Kılıçdaroğlu’ndan “418 Milyar Dolar” Çıkışı: Sizin İçin Getireceğim

CHP Lideri ve Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu, “Siyaset zenginleşme aracı değildir. Politikacı girip zenginleşiyorsa malı götürüyordur. Malı götürmeye izin vermeyeceğim. Söz verdim yine söz veriyorum; (Hazine’den çalındığı belirtilen) O 418 milyar doları sizin için getireceğim. Yatırım yapacağım, tüyü bitmemiş yetimin hakkını yedirmeyeceğim.” dedi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş merkezli depremlerin yıkıma yol açtığı kentlerden Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde, ‘Millet Buluşması’nda açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Arkadaşlar yaşanan dramı anlattı. Resmi rakamlara göre 50 bin can kaybı var. Hem yaraları sarmak hem sizlerle beraber olmak için bugün Nurdağı’ndayım. Depremin üçüncü günü buradaydım, hava soğuktu. Arkasından diğer illere gittim. Yaşanan tabloyu gördüm. Can kayıpları, enkazın altında kalan insanları, kurmaya çalışanları gördüm. Eli kolu bağlı kamu görevlilerini de gördüm. Deprem olabilir mi? Olabilir. Bizim buna hazırlıklı olmamız lazım. Başka yerlerde de deprem oluyor ama 50 bin kişi ölmüyor. Binaların sağlam olması lazım, altyapının oluşturulması lazım.

Çok acı çekiyoruz. Sizlerin çektiği acıyı hepimiz çekiyoruz. Her çocuğun karnının doyduğu bir Türkiye, her evde huzurun olduğu bir Türkiye. Hiç kimse ne kimliğinden ne inancından ne yaşam tarzından ötürü ötekileştirilmesin. Bir çocuğumuz açsa 85 milyon açtır o gün. Beraber olmanın, beraber aynı şarkıları, türküleri söylemenin yolunu bulmak zorundayız.

Çok ayrıştık, kutuplaştık. Türkiye’nin buradan çıkması lazım. Pek çok sorunla cebelleşip duruyoruz. Bunları aşacağız, beraber birlikte bütün sorunları aşacağız. Bireysel hiçbir idealim yok. Ama bu toplumun büyümesi, gelişmesi lazım. Ortadoğu’nun, Akdeniz’in en güçlü ülkesi Türkiye olabilir. Önünde siyaset kurumundan başka hiçbir engel yok.

Bu ülkede kardeşçe yaşamayı sağlamak için yola çıktım. 85 milyon beraber olmalıyız. Beraber olmanın yolunu bulmak zorundayız. Saraylarda gözüm yok. Sizler gibi yaşamak istiyorum. Zaten sizler gibi yaşıyorum. Öyle lüksle, büyük idealler falan yok ama bu toplumun büyümesi, gelişmesi lazım.

Güveni, huzuru sağlayacağız, sofralarda bereketi sağlayacağız. Siyasetin halka doğruları söylemesi lazım. Siyaset doğruları söylemiyorsa, ciddi bir güvensizlik oluşur. Covid-19 oldu, resmi rakamlar açıklandı 82 bin kişi hayatını kaybetti diye. Daha sonra Türkiye’de ölenlerin sayısı açıklandı 200 bin fark ediyor. İzin verin yasımızı tutalım. Yeni bir Türkiye’yi, yeni bir anlayışı başlatacağız.

Siyaset kurumunun halka doğruları söylemesi lazım. Söylemiyorsa ciddi bir güvensizlik oluşur. Bugün siyasetçiye güvenilmiyorsa temel nedeni budur. Söz verildi. Size binalar yapacağız dediler. 2 yıl ödemesiz, 20 yıl taksitle size satacağız dediler.

“5 Mayıs’tan sonra göreceksiniz”

Ben Nurdağı’ndan bütün depremzede kardeşlerime söz veriyorum. Bu binaların tamamı yapılacak, 5 kuruş alınmayacak. Allah nasip eder, 15 Mayıs’tan sonra göreceksiniz. Geleceğiz, Saray’da oturmayacağız ve göreceksiniz. 15 Mayıs’tan sonra tamamı yapılacak, anahtarı teslim edilecek. 5 kuruş alınmayacak.

Anayasa madde 57, ‘Devlet şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri alır’ diyor.

Ev sahibi olan ve evi yıkılan vatandaşa sormak isterim. Bir müteahhit geliyor, binayı yapıyor. Sizin o binadan daire almanız için 23 imzaya ihtiyaç var. Bu 23 imzanın tamamı kamuya ait. 23 imza atılıyor sonunda da belediye izni veriyor. ‘Bu bina sağlamdır. Bütün araştırmalar yapıldı’ deniliyor. Sizde vatandaş olarak anlaşıyorsunuz, 23 imza atıldı, bu bina sağlam bunu satın alayım diyorsunuz, tek bir imza atıyorsunuz. Sizin binayı alırken, devletin verdiği güvence var. 23 imza var. Sizin hiçbir kusurunuz yok. Kusur kimdeyse paranın onu vermesi lazım.

Sizden helallik istediler, öyle helallik olmaz. Ben size bu binaları teslim ettiğimde helallik isteyeceğim.

Çiftçinin, esnafın; kooparatif ve bankalara olan kredi ve faiz borçlarını sileceğiz. Devletin devlet olduğu, devletin vatandaşı koruduğu gerçeği ortaya çıkmış olur. Devlet yükümlülüğünü yerine getirmek zorundadır.

Bina yıkılmadıysa güçlendirmesi gerekiyorsa sıfır faizli kredi verilecek. O 23 imza atanlar vardı ya, devlet olarak onlardan bunun hesabını soracağız. Fabrikaların büyük kısımı yeteri kadar çalışamıyor. İşçilerin, mimarın, doktorların, entelektüelerin geri dönmesini sağlayacağız.

Önüne gelen müteahhit oluyor. Bunun kurallarını belirleyeceğiz. Her önüne gelen müteahhitlik mi yapar? Depreme dayanıklı, yaşanabilir olması lazım. Müteahhitler için sosyal sigorta getireceğiz. Her binanın bir kimliği olacak.

Afetle ilgili kurumları yeniden yapılandıracağız. Kızılay’ı bulamadık, AFAD yeteri kadar olmadı. İnsanlar soğuktan öldü. Kurtarma ekipleri yoktu. Adıyaman’da çok sayıda çocuk bir otelin altında kalıp hayatını kaybetti. KKTC’den geldi aileleri enkazı kaldıracak kimse bulamadılar. Buna benzer çok sayıda acıyı sizler de yaşadınız.

Türkiye güçlü bir ülke. Binayı yapıyorum 2 yıl içinde teslim ediyorum, demek ki para var. Ülkenin kaynaklarını halk için kullanacağız. Altı lider söz verdik siyasi ahlak kanunu çıkaracağız diye. Parlamentoda olan milletvekilleri halkını düşünsün. Devletin dini adalettir. Adaleti, liyakati bu ülkeye getireceğiz. Yeni bir sayfa, yeni bir güzellik…

Siyaset zenginleşme aracı değildir. Politikacı girip zenginleşiyorsa malı götürüyordur. Malı götürmeye izin vermeyeceğim. Söz verdim yine söz veriyorum; (Hazine’den çalındığı belirtilen) O 418 milyar doları sizin için getireceğim. Yatırım yapacağım, tüyü bitmemiş yetimin hakkını yedirmeyeceğim.”

Paylaşın

Newroz’un Final Ateşi Diyarbakır’da Yakıldı

11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş merkezli depremlerde yaşamını yitirenlere adanan 2023 Newroz programlarının finali Diyarbakır’ın Bağlar İlçesi’nde yer alan Newroz Parkı’nda gerçekleştirildi.

Haber Merkezi / Newroz alanındaki sahnede “Her der, Newroz her dem Azadî (Her Yer Newroz, Her Dem  Özgürlük)”, “Jin, Jiyan, Azadî (Kadın, Yaşam, Özgürlük)” ve “Bila sere gelê me sax be (Halkımızın başı sağ olsun)” pankartları asıldı. Depremde yaşamını yitirenlere adanan Newroz için kurulan sahnenin rengi siyahtı.

Newroz, Halkların Demokratik Partisi (HDP), Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Tevgera Jinên Azad (TJA), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ile Yeşil Sol Parti öncülüğünde gerçekleştirildi.

Newroz’a HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, DTK Eş Başkanı Berdan Öztürk, DBP Eş Başkanı Saliha Aydeniz, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar ve PİA Genel Başkanı Mehmet Kamaç’ın yanı sıra çok sayıda HDP’li vekil katıldı.

HDP, Diyarbakır Newrozu için 700’den fazla kişiyi görevlendirdi. 20’si yabancı olmak üzere 200’den fazla gazeteci Newroz kutlamaları için akredite edildi.

Sunuculuğunu Devrim Demir ve tiyatro oyuncusu Özcan Ateş’in üstlendiği Newroz, saygı duruşuyla başladı.

Diyarbakır Newrozu’nun açılış konuşmasını HDP Diyarbakır İl Eşbaşkanı Gülistan Atasoy yaptı. Atasoy, şunları söyledi:

“Merhaba kıymetli Amed halkı, Merhaba değerli Kürt halkı, Merhaba direngen Kürt kadınları, Merhaba yürekli Kürt gençleri hepiniz hoş geldiniz, bas göz üstüne geldiniz. Bugün içimizde acımız, yüreğimizde öfkemiz ve dilimizde isyanımızla Newroz alanlarındayız. Yasımız mücadele gerekçemizdir diyerek 8 Mart’tan Newroz’a aktık.

Newroz gününde başlayan yürüyüşümüz 14 Mayıs ta zaferle sonuçlandıracağız. İşte Amed Newroz meydanı bu büyük sözü veriyor, bu tarihi meydan bugün bunu müjdeliyor. Bugüne kadar çok bedel verdik, çok acı çektik, ama artık karanlığı aydınlığa çevirme vakti gelmiştir.21.yüzyıl devrimci Kawa’nın çocuklarının yüzyılı olacak.

Tüm Ortadoğu’da, Türkiye de ve Kürdistan’da halkların özgürlüğünü kazanacağı yüzyıl olacak. Felaketler yaratan bu sistemden, iktidarlardan nasıl ki bugüne kadar hesap sorduysak bundan sonra da hesap sormaya devam edeceğiz. Faşizmden hesap sormaya devam edeceğiz.

Baskıya, zulme karşı mücadele etmeye devam edeceğiz, dilimize, kültürümüze, kimliğimize sahip çıkmaya devam edeceğiz. Bizim haklı mücadelemizi görmezden gelen egemenlere de buradan bir kez daha sesleniyoruz. Bugüne kadar karşınızda diz çökmedik, asla da çökmeyeceğiz. Biz haklıyız biz kazanacağız.”

“Kürt halkına yapılanların hesabını sormazsak yazıklar olsun bize”

Yerine kayyım atanan Mardin Büyükşehir Belediyesi’nin seçilmiş başkanı Ahmet Türk Newroz konuşmasında özetle şunları söyledi:

Bu Newroz’u kutladığımız bir dönemde değişimin, dönüşümün kaçınılmaz olduğu bir dönemdeyiz.

Bu seçim demokratik bir cumhuriyeti inşa etmek başlangıcı olan Newroz’la birlikte bir arada birlikte mücadeleyi kararlı bir şekilde götürerek bu faşizmi yıkmaya yönelik çabalarımızı, çalışmalarımızı büyütmek zorundayız. Evet, buradan tüm Kürt halkına sesleniyorum. Faşizme karşı mücadele ediyoruz.

Bugün Kürt halkına düşmanlık eden bu iktidara karşı eğer halen sessiz kalıyorsanız ona destek verenler Kürt halkına adeta düşmanlık ediyor. Bu büyük bir ahlaklsızlık olur. Bunu açık bir şekilde dile getirmek istiyorum. Hiçbir Kürdün, bu iktidara oy verme desteklemek gibi bir hakkı yoktur. Evet, sonuçta yeni bir dünyanın yeni bir sistemin inşası için adeta önümüzde parlak bir dönem var.

Bu Newroz ve bu dönem sayın Öcalan’ın özgürleşme dönemidir. Bunu hep birlikte sağlamak için gece gündüz mücadele etmek zorundayız.

Yine Kürt halkına karşı yürütülen baskıcı anlayışa karşı eş genel başkanlarımız Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ, yine bir çok değerli arkadaşımız Selçuk Mızraklı Gülten Kışanak bu iktidarın Kürt düşmanlığından dolayı bugün zindanlarda. Biz bütün bu yapılanlara karşı eğer birliğimizi güçlü hale getiremezsek eğer bunun hesabını sormazsak yazıklar olsun bize.”

“Emek ve Özgürlük İttifakının dinamiği sizlersiniz”

Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün ise “Newrozumuz tek adam rejimini devirdiğimiz yeni bir yüzyıla vesile olsun” diyerek özetle şöyle konuştu:

“Erkek egemenliğine direnerek devlet şiddetine karşı sokakları terk etmeyen Jin Jiyan Azadîyî kendine rehber eden bütün kadınların newrozu kutlu olsun. Emeğin sömürüsüne karşı direnen bütün emekçilerin Newroz’u kutlu olsun. Doğanın sömürüsüne karşı havamızı toprağı suyu doğayı koruyan, savunan herkesin Newroz’u kutlu olsun.

Demokrasi eşitlik ve özgürlük mücadelesi verirken tutuklanan arkadaşlarımızın direnişiyle Newroz kutlu olsun. İnkar ve asimilasyona karşı direnen başta Kürt halkı olmak Alevilerin Ermenilerin Çerkezlerin bu toprakların bütün zenginliklerinin Newrozu kutlu olsun. Tek adam rejiminin baskılara direnen ortak mücadeleyi rehber edinen hepimizin newrozu kutlu olsun.

İktidarın deprem karşısında yaşadığı çaresizlik bize yaşattığı derin yıkım karşısında karşısında umut veren bir başka gelişme var. Devletin koyduğu bütün yasaklara bütün sınırlamalara rağmen sınırsız dayanışmayla afet bölgesine giden hayat kurtaran yeni bir yaşamın devletin baskılara rağmen sorumsuzluğuna rağmen mümkün olduğunu anlatan bir toplumsal dayanışma var. Bu toplumsal dayanışma yeni dönemde bizim rehberimizdir.

Adına Emek ve Özgürlük İttifakımız 3’üncü yolumuz bize dayatılan Cumhur ve Millet İttifaklarını onun üzerinden kurulan düzeni reddeden halkın düzenini kuran bir ittifak. Bu ittifakı büyütme sözünü veriyoruz. Üçüncü yolun, Emek ve Özgürlük İttifakının dinamiği sizlersiniz. Bizler emekçisiyiz, yürütücüsüyüz.”

Paylaşın

ABD’den Türkiye’ye “İnsan Hakları İhlalleri” Eleştirileri

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı, 2022 ‘Ülkeler İnsan Hakları Uygulamaları Raporu’nu yayınladı. Raporun Türkiye bölümünde temel hak ve özgürlükler üzerinden eleştirilere yer verildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın hazırladığı rapor, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve diğer uluslararası anlaşmalarda öngörülen uluslararası kabul görmüş bireysel, medeni, siyasi ve işçi haklarını kapsıyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı, 1961 tarihli Dış Yardım Yasası ve 1974 tarihli Ticaret Yasası uyarınca yardım alan tüm ülkeler ve Birleşmiş Milletler üyesi tüm devletler hakkında ABD Kongresi’ne raporlar sunuyor.

VOA Türkçe’den Dilge Timoçin’in haberine göre sivil makamların güvenlik güçleri üzerinde etkin kontrol sağladığı belirtilen raporda, “Güvenlik güçleri mensupları suiistimallerde bulunmuştur ve cezasızlık önemli bir sorun” denildi.

“Hükümet, 2018’de kabul edilen geniş kapsamlı terörle mücadele mevzuatı kapsamında, insan hakları ve temel özgürlüklerden yararlanılmasını kısıtlamaya devam etmiş ve hukukun üstünlüğünü tehlikeye atmıştır’’ ifadelerine yer veren ABD Dışişleri Bakanlığı, raporun girişinde Türkiye’deki önemli insan hakları sorunlarını 24 satırlık tek paragrafta sıraladı.

Bu sorunlar şu şekilde sayıldı:

Keyfi infazlar;
Gözaltındaki kişilerin şüpheli ölümleri;
Zorla kaybetmeler;
İşkence;

Muhalif siyasetçiler ve eski milletvekilleri, avukatlar, gazeteciler, insan hakları aktivistleri ve bir ABD Misyonu çalışanı dahil on binlerce kişinin keyfi olarak tutuklanması ve gözaltında tutulmaya devam edilmesi;
Seçilmiş yetkililer dahil siyasi tutukluların bulunması;
Gülen hareketi üyesi olduğu iddia edilen kişilerin kaçırılması ve yeterli adil yargılanma güvencesi veya diğer yasal korumalar olmaksızın nakledilmesi dahil, ülke dışında bulunan kişilere yönelik sınır ötesi misillemeler.

Yargı bağımsızlığı ile ilgili önemli sorunlar;
Çocuk askerlerin yasadışı olarak silah altına alınması ve kullanılması dahil çatışmalarda ciddi suistimaller gerçekleştiren Suriyeli muhalif gruplara destek;
Gazetecilere yönelik şiddet ve şiddet tehditleri, medya kuruluşlarının kapatılması ve hükümet politikalarını veya yetkililerini eleştirdikleri için gazetecilerin ve diğer kişilerin tutuklanması veya cezai kovuşturmaya tabi tutulması, sansür, site engelleme ve cezai iftira yasaları dahil ifade ve basın özgürlüğüne yönelik ciddi kısıtlamalar;

İnternet özgürlüğüne yönelik ciddi kısıtlamalar;
Hükümet dışı kuruluşların ve sivil toplum örgütlerinin hükümet tarafından denetlenmesine ilişkin aşırı kısıtlayıcı yasalar dahil barışçı toplanma ve örgütlenme özgürlüklerinin ciddi şekilde kısıtlanması;
Seyahat ve dolaşım kısıtlamaları;
Mültecilerin geri gönderilmesi;

Yerel insan hakları örgütlerinin hükümet tarafından ciddi şekilde taciz edilmesi;
Toplumsal cinsiyete dayalı şiddete ilişkin soruşturma ve hesap verilebilirlik eksikliği;
Ulusal/ırksal/etnik azınlık gruplarının üyelerini hedef alan şiddet içeren suçlar; ve lezbiyen, gey, biseksüel, transseksüel, queer ve interseks bireylere yönelik şiddet içeren suçlar.

Raporun “Sivil Özgürlüklere Saygı” başlığı altında Radyo Televizyon Üst Kurulu’nun, içeriğini “toplumun milli ve manevi değerlerine aykırı” bulduğu yayıncılara para cezası verme uygulamasını sürdürdüğü belirtildi.

Raporda, Haziran ayında Ankara Sulh Ceza Mahkemesi’nin RTÜK’ün talebi üzerine, lisans başvurusunda bulunmadıkları gerekçesiyle Voice of America ve Deutsche Welle’nin Türkçe internet sitelerine erişimi engellediğine dikkat çekildi.

Yolsuzluk ve terörle mücadele

“Hükümet, insan hakları ihlalleriyle suçlanan veya yolsuzluğa karışan yetkililerin ve güvenlik güçleri mensuplarının soruşturulması, kovuşturulması ve cezalandırılması için sınırlı adımlar atmıştır ve cezasızlık bir sorun olmaya devam etmiştir’’ denilen raporda hükümetin, üst düzey yolsuzluk iddiaların soruşturulmasındaki adımlarının da sınırlı olduğu kaydedildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Ankara’nın terörle mücadele operasyonlarıyla bağlantılı sivillerin kasıtlı veya kasıtsız ölümlerine ilişkin olarak personelin soruşturulması veya kovuşturulmasına yönelik çabalar hakkında bilgi vermediğini de belirtti.

”Yerel ve uluslararası insan hakları grupları, siyasi nedenlerle gerçekleştiğini iddia ettikleri kayıp vakaları bildirmiştir” denilen raporda, hükümetin bu tür eylemleri önleme, soruşturma ve cezalandırma çabaları hakkında bilgi vermediğine değinildi.

HDP ve Demirtaş

Dışişleri Bakanlığı’nın raporunda ”Siyasi Sürece Katılma Özgürlüğü” başlığı altında ise medyanın 2018 seçimleri için milletvekili ve cumhurbaşkanı adaylarına ilişkin yayınlarının ezici bir çoğunlukla cumhurbaşkanı ve iktidar partisi lehine olduğuna dikkat çekildi ve HDP’nin adayı Selahattin Demirtaş’a hiç yer verilmediği belirtildi.

HDP’nin hükümet tarafından açılan bir kapatma davasıyla karşı karşıya olduğu hatırlatılan raporda, ”HDP temsilcileri kampanya yürütme, görüşlerini ifade etme ve yetkilerini koruma konusunda önemli yasal zorluklarla karşılaşmıştır” denildi.

Yıl boyunca, kısıtlayıcı hükümet düzenlemelerinin muhalefetten birçok kişinin protesto veya siyasi kampanya etkinlikleri düzenlemek ve sosyal medyada eleştirel mesajlar paylaşmak gibi siyasi faaliyetler yürütme kabiliyetini kısıtladığı belirtilen raporda, ”Nisan ayında seçim kanununda yapılan değişikliklerin Nisan 2023’ten itibaren yürürlüğe girmesi planlandı. Değiştirilen kanuna göre partilerin en az 41 ilde ilçe, il ve şehir düzeyinde teşkilatlanmış olması ve seçimlerden altı ay önce resmi parti kongresini toplamış olması gerekiyor. Yasa, geçmişte yeni kurulan muhalefet partilerinin 20 milletvekilinin parlamentoda grup kurması yoluyla örgütlenme gerekliliklerini yerine getirmeden kurulabilmeleri seçeneğini ortadan kaldırdı. Ülkenin seçim yasası ayrıca partilerin illerin en az yarısında tam aday listeleri sunmalarını gerektiriyor” ayrıntılarına yer verildi.

Raporda İstanbul’da hem CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hem de CHP İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun insan hakları örgütlerinin yaygın olarak siyasi amaçlı olarak değerlendirdiği bir dizi soruşturma ve adli kovuşturmaya konu olduğu hatırlatıldı; Ekrem İmamoğlu’nun 14 Aralık’ta, 2019 yılında YSK üyelerine hakaret ettiği iddia edilen sözleri nedeniyle hükümet yetkililerine “hakaretten” suçlu bulunduğu belirtildi.

‘’Rapor 2022’de her bölgedeki gerilemeyi açıkça ortaya koyuyor’’

Raporun lansmanınını her yıl olduğu gibi bu yıl da ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken yaptı. Blinken, Dışişleri Bakanlığı’nda düzenlediği basın toplantısında, ‘’Rapor, 2022’de her bölgedeki ülkelerde insan hakları koşullarında gerileme, sivil özgürlüklerin daralması ve temel insanlık onuruna saygıda gerileme görmeye devam ettiğimizi açıkça ortaya koymakta’’ dedi.

Yaklaşık 200 ülke ve bölgenin incelemesini yapan raporda, ABD’nin müttefikleri, ortakları ve farklılıkları bulunan ülkeler dahil tüm taraflara aynı standartları uyguladığını da belirten Blinken, ‘’Bu raporun amacı ders vermek ya da utandırmak değil, daha ziyade, pek çok açıdan tehdit altında olan insan onurunu korumak ve yüceltmek için dünyanın dört bir yanında çalışan bireyler için bir kaynak sağlamak’’ diye konuştu.

ABD’nin de insan hakları konusunda kendi zorluklarıyla karşı karşıya olduğunu kabul eden Antony Blinken, ’’Zorluklarımızla açıkça yüzleşmeye istekli olmamız, kendi eksikliklerimizi kabul etmemiz, bunları halının altına süpürmememiz ya da yokmuş gibi davranmamamız, bizi diğer demokrasilerden ayıran özellikler’’ ifadelerini kullandı.

Paylaşın

14 Mayıs Seçimleri: Cumhurbaşkanlığı Adaylığı İçin YSK’ya Yedi Başvuru

14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nde aday olmak isteyen siyasiler için  Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) başvurular Pazartesi günü tamamlandı. Son seçimde birlikte veya toplam en az yüzde 5’ini almış partiler ise 23 Mart’a kadar aday gösterme hakkına sahip.

YSK’ya Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, ATA İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Sinan Oğan, Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Türkiye İttifakı’nın adayı Ahmet Özal, Adalet Birlik Partisi Genel Başkanı İrfan Uzun ile bağımsız aday olarak Kırıkkale Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Halil Murat Ünver aday adaylığı başvurusunda bulundu.

Başvuran adaylar için imza sürecinin tamamlanmasının ardından YSK Cumhurbaşkanlığı Seçimi için kesin aday listesini 31 Mart’ta ilan edecek. Bu liste Resmi Gazete’de yayımlanacak ve Cumhurbaşkanlığı seçimi propaganda dönemi başlayacak.

Başvuru yapan ve partilerin aday göstereceklerini açıkladığı cumhurbaşkanı adayları şöyle:

Recep Tayyip Erdoğan

AK P Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhur İttifakı’nın ortak adayı olarak ikinci, toplamda ise üçüncü defa cumhurbaşkanlığı için yarışacak. Erdoğan’ı destekleyeceğini açıklayan partiler arasında AK Parti, MHP, BBP ve HÜDA-PAR yer alıyor.

Erdoğan 2014’teki cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 51,79, 2018’deki seçimdeyse yüzde 52,59 oy almıştı.

Kemal Kılıçdaroğlu

Millet İttifakı’nın ortak adayı olan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, ilk defa cumhurbaşkanlığı için yarışacak.

Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceğini açıklayan partiler arasında CHP, İYİ Parti, DEVA Partisi, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrat Parti, Halkın Kurtuluş Partisi, Türkiye Değişim Partisi ve Türkiye Komünist Partisi yer alıyor.

HDP’nin öncülüğündeki Emek ve Özgürlük İttifakı’nda yer alan partiler ise kararlarını henüz açıklamadı. Kılıçdaroğlu ile görüşen HDP heyetinin birkaç gün içinde kararını açıklaması bekleniyor.

Muharrem İnce

CHP’nin 2018’deki cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, aradan geçen sürede CHP’den ayrılarak Memleket Partisi’ni kurdu.

İnce, parti üyelerinin yaptığı oylamada 105 bin 326 oy alarak Memleket Partisi’nin adayı olmaya hak kazandı. İnce dün adaylık için YSK’ye başvurdu.

2018’deki seçimde yüzde 30,64 oy alan İnce, YSK önündeki açıklamasında “Bugün oylarımız yüzde 19-20’lerde” dedi.

Memleket Partisi dışında İnce’nin adaylığını destekleyeceğini açıklayan başka bir parti olmadı.

İnce katıldığı bir televizyon programında, seçimin ikinci turuna Kılıçdaroğlu ve Erdoğan’ın kalması durumunda Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceğini söylemişti.

İnce’nin aday olabilmek için 100 bin imza toplaması gerekecek.

Doğu Perinçek

Listede daha önce cumhurbaşkanı adayı olmuş son isim, Vatan Partisi lideri Doğu Perinçek.

2018’deki seçime 100 bin imza toplayarak katılma hakkı kazanan Perinçek, seçimde 100 bin oya ulaşamayarak 98 bin 995 oyda kaldı, yüzde 0,2 oy aldı.

Bu seçimde Vatan Partisi dışında Perinçek’i destekleyeceğini açıklayan başka bir parti bulunmuyor.

Dün YSK’ye giderek adaylık başvurusunu yapan Perinçek, seçimin ikinci tura kalması durumunda ne yapacakları sorusuna “Seçim ikinci tura kalırsa Doğu Perinçek ikinci tura kalacak. İkini turda biz olacağız” diye yanıt verdi.

Perinçek’in aday olabilmek için 100 bin imza toplaması gerekecek.

Fatih Erbakan

Yeniden Refah Partisi’nin lideri Fatih Erbakan, AKP temsilcileriyle yaptıkları müzakerelerin ardından Cumhur İttifakı’na girmeyeceklerini ve partisinin cumhurbaşkanı adayı olacağını açıkladı.

Kapatılan Refah Partisi’nin lideri Necmettin Erbakan’ın oğlu olan Erbakan, dün YSK’ye giderek başvurusunu yaptı.

Erbakan Cumhur İttifakı’na neden girmedikleri sorusuna “Onları sonra zamanı geldiğinde teferruatlı olarak açıklarız, şimdilik bu kadarla yetinelim” diye yanıt verdi.

Erbakan seçimin ikinci tura kalması durumunda alacakları tutumu da o zaman açıklayacaklarını söyledi.

Erbakan’ın aday olabilmek için 100 bin imza toplaması gerekecek.

Sinan Oğan

Ata İttifakı’nın adayı, eski MHP’li siyasetçi Sinan Oğan oldu. Iğdırlı Oğan 2011-15 yılları arasında Iğdır milletvekilliği yapmıştı.

2015’te MHP genel başkanlığına aday olan Oğan partisinden ihraç edilmiş, dava açarak aynı yıl partiye geri dönmüştü.

Oğan 2017’de, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi referandumunda ‘hayır’ diyeceğini açıklayınca, aynı açıklamayı yapan diğer MHP’li siyasetçilerle birlikte bir kere daha ihraç edildi.

Oğan’ı destekleyeceğini açıklayan partiler arasında Zafer Partisi, Ülkem Partisi ve Türkiye İttifakı Partisi yer alıyor.

İttifakta yer alan Doğu Parti ise, Oğan’ın aday gösterilmesi nedeniyle ittifaktan ayrılmış, partinin lideri Rifat Serdaroğlu “Üçüncü bir cumhurbaşkanı adayı çıkarmanın Cumhur İttifakı’na hizmet edeceği inancındayız” demişti.

Dün YSK’ye belgelerini teslim eden Oğan seçimin ikinci tura kalacağını düşündüklerini söyledi ve “İkinci turda bu seçimleri alacağımızı düşünüyoruz” dedi.

Oğan’ın aday olabilmek için 100 bin imza toplaması gerekecek.

Ahmet Özal

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın oğlu ve Tek Parti’nin lideri Ahmet Özal, Türkiye İttifakı’nın adayı oldu.

Özal’ı destekleyecek Türkiye İttifakı’nda Anadolu Birliği Partisi, Bağımsız Cumhuriyet Partisi, Osmanlı Partisi, Teknoloji Kalkınma Partisi (Tek Parti), Vatanseverler Partisi, Yeniden Anavatan Partisi ve Yeni Yol Partisi yer alıyor.

Ahmet Özal daha önce anketlerde partisinin oy oranının yüzde 25 olduğunu söylemiş, Temmuz 2022’de verdiği bir söyleşide de “İkinci tura Erdoğan ve Kılıçdaroğlu kalırsa taraf olmam” demişti.

Özal’ın aday olabilmek için 100 bin imzaya ihtiyacı var.

İrfan Uzun

Adalet Birlik Partisi Genel Başkanı İrfan Uzun dün YSK’ye giderek adaylık başvurusunda bulundu.

Uzun, başvurunun ardından yaptığı açıklamada, Türkiye’nin değişime ihtiyaç duyduğunu, gençlerin yönetime talip olması adına yola çıktığını ve en geç cumhurbaşkanı adayı olduğunu söyledi.

Uzun’un aday olabilmek için 100 bin imza toplaması gerekecek.

Halil Murat Ünver

Kırıkkale Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Halil Murat Ünver de cumhurbaşkanı adaylığı için dün YSK’ye başvurdu.

Ünver adaylık başvurusundan önce Twitter hesabından yaptığı açıklamada “Devlette yeniden yapılanma ve yeniden düzenlemeler yapmak zorunlu. Şimdiki siyasetçilerle bunu gerçekleştirmek mümkün değil. Çare kısa süreli teknokrat yönetim. Sonrasında bilgeler yönetimi” demişti.

Ünver’in de aday olabilmek için 100 bin imzaya ihtiyacı var.

Adaylık süreci nasıl işliyor?

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) yarın başvuru sahiplerinden adaylık şartlarını sağlayan isimleri ilan edecek. Bu isimler 22 Mart Çarşamba sabahı ile 27 Mart Pazartesi günü saat 20.00 arasında ilçe seçim kurullarında aday gösterilmek için 100 bin imza toplamaya çalışacak.

Seçmenler bu isimlerden yalnızca birisi için ve ancak bir kez teklifte bulunabilecek.

Eğer başvuru yapan siyasetçi 100 bin imza şartını yerine getirebilirse, YSK’ya başvuru ücreti olan 555 bin 980 lirayı geri alabilecek.

Başvuru sahibi yeterli imza sayısına ulaşamazsa başvuru ücreti Hazine’ye gelir olarak aktarılacak.

Adaylar 31 Mart’ta kesinleşecek

Başvuran adaylar için imza sürecinin tamamlanmasının ardından YSK Cumhurbaşkanlığı Seçimi için kesin aday listesini 31 Mart’ta ilan edecek. Bu liste Resmi Gazete’de yayımlanacak ve Cumhurbaşkanlığı seçimi propaganda dönemi başlayacak.

YSK kararı uyarınca 14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanı Seçimi ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi için seçmen listeleriyse bugün muhtarlıklarda askıya çıkarıldı.

Muhtarlıklarda asılı listelerde adını görmeyen seçmenler 2 Nisan günü mesai saati sonuna kadar itirazda bulunabilecek.

(Kaynak: BBC Türkçe / WOA Türkçe)

Paylaşın

Bağışçılar Konferansı; Türkiye Ve Suriye İçin 7 Milyar Euro Toplandı

Avrupa Komisyonu ve İsveç dönem başkanlığının düzenlediği uluslararası bağışçılar konferansına, depremlerde ağır yara alan Türkiye ve Suriye için 7 milyar euro toplandı. Bu paranın 6 milyar 50 milyonu Türkiye’ye, 950 milyonu ise Suriye’ye aktarılacak.

6 Şubat’ta meydana gelen depremler ve sonrasındaki artçı sarsıntılarda, her iki ülkede, resmi verilere göre 50 binden fazla insan hayatını kaybetti, yüz binlerce insan da evsiz kaldı.

Bağışçılar konferansına, AB ve üye ülkeler, BM Kalkınma Programı başta olmak üzere BM örgütleri, Dünya Bankası, Avrupa Yatırım Bankası, Avrupa Yeniden İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) gibi önemli finans ve yatırım kuruluşları ve birçok ülke katıldı.

Bağışçılar konferansına Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nden canlı bağlantı ile katılan Erdoğan, “Bu zor günlerde tüm dostlarımızın; kurumlarıyla, üye ve aday ülkeleriyle AB, BM ve diğer uluslararası örgütlerin sergilediği dayanışmayı asla unutmayacağız” dedi.

Deprem bölgesindeki 11 vilayette, ağır hasarlı ve yıkılması gereken bina sayısının 298 bin olduğunu belirten Erdoğan, “Depremin yol açtığı yıkım maliyetinin yaklaşık 104 milyar doları bulacağı anlaşılıyor. Bu çapta afetle hiçbir ülkenin tek başına mücadele etmesi mümkün değil” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin, “Depremde yıkılan tüm şehirleri altyapısı, üstyapısı, iş yerleri, tarihi ve kültürel değerleriyle yeniden inşa ve ihya edeceğini” dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, üçüncü ülkelerin Suriye’deki depremzedeler için gönderdiği insani yardım malzemelerinin ulaştırılmasında da gerekli kolaylığı sağladıklarını ve bu tutumu sürdüreceklerini bildirdi.

AB Komisyonundan yapılan açıklamada, Türkiye için hibeler ve krediler dahil olmak üzere taahhüt edilen miktarın 6,05 milyar euro olduğu kaydedildi. Suriyeli depremzedeler için ise hibe olarak 950 milyon euro taahhüt edildiği bildirildi.

Açıklamada, “AB Komisyonu ve AB üyesi ülkelerin yanı sıra Avrupa Yatırım Bankası ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası, 3,6 milyar euro ile toplam hibe taahhüdünün yüzde 50’sini temsil etmektedir.” ifadesi yer aldı.

Türkiye’ye yönelik fonların insani ihtiyaçların karşılanması ve depremden etkilenen bölgelerin yeniden imarında kullanılacağı belirtilen açıklamada, Türkiye’deki hasar tespit raporlarına göre depremin ekonomik etkisinin 100 milyar doların üzerinde olduğu hatırlatıldı.

Açıklamada, yeniden imar çabalarının deprem bölgelerinde yapılacak inşaatlarda uluslararası standartlara uyulmasını sağlayacağı, Suriye’ye yönelik fonların ise insani ihtiyaçların karşılanmasını ve ön toparlanmayı destekleyeceği ifade edildi.

AB yönetiminden “sizinleyiz” mesajı”

Konferansın kapanış konuşmasını yapan İsveç Başbakanı Kristersson, Türkiye ve Suriye için 7 milyar Euro deprem yardımı toplandığını açıkladı. Kristersson, “Ursula ve ben, depremlerin ertesi günü bu inisiyatifi ele alma konusunda konuştuk. Bugün burada bu hedefe ulaşılmış olmasından memnuniyet duyuyoruz. Önemli yeni destek göreceğimizi duyurmaktan gurur duyuyorum. Bugünkü toplam taahhütler 7 milyar Euro’yu buluyor” dedi.

Öncelik ve ilkeler

Konferansta deprem sonrası toparlanma ve yeniden inşa sürecine ilişkin ilkeler ve öncelikler de değerlendirildi.

Yerleşim alanlarının “yenisini daha iyi inşa et” ilkesine göre yapılacağını, böylece evlerin hastanelerin ve diğer yapıların daha sağlam olacağını belirleyen ilkeler arasında afet riskinin azaltılması, yeniden inşa sürecinde depremden etkilenen birey ve kuruluşların da katılımcı olarak yer alması gibi unsurlar bulunuyor.

Yeşil ve doğa dostu şehirlerin kurulması ve sürdürülebilir bir geleceğin kurulması da altı çizilen ilkeler arasında.

Leyen, kapanış toplantısında, “Bugün iyi bir gün oldu, Türkiye ve Suriye haklarına karşı dayanışmamızı gösterdi. Önümüzde yapmamız gereken daha çok iş var. Bu sadece bir başlangıç” ifadelerini kullandı.

AB yetkilileri, bu konferansta açıklanan bağışların ötesinde de deprem sonrası yaraların sarılması sürecinde yardımların devam edeceğini, başta üyelik öncesi fonlar (IPA) ve Suriyeli mültecilere için yapılan mali yardımların da yeniden düzenleneceğini ve yeniden inşa sürecinde kullanılabileceğini kaydettiler.

Türkiye’nin harekete geçirebileceği bir başka olanak da Avrupa Dayanışma Fonu.

Paylaşın

Bakan Özer Açıkladı: Depremden Etkilenen Dört İlde Eğitim Başlıyor

Malatya’da Arapgir, Arguvan, Kale, Pütürge, Yazıhan, Darende, Doğalyol ve Hekimhan ilçeleri, Adıyaman’da Kahta, Gerger, Sincik, Çelikhan ve Samsat ilçeleri, Kahramanmaraş’ta Andırın ve Ekinözü ilçeleri, Hatay’da Yayladağı, Altınözü, Erzin, Reyhanlı, Payas, Dörtyol ve Arsus ilçelerinde eğitim öğretim başlıyor.

Haber Merkezi / Bu 4 ildeki diğer ilçelerde ise eğitim öğretime başlama kararını o ilin valilikleri incelemeleri sonucu belirleyecek.

Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, “Malatya, Adıyaman, Kahramanmaraş ve Hatay’ın bazı ilçelerinde 27 Mart’tan itibaren kademeli şekilde eğitim öğretim başlayacak” dedi. Özer, eğitim öğretimin sadece Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın sağlam raporu verdiği okullarda başlayacağını belirtti.

Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer, Hatay’da 27 Mart’ta başlaması planlanan eğitim öğretim süreçleri kapsamında yürütülen hazırlık çalışmalarına ilişkin düzenlenen değerlendirme toplantısına katıldı.

Bakan Özer başkanlığında Hatay Afet Koordinasyon Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantıya Hatay Vali Vekili Oğuzhan Bingöl, Hatay Koordinatör Valisi olan Kütahya Valisi Ali Çelik, Hatay Milletvekilleri Hüseyin Yayman ve Sabahat Özgürsoy Çelik, Bakan Yardımcıları Petek Aşkar ve Sadri Şensoy, Temel Eğitim Genel Müdürü Tuncay Morkoç, Ortaöğretim Genel Müdürü Halil İbrahim Topçu, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Cihad Demirli, Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Mustafa Gelen, İl Milli Eğitim Müdürü Mustafa Öztürk ile ilçe milli eğitim müdürleri katıldı.

Toplantının ardından açıklamalarda bulunan Bakan Özer, afet bölgesinde çocukların eğitimlerini sürdürmesi için tüm imkanları seferber ettiklerini vurgulayarak şunları kaydetti: “Bildiğiniz gibi 6 Şubat depreminden sonra eğitim öğretimi 23 Şubat’a kadar 81 ilimizde ara vermiştik. 20 Şubat tarihinde Elazığ dahil 71 ilimizde eğitim öğretime başladık. Böylece yaklaşık 15 milyon 242 bin öğrencimizi eğitimle buluşturduk. Deprem bölgesindeki 10 ilimizde ise eğitim öğretimi başlatıp hayatı normalleştirmek için mevcut hasar durumlarını göz önüne alarak illerimizi üç kategoriye ayırdığımızı daha önce doyurmuştuk.

Birinci kategoride Kilis, Diyarbakır ve Şanlıurfa illerimiz bulunuyordu. Bu illerimizde eğitime 1 Mart tarihi itibarıyla başladık ve böylece bu illerimizde 1 milyon 236 bin 929 öğrencimiz ve öğretmenlerimiz eğitim öğretimle buluşmuş oldu. İkinci kategoride ise Gaziantep, Osmaniye ve Adana illerimiz bulunuyordu. Gaziantep, Osmaniye ve Adana illerimizde ikinci dönem için eğitim öğretimi 13 Mart tarihi itibarıyla başlattık. Burada yaklaşık 1 milyon 258 bin 719 öğrencimiz eğitime başladı. Dolayısıyla 71 ilimiz, birinci ve ikinci kategoride bulunan altı ilimiz ile toplam 77 ilimiz, eğitim öğretimine şu an itibarıyla devam ediyor. Bu illerimizde toplam 17 milyon 737 bin 648 öğrencimiz eğitim öğretimlerini sürdürüyor.”

Deprem bölgesindeki illerden diğer illere naklini aldıran yaklaşık 252 bin öğrencinin de akranlarıyla birlikte eğitime başladığını aktaran Bakan Özer, üçüncü ve son kategoride depremden en çok etkilenen Kahramanmaraş, Adıyaman, Malatya ve Hatay’ın bulunduğuna işaret etti.

“Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız, İçişleri Bakanlığımız, valilerimiz, kaymakamlarımız, tüm milletvekillerimiz, il millî eğitim müdürlerimiz, ilçe millî eğitim müdürlerimizle kapsamlı bir şekilde istişarelerde bulunduktan sonra üçüncü kategoride yer alan dört  ilimizde eğitimi kademeli olarak başlatma kararı aldık.” diyen Özer; Kahramanmaraş, Adıyaman, Malatya ve Hatay’da diğer altı ilde olduğu gibi tüm okullarda değil sağlam ilçe ve okullarda tedrici ve suhuletli bir şekilde eğitim öğretime başlanacağını ifade etti.

27 Mart tarihi itibarıyla Malatya’nın Arapgir, Arguvan, Kale, Pütürge, Doğanyol, Yazıhan, Darende ve Hekimhan ilçeleri ile Adıyaman’ın Kahta, Gerger, Sincik, Samsat ve Çelikhan ilçelerinde eğitim öğretime başlanacağını belirten Bakan Özer, “Kahramanmaraş ilimizde sadece Andırın ve Ekinözü ilçelerimizde 27 Mart itibarıyla eğitim öğretimi başlatıyoruz.” dedi.

Özer, Hatay’a ilişkin de çok kapsamlı bir değerlendirme yapıldığını kaydederek, “Valilerimiz, milletvekillerimiz AFAD başkanlarımız, il, ilçe millî eğitim müdürlerimiz ve tüm ilçelerimizin kaymakamlarıyla birlikte yaptığımız kapsamlı değerlendirme sonucunda, Hatay’ın Yayladağı, Altınözü, Erzin, Reyhanlı, Payas, Dörtyol ve Arsuz ilçelerinde 27 Mart tarihi itibarıyla eğitim öğretime başlayacağız.” diye konuştu.

Eğitim öğretim, sağlam raporu verilen okullarda verilecek

Deprem bölgesindeki illerde eğitim öğretimin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından sağlam raporu verilen okullarda gerçekleştirileceğini altını çizen Bakan Özer, sağlam okul sayısına göre gerekli durumda ikili ve taşımalı eğitim ile sürecin yönetilebileceğini bildirdi.

Bu dört ilde adı belirtilmeyen ilçelerdeki eğitimin başlama sürecinin ilgili valiliklere bırakıldığını belirten Bakan Özer, “Valiliklerimiz, AFAD merkezlerindeki değerlendirmeler kapsamında, hangi ilçeler 27 Mart’tan sonraki haftalarda hazırsa, hem öğretmenlerimizin kalma yerleri, ihtiyaçları, hem öğrencilerimizin durumlarıyla ilgili gerekli her türlü önlemi alarak inşallah kamuoyuyla paylaşacaklar.” bilgisini paylaştı.

Millî Eğitim Bakanlığı olarak 6 Şubat tarihinden itibaren bölgedeki illerde 1 Mart, 13 Mart ve 27 Mart tarihlerinde kademeli bir şekilde okulların açıldığını anımsatan Bakan Özer, şöyle devam etti:

“Daha önceki tarihlerde çocuklarımızı yalnız bırakmamak ve bu travmayı hızlı bir şekilde atlatmalarına destek olmak üzere, çadırlarda konteynerlerde prefabrik okullarda öğrencilerimiz hiç yalnız bırakmadık. Şu an itibarıyla bölgemizde 1.793 çadır, konteyner ve prefabrik okulda eğitim öğretim kapalı olmasına rağmen çocuklarımız eğitim öğretime devam ediyor çünkü bölge için Bakanlık olarak yaklaşımımız şu:

Müfredata dayalı bir eğitimden ziyade çocuklarınızın hızlı bir şekilde bu travmayı atlatmaları ve normalleşmeleri ve özellikle psikolojik sağlamlıklarını desteklemek için çocuklarımızı hızlı bir şekilde çadırlarda, konteynerler ve prefabrik okullarda öğretmenleriyle buluşturmaya özen gösteriyoruz. Bu özenimizi devam ettireceğiz. Yani burada zikretmemiş olduğumuz ilçelerimizde de çadırlarla, konteynerlerle, prefabrik okullarla her ne kadar eğitim öğretim resmî olarak başlamamış olsa da öğrencilerimize eğitim desteği vermeyi sürdüreceğiz.”

YKS ve LGS destek noktası 734’ten 1.000’e çıkarılacak

YKS ve LGS’ye hazırlanan 8 ve 12. sınıf öğrencileri ile ilgili bir dizi karar aldıklarını hatırlatan Bakan Özer, her iki sınava da ikinci dönem konularının dâhil olmayacağını, ayrıca sınava hazırlık gruplarına destek vermek için afet bölgesinde 734 noktada destekleme ve yetiştirme kursu açtıklarını belirtti.

Özer, “Burada hem bölgedeki öğretmenlerimizle hem de Ölçme ve Değerlendirme Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğümüzün 81 ildeki merkezlerinde görev alan öğretmenlerimizle çocuklarımızın LGS ve YKS sınavlarına hazırlanmalarıyla ilgili her türlü desteği vermeye devam ediyoruz. Hiçbir çocuğumuzu mağdur etmeyeceğiz. Aileler de müsterih olsun. Çocuklarımıza bu kapsamdaki destek sayımızı da kapasiteyi de her geçen gün artıracağız. İnşallah, bu hafta sonuna kadar da 734 olan destek noktasını 1.000’e çıkaracağız. Yani çocuklarımıza sınav anına kadar sürekli destek olup aynı zamanda sadece akademik becerileriyle ilgili değil, aynı zamanda sağlamlıklarıyla ilgili de rehber öğretmenlerimiz, psikolojik danışmanlarımız başlangıçta olduğu gibi süreçte aktif olarak yer almaya devam edecekler.” dedi.

Bölgedeki büyük afetten dolayı yatırım programlarının da revize edildiğini kaydeden Özer, şunları söyledi: “Yaklaşık 40 milyar TL’lik bir yatırımı bölgeye ayırdık. İnşallah, hem mevcut yatırımlar hem de bu afetten dolayı revize edilmesi gereken yatırımları hızlı bir şekilde Bakanlığımız İnşaat Emlak Genel Müdürlüğü, valiliklerimiz ve il millî eğitim müdürlüklerimizle koordineli bir şekilde bir iki hafta içinde nihayetlendirmiş olacağız.”

Bölgeye çelik konstrüksiyonlu kalıcı 500 yeni prefabrik okul yapma kararı aldıklarını da hatırlatan Özer, bu okulların Nisan ayından başlayarak tedrici bir şekilde hizmete alınarak çocukların eğitim öğretim süreçlerinin destekleneceğini belirtti.

Bakanlığın bölgedeki çalışmalarına büyük katkı veren Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, AFAD, valiler, kaymakamlar, il ve ilçe millî eğitim müdürleri ile milletvekillerine teşekkür eden Bakan Özer, “İnşallah, el birliği yaparak bu süreci atlatacağız. Devletimiz her türlü imkânıyla sahada. Birlik beraberlikle bu zor günlerin üstesinden de inşallah geleceğiz.” dedi.

Paylaşın

AK Parti’ye Mehmet Şimşek’ten Ret: Aktif Siyasete Girmeyi Düşünmüyorum

AK Parti Genel Merkezi’nde Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşen eski Maliye Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, görüşme sonrası yaptığı açıklamada, “Kendisine bu kabulleri çok teşekkür ederim. Kendi alanıma giren her konuda istenen katkıları vermeye her zaman hazırım” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Ancak yurtdışında finans kuruluşlarındaki işlerim nedeni ile aktif siyasete girmeyi düşünmüyorum. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘ekonominin başına geçeceği’ iddia edilen eski Maliye Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’le AK Parti Genel Merkezi’nde görüştü.

Görüşme sonrası Mehmet Şimşek’ten açıklama geldi. Şimşek, sosyal medya hesabından görüşmeyi şöyle anlattı:

“Sn Cumhurbaşkanımız ile akşam saatlerinde Ak Parti Genel Merkezi’nde son derecede samimi bir ortamda görüşme fırsatım oldu. Kendisine bu kabulleri çok teşekkür ederim. Kendi alanıma giren her konuda istenen katkıları vermeye her zaman hazırım.

Ancak yurtdışında finans kuruluşlarındaki işlerim nedeni ile aktif siyasete girmeyi düşünmüyorum. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.”

“Aktif siyaseti düşünmüyor”

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik ise, görüşmeye dair yaptığı açıklamada, “Kendisi çok değerli arkadaşımız, geçmişte hükümetlerimizde görev yaptık. Aktif siyasetten ayrıldıktan sonra görüştüğümüz bir arkadaşımız.

Sizler şunu merak ediyorsunuz; aday olacak mı diye. Kendisi siyasetten ayrıldıktan sonra pek çok işle meşgul. Sivil toplum kuruluşlarında görevleri var. Aktif siyaseti düşünmüyor. Kendisi aktif siyasetten ayrılırken kararının bu olduğunu ifade etmişti.

Çeşitli sivil toplum kuruluşlarında görev yapıyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın parti ya da hükümet politikalarına dönük olarak her konuda katkıyı vereceğini, yardımcı olacağını, emek sarf edeceğini bir defa daha ifade etti” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Millet İttifakı Adayı Kılıçdaroğlu: Erdoğan’ı Göndereceğiz

CHP Genel Başkanı ve Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu, “Erdoğan’ı göndereceğiz. Bunu hep söylüyorum zaten. Bu hedeflerimizin en kolayı ama bizim asıl ana hedefimiz çok daha büyük” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Biz rekabetçi bir Türkiye inşa edecek şartları oluşturacağız. Bugün sistemik bir teknolojik rekabet çağında yaşıyoruz. Bakmayın siz Türk’ün Türkiye propagandasına İletişim Başkanlığı’nın çöpe attığı milyarlara. Biz dünyayla rekabet etmiyoruz. Sevgili dostlar, rekabette iyi olup olmadığımızı tek bir kriter gösterir. Kazanıyor musun? Kaybediyor musun?”

Kılıçdaroğlu, açıklamasının devamında, “Bu da iki şekilde anlaşılır. Yeni bir refah seviyesi yaratabiliyor musun? Bu refaha tam bir barış nesli yaratarak ulaşabiliyor musun? Rekabette kazanıyorsanız. Milletinizin standardı alım gücü, huzuru, mutluluğu artar. Seninki artıyor mu sevgili milletim? Sevgili halkım. Mutlu musun sevgili vatandaşlarım? Sevgili yurttaşlarım” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, yine evinin mutfağında çektiği bir video yayınladı.

Videoyu sosyal medya hesabından “Birleşeceğiz ve kazanacağız. Ama kime karşı?” notuyla paylaşan Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

“Bu akşam bir konuyu netleştirmek adına sizleri evime davet ettim. Asıl konuya geçmeden önce, seçim yaklaştıkça giderek artan tuhaf bir duruma dikkatinizi çekmek istiyorum. Saray İktidarı ve onunla yola çıkanlar kadınların en temel haklarını birkaç oy için pazarlık meselesi yapmaya hazır olduklarını gösterdiler. Kadınların en basit kazanımlarını çöpe atmaya kalkışıyorlar.

Bakın, açık konuşalım. Oradaki hedef başı kapalı genç muhafazakar kadınlardır. Bu genç kadınları ezmek istiyorlar. Onları kontrol altına almak istiyorlar. Evet, dehşetle izliyoruz onları ve evet bunların hepsi, üzülerek ifade edeyim, gerçek.

Şimdi gelelim asıl meseleye. Biliyorsunuz, birleştire birleştire ülkeyi, kazanan bir oyuncu haline getirmeye çalıştığımı. Uzun süredir anlatıyorum. Peki biz ne için birleşiyoruz, neyi kazanmanın peşindeyiz? Tayyip Erdoğan’a karşı mı birleşiyoruz? Bu kadar emeği, bu kadar küçük bir hedef için mi harcayacağız? Yok böyle bir şey.

Evet bizim demokrasimiz, ekonomimiz, adalet sistemimiz ve özgürlüklerimiz ağır bir Erdoğan tehdidi altında. Bu zaten uzun yıllardır böyle. Ancak herhalde bu yaşımda bu ülkeye bırakacağım miras, bu kadar küçük olmasa gerek. Erdoğan’ı göndereceğiz. Bunu hep söylüyorum zaten. Bu hedeflerimizin en kolayı ama bizim asıl ana hedefimiz çok daha büyük.

Biz rekabetçi bir Türkiye inşa edecek şartları oluşturacağız. Bugün sistemik bir teknolojik rekabet çağında yaşıyoruz. Bakmayın siz Türk’ün Türkiye propagandasına İletişim Başkanlığı’nın çöpe attığı milyarlara. Biz dünyayla rekabet etmiyoruz. Sevgili dostlar, rekabette iyi olup olmadığımızı tek bir kriter gösterir. Kazanıyor musun? Kaybediyor musun?

Bu da iki şekilde anlaşılır. Yeni bir refah seviyesi yaratabiliyor musun? Bu refaha tam bir barış nesli yaratarak ulaşabiliyor musun? Rekabette kazanıyorsanız. Milletinizin standardı alım gücü, huzuru, mutluluğu artar. Seninki artıyor mu sevgili milletim? Sevgili halkım. Mutlu musun sevgili vatandaşlarım? Sevgili yurttaşlarım.

Öyle boş propagandalarla algınızın manipüle edilmesine asla izin vermeyin. Biz maalesef rekabette zayıfız. Evet açık konuşalım. Bu problemler Erdoğan’la başlamadı. Ancak Erdoğan’la ayyuka çıktı. Çünkü Türkiye yıllardır enerjisini iç sorunlarına harcadı. Darbeler gördü. Ekonomik krizler gördü. Kutuplaşmalar gördü. Ayrımcılık gördü. Çeteler gördü. Terör gördü.

Birbirimize didişe didişe rekabetçi olmaktan çıktık. Dünyadan hak ettiğimiz payı alamadık. Yani, hepimizi birleştirmesi gereken asıl mesele şudur. Dünya ile rekabet etmek ve kazanmak ve hakkımız olanı almak. Türk’ü, Kürt’ü, Sünni’si, Alevi’si, başı açığı, başı kapalısı, solcusu, sağcısı bu müşterekte birleşmeli. Daha iyi bir yaşam müştereğinde hakkını alma müştereğinde buluşmalı. Ben bunun için Millet İttifakı’nın adayı seçildim.

“Finansal ve demokratik istikrarı getireceğiz”

Ben onarıcı, telafi edici, birleştirici, kucaklayıcı liderlik yapıp, asıl geleceğin yeni nesil liderlerine ortamı hazırlayacak kişiyim. Ben bundan sonra geleceklerin siyasi geleceği için taşları doğru döşeyecek kişiyim. Millet İttifakı olarak önce toplumu güçlendireceğiz. Devleti toparlayacağız. Açık yaraları kapatacağız. İnsanların yaşam sevincini geri vereceğiz. Dezavantajlı grupları, dezavantajlı olmaktan çıkaracağız. Doğru yerlere yatırım yapılmasını sağlayacağız. Finansal ve demokratik istikrarı getireceğiz.

Yani özetle ülkemizi rayına sokacağız. Ki bizden sonraki liderler ayaklarını yere sağlam basıp üzerinde güvenle yürüyebilecekleri sağlıklı bir zemine sahip olsunlar. Ve ben sonrasında da torunlarımla ilgilenmek üzere emekli olacağım. Bu kadar basit. Çünkü benim çözmem gereken çok önemli sorunlar var.

Bunu da ancak gelecekle ilgili bireysel siyasi emelleri olmayan bir lider yapabilir. Evet. Birleşe birleşe kazanacağız sevgili vatandaşlarım. Ama dünyaya karşı kazanacağız. Asıl elli yıldır rekabet etmemiz gerekenlere karşı kazanacağız. Ve sonunda ülkemizin yönü oraya dönecek. Herkes müsterih olsun. İyi akşamlar sevgili halkım.”

Paylaşın

Erdoğan Açıkladı: Depremin Maliyeti 104 Milyar Doları Bulacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş merkezli depremlere ilişkin “Depremin yol açtığı yıkım maliyetinin yaklaşık 104 milyar doları bulacağı anlaşılıyor” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu çapta afetle hiçbir ülkenin tek başına mücadele etmesi mümkün değil.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, deprem nedeniyle hasar alan veya yıkılacak olan binalara ilişkin ise, “Deprem bölgesindeki 11 ilde yıkık, acil yıkılacak, ağır hasarlı, yani kullanılamaz hale gelmiş bina sayısı 298 bine, bağımsız bölüm sayısı 876 bine varıyor” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AB Komisyonu ile AB Konseyi Dönem Başkanı İsveç’in, Türkiye ve Suriye’de depremlerden etkilenen bölgelere destek için düzenleyeceği Uluslararası Bağışçılar Konferansı’na Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nden canlı bağlantıyla katılarak konuşma yaptı.

Erdoğan’ın konuşmasında öne çıkan başlıklar şöyle:

Bu zor günlerde tüm dostlarımızın; kurumlarıyla, üye ve aday ülkeleriyle AB, BM ve diğer uluslararası örgütlerin sergilediği dayanışmayı asla unutmayacağız.

Depremde yıkılan tüm şehirlerimizi altyapısı, üstyapısı, işyerleri, tarihi ve kültürel değerleriyle yeniden inşa ve ihya edeceğiz.

Hedefimiz 1 yılda deprem bölgesinin ihtiyacını karşılayacak sayıda yapıyı inşa etmektir. İlk yıl 319 bin, toplam 650 bin konutu teslim etmeyi planlıyoruz.

Eş zamanlı olarak çadır kent, konteyner kent ve prefabrik kurulumuna devam ediyoruz. İki ayda 108 bin konteyner kurarak, yarım milyon insanı yerleştireceğiz.

Üçüncü ülkelerin, Suriye’deki depremzedelere yönelik insani yardım malzemesi intikallerinde gereken kolaylığı gösteriyoruz. Bu tutumu sürdüreceğiz”

“45 bin yeni öğretmen ataması yapacağız”

Erdoğan, 45 bin yeni öğretmen ataması yapacaklarını, atanacak öğretmenlerin öncelikli olarak depremin yaralarını sarmak için afet bölgelerinde görevlendirileceğini duyurdu.

Sosyal medya hesabından “bir müjdeyi paylaşmak istiyorum” ifadelerini kullanan Erdoğan, “Eğitim sistemimizin kalitesini artırmak, eğitim kadromuzu daha da güçlendirmek için 45 bin yeni öğretmen ataması yapacağız. Atanacak öğretmenlerimizi öncelikli olarak depremin yaralarını sarmak için afet bölgelerinde görevlendireceğiz. Tüm öğretmenlerimize, ailelerine, öğrencilerimize ve eğitim camiamıza hayırlı olsun” dedi.

Paylaşın

Emek Ve Özgürlük İttifakı Kemal Kılıçdaroğlu’na Destek Verecek Mi?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Halkların Demokratik Partisi (HDP) eş genel başkanları Mithat Sancar ve Pervin Buldan ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) bir araya geldi.

Yaklaşık bir saat süren görüşme sonrası yapılan açıklamalarda “Kürt sorununun çözüm yeri Meclis’tir” vurgusu ön plana çıkan mesaj olurken hem Kılıçdaroğlu’nun hem de Sancar’ın “yeni bir başlangıç” mesajı da dikkat çekti. Edinilen bilgiye göre görüşme oldukça olumlu geçerken Emek ve Özgürlük İttifakı’nda eğilim Kılıçdaroğlu’na destek yönünde.

CHP ve HDP heyetlerinin TBMM’de gerçekleşen görüşmesinde Kılıçdaroğlu’na CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke ve CHP Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı eşlik etti. HDP’de ise Eş Genel Başkanlar Buldan ve Sancar’a Parti Sözcüsü Ebru Günay ve Grup Başkanvekili Saruhan Oluç eşlik etti. 1 saat süren görüşmenin ardından Kılıçdaroğlu, buldan ve Sancar açıklamalarda bulundu.

“Görüşme olumlu ve sıcak bir atmosferde geçti”

DW Türkçe’den Kıvanç El’e bilgi veren CHP ve HDP kaynakları görüşmenin oldukça olumlu ve sıcak bir atmosferde geçtiğini ifade etti. Görüşmede Kılıçdaroğlu Millet İttifakı’nın hazırladığı “Güçlendirilmiş parlamenter sistem”, “Anayasa değişikliği” ve “İktidara gelinmesi halinde izlenecek ortak politikalar”a dair 3 belgeyi HDP’ye sundu. HDP tarafı ise daha önce hazırlanan 11 maddelik tutum belgesini Kılıçdaroğlu’na sundu.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun 14 dakikalık basın açıklamasında görüşmede ele alınan tüm başlıkları açıkladığını kaydeden HDP kaynakları, “Bizim tutum belgemizde de dile getirdiğimiz bazı başlıklara da Kılıçdaroğlu değindi. Açıkladığı başlıklar dışında bir konu gündeme gelmedi” dedi. Görüşmede “HDP’ye bakanlık” ve “Abdullah Öcalan’a tecritin kaldırılması” gibi başlıkların gündeme gelmediği belirtildi.

Kılıçdaroğlu’na desteğin açıklanması bekleniyor

HDP, Kılıçdaroğlu görüşmesindeki başlıkları önce kendi kurullarına ardından da Emek ve Özgürlük İttifakı paydaşlarına taşıyacak. HDP içerisinde yapılan ilk yorumlarda Kılıçdaroğlu tarafından verilen mesajların olumlu olduğu ve destek verilmesi kararının çıkmasının yüksek ihtimal olduğu değerlendirildi. TİP ve EMEP’in de Kılıçdaroğlu’na destek açıklamasına olumlu yaklaştığı belirtildi. İttifak paydaşları bu hafta içerisinde bir araya gelecek ve ardından bir basın toplantısı ile kamuoyuna kararlarını açıklayacak. Emek ve Özgürlük İttifakı’nın aday çıkarmayarak Kılıçdaroğlu’na desteğini açıklaması bekleniyor.

İYİ Parti cephesinde de Kılıçdaroğlu-HDP görüşmesi yakından takip edildi. Kılıçdaroğlu’nun “Millet İttifakı”nın belgelerine sahip çıkan” konuşması ve “Kürt sorununda çözüm yerinin Meclis olduğuna” dair mesajları olumlu karşılandı.

TBMM Başkanı Şentop’tan yanıt

Kılıçdaroğlu, HDP görüşmesi sonrasında TBMM Genel Kurulu’nda Kürtçe konuşmaların tutanaklarda “bilinmeyen bir dil” diye yazıldığınıı ifade ederek, “TBMM’de kürsüde konuşulur, ‘İngilizce’ yazar parantez içinde, bu söz İngilizcedir, Fransızca söz Fransızcadır vs. Her şey yazılır. Konuşma metninin içinde Kürtçe bir cümle geçtiği zaman ‘bilinmeyen bir dil’ deniyor. Ya Allah aşkına bu ülkenin insanlarının vicdanlarına sesleniyorum; TRT’nin TRT Kürdi diye bir kanalı var, yayın yapıyor. Nasıl olurda buraya ‘bilinmeyen bir dil’ diye yazıyorsunuz? Binlerce yıldır konuşulan bir dili neden ‘bilinmeyen bir dil’ diye yazıyorsunuz?” dedi.

Bu sözlere Meclis Başkanı Mustafa Şentop yanıt verdi. Şentop gazetecilerin soruları üzerine, “HDP’li milletvekili arkadaşların bazıları ısrarla ‘bilinmeyen bir dil’ iddiasını ortaya atıyorlardı. Son 1 senedir aşağı yukarı onlar da ikna oldular. Propaganda için başka bir yol, başka bir isim bulmuşlar gibi geldi bana. Kürtçe için özel bir uygulama yok. ‘Bilinmeyen dil’ diye bir ifade kullanılmıyor. Ne oluyor? Resmi dil Türkçe olduğu için tutanaklarda Türkçe kullanılıyor. Türkçe dışında bir kelime kullanıldığı zaman bu tutanağın metnine yazılmıyor, bir dipnot işareti kullanılarak dipnotta atıf ‘Türkçe olmayan kelime veya kelimeler kullanılmıştır’ diye yazılıyor” dedi.

MHP’li Semih Yalçın’dan görüşmeye tepki

Kılıçdaroğlu’nun HDP ziyaretine MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın sosyal medya hesabından tepki gösterdi. Yalçın, “Siyasi tarihimizdeki pazarlıkların en çirkini, en kirlisi, en utanmazcası gerçekleşti. Zillet ittifakının cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu; PKK’nın siyasi kanadının ayağına gitti, eşiğine yüz sürüp cephane ve militan desteği istedi” açıklaması yaptı. Semih Yalçın, “Kılıçdaroğlu tarafından PKK’nın mazbatalı temsilcilerine verilen demokratik özerklik sözleri tekrarlandı. Bununla da yetinilmedi, bölücübaşına özgürlük ve Kandil piyonlarına da bakanlık teklifinde bulunuldu” iddiasında da bulundu.

Paylaşın