Gelecek Partisi Lideri Davutoğlu: Bu Zaferin Kaybedeni Olmayacak

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı ilan edilmesinin ardından sosyal medya hesabından, “Hep birlikte kazanacağız, bu zaferin kaybedeni olmayacak”” paylaşımında bulundu.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Saadet Partisi, Gelecek Partisi, İYİ Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayının Kemal Kılıçdaroğlu olduğunun ilan edilmesinin ardından, seçimin kazanılması durumunda cumhurbaşkanı yardımcısı olacağı duyurulan liderlerden Gelecek Partisi Lideri Ahmet Davutoğlu’ndan ilk mesaj geldi.

Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Davutoğlu, “Millet İttifakı olarak Cumhurbaşkanı adayımız Sn. @kilicdarogluk’dur. Ülkemiz ve milletimiz için hayırlı, uğurlu olsun. Hep birlikte kazanacağız, bu zaferin kaybedeni olmayacak” paylaşımı yaptı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ev sahipliğinde bir araya geldi.

Saat 16.00’da başlayan liderler toplantısı yaklaşık 4,5 saat sürdü. Liderler Saadet Partisi Genel Merkezi’nden kalabalığın önüne çıktı.

SP Lideri Karamollaaoğlu, “Elbette içinde bulunduğumuz günler acılı günler. Vefat eden bütün kardeşlerimize cenab-ı haktan rahmet diliyorum. Yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Birçok şehirde neredeyse bina ayakta kalmadı. Allah vefat edenlere rahmet eylesin. Bugün burada bir araya gelmemizin sebebini biliyorsunuz. Hava biraz soğuk. Ben bu toplantılarımız neticesinde aldığımız kararı duyurmayı bir görev addediyorum. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bizim cumhurbaşkanımızdır. Bu görevin hayırlı olmasını diliyorum. Bu görevin hayırlı olmasını diliyorum” diyerek Kılıçdaroğlu’nun adaylığını açıkladı.

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan: Türkiye İçin Kenetlenme Vakti

DEVA Lideri Babacan, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı ilan edilmesinin ardından sosyal medya hesabından, “Türkiye için şimdi kenetlenme vakti. Seçim gecesi tarihi başarıya imzamızı atacağız” paylaşımında bulundu.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Saadet Partisi, Gelecek Partisi, İYİ Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayının Kemal Kılıçdaroğlu olduğunun ilan edilmesinin ardından, seçimin kazanılması durumunda cumhurbaşkanı yardımcısı olacağı duyurulan liderlerden DEVA Partisi Lideri Ali Babacan’dan ilk mesaj geldi.

Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Babacan, “Cumhurbaşkanı adayımız Sayın @kilicdarogluk’dur. Açık havada saatlerce toplantımızın bitmesini bekleyen vatandaşlarımızın dediği gibi “Birleşe birleşe kazanacağız.” Türkiye için şimdi kenetlenme vakti. Seçim gecesi tarihi başarıya imzamızı atacağız” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ev sahipliğinde bir araya geldi.

Saat 16.00’da başlayan liderler toplantısı yaklaşık 4,5 saat sürdü. Liderler Saadet Partisi Genel Merkezi’nden kalabalığın önüne çıktı.

SP Lideri Karamollaaoğlu, “Elbette içinde bulunduğumuz günler acılı günler. Vefat eden bütün kardeşlerimize cenab-ı haktan rahmet diliyorum. Yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Birçok şehirde neredeyse bina ayakta kalmadı. Allah vefat edenlere rahmet eylesin. Bugün burada bir araya gelmemizin sebebini biliyorsunuz. Hava biraz soğuk. Ben bu toplantılarımız neticesinde aldığımız kararı duyurmayı bir görev addediyorum. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bizim cumhurbaşkanımızdır. Bu görevin hayırlı olmasını diliyorum. Bu görevin hayırlı olmasını diliyorum” diyerek Kılıçdaroğlu’nun adaylığını açıkladı.

Paylaşın

Sancar’dan “Kılıçdaroğlu” Açıklaması: Bizlerle Yüz Yüze Konuşmasını Bekliyoruz

HDP Eş Genel Başkanı Sancar, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı ilan edilmesinin ardından yaptığı değerlendirmede, “Sayın Kılıçdaroğlu’nun adaylığı hayırlı olsun, kendisiyle genel merkezimizde bunları konuşmak için ziyaretini bekliyoruz” dedi ve ekledi:

“Hedefimiz demokrasi, adalet, özgürlüktür. Esas olarak ilkeleri konuşmak istiyoruz. Pazarlık için değil; Cumhurbaşkanlığının hangi ilkeler üzerinde durulacağı, geçiş sürecinin nasıl olacağı ve bu dönemde nelerin acil olarak yapılması gerektiği konularını konuşacağız. Bir pazarlık, bakanlık münazarası, münakaşası bizim gündemimizde değil. Temel mesele Türkiye’de toplumun çoğunluğunun isteği olduğuna inandığımız demokratik değişimi sağlayacak uzlaşmayı başarmak.”

Sancar, değerlendirmesinin devamında, “Bunu 1,5 yıldır anlatıyoruz. Hiç kimse bizim kadar net konuşmadı. Sayın Kılıçdaroğlu’nu bunları konuşmak için bekliyoruz. Elbette partileri tek tek ziyaret etmesi önemli. Bunu bekliyoruz. HDP ile görüşmeli. Diğer ittifak partileri ile de görüşür. Bütün bu görüşmenin sonuçlarını ittifak güçlerimizle birlikte değerlendiririz. Elbette HDP’ye kendisinin gelmesini, bunları bizlerle yüz yüze konuşmasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Başkanı Mithat Sancar, Habertürk yayınında Fatih Altaylı’nın sorularını yanıtladı. Sancar’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

Bugün başlayan kampanya ‘Pencerende 1 Mum Yak’ ismini taşıyor. Depremde yakınını kaybeden insanların talebi üzerine aydınlar, sanatçılar, sivil girişimciler ve demokratik kuruluşlar tarafından 10 gün süreyle, pencereye bir mum yakılması çağrısı var.

Enkazın altında gözleri açık giden canlarımız, yıkılan kentlerimiz, sökülen güllerimiz, susan kuşlarımız, tarifsiz kederimiz için elimizden kimsenin alamayacağı şeyi, bir insanlık mirası gibi uzun yarınlara taşımak için pencerende bir mum yak. Bu kampanya bugün 21.00’de başladı. Depremi ve acıları unutturmamamız gerekiyor.

Depremi unutturmamamız gerekiyor, yıkımları unutmamız gerekiyor, sorumluları unutmamız gerekiyor, yası ve kederi ortak hale getirmemiz gerekiyor. Toplum olmanın temel şartlarından biri yası ortak yaşamaktır.

Elbette gelişmeleri çok yakından dikkatli takip ediyoruz. Türkiye’de siyasi dengelerin oluşmasında çok kritik bir yerimiz, rolümüz, işlevimiz olduğunun farkındayız ve bunun bize yüklediği büyük sorumluluk var. Siyasetteki her türlü gelişmeyi çok daha dikkat ve titizlikle izliyoruz. Bu bizim halklarımıza, toplumumuza karşı görevimiz.

İlkeler önemli demiştik. ‘Bu iktidarı seçimle göndermek istiyorsak, bu düzeni değiştirmek izliyorsak, ilkeler üzerinde uzlaşmayı, mutabakatı ilk sıraya koymalıyız, isimler tartışmasını bunun önüne geçirmemeliyiz’ diyorduk biz.

“Başlangıcı ilkeler üzerine inşa etmek önemli”

Böyle olursa baskıcı iktidarı değiştirmek çok daha kolay olacaktır. Makam, iktidar, güç ve pay sahibi olma, parti çıkarlarını öne çıkarma kaygıları bu dönemde toplumdaki güveni zedeler diye uyarılar yapıyorduk. Yeni dönem, yeni başlangıç önemlidir. Bu başlangıcı ilkeler üzerine inşa etmek önemlidir. Kişisel hesaplar, toplum mühendisliği çabalar, siyaseti masa başı veya arka kapılarda dizayn etme çabalarından herkes uzak durmalıdır.

Son üç günde yaşananlar toplumda güven kaybına ve zedelenmesine yol açmıştır. Bu güveni tamir etmek gerekiyor. Değişim yolundaki istekle daha da perçinlemek gerekiyor. Deprem bize bu düzenin ne kadar çürük olduğunu bir kez daha gösterdi. Değişimin ilkelerini belirlemek önemlidir. Şimdi yeniden bir araya geldiler. Masadaki her bir çekişme ve tartışmayla ilgili değerlendirme yapmayı gerekli görmüyoruz.

7 Eylül’de tutum belgesi açıklamıştık. Cumhurbaşkanlığında muhalefetle ortak aday fikrine açık olduğumuzu söylemiştik. Aday HDP ile ittifakımızla açık şekilde görüşmeler yapmalı. Türkiye’nin demokratik değişim, adalet ihtiyacını karşılama yönünde ortaklık aramalı ve bunların hepsi kamuoyunun önünde açık şekilde yapılmalı. Bu yapılırsa muhalefetin ortak adayına destek vermeye açığız demiştik.

Fakat uzun zaman geçti bu konuda olumlu bir adım yaşanmadı. 25 Ekim’de artık aday çıkarma çalışmalarımızı somutlaştırıyoruz, kendi adayımızı çıkarmak için çalışma sürecimizi başlatıyoruz diye ilan etmiştik. Bu konuda epeyce mesafe aldık. Kendi kurullarımızla, demokratik kuruluşlarla istişare yaptık. Deprem yaşanmasaydı bizler kendi adayımızı açıklama noktasında hazırlıklarımızı büyük ölçüde tamamlamıştık.

Bu depremden bu düzen ve bu iktidar sorumludur. Bizler de kendi adayımızı çıkarma çalışmalarımızı yeniden değerlendirme sürecine dönüştürdük. Cumhurbaşkanlığı seçiminde kendi adayımızı çıkarmayı yeniden değerlendirmeye başladık.

Bu şu demektir; gerçekten bu iktidardan seçimde kurtulmayı sağlayacak gelişmeler olursa, siyasi muhalefet ve toplumsal güçlerle bu konuda yol alınırsa, aday çıkarmak yerine yine tek adayı destekleme seçeneği de masaya yatırdık. Bunu çok açık söylüyoruz. Son gelişmeler de ama bu sürece elbette eklenmiştir. Yani gelişmeleri değerlendirme sürecimizde hesaba kapattık. Bu süreci devam ettiriyoruz. Adayımızı çıkarma çalışmalarıyla ilgili yeniden değerlendirme süreci devam ediyor.

“Yeniden adaylığı değerlendirme sürecinin sebebi depremdir”

Depremin yarattığı yıkım bu kadar açıkken, bundan iktidarın ve bu düzenin sorumlu olduğu bu kadar ortada iken bizler hiçbir şey olmamış gibi davranamayız. Esas sorumluluğumuz bu ülkede yaşayan insanlaradır. Esas yeniden adaylığı değerlendirme sürecinin sebebi depremdir. Bu gelişmeler daha sonra oldu. En geç 8 Şubat’ta bu kararımızı verdik. Eş genel başkanım Pervin Buldan Diyarbakır’a ben Antakya’ya gittim. Bölgemizde bu kararı aldık. Adaylık sürecini yeniden değerlendirmeye alıyoruz dedik. Sebebi depremdir.

İktidar bu ülkeyi baskı, yasaklama, zorbalıkla, talanla yönetiyor, üstüne tamir edilmesi zor yaralar açan büyük yıkıma yol açtı. Depremdeki yıkım iktidarın sorumluluğudur. Topluma olan sorumluluğumuz gereği kendi adayımızı çıkarma sürecini yeniden değerlendirmeye dönüştürdük.

Bu sürecin sonunda aday çıkarır mıyız, çıkarmaz mıyız tabii ki kurullarımız ve ittifak güçlerimizle yapacağımız görüşmelerde karara bağlanacaktır. Sayın Kılıçdaroğlu’nun adaylığı hayırlı olsun diyeyim ve ekleyeyim, kendisini bizlerle görüşmeye bekliyoruz. Bunu neden açık söylüyoruz. Zaten daha önce ilke ve yöntemi açıklamıştık. Eğer muhalefet ortak aday belirleyebilirse, o ortak adayla bizimle yapacağı açık, doğrudan görüşmeler sonucu bir ortak noktaya, uzlaşmaya varılırsa biz bu adayı destekleriz demiştik. Aksi takdirde seçenek bellidir, kendi adayımızı çıkarırız.

Sayın Kılıçdaroğlu’nun adaylığı hayırlı olsun, kendisiyle genel merkezimizde bunları konuşmak için ziyaretini bekliyoruz.

Hedefimiz demokrasi, adalet, özgürlüktür. Esas olarak ilkeleri konuşmak istiyoruz. Pazarlık için değil; Cumhurbaşkanlığının hangi ilkeler üzerinde durulacağı, geçiş sürecinin nasıl olacağı ve bu dönemde nelerin acil olarak yapılması gerektiği konularını konuşacağız. Bir pazarlık, bakanlık münazarası, münakaşası bizim gündemimizde değil. Temel mesele Türkiye’de toplumun çoğunluğunun isteği olduğuna inandığımız demokratik değişimi sağlayacak uzlaşmayı başarmak.

“Bizlerle yüz yüze konuşmasını bekliyoruz”

Bunu 1,5 yıldır anlatıyoruz. Hiç kimse bizim kadar net konuşmadı. Sayın Kılıçdaroğlu’nu bunları konuşmak için bekliyoruz. Elbette partileri tek tek ziyaret etmesi önemli. Bunu bekliyoruz. HDP ile görüşmeli. Diğer ittifak partileri ile de görüşür. Bütün bu görüşmenin sonuçlarını ittifak güçlerimizle birlikte değerlendiririz. Elbette HDP’ye kendisinin gelmesini, bunları bizlerle yüz yüze konuşmasını bekliyoruz.

Hedefimiz seçimin ilk turda bitmesi, ilk turda muhalefetin uzlaşma da sağlanmış zeminde adayının kazanmasıdır. Sorumluluğumuzun bilincindeyiz.

Şu anda kendi programımızı herhangi şekilde dayatma ve bunun kabul edilmesini bekleme gibi tutumumuz yok. Acil ihtiyaç olarak gördüğümüz şey Türkiye’nin demokratik dönüşümü, adalete gitmek, çürümüş sistemin acil değişmesi gereken yerlerin değişimin yol haritasını oluşturmak. Bu kadar ağır problemlerin bugünden yarına çözülemeyeceğini bilecek kadar birikimliyiz. Elbette demokrasi en acil olandır. Geçiş süreci dediğimiz şey demokratik hukuk devleti ve elbette parlamenter sistem; yani güçlü demokrasiye geçiş süreci diyoruz.”

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu Ve Mansur Yavaş’tan ‘Kılıçdaroğlu’ Paylaşımı

Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı ilan edilmesinin ardından sosyal medya hesaplarından birbirlerini etiketleyerek paylaşımlar yaptı.

Haber Merkezi / Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Birlikte rahmet vardır, bereket vardır. Sayın Genel Başkanlarımıza teveccühleri için teşekkür ederiz. Türkiye’nin ikinci yüzyılına hep birlikte umutla ve mutlulukla yürüyoruz. @ekrem_imamoglu”

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da şunları yazdı:

“İnanıyoruz ki Genel Başkanımız @kilicdarogluk öncülüğünde Millet İttifakı olarak ülkemizin her bir ferdinin çoktan beri hak ettiği aydınlık yarınlara en kısa sürede ulaşacağız. @mansuryavas06”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ev sahipliğinde bir araya geldi.

Saat 16.00’da başlayan liderler toplantısı yaklaşık 4,5 saat sürdü. Liderler Saadet Partisi Genel Merkezi’nden kalabalığın önüne çıktı.

SP Lideri Karamollaaoğlu, “Elbette içinde bulunduğumuz günler acılı günler. Vefat eden bütün kardeşlerimize cenab-ı haktan rahmet diliyorum. Yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Birçok şehirde neredeyse bina ayakta kalmadı. Allah vefat edenlere rahmet eylesin. Bugün burada bir araya gelmemizin sebebini biliyorsunuz. Hava biraz soğuk. Ben bu toplantılarımız neticesinde aldığımız kararı duyurmayı bir görev addediyorum. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bizim cumhurbaşkanımızdır. Bu görevin hayırlı olmasını diliyorum. Bu görevin hayırlı olmasını diliyorum” diyerek Kılıçdaroğlu’nun adaylığını açıkladı.

Paylaşın

Demirtaş’tan “Kılıçdaroğlu” Paylaşımı: Kendisini HDP’ye Bekliyoruz

Eski HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı ilan edilmesinin ardından sosyal medya hesabından, “Sayın Kılıçdaroğlu’na hayırlı olsun diyoruz. Kendisini HDP’ye de bekliyoruz” yorumu yaptı.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olarak ilan edilen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu tebrik etti.

Selahattin Demirtaş’ın sosyal medya hesabından HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ın “Sayın Kılıçdaroğlu’nun adaylığı hayırlı olsun. Kendisiyle genel merkezimizde bunları konuşmak için ziyaretini bekliyoruz” sözleri paylaşıldı.

Demirtaş da “Sayın Kılıçdaroğlu’na hayırlı olsun diyoruz. Kendisini HDP’ye de bekliyoruz” yorumu yaptı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ev sahipliğinde bir araya geldi.

Saat 16.00’da başlayan liderler toplantısı yaklaşık 4,5 saat sürdü. Liderler Saadet Partisi Genel Merkezi’nden kalabalığın önüne çıktı.

SP Lideri Karamollaaoğlu, “Elbette içinde bulunduğumuz günler acılı günler. Vefat eden bütün kardeşlerimize cenab-ı haktan rahmet diliyorum. Yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Birçok şehirde neredeyse bina ayakta kalmadı. Allah vefat edenlere rahmet eylesin. Bugün burada bir araya gelmemizin sebebini biliyorsunuz. Hava biraz soğuk. Ben bu toplantılarımız neticesinde aldığımız kararı duyurmayı bir görev addediyorum. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bizim cumhurbaşkanımızdır. Bu görevin hayırlı olmasını diliyorum. Bu görevin hayırlı olmasını diliyorum” diyerek Kılıçdaroğlu’nun adaylığını açıkladı.

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener’den Dikkat Çeken Mesaj

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı ilan edilmesinin ardından ilk mesajını paylaştı: Milletimizin iradesiyle tarih yazacağız…

Haber Merkezi / İYİ Parti Lideri Akşener dikkat çeken bir mesaj paylaştı. Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’la yaptığı görüşme, altı liderin ortak açıklaması ve Kılıçdaroğlu’nun CHP önündeki açıklamasından fotoğraflar ile Millet İttifakı’nın 12 maddelik Geçiş Süreci Yol Haritası metnini paylaşan İYİ Parti Lideri Akşener, mesajında, “Milletimizin iradesiyle tarih yazacağız…” notunu düştü.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ev sahipliğinde bir araya geldi.

Saat 16.00’da başlayan liderler toplantısı yaklaşık 4,5 saat sürdü. Liderler Saadet Partisi Genel Merkezi’nden kalabalığın önüne çıktı.

SP Lideri Karamollaaoğlu, “Elbette içinde bulunduğumuz günler acılı günler. Vefat eden bütün kardeşlerimize cenab-ı haktan rahmet diliyorum. Yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Birçok şehirde neredeyse bina ayakta kalmadı. Allah vefat edenlere rahmet eylesin. Bugün burada bir araya gelmemizin sebebini biliyorsunuz. Hava biraz soğuk. Ben bu toplantılarımız neticesinde aldığımız kararı duyurmayı bir görev addediyorum. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bizim cumhurbaşkanımızdır. Bu görevin hayırlı olmasını diliyorum. Bu görevin hayırlı olmasını diliyorum” diyerek Kılıçdaroğlu’nun adaylığını açıkladı.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Bize Kader Dedikleri Bu Nizamı Değiştirmek İstiyoruz

Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, partisinin genel merkezi önünde partililere yaptığı konuşmada, “Bize kader dedikleri bu nizamı değiştirmek istiyoruz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Çaldıkları 418 milyar doları isteyen herkes aday. Sadece bana oy vermeyeceksiniz; kendiniz, sevdikleriniz ve geleceğiniz için oy vereceksiniz. Bu topyekun bir değişimin başlangıcı. Hak ettiğimiz düzeni yeniden kuracağız. Aday ben değilim, aday hepimiziz. Sevgili halkım, eyvallah, başlıyoruz.”

CHP, İYİ Parti, Gelecek Partisi, DEVA Partisi, Saadet Partisi ve Demokrat Parti’nin oluşturduğu Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı CHP Lideri Kılıçdaroğlu oldu.

Kılıçdaroğlu’nun adaylığı Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu açıkladı. Saadet Partisi Genel Merkezi’ndeki konuşmasının ardından CHP Lideri Kılıçdaroğlu, CHP Genel Merkezi’ne geçti.

Kılıçdaroğlu, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Teşekkür ederim. Hepinize yürekten teşekkür ediyorum. İki değerli arkadaşlarım Sayın Ekrem İmamoğlu ve Sayın Mansur Yavaş’la birlikte bir yola çıktık. Yolumuz aydınlık olsun. Güzel bir gecedeyiz. Beraat Kandili’ni andığımız gecedeyiz. Huzur içinde yaşamak istiyoruz. Birlikte yaşamak istiyoruz.

Değerli arkadaşlarım, bugün bir adaydan öte bir değişimin temsilcisi olarak karşınızdayım. Uzun zamana yayılan emeğin, özveriyle ilmek ilmek örülmüş bir ortak aklın sözcüsü olarak sizlerleyim. Ben ve ittifakımız bu ülkeyi akılla, erdemle, liyakatle yönetmeye adayız.

Ben sadece bir Cumhurbaşkanı adayı değilim; bereket, huzur ve adalet hasretinin de adayıyım. Gülümseyen yüzleri tekrar görmek için adayım. Bir seçimi kazanmaktan fazlasına adayım. Gönülleri kazanmaya, kaygıları gidermeye, korkuları aşmaya, küskünleri barıştırmaya ve sofralara bereketi getirmek için adayım. Ama sadece ben değil her vatandaşım, oy vermeye gidecek olan herkes, bu ülkeyi hak ettiği yaşam için değiştirmeye adaydır.

Ben uzun bir yolculuktan geldim. Yol boyunca heybemi bu güzel ülkenin insanlarının öyküleriyle doldurdum. Onların yüzleri, sesleri, özlemleri bana pusula oldu. Şimdi onlarla birlikte adayım. Bize kader dedikleri bu nizamı değiştirmek istiyoruz.

Sevgili halkım, sevgili dostlarım, sevgili kardeşlerim, kimler aday biliyor musunuz?

Ankara’da elektriği kesilen İbrahim’e misafir oldum. İbrahim Bey adaydır.

Bartın’da maden faciasında hayatını kaybeden maden işçisi Rıdvan’ın ailesini ziyaret etmiştim. Rahmetli Rıdvan’ın oğlu Emrullah adaydır.

Şanlıurfa’da evladı için nöbet tutan Emine Şenyaşar’a sarıldım. Emine Hanım adaydır.

8 Şubat’ta Samandağ’da, “içerde annem, abim ve babam var, ses veriyorlar, termal kamerada ısı da var ama girecek ekipman yok” diye bize feryat eden gencimiz aday. Tüm depremzedeler aday. Böyle bilmeniz gerekiyor.

Ekmeğini çöpten çıkartan, ekmek teknesi gasp edilen kağıt toplayıcılarının deposuna gittim, çaylarını içtim. İşte oradaki Baver Bey aday.

“Süt veren ineğini kesip kredimi ödüyorum” diye feryadını dinlediğim çiftçi Meliha Hanım aday.

28 Şubat sürecinde öğretmenlik mesleğinden atılan Sultan Kara ve ailesine gittim, onları dinledim. Sultan Hanım da aday.

Ergenekon kumpasıyla canına kastettikleri Kuddusi Okkır’ın evine gittim. Beni metanetle karşılayan Sabriye Okkır Hanım da aday.

Torbacılara öldürttükleri Sinan Ateş’in eşi Ayşe Hanım da aday.

73 yaşında Kaz Dağları’nı savunan Hanife Teyze de aday.

KPSS’de derece yapmasına rağmen atanamayan Salih Can’ı dinlemiştim. Salih Can da aday.

Gezi Parkı Davasında haksız yere hapiste yatan şehir plancı Tayfun’un biricik kızı, evladımız Vera’mız da aday.

Sadece ben değil 84 milyon aday, 84 milyon!

Hani şu SADAT militanlarıyla korkuttuklarını sandıkları 84 milyon.

Ekmeği, suyu, geleceği çalınmış o 84 milyon. O 84 milyon da aday. Çaldıkları 418 milyar doları geri isteyen herkes aday.

Sadece bana oy vermeyeceksiniz, siz kendiniz, sevdikleriniz ve geleceğiniz için oy vereceksiniz. Çünkü bu düzeni değiştirecek olan sizlersiniz. Bu topyekûn bir değişimin başlangıcı. Halktan çalınanı halka geri vereceğiz. Hak ettiğimiz düzeni hep beraber kuracağız. Birleşe birleşe kazanacağız. Aday ben değilim, aday hepimiz.

Evet, söylemiştim başlıyoruz diye. Sevgili halkım; eyvallah, başlıyoruz!”

“En büyük gayemiz Türkiye’yi bereketli, huzurlu ve neşeli günlere taşımaktır”

Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanı adayı ilan edildiği Saadet Partisi Genel Merkezi önünde yaptığı konuşmasında ise şu ifadeleri kullandı:

“Çok teşekkür ederim. Yunus Emre bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz der. Türkiye’nin bütün renklerini aynı sofrada buluşturmak için yola çıktık. Bu sofra Halil İbrahim sofrasıdır.

Halil İbrahim sofrası, tek bir çocuğun dahi yatağa aç girmemesidir. Bizim soframız, barışın ve kardeşliğin sofrasıdır. En büyük gayemiz Türkiye’yi bereketli, huzurlu ve neşeli günlere taşımaktır.

Allah’ın izniyle bunu hep birlikte başaracağız. Biz Millet İttifakı olarak Türkiye’yi istişare ve uzlaşıyla yöneteceğiz. Millet İttifakı’nı oluşturan siyasi partilerin genel başkanları olarak, güçlendirmiş parlamenter sisteme geçiş sistemin yol haritası üzerinde mutabık kalmış bulunuyoruz. 11 madde az önce içeride sonuçlandı.

Bu kapsamda parlamenter sisteme geçiş sürecinde Millet İttifakı’na dahil diğer partilerimiz sayın genel başkanları Cumhurbaşkanı yardımcısı olacaktır.

Millet İttifakı’nın kapısı, ortak Türkiye hayalini paylaşan herkese sonuna kadar açıktır. İnanç, düşünce, ideoloji, kimlik ayırt etmeksizin 85 milyon insanımızı yürekten selamlıyoruz. Deprem felaketinin bugün birinci ayı. Kaybettiğimiz vatandaşlarımıza bu mübarek berat kandili gecesinde Allah’tan rahmet diliyorum.”

Paylaşın

Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı “Kılıçdaroğlu”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Saadet Partisi, Gelecek Partisi, İYİ Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti liderleri, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ev sahipliğinde bir araya geldi.

Haber Merkezi / Toplantı sonrası Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Millet İttifakı’nın adayı olduğu açıklandı.

Saadet Partisi Genel Merkezi’nde saat 16.00’da başlayan liderler toplantısı yaklaşık 4,5 saat sürdü. Masada, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal yer aldı. Liderler Saadet Partisi Genel Merkezi’nden kalabalığın önüne çıktı.

İlk konuşmayı yapan Karamollaoğlu kalabalığı selamladı. SP Lideri Karamollaaoğlu, “Elbette içinde bulunduğumuz günler acılı günler. Vefat eden bütün kardeşlerimize cenab-ı haktan rahmet diliyorum. Yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Birçok şehirde neredeyse bina ayakta kalmadı. Allah vefat edenlere rahmet eylesin. Bugün burada bir araya gelmemizin sebebini biliyorsunuz. Hava biraz soğuk. Ben bu toplantılarımız neticesinde aldığımız kararı duyurmayı bir görev addediyorum. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bizim cumhurbaşkanımızdır. Bu görevin hayırlı olmasını diliyorum. Bu görevin hayırlı olmasını diliyorum” diyerek Kılıçdaroğlu’nun adaylığını açıkladı.

Karamollaoğlu, daha sonra sözü CHP Lideri Kılıçdaroğlu’na bıraktı. Kılıçdaroğlu, ise konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Çok teşekkür ederim. Yunus Emre bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz der. Türkiye’nin bütün renklerini aynı sofrada buluşturmak için yola çıktık. Bu sofra Halil İbrahim sofrasıdır. Halil İbrahim sofrası, tek bir çocuğun dahi yatağa aç girmemesidir. Bizim soframız, barışın ve kardeşliğin sofrasıdır. En büyük gayemiz Türkiye’yi bereketli, huzurlu ve neşeli günlere taşımaktır.

Allah’ın izniyle bunu hep birlikte başaracağız. Biz Millet İttifakı olarak Türkiye’yi istişare ve uzlaşıyla yöneteceğiz. Millet İttifakı’nı oluşturan siyasi partilerin genel başkanları olarak, güçlendirmiş parlamenter sisteme geçiş sistemin yol haritası üzerinde mutabık kalmış bulunuyoruz. 11 madde az önce içeride sonuçlandı. Bu kapsamda parlamenter sisteme geçiş sürecinde Millet İttifakı’na dahil diğer partilerimiz sayın genel başkanları Cumhurbaşkanı yardımcısı olacaktır.

Millet İttifakı’nın kapısı, ortak Türkiye hayalini paylaşan herkese sonuna kadar açıktır. İnanç, düşünce, ideoloji, kimlik ayırt etmeksizin 85 milyon insanımızı yürekten selamlıyoruz. Deprem felaketinin bugün birinci ayı. Kaybettiğimiz vatandaşlarımıza bu mübarek berat kandili gecesinde Allah’tan rahmet diliyorum.”

Geçiş sürecinin yol haritası ise şöyle:

Millet İttifakını oluşturan siyasi partilerin genel başkanları, Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş Sürecinin Yol Haritası’nı da paylaştı. Genel başkanların mutabakata vardıkları maddeler şöyle:

1. Geçiş Sürecinde Türkiye’yi; Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem ilke ve hedefleri ile mutabakata vardığımız referans metinleri doğrultusunda anayasa, yasa, kuvvetler ayrılığı, denge ve denetleme esasları çerçevesinde, istişare ve uzlaşıyla yöneteceğiz.

2. Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçişle ilgili Anayasa değişiklikleri, genel seçimde ortaya çıkan TBMM yapısının mümkün kıldığı en kısa sürede tamamlanacak ve yürürlüğe girecektir.

3. Geçiş sürecinde Millet İttifakı’na dahil partilerin genel başkanları Cumhurbaşkanı yardımcısı olacaktır.

4. Bakanlıkların dağılımı, Millet İttifakı’nı oluşturan siyasi partilerin milletvekili genel seçiminde çıkardığı milletvekili sayısına göre belirlenecektir. İttifak partilerinin her biri kabinede en az bir bakan ile temsil edilecektir. Bakanlıklara paralel olarak kurulmuş Cumhurbaşkanlığı bünyesindeki politika kurulları ve ofisler lağvedilecektir.

5. Bakanların atanma ve görevden alınmaları, mensup oldukları siyasi partinin genel başkanıyla uzlaşı içinde Cumhurbaşkanı tarafından yapılacaktır.

6. Geçiş sürecinde cumhurbaşkanı, yürütme yetkisini ve görevini katılımcılık anlayışı, istişare ve uzlaşı esaslarına göre kullanacaktır.

7. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’ne (Cumhurbaşkanı Yardımcıları ve Bakanlar) yetki ve görev dağılımı, Anayasa ve yasalar çerçevesinde çıkarılacak Cumhurbaşkanı kararnamesi ile belirlenecektir.

8. Cumhurbaşkanı; seçimlerin yenilenmesi, OHAL ilanı, milli güvenlik politikaları, Cumhurbaşkanlığı Kararları, Kararnameleri ve genel nitelikteki düzenleyici işlemler ile üst düzey atamalarda Millet İttifakına dahil partilerin genel başkanlarıyla uzlaşı içinde karar alacaktır.

9. Geçiş Sürecinde yasama faaliyetlerinin iş birliği içinde gerçekleşmesini koordine edecek mekanizmalar oluşturulacaktır.

10. Güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş sürecinin tamamlanmasıyla birlikte, mevcut Cumhurbaşkanının -var ise- siyasi parti üyeliği sona erecektir.

11. Güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçildikten sonra yeni bir seçime gerek olmaksızın 13. Cumhurbaşkanı ve TBMM görev süresini tamamlayacaktır.

12. İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanları Sayın Cumhurbaşkanının uygun gördüğü zamanda ve tanımlanmış görevlerle Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak atanacaklardır.

Paylaşın

Erdoğan Duyurdu: Depremlerde Can Kaybı 46 Bin 104’e Yükseldi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremlerde can kaybının 46 bin 104’e yükseldiğini söyledi.

Haber Merkezi / Ağır hasarlı bina sayısının 230 bin olduğunu açıklayan Erdoğan, konteyner sayısının artırılabileceğini bildirdi. Erdoğan, ağır hasar yerlerde esnaf ve sanatkarlara 250 bin liraya kadar 60 ay vadeli, yarısını da Hazine’nin ödeyeceği yüzde 7,5 faizli kredi verileceğini duyurdu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı ardından açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Cumhuriyet tarihinin en çok can kaybına, yıkıma, acıya yol açan 6 Şubat depremleri ve sonrasındaki artçı sarsıntılar sebebiyle milletimize bir kez daha geçmiş olsun dileklerimizi sunuyorum. 46 bin 104 vatandaşımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyoruz.

6 Şubat saat 04.17’de yaşadığımız ilk deprem anından itibaren devlet ve millet olarak tüm imkanlarımızı seferber ettik. Bakanlık, kurum ve kuruluşlarımızın tamamı arama kurtarma, yardım, destek kapasitelerini bölgeye yönlendirdik.

Yaklaşık 9 saat sonra ikinci deprem felaketin sonuçlarını daha da ağırlaştırdı. 11 ilimizdeki 62 ilçe ve 10 bin 190 köyümüzde yıkıma yol açtı. Depremin ülkemizde ve bölgede ağır kış şartlarında yaşanması işleri daha da güçleştirildi.

Şehirlerdeki kamu personeli ile acil müdahale ekipleri süratle toparlanarak milletimizin yardımına koştular. AFAD’ın koordinasyonunda 81 vilayetin tamamındaki kamu gücünü saatler içinde harekete geçirdik.

Bakanlarımız sabah 09.00’dan itibaren deprem sahasında koordinasyonu üstlendiler. Her şehrimize en az 1 bakanımızı daimi olarak görevlendirdik. Tüm bakanlarımız kendi sorumluluk alanlarıyla ilgili eksiklikleri tespit edip, milletimizin acılarını paylaştılar.

Tüm birimlerimizi ülkemizin dört bir yanından görevlendirdiğimiz mülki idare personeli ile t akviye ettik. Milletvekillerimizi deprem bölgesi illerinde görevlendirerek depremzedelerimizin yanında olmalarını sağladık. Askerimiz depremden dakikalar sonra harekete geçerek üzerine düşen görevi bihakkın yerine getirdi, getirmeye devam ediyor.

Polisimiz ve jandarmamız arama kurtarmaya destekleri, hayati rolleriyle adeta destan yazdılar. Sağlık personelimiz kimi yerlerdeki zarar gören hastanelerimize rağmen yaralı olarak kurtarılan insanlarımıza şifa için insanüstü gayretle çalıştı, çabaladık.

Belediyelerimiz, personeli, araç gereçleriyle deprem şehirlerine koştu. Madencilerimiz, ormancılarımızı, DSİ ekiplerimizi, Karayolları ekiplerimizi arama kurtarma çalışmalarına katılmak için hemen bölgeye gönderdik.

Gerekli eğitime ve donanıma sahip tüm sivil arama kurtarma potansiyelimizi değerlendirdik. Uluslararası yardım çağrımıza cevap veren NATO ve AB dahil profesyonel arama kurtarma ekiplerini hızla sahaya dağıttık. 35 bin kişiyle dünyada eşi benzeri görülmemiş arama kurtarma gücünü bir araya getirdik.

Yıkım öylesine çok, yıkım alanı öylesine büyük, iklim ve saha şartları öylesine zorluydu ki yine de çalışmanın ilk anlarında arzu ettiğimiz hıza ve etkinliğe ulaşamadık. Kapanan yolları süratle açarak, altyapıyı kullanılabilir hale getirerek, kamu ve özel sektördeki tüm araç ve insan gücünü devreye alarak kısa sürede düzeni sağladık.

İdeal bir arama kurtarma ekibinin 80 kişiden en az da 20 kişiden oluşması gerekiyor. Asgari personel sayısı ile bile 1750 binaya aynı anda müdahale imkanı vardı. Arama kurtarma yapılması gereken bina sayısı ise bırakın ekip sayısını, toplam arama kurtarma personeli sayısı kadardı.

Ekiplerimiz yıkıntılar altındaki son canlı insanımızı çıkarabilmek için günlerce durup dinlenmeden çalıştı, çabaladı. Sonuçta dünyada örneği olmayan şekilde neredeyse depremin 10. gününde arama kurtarma çalışmalarının çoğunu tamamlamayı başardık.

Yıkıntıların altından çıkan her canlı insanımızla 85 milyon sevinç gözyaşlarına boğulduk. Hayatını kaybeden her bir insanımızla yüreklerimiz dağlandı. Bugün depremin 4. haftasını geride bırakırken, yaşadığımız afetin büyüklüğünü daha iyi görüyor, kayıplarımızın acısını daha derinden hissediyoruz.

Depremin yol açtığı geniş yıkım, geride kalan insanlarımızın hayatını da fevkalade zorlaştırdı. 11 ilimizde yıkık, acil yıkılacak, ağır hasarlı yani kullanılamaz hale gelmiş bina sayısı 230 bini, bağımsız bölüm sayısı 645 bini buluyor.

Evi hasarsız, az hasarlı olan vatandaşlarımızın bir kısmı da artçı sarsıntılar sebebiyle yaşadıkları kaygıyla evlerine giremiyor. 3 milyon 320 bin insanımız tahliye edilerek diğer illerimize gitti. 800 bin insanımız ise şehirlerden ayrılarak köylerine sığındı.

1,5 milyon aşkın insanımız çadırlarda, 53 bin insanımız konteynerlerde, 153 bin insanımız Milli Eğitim kurumları başta olmak üzere kamu tesislerinde hayatını sürdürüyor.

Otellerde 137 bine yakın depremzedeyi misafir ediyoruz. Kamu ve sivil yardım kuruluşlarımız 5 milyon 800 bin insanımıza her gün hizmet veriyor. Diğer şehirlere giden insanlarımızın bir an önce evlerine geri dönmek istediklerini bildiğimiz için konteyner şehirlerin kurulmasına hız verdik.

Bu da biraz vakit alıyor. Amacımız 2 ayda 100 bin konteyner kurarak yarım milyon depremzedeyi bu alanlara taşımaktır. Gerekirse sayıyı daha da artırabiliriz. Üretimi ve yurt dışından gelen hibeleri bu doğrultuda seferber ettik.

Barınma sorunu yanında şehirlerimizin günlük hayatlarının ayrılmaz parçası olan ticari faaliyetlerin ayağa kaldırılmasına önem veriyoruz Fabrikalarımız üretime başladı. Kullanılamaz hale gelen iş yerleri için mobil çözümler geliştiriyoruz. 6 bin geçici ticarethaneyi esnafımızın hizmetine verdik.

3 bin konteynerde oluşan çarşılar kuruyoruz. Bölgenin ayağa kaldırılmasında sanayi tesisleri, fabrikalar, işletmeler için gereken tüm destekleri sağlayacağız. Şehirlerimizi inşa ve ihya çalışmalarımızı, sanayi siteleri, ticaret merkezleri ile planlıyoruz.

Deprem bölgesindeki işletmelerin KOSGEB’e olan 2023 borçlarını, felakette hayatını kaybeden işletmecilerimizin ise tüm borçlarını siliyoruz.

Kalkınma ajanslarımızın tüm kaynaklarını afet bölgesi şehirlerine aktararak projelerin finansmanındaki devlet katkısını en üst seviyeye çıkartıyoruz. Bireysel ve KOBİ kredilerindeki ertelemelerin yanında 250 milyar liralık kredi paketine 100 milyar lira daha ilave ettik.

Depremde ağır hasar olan yerlerde esnaf ve sanatkarlarımıza 250 bin liraya kadar 60 ay vadeli, yarısını da Hazine’nin ödeyeceği yüzde 7,5 faizli kredi veriyoruz.

Bölgeye sağladığımız istihdamı, ihtiyaç sahibi ailelere öncelik vererek 50 bin kişiye çıkartıyoruz. Çocuklarımızın eğitiminin aksamaması için de gayret gösteriyoruz. Çadır ve konteynerlerde kurduğumuz eğitim yuvalarında evlatlarımızı yeniden okula hazırlıyoruz.

İllerin ve okul binaların durumlarına göre ilk ve orta dereceli eğitim kurumlarımızı açtık. 3 ilimizde 1 Mart’ta başlayan eğitim öğretim 3 ilimizde 13 Mart’ta, 4 ilimizde 27 Mart’ta devreye girecek.

8 bin personelimiz psiko-sosyal destek için sahada görev yapıyor. Mobil sağlık merkezlerinde eksiksiz hizmet sunmanın gayreti içerisindeyiz.

Çiftçilerimize destek ödemeleri, yem ve gübre katkısına kadar her türlü kolaylığı gösteriyoruz. İnsanlarımızın diğer ihtiyaçlarını da ihmal etmiyoruz. 1 milyon 61 binden fazla depremzedeye hane başına 10 bin lira acil yardım ödemesi yaptık.

Evleri kullanılamaz hale gelenlere hane başı 10 biner lira taşınma yardımı ödemesine başladık. Kiraya çıkan depremzedelere 3-5 bin lira arasında destek veriyoruz.

Yakınları vefat eden depremzedelerimize 100’er bin lira ödüyoruz. Bu insanlarımızın barınmadan gıda ve giyime kadar tüm ihtiyaçlarının elbirliği ile karşılandığı dünyaya örnek olacak bir dayanışma görüyoruz.

“488 bin yeni hane yaparak vatandaşlarımıza teslim edeceğiz”

Devletimizin gücü ve milletimizin alicenaplığı öylesine büyüktü ki kötü emsaller birer teferruat olarak kaldı. Barınma ve gıda sorunlarını çözdüğümüz, enkaz kaldırma çalışmalarına hızla devam ettiğimiz bir yere geldik.

Hızla enkazını kaldırmamız gereken 50 bin bina var. Bir yandan da insanlarımızı yeni evlerine taşımak istiyoruz. En önemli gündemimiz insanlarımızı bir an evvel güven ve huzurla yaşayacakları yeni evlerine kavuşturmaktır. Önümüzdeki iki ay içinde 244 bin konutun inşasına başlamaktır.

Bunlardan 22 binin inşasına geçilmiştir. 405 bini konut ve 83 bini köy evi olmak üzere toplamda 488 bin yeni hane yaparak vatandaşlarımıza teslim edeceğiz.

Bu sayıya yaklaşık 40 bin binada 164 bin orta hasarlı bağımsız bölümü ekleyecek çalışmayı da başlatıyoruz. Kamu binalarını öncelik sırasına göre TOKİ eliyle yapacağız.

Yeni yerleşim yerlerini 3 veya 4 katı geçmeyecek şekilde yerel mimariyle altyapısı, okul ve sağlık merkezi, canmi, çarşısıyla, parkıyla başlı başına yaşam alanı olarak tasarlıyoruz.

Hak sahiplerine konutlarını 1 yıl içinde teslim etmeyi planlıyoruz. Bugüne kadar 1 milyon 180 bin insanımızı ev sahibi yapan TOKİ teknik yeterliliği, uygulama kabiliyeti ile depremden alnının akıyla çıktı.

Depremde yıkılan şehirlerimizi yeniden ayağa kaldırma sürecini TOKİ vasıtasıyla yaparak en iyi şekilde değerlendireceğiz. Hayatını kaybeden vatandaşlarımızı geri getiremeyiz. Ama bunun dışındaki tüm yıkımları, zararları, kayıpları, telafi etme kararlılığına sahibiz.

Deprem bölgesindeki şehirlerimizde hayat normale dönmeden bize durmak, dinlenmek haramdır.

Hükümet olarak bugüne kadar ülkemizi depreme ve diğer afetlere hazırlamak için kapsamlı çalışmalar yaptık. Sel, yangın, heyelan, kuraklık gibi tabiat olayları ile çevremizdeki siyasi ve sosyal krizlerin ülkemizde muhtemel etkilerine karşı alacağımız tedbirleri detaylıca planlıyoruz.

“Afete hazırlık planlarıyla ülkemizin tamamını kuşatan yeni hazırlıklar içindeydik”

Van, Elazığ Malatya, İzmir depremleri, Antalya, Muğla yangınları, Kastamonu, Giresin, Bartın sel afetlerinde hükümetimiz başarılı sınavlar verdi.

Afete hazırlık planlarıyla ülkemizin tamamını kuşatan yeni hazırlıklar içindeydik. Kentsel dönüşüm projeleri de biriydi. 6 Şubat’ta bir kez gördük ki felaketler bizim hazırlıklarımızı beklemiyor.

Tek başına kentsel dönüşüm projelerinde yaşadığımız sıkıntılar bile afetlerle mücadelede yeni anlayışı ve yöntemi hayata geçirmemizin şart olduğunu gösteriyor.

Kentsel dönüşüm projelerinin bir an önce tamamlanması için adeta yalvardık. Bu konunun siyasetin malzemesi olamayacak kadar hayati öneme sahip olduğunu, kaybedilen her anın göz göre göre gelen yıkımlara biraz daha yaklaştırdığını söyledik.

Türkiye’nin kontrolsüz köyden kente göç akımı, sağlıksız yapılaşmaya yol açmaya kalmamış, şehirlerimizin merkezlerini de felç etmiştir. Kalitesiz yapı stoğumuz en büyük baş ağrımıza dönmüştür.

Kentsel dönüşüm projeleriyle bu güne kadar yenilediğimiz 3,3 milyon konut elbette önemlidir. 15 yıldır kentsel dönüşüm dedik, başta ana muhalefet olmak üzere yavru muhalefet ‘Biz kentsel dönüşüme karşıyız’ dediler. Bununla ilgili çeşitli mitingler yaptılar. Vatandaşı topladılar. Şimdi de o vatandaş önümüzü kesiyor ‘Ne olur bizim de binalarımızı yıkın’ diyor.

Eğer o zaman bizim bu talebimize uysaydınız bugün binalar bitmiş olacaktı. Benim oturduğum yer, Üsküdar Burhaniye. Yalvardım ama kabul ettiremedim. Şimdi o çeverede dört dörtlük binalar yapıldı. Zemin artı üç, adeta caddeleri, ağaçlandırılması, yeşil peyzajıyla farklı bir görüntü ortaya koydu.

Bu hafta Vahdettin Köşkü’ne giderken vatandaş önümüzü kesti; ne olur başlayın diye. Bak sonra vaz geçmeyin! Arkadaşlarımıza talimatı verdik, tamam dediler. İnşallah buraya da başlayacağız. Yani zaman su gibi akıp gidiyor.

Öbür tarafta Bay Bay Kemal gidiyor, mitingler yapıyor ‘Sakın ha, buradan denize nazır evler yapılacakmış’ diyor. Tabii ki denize nazır evler de yapılacak, kendimize yapmıyoruz ki, burada oturan vatandaşımıza yapacağız.

Ne olur imara aykırı olan evlerden kurtulun, size yakışan evleri bir an önce yapalım diyoruz. Şu anda halen 81 ilimizde 250 bin konutun yenilenmesi, ayrıca TOKİ’ni sosyal projelerinde ilave 250 bin sosyal konutun inşası sürüyor.

Yıllarca önümüzü kestiler. Fikirtepe, bir kısmı Kadıköy bir kısmı Üsküdar’da. Şimdi yapılıyor. Önümüz kesilmemiş olsaydı oralar da bitmiş olacaktı. Son depremlerde yıkılan binaların yüzde 98’inin 2000 yılı öncesi inşaatlar olması, son yıllarda özel sektörün bu alanda mesafe kat ettiğine işaret ediyor.

Kimi muhalefet partilerin kimi belediye ve sivil toplum kuruluşu görünümlü ideolojik yapıların, kimi tahrikleri kapılan vatandaşımızın kurbanı kentsel dönüşümdeki kayıplar bizi büyük tehditle karşı karşıya bıraktı.

Süreci geliştirmenin vebali ağırdır. Bir kez daha vatandaşlarıma 6 Şubat acılarını bir daha yaşamak için eski ve eksikli binalarını bir kez daha kentsel dönüşüme sunmalarını rica ediyorum.

İzmir’in Karabağlar semti. Karabağlar’ın süratle kentsel dönüşüm ve değişime ihtiyacı var. Hadi bakalım İzmir’in belediyesi zatı şahanelerinde. Karabağları değiştirin, dönüştürün, bir adım atın.

Oranın aynı zamanda milletvekilisin. Şu anda ana muhalefet olarak baştasın. Hadi bakalım büyükşehir belediye başkanına söyle, ne yaparsa yapsın görelim, biz de alkışlayalım. Yapamazsınız, sizin öyle bir derdiniz yok. Aşkınız yok. Aynı şey Ankara için geçerli. Hadi atın adımları. İstanbul’da KİPTAŞ’ın kurucusu benim. Şimdi KİPTAŞ onlarda, yapın bir şey yahu, yok yapamazlar. Eğer derdiniz yoksa hiçbir şey yapamazsınız.

Kentsel dönüşüm projelerini hızlandırmak için subvansiyonlu finans yöntemini de önümüzdeki günlerde hayata geçiriyoruz. İstanbul’da Dolmabahçe’de 110 bilim insanımız ve uzmanımızla yaptığımız toplantıda bu hususları enine boyuna değerlendirdik.

Tüm ilim adamlarıyla bunu değerlendirdik. Yaptığımız görüşmeleri hepsini kayda aldık. Bu vesile ile Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli toplantısına katkı veren tüm bilim insanlarımıza ve uzmanlarımıza şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum.

Dolmabahçe’deki Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli toplantısında her tespiti ve teklifi dikkatle ele alarak çalışmalarımızı devam edeceğiz. Afet yönetimin kurumsal yapısının güçlendirilmesine kadar şimdiden hazırlıklara başladık.

Sadece şehirlerimizi değil toplumumuzu da dirençli hale getirmek istiyoruz. Ülkemizde topyekün anlayış birliği, denetleme kararlılığı sağlamamızla mümkündür. Yeni dönemde bunu mutlaka başaracağız.

Deprem bölgelerimizin yeniden inşa ve ihyasını planlarken maddi telafi ile birlikte ruhlarımızda açılan yaralarımızın telafisini, manevi gücümüzü tamir etmeye önem veriyoruz.

Şimdi elhamdülillah kişi başına milli gelirde 10 bin doları aştık. Nereden nereye? Bu istikrar ve güvenle oldu. Bu yeter mi hayır? Bu da yetmez. Bizim bunu 15-20 buralara çıkarmamız gerekiyor.

Bunu istikrar ve güven ikliminden aldığımız güçle yapacağız. 20 yılda asırlık eksiklerini tamamladığımız sağlam altyapı, bölgesel ve küresel düzeyde pek çok avantaja sahibiz.

Böyle bir Türkiye depremin yol açtığı sıkıntıları kısa sürede aşmakla kalmayacaktır. Daha büyük bir atılımın vesilesi haline getirebiliriz. Şehirlerimizi yeniden kurarken sadece beton ve demir yığınlarından oluşan binalar yapmayacak, maziden atiye köprülerle onlara ruh verecek, anlam katacak kimlikler de kazandıracağız.

“Ara dönem artık geride kaldı”

Bazı hastanelerimizde sismik izolatörler var. Bunu kamu binalarımızda özellikle hastanelerimizde, okullarımızda yaygınlaştırmamız lazım. Bizlere bu toprakları vatan olarak bırakan ecdadın, deprem yıkıntıları altında hayatını kaybeden insanlarımızın emanetine ancak bu şekilde sahip çıkacağımıza inanıyorum.

Küllerinden ayağa kalkan bir milletiz. Son 70 yılda siyasi, ekonomik, sosyal şartların getirdiği bir fetret dönemi yaşadık. Ara dönem artık geride kaldı. Depremde yıkılanla birlikte tüm şehirlerimizi maddi unsur ve altyapısıyla değil medeniyet ve kültür değerleriyle bir bütün olarak ayağa kaldırmak boynumuzun borcudur.

İşte Hatay, Antakya. Orası tamamen kültürler coğrafyası. Müslüman, Musevi, Hristiyan var. Hepsi bir arada. İbadethaneleri bir arada. Bu zenginliği yeni yerleşim yerlerimizde de yaşatacağız.

İnsanımızın kimliğini biçimlendiren hiçbir maddi ve manevi kültür varlığımızı ihmal etmeyeceğiz. Yeni yerleşim yerlerini kültür merkezi, müze, camileriyle tüm donanımlarıyla medeniyet tasarruvumuzu hayatın her alanında kuracağız.

Fay hatlarına, dere yataklarına, heyelan bölgelerine bina yapıldığı dönem artık bitmiştir. Bu sorumluluğu yerine getirmeyen kurumlardan hesap soracağız.

Türkiye’nin ‘asrın felaketi’ olarak tanımlanan bu afetin yaralarını sarması için güçlü bir yönetime ve siyasi iradeye ihtiyacı vardır. Dünyada eşi benzeri görülmemiş bir felaketin üstesinden gelmek, devletimizle birlikte vatandaşımızın bekasını güvence altına almak, şehirlerimizi ve toplumumuzu afetlere karşı dirençli hale getirmek siyasi istikrarla mümkündür.

Tek gündemimiz depremdir, deprem yaralalarını sarmaktır. Seçim süreci beraberinde getirdiği yıpratıcı siyasi gerilimler ve gündemi kilitlemesi sebebiyle ister istemez bu çabaları gölgeleme riski taşıyor.

Bunun için de gündem sapmasına yol açacak seçim sürecinin bir an önce geride bırakılması, ülkenin seçim gerilimi ve tartışmalarından hızla çıkması şarttır. Seçimlerin 14 Mayıs tarihinde yapılmasının bize bu imkanı vereceğine inanıyoruz. Bizim seçim sürecindeki gündemimiz yine deprem olacaktır. Maddi ve manevi kayıpların telafisi olacaktır.

Siyasi çekişme, polemiklerle, kavgalarla örülü seçim kampanyası yapmayı içimize sindiremeyiz. Depremin ilk gününden itibaren asla siyasi tartışmaya girmedik. Söylenenleri not etmekle belirtmekle yetindik. Yalan ve iftiralarla çalışmaları tehlikeye atanlarla, rahat koltuklarında ahkam kesenleri, insanımız can derdinde iken mal bölüşümü derdine düşenleri, kısacası gördüğümüz duyduğumuz her şeyi not ettik.

Depremzedelerin yaralarını sarıp, yüzlerini güldürene kadar bu notları tutmayı sürdüreceğiz. Normal günlere dönünce herkese hak ettiği cevabı verecek, hak ettiği muameleye tabi tutacağız. Başka bir gündemle, başka bir tartışmayla meşgul olmayacağız. Türkiye’nin böyle bir vakit kaybına, enerji israfına tahammülü yoktur.

Türkiye için hemen şimdi diyoruz. Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman, Malatya, Gaziantep, Osmaniye, Kilis için hemen şimdi diyoruz. Adana için, Şanlıurfa için hemen şimdi diyoruz. Diyarbakır, Elazığ için hemen şimdi diyoruz.

“10 Mart’ta seçim kararı alacağız”

İnşallah 10 Mart cuma günü anayasanın bize verdiği yetkiye dayanarak alacağımız seçim kararının ertesi gün Resmi Gazete’de yayınlanmasıyla süreci başlatıyoruz. 11 Mart itibariyle seçim takvimi ile hususlar YSK’nın yetki alanına girmektedir.

Bu süreçte başka ile taşınan, yurt ve misafirhanede konaklayan, çocuğun kaydını başka ile alan, sağlık nedeni ile başka ile giden, seçmen kütüğünü yaşadığı yere nakleden hangi sebeple olursa olsun 6 Şubat felaketinden sonra ikametgahını, seçmen kaydını değiştiren depremzedelerimziin kendilerine sağlayan hak ve imkanlarından mahrum kalmamalarını sağlayacak Cumhurbaşkanlığı Kararnamesini yayınlıyoruz.

Milletimizin ve tüm İslam aleminin bu gece idrak edeceğimiz Ramazan-ı Şerif’in müjdecisi Leyle-i Berat’ını tebrik ediyorum. Mubarek gecenin ülkemize, milletimize tüm insanlığa hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum, kalın sağlıcakla.”

Paylaşın

Deprem Bölgeleri İçin Bir Asbest Uyarısı Da Greenpeace’ten

11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremler on binlerle ifade edilen can kaybına neden olurken, 200 binden fazla bina da hasar gördü.

Hasar gören binalar oturulamayacak hale geldiği için yıkılmak zorunda. Kanserojen bir madde olduğu bilinen aspest, Türkiye’de 31 Aralık 2010’da yürürlüğe giren yönetmelikle yasaklanana kadar binaların izolasyonunda kullanılıyordu.

Depremin birinci ayında Alman Haber Ajansı dpa’ya konuyla ilgili bir açıklama yapan Greenpeace Türkiye’nin bir sözcüsü, “Ortaya çıkan inşaat ve yıkıntı enkazındaki bazı malzemeler doğaya ve insan sağlığına zarar verebilecek maddeler içeriyor. Bunlardan biri de asbest” diye konuştu.

“104 milyon ton inşaat ve yıkıntı atığı”

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) üyesi de olan Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO), 6 Şubat depremleri sonrasında bölgede 104 milyon tondan fazla inşaat ve yıkıntı atığı oluştuğunun tahmin edildiğini açıkladı. Atıkların kaynağından ayrı ayrı toplanmasını da tavsiye eden ÇMO, ayrı toplanan atık türlerinin de özelliklerine göre geri kazanım veya bertaraf proseslerine dâhil edilmesi gerektiğini vurguladı.

Depremlerin yaşandığı bölgede kişi başına 8-16 ton inşaat ve yıkıntı atığı (İYA) oluştuğunu da belirten ÇMO, depremin hemen ardından arabalarda, çadırlarda, ateş başında, sokakta konaklamak zorunda kalan ve akabinde çadır kentlerin oluşmaya başlamasıyla yavaş yavaş buralara taşınan insanların oluşturduğu evsel nitelikli katı atıkların da düzenli biçimde toplanmadığına dikkat çekerek, onların da insan ve çevre sağlığını tehdit eder boyuta ulaştığını aktardı.

Bunlara, kurulan mobil revirlerde gerçekleştirilen tedavi ve atık hijyenik ped sonucu oluşan tıbbi atıkların da eklendiğini, onların da ayrı toplanarak bertaraf edilmesi gerektiğini tavsiye etmişti.

ÇMO, yıkılan binalarda bulunan asbestli malzemelerin de diğer atıklardan ayrı toplanarak bertaraf edilmesi gerektiğinin altını çizmişti. Oda, asbest, kurşun veya zararlı diğer olası maddelerin miktarının ise bilinmediğini haber veriyor.

Greenpeace Türkiye de asbestli yapıların dağılmasının güvenlik için büyük önem taşıdığını bildiriyor. Örgüt, kontrolsüz şekilde yayılması halinde asbestin bölgedeki insanların, kurtarma ve enkaz kaldırma ekiplerinin kansere yakalanma riskini artıracağını savunuyor. Ayrıca enkaz kaldırma nedeniyle oluşan yoğun tozun da bilhassa akciğer kanseri, bronşit ve astım hastaları için zaten var olan riski daha da artırdığı kaydediliyor.

Pek çok madde yakılıyor

Greenpeace, halen bölgede olan insanların da ısınmak amacıyla bulduğu pek çok maddeyi yaktığına, bunun da havadaki zararlı madde oranını artırabileceğine işaret ederek hükümetin vatandaşın ısınma ihtiyacını elektrikli cihazlarla karşılamasını talep ediyor.

Örgüt, zehirli madde içeren atıkların iklim ve çevreye uygun şekilde enkazdan çıkarılmasını, bu yolla olası yeni felaketlerin de engellenmesi gerektiğini belirtiyor. Enkaz kaldırmayla meydana gelecek olası zararlı madde yayılımının insan sağlığı, tarım ve yeraltı su kaynakları başta olmak üzere büyük zarar neden olacağını kaydediyor.

Paylaşın