“Erdoğan Ekonominin Başına Mehmet Şimşek’i Getirecek” İddiası

AK Parti’den üst düzey bir yetkili, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mehmet Şimşek’i ekonominin başına getirmeyi hedeflediğini kaydederek “Şimşek’in yaklaşımını ve başarısını tüm Türkiye biliyor. Göreve gelirse ekonomi politikalarında radikal değişim kaçınılmaz olacaktır, bürokrasi ve kabine üyelerinin kendisiyle uyum içinde çalışması gerekecektir” dedi.

Konuyla ilgili bilgi sahibi bir başka kaynak ise AK Partinin yanı sıra muhalefetin de Mehmet Şimşek’le ilgilendiğini belirterek altılı masadaki üç partinin Şimşek ile birlikte çalışmak istediğini kaydetti.

Reuters haber ajansı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eski maliye bakanı Mehmet Şimşek’i ekonominin başına getirme ve ekonomi politikalarında AK Partinin ilk yıllarındaki ilkelere dönüş planı yaptığını bildirdi.

Reuters’a konuşan AK Partili bir hükümet yetkilisi, ekonomiye yaklaşımın 2002 seçim manifestosundakine benzer olacağını belirterek “Başka bir deyişle AK Parti özüne dönüyor” dedi. Serbest piyasa ekonomisinde küresel ekonomidekine paralel ilke ve uygulamaların, ekonomi programının öncelikleri arasında yer aldığını belirten yetkili, tasarı üzerindeki çalışmaların nihai aşamaya geldiğini de sözlerini ekledi.

Reuters’a konuşan ve ismi verilmeyen AK Parti’den üst düzey kaynaklar, seçim manifestosu çerçevesinde hazırlanan ekonomik program taslağında tartışmalı “Yeni Ekonomi Modeli”ne referans yapılmayacağına da işaret etti.

Erdoğan’ın düşük faize dayalı “Yeni Ekonomi Modeli” ile Merkez Bankası 2021’de 500 baz puanlık faiz indirimi gerçekleştirmiş, bu politika Ukrayna savaşı nedeniyle tırmanan enflasyona rağmen 2022’de de sürdürülmüştü.

Üst düzey bir AK Parti’li yetkili de ekonomi programında, uygulamadaki “Yeni Ekonomi Modeli”ne bir atıfta bulunulmayacağını, enflasyonla mücadele, kamuda hesap verilebilirlik, ihalelerde şeffaflık gibi AK Parti’nin daha önceleri savunduğu ilkelere vurgu yapılacağını kaydetti.

“Erdoğan Şimşek’i istiyor”

Seçim manifestosu için Erdoğan’dan son onayın beklendiğini belirten yetkili, şimdiye kadar Erdoğan’ın herhangi bir karşı görüş bildirmediğine dikkat çekti ve “Eğer kabul ederse hem kabinede hem de ekonomi yönetiminde radikal değişiklikler olacak” dedi.

Yetkili, Erdoğan’ın Mehmet Şimşek’i ekonominin başına getirmeyi hedeflediğini de kaydederek “Şimşek’in yaklaşımını ve başarısını tüm Türkiye biliyor. Göreve gelirse ekonomi politikalarında radikal değişim kaçınılmaz olacaktır, bürokrasi ve kabine üyelerinin kendisiyle uyum içinde çalışması gerekecektir” dedi.

Konuyla ilgili bilgi sahibi bir başka kaynak ise AK Parti’nin yanı sıra muhalefetin de Şimşek’le ilgilendiğini belirterek altılı masadaki üç partinin Şimşek ile birlikte çalışmak istediğini kaydetti. Reuters’a daha önce konuşan, altılı masadan dört üst düzey kaynak ise, Millet İttifakı’nın, eski başbakan yardımcısı Ali Babacan’ı seçimlerin kazanılması durumunda ekonomiden sorumlu Cumhurbaşkanı Yardımcısı yapmayı planladıklarını söylemişti.

Haberde, AK Parti hükümetlerinde ekonomiden sorumlu devlet bakanı, maliye bakanlığı ve başbakan yardımcılığı görevlerinde bulunan Şimşek’in uluslararası finans çevrelerinde saygın bir isim olduğuna işaret edildi. Reuters, iddialarla ilgili olarak bilgisine başvurduğu AK Parti’nin de Mehmet Şimşek’in de bir değerlendirmede bulunmadığını bildirdi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Millet İttifakı’nın Adayı Kılıçdaroğlu’nun HDP Ziyareti Ertelendi

Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Demokrat Parti, Saadet Partisi ve İYİ Parti’den oluşan Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumartesi günü için planlanan HDP ziyaretinin ertelendiği duyuruldu.

Haber Merkezi / Halkların Demokratik Partisi (HDP) Genel Merkezi’nden konuya ilişkin yapılan açıklamada, 18 Mart Cumartesi günü HDP Genel Merkezi’nde gerçekleşmesi planlanan görüşmeye ilişkin “Cumhurbaşkanı adayı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun partimize ziyareti program yoğunluğundan dolayı ileri bir tarihe ertelenmiştir” ifadeleri kullanıldı.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun adayı olarak açıklanmasının ardından gözlerin çevrildiği yerlerden biri de Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Türkiye İşçi Partisi’nin de içerisinde olduğu Emek ve Özgürlük İttifakı olmuştu. İttifakın bu aşamada aday çıkarması beklenmezken, Kılıçdaroğlu ile yapılacak görüşmenin ardından Emek ve Özgürlük İttifakı’nın tavrının netleşeceği öngörülüyor.

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ın Kemal Kılıçdaroğlu’na “Hayırlı olsun” demesi ve ardından “Kendisini bizlerle görüşmeye bekliyoruz” çağrısının ardından HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’dan partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda “Bizim derdimiz basit hesaplar değil, aday çıkarma politikamızı gelişmelere göre bir kez daha değerlendireceğimizi ifade etmek isterim” açıklaması yapmıştı.

Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu’nun HDP başta olmak üzere Meclis’te grubu bulunan ve meclis dışındaki tüm partilerden randevu alacağı belirtiliyor.

“HDP’yi ziyaret etmem kadar doğal bir şey olamaz”

Kemal Kılıçdaroğlu, daha önceden yaptığı bir açıklamada, HDP’ye ziyaret edeceğini ve “HDP’yi ziyaret etmem kadar doğal bir şey olamaz” demiş ve eklemişti:

“Cumhurbaşkanı adayı olarak, tüm Türkiye’nin, 85 milyonun cumhurbaşkanı olacağım iddiasında biri olarak tüm partileri ziyaret etmem zaten demokrasinin gereğidir. HDP’yi ziyaret etmemde ne sakınca olabilir? Meclis’te HDP’li Başkan Vekili’nin yönetimi altında çalışıyoruz.

Komisyonlarda HDP’li vekillerle birlikte çalışıyoruz. HDP’yi ziyaret etmem kadar doğal bir şey olamaz. Ben zaten toplumun bütün kesimlerine ulaşmaya çalışan bir anlayışa sahibim, bunu da uygulamaya çalıştım. Bu yönde çalışmalarım devam edecek.”

İYİ Parti “izleyecek” 

Kılıçdaroğlu-HDP görüşmesi Millet İttifakı ortağı İYİ Parti’de de yakından takip edilecek. İYİ Parti’nin bu konudaki beklentisinin “İttifakın daha önce açıkladığı düzenlemeler dışında bir mesaj ve söz verilmemesi” olacağı ifade ediliyor. Tersi bir durum olması halinde parti sözcülerince buna itiraz edileceği belirtiliyor.

İYİ Parti kurmayları, HDP’nin “Altılı masanın bir partneri gibi görünecek açıklamalardan uzak durulmasını” istediklerini de söylüyor.

Paylaşın

AK Parti’de Hedef Hem Milliyetçi Oylar Hem De Kürt Oyları

14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimi yaklaştıkça, partilerinde stratejileri netleşmeye başladı. Cumhur İttifakı’nı genişletme çalışmalarını sürdüren AK Parti’nin hedefinde ise İYİ Parti’den kopması beklenen milliyetçi oylar ile HDP’den kopması beklenen Kürt oyları var. 

Öte yandan AK Parti’de Kılıçdaroğlu’nun adaylığı ile birlikte İmamoğlu ve Yavaş’ın da “yardımcı” olarak açıklanmasının ardından nasıl bir hamle yapılacağı merak konusuydu. AK Parti kurmayları, “Kılıçdaroğlu’nun kazanacak aday olmadığını Millet İttifakı da itiraf etti ve kazanması için yanına iki isim daha görevlendirildi” yorumu yaparken bu durumun seçim stratejisinde değişikliğe yol açmayacağı savunuluyor.

DW Türkçe’den Kıvanç El’in haberine göre, AK Parti, 14 Mayıs seçimleri için milletvekili listelerini belirleme ve beyanname çalışmalarının yanı sıra attığı adımlarla da en geniş seçmen kitlesine ulaşmaya çalışıyor. Hedefte ise İYİ Parti’den kopması beklenen milliyetçi oylar ile HDP’den kopması beklenen Kürt oyları var.

Cumhur İttifakı’nı genişletme çalışmalarını sürdüren AK Parti’de Yeniden Refah Partisi ve HÜDAPAR ile ittifak görüşmelerinde yol alınırken ANAP ve DSP ile yapılan temaslarda ise henüz net bir gelişme yok. AK Parti yönetiminde, Meclis dağılımında Cumhur İttifakı’nın çoğunluğu yakalama noktasında sıkıntılar olduğu değerlendirilirken bu nedenle bir kişinin bile önemli olduğu ve listeler yapılırken detaylı ve ince hesap yapılması gerektiği fikri hakim.

HÜDAPAR tartışılıyor  

HÜDAPAR ile masaya oturulması, AK Parti içerisinde özellikle bölge milletvekillerinde bir rahatsızlığa yol açtı. AK Parti yönetiminde de HÜDAPAR ile iş birliği tüm boyutlarıyla ele alınıyor. HÜDAPAR’ın getireceği oy ve bu birliktelik nedeniyle kaybedilecek olası oylar da değerlendiriliyor. HÜDAPAR’ın özellikle Diyarbakır, Batman, Mardin, Bitlis gibi illerdeki örgütlülüğünün seçim çalışmalarında destek olacağı, ayrıca seçim günü sandık güvenliği noktasında da Cumhur İttifakı’na katkı sağlayacağı, AK Parti’de “iş birliğinin artıları” olarak savunuluyor.

HÜDAPAR ile birlikteliğin Kürt oylara olumsuz etki etmesinden endişe eden AK Parti kurmayları da oldukça çoğunlukta. Ancak AK Parti yönetiminde “AK Parti HDP’den daha fazla Kürt oyu alan bir parti. Bu ciddi bir kopuş getirmeyecektir” görüşü hakim. Bu konuda da yapılacak listelerde yer alacak isimlerle Kürt seçmene mesaj verilebileceği değerlendiriliyor.

“Ülkücü oylar” hedef 

AK Parti’de İYİ Parti’de son dönem altılı masada yaşanan krizin ardından kopan ülkücü ve milliyetçi bir seçmen olduğu ve bu kitlenin ikna edilmesi için MHP ile birlikte “dinamizm içinde” yoğun ve aktif çalışma yapılması gerektiği ifade ediliyor.

AK Parti kurmayları, HDP’nin Kılıçdaroğlu’na desteğini açıklaması sonrası AK Parti, MHP ve BBP’den daha önce kopan bazı milliyetçi seçmenin Cumhur İttifakı’na geri döneceğini savunuyor.  Bu noktada seçim kampanyasında Erdoğan’ın da bu seçmen kitlesine mesajlarını artıracağına dikkat çekiliyor.

AK Parti’de bazı yöneticilerin “milliyetçi oyların kazanılması” stratejisi çerçevesinde Devlet Bahçeli ismini “cumhurbaşkanı yardımcısı” olarak önerdikleri ifade ediliyor. Ancak hem Erdoğan’a yakın kurmaylar hem de MHP cephesinde bu formüle sıcak bakılmıyor. Millet İttifakı’nda eleştirilen “çoklu cumhurbaşkanı yardımcısı” modelinin uygulanmayacağına da dikkat çekiliyor.

Devlet Bahçeli’nin de “cumhurbaşkanı yardımcılığı” görevini istemediği kaydediliyor. Erdoğan’ın seçilmesi halinde yine bir ya da en fazla iki cumhurbaşkanı yardımcısı ile çalışmalarını sürdürmesi bekleniyor.

Kılıçdaroğlu-İmamoğlu-Yavaş ne kadar etkiledi? 

AK Parti’de Kılıçdaroğlu’nun adaylığı ile birlikte İmamoğlu ve Yavaş’ın da “yardımcı” olarak açıklanmasının ardından nasıl bir hamle yapılacağı merak konusuydu. AK Parti kurmayları, “Kılıçdaroğlu’nun kazanacak aday olmadığını Millet İttifakı da itiraf etti ve kazanması için yanına iki isim daha görevlendirildi” yorumu yaparken bu durumun seçim stratejisinde değişikliğe yol açmayacağı savunuluyor.

Listeler nasıl yapılacak? 

14 Mayıs seçimini “en kritik seçim” olarak değerlendiren AK Parti’de milletvekili listeleri için de komisyon kuruldu. Komisyon, bölgedeki kanaat önderleri ile değerlendirmeler yaparak listeleri oluşturmaya çalışacak. AK Parti, 25 Mart’ta da mahalle temsilcisinden il başkanına, belediye meclis üyelerinden eski-yeni milletvekillerine kadar tüm üyelerinin katılımı ile temayül yoklaması yapacak. Buradan çıkacak adaylar Genel Merkez’deki komisyon tarafından değerlendirilecek ve son olarak nisan ayının ilk haftasında Erdoğan başkanlığında toplanacak “üst komisyon” toplantısında son şekli verilip YSK’ya sunulacak.

Listeler yapılırken MHP ile de görüşmelerin olduğu vurgulanırken bazı illerde ortak liste çıkarılıp çıkarılmaması konusu da hala masada. Bazı illerde AKP ve MHP’nin ayrı ayrı girmesi durumunda vekil kaybı olması ihtimali de değerlendiriliyor. Temel ilkenin ayrı listeler ile girmek olduğu ifade edilse de kritik hesapların olması durumunda bunun yeniden gözden geçirileceği vurgulanıyor.

Seçime ayrı liste ile gireceğini açıklayan BBP ile de yine bu kritik dengelere göre 9 Nisan’da listeler açıklanmadan bir görüşme daha yapılarak olası tablonun da yeniden değerlendirilebileceği ifade ediliyor.

9 Nisan’da listelerin YSK’ya verilmesinin ardından AK Parti’nin Ankara’da aday tanıtım ve seçim beyannamesinin açıklanacağı bir program gerçekleştirmesi bekleniyor. AK Parti’nin seçim beyannamesinde de revizyona gidildi. Ekonomi ve afet yönetimi beyannamenin ana çerçevesini oluşturacak.

Üç dönemlikler ne olacak? 

AK Parti’nin şu an 27’nci dönemde görev yapan mevcut 285 milletvekilinden 84’ü üç dönemlik milletvekili. Ancak bu 84 vekilin 42’si ise “25. Dönem”de de görev yapan vekil. 2015 yılı Haziran ayında yapılan ve 4 ay süren 25. dönemin bu kuralda sayılmaması yönünde daha önce alınan karar uygulanırsa, AK Parti’de üç dönemlik kuralına takılan 84 değil 42 isim kalıyor. Bu isimler arasında Meclis Başkanı Mustafa Şentop, AK Parti Grup Başkanı İsmet Yılmaz, genel başkan yardımcıları Ali İhsan Yavuz, Hamza Dağ, Vedat Demiröz gibi isimler de yer alıyor. 42 isimden çok az sayıda ismin yeniden aday yapılacağı ifade ediliyor.

Bakanların aday gösterilmesi konusunda bir netlik bulunmazken Süleyman Soylu’nun bakanlığı bırakacağı ve bu nedenle milletvekili adayı olabileceği de ifade ediliyor. Ancak bu noktada bakanların vekil olması yönünde henüz verilmiş net bir karar yok.

Paylaşın

2014 – 2021 Yılları Arasında Türkiye’deki Kokain Yakalamaları Yedi Kat Arttı

Küresel kokain arzının rekor seviyelere ulaştığını ortaya koyan yeni bir rapora göre, Türkiye’deki kokain yakalamaları 2014 – 2021 yılları arasında yedi kat arttığını gösteriyor.

Rapora göre Türkiye’de 2021’de 2,8 ton kokain ele geçirildi. Türkiye’ye sokulmaya çalışılan kokain Antalya, Tekirdağ ve İstanbul’daki limanlarda ele geçirildi.

Birleşmiş Milletler (BM) Uyuşturucu ve Suç Ofisi tarafından hazırlanan rapora göre, yeni tip koronavirüs (Kovid 19) sonrası dünyada küresel kokain üretiminin rekor seviyelere ulaştığını gösterdi.

Buna göre, kokainin hammaddesi kokanın ekimi, 2021 ile 2022 arasında yüzde 35 arttı.

Üretim artışının arkasında, daha fazla koka ağacı ekimi yanında, kokanın toz kokaine dönüştürülmesindeki teknolojik ilerlemenin de olduğu kaydedildi.

Batı ve Orta Afrika’da oluşturulan merkezlerin de dağıtım üsleri olarak öne çıkmaya başladığı rapor tarafından tespit ediliyor.

BM, “Afrika’da ele geçirilen toplam miktar ve büyük ele geçirmelerin sayısı 2021’de rekor seviyelere ulaşmış görünüyor” ifadesiyle bu kısmın altını çiziyor.

Raporun Türkiye ile ilgili bölümlerinde, ülkede kaçakçılık yanında tüketim kısmında da artış tespit edildiği belirtiliyor.

Türk limanlarına, Latin Amerika ülkelerinin yanı sıra Batı Afrika’dan da uyuşturucu ulaşıyor.

Balkan rotası üzerinden Avrupa pazarını hedef alan uyuşturucu tacirleri, Türkiye ile birlikte Yunanistan’ı da artan şekilde tercih ediyor.

Türkiye’de yakalanan kokain 2014’deki 393 kilogramdan 2021’de 2.8 tona çıktı.

Türk yetkililerin verdiği bilgilere göre, 2021’de 3 bine yakın kokainle ilişkili olay yaşandı ve 4 bin 714 şüpheli gözaltına alındı.

Kokain en çok Avrupa ve Kuzey Amerika pazarlarında tüketiliyor. Bunu Güney ve Orta Amerika ile Karayipler izliyor.

Rapor, Afrika ve Asya’da kokain tüketiminin “hala sınırlı” olduğunu ortaya koyuyor.

Yapılan baskınlardan elde edilen veriler, özellikle Batı ve Orta Afrika’nın, Avrupa’daki pazarlara giden bir geçiş bölgesi olarak rolünün 2019’dan bu yana önemli ölçüde arttığını gösteriyor.

Rapor, uyuşturucu kaçakçılarının dağıtım amaçlı olarak uluslararası posta hizmetlerini daha sık kullandıklarını da belirtiyor.

BM raporu küresel kokain arzının rekor seviyelerde olduğunu gösteriyor.

BM raporu, uluslararası seyahat ciddi şekilde kısıtlandığı için Covid-19 salgınının uyuşturucu pazarları üzerinde “yıkıcı” bir etki yarattığını söylüyor.

Buna göre, sokağa çıkma kısıtlamaları sırasında gece kulüpleri ve barlar kapatıldığı için kokain talebi düştü.

Ancak rapor “En son veriler, bu düşüşün uzun vadeli eğilimler üzerinde çok az etkisi olduğunu gösteriyor” diyerek devam ediyor.

Rapora göre, İngiltere’de posta kanallarında kokain ele geçirme vakalarında da “önemli bir artış” olduğu görülüyor.

Rapordaki diğer önemli bulgular şunlar:

Avrupa’ya dağıtım yolları farklılaşabiliyor olsa da, Kolombiya hâlâ kaçakçılık yollarına hakim durumda.

Meksikalı ve Balkan kökenli suç örgütleri, ilk elden erişim sağlamak için üretim merkezlerine yakınlaştı.

Taş kokain kullanımı İngiltere, Belçika, Fransa ve İspanya da dahil olmak üzere birçok Batı Avrupa ülkesinde artışta.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

HDP, TİP Ve EMEP Arasında Uzlaşma Sağlandı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar ile Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş ve Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz arasında müzakere görüşmesi gerçekleştirildi. Yapılan görüşmenin ardından uzlaşı sağlandı.

Emek ve Özgürlük İttifakı’nı oluşturan partilerden seçime katılma yeterliği olan TİP, EMEP tek liste yerine, ittifak listesinden kendi bayrak ve amblemleriyle seçime girmeyi istiyordu.

HDP ise aynı seçim bölgelerinde ittifak partilerinin birbirine karşı seçime giriyor olmasının esasen HDP seçmen kitlesinin belirleyici olacağı koşullarda en çok sayıda milletvekili çıkarılmasını engelleyeceğini savunuyordu.

Emek ve Özgürlük İttifakı’nın Halkların Demokratik Partisi (HDP) ev sahipliğinde toplantı gerçekleştirildi.

Cumhurbaşkanlığı ve Genel Seçimler gündemiyle gerçekleştirilen toplantıda, HDP’nin seçimlere bir listeyle girilmesi önerisine karşı, Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Emek Partisi’nin (EMEP) kendi listelerinden girme önerisi üzerine uzlaşmazlık yaşanmıştı.

MA’da yer alan habere göre; HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar ile TİP Genel Başkanı Erkan Baş ve EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz arasında müzakere görüşmesi gerçekleştirildi.

“Genişleyerek bir seçim ittifakı haline de getirmek üzere bir irade ortaya çıktı”

Yapılan görüşmenin ardından uzlaşı sağlandı. Emek ve Özgürlük İttifakından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Mücadele ittifakı olarak başlattığımız süreci, genişleyerek bir seçim ittifakı haline de getirmek üzere bir irade ortaya çıktı. Seçime, Emek ve Özgürlük İttifakı olarak girme kararı alındı. Teknik çalışmalarda HDP başta olmak üzere ittifakın bileşeni olan tüm güçlerin kazanımlarını koruyup geliştirecek yol ve yöntemler esas alınacak.”

Gündem başlıklarımızdan biri olan cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili geniş çaplı bir tartışma yürüttük. Depremden sonra cumhurbaşkanı adayı belirleme sürecini tekrar değerlendirme kararı almıştık. Bugün yürüttüğümüz tartışma neticesinde oluşan ortak tutumumuzu en kısa zamanda bir basın toplantısıyla kamuoyu ile paylaşma kararı aldık.”

Ne olmuştu?

Emek ve Özgürlük İttifakı’nı oluşturan partilerden seçime katılma yeterliği olan Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Emek Partisi (EMEP) tek liste yerine, ittifak listesinden kendi bayrak ve amblemleriyle seçime girmeyi istiyor.

HDP ise aynı seçim bölgelerinde ittifak partilerinin birbirine karşı seçime giriyor olmasının esasen HDP seçmen kitlesinin belirleyici olacağı koşullarda en çok sayıda milletvekili çıkarılmasını engelleyeceğini savunuyor.

Paylaşın

MHP, Cumhurbaşkanı Adayı Olarak Erdoğan’ı Gösterme Kararı Aldı

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), TBMM’de basına kapalı yaptığı grup toplantısında, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 13. cumhurbaşkanı adayı olarak gösterilmesine kadar verdi.

Haber Merkezi / 14 Mayıs 2023 Pazar günü yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleri için Meclis’te cumhurbaşkanı aday gösterme süreci devam ediyor.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 13. cumhurbaşkanı adayı olarak gösterilmesine kadar verdi.

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) grubu, İsmet Yılmaz başkanlığında TBMM’de yaptığı toplantıda Recep Tayyip Erdoğan’ın 14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olarak gösterilmesine karar vermişti.

AK Parti’de Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanı adaylığı için milletvekillerinden imza toplanmıştı.

Erdoğan, iki dönemdir cumhurbaşkanlığı görevini sürdürmektedir. 10 Ağustos 2014 Pazar günü yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminde ilk turda 12. Cumhurbaşkanı seçildi. 24 Haziran 2018 Pazar günü yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminde yeniden Cumhurbaşkanı seçildi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) grubu da pazartesi günü toplanarak, daha önceden Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olarak açıklanan Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun 13. Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterilmesi için grup kararı alacak.

İtiraz için 2 gün

Resmi Gazete’de yayımlanan seçim takvimine göre 28 Mart’ta Cumhurbaşkanı geçici aday listesi Resmi Gazete’de yayımlanacak ve saat 08.00 itibarıyla itiraz süreci başlayacak.

İtirazlar 29 Mart çarşamba günü saat 17.00’de sona erecek ve itirazlar Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından incelenmeye başlanacak.

Paylaşın

Dikkat Çeken Analiz: Erdoğan’ın 20 Yıllık İktidarı Sona Erebilir

14 Mayıs tarihinde yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri dış basının gündeminde de yer alıyor. Daily Mail’de yayımlanan bir analizde Erdoğan’ın, Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı ve Kılıçdaroğlu karşısında 10 puan geride olduğu belirtildi.

Analizin devamında, 14 Mayıs’ı birçok kişinin Türkiye’nin tarihindeki, ‘en önemli seçim’ olarak gördüğü ifade edilerek, Erdoğan’ın 20 yıllık iktidarının sona erebileceği belirtildi.

İngiltere’de en çok okunan gazetelerden biri olan Daily Mail, seçimlere yönelik dikkat çeken bir analiz habere yer verdi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 20 yıllık iktidarının, Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından arama kurtarma ve yardım çalışmalarındaki başarısızlık nedeniyle çöken destek nedeniyle seçimler öncesinde tehlikeli bir duruma geldiği değerlendirmesi yapıldı.

Chris Jewers tarafından kaleme alınan analizde, Erdoğan’ın üçüncü kez iktidarda kalmak istediğine vurgu yapılarak, anketlere de dikkat çekildi.

Erdoğan’ın, Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu karşısında 10 puan geride olduğu belirtildi. 14 Mayıs’ı birçok kişinin Türkiye’nin tarihindeki, ‘en önemli seçim’ olarak gördüğü ifade edilerek, Erdoğan’ın 20 yıllık iktidarının sona erebileceği belirtildi.

Haberde, Türkiye’de depremlerin yanı sıra Suriye’den gelen milyonlarca sığınmacı ve hayat pahalılığı krizinin de önemli gündemler olduğu kaydedildi.

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan’dan “Özelleştirme” İtirafı: Bugünkü Aklımız Olsa…

Özelleştirmelerle ilgili değerlendirmede bulunan DEVA Lideri Babacan, elektik ve doğal gaz dağıtım şirketlerini örnek göstererek, “Elektrik, doğal gaz dağıtım yani özelleştirildikten sonra tekel olan şirketler, o alanlarında özelleştirme doğru olmadı” dedi ve ekledi:

“Özelleştirmeden sonra çok iyi bir denetimle devam etmesi gerekiyordu. Bazı özelleştirmeler öyle yapıldı ki, firma sahipleri denetleyen kuruluşlardan daha etkili olamıyorlar bakan ya da cumhurbaşkanı üzerinde. Dolayısıyla bunlar denetlenemiyor, vatandaşa hizmet pahalı ve kötü gidiyor. Bugünkü aklımız olsa tekel durumundaki kuruluşları özelleştirmezdik. İyi bir denetimle verimli gider dedik ama bu sağlanamadı.”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, TV100’de katıldığı “Az Önce Konuştum” programında Candaş Tolga Işık’ın sorularını yanıtladı.

Babacan, özelleştirmelerle ilgili olarak, “Elektrik, doğal gaz dağıtım yani özelleştirildikten sonra tekel olan şirketler, o alanlarında özelleştirme doğru olmadı. Özelleştirmeden sonra çok iyi bir denetimle devam etmesi gerekiyordu. Bazı özelleştirmeler öyle yapıldı ki, firma sahipleri denetleyen kuruluşlardan daha etkili olamıyorlar bakan ya da cumhurbaşkanı üzerinde. Dolayısıyla bunlar denetlenemiyor, vatandaşa hizmet pahalı ve kötü gidiyor. Bugünkü aklımız olsa tekel durumundaki kuruluşları özelleştirmezdik. İyi bir denetimle verimli gider dedik ama bu sağlanamadı” yorumunu yaptı.

Babacan, LGBT hakkında da, “Bizim bu konudaki tutumumuz çok açık. Her vatandaşımızın hayat tarzını olduğu gibi kabul ediyoruz. Devletin hayat tarzları üzerindeki müdahalelerine kesinlikle tarzıyız. Devletin böyle bir yetkisi yoktur, vatandaşlarımızın hayat tarzını olduğu gibi kabul etmek, başkalarının saldırısından uzak tutma yetkisi vardır” diye konuştu.

DEVA Lideri Babacan, konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı:

“Partimizin genel merkezine her ay 5-6 heyet gelir. Son 1 yıldır genel merkezimize gelip giden fon yöneticilerinin dünyada yönettiği toplam para, herhalde dünya ekonomisinin toplamı kadardır. Türkiye ekonomisinin büyüklüğü 800 milyar, tek bir fon 9,5 trilyon dolar yönetiyor. 6 ay öncesine kadar Türkiye ekonomisiyle ilgili görüşlerimizi soruyorlardı. 6 önce ‘İktidara gelince siz ne yapacaksınız?’ diye sormaya başladılar.

Konut açısından yepyeni bir finansman modeline ihtiyaç var: Konut Finansmanı Kurumu (KFK). Bu kurumlar orta ve alt gelirli vatandaşların oturduğu evlerin finansmanını sağlıyorlar. Japonya’da, Almanya’da, ABD’de var. Türkiye’ye de kurma zamanı geldi. Deprem olmuş bölgelerde acil konut açığımız var. İstanbul, Bursa, İzmir, Bingöl, Hakkâri var. Deprem olduktan sonra konut inşa etseniz ne, etmeseniz ne? Buraya çok büyük kaynaklar gerekiyor. Bunun yolu gelişmiş ekonomilerde KFK’dan geçiyor. Bunu en geç 6 ayda kurarız. Finansal kuruluşlar için de yepyeni bir yatırım aracı haline gelir.

Bütün kamu yönetimine bir sil baştan yapmayacağız. ‘Süngeri çektik, hepsini attık’ değil. Şu an hâlâ kamuda; düzgün, işini bilen insanlar var. Kamu içerisinde o işi yapabilecek iyi yöneticilere bakacağız ve atamaları gerçekleştireceğiz. Bütün bürokraside sil baştan doğru değil. Başarılı alanlardaki devlet hafızasının devam etmesi gerekiyor.

Her alanda kurumları ayağa kaldırmak gerekiyor. Devlet kurumu diye bir şey maalesef kalmadı demeye dilim varmıyor. Çünkü çok önemlidir devlet kurumları. Çok çok zayıflatıldı. Kurumların ayağa kalkması en fazla 1 aydır.

Merkez Bankası şu anda Sayın Erdoğan’ın kullandığı bir kasa. Biz ne yapacağız? Merkez Bankası başkanı adayları önce TBMM Plan Bütçe Komisyonu’nda kendilerini anlatacaklar. Ardından soru cevap seansı başlayacak. Milletvekilleri de basın da soracak. Önce toplumun terazisine çıkacak. Sunuşundan ve sorulara cevabından anında kanaat oluşur. BDDK Başkanı, TÜİK Başkanı da böyle. Gitsin anlatsın bakalım nasıl yöneteceğini.

“Kimi kandırıyorsunuz?”

Merkez Bankası, birikmiş kârının bir kısmını AFAD’a bağışladı. Sen zaten kârını Hazine’ye devredeceksin. Hazine de zaten paraya ihtiyacı varsa AFAD’a para verecek. Kamu kuruluşlarının bağış yapması ne demek? Devlet sağ cebinden sol cebine koyuyor. Ziraat Bankası’nın kârıysa da Halk Bankası’nın kârıysa da Merkez Bankası’nın kârıysa da Hazine’ye gidiyor. Hepsi Hazine’den AFAD’a verilmesi gereken paralar. Kimi kandırıyorsunuz?

Nihayetinde Sayıştay bunları denetler. Kimin adına? TBMM. Meclis üzerinde ve Sayıştay üzerinde bu kadar baskı varken normal şartlarda bir denetim mümkün mü? Sayıştay raporları çıkarken örtülmeye çalışılıyor. Sayıştay bir şey derken susturulmaya çalışılıyor.

“Cep telefonu fiyatına araba alınabiliyordu”

Ekonominin başında olduğum ilk 10 yılda millî gelir üçe katladı. Geçen hafta berberde genç bir arkadaş ‘22 yaşında mezun olup işe girdim. Aylık maaşımla, taksitle araba aldım. Şu an 32 yaşındayım, hâlâ aynı arabaya biniyorum. Yenisine gücüm yetmez’ dedi. İnsanlar, o zamanlar cep telefonu fiyatına araba alabiliyordu. Gençler KYK burslarından biriktirdikleriyle Avrupa’da tren turu yapıyorlardı . Demek ki bu ülke iyi yönetildiğinde ayağa kalkıyor.”

Paylaşın

14 Mart Seçimleri: Erdoğan’dan “Büyükşehirler” Hamlesi

14 Mayıs’ta yapılacak seçimler yaklaştıkça liderlerdin de seçim stratejileri netleşmeye başlıyor. AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Kabinedeki bakanları büyükşehirlerden aday göstereceğim” dediği öne sürüldü.

Cumhuriyet’te yer alan habere göre; Erdoğan’ın İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar gibi isimleri depremlerden en çok etkilenen Kahramanmaraş, Adıyaman ve Hatay için “milletvekili adayı olarak düşündüğü” ileri sürüldü. Erdoğan’ın bu seçimlerde “büyükşehirleri riske atmak istemediği” de belirtiliyor.

Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı kabinesindeki “tartışmalı bazı isimleri” milletvekili yaparak, gelecek dönem için bu isimlere “dokunulmazlık zırhı kazandırmak istediği” iddia edilirken bakanların özellikle büyükşehirlerde kamuoyuna “Güçlü isimlerle seçimlere giriyoruz mesajını vermek istediğinin” altı çiziliyor.

Öte yandan Erdoğan’ın grup başkanvekilleriyle yaptığı görüşmede, milletvekillerine “Aday olsunlar” talimatını verdiği de ifade ediliyor. Ancak mevcut milletvekillerinden birçoğunun liste dışı kalacağı da belirtiliyor. “Listede yer bulamayacağını düşenen bazı vekillerin başvuruda bulunmayacağı” değerlendirilirken Erdoğan’ın bu seçimlerde “3 dönem kuralını da uygulayacağına” dikkat çekiliyor.

Üç dönem kuralı

Son olarak AK Parti Seçim İşleri Başkanı Ali İhsan Yavuz, “3 dönem vekillik yapmışlardan da başvuru alınabilecek” açıklamasında bulunmuştu. Ancak parti yönetimininde aktif görev alanlar dahil parti içinde bu kurala takılan 76 isim bulunuyor.

Bu isimler arasında eski Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Öznur Çalık, eski Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı ve AK Partili Mehmet Özhaseki, AK Partili Hamza Dağ, Ali İhsan Yavuz ve eski bakan Cevdet Yılmaz da yer alıyor.

Erdoğan’ın, grup başkanvekilleriyle yaptığı toplantıda da “Üç dönem kuralının uygulanıp uygulanmayacağına” yönelik grup başkanvekillerinin sorusu üzerine “Kuralı uygulayacağım. Ancak bunun istisnaları da olacak” dediği de kaydedildi.

Paylaşın

TİP’ten “Emek Ve Özgürlük İttifakı’ndan Ayrılacağı İddialarına Yalanlama

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkan Yardımcısı Doğan Ergün, partisinin Emek ve Özgürlük İttifakı’ndan ayrılacağı iddialarını yalanladı: İttifak kolay kurulmadı, ufak hesaplarla da dağılmaz.

Halk TV yazarı İsmail Saymaz, konuyla ilgili ‘HDP ve TİP yol ayrımında’ başlıklı yazısında en az 41 şehirde kendi amblem ve adaylarıyla seçime katılma istekleri HDP tarafından geri çevrilirse TİP’in, ittifaktan ayrılabileceğini; Erkan Baş, Sera Kadıgil, Ahmet Şık ve Barış Atay’ı bağımsız aday göstermeyi düşündüğünü yazmıştı.

Doğan Ergün, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “İttifak kolay kurulmadı ufak hesaplarla da dağılmaz. Daha çok yolumuz, büyük iddialarımız var. El ele vererek bu Saray rejimini tarihin çöplüğüne göndereceğiz” ifadelerini kullandı.

Ne olmuştu?

Emek ve Özgürlük İttifakı’nda yer alan Türkiye İşçi Partisi’nin 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlere kendi adı, logosu ve adaylarıyla girme kararı aldığı, Halkların Demokratik Partisi’nin ise seçimlere tek listeyle girilmesini istediği belirtilmişti.

Halk TV yazarı İsmail Saymaz, konuyla ilgili ‘HDP ve TİP yol ayrımında’ başlıklı yazısında en az 41 şehirde kendi amblem ve adaylarıyla seçime katılma istekleri HDP tarafından geri çevrilirse TİP’in, ittifaktan ayrılabileceğini; Erkan Baş, Sera Kadıgil, Ahmet Şık ve Barış Atay’ı bağımsız aday göstermeyi düşündüğünü yazmıştı.

TİP Sözcüsü Sera Kadıgil’in de önceki gün katıldığı bir programda, ittifaklarla ilgili yasal zorunluluklar nedeniyle güçlü oldukları illerin belirlenerek TİP listesinden seçime girilmesinin daha doğru olacağını söylemesi tartışmalara neden olmuştu.

Kadıgil, şunları söylemişti:

“Mevcut sistemde TİP’in 81 ilin 81’inde de HDP ile rekabet halinde seçime girmesi hepimiz için bir felaket sonucu doğurur. HDP’nin istediği modelde şu deniliyor: İttifak olmasın, seçime giderken, 81 ilin 81’inde de tek partinin, tek listeleriyle seçime gidelim. HDP’nin fikrine göre bu şekilde seçime gitmek daha çok milletvekili kazandıracak.

‘TİP seçime girsin’ diyoruz ya, bunun aslında HDP’ye değil 1 vekillik, 1 oy kaybettirmeyeceği bir yol var. O yol nedir? Mesela Bayburt, Gümüşhane, Aksaray, 52 tane bu şekilde HDP’nin zinhar, TİP’in de vekil çıkartamayacağı iller var. Bu illerde TİP olarak bizim seçime girmemizin HDP’ye bir sandalye bile kaybı dokunmayacak. Bundan herkes emin olabilir.

Öbür tarafta gerçekten stratejik iller var. Konya; HDP’nin orada 50 bin oyu var. Vekil çıkartmak için 85 bin-95 bin arasında oya ulaşılması gerekiyor. Muğla’da HDP’nin milletvekili yok ama 40 bin oyu var. Böyle yerleri tespit edelim. Ve diyoruz ki buraların bazılarında en işimize gelecek şekilde seçime girelim. Farzı mahal olarak şu an konuştuğumuz için söylüyorum: Muğla üzerinden örnek vermeye devam edeceğim.

HDP’nin orada 40 bin oyu var. TİP’in de bir karşılığı var. Biz bunu görüyoruz. Ben defalarca gittim. TİP’in bir karşılığı var. Daha önemli bir şey söyleyeceğim. TİP bu karşılığı HDP tabanından almıyor, elimizde anketler var, bize oy vereceğini söyleyen, ki son ankette yüzde 3 artık bu, Yön Eylem’in son anketi, insanın çok küçük bir kısmı daha önce HDP’ye oy vermiş. Bizim seçmenimizle HDP’nin tabanı bir değil…

Kontenajan talebimiz yok. İstanbul’da diyoruz ki mesela, yarışabiliriz. HDP de girsin o yarışa. CHP zaten giriyor, İYİ Parti giriyor, biz de girelim TİP olarak.

(‘Oy kaybettirmez mi ittifaka? Mesela İstanbul 1. Bölgede 1. sırada Sera Kadıgil var, öbür tarafta Mithat Sancar var. Bu yarış iki partiye zarar vermez mi?’ sorusu üzerine) Eğer ki benzer seçmen havuzuna sesleniyor olsaydık bunun cevabı evet olurdu. Mithat Hoca’nın oy alacağı taban başka, Sera’nın oy alacağı taban başka…”

Paylaşın