda azaltım dahil seçenekler değerlendirilecek.

– Sağlam zemin için sıvılaşmanın olmayacağı yerler belirlenecek.

– Fay hatlarına mesafe hesaplanacak.

– Dirençli şehirler için ‘ovadan dağlara doğru yerleşim modeli’ üzerinde durulacak.

– Radye temel tünel kalıp sistemi tüm yapılarda uygulanacak.

– Şehrin kültürüne, sanatına, doğal ve tarihi dokusuna, sosyolojisine, demografik yapısına uygun şekilde tasarlanacak.

– İki ay içerisinde TOKİ eliyle 200 bin konutun inşasına başlanacak. Konutların hiçbiri zemin artı 3-4 katı geçmeyecek.

– Sürecin her aşamasında üniversiteler, bilim insanları, mühendis, mimar, şehir planlamacıları olacak.

AFAD açıkladı: Can kaybı 42 bin 310’a yükseldi

İçişleri Bakanlığı’na bağlı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerde, 42 bin 310 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Kahramanmaraş, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Adana, Adıyaman, Osmaniye, Hatay, Kilis, Malatya ve Elazığ’dan toplam 448 bin 18 vatandaşın tahliye edildiği bildirildi.

Bölgede AFAD, PAK, JAK, JÖAK, DİSAK, Sahil Güvenlik, DAK, Güven, İtfaiye, Tahlisiye, MEB, STK’lar ve uluslararası arama kurtarma personelinden oluşan toplam 14 bin 740 personelin görevini sürdürdüğü kaydedildi.

Ayrıca afet bölgesinde toplam 13 bin 700 aracın kullanıldığı belirtildi.

Açıklamada bölgede 301 bin 289 çadır ile 6 bin 375 konteynerin kurulumunun yapıldığı, toplamda 3 milyon 354 bin 316 battaniyenin sevk edildiği, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 78 bin 500 kişiye ayrıca geçici barınma hizmeti sağlandığı söylendi.

Bölgede toplam 375 mobil mutfak, 86 ikram aracı, 40 mobil fırın ve 361 hizmet aracının görev yaptığı, 55 milyon 785 bin 367 sıcak yemek, 9 milyon 487 bin 845 çorba, 13 milyon 465 bin 878 kumanya ve paketli gıda, 27 milyon 59 bin 350 su, 60 milyon 377 bin 166 ekmek, 3 milyon 189 bin 954 içecek dağıtımı yapıldığı belirtildi.

Ayrıca deprem bölgesinde 497 bin 93, deprem bölgesi dışında 201 bin 151 olmak üzere toplam 698 bin 244 kişiye psikososyal destek verildiği de bildirildi.

AFAD Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürü Orhan Tatar bugün yaptığı açıklamada, Kahramanmaraş ve Hatay merkezli depremlerin ardından 41’i 5-6 arası, 450’si 4-5 arası büyüklükte 7 bin 242 artçı deprem yaşandığını söylemişti.

Paylaşın

Erdoğan: Kentsel Dönüşümü Muhakkak Yapmamız Lazım

Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi’nde açıklama yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, deprem sonrası toplu konut inşası ve kentsel dönüşüm için, “Her iki konuda da daha kararlı davranacağız. Gerekirse tüm yasal altyapıyı oluşturacak ve ona göre adımlarımızı atacağız. Şehirlerimizin tarihi, kültürel ve sosyolojik dokusunu koruyarak hepsini ayağa kaldıracağız” dedi.

Haber Merkezi / Erdoğan, depremlerden etkilenen illerde 70 bin köy evini yaparak hak sahiplerine teslim edeceklerini açıkladı Buna göre Osmaniye’de 1361, Adana’da 701, Adıyaman’da 8 bin 21, Diyarbakır’da 2 bin 927, Elazığ’da 386, Hatay’da 14 bin 141, Kahramanmaraş’ta 12 bin135, Kilis’te 1002, Malatya’da 17 bin 990, Şanlıurfa’da 2 bin 54, Gaziantep’te 9 bin 130 köy evi inşa edilecek.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile birlikte Osmaniye’de depremlerden etkilenen bölgeleri ziyaret etti. İncelemelerinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, Osmaniye Afet Koordinasyon Merkezi’nde açıklamalarda bulundu.

Osmaniyeli vatandaşlar ile tüm depremzedelere geçmiş olsun dileklerini ileterek konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hatay merkezli 6,4 ve 5,8 gücündeki iki depreme dün Kahramanmaraş’ta yakalandıklarını ifade ederek bu depremde de maalesef can kayıpları ve yaralılar olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 6 Şubat’tan bu yana ardı ardına yaşanan depremler nedeniyle yüreklerine düşen ateşi anlatmakta kelimelerin yetersiz kaldığını belirtti.

Enkaz kaldırma çalışmalarında sona geldikçe acı ile kayıpların da sayısının da arttığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Son tespitlerimize göre deprem bölgesinde hayatını kaybedenlerin sayısı 41 bini geçerken 115 bin insanımız da yaralı olarak kurtarıldı. Osmaniye’de bin 30 vatandaşımız defnedilirken 2 bin 606 vatandaşımız yaralandı. Depremde vefat eden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar niyaz ediyorum. Bilim insanları, 6 Şubat Pazartesi günü maruz kaldığımız deprem felaketini dünyada, karada meydana gelen en şiddetli deprem olarak tarif ediyorlar.

Depremin 3. günü ve sonrasında bölge illerimize yaptığımız ziyaretlerimizde yıkımın şiddetini bizzat yerinde görme imkânı bulmuştuk. Dün Hatay ve Kahramanmaraş’ı tekrar ziyaret ettik. Her ne kadar birileri önemsizleştirmek istese de sadece ülkemizin değil, insanlık tarihinin en büyük tabii afetlerinden biriyle karşı karşıya olduğumuz bir gerçektir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şartlarının zorluğuna bakmadan, devlet ve millet olarak yaraları sarmaya, hayata çok daha sıkı bir şekilde yeniden tutunmaya çalıştıklarını ifade etti.

Gerek depremin etkilediği bölgenin genişliği gerekse çetin kış koşulları ilk etapta çalışmaları zorlaştırmış olsa da deprem anından itibaren tüm imkânları şehirler için seferber ettiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

“Afet bölgesinin tamamına ekskavatör, çekici, vinç, dozer, kamyon, arazöz, greyder, vidanjör gibi toplam 13 bine yakın iş makinesi sevk ettik. Her ne kadar ana muhalefetin başındaki ve yanındakiler ‘devlet yok, iktidar yok’ diyorlarsa da bunların gören gözü kör, duyan kulağı sağır, kalpleri mühürlenmiş. İlk günden itibaren, devlet, polisiyle, askeriyle, jandarmasıyla, tüm güvenlik güçleriyle 11 ilimizde yerini almıştır.

Arama kurtarmadan destek, yardım, güvenliğe kadar tüm hizmetler için 271 bin görevlimizle vatandaşlarımızın imdadına koştuk. Yardımların ulaştırılması, yaralılarımızın sevki, vatandaşlarımızın tahliyesi ve asayiş hizmetlerinin temini için elimizdeki tüm imkânları kullandık. Bu süreçte farklı kurumlarımıza ait 38 gemi, 77, uçak, 120 helikopter, 45 insansız hava aracından bilfiil istifade ettik.”

“Böyle vicdansızlık olur mu?”

Depremzedelerin yeme içmeye ihtiyaçlarının giderilmesi amacıyla gereken tedbirleri aldıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ama terbiyesiz, terbiyesizliğini bırakmaz. İşte çıkmış bir tanesi ‘Kızılay nerede? Ne çadırını, ne yemeğini gördük.’ diyor. Be ahlaksız, namussuz, adi. Günde yaklaşık 2,5 milyona bu Kızılay yemeğini ulaştırıyor. Böyle vicdansızlık olur mu? Yani, bir ülkede kendi kurum ve kuruluşuna bu denli ahlaksızca yaklaşmak, yenilir yutulur bir şey değildir” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, enkaz kaldırma ve hasar tespit çalışmaları yürütülürken geçici barınma merkezlerinin hızla devreye alındığını vurguladı. Bir taraftan çadırların ve bir taraftan konteynerlerin yerleştirilmesine devam edildiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bölgeye sevk edilen 300 bin çadırın kurulumu ile toplam 3 milyon 265 bin battaniyenin, 310 bin ısıtıcının dağıtımı gerçekleştirildi. Kulaklarınız duyuyor mu acaba? İnanın bunların kulakları var ama duymaz, gözleri var ama görmez. Çünkü bunlar kördür, sağırdır. Hâlihazırda 865 bin vatandaşımız çadırda. 23 bin 500 vatandaşımız konteynerlerde. İşte burada şimdi önünden geçtik.

Konteynerlerimiz yerleştiriliyor ve kısa zamanda inşallah bunlar yerleşecek ve çadırlardaki vatandaşlarımızın belli bir kısmı buralara yerleşmiş olacak. 376 bin vatandaşımız ise Millî Eğitim Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığımıza bağlı yurtlarda ikamet ediyor. Diğer illere gitmek isteyen vatandaşlarımıza yardımcı oluyoruz. Osmaniye’de 14 bin 450 personelle arama kurtarma, yardım ve destek çalışmalarını yürüttük.

Şehrimizde 132 arama kurtarma aracı, 74 ambulans, 408 iş makinesi görev yaptı, hâlâ yapıyor. Osmaniye’den 4 bin 500 vatandaşımızı başka illere tahliye ettik. Şehrimizdeki 27 bine yakın vatandaşımızı çadır kentlerde, 19 bini aşkın vatandaşımızı da Millî Eğitim Bakanlığımıza bağlı binalarla, yurtlarda barındırıyoruz. Hâlen alt yapı çalışmaları süren konteyner kentimiz de yakında hizmete girecek.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sıcak yemekten kumanya ve gıda paketi dağıtımına kadar tüm ihtiyaçların karşılandığını dile getirdi.

Çiftçilerin tarım ve hayvancılık faaliyetlerini yürütebilmeleri için kendilerine her türlü desteği verdiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kalıcı konutların inşasıyla ilgili adımları atmaya başladık. Daha önce de söyledim. Bize 1 yıl müsaade edeceksiniz. Bir yıl içerisinde bu kalıcı konutları Allah’ın izniyle yetiştireceğiz ve vatandaşlarımızı da bu konutlara yerleştireceğiz” dedi.

Depremden etkilenen 11 ile gönderilen binlerce uzman personelin, hasar tespit çalışmalarını tamamlamak üzere olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdiye kadar deprem bölgesindeki illerimizde 4 milyon 223 bin bağımsız bölümden oluşan 1 milyon 123 bin binanın incelemesi yapıldı. Bunlardan 139 bin binadaki 458 bin bağımsız bölümün ‘yıkık, acil yıkılacak ve ağır hasarlı’ olduğu tespit edildi” ifadesini kullandı.

Osmaniye’de de 5 bin 175 binadaki 14 bin 724 bağımsız bölümün “yıkık, acil yıkılacak ve ağır hasarlı” olduğunun görüldüğünü aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Osmaniyelilerin tüm bu raporlara, e-Devlet üzerinden kimlik numaralarıyla ulaşabileceğini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ağırına, hafifine bakmadan şehirleri bütünüyle yeniden inşa edecek bir yaklaşımla hareket ettiklerini vurgulayarak, dün Hatay’da mart ayında temelini atarak işe başlayacakları ilk 200 bin konutun müjdesini verdiklerini hatırlattı.

Osmaniye’de de 9 bin 550 konutla işe başlayacaklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ayrıca ilimizin elektrik, su, doğal gaz hatları gözden geçirilmiş, kontrollü bir şekilde altyapı hizmetleri verilmeye başlanmıştır. Yollarımızın tamamı da ulaşıma açıktır” bilgisini paylaştı.

“Bugün bir müjde de köylerde yaşayan vatandaşlarımıza vermek istiyorum. Tıpkı şehir merkezlerimiz gibi köylerimizi de bir yıl içinde ayağa kaldırmayı hedefliyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bu kapsamda ilk etapta Osmaniye’de bin 361, Adana’da 701, Adıyaman’da 8 bin 21, Diyarbakır’da 2 bin 927, Elazığ’da 386, Hatay’da 14 bin 141, Kahramanmaraş’ta 12 bin 135, Kilis’te bin 2, Malatya’da 17 bin 990, Şanlıurfa’da 2 bin 54, Gaziantep’te 9 bin 130 olmak üzere, toplamda 70 bin köy evimizi, ahırıyla, bahçesiyle, parkıyla, kendi özgün mimarisine uygun şekilde yaparak, hak sahiplerine teslim edeceğiz.

Böylece sadece mart ayında 200 bini konut ve 70 bini köy evi olmak üzere, toplam 270 bin vatandaşımızı, ailesiyle birlikte ev sahibi yapmak için ‘Bismillah’ demiş olacağız. İlerleyen günlerde, diğer konutlarımızla ilgili müjdeleri, milletimizle paylaşmayı sürdüreceğiz”

“Kentsel dönüşümü muhakkak yapmamız lazım”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, depremle ilgili detaylı bir muhasebeyi, gerek siyaset kurumu, gerek bilim insanları, gerekse milletin gelecek günlerde yapacağına işaret ederek, “Yaşadığımız afetten, 85 milyon olarak hepimizin çıkarması gereken dersler olduğu açıktır. Geçmişteki tecrübelerin ışığında eksiklerimizi gidermemiz, güçlü yanlarımızı tahkim etmemiz büyük önem arz ediyor” diye konuştu.

Bu süreçte, özellikle 17 Ağustos Marmara depremi sonrasında atılan adımların ne kadar doğru ve isabetli olduğunun tecrübe edildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kentsel dönüşüm projeleriyle… İşte, Adana’da bir tanesi çıkmış, ‘Kentsel dönüşüme biz karşıyız’ diyor. Kim bu? CHP’den bir belediye başkanı. Ben, belediye başkanlığı yaptım. İstanbul’da kentsel dönüşüm denilen olay, olmazsa olmazdır. İşte onun bedellerini ödüyoruz.

Ben diyorum ki vatandaşlarıma, ne olur bize yeni yeni bedeller ödetmeyin. Bu kentsel dönüşümü muhakkak yapmamız lazım. Bunu gerçekleştirmemiz lazım ki yataklarımızda huzurlu bir şekilde uyuyabilelim. Bütün ailelerimiz, çocuklarımız huzurlu bir şekilde uyuyabilsin. Kentsel dönüşüm projeleriyle, TOKİ vasıtasıyla yürütülen toplu konut hamlelerinin önemini bir kez daha idrak ettik.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hamdolsun, depreminin etkilediği bölgelerde tek bir TOKİ binası dahi yıkılmadı. Ülkemizin dört bir yanındaki milyonlarca vatandaşımız, TOKİ’nin inşa ettiği konutlarda artık kendilerini daha güvende hissediyor. Aynı şekilde, çeşitli engelleme girişimlerine rağmen kentsel dönüşümünü gerçekleştirdiğimiz binalarda yaşayan insanlarımız, bizlere dua ediyor.

Bundan sonraki süreçte her iki konuda da daha kararlı davranacağız. Gerekirse tüm yasal altyapıyı oluşturacak ve ona göre de adımlarımızı atacağız. Şimdi bu başarıyı, deprem bölgesinden başlayarak tüm ülkemize teşmil etmeyi hedefliyoruz. Şehirlerimizin tarihî, kültürel ve sosyolojik dokusunu koruyarak inşallah kısa sürede hepsini yeniden ayağa kaldıracağız” dedi.

“Millet arasına fitne sokmaya çalışanlara lütfen prim vermeyin”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, söz verdikleri gibi deprem bölgesindeki vatandaşlara konutlarını bir yıl içerisinde teslim etmeye başlayacaklarını dile getirdi.

Yatay mimari prensibi çerçevesinde, konutların hiçbirinin zemin artı 3 veya 4 katı geçmeyeceğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Köylerimizdeki ihya çalışmalarını da eviyle, ahırıyla, bahçesiyle, parkıyla kendi özgün mimarisine göre gerçekleştireceğiz. Vatandaşlarımdan, bizlere bir yıl müsaade etmelerini istirham ediyorum. Kayıplarımızı geri getiremesek de devletimiz yıkılanın yerine daha iyisini, daha güzelini, daha dayanıklısını yapmaya muktedirdir. Osmaniyeli kardeşlerime çağrım şudur, devlet ile millet arasına fitne sokmaya çalışanlara lütfen prim vermeyin.

Depremi bahane ederek açıkça Türkiye düşmanlığı yapanlara asla kulak asmayın. Yasımıza, acımıza, toprak altında yatan canlarımıza hürmeti olmayan fırsatçıların, sizi karamsarlığa sürüklemesine lütfen müsaade etmeyin. Nasıl daha önceki depremlerde, sellerde, yangınlarda hiçbir insanımızı aç, açıkta bırakmadıysak, devletimiz, depremzedelerimizin de yanındadır.

Yaşanan can kayıplarında ihmali, kusuru veya kastı olanlar varsa bunların hesabını hukuk önünde sormak da boynumuzun borcudur. Bu konuda kimsenin gözünün yaşına bakmayacağız. Osmaniyeli kardeşlerimden müsterih olmalarını, gönüllerini ferah tutmalarını, devletlerine güvenmeye devam etmelerini bekliyorum. Rabb’im yar ve yardımcımız olsun. Rabb’im, ülkemizi ve milletimizi muhafaza buyursun diye dua ediyorum.”

Osmaniye’ye geçmiş olsun dileklerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, hayatını kaybedenler için “Fatiha” okudu. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de felaketin izlerini ortadan kaldırmak, yeni bir hayatı tekrar inşa etmek amacıyla gayret gösterildiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, deprem bölgesindeki illere ikinci defa geldiğini ve yerinde incelemelerde bulunduğunu anımsatan MHP Genel Başkanı Bahçeli, “Bugün de Osmaniye’de ikinci kez bulunuyor. Sayın Cumhurbaşkanımıza ve yönetimdeki tüm arkadaşlarımıza gayretlerinden dolayı şükranlarımı sunuyorum. Şehitlerimizi rahmetle anıyorum, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum” sözlerini sarf etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra Afet Koordinasyon Merkezi’nde, kentte yapılan çalışmalar ve son duruma ilişkin yetkililerden bilgi aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Bahçeli, Osmaniye’de depremzedeler için kurulan çadır kentte de incelemelerde bulundu.

Paylaşın

MHP Lideri Bahçeli’den Seçim Tarihi Mesajı

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan MHP Lideri Bahçeli, “Yere batsın sizin siyasetiniz. Böyle ucuz ve meczup siyasete nasıl saparsınız? Rahat olun, biraz sabredin Türk milleti sizin boyun ölçünüzü yakında sandığa gömerek ilan edecektir. Ne sandıktan kaçarız ne de demokrasiyi yok sayarız. Zillet ittifakı paranoyaktır” dedi.

Haber Merkezi / MHP Lideri Bahçeli, “Böylesi afet dönemlerinde heyecan, hüzün ve duygusal taşkınlık akıl ve şuurun önündedir. Hayata tutunma gayreti ve insanları kurtarma çabası olağanüstü bir haldir. İnsan olanın ruhu, canı, acısı, vicdanı vardır. Yalan haber yayan, dedikodu çıkaran siyasi yamyamlığa heves eden kim varsa insanlığı kuşkuludur. Bunlara insan demek, insan olana saygısızlıktır” ifadelerini kullandı.

Bahçeli, “Milli felaketlerde ortak aidiyet paydasında uzlaşamayanlar, insani değerlere yabancılaşan mihraklardır. Türkiye devasa bir musibetin tesirindedir. Türkiye’miz doğal afetlerin risklerine her zaman açıktır. Deprem bilimciler tarafından Kahramanmaraş depremi dünya üzerinde karada meydana gelen en büyük depremlerden birisi olarak tanımlanmıştır” dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’de partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Bahçeli’nin açıklamaları şöyle:

Depremden menfaate devşirmek isteyenler hata yapar. Milli felaketlerde ortak aidiyet ve hassasiyet paydasında uzlaşamayanlar insani değerlere her yönüyle yabancılaşan mihraklardır.

Fırsatçılığın karanlığından istifade ede etiketleri arttıranlar, kiraları artıranlar, kasasını doldurmak için hareket edenler bu milletin bir ferdi olamayacağı gibi şerefli de sayılamazlar. Depremden Menfaat devşirmenin arayışında olanlar ahlaksızlığın markalarıdır. Bunları tek tek not aldığımız da bilinmelidir.

Tektonik mirası, jeolojik müktesebatı, meteorolojik özellikleri ile Türkiyemiz doğal afetlerin risk ve tehlikelerine her zaman açıktır.

Depremi fırsata çevirenler, kasasını dolduranlar, bu milletin ferdi olamayacağı gibi şerefli de sayılamazlar. Depremler ve afetler bundan sonra da yaşanacaktır.

İstanbul için dillendirilen felaket senaryolarının bütün ihtimallerini değerlendirip muhtemel depremlere hazırlıklı olmalıyız.

Depreme ve ilgili yönetmeliklere uygun, dayanıklı binalar yapmaktan başka seçenek yoktur. Hiç kimsenin gözünün yaşına bakılmamalıdır. Kaybedecek zamanımız yoktur. Cumhur İttifakı olarak biz bu ağır yükü kaldırırız. Bedeli ne olursa olsun Türkiye’mize sahip çıkarız.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 2021 yılında açıklanan yeni kentsel dönüşüm vizyonuna göre 6.7 milyon riskli yapı tespit edilmiştir. Acilen eyleme geçmek lazımdır. Her yıl 300 bin binanın dönüştürülmesi planlanmıştır. Doğal afetler bundan sonra da kaçınılmaz şekilde yaşanacaktır. Etkin bir denetim mekanizması ile hiç kimsenin gözünün yaşına bakılmamalıdır.”

Yapı stokunun yüzde 70’nin 1999 öncesi yapıldığı dikkate alındığında bir an önce harekete geçilmelidir. Muhtemel depremlere hazır olmalıyız. Kaybedecek zamanımız yoktur.

Devlet her şeye hakimdir. İftiralar ise beyhudedir. Acımız büyüktür.

Dayanışma olmadan geleceği kucaklamak mümkün değildir. Şehirlerimizi yeniden inşa edecek gücümüz vardır. Hükümet verimli ve etkin bir yöntemle yaraları sarıyor.

Türkiye’nin yıkımını bel bağlayan çürük çarık zihniyetlerin maalesef gözünü siyasi ikbal hırsı bürümüştür. İktidarın kaybetmesi uğruna vatanın ve milletin kaybetmesine oynayanlarla nasıl bir arada yaşayacağız.

Kahramanmaraş depreminin enine boyuna tüm boyutlarıyla konuşulacağı günler elbet gelecek. Sorumlulardan adalet önünde hesap sorulacaktır. Yıkılan binalarla ilişkili olan ahlaksız müteahhitlerin kapsamına alan o soruşturma süreci de işlemektedir.

Seçim tartışmaları

Ayrıca bir insanımız dahi enkaz altındayken haksız ve hayasız siyasi eleştiri yapmak, seçim tarihi ile spekülasyon üretmek vebaldir. Bu vebal zillet ittifakını teşkil eden her partinin hissesine eşit olarak düşmüştür.

Arama kurtarma faaliyetleri devam ederken devleti ve hükümeti sistematik şekilde suçlamak terbiyesizliktir. Siyasi hesap yapıyor olmak insafsızlıktır.

Diyorlar ki Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi yüzünden acılar artmış. Afet iyi yönetilememiş. Diyorlar ki yardım faaliyetlerinin doğru koordine edilemediğinden felaketin boyutları vahim seviyeye ulaşmış. Ülkemizin en acil ihtiyacının yeni ve etkin bir iktidar olduğunu kaydetmişler.

Sizde hiç mi Allah korkusu kalmadı? Yere batsın sizin siyasetiniz. Böyle bir ucuz ve meczup siyasete nasıl saparsınız? Rahat olun, biraz sabredin, Türk Milleti sizin boyun ölçünüzü yakında sandığa gömerek ilan edecektir. Ne sandıktan kaçarız ne demokrasiyi yok sayarız. Acılarımızın ortasında seçim polemiği yapan zillet ittifakı paranoyaktır. Askerler nerede dediler, kahramanlar her yerdeydi.

Karamsarlık aşılayıp kriz ikmali yapan bu kimliksizler koordinasyondan ne anladıklarını, nereye varmak istediklerinin mertçe açıklayacak yürekliliğe sahipler midir?”

Paylaşın

Deprem Soruşturmaları; Kamu Görevlilerine Dokunulacak Mı?

11 ilde büyük yıkıma ve son resmi verilere göre 40 binin üzerinde can kaybına neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerin ardından yanıtı aranan en önemli sorulardan biri, ihmali bulunan kamu görevlileri hakkında yasal işlem başlatılıp başlatılmadığı oldu.

Yıkılan binaların yapım sürecinde ihmali bulunan kamu görevlileriyle ilgili henüz resmi bir soruşturma başlatıldığına yönelik kamuoyuna yansıyan bir açıklama yapılmadı.

Adıyaman Baro Başkanı Bilal Doğan, kentte henüz kamu görevlileri yönünden soruşturma yürütülmediğini belirtti. Bu konuda başsavcılık yetkilileri ile görüştüğünü belirten Doğan, “İlk etapta müteahhitler ile ilgili şuan soruşturma yapılıyor. Kamu görevliler ile ilgili aşamaya sonra geçileceğini bize söylediler. Bunun yapılmamasının eksiklik olduğunu belirtti. Yıkılan binalara ruhsat veren kamu ayağı da soruşturulmalı” dedi.

Benzer durum Kahramanmaraş’ta da yaşanıyor. Kahramanmaraş Baro Başkanı Muhammed Burak Gül, soruşturmaların şimdilik müteahhit odaklı gittiğini belirtirken “Savcılıklar şu an resmi belge topluyor. Bir sonraki aşamada kamu görevlilerine geçileceğini düşünüyorum” dedi.

Kahramanmaraş merkezli depremde yıkılan binaların yapımında ihmali bulunan müteahhitlerin de arasında bulunduğu çok sayıda kişi tutuklanırken gözler bu yapılara izin veren kamu görevlilerine çevrildi.

DW Türkçe’den Alican Uludağ’ın ulaştığı bilgilere göre henüz resen kamu görevlileri hakkında bir soruşturma başlatılmadı. Savcılıkların delil toplama işlemleri devam ederken müteahhitlerin ardından soruşturmaların kamu görevlilerine uzanacağı tahmin ediliyor.

Kahramanmaraş merkezli 10 ili vuran depremde 41 binin üzerinde kişi hayatını kaydetti. Deprem nedeniyle 118 bin binada 412 bin bağımsız bölümün yıkık, acil yıkılacak ve ağır hasarlı olduğu tespit edildi.

Şimdiye kadar kimler tutuklandı? 

Kahramanmaraş merkezli depremlerde yıkılan binalara ilişkin yürütülen soruşturmalar kapsamında şu ana kadar 430 şüphelinin sorumluluğu belirlendi. Başsavcılıkların talimatıyla gözaltına alınan 131 şüpheli tutuklandı, 127 şüpheli hakkında ise adli kontrol kararı verildi. Adresinde bulunamayan 28 zanlı hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Bu şüphelilerin tamamını binaların müteahhitleri ve yapı denetim şirketi yetkilileri oluşturdu.

Kahramanmaraş’ta onlarca kişiye mezar olan Ebrar Sitesi’nin müteahhidi A.D., Hatay’da çöken Rönesans Rezidans’ın müteahhidi Mehmet Yaşar Coşkun da tutuklanarak cezaevine gönderilenler arasında. Adıyaman’da 30’u rehber, 35’i Kuzey Kıbrıslı öğrenci, öğretmen ve veli toplam 65 kişinin yaşamını yitirdiği Adıyaman İsias Otel’in sahibi ve yöneticileri Ahmet Bozkurt, Mehmet Fatih ve Efe Bozkurt da benzer şekilde tutuklanmıştı.

Depremin ardından başsavcılıkların talimatıyla yıkılan binalardan karot ve demir örnekleri alınmıştı.

Kamu görevlilerine dokunulacak mı?

Ancak depremde yanıtı aranan en önemli soru, ihmali bulunan kamu görevlileri hakkında yasal işlem başlatılıp başlatılmadığı oldu. Yıkılan binaların yapım sürecinde ihmali bulunan kamu görevlileriyle ilgili henüz resmi bir soruşturma başlatıldığına yönelik kamuoyuna yansıyan bir açıklama yapılmadı.

Bölge savcılıkları da kamu görevlileriyle ilgili soruşturma başlatılıp başlatılmadığı sorusuna yanıt vermedi. Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı yetkilileri, açıklama yapamayacağını belirterek “Soruşturmalar devam ediyor” demekle yetindi.

“Kamu ayağı soruşturulmalı”

Adıyaman Baro Başkanı Bilal Doğan, kentte henüz kamu görevlileri yönünden soruşturma yürütülmediğini belirtti. Bu konuda başsavcılık yetkilileri ile görüştüğünü belirten Doğan, “İlk etapta müteahhitler ile ilgili şuan soruşturma yapılıyor. Kamu görevliler ile ilgili aşamaya sonra geçileceğini bize söylediler. Bunun yapılmamasının eksiklik olduğunu belirtti. Yıkılan binalara ruhsat veren kamu ayağı da soruşturulmalı” dedi.

Benzer durum Kahramanmaraş’ta da yaşanıyor. Kahramanmaraş Baro Başkanı Muhammed Burak Gül, soruşturmaların şimdilik müteahhit odaklı gittiğini belirtirken “Savcılıklar şu an resmi belge topluyor. Bir sonraki aşamada kamu görevlilerine geçileceğini düşünüyorum” dedi.

“Herkes sorumlu”

Deprem bölgesinde incelemelerde bulunan heyette yer alan Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, soruşturmalar kapsamında kamu görevlilerinin de yargılanması gerektiğini kaydetti. Candan, şu açıklamayı yaptı:

“Deprem bölgesinde enkazlar kaldırıldıkça aslında bu enkazın altında kalan yapıların da bir bütün olarak kurumların da sorgulamaya tabi tutulması gerekiyor. Burada karar vericilerden uygulayıcılara kadar aslında herkes sorumlu. İmar affını çıkartanlar da sorumlu. Kentsel dönüşüm yasasını çıkartıp uygulamayanlar da, yapı yapılırken tasarımını yapanlar da, hesabını yapanlar da, bunu denetleyenler de sorumlu. Dolayısıyla topyekûn bir yapı üretim sürecinin sorgulanması ve yargılanması ile karşı karşıyayız.”

Türkiye Barolar Birliği (TBB) deprem nedeniyle yıkılan binalara ilişkin yaptığı suç duyurusunda idari görevlilerin de yargılanmasını istemişti. Dilekçede özellikle binalara yapı kullanma izin belgesi veren, oturma izni veren yetkililer ile her aşamada denetim görevini yerine getirmeyen ilgili belediye, bakanlık yetkililerinin soruşturulması talep edilmişti.

Paylaşın

Depremlerin Vurduğu 11 İlde 265 bin hamile kadın var

Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerinin etkilediği 11 ilde 265 bin hamile kadının olduğu açıklandı. Kadınların 25 bininin gelecek ay doğum yapması bekleniyor. 

Kadın doğum hastaneleri ve çok sayıda birinci basamak sağlık kuruluşları da dahil olmak üzere 11 ilde 15 hastane hasarlı.

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA), Mereş merkezli 6 Şubat’ta meydana gelen depremlere ilişkin “Türkiye Depremi Durum Raporu”nun ikincisini yayınladı. Raporda öne çıkanlar şöyle:

“Etkilenen bölgelerde karşılanmayan hijyen ihtiyaçları nedeniyle önemli bir salgın tehlikesi var. Barınma, ısınma, temizlik, gıda, gıda haricindeki malzemeler (hijyen ve özbakım kitleri dahil) ve sağlık hizmetleri kısa vadede öncelikli ihtiyaçlar.

Kadın doğum hastaneleri ve çok sayıda birinci basamak sağlık kuruluşları da dahil olmak üzere 11 ilde 15 hastane hasarlı.

Deprem bölgesinde yaşanan ulaşım aksaklıkları ve bölgede yolların büyük bir kısmının molozla kaplı olması nedeniyle depremden etkilenenlerin sağlık hizmetlerine erişim sorunu devam ediyor. Kriz durumlarında, kadınlar ve kız çocukları ve diğer kırılgan gruplar artan Toplumsal Cinsiyete Dayalı Şiddet (TCDŞ) riskiyle karşı karşıya kalırlar. Deprem bölgesinde çok sayıda kadın ve çocuk, travmatize oldu ve psikososyal desteğe ihtiyaç duyuyor.

Temel ihtiyaçlara erişim, özellikle adet hijyen ürünleri, temizlik ürünleri ve temiz iç çamaşırı olmak üzere, depremden etkilenen bölgede ciddi bir sorun. Hem depremden etkilenenler hem de bölgede çalışan gönüllülerin temiz su, duş, tuvalet ve el yıkama noktalarına erişimi oldukça sınırlı.

Bu sebepler, bulaşıcı hastalıkların yayılması riskini artırıyor. Acil ihtiyaçlarla ilgili olarak, görüşülen kişilerin yüzde 72’si barınmaya, yüzde 38’i gıdaya yüzde 23’ü sabun ve diğer sıhhi ürünlere, yüzde 19’u evinde ısıtmaya, yüzde 10’u tıbbi yardıma ve yüzde 3’ü nakdi desteğe ihtiyaç duyuyor. Koruma için nakit yardımı, bu grup için de önemli bir ihtiyaçtır.

UNFPA, ortaklarının desteğiyle ve kamu kurumları ile koordinasyon içinde ulaşılması zor alanlarda hayatta kalanlara psikososyal destek de dahil olmak üzere CSÜS ve TCDŞ önleme hizmetleri sağlamak üzere Adana, Hatay, Riha, Amed ve Semsûr’da 7 mobil ekip görevlendirdi. Mobil ekipler hijyen ve anne-bebek kitleri de dağıtıyor. ”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Kahramanmaraş Merkezli Depremler: Arama Kurtarma Çalışmaları Sonlandırılıyor

11 ilde büyük yıkıma ve 40 binin üzerinde can kaybına neden olan Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerin ardından arama kurtarma çalışmaları sonlandırılıyor.

İçişleri Bakanlığı’na bağlı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), son açıklamasında depremlerde 41 bin 20 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi. AFAD’dan yapılan yazılı açıklamaya göre, Maraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleri merkezli depremlerin ardından 6 bin 212 artçı sarsıntı meydana geldi.

AFAD Başkanı Yunus Sezer Pazar günü yaptığı açıklamada, “İllerimizin birçoğunda arama kurtarma çalışması tamamlanmış durumda. Kahramanmaraş ve Hatay illerimizde devam ediyor ve oralarda 40 seviyelerinde binada arama kurtarma çalışması devam ediyor. Bu akşam itibarıyla çalışmaların 10’lu rakamlara düşeceği noktasında bildirimler var.

Bölgeye 35 binin üzerinde arama kurtarma personeli göndermiştik. Hâlâ daha 20 binin üzerinde arama kurtarma personeli, görevlerine devam ediyor. 14 bin iş makinemiz bölgede. Hem enkaz kaldırma çalışmaları yapıyor, hem de iyileştirme çalışmalarına yoğun bir şekilde devam ediyor. Şu anda 250 bin civarında personel burada görev yapıyor” şeklinde konuştu.

11 ilde yıkıma yol açan depremlerin ardından 9 Şubat’ta Şanlıurfa ve Kilis’teki arama kurtarma çalışmaları sonlandırılmıştı. Adana’da 13 Şubat’ta, Gaziantep ve Diyarbakır’da da arama kurtarma çalışmaları 18 Şubat’ta tamamlandı.

Elazığ’ın Palu ilçesinde de bu sabaha karşı en büyüğü 4,8 büyüklüğünde olmak üzere üç deprem meydana geldi. Ayrıca Kandilli Rasathanesi’nin verilerine göre, Kahramanmaraş’ta da sabah saatlerinde 4,7 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, deprem bölgesinde bir suçiçeği vakasının saptandığını belirtirken, “Akut bağırsak enfeksiyonlarında artış var, az sayıda hasta yatırılarak tedavi ediliyor. Grip ve benzeri vakalarda salgın oluşturacak durum görülmüyor” dedi.

Bugüne kadar herhangi bir bulaşı hastalık salgının olmadığını belirten Koca, bölgede şebeke suyunun kullanımıyla ilgili olarak da uyarılarda bulundu:

“Valilik ya da kaymakamlıkların ‘Musluk suyu içilebilir’ duyurusuna kadar içme ve diş fırçalama için ambalajlı sular tercih edilmeli, şebeke suyu temizlik için kullanılmalıdır.”

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ise deprem bölgesindeki illerde 118 bin binanın yıkık, acil yıkılacak veya ağır hasarlı durumdaolduğunun tespit edildiğini açıkladı.

Gaziantep AFAD’da kurulu Deprem Koordinasyon Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantının ardından konuşan Kurum, “Deprem bölgesinde yapmış olduğumuz çalışmalar çerçevesinde bugüne kadar 3 milyon 520 bin bağımsız bölümden oluşan 927 bin binanın incelemesi tamamlanmıştır. Bu kapsamda 118 bin binada 412 bin bağımsız bölümü yıkık, acil yıkılacak ve ağır hasarlı olarak tespit ettik. Gaziantep genelinde de 37 bin bağımsız bölümden oluşan 16 bin binayı yıkık, acil yıkılacak ve ağır hasarlı olarak tespit ettik” dedi.

Bakan Kurum, 11 ilde 7 bin 328 uzman personelle gerçekleştirdikleri hasar tespitlerini birkaç gün içerisinde tamamlayacaklarını söyledi.

Yeni yerleşim alanlarının ön tespitlerini yaptıklarını ve bilim insanlarıyla ayrıntılı bir şekilde zemin etüt çalışmaları yapacaklarını belirten Kurum, “Konutlarımız zemin artı 3-4 katı geçmeyecek ve yöresel, kültürel ihtiyaçlar neyse bu ihtiyaçlar doğrultusunda planlanıyor” ifadelerini kullandı.

Bilim insanları yeni konutlar yapılmadan önce zemin etüd çalışmalarının yapılması ve fay hatlarının üzerine inşadan kaçınılması konusunda uyarıyor.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, yıkılan binalarda sorumluluğu olan 134 kişi hakkında işlem yapıldığını söyledi.

Erdoğan’ın deprem bölgesindeki açıklamaları

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, depremden etkilenenlere yapılacak yardımlar konusunda Erdoğan, “Konteyner kentler dışında barınacaklara ev sahibi olanlar için aylık 5 bin lira, kiracı olanlar için aylık 2 bin lira kira yardımı yapacağız” dedi.

Süpermarketlerde “yağmalar” olduğunu da söyleyen Erdoğan, “Market sahiplerine müracaat etseler. O market sahibi zaten onlara verir. Şu anda yardım bölgesine TIR’lar geliyor mu? Geliyor. Bu millet cefakar, vefakar. Her şeyden önce Müslümanız, bir ekmeği paylaşmasını da biliriz. Hiç kimseyi aç açıkta bırakmayacağız” dedi.

Erdoğan daha önceki açıklamalarında, “Yapılacak olan hasar tespitiyle birlikte su anda geçiş süreci için vatandaşlarımıza 10’ar bin lira nakdi yardım yapacağız ve bu nakdi yardımla bu geçiş sürecini en azından sıkıntıları biraz olsun hafifletmiş olalım istiyoruz” dedi.

Erdoğan, “Hedefimiz 1 yıl içinde yıkılan binaların yerine konutlarımızı zemin artı 2-3-4 olmak üzere yapmak. Süreci ne yazık ki siyasi istismara dönüştürenler var. Bu istismara benim vatandaşım, halkım asla prim vermeyecektir” diye konuştu.

Depremden etkilenen 10 ilde OHAL ilan edildi. Daha sonra bu illere Elazığ da katıldı.

Erdoğan, OHAL’in ilanıyla ilgili olarak, “Türkiye’de bu süreci istismar eden tefeci ve fitne gruplarına müdahale imkanını devlete vermiş olacak” dedi.

Paylaşın

Çavuşoğlu – Blinken Görüşmesi: Dikkat Çeken F-16 Açıklaması

Göreve başladığından bu yana Türkiye’ye ilk resmi ziyaretini gerçekleştiren ABD Dışişleri Bakanı Blinken, ülkesinin yönetiminin Türkiye’ye F-16 satışını desteklediğini ancak bu konudaki çalışmaların devam ettiğini ve kongrenin satışı ne zaman onaylanacağına ilişkin şu anda bir şey söyleyemeyeceğini belirtti.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise F-16 sürecinin bir an önce tamamlanmasını umut ettiklerini dile getirerek, “ABD Kongresi’nin engelleyici değil, destekleyici olmasını bekliyoruz” dedi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken Ankara’da ortak basın toplantısı düzenledi.

Basın toplantısında konuşan Çavuşoğlu, ABD ile askeri ilişkilerin stratejik ortaklığın önemli boyutlarından biri olduğunu ve Türkiye’nin F-16 talebiyle ilgili son durumu da ele aldıklarını belirterek “Tek taraflı yaptırımlar nedeniyle savunma sanayiimizde zorluklarla karşılaşıyoruz. F-16 talebimizle ilgili son durumu da ele aldık. ABD yönetimi talebimize güçlü destek veriyor. Bu konuda Kongre’ye resmi bildirimin bir an önce yapılmasını arzu ediyoruz” dedi.

Türkiye’nin talebinin karşılanmasının NATO’nun savunma kabiliyetleri açısından önemli olduğunu belirten Çavuşoğlu, “Terörle mücadele her zaman ortak gündemimiz. PKK, YPG’ye verilen desteğe ve FETÖ’nun mevcudiyetine son verilmesi hususundaki beklentilerimizi de vurguladık” diye devam etti.

Çavuşoğlu, vize süreçlerinin hızlandırılması ve büyükelçiliklerden duyurular öncesinde daha iyi işbirliği ve eşgüdüm olması uyarısında bulunduklarını belirtti.

İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelik başvurularıyla ilgili olarak da “NATO’nun genişlemesi konusunda iki aday ülkeden beklentilerimizi değerlendirdik. Ara verdiğimiz daimi komite toplantısında arkadaşlarımız atılacak adımları değerlendirecek” diye konuştu.

Çavuşoğlu, “İki ülkenin NATO üyeliğinin, F-16 alımına şart koşulması doğru bir yaklaşım olmaz. Bu konuda ortak tutum sergilemek kritik önemdedir. Biz F-35 programının ortağıydık. CAATSA yaptırımı kapsamında çıkarıldık. Ödediğimiz paranın geri ödenmesini bekliyoruz. Bunun için müzakereler devam ediyor” dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ise “Başkan Biden’ın dediği gibi, Türkiye ve NATO’nun ortak harekat kabiliyeti bizim için her zaman önemli” dedi Türkiye’ye F-16 tedariği için Biden yönetiminin desteğinin sürdüğünü bildirdi. ABD’li bakan, “Türkiye’nin güney sınırıyla ilgili gerçek güvenlik endişelerini anlıyoruz” dedi.

Öncelikle ABD’nin “yardım merkezi” olarak kullandığı İncirlik Hava Üssü’ne gittiğini ve Hatay üzerinde gezip yıkımı gördüğünü belirten Blinken, “1000 ton barınak ve diğer malzemeler geldi, daha da gelecek” dedi.

Karadeniz’deki koruma ve Ukrayna kıyılarının korunmasında Türkiye’nin Montrö Antlaşmasını uygulamaya devam etmesinin çok önemliolduğunu vurgulayan Blinken, “ABD, Türkiye’nin uzun süredir NATO üyeliğini takdir etmekte. Türkiye ve ABD’nin aynı zamanda uluslararası terörizm konusundaki çalışmaları devam etmektedir. Türkiye’nin Yunanistan ve Ermenistan ile ilişkileri çok önemli” diye konuştu.

Blinken’ın Erdoğan’la da görüşmesi bekleniyor

ABD Dışişleri Bakanı’nın bugün ayrıca, Anıtkabir’i ziyaret etmesi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüşmesi bekleniyor.

Blinken dün Münih Güvenlik Konferansının ardından Türkiye’ye gelmişti. Adana’daki İncirlik Üssü’nde lojistik yardımlarla ilgili incelemelerde bulunan ve burada Amerikan arama-kurtarma ekibiyle biraraya gelen Blinken, Türkiye ve Suriye’deki depremzedelere ek 100 milyon dolarlık yardım yapılacağını duyurmuştu.

ABD Dışişleri Bakanı dün ayrıca, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ile helikopterle deprem bölgesindeki yıkımı havadan inceledi.

Paylaşın

Depremler Sonrası Gözler İstanbul’a Çevrildi: Korkutan Tablo

Kahramanmaraş, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Adana, Adıyaman, Osmaniye, Hatay, Kilis, Malatya ve Elazığ’da büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremler sonrası gözler İstanbul’a çevrildi.

Son resmi açıklamalara göre Kahramanmaraş merkezli depremlerde 41 bin 20 kişinin hayatını kaybederken 100 binin üzerinde kişi de yaralı olarak kurtarıldı.

Kimi deprem uzmanına göre İstanbul’da eli kulağında olan 7 şiddetindeki depremin korkusu artarken yaşadığı binalarda kendini güvende hissetmeyen yurttaşın ise eli kolu bağlı. Kiracı yüzde 160 artan kiralar nedeniyle güvenli bir eve geçmeyi hayal bile edemezken, ev sahiplerinin ise yenileme için en az 1 milyon TL’yi gözden çıkarması ya da daha küçük eve razı olması gerekiyor.

Depreme hazır olmadığı tüm kurumlar tarafından kabul edilen İstanbul’da, Büyükşehir Belediyesi (İBB) hasarın boyutunu saptayacak yeni bir seferberlik başlattı. Bu kapsamda geçen hafta İBB Genel Sekreter Yardımcısı Buğra Gökce bilançoyu açıkladı.

Buna göre İstanbul’da 318 bina deprem olmadan çökme tehlikesi içinde. İstanbul’da 1.1 milyon konutun bulunduğunu söyleyen Gökçe, bu binaların yüzde 70’inin ise 1999’dan önce yapıldığını belirtiyor.

Kandilli Rasathanesi’nin derlediği verilere göre ise İstanbul’da 2000 ve öncesinde yapılan bina sayısı 818 bin adet. Muhtemel 7.5 ve üzeri şiddetli bir depremde hafif, orta, ağır ve çok ağır hasar alması beklenen bina sayısı 491 bin. Bu binada oturanların sayısı da 6.2 milyon kişi.

‘Daire başı 1 milyon TL’

İstanbullular mevcut binalarını kontrol ettirseler bile yenileme süreci hayli zor. İBB’nin son günlerde desteklemeye başladığı deprem dayanıklılık testinde riskli çıkması halinde bina yıkılmak zorunda.

İstanbul Anadolu Yakası’nda yerinde dönüşüm projeleri yapan Avşin Aras Yapı sahibi Mevlüt Aras, 2000 hatta 2007 öncesi binaların büyük çoğunlukla çürük çıkacağını söylüyor.

Bu durumda binaların en geç 6 ay içinde yıkıldığını belirten Aras, “Yeniden inşaa edilecek bina için daire başı en az 1 milyon lira gibi bir masraf çıkıyor. Bu da mevcut yönetmeliğe göre yapımda çıkan ücret. Şimdi Kahramanmaraş depreminden sonra yeni yönetmelik bekliyoruz, orada maliyetler daha da artmış olabilir” diyor.

Kiracı çaresiz

Cumhuriyet’ten Ali Can Polat’ın haberine göre, 1 milyon lira ödeyemeyecek durumdaki yurttaşların önündeki diğer seçenek müteahhitle anlaşıp kat karşılığı binayı yenilemek. İnşaat yüksek mühendisi Hüseyin Arslan, “Bu durumda da metrekareler çok küçüldüğü için insanlar kabul etmiyor. Haklılar da 100 metrekare ev, 50 metrekareye kadar düşebiliyor” yorumunu yapıyor.

Deprem bekleyen yurttaşlar ise huzursuz ve çaresiz. 30 yaşındaki Oğuzhan Akbulut kiracı. 3 yıldır oturduğu eve güvenemiyor. Ancak iki yılda yüzde 100’ü geçen kira artışları yüzünden riskli bina konusunda bir adım atmasının imkânsız olduğunu söylüyor. Akbulut, “Bunu dillendiremiyorum bile. Ev sahibine ölü taklidi yapıyorum, beni hatırlayıp evden çıkarmasın diye. Kiracı olarak başvursam binaya yıkım kararı çıksa ne yapacağım. Bulabileceğim en ucuz ev 12 bin lira” diyor.

Fulya’da yaşadığı evin eski olduğunu söyleyen ev sahibi Ozan Korkmaz ise çareyi sağlam bir eve çıkmakta bulmuş ama evini de kiralayarak. “Dönüşüm istedim ama binamızdaki insanlar parayı ödeyemeyeceklerini söylediler. Biz de evi kiraya verdik o kira ile Üsküdar’da yeni binaya geçtik mecburen” dedi.

600 bin insanı kurtaralım

İBB iştiraklerinden KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt’un önerileri ise şöyle:

– TOKİ konutları için uygun ödeme koşullarını bize verin İstanbul’u yenileyelim.

– Yurttaşa ucuz krediler sunulması gerek. Biz yapıyoruz ama devletimizin elinde çok daha güçlü imkânlar var.

– İstanbul Yenileniyor projemize 600 binden fazla insan başvurdu. İmkân verilsin bu insanları kurtaralım.

Finansın kalbini taşımayın

İstanbul’da büyük deprem beklenirken uzmanlar ısrarla şehri boşaltmak ve nüfusu azaltmak gerektiğini söylüyor. İktidar ise tam tersi nüfusu yoğunlaştıracak politikalar üretiyor. Bunların sonuncusu İstanbul Finans Merkezi oldu. Kamu bankaları ve Merkez Bankası’nın taşınacağı merkeze aileleriyle birlikte 100 bin kişi gelecek.

KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt, şunları söylüyor: “Tüm merkezlerin bu kadar riskli bir bölgede toplanması doğru değil. Bir deprem olursa ekonomik olarak ülkenin fişini çekeriz. Bir de finansın kalbi olur da bu kalp yıkılırsa ne olacak?”

Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Başkanı Pelin Pınar Giritlioğlu da şöyle konuşuyor: “İstanbul’un artık daha fazla yük kaldırması mümkün değil. Finans merkezi hayata geçtiğinde çevredeki gayrimenkullerde aşırı değer artışları meydana gelecektir. Daha şimdiden spekülatörler bu beklenti içindedirler.”

İş dünyası yeni rota arıyor

Beklenen depremde ülkenin ekonomisinin de büyük yara alması bekleniyor. Üretimin yüzde 50’si ile vergi gelirinin yüzde 55’i Marmara Bölgesi’nde bulunuyor.

Bu durumun büyük risk barındırdığını söyleyen Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Başkanı Süleyman Sönmez, 2022 yılında bir deprem raporu hazırladıklarını hatırlatarak önerilerini sıraladıklarını söylüyor.

Buna göre her ilin rekabette güçlü yönlerinin belirlendiğini söyleyen Sönmez, “Hem o illeri kalkındırmak hem de körfeze sıkışan sanayiciye yeni bir rota bulabilmek için çalışıyoruz. Sanayiyi yaymalıyız. TOKİ ev yapar gibi bu illere sanayi bölgeleri yapabilir ve sanayicinin taşınmasının önündeki en büyük engel olan arazi maliyeti aşılabilir. Böylece dengeli bir kalkınma yaşanır ülkede” diyor.

Sönmez, ayrıca bütün yetkililerin olası İstanbul depremine hazırlık için acilen devreye girmesi gerektiğini söyledi.

Paylaşın

Demirtaş: Konforlarının Sürmesi İçin Senin Oyuna İhtiyaçları Var

“Türkiye Tek Yürek” başlığıyla ortak canlı yayında yapılan bağış kampanyası hakkında bir yazı kaleme alan Demirtaş, yazısında, “Senin cebinde çay parası yokken hepsinin lüks villalarının önünde boy boy cipler var” ifadelerine yer verdi ve ekledi:

“Sadece 20 yıl önce bunlar da orta sınıftılar. Ama çok büyük paraları var artık, çok çaldılar çok.

Ve bu konforları sürsün diye senin oyuna ihtiyaçları var. Enkaz altında kalman bile içlerini sızlatmadı, kendi iktidarlarının telaşına düştüler. Ya oy vermekten vazgeçersen! Aman Allah’ım, düşüncesi bile kabus gibi onlar için.”

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Türkiye Tek Yürek” başlığıyla ortak canlı yayında yapılan bağış kampanyası hakkında Kısa Dalga için “Canın sağ olsun Acun” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Demirtaş’ın yazısı şöyle:

Bu kirli düzende para, güç demektir. Konforlu, güvenli yaşam demektir. Paran yoksa çaresizsin. Güvencesiz, mutsuz…

Para küçük bir azınlığın elinde. Güç de konfor da güvenli yaşam da onlarda. Geri kalanlar enkaz altında. Depremle birlikte iyice görünür hale gelen, işte bu çelişkidir.

Bu soygun düzeni değişmeden hiçbir şey değişmez, burası kesin. Değiştirmek için durmadan mücadeleye devam edeceğiz. Bu amansız çelişkiyi mutlaka çözeceğiz.

Pandemide bütün dünyada gördüğümüz yoksul ile zengin arasındaki yaşam güvencesi farkını, şimdi Türkiye ölçeğinde çok yakıcı şekilde yaşıyoruz.

“Aslında Türkiye’de çok para var”

Tahminlerimizden, aklımızın alabileceğinden de çok. Büyük kısmı kayıt dışı olduğundan resmi rakamlara yansımasa bile resmi rakamlarla da çok para var.

İşte gördünüz, adam çıkıp televizyona bağlanarak milyarlar bağışlayabiliyor! Nasıl bir serveti var ki bu kadar parayı bağışlayabiliyor? İçi insan sevgisi ile dolu olduğu için mi? Elbette hayır, millete ağır küfürler eden tiptir bu. Zaten aynı gün, devletten üç milyardan fazla teşvik aldığı da ortaya çıkmadı mı?

Tek o mu?

Hepsi öyle. Çok büyük paralar çaldılar, çok. Siyasetçisi, iş insanı, gazetecisi, bürokratıyla çoook büyük paralar çaldılar.

Bu konforu, bu şatafatı, bu güvenli yaşamı koruyabilmek ve de hesap vermemek için mutlaka bu iktidarın devamını sağlamak zorundalar.

Bunun için her türlü alçaklığı, haysiyetsizliği, şerefsizliği, zulmü, adaletsizliği yaptılar, yapıyorlar.

“Onlar için şov devam etmeli”

Değerli kardeşim, sen 3 bin TL’lik kiranı güç bela öderken bunlar 3 milyon Euro’ya yat alıyor, sağ olsunlar milyara, ellerinin kiri gibi bakıp hükümete bağışlıyorlar!

Adamın biri 250 milyon bağışlayınca Acun Ilıcalı devreye girip “Şunu 300 milyona yuvarlayalım” diyor, “yardımsever”imiz de “Canın sağ olsun Acun” deyip 300’e yuvarlayıveriyor.

Acun’un canının sağlığı için yuvarlanan 50 milyon var ya, işte sırf onunla Maraş’taki Ebrar Sitesi, Diyarbakır’daki Galeria, Hatay’daki 600 Evler Sitesi depreme karşı güçlendirilebilir ve iki binden fazla insan bugün yaşıyor olabilirdi.

Ama önemli değil. Önemli olan şov. Ve ne olursa olsun şov devam etmeli, canın sağ olsun Acun!

“Konforlarının sürmesi için senin oyuna ihtiyaçları var”

Senin cebinde çay parası yokken hepsinin lüks villalarının önünde boy boy cipler var.

Sadece 20 yıl önce bunlar da orta sınıftılar. Ama çok büyük paraları var artık, çok çaldılar çok.

Ve bu konforları sürsün diye senin oyuna ihtiyaçları var. Enkaz altında kalman bile içlerini sızlatmadı, kendi iktidarlarının telaşına düştüler. Ya oy vermekten vazgeçersen! Aman Allah’ım, düşüncesi bile kabus gibi onlar için.

“Dinimizi kullanıyorlar”

Ama neyse ki din var, İslam’ı kendi aşağılık düzenlerine alet ederek sana geldiklerinde kalbinin yumuşadığını biliyorlar. Allah, Hz. Peygamber, Kur’an, namaz dediklerinde senin gönül kapılarını açacağını keşfettiler, bunu tepe tepe kullanıyorlar.

Senin suçun yok, çok ustalaştılar, çok profesyonelleştiler. Yalanda, hilede, dolandırıcılıkta üstlerine yok. Sen enkaz altındayken bile “Allah”ın adını ağızlarına alıp zulüm, adaletsizlik, haksızlık yapmaya devam edecek kadar dibe vurdular.

Bunlar değişmeyecek, burası da kesin, huylu huyundan vazgeçmeyecek.

Peki sen kardeşim, sen?

Allah, Peygamber, Kur’an, namaz ile soygun, hırsızlık, adaletsizlik, ahlaksızlık yan yana olamaz.

Allah ile bu ahlaksız hırsızları aynı cümlede anacaksak sadece “Allah sizin belanızı versin!” demenin zamanı gelmedi mi?

Paylaşın

Ev Sigortası: Depremzedeler DASK’dan Ne Kadar Tazminat Alabilir?

11 ilde büyük yıkıma ve 40 binin üzerinde can kaybına neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremler sonrası evleri yıkılan veya zarar gören depremzedelerin ne kadar tazminat alabileceği merak konusu oldu.

Peki, Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) ve Zorunlu Deprem Sigortası (ZDS) nedir? Zorunlu Deprem Sigortası’ndan kimler, hangi şartlarda yararlanabilir? Depremde binası hasar gören kişiler nereye hangi belgelerle başvuru yapmalı? Depremzedeler DASK’tan ZDS ödemelerini ne zaman alabilir?

DASK nedir, neyi amaçlıyor?

Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK), 1999 Gölcük depreminin hemen ardından 2000 yılında kuruldu. DASK; Zorunlu Deprem Sigortası (ZDS) edindirme, uygulama ve yönetimi faaliyetlerinden sorumlu tüzel kimlikli bir kamu kuruluşu.

DASK “Deprem geçecek, hayat devam edecek” yaklaşımından yola çıkarak, deprem sonrasında vatandaşların yaşamının kaldığı yerden yeniden güvenle devam edebilmesini amaçlıyor.

DASK’ın iki temel misyonu var:

Kapsamdaki bütün konutların, ödenebilir seviyedeki primlerle, depreme karşı güvence altına alınması
Yurt içinde risk paylaşımının sağlanması

Zorunlu Deprem Sigortası (ZDS) nedir, ZDS “zorunlu” mu?

Zorunlu Deprem Sigortasi belediye sınırları içinde kalan meskenler için depremin meydana getirdigi maddi zararları karşılamaya yönelik geliştirilmiş bir sigorta sistemi.

ZDS, bir vergi türü değil; depremin yol açtığı zararın karşılanmasını sağlayan bir sigorta ürünü.

Devlet, konut sahiplerini zorla otomatik sigortalı yapmıyor. Konut sahiplerinin sigorta için başvuru yapıp prim ödemesi gerekiyor.

Ancak alım satım ve elektrik ile su aboneliği yaptırırken sigorta zorunlu olduğundan yaptırmak gerekiyor. Süresi ise 1 yıl. Bu 1 sene sonunda yenileyip yenilememe kararı yine konut sahiplerine ait.

Hangi afetler sigorta kapsamında?

DASK, ZDS ile depremin ve deprem sonucu meydana gelen yangın, infilak, tsunami ve yer kaymasının doğrudan neden olacağı maddi zararları, sigorta poliçesinde de belirtilmiş limitler dahilinde karşılıyor.

DASK hangi zararları karşılamıyor?

DASK teminatına girmeyen zarar ve hasarlar da var. Bunların başında; enkaz kaldırma masrafları, kar kaybı, iş durması, kira mahrumiyeti, alternatif ikametgah ve işyeri masrafları geliyor.

Her türlü taşınır mal, eşya ve benzerleri ZDS kapsamına girmiyor. Ev eşyaları için sigorta şirketlerinden isteğe bağlı konut sigorta poliçesi almak gerekiyor.

Ayrıca tüm bedeni zararlar ve vefat ile manevi tazminat talepleri de ZDS kapsamında değil.

Deprem ve deprem sonucu oluşan yangın, infilak, tsunami veya yer kaymasının dışında kalan hasarlar ile depremden bağımsız olarak, binanın kendi kusurlu yapısı nedeniyle zamanla oluşmuş zararlar da DASK tarafından karşılanmıyor.

Depremden sonra DASK’a başvuru nasıl yapılır, hangi belgeler isteniyor?

Deprem sonrasında poliçe ve hasara neden olan depremin bilgileri ile ALO DASK 125’in aranması gerekiyor.

Belge olarak ise hak sahibine ait kimlik fotokopisi ve güncel tapu evrakı gerekiyor. Sigorta poliçenizi kaybetseniz veya zarar görse bile vereceğiniz bilgilerle poliçeye erişmek mümkün.

Tazminat tutarının kesinleşmesi ve evrakın tamamlanmasının ardından tazminat ödemeleri en geç 1 ay içerisinde yapılıyor.

Tazminat için konutun tam yıkılmış olması mı gerek?

ZDS poliçesi kapsamında hem tam hasar hem de kısmi hasarlar sigorta bedeline kadar ödeniyor. Binanın hasar duruma göre tazminat bedeli belirleniyor.

Köy yerleşim alanlarında bulunan binalar, belediye denetiminin bulunmaması sebebiyle kapsam dışı bırakılmış. Bu yüzden köydeki konurlar ZDS kapsamında değil. Kaçak binalar da sigorta kapsamı dışında kalıyor.

Azami (maksimum) teminat tutarı nasıl belirleniyor?

DASK’ın konutları hasar gören depremzedelere ödeyeceği tazminatın birim maliyeti ve üst limiti var.

DASK, her yıl yapı maliyetlerindeki artışa paralel olarak belirlenen azami bir tutara kadar teminat sunuyor. Azami Teminat Tutarı’nın tespitinde mevcut yapı stokunun büyük bir kısmını oluşturan binaların yeniden inşa bedeli (arsa değeri hariç) dikkate alınıyor.

Metrekare başına belirlenen birim maliyet her sene DASK tarafından ilan ediliyor. 25 Kasım 2022’de açıklanan metrekare birim maliyet 3 bin 16 TL. Maksimum limit ise 640 bin lira. Bu miktardan daha fazla ödeme yapılmıyor.

Eviniz kaç metrekare, ne kadar tazminat alabilirsiniz?

Tazminatlarda DASK’ın açıkladığı metrekare birim maliyeti kullanılıyor. 100 metrekare evi olan bir depremzedenin alacağı maksimum tazminat 301 bin 600 TL.

Konutları 120 metrekare olan bir depremzede ise DASK’tan 361 bin 920 TL alabilir. Konutlar 150 metrekare ise tazminat miktarı 452 bin 400 liraya yükseliyor.

Paylaşın