Akşener’dan Partisine “Kılıçdaroğlu” Talimatı

Cumhurbaşkanlığı ikinci turunda iplerin sıkı tutulmasını isteyen İYİ Parti Lideri Akşener, parti yönetimi ve yeni seçilen milletvekillerine sahaya inerek Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçilmesi için çalışmaları talimatını verdi.

Parti yönetiminde, sandığa gitmeyen 8.8 milyon vatandaş başta olmak üzere ATA İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Sinan Oğan’a verilen oylar ve geçersiz oyların da içinde olduğu yaklaşık 14 milyon oyun yoğunlaştığı yerlerin izinin sürülerek tespit edilmesi gerektiği konusunda görüş birliğine varıldı.

Türkiye’nin cumhurbaşkanını seçeceği seçime 9 gün kaldı. Recep Tayyip Erdoğan ve Kemal Kılıçdaroğlu ikinci tur kampanlarını sürdürüyor.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, parti yönetimi ve yeni seçilen milletvekillerine sahaya inerek Millet İtitfakı’nın Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçilmesi için çalışmaları talimatını verdi.

Milliyet’ten Önder Yılmaz’ın haberine göre Akşener, Başkanlık Divanı ve kurmaylarıyla seçim sonuçlarını mercek altına aldı.

Cumhurbaşkanı yarışında henüz her şeyin bitmediği belirtilerek, ikinci tur için atılacak adımlar değerlendirildi. Toplantıda sandığa gitmeyen 8.8 milyon vatandaş başta olmak üzere ATA İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Sinan Oğan’a verilen oylar ve geçersiz oyların da içinde olduğu yaklaşık 14 milyon oyun yoğunlaştığı yerlerin izinin sürülerek tespit edilmesi gerektiği konusunda görüş birliğine varıldı.

İkinci turda iplerin sıkı tutulmasını isteyen Akşener, parti yönetimi ve yeni seçilen milletvekillerine sahaya inerek Kılıçdaroğlu’nun seçilmesi için çalışmaları talimatını verdi.

Sandık sayımı ve veri girişinde sonucu etkileyecek usulsüz girişimlerle 3 bin civarındaki sandık için itirazda bulunulduğu bilgisi paylaşılan Başkanlık Divanı’nda, sıkıntılı yerlerin başında Isparta’nın geldiği söylendi. İYİ Parti’nin YSK temsilcisinin bizzat Isparta’ya giderek süreci yakından takip ettiği aktarılan toplantıda, Aylin Cesur’un 35 oyla vekilliğini kaybettiği ifade edildi.

Paylaşın

Associated Press: Kılıçdaroğlu ‘Vites Değiştirdi’

Uluslararası basın, 28 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin değerlendirmelere yer vermeye devam ediyor. Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Merkezi’nde yaptığı basın açıklaması da dünya basınında geniş yer buldu.

“Erdoğan’ın rakibi ikinci tur öncesi tutumunu sertleştirdi” başlığı ile Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarını paylaşan Amerikan haber ajansı Associated Press (AP), Kılıçdaroğlu’nun ‘vites değiştirdiğini’ yazdı.

Kılıçdaroğlu’nun 28 Mayıs öncesi ‘daha milliyetçi ve katı bir duruş sergilediğini’ belirten AP’de, şu ifadeler kullanıldı:

“Altı partili muhalefet ittifakının yumuşak huylu adayı Kılıçdaroğlu, çoğunlukla ifade özgürlüğü ve baskıları geri alma vaadiyle son derece olumlu ve birleştirici bir kampanya yürütmüştü. Ancak bu hafta 74 yaşındaki siyasetçi, milliyetçi siyasetçi Sinan Oğan’a oy verenler de dahil olmak üzere milliyetçi seçmenlere hitap etmek için söylemini sertleştirdi.”

Agence France-Presse’te (AFP) yer alan haberde ise, “Erdoğan’ın rakibi milliyetçilere kur yaparak tavrını sertleştiriyor” başlığı kullanıldı. “Türkiye’de muhalefet lideri milyonlarca mülteciyi göndereceğini açıklayarak aşırı sağcıların desteğini almayı amaçlıyor” denilen haberde, Kılıçdaroğlu’nun Oğan ile bir görüşme yapmasının da beklendiği aktarıldı.

Haberde, şu ifadeler kullanıldı: “Kılıçdaroğlu kampanyanın ilk aşamasında belirlediği daha kapsayıcı üslubunu perşembe günü önemli ölçüde sertleştirmeye çalıştı. Kılıçdaroğlu’nun performansı, 20 yıldır ülkeyi yöneten Erdoğan’a karşı en iyi performanstı. Fakat seçim öncesi anketlerin gerisinde kaldı ve muhalefette gözle görülür bir üzüntü yarattı.”

“Daha karanlık bir söylem benimsedi”

İngiltere merkezli Financial Times ise Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarını “Kılıçdaroğlu, Erdoğan’a meydan okurken ‘mültecileri evlerine gönderme’ sözü verdi” başlığı ile okuyucularına aktardı. 14 Mayıs öncesi seçim kampanyasına kıyasla Kılıçdaroğlu’nun ‘daha karanlık bir söylem benimsediğini’ yazan FT’de, şöyle denildi:

“Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a karşı yapılacak ikinci tur seçimler öncesinde yeni ve sert bir kampanya stratejisi benimserken milyonlarca göçmeni ülkeden kovma sözü verdi. 74 yaşındaki Erdoğan’ın üslubunu benimseyerek, iktidara gelir gelmez ‘tüm mültecileri evlerine göndereceğini’ söyledi.”

“Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçimi yarışındaki rakibi, mülteciler konusundaki tonunu sertleştirdi” başlığını kullanan Reuters ise, “Kılıçdaroğlu’nun son açıklamaları, cumhurbaşkanlığı yarışında üçüncü bir adayın ikinci tur için kararını açıklayacağı beklentileri arasında geldi” diye yazdı.

İlk turu 5.2 oy oranıyla üçüncü sırada bitiren ATA İttifakı adayı Sinan Oğan’ın belirleyici konumda olduğunu aktaran Reuters’ta şu ifadelere yer verildi: “Kılıçdaroğlu seçim kampanyasında, güvenlikleri için Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile bir anlaşma yaptıktan ve BM ile koordinasyon sağladıktan sonra iki yıl içinde Türkiye’deki Suriyelileri evlerine göndermeyi planladıklarını söylemişti.”

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Davutoğlu’ndan “28 Mayıs” Mesajı: Bu Riyakarlık Son Bulmalı

Partisinin kurmaylarına ve teşkilatlarına seslenen GP Lideri Davutoğlu, “Din ve vicdan özgürlüğünün teminatı milletin derin vicdanı ve gelecek kadrolarıdır. Korku siyasetine karşı olacağız. Bir Müslüman olarak en büyük faiz transferini gerçekleştireceksiniz… Allah’ın ayetinden bahsedeceksiniz, sonra faizi ortaya atacaksınız. Artık bu riyakarlık son bulmalı” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Dinimizi istismar etmek için açık yalan söyleyenlere kimse taviz vermesin. Bu soytarıların riyakar düzeni son bulacak. Dini kazanımlar diyerek dinimizi siyasete alet edenlere karşı kararlıyız. Biz gidersek savunma sanayi şöyle olur diyorlar. 2015’te roketsan kapatılıyordu.”

Davutoğlu, konuşmasının devamında, “Gelecek Partisi’nden korkan iki kesim var; biri Çankaya’da oturuyor. Siz iyi bilirsiniz hortumlamayı. Biz hortumculuk falan bilmeyiz. Biz bütün partilerle son derece ilkeli bir anlaşma yaptık. AK Parti ve MHP’nin servetleri araştırılsın. Kim hortumcu görülsün, araştırılsın” ifadelerini kullandı.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, partisinin genel merkezinde parti yöneticileri ve il başkanlarıyla bir araya geldi. Partisinin kurmaylarına ve teşkilatlarına seslenen Davutoğlu, Kılıçdaroğlu’nun kazanması için gece gündüz çalışacaklarını söyledi.

Davutoğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“14 Mayıs seçimlerini geride bıraktık. 28 Mayıs seçimlerine gidiyoruz. Bu tarihleri iyi okumak gerekiyor. Toplum var olan cumhurbaşkanına hayır demiştir. Milletimiz tekrar seçimlere, sandığa gidecek. 14 Mayıs gecesi iktidar erken bir zafer sarhoşluğuna girdi. Toplum iktidar partisinin oy kaybı ile ‘ülkeyi kötüye götürüyorsunuz’ demiştir. Milli iradenin üstünde bir irade kabul etmeyiz. Halk bir mesaj verdi. Bizim de milletimizden beklentimiz, bir kez daha düşünmesidir. Bu sadece bir seçim değil. Artık sadece iki tercih var. Milletimiz bu tercihi kullanırken, iki kişi arasında tercih yapmayacak.

Yolsuzluklar böyle devam edemez. İktidar zafer kazandı havasına girmiş olabilir. Biz süreç bitmedi, biz bitti demeden bitmeyecek. Altı genel başkan olarak dün önemli kararlar aldık. İktidar kampanya süresince korku politikasını gösterdi. ‘Biz gidersek şunlar olur’ dediler. Millet ya değişim diyecek ya da statükoya devam diyecek. 5 konuda propaganda yapacaklar. Sizlerden ricam bunlara karşı başınız dik olmanız. Bu şehrin illeri, köyleri asla teröre teslim olmayacak.

“Artık bu riyakarlık son bulmalı”

Din ve vicdan özgürlüğünün teminatı milletin derin vicdanı ve gelecek kadrolarıdır. Korku siyasetine karşı olacağız. Bir Müslüman olarak en büyük faiz transferini gerçekleştireceksiniz… Allah’ın ayetinden bahsedeceksiniz, sonra faizi ortaya atacaksınız. Artık bu riyakarlık son bulmalı. Dinimizi istismar etmek için açık yalan söyleyenlere kimse taviz vermesin. Bu soytarıların riyakar düzeni son bulacak. Dini kazanımlar diyerek dinimizi siyasete alet edenlere karşı kararlıyız. Biz gidersek savunma sanayi şöyle olur diyorlar. 2015’te roketsan kapatılıyordu.

Gelecek Partisi’nden korkan iki kesim var; biri Çankaya’da oturuyor. Siz iyi bilirsiniz hortumlamayı. Biz hortumculuk falan bilmeyiz. Biz bütün partilerle son derece ilkeli bir anlaşma yaptık. AK Parti ve MHP’nin servetleri araştırılsın. Kim hortumcu görülsün, araştırılsın.

Biz asla prim vermeyiz, asla geri adım atmayız. Kılıçdaroğlu’nun seçilmesi için gece gündüz çalışacağız. Algı operasyonlarına karşı kararlılıkla çalışıyoruz. 28 Mayıs bir eşiktir, hiçbir şey o eşiği geçmedikçe kesin bir nihayete ulaştık sayılmaz. Hep beraber yeni bir ufka yelken açacağız. Yeni baharın müjdesini vermek en büyük isteğimizdir. Yeni bir demokrasi şöleni bize nasip olur.”

Gelecek Partisi’nde görev değişimi

Öte yandan Gelecek Partisi’nde milletvekili seçilen genel başkan yardımcıları görevlerini başka isimlere devretti.

Ankara Milletvekili seçilen Nedim Yamalı’dan boşalan Siyasi İşler Başkanlığı’na Seçim ve Hukuk İşleri Başkanı Ayhan Sefer Üstün getirildi. Üstün’den boşalan Seçim ve Hukuk İşleri Başkanlığı’na ise Alaattin Fırat atandı.

TBMM’ye İstanbul 1. Bölgeden giren Teşkilat Başkanı Selim Temurci ise görevini Parti Yönetim Kurulu üyesi ve eski milletvekili Ömer Ünal’a bıraktı.

Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Sema Silkin Ün, Meclis’e giren isimler arasında yer alıyordu. Denizli’den vekil seçilen Ün’ün görevini yeni dönemde Burçak Başbuğ Erkan yürütecek.

İstanbul’dan milletvekili seçilen Doğan Demir, Yerel Yönetimler Başkanlığı’nı Parti Yönetim Kurulu üyesi Hasan Hüseyin Bozok’a devredecek.

İzmir’den milletvekili seçilen AR-GE Başkanı Mustafa Bilici’nin yerine Yönetim Kurulu üyesi Ferhat Esener, Antalya’dan seçilen İnsan Hakları Başkanı Serap Yazıcı Özbudun’un yerine Yönetim Kurulu üyesi Bahadır Kurbanoğlu, Bursa’dan seçilen Kani Torun’un yerine ise Genel Başkan Danışmanı Hasan Seymen getirildi.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Biz Bu Vatanı Sokakta Bulmadık, Milletim Ayağa Kalksın

Partisinin genel merkezinde açıklamalarda bulunan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “28 Mayıs’ta sandığa gitmek ve tehlikeleri önlemek hepimizin ahlaki, vatani mecburiyetidir. Bunun için en az 1 milyon insan sandık başında olacağız. Seni de oy attığın sandığın başında bekliyorum” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Dün söyledim, yine söylüyorum biz bu vatanı sokakta bulmadık. Milletim ayağa kalksın. Vatanını seven bizimle omuz omuza versin. Vatanını seven sandığa gelsin.”

14 Mayıs’taki Cumhurbaşkanlığı seçiminde yeterli oy alamayan Cumhur İttifakı’nın adayı Tayyip Erdoğan ve Millet İttifakı’nın adayı Kemal Kılıçdaroğlu ikinci tura kalmıştı. İkinci tur seçimi 28 Mayıs’ta yapılacak.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, partisinin Ankara’daki genel merkezinde basına açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu’nun açıklamasından satırbaşları şöyle:

28 Mayıs günü cumhuriyetimiz, devletimiz ve milletimiz için yeniden çok önemli bir seçime gidiyoruz. O gün, yani 28 Mayıs günü iki aday ve iki farklı anlayış daha önce bir seçim olmamış gibi sıfırdan milletimizin karşısına çıkacak.

Benim görevlerimden biri de gerçekleri söylemektir. Başta ilk turda bizi destekleyen 25 milyon seçmen olmak üzere, oyunu kullanan tüm vatandaşlarıma yürekten teşekkür ediyorum.

İlk turdan sandıktan bu iktidara karşı memnuniyetsizlik ve değişim mesajı çıktı. Erdoğan iktidarının küstahlığına ilk turda dur dedik. İktidar partisinin oylarını eridi, AK Parti 7 puan geriledi.

Maalesef bir demokrasi şöleni ve huzur havası içinde geçmesi gereken seçim süreci Erdoğan’ın yalan ve iftira kampanyalarıyla gölgelendi. Ben karşımda daha mert, daha yürekli bir rakip görmek isterdim.

Bu ülkenin vatandaşı da miting meydanlarında montajdan medet ummayan adayları hak ediyordu. Yürekli insanları hak ediyordu.

Siyasi kültürümüz bir kez daha lekelendi. Ancak milletimizi iftira ve karalama kampanyalarıyla aldatmaya çalışanlar amaçlarına ulaşamadı.

Sonuçta milletimiz ilk turda yetkiyi iktidar vermeyerek bu sistem ve zihniyetten memnuniyetsizliğini açık şekilde ortaya koydu.

Milletimiz bize de çok etkili bir mesaj verdi. Kimi vatandaşlarımız sandığa gitmedi. Kimi sandıkta tepkisel oy kullandı. Kiminin de eli istemeye istemeye Erdoğan’a gitti.

Biz de sizlerin mesajlarını aldık. Adalet, bereket ve huzuru getirmek için ulaşmamız gereken daha milyonlarca vatansever insanımız var. Bu 10 günde tüm gayretimizi sarf edeceğiz.

“YSK’da itirazları yaptık”

Tüm tutanaklar elimizdedir. Tek bir oyun dahi hakkını yedirmeyeceğiz. Biz YSK’ya gerekli tüm itirazları yaptık.

Son bir oy dahi doğru yazılana kadar tepelerindeyiz. Ancak bu seçim bir kez daha gösterdi ki bunların usulsüzlük ve ahlaksızlıkları sınır tanımıyor.

28 Mayıs’ta seçim sabahı her sandıkta bu kez bir iki değil 5 müşahide ihtiyacımız var. Hakkını yedirmeyecek, her koşulda güvenebileceğimiz çok daha fazla yiğit, sandık görevlisine de müşahide ihtiyacımız var.

Erdoğan sen değil misin terör örgütleriyle defalarca masaya oturan, kapı arkalarında pazarlıklar yapan. Senin ne haddine bize kara çalmak. Buradan açık ve tekrar ilan ediyorum. Bütün vatandaşlarıma ilan ediyorum. Ben terör örgütleriyle masaya asla oturmadım, hiçbir zaman da oturmayacağım. Nokta.

Erdoğan senin izlediğin hiçbir tavizkar, gizli kapaklı yolu izlemeyeceğim. Ülkem için çalışacağım.

“Sen değil misin FETÖ’yü besleyip büyüten”

Erdoğan sen değil misin FETÖ’yü besleyip büyüten… ‘Ne olursun, yalvarıyorum, geri dön’ diyen sen değil misin? Onunla el ele verip şanlı silahlı kuvvetlere kumpas kuran?

Buradan ilan ediyorum. Ben hiçbir zaman Mehmetçiğimize kumpas kuranlarla yan yana durmadım. Asla durmayacağım.

“Mültecileri evlerine göndereceğim”

Erdoğan açıkça söylüyorum. Sen ülkenin sınırlarına, namusuna sahip çıkmadın. Bu ülkeye bile bile 10 milyondan fazla mülteci getirdin. İthal oy sağlamak için Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını haraç mezat sattın. Ben iktidara gelir gelmez tüm mültecileri evlerine göndereceğim. Nokta.

Erdoğan sen bu ülkeyi uyuşturucu baronlarına teslim ettin. Memleket mafya babalarının barınağına döndü. Buradan ilan ediyorum, iktidara gelir gelmez bu baronların tamamının kökünü kazıyacağım. Nokta.

Ve bu sebeple iki adet torbacıya öldürttüğünüz gerçek ülkücü kardeşimiz Sinan Ateş’in hesabını soracağım.

Devletin ve milletin 5 kuruşunda gözü olanın gözünü çıkaracağım, gözünü çıkaracağım ve alacağım o paraları. Söz verdim milletime, burunlarından fitil fitil getireceğim.

“Bunlar kalırsa…”

Farkında mısınız? Bunlar kalırsa 10 milyondan fazla sığınmacı daha Türkiye’ye gelecek.

Bunlar kalırsa dolar 30 liraya dayanacak, bir kuru ekmek 10 liraya çıktığında sefalet derinleşecek. Bu kaçaklar potansiyel suç makinesine dönüşecek, yağmalar başlayacak. Şehirler mafyaların, uyuşturucu baronların etkisi altına girecek.

Bunlar kalırsa domuz bağıyla insanlarımızı öldürenler iktidara ortak olacak. Her meşrepten teröristi meclise sokacaklar. Biz buna asla izin veremeyeceğiz. Nokta.

“1 milyon kişi sandık başındayız”

Bunun için 28 Mayıs’ta sandığa gitmek ve tehlikeleri önlemek hepimizin ahlaki, vatani mecburiyetidir. Bunun için en az 1 milyon insan sandık başında olacağız. Seni de oy attığın sandığın başında bekliyorum.

Dün söyledim, yine söylüyorum biz bu vatanı sokakta bulmadık. Milletim ayağa kalksın. Vatanını seven bizimle omuz omuza versin. Vatanını seven sandığa gelsin.

Paylaşın

Oğan: Cumhurbaşkanı Yardımcısı Olabilecekken Neden Bakan Olayım?

ATA İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Sinan Oğan’ın bir adayı destekleme karşılığında yeni yönetimde üst düzey bir görev istediği ortaya çıktı. New York Times’a konuşan Oğan, “Cumhurbaşkanı Yardımcısı olmak varken neden bakan olayım ki?” dedi.

Oğan, hangi adayı destekleyeceği konusuna ise açıklık getirmedi. Yarışın ikinci turuna kalan adaylarla ilgili kişisel görüşlerini açıklayan Oğan, Erdoğan’ın çalışma ahlakına ‘hayran olduğunu’ belirtti ancak karar vermeden önce başkalarına yeterince danışmadığı için eleştirdi.

Zafer Partisi, Adalet Partisi, Ülkem Partisi ile Türkiye İttifakı Partisi’nden oluşan ATA İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Sinan Oğan, The New York Times gazetesine konuştu.

Sinan Oğan’ın bir adayı destekleme karşılığında yeni yönetimde üst düzey bir görev istediği ortaya çıktı. Oğan, “Cumhurbaşkanı Yardımcısı olmak varken neden bakan olayım ki?” dedi.

Sinan Oğan, hangi adayı destekleyeceği konusuna ise açıklık getirmedi.

Yarışın ikinci turuna kalan adaylarla ilgili kişisel görüşlerini açıklayan Oğan, Erdoğan’ın çalışma ahlakına ‘hayran olduğunu’ belirtti ancak karar vermeden önce başkalarına yeterince danışmadığı için eleştirdi.

Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan kadar çalışkan olmadığını kaydeden Sinan Oğan, bununla birlikte CHP liderinin  geniş çapta başkalarının görüşlerini aldığını söyledi.

Oğan, olası bir destek talebi konusunda “Erdoğan ile görüştünüz mü?” sorusuna da doğrudan yanıt vermeyi tercih etmedi.

Seçimin ikinci turunda destek vereceği aday konusunda talep ettiği koşullara değinen Sinan Oğan, terörle bağlantılı olduğunu düşündüğü hiçbir siyasi partiyi istemediğini sözlerine ekledi.

Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunda Erdoğan yüzde 49,52, millet ittifakının adayı Kemal Kılıçdaroğlu yüzde 44,89, Oğan ise 5,17 oranında oy aldı. İkinci tura kalan seçimler için Sinan Oğan’ın desteği ‘anahtar konumunda’ görülüyor.

Sinan Oğan’ın 19 Mayıs Perşembe günü kime destek vereceğini açıklaması bekleniyor. Bugüne kadar Oğan ve Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’dan gelen açıklamalara göre, destek için başta mültecilerin ülkelerine gönderilmesi gibi bir dizi şart koşuldu.

Paylaşın

Kaftancıoğlu: 28 Mayıs, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Varlık Ve Yokluk Seçimi Olacak

CHP İstanbul İl Başkanı Kaftancıoğlu, “Kökünü Kuva-yi Milliye’den alan CHP ve Millet İttifakı’na ‘teröristlerle iş tutuyor’ diye bütün medya organlarıyla kara propaganda yaptılar. Teröristlerle, kadınları sahiplenecek mal gibi gören, domuz bağıyla kadınları öldüren, üzülerek söylüyorum, neredeyse Afganistan örneğini birebir yaşayacağız gelecekte, o tehlikeyi vatandaşlara anlatacağız” dedi ve ekledi:

“28 Mayıs’taki seçimler Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varlık ve yokluk seçimi olacak. Vatandaşın ferasetine güveniyoruz. ‘Vatandaşın ferasetine güveniyorsunuz, ama sandıkta neden sonuçlar böyle çıkıyor’ derseniz, bizim vatandaşımıza ulaşacak bir örgütümüz var, sınırlı medya kuruluşumuz var.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, Fox TV’de İlker Küçükkaya’nın, “Çalar Saat” programında 14 Mayıs seçim sonuçlarını ve cumhurbaşkanlığı seçimnin ikinci turundaki Millet İttifakı’nın yol haritasını değerlendirdi.

Kaftancıoğlu’nun açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Kökünü Kuva-yi Milliye’den alan CHP ve Millet İttifakı’na ‘teröristlerle iş tutuyor’ diye bütün medya organlarıyla kara propaganda yaptılar. Teröristlerle, kadınları sahiplenecek mal gibi gören, domuz bağıyla kadınları öldüren, üzülerek söylüyorum, neredeyse Afganistan örneğini birebir yaşayacağız gelecekte, o tehlikeyi vatandaşlara anlatacağız.

28 Mayıs’taki seçimler Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varlık ve yokluk seçimi olacak. Vatandaşın ferasetine güveniyoruz. ‘Vatandaşın ferasetine güveniyorsunuz, ama sandıkta neden sonuçlar böyle çıkıyor’ derseniz, bizim vatandaşımıza ulaşacak bir örgütümüz var, sınırlı medya kuruluşumuz var.”

Yeni Şafak’ta PKK’nın üst düzey yöneticisi Duran Kalkan’ı yayınlanıyor, terör örgütü propagandası yapıyor, sonra ‘CHP teröristlerle iş birliği yapıyor’ deniliyor. Hadi oradan derler adama. Seçimi vatandaşlar için değil, kendi bekaları için kazanmak için terör örgütü propagandası yapan, terör örgütlerini Meclis’e sokan iktidardaki bir kötülük anlayışı var.”

Kemal Kılıçdaroğlu’nun sosyal medyada böyle şeyler dolaşmaya başladıktan sonra, ilk attığı tweet’lerden biri buydu: ‘Lütfen deprem bölgesi insanımıza söyleyeceğimiz her şeyde, 10 düşünelim 1 diyelim. Hiçbir siyaset o insanların kalbini kırmaya değmez. Her bir vatandaşımız, hele hele depremzedelerimiz, politik tercihi ne olursa olsun benim başımın üstündedir.

14 Mayıs’ta seçim bitsin de 15 Mayıs’ta depremzedeler için ne yapabileceksek yapabilelim istedim. Yakınlarını kaybetmiş, travma yaşamış vatandaşlarımıza laf etmek kimin haddine. Asla kabul edilemez. Tekirdağ Belediyesi’ne dair de bilgilendirme yapayım. Belediyelerimiz depremzedelere geçici konaklamalar sağladılar. Bir yerde konaklatıldıklarında ne kadar kalacaklarını biliyordu.

İlk başta 1 ay konaklama sunuldu, ‘3 ay konaklama sunabiliriz’ diyen belediyeler oldu. İzmir belediyemiz vatandaşlarımızın da desteğiyle bir kampanya yaptı, 1 yıllık kira ödeme imkanı sağladı. Farklı belediyelerde farklı süreçler işletildi. Tekirdağ Belediyesi’nin açıklamasıyla sosyal medya paylaşımlarını bir araya getirdiler, kara propaganda yaptılar. Depremzede vatandaşlarımıza o bölgeye ücretsiz konut yapacağımızı duyuramamışız.”

Paylaşın

Babacan Gençlere Seslendi: Özgür Ve Zengin Yarınları Beraber İnşa Edelim

Sosyal medya hesabından gençlere seslenen DEVA Lideri Babacan, “Kutuplaşmış bir iklimde, mahalle duvarlarını artık yıkmak istediğinizi, ayrımcılığı istemediğinizi anlatın. Türkiye’den vazgeçmediğinizi fakat kalmak için mümkün olan taleplerinizi anlatın” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Adaletin, hakkın, fırsat eşitliğinin ne denli hayati olduğunu anlatın. Geçmişin hayaletlerinin korkusu yüzünden sizlerin bugününüzün nasıl zarar gördüğünü anlatın. Öfkeyle parmak sallayan siyasetin size son 5 senede kaybettirdiklerini anlatın. Varsa, ülkemizden giden arkadaşlarınızı anlatın. Canları yana yana yabancı ülkelerde yaşadıklarını anlatın. Tüm bunları ancak sizinle birlikte anlatabiliriz.”

Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü: Çünkü bizler bazı evlerdeki TV’lerde hiç yer bulamıyoruz. O evlerde bizim sesimiz olun. Biliyorum, sizin aklınız ve desteğiniz bizimle olduktan sonra bugünkü iktidarın arka bahçesi olmuş kanallara ihtiyacımız yok. Hadi, anlatmaya başlayalım. Türkiye’den vazgeçmeyen inadınızla, özgür ve zengin yarınları beraber inşa edelim.

Millet İttifakı’nda yer alan Demokrasi ve Atlımı (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, sosyal medya hesabı üzerinden gençlere seslendi. Babacan şunları söyledi:

“Genç arkadaşlarım merhaba, Biliyorum her yerde siyaset görmekten ve size seslenen siyasetçilerden yoruldunuz. Ama ben bugün sizlerden oy istemeyeceğim. Siz zaten çok daha fazlasını yapıp yılmadan sandıklarda mücadeleye devam ettiniz. Bugün başka bir şey konuşacağız. Anne, babalarınızı, aile büyüklerinizi konuşacağız. Sizden ricam onlarla konuşun.

Kutuplaşmış bir iklimde, mahalle duvarlarını artık yıkmak istediğinizi, ayrımcılığı istemediğinizi anlatın. Türkiye’den vazgeçmediğinizi fakat kalmak için mümkün olan taleplerinizi anlatın. Adaletin, hakkın, fırsat eşitliğinin ne denli hayati olduğunu anlatın.

“Özgür ve zengin yarınları beraber inşa edelim”

Geçmişin hayaletlerinin korkusu yüzünden sizlerin bugününüzün nasıl zarar gördüğünü anlatın. Öfkeyle parmak sallayan siyasetin size son 5 senede kaybettirdiklerini anlatın. Varsa, ülkemizden giden arkadaşlarınızı anlatın. Canları yana yana yabancı ülkelerde yaşadıklarını anlatın. Tüm bunları ancak sizinle birlikte anlatabiliriz.

Çünkü bizler bazı evlerdeki TV’lerde hiç yer bulamıyoruz. O evlerde bizim sesimiz olun. Biliyorum, sizin aklınız ve desteğiniz bizimle olduktan sonra bugünkü iktidarın arka bahçesi olmuş kanallara ihtiyacımız yok. Hadi, anlatmaya başlayalım. Türkiye’den vazgeçmeyen inadınızla, özgür ve zengin yarınları beraber inşa edelim.”

Paylaşın

Türkiye’den ABD’ye “Kıbrıs” Tepkisi

Dışişleri Bakanlığı, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) donanmasına ait bir denizaltının ardından USS Arleigh Burke muhribinin Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nde yer alan Limasol limanını ziyaret etmesine tepki gösterdi.

Haber Merkezi / Dışişleri Bakanlığı’ndan konuya ilişkin yapılan açıklamada, “Denge bozucu adımlar çözümü engellemektedir” ifadelerine yer verildi. Açıklamada Türkiye’nin Kıbrıs’ta garantör devlet konumunda bulunduğu hatırlatılarak “her şart ve koşulda Kıbrıs Türklerinin meşru hak ve çıkarlarının kararlılıkla savunmaya devam edileceği” vurgulandı.

Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin USS Arleigh Burke isimli muhribinin bir Güney Kıbrıs limanına demirlemesine ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Dışişleri Bakanlığı’nın, ABD’ye ait USS Arleigh Burke isimli muhribin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) limanlarından birine demirlemesi hakkında yaptığı açıklamayı güçlü bir şekilde destekliyoruz.

KKTC ile birlikte defaatle vurguladığımız üzere, ABD’nin bölgede Kıbrıs Türk tarafının hilafına attığı denge bozucu adımlar, bu ülkenin Ada’da uzun yıllar boyunca sürdürdüğü tarafsız konumunu zedelemekte ve Kıbrıs’ta adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözümün önünde engel oluşturmaktadır. ABD’yi bu politikalarını gözden geçirmeye davet ediyoruz.

Kıbrıs’ta garantör devlet konumunda bulunan Türkiye’nin her şart ve koşulda Kıbrıs Türklerinin meşru hak ve çıkarlarını savunmayı kararlılıkla sürdüreceğini yeniden vurgulamak istiyoruz.

“ABD açıkça taraf tutuyor”

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin (KKTC) Dışişleri Bakanlığı konuyla ilgili dün yaptığı açıklamada, Doğu Akdeniz’de görev yapan ABD 6. Filosuna bağlı USS Arleigh Burke’nin yanı sıra kısa süre önce de USS San Juan isimli saldırı denizaltısının aynı limana uğradığına işaret edildi.

Açıklamada, “Amerikan Donanmasına ait savaş gemilerinin kısa bir süre içinde iki kez adaya intikal ettirilmesi, ABD’nin Ada’daki dengeleri gözetmemesinin ve açıkça taraf tutmasının yeni bir örneğidir. ABD’nin olayın vahametini örtbas etmek için kullandığı sözde ‘ortaklık’ ve ‘planlı ziyaret’ gibi basitleştirilmiş gerekçeler de inandırıcılıktan uzaktır” ifadelerine yer verildi.

KKTC açıklamasında “ABD’nin, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne uyguladığı silah satışı yasağını 2022 yılında tamamen kaldırdığı ve müteakip olarak askeri iş birliğini ileriye taşıyarak Rum tarafını ABD Savunma Bakanlığı bünyesindeki Ulusal Muhafızlar Bürosu Eyalet Ortaklığı Programına dahil ettiği” de hatırlatıldı.

Açıklamada, ABD’nin Rum yönetimine yönelik güçlenen askeri desteği karşısında “Kıbrıslı Türklerin güvenliğini sağlamak amacıyla atılması gereken tüm adımların, her zaman olduğu gibi Anavatan Türkiye ile birlikte atılmaya devam edileceği” vurgulandı.

Paylaşın

28 Mayıs Seçimi: Millet İttifakı Stratejisini Belirledi

Cumhuriyet Halk Partisi, Demokrat Parti , DEVA Partisi, Gelecek Partisi, İYİ Parti ve Saadet Partisi’nden oluşan Millet İttifakı, CHP Genel Merkezi’nde yaptığı toplantıda Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimi için stratejisini belirledi.

Milletr İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kampanyasında, Cumhur İttifakı’nın “terörle yan yanalar” algısını kırmak için mücadele verecek.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre, ilk turda “pozitif kampanya” yürüten Kılıçdaroğlu, “terörle mücadele” konusunda daha somut ve net mesajlar verecek, kampanya dilini sertleştirecek.

Cumhur İttifakı’nın Meclis’te çoğunluğu sağlaması ile “Kılıçdaroğlu gelirse istikrarsızlık olur” söylemine de karşı söylem geliştirildi.

Saha çalışmalarında Cumhurbaşkanı’nın geniş yetkileri ön plana çıkarılacak ve Meclis’in “denge-denetleme” işlevine vurgu yapılacak.

Altılı Masa CHP Genel Merkezi’nde toplandı

Millet İttifakı’nın liderleri İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, ittifakın Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ev sahipliğinde, ikinci tur seçim kampanyasının stratejisine son biçimini vermek için CHP Genel Merkezi’nde bir araya geldi.

Liderler, geçmişteki toplantıların tersine, bu kez medyaya görüntü vermedi, garaj girişini kullanmayı tercih etti.

Toplantıdan tek kare fotoğraf paylaşılırken, herhangi bir açıklama yapılmadı.

Yaklaşık 3 saat süren toplantıda, parlamento seçimlerine ilişkin sonuçlar değerlendirildi, ikinci tur seçim kampanyası stratejisini netleştirildi.

İkinci turun kampanya hedefleri

Kulislere yansıyan bilgilere göre kampanya sürecinde hedef, Erdoğan’ın “terör söylemi” nedeniyle Millet İttifakı’na oy vermekten kaçınan “milliyetçi seçmeni ikna” ve ilk turda oy kullanmayan yaklaşık 8,5 milyon seçmenden bir bölümünü sandıkla buluşturma olarak belirledi.

Altılı Masa, Erdoğan’ın ilk turda yarışı önde bitirmesinde en önemli etken olarak, “teröristlerle işbirliği yapıldığı ve seçim kazanılırsa Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılacağı” yönündeki söylemin bir kısım seçmende karşılık bulmasını gösteriyor.

İttifak bu söylemi “dezenformasyon” olarak nitelendiriyor.

Seçim sürecinde sahada karşılaşılan en büyük zorluk olarak da, Erdoğan’ın “kurgu videolarl”a oluşturduğu bu algının kırılamaması, bir kısım seçmenin adeta “perdelerini kapatıp, kendilerini dinlememesi” işaret ediliyor.

CHP kurmayları, Erdoğan’ın “terör söyleminin” bu kadar etkili olmasını ise “Bu iletişim dili çok önceden başlanmış, iyi hazırlanmış ve çalışılmış. Devletin valisi, kaymakamı dahi bir şekilde bu projenin içinde olmuş görünüyor. Hemen her kesimden, aynı ifadelerle bizi terör üzerinden itham etmenin başka izahı yok” ifade ediyorlar.

‘Negatif kampanya’ yürütülecek

Bu saptamalar doğrultusunda, “iftira” olarak nitelendirilen bu algıyı kırmak ve milliyetçi seçmeni ikna etmek için “negatif kampanya”  olarak nitelendirilen bir kampanya stratejisi benimsendi.

Erdoğan’ın ikinci tur sürecinde de yine “terör söylemi” üzerinden seçmeni konsolide edeceği değerlendirmesi yapılarak, bu iddialara karşı somut belge ve görüntülerle karşılık verilmesi görüşü öne çıktı.

Bu çerçevede, Cumhur İttifakı’nın 2019 yerel seçimleri öncesi muhalefete destek verilmemesi için “Abdullah Öcalan’ın mektubunu” kampanyasında kullanması, Osman Öcalan’ın TRT’ye çıkarılması, HÜDA PAR’ın Hizbullah’la ilişkisi, AKP iktidarının çözüm sürecindeki yanlış politikalarına vurgu yapacak mesajlar ve görseller paylaşılacak.

‘Karar Ver’ sloganı

İkinci tur kampanyasının ana sloganlarından birisi ise “Karar Ver” olarak belirledi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da göçmen politikasına ilişkin görüşlerini anlattığı sosyal medya paylaşımını da “Karar Ver” başlığıyla yaptı.

İttifakın seçim stratejisinin ikinci ayağını ise sandığa gitmeyen veya iki kesimi de protesto edip Sinan Oğan’a oy veren seçmeni ikna etmek oluşturacak.

Bu çerçevede, ikinci tur seçimin bir “final olacağı” vurgusu yapılarak, seçmenin “Özgür, adil bir Türkiye” ile “baskıcı bir rejim” arasında tercih yapmak durumunda kalacağı belirtilerek, “Karar Ver” sloganı ile seçmeni sandığa götürme stratejisi izlenecek.

Cumhur İttifakı, 14 Mayıs seçimlerinde Meclis’te çoğunluğu sağlamanın avantajıyla ikinci tura gidecek. Konuşmalarında buna sık sık vurgu yapan Erdoğan’ın, “Kılıçdaroğlu gelirse istikrarsızlık olur” söylemine karşı ise Cumhurbaşkanı’nın geniş yetkileri ön plana çıkarılarak, parlamentonun “denge-denetleme” işlevini üstleneceği vurgusu ön plana çıkarılacak.

Meclis’in gensoru, güven oylaması yetkileri olmadığı için yürütmede istikrarsızlık yaşanma riski olmadığı anlatılacak.

Liderler sahada ayrı ayrı çalışacak

Edinilen bilgiye göre Millet İttifakı liderleri sahada ayrı ayrı bölgelerde çalışma yürütecek, büyük mitingler düzenlenmeyecek.

Başta deprem bölgesi olmak üzere sahada farklı toplum kesimleri, kanaat önderleri, sivil toplum örgütleri, esnaf ziyaretleri gibi yüz yüze ve dar kapsamlı toplantılar yapılacak.

Sandık güvenliğini sağlamada parti yöneticileri görev alacak

14 Mayıs seçimlerinden sonra kamuoyunda en çok tartışılan konulardan birisi “seçim güvenliği” oldu.

Muhalif seçmenin Yüksek Seçim Kurulu’na olan şüpheli bakışı ve “Oylarımız çalınıyor” endişesi nedeniyle ikinci turda bu kuşkuyu ve riski ortadan kaldırmak için ekstra önlem alınması benimsendi.

Bu çerçevede, 28 Mayıs gecesi, parti yöneticileri, milletvekilleri, parti örgütlerinin temsilcilerinin, oy sayım işlerinin sürdüğü süreçte sandık başında olması planlandı.

‘Mücadeleye devam, buradayız’

Öte yandan yönetimi, ikinci tur seçim için yapılacak çalışmalara ilişkin bir genelgeyle görevlendirme yaptı.

CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke ve Örgütlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı imzasıyla CHP Meclis Grup Başkanlığı tarafından milletvekillerine gönderilen ve “Mücadele devam. Buradayız” başlıklı genelgeye göre, 26, 27 ve parlamentoya yeni giren 28’inci dönem milletvekilleri görevlendirildikleri illerde saha çalışması yürütecek.

Belediye başkanları kendi bölgelerinde çalışacak. İl başkanlarının koordinasyonunda, kadın ve gençlik kollarının katılımıyla saha çalışması yürütülecek.

Paylaşın

Davutoğlu’ndan “28 Mayıs” Paylaşımı: Seçim Değil, Referandum

28 Mayıs’ta yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimine ilişkin açıklamada bulunan GP Lideri Davutoğlu, “Bu anlamlı günde hepimiz bir kez daha düşünmek zorundayız. Gelecek nesillere borcumuz bu. Vereceğiniz oylarla bir cumhurbaşkanını bir ittifak partisini seçmiş olmayacaksınız. Bu oylarla referandum mahiyetinde bir evet ya da hayır diyeceksiniz. Bir evet hayır oylaması karşısındayız” dedi.

Haber Merkezi / Davutoğlu, açıklamasının devamında, “Erdoğan, Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı, Cumhur İttifakı tercihinden çok öte bir meseleyle karşı karşıyayız. Bu bir seçim değil bu bir referandum. Eğer var olan iktidarın devam etmesini istiyorsanız var olan yanlışları kabul ediyorsunuz demektir. Eğer topluma yeni bir şans imkanı sunmak istiyorsanız statükoya karşı değişimi savunacaksınız.” ifadelerini kullandı.

Gelecek Partisi Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayı Ahmet Davutoğlu, sosyal medya hesabından bir video paylaştı. Davutoğlu, “28 Mayıs bir seçim mi, yoksa referandum mu?” notunu düştüğü videosunda şunları söyledi:

“Bu 10-11 günde hepimiz bir kez daha düşünmekle sorumluyuz. Neden referandum biliyor musunuz? Gelecek hafta vereceğiniz oylarla sadece bir cumhurbaşkanı seçmiş olmayacaksınız, bir ittifak partiler gurubunu seçmiş olmayacaksınız. Bu oylarla aslında bir referandum mahiyetinde bazı şeylere ‘evet’, bazı şeylere ‘hayır’ diyeceksiniz.

En temel soru şu: Son 5 yıl içinde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde yaşadıklarınızı ve bu yaşadıklarınız üzerine oluşan statükoya ‘evet’ mi diyeceksiniz, yoksa oyunuzu yeni bir başlangıç için mi kullanacaksınız? Yani bir ‘evet’, ‘hayır’ oylamasıyla karşı karşıyayız.

Mesela şekilde dini değerlerimize saygı uyguladığını söyleyen ama özde bu dini değerlere zarar veren bir yönetim biçiminin, bir zihniyetin hakim olmasını mı istiyorsunuz; yoksa riyakar bir dindarlığa karşı samimi bir dindarlığı öne çıkaran yeni bir toplumsal kültür mü istiyorsunuz?

Mesela bir gün Kırmızı Bülten’le aranan bir PKK liderini, teröristi ekranlara çıkara, ertesi gün de terörle mücadele ettiğini söyleyen riyakar bir siyaset mi istiyorsunuz; yoksa demokratik hukuk devleti kuralları içinde insan hak ve özgürlüklerine saygılı ve gerçek anlamda terörle mücadele eden demokratik bir anlayış mı istiyorsunuz?

Doğrudan ya da dolaylı torpil sisteminin işlediği, akraba kayırmacılığının yürüdüğü bir mülakat sistemini mi istiyorsunuz; yoksa bütün vatan evlatlarının eşit şartlarda yarıştığı bir liyakat sistemi mi?

İşte yol ayarımı burada. Erdoğan-Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı-Cumhur İttifakı tercihlerinin çok ötesinde bir meseleyle karşı karşıyayız. Bu bir seçim değil. Net ve açık söylüyorum, bu bir referandumdur. Eğer var olan iktidarı onaylarsanız bütün bu yanlışların, hastalıkların devam etmesini kabul ediyorsunuz demektir. Eğer topluma yeni bir şans, yeni bir başlangıç imkanı sunmak istiyorsanız işte o zaman statükoya karşı değişimi savunacaksınız.

Statüko mu, değişim mi? Çürüme mi, yeni bir başlangıç mı? Ya ‘Bismillah’ diyerek yeni bir başlangıca, yeni bir hale bürüneceğiz ya da Allah muhafaza Al Bayrağımızı, vatanımızı devletimizi, milletimizin birliğini tehdit eden kurumsal çürümeyi güç yozlaşmasıyla pekiştiren otoriter yolsuzluk düzeninin çöküşüyle karşı karşıya kalacağız.”

Paylaşın