Diyanet’in Milyonlarca Liralık Harcamalarına Bir Yenisi Eklendi

Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) kameralar, fotoğraf makinaları, kurgu kartları ve tripodları da içeren teçhizat için 3 milyon TL’nin üstünde para harcadı. Başkanlık, bu harcamalar için bir günde 5 farklı ihale sözleşmesi imzaladı.

5 farklı ihaleden ilki, “Beş adet sine kamera aksesuarlarından 12 adet alım” ihalesi oldu. İhalelerden ikincisi “13 parça yarı profesyonel kamera ve aksesuarları alım” ihalesi olarak kayıtlara geçti.

İhalelerden üçüncüsünde, 365 bin 240 TL harcayarak 17 adet fotoğraf makinesi, bir sineline kamera ve aksesuar satın alındı.

Başkanlığın dördüncünde dijital kurgu kartları, video çeviriciler ve kurgu yazılımları satan bir markanın ürünlerinden de toplam 18 adet alarak 559 bin 300 TL harcadığı belirtildi.

Beşinci ve son ihalede yedi adet tripod, monitör ve objektif alımı karşılığında 687 bin TL harcama yapıldı.

Bütçesi ve fetvalarıyla yurttaşların tepkisini çeken Diyanet İşleri Başkanlığı’nın milyonlarca liralık harcamalarına bir yenisi eklendi.

Diyanet; kameralar, fotoğraf makinaları, kurgu kartları ve tripodları da içeren teçhizat için 3 milyon TL’nin üstünde para harcadı. Başkanlık, bu harcamalar için bir günde 5 farklı ihale sözleşme imzaladı.

BirGün’den Mustafa Bildircin’in haberine göre 24 Ocak’ta Diyanet İşleri Başkanlığı Dini Yayınlar Genel Müdürlüğü koordinesinde gerçekleştirilen 5 farklı ihaleden ilki, “Beş adet sine kamera aksesuarlarından 12 adet alım” ihalesi oldu.

“Film kamerası” olarak anılan sine kameraların aksesuarları için öngörülen maliyetin çok üzerinde harcama yapıldı. Diyanet, 589 bin 639 TL’lik harcama öngördüğü aksesuarlar için 723 bin TL’ye imza attı.

İhalelerden ikincisi ise “13 parça yarı profesyonel kamera ve aksesuarları alım” ihalesi olarak kayıtlara geçti. İhale kapsamında imzalanan sözleşmenin bedelinin, 722 bin 100 TL olduğu bildirildi.

Harcamada hız kesmeyen başkanlık, 24 Ocak günü saat 14.30’da ise 365 bin 240 TL harcayarak 17 adet fotoğraf makinesi, bir sineline kamera ve aksesuar satın aldı.

Başkanlığın yine 24 Ocak’ta dijital kurgu kartları, video çeviriciler ve kurgu yazılımları satan bir markanın ürünlerinden de toplam 18 adet alarak 559 bin 300 TL harcadığı belirtildi. Aynı gün yedi adet tripod, monitör ve objektif alımı karşılığında 687 bin TL harcama yapıldı.

Paylaşın

Meral Akşener: Recep Bey’in Tehdidi İle Partimiz Kurşunlanmıştır

İYİ Parti Lideri Akşener, partisinin İstanbul İl Başkanlığına yapılan saldırı sonrası yaptığı açıklamada, “Seçime 1,5 ay kala ve Sayın Cumhurbaşkanı demem ama Cumhurbaşkanı böyle olmaz, Recep Bey’in tehdidi ile partimiz kurşunlanmıştır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Daha önce dedi ki bana bunlar iyi günlerin, linçe uğradım, evim basıldı, bu defa beni kendinle uğraştırma dedi; partimizin İstanbul İl Başkanlığı 2 yerinden kurşunlandı.”

Akşener, açıklamasının devamında, “Türkiye bir kabile devleti olamaz. Partilerin seçime 1,5 ay kala korkutulması kabul edilemez. Akşener’i korkutacak adam anasından doğmadı. Cenab-ı Hak’tan başka kimseden korkmam” ifadelerini kullandı.

İstanbul Zeytinburnu’nda bulunan İYİ Parti İstanbul İl Başkanlığı binasına, henüz kimliği belirlenemeyen kişi ya da kişilerce sabaha karşı silahlı saldırı düzenlendi.

Saldırı sonrası, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İYİ Parti İstanbul İl Başkanlığı önüne geldi. Meral Akşener, burada bir açıklama yaptı. Akşener’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

Seçime 1,5 ay kala ve Sayın Cumhurbaşkanı demem ama Cumhurbaşkanı böyle olmaz, Recep Bey’in tehdidi ile partimiz kurşunlanmıştır.

Daha önce dedi ki bana bunlar iyi günlerin, linçe uğradım, evim basıldı, bu defa beni kendinle uğraştırma dedi; partimizin İstanbul İl Başkanlığı 2 yerinden kurşunlandı.

Türkiye bir kabile devleti olamaz. Partilerin seçime 1,5 ay kala korkutulması kabul edilemez. Akşener’i korkutacak adam anasından doğmadı. Cenab-ı Hak’tan başka kimseden korkmam.

“Ben milletime güveniyorum”

Evim basıldı beraat ettiler. Linçe uğradım beraat ettiler. Torunuma iftira attılar, beraat ettiler. Aziz milletim, bu ucube sistem süremez.

Bugün bana, yarın size. 14 Mayıs’ta sandığa gideceksiniz, bu pis sistemi bitireceksiniz. Yanımda Ekrem başkan var. Seçimi iptal ettiler. Ben milletime güveniyorum.

Kadın kardeşlerim sizlere sesleniyorum. Erkek siyasetçilere yapılmayan iğrençlik bana yapıldı. Eğer bu zulmün bitmesini istiyorsanız 14 Mayıs’ta oylarınızı Millet İttifakı’na oy vereceksiniz.

Kılıçdaroğlu’nu Cumhurbaşkanı seçeceksiniz, İYİ Parti’yi birinci parti yapacaksınız. Işıklar söndüğünde evinden işe nasıl gidildiğini biliyorum. Bir lokantada yalnız yemek yiyorsanız başınıza neler geldiğinizi biliyorum.

Recep Bey size sesleniyorum. Devri iktidarınızda başıma gelmeyen kalmadı. 14 Mayıs’tan sonra iftiralar, hakaretler bitecek. Etrafındaki yalaka tayfa yerine bize bağırmaya tercih ediyor.”

Paylaşın

İYİ Parti İstanbul İl Başkanlığı’na Silahlı Saldırı: Muhalefetten Tepki

İstanbul Zeytinburnu’nda bulunan İYİ Parti İstanbul İl Başkanlığı binasına, henüz kimliği belirlenemeyen kişi ya da kişilerce sabaha karşı silahlı saldırı düzenlendi. Saldırıda binanın penceresine kurşun isabet ederken, ölen ya da yaralanan olmadı.

Parti binasındakilerin ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda polis geldi. Polis inceleme başlatırken saldırganın kaçtığı öğrenildi.

Saldırı sonrası kısa bir mesaj paylaşan İYİ Parti Lideri Akşener “Devri iktidarınızda; evime, dava arkadaşlarıma yönelen tüm saldırılar cezasız kalmıştı. Bugün de İstanbul İl Başkanlığımıza silahlı saldırı düzenlendi Recep Bey! Tehditlerini vazife bilerek üzerimize gelen kurşunları çek; eğer geleceksen, sen gel!” dedi.

İYİ Parti Genel Sekreteri Uğur Poyraz da silahlı saldırı ile ilgili açıklamasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı suçladı. Poyraz, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kullandığı tehdit dili sonrası meydana gelen bu saldırıyı millet vicdanına bırakıyoruz” dedi.

Sözcü Gazetesi Yazarı Aytunç Erkin’e konuşan İYİ Parti İstanbul İl Sekreteri Alper Akdoğan, “Kurşun ana giriş kapısındaki kafeteryalar bölümünde koltuğa saplanmış” dedi.

İBB İYİ Parti Grup Başkan Vekili İbrahim Özkan, “İYİ Parti İstanbul İl Başkanlığımız kimliği belirsiz kişiler tarafından kurşunlandı. Olay yeri inceleme ekipleri araştırmalarına devam ediyor” dedi.

Saldırıya CHP’den tepki

Saldırı sonrası Genel Başkan Akşener’le görüştüğünü duyuran Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da “Meral Hanım güçlü bir liderdir, Asena’dır, böyle korkutamazsınız. Faillerin derhal yakalanmasını ve yargı önüne çıkarılmasını bekliyorum” dedi.

CHP İstanbul İl Başkanı Dr. Canan Kaftancıoğlu; İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Coşkun Yıldırım’ı arayarak geçmiş olsun dileklerini ve dayanışma mesajını iletti. Kaftancıoğlu, Twitter’dan yayınladığı mesajda, “İyiliğin karşısında kurşunlarınızın bile etkisi olmaz, olmayacaktır. Geçmiş olsun” ifadelerini kullandı.

Akşener’i arayarak geçmiş olsun dileklerini ileten Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun da gün içinde İYİ Parti İstanbul İl Başkanlığı’nı ziyaret edeceği açıklandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu, saldırıyı kınadı ve geçmiş olsun dileklerini iletti. İmamoğlu, “Faillerin bir an evvel adalete teslim edilmesi beklentimizin de altını çiziyorum” ifadesini kullandı.

CHP Sözcüsü Faik Öztrak da Twitter hesabından “Seçimlere 43 gün kaldı. Tehdit, şiddet yeniden sahnede. İYİ Parti İstanbul İl Başkanlığına yapılan hain saldırıyı kınıyor, @iyiparti’ye geçmiş olsun diyoruz” açıklamasını yaptı.

Ne olmuştu? 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 29 Mart’ta katıldığı bir televizyon yayınında kendisini eleştiren İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’i hedef alarak “Bizim adımıza dikkat et. Benim adım Tayyip, soyadım da Erdoğan. Erdoğan’a da dikkat et, Tayyip ismine de dikkat et. Yalanla dolanla iş yapma. Yanlış yere kafanı çarpıyorsun. Beni kendinle uğraştırma” demişti.

Genel Başkanı Meral Akşener de dün deprem bölgesi Adıyaman’da “Sayın Erdoğan da beni iyi tanır ki ben, bugüne kadar hiçbir tehdide pabuç bırakmadım. Demirden korksak trene binmezdik. Ben buradayım, adresim belli, evimizi bastınız adres belli, partimin adresi belli, çantam elimde, benim için Silivri soğuk değil; buyurun Recep Bey. Bu sinire gerek yok. Ben sana tavsiye edeyim, eskiden tanıyan biri olarak; papatya çayına devam” açıklamasını yapmıştı.

Paylaşın

HDP’den Parti Tarihinde Bir İlk: Askeri Anlaşmaya “Hayır” Demedi

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), Finlandiya’nın NATO’ya (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) katılımına onay verdi. TBMM görüşmelere katılmayan Halkların Demokratik Partisi (HDP), ilk kez bir askeri kararı reddetmemiş oldu.

HDP Dışişleri Komisyonu Sözcüsü Hişyar Özsoy, partisinin oylamaya katılmamasıyla ilgili konuştu.

Özsoy askeri anlaşmalara hiçbir zaman ‘evet’ oyu vermediklerini, daima ‘hayır’ oyu kullandıklarını belirterek “İlk defa askeri bir anlaşmada böyle yapıyoruz” dedi ve şunları söyledi:

“Şimdiye kadar hepsine ret oyu verdik. Ama bu defa Finlandiya’nın güvenlik kaygılarını meşru gördüğümüz için bu oylamaya katılmama kararı aldık, ‘Hayır’ da demek istemedik. HDP olarak hiçbir askeri ittifaka ‘Evet’ demeyiz, diyemeyiz, programımızda var.”

‘Kuzey Atlantik Antlaşmasına Finlandiya Cumhuriyetinin Katılımına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi’, dün TBMM Genel Kurulu’nda görüşüldü. Meclis’teki oylamada teklif kabul edildi.

Halkların Demokratik Partisi, Finlandiya’nın NATO’ya üyeliğine onay veren görüşmelere katılmadı ve ilk kez bir askeri anlaşmaya ‘hayır’ dememiş oldu. Meclis’teki tüm partiler teklife destek verirken, HDP’liler genel kurulda salonda bulunmalarına rağmen oy kullanmadı.

Finlandiya’nın önümüzdeki hafta Salı ve Çarşamba günü Brüksel’de yapılacak NATO Dışişleri Bakanları toplantısında büyük olasılıkla NATO’nun 31’inci üyesi olarak ilan edilmesi bekleniyor.

Finlandiya’nın NATO’ya kabulüne ilişkin henüz yerine getirilmeyen bazı formalitelerin önümüzdeki günlerde tamamlanabileceği ve Finlandiya’nın kabulüne karar verilebileceği belirtiliyor.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, kanun teklifinin TBMM Genel Kurulunda kabul edilmesini memnuniyetle karşıladığını bildirdi. Twitter’dan bir paylaşım yapan Stoltenberg, “Bu bütün NATO ailesini daha güçlü ve güvenli yapacak” dedi.

Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö ise, “Finlandiya, NATO’nun güvenliğine kendini adayan, güçlü bir müttefik olacak” ifadesini kullandı.

Finlandiya Başbakanı Sanna Marin de destek için tüm ülkelere teşekkür ederek, “Müttefikler olarak karşılıklı güvenlik sağlayacağız. Birbirimizi savunacağız” açıklamasında bulundu.

Türkiye’nin ABD’ye bildirmesi gerekiyor

NATO kaynaklarından edinilen bilgilere göre, tamamlanmayan formalitelerden biri de Türkiye’nin, Finlandiya’nın katılım protokolünün onaylandığını resmi olarak ABD Dışişleri Bakanlığı’na bildirmesi.

ABD Dışişleri Bakanlığı NATO’nun Kurucu Antlaşmasına göre ittifakla ilgili belgelerin kayıt altına alınmasından da sorumlu merci.

Ankara’nın Washington’u resmen bilgilendirmesinden sonra NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Finlandiya’yı Kuzey Atlantik Antlaşması’na katılmaya davet edebilecek. Finlandiya, katılımı onaylaması ve ilgili belgeleri ibraz etmesinin ardından resmi olarak üye kabul edilecek.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iki hafta önce Finlandiya’nın katılımına yönelik itirazdan vazgeçildiğini açıklamıştı.

Türkiye “terör örgütlerine destek verdikleri” gerekçesiyle İsveç ile birlikte Finlandiya’nın NATO üyelik başvurularına itiraz etmişti. Daha sonra Finlandiya’ya yeşil ışık yakan Ankara, İsveç’e onayın ise mevcut koşullarda henüz mümkün olmadığı sinyalini vermişti.

 

Paylaşın

Milliyetçi Türkiye Partisi’nden Kemal Kılıçdaroğlu’nu Destekleme Kararı

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kala Milliyetçi Türkiye Partisi, CHP Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini açıkladı.

Haber Merkezi / Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, 14 Mayıs’taki seçimlerde 4 aday cumhurbaşkanlığı için yarışacak: Kemal Kılıçdaroğlu, Muharrem İnce, Recep Tayyip Erdoğan ve Sinan Oğan.

Cumhurbaşkanı adayı çıkarmayan ve bir ittifakta yer almayan siyasi partiler de destekleyecekleri adayı açıklıyor. Son olarak Ahmet Yılmaz’ın lideri olduğu Milliyetçi Türkiye Partisi de Kemal Kılıçdaroğlu’na destek vereceklerini açıkladı.

Ahmet Yılmaz konuya ilişkin şu açıklamayı yaptı:

“Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet diyoruz.

Baskı, sansür, zulüm bitsin diyoruz.

Nefes alalım diyoruz.

Sınav soruları ve çocuklarımızın geleceği çalınmasın; beyin göçü dursun diyoruz.

Türkiye ortadoğu olmasın diyoruz.

Cumhuriyetimizin 100. yılında kuruluş ayarlarımıza ve parlamenter sisteme kavuşabilme umudumuz olsun diyoruz.

Akp zihniyeti ve keyfi uygulamalarının Türk Milliyetçileri için siyasi sorun olmaktan çıkıp milletimiz için millî güvenlik sorunu haline geldiğini değerlendirdiğimiz bu kritik seçim birinci turda bitsin, kurtulalım diyoruz.

Türk Milliyetçilerini, derin devlet taklidi yapan derin çetelerden kurtarabilmek için,

Milliyetçi gençlerimize yapılan içi boş, popülist, siyasi operasyonlara ümit bağlayanların stratejik hesaplarını bozmak için,

Hakkın ve hukukun üstünlüğüne dayalı, liyakatı esas alan, şeffaf ve denetlenebilir bir devlet yönetimi için,

Adalet ve demokrasi için,

Sınırları ve şehirleri güvenli, kaçakların olmadığı; mutlu, huzurlu bir Türkiye için,

Milliyetçi Türkiye Partisi, 2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde “milletimize verdiği söze güvenerek” Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleme kararı almıştır.

Türk Milliyetçileri olarak başarı dileklerimizle birlikte samimi desteğimizi, seçim sonrasında güven duygumuzu ve devlet yönetimimizi Cumhurbaşkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun “samimiyetine, dürüstlüğüne ve namusuna” emanet ediyoruz.”

Karar bizim, takdir milletimizin, hüküm tarihindir.”

Paylaşın

Dikkat Çeken Araştırma: Türkiye’de Dindarlar Laiklerden Daha Özgür

“Türkiye’de dindar Müslümanlar ibadetlerini özgürce yapabiliyorlar” ifadesine “katılıyorum” veya “kesinlikle katılıyorum” diyenlerin oranı yüzde 83 çıktı. Buna katılmayanların oranı ise sadece yüzde 7.

Ancak “Türkiye’de laik insanlar hayatlarını özgürce yaşayabiliyorlar.” İfadesine katılmayanların oranı yüzde 22 çıkarken katılanların oranı yüzde 64 oldu. Bu sonuç laik insanların, dindar Müslümanlarla kıyaslandığında özgürce yaşama seviyesinin daha düşük olduğunu gösteriyor.

Türkiye’de gençler arasında deizmin arttığı yönünde son yıllarda ciddi bir tartışma yaşanıyor. Kendisini dindar olarak tanımlayan kişilerin kamusal alanda görünürlükleri AK Parti iktidarında hızla arttı. Ancak halkın eskiye göre daha dindar olup olmadığı da ayrı bir tartışma konusu.

“Sayılarla Türkiye’de İnanç ve Dindarlık” raporu bu alanda kapsamlı bulgular sunuyor. Ancak henüz ilki olduğu için önceki yıllara kıyas imkânı bulunmuyor. Araştırmaya göre Türkiye’de Allah’a inananların oranı yüzde 94.

Araştırma Marmara Üniversitesi’nden Dr. Zübeyir Nişancı yürütücülüğünde, Ibn Haldun Üniversitesi’nden Dr. Önder Küçükural danışmanlığında ve Uluslararası İslami Düşünce Enstitüsü’nden (IIIT) Muhammed H. Alboğa koordinatörlüğünde gerçekleşti.

IIIT ve Mahya Yayıncılık’ın yayımladığı rapora Marmara Üniversitesi’nin internet sitesinden de erişilebiliyor. 2 bin 453 kişinin katıldığı araştırmada “rassal, sosyodemografik ve sosyoekonomik olarak orantısal temsilini sağlamak için tabakalı örneklem ve sistematik örneklem yöntemlerinden oluşan karma örneklem metodu” kullanıldı.

Araştırmadan öne çıkan başlıklar şöyle:

Allah’a inananların oranı yüzde 94

Araştırmaya göre Türkiye’de Allah’a inananların oranı yüzde 94,3. Bunlar iki kesimden oluşuyor. “Allah’ın var olduğunu biliyorum ve bu konuda hiçbir şüphem yok” diyenlerin oranı yüzde 85,7 çıkarken “Bazı şüphelerim olmakla birlikte Allah’a inandığımı hissediyorum” diyenlerin oranı yüzde 8,6 oldu. Allah inancı olmayanlar ise yüzde 5,7 çıktı.

Allah’a inanmayanların oranı gençlerde ve eğitimli kesimde daha yüksek

Araştırmaya göre Allah’a inanmayanların oranı yaş ve eğitim seviyesine göre değişiyor. Allah’a inanmayanların oranı genç yaşlarda daha yüksek. 18-24 yaş grubundakilerin yüzde 11’i Allah’a inanmıyor. Bu oran 25-34 yaşında grubunda ise yüzde 6.

Araştırma Allah’a inanmayanların oranının eğitim arttıkça yükseldiğini gösteriyor. Yüksek lisans veya doktora mezunlarının yüzde 18’i Allah’a inanmıyor. Üniversite mezunlarında bu oran yüzde 7; lise ve ortaokul mezunlarında ise yüzde 3. Üniversite öğrencilerinin yüzde 13’ü de Allah’a inanmıyor.

İstanbul’da 10 kişiden 1’i Allah’a inanmıyor

Allah’a inanmayanların en yüksek olduğu bölge ise yüzde 11 ile Ege. Bu oran İstanbul’da yüzde 10. Batı Marmara’da Allah’a inanmayanların oranı yüzde 9; Akdeniz’de ise yüzde 7.

Dindarlık gençlerde ve eğitimli kesimde düşüyor

Araştırmada dinin kişilerin hayatındaki önemini anlamak için katılımcılara genel olarak kendilerini ne kadar dindar gördükleri de soruldu. Bu bağlamda, katılımcılardan “hiç dindar değilim”, “dindar değilim”, “ne dindarım ne değilim”, “dindarım” ve “çok dindarım” ifadelerinden kendileri için en uygun olanı seçmeleri istendi. “Çok dindarım” ve “Dindarım” diyenler grafiklerde “dindarım” olarak gösteriliyor. Dindar olmayanlar için de aynı hesaplama kullanıldı.

Buna göre Türkiye’de halkın yüzde 62’si kendisini dindar olarak görüyor. “Ne dindarım ne değilim” diyenlerin oranı yüzde 24 olurken “dindar değilim” diyenler yüzde 14 çıktı.

Araştırmaya göre yaş düştükçe dindar olmayanların oranı da yükseliyor. 45-64 yaş grubunda dindar olmayanların oranı yüzde 12 iken; bu oran 18-24 yaş grubunda yüzde 19.

Eğitim seviyesi arttıkça dindarlık seviyesi de düşüyor. Ortaokul mezunlarında kendini dindar olarak görmeyenlerin oranı yüzde 7; lise mezunlarında yüzde 10 iken bu oran üniversite mezunlarında yüzde 22’ye kadar çıkıyor.

Namaz kılmayanlar daha yüksek

Araştırmaya göre “sık sık” veya “her zaman” namaz kılanların oranı yüzde 39. “Ara sıra” diyenler ise yüzde 20. “Nadiren” veya “hiçbir zaman” diyenler ise yüzde 41. Buna göre namaz kılmayanların oranı kılanların oranından çok az farkla daha yüksek.

Allah inancı ve dindarlıkta olduğu gibi gençlerde ve eğitim seviyesi yüksek kişilerde namaz kılma oranı daha düşük. 18-24 yaş grubundakilerin yüzde 55’i ya namaz kılmıyor veya nadiren kılıyor.

Ramazan’da oruç tutanların oranı ise namaz kılanların oranına çok daha yüksek. Halkın yüzde 75’i “sık sık” veya “her zaman” oruç tuttuğunu bildirdi. Yüzde 9 “ara sıra” derken yüzde 16 ise “nadiren” veya “hiçbir zaman” yanıtını verdi.

Başörtüsü takanların oranı kaç?

Araştırmada kadın katılımcılara gündelik hayatlarında herhangi bir şekilde başörtüsü takıp takmadıkları da soruldu. Sorunun bu şekilde yönlendirilmesindeki amaç ise Türkiye’de başını düzenli olarak örten kadınlara ek olarak evde veya dışarıda başlarını düzensiz olarak örten kadınların da toplam nüfus içerisindeki oranını tespit etmek.

Kadınların yüzde 73’ü düzensiz de olsa başörtüsü taktığını bildirirken yüzde 27’si başörtüsü takmadığını söyledi.

Ancak kadınların yüzde 48’i dışarıya çıkarken başörtüsünü “her zaman” veya “sık sık” taktığını kaydetti. Ara sıra diyenlerin oranı yüzde 6 olurken “nadiren” veya “hiçbir zaman” diyenlerin oranı yüzde 47 oldu. Yine genç ve eğitimli kesimde başörtüsü takma oranı daha düşük çıktı.

Laik bir ülkede din rahatlıkla yaşanabilir: Yüzde 73

Araştırmaya katılanların yüzde 73’ü “Laik bir ülkede dinin rahatlıkla yaşanabileceğini düşünüyorum” ifadesine “katılıyorum” veya “kesinlikle katılıyorum” yanıtını verdi. Sadece yüzde 13’lük bir kesim “katılmıyorum” veya “hiç katılmıyorum” dedi.

Öte yandan laiklikle ilgili sorulara gelen yanıtlar Türkiye’de İslami düşüncenin yaygınlığı sorusunu gündeme getirdi. “Anayasadaki hiçbir madde Kur’an ile çelişmemelidir” ifadesine katılanların oranı yüzde 47 çıkarken buna katılmayanlar yüzde 33 oldu.

“Devletin dini bir kimliği olması gerektiğini düşünüyorum” ifadesine katılanların oranı ise yüzde 38’de kaldı. Katılımcıların yüzde 47’si bu ifadeye katılmadı.

Mahalle baskısı var mı?

“Mahalle baskısı” Türkiye’de sık kullanılan kavramlardan. Bu kavramın kullanıldığı durumlardan birisi de şöyle: Farklı içsel veya dış baskılar neticesinde birey veya belirli grupların kendileri özgür hissetmemeleri.

Araştırmadaki iki soru bu konuda önemli bulgular içeriyor. “Türkiye’de dindar Müslümanlar ibadetlerini özgürce yapabiliyorlar” ifadesine “katılıyorum” veya “kesinlikle katılıyorum” diyenlerin oranı yüzde 83 çıktı. Buna katılmayanların oranı ise sadece yüzde 7.

Ancak “Türkiye’de laik insanlar hayatlarını özgürce yaşayabiliyorlar.” İfadesine katılmayanların oranı yüzde 22 çıkarken katılanların oranı yüzde 64 oldu. Bu sonuç laik insanların, dindar Müslümanlarla kıyaslandığında özgürce yaşama seviyesinin daha düşük olduğunu gösteriyor.

Dindarlık ve laiklik kimlik derecesi eşit: yüzde 52

Araştırma kimlik kategorilerine yakınlık ve insanların kendilerini nasıl tanımladıkları konusunda önemli bulgular içeriyor. Halkın yüzde 80’i kendini Müslüman olarak tanımladı. İkinci sırada yüzde 55 ile milliyetçilik geliyor.

“İslamcı” ve “Atatürkçü” kimliklerinin ikisinde de “yakın” oranı yüzde 53 çıktı. Benzer şekilde “Dindar” ve “Laik” kimliklerinin ikisinde de bu oran yüzde 52 oldu. Sünni kimliğinin yüzde 50 ile bunların altında kalması dikkat çekti.

“Daha dindar” olmak isteyenlerin oranı yüzde 70

Öte yandan araştırmada “şimdi olduğumdan daha dindar olmak isterdim” diyenlerin oranı yüzde 70 çıkarken, buna katılmayanların oranı yüzde 21 oldu.

TV ve internetten din öğrenilmiyor

Dini bilgi edinme yolları ve kaynaklarına bakıldığında TV programlarının ve internetin payının oldukça düşük çıkması dikkat çekti. TV programlarının dini bilgi edinmede etkili olduğunu söyleyenler sadece yüzde 5; internetin etkili olduğunu diyenler ise yüzde 10 çıktı.

Deizm nedir?

Türk Dil Kurumu’nda deizm şöyle tanımlanıyor: “Tanrı’yı yalnızca ilk sebep olarak kabul eden, evreni bir Tanrı’nın yarattığına inanmakla beraber yaratıcının evrene hiçbir müdahalesi olmadığını ve olmayacağını savunan, vahyi reddeden görüş.”

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Finlandiya’nın NATO’ya Katılımı TBMM’de Kabul Edildi

Finlandiya’nın NATO’ya (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) katılım protokolünün onaylanmasına ilişkin kanun teklifi, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulunda kabul edildi.

Finlandiya’nın önümüzdeki hafta Salı ve Çarşamba günü Brüksel’de yapılacak NATO Dışişleri Bakanları toplantısında büyük olasılıkla NATO’nun 31’inci üyesi olarak ilan edilmesi bekleniyor.

Finlandiya’nın NATO’ya kabulüne ilişkin henüz yerine getirilmeyen bazı formalitelerin önümüzdeki günlerde tamamlanabileceği ve Finlandiya’nın kabulüne karar verilebileceği belirtiliyor.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, kanun teklifinin TBMM Genel Kurulunda kabul edilmesini memnuniyetle karşıladığını bildirdi. Twitter’dan bir paylaşım yapan Stoltenberg, “Bu bütün NATO ailesini daha güçlü ve güvenli yapacak” dedi.

Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö ise, “Finlandiya, NATO’nun güvenliğine kendini adayan, güçlü bir müttefik olacak” ifadesini kullandı.

Finlandiya Başbakanı Sanna Marin de destek için tüm ülkelere teşekkür ederek, “Müttefikler olarak karşılıklı güvenlik sağlayacağız. Birbirimizi savunacağız” açıklamasında bulundu.

Türkiye’nin ABD’ye bildirmesi gerekiyor

NATO kaynaklarından edinilen bilgilere göre, tamamlanmayan formalitelerden biri de Türkiye’nin, Finlandiya’nın katılım protokolünün onaylandığını resmi olarak ABD Dışişleri Bakanlığı’na bildirmesi.

ABD Dışişleri Bakanlığı NATO’nun Kurucu Antlaşmasına göre ittifakla ilgili belgelerin kayıt altına alınmasından da sorumlu merci.

Ankara’nın Washington’u resmen bilgilendirmesinden sonra NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Finlandiya’yı Kuzey Atlantik Antlaşması’na katılmaya davet edebilecek. Finlandiya, katılımı onaylaması ve ilgili belgeleri ibraz etmesinin ardından resmi olarak üye kabul edilecek.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iki hafta önce Finlandiya’nın katılımına yönelik itirazdan vazgeçildiğini açıklamıştı.

Türkiye “terör örgütlerine destek verdikleri” gerekçesiyle İsveç ile birlikte Finlandiya’nın NATO üyelik başvurularına itiraz etmişti. Daha sonra Finlandiya’ya yeşil ışık yakan Ankara, İsveç’e onayın ise mevcut koşullarda henüz mümkün olmadığı sinyalini vermişti.

Paylaşın

Memleket Partisi’nde Üst Düzey ‘Kılıçdaroğlu’ İstifası

Muharrem İnce’nin Liderliğini Memleket Partisi (MP) Parti Meclisi (PM) üyesi Eşber Atila, “Kılıçdaroğlu’na destek vermek; tek adam dönemini bitirmek, saray rejimini sonlandırmak isteyen herkesin ödevi haline gelmiştir” ifadeleriyle partisinden istifa ettiğini duyurdu.

Haber Merkezi / Eşber Atila’nın istifası Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Ahmet Yener’in bugün Cumhurbaşkanı kesin aday listesini açıklamasının ardından geldi.

“Zaman; bizlerin haklı oluşundan, halkın bundan sonraki yaşamının nasıl olacağına geçmiştir. Gelinen noktada süreç içindeki tüm eleştiri haklarımı saklı tutarak, geçmişte maruz kaldığım tüm haksızlıkları içime gömerek karar vermenin önemi büyüktür” ifadelerini kullanan Atila’nın açıklamaları şu şekilde sıralandı:

Aile içinde ve gençlik kollarında aldığım öğreti: ‘Bireysel başarı isteği, toplumsal bir kazancın önünde olmamalıdır’ şeklindedir. Sayın Muharrem İnce ve Memleket Partili arkadaşlarımın iyi niyetleri şüphesizdir. Ancak tüm veriler; AKP’yi göndermek, iktidarı değiştirmek maksadıyla da olsa yapılan çalışmanın hatalı sonuçlar doğuracağını göstermektedir.

Bu durumda eksilten, ayrışan tarafın değil; birleşen, bütünleşen tarafın yararlı olduğuna inanmaktayım. Bugün artık birçok farklı siyasi görüşün kabul ettiği, hatta birbirlerine zit diyebileceğimiz partilerin dahi uzlaştığı, bizlerin Genel Başkanlığını yapmış Cumhurbaşkanı adayı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na destek vermek; tek adam dönemini bitirmek, saray rejimini sonlandırmak isteyen herkesin ödevi haline gelmiştir.

Bu yüzden kurucusu ve Parti Meclisi Üyesi olduğum Memleket Partisi’nden istifa ediyorum. Umuyorum ki tüm Atatürkçülerle, memleket sevdalılarıyla, özgürlük ve insan hakları savunucularıyla, laik demokratik Cumhuriyetten yana olanlarla, tam bağımsız Türkiye diye haykıranlarla 14 Mayıs sabahı önce sandıkta, sonra iktidarı devralırken yine birlikte oluruz.”

Paylaşın

YSK, Erdoğan’ın Adaylığına Yönelik İtirazları Oy Birliğiyle Reddetti

14 Mayıs’ta yapılması planlanan seçimlere ilişkin alınan kararları açıklayan YSK Başkanı Ahmet Yener, Recep Tayyip Erdoğan, Kemal Kılıçdaroğlu ve Muharrem İnce’nin cumhurbaşkanı adaylıklarına yönelik itirazların oy birliğiyle reddedildiğini söyledi.

Haber Merkezi / “Seçimlerin iptaline yönelik başvuruların da reddine karar verilmiştir” diyen Yener, “Millet İttifakı isminin kullanılmaması yönünde yapılan itiraz değerlendirilmiş, oy çokluğuyla Millet Partisi’nin Millet İttifakı’nın kullanılmaması yönündeki talebinin reddine karar verilmiştir. 6 partinin Millet İttifakı ismini kullanılabilmesine karar verilmiştir” ifadelerini kullandı.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Ahmet Yener, 14 Mayıs’ta yapılması planlanan seçimlere ilişkin alınan kararları açıkladı. Yener, Kemal Kılıçdaroğlu, Muharrem İnce, Recep Tayyip Erdoğan ve Sinan Oğan’ın kesin aday listesinde olmalarının kararlaştırıldığını ve ilanın Resmi Gazete’ye yönlendirildiğini açıkladı.

YSK Başkanı Ahmet Yener, düzenlediği basın toplantısında, siyasi partilerin YSK’ya yönelttiği itirazların incelendiğini ve gerekli kararların verildiğini açıkladı.

Yener, Millet Partisi’nin, Millet İttifakı’nın “Millet” ismini kullanmaması yönündeki itirazının oy çokluğuyla reddedildiğini belirterek, “Yani 6 parti tarafından oluşturulan ‘Millet İttifakı’ unvanının  2018 seçimlerinde olduğu gibi 2023 yılı seçimlerinde de kullanılabileceğine oy çokluğuyla karar verilmiştir” dedi.

Adaylara yapılan itirazlar reddedildi

Seçim takvimine göre, 18 Mart 2023 tarihinde geçici cumhurbaşkanı adaylarının listesinin ilan edildiğini hatırlatan Yener, “Çarşamba günü saat 17.00 itibariyle itirazlar sona ermiştir. Dün ve bugün yapılan çalışmalarda söz konusu itirazlar değerlendirilmiştir. Kurulumuza, alfabetik sıraya göre, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Sayın Muharrem İnce’nin ve Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın geçici aday listesinde yapılan ilanlarına itirazda bulunulmuş ve cumhurbaşkanı adayı olamayacakları yönünde itiraz yapılmıştır.

Kurulumuz her üç adaya yönelik olarak yapılan itirazları değerlendirmiş ve yapılan değerlendirme sonucunda Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 77, 101, 106 ve 116’ıncı maddeleri ve 6271 sayılı Cumhurbaşkanlığı seçimi kanununun 3, 6, 8 ve 8A maddeleri ile birlikte değerlendirilmiş ve yapılan değerlendirmeler sonucunda oy birliğiyle her üç aday yönünden adaylıklarına yönelik itirazların reddine karar verilmiştir” diye konuştu.

Adaylar kesinleşti

Yener, Kemal Kılıçdaroğlu, Muharrem İnce, Recep Tayyip Erdoğan ve Sinan Oğan’ın kesin aday listesinde bulunduklarına karar verildiğini ve 4 ismin cumhurbaşkanı adaylıklarının kesinleştiğini kaydetti.

Yener, “Karar ilan edilmek üzere bugün Resmi Gazete’ye gönderilip cumartesi günü saat 14.00 itibariyle de cumhurbaşkanı adaylarının birleşik oy pusulasındaki yerlerinin belirlenmesi için kura çekimi yapılacaktır” ifadelerini kullandı.

Başkan Yener ayrıca, seçimlerin yenilenmesi kararının usulüne uygun olmadığı ve bu nedenle alınan seçim kararının iptal edilmesine yönelik yapılan başvuruların da değerlendirildiğini ve seçimlerin iptaline yönelik başvuruların reddine karar verildiğini söyledi.

Paylaşın

MGK Sona Erdi: Seçim Güvenliği Vurgusu

Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonrası açıklanan bildiride, “14 Mayıs 2023’te yapılacak seçimlerin huzur ve güven ortamı içerisinde gerçekleştirilmesine yönelik tedbirler gözden geçirilmiştir” ifadelerine yer verildi.

Haber Merkezi / Toplantı, 14 Mayıs’ta yapılacak seçimler öncesi yapılan son MGK toplantısıydı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde toplanan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sona erdi.

3 saat süren MGK’da alınan kararlar toplantının ardından yazılı açıklamayla duyuruldu. Toplantıda alınan kararlar şöyle;

“6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremlerin ardından ortaya çıkan durum değerlendirilerek bölgedeki hayatın bir an evvel normale döndürülmesinin önemi üzerinde durulmuş; bu felaketin vatandaşlarımızın huzur ve refahı ile ülkemizin millî güç unsurlarına yönelik her türlü olumsuz etkisini bertaraf etmeye matuf tedbirler ele alınmıştır.

PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ terör örgütleri başta olmak üzere, millî birlik ve beraberliğimiz ile bekamıza yönelik her türlü tehdit ve tehlikeye karşı yurt içinde ve yurt dışında azim, kararlılık ve başarıyla icra edilen operasyonlar hakkında kurula bilgi sunulmuştur.

Suriye ve Irak’ta bılhassa son dönemde müşahede edilen gelişmelerin, DEAŞ terör örgütü ile mücadele kisvesi altında PKK/KCK-PYD/YPG’yi helikopter de dahil her türlü imkan ve kabiliyetle teçhız etmeyi sürdüren aktörlerin asıl niyetinin anlaşılmasına bir kez daha vesile olduğu kaydedilmiştir.

Operasyonlarımız neticesinde verdiği zayıatın yanı sıra artan kaçışlar ve azalan katılımın da etkisiyle çöküş sürecine giren ve miadı dolan terör örgütünü himaye eden aktörlere; türkiye cumhuriyeti devleti’nin, bölücü terör örgütünü ve tüm uzantılarını arkalarındaki her türlü desteğe rağmen tamamen çökertmekte kararlı olduğu ve sınırları boyunca bir terör korıdoru oluşturulmasına müsaade etmeyeceği hatırlatılmıştır.

Rusya Federasyonu ile Ukrayna arasında bir yılı aşkın süredir devam eden savaşın bölgedeki diğer ülkelerin istikrarına ve Karadeniz’deki güvenliğe yönelik menfi tesirleri değerlendirilmiş; kalıcı barışın tesisi, bölgesel istikrarın muhafazası ve insani krizlerin etkilerinin giderilmesine yönelik gayretlerin sürdürüleceği ifade edilmiştir.

Türkiye’nin Balkan ülkeleri ile yakın istişare ve iş birliği içinde tesis ve icra ettiği, barış ve istikrarın muhafazası temelindeki politikası çerçevesinde, bölgedeki meselelere tesir edebilecek mahiyetteki gelişmelerin yakından takip edildiği belirtilmiş; ihtilafların hakkaniyete uygun bir şekilde çözümünü esas alan tüm yapıcı adımlara yönelik destek teyit edilmiştir.

Yunanistan ile ilişkilerimizde son dönemde yakalanan olumlu havanın sürdürülmesinin, her iki taraf ve bölgemiz için faydalı olacağı mütalaa edilmiş; Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’deki güncel gelişmelerin yakından takip edildiği belirtilmiştir.

14 Mayıs 2023 pazar günü birlikte yapılacak olan Cumhurbaşkanı seçimi ile 28. Dönem Milletvekili Genel seçiminin, huzur ve güven ortamı içerisinde gerçekleştirilmesine yönelik tedbirler gözden geçirilmiştir.”

Paylaşın