İmamoğlu Ve Yavaş’tan Sandıklarda Sorumluluk Alma Çağrısı

Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Demokrat Parti, Saadet Partisi ve İYİ Parti’den oluşan Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı yardımcısı adayları İBB Başkanı İmamoğlu ve ABB Başkanı Yavaş, seçmene sandıklarda sorumluluk alma çağrısında bulundu.

Haber Merkezi / Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçilmesi halinde yardımcı olarak atanacağı duyurulan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı (ABB) Mansur Yavaş, sosyal medya hesabından ortak bir çağrı yaptı.

Cumhuriyet Halk Partili (CHP) belediye başkanları, sosyal medya hesaplarından paylaştıkları videolar ile yurttaşları Millet İttifakı’nın platformu olan Türkiye Gönüllüleri’ne katılmaya ve sandık güvenliği için sorumluluk almaya davet etti. İki isim, platformun Twitter hesabı ile internet sitesini de paylaşımına ekledi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı İmamoğlu paylaşımında, “14 Mayıs’ta yeni bir dönemi beraber başlatacağız. Millet İttifakının platformu olan Türkiye Gönüllüleri’ne katılarak sandıklarda sorumluluk üstlenin” ifadelerini kullandı.

Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Yavaş ise seçim çalışmalarının paylaşıldığı hesabından “14 Mayıs’ta yeni bir dönemi beraber başlatacağız. Tüm vatandaşlarımızı Millet İttifakının platformu olan Türkiye Gönüllüleri’ne katılarak sandıklarda sorumluluk üstlenmeye davet ediyorum” ifadeleri ile paylaşımda bulundu.

Paylaşın

Akşener’den “Seçim Güvenliği” Açıklaması: O Sandıklar Korunacak

İYİ Parti Lideri Akşener, 14 Mayıs’ta yapılacak olan seçimlerde alınacak önlemlere ilişkin değerlendirmede bulunan, “6 partinin seçim işleri başkanlarından oluşan bir komisyonumuz var. İki komisyon biri iletişim komisyonu birisi de seçim güvenliği komisyonu, seçim güvenliği komisyonu sürüyor. Çünkü insanları birleştirmek gibi bir durumumuz var” dedi.

Adaylık krizine ilişkin de konuşan Akşener, Benim fırıldaklık yapmaya ihtiyacım yok. Bu dürüstlükte benim ihtiyacım yok. Neden o masaya oturdum ben en başında? O masadan ne aldım? Bana ne verilecek? Ama bu ülkeye biz hakikaten fayda sağlayacağız. Perşembe günü masadaki sitemden sonra, müzakere yapmak için nefes alma kararı çıktıktan sonra. İki Belediye Başkanımız, Kemal Bey’in bilgisi dahilinde evime geldiler. Kendime dair hiçbir seçeneğin içinde ve yanında olmayacağını söyledim. Kimseyle pazarlık yapmadım!” dedi ve ekledi:

“İki belediye başkanını koşu partneri olarak masaya ben getirmiş oldum ama bunlar CHP’yle anlaşarak oldu. Pazar gecesi ‘2 gün ertelesek sonra konuşsak’ dedim. Mansur Bey ‘Heyecanı ortadan kaldırmayalım, siz bunu hızlandırma konusunda bize yardımcı olun.”

Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu’nun HDP ziyaretini olumlu karşıladığını belirten Akşener, “31 Mart’tan beri bir çirkinlik yaşanıyor bu ülkede. İpin ucu kaçtı bu ülkede. Bir oy için Abdullah Öcalan’ın mektubunu okuyacaksınız, bir yandan da İYİ Parti’nin CHP’nin Kürt Meclis üyelerini kimlikleri ile ifşa edildi” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, TV100’de yayınlanan ve Uğur Dündar’ın sunduğu Haftanın Panoraması adlı programa konuk oldu. Akşener’in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Bu ülkenin her bir şehrinin her bir ilçesinden Çanakkale’ye gelip savaşmış ülkesi için. Gazi olanlar tekrar İstiklal Savaşı’nda yan yana, omuz omuza savaşmış. Bütün aradaki nifaklara rağmen bu ruh kaldı. Her birinin ardından rahmetle, minnetle eğiliyoruz.

O gün ne söylüyorsam aynı şeyi söylüyorum. Partimizin kuruluşunun anlamı da bu. Demokrasi, hukukun üstünlüğü, şeffaflık, milletin sesini duymak ve duyurmak. O günle bugün arasında hiçbir fark yok, beni nerede bıraktıysanız orada duruyorum.

Ayrıca bu partili cumhurbaşkanlığı meselesinin yaptığı yanlışlıklar bir insanın bir haftada 36 bin imza atmak zorunda olması ne demek? Aldığım bilgiye göre öyle. Yetkilerin devredilmesi gerekirken bir kişi de toplanması insan haklarına aykırı.

Cumhurbaşkanlığını kazanmalıyız, ikincisi ise Meclis’i kazanmalıyız. Burada doğru söyleyecek birisine ihtiyaç var. Sonuçta bir 6’lı Masa kuruldu. Adaylık döneminde bir kriz çıktı, sonra tekrar ortak akıl devreye girdi ve bu formül üretildi.

‘Biz bu seçimi mutlaka kazanmalıyız, bu son seçim’ dedim hep. Bir daha parlamenter sistemin konuşulacağı bir seçim olmayacak, şansa bırakamayız, kazanmalıyız.

Ben, Tayyip Bey veya yakınlarından birinden 1 lira alsam bu masada oturuyor olamam. Bunu herkesin bilmesi gerekir, benim Tayyip Bey’e göz kırpmama gerek yok, gizli saklı bir işe de gerek yok. O partinin kurucuları arasında olmuşum, listeye yazılmadan ayrılmışım.

‘O sandıklar korunacak’

Benim fırıldaklık yapmaya ihtiyacım yok. Bu dürüstlükte benim ihtiyacım yok. Neden o masaya oturdum ben en başında? O masadan ne aldım? Bana ne verilecek? Ama bu ülkeye biz hakikaten fayda sağlayacağız. Perşembe günü masadaki sitemden sonra, müzakere yapmak için nefes alma kararı çıktıktan sonra. İki Belediye Başkanımız, Kemal Bey’in bilgisi dahilinde evime geldiler. Kendime dair hiçbir seçeneğin içinde ve yanında olmayacağını söyledim. Kimseyle pazarlık yapmadım!

İki belediye başkanını koşu partneri olarak masaya ben getirmiş oldum ama bunlar CHP’yle anlaşarak oldu. Pazar gecesi ‘2 gün ertelesek sonra konuşsak’ dedim. Mansur Bey ‘Heyecanı ortadan kaldırmayalım, siz bunu hızlandırma konusunda bize yardımcı olun’ dedi. Biz gönüllülerimizle, hukukçularımızla ve bu sefer bir şansımız daha var, 6 partinin imkanlarıyla bir araya geleceğiz ve o sandıklar korunacak.

6 partinin seçim işleri başkanlarından oluşan bir komisyonumuz var. İki komisyon biri iletişim komisyonu birisi de seçim güvenliği komisyonu, seçim güvenliği komisyonu sürüyor. Çünkü insanları birleştirmek gibi bir durumumuz var.

Sayın İnce’nin Cumhurbaşkanı adayı olma hakkı mevcuttur. Eğer Millet İttifakı genişleyecekse bu genişleme içerisinde yer almasını tabi ki isterim ama benim bu konuda diğer arkadaşlar adına bir şey söyleme hakkım yok.

İki Belediye Başkanını koşu partneri olarak masaya ben getirdim ama CHP’yle anlaşarak oldu. Müzakere masası orası, bir arkadaşımız itiraz etti buna hatta bakan olmaları gerektiğine falan gitti iş. İYİ Parti olarak kanun teklifi verdik, eğer o geçerli olmuş olsa bu insanların kendi memleketleri için oy kullanabilmesini sağlamak, o bölgeden seçilecek milletvekillerinin sorumluluğu haline de döner, henüz orada bir sonuç alamadık.

“Kılıçdaroğlu sadece HDP’yi değil, tüm siyasi partileri ziyaret ediyor”

Kılıçdaroğlu sadece HDP’yi değil, tüm siyasi partileri ziyaret ediyor. O görüşmelerde bir sakınca yok. Ama şöyle bir durum var: HDP bir dönemde AKP’nin partneriydi. Onun karşılığı olarak ben MHP’liydim o zaman bizle ilgili kötü bir Türk Milliyetçiliği tarifi vardı. Sonra ‘Seni başkan yaptırmayacağız ile’ süreç başka bir yere evrildi.

Ekmeleddin İhsanoğlu daha sonra MHP’den milletvekili aday oldu. 2014’den sonra HDP’nin partnerliği devam etti. Daha sonra papaz olma durumu oldu. Sonuçta HDP, başkaları üzerinde sopa olarak kullanılan bir aparat haline getirildi AKP tarafından.

Bu ülkede oyunu çeşitli partilere oy veren Kürtler var. 31 Mart’tan beri bir çirkinlik yaşanıyor bu ülkede. İpin ucu kaçtı bu ülkede. Bir oy için Abdullah Öcalan’ın mektubunu okuyacaksınız, bir yandan da İYİ Parti’nin CHP’nin Kürt Meclis üyelerini kimlikleri ile ifşa edildi.”

Paylaşın

Demirtaş’tan Dikkat Çeken Yazı: HDP, Kılıçdaroğlu’ndan Ne İsteyecek?

Partisinin, Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan “ne isteyeceğine” yönelik bir yazı kaleme alan eski HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, “HDP, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın kurucu parçası ve kendi öz gücüyle de parlamentoya girecektir. Dolayısıyla HDP’nin kimseden bakanlık, milletvekilliği talebi yoktur” ifadelerini kullandı.

Yazısının başlığında “HDP, Kılıçdaroğlu’ndan ne isteyecek?” sorusunu kullandığını ancak bu sorunun yanlış olduğunu vurgulayan Demirtaş, “HDP, önümüzdeki dönemde parlamentonun ana muhalefet partisi olmaya adaydır” görüşünü paylaştı.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın T24’teki yazısı şöyle:

“Başlıktaki soru yanlış aslında.

Benzeri bir soru, Cumhur İttifakı’nın yeni ortaklarına sorulabilir. Nitekim her biri, birkaç milletvekilliği isteyip ittifaka katıldılar.

Oysa HDP, Millet İttifakının parçası değil, olmak gibi bir isteği de yok.

Zaten HDP, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın kurucu parçası ve kendi öz gücüyle de parlamentoya girecektir. Dolayısıyla HDP’nin kimseden bakanlık, milletvekilliği talebi yoktur.

HDP, önümüzdeki dönemde parlamentonun ana muhalefet partisi olmaya adaydır.

Bununla birlikte HDP’nin duymak ve emin olmak istediği şey, yeni dönemde demokratik değişimin ciddiyetle, içtenlikle ele alınıp alınmayacağıdır.

İfade özgürlüğünden örgütlenme ve gösteri hakkına, kadın eşitliğinden çevre haklarına, kültürel haklardan demokratik siyaset hakkına kadar temel haklara nasıl yaklaşılacak? Ekonomiden eğitime, adaletten sağlığa kadar temel politikalar ne olacak? Kürt sorunu TBMM’de, toplumda ve medyada özgürce konuşulup tartışılabilecek mi, barışçıl demokratik anlayışla Türkiye’nin birliği içinde çözüme nasıl bakılacak?

Geçmiş yılların adaletsizlikleri, suçları, yolsuzluklarıyla ilgili ne yapılacak? Toplumsal kutuplaşmanın bitmesi ve eşitsizlik sorunu nasıl ele alınacak?

Yani HDP’nin 11 maddelik tutum belgesinde ifadesini bulan politikalara yaklaşım nasıl olacak?

Gördüğünüz gibi HDP yönetimi kendisi için bir şey istemeyecek; kimseyi ayırmadan, 85 milyonun huzurunu, refahını, barışını sağlamak için hazır olduğunu belirtecek.

HDP’nin hiçbir gizli ajandası, tek bir örtülü planı yoktur. HDP su gibi berrak, cam kadar şeffaftır.

HDP; Türkiye’nin birliğinden yanadır, demokratik Cumhuriyet’in tarafındadır, şiddetin kalıcı olarak sona ermesi için çalışır, tüm sorunların çözümünde müzakere ve demokratik siyaseti esas alır. Bu ilkelere saygı duyan herkesle de görüşür, birlikte hareket eder.

HDP; yılların mücadele birikimine, deneyimine sahip, kurucu bir siyasi öznedir. Bu misyonu nedeniyle de talep eden değil inşa edendir. HDP, Türkiye Cumhuriyeti’nin sahiplerindendir, Türkiye’nin parçasıdır. Bu nedenle kimseyi hiyerarşik üstü olarak kabul etmez. Tüm gücüyle, demokratik Cumhuriyet’in inşasında bizzat yer alır.

HDP; Türkiye’de demokrasinin gelişmesi, yoksulluğun bitmesi, toplumsal barışın sağlanması için TBMM’de ve toplumsal tüm alanlarda mücadele eder.

Eğer Sayın Kılıçdaroğlu ile ekibi tüm bu düşüncelere, ilkelere saygı duyuyor, değer veriyorsa bunu bizzat kendisinden duymak ister.

Demokratik siyasi ortamın sağlanması için bir niyet, program, ciddiyet, kararlılık görürse de destek verir.

AKP medyasının ucuz yalanlarının hepsi de HDP gerçeğine çarpıp geri döner.

HDP korkulacak değil, el ele verilecek bir partidir. HDP’den korkacaksa devleti, milleti soyanlar korksun. Halka zulüm edenler, çeteler, mafyalar korksun, HDP’den.

HDP Türkiye’nin korkusu değil, barış özlemi ve demokrasi umududur.”

Paylaşın

Kahramanmaraş Merkezli Depremler: Can Kaybı 49 Bin 589’a Yükseldi

11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremlerinde can kaybı 18 Mart itibariyle 49 bin 589’a çıktı. Beş gün önceki açıklamadan bu yana 1100’den fazla ölüm daha kaydedildi.

Haber Merkezi / Hayatını kaybedenlerin 6 bin 807’sinin yabancı uyruklu olduğu belirtildi. Depremlerin etkilediği bölgelerde yıkılacak bina sayısının ise 298 bin 448 olduğu da kaydedildi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nda (AFAD) basın toplantısı düzenledi.

Depremlerin ardından bölgedeki çalışmaların devam ettiğini söyleyen Oktay, “Deprem felaketleri nedeniyle 6 bin 807’si yabancı uyruklu olmak üzere toplam 49 bin 589 vatandaşımızı kaybetmiş bulunmaktayız” dedi.

Oktay, 18 kişinin yaşamını yitirdiği Urfa ve Adıyaman’da yaşanan sel ile ilgili de bilgi verdi.  Oktay, selde kaybolan üç kişiyi arama çalışmalarının devam ettiğini belirtti.

14 Mayıs seçimlerine de değinen Oktay, şöyle konuştu: “Çadırkent ve konteyner kentlerdeki, her bir çadır ve konteyner ikametgah olarak belirlenmiş ve tescil edilmiştir. Bunun anlamı şu: Seçim sürecine girmiş bulunmaktayız. YSK’nın belirlediği takvim çerçevesinde biz burada her bir vatandaşımızın anayasal hakkını kullanmasını arzu ediyoruz.

Ama şunu da özellikle ifade etmek istiyorum, depremzede vatandaşlarımızın oy kullanmak için başka bir yere ikametlerini aldıklarında herhangi bir hak kaybı olmayacaktır. Herhangi bir tereddüde gerek yok, çok rahatlıkla bulundukları yere ikametgahlarını alabilirler. Oylarını da bu ikametgahta kullanabilirler. Şu ana kadar da ikamet değişikliği yapan 345 bin 97 vatandaşımız bulunmaktadır.”

Hazine ve Maliye Bakanlığı, Kahramanmaraş merkezli depremler sonucu maddi hasarın boyutunun 2 trilyon TL (103,6 milyar dolar) düzeyinde olduğunun tahmin edildiğini açıkladı.

Bakanlık açıklamasında, maddi hasar karşılığının 1,6 trilyon TL olduğu belirtiliyor.

Bakanlık açıklamasında, “yapılan acil destek ve harcamalar, enkaz kaldırma faaliyetleri, sigorta ödemeleri, gelir kaybı ödemeleri, diğer tüm destek ve harcamaların yanı sıra milli gelir azalması nedeniyle toplamda 351,4 milyar TL’lik bir kayıp oluşmuştur.” ifadesi de yer alıyor.

Yapılan değerlendirmede, “Bu büyüklüğün 2023 yılı milli gelirinin yaklaşık yüzde 9’una ulaşabileceği öngörülmektedir” deniliyor.

Deprem bölgesinde inşaatları yıkılan müteahhitlere yönelik olarak hukuki süreçler devam ediyor.

Yıkılan ya da imara aykırı değişiklik tespit edilen binalarla ilgili yürütülen soruşturmalarda, sorumlulukları belirlenerek tutuklanan şüpheli sayısı 17 Mart itibarıyla 284’e yükseldi.

Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde yıkılan binalara ilişkin yürütülen soruşturmalar kapsamında, ilçenin belediye başkanı Ökkeş Kavak tutuklandı.

Paylaşın

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’ndan Mısır’a Tarihi Ziyaret

Son yıllarda özellikle Libya konusunda derin görüş ayrılığına düşen Türkiye İle Mısır arasında tarihi nitelikte bir görüşme gerçekleşti. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Mısır Dışişleri Bakanı Sami Şükrü ile Tahrir Sarayı’nda bir araya geldi.

Haber Merkezi / Çavuşoğlu ve Şukri baş başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından ortak basın toplantısında konuştu.

İki ülke ilişkilerini en üst düzeye çıkarma konusunda kararlı olduklarını söyleyen Çavuşoğlu, “Askeri, enerji ve ticari alanlarda da işbirliğini artırmak istediklerini” söyledi.

Mevkidaşına sık sık “Kardeşim Şükrü” diye hitap eden Çavuşoğlu, iki ülkenin de ilişkileri geliştirmek noktasında “güçlü siyasi kararlılığı var” dedi. Çavuşoğlu en hızlı şekilde Kahire’ye büyükelçi atamak istediklerini de söyledi.

Bakan Çavuşoğlu, Mısır lideri Sisi ile Erdoğan’ın bir araya gelmesi konusunda da çalışmaların sürdüğünü kaydetti ve “Cumhurbaşkanlarımızın bir araya gelmesi için hazırlıkları yapacağız. Seçimden sonra inşallah bir araya geleceklerdir” dedi.

Sami Şükrü de ekonomik işbirliğinin çok önemli olduğunu söyledi ve normalleşme sürecinde “kazan kazan” yaklaşımı ile hareket edeceklerini kaydetti.

Bakan Şukri, Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından, 27 Şubat’ta dayanışma ve taziyede bulunmak için Türkiye’yi ziyaret etmiş ve Bakan Çavuşoğlu’yla görüşmüştü. Mısır ayrıca, Türkiye’ye depremzedeler için insani yardım göndermişti.

Türkiye – Mısır ilişkileri neden bozuldu?

2020’de terörist oluşumlar listesine dahil edilen Müslüman Kardeşler’in birçok lideri ve binlerce destekçisi Mısır’da hapiste tutuluyor. Net sayıları bilinmemekle birlikte bu rakamın 5-6 bin civarında olabileceği belirtiliyor.

Yunanistan ve Mısır, Libya ile hidrokarbon mutabakatı imzalayan Türkiye’yi suçladı

Ankara-Kahire arasındaki ilişkiler eski Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin 2013’te devrilmesinden bu yana kopma noktasına gelmişti.

Dışişleri Bakanlı Mevlüt Çavuşoğlu, geçen yıl Mısır ile ilk diplomatik temasın kurulduğunu açıklamış, Mısır ise yumuşamanın sağlanması için Ankara’dan daha fazla adım atılmasını beklediğini bildirmişti.

Mısır ve Türkiye arasında ilişkilerin yeniden kurulmasını amaçlayan ve geçen yıldan bu yana süren istişari görüşmelerde şu ana kadar ‘net bir ilerleme kaydedilmedi.

İki ülke, son yıllarda özellikle Libya konusunda derin görüş ayrılığına düşmüştü. Mısır son olarak Türkiye’nin Libya ile 10 Ekim’de imzaladığı hidrokarbon mutabakatına tepki gösterdi.

Paylaşın

AK Parti Grup Başkanvekili Zengin: Hedef Haline Getirildim

6284 sayılı yasa ilgili konuştuğunda hedef haline getirildiğini ve tehdit mesajları aldığını söyleyen AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, “Artık bu konu hakkında fazla konuşmak istemiyorum” dedi ve ekledi:

“Hedef haline geliyorum. Sayın bakanımız açıklama yapıyor, sayın cumhurbaşkanımızın açıklamaları var ama ben bu konuda ne zaman bir şey söylesem normali çok aşan bir hedef olma hali ortaya çıkıyor.

Zengin konuşmasının devamında, “Sadece Twitter’dan değil, çok düzenli ve planlı bir saldırıya dönüşüyor. Bununla da kalmıyor, telefonuma yüzlerce tehdit mesajları alıyorum. Bunun ne kadar ciddi bir konu olduğunu bilmiyorum kamuoyu fark ediyor mu?

6284 tabii ki tartışılabilir, İstanbul Sözleşmesi çok tartışıldı. Benim itirazım usulüne, yöntemine fakat bundan kamuoyu yeteri kadar rahatsızlık duymuyor. Doğrusu bu saldırılar Türkiye’de kadınları çok rahatsız ediyor.” ifadelerini kullandı.

Yeniden Refah Partisi (YRP), 6284’ün değiştirilmesi talebini AK Parti’nin kabul ettiğini iddia etmişti.

YRP, Cumhur İttifakı’na katılmak için öne sürdüğü 6284 sayılı ‘Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un değiştirilmesi talebine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Derya Yanık ve AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin’den gelen itirazlar parti tabanında rahatsızlığa neden oldu.

A Haber’de konuya ilişkin konuşan Zengin, şunları söyledi:

“Artık bu konu hakkında fazla konuşmak istemiyorum. Hedef haline geliyorum. Sayın bakanımız açıklama yapıyor, sayın cumhurbaşkanımızın açıklamaları var ama ben bu konuda ne zaman bir şey söylesem normali çok aşan bir hedef olma hali ortaya çıkıyor.

Sadece Twitter’dan değil, çok düzenli ve planlı bir saldırıya dönüşüyor. Bununla da kalmıyor, telefonuma yüzlerce tehdit mesajları alıyorum. Bunun ne kadar ciddi bir konu olduğunu bilmiyorum kamuoyu fark ediyor mu?

6284 tabii ki tartışılabilir, İstanbul Sözleşmesi çok tartışıldı. Benim itirazım usulüne, yöntemine fakat bundan kamuoyu yeteri kadar rahatsızlık duymuyor. Doğrusu bu saldırılar Türkiye’de kadınları çok rahatsız ediyor.

“Erkekler konuşunca sorun olmuyor”

Bütün kadınları rahatsız ediyor. AK Parti 50+1 almaya çalışıyor. Önümüzdeki seçimlerde sayın cumhurbaşkanımızın seçilebilmesi için yaklaşık 29 milyon, yuvarlayacağım 30 milyon oya ihtiyacımız var.

Bu 30 milyonda kadınların oyu minimum 10 milyon. Bu kadar önemli bir konuda, kadınları bu kadar rahatsız eden -tartışma üslubuyla, içerikten bahsetmiyorum- başka bir konu var mı? Çok yalnızız. Bu konuya kimse girmek istemiyor çünkü hedef oluyorsunuz. İşte ben. Ben AK Parti grup başkan vekiliyim.

Ben kendi fikirlerimi anlatmıyorum, grubumuz adına konuşuyorum ama grubumuz adına konuşan bir erkek arkadaşımız olduğunda hiç sorun olmuyor. Ben konuştuğum zaman tarifi imkansız bir şekilde planlı, düzenli bir saldırıya uğruyorum. 6284 bizi bölen bir tartışma olamaz. Böyle bir tartışma üslubu olamaz.

Türkiye’de İstanbul Sözleşmesi’yle ilgili tartışmayı Saadet Partisi açmıştır. Bugün Altılı Masa’ya baktığınız zaman yan yana durduklarında var mı bir çatışmaları? Sayın Akşener, İstanbul Sözleşmesi’nin geleceğini söylüyor. Saadet Partisi’nden en ufak bir ses yok, bir uzlaşma var.

Siyasi partilerin farklı konularda kendi fikirleri muhakkak ki vardır ama bunlar yan yana gelmeleri konusunda engel teşkil etmiyor. Yeniden Refah Partisi de bu konuda nasıl istiyorsa öyle düşünebilir ama müsaade etsinler biz de AK Parti olarak- sayın Derya Yanık’ın sayın cumhurbaşkanımızla irtibatı olmadan bu konuya dair bir açıklama yapması mümkün müdür?

Bu tartışmanın üslubuna itirazım var. Artık bu kanunla ilgili hiçbir şey söylemek istemiyorum. Yorgunum. Yalnızlıktan da yorgunum, camiamızın içinde bulunduğu durumu değerlendirirken de hüzün duyuyorum. Ben tartışılamaz demedim. Keşke daha insani, seviyeli, İslami bir ortamda tartışabilsek.”

Ne olmuştu?

YRP Genel Başkan Yardımcısı Doğan Aydal, “Cumhur İttifakı”na katılmak için 30 maddelik taleplerini ilettiklerini ve “Hiçbir problem yok” yanıtını aldıklarını söylemişti. YRP, şart listesinin 15’inci maddesinde bu isteği şöyle dile getirmişti: “İstanbul Sözleşmesi’nin iptalinin TBMM’de de oylanması ve uzantısı 6284 sayılı yasanın aile bütünlüğünü bozucu hükümlerinin ayıklanması.”

Aralarında Derya Yanık ve Erdoğan’ın kızı Sümeyye’nin de bulunduğu AKP’ye yakın kadınların oluşturduğu Kadın ve Demokrasi Vakfı’nın (KADEM) önde gelen sözcüleri gene “Milli Görüş” hareketinin kurucularından Oğuzhan Asiltürk’ün talebi üzerine 20 Mart 2021’de İstanbul Sözleşmesi’nden çekilinmesine de karşı çıkmışlardı.

Bu kez, 6284 sayılı yasanın değiştirilmesinin gündeme getirilmesi üzerine Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık Twitterdan yaptığı açıklamada “6284 sayılı Kanun, kadına yönelik şiddetle mücadele için yaptığımız en önemli yasal düzenlemelerden biridir. Kanunun kabulünden bu yana, uygulamayı da geliştirmek için titizlikle düzenlemelerimizi sürdürüyoruz” demişti.

“6284 sayılı kanunun ruhuyla ve mevcudiyetiyle varlığı son derece önemlidir. Varlığının tartışmaya açılması dahi bizce kabul edilemez.” Yanık da Zengin gibi yasanın “kırmızı çizgileri olduğunu” belirtmişti.

Özellikle partinin erkek üye ve yöneticileri Yanık’ın açıklamalarının ittifaka zarar vereceği görüşünde. Zengin’in de Yanık’a benzer bir çıkışta bulunması yine AKP’li birçok kişinin tepkisini çekmişti.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Demirtaş, Erdoğan’a Seslendi: Yol Yakınken Siyaseti Bıraktığını Açıkla

Sosyal medya hesabından Erdoğan’a seslenen Demirtaş, “Gel, yol yakınken siyaseti bıraktığını açıkla, ülke nefes alsın. Ha, ille de ‘Tarihi bir seçim hezimeti yaşamak benim de hakkım’ diyorsan hakkını teslim edeceğimizden kuşkun olmasın” dedi.

Haber Merkezi / Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, sosyal medya hesabından yeni bir paylaşımda bulundu.

Paylaşımında AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafını kullanan Demirtaş, şu ifadeleri kullandı:

“Gel, yol yakınken siyaseti bıraktığını açıkla, ülke nefes alsın. Ha, ille de “Tarihi bir seçim hezimeti yaşamak benim de hakkım” diyorsan hakkını teslim edeceğimizden kuşkun olmasın.”

Cumhur İttifakı bileşenleri Recep Tayyip Erdoğan’ı 14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olarak gösterilme kararı almıştı.

Erdoğan, iki dönemdir cumhurbaşkanlığı görevini sürdürmektedir. 10 Ağustos 2014 Pazar günü yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminde ilk turda 12. Cumhurbaşkanı seçildi. 24 Haziran 2018 Pazar günü yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminde yeniden Cumhurbaşkanı seçildi.

Paylaşın

ABD’den Türkiye’ye “İsveç” Çağrısı: En Kısa Sürede…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Finlandiya’nın NATO üyeliğinin Meclis’teki onay sürecinin başlatılmasına karar verildiğini açıklamasının ardından ABD’den Türkiye’ye İsveç’in üyeliği için de çağrı geldi.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, “İsveç ve Finlandiya NATO’nun değerlerini paylaşan iki güçlü ülkedir. ABD iki ülkenin de en kısa zamanda NATO üyesi olması gerektiğine inanıyor” dedi.

Macaristan’da da bu iki ülkenin üyeliğini onaylama çağrısı yapan Sullivan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Finlandiya’nın üyelik sürecine onay vermesini memnuniyetle karşıladıklarını da ekledi.

Türkiye’den Finlandiya’nın NATO üyeliğine onay

Ankara’ya resmi ziyaret gerçekleştiren Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö, ziyaret kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la bir araya geldi. Görüşmenin ardından iki liderin düzenlediği ortak basın toplantısında Erdoğan, Finlandiya’nın NATO’ya katılım protokolünün onay sürecini başlatma kararı aldıklarını açıkladı.

Erdoğan Finlandiya ve İsveç’in katılım müzakerelerinin başlatılmasına geçen yıl Madrid’de yapılan NATO zirvesinde onay verdiklerini ve üçlü muhtırayla “Türkiye’nin haklı güvenlik kaygılarının giderilmesi gerektiğini kayıt altına aldıklarını” belirterek “Geride bıraktığımız süre zarfında Finlandiya’nın üçlü muhtıradaki taahhütlerini yerine getirmek için samimi ve somut adımlar attığını gördük” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin güvenlik kaygılarını gidermek yolunda gösterdiği hassasiyet ve kaydedilen mesafeye binaen Finlandiya’nın NATO’ya katılım protokolünün meclisimizdeki onay sürecini başlatmaya karar verdik” açıklamasında bulundu.

NATO’nun Finlandiya’nın üyeliğiyle daha da güçleneceğine inandığını söyleyen Erdoğan, İsveç’in üyelik sürecine ilişkin açıklamalarda da bulundu.

“İsveç’i Finlandiya’dan ayırmak zorunda kaldık”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsveç’in NATO’ya üyeliğine ilişkin, “Sürecin nasıl ilerleyeceği İsveç’in atacağı somut adımlarla doğrudan bağlantılı olacaktır” ifadelerini kullandı. “Bizim İsveç’e karşı farklı bir yaklaşımımız yok” diyen Erdoğan, Stockholm’de yapılan gösterilere işaret ederek “Ancak İsveç teröristlere kucak açtı” diye konuştu.

120 civarında teröristin listesini İsveç Başbakanına ilettiklerini söyleyen Erdoğan, “Bu teröristleri bize vermeyince, veremeyince bizim de İsveç’e olumlu yaklaşmamız mümkün değil” dedi.

Finlandiya’da bu tür eylemler olmadığı için bu ülkeyi İsveç’ten ayırmak durumunda kaldıklarını belirten Erdoğan, temennisinin Finlandiya’nın NATO üyeliğiyle ilgili meclisteki onay sürecinin seçim öncesine yetişmesi olduğunu dile getirdi.

İsveç ile müzakereler hangi aşamada?

Türkiye, Ocak ayında Danimarkalı aşırı sağcı siyasetçi Rasmus Paludan’ın, Stockholm’deki Türkiye Büyükelçiliği binası önünde Kuran yakması ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hedef alındığı protesto gösterileri nedeniyle üçlü müzakereleri süresiz askıya aldı.

Müzakerelerin yeniden başlayacağına yönelik açıklama ise Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu tarafından ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın 20 Şubat’taki Ankara ziyareti sırasında yapıldı.

Ankara’daki diplomatik kaynaklara göre, Brüksel’deki toplantıda da, imzalanan mutabakatta yer alan taahhütlerin İsveç ve Finlandiya tarafından yerine getirilip getirilmediği madde madde görüşüldü.

Mutabakat zaptı, İsveç ve Finlandiya’nın “terörle mücadele konusunda Türkiye ile işbirliğini artırmalarını”, “başta PKK olmak üzere terörle ilişkilendirilen Türkiye kökenli örgütlerin her türlü faaliyetlerini engellemelerini” ve “Türkiye’nin ‘terör suçlusu’ olarak isim isim verdiği kişilerin iade edilmesini gerektiriyor.

Ayrıca Türkiye’ye uygulanan silah ambargosunun da kaldırılması öngörülüyor.

Türkiye, Finlandiya’nın bu konularda adım attığını ancak İsveç’in ittifaka katılım noktasına gelmediğini kaydediyor ve 14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinden sonraki döneme işaret ediyor.

Paylaşın

HDP’li Buldan Sordu: Toplanan 115 Milyar TL Nerede?

Depremden sonra selden etkilenen Şanlıurfa’da açıklama yapan HDP Eş Genel Başkanı Buldan, televizyon programında deprem bölgesi için toplanan 115 milyar TL’yi hatırlatarak, “Büyük şov yaptılar, bir kampanya başlattılar, 115 milyar TL para topladılar” dedi ve ekledi:

“Bu paraların nereye gittiğini sormak bizim hakkımızdır, sorumluluğumuzdur. Bunu bir kez daha soruyoruz: Toplanan 115 milyar TL nerededir? Bunu kimlere verdiniz, nerelere dağıtınız? Depremzedelere giden tek kuruş yoktur.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, Kahramanmaraş depremlerinin 40. gününde deprem bölgesini ziyaret ettiler. Buldan, depremden sonra selden etkilenen Şanlıurfa’da açıklama yaptı.

40 gün geçmesine rağmen gıda, barınma yardımına ihtiyaç olduğunu söyleyen Buldan, “Barınma sorunu hala var, konteyner sorunu hala var, çadır sorunu hala var, su sorunu hala var. İnsanlar yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kalıyor” dedi.

“Toplanan 115 milyar TL nerede?”

Televizyon programında deprem bölgesi için toplanan 115 milyar TL’yi hatırlatan Buldan, şöyle devam etti:

“Büyük şov yaptılar, bir kampanya başlattılar, 115 milyar TL para topladılar. Bu paraların nereye gittiğini sormak bizim hakkımızdır, sorumluluğumuzdur.

Bunu bir kez daha soruyoruz: Toplanan 115 milyar TL nerededir? Bunu kimlere verdiniz, nerelere dağıtınız? Depremzedelere giden tek kuruş yoktur.

AFAD’ın deprem süreci boyunca çadırları parayla satması, Kızılay’ın çadırlarını parayla satması bu ülke açısından utanç tablosudur. Bütün bunların hesabını elbette ki bizler, yeri ve zamanı geldiğinde sandıkta sormasını da biliriz.

Şimdi dört gün önce burada yeni bir felaket yaşandı. Ve bu dört gün önceki felakette 17 insanımız yaşamını yitirdi. 15 insan Urfa’da 2 insan Adıyaman’da yaşamlarını yitirdi.

Tarım ve Orman Bakanının ‘15 insan yaşamını yitirdi ancak toprak suya doydu’ sözü bir akıl tutulmasıdır. Hiçbir vicdanın, hiçbir ahlakın kabul etmeyeceği bu sözü kendisine iade ediyoruz. Bu bakanın Urfa halkına, Adıyaman halkına bir özür borcu vardır.”

“Şehirler yeniden inşa edilecek”

Sancar ise; Hatay’da depremin 40’ıncı günü dolayısıyla gerçekleştirilen anma etkinliğine katıldı. Sancar, “Bugün depremin 40’ıncı günü, depremle gelen felaketin 40’ıncı günü. Kaybettiğimiz bütün insanlarımızı, canlarımızı anmak için buradayız. Onlara saygımızı sunmak için buradayız” dedi ve ekledi:

“Kentlerin inşası için iktidar hemen ihalelere başladı. Deprem aslında bu rant politikaları nedeniyle felakete dönüşmüştü. Şimdi bu felaketi de bir rant fırsat olarak kullanmaya çalışan bir iktidar zihniyeti var karşımızda. Bu şehirler yeniden inşa edilecek. Sadece ev yapmakla yetinmek doğru olmayacak.

Özellikle Antakya’nın tarihsel ve kültürel dokusuna uygun bir şekilde yeniden ayağa kalkması için ne yapılması gerekiyorsa yapılmalı. Biz Antakya’nın bunu başaracağına inanıyoruz. Bu kadim şehir daha önce de yıkıldı, büyük yıkımlar yaşadı ama kendi ruhuna, kültürüne ve özüne göre yeniden ayağa kalktı, dirildi, yaşamı yeniden inşa etti. Bizim yapmamız gereken sadece binaları değil yaşamı da yeniden inşa etmektir.

Yeni bir yaşam inşa etmek; bu yaşamı adalet, eşitlik, çoğulculuk üzerine inşa etmek amacımızdır. Kaynakların halk için, kamu için kullanıldığı bir düzen ve işleyiş üzerine kurulacaktır. Yeni yaşamı bu şekilde kurarsak ancak talana ve sömürüye ayrılan kaynakları halk için kullanmış olacağız. O günler yakındır.

Yeniyi inşa ederken eskiyi göndermek zorundayız. Eski düzeni aynı şekilde devam ettirerek yeniyi inşa edemeyiz. Acıları paylaşmak için, yaraları sarmak için gösterdiğimiz dayanışmayı şimdi büyük bir toplumsal güce ve siyasal enerjiye dönüştürme zamanı.

Bunu ancak birleşerek, birlikte yürüyerek, güçlerimizi bir araya getirerek başarabiliriz. Demokrasi ve adalet isteyen, kaynakların toplum için kullanılmasını isteyen herkes gücünü birleştirmelidir. “

Paylaşın

Finlandiya’ya NATO Vizesi

Finlandiya Cumhurbaşkanı Niinistö ile birlikte düzenlediği basın toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Finlandiya’nın üçlü muhtıradaki taahhütlerini yerine getirmek için samimi adımlar attığını gördük. Finlandiya’nın NATO’ya katılım protokolünün, Meclisimizdeki onay sürecini başlatmaya karar verdik” dedi.

Haber Merkezi / “Finlandiya’nın deprem sırasında uzattığı yardım eli ve gönderilen yardımlar için teşekkür ediyorum” diye konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye NATO’nun “açık kapı” politikasının güçlü savunucuları arasında yer aldığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Finlandiya ile birlikte NATO’ya üyelik başvurusu yapan İsveç’i ise “teröristlere kucak açmakla” suçladı.

Finlandiya Cumhurbaşkanı Niinistö ise basın toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür etti, “NATO üyeliğimiz konusunda ifade ettiğiniz haberleri almak bizi çok memnun ediyor” dedi.

Niinistö, “Bir komşumuz da var, İsveç. Kendileri iyi insanlar, iyi bir halk. Finlandiya’nın NATO üyeliği İsveç olmadan tamamlanamaz. Çünkü ortak çıkarlarımız var. İki komşu ülkeyiz, Baltık Denizi’nde kıyımız var” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde görüştü. Görüşme sonrası iki lider basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Erdoğan’ın açıklamaları şöyle: “Türkiye ve Finlandiya tarihi olarak iyi ilişkiler içinde bulunan iki dost ülkedir. 1924 yılında imzalanan anlaşmayla tesis edilen ilişkiler daha da güçlenmiştir. Finlandiya hükümeti ile halkının gösterdiği dayanışma için bir kez daha teşekkür ediyorum. Görüşmelerimizde Türkiye-Finlandiya ilişkilerini geliştirmekteki ortak niyeti teyit ettik.

Geçen yıl ikili ticaret hacmimiz 2 milyar doları geride bıraktı. Orat hedefimiz ilk etapta 3 milyar Dolar daha sonra da 5 milyar dolara ulaşmak. Ekonomik ve ticari ilişkilerimizi çeşitlendirmeye hazırız. Görüşmelerimizde ikili ilişkilerin yanı sıra bölgesel ve küresel mevzuları ele aldık. Finlandiya’nın Türkiye’nin AB üyeliğine verdiği güçlü desteği önemsiyoruz.

Türkiye dünyanın eli en kanlı yapıları ile mücadele ediyor. Bölgemizin geleceğinde hiçbir terör örgütünün yeri olmadığına inanıyoruz. Ülkemizin bekasına kasteden örgütlerin kökünü kazımakta kararlıyız. NATO’nun genişleme sürecini bu gerçekler çerçevesinde değerlendiriyoruz. Finlandiya ve İsveç’in katılım müzakerelerinin başlatılmasına Madrid’de yapılan zirvede onay vermiştik.

İmzalanan 3’lü mutabakat ile Türkiye’nin haklı isteklerini kayıt altına almıştık. Finlandiya’nın samimi adımlar attığını gördük. Güvenlik kaygılarımızın giderilmesi hassasiyetine binaen Finlandiya’nın NATO’ya katılım protokolünün Meclisimizdeki onay sürecini başlatmaya karar verdik. NATO, Finlandiya’nın üyeliğiyle daha da güçlenerek bu sayede küresel güvenlik ve istikrarın muhafazasında inanıyorum ki etkin rol oynayacaktır.

Ülkemizin sürecin ilerletilmesi hususu ilkelerinin ve iyi niyetinin artık daha net görüldüğü kanaatindeyim. Sürecin nasıl ilerleyeceği İsveç’in atacağı adımlarla doğrudan bağlantılı olacaktır.”

“Ortak çıkarlarımız var”

Finlandiya Cumhurbaşkanı Niinistö’nün açıklamaları ise şöyle:

“Davetiniz için ve aynı zamanda ev sahipliği için teşekkür ederim. Uzun, kapsamlı ve derin görüşmeler için teşekkür etmek istiyorum. Hepimiz burada Türkiye’de son derece devasa bir afetin yaşandığını gördük. Dün Kahramanmaraş’ı ziyaret etme imkanı buldum. Bu ziyaretimin sonucunda şunu ifade etmek isterim; gerçekten depremin neticeleri şoke edici. Aynı zamanda sizlerin son derece verimli şekilde bölgede çalıştığını gördük.

Uluslararası pekçok insan deprem bölgesine ulaşmış ve yardım götürmüş. Bu da bizler için umut yeşertiyor diye düşünüyorum. Gerçekten çok üzücü afet ve felaket yaşandı. İnsanlar ortak payda için çalışmanın ne derece önemli olduğunu gördüler. Bence bunu örnek olarak uluslararası arenada örneklerini çoğaltabiliriz.

Jeopolitik açıdan son derece tehlikeli zamanlarda yaşıyoruz. Özellikle sayın Cumhurbaşkanı şahsınıza teşekkürlerimi iletmek isterim. Bence siz her yerde herkesle, dünyanın her yerinde görüşebilen, konuşabilen çok az kişiden birisiniz. Belki de sadece siz yapabilen tek kişisiniz.

NATO üyeliğimiz konusunda ifade ettiğiniz haberleri almak bizi çok memnun ediyor. Bugün atılan imza TBMM’nin onay sürecini başlattığına dair çok önemli bir gösterge. Tüm Finlandiyalılar için önemli haber bu. Aynı zamanda milletvekillerimizin yüzde 95’i geçtiğimiz bahar döneminde NATO üyeliği başvurumuzu destekledi.

Sizlere çok teşekkür ediyoruz. Bir komşumuz da var İsveç. Tabii kendileri elbette ki iyi insanlar, çok iyi halk, ilişkilerimiz çok iyi. Sadece bunun için söylemiyorum. Fnilandiya’nın NATO’ya üyeliği İsveç olmadan tamamlanamaz. Çünkü ortak çıkarlarımız var. Baltık denizinde sınırlarımız var. İki komşu ülkeyiz. Umut ediyorum 32 üye ülke olur ittifaka.”

Soru-Cevap

Soru cevap bölümünde Finlandiya’nın neyi farklı yaptığına yönelik soruya Erdoğan “Öncelikle bizim İsveç’e karşı farklı bir yaklaşımımız yok. Ancak İsveç teröristlere kucak açtı. Stockholm Caddesi sürekli olarak Türkiye’deki PKK/YPG/PYD uzantılarıyla bu caddelerde sürekli gösteriler oluyor. Sayın Başbakana da bunları söyledik. 120 civarında teröristin listesini verdik. Bu teröristleri bize verin dedik. Sayın Başbakan iyi bir insan. Ama bu teröristleri bize vermediler, veremediler.

Tabii bu teröristleri bize veremeyince, vermeyince bizim de İsveç’e olumlu yaklaşmamız mümkün değil. Finlandiya’da tabii bu tür şeyler yok. Bu tür eylemler olmadığı için de Finlandiya’yı İsveç’ten ayırmak durumda kaldık ve olumlu yaklaşımımızı bugün attığımız imzayla gösterdik. Süratle Dışişleri Bakanlığı’ndan yazı bana geldi. Ben de şu anda yazıyı parlamentomuza gönderdim. Bundan sonrası komisyon, oradan da genel kurula gidecek. Temenni ederim ki seçim öncesi yetiştirmek” yanıtını verdi.

Finlandiya Cumhurbaşkanı Niinistö ise aynı soruya, “Belki cevabı İngilizce versem daha iyi olur. Finlandiya, Madrid’de geçen yaz üzerinde mutabık kalldığımız herşeyi yerine getirdi. Bizim idari yetkililerimiz o tarihten itibaren Madrid’deki o tarihten itibaren her zaman temasta kaldılar. Anladığım kadarıyla karşılıklı anlayış seviyemiz daha da arttı. Hukuk sistemini daha iyi anlayabildiler.

Gerçekleştirilen faaaliyetleri daha iyi anladılar. Mesela terörle mücadele konusunda. Bu da Türk dostlarımızı ikna etti diye düşünüyorum. Takvim konusuna gelecek olursak, burada aslında sayın Cumhurbaşkanı anlaşmayı veya belgeyi başvurumuzu Meclis’e gönderen belgeyi imzaladığında gerçekten bizim için önemli andı. Umuyoruz ki, Meclis’in yeterince vakti olur ve bu konuda verimli çalışma gerçekleştirilir” dedi.

Paylaşın