Karamollaoğlu: Bu Seçim Tarihi Bir Referandum Hükmünde Olacak

Partisinin İstanbul’daki aday tanıtım toplantısına videolu mesaj gönderen SP Lideri Karamollaoğlu, “Türkiye 14 Mayıs’ta sandık başına gidecek. Bu seçimde sadece cumhurbaşkanını, sadece milletvekillerini seçmeyeceğiz. Bunu çok idrak etme mecburiyetindeyiz. Peki biz bu sandıkta neyi oylayacağız.?” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu seçim adeta tarihi bir referandum hükmünde olacaktır. Bu ucube sisteme tamam mı diyeceğiz? Yoksa devam mı diyeceğiz? Buna karar vereceğiz. Ahlaki tahribata, manevi yozlaşmaya adaletsizliğe, hukuksuzluğa, yoksunluğa, yoksunluğa, razı mıyız, değil miyiz? İşte sandıkta hep beraber buna karar vereceğiz.”

Karamollaoğlu, videolu mesajının devamında, “Bu seçim A partisinin B partisinin değil, toplumsal kutuplaşmaya son verip vermeyeceğimizin seçimi olacaktır. Bu seçim millet olarak içine sürüklendiğimiz badireden nasıl kurtulacağımızın seçimi olacaktır” ifadelerini kullandı.

Milletvekili genel seçimlerine CHP listelerinden giren Saadet Partisi, İstanbul’dan milletvekili adayı olarak gösterdiği isimleri, bugün İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlediği toplantıda kamuoyuna tanıttı.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisinin İstanbul’daki aday tanıtım toplantısına video mesaj gönderdi. Karamollaoğlu mesajında şunları söyledi:

“Ülkemiz adına tarihi bir dönemi de hep birlikte yaşıyor. Millet olarak oldukça kritik bir süreçten geçiyoruz. Seçimlere önümüzde dört haftalık bir zaman dilimi kaldı. Türkiye 14 Mayıs’ta sandık başına gidecek. Bu seçimde sadece cumhurbaşkanını, sadece milletvekillerini seçmeyeceğiz. Bunu çok idrak etme mecburiyetindeyiz.

Peki biz bu sandıkta neyi oylayacağız.? Bu seçim adeta tarihi bir referandum hükmünde olacaktır. Bu ucube sisteme tamam mı diyeceğiz? Yoksa devam mı diyeceğiz? Buna karar vereceğiz. Ahlaki tahribata, manevi yozlaşmaya adaletsizliğe, hukuksuzluğa, yoksunluğa, yoksunluğa, razı mıyız, değil miyiz? İşte sandıkta hep beraber buna karar vereceğiz.

“İttifak’a halel getirmeyiz”

Bu seçim A partisinin B partisinin değil, toplumsal kutuplaşmaya son verip vermeyeceğimizin seçimi olacaktır. Bu seçim millet olarak içine sürüklendiğimiz badireden nasıl kurtulacağımızın seçimi olacaktır. Ülkemizin problemlerine hızlı ve kalıcı çözümler üretmek için ittifak ettik. Saadet Partililer olarak kesinlikle sözümüzü yere düşürmeyecek, ittifak hukukuna da asla halel getirmeyeceğiz. Milli Görüşçüler ahdine sadık insanlar olduklarını bir kez daha cümle aleme gösterecektir.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde Kemal beyi destekleyecek ve sayın Kılıçdaroğlu’nu Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı yapacağız. Bu kendisinin genel manada “helalleşelim” çağrısına verilen bir cevaptır aslında. Biz bu yaklaşımı ülkemizdeki barışın tesisi için önemsiyoruz. Milletvekili seçimi için de tüm seçim bölgelerinde CHP amblemi adı altında seçime gireceğiz. Bu seçimde en yüksek oyu alabilmek için var olan gücümüzle çalışacağız. Böylelikle hem Millet İttifakı olarak parlamento aritmetiğinde çoğunluğu elde edecek hem de TBMM’de Saadet Partili arkadaşlarımızın yasama ve yürütmede güçlü ve etkili görev üstlenmelerini teminat altına alacağız.

Şunu unutmayın, bizim bu süreçte vereceğimiz her oy esas itibariyle Millet Meclisi’nde nasıl bir çoğunlukla temsil edileceğimizi gösterecek. Meclis çoğunluğunu Millet İttifakı olarak elimizde tutmamıza imkan verecek. İşte bu bilinçle ve kararlılıkla çalışma tempomuzu seçime yaklaştığımız şu son günlerde arttırmak mecburiyetindeyiz. Bu hususta İstanbul teşkilatlarımız sürecin lokomotifi olmak mecburiyetindedir.”

Paylaşın

New York Times’tan Dikkat Çeken Kılıçdaroğlu Analizi

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kala, dünya basınında da adaylara ilişkin değerlendirmeler devam ediyor. Son olarak New York Times, dikkat çeken bir analiz yayınladı.

Independent Türkçe’nin aktardığına göre, ABD merkezli New York Times (NYT) gazetesi, yaklaşan 14 Mayıs seçimleri öncesinde cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’yla ilgili bir haber yayımladı.

Haberde Kılıçdaroğlu’yla ilgili, “5 yıllık görev süresinin ardından emekli olmayın planlayan sıradan ve sakin biri gibi davranıyor” dendi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 20 yıllık iktidarının en zayıf günlerini geçirdiği söylenen haberde, 14 Mayıs seçimlerinin Türkiye’yi geniş kapsamlı bir şekilde yeniden şekillendirebileceğine dikkat çekildi.

Haberde Kılıçdaroğlu’nun, Erdoğan’ın “gösterişli sözleri ve kabadayı kimliğinden” sıkılan seçmenleri hedeflediği ve Erdoğan’ın tam tersi olacak şekilde sakin bir kampanya yürüttüğü vurgulandı.

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan gazeteci Aslı Aydıntaşbaş, “Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın tam zıttı. Erdoğan’ın erkeksi siyasi saldırganlığına karşı, o tatlı dilli bir beyefendi. Kılıçdaroğlu sadece bir demokrat değil, birleştirici olmayı vaadeden bir lider” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu’nun bir dönem görev yaptıktan sonra “torunlarıyla vakit geçirmek için” emekli olma vaadinde bulunduğu hatırlatılan haberde, muhalefetin 2019’daki seçimlerde İstanbul ve Ankara’da elde ettiği zaferlere dikkat çekildi.

Cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan’ı nadiren ismini kullanarak eleştirdiği belirtilen NYT haberinde, “Ancak Türkiye’nin güneyindeki 6 Şubat depremlerinin ardından Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ı bu tip felaketler karşısında ülkeyi savunmasız bırakacak politikalar izlemekle suçladı” ifadeleri kullanıldı ve CHP liderinin “Erdoğan ne zaman bu ülkeyi batırsa, birlik istiyor” sözlerine yer verildi.

Haberde ayrıca Kılıçdaroğlu’nun parlamenter sisteme dönüş, yolsuzlukla mücadele ve yargı bağımsızlığı gibi vaatlerine dikkat çekildi.

NYT’nin haberinde Hem Kılıçdaroğlu hem de Erdoğan’ın yoksul bir ailede büyüdükleri vurgulanırken, CHP liderinin Ankara’daki üniversite yıllarında para biriktirmek için her yere yürüyerek gittiği ve hâlâ konuşmalarını kullanılmış kağıtların arkasına yazdığı ayrıntısı paylaşıldı.

Haberde, “Kılıçdaroğlu’nun dikkat çeken maddi tevazusu, onu, gösteriş saçan ve Beyaz Saray, Kremlin ve Buckingham Sarayı’ndan daha büyük bir cumhurbaşkanlığı sarayı inşa etmek için yüzlerce milyon dolar harcayan Erdoğan’dan ayırıyor” ifadeleri yer aldı.

NYT ayrıca CHP liderinin seçim kampanyasını mutfağından çektiği videolarla yürüttüğüne dikkat çekti.

Haberde, Kılıçdaroğlu’nun CHP liderliğine yükselme serüveni, 23 gün süren adalet yürüyüşü ve dokunulmazlıkların kaldırılması yönünde izlediği politikaya da yer verildi.

NYT’nin konuyla ilgili görüşlerine başvurduğu siyaset bilimci Soli Özel’in, “Çoğu zaman aşırı dikkatli olan bir bürokratın ellerindeyiz. Bu cennetin kapılarını açacak bir seçim değil. Bu cehennemin kapılarını kapatacak bir seçim” şeklindeki sözleri de haberde yer aldı.

Paylaşın

Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Uçar: Yine Kaybettireceğiz

Erzurum’un Karaçoban’da partisinin seçim bürosu açılışında konuşan Çiğdem Kılıçgün Uçar, Çözüm Sürecinden söz ediyorlar. Masayı deviren ve buzdolabına kaldıran, Sayın Öcalan’ın mutabakatını kabul etmeyen siz değil misiniz? Bu savaş iktidarın kendi iktidarı için yürüttüğü bir savaştır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu savaşa karşı bir irade ortaya koymak gerekiyor. Biz bunu ortaya koyacağımızın sözünü veriyoruz. Demokratik bir Türkiye’nin kurucusu olmaya var mısınız? Cumhuriyeti demokratik hale getirmeye var mısınız? Biz de hazırız, bunu kadınlarla ve gençlerle yapacağız. 2015 Haziran’ında olduğu gibi onlara yine kaybettireceğiz ve hatta o dönem elde ettiğimiz başarının üzerine çıkacağız.”

Yeşil Sol Parti, Erzurum’un Karaçoban İlçesinde DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, ESP Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş ve Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar’ın katılımıyla seçim bürosu açtı. Açılışta konuşan Uçar, şunları söyledi:

“Biz kadim bir mücadelenin yürütücüleriyiz. Bugün adımız Yeşil Sol ama kadim bir mücadeleden geliyoruz. Halkımız her türlü saldırılara cevabını vermiş bir halktır. 14 Mayıs’ta da halkımız bunun en iyi cevabını verecektir. Karşısında olduğumuz iktidarın “Doğru zaman doğru adam” sloganı var. Yani sadece o var.

Ama bizim beyannamemizde herkes var, halkımız var. Demokratik Cumhuriyeti inşa edeceğiz. Biz bu iktidarı, insanlar enkaz altındayken Kızılay’ın sattığı çadırlardan tanıyoruz; savaş politikalarından ve tecritten tanıyoruz. Onlar saraylardayken açlık sınırı altında yaşayan insanlardan tanıyoruz.

Kürtçe ile ilgili yasakları kaldırdıklarını söylüyorlar. 2014 yılında Kürtçe konuştuğu için 50 insan saldırıya uğradı, 5 insan hayatını kaybetti. Kürtçe gazeteler yasaklandı. Kurdi-Der kapatıldı, müziğe yasaklar getirildi. Daha düne kadar tek dil diyen siz değil miydiniz? O zaman bu seçimde bunları tekleterek göndermek gerekiyor” dedi.

7 Haziran’da olduğu gibi onlara yine kaybettireceğiz

Çözüm Sürecinden söz ediyorlar. Masayı deviren ve buzdolabına kaldıran, Sayın Öcalan’ın mutabakatını kabul etmeyen siz değil misiniz? Bu savaş iktidarın kendi iktidarı için yürüttüğü bir savaştır. Bu savaşa karşı bir irade ortaya koymak gerekiyor.

Biz bunu ortaya koyacağımızın sözünü veriyoruz. Demokratik bir Türkiye’nin kurucusu olmaya var mısınız? Cumhuriyeti demokratik hale getirmeye var mısınız? Biz de hazırız, bunu kadınlarla ve gençlerle yapacağız. 2015 Haziran’ında olduğu gibi onlara yine kaybettireceğiz ve hatta o dönem elde ettiğimiz başarının üzerine çıkacağız.”

Paylaşın

Millet İttifakı Adayı Kılıçdaroğlu Ekonomi Politikalarını Paylaştı

İktidara geldiğinde uygulayacağı ekonomi politikalarının detayları açıklayan Millet İttifakı adayı Kılıçdaroğlu, “Türkiye’yi şahlandırmaya her şeyimizle hazırız. Vizyonumuz, şampiyonlar ligi ekonomistler, dürüst bürokratlar, çalışkan insanlar, bolca temiz yatırım parasıyla” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Erdoğan şimdi bunu da yazar beyannameye, sonra da bir lansman patlatır. Koş Erdoğan koş da, sende bunların hiçbiri yok”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından “Bay Kemal’in Tahtası” şeklinde bir video paylaştı.

“Türkiye’yi şahlandırmaya her şeyimizle hazırız. Vizyonumuz, şampiyonlar ligi ekonomistler, dürüst bürokratlar, çalışkan insanlar, bolca temiz yatırım parasıyla. Erdoğan şimdi bunu da yazar beyannameye, sonra da bir lansman patlatır. Koş Erdoğan koş da, sende bunların hiçbiri yok” notunu düştüğü videoda Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Bakın bu benim çalışma tahtam. Bu aralar bende çokça yeni proje duyacaksınız. Bir kere, net bir gerçeği ortaya koyalım. Türkiye’nin zenginleşebilmesi için nitelikli üretim yapması gerek. Türkiye, katma değeri yüksek ürünler üretmeden zenginleşemez, büyüyemez. Verimliliği yüksek üretim için, üretim makinalarını da ara malını da yedek parçayı da nihai ürünü de kendimiz üretmeliyiz, nasıl mı?

Öncelikle tüm Türkiye’yi kapsayacak özel ekonomi bölgeleri oluşturacağız. Global bir üretim. Ticaret, finans ağımız olacak. 81 ilimizi dolaylı olarak etkileyen, 9 özel ekonomi bölgesi, 17 tarım ve hayvancılık merkezi ve 50 üretim üssü kuracağız. Türkiye genelinde büyük bir üretim hareketi başlatacağız.

Bu bölgeler, 6 temel prensip yani 6 temel ilke ile çalışacak:

1. Maliyet: Toplam maliyet liderliği. Rekabet gücümüz kur farkı ve ucuz iş gücünden kaynaklanmayacak. Yani Türkiye bir ucuz iş gücü pazarı asla olmayacak. Stratejik üretimden katma değerli ürünlerden uygun lojistikten kaynaklanacak.

2. Odaklanma: Belirli alanlara odaklanarak uzmanlaşacağız. Bütün gelişmiş ülkeler böyle yapıyor. Biz de aynısını yapacağız.

3. Farklılaşma: Farklılaşma, pazarda ayrışan ürünler üreterek farklılaşacağız.

4. İnovasyon: Yani yenilikçilik. Anlattığım bu bölgeler, ÜR-GE, yani üretim geliştirme, AR-GE, yani araştırma geliştirme, inovasyon odaklı olacak.

5. Sermaye güvenliği: Bölgelerde güçlü, güvenli ve ulaşılabilir sermaye alt yapısı hazır olacak.

6. Hukuk: Yani, hukuki güvence. Çalışanlar, yatırımcılar ve işletmeler hukuki güvence altına alınacak. Herkesin can ve mal güvenliği olacak. İktidarımızın ilk 3 ayında gerekli yasal düzenlemeler yaparak hemen temelleri atacağız.

İlk 5 yılda, 123 milyar dolar; 10 yılın sonunda da 300 milyar dolarlık yatırım yapılacak. Bu yatırımların yüzde 20’sini kamu kaynaklarıyla yapacağız. Temiz yatırım hedefleyen fonları ülkemize getireceğim. Hem yerli üreticilerimizi hem ülkemize yatırım yapmak isteyen yabancı finansmanı özel ekonomi bölgelerinde birlikte çalıştıracağız.

Kişi başına düşen milli gelirimiz, kademeli bir biçimde 20 bin doların üzerine çıkacak. İşte bu hacim, Türkiye’yi 2 kat büyütecek. Tüm ülke için, kalkınma planlarımız hazır. Bu projelerin de katkısıyla Türkiye ilk 4 yıl en az yüzde 5,5 sonraki 6 yılda ise en az yüzde 6,2 istikrarlı, gerçek büyümeyi sağlayacak.

Büyük şehirlerden Anadolu’ya, tersine göç başlayacak. Anadolu, tekrar canlanacak. Gençlerimiz geleceğini yurt dışında aramayacak. Bu kalkınma hareketiyle 2,5 milyon yeni istihdam yaratacağız. İşsizlik oranı ilk 5 yılda yüzde 5’in altına düşecek. Genç işsizlik sorunu çözülecek.

Türkiye’yi kalıcı refaha ulaştıracak projelerimizi detaylarıyla anlatmaya devam edeceğim. Çünkü Türkiye bunu hak ediyor. Halkımız refahı hak ediyor. Gençlerimiz zenginliği hak ediyor. Merak etmeyin, geliyoruz. Sana söz, kalın sağlıcakla…”

Paylaşın

HDP’li Mithat Sancar: Bu Düzeni Değiştireceğiz

Yeşil Sol Parti’nin İzmir Karabağlar’daki seçim bürosunun açılışında konuşan Sancar, “Bu partinin kökleri aynı toprakta, dalları ve yaprakları aynı kaynaktan beslenmektedir. Bu parti yürüyüşü omuzladı hedefe doğru kararlı adımlarla ilerliyor. Bu zülüm iktidarını mutlaka göndereceğiz ve bu düzeni değiştireceğiz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu nedenle oylarımızı birleştirelim. Boşa giden her oy AKP-MHP iktidarına gider. Oylarımıza değişimin gücüne, dönüşümün iradesine, Yeşil Sol’a verelim. Deniz Poyraz yoldaşımızın hayalleri ve umutlarını gerçekleştirmeye söz verdik. Onu da sizin desteğinizle yapacağız.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkan Mithat Sancar, Yeşil Sol Parti’nin İzmir Karabağlar’daki seçim bürosunun açılışına katıldı. Burada bir konuşma yapan Sancar, şunları söyledi:

“Ez we hemûyan bi dil û can slav dikim. Her caran spas ji bo vê coşa we. Sevgili dostlar hepiniz hoş geldiniz. Bu coşkunuz için hepinize teşekkür ediyoruz. Seçim bürosu diye geldik gördük ki alan mitinge dönüşmüş. İşte bizler buradayız, hazırız, geliyoruz. HDP bu yolda her türlü engeli aşarak geldi. Sizlerin desteğiyle, kararlılığıyla dimdik ayakta duruyor ve değiştirmeye geliyor bu düzeni. Bu düzeni değiştirmeye geliyoruz.

HDP bu ülkedeki bütün devrimci mücadelelerin, özgürlük ve demokrasi mücadelelerinin, bütün sosyalizm mücadelelerinin birikimine dayanan bir partidir. Bunları temsil eden bir partidir. Kürtlerin özgürlük mücadelesi ve direnişi, Türkiye’nin devrimci demokrat çevrelerinin mücadelesiyle bu partide buluştu. Bu parti bütün unsurları, bireyleri ve bileşenleriyle bir bütündür. Bu parti bu ülkenin umudunun rengarenk tablosudur.

İşte bu nedenle bu iktidar da bu rejim de HDP’den korkuyor. HDP iktidarın kabusu, bu rejimin korkulu rüyasıdır. Çünkü gerçek değişimin alternatifi olan parti ve hareket buradadır. Sizlerin iradesindedir. O nedenle korkuyorlar. O nedenle engellemeye çalışıyorlar. Davalar açtılar, saldırdılar, ellerinden gelen her şeyi yaptılar ama sizlerin iradesini bu sandıklara, bu seçimlere yansıtmaya asla engel olamayacaklarını söylemiştik. Bu sözümüzü tuttuk.

“Bu zulüm iktidarını mutlaka göndereceğiz”

Şimdi HDP’nin bütün birikimi Yeşil Sol Parti’dedir. Buradayız işte. Yeşil Sol Parti’nin ağacının kökleri aynı topraklardadır, dalları ve yaprakları aynı kaynaktan besleniyor. Bu parti şimdi yürüyüşü omuzladı, hedefe doğru kararlı adımlarla yürüyor. Bu iktidarı göndermeye geliyoruz, bu zulüm iktidarını mutlaka göndereceğiz. Bu düzeni değiştireceğiz. Bu zulüm düzenini, bu sömürü ve talan düzenini mutlaka değiştireceğiz. Bu yalan düzenini mutlaka bitireceğiz.

İktidarın temsilcileri, AKP’nin başı, bakanları Kürt illerine gittiklerinde birden Kürt dostu kesiliyorlar. Ne diyor Adalet Bakanı? “Kürtçe üzerindeki yasakları biz kaldırdık”. Hangi yasakları kaldırdınız? Bu bir inkar ve yalan iktidarıdır. İnkarcıdır bu iktidar. Kürtçe tiyatro oyunlarını yasaklayan, kitapları yasaklayan bu iktidardır. Kürtçeyi bir hak olarak tanımıyorlar. Kürtçe onlar için suç unsurudur, güvenlik tehdididir.

Sadece Türkiye’de değil, nerede olursa olsun Kürtlerin kazanımlarına saldıran bu iktidarın kendisidir. Japonya’da bir üniversitede Kürtçe dili bölümü açılıyor ona bile müdahale ediyorlar. Kürtçenin herhangi bir yerde gelişmesi yönünde atılan her adımı engelliyorlar. Gidin oradan! Kürtçe üzerindeki yasakları bunlar kaldırmışlar güya. Hepsi yalan. Bu iktidar inkar ve yalan iktidarıdır. AKP bu iktidarın başı olarak Kürt düşmanıdır. Bu iktidar Kürt düşmanlığını en üst noktaya taşımıştır. Biz bu iktidarı göndermeye geliyoruz.

İktidarın bu ülkeye yaşattığı felaketlerin haddi hesabı yok. O nedenle artık yeter diyoruz! Em çi dibêjin: Êdî Bese! Em ê biguherinin, ew ê herin, em tên. Birlikte ilerliyoruz, başarıya emin adımlarla gidiyoruz. Bu başarı da ülkeye demokrasiyi getirecektir, yoksulluğu bitirecektir. Değişimin gerçek adresi biziz, demokratik dönüşümün güvencesi de biziz. Bu iktidarı göndereceğiz fakat bu düzeni değiştireceğiz.

Bu düzen eski haliyle yenilenmiş gibi sürdürülemez. Değişim ve dönüşüm bizimle olacaktır. Kürt sorununa demokratik çözüm bizimle gelecektir. Kalıcı barışı biz kuracağız, halklar birlikte kuracak. Burada, İzmir’de yaşayan bütün halklar ve demokrasi güçleri birleşecek ve Yeşil Sol’u Meclis’e en güçlü şekilde gönderecek. Buna söz veriyoruz değil mi?

Bu iktidar gidecek diyoruz. Bu iktidarın gitmesi elbette bu düzenin değişmesi için bir imkandır ama bu imkanı hayata geçirmek için bizler en güçlü şekilde Meclis’e girmeliyiz. Meclis’e Yeşil Sol’u en güçlü şekilde göndermeliyiz hep birlikte. Bizler yoksulluğu, talanı, yalanı ve inkarı bitirmeye geliyoruz. Savaş politikalarını durdurmaya geliyoruz. Çözüm için geliyoruz, barış için geliyoruz. Oylarımızı bütünleştirelim. Boşa giden her oy AKP-MHP iktidarına yarar. Bunu açıkça görelim! Oylarımızı boşa vermeliyim. Oylarımızı değişimin gücüne, direnişin iradesine yani Yeşil Sol’a verelim.

“Deniz Poyraz’ın hayallerini mutlaka gerçeğe dönüştüreceğiz”

Yapacak çok işimiz var. Deniz Poyraz yoldaşımızın hayalleri ve umutları var. Onlar bizim sırtımızda sorumluluk olarak duruyor, kalbimizde görev olarak duruyor. Deniz Poyraz’a söz vermiştik. Senin umutlarını ve hayallerini mutlaka gerçeğe dönüştüreceğiz. Burada bir kez daha Deniz Poyraz yoldaşımızı ve bu uğurda hayatını kaybeden bütün kardeşlerimizi saygıyla ve minnetle anıyoruz. Onların hayallerini ve umutlarını gerçekleştireceğimize söz veriyoruz. Bunu mutlaka başaracağız. Onların anısı, umutları ve düşleri için oyları Yeşil Sol’da buluşturuyoruz, birleştiriyoruz.

Hiçbir saldırı, hiçbir oyun, hiçbir kumpas bizi durduramaz. Bugüne kadar her şeyi denediler ama diz çökmedik, boyun eğmedik. Tam tersine kararlılığımız arttı, inancımız güçlendi, yürüyüşümüz daha da büyüdü. İşte şimdi artık bütün bunları sonuca ulaştırma zamanıdır. Mahalle mahale, ev ev, sokak sokak dolaşacağız.

İzmir’de bütün halkların iradesini Yeşil Sol’un altında buluşturacağız. Demokratik Cumhuriyetin yollarını açacağız. Hepimiz eşit ve özgürce yaşayacağız. Böyle bir gelecek hedefimizdir. Bu gelecek yakındır, ellerinizdedir. En başta kadınların ve gençlerin elindedir. Gençler, kadınlar hazırız değil mi?

Özgürlük için geliyoruz. Bütün bireylerimizle, bileşenlerimizle, dostlarımızla zafere doğru ilerliyoruz. Mutlaka kazanacağız. Bu iktidarı göndereceğiz, bu düzeni değiştireceğiz. İnancımız tamdır. Sizlere güvenimiz tamdır. Hepimizin yolu açık olsun. Riya me vekirî be serkeftin.”

Paylaşın

Akşener: 15 Mayıs’ta Demokrasi Güneşini Karşılayacağız

Partisinin seçim beyannamesini açıklayan İYİ Parti Lideri Akşener, 14 Mayıs seçimlerine vurgu yaparak, “14 Mayıs’ta ülkeyi var olan sistemden kurtaracağız. 14 Mayıs’ta Türkiye tarih yazacak, 15 Mayıs’ta demokrasi güneşini karşılayacağız” dedi.

Akşener, konuşmasında, “Yıkık bir ülkeyi uçurumun kenarından çekip çıkaranlara selam olsun. Bir çift mavi gözün peşinden istiklale koşanlara selam olsun. Tüm zorluklara, imkansızlıklara, acılara rağmen bu cennet vatanda bu güneşin altında bizleri bir araya getiren o büyük destana, o şanlı cumhuriyete şükürler olsun” ifadelerini kullandı.

Meral Akşener, konuşmasının devamında, “Bizi 20 yıllık bir kısır döngünün içine sıkıştırmak isteyenler var. Tarihimizi küçümseyerek kendini büyütmek isteyenler var. Cumhuriyet değerlerimizi yok sayanlar var. Ne yazık ki bugün Türkiye’de tarihin yüz karası, vicdanı kin karası, ahlakı da günah karası olan ciddiyetsiz, beceriksiz ve yüzsüz bir iktidar var” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, ATO Congresium’da seçim beyannamesini açıkladı. Akşener’in açıklamasından öne çıkanlar şöyle:

“14 Mayıs’ta tarih yazacaklara selam olsun. Her daim iyilerden yana olanlara selam olsun. Yıkık bir ülkeyi uçurumun kenarından çekip çıkaranlara selam olsun. Bir çift mavi gözün peşinden istiklale koşanlara selam olsun. Tüm zorluklara, imkansızlıklara, acılara rağmen bu cennet vatanda bu güneşin altında bizleri bir araya getiren o büyük destana, o şanlı cumhuriyete şükürler olsun.

Ne yazık ki bugün Türkiye’de bize geçmişimizi unutturmak isteyenler var. Bizi 20 yıllık bir kısır döngünün içine sıkıştırmak isteyenler var. Tarihimizi küçümseyerek kendini büyütmek isteyenler var. Cumhuriyet değerlerimizi yok sayanlar var. Ne yazık ki bugün Türkiye’de tarihin yüz karası, vicdanı kin karası, ahlakı da günah karası olan ciddiyetsiz, beceriksiz ve yüzsüz bir iktidar var.

Kahramanmaraş’ta, Adana’da, Diyarbakır’da, Gaziantep’te, Osmaniye’de, Şanlıurfa’da, Kilis’te, Malatya’da insanlarımızı yaşatamadılar. Mesela Recep Bey çıktı, ‘Kader planı’ dedi. ‘Ölüm bu işin fıtratında var’ dedi. Hatta daha dün Hatay’da daha da ileri gittiler ‘Bu depremde rahmet var’ dediler. Bunu diyecek kadar ölçüyü kaçırdılar. Sonuç ne oldu? Ne sellerde, ne depremlerde ne maden facialarında insanlarımızı yaşatamadılar.

Mesela ‘Ya davulcuya ya zurnacıya’ dediler, ‘Kadın evinin süsüdür’ dediler, ‘O saatte orada ne işi varmış’ dediler, ‘Kadının karnından sıpayı sırtından sopayı eksik etmeyeceksin’ dediler. Hem de bunu hakimler dedi, hakimler! Sonuç ne oldu? Ceren’leri, Özgecan’ı, Emine’yi, Dilara’yı, Raziye’yi ve daha nice kadını yaşatamadılar.

Başkentin göbeğindeki alçak bir suikastı görmezden geldiler. Katilleri, azmettiricileri, alçaklığa ortak olanları bilmezlikten geldiler. Yargı süreçlerine müdahale ettiler. Gencecik bir akademisyenin kanını yerde bıraktılar. Yani Sinan Ateş’i de yaşatamadılar. İşte tam da bu nedenle bizler bugün buradayız.

Dimdik, omuz omuza ayaktayız. Çünkü devletimizin beceriksiz bir iktidarın elinde içine düşürüldüğü bu acizliği reddediyoruz. Cumhuriyetin ikinci asrında yaşatan bir Türkiye’yi ve yeni bir toplumsal sözleşmeyi vadediyoruz. Çünkü biz gerçek bir huzur ve refahın tam ve kamil bir demokrasiden geçtiğini görüyor ve biliyoruz.

Toplumsal sözleşmemizin ilk unsuru adalet. Adalet, millete hak ettiği yaşam standartlarını sunma erdemidir. Demokratik bir hukuk devletinde adalet anlayışı, insanlara sadece yasalar önünde eşitlik sunmaz, toplumsal gelişimin de önünü açar. Bugün AK Parti eliyle ülkemizdeki adalet anlayışı, iktidar mensuplarının faydalandığı evrensellikten uzak bir kavrama dönüştü. Adalet, kendinden olanları kayırmak demek.

Milletin cebinden alıp kendi cebine koymak demek. 5, 10, 15 maaş almak demek. Onlara göre adalet çocukları lüks arabalarda pudralı turlar atarken, diğerlerinin aç uyuması demek. Adaletin bir gün en çok kendilerine lazım olacağını unutuyorlar ama biz İYİ Parti olarak buradan söz veriyoruz. Recep Bey ve arkadaşlarına karşı adil davranacağımıza söz veriyoruz. Bu memleketin milyonlarca mazlumu gibi, onlar için de adaleti sağlayacağımıza söz veriyoruz.

Türkiye artık karnı aç, mutsuz çocukların ülkesi olmayacak. Bugün ülkemizde sevginin yerine nefret saygının yerine öfke ekiliyor. Milli birliğimiz ve beraberliğimiz günbegün zayıflatılıyor. İnsanlarımız ayrıştırılıyor, kamplaştırılıyor.

Saygının kalmadığı, empatinin olmadığı ülkede milletçe yaşam mücadelesi veriyoruz. AKP iktidarının keyfine göre bir gün hain ilan ediliyoruz, bir gün terörist ilan ediliyoruz, bir gün şükürsüz ilan ediliyoruz, bir gün nankör ilan ediliyoruz. Hatta gün geliyor bu ülkenin kadınları olarak sürtük bile ilan edilebiliyoruz. Peki sonra? Aslında sonrası yok.

Mesela onlarla aynı düşünmediğimiz için sürekli mağdur oluyorlar. Mutlu olmaları için aynı düşünmemiz lazım. Harami düzenlerinin önünü kestiğimiz için fevkelade mağdur oluyorlar. Gençler fikirlerini özgürce söylemek istiyorlar. Bu durumda hapse atılan gençler değil, Recep Bey ve şürekası mağdur oluyor.

Kadınlar, çektikleri eziyete karşı haklarını savunmak istiyor ama mağdur olanlar hep bu kereste gibi adamlar oluyor. Her konuda mağdur oluyor zırıl zırıl ağlıyorlar.

Kurşun bize atılıyor mağdur olan yine onlar oluyor. Yahu arkadaşlar, ben bir kadınım kadın! Yani sizden de bana geçti. Bir türlü mağdur olamadınız hayatınız boyunca ben de sizden gördüm ben de mağdur olamıyorum. Küfür edilen benim, iftiraya uğrayan benim, namusuna şerefine laf edilen benim. Bir kere ağlayamadım, bir kere mağdur olamadım. Kereste gibi adamlar mağdur gibi geziyor ya!

Bizim yolumuz kalkınma yolu olacak. Bu yol dosdoğru berekete, zenginliğe gidecek. Bu yolun sonu dürüstlüğe, liyakate çıkacak. Bu yolun sonunda Avrupa’nın göçmen hendeği olmayan, tefeci lobileri tarafından yağmalanmayan itibarlı bir Türkiye olacak.”

Paylaşın

Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Akın: Tayyip Erdoğan 15 Mayıs’ta Gidecek

Siirt’te partisinin seçim bürosu açılışında konuşan Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, “Biliyoruz ki; korkunun ecele faydası yok. Buradan bizi izleyenlere sesleniyorum; az kaldı, geliyoruz. Tayyip Erdoğan 15 Mayıs’ta gidecek, bu ülkede bir bahar açacak. Bunu bir kez daha ilan ediyoruz” dedi.

Haber Merkezi / Akın, konuşmasının devamında, “14 Mayıs’ta herkes gidip sandıkta oyunu verdiğinde bu iş bitmiş olacak. 14 Mayıs çok çok önemli, oy verip gitmek yok. Sandıklara sahip çıkacağız. Bunlarda her türlü hırsızlık hile, kötülük var. Bu kötülüklerle mücadele etmeyi öğrendik ama bundan sonra bunun hesabını soracağız. Bütün halkımızdan sandığa sahip çıkmalarını istiyoruz. 15 Mayıs baharını birlikte yaşamak için bundan başka çaremiz yok.” ifadelerini kullandı.

Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk, DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk ve Siirt milletvekili adayları ile birlikte Siirt’te yapılan seçim bürosu açılışına katıldı. Burada konuşan Akın, şunları ifade etti:

“Sevgili dostlarım, sevgili halkımız, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Türkiye önemli bir tarihi seçimden geçecek. Sizlere selamlar getirerek sözlerime başlamak istiyorum. Sevgili Hakan İstanbul’dan selamlar getirdi, ben de size İzmir’den özel olarak şu selamı iletmek istiyorum. Sevgili Deniz Poyraz’ın annesinin selamını getirdim. Ona sözümüz var. Deniz Poyraz’ın katilini ve katilin arkasındaki güçleri biliyoruz. Onlardan hesabı soracağız ve her yerde bunu hatırlatacağız, asla unutmayacağız. Aklımızla, vicdanımızla bunları iktidardan gönderene kadar bu hesaplaşmayı yapacağız.

Sevgili halkımız, şu anda Nusaybin’den başlayarak bölgemizde iki gündür bir seçim startı veriyoruz. İnanılmaz bir coşku ve moral var. Gördüğümüz şudur: Bu ceberrut tek adam rejimini Kürt halkı, bölgedeki Arap halkı, Ermeni halkı ile birlikte göndermeye karar vermiştir. Bu gönderme kararının iradesi bizim için çok muhteşem arkadaşlar. Bunu Türkiye çapında aynı heyecanla güçlü bir şekilde örgütlemeye çalışıyoruz. Ama görüyorsunuz, bu ceberrut iktidar ve Saray rejimi “Osmanlı’da oyun bitmez” misali her şeyi yapıyor.

Biliyorsunuz, biz aslında Halkların Demokratik Partisi ile seçime girecektik. Ama seçimin tam bir ay arefesinde Halkların Demokratik Partisi’ne yönelik bir kapatma girişimiyle karşı karşıya kaldık. Ülkede hukuk yok, siyasi karar veriyorlar. Talimatla karar veriyorlar. Birçok kere olduğu gibi Saray’dan verilen kararlarla kurulan oyunu bozmak için bizim de kurucusu olduğumuz Halkların Demokratik Partisi yerine Yeşil Sol Parti ile seçime girmeye karar verdik.

Yeşil Sol Parti 11 yıl önce kurulmuş, HDP’nin kurucu partilerindendir. Yeşil Sol Parti bütün renkleri ve kimlikleriyle Kürtlerin, Türklerin, Arapların ortak partisidir. İnanıyoruz ki bugün halaylarda yan yana durduğumuz gibi omuz omuza verirsek bu kötülük düzenine karşı, bu Saray rejimine karşı, bu otoriter ve faşizan rejime karşı kazanmamak için hiçbir gerekçe yok.

O nedenle 2015 yılından bu yana bize yapmadıklarını bırakmadılar. Ama biliyorsunuz ki Kürt halkı ve bütün halklar direnerek her türlü oyunu bozdular. HADEP’i de kurdular, DEHAP’ı da kurdular, HDP’yi de kurdular. Şimdi bütün oyunlarını bozarak bu iktidarı göndermek için Yeşil Sol Parti şemsiyesi altında örgütlü bir şekilde mücadele ediyorlar.

Yeşil Sol Parti, bilge ağaçtır. Bu bilge ağacın altında bütün insanlarımızın toplanması ve ortak mücadele etmesi mümkündür. O nedenle biz buradan şunu söylemek isteriz; bu rejimi değiştirmek ve bu rejimin sonrasında bir baharı birlikte yaşamak istiyoruz. Bu rejimi değiştirmediğimiz sürece bizim nefes alma hakkımız yok. Açlıktan kurtulma, savaşı durdurma şansımız yok. O nedenle her gün kendisini üreten bu rejimden kurtulacağız. Cehennemin kapısını kapattıktan sonra cennete açılacak kapı 15 Mayıs’ta açılacaktır. Birlikte olduğumuz zaman bunu başaracağız.

“Tayyip Erdoğan 15 Mayıs’ta gidecek”

Kayyım rejiminin temsilcisi olan bu iktidar hemen yanı başında Tuncer başkanı görevden aldılar. Halkımızın temsilcisi Tuncer başkan şimdi yine sizin temsilciniz olmak için burada. Amed’den de Selçuk Mızraklı’yı rehin alıp Selahattin Demirtaş’ın yanına koydular. Biz bu arkadaşlarımızın alnının akıyla halkı temsil ettiğini, onurlu bir şekilde mücadele yürüttüğünü biliyoruz. Demirtaş’ın cezaevinden bile Erdoğan’ın korkulu rüyası haline geldiğini biliyoruz. Biliyoruz ki; korkunun ecele faydası yok. Buradan bizi izleyenlere sesleniyorum; az kaldı, geliyoruz. Tayyip Erdoğan 15 Mayıs’ta gidecek, bu ülkede bir bahar açacak.

Bunu bir kez daha ilan ediyoruz. Şunu iddia ediyoruz; bu iktidarın, bu tek adam rejiminin tek bir sorunu çözemeyeceğini gördük. Biz 70 gün önce ağır bir deprem yaşadık. Depremin ikinci günü Eş Sözcümüz Çiğdem ile Adana’dan başlayarak dolaştığımızda insanlarımız devlet nerede diye bağırıyordu. Devlet ortada yoktu. Dayanışma yapan gönüllüler, az sayıdaki belediyemiz vardı. Silopi Belediyemiz aç kalmış insanlara çorba veriyordu. Ama koca koca belediyeler Cumhurbaşkanın talimatını bekliyorlardı. Hatay Valisi “bize herhangi bir talimat gelmedi” diyebiliyordu. Merkeze bakan, hiçbir hizmet vermeyen bu valiler, bu kaymakamlar, bu emniyet müdürleri artık talimat beklemeyecekler, her yerde halka hizmet edecekler.

Sözün, kararın, yetkinin halkta olduğu bir iktidar istiyoruz biz. Yerel yönetimlerin güçlendirilmesini istiyoruz. Yerel yönetimler güçlendirilmezse bu felaketler karşısında kimse bizi kurtaramaz. 15 Mayıs’tan sonra belediyelerimizi tekrar alacağız, kayyım sistemini tasfiye edeceğiz, onlara güle güle diyeceğiz. Önümüzde hiçbir engel yok. Artık tahammülümüz kalmamıştır. Bunların bir oyluk güçleri var.

14 Mayıs’ta herkes gidip sandıkta oyunu verdiğinde bu iş bitmiş olacak. 14 Mayıs çok çok önemli, oy verip gitmek yok. Sandıklara sahip çıkacağız. Bunlarda her türlü hırsızlık hile, kötülük var. Bu kötülüklerle mücadele etmeyi öğrendik ama bundan sonra bunun hesabını soracağız. Bütün halkımızdan sandığa sahip çıkmalarını istiyoruz. 15 Mayıs baharını birlikte yaşamak için bundan başka çaremiz yok. Hepimize kolay gelsin, an serkeftin, an serkeftin.”

Paylaşın

Babacan: Bir Seçim Beyannamesi Açıkladılar, Baştan Aşağı Kopya

DEVA Lideri Babacan, “20 yıldır iktidarda olanlar, Ortak Politikalar Mutabakat Metninden 2 buçuk ay sonra bir seçim beyannamesi açıkladılar. Bir baktık; baştan aşağı kopya. Sayın Erdoğan ‘Mülakattı kaldıracağız’ diyor. Bir dakika… Mülakatla en büyük haksızlığı, kayırmacılığı yapan siz değil misiniz?” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “‘Gençlere internet’ imiş… Biz bunları 3 yıl önce söyledik, 2 buçuk ay önce yazdık. Açıkladıkları sosyal destek sistemi bizimkinin birebir kopyası. Artık çözüm üretemeyen, ancak Millet İttifakı’nın hazırladığı Ortak Politikalar Mutabakat Metninin bir kopyasını ortaya koyabilen bir iktidardan bahsediyoruz. Artık iktidarın değişme zamanı geldi.”

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin İstanbul İl Başkanlığı’nın düzenlediği Millet Sofrası İftar Programı’nda konuştu. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da katıldığı programda Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Hep beraber İstanbul’u sokak sokak adımlayacağız. Girilmedik mahalle, dinlemedik insan bırakmayacağız. Endişeye mahal yok. Buradayız ve ülkemizi içinde bulunduğu derin krizden hep beraber çıkaracağız. Altı partinin genel başkanları ve çok kıymetli belediye başkanlarımız Sayın Ekrem İmamoğlu ve Sayın Mansur Yavaş’la beraber, hep beraber çalışacağız. Çok çalışacağız. Allah doğrunun yardımcısıdır. Allah çalışanın yardımcısıdır. Biz buna inanıyoruz ve bu inançla çalışacağız. Herkesi, 14 Mayıs’ta yazmaya başlayacağımız ve tüm dünyaya örnek olacak demokrasi hikâyemize davet ediyorum.

14 Mayıs’ta öyle bir seçim yapacağız ki, Türkiye kazanacak. Sağcı-solcu demeden;muhafazakâr-seküler demeden; Türk, Kürt, Arap, Laz, Çerkes demeden; Sünni- Alevi demeden hep beraber ‘Daha fazla demokrasi’ diyeceğiz ve adayımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu ülkemizin 13. Cumhurbaşkanı yapacağız.

Birlikte kazanacağız, birlikte yöneteceğiz. İstişareyle, ortak akılla yöneteceğiz. Yine hep beraber, Millet İttifakı olarak, mecliste çoğunluğu sağlayacağız. Bu seçim;CHP’li, MHP’li, AK Partili, HDP’li, İYİ Partili, Gelecek Partili, Demokrat Partili, Saadet Partili hiç fark etmez. DEVA Partili dostlarım; bu seçim 7’den 70’e, kuzeyden güneye, doğudan batıya tüm Türkiye kazanacak. Hep beraber, birleşe birleşe kazanacağız.

Ben bugün buradayım. Adaleti alaşağı eden, demokrasiyi ezen, hakkı yerle bir eden ve artık eskiyen bir hikâyeyi kabul etmediğim için buradayım. Çünkü biz, yola çıkarken ulaşmayı hedeflediğimiz özgürlüklerden asla vazgeçmeyeceğiz. İleri demokrasiden, çoğulculuktan, katılımcılıktan vazgeçmeyeceğiz. Hukuk devletinden vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz.

Ülkemizin yarınlarıyla ilgili detaylı hazırlıklar yaptık. 22 alanda eylem planı hazırladık. Seçimlerden sonra kurulacak hükûmetin ne yapacağını bütün detaylarıyla ortaya koyduk. Arkasından altı siyasi parti olarak çok kıymetli, siyasi tarihimizde çok özel bir yeri olan, diyaloga dayanan, müzakere ve uzlaşıyı esas alan bir istişare süreci başlattık. Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni hazırladık. 83 maddelik Anayasa metnimizi tamamladık. Tam bir mutabakatla 2300 maddelik Ortak Politikalar Metni imzaladık. Hükûmet kurulduğu anda sağlık bakanının, milli eğitim bakanının, millî savunma bakanının, ekonomiyle ilgili bakanların, adalet bakanların ev ödevi hazır.

‘Seçim beyannameleri baştan aşağı kopya’

20 yıldır iktidarda olanlar, Ortak Politikalar Mutabakat Metninden 2 buçuk ay sonra bir seçim beyannamesi açıkladılar. Bir baktık; baştan aşağı kopya. Sayın Erdoğan ‘Mülakattı kaldıracağız’ diyor. Bir dakika… Mülakatla en büyük haksızlığı, kayırmacılığı yapan siz değil misiniz? ‘Gençlere internet’ imiş… Biz bunları 3 yıl önce söyledik, 2 buçuk ay önce yazdık. Açıkladıkları sosyal destek sistemi bizimkinin birebir kopyası. Artık çözüm üretemeyen, ancak Millet İttifakı’nın hazırladığı Ortak Politikalar Mutabakat Metninin bir kopyasını ortaya koyabilen bir iktidardan bahsediyoruz. Artık iktidarın değişme zamanı geldi.

Tarihimizde görülmemiş bir birliktelik inşa ettik. ‘Bir elin sesi yok’ dedik, binlerce el birleştik. ‘Ya hep beraber ya hiçbirimiz’ dedik. Çünkü önümüzde çok kritik bir soru var: Türkiye mi, yoksa tek tek partilerimiz mi? Partilerimiz mi, yoksa 86 milyon mu? Altı parti olarak Türkiye’yi önceledik. ‘Bir araya geleceğiz’ dedik. Evet, fedakârlık istiyor, kolay değil. Bunu ülkemiz için yaptık. Biz ‘Ne olacaksa olsun, kazanan Türkiye olsun’ dedik. Tüm demokratlara, özgürlük aşıklarına, ülke sevdalılarına söz verdik: ‘Birleşe birleşe kazanacağız’ dedik.

Geçtiğimiz hafta çok ama çok zor bir karar verdik. DEVA Partisi 87 seçim bölgesinde 600 adayıyla seçime girmeye hazırlandı. Listeleri tamamladık. Partimiz kurulduğundan bu yana en büyük kampanya programını başlattık. Fakat listelerin teslimine 2 gün kala önemli bir karar verdik. Birleşe birleşe güçleneceğiz ya, tek bir listeden seçime girildiğinde toplam milletvekili sayısının oldukça fazla olacağıyla ilgili kanaatimizi perçinledik. Tek bir listeyle seçime giriyoruz ki tek bir oy dahi zayi olmasın. Bu iş hesap kitap işi, matematik işi.

Her bir adayımız, bütün adaylar içinde en çalışkan olmak zorunda. Herkes 16 saat çalışıyorsa, bizim adaylarımız günde 20 saat çalışmak zorunda. DEVA çalışkandır. ‘DEVA, çalışan Türkiye’nin sesidir’ dedirtmek zorundayız.”

Paylaşın

Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Uçar: Bedel Ödeyerek Haklarımızı Kazandık

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “AKP hükümeti zamanında Kürtler ve Aleviler kendi kimliklerini söyleyebildiler” sözlerine de yanıt veren Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Uçar, “Hiç sizin mevzunuz değil! Size rağmen bu ülkede yaşayan Kürtler, Aleviler kendi haklarını ve kimliklerini bedel ödeye ödeye kazandılar” dedi ve ekledi:

“Bugün buradaysak, Türkiye siyasetine müdahale ediyorsak sizin yok saydığınız Kürtlerin, Alevilerin, Çerkeslerin, Lazların mücadelesi sayesinde buradayız. Bu mücadele ile biz kazanacağız, onlar kaybedecekler. Buradayız, birlikte değiştireceğiz.”

Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesi seçim bürosu açılışında komuştu.

MA’nın haberine göre; Erdoğan’ın Diyarbakır’da yaptığı konuşmaya tepki gösteren Kılıçgün Uçar, şunları söyledi:

“Tek adam rejiminin cumhurbaşkanı Amed’deydi. Amed halkına seslendi. Amed’de ‘Kürt kardeşlerim’ diyorlar ama Ankara’ya gittiklerinde ‘Kürt terörü’ oluyor. Kürtler onların kardeşi değil! Onların kardeşleri Torosçular, onların kardeşleri beşli çete, onların kardeşleri Kürtleri inkar eden faşist milliyetçiler.

Bir iddiası da var, ‘Yeni yüzyılı Kürtlerle kuracağız’ diyor. Cumartesi Annelerine oturma eylemi yaptırmayan bir iktidarla Kürtlerin kuracağı bir yeni yüzyıl yok. Kadınları şiddetle evlere hapsetmeye, biat ettirmeye çalışan iktidarla yeni bir yüzyıl yok. Erdoğan’ın beyannamesini açıkladığı gün Van’da helikopterden atılan Osman Şiban’a 7 yıl 6 ay ceza verildi.

Bunu reva görenlerle Kürtlerin kurabileceği yeni bir yüzyıl yok. Kürt dilini ve varlığını inkar edenlerle, çözüm sürecini buzdolabına kaldırıp masayı devirenlerle Kürtlerin kuracağı yeni bir yüzyıl yok. 15 Mayıs geldiğinde Kürtler size yeni bir yüzyılın, yeni bir düzenin nasıl kurulacağını tokat gibi gösterecek.”

Uçar, ayrıca İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “AKP hükümeti zamanında Kürtler ve Aleviler kendi kimliklerini söyleyebildiler” sözlerine de yanıt verdi.

“Hiç sizin mevzunuz değil! Size rağmen bu ülkede yaşayan Kürtler, Aleviler kendi haklarını ve kimliklerini bedel ödeye ödeye kazandılar. Bugün buradaysak, Türkiye siyasetine müdahale ediyorsak sizin yok saydığınız Kürtlerin, Alevilerin, Çerkeslerin, Lazların mücadelesi sayesinde buradayız. Bu mücadele ile biz kazanacağız, onlar kaybedecekler. Buradayız, birlikte değiştireceğiz.”

“Kürtler sorun değil gerçek”

“Türkiye’nin en temel sorunlarından biri Kürt gerçekliğidir. Biz sorun değil gerçekliğiz” diyen Uçar, devletin bu gerçeklikle yüzleşmediğini söyledi:

“Bir daha söyleyeyim; Kürt sorununu çözmeye bizler adayız, halkımız aday, Yeşil Sol Parti aday. Çözmek için geliyoruz, hiç kimseye muhtaç ve mahkum değiliz.

Biz 7 Haziran 2015’te AKP’nin olmadığı bir Türkiye’yi inşa ettik ama yarım kaldı. 2023 14 Mayıs’ında AKP’siz demokratik bir Türkiye’ye hazır mıyız? Yeni yüzyılın kurucusu olmaya hazır mıyız? Yolumuz açık olsun, hiçbir engelimiz yok. 15 Mayıs’ımız kutlu olsun.”

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Gençlere Çağrı: Mutlaka Oy Kullanın

Giresun’da konuşan İBB Başkanı İmamoğlu, gençlere seslenerek, “Gençler, hiçbirinizin hakkınızı yedirmeyeceğiz. Gençlerimizin sesinin kısıldığı değil, sesinin gür çıktığı bir Türkiye var edeceğiz. Bu ülkenin teminatı olan gençlerimiz, mutlaka ve mutlaka oy kullanın.” dedi.

Haber Merkezi / Erdoğan’ın ‘mülakatı kaldıracağız’ açıklamasına tepki gösteren İmamoğlu, “Geçen hafta bir konuşmasında sayın Cumhurbaşkanı “artık mülakat yok” dedi. Siz, acaba 21 yılda kaç milyon kişilik hukuksuzluk yaptınız, kaç milyonun hakkını yediniz? 21 yıl sonra mı aklınıza geldi ‘Artık mülakat yok’ demek. 21 yıl yönettiniz efendim mülakat yok” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Yardımcısı Adayı Ekrem İmamoğlu, Giresun’da halka seslendi. İmamoğlu, şunları söyledi:

“Geçen hafta bir konuşmasında sayın Cumhurbaşkanı “artık mülakat yok” dedi. Siz, acaba 21 yılda kaç milyon kişilik hukuksuzluk yaptınız, kaç milyonun hakkını yediniz? 21 yıl sonra mı aklınıza geldi ‘Artık mülakat yok’ demek. 21 yıl yönettiniz efendim mülakat yok.

21 yıl yönettiniz efendim İstanbul’da deprem sorununu beş yılda çözeriz diyorsunuz. 21 yıl bu ülkeyi yönettiler, şimdi size gelip ‘fındığın sorununu biz çözeriz’ diyecekler. Giresunlular bunlara kahkahayla gülün. Bunların dediğine inanmayın sakın. Ama biz size söz veriyoruz. Tek bir vatandaşımızın dahi hakkını yedirmeyeceğiz.

Biz liyakata önem vereceğiz. Biz memleketimizin evlatları ile bu ülkeyi yöneteceğiz. Sadece bir avuç insanıyla, akrabasıyla, damadıyla, kızıyla ülkeyi yönetme devrine son vereceğiz. Onlara ‘Evinize gidin hadi, güle güle’ diyeceğiz.

86 milyon insanın fikrinin alındığı, devletin vatandaşa gücünü değil, devletin vatandaşa şefkatini, anlayışını, güzel duygularını gösterdiği bir dönem geliyor. Devletin başındaki insanın çocukları, gençleri, yetişkinleri hanımefendileri beyefendileri fırçaladığı değil, Atatürk’ün gözünün içine baka baka dinlediği bir dönem geliyor.

Somurtkan, yüzü asık, konuşurken döver gibi söver gibi konuşan değil, güler yüzlü… Bakın Cumhuriyet nedir biliyor musunuz? Devletin yöneticilerinin vatandaşa karşı haddini bildiği bir yönetimdir. Cumhuriyet öyle bir sistemdir. Yani yöneticinin vatandaşa haddini bildirdiği değil vatandaşa karşı haddini bilecek.

Devletin başındaki insan sanki 25 yıldır yönettiği şehri malı mülkü zanneden o bir avuç insandan söküp aldık ya sanki malını aldık bizimle görüşemiyor bile… Niye? Ekrem İmamoğlu Cumhuriyet Halk Partili, Ekrem İmamoğlu Millet İttifakı’nın belediye başkanı… Yahu Allah aşkına, ne bu devlet senin, ne bu şehir senin, 86 milyon insanın malı.”

Paylaşın