Buldan’dan “Helallik” İsteyen Erdoğan’a İstifa Çağrısı

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan HDP Eş Genel Başkanı Buldan, Kahramanmaraş merkezli depremlerden sonra vatandaştan “helallik” isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’a istifa çağrısında bulundu:

Haber Merkezi / “On binler enkaz altında çığlık atarak can verdi, AKP Genel başkanı helallik istiyor, bu halk size hakkını asla helal etmeyecek. Halk sizin yüzünüzden canını verdi daha ne versin!

Sizi bu siyasi enkazdan liyakatsiz AFAD’ınız bile kurtaramaz. İstifa edeceksiniz ve hesap vereceksiniz. Siz halktan bir şey isteme konumuna değilsiniz, halka hesap vermek zorundasınız hesap da vereceksiniz. Hükümet istifa seslerine kulaklarınızı tıkayamazsınız. Yapmanız gereken sorumluluğunuzu kabul ederek istifa etmenizdir.”

Buldan, MHP Lideri Bahçeli’nin “hükümet istifa” seslerinin yükseldiği tribünleri hedef alan açıklamalarına da tepki göstererek, “Hükümetin küçük ortağı da çıkmış maçlar seyircisiz yapılsın diyor. Tek bildikleri şey yasakçılık. Seyircisiz maç, muhalefetsiz siyaset, denetimsiz bina, seçmensiz seçim, öğrencisiz üniversite, ekransız medya. Biz de diyoruz ki AKP ve MHP’siz bir Türkiye.” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlenen grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Buldan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

“Öyle bir iki gün eksiklik yaşandı diye kendinizi temize çıkaramazsınız. Sorunlar 23 gündür devam ediyor. Şovlarla bağış topladılar algı çalışması yaptılar aradan kaç gün geçti bu bağışların deprem bölgesine ulaşmadığı hala ortadadır. Çünkü acil ihtiyaçlar günden güne büyümektedir. Toplanan paralar nerededir, neden deprem bölgesinde değildir?

Ölüye saygı ilkesi gözetilmeden paldır küldür yürütülen enkaz kaldırma çalışması derhal durdurulmalı, önce cenazelere ulaşılmalıdır. İktidarı buradan bir kez daha uyarıyoruz ortaya çıkarılmayan veya vücut bütünlüğü bozulan cenazelerden, kayıplardan birebir siz sorumlusunuz. Deprem kayıplarının faili meçhule dönüşmesinden siz sorumlu tutulacaksınız.

Kadınlar çocuklar yaşlılar ve engelliler için bu mağduriyet çok daha büyüktür. Bu depremin en büyük yıkımını kadınlar yaşadı. Kadın meclisimiz başta olmak üzere tüm kadın örgütleri ihtiyaçları karşılanması için mor dayanışmayı yürüttüler.

Bu dayanışmayı daha fazla büyütme çağrısı yapıyorum. Refakatsiz kalan çocuklarla ilgili çok ciddi bir endişe içerisinde kamuoyu. Çocuklar nerededir? Bu sorunun cevabını iktidar vermek zorundadır. İlgili kurumları özellikle uyarıyorum. Gözümüzün üzerlerindedir. Bu çocuklar sizin sorumluluğunuz altındadır.

Başlarına gelenler başta bakanlık olarak sorumludur. TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu bünyesinde kurulan Çocuk Hakları Alt Komisyonu’nun derhal toplanması için dilekçe verdik. Meclis derhal çocukların durumunu gündeme almalı ve sorumluluğun yerine getirmelidir.

Türkiye’nin kontrolündeki Afrin’den deprem sonrası sağlıklı bilgi alınamamaktadır. Yardımların talancı çeteler tarafından alıkoyulduğuna dair haberler kamuoyuna yansımaktadır. Bir çağrı yapıyoruz, Afrin kapıları derhal bağımsız, güvenilir yardım kuruluşlarına, basına ve izleme örgütlerine açılmalıdır.

Geleceğimizi enkaz altında bırakan depremler değil insan yaşamını hiçe sayan bu çürümüş talan düzenidir. AKP-MHP’nin ülkenin başına bela ettiği sistem yaşanan her felaketin sebebidir.

OHAL kapsamında çıkardıkları bir kararname ile çevre ve şehircilik bakanlığına ormanları,meraları inşaata açmaya yetki verdiler. Yeni bir doğa talanı yapması başlatacaklar. OHAL kapsamında çıkarttıkları bütün kararlar deprem fırsatçılığıdır.

Görevi arama kurtarma olan AFAD’ın liyakatsiz atamalarla amacı dışında kullanılan bir kuruma dönüştürüldüğünü bu depremde bir kez daha gördük. Kurumun bütçesinin afet harcamalarından çok başka amaçlar için kullanıldığı bir kez daha ortaya çıktı.

Afet harcaması 3 milyar lira, hizmet binası için harcanan para 2,5 milyar lira! Deprem cihazına ayrılması gereken kaynakları tanıtım faaliyetlerine çarçur eden bir kurum yarattılar. İşte bu yönetim zihniyetinin bir sonucu olarak AFAD’ın Hatay bata olmak üzere deprem bölgelerine 3. Ve 4. Günde dahil olabildiğini onu da eksik personelle gerçekleştirebildiğini gördük.

Bunun sorumlusu da bağlı olduğu bakanlık ve doğrudan cumhurbaşkanlığı hükümet sistemidir. Halkı enkaz altında bırakan ölüme soğu açlığa mahkûm eden bu iktidardır. Hızlı karar alınan bir sistem deyip allayıp pulladılar, hızları görüldü, deprem bölgesine 72 saat sonra girebildiler.

Ama ekranları karartmakta, tehditte, yasakçılıkta, sosyal medyayı engellemekte, dayanışmaya kayyum atamakta hiç geri kalmadılar. Yaşamların karartılmasında yoklar ama düşmanlıkta tam bir organize halde olduklarını hep birlikte gördük.

Buradan bir kez daha çağrı yapıyoruz üniversiteleri derhal çın öğrencilerin geleceğiyle oynamayın.

Çıkıp bir de hiçbir sorumlulukları yokmuş gibi pişkince konuştuklarına tanık olduk. Ufak tefek sorunlar yaşandı diye olayı geçiştirmeye çalıştıklarına tanık olduk. Bu depremde asrın yüzsüzlüğünü gördük. Bunların en son ne zaman utandığını hatırlayan yok. Çünkü bunlarda utanma yok.

On binler enkaz altında çığlık atarak can verdi, AKP Genel başkanı helallik istiyor, bu halk size hakkını asla helal etmeyecek. Halk sizin yüzünüzden canını verdi daha ne versin!

Sizi bu siyasi enkazdan liyakatsiz AFAD’ınız bile kurtaramaz. İstifa edeceksiniz ve hesap vereceksiniz. Siz halktan bir şey isteme konumuna değilsiniz, halka hesap vermek zorundasınız hesap da vereceksiniz. Hükümet istifa seslerine kulaklarınızı tıkayamazsınız. Yapmanız gereken sorumluluğunuzu kabul ederek istifa etmenizdir.

Devlet Bahçeli’ye tepki

Hükümetin küçük ortağı da çıkmış maçlar seyircisiz yapılsın diyor. Tek bildikleri şey yasakçılık. Seyircisiz maç, muhalefetsiz siyaset, denetimsiz bina, seçmensiz seçim, öğrencisiz üniversite, ekransız medya. Biz de diyoruz ki AKP ve MHP’siz bir Türkiye.

Kızılay’la ilgili görüşlerimi milletvekili arkadaşlarımla birlikte Kızılay’ın önüne giderek açıklamamızı orada yapacağız.”

Paylaşın

Bahçeli, “Hükümet İstifa” Diyen Tribünleri Hedef Aldı

Partisinin Meclis’teki grup toplantısında konuşan MHP Lideri Bahçeli, “Türkiye’nin depremin ağır sonuçlarıyla kıyasıya mücadele ettiği süreçte Türk futbolunu lekelemeye, kutuplaşma dalgasını sahaya yansıtmaya çalışanlar alçakça bir kurgunun içinde. Hükümeti istifaya davet etmek, bir avuç holigan gruba sipariş verilmiş iç ve dış zillet komplosudur” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Tribünler çürük sloganların atılacağı mekanlar olamaz. Tribünler çürük siyasi sloganların atılacağı mekanlar olamaz. Kalabalıkların arasına sızarak devlete ve hükümete meydan okuyanların önce tespiti ardından da tecziyesi mutlaka yapılmalıdır.”

Bahçeli, Beşiktaş üyeliğinden ayrıldığını hatırlattı ve şöyle dedi: “Beşiktaş Jimnastik Kulübü üyeliğinden ayrıldığımı bildiriyorum. Bundan böyle ben artık Karagümrüklüyüm.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlenen grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Bahçeli’nin konuşmasından satır başları şöyle:

“Tarih sürecini felaketlere göğüs gererek ayakta kalmayı başarmış toplum ya da milletlerin marifet ya da mükafatı olarak tarif etmek yanlış olmasa gerektir. Türk milletinin hem tarih yapan hem de tarih yazan bir millet olduğu hemen fark edilecektir.

Felaketler karşısında günübirlik tavır ve tepkiden daha kalıcı davranış güzelliği gelişmiş ve yerleşmiştir. 6 Şubat 2023 tarihindeki depremler yaygın bir kayba yol açmıştır. 7’den 70’e her vatandaşımızı hüzünle sarsmıştır.

20 Şubat 2023 tarihinde Defne’deki deprem ile dün meydana gelen deprem acılarımıza acı katmış, endişelerimizi artırmıştır. Depremde hayatını kaybeden vatandaşlara rahmet diliyor, yaralılarımıza şifa diliyorum.

Bölgeye günlük 10 binin üzerinde çadır sevk edilmektedir. Çarpıcı gerçekler ortadadır. Devleti ve hükümeti suçlayan güruh arızalıdır, art niyetlidir. 130 noktada konteyner kentler hayata geçirilmektedir. Depremlerde zarar gören insan sayımız çok fazladır.

Fitne fesat yumağına dönen bazı münafık siyasetçilerin çadır üzerinden sürdürdükleri iftira sağanağına rağmen çadırların kurulumu gerçekleştirilmiş, çalışmalar devam etmektedir. Şu ana kadar 287 çadır kent kurulmuştur.

İster istemez bazı eksikliklerin temininde aksaklıklar normaldir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti görevinin başındadır, mağdur vatandaşların yanındadır. Hiç kimse yalnız, kimsesiz değildir. Siyasi ve ekonomik rant devşirmeye heveslenenlerin arayışı bozgunculuktur.

Çok kırılgan ve nazik günlerde Türk sporunu siyasi kutuplaşmaya çekmek isteyenler, tribünleri ajan provokatörlere teslim edenler tarihi yanlışın tam ortasındadır.

Stadyumlarda ‘Hükümet istifa’ denilmesi depremzede kardeşlerimize saygısızlıktır. Türk futbolunu lekelemeye, sporu siyasileştirmeye çalışanlar alçakça bir kurgunun içindedir.

Hükümete istifaya davet etmek, tribünlerde kaosa heves etmek bir avuç fanatiğe sipariş verilmiş zillet komplosudur. Herkes yerini, yurdunu, haddini bilmelidir. Zilletin değirmenine su taşıyanlar ülkesine ve milletine sırt dönmüş odaklardır.

Devlete ve hükümete meydan okunmasını provoke edenlerin tespiti yapılmalı, Türk sporu karanlık dehlizden el birliği ile çıkarılmalıdır. Bu olana kadar Beşiktaş’tan ayrıldığımı tekraren ifade etmeyi milletime addediyorum. Bundan böyle ben artık Karagümrüklüyüm. Karagümrük’e gönül veren bir kişi olarak hayatımı devam ettireceğim.

Yaralar hızla sarılmakta, her insanımızın elinden tutulmakta, hiç kimse aç ve açıkta bırakılmamaktadır. Devlet çevik ve çelik iradesiyle alandadır, milletiyle iç içedir.

11 ilimizi kapsamına alan yeni yerleşim alanlarının haritası paylaşılmış, bölge insanı derin bir nefes almıştır. İlk etapta 199 bin 739 kalıcı konut ile 73 bin köy evi yapılması planlanmıştır. Yapılan binaların ilk teslimatının 7 ay sonra gerçekleşmesi beklenmektedir.

Yeis ve yılgınlığa hiç gerek yoktur. Cumhur İttifakı vatandaşların konutlarını yapacak, deprem travmasını telafi edecektir.

“Ne ara bu kadar devlet ve millet düşmanı türemiştir?”

Bazı köşe yazarları, tetikçi medya organları orman alanlarının da konut için kullanılacağını hangi bilgi ve belgeye dayanarak söylemektedir. Orman vasfını kaybetmiş alanlara konut yapmanın neresinde sakınca olacaktır?

Tefrikadan beslenen, tıyneti tartışmalı olan zevat ne iyi günümüzü paylaşacak ne kötü günümüzü kalbinde hissedecektir. Düşünüyorum da ne ara bu kadar devlet ve millet düşmanı türemiştir?

Sahne alan tahammülsüzlükler, seyrekleşen bağlılıklar, sertleşen acımasızlıklar, seviyesizlikler ne kadar fırsat düşkünü olduklarını açıkça teyit etmişlerdir.

Sayın Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı adayı olmak, Türk milletine muhabbetten daha mı önceliklidir? Cumhurbaşkanı seçimi konusunda CHP’den yetki almak neyi değiştirecektir?

Muhalefet olmak devleti ayağa düşürmek için çırpınmak değildir. Kentsel dönüşüme itiraz eden bu Kılıçdaroğlu değil miydi? İmar affıyla ilgili kanun teklifini veren bu CHP değil miydi? Cumhurbaşkanı adayının kim olacağı, nasıl olacağı bir numaralı gündem konularıdır.

Zillet ittifakının Cumhurbaşkanı adayı belirleme süreci sarpa sarmıştır. Aday kim olursa olsun artık önemsiz ve değersizdir. Türkiye olağanüstü dönemden geçmektedir. Yeniden ayağa kaldırılacak 11 il vardır ve bu hedef gerçekleştirilecektir. Altılı masa enkazın altından kalkamaz, yıkımı kaldırmaz.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Sert Mesajlar: Hepinizle Hesabımız Var

“Hükümet istifa” sloganı atan taraftarları tehdit eden organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı’ya tepki gösteren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Beşli Çeteler, mafyalar, çantacılar, rantçılar… İnanın hiç fark etmez, hiç! Hepinizle hesabımız var” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Şimdi oturun bana tehdit mektupları yazın. Herkes olması gerektiği yere gidecek, bu da benim sözüm olsun.”

Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından oynanan ilk Süper Lig karşılaşmalarında Fenerbahçe ve Beşiktaş tribünlerinde “hükümet istifa” sloganları atıldı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, sosyal medya hesabından “Türk futbolunu zillet ve rezalete mahkum etmek isteyenlere göz yummak, alttan almak, sessiz durmak geldiğimiz bu aşamada mümkün değildir” ifadelerini kullanarak taraftarları hedef gösterdi.

Devlet Bahçeli’nin girişimiyle çıkarılan infaz indirimi paketi kapsamında tahliye edilen organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı da muhalefeti ve hükümeti istifaya çağıran taraftarları sosyal medya hesabından tehdit etti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bugün yaptığı paylaşımda isim vermeden hedef gösterme ve tehditlere tepki gösterdi.

Alaattin Çakıcı’nın ‘tehdit mektubu’nu hatırlatan CHP Lideri Kılıçdaroğlu “Hepinizle hesabımız var” diyerek şunları kaydetti:

“Türk milletini, gençlerimizi hiçbir illegal oluşumun tehdit etmesine izin vermeyiz. Herkesin safı netleşsin. Depremde canla başla mücadele eden gençlerden mi yanasınız, yoksa sosyal medyadan tehdit mesajları yayınlayanlardan mı?

Beşli Çeteler, mafyalar, çantacılar, rantçılar… İnanın hiç fark etmez, hiç! Hepinizle hesabımız var. Şimdi oturun bana tehdit mektupları yazın. Herkes olması gerektiği yere gidecek, bu da benim sözüm olsun.”

Paylaşın

Muhalefetten Helallik İsteyen Erdoğan’a İstifa Çağrısı

Adıyaman’da “Sarsıntıların yıkıcı etkisi, olumsuz hava nedeniyle ilk birkaç gün Adıyaman’da arzu ettiğimiz etkinlikte çalışma yürütemedik. Bunun için sizden helallik istiyorum” açıklamasında bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a muhalefet partilerinden tepki geldi.

Haber Merkezi / Ayrıca, sosyal medyada Cumhurbaşkanı ve üst düzey yetkililerin, depreme erken müdahale edilmediği yönündeki eleştirilere geçen günlerde verdikleri sert yanıtlar hatırlatıldı.

“Sorumluluktan kaçamazsınız”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan da sosyal medya hesabından, “Sayın Erdoğan, helalliği kalanlardan değil ihmaliniz yüzünden vefat edenlerden istemeniz gerekiyor. Sadece helallik isteyip sorumluluktan da kaçamazsınız” ifadelerini kullandı ve “İlk 48 saatteki gecikmeler nedeniyle kaç kişi hayatını kaybetti?” sorusunu yöneltti.

İnce: Hesabını yargıda vereceksiniz!

Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce de, “Ben deprem bölgesinde ‘Ordu sahaya geç çıktı, ekipler müdahalede geç kaldı’ dediğimde hakaret eden Erdoğan, geç kalındığını itiraf edip helallik istiyor. Demokrasi helallik isteme değil hesap verme rejimidir. Erdoğan sen ve ekibin yapamadıklarınızın hesabını yargıda vereceksiniz!” ifadelerini kullandı.

CHP: Hakaret edenler siz değil miydiniz?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı, Ordu milletvekili Seyit Torun; Erdoğan’ın açıklamasının, görevini yapamadığının itirafı olduğunu belirterek “Sormak lazım: ‘Devlet nerede’ diyen vatandaşa hakaret edenler siz değil miydiniz? O zaman neden dert yanan vatandaşı tehdit ediyordunuz” sorusunu yöneltti.

Torun, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda da “Erdoğan, görevini yapamadığını itiraf edip helallik istemiş. Peki “birkaç gün” gecikme nedeniyle hayatını kaybedenlerin hesabını kim verecek? Bu itirafın gereği helallik istemek değil, istifa etmektir. Çünkü enkaz altında bıraktığınız bu milletten asla helallik alamayacaksınız!” dedi.

“Hakkımızı helal etmiyoruz”

Halkların Demokratik Partisi (HDP)’nin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda “Deprem vergilerini amacı dışında kullananlara, inşaat lobilerine milyonlar akıtanlara, binlerce insanın donarak ölmesine neden olanlara, AFAD ve Kızılay’ı arpalık olarak kullandıranlara, imar afları çıkaranlara hakkımızı helal etmiyoruz” denildi.

“Helalleşmeyeceğiz, hesaplaşacağız”

Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda da, “Helalleşmeyeceğiz, hesaplaşacağız” ifadeleri kullanıldı.

Paylaşın

Dünya Bankası: Depremlerin Türkiye’ye Doğrudan Maliyeti 34,2 Milyar Dolar

Dünya Bankası, 11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremlerin 34,2 milyar dolarlık fiziksel tahribata neden olduğunu; yeniden inşa ve toparlanma maliyetlerinin ise iki kat daha yüksek olabileceğini açıkladı.

Dünya Bankası, 9 Şubat tarihinde enkaz kaldırma çalışmaları ve yardımlar için ilk etapta 1 milyar 780 milyon dolarlık bir paket açıklamıştı.

Dünya Bankası’nın Türkiye’deki depremlerle ilgili Afet Sonrası Genel Acil Hasar Tahmin Raporunda (GRADE), bu miktarın 2021 GSYİH’sının yüzde 4’üne denk geldiği belirtilerek doğrudan hasarın yanı sıra enkaz kaldırma ve yeniden imar maliyetinin bu miktarın iki katını bulabileceği tahminine yer verildi.

Raporda, depremin ekonomiye olumsuz etkileri nedeniyle GSYİH’da yaşanacak kaybın ve süren artçı depremlerin de maliyeti artıran etki yaratabileceği uyarısı yapıldı.

Dünya Bankası Grubu ve partner kuruluşların acil destek çalışmalarının koordinasyonu ve Türk hükümetinin yeniden imar planlamalarına destek amacıyla hazırlanan acil değerlendirme raporunda, depremden en ağır etkilenen 11 ilin en yoksul bölgeler arasında olduğuna ve 1,7 milyon Suriyeli sığınmacıya ev sahipliği yaptığına da işaret edildi.

“1,25 milyon kişi evsiz kaldı”

Türkiye’deki depremlerin yol açtığı doğrudan maddi hasara odaklanan GRADE raporunda, ayrıca 1 milyon 250 bin kişinin evlerinin yıkılması, ağır ya da orta derece hasar alması sonucu evsiz kaldığı, tahmin edilen hasarın yüzde 81’lik bölümünün Hatay, Kahramanmaraş, Gaziantep, Malatya ve Adıyaman’da meydana geldiği kaydedildi. Raporda, bu illerde 6 milyon 450 bin kişinin, yani Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 7,4’ünün yaşadığına işaret edildi.

GRADE raporunda hasarın yüzde 53’ünü oluşturan 18 milyar dolarlık bölümünün özel konutları, 9,7 milyar dolar tutarındaki yüzde 28’lik bölümünün ise sağlık kuruluşları, okullar, hükümet binaları ve özel sektöre ait binalar gibi mesken vasfına haiz olmayan yapılarda meydana geldiği kaydedildi. Hasarın 6,4 milyar dolar tutarındaki yüzde 19’luk bölümünün ise yol, enerji, su şebekeleri gibi altyapıda oluştuğu bildirildi.

“Türkiye’nin depreme dayanıklı altyapıya ihtiyacı var”

Raporda, söz konusu doğrudan hasarın ötesinde, depremin ekonomiye daha geniş kapsamlı etkilerinin çok daha yüksek olacağı ve bu zararı hesaplamak için daha derinlemesine değerlendirmelere ihtiyaç olduğu kaydedildi.

Dünya Bankası Grubunun Avrupa ve Orta Asya’dan sorumlu Başkan Yardımcısı Anna Bjerde, “Bu afette yaşanan büyük kayıp ve acı karşısında kalplerimiz Türkiye ve Suriye halklarıyla birliktedir. Kitlesel yardım ve kurtarma çalışmalarına yardım için uluslararası toplumun nasıl harekete geçtiğini görmek cesaret verici. Dünya Bankası Türkiye’deki çalışmalara destek için teknik uzmanlık ve finansmanını derhal devreye sokmuştur” açıklaması yaptı.

Dünya Bankası’nın Türkiye Ülke Direktörü Humberto Lopez de, bu afetin Türkiye’nin depremlere karşı yüksek risk altında olduğunu ve altyapının sağlamlaştırılması gerekliliğini bir kez daha hatırlattığını belirtti.

Lopez, “Afet risk yönetiminde dünyada öncü rol oynayan Dünya Bankası, afete dayanıklı bir ekonomik toparlanma sürecindeki çabalarında Türkiye’ye eşlik etme taahhüdüne bağlıdır” açıklaması yaptı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Adıyaman’da Konuşan Erdoğan, Helallik İstedi

Deprem bölgelerini ziyareti kapsamında Adıyaman’da açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, depremden sonraki ilk günlerde yaşanan sıkıntılar nedeniyle “Sizden helallik istiyorum” dedi.

Haber Merkezi / Deprem bölgesinde 44 bin 374 can kaybı, 115 bin yaralı olduğunu hatırlatan Erdoğan, Adıyaman’daki yaralı sayısını 17 bin 494 olarak açıkladı; “62 bin 500 Adıyamanlı vatandaşımız, yarısı İstanbul olmak üzere başka illere tahliye edildi, kendi imkanlarıyla başka illere gidenlere de her türlü kolaylık gösterildi” diyen konuştu.

Deprem bölgesindeki 185 bini aşkın binanın yıkık, acil hasarlı ve yıkılacak durumda olduğunun tespit edildiğini belirten Erdoğan, Adıyaman’da bu sayının 24 bin 497 bina ve 64 bini aşkın bağımsız bölüm olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen bölgelerde incelemelerde bulunmak üzere Adıyaman’a gitti. Esenboğa Havalimanı’ndan bölgeye hareket eden Erdoğan’a, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de eşlik etti.

Adıyaman’da açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi:

“Bugün 21’nci günü geride bırakıyoruz. Ülkemizin 6 Şubat sabahı yaşamış olduğu büyük felaketten bu yana gerçekten 10 bin artçı deprem yaşadık. Tüm Adıyaman’a, tüm bölgeye geçmiş olsun derken hep birlikte vefat edenlerimiz için Fatiha okuyalım.

Hamd olsun Adıyaman çok değişti. Dünyada eşi benzeri görülmedik şekilde yaşadığımız güçlü depremlerin en çok etkilediği şehirlerden biri Adıyaman’dır. Maalesef ilk birkaç gün Adıyaman’da arzu ettiğimiz etkinlikte çalışma yürütemedik. Sizden helallik istiyoruz. Her şeyin farkındayız. Gereğini yapacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.

Bakanlarımızın şehrimizde görevlendirdiğimiz kamu personelinin, gönüllülerin çalışmalarını düzene soktuk. 44 bin 374 vatandaşımız vefat etti. Adıyaman’da da milletvekilimiz Yakup Taş’ın da aralarında bulunduğu 6 bin 13 vatandaşımız hayatını kaybetti.

62 bin 500 Adıyamanlı vatandaşımız diğer şehirlerimize tahliye edildi. Yanımızda olan hiç kimseyi unutmayacağız. Depremin bölgesinin tamamında 553 bin 415 bölümün yıkık ve ağır hasarlı olduğu görüldü. Arama kurtarma çalışmalarının bitmesiyle enkaz kaldırma işlemleri hızlandı. Zarar tespit işlemleri de tamamlanmak üzere. Çadır kentlerdeki 4 bin 600 çadırda 14 bine yakın vatandaşımız hayatını sürdürüyor.”

Ülke genelinde ödeme yapılan kişi sayısı 1 milyona yaklaştı. Sosyal marketler depremzedelerin ihtiyaçlarını karşılıyor. Yakacak yardımı sürüyor. Hayvanları telef olan ve hayvancılıkla uğraşan çiftçilerimizi unutmuyoruz.

Adıyaman genelinde altyapı sıkıntıları önemli ölçüde çözüldü. Onarılan hatlar ve kurulan depolarla su sorunu hal yoluna sokuldu. Etap etap doğalgaz veriliyor. Adıyaman için hemen şimdi diyerek şehrimizi beraberce yeniden inşa edeceğiz.

Deprem bölgesinde inşa aşamasına gelinen konut sayısı 309 bini buldu. İnşası başlayan konut sayısı 14 bin 500’e ulaştı. Deprem bölgesi genelinde 75 bin 681 köy evi yapacağız. Bunlara altyapısıyla, okuluyla, sağlık merkeziyle, camisiyle bir yerleşim yerinin ihtiyaç duyacağı müştemilatı da yerine getireceğiz.”

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’ndan “Aday” Açıklaması: Uzlaşmayla Belirleyeceğiz

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Millet İttifakı, 2 Mart’ta yeniden bir araya gelecek.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, toplantı öncesi açıklamalarda bulundu. Önceki gün partisinden seçimlerde Cumhurbaşkanı adayını belirleme dahil tam yetki alan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “Altılı Masa’nın adayı ilk turda kazanacak” dedi.

YetkinReport’a konuşan Kılıçdaroğlu, “Tek kişilik hükümet artık yönetemiyor. Devletin iyi yönetilmediğini deprem bütün ayrıntılarıyla ortaya çıkardı. Altılı Masa adayı ilk turda cumhurbaşkanı seçilecek, buna inanıyorum” diye konuştu.

Bugün (27 Şubat) İYİ Parti lideri Meral Akşener’le ikili bir görüşme gerçekleştirecek olan Kılıçdaroğlu, “Altılı Masanın dağılacağı söylentileri asılsız, kopma ihtimali yok. Her ne kadar uyumsuz olduğumuz havası yaratılmak isteniyorsa da Masa uyumlu çalışıyor.

Elbette ki zaman zaman masada ya da belli alanlarda birlikte çalışan arkadaşlarımız arasında farklı görüşler dile getiriliyor. Ancak biz uygar insanlar gibi görüşüp, sorunları aşıyoruz. Adayımızı uzlaşmayla belirleyeceğimizi daha önce açıklamıştık” ifadelerini kulandı.

CHP lideri, HDP ve Kürt seçmen sorusu üzerine de “Altılı Masanın belirleyeceği cumhurbaşkanı adayı toplumun her kesiminden, yurdun her bölgesinden, her kimlikten, her inançtan ayırt etmeden oy isteyecektir. Bu da doğal. Türkiye’nin demokratikleşmesini isteyen herkesin de bunu göreceğine inanıyorum. 2 Mart toplantısında bütün bunları görüşme imkanımız olacak” ifadesini kullandı.

‘Deprem her şeyi ortaya çıkardı’

“Halkın tek kişilik hükümete tepkileri daha deprem felaketinden önce birikmeye başlamıştı” diye Kılıçdaroğlu, seçimin ilk turda kazanılacağından nasıl emin olduğu sorusu üzerinde şunları sıraladı:

“- Demokrasi söylemi, demokrasiye duyulan ihtiyaç toplumun dokusuna çoktan sirayet etmeye başladı,

– Ekonomideki olumsuzluklar mutfağı vurmuş vaziyette,

– Toplumda ciddi bir gelecek endişesi baş gösterdi, özellikle gençlerde bu çok belirgin olarak ortaya çıkıyor,

– Gelir dağılımındaki eşitsizlik uçurumu artıyor, açıkça ifade etmek gerekirse alt gelir gruplarından sınırlı sayıdaki üst gelir grubuna milyarlar akıtılıyor,

– Dış politika itibarsız ve güvenilmez bir çizgide,

– Yönetim yolsuzlukları önlemiyor, aksine devleti soyanlar ya da rüşvetçiler devlet katında itibar görüyor,

– Devlet kadrolarında liyakat yok, AFAD olayında bu çok net görüldü,

– Cumhuriyet kurumları çürütüldü; Kızılay’ın Türk Hava Kurumunun, üniversitelerin hali ortada.

– Deprem felaketi devletin iyi yönetilmediğini bütün ayrıntılarıyla ortaya çıkardı.”

Paylaşın

“AK Parti Başörtüsü Teklifini Geri Çekiyor” İddiası

“Depremden sonra ülkenin gündemi ve öncelikleriyle birlikte siyasetin gündemi de değişti. Seçime üç aydan az bir zaman kalmışken, gerginliği ve kutuplaşmayı körükleyen bazı yaklaşımlardan da imtina ediliyor. Bunlardan biri de başörtüsü meselesi…

AK Parti grubunda yapılan değerlendirmede başörtüsüne anayasal güvence getiren teklifin, Genel Kurul’a getirilmemesi kararlaştırıldı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda, TBMM gündemine getirilecek öncelikli konular belirlenirken, başörtüsü meselesi kapsam dışında bırakıldı. Bu süreçte, yeni bir gerginliğe ve kutuplaşmaya yol açacak bu düzenlemede AK Parti ısrarcı olmayacak.”

Habertürk yazarı Bülent Aydemir, AK Parti’nin başörtüsü teklifini gündeme getirmeyeceklerini yazdı. Bülent Aydemir’in bugünkü köşe yazısının ilgili kısmı şöyle:

“Depremden sonra ülkenin gündemi ve öncelikleriyle birlikte siyasetin gündemi de değişti. Seçime üç aydan az bir zaman kalmışken, gerginliği ve kutuplaşmayı körükleyen bazı yaklaşımlardan da imtina ediliyor. Bunlardan biri de başörtüsü meselesi…

AK Parti grubunda yapılan değerlendirmede başörtüsüne anayasal güvence getiren teklifin, Genel Kurul’a getirilmemesi kararlaştırıldı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda, TBMM gündemine getirilecek öncelikli konular belirlenirken, başörtüsü meselesi kapsam dışında bırakıldı. Bu süreçte, yeni bir gerginliğe ve kutuplaşmaya yol açacak bu düzenlemede AK Parti ısrarcı olmayacak.

Başörtüsüne anayasal güvence getiren ve evlilik birliğini tanımlayan anayasa değişikliği kanun teklifi, depremden önce TBMM Anayasa Komisyonu’nda kabul edilmişti. Teklifle, Anayasa’nın 24’üncü maddesine, bazı hükümler ekleniyor. Buna göre, temel hak ve hürriyetlerin kullanılması ile kamu veya özel kesim tarafından sunulan mal ve hizmetlerden yararlanılması, hiçbir kadının başının örtülü veya açık olması şartına bağlanamayacak.

Teklif, evlilik birliğini, “Ancak kadın ile erkeğin evlenmesi ile kurulabilir” şeklinde yeniden tanımlıyordu.

Türkiye yaralı bir şekilde seçime gidiyor. Ulusça kenetlenmemiz, birlik ve beraberlik içinde olmamız gereken bir süreçten geçiyoruz. Halkın hissiyatı böyleyken, siyasetin de bundan uzak kalması beklenemez.

En azından ulusal meselelerde birlik ve beraberlik sergilenmesi, gerginliğe yol açacak yaklaşımlardan uzak durulması bütün toplumun beklentisi…

Umarım, bu dönemde benzer adımlar atılmaya devam edilir…”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

NATO Üyeliği: Üçlü Görüşmeler 9 Mart’ta Yeniden Başlayacak

Ankara’da Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Szijjarto ile ortak basın toplantısında konuşan Çavuşoğlu, “Üçlü muhtıranın (Türkiye, İsveç, Finlandiya) unsurlarının uygulanıp uygulanmadığı gözden geçirilecek. İki toplantı oldu, üçüncü toplantıyı Kuran yakma eyleminden sonra erteledik. Üçüncü toplantının Brüksel’de olmasında fayda var. 9 Mart’ta düzenlenecek. İsveç’in yükümlülüklerini yerine getirmediğini açıkça görsünler” dedi ve ekledi:

“Terörle ilgili endişelerimizin iki aday ülke tarafından karşılanması gerektiğini söylüyoruz. Diğer müttefiklerimizin de katkıları ile Madrid’de üçlü bir mutabakat muhtırası imzaladık. O günden bu yana özellikle bu üçlü muhtıranın uygulanması konusunda maalesef İsveç tarafından tatmin edici adımlar gelmedi.”

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Peter Szijjarto ile Ankara’da ortak basın toplantısı düzenledi.

Çavuşoğlu, “(Üçüncü Daimi Ortak Mekanizma Toplantısı) 9 Mart’ta düzenlenecek. Açıkça herkes, İsveç’in özellikle yükümlülüklerini yerine getirmediğini görsün. O nedenle Brüksel’de yapılmasına biz ‘evet’ dedik” diye konuştu.

Söz konusu mekanizmanın bir müzakere olmadığını belirten Çavuşoğlu, bunun iki ülkenin üyeliği için müzakere amacıyla kurulmadığını, mekanizmanın İsveç ve Finlandiya ile imzalanan muhtıranın uygulanıp uygulanmadığını görmek ve anlamak için kurulduğunu söyledi.

Ancak İsveç’in muhtıranın uygulanması bakımından tatmin edici adımlar atmadığını ifade eden Çavuşoğlu, “Bazı açıklamalar, kararlılık ve yeni hükümet var. Bunları görüyoruz. Diğer taraftan anayasa ve bazı kanunlarda, özellikle terörle mücadele kanunlarında değişiklikler yaptılar. Bu değişikliğin amacı mutabakat muhtırasında açıkça yer aldığı gibi terörizmin finansmanı, terör örgütüne insan devşirme ve terör propagandası gibi hukuka aykırı eylemlerin durdurulması” dedi.

İsveç’te tüm bu faaliyetlere devam edildiğini belirten Çavuşoğlu, Türkiye’nin üyelik sürecini yalnızca Kur’an-ı Kerim yakılmasına bağlamadığını söyledi. Çavuşoğlu, “NATO üyeliği konusunda taahhütler var. Bizim bu adımları görmeden İsveç’in NATO üyeliğine ‘evet’ dememiz mümkün değil” diye konuştu.

İsveç ve Finlandiya’nın üyelik sürecini birbirinden ayırabileceklerini yineleyen Çavuşoğlu, “Cumhurbaşkanı Erdoğan da açıkça söyledi. Peter’a (Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Peter Szijjarto), Blinken’a (ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken) ve NATO Genel Sekreteri’ne (Jens Stoltenberg) söyledik. ‘İsveç ve Finlandiya’nın üyelik sürecini ayırabiliriz’ dedik. Finlandiya’nın üyeliğine İsveç’e göre daha olumlu baktığımızı bizzat sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan da söylemişlerdir” ifadelerini kullandı. Bakan Çavuşoğlu, “sorunlu olanla, az sorunlu olanı ayırdıklarını” sözlerine ekledi.

Temmuz hedefi

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, Erdoğan ile gerçekleştirdikleri görüşmelerde Finlandiya, İsveç ve Türkiye’nin Mart ayında bir araya gelmesi konusunda mutabık kaldıklarını belirtmişti. Stoltenberg bu toplantıda, “Türkiye’nin İsveç’in üyelik protokolünün onaylanması konusunda karşılaşılan güçlüklerin ele alınacağını” belirtti. Litvanya’da 11 ve 12 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek NATO zirvesine işaret eden Stoltenberg, hem Finlandiya’nın hem de İsveç’in o zirvede İttifak’a tam üye olmasını hedeflediğini söylemişti.

NATO’ya katılmak için geçen Mayıs ayında birlikte resmi başvuruda bulunan İsveç ve Finlandiya, üyeliklerine güvenlik gerekçeleriyle karşı çıkan Türkiye ile şu ana kadar iki kez Daimi Ortak Mekanizma Toplantısı gerçekleştirdi. Üç ülkenin geçen Haziran ayında Madrid’deki NATO zirvesinde imzaladığı mutabakat kapsamında yapılan toplantılarda İsveç ve Finlandiya verdikleri çeşitli taahhütlerle Ankara’nın çekincelerini gidermeye çalışıyordu.

Ancak Türkiye, İsveç’in başkenti Stockholm’deki Türk Büyükelçiliği önünde gerçekleştirilen Kur’an yakma eylemi üzerine Ocak ayında üçlü görüşmeleri askıya aldı. Bu eylemin ardından İsveç’in Türkiye’den NATO üyeliğine izin vermesini beklememesi gerektiğini söyleyen Erdoğan, Ankara’nın Finlandiya konusundaysa farklı bir tutum sergileyebileceğinin sinyalini vermişti.

Finlandiya ise NATO’ya İsveç’le birlikte katılma planından vazgeçmemekte kararlı olduğunu göstermişti.

Finlandiya ve İsveç’in üye olabilmesi için NATO bünyesindeki 30 ülkenin onayı gerekiyor. Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliklerine Türkiye dışında meclis onayı vermeyen tek ülke Macaristan. Budapeşte, Macar meclisindeki oylamanın Mart ayının ikinci yarısında yapılabileceği mesajı vermişti.

Paylaşın

Olası İstanbul Depremi; Binalar Nasıl Güçlendirilecek?

Türkiye’nin güney bölümünde yer alan 11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremler sonrası gözler İstanbul’a çevrildi. 

Peki yıkıma neden olabilecek şiddetteki olası bir depreme karşı İstanbul’daki yapılar nasıl güçlendirilecek?

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 6 Şubat depremlerinin ardından yıkılmayan Antakya Sümerler Mahallesi Belediye Kooperatif Evleri A2 Blok’ta inceleme yaptı.

Yıkılmayan binanın duvarlarında 13 yıl önce karbon lifli polimerle yapılan güçlendirme çalışması nedeniyle ayakta kaldığı öğrenildi.

Üç şiddetli depreme rağmen yıkılmayan binada yapılan incelemenin ardından İmamoğlu aynı çalışmayı İstanbul’da yapmayı düşündüklerini açıkladı.

İmamoğlu önerisi, karbon lifli polimer yöntemini ve İstanbul’da binaların depreme karşı nasıl güçlendirileceğini, İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) İstanbul Şube Başkanı Füsun Sümer, bianet’ten Helen Sarıgül’e anlattı.

“İki yöntem söz konusu”

Sümer, Lifli polimer sargı ile güçlendirmenin tek başına veya başka yöntemlerle birlikte kullanılabilen yöntemlerden biri olduğunu ve söz konusu binanın tek başına lifli polimerle güçlendirilmediğini, örnekteki binada betonarme perde ilavesi ve lifli polimerle güçlendirme yönteminin birlikte kullanıldığını hatırlattı. Uygulamanın yapıldığı binada betonarme perde ilavesinin de lifli polimerle sarmanın da tek başına yeterli olmaması nedeniyle iki yöntemi birlikte değerlendirdiklerini söyledi.

Sümer, şunları söyledi:

“Bu yöntem İstanbul ‘da elde olan veya yapılacak envanter çalışmaları da göz önünde bulundurularak bölgesel veya tekil olarak kullanılması mümkün olabilir. İstanbul bir megakent.

Çok geniş bir alan üzerine kurulu, fay hattına uzaklık, zemin özellikleri, mevcut yapı stokunun niteliği gibi faktörlere bağlı olarak olası bir depremde farklı etkilerle karşılaşmasını beklediğimiz bölgeleri var.

İstanbul için öncelikle yapılması gereken sürmekte olan hızlı tarama ve envanter çalışmalarının bir an evvel tamamlanıp belli bir plan ve program dahilinde en etkili çözümlerin uygulamaya konmasıdır.

Bu çalışmalar üniversitelerin, uzman kuruluşların, meslek odalarının birlikte çözüm aradıkları bilim kurulları ve danışma kurulları ile istişare edilerek yürütülmelidir. İstanbul genelinde kaçak yapı sayısının veya ilave kaçak katları olan bina sayısının çok fazla olması diğer yöntemler gibi bu yöntemin de uygulanmasında dikkat gerektiriyor.

Düşey yüklerini dahi taşımakta zorlanan, deprem yüklerine karşı koyacak gücü hiç olmayan, malzeme kalitesi düşüklüğü nedeniyle davranışı öngörülemeyecek binalar için uygulanamayabilir.”

Karbon lifli polimerle güçlendirme çalışmalarının aşamaları

Bu özel yöntemin bir binaya uygulanabilmesi için öncelikle mühendislik ilkelerine bağlı bir inceleme ve araştırma sürecinin önemine değinen Sümer, lifli polimerle sarma, malzemenin özelliğinin yapının şekil değiştirme kapasitesini artırmak ve göçmesini engellemek için başvurulan yöntemlerden biri olduğunu ve tespit edilen zaaflara göre yapı üzerinde bölgesel veya genel olarak taşıyıcı sistemde ve duvarlarda uygulanabileceğini söyledi.

Sümer sözlerinin şöyle sürdürdü:

“Lifli polimerle sarma yürürlükteki deprem yönetmeliğimize göre deprem etkisi altındaki betonarme binaların özellikle şekil değiştirme kapasitelerinin artırılmasında başvurulan yöntemlerden biridir.

Yalnızca betonarme elemanların değil, duvarların da benzer biçimde lifli polimerle sarılarak enerji yutma kapasitelerini artırılması, dağılmasının önüne geçilerek taşıyıcı sisteme destek vermelerinin sağlanması mümkündür.

Etriye dediğimiz sargı donatılarının eksikliği, yanlış yerleştirilmesi, detay işçiliğinin kusurları veya zamanla korozyona uğramış olmalarından dolayı ortaya çıkan kapasite kayıplarının giderilmesinde ve artırılmasında kullanılır.”

“Yeni binalar için zorunlu değil”

Karbon lifli polimerle güçlendirmenin mevcut binalardaki imalat kusurlarını veya zamanla ortaya çıkan ve kapasite kayıplarını bertaraf etmek için kullanılan yöntemlerden biri olduğuna dikkat çeken Sümer, yönetmeliklere uygun tasarlanıp inşa edilen ve yapım yönteminin gerektiği şekilde denetlenen yeni binalar için daha baştan zorunlu bir unsur olarak gündeme gelmesi gerekli olmadığını vurguladı.

Sümer son olarak şunları söyledi:

“Lifli polimer çok yeni bir malzeme olmasa da depreme karşı güçlendirmede diğer malzemelere alternatif olarak ortaya çıkması, davranışına dair deneysel çalışmaların yapılması, yönetmeliklerde kendine yer bulması yenidir.

“Lifli polimerle sarmanın da başka yöntemlerle birlikte veya tek başına nerelerde, nasıl uygulanacağının belirlenmesi, uygulanması, denetlenmesi bu konuda eğitimli ve deneyimli inşaat mühendislerinin işidir.”

Karbon elyaf nedir?

Tübitak’ta 2009 yılında yer alan bir makalede Karbon Elyaf Nedir? sorusuna şu yanıt verilmiş: Arapça “elyaf” sözcüğü, lif ya da ipliğin çoğulu. Karbon elyaf (ya da karbon fiber) ileri teknoloji ürünü, ipliksi bir tür plastik madde. Üretildiği hammadde karbonlaşmış akrilik elyaf, yani orlon.

Bu karbon lifleri, dokunmuş kumaş ya da bobine sarılı iplik olarak pazarlanıyor. Bu noktadan itibaren ürüne “karbon elyaf” deniyor. Bu hammaddeden üretilen kullanımdaki malzemeler de karbon elyaf kompozit ürünler oluyor.

Karbon fiber lifli polimer ile güçlendirme projesi nedir?

Hatay’ın Defne ilçesinde ikiz bloklardan biri depremde tamamen çöktü, diğeri ise ayakta kaldı. NTV’nin haberine göre (henüz hasar tespiti yapılmadan önce) binadaki 50’den fazla insanın hayatının kurtulduğu düşünülüyor.

NTV binanın öyküsünü şöyle haberleştirmişti:

ODTÜ’den inşaat mühendisliğinden Prof. Dr. Güney Özcebe’nin yürüttüğü bir proje… 2007 yılında başlamış bir proje bu. ODTÜ inşaat mühendisliğinden bir ekip burada bir güçlendirme çalışmasının örneğini göstermek istiyorlar ve Antakya İnşaat Mühendisleri Odası’yla işbirliği yapıyorlar. Buradaki bir binaya güçlendirme çalışması yapıyorlar.

Peki, bu nasıl bir güçlendirme? ‘Karbon fiber lifli polimer ile iyileştirme çalışması’. Öncelikle binanın temeli güçlendiriliyor. Böylece binanın gelecek depreme daha dayanıklı olması sağlanıyor. Ardından duvarlara çapraz şekilde karbon fiber malzeme döşeniyor. Bu da aslında şokların emilimini ve duvarın bütünlüğünü, herhangi bir darbede yıkılmamasını sağlıyor.

Paylaşın