Emek Ve Özgürlük İttifakı Seçim Stratejisini Belirledi

14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine sayılı haftalar kala ittifaklarda stratejilerini de netleştiriyor. Seçimlerde cumhurbaşkanı adayı çıkarmama kararı alan Emek ve Özgürlük İttifakı, genel seçimlere dair stratejisini belirledi.

Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Emek Partisi (EMEP), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) ve Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) oluşan ittifak, yürütülen müzakereler sonucunda tam uzlaşı sağladı.

Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında seçimlere tek parti ve tek listeyle kararını ittifak toplantısına taşıyan HDP, bu ısrarını sürdürdü. Ancak TİP ve EMEP, aynı toplantıda seçimlere kendi logolarıyla girme eğilimi gösterdi.

MYK’nin müzakere için tam yetki verdiği HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, TİP Genel Başkanı Erkan Baş ve EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz ile görüştü.

Müzakere görüşmesinin ardından genel başkanlar, parti kurullarıyla görüşmek için süre istedi. Parti kurullarıyla görüşen Baş ve Akdeniz, ittifak masasına kararlarını bildirdi. Kararların bildirilmesinin ardından partiler arasında seçim stratejisine dair formül netleşti

İttifak çatısı altında seçimlere giriliyor

Anayasa Mahkemesi’nde devam eden kapatma davasının seçim sonrasına bırakılması talebi reddedilen HDP, seçimlere ittifak çatısı altında Yeşil Sol Parti ile girecek. TİP ve EMEP de ittifak çatısı altında kendi logolarıyla seçimlere gidecek. İttifakta yer alan TÖP, EHP ve SMF ise Yeşil Sol Parti listesinden seçimlere girecek.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Yeniden Görülen “Balyoz Davası”nda Karar

Yargıtay’ın bozma kararının ardından yeniden görülen Balyoz Davası’nda karar çıktı. Eski 1. Ordu Komutanı Emekli Orgeneral Çetin Doğan, “Suç için anlaşma” suçundan önce 8 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bu ceza daha sonra 6 yıl 8 aya düşürüldü.

Haber Merkezi / Yargılama sırasında vefat eden Metin Yavuz Yalçın hakkındaki dava düşürülürken, yargılanan diğer 5 sanık ise 5 yıl ile 5 yıl 10’ar aylık hapis cezalarına çarptırıldı.

Karar oy çokluğuyla alınırken, üye hakim, beraat kararında direnilmesi gerektiğini belirterek karara muhalefet şerhi koydu.

Ne olmuştu?

Anayasa Mahkemesi’nin ‘hak ihlali’ kararının ardından yeniden görülen Balyoz Davası’nda, Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi 31 Mart 2015 tarihinde 236 sanığın, yüklenen suçu işledikleri sabit olmadığından beraatine karar vermişti.

Anadolu Cumhuriyet Başsavcıvekili Mehmet Aydın ise sanıklar Çetin Doğan, İhsan Balabanlı, Behzat Balta, Mehmet Kaya Varol, Metin Yavuz Yalçın, Erdal Akyazan ve Emin Küçükkılıç’ın beraat etmelerinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle temyiz başvurusunda bulunmuştu.

Dava kapsamında 229 sanığın beraati kesinleşirken, hakkında temyiz başvurusunda bulunulan 7 sanığın dosyası ise Yargıtay’a gönderilmişti.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 14 Haziran 2021’de oy birliğiyle aldığı kararında Çetin Doğan’ın da aralarında bulunduğu 7 sanığa verilen beraat kararının bozulmasına hükmetmişti.

Ceza Dairesi bozma gerekçesinde, seminerde Çetin Doğan ve bir kısım sanıkların, doğrudan hükümeti cebren ıskata yönelik içerikte konuştukları, eylemlerinin, “Teşebbüs aşamasına ulaşmayan hazırlık hareketleri” kapsamında değerlendirileceği, bu nedenle Türk Ceza Kanunu’nun 316. maddesinde düzenlenen “Suç için anlaşma” suçunu oluşturduğu belirtilmişti.

Bozma kararının ardından dava dosyası, yeniden görülmek üzere Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmişti.

Duruşma savcısı, esas hakkındaki mütalaasında, yargılama aşamasında ölen Metin Yavuz Yalçın hakkındaki kamu davasının düşürülmesini talep etmişti.

 

Paylaşın

HDP’li Mithat Sancar: Temel Hedef İktidarın Gönderilmesi

Partisinin il eşbaşkanları toplantısında konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sancar, 14 Mayıs’ta gerçekleşecek seçimlerine değinerek, “Seçim sürecinin yoğunluğu çalışmaların ne kadar yoğun olacağı bundan önceki tecrübelerimizle de sabittir” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Özellikle seçim dönemlerinde hem halka ulaşma hem desteğimizi büyütmek, gücümüzü büyütmek, bunları sağlayabilmek için sandıkları koruma hedefi önümüzde duruyor. Bu konudaki çalışmaları da yakından takip ediyoruz, sizlerin yaptıklarınızı da görüyoruz. Bundan önceki seçimlerde çalışan bütün yoldaşlarımızın birikimi şimdi sizlerin ellerindedir”

Sancar, konuşmasının devamında, “14 Mayıs’ta yapılacak seçimler tarihi bir öneme sahiptir, bunun da herkes farkındadır. Ya bu otoriter, sömürücü savaşı temel politika olarak kabul eden rejim kendini pekiştirecek ya da demokratik cumhuriyete giden yolun açıldığı yeni bir başlangıç ortaya çıkacak. İnkara, talana, sömürüye, savaşa, dayanan iktidarın gönderilmesi temel stratejik hedefimizdir. Bu konuda zaten her alanda mücadelemizi kararlılıkla yürütüyoruz. Bütün saldırılara, kuşatmalara rağmen hiçbir güç bizi yolumuzdan alıkoyamıyor.” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İl Eşbaşkanları, seçim çalışmalarını değerlendirmek üzere toplandı. Toplantıya HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar başkanlık etti.

Toplantının açılışında konuşan Mithat Sancar şunları söyledi:

Önemli bir dönemeçte önemli bir toplantı gerçekleştiriyoruz. Bunu yüz yüze gerçekleştirmek isterdik ama şartlar ve program yoğunluğu nedeniyle bir araya gelemedik. Ancak online toplantı yapma imkanını yaratabildik. Buradan bu platformdan da görüşlerimizi karşılıklı değerlendirmelerimizi paylaşmak önemlidir.

Öncelikle ben son bir ay içinde başta 8 Mart Newroz olmak üzere sahada büyük emek sarf eden değerli yoldaşlarıma teşekkür etmek istiyorum. Daha da önemlisi deprem sonrasında bütün birimlerimizle başta il eş başkanlarımız, yöneticilerimiz, bütün çalışanlarımızla sahada olmak ve dayanışma içinde olmak için büyük bir seferberlik gerçekleştirdi. Evet halkımız, bu düzenin yarattığı enkazın altında kalmışken ilk dayanışma hareketini başlatan ve sahaya hemen koşan arkadaşlarımız oldu.

Elbette sizler gibi bizler gibi binlerce insan alana gitti ama gittiğimiz her yerde örgütümüzün halkımızın acılarını paylaşma, yaralarını sarma konusunda büyük bir gayret gösterdiklerine tanık olduk. Bundan dolayı da sizleri hem kutluyor ve teşekkürlerimizi sunuyoruz. Bu bizim görevimizdir. Çok büyük yıkım oldu. Büyük kayıplar derin acılar yaşadık. Devlet ve iktidar ilk 3 gün de hiç bir yerde yoktu. Ne arama kurtarma çalışmaları için gerekli yardımlar yapılmıştı ne de açıkta kalan insanlarımızın ihtiyaçlarını karşılayacak bir çalışmaya tanık olduk. Sahada halklarla dayanışan insanlarımızla buluşan sizler ve bizler gibi pek çok çevreden insanlar vardı.

Acımız büyüktü yıkım ağırdı. Hala devam ediyor bu yıkımın sonuçları. Öte yandan dayanışmanın büyüklüğü de acıları biraz hafifletme yaraları sarma anlamında bize teselli olduğu gibi umut da verdi. Çünkü asıl halkı ve toplumu koruyacak gücün bizzat kendi öz örgütlülüğü olduğunu halkla beraber çalışan, halk için çalışan kesimlerin ancak halkı savunabileceğini görebildik.

Bu her alanda böyledir. Ama bu depremin yarattığı yıkımın büyüklüğü karşısında dayanışmanın da muazzam büyüklükte ortaya çıkmış olması bizler için umut vericidir. Emek veren herkese teşekkürlerimi iletiyorum. Depremde hayatını kaybedenlere rahmet diliyor, geride kalanlara sabır, yaralılarımıza da acilen sağlıklarına kavuşması için duygularımız onlarladır.

Aranızda deprem bölgesinde çalışan il eş başkanlarımız da var. Onların da kayıpları var biliyorum. Özellikle Pazarcık ilçe eş başkanımızın çok büyük çabalarını gördük. Kendi kayıpları olmasına rağmen gece gündüz durmadan çalıştı ama onu da maalesef kalp krizi sonucu yitirdik. Onu da saygıyla rahmetle anıyorum.

Depremde yaşanan bu büyük yıkıntının sorumlusunun iktidar olduğunu, bu düzen olduğunu her fırsatta vurguluyoruz. Depremden önce yapılanlar ve yapılmayanlar ile depremden sonra yapılanlar ve yapılmayanlar toplandığında kayıpların sorumlusunun bu düzen olduğunu herkes görüyor. Ranta, sömürüye, rüşvete, yolsuzluğa dayalı bu işleyiş kentlerimiz evlerimizi birer potansiyel yıkım mekanına dönüştürmüştür.

“Sömüreye ve ranta tahsis edilen kaynaklar ölüm getiriyor”

Yaşadığımız evlerin insanlarımıza mezar olmasının zeminini yaratmıştır. Maalesef bu durum yine dediğim gibi büyük kayıplarla ortaya çıktı. Büyük kayıplarla kendini gösterdi. Sorumlu bu talan düzeninin sahipleridir. Öte yandan depremden hemen sonra ulaşması gereken acil kurtarma çalışmalarının da gerçekleşmediğini gördük.

Yine deprem vergileriyle başka alanlardaki kaynaklarla hızlı örgütlenebilecek acil yardım ve kurtarma çalışmaları bu kaynakların başka alanlarda kullanılmasından dolayı deprem bölgesine ulaşamadı. Bu iktidar kaynakları sömürüye, yandaşa sermaye ve savaşa tahsis ediyor. Savaş ranta tahsis edilen bu kaynaklar ölüm ve yıkım getiriyor. Oysa halkın bizzat kendisinin ürettiği bu kaynakları yine insanların iyi bir yaşam sürebilmeleri, hayatlarını ve sağlıklarını koruyabilmek için kullanmak mümkün.

“Başka bir düzen mümkün”

Başka bir düzen, başka bir ülke, başka bir anlayış mümkündür. Bizler bu yeni düzenin kurulması, yeni bir başlangıç için yola çıkmış, demokratik cumhuriyeti toplumun bütün kesimlerinin eşit özgür ve refah içinde yaşayacağı bir sistem olarak kurmak için mücadele yürütüyoruz. O nedenle depremden sonra çalışmalarımızı bu şiarla diğer alanlarda yoğunlaştırarak sürdürürdük.

Bunda da yine en ağır yük sizlerin omuzlarımdaydı. 8 Mart’ı kadınlar dayanışma ruhuyla, acı ve yası paylaşma şiarıyla karşıladılar. Kadın mücadelesinin ne kadar önemli bir güç olduğunu, dönüşüm için ne kadar değerli kaynak olduğunu bizlere gösterdiler. Kadın yoldaşlarımızın bu emekçileri, mücadeleleri bizlere yol gösteriyor, onlara teşekkür ve minnet sunuyorum.

Ardından Newroz’u yas ve acıyı paylaşma ortamında karşılamak durumunda kaldık. Newroz yeni bir başlangıç diriliş, ve direniş günüdür. Başta Kürtler olmak üzere bütün Ortadoğu halklarının bu heyecanla kutladıkları bir bayramdır. Ancak bu sene bir şenlik olarak değil bu düzeni değiştirme kararlılığıyla karşıladık. Yası, acıyı paylaşma duyarlılığı ile karşıladık. Meydanlara onbinler yüzbinler milyonlar aktı.

Bu konuda sizlerin çabalarının da ne kadar önemli olduğunun farkındayız. İl, ilçe örgütlerimiz olmasa böyle canla başla çalışmasa ne depremdeki dayanışmayı ne 8 Mart’taki paylaşmayı ne de Newroz’daki o görkemli buluşmayı gerçekleştirebilirdik. Şimdi önümüzde 1 Mayıs var. Bütün bu söylediğim değerleri, kararlılığı 1 Mayıs’a taşıma sorumluluğumuz var.

1 Mayıs’tan sonra da 14 Mayıs’ta artık sandıklar kurulacak. Seçim sürecine girdik. Seçim sürecinin yoğunluğu çalışmaların ne kadar yoğun olacağı bundan önceki tecrübelerimizle de sabittir. Özellikle seçim dönemlerinde hem halka ulşama hem desteğimizi büyütmek, gücümüzü büyütmek, bunları sağlayabilmek için sandıkları koruma hedefi önümüzde duruyor. Bu konudaki çalışmaları da yakından takip ediyoruz, sizlerin yaptıklarınızı da görüyoruz. Bundan önceki seçimlerde çalışan bütün yoldaşlarımızın birikimi şimdi sizlerin ellerindedir.

14 Mayıs’ta yapılacak seçimler tarihi bir öneme sahiptir, bunun da herkes farkındadır. Ya bu otoriter, sömürücü savaşı temel politika olarak kabul eden rejim kendini pekiştirecek ya da demokratik cumhuriyete giden yolun açıldığı yeni bir başlangıç ortaya çıkacak. İnkara, talana, sömürüye, savaşa, dayanan iktidarın gönderilmesi temel stratejik hedemizidir. Bu konuda zaten her alanda mücadelemizi kararlılıkla yürütüyoruz. Bütün saldırılara, kuşatmalara rağmen hiçbir güç bizi yolumuzdan alıkoyamıyor.

İttifaklarımızı kuruyoruz. Emek ve Özgürlük İttifakı zaten daha önce kuruldu ve şimdi yoluna genişleyerek devam ediyor. Öte yandan Kurdi İttifaklarımızın da kuruluşu ile ilgili çalışmalar son aşamaya geldi. Hem Emek ve Özgürlük İttifakı hem Kurdi İttifak bu Demokrasi ve Özgürlük ittifakının motor gücü olacaktır. Demokratik dönüşümün belirleyici dinamiği olacaktır. Bu ittifakla aslında bizim en geniş birlikteliği demokratik demokratik güç birliği değişimi geniş çatı altında toplanıyor. Buna en başta kadın mücadelesi ve kadın hareketleri dahildir. Gençliğin büyük kararlılığı, azmi ve onların yarattığı mücadele birliği de bizim ittifakımızın belki de en temel sütununu oluşturuyor.

Bu seçimlere HDP olarak giremeyeceğimizi açıkladık fakat bütün teşkilatlarımız seçime bu ihtimalleri gözeterek hazırlanmıştır. İktidarın ve rejimin oyunlarına karşı bizler de her daim uyanık olduk, hazırlıklarımızı hiçbir dönem aksatmadık. Bu seçimlere bu büyük gücü, yarattığımız büyük dinamizmi ve değişim iradesini yansıtacağımızı ilan ettik. Kapatma davası açıldıktan kısa süre sonra bunu söyledik, halklarımızı asla seçeneksiz bırakmayacağız. Üçüncü Yolu inşa etmek için mutlaka alternatifler oluşturacağız.

“Bu seçimlere Yeşil Sol Parti çatısı altında gireceğiz”

Üçüncü Yol’un başarıya ulaşması için mutlaka seçimleri büyük toplumsal mücadelenin önemli bir parçası olarak görüp çalışmaları en ileri noktaya taşıyacağız. Bunları böyle de belirtmiştik, soru işaretleri vardı belki belli insanlarımızın ve çevrelerin zihinlerinde acaba ne olacak diye soruyorlardı ama çok büyük çoğunluk biliyordu ki geçmişten gelen o büyük mücadele birliği bugün bizlere yol gösteriyor. O birikim ve tecrübenin bize verdiği büyük güçle biz alternatifleri oluşturduk. Biz alternatiflerimizi oluşturduk, bu seçimlere Yeşil Sol Parti çatısı altında gireceğiz. Yeşil Sol Parti’nin örgütlendiği iller zaten var, İlçeler var.

Ama HDP’nin bulunduğu her yer Yeşil Sol Parti’nin gücüdür. Onun insan ve mücadele kaynağıdır. Yeşil Sol Parti’yi bu seçimlerde bütün gücümüzle ittifakların da dahil olduğu bir çerçevede en yüksek başarıya hep birlikte taşıyacağız. Bu sorumluluğun farkındayız. Bu rejimi değiştirmemiz gerekiyor. İnkar, imha, savaş ve sömürü düzenini değiştirmemiz gerekiyor.

Halklarımıza ve topluma büyük bedeller ödeten bu baskıcı ve zalim anlayışı durdurmamız gerekiyor. Bu hedeflere ulaşma konusunda güvenceyiz. Kürt sorunuda demokratik çözüm, yeni başlangıç ancak bizim öz gücümüzle olur. Bizler demokratik dönüşümün güvencesiz. Kürt sorununda demokratik çözümün asıl yine kaynak gücü olacağız. Büyük barışı demokratik çözüm üzerine inşa etmek yine bizlerin gücüyle olacaktır.

Özgür gelecek bizlerin mücadelesi ile kurulacaktır. O nedenle bütün enerjimizi bütün kaynaklarımızı bu sorumluluk bilinciyle harekete geçiriyoruz. Siz eş başkanlarımız bu mücadelenin gerçek anlamda emekçilerisiniz, gerçek rençberlerisiniz, zahmetkeşlerisiniz. Sizlerin bu emekleri bizlerin de hep birlikte yolumuzu açıyor. Sorumluluklarımızı bize her gün yeniden hatırlatıyor, değişim bizim mücadelemizden geçiyor. İkitdarı göndermek yetmiyor, yeni bir dönem başlatmak gerekiyor.

Bu yeni dönem demokratik cumhuriyet hedefiyle mücadele dönemi olacaktır. Demokratik cumhuriyete giden yolda hep birlikte başarılı olacağımıza inancımız tamdır. Hep birlikte kazanacağımızı biliyoruz. Bütün çalışmalarınız, emeklerinizi için teşekkür ederim. Bundan sonraki zorlu çalışmalar için kolaylıklar diliyorum. Ramazan ayının da hayırlara bu mücadelede hayırlı sonuçlara vesile olmasını diliyorum. Serkeftin hepimize, Türkiye halklarına ve geleceği umutla bekleyen bütün insanlarımıza.”

Paylaşın

14 Mayıs Seçimleri: Doğru Parti, Kılıçdaroğlu’nu Destekleyecek

Kemal Kılıçdaroğlu ile CHP Genel Merkezi’nde bir araya gelen Doğru Parti Lideri Serdaroğlu, görüşme sonrası basın mensuplarına yaptığı açıklamada, seçimlerde Millet İttifakı adayı Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini söyledi.

Haber Merkezi / Ata İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayının Sinan Oğan olduğunun açıklamasının ardından, Rifat Serdaroğlu ittifaktan ayrıldıklarını açıklamış ve “Doğru Parti olarak 3’üncü bir cumhurbaşkanı adayı çıkarmanın Cumhur İttifakı’na hizmet edeceği ve partimizi bir bölen durumuna düşüreceği inancındayız. Doğru Parti olarak bu ittifakın içinde olmadığımızı yüce Türk milletine duyururuz” demişti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Doğru Parti Genel Başkanı Rıfat Serdaroğlu ile bir araya geldi. İki lider, görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Kılıçdaroğlu, açıklamasında, “Yaşadığımız deprem felaketinin nasıl yaraların sarılması konusunda, neler yapılması gerektiği konusunda karşılıklı düşüncelerimizi aktardık. Kendisine bu ziyareti için son derece teşekkür ederim” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu’ndan sonra konuşan Serdaroğlu ise Türkiye’nin tarihi bir seçime gittiğini ifade ederek şu açıklamalarda bulundu:

“Türkiye tarihi bir seçime gidiyor. Cumhuriyet tarihimizin en önemli seçimini yapacağız hep beraber. Maalesef seçimin şartları, demokrasiyi hazmedemeyen AKP iktidarı tarafından karmakarışık hale getirildi. Hepinizin bildiği gibi Sayın Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı adayı üçüncü defa olması mümkün değil. YSK’ye bu konuda itirazımızı da yaptık biz, Doğru Parti olarak. İnşallah YSK, Anayasa’yı ihlal suçu işlemez. Eğer bunu yaparsa Türkiye’nin çok az nebze kalmış ‘hukuk devleti’ tanımını da bizzat YSK çok ağır tahrip etmiş olur ve önümüzdeki günlerde çok ciddi sıkıntılar çıkabilir.

Biz Doğru Parti olarak, Türkiye’nin; merkez sağdan kaynaklanan, merkezden kaynaklanan çok ciddi bir partisiyiz. Daha önce; rahmetli Demirel ile rahmetli Erdal İnönü’nün Türkiye’nin en güzel koalisyonunu yaptıkları dönemi yaşadık. Ülkeye de çok ciddi hizmetler verdik, hepimiz. Şimdi biz Sayın Erdal İnönü’nün, Sayın Karayalçın ile de beraber çalıştık. Sayın Hikmet Çetin ile de beraber çalıştık. Sayın Demirel’in Cumhurbaşkanı olmasında özellikle Sayın Erdal İnönü’nün çok büyük katkısı vardır.

Biz vefalı insanlarız, tarihimize sadığız. Aynı vefayı şimdi biz Cumhurbaşkanımız olarak Sayın Kılıçdaroğlu’nda göstereceğiz ve CHP’nin en çalışkan teşkilatlarından daha fazla çalışarak, büyük oy farkıyla birinci turda Çankaya’ya inşallah göndereceğiz, Sayın Cumhurbaşkanımızı…

Bizim geleneğimizde bir söz vardır; ehemin mühime tercih edilmesi, yani mühim önemli demek ama ehem daha önemli demek. Bir trafik kazası geçirdiniz, kolunuz kırıldı. Ama aynı anda da bir damarınız patladı. Doktor hangisini tedavi eder, önce? Elbette ki hayatta kalabilmeniz için damarı tamir eder.

Bizim altılı masanın paydaşlarıyla ilgili görüşlerimiz var, onların hepsini dondurduk şimdi… Şimdi, Türkiye’nin en önemli meselesi organize suç örgütü gibi çalışan AKP’nin adayı Cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir daha seçilmemesi mücadelesidir. Bu, Türkiye’nin en önemli meselesidir. Doğru Parti’nin geleceğinden de önemlidir.

CHP’nin geleceğinden de önemlidir. Evvela bu işimizi yapacağız. Onu demokratik yolla indireceğiz. Yerine Anayasamızın değiştirilemez maddelerine sahip çıkacak, Atatürk ilke ve devrimlerine sahip çıkacak sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu büyük oy çoğunluğuyla oturtacağız inşallah, kendisini tebriğe ilk giden biz olacağız. Bizi ağırladığınız için çok teşekkür ediyorum.”

Paylaşın

YSK, 14 Mayıs’ta Oy Kullanacak Seçmen Sayısını Duyurdu

14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerinde, yurt içinde 190 bin 736 sandıkta, 60 milyon 904 bin 499 kişi oy kullanabilecek. Yurt dışında ise 4 bin 969 sandıkta 3 milyon 286 bin 786 kişi oy verebilecek.

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı seçimi için oy pusulalarının basımına 12 Nisan’da, milletvekili seçiminde kullanılacak oy pusulalarının basımına 19 Nisan’da başlanacak.

Cumhurbaşkanı seçimi, milletvekili seçimi ve cumhurbaşkanı seçiminin ikinci tura kalması halinde 28 Mayıs’ta kullanılmak üzere, toplam 249 milyon 670 bin 310 adet birleşik oy pusulası bastırılacak.

Oy pusulalarının şekli belirlenip, basım aşamasına gelindikten sonra, oy pusulasındaki mühür basılacak yerler dikkate alınmak suretiyle mühür delikleri oluşturulacak.

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) dünkü toplantılarında aldığı kararlar, bugünkü Resmi Gazete’de yayımlandı.

Buna göre, 14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Seçimi’nde yurt içinde toplam 190 bin 736 sandıkta, 60 milyon 904 bin 499 kişi oy kullanabilecek.

Yurt dışında ise 4 bin 969 sandıkta 3 milyon 286 bin 786 kişi oy verebilecek.

Cumhurbaşkanı seçimi için oy pusulalarının basımına 12 Nisan’da, milletvekili seçiminde kullanılacak oy pusulalarının basımına 19 Nisan’da başlanacak.

YSK, yurt dışındaki seçmenlerin daha önce oy kullanmaya başlayacağını da gözeterek, her sandığa görme engelliler için bir adet şablon gönderecek.

Cumhurbaşkanı seçimi, milletvekili seçimi ve cumhurbaşkanı seçiminin ikinci tura kalması halinde 28 Mayıs’ta kullanılmak üzere, toplam 249 milyon 670 bin 310 adet birleşik oy pusulası bastırılacak.

Oy pusulalarının şekli belirlenip, basım aşamasına gelindikten sonra, oy pusulasındaki mühür basılacak yerler dikkate alınmak suretiyle mühür delikleri oluşturulacak.

Seçimler için 814 bin 120 adet görme engelli oy kullanma şablonu oluşturulacak ve bu şablonlar YSK tarafından yurt içi ve dışındaki oy verme yerlerine gönderilecek.

Ayrıca, YSK’nin, il ve ilçe seçim kurullarının seçim sonuçlarına ilişkin görevleri hakkındaki kararı ile seçim sonuçlarının belirlenmesinde uygulanacak usul ve esaslar hakkındaki genelgesi de Resmi Gazete’de yayımlandı.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’na Yakın Kurmaylar Aday Olmadı: Bakanlık İddiası

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine sayılı haftalar kala partilerin ve liderlerin stratejileri de netleşiyor. Bu çerçevede, Kılıçdaroğlu’na yakın kurmayların seçim sonrası kabinede yer almak için aday olmadığı öne sürüldü.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da “kabinede yer almak isteyenlerin milletvekili adayı olmamalarını” istediği öğrenildi.

CHP’de, Grup Başkanvekili Engin Özkoç, Genel Sekreter Selin Sayek Böke, Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun’un da aralarında bulunduğu bazı kurmaylar, seçimin kazanılması halinde, kabinede görev almayı tercih ettiği için milletvekilliğine aday olmadı.

2018 seçimlerinde 7 binin üzerinde ismin milletvekili adaylığı için başvuruda bulunduğu Adalet ve Kalkınma Partisi’nde (AK Parti) ise adaylık başvurusunda bulunanların sayısı 6 bin 25 oldu. Aday olanların arasında kabine üyeleri de yer alıyor.

Milletvekili aday adaylığı için bir önceki seçimlere kıyasla rekor başvurunun olduğu CHP’de kesin rakamın Cuma günü açıklanması bekleniyor.

CHP’de mevcut milletvekillerinin büyük bölümü yeniden adaylık için başvuruda bulunurken, bakanlık veya belediye başkanlığına aday olmayı planlayan bazı milletvekilleri ise adaylık başvurusunda bulunmadı.

Bu çerçevede, Kılıçdaroğlu’nun yakın kurmaylarından CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, son basın toplantısı öncesinde gazetecilere “grup başkanvekili olarak son toplantısını” yaptığını belirterek yeniden aday olmayacağını açıkladı.

Özkoç,  “İnşallah yürütmede buluşuruz” sözleriyle de seçim sonrasına ilişkin sinyal verdi.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’a konuşan  Özkoç, siyasette şimdiye kadar Kılıçdaroğlu ile birlikte yol yürüdüğünü belirterek, “ O yolda yürürken hiç ters düşmedik. Adalet Yürüyüşü’nde de yalnız bırakmadım. Şimdi başka bir yola çıkıyor. O çıktığı yolda da yalnız bırakmayacağım. Çünkü kendisine sözüm var,  hiçbir zaman yalnız bırakmayacağım diye” dedi.

Özkoç dışında Genel Sekreter Selin Sayek Böke, Genel Başkan Yardımcıları Bülent Kuşoğlu, Onursal Adıgüzel, Ahmet Akın ve Seyit Torun da milletvekili adaylığı için başvuruda bulunmadı.

Cumhurbaşkanlığı seçiminin kazanılması halinde Millet İttifakı içinde yer alan siyasi partilerin kabinede kaç bakanla temsil edileceği ve hangi bakanlıkların hangi partiye verileceği kesin çizgilerle belirlenmiş değil.

Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın’ın ise kabinede yer almaması halinde 2024 yerel seçimlerinde Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday gösterilmesi bekleniyor.

2019 yerel seçimlerinde CHP’nin Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan adayı olması planlanan Akın, ittifak anlaşması uyarınca, o zaman İYİ Parti’de olan İsmail Ok’u belediye başkanlığına aday göstermiş, ancak seçimi AK Parti adayı Yücel Yılmaz kazanmıştı.

CHP’de İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer de adaylık başvurusunda bulunmayan isimler arasında.

AKP’de 30 dolayında milletvekili aday olmadı

Aday adaylığı başvurularının sona erdiği AK Parti’ye 1176’si kadın olmak üzere toplam 6 bin 25 başvuru yapıldı.  2018 seçimlerinde  7  bin 329 kişi aday adaylığı başvurusunda bulunmuştu.

AK Parti’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da talebi üzerine kabinedeki 17 bakan milletvekili adaylığı başvurusunda bulundu.

Erdoğan’ın bu tercihinin altında, parlamentoyu güçlendirme hedefinin yattığı ifade ediliyor. Bu çerçevede, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın Ankara ikinci bölgeden aday olması beklenirken, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın Kayseri, Hazine ve Maliye Bakanı Nurettin Nebati’nin Şanlıurfa, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un İstanbul’dan aday gösterileceği konuşuluyor.

Bakanların önemli bir bölümünün de depremin vurduğu illerden milletvekili gösterilmesi bekleniyor.

AK Parti’de  Merkez Yürütme Kurulu üyesi Mehmet Özhaseki, eski bakanlar Kayseri Milletvekili Taner Yıldız, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal, Diyarbakır Milletvekili Mehdi Eker, Erzurum Milletvekili Recep Akdağ’ın da aralarında bulunduğu 30 dolayındaki milletvekili ise yeniden aday olmadı.

Bürokrasiden iktidar partisi AK Parti’ye başvuruların ise önceki adaylık süreçlerine göre sınırlı kaldığı belirtiliyor.

AK Parti kaynaklarına göre Cumhurbaşkanı Erdoğan, aday olmak isteyen bazı üst düzey bürokratların görevlerinde kalmalarını isteyerek, adaylık vizesi vermedi.

Kulislerde, cumhurbaşkanlığı bürokrasisinde de birçok ismin adaylık için istifayı planladığı, ancak Erdoğan’ın onay vermemesi nedeniyle, görevlerinde kaldığı kaldığı belirtiliyor.

Paylaşın

Saadet, DEVA Ve Gelecek Partisi, İttifakı İçinde İttifak Kuracak Mı?

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine sayılı günler kala ittifaklarda seçimlerde en iyi sonucu almak için stratejilerini netleştiriyor. 

Millet İttifakı’nı oluşturan partilerden olan Saadet Partisi, Deva ve Atılım (DEVA) Partisi ve Gelecek Partisi’nin ittifak içinde ittifak için kendi aralarındaki görüşme trafiği sürüyor.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, geçtiğimiz günlerde Karar TV’de “ittifak içinde ittifak” formülüyle ilgili konuşmuş ve çalışmaların yüzde 99 oranında tamamlandığını söylemişti. Karamollaoğlu, “Üç parti olarak seçime müşterek girmemiz oyumuzu yükseltecek” demişti.

Bu çerçevede ittifak protokollerini iki gün önce Yüksek Seçim Kurulu’na sunan Millet İttifakı içinde yer alan Saadet Partisi, DEVA ve Gelecek Parti’nin daha çok milletvekili çıkarabilmek için kendi aralarında başlattıkları üçlü görüşme trafiği sürüyor.

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in ilgili partilerin üst düzey yetkililerinden edindiği bilgilere göre, üç partinin “ittifak içinde ittifak” kurma formülünde henüz nihai sonuca ulaşılabilmiş değil ancak temaslar yoğun şekilde sürüyor ve bir süre daha trafiğin devam etmesi bekleniyor.

Üçlü “ittifak içinde ittifak” formülünde ilerleme sağlanıp sağlanmaması ve üç partinin bir sonuca ulaşıp ulaşmaması Millet İttifakı’ndaki altı partinin aday listelerinde olası ortaklaşma formüllerini de etkileyeceği için önemli görülüyor.

Gerek altı partinin ortak aday listeleri gerekse üçlü ittifak formülü ile ilgili kritik bir görüşme ise bugün Malatya’daki liderlerin katılacağı iftar olarak öne çıkıyor. İftarda diğer meselelerin yanı sıra bu konunun da gündeme gelebileceği, cumhurbaşkanı adayı kararını netleştiren ve önemli bir krizi aşan altı liderin şimdi bu konuya yoğunlaşmaya başlayabileceği belirtiliyor.

Bu arada altı partinin aday listeleri için oluşturduğu komisyonun da beklenen toplantısını gelecek hafta yapması bekleniyor.

Üç partinin tutumları nasıl?

Peki ittifak içinde ittifak kurarak daha çok milletvekili kazanmak isteyen üç partinin tutumları nasıl şekilleniyor?

“İttifak içinde ittifak” formülüne ilişkin üç partinin tutumlarında henüz tam bir ortaklaşma sağlanamadı.

Saadet Partisi seçime kendi logosu ile girilmesini isterken, diğer iki parti de kendi logolarını tercih ediyor. Her partinin kendi logolarıyla girme konusunda daha önce alınan kendi kurul kararları ve parti ilkelerine göre hareket etmek isteklerinin gündemde olduğu belirtilirken, bununla birlikte belli ortaklaşmaların yapılmasına ilişkin de güçlü işaretler var.

Partilerin yetkilileri liste oluşturulması ile ilgili süreçlerin işin doğası gereği biraz dinamik olduğunu ve görüşmelerin son birkaç güne kadar devam edebileceğini söyleyerek, “Bugün aldığımız karar yarın başka bir şekle evrilebilir” diyor.

DEVA Partisi daha önce aldığı parti kararı çerçevesinde seçime kendi amblemi ile girmek konusunda kararlığını sürdürürken, belli iller bazında diğer partilerle ortak çalışmalar yapılmasına ise soğuk bakmıyor.

Gelecek Partisi ise ittifak içinde ittifak önerisine çok sıcak olmadığını, daha çok CHP ve İYİ Parti ile ittifak kurmayı düşündüklerini belirtmişti.

Bu arada her partinin en az 41 ilde kendi logolarıyla seçime girmeleri de gerekiyor.

Milletvekili aday listelerinin YSK’ya teslimi için son gün olan 9 Nisan’a kadar her iki ittifakın aday listelerinin de netleşmesi için zaman bulunuyor.

Ortak listelerin önemi ne?

Peki yeni seçim yasasında ortak listeler hazırlamak ittifaklara ve partilere ne kazandırıyor?

AK Parti ile MHP’nin geçen yıl getirdiği yeni seçim sistemi ittifak içindeki partileri yüzde 7 baraja karşı korusa da her parti kendi alacağı oy oranına göre milletvekili çıkaracağı için ittifakın önemini azaltmış durumda. Bu nedenle her iki büyük ittifak da bazı illerde ortak liste yapma arayışında.

Araştırmacı Nezih Onur Kuru, ittifaklar için parlamento seçimlerinde ortak liste yapmalarının önemine dikkat çekerek, yeni seçim yasasının ittifakların artık oylarıyla ekstra milletvekili çıkarabilmesi avantajını ortadan kaldırdığını, bunun da daha az sayıda partiden oluşan ve parti arasındaki oy makası geniş olan Cumhur İttifakı’na yaradığını belirtiyor.

Kuru, Cumhur İttifakı’nın kritik illerde tek liste yapması ve Millet İttifakı’nın ise yapmaması durumunda Cumhur İttifakı’nın yüzde 41 oy ile Meclis’in salt çoğunluğu olan 301 sandalyeyi kazanabileceğine dikkat çekiyor.

Paylaşın

Erdoğan’dan Bakanlara “Dokunulmazlık Zırhı” Kazandırma Hamlesi

14 Mayıs’ta yapılacak olan seçime sayılı haftalar kala partilerin ve liderlerin stratejileri de netleşmeye başlıyor. Kulislerde Erdoğan’ın “listelerin ilk sırasına koyacağı bakanlara ‘dokunulmazlık zırhı’ kazandırmayı hedeflediği” belirtiliyor.

Seçime iki aydan az bir süre kala, ittifaklar protokol hazırlıklarını ve vekil listelerini tamamlıyor. AK Parti’de milletvekili listelerin oluşturulması için yoğun bir mesai yapılıyor. Bu formüllerden biri de mevcut bakanların milletvekili adayı gösterilmesi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “17 kabine üyemin değişik illerde görevler vereceğiz, büyükşehirler bakan arkadaşlarım için en uygun yerlerdir” demişti.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre, bakan adaylıklarında depremden zarar gören 11 il öncelikli olacak. Erdoğan’ın “listelerin ilk sırasına koyacağı bakanlara ‘dokunulmazlık zırhı’ kazandırmayı hedeflediği” belirtiliyor.

“İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Kahramanmaraş’ta, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın Hatay’da, Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin Şanlıurfa’da, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Derya Yanık’ın da Osmaniye’de milletvekili adayı yapılacağı” belirtiliyor.

“Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un ise İstanbul birinci bölgeden liste başı olacağı” kaydediliyor. “Kurum’un 2024 yerel seçimlerinde de İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığına aday yapılacağı” ifade ediliyor.

Kulislere yansıyan bilgilere göre, “Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişci’nin Adana, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Antalya, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın Kayseri, Ticaret Bakanı Mehmet Muş’un İstanbul, Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu’nun Trabzon, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın Diyarbakır,

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın Kocaeli ya da Bursa, Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu’nun Manisa, Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in Ankara ya da Tokat, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin’in İstanbul, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un İzmir ya da İstanbul listelerinde yer alması” bekleniyor.

Paylaşın

Dikkat Çeken Araştırma: Halk Hükümetten Umudunu Kesti

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri yaklaşırken kamuoyu araştırmaları da hızlandı. Artıbir Araştırma’nın son yaptığı ankette halk, ülke sorunlarının kısa vadede çözüleceğine inanmıyor.

50 bini aşkın yurttaşın yaşamını yitirdiği depremin ardından bölgeye hükümetin geç müdahale ettiği eleştirileri de karşılık buldu. Yüzde 55’e yakın bir çoğunluk müdahalenin geç yapıldığını belirtirken yüzde 42’lik bir kesim zamanında müdahale yapıldığını savundu.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun oy oranı ankete göre yüzde 51,3 oldu. Erdoğan’ın oy oranı yüzde 44 olurken Muharrem İnce’nin yüzde 3,5, Sinan Oğan’ın ise yüzde 1,2 oranında kaldığı görüldü.

Artıbir Araştırma tarafından 13-21 Mart arasında bin 500 kişiyle yapılan kamuoyu yoklamasından çarpıcı sonuçlar ortaya çıktı.

Birgün’ün aktardığına göre, ankette deprem felaketi, ekonomik kriz, parti ve cumhurbaşkanı adaylarının oy oranları gibi gündemlere ilişkin sorular yöneltildi.

“Ülkenin en önemli sorunu sizce nedir?” sorusuna katılımcıların yüzde 50’den fazlasının ‘ekonomi’ yanıtı verdiği görülürken yüzde 45’e yakının ‘deprem’ yanıtı vermesi dikkat çekti.

50 bini aşkın yurttaşın yaşamını yitirdiği depremin ardından bölgeye hükümetin geç müdahale ettiği eleştirileri de karşılık buldu. Yüzde 55’e yakın bir çoğunluk müdahalenin geç yapıldığını belirtirken yüzde 42’lik bir kesim zamanında müdahale yapıldığını savundu.

Bölgeye giden yardımların da yetersiz olduğuna dikkat çeken katılımcıların yüzde 67’si ‘yardımlar yetersiz’ dedi. Bu soruya yardımlar yeterli yanıtını verenlerin oranı yüzde 25’in altına indi.

Deprem yaşanan illerde sorunların kısa vadede çözüleceğine inanların oranı yüzde 18 olurken orta vadede çözüleceğini düşünlerin oranı yüzde 35, uzun vadede çözülür diyenlerin oranı ise yüzde 30 bandında yer aldı. Bu soruya yüzde 17’lik bir kesim ise ‘fikrim yok’ yanıtını verdi.

Ankette kurumlara güven oranı da ölçüldü. En fazla güven duyulan kurum yüzde 52 ile AHBAP olurken AFAD yüzde 29, skandallarla anılan Kızılay ise yüzde 9 olarak gerçekleşti.

Araştırmanın en dikkat çeken sonuçlarından biri de ekonominin kısa vadede düzelip düzelmeyeceği sorusuna verilen yanıtlar oldu.  Yüzde 70’lik bir kesim bu soruya ‘hayır’ yanıtını verdi. Ekonomik sorunların kısa vadede çözüleceğini düşünlerin oranı yalnızca yüzde 19,7’de kaldı.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun oy oranı ankete göre yüzde 51,3 oldu. Erdoğan’ın oy oranı yüzde 44 olurken Muharrem İnce’nin yüzde 3,5, Sinan Oğan’ın ise yüzde 1,2 oranında kaldığı görüldü.

Paylaşın

Erdoğan’ın Bakanları Aday Göstermesinin Ardında Ne Yatıyor?

Seçime sayılı haftalar kala partilerin ve liderlerin stratejileri de netleşmeye başlıyor. AK Parti’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da talebi üzerine kabinedeki 17 bakan milletvekili adaylığı başvurusunda bulundu. 

Bu çerçevede, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın Ankara ikinci bölgeden aday olması beklenirken, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın Kayseri, Hazine ve Maliye Bakanı Nurettin Nebati’nin Şanlıurfa, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un İstanbul’dan aday gösterileceği konuşuluyor.

Milletvekili listelerin oluşturulması için yoğun bir mesainin yapıldığı AK Parti’de Meclis’te çoğunluğun sağlanabilmesi için bir dizi formül geliştiriliyor. Bu formüllerden biri de mevcut bakanların milletvekili adayı gösterilmesi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çarşamba akşamı katıldığı NTV ve Star TV ortak yayınında “Cumhurbaşkanı yardımcım şu anda bir ilde aday olarak bulunacak, koşturacak, aday yapıyoruz. Aynı şekilde 17 kabine üyemin hemen hemen her birine değişik illerde bu tür görevler vereceğiz. ‘Ağırlıklı olarak belirlediğiniz neredir?’ derseniz, büyükşehirler bakan arkadaşlarım için en uygun olan yerlerdir” açıklamasını yaptı.

Peki AK Parti’nin bakanları aday göstermesi formülünün ardında ne yatıyor? Bakanların vekilliği AK Parti’ye ne sağlayacak? Bu soruların yanıtı, AKP’nin seçim sonuçlarına ilişkin yaptığı hesaplamalarda yatıyor.

Cumhur İttifakı meclis çoğunluğunu kazanabilecek mi?

AK Parti kurmayları, 14 Mayıs seçimlerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ilk turda zaferle çıkacağını savunuyor. Ancak AK Partililer Meclis’te çoğunluğu için ise bu kadar rahat ve net konuşamıyor. Üst düzey bir AK Partili, “Cumhurbaşkanı Erdoğan seçimi kazanacak, burada bir problem görmüyoruz, fakat Meclis’te çoğunluk sağlanması noktasında çok kritik dengelerle karşılaşabiliriz. Kötü senaryodan bakarsak ve Erdoğan kaybederse de yine Meclis’te çoğunluk sağlayabilmek Cumhur İttifakı için çok önemli” değerlendirmesini yapıyor.

Mecliste çoğunluğun nasıl sağlanabileceği konusu geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli arasında yapılan bir görüşmede de ele alındı. Görüşmede, bazı illerde ortak liste yapılması ve ayrıca bakanların aday gösterilmesi gündeme geldi.

Bakanların adaylığı ile meclise güçlü girmek hedeflenirken kulislerde bazı bakanların aday yapılacaklarını TV programından öğrendikleri konuşuluyor. Ayrıca bazı bakanların aday olmayı düşünmediği, ancak AK Parti yönetimine “Görev verildi, artık geri dönüş yok” dedikleri ifade ediliyor.

“Kılıçdaroğlu-İmamoğlu-Yavaş” önlemi mi?

Bakanların aday yapılarak listelere “dinamizm” getirilmesinin bir gerekçesinin de Millet İttifakı’nın sahada hem altı lider hem de cumhurbaşkanı yardımcısı olarak Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş ile “sekiz koldan” yapacağı çalışmalar olduğu belirtiliyor. Millet İttifakı’nda yakalanan bu dinamizmin bakanlar ile yakalanabileceği değerlendiriliyor.

Erdoğan’ın kabinesini aday yaparak bakanlara ve kamuoyuna verdiği bir diğer mesajın da “değişim” olduğu ifade ediliyor. Meclis’teki sağlanacak çoğunluk ve seçimin kazanılması halinde Erdoğan, bazı isimleri yeniden bakan olarak görevlendirebilecek. Ancak Meclis’te kritik sayıda, örneğin 302 – 303 gibi, vekil çıkarılması durumunda ise bakanlar vekil olarak devam edecek. Milletvekili sayısının 330’lara varması durumunda da bazı isimler bakan olarak yeniden atanabilecek.

Ama her iki durumda kabinenin tamamen ya da önemli bir kısmının yenilenmesinin yolu açılacağı yorumu da yapılıyor.

Tam kadro sahada olacak

AKP’nin tam kadro tüm imkanlarıyla sahada olacakları tahmin ediliyor. Özellikle deprem bölgelerinde görevlendirilecek bakanların sahada aktif çalışarak AK Parti’ye ivme kazandırması hedefleniyor.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Kahramanmaraş’tan, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın Hatay veya Kayseri’den, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın Konya veya Şanlıurfa’dan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un da İstanbul veya Hatay’dan, Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin Şanlıurfa’dan, Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişci’nin Adana’dan, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Antalya’dan, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu’nun Adıyaman’dan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık’ın Osmaniye’den, Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in Tokat ya da Malatya’dan adaylığı konuşuluyor.

Diğer bakanların da yine listeler şekillenirken değerlendirilerek büyükşehirlerde aday yapılacağı kaydediliyor. Deprem bölgesinde aday yapılacak bakanların da deprem bölgesindeki vatandaşlara bir mesaj verileceği ve “iktidara olan tepkinin azaltılması için” izlenen yol haritası olacağı belirtiliyor.

Dokunulmazlık zırhı kazandırma hedefi var mı?

Peki bakanların adaylığı onlara dokunulmazlık zırhı sağlama amacı da taşıyor mu?

DW Türkçe’den Kıvanç El’in edindiği bilgilere göre dokunulmazlıklar bir gerekçe olarak görülmüyor.

Bakanların dokunulmazlığı için şu anda Meclis’te işletilecek süreçlerin ardından Yüce Divan’da yargılama yapılıyor. Bakanların görevleri ile ilgili suçlarla yargılanabilmesi için Meclis’te 5’te 3 çoğunlukla yani 360 milletvekilinin onayı ile soruşturma açılabiliyor. Yüce Divan’a sevk için ise 400 milletvekilinin onayı gerekiyor. Yani bakanlar, milletvekili olmasa dahi, yargılanmaları için Meclis’te zorlu bir süreç işletilmesi gerekiyor.

25 Mart Cumartesi günü AK Parti 81 ilde eğilim yoklaması da yaparak olası milletvekili adaylarını belirlemesi hedefleniyor.

Bakanlar beklenen katkıyı sağlar mı?

PanoramaTR Araştırma Direktörü Osman Sert, bakanların aday yapılmasının bakanların sahaya sürülmesinin “doğal” bir hamle olduğu görüşünde.

Sert, “Bakanlar yerel figürlere göre daha bilinen isimler, bu nedenle yapılmıştır ancak bu sonuç verir mi o büyük bir soru işareti. Çünkü mevcut bakanlar daha önceki bakanlar gibi değil. Daha öncekiler siyasal kimlikleri vardı ve toplumsal etkileşimleri güçlüydü. Şu andaki bakanların görev alanı dışında neredeyse saha ile temasları yok” değerlendirmesi yaptı.

Erdoğan’ın hamlesinin seçime ivme katma hamlesi olduğunu ifade eden Sert, “Milli Eğitim Bakanı ya da Turizm Bakanı‘nın siyasetçi olarak sahada karşılığı olduğunu söylemek çok zor” ifadesini kullandı.

Paylaşın