Bakan Bozdağ: Erdoğan’ın Adaylığı Önünde Hiçbir Engel Bulunmuyor

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı adayı olmasının önünde hiçbir anayasal ya da kanuni engel bulunmadığını söyledi. Seçim takvimine göre cumhurbaşkanı geçici aday listesine yapılan itirazların YSK tarafından karara bağlanması süreci yarın sona erecek.

Muhalefet partileri Erdoğan’ın üçüncü kez cumhurbaşkanı olmak için aday olduğu iddiasıyla Yüksek Seçim Kurulu’na itirazlarda bulunmuştu. Başvurularda Anayasa’da yer alan bir kişinin en fazla iki kez Cumhurbaşkanı olabileceğine yönelik maddelerine atıf yapıldı.

Ancak hükümet yetkilileri ve AK Parti mensupları, Erdoğan’ın 2018’deki hükümet sisteminin değişimiyle beraber yeni sistemle ilk kez cumhurbaşkanı olduğunu savunuyor.

Erdoğan’ın cumhurbaşkanı adaylığına yönelik itirazlar üzerine yazılı açıklamada bulunan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, tartışmalara temel oluşturan ve bir kimsenin en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebileceğine işaret eden 101’inci maddenin 2017 yılında değiştirildiğini belirterek, “Anayasa’nın 101’inci maddesinin önceki hâli, baştan aşağı tamamen yeniden yazılarak tümü değiştirilmek suretiyle tamamen yürürlükten kaldırılmış, yerine yeni bir hüküm ihdas edilmiştir” dedi.

Anayasa koyucunun 101’inci maddeyi “tümüyle değiştirerek” yeni yetki ve görevlerle donatılmış Cumhurbaşkanının iki defa seçilebilmesi iradesini ortaya koyduğunu belirten Bozdağ, “Dolayısıyla 2017 yılında yapılan değişiklikle Anayasa’ya konulan bu hükmün 2017 yılından önce Cumhurbaşkanlığı yapmış kişileri de kapsayacak şekilde yeni bir seçme hakkı ortaya çıkardığı çok açıktır. Bir başka ifadeyle söz konusu değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten sonra daha önce Cumhurbaşkanlığı yapmış olup olmadığına bakılmaksızın şartları taşıyan herkese iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilme hakkı tanıdığı tartışmadan varestedir” diye ekledi.

Anayasa’nın “yeni 101’inci maddesinin” ilk uygulandığı seçimin 24 Haziran 2018 seçimleri olduğunu ifade eden Bozdağ, 14 Mayıs’taki seçimlerin de bu maddenin ikinci uygulaması olacağını, dolayısıyla Erdoğan’ın adaylığının da ikinci adaylığı sayılacağını belirtti.

Muhalefet partileri, Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı adaylığı nedeniyle Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) itirazda bulunmuştu. Muhalefet, Erdoğan’ın 2014 ve 2018 yıllarında iki defa Cumhurbaşkanı seçildiğini belirterek 2023’te üçüncü kez Cumhurbaşkanı adayı olamayacağı görüşünü savunuyor.

YSK itirazları bugün sonuca bağlayacak

YSK, 14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanı seçimi için aday gösterme süresinin tamamlanmasının ardından adayların geçici listesini Resmi Gazete’nin dünkü sayısında yayımladı. Geçici listede, Cumhur İttifakı’nın adayı olan AKP Genel Başkanı Erdoğan, Millet İttifakı’nın aday gösterdiği CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce ve Ata İttifakı’nın adayı Sinan Oğan’ın isimleri yer aldı.

Geçici listede ismi bulunan adaylara, bugün TSİ 17’ye kadar itiraz edilebiliyor. YSK, itirazları değerlendirip karara bağladıktan sonra Cumhurbaşkanı adaylarının kesin listesini 31 Mart Cuma günü Resmi Gazete’de yayımlayacak.

2007 ve 2017 yıllarındaki değişiklikler

Anayasa’ya göre 2007 yılına kadar Cumhurbaşkanı seçimi doğrudan TBMM tarafından yapılıyordu. Yedi yıllığına, bir defalığına seçilen ve tarafsız bir konumda olan Cumhurbaşkanı ikinci defa aday olamıyordu.

Ancak 2007’de Abdullah Gül’ün adaylığı sürecinde yaşanan 367 krizi üzerine anayasa değişikliği yapılarak Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesi uygulamasına gidildi. Görev süresi beş yıla indirilen Cumhurbaşkanı’na iki defa seçilme hakkı getirildi.

TBMM tarafından yedi yıllığına Cumhurbaşkanı seçilen son isim olan Abdullah Gül’ün görev süresi 2014’te doldu. Parlamenter sistemin uygulandığı bu dönemde Erdoğan, 2014 yılında halk tarafından seçilen ilk Cumhurbaşkanı oldu.

Erdoğan’ın görev süresinin dolmasına iki yıl kalmışken 16 Nisan 2017’de yapılan anayasa değişikliği referandumunda Başbakanlık kaldırılarak yerine Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi getirildi. Anayasa değişikliği kapsamında Cumhurbaşkanı’nın yetkileri artırıldı, Cumhurbaşkanı seçimi şartları ise değişmedi.

Anayasanın 101’inci maddesinde bu durum “Cumhurbaşkanı, kırk yaşını doldurmuş, yükseköğrenim yapmış, milletvekili seçilme yeterliliğine sahip Türk vatandaşları arasından, doğrudan halk tarafından seçilir. Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır. Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir” şeklinde yer aldı.

Paylaşın

“HÜDA PAR Yöneticileri AK Parti’den Aday Gösterilecek” İddiası

Fatih Erbakan’ın lideri olduğu Yeniden Refah Partisi (YRP), AK Parti, MHP ve BBP’den oluşan Cumhur İttifakı’na katılma kararı almış, aynı saatlerde HÜDA PAR Lideri Yapıcıoğlu, Cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’ın seçilmesi için çalışacaklarını belirtmişti.

Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, milletvekili adaylarını ise AK Parti listelerinden göstereceklerini açıklamıştı.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre, kulislerde HÜDA PAR Lideri Yapıcıoğlu, Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Hüseyin Yılmaz ve Genel Başkan Vekili İshak Sağlam’ın 14 Mayıs seçimlerinde “AKP listelerinden milletvekili adayı gösterilecekleri” konuşuluyor.

Adı geçen parti yöneticilerinin Hizbullah ile bağlantıları ise oldukça dikkat çekici.

90’lı yıllarda onlarca kişiyi katleden Hizbullah, öldürdüğü kişilere domuz bağı yöntemiyle işkence uygulamıştı.

HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Hüseyin Yılmaz, Hizbullah çatı davasında “Dosyalarda gördüğüm domuz bağı ile öldürülmüş tek bir şahıs yoktur. Otopsi tutanakları da maktullerin fotoğrafları da domuz bağı iddiasını yalanlamaktadır. Beykoz’da ele geçen sorgu kasetleri yayımlanmış olsaydı halktan Hizbullah’a sempati oluşabilirdi. O kasetlerde JİTEM, Ergenekon vb. yapıların izleri var” yorumunu yapmıştı.

Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Hüseyin Yılmaz ve Genel Başkan Vekili İshak Sağlam, Kürtçe mevlit okutulan “Kutlu Doğum Haftası” etkinlikleri yapmasıyla bilinen MustazafDer’in genel başkanlığını yaptı.

Dernek 2010’da, Diyarbakır 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce “Hizbullah terör örgütü mensuplarını ve sempatizanlarını bir araya getirerek örgütsel birleşmeyi sağlamak”, “Örgüte eleman temini”, “Cezaevinde bulunan örgüt mensuplarının ve yakınlarının çeşitli ihtiyaçlarını gidermek” ve “Hizbullah’ın yayın organı İnzar dergisinin dağıtımını yapmak” gerekçeleriyle feshedildi.

6 yıl derneğin genel başkanlığını yapan Sağlam, 2010’da tutuklandı, “Hizbullah üyesi olma suçundan” 6 yıl 3 ay hapis yattı.

Sağlam’ın tutuklanmasının ardından ise derneğin genel başkanlığına Yılmaz getirildi. Yılmaz, derneğin Hizbullah bağlantısı için, “Belli bir tarihte Hizbullah diye illegal bir yapı vardı. Şu anda tabanda bu akıma karşı sempati besleyenler olabilir. Fakat şu an bizim nezdimizde yasal düzeyde faaliyet düzenleyen Mustazaflar vardır” açıklamasını yaptı.

Yılmaz, Yargıtay’ın derneğin kapatılmasını onadığı 2012’ye dek genel başkanlık görevine devam etti. Ayrıca Yapıcıoğlu, Sağlam ve Yılmaz, Hizbullah çatı davasında sanıkların avukatlığını da yaptı.

Paylaşın

Seçim Ve Sandık Güvenliği İçin Neler Yapılıyor?

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kala tartışılan konuda arasında “Seçim güvenliğini sağlamak için neler yapılıyor? Seçim sürecinde en riskli alanlar hangileri? Sığınmacı sayıları seçim güvenliği için risk mi?” yer alıyor.

Seçmen kütükleri seçim takvimi kapsamında 20 Mart’ta muhtarlıklar tarafından askıya çıkartılmıştı. Tüm partilerin elinde seçmen kütükleri bulunuyor ve adreslere göre karşılaştırmalar yapılıyor. Muhalefet partilerinin saptadığı seçimi etkileyecek boyutta bir usulsüzlüğe şu ana kadar rastlanmış değil.

Partiler kütüklerde tespit ettikleri anormal durumlar için 2 Nisan’a kadar düzeltme başvurusu yapıyor. Bu başvuruları vatandaşlar da kendi adresleri için yapabiliyor.

Yüksek Seçim Kurulu verilerine göre 14 Mayıs’taki cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerinde yurt içinde toplam 190 bin 736 sandıkta 60 milyon 904 bin 499 kişi oy kullanabilecek. Yurt dışında kurulacak 4 bin 969 sandıkta ise oy kullanmaya haiz 3 milyon 286 bin 786 seçmen bulunuyor.

Millet İttifakı üyeleri de seçim güvenliğini sağlamaya yönelik hem ayrı ayrı hem de ittifak halinde hazırlıklarını sürdürüyor, seçim gecesi Yüksek Seçim Kurulu’ndan alınan sonuçların partiler tarafından karşılaştırılmasını sağlayacak yazılımda da sona gelindi.

Seçim ve sandık güvenliği için neler yapılıyor?

Seçim güvenliği genel olarak sadece oy verme günü ve sandık güvenliği ile sınırlı tutulmayarak seçim takviminin açıklanmasıyla başlayan ve itirazlar sona erip kesin sonuçlar açıklanıncaya kadar olan süreç olarak tanımlanıyor. Oy verme günü sandık güvenliğinin sağlanması da bu sürecin bir parçası.

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in haberine göre, CHP Genel Başkan Yardımcısı Onursal Adıgüzel, seçim güvenliği meselesinin aslında normal şartlar altında siyasi partilerin sorumluluğunda olan bir mesele olmaması gerektiğini söyleyerek “Ancak maalesef Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) kurumları siyasallaştırmasıyla YSK da güvenilirliğini yitirdiği için seçim güvenliği meseleleri siyasi partiler üzerinden tartışılmaya başlandı” diyor.

Seçim güvenliği ile ilgili bir komisyon kuran ve rapor hazırlayan Millet İttifakı’ndaki partiler öncelikle kendi içlerinde çalışarak gerekli hazırlıklarını yapıyor ve ardından ittifakın diğer üyeleri ile ortaklaşıyor. İttifak içinde sandık kurullarına üye verme hakkı olan CHP ve İYİ Parti ile kısmen bazı sandıklar için Saadet Partisi var. Seçime girmeye hak kazanan diğer ittifak üyeleri ise sandıklara üye veremiyor ama müşahit bulundurabiliyor.

İYİ Parti Seçim İşleri Başkan Yardımcısı Burcu Akçaru, bu süreci partilerin hem kendi içlerinde hem de Millet İttifakı olarak üç bölüme ayırdıklarını belirterek bunları seçim öncesi hazırlık süreci, seçim günü yapılacaklar ve seçim günü sonrası kesin sonuçların ilanına kadar itiraz ve değerlendirmeleri kapsayan dönem olarak sıralıyor.

Akçaru’nun aktardığına göre partiler halen sandık kurullarına atamaları yapmakta ve bu üyelerin eğitimlerine de başlanmış durumda.

Bu arada Yüksek Seçim Kurulu henüz kesinleşmiş sandık listesini beyan etmediği için tüm partiler hazırlıklarını şu an 31 Mart 2019’da yapılan yerel seçim sandıklarını esas alarak yürütüyor. YSK’nın kesin sandık listesini paylaşmasıyla da yeni düzenlemeler yapılacak.

14 Mayıs’a dair en riskli alanlar neler?

Seçime giden süreçte partilerin sandık ve seçim güvenliği ile ilgili bazen öngördükleri bazen de şu an için öngöremedikleri riskli alanlar olabiliyor.

Kamuoyunda seçmen kütüklerinin de risk alanlarından biri olduğu konuşuluyor ancak muhalefet partilerinin saptadığı seçimi etkileyecek boyutta bir usulsüzlüğe şu ana kadar rastlanmış değil.

Seçmen kütükleri seçim takvimi kapsamında 20 Mart’ta muhtarlıklar tarafından askıya çıkartılmıştı. Tüm partilerin elinde seçmen kütükleri bulunuyor ve adreslere göre karşılaştırmalar yapılıyor.

14 Mayıs’ta sekizinci seçimini takip edecek olan Akçaru süreci şöyle aktarıyor:

“2018’deki seçmen kütükleri elimizde olduğu için onlarla karşılaştırarak seçim güvenliğini tehdit edecek herhangi bir taşıma seçmen var mı diye bakıyoruz. Bazı tespitlerimiz de oldu belirli illerde. Ama şu ana kadar seçim güvenliğini tehdit edecek, anormal rakamlarla karşılaşmadık. Bunu söyleyebilirim.”

Partiler kütüklerde tespit ettikleri anormal durumlar için 2 Nisan’a kadar düzeltme başvurusu yapıyor. Bu başvuruları vatandaşlar da kendi adresleri için yapabiliyor.

Muhalefet partilerine göre kamuoyunda da bazen haklı bazen de yanlış bilgilere dayalı olarak haklı endişeler oluşabiliyor ancak parti görevlilerinin sandık başlarında olması pek çok riski gidermeye yetecek kadar önemli.

Akçaru, halk arasındaki “Sandıkta hile yapacaklar, tutanakları değiştirecekler, oy çalacaklar” gibi çok sayıda uyarıya kendilerinin de rastladığını belirterek “Açık söylemek gerekirse bu sekizinci seçimim ve sandıklarda yaşananlar diye buradan Çin’e yol alacak bir liste verebilirim… Ama hepsinin çözümü tek; o da sandık başında olmak” diye konuşuyor.

İYİ Parti olarak 2018 seçimine kıyasla üye ve sandık kurulu yetkilisi sayıları açısından çok daha güçlü olduklarını belirten Akçaru, “Şimdiye kadar eksikler var mıydı? Tabii ki vardı. Ama şu an hep beraber ciddi bir çalışma içindeyiz. Altı siyasi parti bir aradayız. Hepimiz insan kaynağımızı doğru bir şekilde kullanmak üzere doğru adımları atıyoruz” diyor.

Adıgüzel de şu an için bütün senaryolara karşı çözümler üretmeye çalıştıklarını belirterek Türkiye’deki yaklaşık 195 bin yurt içi ve yurt dışı sandıkların her birinde en az bir CHP’li ve en az iki Millet İttifakı görevlisi olmasına dikkat ettiklerini kaydediyor.

Öte yandan seçim gecesi Yüksek Seçim Kurulu’ndan alınan sonuçların partiler tarafından karşılaştırılmasını sağlayacak yazılımda da sona gelinmiş durumda ve testler yapılıyor.

Adıgüzel, aslında tek bir tane değil riski dağıtmak için birkaç farklı yazılım kullanacaklarını söyleyerek “2018 ve 2019 seçimlerinde de aynı yazılımları kullandık. Tabii ki teknolojideki gelişmeler doğrultusunda bazı iyileştirmeler oluyor. İttifak bileşenleri olarak hangi sandıkta kaç kişiyiz, bunu da görebiliyoruz” diye konuşuyor.

Altı partinin birbirlerinin sisteme gönderdikleri sonuçları bu yazılım ile görebilmesi amaçlanıyor.

Akçaru da bu yazılımlarda artık sona gelinmiş olduğunu ve seçime kadarki sürede testlerin yapılacağını söyleyerek aksiliklere karşı yapılacakları ise şöyle anlatıyor:

“İnternet yavaşlatılır, bant daraltılır, elektrik gider veya trafoya kedi girerse, bunların hepsini bu ülkede yaşadığımız için o yüzden de ona göre de ek tedbirler alıyoruz. Son iki seçime de bu sistemle girdik ve sorun yaşamadık. Yine sorun yaşamayı beklemiyoruz.”

Akçaru, beklenmedik sorunlarla karşılaşılması durumunda il ve ilçelerde ekipler oluşturulduğunu ve seçim koordinasyon merkezleri kurulduğunu ifade ediyor.

Sığınmacı sayıları seçim güvenliği için risk mi?

Seçim güvenliği ile ilgili olarak en çok konuşulan başlıklardan birisi de vatandaşlığa hak kazanan ve seçmen olan sığınmacıların sayısı.

İçişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Çataklı iddialar üzerine geçen Aralık ayında yaptığı açıklamada Türk vatandaşlığını kazanan toplam Suriyeli sayısını 221 bin 671 olarak açıklarken seçimlerde oy kullanabilecek 18 yaş ve üzeri Suriyeli sayısının ise 125 bin 563 olduğunu belirtmişti.

Adıgüzel, sadece Suriyeli değil tüm yabancı seçmen sayılarını yakından takip ettiklerini söyleyerek “Bunu sadece bir aydır değil, son birkaç yıldır takip ediyoruz. Bu seçmen sayısındaki değişimi çapraz kontrollerle yakından izliyoruz” diyor.

CHP’li Adıgüzel’e göre Suriye, Afganistan, Irak, İran ve Libya’dan Türkiye’ye gelerek vatandaş olanlar içinde seçmen listelerinde yer almasını tahmin ettikleri sayı 240 bin civarında. Ancak bu sayının netleşmesi için askıya çıkan listelerin kesinleşmesi gerekiyor.

Seçim takvimine göre yurt içi ve yurt dışı seçmen kütükleri 12 Nisan’da kesinleştirilecek.

Akçaru da kendilerinin toplumdaki kaygıları dikkate alarak bu konuyu ciddi şekilde analiz ettiklerini söyleyerek “Şu anda İçişleri Bakanlığı’nın açıkladığı rakamların üzerinde anormal bir yabancı uyruklu seçmen kaydı görmedik açıkçası” diyor.

Vatandaşlar ne yapabilir?

Muhalefet partilerinin işaret ettiği bir başka unsur da seçmenlerin de seçim güvenliği sürecinde etkin olabilecekleri.

Adıgüzel seçim güvenliğinin en önemli unsurunun aslında oy kullanan her seçmen olduğunu ve bu konunun sadece siyasi partilerle çözülecek bir mesele olmadığını söyleyerek “Çünkü kişi orada oy kullanırken eğer prosedürler doğru şekillendirilmiyorsa bunu da aslında denetleyebilir. Sonrasında her seçmenin kendi sandığında sayımları izlemek anayasal bir hakkıdır” diyor.

Akçaru da halka sosyal medyada ya da kendi aralarında dolaştırılan kaygıları bir kenara bırakıp oy vermek üzere sandığa gitme çağrısı yaparak “Öncelikle herkesin oy kullanmaya gitmesi lazım. Oy kullanan vatandaşlarımız müsterih olsunlar. Altı parti güçlerimizi seçim güvenliği için birleştiriyor ve gerekli tedbirleri alıyoruz” diyor.

Paylaşın

“Bakan Koca, Seçimde Aday Olmak İstemiyor” İddiası

14 Mayıs’ta yapılacak seçimlere sayılı günler kala partilerin milletvekili listelerine ilişkin bilgiler kulislere düşmeye başladı. Son olarak Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın seçimde aday olmak istemediği öne sürüldü.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, katıldığı bir televizyon programında kabinedeki tüm bakanları milletvekili adayı göstereceğini söylemişti.

Cumhuriyet yazarı Barış Pehlivan, bugünkü köşesinde, AK Parti’nin yayın organlarında 14 Mayıs’taki seçimnde bakanların hangi kentten aday olacağının yazıldığı, kaynağının Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya dikkat çektiğini ifade etti.

Koca’nın ya Adıyaman’dan ya da Hatay’dan AK Parti’nin adayı olacağı iddiasının dillendirildiğini ifade etti.

Pehlivan şunları yazdı: “Ne yani, doğru değil mi? Anlatıyor kaynağım: ‘Önce şunu düşünmelisiniz… 2024’te yerel seçimler var ve birileri ince hesaplar peşinde. O sebeple Koca’nın adını özellikle Anadolu’da geçiriyor, İstanbul’dan uzak tutuyorlar akıllarınca. Hatta, Çevre Bakanı Murat Kurum’un İstanbul’dan aday olacağı iddiası da bu nedenle sızdırılıyor. Zira, Kurum’un da gözü İBB’de.’

‘Affını istedi’

Ben not alırken bir süre sessizlik oldu. ‘Ancak’ dedi ve ekledi karşımdaki: ‘Aslına bakılırsa, Fahrettin Koca yoruldu siyasetten. Hatta kısa bir süre önce sayın cumhurbaşkanı ile gizli bir buluşma da gerçekleştirdi.

Ben heyecanlı bir şekilde dinliyordum. Sahi, ne konuşmuşlardı o görüşmede? Yanıt çok çarpıcıydı: ‘Fahrettin Koca 2023 için listelerde olmayı arzulamadığını, söyledi. Ve affını istedi.’

Şaşırmıştım. Peki, Cumhurbaşkanı Erdoğan ne dedi bu talebe? Şöyle dedi AK Parti’deki kaynağım: ‘Bakın, orasını tam bilmiyorum. Duyduklarım var ama sizi yanıltmak istemem.’

‘Ersoy da siyasetten çekilmek istiyor’

Ben tam konuşma bitti, derken ‘Dahası da var’ diye de ekliyordu: “Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un da siyasetten çekilmeyi istediği biliniyor. Ancak unutmayın ki hem Koca hem Ersoy konusunda son söz reisin olacak.”

Görülen o ki… AK Parti’deki aday listesi rahatsızlığı İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’dan ibaret değil. Öyle ki iktidarın etkili isimleri aday gösterilecekleri yerleri beğenmiyor. Yetmiyor…

Fulya Öztürk teklifinden rahatsızlar

Gazeteci Fulya Öztürk’e milletvekilliği teklifi gitmesi bile, AK Parti’nin medyadaki kalemlerini oldukça rahatsız etmişe benziyor. Öyle ki içlerinden ’21 yıldır sokakta küfür yiyen biziz ama depremde popüler olan birini milletvekili yapıyorlar’ diyen bile çıkmış.

Demem o ki Cumhurbaşkanı Erdoğan partide ‘3 dönem kuralını’ da hayata geçirse iktidar içindeki hiç ummadığımız kişilerin vedasına şahit olacağız.”

Paylaşın

Selahattin Demirtaş Yazdı: Değişim Nedir?

Yaklaşık altı yıldır Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Değişim Nedir?” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Yazısında, “Cumhuriyet’in ikinci yüzyılı demokrasiyle taçlanacaksa demokratik değişim bizden, her birimizden başlamalı. Yoksa Cumhuriyet durup dururken demokrasiyle taçlanmaz, hiçbir taç gökten inmez” ifadelerine yer veren Demirtaş’ın Gazete Duvar’da yayınlanan yazısı şöyle:

“Bu yazıda kastedilen sensin, başkası değil.

Muhalefet haklı olarak, 14 Mayıs seçimlerini değişimin başlangıcı olarak görüyor. Peki nedir bu değişim, tam olarak ne değişecek? Muhalefet seçimi kazanırsa öncelikle iktidar değişecek. Ama değişimden kastedilen sadece bu olmasa gerek.

Benim değişimden anladığım şey, mevcut düşünce kalıplarımızdan ve şablonlarımızdan sıyrılmamızdır.

Her birimiz durduğumuz yeri en kusursuz, en mükemmel yer olarak belirleyip geri kalan herkesin bizi baz alarak değişmesini bekliyorsak feci şekilde yanılıyoruz demektir. “Değişim değişim” deyip bunu zerrece kendi üstümüze alınıyorsak değişim olmayacak demektir.

Cumhuriyet’in ikinci yüzyılı demokrasiyle taçlanacaksa demokratik değişim bizden, her birimizden başlamalı. Yoksa Cumhuriyet durup dururken demokrasiyle taçlanmaz, hiçbir taç gökten inmez.

Birey olarak sosyal yaşamımızda, evde, iş yerinde ne kadar demokratız? Farklı inançlara, kimliklere, doğaya, hayvanlara karşı ne kadar demokratız? Kadın erkek ilişkilerinde ne kadar demokratız?

Üyesi olduğumuz siyasi partilerde, derneklerde, meslek odalarında, sendikalarda demokrasi var mı? Yoksa önemli kararlar halen kapalı kapılar ardında, dar gruplar tarafından mı alınıyor? Örneğin, önümüzde milletvekili seçimleri varken adaylar neden ön seçimle belirlenmiyor, bunun bir açıklaması var mı?

Bizden farklı düşünenlere saygıyla yaklaşıyor muyuz? Sorunlarımızı konuşarak, tartışarak, uzlaşmayla çözmeye açık mıyız?

Hak ve özgürlüklerimizi, korumakta ve büyütmekte bilinçli miyiz, atak mıyız?

Örgütlü toplumun gücünün farkında mıyız? Yoksa örgütlü hareket etmekten halen çekiniyor, korkuyor muyuz?

Özgür düşüncenin ne olduğunu, önemini tam olarak kavramış durumda mıyız?

Sorular çoğaltılabilir. Cevapları ise aynaya bakarak vermeni rica ediyorum.

Devletin demokratikleşmesi ise kurumların ve kuralların evrensel insan hakları, demokrasi standartlarına uygun işletilmesiyle olur. Devlet demokratikse hem kararlar verilirken hem de denetim yapılırken yurttaşa açık olur. Demokratik devlet; yurttaşın önüne engel çıkarmayan, baskılamayan, özgürlüklere saygılı devlettir.

Demokratik devletin bozulup yozlaşmamasının, faşizan devlete dönüşmemesinin garantisi de demokratik toplum ve demokratik bireydir.

Biz değişmemişsek devlet üstten değişse bile bunun kimseye yararı da olmaz, zaten öyle bir değişim kalıcı da olmaz. Dolayısıyla demokratik cumhuriyet ancak demokrat bireylerle, demokratik toplumla var olabilir.

Sözün özü, kimse kendini de halkı da kandırmaya kalkmasın. Bu seçim kampanyasından başlayarak kendimizi değişime açık hale getirelim.

Değişmemekte ısrar edip öte yandan demokrasi havarisi gibi ortada dolaşanlar çok sırıtıyor, benden söylemesi. Sıfatınız, kimliğiniz, kudretiniz ne olursa olsun demokratik bir şekilde yaşamadan, demokratik düşünmeden demokrasiyi savunmak çok çirkin bir görüntü oluşturuyor. Hele halkı temsil eden veya bu iddiada olan bir siyasetçiyseniz çok daha fazla göze batıyor.

Milletvekili adaylarına da bir önerim var.

Cumhuriyet’in demokrasiyle taçlanması için o tacı önce kendi başınıza oturtun, öyle yola çıkın. Aksi halde emin olun siyasi yaşamınız fiyasko ile son bulur, ortalıkta bolca örneği olduğu gibi.”

Paylaşın

Bahçeli Duyurdu: MHP Seçime Kendi Logosu Ve Adaylarıyla Girecek

“AK Parti ile ortak liste” iddialarına ilişkin açıklama yapan MHP Lideri Bahçeli, “Son günlerde bilhassa MHP ile AK Parti arasında ortak liste yapılacağı, bu kapsamda yerli yersiz, maksatlı maksatsız pek çok iddia ve ifade kamuoyunda tartışma konusu, hatta polemik malzemesi haline getirilmiştir” dedi.

Haber Merkezi / Devlet Bahçeli, “Cumhur İttifakı’nı teşkil eden 2 partinin kendi adıyla, amblemiyle ve adaylarıyla seçime katılmaları söz konusu iken, Milliyetçi Hareket Partisi’nin ortak liste hazırlığına teşne olması ve buna tevessül etmesi doğru, mantıklı ve makul bir seçenek olamayacaktır” ifadelerini kullanırken, partisinin milletvekili Genel Seçiminde, “tüm seçim çevrelerinde olmak suretiyle üç hilal amblemiyle ve değerli milletvekili adaylarıyla demokratik mücadelesini yapacağını” belirtti.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, sosyal medya hesabından ‘AK Parti ile ortak liste’ iddialarına ilişkin açıklama yaptı. Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:

“Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimlerine 47 gün kalmıştır. Yüksek Seçim Kurulu Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında Cumhurbaşkanlığı Seçimine katılacak dört adaydan oluşan geçici listeyi yayımlamıştır. Süreç ilan edilmiş seçim takvimine uygun şekilde ilerlemektedir.

Seçime katılacak partiler belli olmakla birlikte hazırlanmış ittifak protokolleri de sırasıyla YSK’ya sunulmuştur. Bilindiği gibi Cumhur İttifakı çatısı altında 4 parti yer almıştır. Bu kapsamda üzerinde uzlaşılan ittifak protokolü 24 Mart 2023’te YSK’ya teslim edilmiştir.

Milliyetçi Hareket Partisi’nin Cumhurbaşkanlığı Seçiminde adayı belli, kararı nettir. Nitekim Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır. Bütün imkan ve inancımızla Sayın Cumhurbaşkanımızın tekrar seçilmesi hususunda kesintisiz sürdürülen mücadele devam edecektir.

Son günlerde bilhassa MHP ile AK Parti arasında ortak liste yapılacağı, bu kapsamda yerli yersiz, maksatlı maksatsız pek çok iddia ve ifade kamuoyunda tartışma konusu, hatta polemik malzemesi haline getirilmiştir. Üstelik kara kampanya üretim ve servisi cesamet kazanmıştır.

Cumhur İttifakı’nı oluşturan 4 partiden 2’si olan; Yeniden Refah Partisi ile Büyük Birlik Partisi’nin kendi parti logoları ve adaylarıyla seçimlere katılacağı da yakın bir tarihte ilgililerin beyanıyla tescillenmiştir. Elbette bu takdir ve tercih mezkur partilerin kendi bileceği bir şeydir.

Milliyetçi Hareket Partisi’ni zor durumda bırakmak, heyecanıyla birlikte 54 yıllık dev mazisini ve müktesebatını yok saymak amacıyla bazı çevrelerin algı çalışmaları yaptığı, fitne ve tezvirat yaydığı objektif değerlendirme yapabilen ve vicdan sahibi herkesin malumudur.

Cumhur İttifakı’nın ahlakı, ilkeleri ve gelecek hedefleri siyasi namusumuza emanettir. Bu emanet mutlaka korunacaktır. Ancak fırsatçılar, partimizi küçük görme yanlışına düşen sözde yazar, çeyrek aydın ve zillet siyasetçiler ciddiye alınmayacak, hiç de itibar edilmeyecektir.

Cumhur İttifakı’nı teşkil eden 2 partinin kendi adıyla, amblemiyle ve adaylarıyla seçime katılmaları söz konusu iken, Milliyetçi Hareket Partisi’nin ortak liste hazırlığına teşne olması ve buna tevessül etmesi doğru, mantıklı ve makul bir seçenek olamayacaktır.

Milliyetçi Hareket Partisi Milletvekili Genel Seçiminde, tüm seçim çevrelerinde olmak suretiyle üç hilal amblemiyle ve değerli milletvekili adaylarıyla demokratik mücadelesini yapacak, nihayetinde hak ettiği, layık olduğu, hasretle beklediği başarıya kesinlikle ulaşacaktır.

Gayret bizden Tevfik Allah’tandır. Çalışma bizden mükafat millettendir. Türk ve Türkiye Yüzyılına kutlu bir adım atılacak, Cumhuriyet’in 100’üncü yıl dönümü cumhurun muazzam zaferiyle taçlanacaktır. TBMM’de güçlü MHP, güçlü Cumhur İttifakı milli iradeyle tecelli edecektir.”

Paylaşın

Moskova’da Dörtlü Suriye Zirvesi Nisan’da

Türkiye, Rusya, İran ve Suriye dışişleri bakan yardımcıları Nisan ayında Moskova’da biraraya gelecekleri bildirildi. Dört ülkenin dışişleri bakan yardımcılarının bu ay yapılması planlanan toplantısı ise ertelenmişti.

Rusya, Aralık ayında Suriyeli ve Türk savunma bakanlarının biraraya geldiği bir toplantıya evsahipliği yapmıştı. O tarihten bu yana üçlü görüşmeler, Esat’ın müttefiki ve yakınlaşmayı açıkça destekleyen İran’ı da kapsayacak şekilde genişletilmişti.

Suriye, Türkiye, İran ve Rusya dışişleri bakan yardımcılarının, Suriye savaşı sırasında yıllarca süren düşmanlıkların ardından Ankara ve Şam arasındaki temasları geliştirmek için Nisan ayında Moskova’da biraraya gelecekleri bildirildi. Reuters haber ajansı iddiasını Türk ve İranlı yetkililere dayandırdı.

Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esat’ın müttefiki Rusya’nın teşvikiyle, 12 yıldır süren çatışmanın karşı taraflarında yer alan Suriye ve Türkiye’den yetkililer, ilişkileri normalleştirme amacıyla geçen yıl toplantılar düzenlemişti.

Ancak Esat bu ay, işgalci güçler olarak nitelediği Türk ordusu Suriye’nin kuzeyinden çekilene kadar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmeyi reddetti.

Reuters’a bilgi veren üst düzey bir Türk yetkili, Suriye’deki durumun 3-4 Nisan’da Moskova’da yapılacak görüşmede ele alınacağını söyledi.

Yetkili, “Bu toplantının, normalleşme sürecinde başlayan bakanlar düzeyindeki görüşmelerin bir devamı olması bekleniyor. Ancak bakanlar düzeyinde bir katılım olmayacağı ve toplantı teknik düzeyde yapılacağı için önemli kararlar alınması beklenmiyor” dedi.

İran Dışişleri Bakanlığı’ndan üst düzey bir yetkili de toplantının Nisan ayının ilk haftasında Moskova’da yapılacağını doğruladı.

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi olan Suriyeli bir kaynak da, dışişleri bakan yardımcıları arasında yakında bir toplantı yapılacağını doğruladı ancak tarih belirtmedi.

Türk Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, toplantı haberleriyle ilgili henüz yorum yapmadı.

Rusya, Aralık ayında Suriyeli ve Türk savunma bakanlarının biraraya geldiği bir toplantıya evsahipliği yapmıştı. O tarihten bu yana üçlü görüşmeler, Esat’ın müttefiki ve yakınlaşmayı açıkça destekleyen İran’ı da kapsayacak şekilde genişletilmişti.

Dört ülkenin dışişleri bakan yardımcılarının bu ay yapılması planlanan toplantısı ise ertelenmişti.

Rus devlet haber ajansı RIA hafta başında Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mikhail Bogdanov’a dayandırdığı haberinde Rusya, Türkiye, İran ve Suriye dışişleri bakan yardımcılarının Nisan ayı başında Moskova’da istişarelerde bulunabileceğini bildirmişti.

Paylaşın

TBMM Başkanı Şentop: Erdoğan’ın Adaylığında Hukuki Sorun Yok

Erdoğan adaylığıyla ilgili DEVA ve Memleket partilerinin yaptığı itirazlar sonrasında gündeme gelen konuyla ilgili konuşan TBMM Başkanı Şentop, “Bu tartışma bir siyasi tartışma olarak yürütülüyor. Anayasa 101’e göre, bir kişinin en fazla iki defa cumhurbaşkanı seçileceği ifadesinin olduğu madde, 30 Nisan 2018’de yürürlüğe girmiştir. Hukukta kural şudur” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bir kanun hükmü yürürlüğe girdikten sonraki olaylara uygulanır. 2018’den sonra Türkiye’de 1 defa seçim yapılmıştır, cumhurbaşkanımız 1 defa aday olmuş ve seçilmiştir. 14 Mayıs seçimi 30 Nisan 2018’den sonraki ikinci seçimdir. İkinci defa adaylığı söz konusudur. Sayın Cumhurbaşkanının adaylığı için bir istisna hükmüne ihtiyaç yoktur. Hukuken hiçbir sorun yok. İkinci adaylığı söz konusudur.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Mustafa Şentop, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı adayı olamayacağına ilişkin tartışmalara dair açıklama yaptı. Şentop’un açıklamalarından satır başları şöyle:

”2017’de bu durumu öngörerek komisyon raporuna koyduk. Demişiz ki, kanun yürürlüğe girdikten sonraki olaylara uygulanacaktır. Önceki dönemde cumhurbaşkanı seçilenlerin yeniden 2 defa seçilme hakkı olacaktır diye hükmü koymuşuz. Bu konuda iki makale yazdık, hukukçu olarak. Kamuoyundaki tüm tartışmaları gözden geçirerek hukuki tartışma şeklinde makale yazdım.

Bu konuyu bir tek cümle kullanarak ve o cümleyi tekrarlayarak ispat etmeye çalışanlar var. Bugün bir avukat arkadaşımız, ‘Meclis Başkanı bu konuda konuşamaz, tarafsızdır’ diyor. Halbuki anayasa 94. madde Meclis Başkanı’nın hangi konularda sınırlama içinde olduğunu ifade ediyor. Hukuki konuda konuşamayacağına dair anayasal bir tanım yok. Anayasa hukukçuları var bu konuda açıklama yapmış.

Bu tartışma bir siyasi tartışma olarak yürütülüyor. Anayasa 101’e göre, bir kişinin en fazla iki defa cumhurbaşkanı seçileceği ifadesinin olduğu madde, 30 Nisan 2018’de yürürlüğe girmiştir. Hukukta kural şudur. Bir kanun hükmü yürürlüğe girdikten sonraki olaylara uygulanır.

2018’den sonra Türkiye’de 1 defa seçim yapılmıştır, cumhurbaşkanımız 1 defa aday olmuş ve seçilmiştir. 14 Mayıs seçimi 30 Nisan 2018’den sonraki ikinci seçimdir. İkinci defa adaylığı söz konusudur. Sayın Cumhurbaşkanının adaylığı için bir istisna hükmüne ihtiyaç yoktur. Hukuken hiçbir sorun yok. İkinci adaylığı söz konusudur.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Beşli Çetelere Değil, Size Hizmet Edeceğim

Konya’da Millet Buluşması Programı’nda konuşan Kılıçdaroğlu, “Türkiye artık dünya ile yarışmak zorundadır. Türkiye dünya ile yarıştığı zaman büyüyen bir ülke olacaktır, güçlü bir ülke olacaktır. Güneşli günleri birlikte göreceğiz, motorları maviliklere süreceğiz. Dünyanın neresine giderseniz gitsin gençlerimiz gülen yüzlerle geri döneceksiniz. Attığınız bir tweet nedeniyle güvenlik görevlisi kapınıza dayanamayacak bilecekler ki artık bu ülkede özgürlük var. Güneşli günleri hep birlikte göreceğiz, motorları maviliklere süreceğiz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Dünyanın neresine gitmişse gencimiz, güler yüzle ülkesine dönecek. Sizin özgürlük alanınızı genişleteceğim. Attığınız tweet dolayısıyla babanız ve anneniz kuşku duymayacak, bilecek ki artık bu ülkede demokrasi var!  Güvenlik görevlisi sabahın 5’inde kapınıza dayanmayacak, bilecek ki artık bu ülkede özgürlük var. Düzeni siz değiştireceksiniz, iktidara siz getireceksiniz. Bu ülkenin 5,5 milyon genci ilk kez sandığa gidecek ve oy kullanacak.”

Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında, “Kadının, gençlerin sosyal güvenliği olacak. Çiftçiler, üreticiler, sizin bankalara olan faizlerinizi tamamen sileceğiz, ana parayı taksitle alacağız. Siz üreteceksiniz, siz kazanacaksınız. Dışarıdan buğday, arpa, fasulye, canlı hayvan, et, mercimek almayacağız. Herkes üretecek, herkes kazanacak!  Çiftçilere kırmızı mazot vereceğiz; ÖTV’si KDV’si olmayacak. 15 Mayıs’ta iktidarız, 100 bin öğretmenin atamasını yapacağız. 5’li çetelere değil, size hizmet edeceğim. Esnaf bakanlığı kuracağız, esnaf sahipsiz olmayacak. Sicil affı çıkartacağız. Pandemi döneminde kredi verdiler faizini istiyorlar, onu sileceğiz. Stopajı da sıfırlayacağız” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Konya’da Millet Buluşması Programı’na katıldı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın da katıldığı programda konuşan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Konya da tarihi bir kentimiz. Mevlana’nın bulunduğu. Mevlana’yı öğrenmek ve halka anlatmak. Mevlana’nın felsefesini bütün dünyaya anlatmak bizim meselemiz. Benim size sözüm var bu ülkeye adaleti getireceğiz. Adalet sadece mahkeme salonlarında tecelli etmez. Konya, Hollanda’dan büyük bir il. Konya bakıldığında tarımda bir numara ama buranın da sorunları var. Türkiye’nin de sorunları çok büyük. Tarımın da sorunları çok büyük. Türkiye artık dünya ile yarışmak zorundadır. Türkiye dünya ile yarıştığı zaman büyüyen bir ülke olacaktır, güçlü bir ülke olacaktır. Güneşli günleri birlikte göreceğiz, motorları maviliklere süreceğiz.

Dünyanın neresine giderseniz gitsin gençlerimiz gülen yüzlerle geri döneceksiniz. Attığınız bir tweet nedeniyle güvenlik görevlisi kapınıza dayanamayacak bilecekler ki artık bu ülkede özgürlük var. Güneşli günleri hep birlikte göreceğiz, motorları maviliklere süreceğiz. Dünyanın neresine gitmişse gencimiz, güler yüzle ülkesine dönecek. Sizin özgürlük alanınızı genişleteceğim. Attığınız tweet dolayısıyla babanız ve anneniz kuşku duymayacak, bilecek ki artık bu ülkede demokrasi var!  Güvenlik görevlisi sabahın 5’inde kapınıza dayanmayacak, bilecek ki artık bu ülkede özgürlük var. Düzeni siz değiştireceksiniz, iktidara siz getireceksiniz. Bu ülkenin 5,5 milyon genci ilk kez sandığa gidecek ve oy kullanacak.

“5’li çetelere değil, size hizmet edeceğim”

Kadının, gençlerin sosyal güvenliği olacak. Çiftçiler, üreticiler, sizin bankalara olan faizlerinizi tamamen sileceğiz, ana parayı taksitle alacağız. Siz üreteceksiniz, siz kazanacaksınız. Dışarıdan buğday, arpa, fasulye, canlı hayvan, et, mercimek almayacağız. Herkes üretecek, herkes kazanacak!  Çiftçilere kırmızı mazot vereceğiz; ÖTV’si KDV’si olmayacak. 15 Mayıs’ta iktidarız, 100 bin öğretmenin atamasını yapacağız. 5’li çetelere değil, size hizmet edeceğim. Esnaf bakanlığı kuracağız, esnaf sahipsiz olmayacak. Sicil affı çıkartacağız. Pandemi döneminde kredi verdiler faizini istiyorlar, onu sileceğiz. Stopajı da sıfırlayacağız.

En hızlı neleri yapacağız? 6 lider bir araya geldik. İsraf haramdır diye biliyoruz. İlk yapacağımız iş israfı önlemek. Bütün savurganları sıfırlayacak bir kararname çıkartacağız. İsraf olmayacak. Parlamentodan süratle yasa çıkartacağız. Aile toplumun temel taşıdır. Hiçbir aile kendini sahipsiz hissetmesin. Her aile sosyal devletin koruması altında olsun. Aile destekleri sigortası çıkartacağız. 1971’den beri çıkması gereken bu kanun çıkmadı. Size yardımlar yapılıyor oyunuzu bize verin, yoksa yok diyorlar. Biz hiçbir ayrım yapmayacağız. Hiçbir kadını bir erkeğe muhtaç ettirmeyeceğiz.

İsrafı engelleyince Türkiye güçlü, zengin bir ülkedir. Parayı beşli çeteye yedirirseniz size para kalmaz. O paraları son kuruşuna kadar alacağım! Hem diyorlar biz milletçiyiz, hem dolar bazlı garanti! İhale alıyorsun dolarla, kâr veriyorsun dolarla, garanti veriyorsun dolarla… Bütün bunların tamamını milliyetçi kardeşiniz TL’ye çevirecek. Endişe etmeyin, TL olacak. Her çocuk okulda sağlıklı bir şekilde beslenecek. Hiçbir aileye yük olmayacaklar, zengin fakir ayrımı olmayacak, herkes aynı çantadan beslenecek. İktidarımızda göreceksiniz 2 kilo et 1 gram altın etmeyecek!

Mülakat kalkacak, torpil bitecek. Kul hakkını yedirmeyeceğiz. Herkesin hakkını teslim edeceğiz. 2 bin 400 yıl önce söylenmiş, devleti yönetenler yönetirken zenginleşirlerse artık halkı değil kendi mal varlıklarını düşünürler. Mal varlığımı açıkladım, adaylığım kesinleştiğinde bütün Türkiye’ye göstereceğim, herkes görecek. Temiz bir siyaset getireceğiz. Vatandaş-siyasetçi arasında güven köprüsünü yeniden inşa edeceğiz. Halktan yana olan bir anlayışı getireceğiz. 5,5 milyon gençten söz istiyorum. Her arkadaşınızı ikna edeceksiniz, sandığa gidecek ve Millet İttifakı’na oy verecek. Benim de sözüm söz!”

Paylaşın

AK Parti Sözcüsü Çelik’ten Erdoğan’ın Adaylığına İtiraz Edenlere Tepki

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerindeki adaylığına itiraz eden partilere tepki göstererek, “Cumhurbaşkanımızın adaylığı önünde hiçbir engel yoktur” dedi.

Haber Merkezi / Ömer Çelik, “Cumhurbaşkanımızın bu seçimlerde yeniden aday olduğunu aylar öncesinden açıklamıştık. Nitekim usulüne uygun şekilde adaylık başvurusu yapılmıştır” ifadelerini kullandı. Çelik, “Milletimizin sahip olduğu demokrasi sandığına hiç kimse ipotek koyamaz!” dedi.

AK Parti Sözcüsü Çelik, “Demokratik seçimlerle milletin adayıyla yarışmaktan korkan çevreler, Cumhurbaşkanımızın önüne siyasi hayatı boyunca çeşitli engeller çıkardılar. Bu yaklaşım, Cumhurbaşkanımızla demokrasi meydanında yarışmaktan korktuklarının itirafı olmaktan başka işe yaramadı” diye ekledi.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın üçüncü kez adaylığına ilişkin Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) yapılan itiraz başvurularının ardından sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu. Çelik, açıklamasında şunları söyledi:

“Aylar önce açıkladığımız gibi Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan, Cumhur İttifakı olarak Cumhurbaşkanı adayımızdır. Bu adaylığa karşı bazı partilerin YSK’ya itiraz ettiği basına yansıdı.

Cumhurbaşkanımızın adaylığı önünde hiçbir engel yoktur. Cumhurbaşkanımızın bu seçimlerde yeniden aday olduğunu aylar öncesinden açıklamıştık. Nitekim usulüne uygun şekilde adaylık başvurusu yapılmıştır..

Cumhurbaşkanımız milletimizin iradesine sımsıkı bağlılıkla sürdürdüğü siyasi hayatına, demokrasinin ve sandığın gücüne inanarak devam etmektedir.

Cumhurbaşkanımızın adaylığı konusunda üretilmeye çalışılan sözde tartışma hukuki değil, hukuk dışı yollarla siyasete yön vermeye çalışan kötü alışkanlıkların depreştiğini göstermektedir…

Daha önce de ifade etmiştik: Bu tür söylemler, siyaseti kurgulamaya çalışan masaların gizli ortağının “Sabih Kanadoğlu zihniyeti” olduğunu ve bu tartışmaların vesayet zihniyetinden beslendiğini ortaya koymaktadır.

Türkiye, demokratik süreçlere yalnızca aziz milletimizin yön verdiği bir noktaya gelmiştir. Geçmişin vesayet zihniyetinden ilham alan girişimlerin bu gerçeği gölgelemesi mümkün değildir. Sözün özü; milletimizin sahip olduğu demokrasi sandığına hiç kimse ipotek koyamaz!

Demokratik seçimlerle milletin adayıyla yarışmaktan korkan çevreler, Cumhurbaşkanımızın önüne siyasi hayatı boyunca çeşitli engeller çıkardılar. Bu yaklaşım, Cumhurbaşkanımızla demokrasi meydanında yarışmaktan korktuklarının itirafı olmaktan başka işe yaramadı.

Söz ve karar milletindir! Milletimiz, siyasi pazarlıklar yoluyla ülkemizin geleceğine dair kumar oynamak isteyenlere sandıkta bir kez daha demokrasi dersi verecektir.”

Paylaşın