HDP’li Buldan: Boyun Eğmedik, Diz Çökmedik

Van’da halka seslenen HDP Eş Genel Başkanı Buldan, “Ülkede demokrasi kırıntısı bile kalmadı. Bu ülkeye barışı, refahı, huzuru, demokrasiyi getirmek elbette bizlerin elinde. Yarın kullanacağımız oylarla, yaşadıkları her yerde nefes alamayan halklarımıza bir nefes olacağız” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Sevgili halkımız, gitmemek için direniyorlar, biliyoruz koltuklarını bırakmak istemiyorlar. Daha çok soymak, daha fazla zengin olmak istiyorlar ama buna artık müsaade etmeyeceğiz. Oylarımızla onları göndereceğiz. Tansu Çiller dün “Erdoğan giderse ülke elden gider” demiş. Yahu sen giderken ülke elden gitti mi? Seninle aynı zihniyeti, aynı anlayışı ve yaklaşımı sergileyen Erdoğan da senin gibi gidecek. Sizler bir geldiniz, bin gittiniz. Biz buradayız, vardık, var olacağız. Birdik bin olduk, bindik milyonlar olduk. Biz bir geliriz, bin oluruz” dedi ve ekledi:

“Tutukladılar, zannettiler ki bizim partimiz devre dışı kalacak. Cezaevlerine koydular, siyasi yasak getirdiler, görevden aldılar, yerlerine kayyım atadılar. Ne oldu? Buraları terk etmedik ve onlara boyun eğmedik, diz çökmedik. Biz boyun eğmeyenleriz, biat etmeyenleriz, diz çökmeyenleriz. Yüzyıllardır bu topraklarda vardık, var olacağız. Bu ülkeye onurlu barışı da biz getireceğiz.”

Yeşil Sol Parti, Van’da final mitingi gerçekleştirdi. Mitinge Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, KKP Genel Başkanı Sinan Çiftyürek, PİA adına Ahmet Kaya PSK adına Mesut Tek ve çok sayıda kişi katıldı.

Mitingde birer konuşma yapan Buldan şunları söyledi:

Merhaba ji we re gelê Wanê yê hêja û birûmet. Hûn hemû bi xêr hatin, ser çava hatin. Merhaba sevgili Van halkı. Merhaba sevgili Vanlı kadınlar, gençler. Hepiniz hoş geldiniz. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Bugün Van çok güzel. İyi ki buradasınız, varsınız. Konuşmama bu halkın iradesi olan ama bugün cezaevinde rehin tutulan Bekir Kaya’ya, Yadişan Karabul’a ve cezaevlerinde rehin tutulan Selahattin’e,  Figen’e, Gültan’a, Ayla’ya, Sebahat’a sevgi ve selamlarımı göndererek başlıyorum. İnanıyorum ki Van halkının iradesi olan Bedia Gökçe Ertan ve Mustafa Avcı arkadaşlarımız yarından itibaren kendi görevlerine dönecekler.

Yarın güzel bir gün olacak, yarın tarih bir kez daha yazılacak. Yarın Van’ın tarihini de Türkiye’nin tarihini de sizler yazacaksınız, bizler yazacağız. Yarın siyasetin cemresi siyasete düşecek. Yarın bir kez daha buradayız diyeceğiz, irademize sahip çıkacağız. Oylarımızı kullanıp Yeşil Sol’u Türkiye’nin birinci partisi yapacağız. Çünkü bugün burada bunu görüyorum. Van halkı kararlı, Van halkı kararını vermiş, Vanlı kadınlar ve gençler kararını vermiş. Halkımız bu iradeye sahip çıkacak. Bu zulmü, bu şiddeti, bu inkarı bir kez daha geri gönderecek, iradesine sahip çıkacak.

Şimdi biz meydan meydan gezdik, Türkiye’nin bütün meydanlarını dolaştık. Bugün Van’da sizlerle birlikteyiz. Her yerde söz kurduk, her yerden mesajımızı verdik. Ama artık yarın söz sizde, mühür sizin elinizde. Mührünüzü Yeşil Sol’a öyle bir vurun ki Erdoğan 50+1’i artık rüyasında bile görmesin. Yeşil Sol’un altına mührünüzü öyle bir vurun ki talancılar, kayyımcılar, ülkeyi soyanlar gitsin. Bu ülkeye, halkımıza, halklarımıza açlığı, sefaleti, yoksulluğu, şiddeti, inkarı ve baskıyı reva görenler artık gitsinler.

Arkalarına bile bakmadan gitsinler. Tıpış tıpış gitsinler ve bir daha Van’a da gelemesinler. Onları göndereceğinizden eminiz. Kürt düşmanlarını göndereceğinizden eminiz. Kadın katliamlarına göz yumanları göndereceğinizden eminiz. Gençlerimizin hayallerini çalanları göndereceğinizden eminiz. Mührünüzü Yeşil Sol’a öyle bir vurun ki ülkeye demokrasi, barış, adalet, huzur gelsin.

“Sizler bir geldiniz, bin gittiniz; bizler birdik, milyonlar olduk”

Ülkede demokrasi kırıntısı bile kalmadı. Bu ülkeye barışı, refahı, huzuru, demokrasiyi getirmek elbette bizlerin elinde. Yarın kullanacağımız oylarla, yaşadıkları her yerde nefes alamayan halklarımıza bir nefes olacağız. Sevgili halkımız, gitmemek için direniyorlar, biliyoruz koltuklarını bırakmak istemiyorlar. Daha çok soymak, daha fazla zengin olmak istiyorlar ama buna artık müsaade etmeyeceğiz. Oylarımızla onları göndereceğiz. Tansu Çiller dün “Erdoğan giderse ülke elden gider” demiş. Yahu sen giderken ülke elden gitti mi? Seninle aynı zihniyeti, aynı anlayışı ve yaklaşımı sergileyen Erdoğan da senin gibi gidecek.

Sizler bir geldiniz, bin gittiniz. Biz buradayız, vardık, var olacağız. Birdik bin olduk, bindik milyonlar olduk. Biz bir geliriz, bin oluruz. Tutukladılar, zannettiler ki bizim partimiz devre dışı kalacak. Cezaevlerine koydular, siyasi yasak getirdiler, görevden aldılar, yerlerine kayyım atadılar. Ne oldu? Buraları terk etmedik ve onlara boyun eğmedik, diz çökmedik. Biz boyun eğmeyenleriz, biat etmeyenleriz, diz çökmeyenleriz. Yüzyıllardır bu topraklarda vardık, var olacağız. Bu ülkeye onurlu barışı da biz getireceğiz.

Şimdi bir itirafçı var, bu ülkenin İşçileri Bakanı. Diyor ki “Ben istedim bir göz, Erdoğan istedi iki göz. Bana dedi ki HDP’li belediyelerden rahatsızım. Ben de onları görevden aldım”. Bunun adı organize darbedir. Çünkü kafaları sadece ve sadece darbelere çalışır. Yarınki seçimleri darbe olarak nitelendirenler, yarın demokrasiyle karşılaşacaklar, bu ülkenin gerçek baharıyla karşılaşacaklar.

Şimdi Kürtlerin oylarını almak için Kürtlere bir kez daha göz kırpmaya başladılar. Erdoğan Batman’daki konuşmasında “Hiç kimse Kürt kardeşlerimi tehdit edemez” dedi. En büyük tehdit sizsiniz, siz! Bu ülkede Kürtlere en büyük tehdit AKP-MHP ortaklığıdır. Evet, hiç kimse bizi tehdit edemez, hiç kimse bize diz çöktüremez, bize boyun eğdiremez. Bunu bileceksiniz, bunu öğreneceksiniz ve Kürt halkının iradesiyle bir kez daha sandıkta karşılaşacaksınız. Sizleri gönderen yine Kürtler, kadınlar ve gençler olacak.

Sevgili Vanlılar, yarın önemli bir gün. Hepimizin kaderinin değişeceği bir gün. Kürtlerin de Türklerin de kaderi değişecek. Kadınların, gençlerin kaderi değişecek. Bu ülkede ezilenlerin, yok sayılanların, inkar edilenlerin kaderi değişecek. İşçinin ve çiftçinin kaderi değişecek, esnafın kaderi değişecek. O yüzden yarın sandık başında oy pusulasını aldığınızda gözünüz sadece ve sadece ağaçta olsun, Yeşil Sol’un altında olsun.

Mührünüzü sadece ve sadece Yeşil Sol’a vurun. Yeşil Sol’u büyük bir güçle, önemli bir temsiliyetle parlamentoya göndermek için mutlaka tercih edin. İkinci bir oy daha kullanacaksınız. Saray’da oturan Erdoğan’ı indirmek için oyunuzu kullanacaksınız. Yani faşizmi geriletmek için kullanacaksınız. O yüzden diyoruz ki bir oy Yeşil Sol’a, bir oy faşizmi geriletmeye.

Biz Van’da 8-0 yapacağız. Siz yarın Van’da Erdoğan’a “Van Minüt” diyeceksiniz. Onlar gidecekler ve bir daha gelmeyecekler. Sıfırlana sıfırlana gidecekler.  Tekleye tekleye gidecekler ve biz Yeşil Sol ile birlikte milyonlar olarak geleceğiz. Sizin hakkınız için, sizin sözünüz için, sizler için parlamentoya gideceğiz.

Değişim ve dönüşümü mutlaka gerçekleştireceğiz. Bugün buradan dağılırken de yarın oy kullanırken de hiçbir provokasyona gelmeyin. Biz hiçbir provokasyona sebebiyet vermeyeceğiz. Sizlere güveniyoruz, Van halkına güveniyoruz, mutlaka kazanacağımıza yürekten inanıyoruz. Hepimizin yolu açık olsun. An serkeftin, an serkeftin, an azadî an azadî. Hûn her hebin her bijîn. Bi xatirê we.”

Paylaşın

Erdoğan: Ülkemizi Böldürtmeyeceğiz

İstanbul Sancaktepe’de halka seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hedefimiz 2023 bitmeden tek bir eli kanlı terörist bırakmamaktır. Hudutlarımız dışında da bu alçaklara nefes aldırmayacağız. Selo ne diyor Selo? Bu Selo kim? 51 kardeşimizin ölümüne neden olan hain değil mi? Utanmadan sıkılmadan mesajlar gönderiyor. Ülkemizi böldürtmeyeceğiz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bay Bay Kemal de eğer Selo’yu serbest bırakmak istiyorsanız oyu bize vereceksiniz diyor. Bu hesabı yarın sormaya var mıyız? Türkiye’yi bu ayağına vurulmuş terör prangasından mutlaka kurtaracağız. Ülkemizi böldürtmeyeceğiz. Kapalı kapılar ardında tam olarak ne konuşulduğunu ittifak ortakları dahil hiç kimse bilmiyor”

Erdoğan, konuşmasının devamında, “Kandil’den gelen bu destek açıklamaları karşısında Bay Bay Kemal’in hangi sözleri verdiğini de kimse bilmiyor. Bay Bay Kemal suskun, ittifak suskun, parti sözcüleri, medyadaki kalemleri suskun. Yarın Seçim olacak, yarın millet oy verecek fakat daha hiç kimse Bay Bay Kemal ile bölücü örgütün siyasi uzantıları arasında hangi anlaşmaların yapıldığını bilmiyor” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, seçim çalışmaları kapsamında İstanbul Sancaktepe mitinginde açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

“Biz Sancaktepe’yi çok seviyoruz. Rakamı istedim, sordum. Gelen rakam şu, 50 bin. Demek ki Sancaktepe gümbür gümbür yarına yürüyor. Bay bay Kemal buralara geldi mi? Gelmedi. Herhalde bu saatten sonra da geleceği yok.

Yarın Anneler Günü. Belediye başkanınızın bir hanımefendi oluşundan dedik ki buraya gelelim. Cennet annelerin ayakları altındadır. Onun için annelerin kıymetini çok iyi bileceğiz. Anneler siz de yarın kaleyi içeriden fethedeceksiniz. Kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Ebediyete intikal eden tüm annelere rahmet diliyorum.

Bay bay Kemal Diyarbakır Annelerini kaç kere ziyaret ettin? Onların yavrularını dağa kaçıranlarla utanmadan seçime gidiyorsun. Bay Bay Kemal’in yanında kimler var? Kandil, Kandil’in parlamentodaki uzantıları var. Gönül coğrafyamızdaki tüm anneleri selamlıyorum.

Gençler size bir nasihatim var. Bay bay Kemal de vasiyette bulunuyor ama benim nasihatim başka. Annenizin ayaklarının altını öpmeyi ihmal etmeyin. Orada başka koku var, cennetin kokusu var. Daha güçlü olursunuz. Biz ailenin kutsiyetine inanıyoruz. CHP ne diyor LGBT, İYİ Parti LGBT. Peki LGBT AK Parti’nin, MHP’nin Cumhur İttifakı’na yaklaşır mı?

Rabbim hiçbir annemizin yüreğine ateş düşürmesin diye dua ediyorum. Türkiye olarak çok stratejik bölgede yer alıyoruz. Enerji kaynaklarının geçiş güzergahındayız. Bizi bu vatanlardan söküp atmak istediler. Çanakkale’de kınalı kuzuları toprağa verme pahasına buna dur dedik. Yıllarca bizi terörle oyaladılar. Evlatlarımızın yüreklerindeki umudu çaldılar. Türkü ve Kürdü birbirine düşürerek ebedi kardeşliğimizi bozmak istediler. Biz yaratılanı yaratandan ötürü severiz. Bizim için Kürt neyse Türk de odur. Allah’a kim yakınsa o üstündür.

“Ülkemizi böldürtmeyeceğiz”

Hedefimiz 2023 bitmeden tek bir eli kanlı terörist bırakmamaktır. Hudutlarımız dışında da bu alçaklara nefes aldırmayacağız. Selo ne diyor Selo? Bu Selo kim? 51 kardeşimizin ölümüne neden olan hain değil mi? Utanmadan sıkılmadan mesajlar gönderiyor. Ülkemizi böldürtmeyeceğiz. Bay Bay Kemal de eğer Selo’yu serbest bırakmak istiyorsanız oyu bize vereceksiniz diyor. Bu hesabı yarın sormaya var mıyız? Türkiye’yi bu ayağına vurulmuş terör prangasından mutlaka kurtaracağız. Ülkemizi böldürtmeyeceğiz.

Kapalı kapılar ardında tam olarak ne konuşulduğunu ittifak ortakları dahil hiç kimse bilmiyor. Kandil’den gelen bu destek açıklamaları karşısında Bay Bay Kemal’in hangi sözleri verdiğini de kimse bilmiyor. Bay Bay Kemal suskun, ittifak suskun, parti sözcüleri, medyadaki kalemleri suskun. Yarın Seçim olacak, yarın millet oy verecek fakat daha hiç kimse Bay Bay Kemal ile bölücü örgütün siyasi uzantıları arasında hangi anlaşmaların yapıldığını bilmiyor.

Bay Bay Kemal, 17-25 Aralık kumpasındaki rolünü 10 yıl sonra itiraf etti. FETÖ’cü alçakların eline tutuşturduğu kasetlerin montaj olduğunu geçen gün bizzat kendi söyledi. Bu seçim öncesinde yaptığı gizli pazarlıklar da önünde sonunda ortaya çıkacak. Sırf Cumhurbaşkanı adayı oldu diye Muharrem İnce’ye atılan iftiraların, baskıların, zorbalıkların, haysiyet cellatlığının failleri de ortaya çıkacaktır.

Rusya ile ilişkilerimizi bozma ihalesini Bay Bay Kemal’e kimin verdiği, ortada hiçbir şey yokken Alevi-Kürt videolarının niçin çekildiği, Pensilvanya’da 8 saat boyunca kimlerle hamburger yenildiği, Londra’daki tefecilere hangi tavizlerin altın tepside sunulduğu, evet bunların hepsi gün gelecek tek tek milletin önüne serilecektir. Biz o gün gelene kadar meselenin takipçisi olmayı sürdüreceğiz. Her fırsatta gerçek yüzlerini millerimize anlatmaya devam edeceğiz.

Aile kurumunun sapkın akımlar karşısında korunmasına önem veriyoruz. AK Parti’ye LGBT sızamaz. Çünkü biz ailenin kutsiyetine inanıyoruz. Aileyi yedirtmeyeceğiz. Seçim sonrası aileyle ilgili kurumu güçlendirmenin adımını atacağız. Kadına şiddet konusunda da kesinlikle tavrımız nettir. Kadına şiddeti kabul etmemiz mümkün değil. Mücadelemizi sürdüreceğiz. Biz bu konuda birilerinden de izin almaya mecbur değiliz. Her hanede çalışan en az bir kişi olmasını sağlayacağız.”

Paylaşın

Yüksek Seçim Kurulu: Muharrem İnce’ye Verilen Oylar Geçerli Sayılacak

YSK Başkanı Yener, ilgili kanun gereği Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce’nin cumhurbaşkanı adaylığından çekilmesinin birinci oylamadan sonra geçerli olduğuna ve bu süreçte kendisine verilen oyların “geçerli” kabul edilmesi gerektiği sonucuna varıldığını söyledi.

Muharrem İnce’nin cumhurbaşkanı adaylığından çekilme dilekçesinin YSK’ya ulaştığını belirten YSK Başkanı Yener, oy pusulalarında şu an herhangi bir değişiklik olmayacağını kaydetti.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Ahmet Yener, kurulun bugün yaptığı toplantıya ilişkin basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Yener, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Toplantı sonucunda, 6271 sayılı Cumhurbaşkanlığı Seçimi Kanunu’nun 12. maddesinde yapılan düzenlemede cumhurbaşkanlığı adaylığından, aday listesinin Resmi Gazete’de ilanından sonra yapılan çekilmelerin geçerli olmayacağına ilişkin düzenleme ve 6271 Sayılı Yasa’nın ilgili maddeleri ve 298 Sayılı Yasa’nın ilgili maddeleri değerlendirilmiş ve Kurulumuz,

yapmış olduğu toplantı sonucunda oy birliğiyle Sayın Muharrem İnce’nin cumhurbaşkanlığı adaylığından çekilmesinin, birinci oylamadan sonra, 6271 Sayılı Yasa’nın 12. maddesi uyarınca geçerli olduğu ve bu süreçte Sayın Muharrem İnce’ye verilen oyların geçerli oy olarak kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.”

Seçimlerle ilgili tüm tedbirlerin alındığını vurgulayan YSK Başkanı Yener, oy pusulalarında şu an herhangi bir değişiklik olmayacağını kaydetti.

Ne olmuştu?

Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, iki aylık kampanyanın ardından cumhurbaşkanlığı adaylığındançekilme kararı almıştı.

Sosyal medyada hakkında ortaya atılan iddiaları ve kendisine yönelik yıpratma kampanyası yürütüldüğünü gerekçe gösteren İnce, açıklamasında Millet İttifakı’na da göndermede bulunmuş ve “Seçimi kaybettiklerinde bütün suçu bize atacaklar. Hiçbir bahaneleri kalmasın” ifadelerini kullanmıştı.

İnce’nin çekilmesinin ardından pek çok partili Muharrem İnce oy pusulasında yer almaya devam edeceği için yine İnce’ye oy vereceğini açıklamış, bazı partililer ise sandığa gitmeyeceğini söylemişti.

Paylaşın

CHP İstanbul İl Başkanı Kaftancıoğlu: Seçim İkinci Tura Kalmayacak

CHP İstanbul İl Başkanı Kaftancıoğlu, seçimlere ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Seçim ikinci tura kalmayacak. 86 milyon adına burdan söylemiş olayım. Ama velev ki kalırsa stratejimizde hiç bir değişiklik olmayacak. Aynı inanç ve kararlılıkla sahada vatandaşlarımızla buluşmaya devam edeceğiz.” dedi.

Kaftancıoğlu, seçim güvenliğine ilişkin ise, “İstanbul yerel seçimlerinden sonra tariflediğimiz adına İstanbul modeli dediğimiz sandık güvenliği ve seçmen mobilizasyonunu kapsayan bir modelle ilerliyoruz. Ve ne mutlu şu ana kadar İstanbul modeli kapsamında bütün hedeflerimizi tutturduk. Yani YSK takvimini açıklayana kadar yapacaklarımızı yaptık, sonrasında da yapılacak olanlar tamamen ve eksiksiz yapıldı.

Seçim günü sandıklar oluşturulduğu anda ve kapanıncaya kadar görevlilerimiz ile ilgili her şey belirlendi. Oyların nasıl sayılıp tutanak altına alınacağını bilen inanmış, kararlı ve sonuç ortaya çıkıncaya kadar o sandık başlarından ayrılmayacak kıymetli örgütümüz sayesinde bu süreci bitireceğiz. Bizim için yine bitmiyor, sonuçlar açıklanıp Türkiye nefes aldıktan sonra raporlamamızı da yapacağız ki bizden sonraki arkadaşlarımız deneyimimizden faydalansınlar.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, Euronwes Türkçe’nin sorularını yanıtladı. Kaftancıoğlu’nun açıklamalarından öne çıkan bölümlerden bazıları şöyle:

Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, genel başkanı olduğu Cumhuriyet Halk Partisi’ni, kendi ifadeleriyle ‘artık gerçek anlamda halk partisi’ olarak tanımlıyor. ‘Statükoyu bıraktık, değiştik’ diyor. Siz de bu değişim sürecinde önemli bir roldesiniz. Partide neler değişti, bu değişimi ‘sandıkta CHP’ye eli gitmez’ denilen vatandaşlara anlatabildiğinizi düşünüyor musunuz?

“En azından büyük oranda anlattığımı düşünüyorum. Geçmişte CHP’nin sadece bir kesimin partisiymiş gibi yürütülen süreçler vardı. Ama Genel Başkanımız ile birlikte CHP, tam da olması gerektiği gibi, kişilerin kimlikler ve yaşam tarzlarından bağımsız, inançlarından bağımsız herkese ve de her kesime ulaşarak hem onların sözünü taşıdı hem de herkesimin temsilcilerinin partimizde bir araya gelerek bu süreçlerin içinde olmasına vesile oldu. Ben de aslında bu değişimin parçası olarak CHP’ye katılan kişilerden biriyim.”

Seçim güvenliği denince İstanbul teşkilatınızla birlikte sizin, son yerel seçimden tecrübeleriniz başarılı bir referans olarak gösteriliyor. Bu kez nasıl bir yol izleyeceksiniz?

“İstanbul yerel seçimlerinden sonra tariflediğimiz adına İstanbul modeli dediğimiz sandık güvenliği ve seçmen mobilizasyonunu kapsayan bir modelle ilerliyoruz. Ve ne mutlu şu ana kadar İstanbul modeli kapsamında bütün hedeflerimizi tutturduk. Yani YSK takvimini açıklayana kadar yapacaklarımızı yaptık, sonrasında da yapılacak olanlar tamamen ve eksiksiz yapıldı. Seçim günü sandıklar oluşturulduğu anda ve kapanıncaya kadar görevlilerimiz ile ilgili her şey belirlendi. Oyların nasıl sayılıp tutanak altına alınacağını bilen inanmış, kararlı ve sonuç ortaya çıkıncaya kadar o sandık başlarından ayrılmayacak kıymetli örgütümüz sayesinde bu süreci bitireceğiz. Bizim için yine bitmiyor, sonuçlar açıklanıp Türkiye nefes aldıktan sonra raporlamamızı da yapacağız ki bizden sonraki arkadaşlarımız deneyimimizden faydalansınlar.”

Kampanyanızda Cumhurbaşkanı seçiminin ilk turda bitirilmesi için çalıştığınızı biliyoruz. Fakat, ikinci tura kalınırsa partinizin ve ittifakın gerek seçim güvenliği gerekse kampanya kapsamında stratejisi; atacağı adımlar şimdiden hazır mı? Yani ikinci tura kalırsa nasıl bir strateji değişikliğine gideceksiniz?

“Seçim ikinci tura kalmayacak. 86 milyon adına burdan söylemiş olayım. Ama velev ki kalırsa stratejimizde hiç bir değişiklik olmayacak. Aynı inanç ve kararlılıkla sahada vatandaşlarımızla buluşmaya devam edeceğiz.”

‘İstanbul’u alan Türkiye’yi alır’ deniyor. İstanbul’da büyükşehir belediyesi yönetimini 25 yıldan sonra, ittifak halinde AK Parti’nin elinden aldığınız… genel seçimlerde de İstanbul’da birinci parti olur musunuz?

“Genel seçimlerde de İstanbul’da birinci parti olma gibi bir hedefimiz var. Örgütümüze bu hedefimizi açıkladık, bu benim için şaşırtıcı olmayacak. Bizler hedeflerimizi ortaya koyarken sahadan ve vatandaştan gelen geri bildirim, kamuoyu araştırmaları ile o günün fotoğraflarını görmek için derinlemesine analizler yapıyoruz. Bu analizlere baktığımda CHP’nin birinci parti olabileceğine dair bir fırsat aralığımız var. Ama bilimsel bir gerçek daha var, Türkiye’de seçmenin oy verme ve şekillenme zamanına baktığımızda seçmenin yaklaşık yüzde 20’si son iki ayda, yüzde 10’u son bir haftada, yüzde 5’i de son saatlerde karar veriyor. Eğer seçmen son anda oy verme eğilimini değiştirmezse birinci parti olarak çıkmak bizim için süpriz olmayacak. Ama şunu da belirteyim, İstanbul’da Cumhurbaşkanı adayımız Kemal Kılıçdaroğlu rekor oy alacak.”

Bu sistemde hala seçim hilesi yapma olanağı var mı? Bu konudaki endişeler yerli mi?

“Kazandıkları zaman demokrasi, kaybettikleri zaman darbe olarak nitelendiren bir anlayışın her şeyi yapma riski, niyetleri vardır. Bunun için ellerinden geleni yaparlar. Ama bunu yapamayacaklarını demokrasiye sahip çıkan bizler göstereceğiz. Onların yapacakları kötülüklerin sonu yoksa, bizlerin de yani demokrasiye inananların da aklının, azminin ve çalışkanlığının sonu yok. Vatandaşlarımızın endişelenmesi normal. Ama ömür boyu bu topraklarda endişe ile yaşamak yerine lütfen endişelerini kaygıya çevirip sandığa gitmemezlik yapmasınlar. Amaçları da bu, korku ortamı yaratarak demokrasiden ve de sandıktan uzaklaştırmak. Korku anlaşılır insana özgüdür ama korkaklık asla kabul edilemez. Hele ki gençlere ve geleceğe dair sorumluluğumuz varsa. Bizlere ve kendilerine güvensinleri hep beraber sandıklara sahip çıkacağız.”

Peki, seçim güvenliği konusunda sizi endişelendiren, eksik kalan bir nokta var mı?

“Seçim güvenliği ile ilgili hiç bir endişe ve eksik kalan nokta yok. Tek eksik vatandaşlarımızın kaygı nedeniyle sandığa gitmemesi olur. ”

Canan Kaftancıoğlu’nun açıklamalarının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Seçim Yasakları Ne Zaman Başlayacak, Ne Kadar Sürecek?

14 Mayıs Pazar günü yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine saatler kala, Resmi Gazete’de seçim gününe ilişkin bazı uygulama ve yasakların yer aldığı YSK kararları da yayımlandı. Peki seçim yasakları ne zaman başlayacak, ne kadar sürecek?

Haber Merkezi / Bugün saat 18.00’de başlayacak propaganda yasağı 24 saat devam edecek. Yarın sandıklar kapanana kadar propaganda içeren haber ve yayın yapılamayacak. Saat 18.00 ile 21.00 arasında ise Yüksek Seçim Kurulu’nun seçime ilişkin haber ve tebliğleri yayımlanabilecek.

Ülke genelinde saat 08.00’de başlayacak oy verme işlemi saat 17.00’de sona erecek. Sabah saatlerinden itibaren seçim günü yasakları uygulanacak.

Sabah saatlerinden itibaren seçim günü yasakları da uygulanacak. Buna göre yarın saat 06.00’dan gece 24.00’e kadar alkollü içki satışı yasak olacak.

Bununla birlikte seçim günü kahvehane, kıraathane ve internet kafe gibi bütün umumi eğlence yerleri kapalı kalacak.

Eğlence yeri niteliğindeki lokantalarda yalnızca yemek verilebilecek. Düğünler saat 18.00’den sonra yapılabilecek. Yerleşim yerlerinde, emniyet ve asayişi korumakla görevli olanlar dışında kimse silah taşıyamayacak.

Madde madde seçim yasakları

Resmi Gazete’de seçim gününe ilişkin bazı uygulama ve yasakların yer aldığı Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kararları da yayımlandı.

Buna göre, seçim günü saat 06.00’dan gece 24.00’a kadar alkollü içki satışı yasak olacak. Emniyet ve asayişi korumakla görevli olanlar dışında yerleşim yerlerinde kimse silah taşıyamayacak.

Seçim günü kahvehane, kıraathane ve internet kafe gibi bütün umumi eğlence yerleri kapalı olacak. Eğlence yeri niteliğindeki lokantalarda yalnızca yemek verilebilecek. Seçim günü saat 18.00’dan sonra düğünler yapılabilecek.

YSK’nın kararlarına göre saat 18.00’a kadar basın yayın organlarında seçimler ve sonuçlarına ilişkin haber tahmini ve yorum yapılması yasak olacak.

Saat 21.00’den sonra ise bütün yayınlar serbest olacak, YSK bu saati daha erkene alabilecek.

Cumhurbaşkanı seçiminin ikinci tura kalması halinde aynı hükümler 28 Mayıs’ta da uygulanacak.

Ülke genelinde oy verme başlangıç ve bitiş saatleri 08.00 ile 17.00 arasında olacak.

Bir sandıkta oy kullanacak seçmen sayısı il ve ilçelerde 360 ila 380 kişi olacak. Köylerde seçmen sayısının 400’ü aşmaması halinde bir sandıkta oy kullanılabilecek.

Paylaşın

Guardian: Kılıçdaroğlu, Erdoğan İktidarını Sona Erdirebilir

Birleşik Krallık merkezli The Guardian gazetesi, 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlere ilişkin, “Türkiye oy kullanmaya hazırlanırken Erdoğan gerçek bir kaybetme olasılığıyla karşı karşıya” başlıklı bir makalede yayınladı.

Jon Henley imzalı makalede, “Kılıçdaroğlu liderliğindeki birleşik bir muhalefet grubu nihayet Türk cumhurbaşkanının onlarca yıllık iktidarını sona erdirebilir” ifadelerine yer verildi.

Gazetede “Guardian’ın Türkiye’deki seçimlere bakışı: Erdoğan otoriterliğinin sonu mu?” başka bir analizde ise “Erdoğan’ın 20 yıllık iktidardan sonra aldığı yenilgi, Türkiye’nin demokrasiye ve daha fazla özgürlüğe doğru ilerlemesine izin verebilir. Onun için bir başka zafer, doğrudan otokrasiye kayarak, cumhurbaşkanı ve AKP’nin saldırılarından zaten ağır şekilde zarar görmüş olan temel kurumların ve sivil toplumun yok olmasına yol açabilir” ifadeleri yer aldı.

Uluslararası basın, 14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine saatler kala, seçimlere ve olası sonuçlarına ilişkin değerlendirmelere yer vermeye devam ediyor.

“Erdoğan döneminin sonu”

Arab News adlı haber sitesinde Andrew Hammond imzasıyla yayınlanan makalede şöyle kaydedildi: “Önemli sayıda yorumcu Erdoğan döneminin sonunu tahmin ediyor. Seçim sonuçları bıçak sırtındayken, Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı yarışını kıl payı farkla Kılıçdaroğlu’na kaptırması da son derece makul.”

Erdoğan’ın ‘deep fake’ skandalı geri mi tepti?

Middle East Monitor (MEMO) adlı haber kuruluşu da “Erdoğan’ın deep fake skandalı” başlıklı bir haber yayınladı. Haberde şu ifadeler dikkat çekti: “Erdoğan’ın ‘deep fake’ skandalı geri mi tepti? Yapay zeka teknolojilerine erişim kolaylaştıkça, Türkiye’nin 2023 seçimleri yanlış bilgi açısından yeni zorluklarla karşı karşıya. Erdoğan, muhalefeti itibarsızlaştırmaya çalışmak için devasa taraftar kitlelerine üzerinde oynanmış videolar oynatarak kendi yanlış bilgilendirme oyununu oynuyor.”

“Seçimi kaybederse sebebi ekonomi”

Almanya merkezli Handelsblatt gazetesi, ekonomik krize dikkat çektiği seçim haberinde, “Seçimlere çeşitli krizler eşlik ediyor. Ulusal para birimi olan lira, son iki yılda avro karşısında yüzde 52’den fazla değer kaybetti ve ülkedeki enflasyon yüzde 44 civarında” denildi. Haberde Erdoğan’ın seçimleri kaybetmesi halinde bunun temel nedeninin ekonomi olacağı yazıldı.

“Erdoğan için sonun başlangıcı olabilecek bir seçim”

Danimarka merkezli Politiken, “Türkiye’nin diktatörü Pazar günü devrilir mi?” başlıklı haberinde şu ifadelere yer verdi:

“Erdoğan yirmi yıldır iktidarda ve bu zamanı milliyetçilik ve din ile dolu bir ülke yaratmak için harcadı. Ancak Türkler, Erdoğan için sonun başlangıcı olabilecek bir seçimde oy kullanacak. Çünkü bu kez bir meydan okuyan var. Pek çok açıdan Kılıçdaroğlu kazanmaya aday ve bu gerçekleşirse 85 milyon Türk’ü yeni bir gerçeklik bekliyor.”

“Iraklı Kürtler yakından izliyor”

Irak merkezli Iraqi News haber sitesi de “Iraklı Kürtler Türkiye’deki seçimleri gergin bir şekilde izliyor” başlığıyla yayınladığı haberde, “Iraklı Kürtler, Erdoğan için şimdiye kadarki en sıkı seçim savaşını yakından izliyor ve sonucu bölgeleri için büyük güvenlik ve ekonomik sonuçlar doğurabilir” ifadelerine yer verdi. Erbil yönetiminin seçim yarışı hakkında resmi olarak yorum yapmadığı belirtildi.

“Gençler, dinin zincirlerinden kurtulmanın peşinde”

France 24 adlı haber kuruluşu, “Erdoğan kuşağı: 5 milyondan fazla genç ilk kez oy kullanacak” başlığıyla yayınladığı haberinde, “Erdoğan bir zamanlar ‘dindar bir nesil’ yetiştirmenin hayalini kuruyordu. Ancak pek çok genç, kendilerini dinin zincirlerinden kurtarmanın ve daha fazla sivil özgürlüğün tadını çıkarmanın peşinde” diye yazdı.

“Çatlaklar kendini göstermeye başlıyor”

CNN televizyonu, “Bir deprem Türkiye’yi harap etti. Diktatör lideri artçı şoktan sağ çıkabilecek mi?” başlıklı haberinde, deprem sürecine değindi: “Devletin acil durum çalışanları, takip eden ilk birkaç gün boyunca afet bölgesinin birçok yerinde neredeyse yoktu.” AKP seçmenlerine yoğunlaşılan haberde, “Yine de buradaki normallik cilasının altında çatlaklar kendini göstermeye başlıyor” denildi.

Paylaşın

Al Jazeera: Seçimin Gündemi Enflasyon Ve Yaşam Maliyeti

Katar merkezli Al Jazeera, 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlere ilişkin yayınladığı ve ekonomik krize yoğunlaştığı haberinde, “Yükselen enflasyonun körüklediği yaşam maliyeti kriziyle ekonomi, birçok Türk’ün seçim gündeminin başında yer alıyor” ifadelerine yer verdi.

Uluslararası basın, 14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine saatler kala, seçimlere ve olası sonuçlarına ilişkin değerlendirmelere yer vermeye devam ediyor.

“Erdoğan’ın seçim kalelerinden birinde çatlaklar”

Politico dergisinin Sivas’taki seçmenlerle konuştuğu haberinde “Erdoğan’ın seçim kalelerinden birinde çatlaklar oluştu” başlığı kullanıldı. Haberde, “Burada bile çatlaklar ortaya çıkıyor ve bunlar Erdoğan’ın neden şimdi siyasi hayatının mücadelesinde olduğunu açıklamaya yardımcı oluyor. Çarpıcı sayıda insan, dümendeki yirmi yılın ardından Erdoğan’ın hoş karşılanma süresini geride bıraktığında ısrar ediyor.”

“Erdoğan’ın seçim beklentisi darbe aldı”

The New York Times (NYT), “Erdoğan’ın seçim beklentileri, bir adayın çekilmesiyle darbe aldı” başlıklı haberinde, “Türkliyeliler, Pazar sandık başına giderken, Erdoğan hızlı bir zafer umuyordu. Ancak bir adayın ayrılması, ana rakibine (Kılıçdaroğlu) büyük olasılıkla fayda sağlayacaktır” diye yazdı.

“Çatlaklar kendini göstermeye başlıyor”

CNN televizyonu, “Bir deprem Türkiye’yi harap etti. Diktatör lideri artçı şoktan sağ çıkabilecek mi?” başlıklı haberinde, deprem sürecine değindi: “Devletin acil durum çalışanları, takip eden ilk birkaç gün boyunca afet bölgesinin birçok yerinde neredeyse yoktu.” AKP seçmenlerine yoğunlaşılan haberde, “Yine de buradaki normallik cilasının altında çatlaklar kendini göstermeye başlıyor” denildi.

“Erdoğan’ın yenilmesi Putin’e de darbe olur”

Radio Free Europe Radio Liberty (RFERL) adlı haber kuruluşu da “Erdoğan Türkiye’de seçimi kaybetmesi Putin’e de darbe olur” başlıklı bir makale yayınladı. Makalede Putin’in Erdoğan’ı istediğine vurgu yapılırken, “Kılıçdaroğlu zirveye çıkarsa, Putin’in Erdoğan’a yatırımı başarısız olabilir” denildi.

“Erdoğan’ın rakibi Rusya’yı uyardı”

Rusya resmi devlet kanalı Russia Today ise Kılıçdaroğlu’nun Rusya’yı seçimlere müdahale etme konusundaki uyarısını, “Türkiye’nin cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Moskova’yı ‘komplo’ yaymakla suçladı” diye yazdı. Haberde, Kılıçdaroğlu’nun şu anda yarışı Erdoğan’nın önünde sandık başına gittiği belirtildi.

“İnce’nin çekilmesi Kılıçdaroğlu’na büyük destek”

The Telegraph gazetesi de Kılıçdaroğlu’nu işaret ederek “İnce’nin yarıştan çekilme kararı, Erdoğan’ı koltuğundan indirmesi muhtemel olan muhalefet adayına büyük destek sağlıyor” diye yazdığı haberinde Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan’ın önünde olduğunu anımsattı.

“Deprem bölgesinde oy kullanmak zorlu olacak”

ABD merkezli Associated Press (AP), deprem bölgesine değindiği haberinde, “Türkiye’nin güneyinden birçok seçmen için oy kullanmak zorlu bir mücadele olacak” dedi. Haberin devamı şöyle: “Erdoğan, kariyerinin en zorlu seçim yarışıyla karşı karşıya. Muhalefet, aşırı enflasyon, Erdoğan’ın giderek artan otokratik liderliği ve medeni haklar gibi iç meselelerde kampanya yürüttü.”

Erdoğan’ın ‘deep fake’ skandalı geri mi tepti?

Middle East Monitor (MEMO) adlı haber kuruluşu da “Erdoğan’ın deep fake skandalı” başlıklı bir haber yayınladı. Haberde şu ifadeler dikkat çekti: “Erdoğan’ın ‘deep fake’ skandalı geri mi tepti? Yapay zeka teknolojilerine erişim kolaylaştıkça, Türkiye’nin 2023 seçimleri yanlış bilgi açısından yeni zorluklarla karşı karşıya. Erdoğan, muhalefeti itibarsızlaştırmaya çalışmak için devasa taraftar kitlelerine üzerinde oynanmış videolar oynatarak kendi yanlış bilgilendirme oyununu oynuyor.”

Paylaşın

Demirtaş’tan Seçim Mesajı: İlk Turda Bitirin Bu İşi

Sosyal medya hesabından seçimlere ilişkin bir mesaj paylaşan eski HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, “Erdoğan-Bahçeli zihniyeti, Cumhuriyet tarihinin en bölücü zihniyetidir” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Biz demokrasi etrafında birliği savundukça onlar ayrıştırıyor, kışkırtıyor, düşmanlaştırıyor. Yalanlara inanmayın, ilk turda bitirin bu işi.”

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, sosyal medya hesabından seçimlere ilişkin mesaj paylaşmaya devam ediyor.

Demirtaş, paylaştığı son mesajında, “Erdoğan-Bahçeli zihniyeti, Cumhuriyet tarihinin en bölücü zihniyetidir. Biz demokrasi etrafında birliği savundukça onlar ayrıştırıyor, kışkırtıyor, düşmanlaştırıyor. Yalanlara inanmayın, ilk turda bitirin bu işi.” ifadelerini kullandı.

Selahattin Demirtaş, gençlere seslendiği paylaşımda ise şu ifadeleri kullandı: Görevin çoğu sizde gençler, umut sizde gençler, Sandığa gidin, değişimi başlatın, oyları koruyun ve ilk turda bitirin bu işi.

Paylaşın

Le Monde: Erdoğan’ın Amacı Daha Dindar Ve Otokratik Bir Cumhuriyet

Fransa merkezli Le Monde gazetesi, 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlere ilişkin yayınladığı yazıda, “Türkiye ve ötesi için kritik bir seçim” başlıklı bir analizde Erdoğan önde olmadığına dikkat çekerek yenilgisinin ülke için “önemli bir yeni başlangıcın işareti olabilir” ifadelerine yer verdi.

Analizde şu ifadeler dikkat çekti: Arzusu, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’ten daha dindar, daha otokratik, Batı’dan daha uzak olmasını istediği ‘İkinci Cumhuriyet’i kurmaktır.

Uluslararası basın, 14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine saatler kala, seçimlere ve olası sonuçlarına ilişkin değerlendirmelere yer vermeye devam ediyor.

“Erdoğan otoriterliğinin sonu mu?”

Birleşik Krallık merkezli The Guardian gazetesi, “Türkiye oy kullanmaya hazırlanırken Erdoğan gerçek bir kaybetme olasılığıyla karşı karşıya” başlıklı bir makalede yayınladı. Jon Henley imzalı makalede “Kılıçdaroğlu liderliğindeki birleşik bir muhalefet grubu nihayet Türk cumhurbaşkanının onlarca yıllık iktidarını sona erdirebilir” denildi.

Gazetede “Guardian’ın Türkiye’deki seçimlere bakışı: Erdoğan otoriterliğinin sonu mu?” başka bir analizde ise “Erdoğan’ın 20 yıllık iktidardan sonra aldığı yenilgi, Türkiye’nin demokrasiye ve daha fazla özgürlüğe doğru ilerlemesine izin verebilir. Onun için bir başka zafer, doğrudan otokrasiye kayarak, cumhurbaşkanı ve AKP’nin saldırılarından zaten ağır şekilde zarar görmüş olan temel kurumların ve sivil toplumun yok olmasına yol açabilir” ifadeleri yer aldı.

“Iraklı Kürtler yakından izliyor”

Irak merkezli Iraqi News haber sitesi de “Iraklı Kürtler Türkiye’deki seçimleri gergin bir şekilde izliyor” başlığıyla yayınladığı haberde, “Iraklı Kürtler, Erdoğan için şimdiye kadarki en sıkı seçim savaşını yakından izliyor ve sonucu bölgeleri için büyük güvenlik ve ekonomik sonuçlar doğurabilir” ifadelerine yer verdi. Erbil yönetiminin seçim yarışı hakkında resmi olarak yorum yapmadığı belirtildi.

“Erdoğan’ın seçim beklentisi darbe aldı”

The New York Times (NYT), “Erdoğan’ın seçim beklentileri, bir adayın çekilmesiyle darbe aldı” başlıklı haberinde, “Türkliyeliler, Pazar sandık başına giderken, Erdoğan hızlı bir zafer umuyordu. Ancak bir adayın ayrılması, ana rakibine (Kılıçdaroğlu) büyük olasılıkla fayda sağlayacaktır” diye yazdı.

“Gençler, dinin zincirlerinden kurtulmanın peşinde”

France 24 adlı haber kuruluşu, “Erdoğan kuşağı: 5 milyondan fazla genç ilk kez oy kullanacak” başlığıyla yayınladığı haberinde, “Erdoğan bir zamanlar ‘dindar bir nesil’ yetiştirmenin hayalini kuruyordu. Ancak pek çok genç, kendilerini dinin zincirlerinden kurtarmanın ve daha fazla sivil özgürlüğün tadını çıkarmanın peşinde” diye yazdı.

“Çatlaklar kendini göstermeye başlıyor”

CNN televizyonu, “Bir deprem Türkiye’yi harap etti. Diktatör lideri artçı şoktan sağ çıkabilecek mi?” başlıklı haberinde, deprem sürecine değindi: “Devletin acil durum çalışanları, takip eden ilk birkaç gün boyunca afet bölgesinin birçok yerinde neredeyse yoktu.” AKP seçmenlerine yoğunlaşılan haberde, “Yine de buradaki normallik cilasının altında çatlaklar kendini göstermeye başlıyor” denildi.

Paylaşın

Önder’den Kılıçdaroğlu Açıklaması: Güç Vermemiz Gerekiyor

Yeşil Sol Parti Milletvekili adayı Sırrı Süreyya Önder, Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na ilişkin, “Sayın Kılıçdaroğlu omuzlarına tarihi bir sorumluluk aldı, önemli niyet ve irade beyanlarında bulundu” dedi ve ekledi:

“Bu irade beyanı demokratik bir dönüşüme yönelme kararlılığını sürdürürse, Kılıçdaroğlu’na güç vermemiz gerekiyor. Kılıçdaroğlu’nu sağcılığın olmayan vicdanına, fırsatçılığına, pazarlıkçılığına terk etmemek gerekiyor.”

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) İstanbul 1. Bölge Milletvekili adayı Sırrı Süreyya Önder, bianet’ten Tuğçe Yılmaz’a konuştu. Önder’in açıklamalarından bir bölümü şöyle:

Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, dün cumhurbaşkanlığı yarışından çekildiğini duyurdu. Sizce bu gelişme yarışı nasıl etkileyecek?

“Muharrem İnce Vakası”nı, ele alınış biçimini baştan beri sorunlu buluyorum. Daha önce bu konudaki düşüncelerimi “selde kütük” olarak özetlemiştim. Ne demek bu? Bir doğrultusu, bir iradesi yok. Gelişmelerin yönlendirdiği yere göre, çarpa çarpa, kıra döke gidiyor.

Bütün siyasi bakışların bu konuda tabiri caizse şavulladığını düşünüyorum. Çünkü bütün bakışlar apolitik gibi. Burada önemli ve aslolan Muharrem İnce’ye değil, bir ara sonuçlarda çıktığı söylenen yüzde on seçmen desteğine odaklanmak olabilirdi.

Politik ve doğru bakış ancak böyle bir şeyle mümkündü. Kimse bunun sosyolojisine, kimyasına dönük bir merakın içerisinde olmadı. Muharrem İnce’nin kendisi bir vaka olarak önemli değildir; ama onun olduğu söylenen ve bir arada gözlemlenebilen bu kitle önemlidir.

Bu da her seçim olabilecek bir kümeyi temsil eder aslında. Bugünlerde artık çok rağbet görmeyen, lümpen proleterya dediğimiz, üretim süreçlerine fazlaca dahil olmayan, gündemle bire bir sıcak bir alışveriş içinde olmayan bir kitle bu. Doğru, politik yaklaşımlarla bu kitlenin bir kısmı kazanabilirdi. Hâlâ da kazanılabilir.

Buradan kopan kitle ne olacak?

Buradan dağılan kitle muhtelif yerlere gidecek, kimse bundan beklediği hasılayı elde edemeyecek.

Anket sonuçlarında Kılıçdaroğlu’nun önde olduğunu görüyoruz. Ama Erdoğan ve Soylu’nun “darbe” açıklamaları da sürüyor. Kılıçdaroğlu’nun kazanması halinde Erdoğan’ın tutumunun ne olacağını düşünüyorsunuz?

Ben “Bu kadar sessiz duruyorlar, bir planları vardır, bir bildikleri vardır, niye bu kadar rahatlar?” gibi soruların iki kaynağı olduğunu düşünüyorum. Birincisi, bu soruları dolaşıma kendilerinin bizzat soktuğu. Çünkü herhangi bir planlarının olmadığını düşünüyorum. Niye? Bunun müstenidi neresi? Şurası: Tekli bir iktidar odağı yok.

AKP dediğimiz, şu an güçler savaşının had safhada yürüdüğü bir yapı. O kadar çok kümeler var, içeride o kadar çok birbirleriyle didişme ve çatışma halindeler ki, burada tekcil bir plan yapmanız mümkün değil. Uygulamanız hiç mümkün değil.

Kolluğu başka bir telden çalıyor, kolluğun başka kesimleri başka bir yaklaşım içerisinde. Siyasileri desen, beş dakika geçmiyor ki birinin dediğini diğeri yalanlamasın. Bu, bu yönüyle birinci müstenit. İkincisi, yerel seçimlerde gördük ki, bunların gitmesini isteyen demokratik irade, yani seçmen iradesi bunları destekleyen iradeden çok daha yüksek ve kararlı. Burası bir kartel gibi çalışıyor. Kâr dağıtmadığı zaman ortada kartel falan kalmaz.

Bunların gitmesini isteyenlerin çok katmanlı talepleri var. Bunun önünde durmak, bu değişim arzusuna ket vurmak mümkün değil. Böyle olunca alttan alta bu söylentileri dolaşıma sokuyorlar ya da gereksizin biri söyleyince onu köpürtmeye çalışıyorlar.

Partinizin parlamentodaki çoğunluğu sağlamasına dair pek çok çağrısı var ve 100 milletvekili hedefiniz var. Bununla ilgili ne söylemek istersiniz?

Bu ciddi bir hedef ve biz de bu hedefe odaklı bir çalışma yürütüyoruz. Millet İttifakı biraz sağ karakterli bir ittifak haline dönüştü. CHP’yi bir parça bunun dışında tutarsak orada sağ düşüncenin temsiliyeti baya yüksek. Sayın Kılıçdaroğlu omuzlarına tarihi bir sorumluluk aldı, önemli niyet ve irade beyanlarında bulundu.

Bizim bu irade beyanı demokratik bir dönüşüme yönelme kararlılığını sürdürürse, Kılıçdaroğlu’na güç vermemiz gerekiyor.

Hem anahtar hem kilit

Kılıçdaroğlu’nu sağcılığın olmayan vicdanına, fırsatçılığına, pazarlıkçılığına terk etmemek gerekiyor.

O anlamda bizim sayısal gücümüz çok önemli ve tarihsel bir işlev görecektir. Diyelim ki bu böyle olmadı ve tekrar müesses nizamın aynen devam etmesi yönünde bir sonuç ortaya çıktı. Bunu yerinde sayma bile değil, geriye gidiş olarak değerlendiririz. O zaman da sayısal çoğunluğumuz bu geriye dönüşün kapısını kapalı tutmaya yarayacak bir anahtar işlevi görecek. Bundan dolayıdır ki kendimizi hem anahtar hem kilit metaforuyla açıklıyoruz.

Sırrı Süreyya Önder’in açıklamalarının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın