MHP, HÜDA PAR’la Örtülü İttifaka Nasıl Bakıyor?

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) cumhurbaşkanı adayı çıkarmayarak, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na dolaylı destek verme kararı iktidara yakın kesimler tarafından eleştiriliyor.

Buna karşın, başta CHP olmak üzere muhalefet ise MHP’yi, “Hizbullah’a yakın olduğu, üniter yapı yerine federasyonu savunduğu” ifade edilen HÜDA PAR ile ittifak ortaklığına sessiz kalmakla eleştiriyor.

Peki MHP’de bu yorumlar nasıl karşılanıyor?

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’a konuşan MHP kurmayları, HÜDA PAR’ın isminin ittifak protokolünde yer almadığına dikkat çekerek, seçim işbirliğinin Erdoğan’ın kendisine destek verecek kitleyi genişletme çabası olduğunu savunuyor.

HÜDA PAR’ın bölgede PKK ve HDP’ye karşı tutum aldığı, parti yöneticilerinin “terörle bağlantılarının bulunmadığı” açıklamaları yaptıkları anımsatılarak, “Biz o beyanları esas almak durumundayız” görüşünü dile getiriyorlar.

HDP’nin Millet İttifakı’na verdiği destek ile HÜDA PAR’ın Cumhur İttifakı’na verdiği desteğin ise karşılaştırılamayacağı savunuluyor:

“HÜDA PAR, 150 bin dolayında oyu olan bir parti. Etki alanı son derece sınırlı. Siyaseten bizim ortak hareket edebilecek bir bakış açımız yok. Fakat cumhurbaşkanı seçilmek için yüzde 50 artı 1 zorunluluğunun olduğu bir süreçte, kendi destekçi kitlesini genişletme çabasının neresi kötü? Oy vermeyin mi diyelim?”

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), Büyük Birlik Partisi (BBP) ve Yeniden Refah Partisi (YRP) dün Cumhur İttifakı protokolünü Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) sundu.

Hizbullah’a yakınlığı ve parti programında federasyonu savunduğu için eleştirilen Hür Dava Partisi’nin (HÜDA PAR) ismi açıkça ittifak listesinde yer almasa da partinin adayları seçime AK Parti listelerinden girecek. Şimdi gözler milletvekili listelerinin nasıl şekilleneceğine çevrildi.

Türkiye’nin en kritik seçimlerinden biri olarak görülen 14 Mayıs seçimlerinde, AK Parti ve MHP’nin parlamentoda da çoğunluğu sağlamak için bazı yerlerde ortak listeyle seçime gidip gitmeyeceği merak konusu.

AK Parti ve MHP’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı seçileceği konusunda kuşku duyulmuyor. Ancak parlamento seçimi kritik görülüyor.

Erdoğan’ın, bakanlarını milletvekili adayı gösterme gerekçesi olarak da AK Parti Meclis Grubu’nu güçlendirme hedefinin olduğu konuşuluyor.

MHP kurmaylarına göre “Piyasa Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığını satın aldı.”

Ancak muhalefetin sistemi tıkayıp, “yeniden seçim” kartını çekmemesi için “Meclis çoğunluğunu garantiye almanın gerekli olduğu” ifade ediliyor.

İlk kez ittifak sisteminin yasal olarak uygulandığı 2018 seçimlerinde MHP, partili seçmenin “üç hilali” görmek istediğini belirterek parlamento seçimlerine kendi isim ve logosuyla girmişti.

Hatta ittifaka ilişkin yasal düzenleme de MHP’nin bu talebini dikkate alacak şekilde siyasi partilerin kendi isimleriyle seçime girmelerine olanak tanınması yönünde düzenlenmişti.

MHP’de seçmenin parti logosu ve ismini görmek istediğine ilişkin görüş geçerliliği korunuyor.

Ancak geçmişte başarılı sonuçlar veren ittfaklar da anımsatılıyor.

12 Eylül darbesi sonrası MHP’nin yasaklı olduğu dönemde kurulan Milliyetçi Çalışma Partisi’nin (MÇP), 1991’de Refah Partisi (RP) ve Islahatçı Demokrasi Partisi (IDP) ile “kutsal ittifak” olarak da adlandırılan seçim işbirliği yaptığı, o dönem ittifakın özellikle muhafazakar seçmenin çoğunlukta olduğu yerlerde başarılı sonuçlar verdiği anımsatılıyor.

Milletvekili aday listelerinin YSK’ya teslimi için henüz süre bulunduğuna dikkat çekilerek Meclis çoğunluğunda sıkıntı ve ülkeyi yeniden seçime götürecek bir tablo çıkma olasılığının görülmesi halinde “Cumhur İttifakı’nın da elinin armut toplamayacağı ve gerekli görülen her adımın atılabileceği” ifade ediliyor.

Millet İttifakı’nın bu konuda nasıl adım atacağı ve listelerinin nasıl şekilleneceğinin de bir süre izlenerek, özellikle az milletvekili çıkaran illerde, AK Parti veya MHP listelerinden seçime girilmesi seçeneğinin değerlendirileceği ifade ediliyor.

MHP, hükümette temsil edilir mi?

AK Parti kulislerinde, “güçlü iktidar” görüntüsü verilebilmesi için MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin de Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak hükümete girmesi formülü tartışılmıştı.

MHP kulislerinde, gerek Bahçeli gerekse partinin bakan vermesi yoluyla iktidara resmen ortak olmasına şu an fazla ihtimal verilmiyor.

14 Mayıs seçimleri için Bahçeli’nin milletvekili adaylığı başvurusunu ilk yapan isim olduğunu anımsatan bir parti yöneticisi, şimdilik iktidar ortaklığının gündemlerinde olmadığını ifade ediyor:

“Genel başkanımız mevki makamla ilgili masa kurduracak olsaydı bu masa çoktan kurulmuş olurdu. Israrla biz bu işe girmiyoruz. Bu tavrımız milletin takdirini alıyor. Hiçbir zaman bakanlık konusunu konuşmadık. Zaten, belli taleplerle bu ittifakın kurulmadığını ispat etmişizdir.”

Paylaşın

HÜDA-PAR Ve Yeniden Refah Partisi Cumhur İttifakı’na Ne Kattı?

Fatih Erbakan’ın lideri olduğu Yeniden Refah Partisi (YPR), seçim ittifak protokolünün sunulmasına saatler kala AK Parti,  MHP ve BBP’den oluşan Cumhur İttifakı’na katılma kararı aldı.

HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu ise Cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’ın seçilmesi için çalışacaklarını söyledi. Yapıcıoğlu, milletvekili adaylarını ise AK Parti listelerinden göstereceklerini açıkladı.

Cumhur İttifakı, Yeniden Refah Partisi’ni de kapsayan ittifak protokolünü Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) teslim etti.

AKP, MHP ve BBP’den oluşan Cumhur İttifakı, son katılımlarla birlikte beş partili oldu. Emek ve Özgürlük İttifakı, Millet İttifakı ve Ata İttifakı da listelerini YSK’ye teslim ettiler.

Son katılımların ardından 2023 Milletvekili genel seçimlerine ittifak listelerinden kendi kimlikleriyle katılacak partiler ve ittifakların Mart boyunca yapılan anketlerde almaları muhtemel görünen yaklaşık ortalama oy oranları şöyle:

Cumhur İttifakı (AKP+MHP+BBP+YRP) ≈ ± 40
HÜDA-PAR AKP listelerinden girecek

Millet İttifakı (CHP+İYİP+DEVA+GELECEK+DP+SP) ≈ ± 40

Emek ve Özgürlük İttifakı (YSP+TİP+EMEP) ≈ ±11
TÖP, EHP, SMF, HDP YSP listelerinden girecek

ATA İttifakı (ZP+AP+ÜP+TİtP) ≈ ± 0,5

HÜDA-PAR İttifaktaki Türkçüler’in vetosuna takıldı

Cumhur İttifakı’nın YSK’de ittifak protokolünün imzalamasının ardından yapılan basın açıklamasında ilk sözü alan “Medyada Sansür Yasası”nın yazarı MHP’li Fethi Yıldız “AK Parti, MHP, BBP ve Yeniden Refah Partisi, Cumhur İttifakı çatısı altında seçime girmeye karar vermiştir […] Ülkemize milletimize hayırlı olsun” dedi.

Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Bayram Sakartepe “14 Mayıs’ta yapılacak seçimlere menfaatler için katıldık[larını]” söylerken HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu “Seçime AK Parti listelerinden gireceğiz” dedi.

Genel Başkan Fatih Erbakan ve Yeniden Refah Partisi, AKP ile sürdürdükleri Cumhur İttifakı’na katılım müzakerelerinde mutabakata varamadıkları gerekçesiyle görüşmeleri kesmiş ve milletvekili genel seçimleri ve Cumhurbaşkanı seçimlerine kendi başlarına gireceklerini açıklamışlardı.

Bugün kayıtların kapanmasına az kala yeniden Cumhur İttifakı listesinden seçimlere katılmaya razı olan YRP Genel Başkanı Fatih Erbakan’ın üçüncü günün sonunda Cumhurbaşkanı adaylığı için gerekli 100 bin imzanın ancak yarısını toplayabildiği anlaşılmıştı.

HÜDA-PAR’ın Cumhur İttifakı’na kendi programı ve amblemiyle katılmasının önü “Kürt Sorunu”na ilişkin tutumlarının Cumhur İttifakı çevresindeki Türk-İslam sentezcilerinden gelen tepkilerle kesildi. Daha önce ittifakı dışarıdan destekleyeceklerini bildiren HÜDA-PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu “Seçime AK Parti listelerinden girece[klerini]” duyurdu.

Dengeyi değişmedi, sonucu Kürt seçmen belirleyecek

Cumhur İttifakı’nın beş partili hale gelmesi, iki yıldan bu yana oluşmakta olan üç kutuplu güç dağılımı tablosunda dikkate değer bir değişiklik yaratmadı. HÜDA-PAR’ın bir seçmen tabanına sahip olmadığı biliniyor. YRP’nin desteğiyse yüzde 1,5-2 aralığında dolaşıyor.

Her iki partinin ittifaka katılması Cumhur ve Millet İttifakları arasındaki karşılıklı yaklaşık yüzde 40’lık nispi dengede anlamlı bir değişikliğe yol açmıyor.

Emek ve Özgürlük İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı göstermeyerek seçmenlerini birinci turda Erdoğan karşısında konumlanmaya davet ettiği koşullarda Millet İttifakı kendi potansiyellerini korumayı başardığı takdirde diğer aday ve partiler nereye yönelirse yönelsin değişmeyen bir seçim matematiği şimdiden oluşmuş durumda. 14 Mayıs’a 50 gün kala, iktidarın anahtarı hala Kürt seçmenin elinde.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Demirtaş: Ajan Provokatörler Bu Seçimle İfşa Olacaklar

Eski HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, 14 Mayıs seçimlerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, “AKP’nin muhalefet partilerine sızdırdığı ajan provokatörler de bu seçimle ifşa olacaklar” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “2017 referandumu ve 2018 seçimlerinde bu ajanlar içeriden çok kritik etki yaptılar, bu defa hepsinin ipliği pazara çıkacak. Yok öyle yağma. Oyun bitti. Halk nasıl istiyorsa öyle olacak.”

Edirne Cezaevi’nde 6 yıldır tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, sosyal medya hesabından 14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine ilişkin açıklamalarda bulundu.

“Değişim başladı” diyen Demirtaş’ın açıklamaları şöyle:

“1- AKP’nin muhalefet partilerine sızdırdığı ajan provokatörler de bu seçimle ifşa olacaklar.

2017 referandumu ve 2018 seçimlerinde bu ajanlar içeriden çok kritik etki yaptılar, bu defa hepsinin ipliği pazara çıkacak.

Yok öyle yağma. Oyun bitti. Halk nasıl istiyorsa öyle olacak.

2- Halkımız bilmeli ki, siyasi tarihimizin en derin tasfiye operasyonlarını, direnerek boşa çıkardık. Partimizi de bizi de teslim alamadılar.

Dört koldan yürüttükleri itibarsızlaştırma, yok etme girişimleri halkımızın güvenine, sevgisine, iradesine çarpıp geri döndü.

3- Demokrasi ve Özgürlük Hareketinin direniş tarihini bilmeyenler “iş verenleri” ile birlikte tarih çöplüğüne gidecekler.

Değişim başladı. Hiçbir kirli odak bunu durduramaz. Güzel günlere az kaldı. Huzura, refaha, barışa az kaldı.

Hep birlikte, coşkuyla çalışmaya devam edelim.”

Paylaşın

YPR, Cumhur İttifakı’na Katıldı; Erbakan Adaylıktan Çekildi

Fatih Erbakan’ın lideri olduğu Yeniden Refah Partisi (YRP), Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Büyük Birlik Partisi’nden (BBP) oluşan Cumhur İttifakı’na katılma kararı aldı.

Haber Merkezi / Seçim takvimine göre ittifak protokolünün sunulmasına bir saat kala parti temsilcileri, ittifak protokülünü teslim etmek üzere Yüksek Seçim Kurulu’na götürdü.

Cumhur İttifakı’nın protokol metnini AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, BBP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Yelis ve YRP Genel Başkan Yardımcısı Bayram Sakartepe, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Ahmet Yener’e teslim etti.

Erbakan, hafta başında bir miting düzenleyerek Cumhurbaşkanlığı seçimlere partisinin adayı olarak girme kararı aldığını ilan etmiş ve ardından Yüksek Seçim Kurulu’na adaylık için başvuruda bulunmuştu.

Erbakan cumhurbaşkanı adayı olmak için gereken 100 bin imzadan en az 60 binini üç güç içinde toplamayı başarmıştı. YPR Lideri Erbakan, cumhurbaşkanı adaylığından çekildiğini duyurdu.

Erbakan konuyla ilgili açıklamasında, “Bugün sayın Cumhurbaşkanı ile kendilerinin daveti üzerine saat 12.00’de Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bir araya geldik. Yeniden Refah Partimizin bu ittifak sürecinde başından beri prensipler konusunda kendisiyle anlaşmaya, uzlaşmaya vardık” dedi.

“Yeniden Refah Partimizin talep ettiği prensiplerimizin yazılı olduğu mutabakat metni AK Parti’nin ve Yeniden Refah Partimizin genel sekreterleri tarafından imza altına alındı” diyen Erbakan, “Cumhur İttifakı’nın seçimi kazanması halinde bu prensiplerin uygulanmasının takipçisi olunacağı yönünde bir mutabakat sağlanmış oldu” diye konuştu.

Erbakan, mutabakat sağlandığı için Yeniden Refah Partisi’nin tüm seçim bölgelerinde kendi amblemi, kendi adaylarıyla ancak Cumhur İttifakı çatısı altında seçimlere girme kararı aldığını ifade etti.

Cumhurbaşkanı adaylığından çekildiğini duyuran Erbakan, “Sayın Cumhurbaşakımız da önümüzdeki hafta salı ya da çarşamba günü genel merkezimize bir ziyarette bulunacak. Tabii ki bu kararımız doğrultusunda cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecini sonlandırmış bulunuyoruz” dedi.

Cumhur İttifakı’nın protokolünü YSK’ya sunduğu saatlerde Hür ve Dava Partisi (HÜDA PAR) Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu ise İstanbul’da basın toplantısı düzenleyerek tutumlarını açıkladı.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’ın seçilmesi için çalışacaklarını belirten Yapıcıoğlu, milletvekili adaylarını ise AK Parti listelerinden göstereceklerini açıkladı.

Paylaşın

HÜDA PAR Duyurdu: Seçimlere AK Parti Listelerinden Gireceğiz

Cumhur İttifakı’nın protokolünü YSK’ya sunduğu saatlerde HÜDA PAR Lideri Yapıcıoğlu, Cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’ın seçilmesi için çalışacaklarını belirtti. Yapıcıoğlu, milletvekili adaylarını ise AK Parti listelerinden göstereceklerini açıkladı.

Haber Merkezi / Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, seçimler ve ittifakla ilgili partisinin kararını açıklamak için İstanbul Fatih’te bir basın toplantısı düzenledi. Yapıcıoğlu partisinin parlamento seçimlerinde AKP listelerinden aday göstereceğini belirtti.

“Bu seçimlerde öncelikli hedefimiz sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 14 Mayıs’taki seçimlerde yine ipi önde göğüslemesi ve bir dönem daha Türkiye’yi idare etmesi” diyen Yapıcıoğlu “Akabinde ikinci sırada gelen önceliğimiz de sayın Erdoğan cumhurbaşkanlığı seçimini kazanıp cumhurbaşkanı olarak 5 yıl daha memleketi idare edecekse, ama mecliste çoğunluk muhalefetin eline geçecekse, bizi zor ve kritik bir süreç bekliyor. Bundan dolayı biz istedik ki meclis seçimlerinde de çoğunluk sağlansın” dedi.

Yapıcıoğlu sözlerine şöyle devam etti: “Üçüncü isteğimiz, talebimiz, beklentimiz partimizin de mecliste güçlü bir şekilde temsil edilmesi. Bu sesin meclisten millete duyurulması. Bu önceliklere göre simülasyonlar yapıldı ve sonuç itibariyle vardığımız karar şudur: 14 Mayıs 2023 tarihinde yapılacak olan parlamento seçimlerinde AK Parti listelerinden girmek suretiyle seçimlere katılacağız.”

YPR, Cumhur İttifakı’na katıldı

Öte yandan Fatih Erbakan’ın lideri olduğu Yeniden Refah Partisi (YRP), Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Büyük Birlik Partisi’nden (BBP) oluşan Cumhur İttifakı’na katılma kararı aldı.

Seçim takvimine göre ittifak protokolünün sunulmasına bir saat kala parti temsilcileri, ittifak protokülünü teslim etmek üzere Yüksek Seçim Kurulu’na götürdü.

Cumhur İttifakı’nın protokol metnini AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, BBP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Yelis ve YRP Genel Başkan Yardımcısı Bayram Sakartepe, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Ahmet Yener’e teslim etti.

Erbakan, hafta başında bir miting düzenleyerek Cumhurbaşkanlığı seçimlere partisinin adayı olarak girme kararı aldığını ilan etmiş ve ardından Yüksek Seçim Kurulu’na adaylık için başvuruda bulunmuştu.

Erbakan cumhurbaşkanı adayı olmak için gereken 100 bin imzadan en az 60 binini üç güç içinde toplamayı başarmıştı. YPR Lideri Erbakan, cumhurbaşkanı adaylığından çekildiğini duyurdu.

Paylaşın

HDP’li Buldan: 100 Milletvekili Hedefiyle Seçimlere Hazırlanıyoruz

Partisinin il eşbaşkanları toplantısında konuşan HDP Eş Genel Başkanı Buldan, 14 Mayıs’ta gerçekleşecek seçimlere değinerek, “Cumhuriyetin ikinci yüzyılında 100 milletvekili şiarıyla bu seçimlere hazırlanıyoruz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Çok güçlü bir Yeşil Sol Parti’nin temsiliyeti ile farklı renklerin, kimliklerin aidiyetlerin ve mağduriyet yaşayan, yok sayılan, inkar edilen bütün kimliklerin temsil edilmesi de parlamentoya çok daha güçlü girebilmek için çalışacağız ve mücadele vereceğiz. Dolayısıyla güçlü bir partiyle parlamentoda temsil edilmenin önümüzdeki senelerde yapılacak olan yasal çalışmalara etki edeceğini bilerek ve bu anlayışla parlamentoya girmeyi hedefliyoruz.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İl Eşbaşkanları, seçim çalışmalarını değerlendirmek üzere toplandı. Toplantıya HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar başkanlık etti.

Toplantının açılışında konuşan Pervin Buldan şunları söyledi:

“Bugün Ramazanın ikinci günü, Ramazanın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Oruç tutan halkımızın oruçlarının kabul olmasını diliyorum. Gerçekten önemli bir tarihsel dönemden geçiyoruz. Bu tarihi dönemde sorumluluk ve yükümlülüklerimizin çok daha ağır olduğunu biliyoruz. Ancak şunu ifade etmek isterim bizim artık hayatımızın iki şekli oluştu; birincisi deprem öncesi hayatımız ikincisi deprem sonrası hayatımız. Deprem öncesini çok farklı anlatacağız. Deprem dönemini gelecek nesillere aktarırken deprem öncesi ve sonrası Türkiye diye anlacatağız.

O yüzden açıkçası ben de depremde yaşanan bu büyük felakette yaşamını yitiren bütün insanlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Çok büyük bir acının, çok büyük bir felaketin sonuçlarıyla karşı karşıya kaldık. Deprem felaketini çok daha büyük mağduriyetlere dönüştüren bir iktidarla karşı karşıya kaldık. Özellikle deprem bölgesinde il eş başkanlarımıza ben öncelikle teşekkür etmek istiyor ve onlara ayrıca geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum. Deprem bölgesindeki il eş başkanlarımız yakınlarını komşularını kaybettiler. Depremin olduğu saatten itibaren sahaya indik. Oralardaki il eş başkanlarımızın durumunu bizler de gördük, yakındır tanık olduk.

Evet, depremin sonuçları devam ediyor. Üzerinden uzun bir zaman geçmesine rağmen yaraların sarılmadığını, acıların dinmediğini dolayısıyla ülkeyi yönetenlerin iktidarın bu anlamda sınıfta kaldığını, depremzedelerini her anlamıyla kaderleriyle baş başa bıraktıklarını ilk andan itibaren gördük. Bakanları göstermelik olarak bölgeye gönderdiler ama hala yaralar sarılmadı, birçok ihtiyacın olduğunu biliyoruz. Barınma, gıda ihtiyacı, göçten kaynaklı yaşananların getirdiği sonuçları önümüzdeki dönemlerde dayanışmayı daha da büyüterek sürdürmek gerek ve bunun farkındalığıyla hareket etmek zorundayız.

Deprem oldu bitti, insanlar yakınlarını kaybetti. Kalanlar nasıl yaşayacak nasıl barınacak, geleceklerini nasıl teminat altına alacak. Bütün bunlar elbette birer soru işareti. Bizim ve tüm Türkiye halklarının bunun üzerinde daha fazla çalışması gereken bir döneme giriyoruz. Çünkü insanların bir çoğu depremin yaşandığı yerleri terk etmek zorunda kaldı.

“HDP olarak halklarımızın yanındayız”

Hem göç eden insanlar, aynı zamanda deprem bölgesini terk etmeyen binlerce insanımız var. O yüzden bu dayanışmayı çok güçlü bir şekilde gönüllerle sivil toplum örgütleri ve HDP’nin bütün kurullarıyla deprem bölgelerinde yürüttüğü dayanışmayı daha da güçlendirmenin zamanıdır. Ama aynı zamanda gelecek dönemleri ve süreçleri de buna hazırlıklı bir şekilde yönetmeyi başarmamız gerekiyor. Depremzedelerin bize ihtiyacı var, iktidara olan öfkenin, sitemin karşısında HDP olarak bizler halkımızın yanındaydık ve dayanışmayı büyüttük.

8 Mart sürecini geçirdik. Kadın arkadaşlara özellikle teşekkür ediyorum. Yıkımdan sonra miting değil ama kadınları bir araya getirecek etkinlikler yürüyüşler gerçekleştirildi. Her yerde açıklamalara yoğun katılımlar gerçekleşti. Hatay’da 4 Mart’ta gittiğimde böylesi bir manzarayı beklemiyordum. Çok yoğun bir kadın katılımı vardı. En büyük yıkımın yaşandığı bir kent, daha doğrusu böyle bir kent kalmadı aslında oradaki kadınların 8 Mart vesilesiyle bizimle olmalarını çok anlamlı olduğunu ifade etmek istiyorum.

Dolayısıyla bundan sonraki 8 Mart’larda daha güçlü birliktelikler ve buluşmalar gerçekleştireceğiz. Hem 8 Mart’ın hem de Newroz’un yas havasında da olsa gerçekleşmesi bizlere umut veriyor. Newroz da aynı şekildeydi. Birçok yerde Newroz’da bir araya gelindi ama her şeye rağmen milyonların bir araya gelip verdiği mesajlar birlik beraberliğin önemini bizlere gösterdi. Newroz’da da 8 Mart’ta da il eş başkanlarımızın emeği büyüktür. Ben de bütün arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.

Seçim dönemine girdik. Artık kaçınılmaz bir gerçekle karşı karşıyayız. Ertelenir mi gibi sorular da bitti. Seçim tarihi netleşti, ittifaklar oluştu, başvurular başladı. Biz Yeşil Sol Parti olarak seçimlere girme kararımızı açıkladık. Cumhurbaşkanlığı seçiminde daha önce hem Mithat Başkan’ın açıklamaları hem de benim Kars İl Kongresinde yapmış olduğum kendi adayımızı çıkarma konusundaki açıklamamız halkımızda büyük motivasyon yarattı.

Bu coşkuyu anlayabiliyoruz. Bu anlamda halkımızın talebinin ne kadar yerinde olduğunu biliyoruz. Seçime yaklaşırken depremden kaynaklı şartların değişmesiyle birlikte kurullarımızla yaptığımız toplantılardaki kararla bu tutumumuzda değişiklik yaptık. Umut ediyoruz ki bu yeni karar da insanlarımızda yine bir heyecan yaratmış, büyük bir coşkuya vesile olmuştur.

Çünkü biz kararlarımızı alırken, kendi başımıza almıyoruz. Bütün kurullarımızla bu kararları alıyoruz. MYK’da saatlerce yaptığımız tartışmalar, Kadın Meclimizde yaptığımız değerlendirmeler milletvekillerimizle yaptığmız değrlendirmelerle birlikte bu tutum değişikliği önümüzdeki dönemi şekillendirme, yeni yaşamı inşa ve faşizmi yok etme, iktidar gönderme açısından önemli bir karardır.

Belki isim açıklamadık ama henüz seçim çalışmaları başlamadığı için isim açıklamadık. Seçim çalışmaları başladıktan sonra Cumhurbaşkanlığı konusunda kimi destekleyeceğimizi isim olarak telaffuz etmeyi önümüzdeki günlerde gündemimize alacağız. Cumhurbaşkanlığı seçimi kadar parlamento seçimlerinin de çok önemli olduğunu biliyoruz.

“100 milletvekili ile parlamentoda olma hedefiyle seçimlere hazırlanıyoruz”

Cumhuriyetin ikinci yüzyılında 100 milletvekili şiarıyla bu seçimlere hazırlanıyoruz. Çok güçlü bir Yeşil Sol Parti’nin temsiliyeti ile farklı renklerin, kimliklerin aidiyetlerin ve mağduriyet yaşayan, yok sayılan, inkar edilen bütün kimliklerin temsil edilmesi de parlamentoya çok daha güçlü girebilmek için çalışacağız ve mücadele vereceğiz. Dolayısıyla güçlü bir partiyle parlamentoda temsil edilmenin önümüzdeki senenlerde yapılcak olan yasal çalışmalara etki edeceğini bilerek ve bu anlayışla parlamentoya girmeyi hedefliyoruz.

Eşit temsiliyet meselesinde kadınların da erkekler kadar parlamentoda temsilinin sağlanması için fermuar sistemini hayata geçirmeyi önemli bir mesele olarak gördüğümüzü, bu konuda herhangi bir taviz vermeyeceğimizi kadın temsilinin partimiz açısından büyük önemde olduğunu ve listeler yapılırken buna çok büyük önem verdiğimizi belirtmek isterim.

Kısacası ben de bu dönem bütün arkadaşlarımıza büyük bir sorumluluk düştüğünü bütün il eş başkanlarımıza görev düştüğünü ifade etmek istiyorum. İçinizde aday adayları olacaktır, bu konuda kısıtlama yok ama bütün arkadaşlarımız şimdilik il eş başkanları olarak görevine devam edecektir, sizlere olan ihtiyacın büyük olduğunu belirtmek istiyorum. Yolumuz açıktır. Buna yürekten inanıyorum.”

Paylaşın

Emek Ve Özgürlük İttifakı Seçim Stratejisini Belirledi

14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine sayılı haftalar kala ittifaklarda stratejilerini de netleştiriyor. Seçimlerde cumhurbaşkanı adayı çıkarmama kararı alan Emek ve Özgürlük İttifakı, genel seçimlere dair stratejisini belirledi.

Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Emek Partisi (EMEP), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) ve Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) oluşan ittifak, yürütülen müzakereler sonucunda tam uzlaşı sağladı.

Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında seçimlere tek parti ve tek listeyle kararını ittifak toplantısına taşıyan HDP, bu ısrarını sürdürdü. Ancak TİP ve EMEP, aynı toplantıda seçimlere kendi logolarıyla girme eğilimi gösterdi.

MYK’nin müzakere için tam yetki verdiği HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, TİP Genel Başkanı Erkan Baş ve EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz ile görüştü.

Müzakere görüşmesinin ardından genel başkanlar, parti kurullarıyla görüşmek için süre istedi. Parti kurullarıyla görüşen Baş ve Akdeniz, ittifak masasına kararlarını bildirdi. Kararların bildirilmesinin ardından partiler arasında seçim stratejisine dair formül netleşti

İttifak çatısı altında seçimlere giriliyor

Anayasa Mahkemesi’nde devam eden kapatma davasının seçim sonrasına bırakılması talebi reddedilen HDP, seçimlere ittifak çatısı altında Yeşil Sol Parti ile girecek. TİP ve EMEP de ittifak çatısı altında kendi logolarıyla seçimlere gidecek. İttifakta yer alan TÖP, EHP ve SMF ise Yeşil Sol Parti listesinden seçimlere girecek.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Yeniden Görülen “Balyoz Davası”nda Karar

Yargıtay’ın bozma kararının ardından yeniden görülen Balyoz Davası’nda karar çıktı. Eski 1. Ordu Komutanı Emekli Orgeneral Çetin Doğan, “Suç için anlaşma” suçundan önce 8 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bu ceza daha sonra 6 yıl 8 aya düşürüldü.

Haber Merkezi / Yargılama sırasında vefat eden Metin Yavuz Yalçın hakkındaki dava düşürülürken, yargılanan diğer 5 sanık ise 5 yıl ile 5 yıl 10’ar aylık hapis cezalarına çarptırıldı.

Karar oy çokluğuyla alınırken, üye hakim, beraat kararında direnilmesi gerektiğini belirterek karara muhalefet şerhi koydu.

Ne olmuştu?

Anayasa Mahkemesi’nin ‘hak ihlali’ kararının ardından yeniden görülen Balyoz Davası’nda, Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi 31 Mart 2015 tarihinde 236 sanığın, yüklenen suçu işledikleri sabit olmadığından beraatine karar vermişti.

Anadolu Cumhuriyet Başsavcıvekili Mehmet Aydın ise sanıklar Çetin Doğan, İhsan Balabanlı, Behzat Balta, Mehmet Kaya Varol, Metin Yavuz Yalçın, Erdal Akyazan ve Emin Küçükkılıç’ın beraat etmelerinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle temyiz başvurusunda bulunmuştu.

Dava kapsamında 229 sanığın beraati kesinleşirken, hakkında temyiz başvurusunda bulunulan 7 sanığın dosyası ise Yargıtay’a gönderilmişti.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 14 Haziran 2021’de oy birliğiyle aldığı kararında Çetin Doğan’ın da aralarında bulunduğu 7 sanığa verilen beraat kararının bozulmasına hükmetmişti.

Ceza Dairesi bozma gerekçesinde, seminerde Çetin Doğan ve bir kısım sanıkların, doğrudan hükümeti cebren ıskata yönelik içerikte konuştukları, eylemlerinin, “Teşebbüs aşamasına ulaşmayan hazırlık hareketleri” kapsamında değerlendirileceği, bu nedenle Türk Ceza Kanunu’nun 316. maddesinde düzenlenen “Suç için anlaşma” suçunu oluşturduğu belirtilmişti.

Bozma kararının ardından dava dosyası, yeniden görülmek üzere Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmişti.

Duruşma savcısı, esas hakkındaki mütalaasında, yargılama aşamasında ölen Metin Yavuz Yalçın hakkındaki kamu davasının düşürülmesini talep etmişti.

 

Paylaşın

HDP’li Mithat Sancar: Temel Hedef İktidarın Gönderilmesi

Partisinin il eşbaşkanları toplantısında konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sancar, 14 Mayıs’ta gerçekleşecek seçimlerine değinerek, “Seçim sürecinin yoğunluğu çalışmaların ne kadar yoğun olacağı bundan önceki tecrübelerimizle de sabittir” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Özellikle seçim dönemlerinde hem halka ulaşma hem desteğimizi büyütmek, gücümüzü büyütmek, bunları sağlayabilmek için sandıkları koruma hedefi önümüzde duruyor. Bu konudaki çalışmaları da yakından takip ediyoruz, sizlerin yaptıklarınızı da görüyoruz. Bundan önceki seçimlerde çalışan bütün yoldaşlarımızın birikimi şimdi sizlerin ellerindedir”

Sancar, konuşmasının devamında, “14 Mayıs’ta yapılacak seçimler tarihi bir öneme sahiptir, bunun da herkes farkındadır. Ya bu otoriter, sömürücü savaşı temel politika olarak kabul eden rejim kendini pekiştirecek ya da demokratik cumhuriyete giden yolun açıldığı yeni bir başlangıç ortaya çıkacak. İnkara, talana, sömürüye, savaşa, dayanan iktidarın gönderilmesi temel stratejik hedefimizdir. Bu konuda zaten her alanda mücadelemizi kararlılıkla yürütüyoruz. Bütün saldırılara, kuşatmalara rağmen hiçbir güç bizi yolumuzdan alıkoyamıyor.” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İl Eşbaşkanları, seçim çalışmalarını değerlendirmek üzere toplandı. Toplantıya HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar başkanlık etti.

Toplantının açılışında konuşan Mithat Sancar şunları söyledi:

Önemli bir dönemeçte önemli bir toplantı gerçekleştiriyoruz. Bunu yüz yüze gerçekleştirmek isterdik ama şartlar ve program yoğunluğu nedeniyle bir araya gelemedik. Ancak online toplantı yapma imkanını yaratabildik. Buradan bu platformdan da görüşlerimizi karşılıklı değerlendirmelerimizi paylaşmak önemlidir.

Öncelikle ben son bir ay içinde başta 8 Mart Newroz olmak üzere sahada büyük emek sarf eden değerli yoldaşlarıma teşekkür etmek istiyorum. Daha da önemlisi deprem sonrasında bütün birimlerimizle başta il eş başkanlarımız, yöneticilerimiz, bütün çalışanlarımızla sahada olmak ve dayanışma içinde olmak için büyük bir seferberlik gerçekleştirdi. Evet halkımız, bu düzenin yarattığı enkazın altında kalmışken ilk dayanışma hareketini başlatan ve sahaya hemen koşan arkadaşlarımız oldu.

Elbette sizler gibi bizler gibi binlerce insan alana gitti ama gittiğimiz her yerde örgütümüzün halkımızın acılarını paylaşma, yaralarını sarma konusunda büyük bir gayret gösterdiklerine tanık olduk. Bundan dolayı da sizleri hem kutluyor ve teşekkürlerimizi sunuyoruz. Bu bizim görevimizdir. Çok büyük yıkım oldu. Büyük kayıplar derin acılar yaşadık. Devlet ve iktidar ilk 3 gün de hiç bir yerde yoktu. Ne arama kurtarma çalışmaları için gerekli yardımlar yapılmıştı ne de açıkta kalan insanlarımızın ihtiyaçlarını karşılayacak bir çalışmaya tanık olduk. Sahada halklarla dayanışan insanlarımızla buluşan sizler ve bizler gibi pek çok çevreden insanlar vardı.

Acımız büyüktü yıkım ağırdı. Hala devam ediyor bu yıkımın sonuçları. Öte yandan dayanışmanın büyüklüğü de acıları biraz hafifletme yaraları sarma anlamında bize teselli olduğu gibi umut da verdi. Çünkü asıl halkı ve toplumu koruyacak gücün bizzat kendi öz örgütlülüğü olduğunu halkla beraber çalışan, halk için çalışan kesimlerin ancak halkı savunabileceğini görebildik.

Bu her alanda böyledir. Ama bu depremin yarattığı yıkımın büyüklüğü karşısında dayanışmanın da muazzam büyüklükte ortaya çıkmış olması bizler için umut vericidir. Emek veren herkese teşekkürlerimi iletiyorum. Depremde hayatını kaybedenlere rahmet diliyor, geride kalanlara sabır, yaralılarımıza da acilen sağlıklarına kavuşması için duygularımız onlarladır.

Aranızda deprem bölgesinde çalışan il eş başkanlarımız da var. Onların da kayıpları var biliyorum. Özellikle Pazarcık ilçe eş başkanımızın çok büyük çabalarını gördük. Kendi kayıpları olmasına rağmen gece gündüz durmadan çalıştı ama onu da maalesef kalp krizi sonucu yitirdik. Onu da saygıyla rahmetle anıyorum.

Depremde yaşanan bu büyük yıkıntının sorumlusunun iktidar olduğunu, bu düzen olduğunu her fırsatta vurguluyoruz. Depremden önce yapılanlar ve yapılmayanlar ile depremden sonra yapılanlar ve yapılmayanlar toplandığında kayıpların sorumlusunun bu düzen olduğunu herkes görüyor. Ranta, sömürüye, rüşvete, yolsuzluğa dayalı bu işleyiş kentlerimiz evlerimizi birer potansiyel yıkım mekanına dönüştürmüştür.

“Sömüreye ve ranta tahsis edilen kaynaklar ölüm getiriyor”

Yaşadığımız evlerin insanlarımıza mezar olmasının zeminini yaratmıştır. Maalesef bu durum yine dediğim gibi büyük kayıplarla ortaya çıktı. Büyük kayıplarla kendini gösterdi. Sorumlu bu talan düzeninin sahipleridir. Öte yandan depremden hemen sonra ulaşması gereken acil kurtarma çalışmalarının da gerçekleşmediğini gördük.

Yine deprem vergileriyle başka alanlardaki kaynaklarla hızlı örgütlenebilecek acil yardım ve kurtarma çalışmaları bu kaynakların başka alanlarda kullanılmasından dolayı deprem bölgesine ulaşamadı. Bu iktidar kaynakları sömürüye, yandaşa sermaye ve savaşa tahsis ediyor. Savaş ranta tahsis edilen bu kaynaklar ölüm ve yıkım getiriyor. Oysa halkın bizzat kendisinin ürettiği bu kaynakları yine insanların iyi bir yaşam sürebilmeleri, hayatlarını ve sağlıklarını koruyabilmek için kullanmak mümkün.

“Başka bir düzen mümkün”

Başka bir düzen, başka bir ülke, başka bir anlayış mümkündür. Bizler bu yeni düzenin kurulması, yeni bir başlangıç için yola çıkmış, demokratik cumhuriyeti toplumun bütün kesimlerinin eşit özgür ve refah içinde yaşayacağı bir sistem olarak kurmak için mücadele yürütüyoruz. O nedenle depremden sonra çalışmalarımızı bu şiarla diğer alanlarda yoğunlaştırarak sürdürürdük.

Bunda da yine en ağır yük sizlerin omuzlarımdaydı. 8 Mart’ı kadınlar dayanışma ruhuyla, acı ve yası paylaşma şiarıyla karşıladılar. Kadın mücadelesinin ne kadar önemli bir güç olduğunu, dönüşüm için ne kadar değerli kaynak olduğunu bizlere gösterdiler. Kadın yoldaşlarımızın bu emekçileri, mücadeleleri bizlere yol gösteriyor, onlara teşekkür ve minnet sunuyorum.

Ardından Newroz’u yas ve acıyı paylaşma ortamında karşılamak durumunda kaldık. Newroz yeni bir başlangıç diriliş, ve direniş günüdür. Başta Kürtler olmak üzere bütün Ortadoğu halklarının bu heyecanla kutladıkları bir bayramdır. Ancak bu sene bir şenlik olarak değil bu düzeni değiştirme kararlılığıyla karşıladık. Yası, acıyı paylaşma duyarlılığı ile karşıladık. Meydanlara onbinler yüzbinler milyonlar aktı.

Bu konuda sizlerin çabalarının da ne kadar önemli olduğunun farkındayız. İl, ilçe örgütlerimiz olmasa böyle canla başla çalışmasa ne depremdeki dayanışmayı ne 8 Mart’taki paylaşmayı ne de Newroz’daki o görkemli buluşmayı gerçekleştirebilirdik. Şimdi önümüzde 1 Mayıs var. Bütün bu söylediğim değerleri, kararlılığı 1 Mayıs’a taşıma sorumluluğumuz var.

1 Mayıs’tan sonra da 14 Mayıs’ta artık sandıklar kurulacak. Seçim sürecine girdik. Seçim sürecinin yoğunluğu çalışmaların ne kadar yoğun olacağı bundan önceki tecrübelerimizle de sabittir. Özellikle seçim dönemlerinde hem halka ulşama hem desteğimizi büyütmek, gücümüzü büyütmek, bunları sağlayabilmek için sandıkları koruma hedefi önümüzde duruyor. Bu konudaki çalışmaları da yakından takip ediyoruz, sizlerin yaptıklarınızı da görüyoruz. Bundan önceki seçimlerde çalışan bütün yoldaşlarımızın birikimi şimdi sizlerin ellerindedir.

14 Mayıs’ta yapılacak seçimler tarihi bir öneme sahiptir, bunun da herkes farkındadır. Ya bu otoriter, sömürücü savaşı temel politika olarak kabul eden rejim kendini pekiştirecek ya da demokratik cumhuriyete giden yolun açıldığı yeni bir başlangıç ortaya çıkacak. İnkara, talana, sömürüye, savaşa, dayanan iktidarın gönderilmesi temel stratejik hedemizidir. Bu konuda zaten her alanda mücadelemizi kararlılıkla yürütüyoruz. Bütün saldırılara, kuşatmalara rağmen hiçbir güç bizi yolumuzdan alıkoyamıyor.

İttifaklarımızı kuruyoruz. Emek ve Özgürlük İttifakı zaten daha önce kuruldu ve şimdi yoluna genişleyerek devam ediyor. Öte yandan Kurdi İttifaklarımızın da kuruluşu ile ilgili çalışmalar son aşamaya geldi. Hem Emek ve Özgürlük İttifakı hem Kurdi İttifak bu Demokrasi ve Özgürlük ittifakının motor gücü olacaktır. Demokratik dönüşümün belirleyici dinamiği olacaktır. Bu ittifakla aslında bizim en geniş birlikteliği demokratik demokratik güç birliği değişimi geniş çatı altında toplanıyor. Buna en başta kadın mücadelesi ve kadın hareketleri dahildir. Gençliğin büyük kararlılığı, azmi ve onların yarattığı mücadele birliği de bizim ittifakımızın belki de en temel sütununu oluşturuyor.

Bu seçimlere HDP olarak giremeyeceğimizi açıkladık fakat bütün teşkilatlarımız seçime bu ihtimalleri gözeterek hazırlanmıştır. İktidarın ve rejimin oyunlarına karşı bizler de her daim uyanık olduk, hazırlıklarımızı hiçbir dönem aksatmadık. Bu seçimlere bu büyük gücü, yarattığımız büyük dinamizmi ve değişim iradesini yansıtacağımızı ilan ettik. Kapatma davası açıldıktan kısa süre sonra bunu söyledik, halklarımızı asla seçeneksiz bırakmayacağız. Üçüncü Yolu inşa etmek için mutlaka alternatifler oluşturacağız.

“Bu seçimlere Yeşil Sol Parti çatısı altında gireceğiz”

Üçüncü Yol’un başarıya ulaşması için mutlaka seçimleri büyük toplumsal mücadelenin önemli bir parçası olarak görüp çalışmaları en ileri noktaya taşıyacağız. Bunları böyle de belirtmiştik, soru işaretleri vardı belki belli insanlarımızın ve çevrelerin zihinlerinde acaba ne olacak diye soruyorlardı ama çok büyük çoğunluk biliyordu ki geçmişten gelen o büyük mücadele birliği bugün bizlere yol gösteriyor. O birikim ve tecrübenin bize verdiği büyük güçle biz alternatifleri oluşturduk. Biz alternatiflerimizi oluşturduk, bu seçimlere Yeşil Sol Parti çatısı altında gireceğiz. Yeşil Sol Parti’nin örgütlendiği iller zaten var, İlçeler var.

Ama HDP’nin bulunduğu her yer Yeşil Sol Parti’nin gücüdür. Onun insan ve mücadele kaynağıdır. Yeşil Sol Parti’yi bu seçimlerde bütün gücümüzle ittifakların da dahil olduğu bir çerçevede en yüksek başarıya hep birlikte taşıyacağız. Bu sorumluluğun farkındayız. Bu rejimi değiştirmemiz gerekiyor. İnkar, imha, savaş ve sömürü düzenini değiştirmemiz gerekiyor.

Halklarımıza ve topluma büyük bedeller ödeten bu baskıcı ve zalim anlayışı durdurmamız gerekiyor. Bu hedeflere ulaşma konusunda güvenceyiz. Kürt sorunuda demokratik çözüm, yeni başlangıç ancak bizim öz gücümüzle olur. Bizler demokratik dönüşümün güvencesiz. Kürt sorununda demokratik çözümün asıl yine kaynak gücü olacağız. Büyük barışı demokratik çözüm üzerine inşa etmek yine bizlerin gücüyle olacaktır.

Özgür gelecek bizlerin mücadelesi ile kurulacaktır. O nedenle bütün enerjimizi bütün kaynaklarımızı bu sorumluluk bilinciyle harekete geçiriyoruz. Siz eş başkanlarımız bu mücadelenin gerçek anlamda emekçilerisiniz, gerçek rençberlerisiniz, zahmetkeşlerisiniz. Sizlerin bu emekleri bizlerin de hep birlikte yolumuzu açıyor. Sorumluluklarımızı bize her gün yeniden hatırlatıyor, değişim bizim mücadelemizden geçiyor. İkitdarı göndermek yetmiyor, yeni bir dönem başlatmak gerekiyor.

Bu yeni dönem demokratik cumhuriyet hedefiyle mücadele dönemi olacaktır. Demokratik cumhuriyete giden yolda hep birlikte başarılı olacağımıza inancımız tamdır. Hep birlikte kazanacağımızı biliyoruz. Bütün çalışmalarınız, emeklerinizi için teşekkür ederim. Bundan sonraki zorlu çalışmalar için kolaylıklar diliyorum. Ramazan ayının da hayırlara bu mücadelede hayırlı sonuçlara vesile olmasını diliyorum. Serkeftin hepimize, Türkiye halklarına ve geleceği umutla bekleyen bütün insanlarımıza.”

Paylaşın

14 Mayıs Seçimleri: Doğru Parti, Kılıçdaroğlu’nu Destekleyecek

Kemal Kılıçdaroğlu ile CHP Genel Merkezi’nde bir araya gelen Doğru Parti Lideri Serdaroğlu, görüşme sonrası basın mensuplarına yaptığı açıklamada, seçimlerde Millet İttifakı adayı Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini söyledi.

Haber Merkezi / Ata İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayının Sinan Oğan olduğunun açıklamasının ardından, Rifat Serdaroğlu ittifaktan ayrıldıklarını açıklamış ve “Doğru Parti olarak 3’üncü bir cumhurbaşkanı adayı çıkarmanın Cumhur İttifakı’na hizmet edeceği ve partimizi bir bölen durumuna düşüreceği inancındayız. Doğru Parti olarak bu ittifakın içinde olmadığımızı yüce Türk milletine duyururuz” demişti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Doğru Parti Genel Başkanı Rıfat Serdaroğlu ile bir araya geldi. İki lider, görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Kılıçdaroğlu, açıklamasında, “Yaşadığımız deprem felaketinin nasıl yaraların sarılması konusunda, neler yapılması gerektiği konusunda karşılıklı düşüncelerimizi aktardık. Kendisine bu ziyareti için son derece teşekkür ederim” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu’ndan sonra konuşan Serdaroğlu ise Türkiye’nin tarihi bir seçime gittiğini ifade ederek şu açıklamalarda bulundu:

“Türkiye tarihi bir seçime gidiyor. Cumhuriyet tarihimizin en önemli seçimini yapacağız hep beraber. Maalesef seçimin şartları, demokrasiyi hazmedemeyen AKP iktidarı tarafından karmakarışık hale getirildi. Hepinizin bildiği gibi Sayın Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı adayı üçüncü defa olması mümkün değil. YSK’ye bu konuda itirazımızı da yaptık biz, Doğru Parti olarak. İnşallah YSK, Anayasa’yı ihlal suçu işlemez. Eğer bunu yaparsa Türkiye’nin çok az nebze kalmış ‘hukuk devleti’ tanımını da bizzat YSK çok ağır tahrip etmiş olur ve önümüzdeki günlerde çok ciddi sıkıntılar çıkabilir.

Biz Doğru Parti olarak, Türkiye’nin; merkez sağdan kaynaklanan, merkezden kaynaklanan çok ciddi bir partisiyiz. Daha önce; rahmetli Demirel ile rahmetli Erdal İnönü’nün Türkiye’nin en güzel koalisyonunu yaptıkları dönemi yaşadık. Ülkeye de çok ciddi hizmetler verdik, hepimiz. Şimdi biz Sayın Erdal İnönü’nün, Sayın Karayalçın ile de beraber çalıştık. Sayın Hikmet Çetin ile de beraber çalıştık. Sayın Demirel’in Cumhurbaşkanı olmasında özellikle Sayın Erdal İnönü’nün çok büyük katkısı vardır.

Biz vefalı insanlarız, tarihimize sadığız. Aynı vefayı şimdi biz Cumhurbaşkanımız olarak Sayın Kılıçdaroğlu’nda göstereceğiz ve CHP’nin en çalışkan teşkilatlarından daha fazla çalışarak, büyük oy farkıyla birinci turda Çankaya’ya inşallah göndereceğiz, Sayın Cumhurbaşkanımızı…

Bizim geleneğimizde bir söz vardır; ehemin mühime tercih edilmesi, yani mühim önemli demek ama ehem daha önemli demek. Bir trafik kazası geçirdiniz, kolunuz kırıldı. Ama aynı anda da bir damarınız patladı. Doktor hangisini tedavi eder, önce? Elbette ki hayatta kalabilmeniz için damarı tamir eder.

Bizim altılı masanın paydaşlarıyla ilgili görüşlerimiz var, onların hepsini dondurduk şimdi… Şimdi, Türkiye’nin en önemli meselesi organize suç örgütü gibi çalışan AKP’nin adayı Cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir daha seçilmemesi mücadelesidir. Bu, Türkiye’nin en önemli meselesidir. Doğru Parti’nin geleceğinden de önemlidir.

CHP’nin geleceğinden de önemlidir. Evvela bu işimizi yapacağız. Onu demokratik yolla indireceğiz. Yerine Anayasamızın değiştirilemez maddelerine sahip çıkacak, Atatürk ilke ve devrimlerine sahip çıkacak sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu büyük oy çoğunluğuyla oturtacağız inşallah, kendisini tebriğe ilk giden biz olacağız. Bizi ağırladığınız için çok teşekkür ediyorum.”

Paylaşın