HDP’li Buldan Sordu: Toplanan 115 Milyar TL Nerede?

Depremden sonra selden etkilenen Şanlıurfa’da açıklama yapan HDP Eş Genel Başkanı Buldan, televizyon programında deprem bölgesi için toplanan 115 milyar TL’yi hatırlatarak, “Büyük şov yaptılar, bir kampanya başlattılar, 115 milyar TL para topladılar” dedi ve ekledi:

“Bu paraların nereye gittiğini sormak bizim hakkımızdır, sorumluluğumuzdur. Bunu bir kez daha soruyoruz: Toplanan 115 milyar TL nerededir? Bunu kimlere verdiniz, nerelere dağıtınız? Depremzedelere giden tek kuruş yoktur.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, Kahramanmaraş depremlerinin 40. gününde deprem bölgesini ziyaret ettiler. Buldan, depremden sonra selden etkilenen Şanlıurfa’da açıklama yaptı.

40 gün geçmesine rağmen gıda, barınma yardımına ihtiyaç olduğunu söyleyen Buldan, “Barınma sorunu hala var, konteyner sorunu hala var, çadır sorunu hala var, su sorunu hala var. İnsanlar yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kalıyor” dedi.

“Toplanan 115 milyar TL nerede?”

Televizyon programında deprem bölgesi için toplanan 115 milyar TL’yi hatırlatan Buldan, şöyle devam etti:

“Büyük şov yaptılar, bir kampanya başlattılar, 115 milyar TL para topladılar. Bu paraların nereye gittiğini sormak bizim hakkımızdır, sorumluluğumuzdur.

Bunu bir kez daha soruyoruz: Toplanan 115 milyar TL nerededir? Bunu kimlere verdiniz, nerelere dağıtınız? Depremzedelere giden tek kuruş yoktur.

AFAD’ın deprem süreci boyunca çadırları parayla satması, Kızılay’ın çadırlarını parayla satması bu ülke açısından utanç tablosudur. Bütün bunların hesabını elbette ki bizler, yeri ve zamanı geldiğinde sandıkta sormasını da biliriz.

Şimdi dört gün önce burada yeni bir felaket yaşandı. Ve bu dört gün önceki felakette 17 insanımız yaşamını yitirdi. 15 insan Urfa’da 2 insan Adıyaman’da yaşamlarını yitirdi.

Tarım ve Orman Bakanının ‘15 insan yaşamını yitirdi ancak toprak suya doydu’ sözü bir akıl tutulmasıdır. Hiçbir vicdanın, hiçbir ahlakın kabul etmeyeceği bu sözü kendisine iade ediyoruz. Bu bakanın Urfa halkına, Adıyaman halkına bir özür borcu vardır.”

“Şehirler yeniden inşa edilecek”

Sancar ise; Hatay’da depremin 40’ıncı günü dolayısıyla gerçekleştirilen anma etkinliğine katıldı. Sancar, “Bugün depremin 40’ıncı günü, depremle gelen felaketin 40’ıncı günü. Kaybettiğimiz bütün insanlarımızı, canlarımızı anmak için buradayız. Onlara saygımızı sunmak için buradayız” dedi ve ekledi:

“Kentlerin inşası için iktidar hemen ihalelere başladı. Deprem aslında bu rant politikaları nedeniyle felakete dönüşmüştü. Şimdi bu felaketi de bir rant fırsat olarak kullanmaya çalışan bir iktidar zihniyeti var karşımızda. Bu şehirler yeniden inşa edilecek. Sadece ev yapmakla yetinmek doğru olmayacak.

Özellikle Antakya’nın tarihsel ve kültürel dokusuna uygun bir şekilde yeniden ayağa kalkması için ne yapılması gerekiyorsa yapılmalı. Biz Antakya’nın bunu başaracağına inanıyoruz. Bu kadim şehir daha önce de yıkıldı, büyük yıkımlar yaşadı ama kendi ruhuna, kültürüne ve özüne göre yeniden ayağa kalktı, dirildi, yaşamı yeniden inşa etti. Bizim yapmamız gereken sadece binaları değil yaşamı da yeniden inşa etmektir.

Yeni bir yaşam inşa etmek; bu yaşamı adalet, eşitlik, çoğulculuk üzerine inşa etmek amacımızdır. Kaynakların halk için, kamu için kullanıldığı bir düzen ve işleyiş üzerine kurulacaktır. Yeni yaşamı bu şekilde kurarsak ancak talana ve sömürüye ayrılan kaynakları halk için kullanmış olacağız. O günler yakındır.

Yeniyi inşa ederken eskiyi göndermek zorundayız. Eski düzeni aynı şekilde devam ettirerek yeniyi inşa edemeyiz. Acıları paylaşmak için, yaraları sarmak için gösterdiğimiz dayanışmayı şimdi büyük bir toplumsal güce ve siyasal enerjiye dönüştürme zamanı.

Bunu ancak birleşerek, birlikte yürüyerek, güçlerimizi bir araya getirerek başarabiliriz. Demokrasi ve adalet isteyen, kaynakların toplum için kullanılmasını isteyen herkes gücünü birleştirmelidir. “

Paylaşın

Finlandiya’ya NATO Vizesi

Finlandiya Cumhurbaşkanı Niinistö ile birlikte düzenlediği basın toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Finlandiya’nın üçlü muhtıradaki taahhütlerini yerine getirmek için samimi adımlar attığını gördük. Finlandiya’nın NATO’ya katılım protokolünün, Meclisimizdeki onay sürecini başlatmaya karar verdik” dedi.

Haber Merkezi / “Finlandiya’nın deprem sırasında uzattığı yardım eli ve gönderilen yardımlar için teşekkür ediyorum” diye konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye NATO’nun “açık kapı” politikasının güçlü savunucuları arasında yer aldığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Finlandiya ile birlikte NATO’ya üyelik başvurusu yapan İsveç’i ise “teröristlere kucak açmakla” suçladı.

Finlandiya Cumhurbaşkanı Niinistö ise basın toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür etti, “NATO üyeliğimiz konusunda ifade ettiğiniz haberleri almak bizi çok memnun ediyor” dedi.

Niinistö, “Bir komşumuz da var, İsveç. Kendileri iyi insanlar, iyi bir halk. Finlandiya’nın NATO üyeliği İsveç olmadan tamamlanamaz. Çünkü ortak çıkarlarımız var. İki komşu ülkeyiz, Baltık Denizi’nde kıyımız var” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde görüştü. Görüşme sonrası iki lider basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Erdoğan’ın açıklamaları şöyle: “Türkiye ve Finlandiya tarihi olarak iyi ilişkiler içinde bulunan iki dost ülkedir. 1924 yılında imzalanan anlaşmayla tesis edilen ilişkiler daha da güçlenmiştir. Finlandiya hükümeti ile halkının gösterdiği dayanışma için bir kez daha teşekkür ediyorum. Görüşmelerimizde Türkiye-Finlandiya ilişkilerini geliştirmekteki ortak niyeti teyit ettik.

Geçen yıl ikili ticaret hacmimiz 2 milyar doları geride bıraktı. Orat hedefimiz ilk etapta 3 milyar Dolar daha sonra da 5 milyar dolara ulaşmak. Ekonomik ve ticari ilişkilerimizi çeşitlendirmeye hazırız. Görüşmelerimizde ikili ilişkilerin yanı sıra bölgesel ve küresel mevzuları ele aldık. Finlandiya’nın Türkiye’nin AB üyeliğine verdiği güçlü desteği önemsiyoruz.

Türkiye dünyanın eli en kanlı yapıları ile mücadele ediyor. Bölgemizin geleceğinde hiçbir terör örgütünün yeri olmadığına inanıyoruz. Ülkemizin bekasına kasteden örgütlerin kökünü kazımakta kararlıyız. NATO’nun genişleme sürecini bu gerçekler çerçevesinde değerlendiriyoruz. Finlandiya ve İsveç’in katılım müzakerelerinin başlatılmasına Madrid’de yapılan zirvede onay vermiştik.

İmzalanan 3’lü mutabakat ile Türkiye’nin haklı isteklerini kayıt altına almıştık. Finlandiya’nın samimi adımlar attığını gördük. Güvenlik kaygılarımızın giderilmesi hassasiyetine binaen Finlandiya’nın NATO’ya katılım protokolünün Meclisimizdeki onay sürecini başlatmaya karar verdik. NATO, Finlandiya’nın üyeliğiyle daha da güçlenerek bu sayede küresel güvenlik ve istikrarın muhafazasında inanıyorum ki etkin rol oynayacaktır.

Ülkemizin sürecin ilerletilmesi hususu ilkelerinin ve iyi niyetinin artık daha net görüldüğü kanaatindeyim. Sürecin nasıl ilerleyeceği İsveç’in atacağı adımlarla doğrudan bağlantılı olacaktır.”

“Ortak çıkarlarımız var”

Finlandiya Cumhurbaşkanı Niinistö’nün açıklamaları ise şöyle:

“Davetiniz için ve aynı zamanda ev sahipliği için teşekkür ederim. Uzun, kapsamlı ve derin görüşmeler için teşekkür etmek istiyorum. Hepimiz burada Türkiye’de son derece devasa bir afetin yaşandığını gördük. Dün Kahramanmaraş’ı ziyaret etme imkanı buldum. Bu ziyaretimin sonucunda şunu ifade etmek isterim; gerçekten depremin neticeleri şoke edici. Aynı zamanda sizlerin son derece verimli şekilde bölgede çalıştığını gördük.

Uluslararası pekçok insan deprem bölgesine ulaşmış ve yardım götürmüş. Bu da bizler için umut yeşertiyor diye düşünüyorum. Gerçekten çok üzücü afet ve felaket yaşandı. İnsanlar ortak payda için çalışmanın ne derece önemli olduğunu gördüler. Bence bunu örnek olarak uluslararası arenada örneklerini çoğaltabiliriz.

Jeopolitik açıdan son derece tehlikeli zamanlarda yaşıyoruz. Özellikle sayın Cumhurbaşkanı şahsınıza teşekkürlerimi iletmek isterim. Bence siz her yerde herkesle, dünyanın her yerinde görüşebilen, konuşabilen çok az kişiden birisiniz. Belki de sadece siz yapabilen tek kişisiniz.

NATO üyeliğimiz konusunda ifade ettiğiniz haberleri almak bizi çok memnun ediyor. Bugün atılan imza TBMM’nin onay sürecini başlattığına dair çok önemli bir gösterge. Tüm Finlandiyalılar için önemli haber bu. Aynı zamanda milletvekillerimizin yüzde 95’i geçtiğimiz bahar döneminde NATO üyeliği başvurumuzu destekledi.

Sizlere çok teşekkür ediyoruz. Bir komşumuz da var İsveç. Tabii kendileri elbette ki iyi insanlar, çok iyi halk, ilişkilerimiz çok iyi. Sadece bunun için söylemiyorum. Fnilandiya’nın NATO’ya üyeliği İsveç olmadan tamamlanamaz. Çünkü ortak çıkarlarımız var. Baltık denizinde sınırlarımız var. İki komşu ülkeyiz. Umut ediyorum 32 üye ülke olur ittifaka.”

Soru-Cevap

Soru cevap bölümünde Finlandiya’nın neyi farklı yaptığına yönelik soruya Erdoğan “Öncelikle bizim İsveç’e karşı farklı bir yaklaşımımız yok. Ancak İsveç teröristlere kucak açtı. Stockholm Caddesi sürekli olarak Türkiye’deki PKK/YPG/PYD uzantılarıyla bu caddelerde sürekli gösteriler oluyor. Sayın Başbakana da bunları söyledik. 120 civarında teröristin listesini verdik. Bu teröristleri bize verin dedik. Sayın Başbakan iyi bir insan. Ama bu teröristleri bize vermediler, veremediler.

Tabii bu teröristleri bize veremeyince, vermeyince bizim de İsveç’e olumlu yaklaşmamız mümkün değil. Finlandiya’da tabii bu tür şeyler yok. Bu tür eylemler olmadığı için de Finlandiya’yı İsveç’ten ayırmak durumda kaldık ve olumlu yaklaşımımızı bugün attığımız imzayla gösterdik. Süratle Dışişleri Bakanlığı’ndan yazı bana geldi. Ben de şu anda yazıyı parlamentomuza gönderdim. Bundan sonrası komisyon, oradan da genel kurula gidecek. Temenni ederim ki seçim öncesi yetiştirmek” yanıtını verdi.

Finlandiya Cumhurbaşkanı Niinistö ise aynı soruya, “Belki cevabı İngilizce versem daha iyi olur. Finlandiya, Madrid’de geçen yaz üzerinde mutabık kalldığımız herşeyi yerine getirdi. Bizim idari yetkililerimiz o tarihten itibaren Madrid’deki o tarihten itibaren her zaman temasta kaldılar. Anladığım kadarıyla karşılıklı anlayış seviyemiz daha da arttı. Hukuk sistemini daha iyi anlayabildiler.

Gerçekleştirilen faaaliyetleri daha iyi anladılar. Mesela terörle mücadele konusunda. Bu da Türk dostlarımızı ikna etti diye düşünüyorum. Takvim konusuna gelecek olursak, burada aslında sayın Cumhurbaşkanı anlaşmayı veya belgeyi başvurumuzu Meclis’e gönderen belgeyi imzaladığında gerçekten bizim için önemli andı. Umuyoruz ki, Meclis’in yeterince vakti olur ve bu konuda verimli çalışma gerçekleştirilir” dedi.

Paylaşın

Depremlerin Maddi Zararı 103,6 Milyar Dolar

11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremler sonucu maddi hasarın boyutunun 2 trilyon TL (103,6 milyar dolar) düzeyinde olduğunun tahmin edildiği açıklandı.

Haber Merkezi / Hazine ve Maliye Bakanlığı açıklamasında, “yapılan acil destek ve harcamalar, enkaz kaldırma faaliyetleri, sigorta ödemeleri, gelir kaybı ödemeleri, diğer tüm destek ve harcamaların yanı sıra milli gelir azalması nedeniyle toplamda 351,4 milyar TL’lik bir kayıp oluşmuştur.” ifadelerine yer verdi.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, 11 ili vuran depremlerle ilgili yaptığı incelemelerin sonuçlarını açıkladı. Bakanlıktan yapılan açıklamada, Kahramanmaraş ve Hatay depremlerinin maliyetinin, 1999 Marmara depreminden 6 kat fazla olduğu belirtilerek, 2 trilyon lira olduğu kaydedildi.

Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada şöyle denildi:

“Oluşan tüm hasar, kayıp ve ihtiyaçları tespit etmek üzere, Strateji ve Bütçe Başkanlığımız, diğer Bakanlıklarımız ve kamu kuruluşlarımızla birlikte çalışarak Deprem Değerlendirme Raporu’nu hazırladık.

Uluslararası standartlarla uyumlu şekilde hazırlanan Türkiye Deprem Toparlanma ve Yeniden İmar Değerlendirmesi Raporu; Acil Müdahale Sürecinde Alınan Tedbirler, Hasarlar, Makroekonomik ve Sosyal Etki, Depremin Toplam Maliyeti ve Risk Azaltım Önerileri bölümlerinden oluşmaktadır.

Afetin büyüklüğü, verilerin toplanmasını güçleştirmişse de titiz bir çalışmayla bina, konut, işyeri, fabrika, makine ve teçhizat bilgileri tam sayım niteliğine yaklaşmıştır. Sahadan gelen güncel verilere göre, toplamda 1,6 trilyon TL maddi hasar tespit edilmiştir.

Öte yandan, deprem bölgesine yapılan acil destek ve harcamalar, enkaz kaldırma faaliyetleri, sigorta ödemeleri, gelir kaybı ödemeleri, diğer tüm destek ve harcamaların yanı sıra milli gelir azalması nedeniyle toplamda 351,4 milyar TL’lik bir kayıp oluşmuştur.

Asrın felaketinin ülkemize maliyeti yaklaşık 2 trilyon TL (103,6 milyar dolar) olup bu rakam, 2023 yılı milli gelir beklentimizin takriben yüzde 9’una denk gelmekte ve 1999 Marmara Depremi’nden yaklaşık 6 kat daha fazla maddi hasar ve kayıplarımızın olduğunu göstermektedir.”

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın depremlere ilişkin hazırladığı rapor için TIKLAYIN

Paylaşın

“AK Parti’de Bakanların Milletvekili Adayı Yapılması Tartışılıyor” İddiası

“AK Parti’de Cumhur İttifakı’nın milletvekili seçimlerinde başarısız olmasının Cumhurbaşkanlığı seçimini de doğrudan ve olumsuz etkilediği tespiti yapılmış. Bu nedenle milletvekili genel seçimlerinde de oyları artıracağı düşünülen kararlar alınmış. Bunlardan biri de ‘tanınmış isimlerin’ milletvekili adayı olması.

Bu kapsamda kabinede görevli bakanların tamamının milletvekili adayı yapılması tartışılıyormuş. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Milli Savunma Bakanı Hulisi Akar, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, AK Parti’nin en önemli seçim kozları olabilir.”

Sözcü gazetesi yazarı Deniz Zeyrek, Cumhur İttifakı’nın seçim stratejisine ilişkin Ankara kulislerinde konuşulanlarla ilgili bir yazı kaleme aldı.

Zeyrek’in, “Muhalefete düşme planı mı?” başlığıyla yayımlanan yazısında, temel hedefin Erdoğan’ın Kılıçdaroğlu’yla arasındaki 5 puanlık farkı kapatmak olduğu yönünde kulis aldığını kaydetti.

“Deprem, sel gibi afetler sonrasında yaşanan felaketler, iktidarın vaatlerle icraatlarla oy kazanmasını zorlaştırıyor. O yüzden başka bir yol haritasına ihtiyaç duyuluyor. O yol haritasında ise ilginç detaylar var” ifdelerine yer veren Zeyrek, ittifakın stratejilerini şöyle sıraladı:

“1- İttifakı genişletmek: HüdaPar ve Yeniden Refah Partisi’ni Cumhur İttifakı’na katmak. Erdoğan’ın stratejistleri iki partinin katılmasıyla muhafazakar Kürt ve Türklerden 2 puan gelmesini umut ediyor.

2- İYİ Parti tabanını çekmek: Kılıçdaroğlu’nun HDP ile görüşmesini, HDP’nin açıklamalarını İYİ Parti’nin milliyetçi tabanına karşı kullanmak. İYİ Parti tabanından Cumhur İttifakı’na en az 3 puan çekmek.

3- Kılıçdaroğlu’nun rakiplerine görünmez destek: Memleket Partisi lideri Muharrem İnce aksini söylese de iktidar stratejistleri, muhalefet mahallesinden Kılıçdaroğlu’nun rakibi olan herkesi kendi saflarında görüyor. Erdoğan’ın seçim stratejisini oluşturmakla görevli yetkililerden biri, İnce’nin alacağı oylar sayesinde Kılıçdaroğlu’nun yüzde 50’nin altında kalabileceğini ve ilk turda kazanamayabileceğini, bunun da Erdoğan’ın şansını artırabileceğini ifade etti. AK Parti kulislerinde Erdoğan’ın, iletişim kadrolarına İnce’nin Kılıçdaroğlu karşısında güçlenmesi için el altından (İnce’nin dahi haberi olmadan) her türlü desteğin verilmesini istediği konuşuluyor. Yakında sosyal medyada ikinci tura Erdoğan ve İnce’nin kalacağını gösteren anket ve yorumları sıkça görürseniz şaşırmayın.

4- Milletvekili seçimlerine asılmak: Yapılan değerlendirmede Cumhur İttifakı’nın milletvekili seçimlerinde başarısız olmasının Cumhurbaşkanlığı seçimini de doğrudan ve olumsuz etkilediği tespiti yapılmış. Bu nedenle milletvekili genel seçimlerinde de oyları artıracağı düşünülen kararlar alınmış. Bunlardan biri de ‘tanınmış isimlerin’ milletvekili adayı olması.”

“Dokunulmaz olacaklar”

“Bu kapsamda kabinede görevli bakanların tamamının milletvekili adayı yapılması tartışılıyormuş. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Milli Savunma Bakanı Hulisi Akar, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, AK Parti’nin en önemli seçim kozları olabilir” ifadelerini kaydeden Zeyrek, şöyle devam etti:

“Bazı siyasi gözlemciler, Erdoğan’ın bütün bakanları, Cumhurbaşkanlığı kurullarındaki bazı isimleri ve kritik bürokratları milletvekili yaparak, dokunulmazlık kazandırmak istediği yorumunu yapıyor ki bunun da haklılık payı olabilir. Zira Erdoğan seçimi kaybederse ve AK Parti muhalefete düşerse, söz konusu isimler milletvekili olacakları için dokunulmazlık zırhına bürüneceklerinden bakanlıkları sırasındaki tartışmalı işlerden dolayı dokunulmaz olacaklar.

Erdoğan seçimi kazanırsa da zaten TBMM’nin yürütme açısından bir önemi kalmayacağı için istediği ismi istifa ettirip Bakan yapabilecek. Anlayacağınız, Erdoğan ‘aslarını’ sahaya sürerek bir taşla iki kuş vurmak istiyor. Yani bir taraftan güçlü adaylarla kazanmak istiyor, diğer taraftan da ‘muhalefete düşme’ durumu için aslarına dokunulmazlık gibi ciddi bir önlem alıyor.”

Paylaşın

HDP Ve TİP’li Vekillere Ait Dokunulmazlık Dosyaları TBMM’de

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekilleri Hüda Kaya ve Musa Piroğlu ile Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Barış Atay Mengüllüoğlu’na ait dokunulmazlık dosyaları, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığına sunuldu.

Haber Merkezi / Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Tezkereleri, Meclis Başkanlığınca “Gelen Kağıtlar” listesinde yayımlandı.

HDP İstanbul Milletvekilleri Hüda Kaya ve Musa Piroğlu ile TİP Hatay Milletvekili Barış Atay Mengüllüoğlu’na  ait dokunulmazlık dosyaları, Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona havale edildi.

Süreç nasıl işliyor?

Hakkında suç isnadı bulunan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmamasına ilişkin talepler, Adalet Bakanlığına sunuluyor. Bakanlık, talebi gerekçeli bir yazıyla Cumhurbaşkanlığına, Cumhurbaşkanlığı ise TBMM Başkanlığına iletiyor.

Meclis Başkanlığına gelen fezlekelerin gündeme alınmasındaki süreç, İçtüzüğe göre işliyor. Milletvekili dokunulmazlığı, İçtüzüğün “Yasama Dokunulmazlığı ve Üyeliğin Düşmesi” başlıklı dokuzuncu kısmının “yasama dokunulmazlığı” alt başlıklı birinci bölümünde düzenleniyor.

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması hakkındaki istemler, TBMM Başkanlığınca “Gelen Kağıtlar” listesinde yayınlanarak Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona havale ediliyor.

Söz konusu fezleke ile Meclis’teki mevcut fezlekeler, sevk edildikleri Karma Komisyonda bekletilebiliyor ya da komisyonda gündeme alınabiliyor. Fezlekelerin gündeme alınması halinde süreç başlıyor. Karma Komisyon toplanıyor ve hangi fezlekeye ait dosyayı değerlendireceğine karar veriyor.

Hazırlık Komisyonu kuruluyor

Hazırlık Komisyonu, kurulduğu andan itibaren en geç 1 ay içinde dosyayı inceleyerek raporunu hazırlıyor. Bu komisyon bütün kağıtları inceleyip gerekirse o milletvekilini dinliyor ancak tanık dinleyemiyor.

Hazırlık Komisyonu, yasama dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar alırsa dosya Karma Komisyona havale ediliyor. Karma Komisyon da 1 ay içinde Hazırlık Komisyonu raporunu ve eklerini görüşerek sonuçlandırıyor.

Karma Komisyon, dokunulmazlığın kaldırılmasına veya kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar veriyor.

Karma Komisyon kovuşturmanın ertelenmesini kararlaştırmışsa bu yöndeki raporu Genel Kurulda okunarak bilgiye sunuluyor. Bu rapora milletvekilleri tarafından 10 gün içinde itiraz edilmezse kesinleşiyor, itiraz edilmesi halinde ise rapor Genel Kurul gündemine alınıyor. İtiraz edilmeyen dosyalar Cumhurbaşkanlığına gönderiliyor.

Dokunulmazlığın kaldırılması yönündeki Karma Komisyon raporları, doğrudan Genel Kurul gündemine giriyor. Genel Kurul, raporu kabul ederek dokunulmazlığın kaldırılmasını kararlaştırabileceği gibi, raporu reddederek yargılamanın dönem sonuna ertelenmesine de karar verebiliyor.

Kovuşturma ertelenmiş ve bu karar Genel Kurulca kaldırılmamış ise dönem yenilenmiş olsa bile milletvekilliği sıfatı devam ettiği sürece ilgili hakkında kovuşturma yapılamıyor.

Genel Kurul aşaması

Milletvekillerine dağıtılan Karma Komisyon raporu, Genel Kurulda okunarak görüşülüyor. Biri lehte diğeri de aleyhte olmak üzere, iki milletvekili rapor üzerinde konuşma yapıyor.

Fezlekesi olan milletvekili isterse Hazırlık Komisyonunda, Karma Komisyonda veya Genel Kurulda kendi savunmasını yapabiliyor ya da başka bir milletvekili arkadaşına savunma yapması için bu hakkını verebiliyor.

Söz ve savunma talebi yoksa görüşmeler tamamlanıyor. Daha sonra Karma Komisyonun yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair raporu oylamaya sunuluyor. Genel uygulamaya göre açık oylama yapılıyor. Genel Kurulda dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin oylamada, karar yeter sayısı (151) yeterli oluyor.

Her dosya için ayrı oylama yapılıyor

Genel Kuruldaki oylamada, her milletvekili ve fezleke için ayrı oylama yapılıyor. Bir milletvekili hakkında iki dosya varsa iki dosya ayrı ayrı oylanıp karara bağlanıyor. Dokunulmazlık hangi dosya hakkında kaldırıldıysa yalnızca o fezleke hakkında yargılama yapılabiliyor. Milletvekilinin dönem sonuna bırakılan dosyası hakkındaki dokunulmazlığı devam ediyor.

Genel Kurul kararından sonra milletvekilinin dokunulmazlığı, söz konusu dosya için kaldırılmış oluyor.

Meclis Başkanlığı, dosyayı Cumhurbaşkanlığı aracılığıyla Adalet Bakanlığına gönderiyor. Bakanlık da dokunulmazlığı kaldırılan milletvekili hakkında gereğinin yapılması için dosyası ilgili savcılığa havale ediyor.

Savcılık da dosyanın ulaşmasının ardından soruşturmaya kaldığı yerden devam ediyor, söz konusu milletvekilini tutuklanması talebiyle mahkemeye de sevk edebiliyor ya da tutuksuz olarak yargılanmasına da devam edebiliyor.

Dokunulmazlık kalkıyor, vekillik devam ediyor

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kalkmasıyla milletvekilliği düşmüyor, devam ediyor. Milletvekili maaşını alıyor ve diğer sosyal haklarından yararlanıyor. Tutuklanmamışsa Meclise gelerek yasama çalışmalarına da katılabiliyor.

Ancak milletvekili hakkındaki ceza kesinleştikten sonra Genel Kurulda okunuyor ve o zaman milletvekilliği düşürülüyor.

Milletvekilinin yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine karar verilmesi halinde, Genel Kurul kararının alındığı tarihten itibaren 7 gün içinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptal için Anayasa Mahkemesine başvurabiliyor. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini 15 gün içinde kesin karara bağlıyor.

Paylaşın

Millet İttifakı Adayı Kılıçdaroğlu’ndan HDP Ziyaretinin Ertelenmesiyle İlgili Açıklama

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Halkların Demokratik Partisi (HDP) ziyaretinin ertelenmesine ilişkin soruya, “Onu bana sormayacaksınız, ev sahibine soracaksınız” yanıtını verdi.

Haber Merkezi / HDP’li bir yetkili ise yaptığı açıklamada, “Sel felaketi nedeniyle Eş Başkanlarımız sahada, oluşan program yoğunluğu nedeniyle talep bizden gitti” dedi. Yetkili, program netleştiğinde yeniden bilgilendirme yapılacağını bildirdi.

Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Milli Yol Partisi’ni, ziyaret etti. Ziyaretin ardından Kılıçdaroğlu ile Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır ile birlikte açıklama yaptı.

Görüşmeye CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, CHP Genel Başkan Yardımcıları Oğuz Kaan Salıcı ve Ali Öztunç ile Milli Yol Partisi Genel Sekreteri Haşim Yaşar ile Genel Başkan Yardımcıları Ali Saraçoğlu ve Mukaddes Demirci katıldı.

Kılıçdaroğlu’nun yaklaşan seçimlere ilişkin görüş alışverişinde bulunmak ve adaylığı için destek talep etmek amacıyla gerçekleştirdiği ziyaret yaklaşık bir saat sürdü.

Yaklaşan seçimlerin ana gündem olduğu ziyarette Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümü ve Sinan Ateş suikastı da gündeme geldi. Çıkışta yapılan açıklamada Kılıçdaroğlu’na HDP ziyaretinin neden ertelendiği ve Hatay’daki vekillik istifaları soruldu.

Ziyaretin ardından yapılan ortak açıklamada Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin sorunlarını masaya yatırdıkları ve dertleştikleri bir toplantı gerçekleştirdiklerini ifade ederek, “Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun yol arkadaşlarıyla beraber en azından bir masanın etrafında bir araya gelmek, benim açımdan da ufkumu büyütmek açısından da son derece değerli. Bundan sonra da uygun ortamlarda yeniden bir araya geleceğiz” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, HDP ziyaretinin ertelenmesine ilişkin soruya, “Onu bana sormayacaksınız, ev sahibine soracaksınız” yanıtını verdi.

Kılıçdaroğlu, 18 Mart Cumartesi günü saat 13.00’te HDP Genel Merkezi’nde Eş Genel başkanlar Mithat Sancar ve Pervin Buldan ile görüşecekti.

HDP’den, “Cumhurbaşkanı adayı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun partimize ziyareti program yoğunluğundan dolayı ileri bir tarihe ertelenmiştir” açıklaması yapılmıştı.

HDP’li bir yetkili BirGün gazetesine yaptığı açıklamada, “Sel felaketi nedeniyle Eş Başkanlarımız sahada, oluşan program yoğunluğu nedeniyle talep bizden gitti” dedi. Yetkili, program netleştiğinde yeniden bilgilendirme yapılacağını bildirdi.

“Faili meçhul cinayetler açığa kavuşturulmalıdır”

Kılıçdaroğlu’nun ardından konuşan MYP Genel Başkanı Remzi Çayır da Kılıçdaroğlu’nun ziyaretini önemsediklerini belirtti. Çayır “Nezaketlerinden dolayı teşekkür ediyoruz, bu yolculukta başarılar diliyoruz. Milli Yol Partisi olarak Yazıcıoğlu’nun suikastini, bütün faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması gerektiğini ifade ettik. Duyarlılık gösterdi” diye konuştu.

Çayır şöyle devam etti:

“Kimliği ne olursa olsun bu ülkede faili meçhul cinayetler açığa kavuşturulmalıdır. Sinan Ateş cinayeti dahil olmak üzere. Adaletin, liyakatin, üretimin olduğu, farklılığın zenginlik sayıldığı bir Türkiye, insan hak ve özgürlüklerinin genişlemesinin aslında zenginliğimizin kapısı olduğu idrakiyle bakmak gerektiğini ifade ettik.”

Paylaşın

“Erdoğan Ekonominin Başına Mehmet Şimşek’i Getirecek” İddiası

AK Parti’den üst düzey bir yetkili, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mehmet Şimşek’i ekonominin başına getirmeyi hedeflediğini kaydederek “Şimşek’in yaklaşımını ve başarısını tüm Türkiye biliyor. Göreve gelirse ekonomi politikalarında radikal değişim kaçınılmaz olacaktır, bürokrasi ve kabine üyelerinin kendisiyle uyum içinde çalışması gerekecektir” dedi.

Konuyla ilgili bilgi sahibi bir başka kaynak ise AK Partinin yanı sıra muhalefetin de Mehmet Şimşek’le ilgilendiğini belirterek altılı masadaki üç partinin Şimşek ile birlikte çalışmak istediğini kaydetti.

Reuters haber ajansı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eski maliye bakanı Mehmet Şimşek’i ekonominin başına getirme ve ekonomi politikalarında AK Partinin ilk yıllarındaki ilkelere dönüş planı yaptığını bildirdi.

Reuters’a konuşan AK Partili bir hükümet yetkilisi, ekonomiye yaklaşımın 2002 seçim manifestosundakine benzer olacağını belirterek “Başka bir deyişle AK Parti özüne dönüyor” dedi. Serbest piyasa ekonomisinde küresel ekonomidekine paralel ilke ve uygulamaların, ekonomi programının öncelikleri arasında yer aldığını belirten yetkili, tasarı üzerindeki çalışmaların nihai aşamaya geldiğini de sözlerini ekledi.

Reuters’a konuşan ve ismi verilmeyen AK Parti’den üst düzey kaynaklar, seçim manifestosu çerçevesinde hazırlanan ekonomik program taslağında tartışmalı “Yeni Ekonomi Modeli”ne referans yapılmayacağına da işaret etti.

Erdoğan’ın düşük faize dayalı “Yeni Ekonomi Modeli” ile Merkez Bankası 2021’de 500 baz puanlık faiz indirimi gerçekleştirmiş, bu politika Ukrayna savaşı nedeniyle tırmanan enflasyona rağmen 2022’de de sürdürülmüştü.

Üst düzey bir AK Parti’li yetkili de ekonomi programında, uygulamadaki “Yeni Ekonomi Modeli”ne bir atıfta bulunulmayacağını, enflasyonla mücadele, kamuda hesap verilebilirlik, ihalelerde şeffaflık gibi AK Parti’nin daha önceleri savunduğu ilkelere vurgu yapılacağını kaydetti.

“Erdoğan Şimşek’i istiyor”

Seçim manifestosu için Erdoğan’dan son onayın beklendiğini belirten yetkili, şimdiye kadar Erdoğan’ın herhangi bir karşı görüş bildirmediğine dikkat çekti ve “Eğer kabul ederse hem kabinede hem de ekonomi yönetiminde radikal değişiklikler olacak” dedi.

Yetkili, Erdoğan’ın Mehmet Şimşek’i ekonominin başına getirmeyi hedeflediğini de kaydederek “Şimşek’in yaklaşımını ve başarısını tüm Türkiye biliyor. Göreve gelirse ekonomi politikalarında radikal değişim kaçınılmaz olacaktır, bürokrasi ve kabine üyelerinin kendisiyle uyum içinde çalışması gerekecektir” dedi.

Konuyla ilgili bilgi sahibi bir başka kaynak ise AK Parti’nin yanı sıra muhalefetin de Şimşek’le ilgilendiğini belirterek altılı masadaki üç partinin Şimşek ile birlikte çalışmak istediğini kaydetti. Reuters’a daha önce konuşan, altılı masadan dört üst düzey kaynak ise, Millet İttifakı’nın, eski başbakan yardımcısı Ali Babacan’ı seçimlerin kazanılması durumunda ekonomiden sorumlu Cumhurbaşkanı Yardımcısı yapmayı planladıklarını söylemişti.

Haberde, AK Parti hükümetlerinde ekonomiden sorumlu devlet bakanı, maliye bakanlığı ve başbakan yardımcılığı görevlerinde bulunan Şimşek’in uluslararası finans çevrelerinde saygın bir isim olduğuna işaret edildi. Reuters, iddialarla ilgili olarak bilgisine başvurduğu AK Parti’nin de Mehmet Şimşek’in de bir değerlendirmede bulunmadığını bildirdi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Millet İttifakı’nın Adayı Kılıçdaroğlu’nun HDP Ziyareti Ertelendi

Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Demokrat Parti, Saadet Partisi ve İYİ Parti’den oluşan Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumartesi günü için planlanan HDP ziyaretinin ertelendiği duyuruldu.

Haber Merkezi / Halkların Demokratik Partisi (HDP) Genel Merkezi’nden konuya ilişkin yapılan açıklamada, 18 Mart Cumartesi günü HDP Genel Merkezi’nde gerçekleşmesi planlanan görüşmeye ilişkin “Cumhurbaşkanı adayı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun partimize ziyareti program yoğunluğundan dolayı ileri bir tarihe ertelenmiştir” ifadeleri kullanıldı.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun adayı olarak açıklanmasının ardından gözlerin çevrildiği yerlerden biri de Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Türkiye İşçi Partisi’nin de içerisinde olduğu Emek ve Özgürlük İttifakı olmuştu. İttifakın bu aşamada aday çıkarması beklenmezken, Kılıçdaroğlu ile yapılacak görüşmenin ardından Emek ve Özgürlük İttifakı’nın tavrının netleşeceği öngörülüyor.

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ın Kemal Kılıçdaroğlu’na “Hayırlı olsun” demesi ve ardından “Kendisini bizlerle görüşmeye bekliyoruz” çağrısının ardından HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’dan partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda “Bizim derdimiz basit hesaplar değil, aday çıkarma politikamızı gelişmelere göre bir kez daha değerlendireceğimizi ifade etmek isterim” açıklaması yapmıştı.

Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu’nun HDP başta olmak üzere Meclis’te grubu bulunan ve meclis dışındaki tüm partilerden randevu alacağı belirtiliyor.

“HDP’yi ziyaret etmem kadar doğal bir şey olamaz”

Kemal Kılıçdaroğlu, daha önceden yaptığı bir açıklamada, HDP’ye ziyaret edeceğini ve “HDP’yi ziyaret etmem kadar doğal bir şey olamaz” demiş ve eklemişti:

“Cumhurbaşkanı adayı olarak, tüm Türkiye’nin, 85 milyonun cumhurbaşkanı olacağım iddiasında biri olarak tüm partileri ziyaret etmem zaten demokrasinin gereğidir. HDP’yi ziyaret etmemde ne sakınca olabilir? Meclis’te HDP’li Başkan Vekili’nin yönetimi altında çalışıyoruz.

Komisyonlarda HDP’li vekillerle birlikte çalışıyoruz. HDP’yi ziyaret etmem kadar doğal bir şey olamaz. Ben zaten toplumun bütün kesimlerine ulaşmaya çalışan bir anlayışa sahibim, bunu da uygulamaya çalıştım. Bu yönde çalışmalarım devam edecek.”

İYİ Parti “izleyecek” 

Kılıçdaroğlu-HDP görüşmesi Millet İttifakı ortağı İYİ Parti’de de yakından takip edilecek. İYİ Parti’nin bu konudaki beklentisinin “İttifakın daha önce açıkladığı düzenlemeler dışında bir mesaj ve söz verilmemesi” olacağı ifade ediliyor. Tersi bir durum olması halinde parti sözcülerince buna itiraz edileceği belirtiliyor.

İYİ Parti kurmayları, HDP’nin “Altılı masanın bir partneri gibi görünecek açıklamalardan uzak durulmasını” istediklerini de söylüyor.

Paylaşın

AK Parti’de Hedef Hem Milliyetçi Oylar Hem De Kürt Oyları

14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimi yaklaştıkça, partilerinde stratejileri netleşmeye başladı. Cumhur İttifakı’nı genişletme çalışmalarını sürdüren AK Parti’nin hedefinde ise İYİ Parti’den kopması beklenen milliyetçi oylar ile HDP’den kopması beklenen Kürt oyları var. 

Öte yandan AK Parti’de Kılıçdaroğlu’nun adaylığı ile birlikte İmamoğlu ve Yavaş’ın da “yardımcı” olarak açıklanmasının ardından nasıl bir hamle yapılacağı merak konusuydu. AK Parti kurmayları, “Kılıçdaroğlu’nun kazanacak aday olmadığını Millet İttifakı da itiraf etti ve kazanması için yanına iki isim daha görevlendirildi” yorumu yaparken bu durumun seçim stratejisinde değişikliğe yol açmayacağı savunuluyor.

DW Türkçe’den Kıvanç El’in haberine göre, AK Parti, 14 Mayıs seçimleri için milletvekili listelerini belirleme ve beyanname çalışmalarının yanı sıra attığı adımlarla da en geniş seçmen kitlesine ulaşmaya çalışıyor. Hedefte ise İYİ Parti’den kopması beklenen milliyetçi oylar ile HDP’den kopması beklenen Kürt oyları var.

Cumhur İttifakı’nı genişletme çalışmalarını sürdüren AK Parti’de Yeniden Refah Partisi ve HÜDAPAR ile ittifak görüşmelerinde yol alınırken ANAP ve DSP ile yapılan temaslarda ise henüz net bir gelişme yok. AK Parti yönetiminde, Meclis dağılımında Cumhur İttifakı’nın çoğunluğu yakalama noktasında sıkıntılar olduğu değerlendirilirken bu nedenle bir kişinin bile önemli olduğu ve listeler yapılırken detaylı ve ince hesap yapılması gerektiği fikri hakim.

HÜDAPAR tartışılıyor  

HÜDAPAR ile masaya oturulması, AK Parti içerisinde özellikle bölge milletvekillerinde bir rahatsızlığa yol açtı. AK Parti yönetiminde de HÜDAPAR ile iş birliği tüm boyutlarıyla ele alınıyor. HÜDAPAR’ın getireceği oy ve bu birliktelik nedeniyle kaybedilecek olası oylar da değerlendiriliyor. HÜDAPAR’ın özellikle Diyarbakır, Batman, Mardin, Bitlis gibi illerdeki örgütlülüğünün seçim çalışmalarında destek olacağı, ayrıca seçim günü sandık güvenliği noktasında da Cumhur İttifakı’na katkı sağlayacağı, AK Parti’de “iş birliğinin artıları” olarak savunuluyor.

HÜDAPAR ile birlikteliğin Kürt oylara olumsuz etki etmesinden endişe eden AK Parti kurmayları da oldukça çoğunlukta. Ancak AK Parti yönetiminde “AK Parti HDP’den daha fazla Kürt oyu alan bir parti. Bu ciddi bir kopuş getirmeyecektir” görüşü hakim. Bu konuda da yapılacak listelerde yer alacak isimlerle Kürt seçmene mesaj verilebileceği değerlendiriliyor.

“Ülkücü oylar” hedef 

AK Parti’de İYİ Parti’de son dönem altılı masada yaşanan krizin ardından kopan ülkücü ve milliyetçi bir seçmen olduğu ve bu kitlenin ikna edilmesi için MHP ile birlikte “dinamizm içinde” yoğun ve aktif çalışma yapılması gerektiği ifade ediliyor.

AK Parti kurmayları, HDP’nin Kılıçdaroğlu’na desteğini açıklaması sonrası AK Parti, MHP ve BBP’den daha önce kopan bazı milliyetçi seçmenin Cumhur İttifakı’na geri döneceğini savunuyor.  Bu noktada seçim kampanyasında Erdoğan’ın da bu seçmen kitlesine mesajlarını artıracağına dikkat çekiliyor.

AK Parti’de bazı yöneticilerin “milliyetçi oyların kazanılması” stratejisi çerçevesinde Devlet Bahçeli ismini “cumhurbaşkanı yardımcısı” olarak önerdikleri ifade ediliyor. Ancak hem Erdoğan’a yakın kurmaylar hem de MHP cephesinde bu formüle sıcak bakılmıyor. Millet İttifakı’nda eleştirilen “çoklu cumhurbaşkanı yardımcısı” modelinin uygulanmayacağına da dikkat çekiliyor.

Devlet Bahçeli’nin de “cumhurbaşkanı yardımcılığı” görevini istemediği kaydediliyor. Erdoğan’ın seçilmesi halinde yine bir ya da en fazla iki cumhurbaşkanı yardımcısı ile çalışmalarını sürdürmesi bekleniyor.

Kılıçdaroğlu-İmamoğlu-Yavaş ne kadar etkiledi? 

AK Parti’de Kılıçdaroğlu’nun adaylığı ile birlikte İmamoğlu ve Yavaş’ın da “yardımcı” olarak açıklanmasının ardından nasıl bir hamle yapılacağı merak konusuydu. AK Parti kurmayları, “Kılıçdaroğlu’nun kazanacak aday olmadığını Millet İttifakı da itiraf etti ve kazanması için yanına iki isim daha görevlendirildi” yorumu yaparken bu durumun seçim stratejisinde değişikliğe yol açmayacağı savunuluyor.

Listeler nasıl yapılacak? 

14 Mayıs seçimini “en kritik seçim” olarak değerlendiren AK Parti’de milletvekili listeleri için de komisyon kuruldu. Komisyon, bölgedeki kanaat önderleri ile değerlendirmeler yaparak listeleri oluşturmaya çalışacak. AK Parti, 25 Mart’ta da mahalle temsilcisinden il başkanına, belediye meclis üyelerinden eski-yeni milletvekillerine kadar tüm üyelerinin katılımı ile temayül yoklaması yapacak. Buradan çıkacak adaylar Genel Merkez’deki komisyon tarafından değerlendirilecek ve son olarak nisan ayının ilk haftasında Erdoğan başkanlığında toplanacak “üst komisyon” toplantısında son şekli verilip YSK’ya sunulacak.

Listeler yapılırken MHP ile de görüşmelerin olduğu vurgulanırken bazı illerde ortak liste çıkarılıp çıkarılmaması konusu da hala masada. Bazı illerde AKP ve MHP’nin ayrı ayrı girmesi durumunda vekil kaybı olması ihtimali de değerlendiriliyor. Temel ilkenin ayrı listeler ile girmek olduğu ifade edilse de kritik hesapların olması durumunda bunun yeniden gözden geçirileceği vurgulanıyor.

Seçime ayrı liste ile gireceğini açıklayan BBP ile de yine bu kritik dengelere göre 9 Nisan’da listeler açıklanmadan bir görüşme daha yapılarak olası tablonun da yeniden değerlendirilebileceği ifade ediliyor.

9 Nisan’da listelerin YSK’ya verilmesinin ardından AK Parti’nin Ankara’da aday tanıtım ve seçim beyannamesinin açıklanacağı bir program gerçekleştirmesi bekleniyor. AK Parti’nin seçim beyannamesinde de revizyona gidildi. Ekonomi ve afet yönetimi beyannamenin ana çerçevesini oluşturacak.

Üç dönemlikler ne olacak? 

AK Parti’nin şu an 27’nci dönemde görev yapan mevcut 285 milletvekilinden 84’ü üç dönemlik milletvekili. Ancak bu 84 vekilin 42’si ise “25. Dönem”de de görev yapan vekil. 2015 yılı Haziran ayında yapılan ve 4 ay süren 25. dönemin bu kuralda sayılmaması yönünde daha önce alınan karar uygulanırsa, AK Parti’de üç dönemlik kuralına takılan 84 değil 42 isim kalıyor. Bu isimler arasında Meclis Başkanı Mustafa Şentop, AK Parti Grup Başkanı İsmet Yılmaz, genel başkan yardımcıları Ali İhsan Yavuz, Hamza Dağ, Vedat Demiröz gibi isimler de yer alıyor. 42 isimden çok az sayıda ismin yeniden aday yapılacağı ifade ediliyor.

Bakanların aday gösterilmesi konusunda bir netlik bulunmazken Süleyman Soylu’nun bakanlığı bırakacağı ve bu nedenle milletvekili adayı olabileceği de ifade ediliyor. Ancak bu noktada bakanların vekil olması yönünde henüz verilmiş net bir karar yok.

Paylaşın

2014 – 2021 Yılları Arasında Türkiye’deki Kokain Yakalamaları Yedi Kat Arttı

Küresel kokain arzının rekor seviyelere ulaştığını ortaya koyan yeni bir rapora göre, Türkiye’deki kokain yakalamaları 2014 – 2021 yılları arasında yedi kat arttığını gösteriyor.

Rapora göre Türkiye’de 2021’de 2,8 ton kokain ele geçirildi. Türkiye’ye sokulmaya çalışılan kokain Antalya, Tekirdağ ve İstanbul’daki limanlarda ele geçirildi.

Birleşmiş Milletler (BM) Uyuşturucu ve Suç Ofisi tarafından hazırlanan rapora göre, yeni tip koronavirüs (Kovid 19) sonrası dünyada küresel kokain üretiminin rekor seviyelere ulaştığını gösterdi.

Buna göre, kokainin hammaddesi kokanın ekimi, 2021 ile 2022 arasında yüzde 35 arttı.

Üretim artışının arkasında, daha fazla koka ağacı ekimi yanında, kokanın toz kokaine dönüştürülmesindeki teknolojik ilerlemenin de olduğu kaydedildi.

Batı ve Orta Afrika’da oluşturulan merkezlerin de dağıtım üsleri olarak öne çıkmaya başladığı rapor tarafından tespit ediliyor.

BM, “Afrika’da ele geçirilen toplam miktar ve büyük ele geçirmelerin sayısı 2021’de rekor seviyelere ulaşmış görünüyor” ifadesiyle bu kısmın altını çiziyor.

Raporun Türkiye ile ilgili bölümlerinde, ülkede kaçakçılık yanında tüketim kısmında da artış tespit edildiği belirtiliyor.

Türk limanlarına, Latin Amerika ülkelerinin yanı sıra Batı Afrika’dan da uyuşturucu ulaşıyor.

Balkan rotası üzerinden Avrupa pazarını hedef alan uyuşturucu tacirleri, Türkiye ile birlikte Yunanistan’ı da artan şekilde tercih ediyor.

Türkiye’de yakalanan kokain 2014’deki 393 kilogramdan 2021’de 2.8 tona çıktı.

Türk yetkililerin verdiği bilgilere göre, 2021’de 3 bine yakın kokainle ilişkili olay yaşandı ve 4 bin 714 şüpheli gözaltına alındı.

Kokain en çok Avrupa ve Kuzey Amerika pazarlarında tüketiliyor. Bunu Güney ve Orta Amerika ile Karayipler izliyor.

Rapor, Afrika ve Asya’da kokain tüketiminin “hala sınırlı” olduğunu ortaya koyuyor.

Yapılan baskınlardan elde edilen veriler, özellikle Batı ve Orta Afrika’nın, Avrupa’daki pazarlara giden bir geçiş bölgesi olarak rolünün 2019’dan bu yana önemli ölçüde arttığını gösteriyor.

Rapor, uyuşturucu kaçakçılarının dağıtım amaçlı olarak uluslararası posta hizmetlerini daha sık kullandıklarını da belirtiyor.

BM raporu küresel kokain arzının rekor seviyelerde olduğunu gösteriyor.

BM raporu, uluslararası seyahat ciddi şekilde kısıtlandığı için Covid-19 salgınının uyuşturucu pazarları üzerinde “yıkıcı” bir etki yarattığını söylüyor.

Buna göre, sokağa çıkma kısıtlamaları sırasında gece kulüpleri ve barlar kapatıldığı için kokain talebi düştü.

Ancak rapor “En son veriler, bu düşüşün uzun vadeli eğilimler üzerinde çok az etkisi olduğunu gösteriyor” diyerek devam ediyor.

Rapora göre, İngiltere’de posta kanallarında kokain ele geçirme vakalarında da “önemli bir artış” olduğu görülüyor.

Rapordaki diğer önemli bulgular şunlar:

Avrupa’ya dağıtım yolları farklılaşabiliyor olsa da, Kolombiya hâlâ kaçakçılık yollarına hakim durumda.

Meksikalı ve Balkan kökenli suç örgütleri, ilk elden erişim sağlamak için üretim merkezlerine yakınlaştı.

Taş kokain kullanımı İngiltere, Belçika, Fransa ve İspanya da dahil olmak üzere birçok Batı Avrupa ülkesinde artışta.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın