Meral Akşener: 13. Cumhurbaşkanımızı Seçmiş Gibi Hissediyorum

İYİ Parti Lideri Akşener, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun adaylığına ilişkin yaptığı değerlendirmede “Yapmaya çalıştığım bu ülkeye hizmet. ‘Ben önde olayım, hizmet ederim’ diye durumumuz yok. Bugün itibariyle kendimi iyi hissediyorum. Biz 13. Cumhurbaşkanımızı seçmiş gibi hissediyorum. Bunun için de çok iyi çalışacağım” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığının açıklandığı sırada çekilen fotoğraflarda gergin göründüğü yorumlarına katılmadığını belirten Akşener, Pazar gece boyunca süren görüşmeler nedeniyle uykusuz ve yorgun olduğunu söyledi ve “Ben aslında herhangi bir mutsuz vesaire durum yok. İmza koymuşum ben. Öyle şey olur mu?… İki metnin altına 6 genel başkan imza attık. Bununla ilgili mutsuzluk söz konusu değil. Doğru bulmadığınız bir kararın altına niye imza atasınız?” ifadelerini kullandı.

Masadan kalkmasıyla ilgili konuşan Akşener, “müzakere masasında müzakereye kapalı ortam oluştuğunu” belirtti ve “Yani siz bir fikir ortaya koyuyorsunuz, diğer 5 kişi tek bir konuda karar almış, onun üzerinden geri gitmiyor. Siz de bunun tartışılmasını arzu ediyorsunuz. Dolayısıyla orada ne oluyor? Herkes bana masadan kalktı diyor ama masa kalktı” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Lideri Akşener 3 Mart’taki toplantı sonrasında yaptığı açıklamada sert ifadeler kullanmış ve altılı masayı aday dayatan bir noter masasına dönüşmekle suçlamıştı. Akşener o günkü açıklamalarıyla ilgili “Evet sertti! Sert olmalıydı; ben ne düşünüyorsam. O metni kendim yazdım… Sert olarak algılanabilir; ama aslında net olmasına dikkat ettim. Aşırı netlikler genel olarak sinir bozar. ‘Hayır biz beşimiz böyle düşünüyoruz, senin önerilerin herhangi bir takdire uygun değil’ gibi tutum alınırsa, o zaman net olursunuz” dedi.

Meral Akşener, altılı masadaki gerginliğin gündemi meşgul etmesi ile ilgili olarak “Bu dört gün boyunca depremzedelerin sorunlarının perdelenmesine sebep olduğum için özür dilerim” ifadelerini kullandı. Asıl meselenin Cumhurbaşkanlığının kazanılması olduğunu vurgulayan Meral Akşener, “Bu son seçim. Parlamenter sistemi konuştuğumuz son seçim. Biz bu cumhurbaşkanlığı seçimini alamazsak Türkiye ölmeyecek. Ama velakin bir daha parlamenter sistemi konuşarak seçime girmeyeceğiz” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Millet İttifakı’nda yaşanan cumhurbaşkanı adayı krizinin çözülmesinin ardından Habertürk Televizyonu’nda Fatih Altaylı’nın sunduğu “Teke Tek” programına konuk oldu. Meral Akşener’in açıklamalarından başlıklar şöyle:

“Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda 1,5 evvel vazgeçmemiş olsaydım, 5 erkeğin arasında tek kadınım, belki bana gelirdi top. Bugünkü sistemi oluşturabilmek için gayretim oldu. Şu anda Sayın Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanı adayı. Elbette liderlerle bir sorunumuz yok, başından beri destekleyeceğiz çıkan adayı. Popülaritesi yüksek milletin hadi hadi dediği 2 büyükşehir belediye başkanını da onun koşu partneri haline getirdi o masa. Bunu değerli biliyorum. Millet İttifakı’nın adayı Sayın Kılıçdaroğlu onlarla birlikte koşacak. Koşu partneri üçü birden. En önde Sayın Kılıçdaroğlu’nu elbette seçtirmek üzere.

Dengemi kaybetmiş değildim, nettim ben. O masada uzunca dönem geçtikten sonra aday işine doğru yavaş yavaş gittik ama, alan sıkıştığı andan itibaren şunlar konuşmaya başlandı; Meral Akşener birinci başkan yardımcısı olmak istiyor, kazanacak aday onun için diyor. Bu külliyen yalan. Başta Sayın Kılıçdaroğlu olmak üzere, diğer 4 arkadaş dahil olmak üzere bir kişiyle buna dair tek bir harf konuşmuşsam, bu arkadaşlar derlerse ki Meral Hanım bununla bizimle konuştu derlerse, şu programdan hemen çıkışta, politikayı bırakmaya hazırım.

Siz kazandığınız zaman x, y, z oy almanın elbette Meclis için önemi vardır. Ama önemli olan Cumhurbaşkanlığını kazanmaktır. Bu ülkede bir şekilde siyasi olarak sağ kalmış kadın politikacıyım. Ailesinin de her bir ferdinin ciddi ‘know how’ı olan, bir dizi eğitimden geçmiş insanım. Burada herhangi bir menfaat söz konusu değildi. Müzakere tıkanınca sizi aradım, ‘Pazartesi gelemeyeceğim’ demiştim.

Sizin de sorumlu olduğunuz insanlar var. Burada size söylerken kişisel menfaatim var mı? Ben bu milletin, bu ucube sistemden, burada özne de sayın Erdoğan değil, bizim bu ucube sistemden kurtulmamız lazım, bunun için kazanacak formülü düşündüm. Tartışılması gereken, müzakere edilmesi gereken durumdu. Başardık çok şükür. Hepimiz bir adım attık.

Saat 02.15’te her iki belediye başkanı geldi. Ekrem Bey beni aradı, 22.30 gibi. ‘Yola çıktım, Mansur Bey’i de alacağım, gelebilir miyim’ dedi. ‘Hayhay’ dedim bir tek şey sordum; ‘Kemal Bey’in bilgisi var mı’ dedim. Ben insanlara dikkat ederim. Sitenin girişine tembih etmiştim. Sonra haber çıktı. Beni değil iki belediye başkanını rencide eden haber. Kendileri talep etti, kendileri iptal etti. Gece soru sordum siz bunu Kemal Bey’de izinli mi yapıyorsunuz, evet dediler.

Sonra dedim ki, ne olur ne olmaz size bir arkadaşımı göndereyim, onların arabasıyla gelin, en azından görünmeyin ne olur ne olmaz. Geldiler, bazı seçenekler ileri sürdüler. İzin almadığım için söyleyemem. Kazanmaya odaklandığım için, bu iki arkadaşımızın popülaritesi benden fazla, doğrusunu konuşalım.

Dolayısıyla bu arkadaşlarımızın mutlaka o süreçte aktif olmaları gerekiyor. Belediye başkanı görevi üzerinden yardım başka bir şey, ama bu işin içinde bu kampanyada ve sonrasında, kazanma halinden sonra taşın altına ellerini, gövdelerini koyacaklarının da ispatı lazımdı. Orada uzlaştık. Bu, konuşurken ortaya çıkan bir şeydi. Ancak bu kadar anlatabilirim.

Onlar gittiler Kemal Bey’e. Yanlış anlaşılmasın, onlar Kemal Bey’in bilgisi dahilinde geldiler. Sonra saat 21.30’da Kemal Bey beni aradı. İki arkadaşımız sizi ziyaret edecekler, bilginiz olsun, dediler. Ben de dedim ki, dün iki belediye başkanımız, sizin bilginiz dahilinde geldiler, konuşma yaptık. Bazı şeyleri yazıya döküyorum, belli süre geçince insanlar unutabiliyor. Yazı haline döktüm ve her iki arkadaşımıza gönderdim dedim.

Bu bilgiler size geldi mi dedim, evet bana geldi dedi. Benim görüşlerimi getirecekler dedi. Yeniden geldiler ve el sıkıştık. Partiye gittim sonra. Buna kimse inanamıyor. Başarı öyküsü olan yöneticilerden bir kadromuz var bizim. Ben kendimi sadece operasyonu yöneten bir kişi gibiyim. Orkestra şefi diyebilirsiniz. Habire imza atmak gerektiği zaman, o tür imzalar için yetki alıyorum, gerisini vallahi almadım bugüne kadar.

“Masadan kalkma gibi bir kavram yok”

Masadan kalkma gibi bir kavram yok, GİK toplantısında önerimizin arkasında durma kararı çıktı. Tekrar gidip yetki almam gerekiyordu. Jet hızıyla giyinip, genel merkeze gittim. Bütün arkadaşlar milletvekilleri, GİK üyeleri, divan üyelerini topladık. GİK’le zoom üzerinden kayda alınmak kaydıyla genel sekreterimiz görevlendirildi. Bu yetkiyi bana aldı. Bunu nasıl kamuoyuyla paylaşacağız. İki belediye başkanımız geldiler, son durum oldu. Sonra ben masaya katılacağımı ilan ettim Kürşad Zorlu beyefendi üzerinden. Ama uzun şeyler yaşamışız, kalbim yoruldu anlatırken. Hakkını helal etsin herkes, iyi bir şey oldu.

(Farklı siyasi partilerde yer alıp ayrılması nedeniyle gelen ithamların sorulması üzerine) Bu ülkede Tayyip Bey’le benim kapı arkasından görüşmeme ne gerek var. Ben o partinin başlangıçta kurucusuyum. Yürünecek yolu beğenmediğim için ayrıldım. Ben geri zekalı mıyım? Menfaatçi, oportünist, Makyavelist birisi olsam niye ayrılayım? Ben hep ilkeler üzerinden ayrıldım. İktidara gelinceye kadar ağzımı açmadım. İktidar olduktan sonra 2007’den beri benim kadar eleştirmiş başka biri yok. Sayın Davutoğlu’nun başbakanlığı döneminde bana başbakan yardımcılığı teklif edilmiş, kabul etmemişim.

(‘Millet İttifakı’ndan ayrılmak için para aldı’ iddiası) “Para işine dönersek eğer ben Tayyip Erdoğan’ın çevresinden ve veya başka bir şekilde bir Allah’ın kulundan bu tarz bir konuyla ilgili 1 lira almışsam, ispat etmesi çok zor ama, dünyanın en şerefsiz insanıyım. İstanbul’da oturduğum ev belli. 5 dönem milletvekilliği yapmışım. Eşimin babası, İzmit’in ekonomik durumu iyi bir aileydi. Biz onun üstüne bir şey koyamamışız. Maaşımın dışında hiçbir gelirim olmadı benim. (‘Koray Aydın beşli çete ile görüştü’ iddiası) Koray Bey iş adamı. Bunu iddia eden ispatlayamazsa şerefsizdir dedi. Koray Bey evini satar koyar partiye. Trabzonlu, burnu düşse yerden almaz.

Bugüne kadar Tayyip Bey benimle konuşmak için hiçbir şey yapmadı. Benim de Tayyip Bey’le gizli saklı hiçbir görüşmem olmadı. Hatta deprem zamanında nasıl görüşme yaptığımı televizyondan anlattım. Bugünün dijital dünyasında gizli bir şey olabilir mi? Olsa söylerim. Sanki ben göz kırpıyorum, Tayyip Bey koşuyor, böyle bir durum yok. Hatta en sert kavgayı ikimiz yapıyoruz.

Rize’de başıma neler geldi benim. 31 Mart’ta ‘Senin tutuklattıracağım, dokunulmazlığın da yok’ dedi. Hala hakkımda ifademin alınmadığı, hatta duyduğumuz PKK muhbirinin olduğu iddia edilen FETÖ’cülükle ilgili isnadın mahkemesi var, ama bana bilgi veren yok. Bu ülkede en çirkin şey biri PKK’cı, iki FETÖ’cü deniyor. Bu eğer korkutmak içinse, Demokles’in kılıcı ise ben eğilmektense o Demokles’in kılıcı ile kendi boğazımı keserim.

Atatürk’ün kurduğu bu cumhuriyetin fırsat eşitliğinden eğitim yoluyla yararlanmış bir insanım. Bugün benim şehrimin dağ köylerindeki kızlar bu şansa sahip değiller. Allah nasip eder ödeyebilirim, nasip etmez ölürüm. Herhangi bir insanoğlundan korkmuyorum, büküleceğim kimse yoktur. Yapmaya çalıştığım bu ülkeye hizmet. ‘Ben önde olayım, hizmet ederim’ diye durumumuz yok. Bugün itibariyle kendimi iyi hissediyorum. Biz 13. Cumhurbaşkanımızı seçmiş gibi hissediyorum. Bunun için de çok iyi çalışacağım.

Biz uzlaşı metninde genel başkanların cumhurbaşkanı yardımcısı olacağını söyledik. Milletvekili adayı olmayacağız. Ben kendi adıma söyleyeyim milletvekili adayı olursam bu işe inanmıyorum demektir. Mümkün olan en yüksek vekili çıkarmak için çalışacağız. Bakanlıklar konuşulmadı. Sadece her partiye birer bakanlık verileceğini söyledik. Şu an her partinin bir bakanlığı var. Liderlerin başkan yardımcılığı Fuat Oktay gibi değil. Bir danışma kurulu aynı zamanda.

Önceliğimiz cumhurbaşkanlığını kazanmak. Bu son seçim, parlamenter sistemi konuştuğumuz son seçim. Bu seçimi kazanamazsak bir daha parlamenter sistemi konuşarak bir seçime girmeyeceğiz.

(“İYİ Parti seçmenin HDP’yle görüşmeden hoşlanmayacağını hissettiriyor. HDP meselesine nasıl bakıyorsunuz?” sorusu üzerine) “Siyasi partilerin birbirleriyle olan ilişkilerine her bir siyasi parti saygı duymak zorundadır. Biz bugüne kadar buna saygı duyduk. Ekmeleddin İhsanoğlu, cumhurbaşkanı adayı olduğunda Erdoğan ve Selahattin Demirtaş’ın kampanyalarına yardım yaptı. Kırmızı çizgilerimiz bir vatandaşla aynı, nedir bu: Her bir insanın hakkı hukuku vardır, buna saygı. Hukuka, hukukun üstünlüğüne saygı. Vatanın birliğine bütünlüğüne saygı. Anayasa’nın ilk dört maddesine saygı. Ve bütün bunların neticesinde Türkiye’deki birlik beraberliğe saygı. Atatürk’le derdi olmayacak.

Türkiye’de neden bu zıtlık var. HDP’nin de HDP yöneticilerinin de diğer siyasi partilerin de düşünmesi gereken o. Bakın 2014’te MHP’nin adayı Selahattin Demirtaş’ın kampanyasına yardım yapmışsa, sembolik de olsa, buna Sayın Bahçeli başta olmak üzere herkes saygı duymuşsa, Ekmeleddin İhsanoğlu MHP’den birinci sırada milletvekili adayı yapılmışsa iki defa burada bir şey var demektir. Bugün niye böyle? Türkiye’de siyasi partiler üzerinden ayrıştırma yerine etnik aidiyetler üzerinden ayrıştıran bir dil oluştu. Bu dilin sahibi Türk milliyetçileri değil.

31 Mart 2019… Bizim Güneydoğu’da belediye başkan adaylarımız ve belediye meclis üyelerimiz oldu. Birden Yeni Şafak gazetesinde bütün kimlik bilgileriyle, 29 adayımızın ismi PKK’lı diye yayınlandı. Bir baktık ikisi hariç geri kalanların ortak özelliği Kürt olmaları. Sonra bizim Kürt olup seçilen belediye başkan adaylarımızın 3’ünü de AK Parti bizden transfer etti. Hatta PKK’lı diye iddia edilen bir tanesi de Süleyman Soylu’nun genel başkan olduğu dönemde Demokrat Parti’nin belediye başkanı.

Bir Abdullah Uçar vardı. İçim yanıyor. Biz Kemal Bey’le ortak mitingler yaptık. Bursa’dan aday göstermişiz. Abdullah’ı çağırdım, mitinge çıkaracağım. Kemal Bey de yanımda, başka arkadaşlar da var. ‘Abdullah ne diyeceksin oğlum’ dedim. ‘Diyeceğim ki, Kürdüm ama PKK’lı değilim’ dedi gözleri dolu. Bu çok acı bir şey. Dün ile bugün arasındaki fark bu. Abdullah diyor ki, ‘Kürdüm ama PKK’lı değilim’. Bu dilin düzeltilmesi lazım. Bu dili başlatan Sayın Erdoğan. Erdoğan’ın açtığı bu alana bir şekilde odun atan başka bir alan var. Eğer bu ucube sistemden kurtulacaksak, herkes bu gerçekliğin farkında olmalı.

“CHP, HDP ile görüşebilir”

Dün kavga edilmeyen konuda, bugün görüşme bile problem yaratıyorsa herkesin dikkat etmesi lazım. O masada defalarca iddia edildiği gibi o masada HDP yok. Mithat hocanın (HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar) söylediğine göre kendileri de ikrar ediyor. Ama zaman zaman HDP yöneticilerinden farklı farklı söylemler oldu. Ben o söylemlerin her birinin bu ucube sistemin devamının ateşine odun atmak olduğuna inandım.

Böyle bir sağduyunun devam etmesi ve derinleşmesi gerekiyor. Bakanlık vs. gibi alışveriş olması mümkün değil. Diyalog başka bir şeydir. CHP diyebilir, anlayışla karşılardım. ‘Sizin oy oranınızla HDP’nin oyu farklı hadi size güle güle’ deselerdi o masadan kalkardık. Alengirli işe karşıyım, dürüstlük ve açıklıktan yanayım. CHP, HDP ile görüşebilir. Ama masaya asla getiremez.

(“Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce’ye masa yer düşündünüz mü?” sorusu üzerine) Muharrem Bey’le en küçük incitme yapmadan ne ben onu, ne o beni, hakikaten o dönemle (2018 seçimleri) ilgili ben ondan razıyım. CHP ile ilişki biçimlerini bilemem, yorum da yapamam. Ama ben Hüseyin Baş (BTP Genel Başkanı) üzerinden bir deneme yaptım.

Sayın Hüseyin Baş’ın sosyal medya üzerinden talebi oldu. Ben de kendisinin teklifini masaya götüreyim dedim. Hüseyin Baş’ın şahsı veya partisi değil. Çok mesafe alınmıştı, metinler ortaya çıkmıştı. Dolayısıyla bu genişlemenin doğru olmayacağına dair, kimseyi incitmeden bir sonuç çıktı. Hafiften bir oylama yaptım sayılabilir, genel olarak genişlemeye, Hüseyin Baş’a değil, karşı bir durum çıktı.

Birinin birazcık ‘Münasebetsiz Mehmet Efendi’ olması gerekiyordu. Hayır niye kopsun Ama kopabilirdi de! Kazanılmayacağını düşündüğüm sistemden bahsediyorum. Burada özne Sayın Kılıçdaroğlu da değil yanlış anlaşılmasın. Bizim bu işi kazanmamız lazım, bu kazanmaya dair tartışmamız lazım idi. Sonra buna gerek yok gibi bir şey ortaya çıkınca, sonra benim iddialı cümlem vardı, Noterler Birliği bana kızmış ama herkesin birbirini ikna etmeye çalışması lazımdı.

“Kimse ayağa kalkmadı”

(“Toplantıda Kılıçdaroğlu ayağa kalktı, Temel Karamollaoğlu Akşener’e ‘yeter’ dedi” iddiası) “Temel Bey öyle bir şey demedi. Ev sahibi olduğu için, o yaş grubu, geldiği gelenek sabır konusunda uzman. Kemal Bey’i de çok sabırlı insan olarak tanıyorum. Erkekler birbirine karşı inanılmaz saygılı. Kadınlar daha açık. Kimse ayağa kalkmadı. Ben açık net fikirlerimi söyledim. Bir gerginlik yaşandı.

Sayın Davutoğlu ve Sayın Ali Babacan devreye girip, suhuletle pazartesiye bırakılma nedeni öyle oldu. 5 kişi imzaladı, ilan edilsine de gidilebilirdi, sonraya bıraklım hep beraber nefes alalım oldu. Sonra geldim arkadaşlarımla konuştuk, bir oylama yaptık. Sonra mutlaka kazanma konusunda sonuç çıktı. Aynı yerde kalabilirlerdi, 5 arkadaşımız öyle devam edebilirdi. Orada da ben o vebali alamazdım. O yüzden çok iyi oldu. Meral Akşener adına değil bu, herkes adına çok iyi oldu.

(Kılıçdaroğlu’nun grup toplantısındaki sözleri) “Okudum, Kemal Bey’in zihninde güzel bir şey bu. Masaya kısmı da var, öyle bir yanım var. Mert bulduğunu ifade etmiş, açık olmakla alakalı bir şey. Benim hesabım, kitabım yok. Kemal Bey de diğer arkadaşlar da biliyor. Onun için zaman zaman öyle oluyor. Kendisine teşekkür ederim.

Şu anda sayın Erdoğan’dan sayın Kılıçdaroğlu ve onunla koşacak olan iki belediye başkanının işi kolay. Sayın Erdoğan seçim beyannamesi hazırlayacak. Bizimkisi hazır. Cumhurbaşkanı sayın Kılıçdaroğlu’nun elinde bu olacak, anlatacak. Beraber çalıştık çünkü. Dolayısıyla bize şu anda sadece iletişim teknikleri üzerinden kampanya sistemi lazım. Henüz onu oluşturmadık, daha dün ilan edildiği için ama muhtemelen arkadaşlar bugün çalışmaya başlamıştır. Kampanya iletişimi açısından ajanslar devreye girer bu ay böyle devam eder. İşimiz Tayyip Bey’den kolay.

Deprem bölgesindeki bütün kardeşlerimizin hakkında konuşmanın biraz perdelenmesi sebebiyle burada pay sahibi olduğu için bütün kalbimle kendi adıma özür diliyorum. 4 günde onlarla ilgili konuların perdelenmiş olması Türkiye’nin geleceği için önemliydi. Hem Millet İttifakı hem Cumhurbaşkanı adayımız hem bizler o konuda ciddi çalışacağız.

“Bütün kurumlar gitmiş, deprem felakete dönüştü”

İnanılmaz bir afet oldu, Sayın Erdoğan ve iktidar eliyle bu felakete afete dönüştü. Sayın Erdoğan bunu ‘kader planı’ diye söyledi. Dolayısıyla kader planına amenna ama kaderin içinde en önemli konu tedbirdir, hazırlıktır. Siz Kocaeli depreminden sonra Bolu depreminden sonra 21 yıldır hiçbir şey yapmamışsanız bu tedbirsizliktir, kader planı diye tarifleyemezsiniz. Eğer kader planı diye tarifliyorsanız Sayın Erdoğan’ın zırhlı araç kullanmadan, korumalarla gezmeden bu işleri yapması gerekir. Böyle ise o zaman bu tedbiri kendine uyguluyorsun vatandaşa niye uygulamıyorsunuz.

AFAD kavramsal olarak çok bir iyi kurum. Ama darmaduman olmuş. Çünkü kurulmuş bir şey yok. Karman çorman bir durum. Bu kurumlarda yönetici ve uzman sayısı azdır. Bakanlığım döneminde Sivil Savunma Genel Müdürlüğü’nün Türkiye genelinde 6-7 bin personeli ve 35 bin eğitilmiş sivil vardı. Şimdi bunu lağvetmişsiniz, AFAD’ı kurmuşsunuz fakat altına eğitilme alanını koymamışsınız. AFAD’ın sahadaki yöneticilerine söyleyecek sözüm yok, çaresiz. 10 kişi ne yapabilir? 10 kişinin her birinin 15 civarında eğittiği ona bağlı sivil olmalıydı. Bütün kurumlar gitmiş, deprem felakete dönüştü.

“Yarın itibariyle parmak boyası demeye başlayacağız”

Yarın itibariyle parmak boyası demeye başlayacağız. Deprem bölgesinde oy kullanmak başka bir de oradan batıya tahliye olanların oy kullanması. Sayın Şenol Sunat arkadaşımız diğer partilerle de irtibatını sürdürüyor. Sayın İsmail Tatlıoğlu, Musavvat Dervişoğlu, Erhan Usta CHP’ye ve AK Parti’ye gittiler. Bir kanun teklifi ve anayasada değişiklikle, oy birliği ile hızlıca düzenleme yapmayı önerdiler. Seçim de ilan edildiği için bir keşmekeş var. Henüz cevap gelmedi. Keşke oy birliği ile geçirsek. Batıya gelmiş insanların oy kullanması hem de orada kalanlar. Formülümüz şu; diyelim ki Kahramanmaraş’ta Ankara’ya geldiler, Kahramanmaraş için oy kullanacaklar. Aynı yurt dışındaki vatandaşlarımız gibi.

(Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yasal olarak yeniden aday olamayacağı tartışmaları ve itiraz edip etmeyeceklerine dair soru üzerine) “Altılı Masa’da konuşmadık. Bireysel olarak söyleyeyim, etseniz nedir, etmeseniz nedir diye sonuç çıkıyor. Ama asıl mesele şu; meşhur anayasayı, Türk tipi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi değişikliğini hazırlayan kimse derhal yanından uzaklaştırsın. İnsan geçici bir madde koyardı.

Çok pis tartışma olacak, itibar açısından. O anayasa madde geçecekti. Bu yalapşalap yapılan bir iş. Asıl vahim olanı bu. O madde konulsa tartışmayacaktık. Niye koymadınız? Bakın liyakat, ciddiyet, bilgi yok. Sayın Erdoğan şu anda şahsı üzerinden yapılacak her bir tartışmanın faturasını bu eksikliği ortaya koyan liyakatsiz adamlarına, ilgisini kesmeli. Ben üçüncü kez aday olmaması gerektiğini düşünüyorum. Siyasi olarak bunu söylüyorum. Bütün bunların özü liyakatsizlik, bilgisizlik, eksikliktir. Yazık Türkiye’ye.

(Kılıçdaroğlu seçilirse CHP’den hemen istifa edecek mi?) “Bizim partimiz istifa etmesi gerektiğini düşünüyordu. Sonra o masada artılar, eksiler konuşuldu. Ben ikna edildim. Kötü niyetle söylemiyorum. Gerekçeler sunuldu. Bir süre, hiç değilse yerel seçimlere kadar, genel başkan seçilecek vs. iç hareketlilik olmaması açısından, hiç değilse yerel seçimlere kadar partisinin başında kalmasına dair konsensus var. Benim ve partimin öngörüsü hemen olması gerekendi. Seçim sürecinde parti içi mücadele olmadan bitsin açısında bakıldı. Parlamenter sisteme geçiş öyle 3-4 yıl kesinlikle olmaz. Çok kötü şeyler yapıldı, aynı hızla temizlememiz lazım diyenlerde var ama aynı kötülüklere sebep olabilirsiniz. Hukuk dışı olan her şey gider.

“Bir tereddüttüm olsa milletvekili adayı olurum”

Seçimi kazanmayı yüzde 100 görüyorum. Barometremiz şu: Perşembe gününün sonrasında, özellikle cuma günkü konuşmamdan sonra atılan taşların yönü vardı. Bugün itibariyle atılan taşların yönü kendini rahat hissedenlerden geliyor. Bir tereddüttüm olsa milletvekili adayı olurum. Parti olarak söylüyorum, çok iyi oy alacağımıza inanıyorum. 3 yıldır sahadayım. Dükkan dükkan gezdim. İlk girdiğim dükkanda yüz ifadesiyle, o dükkandaki aynı insanın yüz ifadesi ve söylemler arasındaki farkı biliyorum. Şu anda iddia ediyorum sahayı benim kadar bilen siyasetçi yok.

Sayın Babacan ilk 4 maddeyi kast etmediğini söylemekle birlikte, diyelim ki öyle niyeti var, o zaman Sayın Babacan’ın tek başına iktidar olması gerekiyor. Sayın Babacan bunu söylemiştir, söylememiştir, ki tersine söyledi masada.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’nun Adaylığı; Millet İttifakı İçinde HDP Huzursuzluğu

Demokrat Parti, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Saadet Partisi, Gelecek Partisi, İYİ Parti ve Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi’nin oluşturduğu Millet İttifakı, Saadet Partisi Lideri Karamollaoğlu ev sahipliğinde yaptığı toplantı sonrası Kemal Kılıçdaroğlu’nu cumhurbaşkanı adayı olarak açıkladı.

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) 14 Mayıs’ta yapılması planlanan seçimlerde, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a karşı CHP Genel Kemal Kılıçdaroğlu’nu desteklemek için Millet İttifakı ile görüşme çağrısının, muhalefetin bazı milliyetçi unsurları arasında huzursuzluğa neden olduğu öne sürüldü.

Parlamentonun üçüncü büyük partisi olan HDP’nin eş başkanı Mithat Sancar, Altılı Masa’nın Kemal Kılıçdaroğlu’nu cumhurbaşkanı adayı olarak açıklamasının ardından dün geç saatlerde katıldığı bir televizyon programında, “Sayın Kılıçdaroğlu’nun adaylığı hayırlı olsun, kendisini bizlerle görüşmeye bekliyoruz” demiş, muhalefetin ortak adayıyla uzlaşmak istediklerini söylemişti.

Muhalefet ittifakından iki yetkili, Reuters haber ajansına yaptıkları açıklamada, terör örgütü PKK ile bağlantılı olduğu iddiasıyla hakkında kapatma davası açılan HDP ile bu tür görüşmelerin, Kürt yanlısı politikalara düşman olan milliyetçi seçmenler arasındaki desteği zayıflatabileceğinden korkulduğunu söyledi.

Reuters, “HDP’nin cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinde belirleyici bir rol oynayacağı düşünülüyor. Altı partili blok da Erdoğan’ın yirmi yıllık siyasi saltanatını sona erdirmek için muhtemelen onun desteğine ihtiyaç duyacak” diye yazdı.

Haber ajansı, sosyal demokratlar, milliyetçiler, laikler ve İslamcılar’ı kapsayan ittifakın, farklılıkları bir kenara bırakarak Kılıçdaroğlu’nu desteklediğine dikkat çekti.

Muhalefetin adayının açıklandığı saatlerde Sancar, Fatih Altaylı’nın Teke Tek programında açıklamalarda bulunarak HDP’nin, Kılıçdaroğlu’nu desteklemesinin önünü açabilecek görüşmeler yapmaya davet etti.

Sancar, “Hedefimiz demokrasi, adalet, özgürlüktür. Esas olarak ilkeleri konuşmak istiyoruz. Pazarlık için değil; Cumhurbaşkanlığının hangi ilkeleri üzerinde durulacağı, geçiş sürecinin nasıl olacağı ve bu dönemde nelerin acil olarak yapılması gerektiği konularını konuşacağız” dedi.

İttifak partilerinden birinin üst düzey bir yetkili ise Reuters’a yaptığı açıklamada, Sancar’ın davetinin “biraz erken” olduğunu belirtirken HDP’nin nasıl destek vereceği konusunun, muhalefetin en büyük sorunu olacağını söyledi.

HDP’nin açık desteğinin özellikle ittifakın ikinci büyük partisi olan milliyetçi İYİ Parti ve tabanından tepki çekeceğini söyleyen yetkili, “HDP’nin desteği son derece kritik” dedi ancak bu desteğin başka noktalarda desteği zayıflatabileceğini dile getirdi.

İttifakın başka bir partisinden üst düzey bir isim de Reuters’a, HDP’nin açık desteğinin İYİ Parti’nin desteğini beş puan, CHP’nin desteğini ise 2-3 puan azaltabileceğini öne sürdü.

Reuters, “Bazı anketler muhalefet ittifakını, Erdoğan’ın İslamcı köklere sahip AKP’si ve milliyetçi MHP’den oluşan iktidar koalisyonunun önünde gösteriyor. Ancak anketler genellikle başa baş bir yarışa işaret ediyor. HDP ülke genelinde yaklaşık yüzde 10’luk bir desteğe sahip” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu bugünkü CHP grup toplantısında, HDP’ye atıfta bulunmadı; Millet İttifakı’nı oluşturan siyasi parti liderlerine tek tek teşekkür etti ve bu yolu birlikte yürüyeceklerini söyledi.

Reuters’a konuşan ikinci yetkili, çok ince bir dengenin bulunması gerektiğini, aksi takdirde ödenecek bir bedel olabileceğini kaydetti ve HDP’den gelen oyların ittifakta kaybedilenlerle örtüşebileceğine dikkat çekti.

Anayasa Mahkemesi, HDP’nin kapatılması davasını görüşürken siyasi analistler, Erdoğan’ın seçim kampanyasında bu iddiaları öne çıkaracağını söylüyor.

Davanın ne zaman sonuçlanacağı belli değil ancak mahkeme, HDP kararının seçim sonrasına ertelenmesi talebini reddetti. Mahkeme halihazırda partinin mali hesaplarını da bloke etmiş durumda.

Reuters’ın konuştuğu ikinci yetkili, İYİ Parti’nin katılımı nedeniyle bazı Kürt seçmenlerin muhalefet ittifakını desteklemeyeceğini de söyledi.

Sancar, dünkü açıklamalarında HDP’nin Türkiye’de siyasi dengelerin oluşmasında çok kritik bir yeri, rolü ve işlevi olduğunu da kaydetti.

“7 Eylül’de tutum belgesi açıklamıştık. Cumhurbaşkanlığında muhalefetle ortak aday fikrine açık olduğumuzu söylemiştik. Aday HDP ile ittifakımızla açık şekilde görüşmeler yapmalı” diyen Sancar, uzun zaman geçmesine rağmen bu konuda olumlu bir adım yaşanmadığını kaydetti.

Sancar, kendi adaylarını çıkarma konusunda Ekim ayından bu yana mesafe aldıklarını da söyledi ancak deprem nedeniyle, bu adımı yeniden değerlendirmeye başladıklarını belirtti.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’nun Adaylığı Açıklandı; HDP’nin Beklentileri Neler?

İYİ Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Demokrat Parti, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Saadet Partisi ve Gelecek Partisi’nin oluşturduğu Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olarak Kemal Kılıçdaroğlu olduğu duyuruldu.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun adayı olarak açıklanmasının ardından gözlerin çevrildiği yerlerden biri de Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Türkiye İşçi Partisi’nin de içerisinde olduğu Emek ve Özgürlük İttifakı oldu. İttifakın bu aşamada aday çıkarması beklenmezken, Kılıçdaroğlu ile yapılacak görüşmenin ardından Emek ve Özgürlük İttifakı’nın tavrının netleşeceği öngörülüyor.

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ın Pazartesi akşamı Kemal Kılıçdaroğlu’na “Hayırlı olsun” demesi ve ardından da “Kendisini bizlerle görüşmeye bekliyoruz” çağrısının ardından HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’dan bugün partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda “Bizim derdimiz basit hesaplar değil, aday çıkarma politikamızı gelişmelere göre bir kez daha değerlendireceğimizi ifade etmek isterim” açıklaması yaptı.

Kılıçdaroğlu ziyaret edecek 

Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu’nun HDP başta olmak üzere Meclis’te grubu bulunan ve meclis dışındaki tüm partilerden randevu alacağı belirtiliyor. HDP ile öngörülen görüşmenin kısa vadede Meclis’te değil, HDP Genel Merkezi’nde olması bekleniyor.

Bu noktada HDP ile görüşme oldukça kritik önemde. HDP oy potansiyeli ile seçimlerde dengeyi değiştirebilecek bir güç olduğu biliniyor.

Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın kurmaylar HDP ile görüşmede bir pazarlık olmayacağını söylerken, “Görüşmelerde demokratik siyaset kanallarını açacağız” dedi. CHP’li kurmaylar, “Kimse siyaset yapacağı için hapse atılmayacak” mesajının verileceğini de sözlerine ekledi.

CHP’li kurmaylar, HDP’nin beklentisinin “Açık ziyaret ve muhatap alınma” olduğunu belirtirken, “Ziyaretler şeffaf olacak” değerlendirmesi yaptı. Kılıçdaroğlu ile Mithat Sancar’ın dönem dönem telefon görüşmeleri yaptığı bilinirken HDP’ye olan ziyaretin önem taşıyacağına vurgu yapılıyor.

HDP’de ‘cesur söylem’ beklentisi

Kemal Kılıçdaroğlu’nun HDP ile yapması beklenen görüşmede hangi başlıkların gündemde olacağı da merak edilirken HDP kurmayları beklentilerini anlattı.

DW Türkçe’den Kıvanç El’e bilgi veren HDP kurmayları, “HDP’li vekiller tutuklanıyor, hapse atılıyor. Meclis’ten atılıyor. Tüm mensuplarımız tehdit altında. Kayyum rejimi ile sandıkta kazandığımız belediyeler elimizden alınıyor. Bizim de hedefimiz parlamenter sisteme dönmek. Tüm bu güvenlikçi politikalar ve baskı rejimini sonlandıracak bir isme destek vereceğimizi zaten ifade etmiştik” görüşünü paylaştı.

2024 yılında yerel seçimlerin olduğunu hatırlatan HDP’liler, kayyum uygulamasına son verilmesi vaadinin en önemli başlıklardan biri olduğuna dikkat çekti. Daha önce İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın HDP’nin desteği ile kazanıldığını hatırlatan kurmaylar, “Burada bir pazarlık yapmadan destek verildi. Sonuçta mevcut iktidara kaybettirildi. Baskıcı rejim kaybetti” ifadelerini kullandı.

HDP kurmayları, Kürt sorununa dair “daha cesur bir söylem” beklediklerini de ifade ediyor.

HaberTürk’te Fatih Altaylı’nın sorularını yanıtlayan Mithat Sancar, seçilecek cumhurbaşkanından beklentilerini, “Elbette demokrasi en acil olandır. Geçiş süreci dediğimiz şey demokratik hukuk devleti ve elbette parlamenter sistem; yani güçlü demokrasiye geçiş süreci diyoruz. Büyük tahribat, adaletsizlik, hukuksuzluk var. Biz bunların nasıl acil onarılabileceğini oturup konuşmalıyız. Yargının, idarenin ve kamu erkinin yozlaşması, militanlaşması sonucunu doğuran bu düzenlemeyi nasıl gerçekleştireceğiz. Bu tahribatları acil giderme programları oluşturmamız gerekiyor” sözleriyle anlattı.

İYİ Parti “izleyecek” 

Kılıçdaroğlu-HDP görüşmesi Millet İttifakı ortağı İYİ Parti’de de yakından takip edilecek. İYİ Parti’nin bu konudaki beklentisinin “İttifakın daha önce açıkladığı düzenlemeler dışında bir mesaj ve söz verilmemesi” olacağı ifade ediliyor. Tersi bir durum olması halinde parti sözcülerince buna itiraz edileceği belirtiliyor.

İYİ Parti kurmayları, HDP’nin “Altılı masanın bir partneri gibi görünecek açıklamalardan uzak durulmasını” istediklerini de söylüyor.

İYİ Parti’de bir diğer hâkim görüş ise HDP’nin kendi adayını çıkarması ve Millet İttifakı’na iktidar kanadı başta olmak üzere farklı kesimlerden gelebilecek “HDP masanın ortağı” eleştirilerinin bertaraf edilmesi. Bu konuda İYİ Parti tabanında azınlıkta olsa da “HDP’nin ittifakla birlikte görünmesine” dair rahatsızlıklar olduğu ve HDP’nin aday çıkarmasının bu nedenle istendiği kaydediliyor.

Paylaşın

Zafer Partisi’nde İstifa Furyası

Ümit Özdağ’ın genel başkanlığını yaptığı Zafer Partisi istifalarla sarsıldı. Zafer Partisi’nin Kurucular Kurulu ve Genel İdare Kurulu (GİK) üyeleri İsmail Türk, Pertev Kasarcı, Canan Çakır, Bekir Şahin, Şahin Çakır, Orhan Ergin ve Ertuğrul Kalafat partilerinden istifa ettiklerini duyurdular.

Yedi isim yaptıkları ortak açıklamada, “Üzülerek belirtiyoruz tek adamlık hastalığı milliyetçi vatansever kesimin en büyük şansızlığıdır” ifadelerini kullandı.

Açıklamada parti yönetimiyle ilgili şu sorunlar sıralandı:

“– Kadının adı yok.

– Liyakatin adı yok.

– Ekip ya da kadro hareketinin adı yok.

– Emeğe saygı yok.

– Sorunları ilk elden çözmek gibi bir iyi niyet yok.

– Parti içi mevcut yönetsel kadroları korumak, sürdürülebilir olmasını sağlamak gibi bir tutum yok.

– Yola çıkılanları, istisnalar haricinde yolda bulunanlarla değişmemek gibi bir ideal yok.

– Nezaket ve Demokrasi dolu bir konuşma, tartışma, çözüm, ifade ve bilhassa dinleme ortamı hiç yok.

– En tepeden en aşağıya görev alan ve katkı sunan ekipler arasında güven yok.

“Son derece hicap duyuyoruz”

Açıklamanın tamamı şöyle:

“Zafer Partisi Kurucular Kurulu ve Genel İdare Kurulu Üyeleri olarak bizler 06/03/2023 tarihi itibariyle partimizle yollarımızı ayırıyor olduğumuzu siz değerli basının huzurunda ifade etmek isteriz. 26/08/2021 tarihinde 193 delege ile MAKAM İÇİN DEĞİL VATAN İÇİN ulvi amaçlarla yola çıktığımız ve tarifsiz maddi ve manevi katkı, emek, özveri ve fedakârlık ile ilerlediğimiz partimizin ne yazık ki bir şahıs şirketi görünümüne bürünmesinden ve de demokratik, saygı dolu bir konuşma, çözüm, tartışma ve dil birliğinden uzaklaşılmasından son derece hicap duyuyoruz.

Kurulduğumuz günden bu yana dördüncü kez İl Başkanlığı değişimi yaşayan ve siyasetin en büyük kalesi olan İSTANBUL başta olmak üzere ülke genelinde büyük coşku ile yaptığımız kongreler sonrası anlam veremediğimiz şekilde kongrelerin tekrarlanması sürekli olarak teşkilatlarda başkan ve yönetimlerin değiştirilerek taşların bir türlü yerine oturmaması ve de secime 69 gün kala hem seçim yeterliliğimizin olup olmadığının bilinmemesi hem de ittifak görüşmelerinin çözüme ulaşıp ulaşmadığının tarafımıza açıklanmaması bizi derinden yaralamaktadır

Bugün geldiğimiz noktada, Zafer Partimizde;

– Kadının adı yok.

– Liyakatin adı yok.

– Ekip ya da kadro hareketinin adı yok.

– Emeğe saygı yok.

– Sorunları ilk elden çözmek gibi bir iyi niyet yok.

– Parti içi mevcut yönetsel kadroları korumak, sürdürülebilir olmasını sağlamak gibi bir tutum yok.

– Yola çıkılanları, istisnalar haricinde yolda bulunanlarla değişmemek gibi bir ideal yok.

– Nezaket ve Demokrasi dolu bir konuşma, tartışma, çözüm, ifade ve bilhassa dinleme ortamı hiç yok.

– En tepeden en aşağıya görev alan ve katkı sunan ekipler arasında güven yok.

Oysa Türkiye Siyasetinin gündemini belirleyen 4’üncü parti konumuna gelecek kadar siyasete hızlı başlayan Zafer Partimiz neredeyse seçime tek başına girebilecek kadar çalışkan ve tutkulu iken, hem ülkemizde hem de dünyada milliyetçiliğin lehimize yükselmiş olduğu bir ortama rağmen, gözlemlerimiz neticesinde Parti içi yaşanan ciddi ayrılıklar, Lidere / Başkan’a odaklı siyaset anlayışı, kasten partimizin büyümesinin engellenmeye çalışılması partimizi adeta kronik bir hastalığın eşiğine getirmiş, özellikle yüzyılın afeti olan 11 ilimizde yaşanan deprem bölgelerine ziyaretler sırasında kullanılan kutuplaştırıcı ve ayırıcı siyasi üslup bizi ve bize gönül verenleri derinden etkilemiştir.

Üzülerek belirtiyoruz ki tek adamlıuk hastalığı milliyetçi vatansever kesimin en büyük şansızlığıdır. Bu olumsuzluklar kapsamında BİLİM, BİRLİK ve BARIŞ Mottosu ile kurduğumuz ama önce kendi içimizde birlik ve barışı oluşturamadığımız, BEN değil BİZ olgusunu yaratamadığımız ve de tüm iyi niyetli çabalarımız, sözlü ve yazılı uyarılarımız ile sorunlar yumağını çözemediğimiz ZAFER PARTİSİ’ nden 06/03/2023 tarihi itibariyle, tüm sıfatlarımızdan, kendi irademizle, istifaen ayrıldığımızı kamuoyu ile paylaşır, bugüne değin yolculuğumuzda bize eşlik eden dava arkadaşlarımız başta olmak üzere çalışma ve tanışma fırsatı bulduğumuz herkese teşekkürlerimizi sunarız. Her ne kadar ayrılıyor olsak bile mücadeleye devam eden arkadaşlarımıza da başarılar dileriz. Saygılarımızla.”

Paylaşın

NATO Üyeliği: Finlandiya Ve İsveç Üyeliğe Bir Adım Daha Yaklaştı

“Hala gitmemiz gereken bir miktar yol var ancak ilerleme kaydediyoruz” diyen NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, İsveç ve Finlandiya’nın NATO tarihindeki en hızlı katılım süreci içinde olduğunu ifade etti.

Stoltenberg, 30 üye ülkeden Türkiye ve Macaristan’ın henüz katılımlara onay vermediğini anımsatarak “Macaristan meclisi bu ay sonuna doğru onaylama planını duyurdu. İsveç’e giden Macaristan heyeti de olumlu mesaj verdi. İlerleme kaydediyoruz ve Macaristan’ın da onayına yaklaşıyoruz” diye konuştu.

Kuzey Atlantik Paktı (NATO) Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Arnavutluk Cumhurbaşkanı Bayram Begay ile NATO karargahında görüşmesinin ardından yaptığı basın toplantısında, İsveç ve Finlandiya’nın üyeliğine dair konuştu.

Stoltenberg, iki ülkenin NATO üyeliklerine Macaristan’ın onayıyla ilgili ilerleme kaydedildiğini söyledi, “Macaristan’ın onayına yaklaşıyoruz” dedi. İki ülkenin NATO üyeliğinin kendisi için öncelik olduğunu ekledi.

Görüşmeler yeniden başlayacak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile geçen ay Türkiye, İsveç ve Finlandiya arasındaki görüşmelerin yeniden başlatılması konusunda mutabık kaldıklarını hatırlatan Stoltenberg, bu hafta görüşmenin Brüksel’de yapılacağını, Temmuz ayında imzalanan üçlü muhtıranın uygulamasına yoğunlaşacaklarını aktardı.

Bugün de İsveç’i ziyaret edeceğini, Macaristan’dan bir heyetin kısa süre önce İsveç’e giderek bir rapor hazırladıklarını, bu raporda katılım protokollerine onay verilmesinin tavsiye edildiğini söyledi.

“En hızlı katılım süreci”

“Hala gitmemiz gereken bir miktar yol var ancak ilerleme kaydediyoruz” diyen Stoltenberg, İsveç ve Finlandiya’nın NATO tarihindeki en hızlı katılım süreci içinde olduğunu ifade etti.

Stoltenberg, 30 üye ülkeden Türkiye ve Macaristan’ın henüz katılımlara onay vermediğini anımsatarak “Macaristan meclisi bu ay sonuna doğru onaylama planını duyurdu. İsveç’e giden Macaristan heyeti de olumlu mesaj verdi. İlerleme kaydediyoruz ve Macaristan’ın da onayına yaklaşıyoruz” diye konuştu.

Ne olmuştu?

Rusya’nın 24 Şubat 2022’de Ukrayna’yı işgal etmesiyle başlayan savaşın ardından Rusya ile 1300 kilometrenin üzerinde sınırı bulunan Finlandiya ve İsveç, NATO’ya üyelik başvurusu kararı aldı.

NATO’ya katılmak için Mayıs 2022’de birlikte resmi başvuruda bulunan iki ülke, üyeliklerine “teröre destek” ve güvenlik gerekçeleriyle itiraz eden Türkiye hükümeti ile üçlü görüşmeler gerçekleştirdi.

Üç ülkenin geçen Haziran ayında Madrid’deki NATO zirvesinde imzaladığı Üçlü Muhtıra kapsamında yapılan görüşmelerde İsveç ve Finlandiya verdikleri çeşitli taahhütlerle Ankara’nın çekincelerini gidermeye çalıştı.

Ancak Türkiye, Rasmus Paludan’ın İsveç’in başkenti Stockholm’deki Türkiye Büyükelçiliği önünde Kuran yakması üzerine üçlü görüşmeleri askıya aldı.

Bu eylemin ardından İsveç’in Türkiye’den NATO üyeliğine izin vermesini beklememesi gerektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Finlandiya konusundaysa farklı bir tutum sergileyebileceğinin sinyalini verdi.

Finlandiya Dışişleri Bakanı Pekka Haavisto da Finlandiya’nın kamu yayın organı YLE’ye yaptığı açıklamada, Finlandiya’nın NATO’ya İsveç olmadan katılması seçeneğini değerlendirmesi gerektiğini söyledi. “Şu an bu konuda bir duruş belirlemek için çok erken olduğunu” belirten Haavisto, ortak başvurunun ilk tercih olduğunu kaydetti.

Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya üyelik süreçlerinin tamamlanabilmesi için 30 NATO ülkesinin onayı gerekiyor. Türkiye ve Macaristan henüz bu başvuruları onaylamış değil.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan “Akşener” Açıklaması: Arada Ülkücü Damarı Tutar

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı belirleme sürecinde İYİ Parti Lideri Akşener ile yaşanan gerileme değinerek, “Meral Hanım merttir, büyük mücadeleler veriyor” dedi ve ekledi:

“Ana kucağını da çok iyi bilir, yeri geldi mi masaya vurmasını da çok iyi bilir. Ona müteşekkir olduğumu herkesin bilmesini isterim. İlk görüş ayrılığında onu bilmeyen bazı insanlar söylenmemesi gerek bazı şeyleri söylediler. Vallahi de hiç tanımamışsınız. Gerekirse yumruğunu masaya vurun diyorum ya, arada bir Ülkücü damarı tutar, gayet iyi biliyorum.”

Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu, kısa bir konuşma yapacağını belirterek şunları söyledi:

“Değerli arkadaşlarım, bütün vatandaşlarım, bu coğrafyanın neresinde yaşıyorsanız huzur içinde yaşamanızı, ülkeden bereketin fışkırmasını isterim. Dostluğun kadim olmasını isterim, yürekten selam vermenizi isterim, yeni bir başlangıç için beraber var olduğumuz bütün sıkıntıları aşalım istiyorum. Ve bunları yaptığımız için o şahane Türkiye’yi yeniden inşa edeceğiz. Bundan emin olmanızı istiyorum.

Bugün çok kısa bir konuşma yapacağım.

Grup kürsümüze veda etmek için bugün buradayım. Ne yalan söyleyeyim bu satırları kaleme almak benim için de hiç kolay olmadı. Tüm yaşadıklarımızı geride bırakıp bu kürsüye veda etmek kolay değil. Bu salon, bu kürsü evim, sizler de benim yol arkadaşlarımsınız. Size son kez bu kürsüden bakmak istiyorum.

Bay Kemal’in yol arkadaşı olmak tehlikelerle doludur. Her sabah ‘ya nasip’ diyerek ailenizden ayrılırsınız.

Sizler Bay Kemal ile beraber yürümeye karar verdiniz bu tercihinizi yüreğime yazdım. Siz hak hukuk bilirsiniz. Bay Kemal’in şansı da işte budur, sizin kocaman yüreğiniz. Başınızı hep dik tuttunuz. Sizin gibi yol arkadaşlarım olduğu için onur ve gurur duyuyorum.

“Umutluyum be dostlar”

Allah hepinizden razı olsun. Hakkınızı helal edin.

Bakmayın siz, o saraylıların her şeyi varmış gibi görünüyor ama aslında hiçbir şeyleri yok. Ruhları kararmıştır, bizim her şeyimiz var.

Kalbimiz, yüreğimiz var. Mazlumlar için atan kocaman yüreğimiz var. Bu kürsü, o mazlumların acı feryatlarının duyulduğu bir kürsüdür. Bu mikrofonda o acıların tüm Türkiye’ye duyurulduğu kürsüdür. Umutluyum be dostlar gerçekten umutluyum.

“Meral Hanım’ın arada Ülkücü damarı tutar”

Yelkenlerimizi hareket ettirecek rüzgarları düşünüyorum. Bunu İYİ Parti’nin sayın Genel Başkanı Meral Akşener ile yapacağız. Çünkü Meral Hanım merttir, büyük mücadeleler veriyor. Ana kucağını da çok iyi bilir, yeri geldi mi masaya vurmasını da çok iyi bilir. Ona müteşekkir olduğumu herkesin bilmesini isterim. İlk görüş ayrılığında onu bilmeyen bazı insanlar söylenmemesi gerek bazı şeyleri söylediler.

Vallahi de hiç tanımamışsınız. Gerekirse yumruğunu masaya vurun diyorum ya, arada bir Ülkücü damarı tutar, gayet iyi biliyorum.

Saadet Partisi’nin sayın Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ile bitireceğiz. Temel Bey bilgedir, cesurdur. Yüreği cesaretle dolu olanın yolu aydınlık olur. O hepimizin iyi tanıması gereken önemli bir siyasal aktördür ve bir bilgedir.

Gelecek Partisi’nin sayın Genel Başkanı Davutoğlu ile bitireceğiz bu deliliği. Ahmet Bey’in güçlü bir entelektüel birikimi var. O bu süreci toparlayanların başında gelir. Yeniden yolumuza döndük, günlerdir uyumuyor bu lider. Bilin, onu yakından tanıyın. O da çorbada tuzu olan çok değerli bir insan.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ile bitireceğiz. Bu genç lider ile Türkiye’nin perişanlığına son vereceğiz. Bu ülke için alın terini beraber dökeceğiz.

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Bey ile de bu deliliğe son vereceğiz. Menderes ve Demirel’in gençliği vardır onun yüzünde de yüreğinde de. Yürekli, cesur ve genç bir liderdir.

Ve iki kişi daha var. O iki kişiyi siz de gayet iyi ve yakından tanıyorsunuz. Burada söylemiştim. Evladım, Ekrem İmamoğlu demiştim… O da yanımda olacak. Yıllardır çokça omuz omuza verdiğimiz, birbirimiz koruyup kolladığımız, en zor zamanlarda birbirimizden güç aldığımız dostum Mansur Yavaş… O da buradadır.

“Tüm bunlar geçecek”

Büyük lokma yiyeceğiz ama artık büyük laf etmeyeceğiz. Dostlarım bilsin ki öleceksek bu vatana olan aşkımızdan öleceğiz. Bir gün tüm bunlar geçecek, şafak, tatlı bir gülümseme ile dolacak. Birbirimize bakacak, kucaklayacak, başardık diyeceğiz. Ve gerçekten başardık.

Hakkınızı helal edin dostlarım, haydi bismillah!”

Paylaşın

Kapatma Davası: HDP 14 Mart’ta Sözlü Savunma Yapacak

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) kapatılması için Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) açılan davada yeni gelişme… AYM heyeti, 14 Mart’ta HDP yetkililerinin sözlü savunmasını dinleyecek.

Sözlü savunmanın ardından davaya ilişkin bilgi ve belgeleri toplayacak raportör, esas hakkındaki raporunu hazırlayacak.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi’nde açılan davada, Anayasa Mahkemesi heyeti, 14 Mart’ta 14 Mart 2023 Salı saat 10.00’da, parti yetkililerinin sözlü savunmasını dinleyecek.

Süreçte ne olacak?

14 Mart’ta HDP’nin yapacağı sözlü savunmanın ardından davaya ilişkin bilgi ve belgeleri toplayacak Anayasa Mahkemesi raportörü, esas hakkındaki raporunu hazırlayacak. Raporun, Anayasa Mahkemesi’nin 15 üyesine sunulması sonrası Yüksek mahkeme başkanı toplantı için bir gün belirleyecek.

Üyeler belirlenen günde bir araya gelerek kapatma istemini esastan görüşmeye başlayacak. AYM Genel Kurulu ise son kararını verecek. Kapatma, kapatmama ve Hazine yardımından men etme gibi karar seçenekleri bulunuyor.

Kararlar 3’te 2 çoğunluk ile alınıyor. Bu durumda 15 üyeden 10’unun kapatma yönünde oy kullanması gerekiyor. Bu süreçte kapatma ile birlikte “siyasi yasak” kararı da verilebiliyor.

Seçim öncesi kapatılırsa ne olacak?

Anayasa Mahkemesi seçimden önce yani 14 Mayıs öncesi kapatma kararı verirse de vereceği tarih kritik bir önem taşıyor. YSK takvimine göre “listelerin sunulma”, “listelere itiraz” ve “listelerin kesinleşmesi” süreçlerine göre farklı durumlar ortaya çıkacak.

Eğer listelerin sunulma aşaması öncesi bir kapatma kararı çıkarsa HDP’den siyasi yasak almayan isimler başka partilerden aday olabilecek.

Ancak YSK’nin milletvekili aday listelerini kesinleştirdikten sonra bir parti kapatma kararı verilirse HDP listesindeki tüm milletvekilleri düşecek ve seçime giremeyecek. Bu durumda HDP’nin seçmene seçime giren bir partiye oy verilmesi çağrısı yapması bekleniyor.

Olası bu partinin de “Emek İttifakı” bileşenlerinden biri olabileceği gibi Demokratik Bölgeler Partisi ve Yeşil sol Parti gibi seçenekler olduğuna da dikkat çekildi.

Paylaşın

MHP Lideri Bahçeli: Bize Göre Amed Diye Bir Yer Yok

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan MHP Lideri Bahçeli, “‘Hükümet istifa’ sloganları karanlık bir planın ön hazırlıklarıdır. Milli hislerimizi kaşımanın çabasındadır. Toplumsal muhalefeti kışkırtan, yıkıcı dille çatışma iklimini yeşertmenin peşinde koşanlar kendi kazdıkları kuyuya düşmekten kurtulamayacaktır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Türkiye tribünlerde kurulmadı. Herkes aklını başına almalıdır. Rüzgar estiren fırtına ile devrilecektir. Geçtiğimiz hafta sonu Bursaspor-Diyarbakırspor arasında oynanan maçta sallanan görsellerin sporun ahlak ve doğasına aykırı olduğu herkesin malumudur. Bize göre Amed diye bir yer yoktur, Amedspor’dan bahsedilemeyecektir.”

Bahçeli, konuşmasının devamında, “Bursa’da küçük bir azınlık olan terör yandaşlarının stadyumu tahrik etmesi, çıkan olayların Kürt kökenli kardeşlerimle ilişkilendirilmesi rezalettir. Türk ile Kürt arasına düşmanlık tohumu ekmeye kalkan kim varsa, koparılması gereken çıban başıdır. Bursa nasıl gözbebeğimizse, Diyarbakır da öyledir. Bursaspor’u milli duruşundan dolayı tebrik ediyorum. Bursaspor taraftarını da buradan selamlıyorum” ifadelerini kullandı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlenen grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Bahçeli’nin açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Acımız kaybımız ne kadar fazla olursa olsun onları hafifletecek mahşeri vicdan ayaktadır. Devlet, milletiyle bir ve beraber olmuş mağduriyetlerin geniş etkisi giderilmeye başlanmış, çok ciddi mesafeler alınmıştır. Umutlar dirilmiştir. Bizim anlayışımızda insan insana candır, kandır, dayanaktır, hayattır.

Bir aydır her insanımızın kalbi deprem bölgesinde atmaktadır. 85 milyon aynı duyguda kilitlenmiştir. Hiçbir mazlum insanımızı darda ve zorlukta bırakmama hakimdir. Siyaseti kavga ve kutuplaşmaya çeviren fırıldakların U dönüşlerine itibar etmeyeceğiz. Cumhur İttifakı olarak sağa sola bakmadan adanmış yüreğimizle Türk milletine hizmet edeceğiz. Başkaları dedikodu çarkına kapılacak, biz dağları aşacağız. Başkaları polemik batağında debelenecek biz huzur, barış ve kardeşliğin manifestosunu yazacağız. Devletimiz tüm kapasitesiyle depremden yara alan vatandaşlarımızın yanındadır.

Yeni yapılacak konutların zemin +3 veya 4 katı geçmeyeceği açıklanmıştır. 3 Mart Cuma günü Sayın Cumhurbaşkanımızın himayesinde gerçekleşen bilim insanlarımızın katıldığı Ulusal Risk Kalkanı toplantısı gelecek için umut verici atılımdır. Cumhurbaşkanlığı bünyesindeki 9 politika kuruluna 10’uncusu olarak Afet Politikalar Kurulu’nu takdirle karşılıyoruz.

Her şeyden evvel deprem gerçeğini kabul ederek kalıcı ve köklü tedbirler gerçekleştirmek, dayanıklı binalar inşa etmek vazgeçilemeyecek hedefimizdir. 230 bin binada 645 bin bağımsız bölümün tespit edildiği tespit edildiğinde yapılacak çok iş olduğu görülecektir. Cumhur İttifakı bu yıkımın altından kalkmaya muktedirdir.

Seçim müziği kullanmayacağız, taşkın heyecanlara prim vermeyeceğiz, sağduyumuzu kullanacağız. Pozitif gündemli siyasetimizi ülke genelinde yansıtacağız. Milletimizle her an ve her alanda iç içe olacağız. Cumhur İttifakı’nı tüm yurt sathında anlatmaya devam edeceğiz. Milliyetçilik yalnızca gözyaşından ibaret bir duygu seli, coşkuyla dinlenen bir marş değildir.

Bizim siyasetimizin ve siyasi hedeflerimizin uygulama alanı Türkiye’dir. Türk-İslam coğrafyalarımıza bakışımızın ağırlık merkezi Türkiye’dir. Ülkemiz güçlü olamadığı, insanlarımız ileri hayat seviyesine ulaşamadığı takdirde ülkülerimizin hayata geçme şansı yoktur. Biz insanı merkeze alarak, insan için yola çıkmış, devleti insan için hizmet aracı olarak gören insan-devlet, insan-milleti ilişkisini demokrasiyle sağlamış kutlu bir davanın mensuplarıyız. Bizim devletle, Cumhuriyetle, milletle, ortak değerlerle, demokrasiyle hiçbir sorunumuz olmamıştır. Bize göre tercih edilerek yapılacak siyaset eksiktir.

Devletin bütünlüğüyle temel değerlerine yönelik tehlikelerde devletin nasıl korunması gerektiğini gösteren milliyetçi-ülkücü harekettir. Açık yürekle, tam bir inançla ifade ediyorum ki MHP milletimiz için öngörülen tehlikeler karşısında sonuna kadar direnecek, yeri gelirse her bedeli ödemeye hazır olacaktır.

Cumhur İttifakı bir seçim ittifakı değildir. Türkiye’yi hedef alan iç ve dış husumet cephesine karşı tarihi birlikteliğin unvanıdır. Türkiye’nin çıkarları esastır. Kararlılığımız, işbirliğimiz ve ittifak kültürümüz Türkiye’yi lider ülke yapacak 2023 hedeflerini gerçekleştirmenin yanı sıra dünya barışının ve adaletinin güvencesi İslam alemin yegane ümidi olan Türkiye’yi küresel güç haline getirecek 2053 ve 2071 vizyonlarının altyapısını tesis edecektir.

İstikbalin yol haritası 14 Mayıs’ta netleşecek. Aziz Türk milleti kesin hükmünü sandıkta gösterecektir. Cumhur İttifakı Türkiye Cumhuriyeti’ni yeni yüzyıla kardeşlik ve kucaklaşma bağlarıyla ulaştıracaktır.

Doğal afetlerin teslim alamadığı Türkiye’yi doğal olmayan çalışmalarla boyun eğdirmeye çalışan mihrakları biliyoruz. Altılı Masa’nın iflah olmaz bir krize yakalandığı günlerde Türk-Kürt kardeşliğiyle oynayanların ateşle oynadıkları ortadadır. ‘Hükümet istifa’ sloganları karanlık bir planın ön hazırlıklarıdır. Milli hislerimizi kaşımanın çabasındadır.

Toplumsal muhalefeti kışkırtan, yıkıcı dille çatışma iklimini yeşertmenin peşinde koşanlar kendi kazdıkları kuyuya düşmekten kurtulamayacaktır. Türkiye tribünlerde kurulmadı. Herkes aklını başına almalıdır. Rüzgar estiren fırtına ile devrilecektir.

Geçtiğimiz hafta sonu Bursaspor-Diyarbakırspor arasında oynanan maçta sallanan görsellerin sporun ahlak ve doğasına aykırı olduğu herkesin malumudur. Bize göre Amed diye bir yer yoktur, Amedspor’dan bahsedilemeyecektir. Bursa’da küçük bir azınlık olan terör yandaşlarının stadyumu tahrik etmesi, çıkan olayların Kürt kökenli kardeşlerimle ilişkilendirilmesi rezalettir. Türk ile Kürt arasına düşmanlık tohumu ekmeye kalkan kim varsa, koparılması gereken çıban başıdır. Bursa nasıl gözbebeğimizse, Diyarbakır da öyledir. Bursaspor’u milli duruşundan dolayı tebrik ediyorum. Bursaspor taraftarını da buradan selamlıyorum.

TFF’nin atıl ve aciz kaldığı hususunda yaygın kanaate kulak verilmelidir. Türk sporu dostluğun ve kardeşliğin vadisidir. Futbol sahalarından kaos çıkarmak bu millete yapılacak kötülüktür.

Bu ülkenin başına ne gelmişse küçük politikalardan ve küçülmüş politikacılardan kaynaklanan bir gerçektir. İlkeli olmak demek insanın kendisine sadakati demektir.

Milletimiz depremin enkazıyla ve feci sonuçlarıyla mücadele ederken siyasi istismara tevessül etmek, yıkıma devam etmek ihanetin alenileşmesidir. Hatay’da bir hastande jenaratör devreye girmediği için hastaların öldüğünü, suyun bulunmadığını söyleyenler ilkesizliğin yüzleridir. Sayın Cumhurbaşkanımızla birlikte Elbistan ziyaretimizde ortalığı karıştırmaya çalışan siyasi provoaktörler hem ilkel hem de ilkesiz güruhtur.

Bir yıldır Cumhurbaşkanını açıklamayıp, bir günde toz duman olanlar ilkesizliğin canlı timsalidir. Bir yıl boyunca eğri bacaklı masayı kumar masası, küçük hesaplar masası, noter masası diyerek önce devirip, sonra tyekrar oturanlar ilkesizliğin numuneleridir. Kazanamaz dediği Cumhurbaşkanı adayının yanında hizalanmak ilkesizliğin daniskası değil de nedir? Masayı devirene sandalye sunmak çürümüş siyasetsizlik önerisi değil midir? Makam ve mevki pazarlıklarıyla masaya geri oturan İP başkanı söylediği sözlerin altından nasıl kalkacak? Türk siyaseti bu tip bir ilkesiziliği ne görmüş ne muhatap olmuştur. Bir kere satan yine satar.

Milletimiz ve Türkiyemiz böyle bir muhalefete müstahak değildir. Masada oturmayı beceremeyenlerin 85 milyona hizmet etmesi, siyasi duruş sergilemesi beyhude bir beklentidir.”

Paylaşın

Babacan Aday Belirleme Sürecini Anlattı: Çok Gürültülü Oldu Ama Uzlaştık

Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olarak Kemal Kılıçdaroğlu’nun belirlenmesi sürecini anlatan DEVA Lideri Babacan, çok gürültülü oldu, gelgitli oldu ama perşembe günü oturduk ilk defa, pazartesi de açıkladık.

Babacan, açıklamasının devamında, “Olabilecek isimlerle ilgili çok yoğun bir toplumsal tartışma devam ediyordu, biz de bu tartışmaları takip ediyorduk. Her parti bu isimleri kendi içinde değerlendirerek geldiği için muhtemel adaylarla alakalı partilerde ve toplumda kanaatler vardı. Bu kanaatleri masaya koyduk ve sonuca vardık” ifadelerini kullandı.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, FOX TV’de gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Babacan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“(Kılıçdaroğlu’nun adaylığı) Öncelikle ülkemiz için hayırlı olsun diyorum. Ülkemiz için tarihi bir aşamayı geçtik. Demokrasimizin gerçekleştirdiği en önemli başarıyı elde ettik.

Bizim yaptığımız hazırlık, yakın tarihimizin en detaylı ve en düzgün hazırlığı. Artık biz hazırız. Sayılı gün var ama biz hazırız. Ben buradan Sayın Erdoğan’a diyorum ki ‘Millet İttifakı hazır, sizin hazırlıklarınız nerede, yeni anayasanız nerede, önümüzdeki 5 yıl bu ülke için ne yapacaksınız söyleyin.’

Çok gürültülü oldu, gelgitli oldu ama perşembe günü oturduk ilk defa, pazartesi de açıkladık.

Olabilecek isimlerle ilgili çok yoğun bir toplumsal tartışma devam ediyordu, biz de bu tartışmaları takip ediyorduk. Her parti bu isimleri kendi içinde değerlendirerek geldiği için muhtemel adaylarla alakalı partilerde ve toplumda kanaatler vardı. Bu kanaatleri masaya koyduk ve sonuca vardık.

En hazırlıklı ve donanımlı kadro olarak hazırız.

(Erdoğan’ın ilk anlarda müdahale edemedik açıklaması) Ölümlerin çoğu ilk 48 saatte müdahale edilemediği için oldu. İnsanlar nefessiz kaldığı için ve donarak öldü. İş makineleri geç hareket ettiği için insanlar öldü. TSK ve maden işçilerinin derhal harekete geçmedikleri için insanlar hayatını kaybetti. Sayın Erdoğan bunu ‘ilk 2 gün biraz aksaklık oldu’ diyerek basitleştiremezsiniz.

(Akşener’in Altılı Masa’ya dönüşü) Pazar günü öğleden sonra bu hareketlilik bize intikal etti. Arkasından gece yoğun bir telefon trafiği yaşadık. Gece en son 2.30 civarıydı telefon görüşmem. Sabah tekrar devam ettik. Toplantının olacağı saate kadar da bu görüşme trafiği devam etti. Çoklu bir müzakere ortamı olduğu için ikili veya üçlü beşli istişareler oluyor. Sonuçta biz bu işi uzlaşıyla bitirdik. Demokraside farklı fikirler olur, farklı çözümler bulunur.

(Ekrem İmamoğlu – Mansur Yavaş formülü) Formülasyonu nasıl ve ne zaman olacağı, hukuki ve siyasi yönlerini dün toplantımızda uzun uzun konuştuk. Makul bir formatta olması gerekiyordu. Ekrem Bey ve Mansur Bey’i de takıma kattık devam ediyoruz. Hep beraber aynı takımda olmamız önemli. Milletimizin gönlünde yer alan isimlerin bu işin içinde olması… Büyük resim bu.

2 mart günü neler yaşandı?

Perşembe günü kalkmadan önce 6 genel başkanın imzasıyla pazartesi günü tekrar toplanacağımızı ilan ettik. Diplomaside buna çapalamak denir. 6 tane imzayla çapayı attık. Dolayısıyla o pazartesi günkü toplantının gerçekleşmesinde rol oynadı. 4 günlük süre içerisinde başladı bitti ve ortak adayımızı açıkladık.

Cumartesi günü beş genel başkan oturduğumuzda beş imzalı bir metin açıklamadık. Bu da bir siyasi duruş. Cuma günü İYİ Parti açıklama yapmış, cumartesi beş lider bir araya gelmişiz ama imzalı bir açıklama yapmadık. Beş imzalı bir şey olmasını istemedik.

Sayın Akşener’in gelmiş olmasından çok büyük memnuniyet duyduk, çok sevindik. Önce birer kahve içtik sonra masaya geçtik. İki belediye başkanının yardımcı olması konusunu değerlendirdik. Yeni bir fikir olduğu için iyice irdeledik.

Herkes farklı üslupta görüşlerini ifade ediyor. 1 senedir aynı masada oturduğumuz için herkesin huyunu, duruşunu artık tanıdık. Hiçbir zaman kırılma, gücenme olmaz. Herkes fikrini söyler. Sonuçta uzlaştık, bitirdik.

Son 5 yıldır kaşı çatık bir cumhurbaşkanının, kızgın bir yönetimin, ne zaman konuşsa ağzından hakaretler dökülen bir Bahçeli’nin olduğu hükümetin oluşturduğu sonucu biliyoruz. Öfkeyle, nefretle, hakaret yağdırarak ülkeyi yönetiyorlar. Büyük bir enkaz bırakıp gidecekler.

Tek bir kişiye oy istemeyeceğiz. Bir kadroya oy isteyeceğiz. Bir yıldızlar takımına oy isteyeceğiz. Altı genel başkan, iki çok kıymetli ve başarılı belediye başkanı arkadaşımızla yıldızlar takımı oluşturduk.

12. madde açıklaması

Şu andaki mevzuata göre bu mümkün değil. Aynı anda her iki görevi yapacaklar diye bir şey yazmıyor dikkat ederseniz. Yasalara ve meclisteki dengelere bakılacak. Eğer belediye başkanı görevinden ayrıldığında, belediyenin anahtarını şu andaki iktidara teslim edecekse bu doğru bir şey değil.

Cumhurbaşkanının uygun göreceği zaman ne zaman? 2024 Mart seçimine kadar beklenebilir. Bu artık programın başında da konuştuğumuz gibi siyasi ve hukuki değerlendirmelerle beraber cumhurbaşkanının uygun gördüğü zamanda olacak bu. Çünkü belediye başkanlarının görevlerine devam etmeleri çok kritik. İki belediyede zaafiyet olsun istemeyiz.”

Paylaşın

Gelecek Partisi’nde “Kılıçdaroğlu” İstifası

Gelecek Partisi Kurucular Kurulu Üyesi Muharrem Ödemiş, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı ilan edilmesinin ardından istifa ettiğini açıkladı.

Birçok kez, Kılıçdaroğlu’nun adaylığına itirazlarını partisinin Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’na ilettiğini belirten Muharrem Ödemiş, istifasına ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye’nin yeni dönemi şekillendireceği iddiasıyla açıklanan liderlik namzedini ve bu liderliğin kadro yapısını, büyük bir heyecanla çıkmış olduğumuz siyasi maceramız için bir hayal kırıklığı olduğu gerekçesiyle, son yıllarda yaşadığımız kutuplaştırıcı ve ötekileştirici siyasetin, bir başka versiyonunun, eser miktarda da olsa, öznesi olmak istemediğimi tüm kamuoyuna duyurmak istedim.” ifadelerini kullandı.

Davutoğlu: Bu zaferin kaybedeni olmayacak

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Saadet Partisi, Gelecek Partisi, İYİ Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayının Kemal Kılıçdaroğlu olduğunun ilan edilmesinin ardından, seçimin kazanılması durumunda cumhurbaşkanı yardımcısı olacağı duyurulan liderlerden Gelecek Partisi Lideri Ahmet Davutoğlu’ndan ilk mesaj geldi.

Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Davutoğlu, “Millet İttifakı olarak Cumhurbaşkanı adayımız Sn. @kilicdarogluk’dur. Ülkemiz ve milletimiz için hayırlı, uğurlu olsun. Hep birlikte kazanacağız, bu zaferin kaybedeni olmayacak” paylaşımı yaptı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ev sahipliğinde bir araya geldi.

Saat 16.00’da başlayan liderler toplantısı yaklaşık 4,5 saat sürdü. Liderler Saadet Partisi Genel Merkezi’nden kalabalığın önüne çıktı.

SP Lideri Karamollaaoğlu, “Elbette içinde bulunduğumuz günler acılı günler. Vefat eden bütün kardeşlerimize cenab-ı haktan rahmet diliyorum. Yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Birçok şehirde neredeyse bina ayakta kalmadı. Allah vefat edenlere rahmet eylesin. Bugün burada bir araya gelmemizin sebebini biliyorsunuz. Hava biraz soğuk. Ben bu toplantılarımız neticesinde aldığımız kararı duyurmayı bir görev addediyorum. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bizim cumhurbaşkanımızdır. Bu görevin hayırlı olmasını diliyorum. Bu görevin hayırlı olmasını diliyorum” diyerek Kılıçdaroğlu’nun adaylığını açıkladı.

Paylaşın