“Cumhur İttifakı Seçimde Ortak Liste Çıkarabilir” İddiası

Cumhur İttifakı’nı oluşturan AK Parti ve MHP’nin 14 Mayıs’ta yapılması planlan seçimlerde bazı kentlerde ortak liste çıkarılabileceği konuşuluyor. Bu değişiklikte MHP’nin düşen oylarının etkili olacağı savunuluyor.

Millet İttifakı’ndan farklı olarak Cumhur İttifakı’nın iki önemli bileşeni AK Parti ve MHP 2018 seçimlerinde 81 ilde ayrı listeler çıkarmıştı.

Gazete Duvar’ın Duvar Arkası bölümünde yer alan habere göre, Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin yeni bir gelişme olmazsa 14 Mayıs’ta yapılması planlanıyor. İktidardan muhalefete tüm partiler Cumhurbaşkanlığı seçimine kilitlenmiş olsa da Meclis seçimleri de büyük önem taşıyor.

Millet İttifakı’nda hedef “parlamenter sisteme geçiş” vaadi dolayısıyla en az 360 milletvekili çıkarmak. Bunun için de tüm partilerden temsilcilerin katıldığı bir komisyon çalışmaya başladı. Komisyonun en yüksek sayıda milletvekilini çıkarmak için yaklaşık 40 kentte ortak liste hazırlığı içinde olduğu biliniyor.

“Hangi ilde nasıl bir ortak liste ile seçime girmek doğru olur?” sorusuna en iyi yanıtı vermek için çalışan komisyon için Cumhur İttifakı’nın atacağı adımlar da önemli. AK Parti ve MHP 2018 seçimlerinde 81 ilde ayrı listeler çıkarmıştı.

Ama bu seçimde Millet İttifakı’nın planladığı gibi Cumhur İttifakı partilerinin de bazı kentlerde ortak listeler çıkarılabileceği konuşuluyor. Bu değişiklikte MHP’nin düşen oylarının etkili olacağı savunuluyor.

“Muhalefet seçimler ertelensin derse şaşırmayın”

Kahramanmaraş merkezli 11 kentte büyük yıkım ve can kaybına yol açan depremin ardından başlayan “seçimlerin ertelenmesi” tartışması şimdilik bitmiş görünüyor.

İddialara göre Cumhur İttifakı, erteleme seçeneğini değerlendirdi, ancak ne yasal ne de siyasi açıdan faydalı olmayacağını gördüğü için seçimlerin daha önce duyurulduğu gibi 14 Mayıs’ta yapılması kararını değiştirmedi.

İktidar mensuplarına göre seçimlerin 14 Mayıs’ta yapılmasının “hızla yaraların sarılması, konut inşaatlarının başlaması, yardımların yapılması” gibi siyasi açıdan iktidara bir dizi de avantajı olacak. Öyle ki bazı AK Partili siyasetçiler “Muhalefet seçimler ertelensin derse şaşırmayın” iddiasında bulunuyor.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler’den Depremler İçin ”Kıyamet’ Benzetmesi

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremlerden etkilenen Hatay’ı ziyaret eden Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP) İcra Direktörü David Beasley, ziyaret sonrası yaptığı açıklamada bölgede gördüklerini “kıyamet” olarak tanımladı.

DW Türkçe’nin aktardığına göre, Roma merkezli WFP’den yapılan yazılı açıklamada, Beasley’in “Bugün gördüklerimi tarif etmemin tek bir yolu var: Kıyamet. Mahalleler dümdüz olmuş, evler yıkılmış, okullar ve dükkanlar kapalı, hayatlar parçalanmış durumda. Buradaki yıkımın ölçeği gerçekten anlaşılmaz boyutta” sözlerin yer verildi.

Açıklamada, “Dünya, buradaki insanları desteklemek için ivedilikle seferber olurken, bu depremin etkisi aylarca, yıllarca hissedilecek” ifadesi kullanıldı.

Beasley, depremden etkilenen 12 yıldır savaşın devam ettiği Suriye tarafındaki durum için ise “felaket üstüne felaket” değerlendirmesini yaptı.

Suriye’ye 380 ton un, pirinç ve yardım taşıyan 21 TIR’lık konvoyun geçişine eşlik eden Beasley,13 Şubat’ta yeniden açılan sınırdan Suriye’nin kuzeybatısındaki bölgelere 180 kamyon yardım taşıdığını paylaştı.

Açıklamada, WFP’nin Türkiye’deki depremzedelerin gıda ve nakit yardımından faydalanması için 80 milyon dolara, Suriye’de depremden etkilenen 800 bin kişinin 6 ay boyunca desteklenmesi için 150 milyon dolara ihtiyaç duyduğu ifade edildi.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) de Kahramanmaraş depremleri sonrasında tahminen 1,5 milyon kişinin evsiz kaldığını açıklamıştı. Depremlerde 520 bin daireli 160 bini aşkın binanın yıkıldığını ya da ağır hasar gördüğünü bildiren UNDP, 500 bin yeni konut inşasına ihtiyaç olduğunu kaydetmişti.

Can kaybı 44 bin 374’e yükseldi

İçişleri Bakanlığı’na bağlı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Başkanı Yunus Sezer, Kahramanmaraş merkezli depremlere ilişkin açıklamalarda bulundu. Sezer’in açıklamalarından satırbaşları şöyle:

“Şu ana kadar 10 bine yakın artçı sarsıntı gerçekleşmiş durumda. 21 bine yakın binada arama kurtarma çalışmaları tamamlandı.

Bu süreçte 44 bin 374 insanımızı kaybetmiş durumdayız. Şu anda 8 bin 182 arama kurtarma personeli çalışmalara eşlik etmektedir.

Barınma ile ilgili olarak hem çadır kentleri yoğunlukla kuruyoruz. Günlük ortalama 10 binin üzerinden bölgeye çadır sevk ediyoruz.

Şuan 287 tane çadır kentimiz var bölgede. Hedefimiz 100 bin üzerinde konteyneri faaliyete geçirmek.

Bununla ilgili 143 alan tespit edildi 97’sinde alt yapı çalışmaları devam ediyor. Hem barınma hem de diğer ihtiyaçların karşılanması şeklinde çalışmalarımız devam ediyor.

Bölgede Kızılayımızın koordinesinde beslenme olarak bakanlıklarımızla 80 milyon 965 bin sıcak yemek ve 14 milyon 965 bin kumanya paketi bölgede dağıtılmaktadır.”

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’na Partisinden Tam Yetki

Partisinin genel merkezinde yapılan toplantı sonrası konuşan CHP Grup Başkanvekili Özel, “Cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda bundan sonraki tüm süreçlerde Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nu yetkilendirmiştir” dedi.

Haber Merkezi / CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun 2 Mart’ta yapılacak Millet İttifakı toplantısı öncesi aday belirleme ve seçim ittifakı gibi konularda partisinin kurullarından tam yetki alması bekleniyor.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin genel merkezinde milletvekilleriyle bir araya geldi. Toplantı sonrası grup başkanvekilleri Engin Özkoç, Engin Altay ve Özgür Özel açıklama yaptı.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, tüm milletvekillerinin oy birliği ile cumhurbaşkanı adaylığı ve seçim sürecine dair tüm konularda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na tam yetki verdiğini söyledi.

Özel, “milletvekillerinin Cumhurbaşkanı adayı ismi konusunda da uzlaştığını” belirtti.

Milletvekillerinin bir yetki belgesini de hazırladığını belirten Özel, üç grup başkanvekilinin imzasını taşıyan metne dair şunları söyledi:

“CHP TBMM grubu olarak 26 Şubat 2023 günü saat 10:00’da gerçekleştirdiğimiz toplantıda cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda bundan sonraki tüm süreçlerde grubumuz adına karar almak üzere oy birliği ile Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nu yetkilendirmiştir.”

Kılıçdaroğlu’nun 2 Mart’ta yapılacak Millet İttifakı toplantısı öncesi aday belirleme ve seçim ittifakı gibi konularda partisinin kurullarından tam yetki alması bekleniyor.

Kılıçdaroğlu ve Akşener görüşecek

Öte yandan CHP lideri Kılıçdaroğlu ile İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in yarın bir araya gelerek, başbaşa görüşme yapacakları öğrenildi. İki parti arasında son dönemde cumhurbaşkanı adaylığı üzerinde gerilim yaşanıyor. İki liderin cumhurbaşkanı adaylığı konusundaki görüş ayrılığının giderilmesi konusunda görüş alışverişinde bulunması bekleniyor.

2 Mart’ta yapılacak toplantı öncesinde İYİ Parti Genel Başkanı Akşener de partisinin milletvekilleri, Genel İdare Kurulu üyeleri ile bir araya gelerek, cumhurbaşkanı adayı konusunda görüşlerini alacak.

Paylaşın

AFAD Açıkladı: Depremlerde Can Kaybı 44 Bin 374’e Yükseldi

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerde can kaybı 44 bin 374’e yükseldi. Ayrıca, Deprem bölgesinde şu ana kadar 10 bine yakın artçı sarsıntı meydana geldi.

Haber Merkezi / Deprem bölgesindeki 21 bine yakın binada arama kurtarma çalışmaları tamamlanırken, alt yapı çalışmaları ise devam ediyor.

İçişleri Bakanlığı’na bağlı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Başkanı Yunus Sezer, Kahramanmaraş merkezli depremlere ilişkin açıklamalarda bulundu. Sezer’in açıklamalarından satırbaşları şöyle:

“Şu ana kadar 10 bine yakın artçı sarsıntı gerçekleşmiş durumda. 21 bine yakın binada arama kurtarma çalışmaları tamamlandı.

Bu süreçte 44 bin 374 insanımızı kaybetmiş durumdayız. Şu anda 8 bin 182 arama kurtarma personeli çalışmalara eşlik etmektedir.

Barınma ile ilgili olarak hem çadır kentleri yoğunlukla kuruyoruz. Günlük ortalama 10 binin üzerinden bölgeye çadır sevk ediyoruz.

Şuan 287 tane çadır kentimiz var bölgede. Hedefimiz 100 bin üzerinde konteyneri faaliyete geçirmek.

Bununla ilgili 143 alan tespit edildi 97’sinde alt yapı çalışmaları devam ediyor. Hem barınma hem de diğer ihtiyaçların karşılanması şeklinde çalışmalarımız devam ediyor.

Bölgede Kızılayımızın koordinesinde beslenme olarak bakanlıklarımızla 80 milyon 965 bin sıcak yemek ve 14 milyon 965 bin kumanya paketi bölgede dağıtılmaktadır.”

Paylaşın

FT: Depremler, Erdoğan’ın Siyasi Çöküşünde Rol Oynayabilir

Dünyanın önde gelen finans yayınlarından Financial Times (FT), 11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremlerin ekonomik, toplumsal ve siyasi sonuçlarını ele aldı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidara gelmesinde 1999 Gölcük depreminin önemli rol oynadığına dikkat çekilirken, Kahramanmaraş merkezli depremler sonrasında hükümete yönelik öfkenin kendisinin 2023’te kaybetmesine sebep olabileceği ifade edildi.

David Pilling, gazete için kaleme aldığı makalede Haiti, Japonya ve yine Türkiye’de geçmişte yaşanan depremlerde gördüklerinin, çekim ekipleri afet bölgelerini terk ettiğinde gerçekten inşa sürecinin başladığını ve doğal afetin uzun vadeli maliyetinin ortaya çıkmaya başladığını gösterdiğini belirtti.

Makale için değerlendirmelerde bulunan uzmanlar, doğal afetlerin siyasi ve ekonomik sonuçlarının öngörülmesinin zor olduğunu söylerken; etkilerin kamu finansına zarar verebileceğini, kalkınma önceliklerini değiştirebileceğini, hatta iktidarlar devirebileceğini ifade etti.

Port-au-Prince’teki Quisqueya Üniversitesi’nin rektörü Jacky Lumarque, 2010’da ABD verilerine göre 300 bin kişinin ölümüne sebep olan depremle ilgili, “İyi yoldaydık ancak deprem her şeyi mahvetti” dedi.

Depremden sonra Haiti’nin başkenti toparlanamadı. Güvenlik çöktü ve Port-au-Prince’in büyük bölümü bugün silahlı çeteler tarafından kontrol ediliyor.

Pilling, başka bir örnek olarak 1972’deki Nikaragua depremini gösterdi. Nikaragualı diktatör Anastasio Somoza deprem sonrası süreçte müdahalede yetersiz kaldı ve yönetiminin yardım paralarını çaldığı iddia edildi. Yaşananlar, 7 yıl sonra 1979’da rejiminin çökmesine giden olayları tetikledi.

T24’te yer alan habere göre, Pilling ayrıca, 1999 Gölcük depreminde hükümetin müdahalesinin yetersiz kalmasının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a iktidar yolunu açtığına dikkati çekti.

Türkiye’nin bir seçim senesinde olduğuna dikkat çeken Pilling, “Hükümetin depreme yeteri kadar hazır olmaması ve bina yönetmeliklerine uyulması konusunda esnek davranılmasına yönelik öfke, Erdoğan’ın siyasi çöküşüne katkı sağlayabilir” yorumunda bulundu.

Makalede imar afları sayesinde son 20 yılda güvensiz binaların dikilmesine izin verildiği vurgulandı.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu, Adaylık İçin Partisinden Yetki Alacak

Adaylık için sıkça adı geçen CHP Lideri Kılıçdaroğlu, 2 Mart’taki ‘altılı masa’ toplantısı öncesi partisinin yetkili kurullarıyla bir araya gelecek. CHP liderinin, parti meclisi (PM) ve MYK’dan alacağı tam yetkiyle bu kritik toplantıya katılması bekleniyor.

CHP’li bir kaynak PM toplantısına ilişkin şunları söyledi: “Millet İttifakı toplantısında cumhurbaşkanı adaylığı görüşmeleri için tam yetki verilecek. ‘Cumhurbaşkanı adayı belirleme konusunda tam yetkilisiniz, bizim adayımız sizsiniz’ denilecek.”

Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından genel seçimin tarihi konusunda halen tartışma sürerken, altı partiden oluşan Millet İttifakı henüz aday belirlemedi.

Milliyet’ten Mehtap Gökdemir’in haberine göre altılı masa, 2 Mart’ta ortak cumhurbaşkanı adayını ve seçim stratejini konuşmak için Saadet Partisi’nin ev sahipliğinde toplanacak.

Adaylar konuşulabilir

Kulislerde, genel başkanların partilerinin sürece dair yaklaşımlarını paylaşacağı toplantıda her partinin kimi, neden cumhurbaşkanı adayı önerdiğini açıklayacağı konuşuluyor.

Adaylık için sıkça adı geçen Kılıçdaroğlu, toplantı öncesinde partisinin yetkili kurullarıyla bir araya gelecek. CHP liderinin, parti meclisi (PM) ve MYK’dan alacağı tam yetkiyle bu kritik toplantıya katılması bekleniyor.

CHP’li bir kaynak PM toplantısına ilişkin şunları söyledi: “Millet İttifakı toplantısında cumhurbaşkanı adaylığı görüşmeleri için tam yetki verilecek. ‘Cumhurbaşkanı adayı belirleme konusunda tam yetkilisiniz, bizim adayımız sizsiniz’ denilecek.”

Paylaşın

HDP, Aday Konusunu Yeniden Değerlendirecek

Mayısta yapılması planlanan seçimle ilgili aday kararlarını yeniden ele alacaklarını söyleyen HDP’li Temel, “Depremden kaynaklı ağır atmosferi, iktidarın fırsatçı tutumunu düşündüğümüzde, bütün olarak adaylık tartışmalarını yeniden ve etraflıca ele almamız gerekiyor” dedi ve ekledi:

“Bu, kendi adayımızı çıkarma kararlılığımızda gevşeme, değişme anlamına gelmiyor. İsim havuzunda kimlerin olduğunu, aday çıkarıp çıkarmama konusu yeniden değerlendirmeye alınacağı için paylaşmamızın anlamı olmaz. Ya hızlı şekilde kendi adayımızı ilan edip tartışma yürüteceğiz ya da ‘yeni durumla karşı karşı olunduğu için yeniden değerlendirme gerekir’ diyeceğiz.”

Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle normalde 14 Mayıs’ta yapılması beklenen seçimin tarihinin değişmesi gündeme geldi. Diğer partiler gibi HDP de deprem nedeniyle adayını açıklamayı erteledi.

Daha önce seçime kendi adayıyla gireceğini açıklayan HDP, 27 Şubat’ta Merkez Yürütme Kurulu’nu (MYK) toplayacak.

Cumhuriyet’ten Sefa Uyar’a konuşan HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayip Temel, seçim öncesi adaylık konusunda gelişme olduğunu ve kamuoyuna açıklama sürecine girildiğini vurgularken, depremin yeni koşullar yarattığını söyledi.

‘Yeni değerlendirme’ vurgusu

Temel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Depremden kaynaklı ağır atmosferi, iktidarın fırsatçı tutumunu düşündüğümüzde, bütün olarak adaylık tartışmalarını yeniden ve etraflıca ele almamız gerekiyor. Bu, kendi adayımızı çıkarma kararlılığımızda gevşeme, değişme anlamına gelmiyor. İsim havuzunda kimlerin olduğunu, aday çıkarıp çıkarmama konusu yeniden değerlendirmeye alınacağı için paylaşmamızın anlamı olmaz. Ya hızlı şekilde kendi adayımızı ilan edip tartışma yürüteceğiz ya da ‘yeni durumla karşı karşı olunduğu için yeniden değerlendirme gerekir’ diyeceğiz.”

Temel, deprem sahasındaki çalışmalar ve halkın ihtiyaçlarının öncelikli gündemleri olduğunu, ‘bu yoğunlukta ve bu kadar acıların yoğun olduğu zeminde’ seçim tartışması yürütmediklerini, seçim gündemli toplantı yapmadıklarını ifade etti.

‘Seçmen net tutum istiyor’

HDP’li yönetici, MYK’nin 27 Şubat’ta Ankara’da toplanacağını belirterek şunları kaydetti: “Toplantının temel gündemlerinden biri deprem ve sonrasında ortaya çıkan durum, diğer diğer gündem maddesi de seçim olacak. MYK, Emek ve Özgürlük İttifakı’yla beraber seçime dönük hazırlıklar ve tartışmaların nasıl ele alınması gerektiği konusunda çerçeve çıkarmayı hedefliyor. 27 Şubat’ta seçim konusunu gündeme getirip, tartışma yürüteceğiz. Seçmenimiz somut, net tutum ortaya koymamızı istiyor.

‘İki tutumdan uzak duruyoruz’

Seçimlerin ertelenmesine yönelik tartışmayla ilgili tutum belirlenmediğini aktaran Temel, iki şeyi asla kabul etmediklerine dikkat çekti.

Temel şöyle devam etti: “İktidarın, büyük felaketten kendi iktidarını sürdürmesine yeni yollar ve olanaklar devşirmesi ne ahlaki ne vicdani. Asla kabul edilemez. Seçimin ertelenmesi bir fırsat olarak ele alınıyorsa gayri ahlakidir. Bu kadar büyük acıyla yüz yüzeyken ‘seçim, seçim, seçim’ deyip duran yaklaşım da doğru değil. Bu iki tutumdan da uzak duruyoruz. MYK, bu konudaki tutumunu netleştirecek.”

Paylaşın

Naci Görür, Yedi Ve Üzeri Deprem Beklenen İlleri Tek Tek Açıkladı

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Maden Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Naci Görür, Candaş Tolga Işık’ın tv100’deki programında 7,0 ve üzeri deprem beklenen illeri tek tek açıkladı.

Kahramanmaraş depremlerinden sonra gündeme gelen olası İstanbul depremine ilişkin konuşan Görür, “Beklediğimiz İstanbul depreminde Marmara sahillerinin çoğu 9 şiddetinde etkileniyor” dedi.

Meydana gelecek olan depremde Tuzla ve Yeniköy’de 7 şiddetindeki depremin 9 şiddetindeki gibi etkileneceğini söyleyen Görür, “2000 yılında bu çalışmaları yaptı Okan Tüysüz hocamız. 9 şiddetinde ekleniyor sahile yakın kesimler. Hem Anadolu Hem Avrupa yakasında deniz kıyısına yakın semtler etkilenecek. Bazı yerlerde bu şiddet 8 olabilir” dedi.

Görür sözlerini şöyle sürdürdü:

“Deprem değerlendirmesini yaptığımız zaman genellikle sahilden 10 km içe kadar olan kısımların hassas bölge olduklarını düşünüyoruz. Kırılan fay hattının 10 veya 20 km kuzeyi ve güneyi olarak hesaplıyoruz.”

Naci Görür, riskli bölgeleri haritada göstererek, “Avrasya ve Anadolu levhası arasındaki sınır boyunca Anadolu göreceli olarak Batı’ya gidiyor. Levha sınırı ve levhalarda hareketli olduğu için arzın içindeki sıcaklık farkıyla burada devam depremler olacaktır.

Türkiye’nin en tehlikeli deprem sınırı yaklaşık Karlıova ile Yunanistan’a kadar olan 1650 kilometre… Şimdi ikincisi Doğu Anadolu Fay Hattı’nda ise Bingöl-Karlıova arasındaki alan akademik bir sorun. Arap levhası kuzeye doğru geldiği için orada depremler oluyor. Afrika, Kıbrıs’ın altına daldığı için Akdeniz’de de çok deprem oluyor.

Kahramanmaraş’ta olan deprem, enerjisinin bir kısmını güneye doğru verecek. Burada deprem olduğu zaman biz uyardık. Burada iki deprem olunca güneye dikkat dedik. Güneyde Hatay ve Adana havzası var. Hatay’da oldu…

Levhanın hareketiyle enerji diğer faylara da transfer edilmiş olabilir. Adana havzasının devamı Kıbrıs’ta sınırlanır. Yedisu fayında, 7 büyüklüğü üstünde deprem olabilir. Çünkü, 1780’li yıllarda 7,4 büyüklüğünde deprem üretmiş. O zamandan beri deprem yok. Üstelik Erzincan depremi oldu ve oraya stres biriktirmiştir. Bu kesimlerde hassas olunması gerektiğini düşünüyoruz” dedi.

Çınarcık bölgesinde de deprem beklediklerini ifade eden Naci Görür, “Kırılma neredeyse kırılmayan yer duruyor. Kırılmayan yeri de kıracak. Özellikle İstanbul’da depremi bekliyoruz. Bunun nedenleri var. Bölge sismik bir boşluk. Bizim yaptığımız bütün araştırmalar Marmara’nın kırılma mecburiyetini gösteriyor. Adalar fayı ve Kumburgaz fayı ya beraber ya da ayrı ayrı kırılacak. Batı Tekirdağ fayının da 1912’de kırıldığını düşünüyoruz. Dolayısıyla İstanbul’da deprem olacak dememizin nedeni bilimsel gerçeklik” dedi.

Türkiye’de en büyük deprem tehdidin İstanbul olduğunu kaydeden Naci Görür, “İstanbul’un haricinde Kahramanmaraş’ı sayıyorduk. Orası gitti. İki bence Yedisu Erzincan-Karlıova arası ve Karlıova-Bingöl Göynük arası. Yani 7,2 ve 7,4 büyüklüğünde bir deprem bekliyoruz.

Naci Görür, sözlerinin devamında İzmir bölgesindeki deprem riskine dikkat çekerek, İzmir Körfez de büyük bir fay var. İzmir fayı ciddi bir fay ve 7 ve üzerinde bir deprem üretebilir. Nitekim, Körfez alanı 70 kilometre olmasına rağmen 117 kişi hayatını kaybetti. O bölge zayıf zemin. İzmir bölgesinde yaklaşık 12-13 tane aktif fay var” dedi.

Paylaşın

Millet İttifakı’nda Adayın Açıklanması Seçim Takvimine Bağlı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Millet İttifakı partilerinin kurmayları aday gündemiyle yapılacak toplantıda kararın hemen çıkmayabileceğine işaret ediyor.

Üst üste birkaç toplantı yapılabileceği kaydedilirken isim netleşse dahi aday ilanının Yüksek Seçim Kurulu (YSK) seçim takviminin açıklanmasından sonraya bırakılabileceği kaydediliyor.

Gazate Duvar’dan Ceren Bayar’ın haberine göre, Maraş merkezli 11 kentte büyük yıkım ve can kaybına yol açan depremlerin ardından siyaset gündemine verilen ara yaklaşan seçim takvimi nedeniyle bitiyor. Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayını belirlemek için 2 Mart’ta yapacağı toplantı için hazırlıklar başladı. Toplantının ev sahibi Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, toplantıdan önce, ikinci bir liderler turu yapacak. CHP ve İYİ Parti’de de kritik zirve öncesi partilerin yetkili kurulları toplanacak.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 26 Şubat Pazar günü sabah saatlerinde partisinin milletvekilleriyle bir araya gelecek. Milletvekilleri deprem bölgesinde olduğu için online olarak gerçekleşecek bu toplantıda bölgede yürütülen çalışmaların değerlendirilmesinin yanı sıra yaklaşan seçime yönelik değerlendirmeler yapılacak. Aynı gün CHP Parti Meclisi de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında bir araya gelecek. Bu toplantıda da 14 Mayıs’ta yapılma ihtimali güçlenen seçim çalışmaları masaya yatırılacak.

Her iki toplantıda da Millet İttifakı’nın adayının kim olacağı ve geçiş sürecinin yönetim şekli gibi tartışmalar da gündeme gelecek. Toplantılarda aday belirleme, seçim ittifakları ve geçiş süreci yönetim şekli gibi konularda Kılıçdaroğlu’nun tam yetki alması ve 2 Mart toplantısına bu yetki ile katılması bekleniyor.

Akşener parti yetkililerini dinleyecek

İYİ Parti’de de 2 Mart toplantısı öncesi yoğun bir toplantı trafiği yaşanacak. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin en üst yönetim organı olan Genel İdare Kurulu’nun yanı sıra Başkanlık Divanı üyeleri ve milletvekili grubu ile bir araya gelecek. Toplantılarda Akşener, parti yetkililerinin cumhurbaşkanı adayı ve geçiş süreci yönetim şekli gibi konularındaki görüşlerini alacak.

Deprem nedeniyle ertelenen 13 Şubat toplantısı öncesi liderler turu gerçekleştiren Karamollaoğlu, bu ziyaretlerinde aday ismi ve geçiş süreci yönetim şekline ilişkin genel başkanların görüşlerini almıştı. Bu ziyaretlerde liderler Karamollaoğlu’na isim önerileri sunmuş, diğer liderin önerdikleri isimlere ilişkin değerlendirmelerini aktarmıştı. 2 Mart toplantısından önce liderleri tekrar ziyaret edecek olan Karamollaoğlu, hem toplantının gündemini belirleyecek hem de aday ve geçiş süreci yönetim şekli gibi konularda liderlerin son görüşlerini alacak, olası pürüzleri minimuma indirmeye çalışacak. Karamollaoğlu’nun liderler turuna pazartesi günü başlayıp ziyaretlerini iki gün içinde tamamlaması bekleniyor.

Adayın ilanı seçim takvimini bekleyebilir

Millet İttifakı partilerinin kurmayları aday gündemiyle yapılacak toplantıda kararın hemen çıkmayabileceğine işaret ediyor. Üst üste birkaç toplantı yapılabileceği kaydedilirken isim netleşse dahi aday ilanının YSK seçim takviminin açıklanmasından sonraya bırakılabileceği kaydediliyor.

Cumhurbaşkanı adayı konusunda “kazanacak aday” vurgusu devam eden İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Fox TV yayınında yaptığı açıklamaları Millet İttifakı’ndaki diğer partilerin de gündeminde. CHP’li kurmaylar, Akşener’in açıklamalarının ittifakta bir kırılmaya sebep olmayacağını, liderlerin bu seçimin öneminin farkında olduğunu ve itidalli davranacağını vurguluyor.

Masanın ilkeleri olduğunu ve bu ilkeler üzerinde yoluna devam ettiğini belirten CHP’li bir yetkili Akşener’in ‘kazanacak aday’ vurgusunun seçime giden süreçteki pazarlık kozunu yükseltme, milletvekili sayısını artırma amacı taşıyabileceğini ifade ediyor.

İYİ Parti Lideri Akşener ne demişti?

Akşener, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı davada ceza almasının ardından İmamoğlu’na destek vermek için İstanbul’a gitmesine yönelik eleştirilere Fox TV yayınında cevap vererek, “Almanya’ya gitmesinde Sayın Kılıçdaroğlu’nun bir problem yok. Yanında bulunan muhteremler, beni ararlardı. Hani Hande Fırat’la Sayın Erdoğan 15 Temmuz’da yapmıştı ya. Sayın Kılıçdaroğlu beni arardı, ben onu halka gösterirdim. Bunu akıl eden kurmay zekadır. Sonuç, beceremediniz. Terbiyesiz, fırsatçı ben oldum” ifadelerini kullanmıştı.

HDP’de gündem deprem ve seçim

Halkların Demokratik Partisi (HDP) de Merkez Yönetim Kurulu toplantısını 27 Şubat Pazartesi günü yapacak. Bu toplantıda da deprem bölgesinde yürütülen ve yürütülecek çalışmaların değerlendirilmesinin yanı sıra yaklaşan seçime ilişkin faaliyetler de masaya yatırılacak. Emekçi Hareket Partisi (EHP), Emek Partisi (EMEP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Toplumsal Özgürlük Partisi’nin (TÖP) oluşturduğu Emek ve Özgürlük İttifakı’nın toplantı tarihi ise netleşmedi. Bu toplantının da ‘cumhurbaşkanı adayı ve ittifak’ gündemiyle mart ayı başında gerçekleşmesi bekleniyor.

Paylaşın

HDP’li Önder: Kazanacak Aday Lafı En Son Edilecek Laf

Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayıyla ilgili tartışmalar ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in “Kazanacak adayla seçime gideceğiz” açıklamasını değerlendiren HDP’li Önder, “Saygı duymam gerekir. Biz onun içine müdahil olacak değiliz. Kendi ittifakımız var ve böyle sorunların hiçbirini yaşamıyoruz” dedi.

“O kendi iç tartışmaları, çirkin olur özensiz olur ama olgusal düzeyde bir laf edebilirim” diyen Önder, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Kazanacak aday bir siyasi liderin edeceği en son laf olmalı. İddianız şu olmalı: ‘Biz şu adayda mutabık kalırız bu ilkeler ışığında ve onu kazandırırız’. Kazanacak aday dediniz mi seçmenin eşiğine gidecek yüz olmaz. Üniversiteyi bitiremedim ama Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde 2 yıl okudum. Siyaseten en son sarf edilecek laftır. Bu yönüyle sıkıntılı bir laf. Sayın Akşener deneyimli bir siyasetçi, niye buradan gidiyor, anlamış değilim.

İkincisi, birçok insanın haya edip dile getirmediği, Sayın Kılıçdaroğlu’nun kimliği üzerinden bir ayrıştırmacı ya da onu dezavantajlı gösterme şeyi var. Önüne genellikle şöyle bir takiye eşliğinde servis ediliyor. Bunu gazeteciler de yapıyor, kanaat önderleri de yapıyor, siyasi parti liderleri de… “Kemal Bey çok iyi bir adam ama…”, “Şunu şunu başardı ama…” falan. Bu da faşizmi ve ayrımcılığı her gün yeniden üretiyor.

Siyasi iddia odur ki, biz şu aday, Kemal Bey ya da bir başkası, etrafında kenetleneceğiz, şu ilkeler ışığında ve onu köşke taşıyacağız. Kazanacak adaysa sana ne ihtiyacı var, zaten kendi kendine kazanır. Kazanacak aday Recep Tayyip Erdoğan, o zaman git ona çalış, öyle gözüküyor. Bu siyaseten yanlış bir laf. Sayın Akşener’e saygısızlık etmek istemem ama Millet İttifakı’nın iç işleri de benim işim değil ama siyaseten sorunlu bir yaklaşımdır. Gerçekten sakil duruyor.”

Eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Halk TV’de yayınlanan “Perdenin Önü Arkası” programına katıldı.

Maraş merkezli depremlerden bölgedeki ve memleketi Adıyaman’daki gözlemleri ile ailesinden vefat edenler olup olmadığı sorulan Önder, “Birinci halkadan yani anne, bacı, kardeş onlardan yok. Annem yanımdaydı. Ama diğer halkadan kayıplarımız var. Adıyaman’ın zaten yarısı birbiriyle akrabadır. Eşimiz, dostumuz, arkadaşlarımız, hatıralarımız, çocukluğumuz, ilk gençliğimiz koca bir enkaza dönüştü” yanıtını verdi.

Tüm kesimlerin depremden sonra olağan gücüyle mücadele ettiğini; enkazlar ve hava şartları nedeniyle gönderdikleri yardımların Adıyaman’a ulaşamadığını söyleyen Önder, “Adıyaman’ın ilk 2 gün fişi çekildi. Bu sadece Adıyaman’la da sınırlı değil aslında. Halk kendi kendisiyle ve kıt imkanlarıyla baş başa kaldı, bırakıldı. Adıyaman’ın bütün girişleri enkazdan dolayı geçit vermiyordu” dedi. Önder, araçların Diyarbakır’ın Silvan ilçesi üzerinden Adıyaman’a gidebildiğini aktardı.

Gazeteci İsmail Saymaz’ın sorusu üzerine, enkaz altında kalarak hayatını kaybeden AK Parti Adıyaman Milletvekili Yakup Taş’ın eviyle kendi evlerinin yakın olduğunu söyleyen Önder, “Çok yakınız. Arada 3-4 bina var. Biz daha önce Yakup beyin yanında kiracıydık. Rahmetlinin enkazına ben de gittim, orada kiracı olduğumuz evi de gördüm. Bir mangal külü gibi olmuş. Enkaz yok ki içinden çekip çıkarasın. Öyle bir felaket” diye konuştu.

“Yakup bey nasıl oldu da 4 gün boyunca enkazdan çıkarılamadı” sorusuna yanıt veren Önder, “Kimse yok ve ulaşım mümkün değil. Ben ikinci ya da üçüncü gün oradaydım. İnsan çok ama bunu kaldırmaya vinç lazım. İş makineleri, ekipler ilk iki-üç gün yoktu. Bunlar olmayınca insanlar ağlayarak, bağırarak enkazın altında sesini duyduğuna moral vermeye çalışarak çırpınıyordu” ifadelerini kullandı.

“Türkiye’nin en büyük terör örgütü imar şebekleridir”

İstanbul ve büyükşehirlerdeki deprem hazırlıkları ve nasıl tartışmalarıyla ilgili olarak “imar şebekeleri”nin etkisine dikkat çeken Sırrı Süreyya Önder, şunları söyledi:

“Türkiye’nin en büyük terör örgütü imar şebekleridir. Bu tanım da bana ait değil, Nişanyan’a aittir. İmar şebekleri kadar örgütlü, sinsi, hayatın her alanına sirayet eden ve yıkıcı olan başka hiçbir şey yoktur. Bu geniş bir zincir sadece imar komisyonları değil. Bir küçük parçası olarak o komisyonda yer alabilmek için insanların birbirini vurduğu olaylar biliyoruz. Kim buralardan zenginleşmiş, servetine servet katmış bir bakmak lazım.

Esas sorun büyükşehirlere başlayan göçte, dikkat edin devlet burada düzenleyici olmayı hiçbir zaman tercih etmemiştir, bütün kurumlarıyla. Ne yapmıştır, yasaklayıcı olmuştur. Yasaklayıcı olunca, hayat engel tanımız, barınma temel bir insan hakkıdır, o insanlar gitmişler gecekondu yapmışlar, hemen onun ekonomisi, rantiyesi oluşmuş. Bu siyasetin finansmanına kadar uzanan bir şeydir. Bugün Maslak, Şişli’nin ötesine geçince bir bilim kurgu filmi gibi gökdelenler fezada.

Ve bunların bir tanesi temiz yapılmamış. Bir bakıyorsun şu kadar kat varken iki kat daha plan tadilatı, meclis onayı, yeni nazım planı şu bu… İki kat daha verdiğin zaman diğer bütün İstanbullunun hakkından, rüzgarından, oksijeninden çalıp, trafikte zamanından çalıp bir kişiye, bir imzayla tahsis edebiliyorsun. İşte buna imar şebekesi denir. Hiçbir parti de bundan vareste değildir. Açık açık konuşalım. En çabuk uzlaşılan yerler imar komisyonlarıdır. Hiç orada hır gür olmaz.”

Önder, kentlerde tüm kesimlerin temsil edildiği konseyler kurulmasını ve şehrin planlamasına halkın karar vermesi gerektiğini belirtti.

Fiyatlardaki yükselişler birlikte konutların “yatırım aracı” olarak görülmeye başladığını ifade eden Önder, TİP Genel Başkanı Erkan Baş’ı açıklamasını hatırlatarak, şöyle devam etti:

“Sosyalist arkadaşlarımız ‘herkes oturduğu konutun sahibi olacak’ deyince en çok bir-iki konutu olanlar zıpladı. O yüzlerce konutu olanlar hiç oralı bile değil. Onun için ikinci konutlara ağır vergilendirme getirmelisin. Daha ileri bir şey söyleyeyim: Miras bırakamamalısın. Bir sürü hırsız arsız kazancını inşaatta aklayan kendi bu dünyadan cehennem olup gidiyor, geride kalan serveti kalanına helal ve meşru oluyor. Eğer devlet devlet diyorsanız, toprağın kendisi devletin olsun. Üst kullanım hakkını al. Bak bakayım, barınma hakkı bir sorun olarak kalıyor mu? Peki bunu yapmak güç mü? Bütün muhalefet sesleniyorum, kendimizi de katarak.

Halk, ‘Çocuklarına birer daireden fazla miras bırakamazsın, bırakırsan o binanın 4 katı kadar vergi koyarım, oradan aldığım vergiyi de barınma hakkı için kullanırım’ diyecek bir iradeyi arıyor. Rantiye ise dünyanın en adaletsiz işi. Belediyede biri imza atacak, sen iki kat fazla çıkacaksın ya da 10 metrekare fazla yapacak, milyonlarca dolar kazanacaksın, çocuğun da üretmeden dar ceket ve tayt pantolonla hava atacak. Böyle bir zengin türü zuhur etti. Onun için İstanbul’u konuşacaksak bir irade lazım, muhalif bir akıl lazım. Bunu konuşmalıyız. Halkı doğrudan karar süreçlerine katmalıyız.”

“Kazanacak adaysa sana ne ihtiyacı var, zaten kendi kendine kazanır”

Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayıyla ilgili tartışmalar ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in “Kazanacak adayla seçime gideceğiz” açıklaması sorulan Sırrı Süreyya Önder, “Saygı duymam gerekir. Biz onun içine müdahil olacak değiliz. Kendi ittifakımız var ve böyle sorunların hiçbirini yaşamıyoruz” dedi.

“O kendi iç tartışmaları, çirkin olur özensiz olur ama olgusal düzeyde bir laf edebilirim” diyen Önder, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Kazanacak aday bir siyasi liderin edeceği en son laf olmalı. İddianız şu olmalı: ‘Biz şu adayda mutabık kalırız bu ilkeler ışığında ve onu kazandırırız’. Kazanacak aday dediniz mi seçmenin eşiğine gidecek yüz olmaz. Üniversiteyi bitiremedim ama Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde 2 yıl okudum. Siyaseten en son sarf edilecek laftır. Bu yönüyle sıkıntılı bir laf. Sayın Akşener deneyimli bir siyasetçi, niye buradan gidiyor, anlamış değilim.

İkincisi, birçok insanın haya edip dile getirmediği, Sayın Kılıçdaroğlu’nun kimliği üzerinden bir ayrıştırmacı ya da onu dezavantajlı gösterme şeyi var. Önüne genellikle şöyle bir takiye eşliğinde servis ediliyor. Bunu gazeteciler de yapıyor, kanaat önderleri de yapıyor, siyasi parti liderleri de… “Kemal Bey çok iyi bir adam ama…”, “Şunu şunu başardı ama…” falan. Bu da faşizmi ve ayrımcılığı her gün yeniden üretiyor.

Siyasi iddia odur ki, biz şu aday, Kemal Bey ya da bir başkası, etrafında kenetleneceğiz, şu ilkeler ışığında ve onu köşke taşıyacağız. Kazanacak adaysa sana ne ihtiyacı var, zaten kendi kendine kazanır. Kazanacak aday Recep Tayyip Erdoğan, o zaman git ona çalış, öyle gözüküyor. Bu siyaseten yanlış bir laf. Sayın Akşener’e saygısızlık etmek istemem ama Millet İttifakı’nın iç işleri de benim işim değil ama siyaseten sorunlu bir yaklaşımdır. Gerçekten sakil duruyor.”

Paylaşın