Avrasya Araştırma Başkanı Özkiraz: İnce’nin Oyları Kılıçdaroğlu’na Dönecek

Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce’nin cumhurbaşkanı adaylığını değerlendiren Avrasya Araştırma Başkanı Kemal Özkiraz, Memleket Partisi’nin kendi seçmeni haricinde dışarıdan 1,3 oranın da oy aldığını belirtti.

İnce’nin oylarının bir kısmını Zafer Partisi ve İYİ Parti seçmeninden, küçük bir kısmını ise; AK Parti ve CHP seçmeninden aldığını ifade eden Özkiraz, şöyle konuştu:

“Seçime az bir zaman kala muhalefetten gelen oyların muhalefetin adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na döneceğini sanıyorum. 2018’te  Muharrem İnce’nin adaylığında da benzer bir durum yaşanmıştı.

İnce’yi politik olarak benimseyenler dahi ona oy verdiler çünkü ikinci tura kalma ihtimali yüksekti. Bugün de aynı düşünceyle hareket edilecek, seçmen bakacak ilk turda kazanma ihtimali yüksek ya da ikinci tura kalma ihtimali yüksek adaya oy verecek.”

14 Mayıs seçimlerine geri sayım başladı. Partiler ve ittifakların adayları yavaş yavaş belli olmaya başladı.

Cumhurbaşkanı adayları arasında dikkat çeken isimlerden biri ise; 2018 seçimlerinde Cumhurbaşkanı adayı olan Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce.

İnce’nin adaylığı kamuoyunda bir kesimden destek görürken, büyük bir kesimin de Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun oylarının bölünmesine neden olacağı üzerinden tepki gösteriyor.

İnce’nin adaylığı Kılıçdaroğlu’nun oylarının bölünmesine neden olur mu? İnce’ye giden oylar hangi partinin seçmeninden gidiyor, adaylığını son dakikaya sürdürmesi risk barındırır mı?

Araştırma şirketi yöneticileri İnce’nin adaylığını Bianet’ten Ruken Tuncel’e değerlendirdi.

ORC Araştırma Şirketi Başkanı Mehmet Pöseki, “Muharrem İnce’nin adaylığının Cumhur İttifakının Adayı Erdoğan veya Millet İttifakı adayı Kılıçdaroğlu’nun seçim kazanması ya da kaybetmesine etki etmeyeceğini” söylerken, Aksoy Araştırma Başkanı Ertan Aksoy, “İnce’nin oy pusulasına girmesinin risk yaratacağını” vurguladı.

Avrasya Araştırma Başkanı Kemal Özkiraz ise; “İnce’nin adaylığının Cumhur İttifakı’nın adayı Recep Tayyip Erdoğan’a yaradığını” belirtti.

Ancak üç isim de “Kemal Kılıçdaroğlu’nun her koşulda seçiminin galibi olacağını” söylediler.

“İnce çekilirse Kılıçdaroğlu yüzde 60’a çıkar”

Mehmet Pösteki, mart ayı araştırmalarına dikkat çekti ve “Bizim yaptığımız araştırmalar, İnce ile veya İnce’siz Kemal Kılıçdaroğlu’nun ilk turda seçim alacağını gösteriyor. Fakat Muharrem İnce geri çekilecek olursa Kılıçdaroğlu ilk turda yüzde 55 yerine 60 alır” dedi.

İnce’nin aldığı oyların daha çok muhalefet bloğundan olduğunu belirten Pösteki, şöyle devam etti:  “Bazı yerlerde Memleket Partisi’nin oy oranın yüzde 8 olduğu ifade ediliyor. Böyle bir durum yok, oy oranı 2,5- 3,5 arasında bir oy oranı var.

CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu’ndan rahatsız olan ulusalcı küçük bir kesim ve İYİ Parti’den Zafer Partisi’ne geçen 1-2 puanlık bir  kesim şu an İnce’yi destekliyor. Fakat Muharrem İnce’ye oy vermek istediğini söyleyenler onu da Millet İttikı içinde görmek istediklerini belirtiyorlar.

Muharrem İnce adaylığını sürdürürse Kemal Kılıçdaroğlu ilk turda seçimi kazanamaz” söylemlerine katılmadığını ifade eden Pösteki, “İnce adaylığını geri çekerse 2-3 puan Kılıçdaroğlu’na katkı sağlamış olur ama İnce’nin adaylığı Kılıçdaroğlu’na seçim kaybettirmez.”

Pösteki, son olarak Erdoğan’ın 2018 seçimlerindeki oy oranını hatırlattı ve “Erdoğan’ın oylarında 2018’e göre; yüzde 25’lik bir kayıp olduğunu söyledi: “AKP’den kopan seçmen  DEVA ve Gelecek gibi yeni kurulan partilere kayıyor. Bu oy kaybıyla  Erdoğan’ın maksimum oy oranının yüzde 41-42 olduğunu görüyoruz.

Kılıçdaoğlu ile arasında 10 puanlık bir fark var. Bu farkın kapatılması için çok büyük şeyler yapılması gerekiyor, iki ayda ekonomiyi düzeltmek veya depremzedelere yardım etmekle olacak bir şey değil. Seçmende ciddi anlamda bir değişim isteği ve iktidara karşı bir güvensizlik var.”

“Kılıçdaroğlu ittifak dışındaki oyları toplayacak”

Ertan Aksoy ise; en son yaptıkları şubat ayı araştırmasında Muharrem İnce’nin oy oranının 1,9 olduğunu belirtti ve ekledi:

“Son zamanlarda başka şirketler daha yukarıda buluyor. İnce’nin adaylığını açıkladıktan sonra yükseldiğine dair veriler var. Bu ay sonunda yapacağımız araştırmada net bir sonuç göreceğiz.

Millet İttifakı’nda birkaç potansiyel aday vardı, hangisinin ismi açıklansa bir tepki oyu ortaya çıkacaktı. Muhalefette bölünerek gidilirse seçimin kaybedileceği gibi bir algı var, haklı bir kaygı çünkü yakın geçmişte çok fazla örneği var.

Millet İttifakı’nda aday açıklamasından sonra bir tepki ortaya çıktı. Yani Mansur Yavaş ya da Ekrem İmamoğlu’nun adaylığını isteyenler tepki olarak şu an için Muharrem İnce’ye yöneliyor ancak Kılıçdaroğlu seçim kampanyasına başladıktan sonra tepki nedeniyle ittifak dışına çıkan oyları toplayacağını ve birleştireceğini düşünüyorum.”

Aksoy, şu an yapılan araştırmaların çok yol gösterici olmadığını asıl sonuçların kampanyalar başladıktan sonra görüleceğini vurguladı. Aksoy, sözlerini “İnce çekilecekse bunu pusula basılmadan yapmalı, pusulaya girerse ciddi soru olabilir. Son dakika çekilmenin pek bir önemi yok” diye bitirdi.

“İnce’nin oyları Kılıçdaroğlu’na dönecek”

Kemal Özkiraz, Memleket Partisi’nin kendi seçmeni haricinde dışarıdan 1,3 oranın da oy aldığını belirti.

İnce’nin oylarının bir kısmını Zafer Partisi ve İYİ Parti seçmeninden, küçük bir kısmını ise; AK Parti ve CHP seçmeninden aldığını ifade eden Özkiraz, şöyle konuştu:

“Seçime az bir zaman kala muhalefetten gelen oyların muhalefetin adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na döneceğini sanıyorum. 2018’te  Muharrem İnce’nin adaylığında da benzer bir durum yaşanmıştı.

İnce’yi politik olarak benimseyenler dahi ona oy verdiler çünkü ikinci tura kalma ihtimali yüksekti. Bugün de aynı düşünceyle hareket edilecek, seçmen bakacak ilk turda kazanma ihtimali yüksek ya da ikinci tura kalma ihtimali yüksek adaya oy verecek.”

“İnce’nin adaylığının Recep Tayyip Erdoğan’a faydalı olacağını söyleyenlere kızıyor ama matematiksel olarak baktığınızda adaylığı Erdoğan’a yarayacak” diyen Özkiraz, şunları söyledi:

“Millet İttifakı’nın oy oranı yüzde 47 seviyesinde, Kılıçdaroğlu’nun oy oranı yüzde 53’ün üstünde demek ki Kılıçdaroğlu ittifak dışında oy alıyor.

Yüzde 11 civarında bir kararsız seçmen var, kararsızların büyük çoğunluğu muhalif parti seçmenleri olarak görülüyor. Kararsızlar içinde AKP ve MHP seçmeni çok az çıkıyor. Kararsızlar dağıtıldığında Erdoğan ciddi bir oy almıyor.”

Paylaşın

HDP’li Buldan: En Demokrat Adayın Hangisi Olduğunu Halkımız Biliyor

“14 Mayıs’ta Kılıçdaroğlu’nu mu destekleyeceksiniz?” sorusunu yanıtlayan HDP Eş Genel Başkanı Buldan, “Dün çok kapsamlı bir değerlendirmeyle görüşümüzü açıkladı. Cumhurbaşkanı adayımızı çıkaracağımızı deprem öncesinde belirtmiştik. Ancak yaşanan depremden sonra tutumumuzda bir değişiklik yaptık. Depremin yönetilemediğini, depremin yaşandığı yerlerde hükümetin yetersizliğini gördüğümüz için tutumumuzu bir kez daha en azından mevcut koşullar altında gözden geçirdik.” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “AKP-MHP hükümetinin ülkeyi yönetemediği bir gerçeklikle karşı karşıyayız. Dolayısıyla bu ülkede daha demokratik, daha özgürlükçü, bütün mağduriyetlere karşılık verecek bir anlayışın yerleşmesi için deprem sonrasında bu tutumumuzu gözden geçirdiğimizi ifade ettik.”

Buldan, açıklamasının devamında, “Bir isim açıklamadık ancak biz Türkiye’de bir değişim ve dönüşümden yanayız. Biz demokrasinin kazanmasını istiyoruz. Biz Türkiye’de özgürlüklerin ve adaletin, hukukun kazanmasını istiyoruz. Dolayısıyla cumhurbaşkanı adayları içerisinde buna en uygun olan ismi destekleyeceğimizi de önümüzdeki günlerde muhtemelen isim bazında da ifade ederek kararımızı daha net bir şekilde kamuoyuyla paylaşacağız. En demokrat adayın hangisi olduğunu insanlarımız, halkımız biliyor” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, İstanbul’da düzenlediği basın toplantısında partisinin depreme yönelik tespit ve çözüm önerilerini açıkladı. Buldan, şunları söyledi:

“Büyük bir depremle on binlerce insanımız yitirdik. Halen yaraların sarılmadığı, acıların dinmediği ve felaketin kelimelerle anlatılamayacak boyutlarının olduğu bir depremdi. Önlemler alınmadığı için birçok insanımızın yaşamını yitirdiği bir deprem felaketiyle karşı karşıya kaldık. Yaşanan iki büyük depremden hemen sonra yetkili kurullarımızla deprem bölgesine gittik, deprem bölgesindeki yaraları sarmaya çalıştık ve yaşanan mağduriyetleri birebir yerinde gözlemedik.

Üzerinden uzun bir zaman geçmesine rağmen halen aynı mağduriyetlerin yaşandığını, yaraların sarılmadığını, acıların -elbette geçemeyecek bir acı olduğunu biliyoruz ama- bir nebze de olsa hafiflemediğini görüyoruz. Bu ülkeyi yönetenler insanları kaderleriyle baş başa bıraktılar. İlk günden depremzedelerin yanında olmayanlar şimdi binalar dikmek üzere oraya gittiler. Bizler HDP olarak bütün bu yaşananları ve gözlemlerimizi bir tutum belgesiyle Türkiye kamuoyu ile paylaşmak için bugün buradayız:

6 Şubat 2023’teki iki büyük depremle ülke olarak büyük bir yıkım yaşadık. 10 ilde resmi verilere göre 50 binin üzerinde, gerçek verilere göre ise çok daha fazla insanın yaşamına mal olan; 100 binden fazla insanın yaralandığı; 20 binin üzerinde binanın ve 100 binden fazla bağımsız bölümün yıkıldığı depremlerin acısı yüreğimizi yakmaya devam ediyor.

Deprem bir doğa olayıdır ve Anadolu coğrafyasının aktif fay hatlarında sürekli yıkıcı depremler meydana gelmektedir. 1939 Erzincan, 1966 Varto, 1971 Bingöl, 1975 Lice, 1999 Marmara, 2011 Van, 2020 Elazığ depremlerinin sonuçları çok ağır olmuştur. Bu tarihsel gerçekliğe rağmen halen bu acı felaketlerin yaşanıyor olmasının nedenleri siyasal ve yönetsel yetmezlik, öngörüsüzlük ve bilimsellikten uzaklıktır.

Kaçak ve sağlam olmayan yapıların son 10 yıldaki imar afları dolayısıyla ruhsat alması ve yasal kılıfa büründürülerek işlenen kent suçları sonucunda düzensiz bir kentleşme tüm ülkeye hâkim kılınmıştır. Oy ve rant uğruna yapılmayan denetimler yaşadığımız felaketin ve yaşam hakkı ihlalinin ve kent suçlarının siyasi sorumlularına da işaret etmektedir. Son yaşanan depremle; AKP-MHP iktidarının gerekli ve yeterli deprem önlemleri almadığı, kamu kurumlarının hazırlıksız olduğu, büyük bir organizasyon ve koordinasyon sorunu yaşandığı açıkça görülmüştür.

“Kızılay şirket durumuna getirilmiştir”

Doğal afetlere müdahalede yetkili kurum olan AFAD, İçişleri Bakanlığına bağlanmış, kurumun bütçesi genel bütçenin yüzde 0,25’i oranında belirlenmiştir. Kurumun yönetim kadrosu nepotizme teslim edilmiş, personel ve ekipman eksikliği açıkça ortaya çıkmış, asli görevi afetlere acil müdahale olan bu kurum iktidarın hırsızlık ve yolsuzluk kapısı haline getirilmiştir. Kızılay da kurum yönetimi açısından liyakatsizlikle malul ve arpalık olarak kullanılan, halka yardım ulaştıran değil malzeme satan bir şirket durumuna getirilmiştir.

Bu duruma karşılık siyasi iktidar deprem bölgesinde yaşanan muazzam toplumsal dayanışmaya adeta bir kâbus gibi çökmeye çalışmıştır. Mülki amirlerin, siyasi partiler ve sivil toplum örgütlerinin yardımlarını engellemeye çalışması ibretlik bir tablo oluşturmuştur. Türkiye’nin aşırı merkeziyetçi idari yapısı da kentsel planlama süreçlerini, bilimsel ve demokratik katılım süreçlerini olumsuz etkileyen bir durumdur. İmar kanunları, yapı yönetmelikleri ve denetim mekanizmaları bilimsel ve kamusal bakış açısından uzak, vahşi piyasa koşullarına göre hazırlanmaktadır.

Deprem değil depreme karşı gerekli ve yeterli önlemleri almayan siyasi iktidar ölümlerin sorumlusudur. Sözüm ona bürokratik hantallıktan kurtulma iddiasına sahip Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin, yani tek adam yönetiminin, nasıl enkaz altında kaldığına bu toplum tanık olmuştur. Merkezi devletin hantallığı yüzünden yitirilen canlara şahit olmuştur.

Yerel yönetimlerin güçlü olduğu, anında müdahale için Ankara’dan talimatın beklenmediği bir siyasal düzen ihtiyacı bir kez daha bir zorunluluk olarak açığa çıkmıştır. Mevcut siyasi iktidar yaşanan sorunlara kalıcı çözümler bulma ehliyetini kaybetmiştir.

Atılması gereken adımlar 

Seçimlerden sonra oluşacak yeni yönetimin depreme hazırlık ve kent hakları kapsamında ilk atması gereken belli başlı adımlar şunlardır:

1 – Bina kusuruna bağlı meydana gelen yıkım ve ölümlerden inşaat, ruhsat, onay aşamasında birinci derecede sorumlu olan herkes için mevzuatta cezai yükümlülükler artırılmalı ve kesinlikle uygulanmalıdır.

2 – Afet bilinci ve kültürünün gelişmesi için ilköğretimden itibaren coğrafya ve jeoloji dersleri müfredata alınmalı; afet öncesi, afet anı ve sonrası için eğitimler verilmeli, afet esnası ve sonrasında yapılacaklara dair eğitimler ilkokul seviyesinden başlatılmalıdır.

3 – Afet dönemlerinde merkezin karar alma süreçlerini beklemeyecek, halkla beraber hareket edecek güçlü demokratik yerel yönetimlerin inşası gereklidir. Yatay örgütlenme tarzı ve merkezi kurumlarla koordineli halde hareket edecek yerel yönetimler her bir mahallede oranın ihtiyaçları doğrultusunda afet gönüllüleri örgütlenmesini hazırlamalıdır.

4 – Mevcut 4708 Sayılı Yapı Denetimi Hakkında Yasa yürürlükten kaldırılarak yeni bir düzenleme yapılmalı, 3194 Sayılı İmar Yasası ve bağlı yönetmelikler de kent suçları tanımlaması kapsamında yeni mevzuata uyumlu hale getirilmelidir.

5 – Doğayla çatışmadan planlı ve sağlıklı kentleşmeye gidilmelidir. Başta imar afları olmak üzere tüm kent suçları anayasal hüküm altına alınmalı, imar ve yapı mevzuatına uygun yapılaşma, kamu yararı ve halk katılımı dikkate alınarak gerçekleştirilmeli, bilimsel içerikli imar planları şehirlerin anayasası niteliğini taşımalıdır.

6 – Kentlerde afetlerden korunmak ve zararlarından en az etkilenmek amacıyla “Afet Risk Yönetimi” anlayışı benimsenmeli, öncelikle başta deprem olmak üzere afet riski olan bölgeler tespit edilmeli ve söz konusu riskleri azaltacak önlemler ivedilikle alınmalıdır. Özellikle İstanbul başta olmak üzere tüm kentlerimizde kapsamlı Afet Yönetim Planları hazırlanmalı ve gecikmeksizin uygulama olanakları yaratılmalıdır.

7 – Gelecek 5 yıllık planlamada depreme dayanıklı ve dirençli kentler projesi ilan edilmeli ve uygulanmalıdır.

8 – Tarım alanları, nehir dere yatakları, kıyılar, fay zonları, heyelan, çığ gibi riskli alanlar imara açılmamalı, mevcut olanlar bir planlama doğrultusunda boşaltılmalıdır.

9 – Barınma hakkı anayasal bir haktır ve demokratik sosyal devletin bir görevidir. Kent planlaması, merkezi üst plan ilkeleri altında, yerel yönetimlerin bilimsel, ekolojik dengeyi dikkate alan, katılımcı, sosyo-kültürel, çevresel ve jeolojik kriterlerine göre yapılmalıdır.

10 – Kent ve mekan planlamaları, kent hakkı kavramı çerçevesinde imar kanunları ve bina ve yapı yönetmelikleri yapı denetim sistemi uzmanı kurumlar, üniversiteler, TMMOB ve benzeri STK’lar ile bilimsel gerçekler ışığında yeniden düzenlenmelidir.

11 – Afet ve Kentsel Dönüşüm Bankası kurulmalıdır.

12 – AFAD kesinlikle özerk bir kimliğe kavuşmalı, liyakat temelinde atamalar yapılmalıdır. AFAD’ın teşkilat yapısı yerel ve bölgesel düzeyde yeniden düzenlenmeli, illerde AFAD Danışma Kurulları oluşturulmalı, ilgili STK’lar ve yerel yönetimler bu kurullarda yer almalıdır.

13 – Afet anlarında halka yardım anlayışını kaybeden ve iktidarın arpalığına dönüşmüş olan Kızılay bu çarpık anlayıştan ivedilikle arındırılmalı ve yeniden yapılandırılmalıdır.

HDP olarak bir arada yaşamın sadece politik hedeflerle gerçekleşmeyeceğine ve doğal yaşamı, ekolojik dengeyi gözetmesi gerektiğine; kent yaşamının ve kültürünün sağlıklı bir biçimde gerçekleşmesi için her bireyin karar alma süreçlerine aktif katılımının zorunluluğuna inanıyoruz.

Son yaşanan depremlerde görüldüğü gibi, Türkiye halklarının muazzam bir dayanışmayla yaraları sarmaya çalışması geleceğe dair umutlarımızı yeşertmiş, açığa çıkan haklı öfke ise halkların iktidara yönelik demokratik değişim isteğini netleştirmiştir.  Artık bir canımızı bile depremlerde yitirmek istemiyoruz, siyasi ve idari sorumluluğu olanların da hukuk önünde hesap vermesi gerektiğini bir kez daha önemle belirtiyoruz.

SORU: Deprem bölgesi HDP seçmenin yoğun olduğu bir bölge. Büyük göç yaşandı. Bu durum oy kullanmaya yansır mı?

Deprem illerine dönük çalışmalar yürütülüyor. Göç edenlerin nereye yerleştiğine dair çalışmalarımız ile orayı terk etmeyen vatandaşlarımız için çalışmalarımız ivedilikle yürütülüyor. İnsanlarımız nerede oy kullanmak istiyorsa onları taşıyarak oy kullanmalarını sağlayacağız.

“En demokrat adayın hangisi olduğunu insanlarımız, halkımız biliyor”

Soru: Yeşil Sol Parti ile katılacağınızı açıkladınız. Dün yaptığınız açıklamada Kılıçdaroğlu’na destek olarak algılandı. 14 Mayıs’ta Kılıçdaroğlu’nu mu destekleyeceksiniz?

Dün çok kapsamlı bir değerlendirmeyle görüşümüzü açıkladı. Cumhurbaşkanı adayımızı çıkaracağımızı deprem öncesinde belirtmiştik. Ancak yaşanan depremden sonra tutumumuzda bir değişiklik yaptık. Depremin yönetilemediğini, depremin yaşandığı yerlerde hükümetin yetersizliğini gördüğümüz için tutumumuzu bir kez daha en azından mevcut koşullar altında gözden geçirdik. AKP-MHP hükümetinin ülkeyi yönetemediği bir gerçeklikle karşı karşıyayız. Dolayısıyla bu ülkede daha demokratik, daha özgürlükçü, bütün mağduriyetlere karşılık verecek bir anlayışın yerleşmesi için deprem sonrasında bu tutumumuzu gözden geçirdiğimizi ifade ettik.

Bir isim açıklamadık ancak biz Türkiye’de bir değişim ve dönüşümden yanayız. Biz demokrasinin kazanmasını istiyoruz. Biz Türkiye’de özgürlüklerin ve adaletin, hukukun kazanmasını istiyoruz. Dolayısıyla cumhurbaşkanı adayları içerisinde buna en uygun olan ismi destekleyeceğimizi de önümüzdeki günlerde muhtemelen isim bazında da ifade ederek kararımızı daha net bir şekilde kamuoyuyla paylaşacağız. En demokrat adayın hangisi olduğunu insanlarımız, halkımız biliyor.

Paylaşın

AK Partili İsimlerden “Ekonomik Kriz” İtirafı: Tartışılacak Bir Tarafı Yok

14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri yaklaştıkça uluslarlarası medya da partilerin ve liderlerin de seçim stratejilerini yakından takip ediyor. Son olarak İngiltere merkezli Reuters haber ajansı da bu kapsamda bir habere yer verdi.

Reuters, “Erdoğan, seçimlerden önce ekonomik güvenilirliği onarmaya çalışıyor” başlığı ile Türkiye’deki seçim süreci ve Mehmet Şimşek’in AK Parti’nin teklifini reddetmesi değerlendirildi. Eski maliye bakanı Şimşek’i geri döndürme girişiminin ‘ekonomik güvenilirliği yeniden inşa etme çabasına işaret ettiğini’ yazan Orhan Coşkun ve Jonathan Spicer, AK Parti’den isimlerle konuştu

Reuters’a açıklamalarda bulunan üst düzey bir hükümet yetkilisi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Şimşek’in görüşmesinden ‘istenmeyen’ bir sonuç çıktığını belirtti. AK Parti içerisinde Şimşek’in geri dönmesine ilişkin görüş ayrılıkları olduğunu aktardı.

İsmi paylaşılmayan AK Parti’den başka bir yetkili ise, Şimşek’in dönüşünün anketlere olumlu yansıyacağını dile getirdi. Söz konusu isim, “Şu anda ekonomik tabloyla ilgili sıkıntı yaşıyoruz. Bunun tartışılacak bir tarafı yok” dedi ve ‘yeni adımlar atılması gerektiğini’ dile getirdi.

Başka bir parti yetkilisi ise, seçim beyannamesinin ekonomi alanında ‘serbest piyasa yanlısı ortodoks yaklaşımlar yerine daha dengeli ve karma politikalar içerebileceğini’ söyledi.

İktidarın ekonomi politikalarının değerlendirildiği analizde, şu ifadeler kullanıldı: “Erdoğan’ın ekonomik büyümeyi canlandırmak için faiz oranlarını düşürme kararlılığı geçtiğimiz yıl enflasyonu yüzde 85’in üzerine çıkardı. Türk Lirası, beş yıl içinde dolar karşısında değerlini yüzde 80 oranında kaybetti. 6 Şubat’ta meydana gelen yıkıcı depremlerin ekonomik maliyetinin yaklaşık 104 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor ve bu da baskıyı artırıyor.”

“Yatırımcılar son derece temkinli yaklaşıyor”

Reuters, konuyla ilgili uzman görüşlerine de yer verdi. Los Angeles’taki TCW’de varlık yöneticisi olan Blaise Antin, Erdoğan hükümetinin geçmiş ‘aldatmacalarını’ göz önünde bulunduran yatırımcıların ‘son derece temkinli’ yaklaştığını söyledi. BlueBay Asset Management’tan Polina Kurdyavko ise, ‘ekonomik zorluğun iktidara kim gelirse gelsin ve hangi politika uygulanırsa uygulansın kolayca çözülemeyeceğini’ ifade etti.

Paylaşın

Emek ve Özgürlük İttifakı’nda “Kılıçdaroğlu” İsmi Ne Zaman Dile Getirilecek?

Halkların Demokratik Partisi (HDP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Emek Partisi (EMEP), Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Toplumsal Özgürlük Partisi’nden (TÖP) oluşan Emek ve Özgürlük İttifakı cumhurbaşkanlığı seçimlerine dair aday kararını açıkladı.

HDP’nin öncülüğünde bir araya gelen Emek ve Özgürlük İttifakı, ocak ayında aldığı cumhurbaşkanı adayı çıkarma kararından vazgeçtiğini duyurdu.

İttifak deklarasyonunu okuyan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday çıkarmayacağımızı deklere ediyoruz, bu kararı paylaşıyoruz” ifadelerini kullandı. Deklarasyon metninde Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu dahil herhangi bir isim ifade edilmedi, ancak açıklamada Kılıçdaroğlu “tarif” edildi.

20 Mart görüşmesi ilk adım

Deklarasyonda yer verilen “Türkiye’nin en temel ihtiyacı halkın egemenliğine dayanan gerçek ve güçlü bir demokrasidir”, “Kürt sorununda demokratik ve barışçı bir çözüm için Meclis’in asli bir irade olarak görüldüğü, tüm muhatapların şeffaf bir diyalog ekseninde özgür bir tartışma yürütebildiği, yurttaşların eşit, özgür ve barış içinde bir geleceği kuracağı günler bütün vicdan sahibi insanlarımızın özlem ve talebidir” gibi ifadelerin Kılıçdaroğlu’nun 20 Mart’ta HDP ile görüşmesinde dile getirdiği görüşlerle benzerlikler taşıdığı şeklinde yorumlandı.

DW Türkçe’den Kıvanç El’in haberine göre Kılıçdaroğlu’nun HDP ile görüşmesinde verdiği mesajların ittifak paydaşları tarafından desteklendiği, ayrıca TİP ve EMEP gibi partilerin de Kılıçdaroğlu’nun ziyaretini beklediği kaydediliyor.

Kılıçdaroğlu ismi ne zaman dile getirilecek?

İttifak açıklamasında Kılıçdaroğlu’nun ismi açıkça ifade edilmese de “demokrasi” mesajıyla genel bir tarif yapıldı. İttifak temsilcileri de toplantı sonrası yaptıkları değerlendirmelerde “Kılıçdaroğlu’nu demokrasiyi geliştirebilecek bir güç olarak görüyoruz. Ancak bu açıklamadan ‘Kılıçdaroğlu’na destek verildi’ gibi bir anlam çıkmamalıdır. Süreçte bu isimlendirme ittifak partilerince yapılacaktır. Çok fazla seçenek olduğunu da zaten düşünmüyoruz” ifadelerini kullandı.

Alınan bilgilere göre Kılıçdaroğlu’nun adı daha çok sahada ve mitinglerde dillendirilecek. Kılıçdaroğlu’nun “demokratikleşme”, “Kürt sorunu” başlıklarında verdiği mesajlar yakın takipte olacak. HDP, 2019 yılındaki İstanbul Büyükşehir Belediyesi için yapılan seçimlerinde de aday çıkarmayarak fiilen Ekrem İmamoğlu’nu desteklemişti. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de benzeri bir yol izlenecek.

“İsim vermenin anlamı yok”

Toplantıyı izleyen Kürt siyasetinin önemli isimlerinden Ahmet Türk de gazetecilerin “Kılıçdaroğlu’na destek verecek misiniz?” sorusuna, “Biz demokrasiye destek veriyoruz. Demokratik bir Türkiye mücadelesi veriyoruz. Adres göstermenin bir manası yok zaten seçenekler ortadadır. Demokratik bir seçenek desteklenecektir. Bizim için Türkiye’nin geleceği, demokratik siyasetin güçlü hale gelmesi, halk iradesinin tanınması, iradeye saygı gösterilmesi gerekmekte. Bu ülkede kayyumlar atanıyor, Kürt siyasetçiler kıskaca alınıyor. Bu hukuksuzluğa haksızlığa karşı demokratik bir gelecek mücadeledir. Bir isim vermenin anlamı da yok” ifadelerini kullandı.

Ahmet Türk, Kılıçdaroğlu’nun HDP görüşmesindeki açıklamalarını da “Doğru bir yaklaşımdır, bunu destekleriz” sözleri ile değerlendirdi.

“Siyasi stratejimiz net”

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar da toplantı sonrası yaptığı açıklamada “Siyasi stratejimiz net; biz bu iktidarı göndereceğiz, bu düzeni değiştireceğiz. Bu bizim Türkiye halklarına karşı tarihi sorumluluğumuz ve demokratik görevimizdir. Hep birlikte başaracağız, hep birlikte kazanacağız” dedi.

TİP Genel Başkanı Erkan Baş ise “Bu açıklama bir irade beyanıdır. Bütün muhaliflere sorumluluk çağrısıdır. Gün hiçbirimizin kendisini, partisini, ittifakını düşünme günü değil” diye konuştu. EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz de “İttifakımız değerli bir çalışma yaptı. Adayın belirlenmesi sürecinde adayımızın çekilmesi üzerine milyonlarla görüşerek bu irade ortaklaştı. Deklarasyonda milyonların iradesi var. Bizim için esas olan şey başkanlık yetkileri ve bu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin lağvedilmesidir” dedi.

Paylaşın

HDP’li Mithat Sancar: Kararımız Açık Tutumumuz Net İktidarı Göndereceğiz

Partisinin Danışma Kurulu toplantısının açılışında konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sancar, “Kararımız açık tutumumuz nettir. Bu iktidarı göndereceğiz bu düzeni değiştireceğiz. Geleceğin de yeni başlangıç ve yaşamı da kurma konusunda güvence olma rolümüzü sonuna kadar yerine getirmek için her türlü çalışmayı sonuna kadar sürdüreceğiz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Çağrımız açıktır. Bütün demokrasi güçlerini iktidarın her türlü kötücül oyununa bütün yalanlarına toplumu kaosa sürükleme planlarına karşı birleşme zorundadır.”

Sancar, konuşmasının devamında, “Demokrasi güçlerinin birliği en geniş mücadele ortaklığı en güçlü irade birliği bu seçimleri de başarıyla atlatmamızı sağlayacaktır. Biz diyoruz ki birlikte başaracağız hep birlikte kazanacağız. Bundan başka çaremiz yoktur. Buna gücümüz yeter. Buna imkanlarımız var bu konuda toplumun büyük çoğunluğunun da desteği var. Yolumuz açık olsun iyi bir toplantı olmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı:

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, partisinin Danışma Kurulu toplantısının açılışında konuştu. Sancar, şunları söyledi:

“Tarih yazma değil tarih yapma mücadelelerinin çok kızıştığı, zamanın hızlandığı bir günde bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bu toplantı bizler için çok değerli. Çünkü bundan sonraki yol haritamızı belirlemek için yapacağımız istişareler bizim açımızdan çok değerli olacaktır.

Önemli kararları çeşitli istişarelerle dün açıkladık. Depremden sonra aldığımız bir karar vardı. Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday çıkarma politikamızı yeniden gözden geçireceğimizi ilan etmiştik. Ondan önce aday çıkarma çalışmalarımız son aşamaya gelmişti ama depremde sadece yerin altı yarılmadı aynı zamanda yerin üstündeki düzen de bütün ağırlığı ile halkın üzerine çöktü.

Bu düzenin tüm çürümüşlüğü, yozlaşmışlığı ve zalimliği halka çok ağır kayıplar yaşattı. Can kayıplarımız çok büyük, sayıyı bile bilmiyoruz. 50 bin civarında olduğu resmi rakamlarla söyleniyor ama bundan çok daha fazla olduğunu o yıkımı gören herkes biliyor. Acımız büyük, üzüntümüz derin. Kaybettiğimiz bütün insanlarımıza bir kez daha rahmet diliyoruz. Kalanlara başsağlığı, yaralılara da acil şifa dileklerimizi sunuyoruz.

Depremin yıkımı aynı zamanda bu düzenin değiştirilmesi sorumluluğunun da ne kadar ağır ve ciddi olduğunu bizlere gösterdi. Yaptığımız tartışmalar, kurullarımızda yürüttüğümüz görüşmeler ve çeşitli çevrelerle gerçekleştirdiğimiz istişareler sonucunda ittifak güçlerimizle birlikte cumhurbaşkanlığı seçiminde aday çıkarmama kararına vardık.

Bu kararımızı dün Ankara’da basın toplantısı ile kamuoyuna duyurduk. Bundan sonra bizler parlamento seçimleri için mücadelemizi ve yolumuzu daha da ayrıntılandırarak, daha da güçlendirerek yürüyeceğiz. Bu yol haritamızı bugün sizlerle görüşmeler netleştirecektir.

Tarih hızlandı, sorumluluklar çok ağırlaştı, ciddileşti. Bizler bu tarihi dönemeçte demokratik sorumluluk bilinciyle hareket etme konusunda kararlı olduğumuzu hep söyledik. Bu sorumluluğunun sonuçlarının da ne kadar önemli olduğunun bilincindeyiz. Yine dün bir gelişme daha yaşandı. AYM sözlü savunma tarihinin ertelenmesine ilişkin talebimizi reddetti. 24 aydır devam eden bir davada AYM bir ay daha bekleyemeyeceğine karar vermiş oldu. Bu kararın ne anlama geldiğini gayet iyi biliyoruz. Seçimlere gidilirken Demokles’in kılıcı olarak tepemizde sallandırılması kararının devamı olarak değerlendiriyoruz.

Bu karar verildikten sonra artık top AYM’de, daha doğrusu iktidarda. Yani bundan sonra davanın kaderi iktidarın insafına terk edilmiş durumda. Bizler de bu ülkenin geleceğini, demokratik dönüşüm umudunu iktidarın insafına terk etme hakkına sahip olmadığımızın bilincindeyiz. Olmamamız gerektiği konusunda da geniş kesimlerin bir fikir birliği var.

“Seçimlere Yeşil Sol Parti çatısı altında girme kararı aldık”

Geniş kesimlerin bir fikir birliği var. Bu nedenle seçimlerde HDP olarak girmenin ciddi riskler taşıdığı sonucuna vardık ve seçimlere Yeşil Sol Parti çatısı altında girme kararını verdik. Seçimler bizim açımızdan sadece bu dönemi sona erdirmek için değil gelecek dönemi kurmak için de tarihi bir öneme sahiptir. Karşımızda organize bir kötülük düzeni vardır. Bu kötülük düzeni her türlü zorbalığı kendine hak sayıyor.

Bu konuda sınır tanımıyor. Yalan aygıtlarıyla sürekli kamuoyunu yanıltma ve nifaklar sokarak demokrasi güçlerini ayrıştırma operasyonu yapıyor. Bizler bunun farkındayız. Bu kötülük düzeni demokrasiyi çökertmiştir, hukuku yok etmiştir, talanı ekonomik düzen haline getirmiştir, sömürüyü hayatın her alanında yaygınlaştırmıştır. Biz bu kötülük düzenine son verme kararlığındayız. Bunu yapabilecek gücümüz olduğunun da farkındayız.

Toplumun büyük çoğunluğunun da bu kötülük düzeninin bitmesi yönünde güçlü bir isteğe ve iradeye sahip olduğunu düşünüyoruz. İnancımız bu konuda gerçekten çeşitli verilere dayanıyor. Sadece verilere de dayanmıyor. Günlük hayatta karşılaştığımız bütün gerçekler toplumdaki asıl güçlü talebin, büyük çoğunluğun arzusunun demokratik dönüşüm ve değişim olduğunu bizlere gösteriyor.

Bizler demokrasi güçlerinin ortak mücadelesi sorumluluğuyla hareket ediyoruz. Evet, bu dönüşümü gerçekleştirmek için de sorumlulukla hareket etmek ve bütün demokrasi güçlerini bir araya getirmek önemli bir ihtiyaç olarak kendini gösteriyor. Bütün demokrasi güçlerini aynı çizgide buluşturmanın bu süreçte ne kadar önemli olduğunu uzun uzun anlatmaya gerek yok.

Seçime giderken de seçimden sonra yeni bir yaşama ve yeni düzene giden yolu inşa ederken de öyledir. Bizler HDP, Yeşil Sol Parti ve Emek ve Özgürlük İttifakı olarak bu sorumlulukla hareket edeceğiz. Demokratik dönüşümün, özgür geleceğin ve büyük barışın inşasının güvencesi olarak üzerimize düşen bütün görevleri yerine getirmeye kararlıyız. Değişimin adresi ve güvencesi bizleriz.

“Birlikte başaracağız, hep birlikte kazanacağız”

Cumhurbaşkanlığı seçiminin sonuçları hiç şüphesiz önemlidir. Bu iktidar mutlaka gitmelidir, bu iktidarı gönderecek güç bu toplumun çoğunluğunda vardır. Ama yeni başlangıcı demokrasi, adalet, özgürlük ve barış üzerine inşa etme sorumluluğu da bizlerdedir. Bizler bu görevi hem bugüne hem de geleceğe karşı tarihi bir sorumluluk olarak görüyor ve değerlendiriyoruz.

Sizlerle birlikte bugün yapacağımız tartışmalar bize bu yolda çok önemli katkılar sağlayacaktır. Kararımız açık, tutumumuz nettir. Bu iktidarı göndereceğiz, bu düzeni değiştireceğiz. Yeni başlangıç ve yaşamı da kurma konusunda güvence olma rolümüzü sonuna kadar yerine getirmek için her türlü çalışmayı sonuna kadar sürdüreceğiz.

Çağrımız açıktır: Bütün demokrasi güçleri iktidarın her türlü kötücül oyununa, yalanına ve toplumu kaosa sürükleme planına karşı birleşmek zorundadır. En geniş mücadele ortaklığı, en güçlü irade birliği bu seçimleri de başarıyla atlatmamızı sağlayacaktır. Biz diyoruz ki; birlikte başaracağız, hep birlikte kazanacağız. Bundan başka çaremiz yoktur. Buna gücümüz yeter, buna imkanlarımız var. Bu konuda toplumun büyük çoğunluğunun da desteği var. “

Paylaşın

YRP Lideri Erbakan: AK Parti İle Yeniden Görüşebiliriz

Cumhur İttifakı’na neden katılmadıkları ile ilgili değerlendirmede bulunan YRP Lideri Erbakan, talep ettikleri mutabakat protokolüne imza atılamayacağının iletilmesi üzerine iplerin koptuğunu söyledi.

Erbakan, eğer imzalama yönünde bir eğilim olursa AK Parti ile yeniden görüşebileceklerini belirtti.

Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanı Fatih Erbakan, Habertürk TV’de katıldığı bir programda soruları yanıtladı.

Cumhur İttifakı’na neden katılmadıkları ile ilgili soruları yanıtlayan Erbakan, talep ettikleri mutabakat protokolüne imza atılamayacağının iletilmesi üzerine iplerin koptuğunu anlattı.

TPR Lideri Erbakan, eğer imzalama yönünde bir eğilim olursa AKP ile yeniden görüşebileceklerini de söyledi.

Fatih Erbakan, AK Parti ile müzakerelerin bir ay süresince devam ettiğini, son ana kadar da kendilerine sıkıntı olmadığının söylendiğini aktardı.

Erbakan, kendilerine ‘Biz MHP ve BBP ile beraberiz onlarla imzalamadık, dolayısıyla sizinle imzalamamız uygun olmaz’ dendiğini söyledi.

Fatih Erbakan, Binali Yıldırım’ın dahil olduğu müzakere sürecinde taleplerine 6284 sayılı yasadaki çekinceleri dahil “olumlu yaklaşıldığını” ifade etti.

YRP Lideri Erbakan, “6284’ün kaldırılmasını değil aile bütünlüğünü bozucu hükümlerinin ayıklanmasını istemiştik” dedi.

Erbakan, birçok maddede taviz vermelerine karşın, “prensip olarak” imzalanılmayacağının kendilerine iletildiğini söyledi.

Fatih Erbakan, “Biz desteğimizle sayın Cumhurbaşkanını yeniden seçilmesine vesile olacaksak, bizim prensiplerimize, parti programımıza uygunluğu önemli.” diyerek pozisyonlarını koruduklarını anlattı:

““Metin gayet özet hale geldi. Özet hali bile imzalamayınca… Biz bu ittifakı yapsak ilk çıktığımız televizyon programında gazeteciler haklı olarak soracak. Siz ‘prensip, kırmızı çizgi dediniz, ne oldu şimdi ittifak yaptınız’ diye soracaklardı.

Bu çok önemli. Biz yıllardan beri milletvekili, bakanlık için bu işi yapmıyoruz. İlla Meclis’e girelim demiyoruz. 60’a 40’tı. 40’ın da haklı gerekçeleri vardı. Tayyip Bey de ‘son kez sizden bunu istiyorum’ diyordu. Bunda fayda olur diye düşündük. Bizim de geri adım atamayacağımız prensiplerimiz var.

Bizim partimize gelenler bunun için geldiler. AK Parti’yi eleştirenler, bunlar orada olmadığı için bize geldiler. Bizim Ak Parti ile milletvekilliği pazarlığımız olmadı. Prensiplerimizle ilgili bir mutabakat olmadan bize 100 milletvekilide verseler orada yer almazdık.”

Paylaşın

HDP’nin Aday Kararı: Erdoğan’ın Şansı Azaldı

Emek Partisi (EMEP), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) ve Toplumsal Özgürlük Partisi’nden (TÖP) oluşan Emek ve Özgürlük İttifakı cumhurbaşkanlığı seçimlerine dair aday kararını açıkladı.

HDP’nin öncülüğünde bir araya gelen Emek ve Özgürlük İttifakı, ocak ayında aldığı cumhurbaşkanı adayı çıkarma kararından vazgeçtiğini duyurdu.

İttifak deklarasyonunu okuyan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday çıkarmayacağımızı deklere ediyoruz, bu kararı paylaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

Deklarasyon metninde Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu dahil herhangi bir isim ifade edilmedi, ancak açıklamada Kılıçdaroğlu “tarif” edildi.

ABD merkezli haber ajansı Bloomberg genel seçimlere ilişkin yayımladığı analizde, HDP’nin cumhurbaşkanı adayı çıkarmamasının AK Parti Genel Başkanı ve Cumhur İttifakı’nın adayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidarını koruma şansını azaltacağı yorumunu yaptı.

Buldan’ın “tek adam iktidarına karşı kampanya yürüteceğiz” sözüne dikkat çeken analizde, bu kararın Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun şansını artıracağı belirtilirken, “ana muhalefetteki koalisyonun Erdoğan’ı koltuktan indirme şansını artıracak adım” denildi.

Yazıda, HDP’nin önceki seçimlerde kritik rol oynadığı ve 2019’daki belediye başkanlığı seçimlerinde hükümet yanlısı adayların oylarını engellediği anımsatıldı.

Analizde ayrıca Kılıçdaroğlu’nun HDP seçmeninin çoğu tarafından “Türkiye’de Kürt azınlığın haklarının korunmasına yardım edecek bir siyasetçi” olarak görüldüğü de kaydedildi.

Yazıda, muhalefetin giderek artan birliğinin, depremler ve ekonomik kriz nedeniyle eleştirilerin hedefindeki Erdoğan’ın işini zorlaştırdığı yorumu yer aldı.

Paylaşın

Millet İttifakı Adayı Kılıçdaroğlu’ndan Beş Partiye Daha Ziyaret Planı

Gelecek Partisi,  Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Demokrat Parti, Saadet Partisi ve İYİ Parti’den oluşan Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yakın programında 5 parti ziyareti daha var.

Aday olarak ilan edilmesinin ardından ittifak dışındaki partilere de destek ziyaretleri yapmaya başlayan Kılıçdaroğlu, ilk ziyaretini Milli Yol Partisi’ne yaptı. Kılıçdaroğlu daha sonra Bağımsız Türkiye Partisi’ne gitti. Kılıçdaroğlu’nun en dikkat çeken ziyaretlerinden biri ise HDP Eş Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar’la TBMM’de yaptığı görüşme oldu.

Gazete Duvar’dan Serkan Alan’ın CHP kaynaklarından edindiği bilgiye göre Kılıçdaroğlu’nun adaylığa destek ve farklı toplumsal kesimlerin taleplerini dinleme amacıyla gerçekleştirdiği bu ziyaretlerin devamı da gelecek. CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun planlanan ziyaretleri şimdilik altı partiden oluşuyor. Bu partiler arasında cumhurbaşkanı adaylığı için imza kampanyasını sürdüren Muharrem İnce’nin lideri olduğu Memleket Partisi de var.

Edinilen bilgiye göre Kılıçdaroğlu, Emek ve Özgürlük İttifakı bileşeni Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş’ı ziyaret edecek. Kılıçdaroğlu’nun görüşme gerçekleştireceği bir diğer parti, yine ittifak bileşeni olan Emek Partisi olacak. Ercüment Akdeniz’le yapılacak görüşmenin yanı sıra Kılıçdaroğlu’nun bir diğer ziyaret edeceği parti Cumhur İttifakı’na katılacağı iddiaları gündeme gelen Demokratik Sol Parti olacak.

DSP Genel Başkanı Önder Aksakal’ın yanı sıra CHP liderinin bir diğer adresi adaylık ilanından sonra ilk olumlu desteği açıklayan Mustafa Sarıgül’ün lideri olduğu Türkiye Değişim Partisi olacak. Kılıçdaroğlu’nun adaylığının ilanından günler önce dayanışma ziyareti gerçekleştirdiği SOL Parti de yine planlanan ziyaretler arasında yer alıyor.

Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun hedeflenen bir diğer ziyareti ise Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce. CHP, adaylığını açıklayan ve imza kampanyası devam eden İnce’nin partisinden randevu talep edilecek. Kamuoyunda İnce’nin aday olmaması talebi dile getirilirken iki parti arasında diyalog zemini yaratmaya çalışan çok sayıda siyasetçi olduğu kaydediliyor.

Sendika ve odalara ziyaret

Edinilen bilgiye göre Cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu siyasi partilerin yanı sıra işçi, memur sendikaları ile meslek odalarına da ziyaretler planladığı kaydediliyor. Bu ziyaretlerin destek amaçlı değil, farklı meslek gruplarının taleplerini dinleme amacı taşıyacağı ifade ediliyor.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu adaylık sürecine hazırlanırken çok sayıda ile ziyaretler gerçekleştirdi, gittiği kentlerde gençlik, kadın buluşmaları ve kanaat önderleri ile görüşmeler gerçekleştirdi. Aday ilan edildikten sonra da programlarının bu çerçevede devam edeceğini kaydeden parti kaynakları, “Cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu az miting çok ziyaret yapacak. Özellikle kanaat önderleri buluşmaları devam edecek” değerlendirmesinde bulundu.

Paylaşın

Demirtaş’tan “Meclis’teki Yeni 100’ümüz Yeşil Sol Parti” Paylaşımı

HDP’nin seçimlere Yeşil Sol Parti çatısı altında gireceğini duyurmasının ardından, eski HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, ‘hedef100vekil’ etiketiyle yaptığı paylaşımda “Meclis’teki yeni 100’ümüz Yeşil Sol Parti” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) seçimlere Yeşil Sol Parti çatısı altında gireceğini duyurmasının ardından, HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, “Biz 100’ün üstünde milletvekili çıkarmayı hedef koyduk” açıklamasında bulundu.

Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım ile Mithat Sancar’ın açıklamasına destek verdi. Demirtaş’ın paylaşımı şöyle:

“Arkadaşlar, Yeşil Sol Parti bizden 100 istiyor, ne diyorsunuz? 100 verecek miyiz? 🙂 Meclis’teki yeni 100’ümüz Yeşil Sol Parti, #hedef100vekil.”

“Seçmenimiz mecburiyetin farkında, Yeşil Sol Partiyi sahipleneceklerdir”

Demirtaş, Yeşil ve Sol Parti’den seçime girilmesine ilişkin olarak, “Anayasa Mahkemesi’nin ne yapacağını öngörmek mümkün değil çünkü hukuka göre hareket etmiyorlar. Siyasi sürece, seçimlere açık müdahale anlamına gelebilecek kararlar alıyorlar.

Anayasa Mahkemesi açısından gerçekten hazin bir durumdur, trajedidir. Anayasa’yı korumakla görevli en üst yargı organı, Anayasa’nın çiğnenmesine alet oluyor, bunu kabul etmek mümkün değil.

Elbette Yeşil Sol Parti’yle seçime girileceği için belli zorluklar olacaktır fakat bunlar kısa sürede aşılır. Seçmenimiz mecburiyetin farkında. Durumu kavrıyorlar ve Yeşil Sol Partiyi sahipleneceklerdir. Tek bir oyumuzun ziyan olacağını düşünmüyorum” değerlendirmesinde bulunmuştu.

HDP’nin Yeşil Sol Parti’yle seçimlere girecek iddiaları sonrası Demirtaş, “Merhaba arkadaşlar, nasılsınız? Bu görselin renkli çıktısını alıp evde buzdolabı kapısına, oda kapılarına yapıştırın lütfen. Ne olduğunu bilmeyen kalmasın, lazım olacak 🙂 Haydi arkadaşlar, elden ele…” paylaşımında bulunmuştu.

Paylaşın

Demirtaş’tan Dikkat Çeken Açıklama: Kürtler Erdoğan Sayfasını Kapattı

Eski HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, seçimlere ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Erdoğan’ın ne şapkası var ne de Kürt seçmen için şapkadan çıkaracağı bir sürpriz. Şurada seçime 50 gün kaldı artık, son 7-8 yıldır Erdoğan’ın Kürtlere yaşattığını unutturacak ne yapılabilir ki?” dedi ve ekledi:

“Mesela biz seçilmişler, 7 yıla yakındır Erdoğan’ın talimatıyla bir hücrede suçsuz yere tutuluyoruz, halk kendi iradesine her yerde yapılan bu hakareti ve tüm saldırıları önümüzdeki 50 günde unutacak mı? Mümkün mü bu? AKP ve Erdoğan Kürtler açısından kesin olarak kapanmış kara bir sayfadır.”

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Halktv.com.tr yazarı Şirin Payzın’in sorularını yanıtladı. Demirtaş sorulara yanıtları şöyle:

1- Emek ve Özgürlük İttifakı bugün yaptığı açıklamada doğrudan “Sayın Kılıçdaroğlu’nu destekliyoruz” demedi. Neler söylemek istersiniz?

Emek Özgürlük İttifakı aday çıkarmama kararıyla bir adım atmış oldu ama Cumhurbaşkanı adaylarından kimi destekleyeceğini açıklamadı. Gelişmelere göre belki böyle bir karar da alırlar ama şimdilik isim belirtmemeyi tercih ettiler, buna saygı duymak lazım. Ben de bu kararı doğru buluyorum.

2- Anayasa Mahkemesi, HDP’nin sözlü savunmasının seçim sonrasına kalması talebini reddetti. HDP’yi kapatmaya kesin kararlı olduklarını mı anlıyoruz sizce bundan?

Anayasa Mahkemesi’nin ne yapacağını öngörmek mümkün değil çünkü hukuka göre hareket etmiyorlar. Siyasi sürece, seçimlere açık müdahale anlamına gelebilecek kararlar alıyorlar. Anayasa Mahkemesi açısından gerçekten hazin bir durumdur, trajedidir. Anayasa’yı korumakla görevli en üst yargı organı, Anayasa’nın çiğnenmesine alet oluyor, bunu kabul etmek mümkün değil. Elbette Yeşil Sol Parti’yle seçime girileceği için belli zorluklar olacaktır fakat bunlar kısa sürede aşılır. Seçmenimiz mecburiyetin farkında. Durumu kavrıyorlar ve Yeşil Sol Partiyi sahipleneceklerdir. Tek bir oyumuzun ziyan olacağını düşünmüyorum.

3- AK Parti’nin HÜDAPAR ile ittifakının, oy oranından çok bölgede HDP tabanını manipüle etmek için yapıldığı yorumlarına katılır mısınız? Erdoğan Kürt oylarını kazanmak için şapkasından başka ne çıkaracak?

HÜDAPAR mevzusu, bizim için değerlendirmeye bile değmez. İsteyen istediği ile ittifak yapar, bizi ilgilendirmez. Tabanımızı da Kürt seçmeni de zerre kadar etkilemez. Halk kimin ne olduğunu acı deneyimleriyle iyi biliyor, gerisi boş ve gereksiz tartışmalardır.

Erdoğan’ın ne şapkası var ne de Kürt seçmen için şapkadan çıkaracağı bir sürpriz. Şurada seçime 50 gün kaldı artık, son 7-8 yıldır Erdoğan’ın Kürtlere yaşattığını unutturacak ne yapılabilir ki? Mesela biz seçilmişler, 7 yıla yakındır Erdoğan’ın talimatıyla bir hücrede suçsuz yere tutuluyoruz, halk kendi iradesine her yerde yapılan bu hakareti ve tüm saldırıları önümüzdeki 50 günde unutacak mı? Mümkün mü bu? AKP ve Erdoğan Kürtler açısından kesin olarak kapanmış kara bir sayfadır.

Paylaşın